Realizm ve Neorealizm

506 soru

Soru 441Soru

Kenneth Waltz, 'Uluslararası Politika Teorisi' (1979) adlı eserinde ulusal (iç) ve uluslararası siyasal yapılar arasındaki temel farkı, sistemin 'zor kullanımı' (use of force) ile olan ilişkisi üzerinden değerlendirir. Waltz'un bu yapısal karşılaştırmasına göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde zor kullanımının (fiziksel güç kullanımı) niteliğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi bir otoritenin yokluğu nedeniyle zor kullanımı, devletlerin hayatta kalmak için başvurduğu 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) sisteminin doğal bir parçasıdır.

Cevap

Uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde zor kullanımı, merkezi bir otoritenin yokluğu nedeniyle devletlerin hayatta kalmak için başvurduğu 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) sisteminin doğal bir parçasıdır.
Waltz'a göre, uluslararası sistemde devletleri koruyacak merkezi bir otorite (dünya devleti) bulunmadığı için sistem 'anarşik'tir. Bu yapısal durum, her devletin kendi güvenliğini sağlamak için kendi imkanlarına güvenmesini (self-help) zorunlu kılar. Bu nedenle fiziksel zor kullanımı veya bunun tehdidi, sistemin işleyişinde devletlerin hayatta kalma stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olarak her zaman mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal ve uluslararası sistemler arasındaki temel yapısal farkı tanımla.
Ulusal sistem hiyerarşiktir (merkezi otorite var), uluslararası sistem ise anarşiktir (merkezi otorite yok).
Waltz'un teorisi sistemin düzenleyici ilkesine (anarşi vs hiyerarşi) dayanır.
2
Merkezi otoritenin yokluğunun (anarşi) devletlerin davranışları üzerindeki etkisini analiz et.
Anarşi, devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' (self-help) ve hayatta kalmak için güç kapasitelerini kullanmaya zorlar.
Self-help ilkesi, anarşinin doğrudan ve kaçınılmaz bir sonucudur.
3
Zor kullanımı unsurunu bu 'self-help' mantığına yerleştir.
Devletler, güvenliğini sağlayacak üst bir güç olmadığı için zor kullanımını (veya tehdidini) her zaman bir seçenek olarak elinde tutar.
Anarşik yapıda zor kullanımı dikey değil, yatay olarak birimler arasında dağılmıştır.

Anahtar Kavram

Anarşi ve Kendi Başının Çaresine Bakma (Self-help) İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Waltz'un 'devletlerin benzer birimler (like units) olması' argümanı ile bu sorudaki zor kullanımı arasındaki ilişkiyi düşününüz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 442Soru

Uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletlerin kendi güvenliklerini sağlamak için 'kendi başının çaresine bakma' (selfself-helphelp) prensibiyle hareket etmelerini zorunlu kılar. Ancak bu yapısal zorunluluk, bir devletin sadece savunma amaçlı kapasite artırımının dahi rakip devletler tarafından bir tehdit olarak algılandığı ve karşı hamlelerle yanıtlandığı 'güvenlik ikilemi' (securitysecurity dilemmadilemma) sürecini tetikler.

Bu sarmalın (spiral) işleyişi ve realizm perspektifindeki temel mantığı dikkate alındığında, güvenlik ikileminin sonucunda ortaya çıkan temel paradoksal çıktı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletlerin bireysel olarak daha fazla askeri güç biriktirmelerine rağmen, kolektif olarak başlangıçtakinden daha az güvenli hale gelmeleri

Cevap

Güvenlik ikileminin temel paradoksal çıktısı, devletlerin kendi güvenliklerini artırmak için yaptıkları harcamaların ve hazırlıkların, bir silahlanma sarmalı yaratarak sonuçta her iki tarafı da daha güvensiz kılmasıdır.
Doğru yanıt, güvenlik ikileminin literatürdeki en temel tanımını yansıtır. Robert Jervis ve John Herz'e göre bu kavramın 'paradoksal' veya 'trajik' olmasının sebebi, devletlerin rasyonel bir şekilde güvenliklerini artırma çabalarının, sistemik bir sarmal sonucunda herkesin güvenliğinin azalmasıyla sonuçlanmasıdır. Burada kilit nokta, aktörlerin başlangıçta 'statükocu' (savunmacı) niyetlere sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımı ve bağlamını belirle
Güvenlik ikilemi, merkezi otoritenin yokluğunda (anarşi) devletlerin niyetleri kötü olmasa dahi birbirlerini tehdit olarak algılamasıdır.
Anarşi, devletleri kendi başının çaresine bakmaya zorlar.
2
Sarmalın (spiral) işleyişini analiz et
A devletinin savunma amaçlı silahlanması, B devletinde 'ya saldırgan amaçla yapılıyorsa' şüphesini uyandırır ve karşı silahlanmayı tetikler.
Uluslararası sistemde niyetlerin belirsizliği (uncertainty of intentions) esastır.
3
Paradoksal sonucu çıkar
Her iki taraf da daha fazla silahlanmış olsa da, karşılıklı tehdit algısı arttığı için güvenlik düzeyi azalmıştır.
Bireysel rasyonellik, kolektif irrasyonelliğe (trajedisine) yol açar.

Anahtar Kavram

Güvenlik ikileminin 'trajik' doğası ve yapısal sarmal mantığı

İpuçları

1
Bu kavramı tanımlarken kullanılan 'trajik' nitelemesinin nedenini düşünün.
2
Devletlerin kendi savunmaları için attığı adımların (örneğin kale inşası), karşı tarafça bir 'hazırlık' olarak algılanması durumunda ne olacağını hayal edin.
3
Sonuçta her iki taraf da silahlanmış olsa da, birbirlerine duydukları güvensizlik artmış mıdır azalmış mıdır?

Daha Fazla Pratik

Jervis'in 'Saldırı-Savunma Dengesi' (OffenseOffense-DefenseDefense BalanceBalance) teorisinin güvenlik ikilemini nasıl şiddetlendirdiğini veya hafiflettiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 443Soru

Neorealist (yapısal realist) yaklaşıma göre, bir devletin ekonomik iş birliği sonucunda mutlak bir refah artışı elde etmesine rağmen, partnerinin kendisinden daha fazla kazanç sağlamasından endişe duymasının (göreli kazanç hassasiyeti) altında yatan temel mantıksal kurgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kazançlar arasındaki farkın, ileride askeri kapasiteye dönüştürülerek devletin bekasını tehdit edebilecek bir güç dengesizliği yaratma ihtimali

Cevap

Kazançlar arasındaki farkın, ileride askeri kapasiteye dönüştürülerek devletin bekasını tehdit edebilecek bir güç dengesizliği yaratma ihtimali
Neorealist düşüncede uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletleri diğer devletlerin niyetlerinden emin olamadıkları bir güvensizlik ortamına iter. Bu ortamda ekonomik bir iş birliğinden elde edilen kazançlar, taraflardan birine daha fazla imkan sağlıyorsa, o taraf bu artı kazancı ileride askeri güce dönüştürebilir. Dolayısıyla devletler, partnerlerinin kendilerinden daha fazla kazanç sağlamasını (göreli kazanç), gelecekteki güvenlikleri ve bekaları için bir tehdit olarak algılarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin sistemik varsayımını hatırla
Uluslararası sistem anarşiktir ve merkezi bir otorite yoktur; bu durum devletleri 'kendi başının çaresine bakmaya' (self-help) zorlar.
Devletlerin temel motivasyonunu (beka/survivability) anlamak için başlangıç noktasıdır.
2
Gücün niteliğini analiz et
Güç göreli (relative) bir kavramdır; bir devletin gücü ancak diğerine kıyasla ölçülebilir.
İş birliğinde neden 'toplam kazanç' yerine 'kimin daha çok kazandığı' sorusunun önemli olduğunu açıklar.
3
Ekonomik kazanç ve güvenlik arasındaki bağı kur
Ekonomik zenginlik, askeri kapasiteye dönüştürülebilir (fungibility of power).
Partnerin elde ettiği fazla kazancın neden bir tehdit olarak algılandığının mantıksal sonucudur.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç ve Gücün Geçişkenliği (Fungibility)

İpuçları

1
Neorealizmde anarşi kavramının 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) zorunluluğu yarattığını düşünün.
2
Devletler için zenginlik sadece refah demek midir, yoksa bu zenginlik askeri bir güce dönüştürülebilir mi?
3
Joseph Grieco'nun 'savunmacı konumlandırmacı' (defensive positionalist) kavramını hatırlayın; devletler partnerlerinin kendilerinden daha fazla güçlenmesini neden istemez?

Daha Fazla Pratik

Neorealizm ile Neoliberalizm arasındaki 'Neo-Neo Tartışması'nın diğer temel unsurlarını (rejimlerin rolü, hile yapma korkusu vb.) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 444Soru

Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesinde "çıkar" kavramının siyasetin özü olduğunu ancak bu çıkarın içeriğinin sabit kalmadığını; aksine siyasal ve kültürel bağlama göre şekillendiğini vurgular. Morgenthau'ya göre, günümüzün temel aktörü olan "ulus-devlet" de bu tarihsel sürecin bir parçasıdır.

Buna göre, siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesi çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çıkar kavramı özsel bir kategori olsa da ulus-devlet tarihsel bir üründür ve yerini farklı siyasal örgütlenme biçimlerine bırakabilir.

Cevap

Çıkar kavramı özsel bir kategori olsa da ulus-devlet tarihsel bir üründür ve yerini farklı siyasal örgütlenme biçimlerine bırakabilir.
Siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesine göre çıkar kavramı rasyonel bir kategori olarak değişmezdir; ancak bu çıkarın içeriği tarihsel, toplumsal ve kültürel koşullara göre değişir. Morgenthau, Politics Among Nations eserinde ulus-devletin de belirli tarihsel koşulların ürünü olduğunu ve bu koşullar değiştiğinde yerini başka siyasal birimlere bırakabileceğini açıkça belirtir. Bu durum, realizmin sadece statükocu değil, aynı zamanda tarihsel değişimi de hesaba katan bir teori olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasal gerçekçiliğin üçüncü ilkesindeki sabit ve değişken unsurları ayırt etme.
Çıkar (interest) kavramı teorik bir kategori olarak sabittir ancak çıkarın içeriği tarihsel bağlama göre değişkendir.
Morgenthau'nun kuramsal çerçevesini anlamak için 'kategori' ile 'içerik' ayrımını yapmak gerekir.
2
Ulus-devlet aktörünün bu çerçevedeki konumunu analiz etme.
Ulus-devlet, tarihin belirli bir aşamasındaki çıkar tanımlarının merkezidir ancak değişmez değildir.
Üçüncü ilke, siyasal örgütlenme biçimlerinin (aktörlerin) tarihsel ve kültürel koşullara bağlı olarak evrilebileceğini kabul eder.

Anahtar Kavram

Güç terimiyle tanımlanan çıkarın dinamik içeriği ve tarihsel bağlamı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 445Soru

Hans Morgenthau’nun siyasal gerçekçilik kuramının birinci ilkesine göre siyaset; kökleri değişmeyen insan doğasında bulunan nesnel yasalar tarafından yönetilir.

Morgenthau’nun bu varsayımından hareketle, uluslararası politikada istikrarın sağlanması ve rasyonel bir dış politika izlenebilmesi için temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç dengesi (balance of power) ilkelerini gözeterek nesnel gerçekliklerle uyumlu politikalar yürütmek

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin birinci ilkesi uyarınca, rasyonel bir politika nesnel yasalarla uyumlu olan güç dengesi stratejisidir.
Morgenthau’nun birinci ilkesine göre siyasetin nesnel yasaları insan doğasından kaynaklanır ve bu yasalar rasyonel bir analizle anlaşılabilir. Bu anlayışa göre uluslararası sistemdeki istikrar, insan doğasını değiştirmeye çalışarak veya hukuki kurallar koyarak değil, ancak gücün güçle dengelendiği bir 'güç dengesi' mekanizmasıyla mümkün olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci ilkenin temel varsayımını analiz etme
Siyasetin tesadüfi değil, insan doğasından kaynaklanan nesnel yasalara dayandığı saptanır.
Morgenthau'nun kuramının bilimsel ve rasyonel temelini anlamak için gereklidir.
2
Nesnel yasaların dış politikadaki karşılığını belirleme
Güç mücadelesinin kaçınılmaz olduğu ve bu mücadelenin ancak güç dengesiyle yönetilebileceği sonucuna varılır.
Kuramsal varsayımın pratik bir stratejiye dönüştürülmesi gerekir.
3
Seçenekler arasından realist stratejiyi seçme
Güç dengesi (balance of power) ilkesini içeren seçenek doğru olarak kabul edilir.
Diğer seçenekler hukuk, ahlak veya iç yapı odaklı olup realizmin nesnel yasa vurgusuyla örtüşmez.

Anahtar Kavram

Siyasetin Nesnel Yasaları ve Rasyonel Politika

İpuçları

1
Morgenthau'nun rasyonalite anlayışı, devletlerin 'nasıl olması gerektiği' değil 'nasıl olduğu' üzerinedir.
2
İnsan doğasının değişmezliği, siyasetin de değişmez ve öngörülebilir yasalara sahip olması demektir.
3
Bu değişmez yasalar çerçevesinde çatışmayı önlemenin tek yolu, bir gücün karşısına başka bir güç koymaktır.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun 'Güç Dengesi' (Balance of Power) ile Waltz'un 'Yapısal Güç Dengesi' arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 446Soru

Uluslararası politikada devletlerin 'hayatta kalma' (survival) güdüsünün onları statüko koruyucusu değil, aksine rasyonel revizyonistler haline getirdiğini savunan Saldırgan Realizm, güç arayışının sınırları konusunda özgün bir yaklaşım sergiler. Buna göre, Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisi çerçevesinde bir büyük gücün stratejik hedefi ve güç paylaşımına bakışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonel devletler, kendi bölgelerinde hegemonya kurmayı ve diğer coğrafyalarda rakip bir bölgesel hegemonun yükselmesini engellemeyi hedeflerler.

Cevap

Rasyonel devletlerin kendi bölgelerinde hegemonya kurmayı ve diğer bölgelerde rakip bölgesel hegemonların oluşmasını engellemeyi hedeflediği ifadesi doğrudur.
Saldırgan realizm perspektifinden, uluslararası sistemdeki anarşi ve niyetlerin belirsizliği devletleri güçlerini artırmaya zorlar. Ancak coğrafi engeller nedeniyle küresel hegemonya rasyonel bir hedef değildir; rasyonel büyük güçler kendi bölgelerinde rakipsiz kalmayı (bölgesel hegemonya) ve diğer bölgelerde kendilerine meydan okuyabilecek bir gücün yükselmesini engellemeyi temel strateji olarak benimserler.

Adım Adım Çözüm

1
Teorik çerçevenin belirlenmesi
Saldırgan Realizm'in (John Mearsheimer) güç maksimizasyonu ve revizyonizm varsayımları hatırlanmalıdır.
Saldırgan realizm, savunmacı realizmden farklı olarak devletlerin 'yeterli güç' ile değil, 'mümkün olan en fazla güç' ile güvenlik aradığını savunur.
2
Güç arayışının sınırlarının analizi
Küresel hegemonyanın coğrafi (okyanuslar) nedenlerle imkansız olduğu, rasyonel hedefin bölgesel hegemonya olduğu tespit edilmelidir.
Mearsheimer'ın 'suyun durdurucu gücü' kavramı, kara güçlerinin okyanus ötesinde mutlak hakimiyet kurmasını zorlaştırır.
3
Dış politika stratejisinin belirlenmesi
Devletin hem kendi bölgesini domine etmesi hem de diğer bölgelerde dengeleyici (offshore balancer) olarak hareket etmesi gerektiği sonucuna varılır.
Başka bir bölgede rakip bir hegemonyanın doğması, o gücün sizin bölgenize müdahale etme kapasitesini artıracağı için engellenmelidir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Hegemonya ve Revizyonizm

İpuçları

1
Mearsheimer'ın 'Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi' eserindeki temel stratejik hedefleri düşünün.
2
Küresel hegemonya ile bölgesel hegemonya arasındaki ayrımı ve 'suyun durdurucu gücü' (stopping power of water) kavramını hatırlayın.
3
Devletlerin neden statüko koruyucusu (Waltz) değil de revizyonist (Mearsheimer) olduğunu ve bu revizyonizmin coğrafi sınırlarını değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Savunmacı Realizm ile Saldırgan Realizm arasındaki 'güç maksimizasyonu' ve 'güvenlik maksimizasyonu' ayrımını içeren soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 447Soru

Uluslararası ilişkilerde iş birliği imkânlarını değerlendiren iki devlet arasındaki ekonomik müzakerelerde aşağıdaki tablo ortaya çıkmıştır:

AktörElde Edilecek Kazanç (Birim)
X Devleti100100
Y Devleti150150

Neorealist (Yapısal Realist) kuramın varsayımları dikkate alındığında, X devletinin bu iş birliği sürecinden çekilme eğilimi göstermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Partnerin elde edeceği fazla kazancın ileride askeri kapasiteye dönüştürülerek güç dengesini bozma potansiyeli

Cevap

Partnerin elde edeceği fazla kazancın askeri güce dönüştürülerek güvenlik tehdidi oluşturabileceği endişesi
Neorealist kuramcı Kenneth Waltz ve özellikle Joseph Grieco'ya göre, devletler anarşik bir ortamda hayatta kalma endişesi (survival) ile hareket ederler. Bu bağlamda, ekonomik kazançlar askeri güce tahvil edilebilir (gücün dönüştürülebilirliği) özelliktedir. Eğer Y devleti X devletinden daha fazla kazanırsa, bu durum aradaki güç dengesini Y lehine bozabilir ve X devletinin güvenliğini tehlikeye atabilir. Bu yüzden Neorealistler için temel engel 'mutlak kazanç' eksikliği değil, 'göreli kazanç' farkıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tabloyu analiz etme
Y devletinin (150150 birim), X devletinden (100100 birim) daha fazla kazanç elde ettiği görülmektedir.
Göreli kazanç farkını (5050 birim) tespit etmek neorealist analiz için şarttır.
2
Neorealist 'Göreli Kazanç' mantığını uygulama
Devletlerin iş birliğinde 'Kim daha çok kazanıyor?' sorusunu sorduğu belirlenir.
Anarşi altında güç görecelidir; partnerin fazladan kazandığı her birim, ileride askeri bir tehdit olarak geri dönebilir.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains) ve Gücün Dönüştürülebilirliği (Fungibility)

Daha Fazla Pratik

Neoliberal kurumsalcılığın göreli kazanç sorununa 'karşılıklı bağımlılık' ve 'bilgi şeffaflığı' üzerinden nasıl itiraz ettiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 448Soru

Neoklasik realizm, Kenneth Waltz’un yapısal realizminin aksine, uluslararası sistemin yapısı ile devletlerin dış politika davranışları arasında bire bir ve doğrudan bir ilişki olmadığını savunur. Bu kuramsal yaklaşıma göre, sistemik baskıların dış politika çıktılarına (bağımlı değişken) dönüşmesi sürecinde rol oynayan 'ara değişkenler' (intervening variables) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik baskılar; karar alıcıların uluslararası çevreye dair algıları ve devletin toplumsal kaynakları harekete geçirme yeteneği tarafından filtrelenerek dış politikaya aktarılır.

Cevap

Sistemik baskıların; karar alıcıların algıları ve devletin kaynakları harekete geçirme yeteneği tarafından filtrelenerek dış politikaya aktarıldığını belirten seçenek doğrudur.
Neoklasik realizm, uluslararası sistemin yapısını dış politikanın temel belirleyicisi olarak görse de, bu baskıların dış politikaya aktarılma sürecinde devlet içindeki unsurların 'iletişim bandı' görevi gördüğünü savunur. Bu süreçte özellikle karar alıcıların güç dağılımını nasıl algıladığı ve devletin bu gücü toplumsal kaynaklardan devşirip eyleme dönüştürme kapasitesi (devlet gücü) en önemli ara değişkenlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik realizmin değişken hiyerarşisini analiz edin.
Bağımsız değişken uluslararası sistemin yapısıdır; bağımlı değişken ise dış politikadır.
Kuramın realizmle olan bağını ve analiz düzeyini belirlemek için gereklidir.
2
Sistemik baskıların dış politikaya nasıl aktarıldığını (iletişim bandı modeli) değerlendirin.
Baskılar doğrudan değil, 'ara değişkenler' olan algılar ve devlet kapasitesi (state power) süzgecinden geçerek eyleme dönüşür.
Neoklasik realizmi yapısal realizmden ayıran temel mekanizmayı kavramak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İletişim Bandı (Transmission Belt) ve Ara Değişkenler
Soru 449Soru

Kenneth Waltz, *Uluslararası Politika Teorisi* (1979) adlı eserinde uluslararası sistemi, aktörlerin (devletlerin) niyetlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan kendiliğinden bir düzen olarak tanımlar. Waltz, sistemin kısıtlayıcı etkisini ve devletlerin bu yapı içindeki rasyonel davranışlarını açıklamak için sosyal bilimlerin hangi alanındaki teorik modelden faydalanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroekonomi (Piyasa kuramı)

Cevap

Waltz, Neorealizm kuramını geliştirirken mikroekonomi disiplinindeki piyasa modelini temel almıştır.
Waltz'un mikroekonomi analojisi, neorealizmin temelini oluşturur. Ona göre, nasıl ki bir piyasada firmalar niyetleri ne olursa olsun piyasanın yapısı (fiyat mekanizması, rekabet) gereği benzer davranmak zorundaysa; devletler de uluslararası sistemin anarşik yapısı ve güç dağılımı nedeniyle benzer 'kendi başının çaresine bakma' (self-help) davranışları sergilerler.

Adım Adım Çözüm

1
Waltz'un 'Uluslararası Politika Teorisi'ndeki metodolojik yaklaşımını belirle.
Waltz, indirgemeci (reductionist) teorilere karşı sistemik bir teori savunur.
Uluslararası sonuçların devletlerin iç yapısıyla değil, sistemin yapısıyla açıklanması gerektiğini düşünür.
2
Sistemin yapısını açıklamak için kullanılan analojiyi analiz et.
Piyasa analojisi: Piyasada firmalar kâr amacı güder, uluslararası sistemde devletler güvenlik amacı güder.
Tıpkı piyasanın firmaları belirli bir davranışa (rekabet/hayatta kalma) zorlaması gibi, anarşik yapı da devletleri benzer şekilde kısıtlar.
3
Doğru teorik alanı eşleştir.
Birimlerin davranışlarından bağımsız olarak ortaya çıkan yapısal sonuçlar mikroekonomi kuramı ile açıklanır.
Bu analoji, Waltz'un 'eş birimler' ve 'anarşi' kavramlarını tutarlı bir model içine oturtmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Mikroekonomik Analoji ve Piyasa Mantığı

İpuçları

1
Waltz, devletleri bir 'piyasa' içindeki kâr maksimizasyonu yapan aktörlere benzeterek açıklar.

Daha Fazla Pratik

Waltz'un uluslararası sistemi bir 'piyasa' olarak tanımlamasının, devletlerin 'işlevsel benzerliği' (functional similarity) ile nasıl bir ilişkisi olduğunu araştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 450Soru

Savunmacı (defansif) realizm literatüründe, rasyonel devletlerin uluslararası sistemin anarşik yapısı içerisinde hayatta kalmak için izlemesi gereken strateji, saldırgan realizmin 'hegemonya' arayışından temelden ayrılır. Kenneth Waltz ve Robert Jervis gibi düşünürlerin savunduğu bu kuramsal çerçeveye göre, bir devletin kendi güvenliğini sağlamak adına izlemesi gereken en rasyonel güç stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemin 'cezalandırma' mekanizmasını tetiklemeyecek düzeyde, sadece güvenliği korumaya yetecek kadar 'uygun' miktarda güç ile yetinmek.

Cevap

Rasyonel devletlerin, sistemin dengeleme mekanizmasını harekete geçirmemek adına sadece güvenliğe yetecek kadar 'uygun' güç miktarıyla yetinmesi gerektiğini savunan seçenek doğrudur.
Savunmacı realizme göre uluslararası sistem, devletleri statükoyu korumaya ve aşırı güç biriktirmekten kaçınmaya zorlar. Çünkü rasyonel bir devlet bilir ki, gereğinden fazla güç kazanmak diğer devletleri korkutur ve onlara karşı bir 'dengeleme ittifakı' kurulmasına yol açar. Bu durum, devletin başlangıçtaki güvenliğini artırmak yerine daha büyük bir tehdit altına girmesine (sistemik cezalandırma) neden olur. Bu nedenle en rasyonel strateji 'yeterli' güçle yetinmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmacı realizmin devlet motivasyonu hakkındaki temel varsayımını analiz etmek.
Devletlerin temel amacının 'güç maksimizasyonu' değil, 'güvenlik maksimizasyonu' olduğu belirlenir.
Yapısal realizmde anarşi, devletleri hayatta kalmak için öncelikle mevcut statükoyu korumaya ve güvenliği sağlamaya iter.
2
Bir devletin sistemde aşırı güç kazanmasının yaratacağı sistemik maliyeti değerlendirmek.
Aşırı güçlenen veya hegemonya arayan devlete karşı diğer aktörlerin 'dengeleme' (balancing) ittifakları kuracağı görülür.
Güç dengesi teorisine göre, güç birikimi bir tehdit olarak algılanır ve sistem bu saldırgan davranışı cezalandırarak devletin güvenliğini daha da azaltır.
3
Elde edilen verilerle en rasyonel stratejik tercihi belirlemek.
En güvenli stratejinin, sistemik bir tepki çekmeyecek 'yeterli güç' seviyesinde kalmak olduğu sonucuna varılır.
Savunmacı realizmde sistem, aşırı genişlemeci ve saldırgan aktörleri dizginleyen bir yapıya sahiptir; bu yüzden dengeyi korumak en rasyonel yoldur.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Sistemik Dengeleme
Soru 451Soru

Hegemonyacı İstikrar Teorisi'ne (Hegemonic Stability Theory) göre, uluslararası sistemde serbest ticaretin sürdürülmesi ve deniz yollarının güvenliği gibi "küresel kamu mallarının" (global public goods) sağlanması için baskın bir lider gücün varlığı zorunludur. Bu teorik perspektiften hareketle, sistemin istikrarını tehdit eden ve hegemonik gücün göreceli olarak zayıflamasına zemin hazırlayan temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hegemonun kamu mallarını sağlama maliyetlerini tek başına üstlenmesine rağmen diğer devletlerin bu hizmetlerden bedel ödemeden yararlanması (free-riding)

Cevap

Hegemonun kamu mallarını sağlama maliyetlerini tek başına üstlenmesine rağmen diğer devletlerin bu hizmetlerden bedel ödemeden yararlanması (free-riding) durumudur.
Doğru seçenek, Robert Gilpin ve Charles Kindleberger gibi düşünürlerin vurguladığı 'bedavacılık' (free-riding) sorununu ifade etmektedir. Hegemon devlet, sistemi sürdürmek için büyük maliyetler üstlenirken, diğer devletler bu düzenin avantajlarını kullanarak güçlenir ve bu durum hegemonun göreceli düşüşüne yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Teorinin temel varsayımını belirleme
Hegemonyacı İstikrar Teorisi, sistemik düzenin sağlanması için bir hegemonun (lider devletin) varlığını şart koşar.
Teorinin odağı, anarşik sistemde düzenin nasıl kurulduğudur.
2
Kamu malları kavramını analiz etme
Hegemon; güvenlik, serbest ticaret ve istikrarlı para sistemi gibi 'küresel kamu malları' üretir.
Bu mallar herkesin faydalanabileceği ama maliyeti yüksek olan unsurlardır.
3
Zayıflama nedenini tespit etme
Diğer devletler maliyete katlanmadan fayda sağlar (bedavacılık/free-riding), bu da hegemonun kaynaklarını tüketir.
Hegemonun göreceli gücü azaldığında sistemik istikrar bozulur ve değişim süreci başlar.

Anahtar Kavram

Hegemonyacı İstikrar ve Bedavacılık (Free-riding) Problemi

İpuçları

1
Bu teori, uluslararası sistemi bir 'hiyerarşi' olarak görür ve liderin rolüne odaklanır.
2
Hegemonun sağladığı güvenlik ve açık pazarlar, diğer devletler için maliyetsiz kazanç kapısı olabilir.
3
Lider devletin zayıflaması, genellikle sistemi sürdürme maliyetlerinin (overextension) getirişinden fazla olmasıyla açıklanır.

Daha Fazla Pratik

Robert Gilpin'in 'Uluslararası Politikada Savaş ve Değişim' eserindeki döngüsel değişim aşamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 452Soru

Hans Morgenthau tarafından sistemleştirilen siyasal gerçekçilik kuramına göre, araştırmacının uluslararası politika olgularını anlamasını sağlayan ve bu alanı diğer disiplinlerden özerk kılan "temel anahtar" kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç terimiyle tanımlanan çıkar

Cevap

Güç terimiyle tanımlanan çıkar kavramı, realizmin siyaseti rasyonel bir temele oturtan temel anahtarıdır.
Güç terimiyle tanımlanan çıkar, Morgenthau'nun siyasal gerçekçiliğin altı ilkesinden ikincisidir. Bu ilke, uluslararası politikayı bir 'labirent' olarak tanımlarken araştırmacıya yol gösteren anahtar kavramdır ve siyaseti ahlak, hukuk veya ekonomi gibi diğer disiplinlerden ayıran temel rasyonel ölçüttür.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasal gerçekçiliğin kuramsal çerçevesini analiz etmek.
Realizmin rasyonel bir dış politika analizi için bir 'pusulaya' ihtiyaç duyduğu görülür.
Morgenthau'ya göre rasyonel bir kuram ancak nesnel yasalarla kurulabilir.
2
Morgenthau'nun altı ilkesinden ikincisini hatırlamak.
İkinci ilke, 'güç terimiyle tanımlanan çıkar' kavramını merkezi analiz birimi olarak belirler.
Bu kavram, araştırmacının olguları ahlaki veya hukuki değil, siyasi bir mantıkla değerlendirmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Güç terimiyle tanımlanan çıkar (Interest defined in terms of power)
Tahmini Süre:45s
Soru 453Soru

Thucydides’in Milos Diyaloğu’nda betimlediği "doğal zorunluluk" (naturalnatural necessitynecessity) kavramı ile Niccolò Machiavelli’nin *Prens* (*The Prince*) adlı eserinde vurguladığı "siyasal eylemin ahlaktan bağımsızlığı" anlayışı, Klasik Realist geleneğin temelini oluşturur. Bu gelenek, uluslararası politikayı bir güç mücadelesi olarak tanımlarken, çatışmanın kaynağını sistemin yapısından ziyade daha derin bir ontolojik temele indirger. Buna göre, Klasik Realizm’de devletlerin güç peşinde koşmasının ve uluslararası alanda sürekli bir rekabetin hüküm sürmesinin temel ontolojik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birey düzeyinde tezahür eden ve devlet davranışına yansıyan, insanın doğuştan gelen bencil ve hükmetme odaklı (animusanimus dominandidominandi) değişmez doğası.

Cevap

İnsanın doğuştan gelen bencil ve hükmetme odaklı (animus dominandi) doğası
Klasik Realizm'in (Thucydides, Machiavelli, Morgenthau) temel önermesi, uluslararası ilişkilerdeki güç mücadelesinin insan doğasından kaynaklandığıdır. İnsanın doğuştan gelen bencil, rekabetçi ve iktidar peşinde koşan (animusanimus dominandidominandi) yapısı, devlet düzeyine yansıyarak uluslararası çatışmayı kaçınılmaz kılar. Bu durum, siyasetin ahlaktan bağımsız, kendine özgü yasaları olan özerk bir alan olarak kabul edilmesinin temel ontolojik gerekçesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin temel eserlerini ve kavramlarını analiz et.
Thucydides (Milos Diyaloğu) ve Machiavelli (Prens), siyasetin ahlaktan bağımsız bir güç mücadelesi olduğunu savunur.
Soruda verilen ipuçlarının hangi teorik geleneğe ait olduğunu saptamak gerekir.
2
Klasik Realizm ile Neorealizm arasındaki 'çatışmanın kaynağı' ayrımını hatırla.
Neorealizm çatışmayı 'sistem yapısına' (anarşi), Klasik Realizm ise 'insan doğasına' dayandırır.
Soruda 'asli ontolojik zemin' sorulduğu için analizin en temel düzeye (birey/insan) indirilmesi gerekir.
3
Ontolojik gerekçeyi uygun terimle eşleştir.
İnsan doğasındaki hükmetme arzusu (animus dominandi), Klasik Realizm'in çatışma açıklamasının merkezidir.
Doğru seçeneği saptamak için bu teorik farkı netleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Klasik Realizm'in Antropolojik Temelleri

Daha Fazla Pratik

Klasik Realizm ile Neorealizm arasındaki ontolojik ve epistemolojik farkları incelemek için Hans Morgenthau ve Kenneth Waltz'un 'güç' tanımlarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 454Soru

Hans Morgenthau’ya göre, nasıl ki bir ekonomist olayları "zenginlik" (faiz, kâr, maliyet) kavramları çerçevesinde değerlendiriyorsa, siyaset bilimci de toplumsal gerçekliği kendine has bir ölçütle analiz etmelidir. Morgenthau’nun siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesi olarak kavramsallaştırdığı bu yaklaşım dikkate alındığında, bir dış politika hamlesinin "siyasal" açıdan doğruluğunu test etmek için aşağıdaki sorulardan hangisi sorulmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu politikanın ulusal güç üzerindeki etkisi nedir ve devletin çıkarlarına hizmet etmekte midir?

Cevap

Siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesi uyarınca, bir politikanın doğruluğu onun ulusal güç ve çıkar üzerindeki etkisine bakılarak değerlendirilmelidir.
Morgenthau'nun altıncı ilkesine göre siyasetin kendine özgü bir mantığı vardır. Bir ekonomist "Bu politika zenginliği nasıl etkiler?" diye sorarken, bir siyaset bilimci veya devlet adamı "Bu politika ulusal gücü nasıl etkiler?" sorusunu sormalıdır. Doğru yanıt, siyasal analizin merkezine güç ve çıkar kavramlarını koyarak bu özerkliği yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Morgenthau'nun altıncı ilkesini tanımlama
Siyasal alanın özerkliği: Siyasetin hukuk, ahlak ve ekonomi gibi diğer alanlardan bağımsız bir mantığa sahip olduğu kabul edilir.
Sorunun hangi kuramsal çerçeveye dayandığını belirlemek için.
2
Siyasal olanın temel ölçütünü belirleme
Siyaset bilimci için temel ölçüt "güç biçiminde tanımlanan çıkar" kavramıdır.
Siyasal analizi diğer disiplinlerden ayıran özgün soruyu bulmak için.
3
Seçenekleri bu ölçütle karşılaştırma
Hukuk (yasal mı?), Ahlak (iyi mi?), Ekonomi (kârlı mı?) soruları elenir; geriye "güç ve çıkar" vurgusu yapan seçenek kalır.
Doğru cevaba rasyonel bir eleme süreciyle ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Siyasal Alanın Özerkliği (Autonomy of the Political Sphere)

İpuçları

1
Morgenthau siyasetin hukuktan ve ahlaktan bağımsız bir 'özerk' yapısı olduğunu savunur.
2
Realizmin 'işaret levhası' olan 'güç biçiminde tanımlanan çıkar' kavramını hatırlayın.
3
Siyasal insanı diğerlerinden (ekonomik insan, ahlaki insan) ayıran soru güç üzerine kuruludur.

Daha Fazla Pratik

Morgenthau'nun beşinci ilkesi olan tikel ahlak ve evrensel ahlak ayrımını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 455Soru

John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde bir devletin hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkarmasının temel yolu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç maksimizasyonu yaparak sistemde mümkün olan en güçlü aktör (hegemon) konumuna ulaşmak

Cevap

Güç maksimizasyonu yaparak sistemde mümkün olan en güçlü aktör (hegemon) konumuna ulaşmak
Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm), John Mearsheimer tarafından savunulan ve devletlerin uluslararası sistemin anarşik yapısı nedeniyle birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamayacaklarını ileri süren bir teoridir. Bu belirsizlik ortamında devletler, hayatta kalmalarını garanti altına alabilmek için sadece güçlerini korumakla yetinmezler; sistemde mümkün olan en fazla güce sahip olup bölgesel veya küresel bir hegemon haline gelmeye çalışırlar. Bu durum 'güç maksimizasyonu' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Teorinin temel varsayımını belirleyin
Saldırgan realizm, devletlerin rasyonel ve hayatta kalma odaklı olduğunu varsayar.
Mearsheimer'a göre anarşi, devletleri birbirinin niyetinden emin olamaz hale getirir.
2
Güvenlik arayışının yöntemini analiz edin
Devletler için tek gerçek güvenlik, rakiplerinden çok daha güçlü olmaktır.
Gelecekteki niyetlerin belirsizliği, devletleri 'güç maksimizasyonu' yapmaya iter.

Anahtar Kavram

Güç Maksimizasyonu ve Hegemonya Arayışı
Tahmini Süre:45s
Soru 456Soru

Savunmacı (Defansif) Realizm teorisine göre, uluslararası sistemdeki anarşi devletleri her zaman aşırı bir çatışma ortamına sürüklemek zorunda değildir; rasyonel tercihlerle güvenlik arayışı dengelenebilir. Buna göre savunmacı realizm, rasyonel devletlerin dış politikada 'yayılmacı' bir tutum yerine 'statükoyu korumacı' bir yol izlemesini temel olarak aşağıdaki gerekçelerden hangisine dayandırır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güç biriktirmenin belirli bir eşikten sonra diğer devletlerde tehdit algısı yaratarak karşı-ittifakları tetiklemesi ve devletin net güvenliğini azaltması

Cevap

Güç biriktirmenin belirli bir eşikten sonra diğer devletlerde tehdit algısı yaratarak karşı-ittifakları (dengeleme) tetiklemesi ve devletin güvenliğini azaltması gerekçesiyle rasyonel devletler statükoyu korumayı tercih eder.
Savunmacı realizm, uluslararası sistemin yapısının devletleri saldırganlığa itmekten ziyade, statükoyu korumaya teşvik eden bir 'cezalandırma' mekanizmasına sahip olduğunu savunur. Bir devlet aşırı güçlenerek hegemonyaya yönelirse, sistemdeki diğer aktörler bu tehdide karşı birleşerek o devleti dengeler. Bu durum rasyonel bir devlet için güvenliğin azalması anlamına geldiğinden, devletler güç maksimizasyonu yerine güvenliği riske atmayan bir statüko savunuculuğunu (security maximizer) tercih ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Savunmacı realizmin motivasyon varsayımını belirle.
Devletlerin temel amacı 'güç' değil, rasyonel bir 'güvenlik' maksimizasyonudur.
Waltz ve Jervis gibi teorisyenlere göre aşırı güç peşinde koşmak güvensizlik yaratır.
2
Güç maksimizasyonunun sistemik sonucunu analiz et.
Bir devlet kapasitesini saldırgan bir seviyeye çıkarırsa, diğer devletler 'dengeleme' (balancing) yapar.
Anarşik sistemde devletler tehdit karşısında kendi hayatta kalma şanslarını artırmak için birleşirler.
3
Maliyet-fayda analizi yap.
Dengeleme sonucunda saldırgan devletin güvenliği, başlangıçtaki seviyesinin altına düşer.
Karşı-ittifakların gücü, tek bir devletin kazandığı ek güçten genellikle daha fazladır.

Anahtar Kavram

Güvenlik Maksimizasyonu ve Dengeleme (Balancing)

İpuçları

1
Savunmacı realizmde devletlerin temel amacının 'güç' mü yoksa 'güvenlik' mi olduğunu düşünün.
2
Kenneth Waltz'un 'sistem saldırgan devletleri cezalandırır' argümanını hatırlayın.
3
Bir devlet çok güçlendiğinde diğer devletlerin ona karşı birleşmesi (dengeleme) sürecinin devletin güvenliğine olan etkisine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Saldırgan (Ofansif) Realizm ile Savunmacı Realizm arasındaki 'güç maksimizasyonu' farkını karşılaştıran bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 457Soru

Uluslararası ilişkiler teorilerinde sistemik istikrarı açıklayan yaklaşımlardan Hegemonyacı İstikrar Teorisi, düzenin sürdürülmesini lider devletin sunduğu uluslararası "kamu malları" (publicpublic goodsgoods) ve meşruiyet ile ilişkilendirirken; Güç Geçişi Teorisi (PowerPower TransitionTransition TheoryTheory) sistemin hiyerarşik yapısına ve güç dağılımındaki dinamik değişime odaklanır. A.F.K. Organski tarafından geliştirilen bu teorik çerçeveye göre, uluslararası sistemde büyük çaplı bir savaşın patlak vermesi sadece yükselen gücün baskın güce (lider) kapasite olarak yaklaşmasıyla açıklanamaz.

Buna göre, Güç Geçişi Teorisi çerçevesinde sistemik bir savaşın gerçekleşmesi için güç paritesine (parityparity) eşlik etmesi gereken temel motivasyonel değişken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yükselen meydan okuyucu gücün mevcut statükodan ve sistemin kurallarından duyduğu memnuniyetsizlik

Cevap

Yükselen meydan okuyucu gücün mevcut statükodan ve sistemin kurallarından duyduğu memnuniyetsizlik
Güç Geçişi Teorisi'ne göre, uluslararası sistemde büyük bir savaşın çıkması için yükselen bir gücün baskın güce kapasite olarak yaklaşması (parite) yetmez; bu yükselen gücün aynı zamanda mevcut sistemin kurallarından, değerlerinden ve kaynak dağılımından (statüko) memnun olmaması gerekir. Eğer yükselen güç düzenden memnunsa, güç geçişi barışçıl olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Güç Geçişi Teorisi'nin (PTT) sistem varsayımını analiz et.
PTT, sistemi neorealizmin aksine anarşik değil, en tepede baskın gücün bulunduğu hiyerarşik bir piramit olarak görür.
Teorinin çatışma mantığı, hiyerarşi içindeki yer değişikliği ve meşruiyetle ilgilidir.
2
Savaşın çıkış koşullarını belirle.
Savaş için iki temel şart gereklidir: Güçlerin birbirine çok yaklaşması (Parite) ve yükselen gücün statükoya karşı olması (Memnuniyetsizlik).
Sadece güç eşitliği savaşa yol açmaz; eğer yükselen güç düzenden memnunsa (örneğin İngiltere-ABD geçişi), barışçıl bir devir teslim yaşanabilir.
3
Diğer teorilerle (HST) ayrımını yap.
Hegemonyacı İstikrar Teorisi (HST) daha çok sistemin nasıl istikrarlı kaldığına (liderin kamu malları sağlaması), PTT ise sistemin ne zaman ve neden savaşa sürüklendiğine odaklanır.
Seçeneklerdeki diğer unsurlar HST, Neorealizm veya Liberalizm'in temel argümanlarıdır.

Anahtar Kavram

Güç Geçişi Teorisi'nde Savaşın Koşulları: Parite + Memnuniyetsizlik

Daha Fazla Pratik

Güç Geçişi Teorisi'nin hiyerarşik piramidindeki 'küçük güçler' ve 'orta boy güçler'in statüko ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 458Soru

Neoklasik realist kurama göre, uluslararası sistemden gelen yapısal baskıların dış politikaya aktarılmasında bir 'iletişim bandı' (transmission belt) görevi gören; liderlerin algıları, stratejik kültür ve devletin kapasitesi gibi içsel unsurlar aşağıdaki kavramlardan hangisi ile tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ara değişkenler

Cevap

Neoklasik realizmde lider algıları, stratejik kültür ve devlet kapasitesi gibi içsel faktörler 'ara değişkenler' (intervening variables) olarak adlandırılır.
Neoklasik realizm, uluslararası sistemdeki güç dağılımının (bağımsız değişken) devletlerin dış politikasını (bağımlı değişken) doğrudan belirlemediğini, bu etkilerin devlet içindeki 'ara değişkenler' tarafından filtrelendiğini savunur. Liderlerin dünya görüşleri, tehdit algıları ve devletin bu tehditlere yanıt vermek için ulusal kaynakları seferber etme gücü (devlet kapasitesi) bu ara değişkenlerin en temel örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Neoklasik realizmin analiz modelindeki değişkenleri tanımlamak.
Uluslararası sistem 'bağımsız değişken', dış politika 'bağımlı değişken' ve devlet içi faktörler ise 'ara değişken' olarak konumlandırılır.
Kuramın sistem ile devlet düzeyi arasında kurduğu nedensel bağı anlamak için bu ayrım temeldir.
2
Soruda verilen 'lider algıları' ve 'devlet kapasitesi' gibi unsurların bu modeldeki yerini belirlemek.
Bu unsurlar sistemden gelen baskıyı süzüp dış politikaya ilettikleri için 'ara değişkenler' kategorisine girer.
Neoklasik realizmin, neorealizmden farklı olarak iç politikaya neden ve nasıl önem verdiğini saptamak için bu kavram gereklidir.

Anahtar Kavram

Neoklasik Realizmde Ara Değişkenler (Intervening Variables)
Tahmini Süre:45s
Soru 459Soru

Uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin bulunmaması (anarşi) nedeniyle devletlerin birbirlerinin niyetlerinden emin olamamaları, bir devletin sadece kendi güvenliğini korumaya yönelik attığı savunmacı adımların bile diğer devletler tarafından potansiyel bir tehdit olarak algılanmasına yol açabilmektedir. Bu durumun sonucunda tarafların karşılıklı olarak kapasitelerini artırmalarıyla ortaya çıkan ve tüm tarafların başlangıca göre kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olan gerginlik sarmalına ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenlik İkilemi

Cevap

Güvenlik İkilemi
Güvenlik ikilemi, uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletlerin birbirlerinin niyetlerinden emin olamamaları nedeniyle ortaya çıkan bir paradokstur. Bir devletin kendi güvenliğini artırmak için yaptığı hamleler (örneğin savunma harcamaları), rakip devletler tarafından bir tehdit olarak algılanır ve onlar da benzer şekilde karşılık verir. Bu durum, her iki tarafın da istemeden içine düştüğü bir silahlanma yarışı ve gerginlik sarmalıyla sonuçlanır; nihayetinde başlangıçtaki güvenlik seviyesi yükselmek yerine düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası sistemin yapısal özelliğini belirleme
Sistemin anarşik olduğu ve merkezi bir otoritenin bulunmadığı saptanır.
Anarşi, devletlerin kendi güvenliklerini sağlamak zorunda kaldığı (self-help) bir ortam yaratır.
2
Devlet davranışını ve algısını analiz etme
Bir devletin savunma amaçlı silahlanmasının, niyet belirsizliği nedeniyle diğerleri tarafından tehdit olarak görülmesi.
Uluslararası sistemde niyetlerin asla %100 bilinememesi belirsizliğe yol açar.
3
Sonucu değerlendirme
Karşılıklı kapasite artırımı (silahlanma yarışı) sonucunda tüm tarafların başlangıca göre daha az güvende olması.
Bu durum John Herz ve Robert Jervis tarafından tanımlanan 'Güvenlik İkilemi' kavramının temelidir.

Anahtar Kavram

Güvenlik İkilemi (Security Dilemma)

İpuçları

1
Soruda bahsedilen kavram, devletlerin niyetlerinin kötü olmadığı durumlarda bile sistemin yapısı gereği ortaya çıkan bir paradokstur.
2
John Herz ve Robert Jervis bu kavramın en önemli kuramcılarıdır; kavram bir 'spiral' (sarmal) mantığına dayanır.
3
Bir devletin güvenliğini sağlama çabasının ironik bir şekilde kendisini daha az güvende bırakması durumudur.

Daha Fazla Pratik

Güvenlik ikileminin 'savunmacı realizm' ve 'saldırgan realizm' içindeki farklı yorumlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 460Soru

Neorealist (Yapısal Realist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı altında devletlerin iş birliği yaparken "mutlak kazanç" yerine öncelikle "göreli kazanç" (relative gain) elde etmeye odaklanmalarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Elde edilen kazancın diğer devletler tarafından askeri bir avantaja dönüştürülerek güvenliği tehdit etme ihtimali

Cevap

Devletlerin elde edilen kazancın diğer aktörler tarafından askeri bir güce dönüştürülerek kendi güvenliklerini tehdit edebileceği endişesi, göreli kazanç odaklı hareket etmelerinin temel nedenidir.
Neorealist düşüncede, uluslararası sistemin anarşik doğası gereği devletler için en önemli hedef hayatta kalmaktır. İş birliği süreçlerinde taraflardan birinin diğerinden daha fazla fayda sağlaması (göreli kazanç), o tarafın kazandığı ekonomik veya teknolojik gücü askeri alana aktararak güç dengesini bozması riskini taşır. Bu durum, devletlerin iş birliğine şüpheyle bakmasına ve 'kimin daha fazla kazandığı' sorusuna odaklanmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Neorealizmin sistemik varsayımını belirle.
Uluslararası sistem anarşiktir ve merkezi bir otorite yoktur.
Sistemin yapısı devletlerin davranışlarını belirleyen temel kısıttır.
2
Anarşinin devlet üzerindeki etkisini analiz et.
Devletler hayatta kalma (survival) ve güvenlik kaygısı güderler.
Yardım edecek üst bir otorite olmadığı için devletler kendi başlarının çaresine bakmalıdır (self-help).
3
İş birliği ve kazanç dağılımı arasındaki ilişkiyi kur.
Devlet, ortağının kendisinden daha fazla kazanıp kazanmadığına (göreli kazanç) bakar.
Güç kapasitelerinin dağılımı güvenliği etkiler; daha fazla kazanan taraf bu kazancı askeri kapasiteye tahsis edebilir.

Anahtar Kavram

Göreli Kazanç (Relative Gains) ve Güvenlik Kaygısı
ÖncekiSayfa 23 / 26Sonraki