Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 421Soru

Kenneth Waltz ve Robert Jervis gibi düşünürlerce temsil edilen Savunmacı (Defansif) Realizm kuramına göre; rasyonel devletler, sistemin yapısı gereği güç maksimizasyonu yerine güvenlik maksimizasyonuna odaklanırlar. Kurama göre, bir devletin gücünü aşırı derecede artırmasının "verimsiz" ve "tehlikeli" görülmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin yapısının, aşırı güçlenen devletlere karşı dengeleme (balancing) ittifaklarını tetikleyerek saldırgan devletin güvenliğini tehlikeye atması

Cevap

Uluslararası sistemin yapısının, aşırı güçlenen devletlere karşı dengeleme (balancing) ittifaklarını tetikleyerek saldırgan devletin güvenliğini tehlikeye atması
Savunmacı realizme göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı devletleri saldırgan olmaya değil, statükoyu korumaya ve dengeleyici ittifaklara katılmaya teşvik eder. Eğer bir devlet kapasitesini aşırı artırıp saldırgan bir tutum sergilerse, sistemdeki diğer devletler bir araya gelerek onu dengeler (balancing). Bu durum, güç arayan devletin başlangıca göre daha az güvenli hale gelmesine neden olur. Bu nedenle rasyonel devletler, sistemin cezasından kaçınmak için güç maksimizasyonu yerine güvenlik maksimizasyonunu tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmacı realizmin 'güvenlik' ve 'güç' kavramlarına bakışını analiz etmek.
Devletlerin temel amacının güç değil, hayatta kalmak (güvenlik) olduğu saptanır.
Savunmacı realizmde aşırı güç, karşı tepki doğurduğu için rasyonel değildir.
2
Sistemin dengeleme (balancing) mekanizmasını değerlendirmek.
Bir devlet çok güçlendiğinde, diğer devletlerin birleşerek ona karşı cephe aldığı (dengelediği) görülür.
Uluslararası sistemin yapısı, statükoyu bozan ve hegemonya arayan aktörleri cezalandırır.
3
Rasyonel devlet davranışını sonuçlandırmak.
Devletlerin sistem tarafından cezalandırılmamak için 'yeterli' düzeyde güçle yetinip statükoyu korumaları rasyoneldir.
Güç maksimizasyonu, güvenliği artırmak yerine daha fazla düşman yaratarak azaltır.

Anahtar Kavram

Sistemik Dengeleme (Systemic Balancing) ve Statüko Yanlılığı

İpuçları

1
Devletlerin temel amacının güç kazanmak mı yoksa hayatta kalmak mı olduğunu düşünün.
2
Bir devlet çok güçlendiğinde diğer devletlerin buna nasıl tepki vereceğini hatırlayın.
3
Dengeleme (balancing) kavramının, güç maksimizasyonunu rasyonel bir devlet için neden verimsiz kıldığını analiz edin.

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (Offense-Defense Balance) kavramını inceleyerek savunmacı realizmin istikrar koşullarını derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 422Soru

Klasik Realist düşünce geleneğinin en önemli dayanaklarından biri olan Thomas Hobbes, *Leviathan* adlı eserinde merkezi bir otoritenin bulunmadığı "doğa durumu"nu (statestate of naturenature) bir savaş hali olarak betimler. Hobbes'a göre, insanları uluslararası sistemde de karşılığı bulunan bu sürekli çatışma ve rekabet ortamına sürükleyen temel psikolojik güdüler aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rekabet, güvensizlik ve şan/şeref tutkusu

Cevap

Thomas Hobbes'un insan doğasına dayandırdığı rekabet, güvensizlik ve şan/şeref tutkusu seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan seçenek, Thomas Hobbes'un *Leviathan* eserinde insanların merkezi bir otorite (devlet/Leviathan) olmadığı durumlarda birbirleriyle neden savaştığını açıklayan üç özgün güdüyü içermektedir. Hobbes'a göre 'Rekabet' kazanç için, 'Güvensizlik' güvenlik için ve 'Şan' ise itibar/onur için insanları çatışmaya iter. Klasik Realistler bu analizi uluslararası sisteme uyarlayarak, devletlerin de benzer güdülerle hareket ettiğini savunurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik Realizmin temel varsayımını hatırla.
Klasik Realizm, uluslararası politikadaki çatışmanın kökenini insanın bencil ve iktidar odaklı doğasına dayandırır.
Teorinin analiz düzeyi birey (insan doğası) odaklıdır.
2
Thomas Hobbes'un *Leviathan* eserindeki temel argümanı analiz et.
Hobbes, XIII. bölümde insanların doğuştan eşit olduğunu ancak hedeflerine ulaşmak için çatıştıklarını belirtir.
Çatışmanın üç temel kaynağını 'rekabet', 'güvensizlik' ve 'şan' olarak formüle etmiştir.
3
Diğer teorik yaklaşımları ele.
Sistem yapısı (Neorealizm), hukuk (Liberalizm) ve kimlik (İnşacılık) vurguları elenir.
Soru spesifik olarak Hobbes'un insani güdülerine odaklanmaktadır.

Anahtar Kavram

İnsan Doğası ve Doğa Durumu (Hobbesyen Realizm)

Daha Fazla Pratik

Klasik Realizmin bir diğer kurucusu olan Hans Morgenthau'nun 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi'nde bu güdüleri 'iktidar arzusu' (animusanimus dominandidominandi) kavramıyla nasıl genellediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 423Soru

John Mearsheimer tarafından savunulan Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisi, devletlerin uluslararası sistemdeki niyetlerinin hiçbir zaman tam olarak bilinemeyeceği (belirsizlik) varsayımından hareketle rasyonel devletlerin 'hayatta kalma' şanslarını en üst düzeye çıkarmak için izlemeleri gereken temel stratejiyi aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemde güç maksimizasyonu yaparak rakiplerin meydan okumasını imkansız kılacak bir hegemonya kurmaya çalışmak

Cevap

Sistemde güç maksimizasyonu yaparak rakiplerin meydan okumasını imkansız kılacak bir hegemonya kurmaya çalışmak
Saldırgan realizm (Ofansif Realizm), anarşik bir sistemde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamayacaklarını savunur. Bu belirsizlik, rasyonel devletleri en güvenli konum olan 'hegemonya'ya ulaşmak için güçlerini sürekli artırmaya (güç maksimizasyonu) sevk eder. Bu perspektife göre en güçlü olan devlet, başkalarının saldırısına karşı en korunaklı olan devlettir.

Adım Adım Çözüm

1
Teorinin temel varsayımını belirle
Uluslararası sistem anarşiktir ve devletler birbirlerinin gelecekteki niyetlerinden asla emin olamazlar.
Mearsheimer'ın niyetlerin belirsizliği (uncertainty of intentions) ilkesi rasyonel korkuyu tetikler.
2
Hayatta kalma mantığını kur
Eğer diğerinin niyetinden emin olamıyorsan, onun sana zarar vermesini engellemenin tek yolu ondan çok daha güçlü olmaktır.
Güç bir araç değil, güvenliğin yegane garantisidir.
3
Nihai hedefi saptan
Devletler durmaksızın güç artırır ve sistemde rakiplerinin üzerinde mutlak bir üstünlük kurarak 'hegemon' olmayı hedefler.
Saldırgan realizmde devletler 'güç maksimizasyonu' yapan revizyonist aktörlerdir.

Anahtar Kavram

Saldırgan Realizm ve Güç Maksimizasyonu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 424Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin (political realism) rasyonel bir teori olduğunu ve toplumun genelinde olduğu gibi siyasetin de nesnel yasalarla yönetildiğini ileri sürer. Morgenthau'ya göre, bu yasaların toplumun veya dönemin geçici tercihlerinden bağımsız olarak var olmasını ve rasyonel bir teori inşa edilmesine imkan sağlamasını sağlayan temel kaynak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kökleri derinlerde olan ve değişmeyen insan doğası

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin nesnel yasalarının değişmez kaynağı, kökleri derinlerde olan ve değişmeyen insan doğasıdır.
Hans Morgenthau'nun PoliticsAmongNationsPolitics Among Nations (Uluslararası Politika) eserinde sistemleştirdiği siyasal gerçekçiliğin birinci ilkesi, siyasetin kökleri insan doğasında bulunan nesnel yasalar tarafından yönetildiğini savunur. Bu yaklaşım, insan doğasının değişmez olduğunu, dolayısıyla binlerce yıl önceki bir siyasal hamlenin bugün de aynı rasyonel yasalarla analiz edilebileceğini iddia eder. Bu sabit kaynak, realizmin rasyonel bir teori olarak kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun siyasal gerçekçilik için belirlediği altı ilkenin birincisini analiz et.
Birinci ilke, siyasetin kökleri insan doğasında bulunan nesnel yasalarca yönetildiğini belirtir.
Teorinin rasyonelliği ve nesnelliği, kaynağının sabit olmasına bağlıdır.
2
Klasik realizm ile neorealizm arasındaki 'kaynak' farkını ayırt et.
Klasik realizm yasaları insan doğasına (antropolojik), neorealizm ise sistemin yapısına (sistemik) dayandırır.
Sorudaki Morgenthau vurgusu bizi sistemik yapıdan ziyade bireysel/beşeri düzeye yönlendirir.

Anahtar Kavram

Morgenthau'nun Birinci İlkesi: Nesnel Yasalar ve İnsan Doğası
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 425Soru

Neoklasik realizm, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve güç dağılımının devletlerin dış politika tercihlerini kısıtladığını kabul etmekle birlikte, bu sistemik etkilerin her zaman doğrudan ve aynı şekilde dış politikaya yansımadığını savunur. Bu kurama göre, dış politika çıktıları sistemik teşviklerin çeşitli 'ara değişkenler' (intervening variables) aracılığıyla işlenmesiyle oluşur.

Buna göre neoklasik realizmde, sistemik baskıların dış politikaya aktarılma sürecini (iletişim bandı) açıklayan temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik baskıların ve teşviklerin; karar vericilerin algıları ve devletin toplumdan kaynak çıkarma kapasitesi gibi içsel faktörler tarafından filtrelenerek dış politikaya yansıması

Cevap

Sistemik baskıların ve teşviklerin; karar vericilerin algıları ve devletin toplumdan kaynak çıkarma kapasitesi gibi içsel faktörler tarafından filtrelenerek dış politikaya yansıması
Neoklasik realizmin özü, uluslararası sistemin nesnel maddi gerçekliği (güç dağılımı) ile devletlerin öznel dış politika eylemleri arasındaki boşluğu içsel 'ara değişkenler' ile doldurmaktır. Gideon Rose tarafından tanımlanan 'iletişim bandı' modeli; sistemden gelen sinyallerin karar alıcıların algıları, stratejik kültür ve devletin toplumdan kaynak çekip seferber etme gücü (state power) gibi filtrelerden geçerek bir çıktıya dönüştüğünü açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik realizmin temel analiz düzeyini belirleme
Analizin uluslararası sistemden (makro) başlayıp devlet içine (mikro) doğru bir akış izlediği saptandı.
Neoklasik realizm, sistemik baskıları reddetmez ancak bunların tek başına yeterli olmadığını savunur.
2
'İletişim bandı' (transmission belt) kavramını çözümleme
Sistemin sunduğu fırsat ve tehditlerin devlet içindeki filtrelerden (algı, kapasite, kurumlar) geçerek politikaya dönüştüğü anlaşıldı.
Bu kavram, yapısal realizmin 'siyah kutu' olarak gördüğü devlet yapısının içini açmayı hedefler.
3
Seçenekleri kuramsal kökenlerine göre ayrıştırma
Sistemik zorunluluğu vurgulayan (B), kurumları merkeze alan (C), insan doğasına odaklanan (D) ve kimlik inşasını savunan (E) seçenekleri elendi.
Sadece doğru seçenekte hem sistemik baskı hem de bu baskıyı işleyen 'ara değişkenler' bir arada sunulmuştur.

Anahtar Kavram

Neoklasik realizmde dış politika analizinde bağımsız (sistem), ara (içsel filtreler) ve bağımlı (politika) değişken ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 426Soru

Uluslararası sistemin anarşik değil, baskın bir gücün liderliğinde hiyerarşik bir yapıda olduğunu savunan Güç Geçişi Teorisi'ne (Power Transition Theory) göre; sistemik bir istikrarsızlığın ve büyük çaplı bir savaşın yaşanma riski, aşağıdaki durumların hangisinde en yüksek seviyeye ulaşır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yükselen bir meydan okuyucu gücün, lider gücün kapasitesine yaklaşması ve mevcut uluslararası düzenden (statüko) memnuniyetsizlik duyması

Cevap

Yükselen meydan okuyucu gücün lider güce kapasite olarak yaklaşması ve statükodan memnun olmaması durumunda savaş riski en yüksektir.
Güç Geçişi Teorisi'ne göre, uluslararası sistemde savaş riski, yükselen ve mevcut düzenden memnun olmayan bir meydan okuyucu gücün, hiyerarşinin tepesindeki lider devletin gücüne yaklaşması (parite) durumunda zirveye çıkar. Bu noktada yükselen güç, sistemi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlemek ister.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçeveyi belirle.
Güç Geçişi Teorisi (A.F.K. Organski), sistemi hiyerarşik bir piramit olarak görür.
Soruda istenen teorinin temel varsayımını netleştirmek gerekir.
2
Savaşın tetikleyicilerini analiz et.
Savaş için iki temel koşul gereklidir: Güç paritesi (kapasite benzerliği) ve statüko memnuniyetsizliği.
Teoride sadece güç artışı değil, bu gücün mevcut düzene karşı olma durumu savaşı açıklar.
3
Diğer yaklaşımlardan ayırt et.
Anarşi, kamu malları veya mutlak kazanç gibi kavramlar diğer teorilere (Neorealizm, HST, Neoliberalizm) aittir.
Çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Güç Geçişi Teorisi ve Statüko Memnuniyetsizliği

İpuçları

1
Organski'nin teorisi uluslararası sistemi bir 'piramit' olarak tasvir eder.
2
Bu teoride savaşın çıkması için yükselen gücün sadece güçlü olması yetmez, mevcut düzenden (statüko) mutsuz olması da gerekir.

Daha Fazla Pratik

Robert Gilpin'in sistemik savaş teorisi ile Organski'nin yaklaşımı arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 427Soru

Klasik Realizm, uluslararası politikayı ahlak ve hukuktan bağımsız, kendine özgü yasaları olan özerk bir alan olarak kabul eder. Bu gelenek, uluslararası alandaki güç mücadelesini sistemin anarşik yapısından ziyade insanın bencil, iktidar hırslı ve ontolojik olarak değişmez doğasına dayandırır. Bu doğrultuda, devletin varlığını sürdürebilmesi (survivalsurvival) için hükümdarın ahlaki normlara bağlı kalmak yerine 'devlet çıkarı' (raisonraison deˊtatd'état) doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini *Prens* (*The Prince*) adlı eserinde savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Niccolò Machiavelli

Cevap

Niccolò Machiavelli, siyasetin ahlaktan bağımsız özerk bir alan olduğunu ve devletin bekası (raisonraison deˊtatd'état) için hükümdarın güç kullanması gerektiğini savunan Klasik Realist düşünürdür.
Doğru seçenek olan Niccolò Machiavelli, *Prens* adlı eserinde siyasal eylemin ahlaki ölçütlerle değil, başarı ve devletin bekası ölçütüyle değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu durum realizmin 'siyasetin özerkliği' ilkesinin temelini oluşturur. Machiavelli'ye göre insan doğası bencil ve güvenilmez olduğu için hükümdar sevilen biri olmaktan ziyade korkulan biri olmayı tercih etmeli ve gerektiğinde tilki gibi kurnaz, aslan gibi güçlü davranmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel varsayımları analiz etme
İnsan doğası odaklı çatışma, siyasetin özerkliği ve 'devlet çıkarı' (raisonraison deˊtatd'état) kavramları tespit edildi.
Klasik Realizm'in neorealizmden ayrılan en temel yönü (insan doğası vurgusu) sorunun odağını belirler.
2
Eser isminden hareketle düşünürü belirleme
*Prens* (*The Prince*) adlı eser Machiavelli ile eşleştirildi.
Siyasal düşünce tarihinde hükümdarın (prens) devletin varlığını sürdürmesi için sahip olması gereken 'erdem' (virtuˋvirtù) ve stratejileri bu eser açıklar.
3
Çeldiricileri eleme
Yapısal vurgu yapan Waltz ve idealist vurgu yapan Kant elendi.
Waltz sistem analizine, Kant ise ahlaki/hukuki normlara odaklandığı için Klasik Realizm'in insan doğası temelli yaklaşımına uymazlar.

Anahtar Kavram

Siyasetin Özerkliği ve Devlet Çıkarı (Raison d'État)

Daha Fazla Pratik

Machiavelli'nin 'insan doğası' ve 'virtù' kavramları ile Hobbes'un 'doğa durumu' kavramlarını karşılaştıran bir çalışma realizmin kökenlerini anlamada faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 428Soru

Uluslararası sistemdeki yapısal kısıtlamaların devletleri saldırgan bir genişlemeden ziyade, mevcut güç dengesini korumaya ve diğer aktörleri kışkırtmamaya yönelttiğini savunan yaklaşıma göre; bir devletin rasyonel sınırların ötesinde güç biriktirmesi, sistemdeki diğer devletleri bir araya getirerek karşıt bir ittifak (dengeleme) oluşturmaya teşvik eder. Bu perspektifte güç, kendi başına bir amaç değil, sadece devletin hayatta kalmasını sağlayan bir 'araç' olarak değerlendirilir.

Buna göre, parçada bahsedilen 'gücü araçsal bir unsur' olarak gören statükocu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savunmacı Realizm (Defansif Realizm)

Cevap

Savunmacı Realizm (Defansif Realizm) yaklaşımı, sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin temel amacının 'güç maksimizasyonu' değil 'güvenlik maksimizasyonu' olduğunu, gücün ise sadece bu güvenliği sağlayan bir araç olduğunu savunur.
Savunmacı realizm (özellikle Kenneth Waltz), uluslararası sistemin anarşik yapısının devletleri saldırganlıktan ziyade ılımlı olmaya ve güvenliği maksimize etmeye zorladığını savunur. Bu yaklaşıma göre devletler statükocudur; çünkü sistem, dengeyi bozan aktörlere karşı otomatik olarak dengeleyici ittifakların (balancing) kurulmasına neden olur, bu da saldırgan devletin güvenliğini artırmak yerine azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen 'güç bir amaç değil araçtır' ve 'aşırı güç dengelemeyi tetikler' ifadelerini analiz etmek.
Bu ifadelerin yapısal realizmin (neorealizm) 'savunmacı' kanadına ait temel varsayımlar olduğu saptandı.
Savunmacı realizm, devletlerin rasyonel olarak statükoyu koruma eğiliminde olduğunu ve sistemin aşırılıkları cezalandırdığını öngörür.
2
Çeldiricileri elemek.
Saldırgan realizmin 'güç maksimizasyonu' vurgusu, neoliberalizmin 'kurumsal iş birliği' vurgusu ve klasik realizmin 'insan doğası' vurgusu parçadaki metinle uyuşmamaktadır.
Metin, tamamen sistemik yapı ve dengeleme (balancing) mantığına odaklanmaktadır.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Statükoculuk

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (Offense-Defense Balance) kavramını inceleyerek savunmacı realizmin güvenlik ikilemine bakışını derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 429Soru

E. H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* (19391939) adlı eserinde ütopyacılığı (idealizm) analizden yoksun olduğu için eleştirirken, "saf realizm" (purepure realismrealism) anlayışının da disiplin için tek başına yeterli olmadığını belirtmiştir. Carr'a göre, herhangi bir idealist öğe veya ahlaki standart içermeyen bir realizm anlayışının siyasal eylem açısından taşıdığı temel kusur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal eyleme yön verecek bir vizyon ve amaç sunamadığı için kısırlığa (sterilitysterility) yol açması

Cevap

Siyasal eyleme yön verecek bir vizyon ve amaç sunamadığı için kısırlığa (sterilitysterility) yol açması.
Carr, *Yirmi Yıl Krizi* eserinde ütopyacılığı gerçeklikten kopuk olduğu için eleştirirken, realizmi de 'kısır' (sterilesterile) olarak niteler. Carr'a göre, siyaset sadece mevcut güç dengelerinin bir dökümünü yapmak değil, aynı zamanda toplumun nereye gitmesi gerektiğine dair bir ideal (amaç) taşımaktır. Ahlaki bir amaçtan yoksun olan saf realizm, eyleme yön verecek bir irade sunamadığı için yaratıcı olamaz ve statükonun kölesi haline gelir.

Adım Adım Çözüm

1
E. H. Carr'ın realizm ve ütopyacılık arasındaki diyalektik yaklaşımını analiz et.
Carr, her iki yaklaşımın da tek başına yetersiz olduğunu savunur.
Ütopyacılık analizden yoksundur (naiftir), realizm ise bir amaçtan yoksundur (kısırdır).
2
"Saf realizm" (purepure realismrealism) kavramının Carr tarafından nasıl tanımlandığını belirle.
Saf realizm, yalnızca olanı (mevcut güç dengelerini) analiz eden ve ahlaki bir standart gözetmeyen bir yaklaşımdır.
Carr'a göre sadece olanı kabul etmek, değişimi ve ilerlemeyi imkansız kılar.
3
Eylemsizlik ve kısırlık arasındaki bağı kur.
Ahlaki bir amaç veya hedef (ütopya) yoksa, siyaset sadece mevcut durumun korunmasına dönüşür ve eyleme rehberlik edecek bir motivasyon kalmaz.
Siyasal düşünce hem analizi (realizm) hem de eylemi (ütopya) içermek zorundadır.

Anahtar Kavram

Carr'ın Realizm-Ütopya Diyalektiği ve Kısırlık (SterilitySterility) Eleştirisi

İpuçları

1
Carr'ın realizmi bir 'düzeltici' olarak gördüğünü ama tek başına yeterli bulmadığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Carr'ın 'Çıkarların Uyumu' (HarmonyHarmony ofof InterestsInterests) kavramına getirdiği ideolojik maske eleştirisini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 430Soru

Kenneth Waltz, uluslararası siyaseti açıklarken devletlerin içsel niteliklerinin (demokratik veya otoriter olmaları gibi) sistemin genel işleyişini kökten değiştirmediğini savunur. Ona göre, merkezi bir otoritenin bulunmadığı bir ortamda her devlet hayatta kalmak ve güvenliğini sağlamak için aynı temel gereksinimleri karşılamak zorundadır.

Buna göre, Waltz'un kuramsal çerçevesinde devletlerin sistem düzeyinde birbirlerinden işlevsel olarak ayrışmadıklarını ve aynı yapısal baskılara maruz kaldıklarını ifade etmek için kullandığı temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benzer birimler (Like-units)

Cevap

Waltz'un kuramında devletlerin sistem düzeyinde işlevsel olarak ayrışmadıklarını ifade eden kavram 'Benzer birimler' (Like-units) kavramıdır.
Kenneth Waltz, uluslararası sistemin yapısını tanımlarken üç öğeden bahseder: düzenleyici ilke (anarşi), birimlerin karakteri (işlevsel benzerlik) ve kapasite dağılımı. Anarşik bir sistemde devletler, güvenliklerini sağlamak için benzer işlevleri yerine getirmek zorunda olan 'benzer birimler' (like-units) olarak kabul edilirler. Bu durum, devletlerin iç yapıları (rejim tipi, ideoloji) farklı olsa bile sistem içindeki rollerinin ve temel davranış kalıplarının benzer olmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistemin yapısal özelliklerini analiz etme.
Sistemin anarşik olduğu ve merkezi bir otoritenin bulunmadığı sonucuna varılır.
Waltz'un teorisinin temel varsayımı sistemin anarşik yapısıdır.
2
Anarşinin devlet davranışları üzerindeki etkisini değerlendirme.
Devletlerin hayatta kalmak için kendi başlarının çaresine bakmak zorunda oldukları (self-help) görülür.
Anarşi, devletleri güvenliklerini sağlamak için benzer işlevleri (savunma, ekonomi yönetimi vb.) yerine getirmeye zorlar.
3
Birim düzeyindeki farklar ile sistem düzeyindeki benzerlikleri karşılaştırma.
İç yapıları ne olursa olsun devletlerin sistemde 'benzer birimler' olarak hareket ettiği belirlenir.
Waltz, yapısal düzeyde işlevsel farklılaşmanın (functional differentiation) olmadığını savunur; tek değişken kapasite dağılımıdır.

Anahtar Kavram

İşlevsel Benzerlik ve Benzer Birimler (Functional Similarity / Like-units)

İpuçları

1
Waltz'un teorisinde devletler rejimleri farklı olsa da sistemde aynı 'işi' yaparlar.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un 'kapasite dağılımı' kavramının sistemdeki kutupluluğu nasıl belirlediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 431Soru

Uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle devletlerin birbirlerinin gerçek niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları, bir devletin sadece savunma amaçlı gerçekleştirdiği kapasite artırımının rakip devletlerce tehdit olarak algılanmasına ve karşı silahlanmaya yol açar. Bu durumun sonucunda tüm tarafların başlangıçtakinden daha az güvenli bir konuma gelmesi, realizmde aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik İkilemi

Cevap

Güvenlik İkilemi (SecuritySecurity DilemmaDilemma)
Güvenlik İkilemi, devletlerin saldırgan bir niyet gütmeden, tamamen meşru müdafaa ve güvenlik ihtiyacıyla hareket ettikleri durumlarda bile uluslararası sistemin anarşik yapısı ve niyetlerin belirsizliği nedeniyle kaçınılmaz olarak bir çatışma ve güvensizlik sarmalına girmelerini ifade eder. Kavramın özünde 'istenen bir amacın (güvenlik) tam tersi bir sonuca (güvensizlik) yol açması' trajedisi yatar.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistemin temel yapısını analiz etme
Sistemin anarşik (merkezi otoriteden yoksun) olduğu saptanır.
Anarşi, devletler arasında 'kendi başının çaresine bakma' (selfhelpself-help) mantığını doğurur.
2
Devletlerin niyetlerini değerlendirme
Niyetlerin belirsizliği (uncertaintyuncertainty ofof intentionsintentions) tespit edilir.
Bugünkü savunmacı niyetlerin yarın saldırganlaşmayacağının garantisi yoktur.
3
Eylemlerin sonuçlarını inceleme
Bir devletin savunma amaçlı silahlanmasının rakipte korku yaratması gözlemlenir.
Bu durum, 'en kötü durum senaryosu' (worstcaseworst-case scenarioscenario) üzerinden bir silahlanma sarmalına yol açar.
4
Kavramsal eşleştirme yapma
Süreç 'Güvenlik İkilemi' olarak tanımlanır.
John Herz ve Robert Jervis tarafından geliştirilen bu kavram, rasyonel güvenlik arayışının irrasyonel bir güvensizlik sarmalı yaratmasını açıklar.

Anahtar Kavram

Anarşik yapıda niyetlerin belirsizliği nedeniyle ortaya çıkan 'silahlanma sarmalı' ve bunun trajik sonucu.

Daha Fazla Pratik

John Herz'in 'Yapısal Realizm' ve Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' makalelerini inceleyerek ikilemin şiddetini etkileyen unsurları çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 432Soru

Savunmacı realizm (defansif realizm) kuramı içinde Robert Jervis tarafından geliştirilen 'Saldırı-Savunma Dengesi' (Offense-Defense Balance) yaklaşımı, güvenlik ikileminin şiddetini belirleyen temel unsurlardan biridir. Bu yaklaşıma göre; savunma teknolojilerinin ve coğrafi koşulların savunmayı saldırıya göre daha kolay, etkili ve az maliyetli kıldığı bir uluslararası ortamda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik ikileminin şiddeti azalır ve uluslararası sistemde istikrar düzeyi artar.

Cevap

Güvenlik ikileminin şiddetinin azalması ve uluslararası sistemde istikrar düzeyinin artması
Savunmacı realizmde Robert Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' teorisine göre, savunmanın saldırıdan daha kolay (daha az maliyetli ve daha etkili) olduğu durumlarda, bir devletin kendi güvenliğini sağlamak için attığı adımlar diğer devletler tarafından doğrudan bir tehdit olarak algılanmaz. Bu durum 'Güvenlik İkilemi'nin şiddetini yumuşatarak devletlerin saldırgan politikalara yönelme gereksinimini azaltır ve uluslararası sistemin daha istikrarlı kalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Jervis'in saldırı-savunma dengesi kavramını analiz et.
Dengenin savunma lehine olması (savunma avantajı), devletlerin mevcut statükoyu korumasını kolaylaştırır.
Robert Jervis'e göre teknolojinin veya coğrafyanın savunmayı güçlendirdiği dönemler barışçıl eğilimleri artırır.
2
Savunma avantajının güvenlik ikilemi (security dilemma) üzerindeki etkisini değerlendir.
Güvenlik ikileminin şiddeti azalır.
Bir devletin savunma amaçlı silahlanması, diğerleri tarafından daha az saldırgan algılanır çünkü saldırı maliyetli ve zordur.
3
Sistemik sonucu belirle.
İstikrar artar.
Güvenlik korkusu azalan devletler, saldırgan politikalara yönelmek yerine statükoyu korumayı tercih ederler.

Anahtar Kavram

Saldırı-Savunma Dengesi (Jervis)

Daha Fazla Pratik

Robert Jervis'in saldırı ve savunmanın birbirinden 'ayırt edilebilir' olduğu durumların barış üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalarına göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 433Soru

Klasik Realist gelenek, Thucydides’ten Machiavelli ve Hobbes’a kadar uzanan tarihsel süreçte uluslararası politikanın temel yasalarını ve çatışmanın nedenlerini belirli bir ontolojik temele dayandırarak açıklar. Bu geleneğin takipçileri, uluslararası sistemi Kenneth Waltz gibi Neorealistlerin yaptığı üzere sistemin anarşik yapısından ziyade, aktörlerin eylemlerini belirleyen içsel bir 'kaynak' üzerinden değerlendirirler. Buna göre, Klasik Realizm'de savaşın, rekabetin ve güç mücadelesinin nihai ve değişmez kaynağı olarak kabul edilen unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın bencil doğası ve doğuştan gelen iktidar arzusu

Cevap

İnsanın bencil doğası ve doğuştan gelen iktidar arzusu
Doğru cevap olan ifade, Klasik Realizm'in temel analiz düzeyi olan 'insan doğasını' vurgulamaktadır. Thucydides'in Peloponnesos Savaşları'ndaki güç analizleri, Machiavelli'nin Prens'teki hükümdar tavsiyeleri ve Hobbes'un Leviathan'daki 'doğa durumu' tasviri; uluslararası ilişkilerin özündeki çatışmayı insanın değişmeyen bencil ve iktidar hırslı yapısıyla (animus dominandi) temellendirir. Bu yaklaşım, uluslararası siyaseti nesnel ve evrensel bir insan doğası üzerinden açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik Realizm ile Neorealizm arasındaki temel farkı belirle.
Klasik Realizm çatışmayı insan doğasıyla, Neorealizm ise sistemin yapısıyla açıklar.
Soru, çatışmanın 'nihai ve değişmez kaynağını' Klasik Realist perspektiften sormaktadır.
2
Thucydides, Machiavelli ve Hobbes gibi düşünürlerin ortak varsayımını analiz et.
Bu düşünürlerin tamamı, siyasetin kökeninde insanın güç tutkusu ve bencil yapısının yattığını savunur.
Klasik Realizm'in 'insan doğası' merkezli ontolojik kabulünü doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Klasik Realizm'in İnsan Doğası Varsayımı (Animus Dominandi)

Daha Fazla Pratik

Klasik Realizm'in 20. yüzyıldaki en önemli temsilcisi Hans Morgenthau'nun 'Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi'ni inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 434Soru

Klasik neorealist varsayımlara dayanan 'Güç Dengesi' teorisi, devletlerin sistemdeki en güçlü aktöre karşı otomatik olarak dengeleme (balancing) yapacağını öngörür. Ancak Stephen Walt, 'Tehdit Dengesi' teorisiyle bu görüşü genişleterek, devletlerin sadece kapasiteyi değil, 'tehdit algısını' dengelediğini savunur. Bu bağlamda, bir devletin askeri ve ekonomik kapasitesinin (toplam gücünün) çok yüksek olmasına rağmen diğer devletler tarafından bir tehdit olarak görülmemesi ve karşı ittifaklarla karşılaşmaması, Walt'ın teorisindeki aşağıdaki değişkenlerden hangisinin eksikliğiyle en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırgan niyetler

Cevap

Saldırgan niyetlerin eksikliği, bir devletin yüksek güce sahip olmasına rağmen neden dengelenmediğini açıklayan temel faktördür.
Stephen Walt'ın 'Tehdit Dengesi' teorisine göre, bir devletin tehdit oluşturması için sadece maddi güce (toplam güç ve saldırı kapasitesi) sahip olması yetmez; aynı zamanda bu gücü diğerlerini tehdit etmek için kullanacağına dair 'saldırgan niyetlerin' (aggressive intentions) varlığına inanılması gerekir. Eğer bir devletin niyetleri barışçıl veya statükocu algılanıyorsa, sahip olduğu muazzam güç diğer devletleri bir 'karşı ittifak' kurmaya itmez. Walt, ABD'nin Soğuk Savaş sonrası dönemdeki hegemonyasına rağmen Avrupa devletleri tarafından dengelenmemesini, ABD'nin saldırgan niyetli bir güç olarak görülmemesiyle açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Güç ve Tehdit ayrımını yapın
Kenneth Waltz gücü temel alırken, Stephen Walt tehdidi temel alır.
Teoriler arasındaki temel farkı belirlemek çözümün ilk adımıdır.
2
Tehdit dengesi değişkenlerini analiz edin
Toplam güç, coğrafi yakınlık, saldırı kapasitesi ve saldırgan niyetler Walt'ın dört temel değişkenidir.
Soruda sorulan 'eksiklik' durumunun bu değişkenlerden hangisine tekabül ettiğini bulmak gerekir.
3
Senaryoyu teorik çerçeveye oturtun
Güç yüksek olduğu halde tehdit algısı oluşmuyorsa, bu durum devletin niyetinin 'saldırgan' olarak tanımlanmamasıyla ilgilidir.
Niyet değişkeni, gücün tehdide dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen sübjektif ve kritik unsurdur.

Anahtar Kavram

Stephen Walt'ın Tehdit Dengesi (Balance of Threat) Teorisi

Daha Fazla Pratik

Stephen Walt'ın 'Tehdit Dengesi' ile Randall Schweller'ın 'Çıkar Dengesi' teorileri arasındaki temel varsayım farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 435Soru

John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları (niyetlerin belirsizliği), rasyonel devletleri aşağıdaki stratejik hedeflerden hangisine yöneltmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenliği sağlamanın en garantili yolu olarak sistem içinde güç maksimizasyonu yaparak hegemonya kurmak

Cevap

Güvenliği sağlamanın en garantili yolu olarak sistem içinde güç maksimizasyonu yaparak hegemonya kurmak
Saldırgan Realizm, uluslararası sistemde devletlerin niyetlerinin belirsiz olması ve merkezi bir otoritenin yokluğu (anarşi) nedeniyle, bir devletin güvende olabilmesinin tek yolunun rakiplerinden çok daha güçlü hale gelerek hegemonyaya ulaşmak olduğunu savunur. Bu bakış açısında devletler 'güvenlik maksimizasyonu' yapan statükocu aktörler değil, 'güç maksimizasyonu' yapan revizyonist aktörlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçevenin belirlenmesi
Saldırgan realizmin John Mearsheimer'a ait yapısal bir teori olduğu saptandı.
Mearsheimer, sistemin anarşik yapısının devletleri güç toplamaya zorladığını savunur.
2
Niyetlerin belirsizliği varsayımının analizi
Devletlerin gelecekteki niyetlerinin asla bilinemeyeceği sonucuna varıldı.
Bugünkü dost bir devletin yarın düşman olmayacağının garantisi yoktur, bu da devletlerde korku yaratır.
3
Stratejik hedefin belirlenmesi
En üst düzey güvenliğin ancak 'hegemon' olunarak sağlanabileceği belirlendi.
Saldırgan realizmde 'güç maksimizasyonu' ve hegemonyaya ulaşma, hayatta kalmanın tek rasyonel yoludur.

Anahtar Kavram

Güç Maksimizasyonu ve Hegemonya Arayışı

Daha Fazla Pratik

Kenneth Waltz'un Savunmacı Realizmi ile John Mearsheimer'ın Saldırgan Realizmini 'güç dengesi' ve 'güvenlik ikilemi' kavramları üzerinden karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 436Soru

Kenneth Waltz, *Uluslararası Politika Teorisi* (*Theory of International Politics*) adlı eserinde, uluslararası sistemin sonuçlarını sadece devletlerin iç yapılarına veya yöneticilerin özelliklerine bakarak açıklayan yaklaşımları "indirgemeci" (reductionist) olarak nitelendirir. Waltz'a göre, uluslararası politikayı doğru bir şekilde anlamak için sistemik bir yaklaşım zorunludur.

Buna göre, Waltz'un uluslararası politikayı açıklarken sistemin "yapı"sına öncelik vermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası sistemin düzenleyici ilkesi olan anarşinin, devletlerin iç yapısal özelliklerinden bağımsız olarak onları "kendi başının çaresine bakma" (self-help) mantığıyla hareket etmeye zorlaması

Cevap

Uluslararası sistemin düzenleyici ilkesi olan anarşinin, devletleri iç özelliklerinden bağımsız olarak "kendi başının çaresine bakma" (self-help) mantığına zorlaması
Kenneth Waltz'a göre uluslararası sistemin yapısı, devletlerin davranışlarını belirleyen bir 'ödül ve ceza' mekanizması gibi çalışır. Sistemin düzenleyici ilkesi olan anarşi, devletler arasında hiyerarşi olmadığını ve her devletin kendi güvenliğini bizzat sağlaması gerektiğini (self-help) ifade eder. Bu yapısal durum, devletlerin iç rejimleri, ideolojileri veya yöneticilerinin kişisel özellikleri ne kadar farklı olursa olsun, hayatta kalabilmek için güç dengesi gibi benzer güvenlik stratejilerini izlemelerini zorunlu kılar. Bu yüzden Waltz, devletlerin içine değil, sistemin yapısına bakılması gerektiğini savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'un "indirgemecilik" eleştirisini analiz et
Devletlerin iç yapısının (rejim tipi, ideoloji) sistemik sonuçları açıklamada yetersiz olduğu anlaşıldı.
Sistemik bir teori, birimlerin (devletlerin) özelliklerinden değil, birimlerin içinde bulunduğu yapının kısıtlamalarından yola çıkmalıdır.
2
Sistemin yapısının birimler üzerindeki etkisini belirle
Anarşi ilkesinin tüm devletleri benzer bir güvenlik arayışına soktuğu görüldü.
Merkezi bir otoritenin yokluğu (anarşi), her birimi kendi güvenliğini sağlamak (self-help) zorunda bırakır.
3
Doğru gerekçeyi formüle et
Yapısal kısıtlamaların devlet davranışlarını homojenleştirdiği sonucuna varıldı.
Bu durum, neden farklı iç yapılara sahip devletlerin benzer dış politika kalıpları (dengeleme gibi) sergilediğini açıklar.

Anahtar Kavram

Sistemik Teori ve Anarşi (Yapısal Kısıtlar)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 437Soru

Neoklasik realizm, uluslararası sistemin yapısı ve güç dağılımını 'bağımsız değişken', devletlerin bu yapıya verdiği tepki olan dış politika tercihlerini ise 'bağımlı değişken' olarak tanımlar. Ancak bu kuram, sistemik baskıların dış politikaya doğrudan yansımadığını, devletin iç yapısı tarafından filtrelendiğini ileri sürer. Buna göre; liderlerin algıları, stratejik kültür ve devletin toplumsal kaynakları seferber etme gücü gibi, sistemik baskıları dış politikaya aktaran 'iletişim bandı' (transmission belt) işlevine sahip unsurlar neoklasik realist literatürde hangi kavramla ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ara değişkenler

Cevap

Neoklasik realizmde sistemik baskıları filtreleyerek dış politikaya aktaran faktörler 'ara değişkenler' olarak adlandırılır.
Neoklasik realizmde 'ara değişkenler' (intervening variables), uluslararası sistemden gelen nesnel güç dağılımı sinyallerinin karar alıcılar tarafından nasıl algılandığını ve devlet imkanlarıyla nasıl dış politikaya dönüştürüldüğünü açıklayan temel kavramdır. Bu süreç literatürde sistemik etkilerin dış politikaya aktarıldığı bir 'iletişim bandı' (transmission belt) olarak tasvir edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik realizmin analiz düzeylerini belirleyin.
Sistemik yapı (bağımsız değişken) ile dış politika çıktısı (bağımlı değişken) arasında bir bağ olduğu görülür.
Kuram, neorealizmden farklı olarak bu iki düzey arasına birim düzeyini de ekler.
2
Dış politikayı filtreleyen 'iletişim bandı' mekanizmasını tanımlayın.
Lider algısı ve devlet kapasitesi gibi unsurların sistemik baskıyı süzgeçten geçirdiği sonucuna varılır.
Bu unsurlar 'ara değişkenler' (intervening variables) olarak literatürde yer alır.

Anahtar Kavram

Neoklasik realizmde ara değişkenler (intervening variables) ve iletişim bandı (transmission belt) modeli.

Alternatif Yöntem

Sistemi bir radyo sinyaline (bağımsız değişken), dış politikayı ise çıkan sese (bağımlı değişken) benzetirsek; radyonun içindeki devreler ve ayar düğmeleri (lider algısı ve devlet kapasitesi) 'ara değişkenleri' temsil eder.
Tahmini Süre:50s
Soru 438Soru

Stephen Walt tarafından geliştirilen 'Tehdit Dengesi' (Balance of Threat) teorisine göre, devletlerin uluslararası sistemdeki ittifak davranışlarında 'dengeleme' (balancing) yerine 'vagonlama' (bandwagoning) stratejisini tercih etmesi istisnai bir durum olarak kabul edilir. Buna göre, Walt'ın yaklaşımı çerçevesinde bir devletin vagonlama yapma eğilimini artıran temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin kendi kapasitesinin yetersiz olması ve kendisini koruyacak etkili müttefiklerden yoksun bulunması

Cevap

Devletin kendi kapasitesinin yetersiz olması ve kendisini koruyacak etkili müttefiklerden yoksun bulunması
Stephen Walt'ın 'Tehdit Dengesi' teorisinde vagonlama, bir devletin tehdit karşısında kendini savunacak gücünün olmaması veya sistemde kendisine destek verecek müttefikler bulamaması durumunda başvurduğu zorunlu bir stratejidir. Bu durum, devletin tehdidi dengelemek yerine ona boyun eğerek varlığını sürdürme çabasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Stephen Walt'ın ittifak teorisindeki temel kavramları tanımlamak.
Walt'a göre devletler 'güce' değil 'tehdide' (güç, yakınlık, saldırgan silahlar ve niyet) göre dengelerler.
Teorinin ana çerçevesini belirleyerek vagonlama kararının hangi zeminde tartışıldığını anlamak gerekir.
2
Dengeleme (balancing) ve vagonlama (bandwagoning) arasındaki tercihi etkileyen değişkenleri analiz etmek.
Devletlerin büyük çoğunluğu dengelemeyi seçerken, vagonlama sadece belirli zayıflık koşullarında rasyonel görülür.
Vagonlamanın bir güvenlik arayışı mı yoksa kazanç arayışı mı olduğunu ayırt etmek analiz için kritiktir.
3
Walt'ın vagonlama için sunduğu 'zayıf devlet' ve 'alternatif müttefik yokluğu' argümanlarını değerlendirmek.
Zayıf devletlerin sistemik dengeye katkı sağlayamayacak olması ve müttefiksiz kalmaları onları güçlü tehdide eklemlenmeye zorlar.
Walt'ın teorisinde vagonlamanın 'teslimiyet' (appeasement) niteliği taşıdığı sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Walt'ın Tehdit Dengesi Teorisi ve Vagonlama Koşulları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 439Soru

E. H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* (19391939) adlı çalışmasında uluslararası ilişkiler düşüncesinin gelişimini "ütopya" ve "gerçeklik" arasındaki diyalektik bir etkileşim olarak tanımlar. Carr'a göre realizm, ütopyacılığın analizden yoksun temennilerine karşı gerekli bir düzeltici olsa da "saf realizm" (purepure realismrealism) tek başına yeterli bir zemin sunmaz.

Carr'ın bu yaklaşımına göre, siyasal düşüncede "saf realizmin" doğurduğu temel sakınca aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herhangi bir amaç (purposepurpose) veya ahlaki yönelim barındırmadığı için siyasal eylemi imkansız kılan bir kısırlığa (sterilitysterility) yol açması

Cevap

Herhangi bir amaç (purposepurpose) veya ahlaki yönelim barındırmadığı için siyasal eylemi imkansız kılan bir kısırlığa (sterilitysterility) yol açması
Doğru yanıt olan seçenek, Carr'ın diyalektik sentezinde realizmin en zayıf noktasını ifade eder. Carr'a göre, realizm sadece 'olan' ile ilgilendiği için 'olması gereken' (oughtought) fikrini dışlar. Bir ideal veya amaç (purposepurpose) olmaksızın siyasal eylem gerçekleştirilemez; bu durum realizmi entelektüel olarak tutarlı ancak siyasal olarak 'kısır' (sterilesterile) bir konuma iter.

Adım Adım Çözüm

1
E.H. Carr'ın disiplin gelişimine dair evrelerini analiz etmek
Carr, disiplinin önce 'gaye' (ütopya) ile başladığını, sonra 'analiz' (realizm) evresine geçtiğini savunur.
Yazarın düşünce yapısını ve realizme hangi noktada ihtiyaç duyduğunu anlamak için gereklidir.
2
Carr'ın 'saf realizm' (purepure realismrealism) eleştirisini belirlemek
Carr, realizmin ütopyacılığı yıkmada başarılı olduğunu ancak 'saf' haliyle eylem için gerekli olan 'amaç' duygusunu yok ettiğini belirtir.
Soruda sorulan temel sakıncanın teorik kökenini bulmak için bu ayrım kritiktir.
3
Eylemsizlik ve kısırlık kavramlarını eşleştirmek
Saf realizmin dünyayı sadece olduğu gibi kabul etmesi, onu değiştirme iradesini (siyasal eylemi) ortadan kaldırır.
Carr'ın meşhur 'kısırlık' (sterilitysterility) argümanı ile doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Carr'ın Ütopya-Realizm Diyalektiği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 440Soru

Robert Jervis tarafından geliştirilen analiz çerçevesine göre, 'Güvenlik İkilemi'nin (SecuritySecurity DilemmaDilemma) şiddeti; askeri teknolojilerin ve coğrafi unsurların saldırı veya savunmadan hangisini daha avantajlı kıldığına ve silahların niteliğine göre değişiklik göstermektedir.

Buna göre, saldırı ve savunma silahlarının birbirinden ayırt edilebildiği ve savunmanın saldırıya karşı daha avantajlı olduğu bir uluslararası sistemde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik ikileminin hafiflemesi ve uluslararası istikrarın artması

Cevap

Savunma avantajının olduğu ve silahların ayırt edilebildiği bir sistemde güvenlik ikilemi hafifler ve istikrar artar.
Robert Jervis'in modeline göre, savunma silahlarının saldırı silahlarından net bir şekilde ayırt edilebildiği ve savunmanın teknolojik veya stratejik olarak daha avantajlı olduğu durumlarda, devletlerin birbirlerinin niyetleri hakkındaki belirsizliği azalır. Bu durum, devletlerin savunma amaçlı hazırlıklarının bir saldırı tehdidi olarak algılanmasını engeller ve böylece güvenlik ikilemi sarmalının oluşmasını önleyerek uluslararası istikrarı güçlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Jervis'in güvenlik ikilemini etkileyen iki temel değişkenini belirle.
Bu değişkenler: 1) Saldırı ve savunma silahlarının ayırt edilebilirliği, 2) Saldırı-savunma dengesi (hangisinin daha avantajlı olduğu).
Güvenlik ikileminin şiddeti bu iki faktörün kombinasyonuna bağlıdır.
2
Soru kökündeki spesifik durumu (savunma avantajı + ayırt edilebilirlik) analiz et.
Savunma avantajlı olduğunda devletler kendilerini korumak için daha az kaynağa ihtiyaç duyar; silahlar ayırt edilebildiğinde ise bir devletin sadece savunma amaçlı silahlandığı diğerleri tarafından anlaşılabilir.
Belirsizliğin azalması devletler arasındaki yanlış anlaşılmaları ve silahlanma sarmalını engeller.
3
Sonucu uluslararası istikrar açısından değerlendir.
İstikrarın en yüksek, güvenlik ikileminin ise en düşük olduğu 'çift yönlü güvenli dünya' (doubly safe world) ortaya çıkar.
Niyetlerin şeffaflığı ve savunmanın üstünlüğü saldırganlığı caydırır.

Anahtar Kavram

Saldırı-Savunma Dengesi (Offense-Defense Balance)
ÖncekiSayfa 22 / 26Sonraki
Realizm ve Neorealizm Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 22 | Examkin