yaşında bir erkek çocuk, geçmişinde tekrarlayan ateş ve peritonit atakları olması üzerine homozigot mutasyonu saptanarak Ailevi Akdeniz Ateşi () tanısı almıştır. Hasta mg/gün kolşisin (yaşına göre tolere edilen maksimum doz) tedavisi altındadır ve son aydır hiç klinik atak geçirmemiştir. Ancak poliklinik kontrollerinde, son ayda farklı zamanlarda yapılan üç ayrı ölçümde Serum Amiloid A () düzeyleri sırasıyla mg/L, mg/L ve mg/L (Normal mg/L) saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesi normal olup, tam idrar tetkikinde proteinüri saptanmamıştır. Bu aşamada ikincil () amiloidoz gelişimini önlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
- AHastanın klinik atağı olmadığı için mevcut tedaviye doz değişikliği yapmadan devam edilmesi
- BKolşisin dozunun mg/gün düzeyine yükseltilerek inflamasyonun baskılanmaya çalışılması
- Tedaviye inhibitörü (anakinra veya canakinumab) eklenmesiCevap
- DErken dönem amiloid birikimini göstermek için böbrek biyopsisi planlanması
- EKolşisin tedavisine ara verilerek gerçek bir kolşisin direnci olup olmadığının atak takibiyle gözlenmesi
Cevap
Maksimum doz kolşisin tedavisine rağmen subklinik inflamasyonu devam eden hastada tedaviye inhibitörü eklenmelidir.
Ailevi Akdeniz Ateşi yönetiminde temel amaç amiloidozunu önlemektir. mutasyonu taşıyan bireylerde, klinik atak olmasa dahi düzeyinin sürekli yüksek seyretmesi (subklinik inflamasyon) amiloidoz için bağımsız bir risk faktörüdür. EULAR tavsiyelerine göre, maksimum tolere edilen kolşisin dozuna rağmen veya yüksekliği devam eden hastalarda biyolojik tedaviler (Anakinra, Canakinumab gibi inhibitörleri) düşünülmelidir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
FMF'de subklinik inflamasyon yönetimi ve kolşisin direnci kriterleri.
Tahmini Süre:3m 0s