Kanser ağrısı yönetimi için yüksek dozda kronik opioid tedavisi alan yaşında bir erkek hastada, diyet ve ozmotik laksatiflerle kontrol edilemeyen şiddetli konstipasyon gelişmiştir. Hastanın ağrı kontrolünü (santral analjezik etkiyi) bozmadan bağırsak motilitesini düzeltmek amacıyla oral yolla kullanılabilen, naloksonun polietilen glikol (PEG) ile konjuge edilmiş bir türevi olan naloksegol reçete edilmiştir. Naloksegolün santral sinir sistemine geçişinin kısıtlı olmasında ve böylece opioid analjezisini antagonize etmemesinde aşağıdakilerden hangisi temel rol oynar?
- P-glikoprotein (P-gp) aracılı aktif efluks ile santral sinir sisteminden uzaklaştırılmasıCevap
- Bİlacın mide asidine karşı dayanıksız olması ve bağırsak lümeninde hızla parçalanması
- Cİlacın çok düşük biyoyararlanıma sahip olması nedeniyle sistemik dolaşıma hiç geçmemesi
- DSadece gastrointestinal sistemdeki mu-opioid reseptörlerine selektif olarak bağlanması
- EKaraciğerde yoğun ilk geçiş etkisine uğrayarak terapötik konsantrasyona ulaşamaması
Cevap
Naloksegolün santral sinir sistemine geçişinin kısıtlı olması, P-glikoprotein (P-gp) aracılı aktif efluks mekanizması sayesindedir.
Naloksegol, polietilen glikol (PEG) ile konjuge edilmiş bir nalokson türevidir. Bu PEGillenmiş yapı, molekülü kan-beyin bariyerinde bulunan P-glikoprotein (P-gp) efluks taşıyıcısının bir substratı haline getirir. P-gp, naloksegolü aktif olarak santral sinir sisteminden dışarı pompalayarak beyindeki opioid reseptörlerinin baskılanmasını önler ve böylece analjeziyi bozmaz; ancak periferik (bağırsak) mu-reseptörlerini antagonize ederek laksatif etki gösterir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Naloksegol, naloksonun PEGillenmiş türevidir ve P-gp substratı olması sayesinde kan-beyin bariyerini geçemez.
Daha Fazla Pratik
Periferik etkili opioid antagonistlerinden metilnaltreksonun neden sadece parenteral (subkutan) yolla kullanılabildiğini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s