Realizm ve Neorealizm
506 soru
Yayılmacı ve saldırgan politikalar izleyen güçlü bir devletin komşusu olan görece zayıf bir ülkenin, diğer aktörlerle birleşip karşı bir blok oluşturmak yerine doğrudan bu yayılmacı devlete katılması (vagonlama/eklemlenme) uluslararası ilişkiler disiplininde farklı şekillerde açıklanmaktadır.
Stephen Walt, zayıf devletin bu tercihini maruz kaldığı yoğun baskı sonucunda yakın tehlikeye boyun eğmesi (savunmacı vagonlama) olarak yorumlar. Öte yandan Randall Schweller, bu davranışın ardında salt güvenlik endişesinin değil, yayılmacı devletin olası zaferinden pay alma ve statükonun değişiminden fırsat devşirme (fırsatçı vagonlama) güdüsünün yattığını ileri sürer.
İttifak davranışlarını açıklayan bu iki farklı argüman, literatürde sırasıyla aşağıdaki hangi kavramsal yaklaşımların temelini oluşturmaktadır?
Bir dış politika uzmanı, bölgesel hegemonya mücadelelerini analiz ederken şu değerlendirmeyi yapmıştır:
"Devletler arası krizlerin ve dış politikadaki güç maksimizasyonu hedefinin kökenini sadece uluslararası sistemin otoriteden yoksun yapısında aramak eksik bir yaklaşımdır. Asıl belirleyici faktör, dış politikaya yön veren karar alıcıların içgüdüsel tahakküm kurma arzusu ve doymak bilmez güç hırsıdır. Nitekim Thukydides'in *Melos Diyaloğu*'nda altını çizdiği 'güçlülerin yapabileceklerini yaptığı, zayıfların ise buna boyun eğdiği' gerçeği, siyasi eylemin temelindeki bu bencil ve değişmez tabiatın doğrudan bir tezahürüdür."
Analistin bu değerlendirmesinde öne çıkardığı ve Klasik Realizm'i Neorealizm'den (Yapısal Realizm) ayıran temel kavramsal dayanak aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz'un Yapısal Realizm (Neorealizm) kuramına göre, uluslararası sistemin istikrarı sistemdeki büyük güçlerin sayısına (kutupluluğa) yakından bağlıdır. Waltz, Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu (bipolar) yapının, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarındaki çok kutuplu (multipolar) yapılara kıyasla çok daha istikrarlı olduğunu ve büyük bir savaş riskini (merkezi savaşı) yapısal olarak azalttığını öne sürmüştür.
Waltz'un bu iddiasını dayandırdığı temel 'yapısal' gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Günümüzde fosil yakıtlara sahip olmanın getirdiği jeopolitik avantaj, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki sıçramalar nedeniyle yapısal bir dönüşüm geçirmektedir. Yirminci yüzyılda petrol yataklarını kontrol etmek bir devletin küresel etkisini doğrudan artırırken, yirmi birinci yüzyılda kritik minerallere (lityum, nadir toprak elementleri vb.) erişim ve yeşil teknoloji patentlerini elinde bulundurmak stratejik üstünlüğün yeni belirleyicileri haline gelmiştir. Bu dönüşümü makalesinde ele alan bir akademisyen, "Devletlerin uluslararası arenadaki temel hayatta kalma ve üstünlük kurma dürtüleri özünde aynıdır; ancak bu hedeflerin sahada ne anlama geldiği ve hangi araçlarla sağlandığı, çağın teknolojik ve ekonomik şartlarına göre sürekli yeniden tanımlanır." değerlendirmesini yapmıştır.
Buna göre akademisyenin değerlendirmesi, Hans Morgenthau'nun siyasal gerçekçilik yaklaşımının aşağıdaki ilkelerinden hangisine doğrudan bir örnektir?
X ülkesi köklü bir demokratik geleneğe sahipken, Y ülkesi otoriter bir rejimle yönetilmektedir. Ancak her iki devlet de bölgelerinde askerî kapasitesini hızla artıran ve saldırgan politikalar izleyen Z ülkesine karşı, aralarındaki ideolojik ve yapısal farklılıkları bir kenara bırakarak savunma odaklı bir ittifak kurmuşlardır.
Kenneth Waltz'un neorealist (yapısal realist) yaklaşımına göre, iç siyasi yapıları birbirinden tamamen farklı olan bu iki devletin dış politikada benzer refleksler göstererek ittifak kurmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Yapısal realizmin ittifak oluşumlarını salt "maddi güç" dağılımı üzerinden açıklamasına yönelik eleştiriler sonucunda neorealist literatürde yeni kuramlar ortaya çıkmıştır.
I. Devletlerin ittifak kurarken sadece karşı tarafın sahip olduğu kapasiteye değil; coğrafi yakınlık, saldırgan niyetler ve ofansif askeri güç gibi faktörlerin birleşiminden oluşan genel algıya karşı "dengeleme" stratejisi izlediğini savunan yaklaşım.
II. Devletleri yalnızca güvenlik peşinde koşan statükocu aktörler olarak görmek yerine revizyonist aktörleri de analize dâhil eden ve sistemde ganimet elde etmek amacıyla daha güçlü bir aktörün peşine takılmayı "fırsatçı vagonlama" (eklemlenme) olarak açıklayan yaklaşım.
Uluslararası ilişkiler teorisinde devletlerin neden ittifak kurduğunu açıklayan bu iki yaklaşım ve temsilcileri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?
Bir diplomasi tarihçisi, 1930'lu yıllarda barışı korumak adına tavizkâr (yatıştırma) politikalar izleyen bir devlet başkanını analiz ederken şu değerlendirmede bulunmuştur:
"Liderin savaştan nefret etmesi ve tüm adımlarını samimi bir insani duyarlılıkla atmış olması, tarihsel gerçekliği değiştirmez. Onun bu 'iyi niyetli' tutumu, yayılmacı bir rakibi cesaretlendirmiş ve önlenmesi hedeflenen büyük savaşın çok daha yıkıcı bir şekilde patlak vermesine zemin hazırlamıştır. Uluslararası politikada bir eylemin değeri, karar alıcının zihnindeki ahlaki saiklerle veya felsefi inançlarla değil, eylemin devletin bekası üzerindeki somut etkileriyle ölçülmelidir."
Hans Morgenthau'nun "Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi" dikkate alındığında, tarihçinin bu değerlendirmesi siyasal gerçekçiliğin hangi temel teorik argümanıyla doğrudan örtüşmektedir?
Neorealist okul bünyesinde yer alan saldırgan (ofansif) realizm, devletleri yalnızca varlığını korumaya çalışan statükocu aktörler olarak gören savunmacı (defansif) realizmden kesin çizgilerle ayrılır. Bu yaklaşıma göre, sistemdeki hiçbir devlet sahip olduğu mevcut güç seviyesinin gelecekteki güvenliğini tam olarak sağlayacağından emin olamaz; dolayısıyla güç arayışının doğal bir sınırı yoktur.
Buna göre, saldırgan realizm perspektifinden bakıldığında devletleri sürekli olarak güçlerini artırmaya ve nihayetinde hegemon konumuna yükselmeye zorlayan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde klasik realist geleneğin inşa edilmesinde, Thomas Hobbes'un 'Leviathan' eserindeki doğa durumu tasviri ve Thucydides'in aktardığı 'Melos Diyaloğu'ndaki güç asimetrisine dayalı argümanlar referans noktası kabul edilir.
Bu düşünürlerin yaklaşımlarını temel alan klasik realizm, devletler arası güç mücadelesinin ve savaşların kaçınılmazlığını öncelikli olarak aşağıdakilerden hangisiyle açıklar?
Uluslararası ilişkiler disiplininde, neorealist okul içinde ittifak oluşumlarını açıklamaya yönelik çeşitli yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu kapsamda güç dağılımı, algılanan niyetler ve devletlerin sistemdeki hedefleri ittifak tercihlerini belirleyen temel bağımsız değişkenler olarak ele alınmıştır.
Buna göre, neorealist ittifak teorileri ve bu alandaki temel kavramlara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Bir akademisyen, uluslararası politikada savaşların nedenlerini açıklarken liderlerin güç arzusuna, insan doğasının bencil yapısına ve devletlerin demokratik ya da otoriter rejim türlerine odaklanmaktadır. Bu akademisyen, savaşın temel nedeninin karar alıcıların hırslarından ve devletlerin içsel niteliklerinden kaynaklandığını, bu nedenle ancak devletlerin iç yapılarının iyileştirilmesiyle kalıcı barışın sağlanabileceğini öne sürmektedir.
Kenneth Waltz'un "İnsan, Devlet ve Savaş" adlı eserindeki analiz düzeyleri çerçevesinden bakıldığında, neorealist bir düşünür bu akademisyenin yaklaşımını aşağıdakilerden hangisiyle eleştirir?
Küresel ekonomi-politik üzerine çalışan bir düşünce kuruluşu yayımladığı raporda şu ifadelere yer vermiştir:
'19. yüzyılda Britanya'nın, 20. yüzyılda ise ABD'nin üstlendiği gibi, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlayan ve kriz dönemlerinde son kredi mercii olarak hareket eden tekil bir güç bulunmadığında, uluslararası kurumlar tek başlarına küresel düzeni koruyamazlar. Bununla birlikte, bu düzenin en büyük yıkım riski, kurulan bu rejimden elde ettiği kazanımları yeterli görmeyen ve ekonomik büyümesiyle başat gücü yakalama eğiliminde olan yeni bir aktörün hiyerarşide yukarı doğru tırmanmasıyla ortaya çıkar. Lider devlet ve meydan okuyan aktör arasındaki güç makası kapandıkça sistemik çapta büyük bir savaş ihtimali zirveye ulaşır.'
Bu raporda yer alan analiz, sırasıyla uluslararası ilişkilerin hangi iki teorik yaklaşımının temel argümanlarını yansıtmaktadır?
Tarihsel süreçte sınır komşusu olan pek çok devlet, aslında birbirlerine karşı yayılmacı bir emel taşımamalarına rağmen silahlanma yarışına girmiştir. Bir devletin salt kendi toprak bütünlüğünü korumak ve caydırıcılığını artırmak için aldığı defansif önlemler, karşı tarafın algısında potansiyel bir tehdit sinyali olarak okunmuş ve bu durum karşılıklı bir tahkimat sarmalını tetiklemiştir. John H. Herz tarafından kavramsal çerçevesi çizilen ve aktörlerin barışçıl niyetlerinden bağımsız olarak gelişen bu teorik durum, uluslararası politikada sıklıkla karşılaşılan yapısal bir açmazdır.
Bu parçada betimlenen açmazın (sarmalın) ortaya çıkışını sağlayan ana yapısal dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan (Ofansif) Realizm teorisine göre; uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin diğer aktörlerin gelecekteki niyetlerinden hiçbir zaman tam olarak emin olamamaları, onları sürekli bir güç rekabetine itmektedir. Bu teorik çerçeveye göre, bir devletin anarşik bir dünyada hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkarmak için ulaşması gereken nihai stratejik hedef aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemdeki güç rekabetini ve ittifak tercihlerini inceleyen yapısal realizm (neorealizm), devletlerin neden sistemdeki en güçlü aktörün yanında yer almak (vagonlama) yerine ona karşı birleşmeyi (dengeleme) tercih ettiklerini anarşi kavramıyla açıklar. Kenneth Waltz'a göre, iç politikada siyasi aktörler güçlenmek için kazanan tarafın yanında yer alırken; uluslararası politikada devletler güçlenen aktöre karşı denge kurmayı seçerler.
Buna göre, yapısal realizm çerçevesinde devletlerin dengeleme (balancing) stratejisini birincil ittifak davranışı olarak benimsemelerinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin yapısı ve kutupluluk düzeyi, devletlerin ittifak tercihlerini ve bu ittifakların istikrarını doğrudan etkilemektedir. Neorealist literatürde, özellikle çok kutuplu sistemlerde görülen ve bir müttefikin kaybının güç dengesini bozacağı endişesiyle, müttefiklerden birinin dahil olduğu bir çatışmaya diğer üyelerin de koşulsuz olarak sürüklenmesi durumu bir kavramla ifade edilmektedir. I. Dünya Savaşı öncesindeki ittifak bloklarının davranışlarını açıklamak için kullanılan bu stratejik patoloji aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Jervis'e göre uluslararası politikadaki temel trajedi, devletlerin birbirlerine zarar verme niyetinde olmasından değil; merkezi otoritenin bulunmadığı bir ortamda bir devletin kendi güvenliğini sağlama çabasının, kaçınılmaz olarak diğerinin güvensizliğini tetiklemesinden kaynaklanır. Bu süreçte kullanılan askeri kapasitelerin hem savunma hem de saldırı amaçlı olabilmesi, niyetler üzerindeki belirsizliği derinleştirir. Buna göre, neorealist perspektifte "güvenlik ikilemi"nin (security dilemma) bir trajedi olarak nitelendirilmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
John Herz tarafından kavramsallaştırılan 'güvenlik ikilemi' (security dilemma), devletlerin aslında kötü niyetli olmasalar dahi sırf hayatta kalma güdüsüyle hareket etmelerinin nasıl trajik bir çatışma ortamı yarattığını açıklar. Neorealist perspektife göre bu durum, devletlerin güvenlik arayışının paradoksal bir şekilde daha fazla güvensizlikle sonuçlandığı bir sarmala dönüşür.
Buna göre, güvenlik ikileminin işleyişini tetikleyen ve devletlerin birbirlerinin savunma amaçlı hamlelerini dahi 'potansiyel bir saldırı hazırlığı' olarak yorumlamasına neden olan temel yapısal kısıt aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki tabloda uluslararası ilişkiler disiplininde yer alan iki önemli teorinin sistem istikrarı ve savaşın nedenlerine yönelik temel yaklaşımları karşılaştırılmaktadır:
| Teori | Temel Odak Noktası / Değişken |
|---|---|
| Hegemonyacı İstikrar Teorisi | Hegemonun liderliği aracılığıyla küresel kamusal malların (açık pazar, döviz istikrarı vb.) sağlanması |
| Güç Geçişi Teorisi | ? |
Buna göre, soru işaretiyle gösterilen alana A.F.K. Organski'nin 'Güç Geçişi Teorisi'ne göre büyük bir sistemik savaşın çıkmasındaki en kritik belirleyici olarak aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Kenneth Waltz, uluslararası politikayı mikroekonomideki "piyasa" (market) yapısına benzeterek açıklar. Bu yaklaşıma göre, tıpkı bir piyasada firmaların rasyonel davranmaya ve rekabete zorlanması gibi, uluslararası sistemin anarşik yapısı da devletleri belirli davranış kalıplarına zorlayan bir çevre oluşturur. Waltz'un bu "piyasa" analojisinden hareketle, uluslararası sistemin yapısının devletler üzerindeki etkisi aşağıdakilerden hangisiyle en iyi ifade edilebilir?