Travma ve Yanıklar

308 soru

Soru 241Soru

2828 yaşında erkek hasta, yüksek hızda seyreden bir araç içi trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 95/6595/65 mmHg, nabız 122122/dakika, solunum sayısı 3030/dakika ve puls oksimetre ile ölçülen oksijen satürasyonu %85\%85 olarak saptanıyor. Fizik muayenede boyun ve göğüs ön duvarında yaygın cilt altı amfizemi, sağ hemitoraksta solunum seslerinde azalma ve perküsiyonda hiperrezonans izleniyor. Sağ hemitoraksa acil olarak tüp torakostomi uygulanıyor. İşlem sonrası su altı drenaj sisteminden masif ve sürekli hava kaçağı olduğu gözleniyor; ancak sürekli aspirasyona rağmen sağ akciğerin ekspanse olmadığı kontrol akciğer grafisi ile doğrulanıyor. Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronkoskopi yapılarak yaralanma bölgesinin belirlenmesi

Cevap

Masif ve sürekli hava kaçağı ile akciğerin ekspanse olmaması durumunda en uygun yaklaşım bronkoskopi yapılmasıdır.
Hastada görülen yaygın cilt altı amfizemi, tüp torakostomiye rağmen devam eden masif hava kaçağı ve akciğerin ekspanse olmaması klasik 'trakeobronşiyal yaralanma' tablosudur. Bu durumda tanı koymak ve yaralanmanın tam yerini görerek cerrahi planı yapmak için bronkoskopi yapılması en uygun adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (cilt altı amfizem, solunum seslerinde azalma, hipoksi) değerlendir.
Tansiyon pnömotoraks veya trakeobronşiyal yaralanma şüphesi oluşur.
Müdahale önceliğini belirlemek için hayatı tehdit eden yaralanmalar dışlanmalıdır.
2
Tüp torakostomi sonrası drenaj sistemindeki hava kaçağını ve akciğer ekspansiyonunu kontrol et.
Masif/sürekli hava kaçağı ve akciğerin ekspanse olmaması (akciğerin hilusa doğru 'düşmesi' bulgusu) saptanır.
Bu bulgular basit pnömotoraksın ötesinde büyük bir hava yolu yaralanmasına işaret eder.
3
Tanıyı kesinleştirmek ve yaralanmanın lokalizasyonunu (sağ/sol ana bronş, trakea) belirlemek için ileri tetkik seç.
Bronkoskopi planlanır.
Bronkoskopi, trakeobronşiyal yaralanmaların tanısında altın standarttır ve cerrahi planlamayı yönlendirir.

Anahtar Kavram

Trakeobronşiyal Yaralanmalar ve Bronkoskopi Endikasyonu
Soru 242Soru

Majör yanık travması sonrası gelişen sistemik yanıt; erken dönemdeki 'şok (ebb)' fazı ve ardından gelen hipermetabolik 'akış (flow)' fazı olarak ikiye ayrılır. Yanıktan yaklaşık 4848 saat sonra başlayan ve haftalarca sürebilen flow fazı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak debinin azalması ve sistemik vasküler direncin artması

Cevap

Flow fazı hiperdinamik bir süreç olduğu için kardiyak debi (CO) artar ve sistemik vasküler direnç (SVR) azalır; bu nedenle kardiyak debinin azalması ve vasküler direncin artması ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, akış (flow) fazının aksine şok (ebb) fazının özelliklerini tanımlamaktadır. Flow fazı hipermetabolik ve hiperdinamik bir süreçtir; bu evrede kardiyak debi (CO) artar, sistemik vasküler direnç (SVR) ise azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Yanık sonrası sistemik fazların zamanlamasını belirle.
İlk 2424-4848 saat ebb (şok) fazı, 48.48. saatten sonra flow (akış/hipermetabolik) fazı başlar.
Vücudun travmaya verdiği yanıtın evrelerini ayırt etmek için gereklidir.
2
Flow fazının metabolik özelliklerini değerlendir.
BMH artışı, hipertermi, hiperglisemi ve negatif nitrojen dengesi mevcuttur.
Flow fazı doku onarımı için enerji ihtiyacının arttığı bir evredir.
3
Flow fazının hemodinamik parametrelerini analiz et.
Artmış oksijen tüketimi ve metabolik hıza bağlı olarak kardiyak debi artar, SVR azalır.
Ebb fazındaki hipodinamik tablonun aksine flow fazı hiperdinamiktir.

Anahtar Kavram

Yanık sonrası hipermetabolik yanıtın evreleri (Ebb ve Flow)

Daha Fazla Pratik

Yanık şokunda görülen kapiller kaçak mekanizması ve Parkland formülü ile ilgili soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

28 yaşında bir kadın hasta, üzerine sıcak su dökülmesi sonucu sağ uyluk bölgesinde oluşan yanık nedeniyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenede, yanık alanının periferinde pembe, nemli, büllü ve üzerine basmakla solan oldukça ağrılı alanlar izlenirken; bu alanın merkezinde daha mat, beyazımsı-pembe renkli, basmakla solmayan ve iğne batırılmasına (pin-prick testi) yanıtın belirgin azaldığı bir bölge saptanıyor. Jackson'ın yanık zonları ve derinlik sınıflaması temel alındığında, bu hastadaki klinik tabloya dair en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezdeki mat ve beyaz alan staz zonunu temsil eder; bu bölgede mikrovasküler tromboz gelişimi kontrol altına alınamazsa doku kaybı koagülasyon zonuna doğru ilerleyerek yanık derinleşebilir.

Cevap

Merkezdeki mat ve beyaz alan staz zonunu temsil eder; bu bölgede mikrovasküler tromboz gelişimi kontrol altına alınamazsa doku kaybı koagülasyon zonuna doğru ilerleyerek yanık derinleşebilir.
Doğru yanıt olan ifade, Jackson'ın staz zonunun dinamik doğasını açıklamaktadır. Staz zonu, koagülasyon (nekroz) zonunu çevreleyen ve doku canlılığının bıçak sırtında olduğu bölgedir. Bu bölgedeki hipoksi, enfeksiyon veya yetersiz resüsitasyon, mikrovasküler trombozu tetikleyerek canlı dokunun nekroza (koagülasyon zonuna) ilerlemesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Periferik alanlar yüzeysel 22. derece (ağrılı, pembe, büllü), merkezdeki mat/beyaz ve ağrısız alan ise derin 22. derece yanık bulgularıdır.
Yanık derinliğini belirlemek tedavi planı için esastır.
2
Jackson'ın zonlarını klinik tablo ile eşleştir
Merkezdeki hasarlı ancak tam nekroze olmamış (beyaz/pembe) bölge Jackson'ın staz zonuna karşılık gelir.
Staz zonu, perfüzyonun kritik olduğu ve geri döndürülebilir hasarı temsil eden bölgedir.
3
Patofizyolojik süreci analiz et
Staz zonu uygun resüsitasyon, enfeksiyon kontrolü ve nemli pansuman ile kurtarılabilir; aksi takdirde koagülasyon zonuna (nekroz) dönüşür.
Yanık derinleşmesi (burn wound conversion) staz zonundaki mikrovasküler olaylara bağlıdır.

Anahtar Kavram

Jackson'ın Yanık Zonları ve Staz Zonu Dönüşümü

Daha Fazla Pratik

Yanık derinliğini belirlemede kullanılan klinik testler (pin-prick vb.) ve altın standart tanı yöntemi olan lazer doppler görüntülemeyi inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 244Soru

Karın travması nedeniyle acil operasyona alınan bir hastada; intraoperatif olarak vücut sıcaklığının 34.5C34.5^\circ C, pH değerinin 7.187.18 olduğu ve odak dışı yaygın sızıntı şeklinde kanamaların (koagülopati) başladığı saptanıyor. Bu hastada uygulanacak hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasında (Evre 1) yapılması gereken temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanamayı paketleme (packing) ile kontrol etmek ve kontaminasyonu hızla durdurmak

Cevap

Kanamayı paketleme (packing) ile kontrol etmek ve kontaminasyonu hızla durdurmak doğru yaklaşımdır.
Doğru seçenek olan kanamayı paketleme ile kontrol etmek ve kontaminasyonu durdurmak, hasar kontrol cerrahisinin birinci aşamasının (Evre 1) temel hedefidir. Bu aşamada amaç definitif onarım değil, hayatı tehdit eden kanama ve kirlenmenin en hızlı şekilde durdurulmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizyolojik durumunu değerlendir (Öldürücü Triad).
Hipotermi (34.5C34.5^\circ C), asidoz (pH 7.187.18) ve koagülopati (yaygın sızıntı) saptandı.
Bu bulgular hastanın fizyolojik rezervinin tükendiğini ve hasar kontrol cerrahisi gerektiğini gösterir.
2
Hasar kontrol cerrahisinin aşamalarını hatırla.
Evre 1: Ameliyathanede kanama/kontaminasyon kontrolü; Evre 2: Yoğun bakımda stabilizasyon; Evre 3: Definitif onarım.
Soru ameliyathanedeki ilk aşamayı (Evre 1) sormaktadır.
3
Evre 1 hedeflerine uygun cerrahi müdahaleyi seç.
Definitif onarımlardan kaçınılarak kanama odaklarına paketleme (packing) uygulanması ve basit lümen kapatılması.
Amaç hastayı bir an önce stabilizasyon için yoğun bakıma ulaştırmaktır.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi Evreleri
Tahmini Süre:45s
Soru 245Soru

32 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ göğüs duvarında solunumla paradoksik hareket izleniyor. Hastanın kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg, nabzı 105105/dakika, solunum sayısı 2828/dakika ve oda havasında SpO2SpO_2 değeri %89\%89 olarak ölçülüyor. Akciğer grafisinde sağda 474-7. kostalarda çoklu segmental kırıklar ve bu bölgenin altında parankimal infiltrasyon saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde en uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeterli analjezi, oksijen desteği ve dikkatli sıvı yönetimi

Cevap

Yeterli analjezi, oksijen desteği ve dikkatli sıvı yönetimi en uygun yaklaşımdır.
Yelken göğüs ve pulmoner kontüzyon birlikteliğinde, hastanın solunumu ağrı nedeniyle baskılanır. Yeterli analjezi (mümkünse epidural veya interkostal blok) ve oksijen desteği hastanın kendi başına ventilasyon yapmasını sağlar. Ayrıca, akciğer parankim hasarı nedeniyle sıvıların kısıtlı veya dikkatli verilmesi (overload'dan kaçınma) hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (paradoksik hareket ve segmental kost kırıkları) analiz et.
Yelken göğüs (flail chest) ve altında pulmoner kontüzyon tanısı konur.
En az iki komşu kostanın birden fazla noktadan kırılması yelken göğüse, radyolojik infiltrasyon ise kontüzyona işaret eder.
2
Hastanın hemodinamik ve solunumsal stabilitesini değerlendir.
Hemodinami stabil ancak solunum sayısı yüksek ve hafif hipoksi mevcut.
Yönetim stratejisini belirlemek için hastanın solunum yetmezliğine girip girmediği (RR, SpO2) kontrol edilmelidir.
3
Tedavi önceliklerini belirle.
Ağrı kontrolü (analjezi) ve oksijen desteği planlanır.
Yelken göğüste asıl sorun göğüs duvarının instabilitesinden ziyade ağrı nedeniyle solunumun kısıtlanması ve altındaki akciğer hasarıdır.

Anahtar Kavram

Yelken göğüs (Flail Chest) yönetiminde temel prensip, pulmoner kontüzyonu kötüleştirmeden (dikkatli sıvı yönetimi) hastanın ağrısını dindirip yeterli ventilasyon sağlamaktır.

Daha Fazla Pratik

Bu hastada 24 saat sonra gelişebilecek akciğer bulgularını ve 'wet lung' (ıslak akciğer) tablosunun radyolojik görünümünü inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 246Soru

Sıcak su haşlanması sonrası acil servise başvuran 2828 yaşındaki erkek hastanın yapılan ilk muayenesinde; sağ ön kolda eritemli, oldukça ağrılı, gergin bülleri olan ve basmakla solan alanlar saptanmıştır. Hastanın 4848 saat sonraki kontrol muayenesinde, bu alanların bir kısmının soluklaştığı, büllerin kuruduğu, basmakla solma özelliğinin kaybolduğu ve iğne batma testine (pin-prick) verilen yanıtın azaldığı gözlenmiştir. Bu hastada gözlenen klinik tablonun derinleşmesinden sorumlu olan en olası patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staz zonunda gelişen ilerleyici mikrovasküler tromboz ve perfüzyonun bozulması

Cevap

Doku derinleşmesinin temel nedeni, staz zonunda gelişen ilerleyici mikrovasküler tromboz ve perfüzyonun bozulmasıdır.
Yanık yarasının en kritik bölgesi olan staz zonu, canlılığını yitirmeye meyilli olan ancak uygun tedaviyle kurtarılabilecek olan dokuyu temsil eder. Bu bölgedeki kapiller perfüzyonun bozulması, mikrovasküler trombozlar ve doku ödemi, başlangıçta yüzeyel olan bir yanığın derinleşmesine (koagülasyon zonuna dönüşmesine) neden olur. Hastadaki büllerin kuruması ve ağrı duyusunun kaybı, dermal sinir uçlarının ve mikrosirkülasyonun bu süreçten etkilendiğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
İlk muayenede 2.2. derece yüzeyel yanık (ağrılı, basmakla solan) olan alanın 4848 saat sonra 2.2. derece derin veya 3.3. derece yanığa (soluk, ağrısız, solmayan) dönüştüğü belirlenir.
Yanık yarasının zaman içindeki progresyonunu (derinleşmesini) anlamak için muayene bulgularındaki değişim takip edilmelidir.
2
Jackson zonlarını hatırla
Yanık yarası; merkezde koagülasyon zonu (nekroz), ortada staz zonu (riskli doku) ve en dışta hiperemi zonu (canlı doku) olarak ayrılır.
Derinleşme süreci her zaman en dinamik bölge olan staz zonu üzerinden gerçekleşir.
3
Staz zonundaki patofizyolojik süreci belirle
Lokal inflamatuar mediyatörler, mikrovasküler tromboz, ödem ve perfüzyon yetersizliği staz zonunun nekroza ilerlemesine neden olur.
Bu bölgedeki doku kaybını önlemek yanık tedavisinin (resüsitasyon ve yara bakımı) temel amacıdır.

Anahtar Kavram

Jackson'ın Staz Zonu ve Yanık Yarası Progresyonu
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 247Soru

4444 yaşında kadın hasta, ev kazası sonrası boyun orta bölgesine (ZonZon IIII) isabet eden delici alet yaralanması ile acil servise getiriliyor. Yapılan muayenede platizmanın geçildiği ancak hastanın hemodinamik olarak stabil olduğu saptanıyor. Bu hastada cerrahi eksplorasyon yerine selektif non-operatif yönetim (gözlem ve ileri tetkik) protokolünün uygulanabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin bulunmaması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genişleyen pulsatif hematom

Cevap

Genişleyen pulsatif hematom varlığı bir 'hard sign' (sert bulgu) olduğu için, bu bulgunun varlığında selektif non-operatif yönetim uygulanamaz ve acil cerrahi eksplorasyon gerekir.
Genişleyen pulsatif hematom, boyun travmalarında vasküler yaralanmanın 'sert bulgusu' (hard sign) olarak kabul edilir. Sert bulgu varlığında hasta stabil olsa dahi selektif konservatif yaklaşım uygulanamaz; hasta doğrudan ameliyathaneye cerrahi eksplorasyon için alınmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yaralanmanın anatomik zonunu ve derinliğini değerlendir.
ZonZon IIII bölgesinde platizmayı geçen penetran yaralanma.
Platizmanın geçilmesi, derin yapıların yaralanma riskini doğurur.
2
Hastanın hemodinamik stabilitesini ve klinik bulgularını (sert vs. yumuşak) kontrol et.
Hasta stabil; ancak sert bulguların (hard signs) varlığı araştırılmalı.
Sert bulgular varlığında tetkik beklenmeden ameliyata gidilir.
3
Selektif yönetim kriterlerini uygula.
Sert bulgu (genişleyen hematom) varlığında selektif yönetim kontrendikedir.
Vasküler veya aerodigestif ciddi yaralanma bulgusu mevcuttur.

Anahtar Kavram

Boyun penetran travmalarında 'Hard Signs' (Sert Bulgular) varlığı acil eksplorasyon gerektirirken, 'Soft Signs' (Yumuşak Bulgular) stabil hastalarda selektif yönetime (BT anjiyografi vb.) izin verir.

Daha Fazla Pratik

Boyun Zon I ve Zon III yaralanmalarında stabil hastalarda neden doğrudan cerrahi eksplorasyon yerine anjiyografik tetkiklerin daha ön planda olduğunu araştırınız (anatomik erişim zorluğu).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 248Soru

3838 yaşında erkek hasta, araç içi trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Birincil bakıda havayolu açık ve servikal stabilizasyon sağlanmış olan hastanın kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg, nabzı 135/dakika135/dakika, solunum sayısı 34/dakika34/dakika ve SpO2SpO_2 %\% 8282 olarak ölçülüyor. Fizik muayenede boyun venlerinde dolgunluk, trakeanın sola deviye olduğu ve sağ hemitoraksta solunum seslerinin alınmadığı saptanıyor. Bu aşamada yapılması gereken en öncelikli müdahale hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ hemitoraks 5. interkostal aralık mid-aksiller hattan iğne dekompresyonu yapılması

Cevap

Sağ hemitoraks 5. interkostal aralık mid-aksiller hattan iğne dekompresyonu yapılması
Tansiyon pnömotoraks, plevral boşlukta havanın tek yönlü valf mekanizmasıyla birikmesi sonucu mediastenin karşı tarafa itilmesi ve venöz dönüşün engellenmesiyle karakterize, hayatı tehdit eden bir durumdur. Tanı klinik olarak konur (boyun ven dolgunluğu, trakeal deviasyon, tek taraflı solunum sesi kaybı, hipotansiyon) ve tedavi radyolojik doğrulama beklenmeden hemen yapılmalıdır. ATLS 10. baskıya göre erişkinlerde iğne dekompresyonu için en uygun yer 5. interkostal aralık mid-aksiller hattır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşamsal bulgularını ve fizik muayene verilerini analiz et.
Hipotansiyon, taşikardi, taşipne, düşük satürasyon (şok tablosu); boyun ven dolgunluğu ve solunum seslerinin tek taraflı kaybı ile birleşince 'Tansiyon Pnömotoraks' ön tanısı konur.
ATLS protokolünde 'Breathing' (Solunum) basamağındaki hayati tehlikelerin hızlıca tanınması gerekir.
2
ATLS ABCDE öncelik sırasını uygula.
Havayolu (A) açık olduğuna göre, Solunum (B) basamağındaki tansiyon pnömotoraks müdahalesi, Dolaşım (C) basamağındaki sıvı tedavisinden veya FAST tetkikinden önce gelmelidir.
Tansiyon pnömotoraks obstrüktif şoka yol açarak venöz dönüşü engeller; dekompresyon yapılmadan şok düzelmez.
3
Güncel rehberlere göre müdahale yerini belirle.
Erişkinlerde iğne dekompresyonu için önerilen yer 5. interkostal aralık, mid-aksiller hattır.
ATLS 10. baskı ile birlikte 2. İKA yerine 5. İKA (meme başı hizası, mid-aksiller hat) öncelikli hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

Tansiyon pnömotoraks klinik bir tanıdır ve ATLS birincil bakısında 'B' basamağında acil müdahale (dekompresyon) gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Tansiyon pnömotoraks dekompresyonu sonrası mutlaka toraks tüpü takılması (definif tedavi) gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 249Soru

4242 yaşında kadın hasta, boyun sağ ZonZon IIIIII bölgesinden delici aletle yaralanma sonrası acil servise getiriliyor. Yapılan ilk değerlendirmede platizmanın geçildiği ancak hastanın hemodinamik olarak stabil (120/80120/80 mmHgmmHg, 82/dk82/dk) olduğu saptanıyor. Fizik muayenede aktif dış kanama, büyüyen hematom veya solunum sıkıntısı izlenmiyor; ancak hastada hafif disfaji (yutma güçlüğü) ve ağız içerisinde sızıntı şeklinde kanama mevcut. Bu aşamada tanıyı kesinleştirmek ve yaralanma trasesini değerlendirmek için yapılması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı multidedektörlü bilgisayarlı tomografi (MDCTMDCT) anjiyografi

Cevap

Hemodinamik olarak stabil olan ancak platizma ihlali ve yumuşak bulguları bulunan hastada ilk basamak tetkik kontrastlı multidedektörlü bilgisayarlı tomografi (MDCTMDCT) anjiyografidir.
Kontrastlı multidedektörlü bilgisayarlı tomografi (MDCTMDCT) anjiyografi, hemodinamik stabilitesi korunmuş ancak platizma ihlali saptanmış penetran boyun travmalı hastalarda, vasküler ve visseral (özofagus/trakea) yaralanmaları saptamada %95'in üzerinde duyarlılığa sahiptir. Özellikle kafa tabanına yakınlığı nedeniyle fizik muayene ve cerrahi eksplorasyonun zor olduğu ZonZon IIIIII yaralanmalarında ilk basamak tarama yöntemi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik durumun değerlendirilmesi
Hastanın stabil (120/80120/80 mmHgmmHg) olduğu ve acil operasyon gerektiren 'hard sign' bulgularının olmadığı belirlendi.
Stabil hastalarda cerrahi öncesi tanısal görüntüleme (seçici yönetim) esastır.
2
Yaralanma bölgesinin (Zon) ve belirtilerin analizi
ZonZon IIIIII penetran yaralanma ve disfaji/ağız içi kan gibi 'soft sign' varlığı saptandı.
ZonZon IIIIII kafa tabanına yakın olduğu için fizik muayene ile değerlendirilmesi zordur ve vasküler yaralanma riski yüksektir.
3
Uygun tanısal yöntemin seçilmesi
Hızlı, non-invaziv ve yüksek duyarlılığa sahip MDCT anjiyografi planlandı.
MDCT anjiyografi günümüzde stabil boyun travmalarında vasküler ve aerodigestif hasarları taramak için ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında 'Seçici Yönetim' (Selective Management) protokolü uyarınca, hemodinamik olarak stabil hastalarda gereksiz negatif boyun eksplorasyonlarını önlemek için MDCT anjiyografi ile değerlendirme yapılır.
Soru 250Soru

Yanık patofizyolojisinde Jackson tarafından tanımlanan üç konsantrik bölgeden biri olan, belirgin vazodilatasyonun görüldüğü, doku hasarının en az seviyede bulunduğu ve genellikle kendiliğinden iyileşen en dıştaki tabaka aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperemi zonu

Cevap

Jackson'ın yanık modelindeki en dıştaki iyileşme bölgesi Hiperemi zonu olarak adlandırılır.
Doğru seçenek olan Hiperemi zonu, yanık alanının en dış kısmıdır. Bu bölgede belirgin vazodilatasyon ve inflamatuar yanıt izlenir. Hücre ölümü veya ciddi iskemi beklenmez; doku genellikle 77-1010 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Jackson sınıflamasındaki en az hasarlı bölgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Jackson'ın yanık zonlarını tanımla.
Jackson modeli; Koagülasyon (merkez), Staz (ara) ve Hiperemi (dış) olmak üzere üç bölgeden oluşur.
Yanık hasarının şiddeti merkezden dışa doğru azalır.
2
En dıştaki bölgenin klinik özelliklerini eşleştir.
En dış bölge olan hiperemi zonunda hücre ölümü yoktur, sadece inflamasyona bağlı vazodilatasyon izlenir.
Bu bölge genellikle 77-1010 gün içinde ek bir cerrahi müdahale gerekmeden iyileşir.

Anahtar Kavram

Jackson'ın Yanık Zonları Sınıflaması
Tahmini Süre:45s
Soru 251Soru

2424 yaşında erkek hasta, motosiklet kazası sonrası acil servise getiriliyor. Belirgin solunum sıkıntısı ve huzursuzluğu olan hastanın fizik muayenesinde sağ hemitoraksta solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonla hipersonorite saptanıyor. Hastanın boyun venlerinde dolgunluk ve trakeasında sola sapma izleniyor. Kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 130130/dk ve solunum sayısı 3232/dk olarak ölçülüyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için radyolojik tetkik beklemeden yapılması gereken en öncelikli müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İğne dekompresyonu (torakostomi) uygulanması

Cevap

İğne dekompresyonu (torakostomi) uygulanması
Vakadaki klinik tablo (hipotansiyon, tek taraflı solunum sesi kaybı, hipersonorite ve trakeal sapma) klasik bir tansiyon pnömotoraks sunumudur. ATLS protokollerine göre, bu durumda olan bir hastada radyolojik tetkik beklenmesi kesinlikle önerilmez; hemen iğne dekompresyonu (torakostomi) yapılarak plevral basınç düşürülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (hipotansiyon, taşikardi, tek taraflı solunum sesi kaybı, hipersonorite) değerlendirilmesi
Tansiyon pnömotoraks ön tanısı
Bu klasik bulgular obstrüktif şoka yol açan bir tansiyon pnömotoraks tablosunu gösterir.
2
Hemodinamik stabilitenin kontrol edilmesi
Hipotansiyon saptanması (75/4575/45 mmHg)
İnstabil hastada tanısal tetkik aşaması atlanarak doğrudan tedaviye geçilmelidir.
3
İğne torakostomi ile plevral boşluktaki yüksek basıncın boşaltılması
Hemodinamik düzelme ve ventilasyonun rahatlaması
İğne dekompresyonu, tüp torakostomi hazırlığı yapılana kadar geçici ve hızlı bir hayat kurtarıcı manevradır.

Anahtar Kavram

Tansiyon pnömotoraks tanısı klinik olarak konur ve hemodinamik bozukluk varsa radyolojik kanıt beklenmeden müdahale edilir.

Daha Fazla Pratik

Tansiyon pnömotoraks ile masif hemotoraks arasındaki fizik muayene farklarını (perküsyon bulguları) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 252Soru

4545 yaşında erkek hasta, motosiklet kazası sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde pelviste 'open-book' (açık kitap) tarzı instabilite saptanıyor. İlk vital bulguları; kan basıncı 105/65105/65 mmHg, nabız 110/dk110/dk, solunum hızı 22/dk22/dk'dır. FAST incelemesinde batın içinde yaygın serbest sıvı saptanması üzerine hasta acil operasyona alınıyor. Laparotomide yaygın mezenterik kanama kontrolü yapılan hastanın eksplorasyonunda, pelvik bölgede (Zone III) yerleşimli, pulsasyon göstermeyen ve boyutu artmayan geniş bir retroperitoneal hematom saptanıyor. Bu aşamada, pelvik bölgedeki hematoma yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomu açmadan bırakmak

Cevap

Hematomu açmadan bırakmak
Künt travma sonrası laparotomide saptanan Zone III (pelvik) retroperitoneal hematomlar, eğer pulsasyon göstermiyorlarsa ve hızla genişlemiyorlarsa açılmamalıdır. Bu bölgedeki kanamaların büyük çoğunluğu venöz pleksuslardan veya kırık kemik yüzeylerinden kaynaklanır. Retroperitonun sağladığı tamponad etkisi, kanamanın durmasını sağlar. Hematomun açılması bu dengeyi bozar ve kontrolü imkansız bir kanamaya yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Travma mekanizması ve hematom lokasyonunun belirlenmesi
Hasta künt travma geçirmiştir ve hematom pelvik bölgededir (Zone III).
Retroperitoneal hematom yönetimi, travma mekanizmasına (künt/penetran) ve hematomun bulunduğu bölgeye (Zone I, II, III) göre değişir.
2
Hematomun stabilitesinin değerlendirilmesi
Hematom pulsasyon göstermemekte ve genişlememektedir.
Stabil hematomlarda cerrahi eksplorasyon genellikle kanamayı artıracağı için kaçınılmalıdır.
3
Yönetim stratejisinin belirlenmesi
Hematomun açılmadan gözlenmesi ve gerekirse pelvik stabilizasyon (binder vb.) uygulanması.
Künt travmalı Zone III hematomlarında kanama %8590\%85-90 oranında venöz kökenlidir ve retroperitonun sağladığı tamponad etkisi hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

Künt abdominal travma sırasında laparotomide rastlanan Zone III (pelvik) retroperitoneal hematomların yönetimi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 253Soru

Sıcak su dökülmesi (haşlanma) sonrası acil servise başvuran bir hastanın yapılan fizik muayenesinde; yanık alanının canlı kırmızı renkte olduğu, zemininin ıslak göründüğü, dokunmakla oldukça ağrılı olduğu ve yüzeyde büllerin (su kabarcıkları) geliştiği saptanmıştır. Bu klinik bulgulara göre yanık derinliği sınıflaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci derece yüzeyel parsiyel kalınlıkta yanık

Cevap

İkinci derece yüzeyel parsiyel kalınlıkta yanık
İkinci derece yüzeyel yanıklar dermisin papiller tabakasını etkiler. Bu bölgedeki kapillerlerin geçirgenliğinin artması bül (vesikül) oluşumuna yol açar. Sinir uçları (nosiseptörler) açıkta kaldığı için hava teması ve dokunma ile şiddetli ağrı hissedilir. Dokunun canlılığı canlı kırmızı/pembe renk ve hızlı kapiller geri dolum ile kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Canlı kırmızı renk, ıslak zemin, büller ve şiddetli ağrı saptandı.
Bu bulgular dermisin üst tabakalarının (papiller dermis) etkilendiğini ancak sinir uçlarının korunduğunu gösterir.
2
Yanık derinliği sınıfları ile karşılaştır.
Bül (su kabarcığı) varlığı, yanığın en az ikinci derece olduğunu; ağrının varlığı ve canlı renk ise yüzeyel olduğunu doğrular.
Derinlik arttıkça (derin 2. derece veya 3. derece) ağrı azalır ve renk soluklaşır/matlaşır.

Anahtar Kavram

İkinci derece yüzeyel yanıkların tanısı klinik olarak bül varlığı ve şiddetli ağrı ile konur.

Daha Fazla Pratik

Jackson zonlarından 'staz zonu'nun uygun tedavi ile kurtarılabilir olup olmadığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 254Soru

3636 yaşında kadın hasta, yüksekten düşme sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 90/6090/60 mmHg, nabız 115/dk115/dk, solunum sayısı 22/dk22/dk olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde pelvik instabilite ve simfizis pubiste 44 cm'lik ayrılma (open-book) saptanıyor. FAST incelemesinde batın içi serbest sıvı saptanması üzerine hasta acil laparotomiye alınıyor. Laparotomide ince bağırsak mezosunda kanama kontrol altına alınıyor. Pelvik bölgede (Zone 33) pelvis kırığına bağlı, ekspansif olmayan ve pulsatil karakter göstermeyen geniş bir retroperitoneal hematom saptanıyor.

Bu hematoma yaklaşımda en uygun cerrahi adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun açılmadan bırakılması ve dışarıdan pelvik stabilizasyonun sürdürülmesi

Cevap

Künt travma sonrası saptanan, ekspansif olmayan pelvik (Zone 3) retroperitoneal hematom açılmadan bırakılmalıdır.
Künt travma sonrası oluşan retroperitoneal hematomların yönetiminde Zone 3 (pelvik bölge), en koruyucu yaklaşılması gereken bölgedir. Eğer hematom ekspansif değilse, pulsatil karakter göstermiyorsa ve büyük bir damar yaralanması şüphesi yoksa, hematomun açılmadan bırakılması ve dışarıdan pelvik stabilizasyon (kuşak veya fiksatör) ile takip edilmesi standart yaklaşımdır. Bu yaklaşım, peritonun sağladığı tamponad etkisini koruyarak venöz pleksus kanamasının sınırlanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Travma mekanizmasının ve hematom bölgesinin belirlenmesi
Künt travma ve Zone 3 (pelvik) yerleşimli hematom saptandı.
Retroperitoneal hematom yönetimi travmanın tipine (künt/delici) ve bulunduğu bölgeye (Zone 1, 2, 3) göre değişir.
2
Hematomun karakterinin (ekspansif veya pulsatil) değerlendirilmesi
Hematomun ekspansif ve pulsatil olmadığı görüldü.
Künt travmada stabil pelvik hematomların cerrahi eksplorasyonu kontrendikedir.
3
Müdahale kararının verilmesi
Hematom açılmadan bırakıldı ve laparotomi sonlandırıldı.
Peritonun bütünlüğünün korunması, pelvik venöz pleksustan kaynaklanan kanamayı sınırlayan en önemli faktördür (tamponad etkisi).

Anahtar Kavram

Retroperitoneal Hematom Bölgeleri ve Yönetimi
Soru 255Soru

Termal yanık travması sonrası gelişen lokal patofizyolojik değişiklikler, yanık derinliğinin sınıflandırılması ve sistemik yanıt evreleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jackson’ın staz zonunda mikrovasküler perfüzyonun devamlılığı; güçlü vazodilatör etkili Tromboksan A2A_2 (TXA2TXA_2) ve güçlü vazokonstriktör etkili Prostasiklin (PGI2PGI_2) arasındaki dengenin korunmasına bağlıdır.

Cevap

Jackson’ın staz zonunda mikrovasküler perfüzyonun devamlılığı; güçlü vazodilatör etkili Tromboksan A2A_2 ve güçlü vazokonstriktör etkili Prostasiklin (PGI2PGI_2) arasındaki dengenin korunmasına bağlıdır ifadesi yanlıştır; çünkü Tromboksan A2A_2 vazokonstriktör, Prostasiklin ise vazodilatördür.
Doğru (yanlış olan) ifade, mediyatör rollerini ters vermiştir. Tromboksan A2A_2 (TXA2TXA_2), trombositlerden salınan güçlü bir vazokonstriktördür ve staz zonunda mikrovasküler trombozu artırarak doku nekrozuna (konversiyon) katkıda bulunur. Prostasiklin (PGI2PGI_2) ise damar duvarından salınan güçlü bir vazodilatördür. Staz zonunun canlı kalabilmesi için PGI2PGI_2 etkisinin baskın olması veya TXA2TXA_2 artışının sınırlanması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Lokal yanık zonlarını analiz et.
Jackson'ın 3 zonu: Koagülasyon (nekroz), Staz (iskemi/kurtarılabilir), Hiperemi (iyileşme).
Zonların temel özelliklerini belirlemek için.
2
Staz zonundaki biyokimyasal mediyatörlerin rollerini kontrol et.
TXA2TXA_2 vazokonstriktör ve agregandır; PGI2PGI_2 vazodilatör ve anti-agregandır. Bu dengenin TXA2TXA_2 lehine bozulması 'yanık yarasının konversiyonuna' (nekroza ilerleme) neden olur.
Sorudaki yanlış mediyatör eşleştirmesini yakalamak için.
3
Yanık derinliği klinik bulgularını doğrula.
2. derece yüzeyel: Papiller dermis, bül, çok ağrı, hızlı blanching. 2. derece derin: Retiküler dermis, mottled renk, azalmış ağrı, yavaş blanching.
Diğer seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek için.
4
Sistemik yanıt evrelerini (Ebb vs. Flow) değerlendir.
Ebb: Düşük CO, yüksek SVR, düşük metabolizma. Flow (Akış): Yüksek CO, düşük/normal SVR, hipermetabolizma, hipertermi.
Sistemik vasküler direnç ve kardiyak debi ilişkisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Jackson Burn Zones and Mediator Imbalance (TXA2/PGI2)

Daha Fazla Pratik

Yanık şokunda sıvı resüsitasyonu sonrası başlayan 'Flow Phase' (Akış Fazı) özelliklerini ve bu fazdaki katekolamin-kortizol etkileşimini tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 256Soru

3838 yaşında erkek hasta, karın bölgesine çok sayıda ateşli silah yaralanması sonrası acil laparotomiye alınıyor. Operasyon sırasında masif hemoperitonyum saptanıyor ve yaklaşık 44 litre kan boşaltılıyor. Anestezi ekibi hastanın vücut sıcaklığının 33.5C33.5^\circ C olduğunu, arter kan gazında pHpH değerinin 7.127.12 olduğunu ve laboratuvar sonuçlarında PTPT değerinin 24 saniye24\ saniye (kontrol: 1212) ölçüldüğünü bildiriyor. Batın eksplorasyonunda karaciğer sağ lobda yaygın laserasyon ve çok sayıda ince bağırsak perforasyonu izleniyor. Bu klinik tabloda en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğer laserasyonuna perihepatik paketleme uygulanması, bağırsak perforasyonlarının hızlı ligasyonu/kapatılması ve batının geçici yöntemle kapatılarak operasyonun sonlandırılması

Cevap

Kanama odağına perihepatik paketleme uygulanması, bağırsak perforasyonlarının hızlıca kapatılması ve batının geçici yöntemle kapatılması.
Vakada belirtilen pH:7.12pH: 7.12, vücut ısısı: 33.5C33.5^\circ C ve uzamış PTPT süresi, hastanın 'öldürücü triad' içerisinde olduğunu gösterir. Bu durumda cerrahın önceliği definitif onarım değil, hayatı kurtaracak en hızlı işlemlerdir. Karaciğer kanaması için paketleme (packing) yapılması, bağırsak perforasyonlarının ise hızlıca kapatılıp batının geçici yöntemle (vakum yardımlı kapama gibi) kapatılması Hasar Kontrol Cerrahisi'nin ilk aşamasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fizyolojik parametrelerini analiz et.
pH<7.2pH < 7.2, Sıcaklık <35C< 35^\circ C ve koagülopati saptandı.
Bu bulgular 'Öldürücü Triad' (Lethal Triad) tablosunu doğrular.
2
Uygun cerrahi stratejiyi belirle.
Hasar Kontrol Cerrahisi (Damage Control Surgery) endikasyonu vardır.
Fizyolojik rezervi tükenen hastada definitif cerrahi kontrendikedir.
3
Hasar Kontrol Cerrahisi 1. Aşama (Ameliyathane) adımlarını seç.
Kanama kontrolü (paketleme), kontaminasyon kontrolü ve geçici kapama.
Amaç hastayı bir an önce Yoğun Bakım Ünitesi'ne (2. Aşama) stabilize etmek üzere göndermektir.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi (Damage Control Surgery), ağır travma hastalarında fizyolojik tükenmişliği önlemek için definitif onarımın ertelenip sadece hayati fonksiyonların (kanama ve kontaminasyon kontrolü) sağlandığı aşamalı bir yaklaşımdır.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 257Soru

5252 yaşında kadın hasta, boyun bölgesine (klavikula hemen üstü) delici alet yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenede platizmayı geçen bir yaralanma izleniyor. Hastanın kan basıncı 115/75115/75 mmHgmmHg, nabzı 82/dk82/dk, solunum sayısı 16/dk16/dk olarak ölçülüyor. Yapılan muayenede fışkırır tarzda kanama, genişleyen hematom, üfürüm veya solunum sıkıntısı saptanmıyor. Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boyun bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA)

Cevap

En uygun yönetim adımı, boyun bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) ile hastanın ileri tetkik edilmesidir.
Doğru seçenek olan boyun bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) yaklaşımı, stabil penetran boyun travmalarında güncel tanısal altın standarttır. Yaralanma Zon II (klavikula ve krikoid kartilaj arası) bölgesindedir. Bu bölgedeki yaralanmalar, göğüs kafesi ve boyun kökü arasındaki geçişte bulunan subklavyen damarlar, karotis kökü, trakea ve özofagus gibi kritik yapıların gizli hasarlarını içerebilir. Fizik muayenede 'hard sign' (fışkırır tarzda kanama, üfürüm, genişleyen pulsatil hematom, hemoptizi/hematemez) bulunmayan stabil hastalarda, bu derin yapıları değerlendirmek için BTA en uygun ve ilk seçilecek adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik stabilite ve 'Sert Bulguların' (Hard Signs) varlığını kontrol et.
Hasta hemodinamik olarak stabil ve sert bulgu (aktif kanama, genişleyen hematom vb.) yok.
Sert bulguların varlığı hastayı doğrudan cerrahiye yönlendirir; yokluğu ise stabil hastalarda seçici yönetimi başlatır.
2
Yaralanmanın anatomik bölgesini (Zon) belirle.
Klavikula üstü yaralanma, Zon II olarak sınıflandırılır.
Zon II (Klavikula-Krikoid arası) cerrahi erişimin en zor olduğu ve büyük damarların çıkış noktası olduğu için stabil hastalarda görüntüleme şarttır.
3
Uygun tanısal tetkiki seç.
Çok kesitli bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) planlanır.
Modern ATLS ve travma kılavuzlarında, stabil penetran boyun travmalarında BTA, vasküler ve aerodigestif yaralanmaları dışlamak için yüksek duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

Penetran boyun travmalarında stabil hastalarda Zon II ve Zon IIIIII yaralanmaları, cerrahi erişimin zorluğu ve hayati yapıların yakınlığı nedeniyle mutlaka ileri görüntüleme (BTA) gerektirir.

İpuçları

1
Hastanın stabil olması acil ameliyat ihtiyacını azaltır; ancak yaralanmanın geçtiği anatomik sınırı (Zon II) düşünün.
2
Zon II, klavikula üstü bölgedir ve buradaki damar yaralanmaları ameliyat öncesi görüntüleme olmadan (sternotomi gerekebileceği için) risklidir.
3
Modern kılavuzlarda platizmayı geçen ama sert bulgu vermeyen stabil hastalarda BTA, çoğu invaziv tetkikin (arteriyografi, özofagoskopi) yerini almıştır.

Daha Fazla Pratik

Boyun zonlarının (Zon II, IIII, IIIIII) anatomik sınırlarını ve her bir bölgedeki hayati yapıları tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 258Soru

3232 yaşında erkek hasta, inşaatta iskeleden düşme sonrası acil servise getiriliyor. İlk değerlendirmede kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 125/dk125/dk ve solunum sayısı 24/dk24/dk olarak ölçülüyor. Fizik muayenede pelvik instabilite saptanması üzerine pelvik kuşak (binder) uygulanıyor ve çekilen pelvik grafide "open-book" (açık kitap) tipi pelvik kırık izleniyor. Agresif kristaloid resüsitasyonu sonrası kan basıncı 105/70105/70 mmHg'ye yükselen hastada, FAST incelemesinde batın içi yaygın serbest sıvı saptanması üzerine acil laparotomi kararı veriliyor. Laparotomide karaciğerdeki grade III laserasyona bağlı kanama kontrol altına alındıktan sonra, pelvik bölgede (Zon III) rüptüre olmayan, pulsatil karakter taşımayan ve hızlı genişleme göstermeyen bir retroperitoneal hematom saptanıyor. Bu aşamada pelvik hematoma yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hematomun açılmadan bırakılması ve operasyonun sonlandırılması

Cevap

Hematomun açılmadan bırakılması ve operasyonun sonlandırılması en uygun yaklaşımdir.
Künt travmaya bağlı oluşan pelvik retroperitoneal hematomlar (Zon III), genellikle venöz pleksuslardan veya kırık kemik yüzeylerinden kaynaklanır. Bu tip hematomlar, retroperitoneal boşluğun sağladığı doğal tamponat sayesinde sınırlanır. Eğer hematom pulsatil değilse, hızlı genişlemiyorsa veya rüptüre olup batın içine sızmıyorsa açılmamalıdır. Hematomun açılması bu tamponadı ortadan kaldırarak masif ve cerrahi olarak kontrolü çok zor venöz kanamalara yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Travma mekanizması ve hematom bölgesini belirle.
Künt travma ve Zon III (Pelvis) yerleşimli hematom.
Yönetim stratejisi travmanın tipine ve hematomun anatomik zonuna göre değişir.
2
Hematomun hemodinamik ve fiziksel özelliklerini değerlendir.
Rüptüre değil, pulsatil değil ve genişlemiyor.
Zon III künt hematomlarda eksplorasyon kararı hematomun genişleyip genişlemediğine bağlıdır.
3
Retroperitoneal tamponat etkisini korumaya karar ver.
Hematom açılmadan bırakılır.
Zon III'ün açılması, pelvik venöz pleksuslardaki tamponadı bozarak kontrol edilemeyen kanamaya (eksanguinasyon) neden olur.

Anahtar Kavram

Künt travma sonrası laparotomide saptanan Zon III (pelvik) retroperitoneal hematomlar, pulsatil veya hızlı genişleyen karakterde değilse eksplore edilmemelidir.
Soru 259Soru

4545 yaşında erkek hasta, iş yerinde üzerine ağır metal blok düşmesi sonucu acil servise getiriliyor. Pelvis kırığı ve batın içi serbest mayii saptanan hasta acil laparotomiye alınıyor. Operasyon sırasında yaygın karaciğer laserasyonu ve retroperitoneal hematom saptanıyor. Girişimlerin 4545. dakikasında hastanın vücut sıcaklığı 34.1C34.1^\circ C, arteriyel pH değeri 7.167.16 ölçülüyor ve cerrahi sahadaki doku yüzeylerinden sızıntı şeklinde yaygın mikrovasküler kanama başlıyor. Bu aşamada uygulanması gereken en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanama kontrolü için paketleme (packing) ve geçici karın kapama yapılarak hastanın yoğun bakıma sevki

Cevap

Kanama kontrolü için paketleme (packing) ve geçici karın kapama yapılarak hastanın yoğun bakıma sevki en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan pH 7.167.16 ve vücut sıcaklığı 34.1C34.1^\circ C değerleri ile cerrahi sahadaki mikrovasküler kanama, 'öldürücü triad' (lethal triad) tablosunu oluşturur. Bu aşamada cerrahi girişim mümkün olduğunca kısa tutulmalı, sadece kanama ve kontaminasyon kontrol altına alınarak (packing ve geçici kapama) hasta fizyolojik parametrelerin düzeltilmesi amacıyla yoğun bakıma sevk edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın intraoperatif fizyolojik parametrelerini (sıcaklık, pH, koagülasyon) değerlendirin.
Vücut sıcaklığının 34.1C34.1^\circ C (hipotermi), pH'ın 7.167.16 (asidoz) ve mikrovasküler sızıntının (koagülopati) olduğu saptandı.
Bu bulgular 'öldürücü triad'ın geliştiğini ve hastanın fizyolojik rezervinin bittiğini gösterir.
2
Cerrahi stratejiyi Hasar Kontrol Cerrahisine (Damage Control Surgery) çevirin.
Definitif tamirlerden vazgeçilerek hızlı kanama kontrolüne odaklanıldı.
Bu durumda operasyon süresini uzatmak mortaliteyi doğrudan artırır.
3
Ameliyatı sonlandırıp hastayı stabilize edin.
Batın içi paketlendi (packing), geçici kapama yapıldı ve yoğun bakım ünitesine transfer kararı alındı.
Hasar kontrolünün 1. aşamasının temel amacı hayatı tehdit eden kanama ve kontaminasyonu durdurup hastayı 2. aşama (yoğun bakım) için hazırlamaktır.

Anahtar Kavram

Hasar Kontrol Cerrahisi Endikasyonları ve Öldürücü Triad
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 260Soru

4545 yaşında kadın hasta, araç içi trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Yapılan ilk değerlendirmede kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 125/dk125/dk ve solunum hızı 24/dk24/dk olarak ölçülüyor. Fizik muayenesinde pelvis instabilitesi saptanan ve radyografisinde simfizis pubiste 44 cm'lik ayrışma (açık kitap kırığı) izlenen hastada, pelvik hacmi küçülterek kanamayı kontrol altına almak amacıyla yapılması gereken ilk müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pelvik kuşak (binder) uygulaması

Cevap

Pelvik kuşak (binder) uygulaması
Hemodinamik olarak stabil olmayan ve açık kitap (open-book) tarzı pelvis kırığı saptanan hastalarda, kanamanın en önemli nedeni genişleyen pelvik hacim nedeniyle tamponad etkisinin kaybolmasıdır. Pelvik kuşak (binder) uygulaması, simfizis pubisteki ayrışmayı kapatarak pelvik hacmi azaltır ve venöz pleksuslar ile kırık kemik yüzeylerinden gelen kanamayı durdurmak için gerekli olan mekanik tamponadı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu ve yaralanma mekanizmasını değerlendir.
Hasta hemodinamik olarak instabil (85/5585/55 mmHg) ve radyolojik olarak açık kitap (open-book) tipi pelvis kırığı mevcut.
Bu tip kırıklarda pelvik halka genişler ve pelvik hacim artar, bu da venöz pleksuslardan kanamanın devam etmesine neden olur.
2
Artmış pelvik hacmi daraltacak en hızlı müdahaleyi uygula.
Pelvik kuşak (binder) veya geçici olarak bir çarşaf yardımıyla pelvisin stabilize edilmesi.
Hacmin küçültülmesi, retroperitoneal alandaki tamponad etkisini geri kazandırarak venöz ve kemik yüzeyli kanamaları kontrol altına alır.

Anahtar Kavram

Hemodinamik olarak instabil açık kitap tipi pelvis kırıklarında ilk adım, pelvik hacmi küçülterek venöz tamponad sağlamak için pelvik binder uygulamaktır.

Daha Fazla Pratik

Pelvik kuşak uygulanan ancak hemodinamisi hala düzelmeyen hastalarda bir sonraki adımın anjiyo-embolizasyon veya preperitoneal pelvik paketleme (PPP) olduğu unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 13 / 16Sonraki
Travma ve Yanıklar — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 13 | Examkin