yaşında, paket/yıl sigara içme öyküsü olan erkek hasta, son bir aydır devam eden ağrısız makroskobik hematüri şikayetiyle başvuruyor. Yapılan sistoskopide saptanan kitleden alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; tümör hücrelerinin ileri derecede nükleer pleomorfizm gösterdiği, polarite kaybının belirgin olduğu ve bazal membranı aşarak lamina propria içine invaze olduğu saptanmıştır. Ancak tümörün muskularis propria (detrüsör kas) tabakasına ulaşmadığı izlenmiştir. Bu hastadaki tümörün evrelemesi ve beklenen biyolojik davranışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- AEvrelemede tümörün lamina propria içindeki muskularis mukoza liflerini geçip geçmediği, ve ayrımında en kritik kriterdir.
- Bu hastada idrar sitolojisinde malign hücre saptanma olasılığı, düşük dereceli papiller karsinomlara göre daha yüksektir.Cevap
- CTümörün moleküler incelemesinde aktivasyonu ve Kromozom delesyonunun birlikte izlenmesi en olası bulgudur.
- DHistolojik incelemede makrofajlar içinde izlenen (+) lamine "Michaelis-Gutmann" cisimcikleri, bu tümörün ayırıcı tanısında tipik bir bulgudur.
- EBu hastadaki klinik ve patolojik tablo, genellikle cerrahi travma veya kronik irritasyon sonrası gelişen "nefrojenik adenom" ile morfolojik olarak uyumludur.
Cevap
Yüksek dereceli tümörlerde hücre dökülme oranı daha fazla olduğu için idrar sitolojisinde malign hücre görülme olasılığı daha yüksektir.
Ürotelyal karsinomlarda tümörün derecesi arttıkça (high-grade), hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan proteinlerin ekspresyonu azalır ve nükleer pleomorfizm artar. Bu durum, malign hücrelerin idrara dökülmesini () kolaylaştırarak idrar sitolojisinin tanısal değerini artırır. Düşük dereceli tümörlerde sitoloji sıklıkla yalancı negatif sonuç verirken, yüksek dereceli tümörlerde ve karsinoma in situ () vakalarında sitoloji oldukça duyarlıdır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Ürotelyal karsinomlarda yüksek derece () özellikleri ve evreleme ( vs )
Tahmini Süre:2m 0s