Bakteriyoloji

394 soru

Soru 321Soru

Hastanelerde ısıya ve neme duyarlı, lümenli ve karmaşık yapılı tıbbi cihazların sterilizasyonunda kritik bir yöntem olan etilen oksit (EtO) gaz sterilizasyonu; gaz konsantrasyonu, sıcaklık, uygulama süresi ve bağıl nem olmak üzere dört ana parametre üzerinden yürütülür. Bu yöntemin biyolojik monitörizasyonu ve uygulama prensipleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sterilizasyon etkinliği için ortamdaki bağıl nemin %40-80 aralığında tutulması, dehidrate olmuş sporların rehidrasyonu ve alkilasyonun gerçekleşmesi için kritiktir.

Cevap

Etilen oksit sterilizasyonunda başarının anahtarı, ortamdaki bağıl nemin %40-80 arasında tutularak mikroorganizma sporlarının rehidrasyonunun sağlanmasıdır.
Etilen oksit (EtO) gazı, nemin olmadığı ortamlarda mikroorganizma sporlarına yeterince nüfuz edemez. Sporların dış kılıfının yumuşaması ve gazın alkilasyon reaksiyonunu gerçekleştirebilmesi için %40-80 oranında bağıl nem zorunludur. Bu, yöntemin en kritik ve hata yapılmaya açık parametrelerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Etilen oksit (EtO) yönteminin çalışma prensibini tanımla.
EtO, mikroorganizmaların protein ve genetik materyallerini alkilleyerek (alkil grubu ekleyerek) onları inaktive eder.
Alkilasyon, hücrenin yaşamsal fonksiyonlarını ve replikasyonunu durduran temel kimyasal süreçtir.
2
Biyolojik monitörizasyon için kullanılan spesifik mikroorganizmayı belirle.
EtO için kullanılan biyolojik indikatör Bacillus atrophaeus (eski adıyla Bacillus subtilis var. niger) sporlarıdır.
Bu sporlar EtO gazına karşı en yüksek dirence sahip olan test organizmasıdır.
3
Nem parametresinin önemini analiz et.
Nem eksikliğinde sporlar dehidrate olur ve gaza karşı geçirimsiz hale gelir; %40-80 bağıl nem bu direnci kırar.
Gazın kimyasal reaksiyonu başlatabilmesi için su molekülleri aracılığıyla spor duvarına penetre olması gerekir.
4
Süreç sonrası güvenlik adımlarını değerlendir.
İşlem bittiğinde malzemeler üzerindeki toksik gaz kalıntılarını uzaklaştırmak için uzun süreli havalandırma (aerasyon) yapılmalıdır.
EtO kalıntıları cilt irritasyonuna, mukoza hasarına ve kanserojen etkilere yol açabilir.

Anahtar Kavram

Etilen oksit sterilizasyonunda dört kritik parametre vardır: Gaz konsantrasyonu, sıcaklık, süre ve özellikle nem (rehidrasyon amaçlı).
Soru 322Soru

3838 yaşında, HIV pozitif (CD4+CD4+ hücre sayısı: 120/mm3120/mm^3) olan bir hasta; ateş, öksürük ve ilerleyici nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda kavitasyon saptanıyor. Balgam örneğinin Gram boyamasında Gram pozitif kokobasiller görülüyor. Modifiye asidorezistan (Ehrlich-Ziehl-Neelsen) boyamada zayıf pozitiflik saptanıyor ve kanlı agarda 4848 saat sonra somon rengi (salmon-pink) koloniler oluşuyor. Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rhodococcus equi

Cevap

Rhodococcus equi
Doğru seçenek olan bakteri, aerobik, hücre içi yerleşen, Gram pozitif bir kokobasildir. Özellikle hücresel bağışıklığı baskılanmış (HIV/AIDS) kişilerde kavitasyonlu pnömoniye yol açar. Hücre duvarındaki mikolik asitler nedeniyle modifiye asidorezistan (zayıf pozitif) boyanır. Kanlı agarda somon pembesi renginde, mukoid koloniler oluşturması en ayırt edici özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini değerlendir
HIV pozitifliği ve düşük CD4 sayısı, hastanın fırsatçı enfeksiyonlara açık olduğunu gösterir.
Etkenin immünosuprese konakta kavitasyonlu akciğer enfeksiyonu yapabilme kapasitesi sorgulanmalıdır.
2
Morfolojik ve boyanma özelliklerini analiz et
Gram pozitif kokobasil yapısı ve modifiye asidorezistan (zayıf ARB) pozitifliği saptanmıştır.
Bu kombinasyon CMN grubu (Corynebacterium, Mycobacterium, Nocardia) ve Rhodococcus arasında ayırıcı tanı gerektirir.
3
Kültür özelliklerini tanımla
Kanlı agarda somon rengi (salmon-pink) koloniler oluşmuştur.
Somon rengi pigment üretimi, Rhodococcus equi için patognomonik sayılabilecek bir laboratuvar bulgusudur.

Anahtar Kavram

Rhodococcus equi'nin immünosuprese hastalardaki kavitasyonlu pnömoni etkeni olması ve karakteristik laboratuvar özellikleri (zayıf ARB pozitifliği ve somon rengi koloniler).

Daha Fazla Pratik

Nocardia ve Rhodococcus arasındaki morfolojik farkları (filamentöz vs kokobasil) pekiştirmek için mikroskobik görüntüleri karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

Bakteri hücre duvarının temel yapısal bütünlüğü, NN-asetilmuramik asit (NAMNAM) ve NN-asetilglukozamin (NAGNAG) ünitelerinin birbirine bağlanmasıyla oluşan peptidoglikan tabakasına dayanır. İnsan vücut sıvılarında (gözyaşı, tükürük vb.) bulunan ve bu iki şeker ünitesi arasındaki β1,4\beta-1,4 glikozidik bağlarını hidrolize ederek bakterilerin ozmotik lizis ile parçalanmasına yol açan enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lizozim

Cevap

Lizozim
Lizozim, peptidoglikan tabakasını oluşturan şeker molekülleri arasındaki β1,4\beta-1,4 glikozidik bağlarını yıkarak bakterinin yapısal bütünlüğünü bozar ve ozmotik basınç farkı nedeniyle bakterinin patlamasına (lizis) neden olur. Gözyaşı ve tükürük gibi vücut sıvılarında bulunması doğal bağışıklığın önemli bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Peptidoglikan tabakasının kimyasal iskeletinin incelenmesi
Hücre duvarı iskeletinin NN-asetilmuramik asit (NAMNAM) ve NN-asetilglukozamin (NAGNAG) birimlerinden oluştuğu belirlendi.
Soru şeker üniteleri arasındaki bağın koparılmasına odaklanmaktadır.
2
Şeker birimleri arasındaki bağ tipinin ve hedef enzimin eşleştirilmesi
NAMNAM ve NAGNAG arasındaki bağın β1,4\beta-1,4 glikozidik bağı olduğu ve bu bağı koparan enzimin lizozim (muramidaz) olduğu saptandı.
Lizozim, vücut sıvılarında bulunan ve bakteri hücre duvarına saldıran temel non-spesifik bağışıklık elemanıdır.

Anahtar Kavram

Lizozim (muramidaz) enziminin peptidoglikan tabakasındaki şeker iskeletini hidrolize etme mekanizması.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 324Soru

1010 günlük bir yenidoğanda, tüm vücuda hızla yayılan eritem (kırmızılık) sonrası ağız çevresi ve eklem katlantı yerlerinden başlayan, geniş büllerle karakterize bir tablo gelişmiştir. Nikolsky belirtisi pozitif olan hastanın bül sıvısından yapılan mikroskobik inceleme ve ekimde üreme saptanmazken, göbek kordonu sürüntü örneğinde gram pozitif koklar üremiştir. Yapılan laboratuvar testlerinde; izolatın katalaz pozitif olduğu, lam koagülaz (clumping factor) testinin negatif sonuç verdiği ancak tüp koagülaz testi ile 44. saatte pıhtı oluşturduğu gözlenmiştir. Bu klinik tabloya yol açan temel virülans faktörü ve bu faktörün doğrudan hedef aldığı hücresel yapı aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eksfoliatif toksin — Desmoglein-1

Cevap

Eksfoliatif toksin ve Desmoglein-1
Vakada tanımlanan tablo Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu'dur (SSSS). Bu sendroma neden olan etken Staphylococcus aureus'un ürettiği Eksfoliatif Toksin'dir (Epidermolitik toksin). Bu toksin bir serin proteazdır ve epidermisin stratum granulosum tabakasındaki keratinositleri birbirine bağlayan desmosom yapısındaki 'Desmoglein-1' proteinini spesifik olarak parçalar. Bu durum, derinin üst tabakalarının birbirinden ayrılmasına ve Nikolsky belirtisi pozitif, içi berrak sıvı dolu büllerin oluşmasına neden olur. Laboratuvar testlerinde belirtilen 'lam koagülaz negatif, tüp koagülaz pozitif' bulgusu, S. aureus tanısı için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğanda yaygın eritem, Nikolsky pozitifliği ve steril büller 'Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu' (SSSS - Ritter Hastalığı) tanısını düşündürür.
Büllerde üreme olmaması, tablonun toksin aracılı (hematojen yayılım) olduğunu gösterir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Gram pozitif, katalaz pozitif ve koagülaz pozitif (tüp testiyle doğrulanmış) izolat Staphylococcus aureus'tur.
S. aureus'un bazı suşları lam koagülaz (clumping factor) negatif olabilirken tüp koagülaz (serbest koagülaz) pozitiftir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
S. aureus tarafından üretilen Eksfoliatif Toksin (ET), epidermisin stratum granulosum tabakasındaki hücreleri bir arada tutan desmoglein-1 proteinini hedef alan bir serin proteazdır.
Desmoglein-1'in parçalanması hücreler arası kohezyonu bozar ve bül oluşumuna yol açar.

Anahtar Kavram

Staphylococcus aureus'un eksfoliatif toksinleri, desmosomlarda bulunan desmoglein-1 proteinini hedef alan spesifik proteazlardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 325Soru

Hastanelerde el hijyeni ve preoperatif cilt hazırlığında yaygın olarak kullanılan klorheksidin glukonat ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cilt proteinlerine bağlanarak saatler süren rezidüel (kalıcı) etkinlik sağlar.

Cevap

Klorheksidin glukonat, cilt proteinlerine bağlanarak saatler süren rezidüel (kalıcı) etkinlik sağlar.
Klorheksidin glukonatın en belirgin klinik avantajı 'kalıcılık' (persistence) özelliğidir. Ciltteki stratum corneum tabakasına güçlü bir şekilde bağlanır ve yıkama veya terleme ile kolayca uzaklaşmaz, böylece antisepsi sonrası saatlerce (genellikle 6 saate kadar) mikrobiyal çoğalmayı baskılamaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klorheksidinin kimyasal yapısını ve kullanım alanını değerlendiriniz.
Klorheksidin bir bisguanid türevidir ve özellikle cilt antisepsisinde (el yıkama, cerrahi saha hazırlığı) tercih edilir.
Antiseptiklerin klinik kullanım avantajlarını belirlemek için karakteristik özelliklerini bilmek gerekir.
2
Klorheksidinin alkol ve iyot gibi diğer antiseptiklerle farkını karşılaştırınız.
Alkoller hızlı etki eder ancak kalıcı etkileri yoktur; iyot ise ciltte irritasyon yapabilir. Klorheksidin ise orta hızda etki etmesine rağmen ciltte birikerek kalıcı etki (persistence) gösterir.
Kalıcı etki, cerrahi prosedürler sırasında cildin uzun süre mikroorganizmalardan arındırılmış kalmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Antiseptiklerin kalıcı (rezidüel) etkisi

İpuçları

1
Bu ajanın cerrahi el yıkama sonrası saatlerce etkisini sürdürmesinin sebebini düşünün.
2
Alkoller uçucudur ve etkisi hemen biter, ancak bu ajan cilt proteinlerine sıkıca tutunur.

Daha Fazla Pratik

İyot ve iyodoforların etki mekanizması ile klorheksidini karşılaştıran bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 326Soru

7272 yaşında erkek hasta, yoğun bakım ünitesinde ventilatör ilişkili pnömoni tanısıyla izlenmektedir. Hastanın endotrakeal aspirat kültüründe üreyen PseudomonasPseudomonas aeruginosaaeruginosa izolatının antibiyogram sonuçları aşağıdadır:

AntibiyotikSonuç
Piperasilin-TazobaktamDuyarlı
SeftazidimDuyarlı
İmipenemDirençli
AmikasinDuyarlı

Bu hastadan izole edilen bakteride saptanan direnç profilinin en muhtemel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: OprDOprD porin kaybı

Cevap

Direnç profilinden sorumlu olan en muhtemel mekanizma OprD porin kaybıdır.
Verilen klinik tabloda ve antibiyogramda PseudomonasPseudomonas aeruginosaaeruginosa izolatının sefalosporin (seftazidim) ve geniş spektrumlu penisilinlere (piperasilin-tazobaktam) duyarlı kalırken sadece imipeneme dirençli olması, karbapenemlerin hücre içine girmesini sağlayan OprDOprD porin kanalının kaybı ile açıklanır. Bu durum TUS sınavlarında sık sorulan klasik bir 'izole karbapenem direnci' örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyogram sonuçlarını analiz et.
İzolatın piperasilin-tazobaktam ve seftazidime duyarlı, ancak sadece imipeneme dirençli olduğu belirlendi.
Direncin sadece karbapenemlerle (özellikle imipenemle) sınırlı kalması spesifik bir mekanizmaya işaret eder.
2
Direnç mekanizmalarını karşılaştır.
Beta-laktamaz üretimi (VIM veya AmpC) birden fazla ilaç grubunu etkilerdi; efluks pompaları ise genellikle seftazidim direncini de beraberinde getirirdi.
OprD porini, imipenemin hücre içine girişi için kullandığı ana kanaldır ve kaybı izole imipenem direncine yol açar.

Anahtar Kavram

Pseudomonas aeruginosa'da OprD porin kaybı, diğer beta-laktamlara duyarlılık korunurken izole karbapenem direncine (özellikle imipenem) neden olan özgün bir mekanizmadır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 327Soru

Bakteri endosporlarının olumsuz çevre koşullarına karşı gösterdiği yüksek direnç mekanizmalarıyla ilgili olarak; spor çekirdeğindeki DNA'ya sıkıca bağlanarak onu BB formundan daha dirençli olan AA formuna dönüştüren ve bu sayede özellikle UVUV radyasyonu kaynaklı timin dimerleri oluşumunu engelleyen yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük asit-çözünür proteinler (SASP'ler)

Cevap

Bakteri endosporlarında DNA'yı AA formuna dönüştürerek UVUV direncini sağlayan yapı Küçük asit-çözünür proteinlerdir (SASP'ler).
Küçük asit-çözünür proteinler (SASP'ler), sporülasyon sırasında spor çekirdeğinde sentezlenir. Bu proteinler DNA'ya sıkıca bağlanarak onu normal BB formundan AA formuna dönüştürür. AA formu DNA, UVUV radyasyonuna karşı daha dirençlidir çünkü pirimidin dimerleri (özellikle timin dimerleri) oluşumuna izin vermeyen bir yapısal geometriye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Spor çekirdeğindeki (core) moleküler bileşenleri analiz et.
Çekirdekte DNA, ribozomlar, glikolitik enzimler, kalsiyum-dipikolinat ve SASP'ler bulunur.
Direncin kaynağını çekirdek düzeyinde aramak gerekir.
2
DNA koruma mekanizmasını belirle.
SASP'ler DNA'ya bağlanarak onu stabilize eder.
DNA'nın fiziksel formunun değişmesi radyasyon hasarını önler.
3
Konformasyonel değişikliğin sonucunu değerlendir.
DNA'nın BB formundan AA formuna geçişi timin dimer oluşumunu imkansız hale getirir.
Timin dimerleri UVUV hasarının temel mekanizmasıdır.

Anahtar Kavram

Bakteri endosporlarında SASP (Small Acid-Soluble Proteins) aracılı DNA radyasyon direnci.

Daha Fazla Pratik

Sporun çimlenmesi (germination) sürecinde dipikolinik asidin dışarı salınması ve SASP'lerin parçalanarak amino asit kaynağı olarak kullanılması sürecini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 328Soru

Bir grup üniversite öğrencisinde, bir Uzak Doğu restoranında yedikleri kızarmış pirinçten (fried rice) yaklaşık 22 saat sonra ani başlayan şiddetli bulantı ve kusma şikayetleri gözlenmiştir. Gıda örneğinden yapılan mikrobiyolojik incelemede Gram pozitif, sporlu, hareketli ve aerobik koşullarda üreyen basiller izole edilmiştir.

Bu klinik tablodan sorumlu olan etken ve patogenez mekanizması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorumlu toksin (sereulid), gıdalarda önceden sentezlenen, mide asidine ve yüksek ısıya (121C121^\circ C, 3030 dakika) dirençli halkasal bir peptiddir.

Cevap

Sorumlu toksin (sereulid), gıdalarda önceden sentezlenen, mide asidine ve yüksek ısıya dirençli halkasal bir peptiddir.
Vakadaki klinik ipuçları (pirinç tüketimi, 2 saatlik kısa inkübasyon, kusma) ve mikrobiyolojik bulgular (Gram pozitif, sporlu, hareketli, aerobik basil) Bacillus cereus emetik tip gıda zehirlenmesini tanımlamaktadır. Bu tablodan sorumlu olan sereulid toksini, gıdada önceden sentezlenen, 121°C'de 30 dakika gibi yüksek ısı değerlerine ve mide asidine dirençli, halkasal yapıda bir peptiddir.

ÖzellikEmetik FormDiyareik Form
İnkübasyon Süresi161-6 saat (kısa)8168-16 saat (uzun)
Sorumlu ToksinSereulid (ısıya dirençli)Enterotoksin (ısıya duyarlı)
Toksin KaynağıGıdada önceden sentezlenmişBağırsakta üretim
Ana SemptomKusmaSulu ishal

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Pirinç tüketimi sonrası 1-6 saatlik kısa inkübasyon süresi ve kusmanın ön planda olması 'emetik tip' gıda zehirlenmesine işaret eder.
Kısa inkübasyon süreleri genellikle gıdada önceden sentezlenmiş (preformed) toksinlerle ilişkilidir.
2
Mikrobiyolojik özelliklerin değerlendirilmesi
Gram pozitif, sporlu, hareketli ve aerobik basil tanımı Bacillus cereus ile uyumludur.
Bacillus türleri sporlu ve aerobiktir; B. anthracis hareketsizken, B. cereus hareketlidir.
3
Toksin özelliklerinin belirlenmesi
B. cereus emetik formu, ısıya ve asit direncine sahip 'sereulid' adı verilen bir halkasal peptid tarafından oluşturulur.
Bu toksin pişirme sıcaklıklarında (otoklav dahil) bozulmadığı için kontamine gıdanın ısıtılması zehirlenmeyi engellemez.

Anahtar Kavram

Bacillus cereus emetik ve diyareik sendrom farkları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 329Soru

Laboratuvar tanısında üreme için hem faktör XX (hemin) hem de faktör VV (NADNAD) gereksinimi duyan Gram negatif kokobasil aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Haemophilus influenzae

Cevap

Haemophilus influenzae
Haemophilus influenzae, enzimatik eksiklikleri nedeniyle üremek için dışarıdan hem Faktör X (ısıya dayanıklı hemin) hem de Faktör V (ısıya duyarlı nikotinamid adenin dinükleotid - NAD) almak zorundadır. Bu durum laboratuvarda kanlı agarda ürememesine, ancak çikolatamsı agarda veya 'satellitizm' (uydu fenomeni) yaparak üremesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Bakterinin morfolojik sınıflandırmasını belirleyin.
Gram negatif kokobasil olduğu tespit edildi.
Soruda belirtilen yapısal özellik kokobasil formuna işaret eder.
2
Metabolik büyüme faktörlerini analiz edin.
Hem Faktör X (hemin) hem de Faktör V (NAD) gerekliliği saptandı.
Haemophilus cinsi içerisinde sadece tam bağımlı türler bu iki faktörü de ister.
3
Özellikleri spesifik patojenle eşleştirin.
Haemophilus influenzae tanısına ulaşıldı.
Klinik olarak en önemli Haemophilus türü olan H. influenzae her iki faktöre de mutlak bağımlıdır.

Anahtar Kavram

Haemophilus cinsi bakterilerin üreme faktörü (X ve V) gereksinimleri.

İpuçları

1
Bu bakteri kanlı agarda direkt üreyemez, çünkü içindeki V faktörünü yıkan enzimler bulunur.
2
Stafilokokların etrafında üremesi (uydu fenomeni) bu faktör gereksinimi ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Haemophilus ducreyi ve Haemophilus parainfluenzae türlerinin faktör gereksinimlerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 330Soru

Ön vakumlu otoklavlarda, sterilizasyon işlemi başlamadan önce cihaz kabini içerisindeki havanın tam olarak tahliye edildiğini ve doymuş buharın paketli yüklere etkin bir şekilde nüfuz edebildiğini kontrol etmek amacıyla kullanılan test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bowie-Dick testi

Cevap

Ön vakumlu otoklavlarda hava tahliyesi ve buhar penetrasyonunu denetleyen işlem Bowie-Dick testidir.
Bowie-Dick testi, ön vakumlu otoklavlarda sterilizasyon çevrimi başlamadan önce kabinde hava kalıp kalmadığını ve buharın paketli malzemelere (özellikle gözenekli yüklere) nüfuz edip etmediğini kontrol etmek için kullanılan, Sınıf 2 spesifik bir kimyasal indikatördür. Test kağıdındaki renk değişiminin her yerde eşit olması, havanın başarıyla tahliye edildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Cihaz tipini ve çalışma prensibini analiz et.
Ön vakumlu otoklavlar, sterilizasyon öncesinde havayı tahliye ederek doymuş buharın girmesini sağlar.
Havanın tahliye edilememesi, buharın malzemeye ulaşmasını engelleyen hava cepleri oluşturur.
2
Hava tahliyesini denetleyen spesifik indikatör sınıfını belirle.
Bu amaçla kullanılan özel kimyasal indikatör Sınıf 2 (Bowie-Dick) testidir.
Bowie-Dick testi, paketin tam ortasına yerleştirilen test kağıdındaki renk değişiminin homojenliği ile hava tahliyesinin başarısını ölçer.

Anahtar Kavram

Ön vakumlu otoklavlarda Bowie-Dick testi ile hava tahliyesi denetimi.
Soru 331Soru

33 günlük bir yenidoğan; ateş, irritabilite ve beslenme güçlüğü şikayetleri ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde fontanelde dolgunluk saptanıyor. Lomber ponksiyon örneğinin Gram boyamasında Gram pozitif zincir yapan koklar görülüyor. Kanlı agarda yapılan ekimde kolonilerin etrafında dar bir beta-hemoliz zonu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etkenin tanımlanmasında kullanılan biyokimyasal test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CAMP testi

Cevap

CAMP testi, yenidoğan menenjitinin en sık etkeni olan Streptococcus agalactiae'nin (Grup B Streptokok) tanımlanmasında kullanılan spesifik bir testtir.
Vakadaki klinik tablo yenidoğan menenjitini, mikrobiyolojik veriler ise Streptococcus agalactiae'yi işaret etmektedir. CAMP testi, bu bakterinin Staphylococcus aureus beta-lizini ile etkileşime girerek hemolizi artırması esasına dayanır ve GBS tanısında altın standarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Yenidoğan menenjiti tablosu (ateş, fontanel dolgunluğu) saptandı.
Etkenin giriş yolunu ve olası patojenleri daraltmak için gereklidir.
2
Mikrobiyolojik bulguları değerlendir
Gram pozitif zincir kok ve dar beta-hemoliz zonu.
Bu bulgular öncelikle Streptococcus agalactiae'yi (GBS) düşündürür.
3
Ayırıcı tanı testini seç
CAMP testi pozitifliği.
GBS, S. aureus ile çapraz ekimde ok ucu şeklinde hemoliz artışı (CAMP etkisi) gösterir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan menenjitinin en sık etkeni olan Streptococcus agalactiae, CAMP testi ve hippurat hidrolizi ile tanımlanır.
Soru 332Soru

Bakteriyofajlar aracılığıyla gerçekleşen genetik madde aktarımında; faj genomunun bakteri kromozomunda belirli bir bölgeye entegre olması (profaj) ve bu bölgeden ayrılırken (eksizyon) komşuluğundaki sınırlı sayıdaki bakteri genini de yanına alarak yeni bir konak hücreye taşıması süreci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özelleşmiş transdüksiyon (Specialized transduction)

Cevap

Bakteriyofajın kromozoma entegre olduğu bölgeye komşu genleri taşıdığı mekanizma özelleşmiş transdüksiyondur.
Özelleşmiş transdüksiyon sürecinde, bir ılımlı faj bakteri kromozomunda spesifik bir bölgeye (örneğin E.coliE. coli için attλatt\lambda bölgesi) entegre olur. Lizojenik döngüden litik döngüye geçişte, profaj DNA'sı kromozomdan ayrılırken nadiren hatalı bir eksizyon gerçekleşir ve faj genomunun bir kısmı kromozomda kalırken, komşuluğundaki bakteri genleri (örneğin galaktoz metabolizması ile ilgili galgal genleri) faj başının içine paketlenir. Bu durum sadece belirli genlerin taşınmasına izin verdiği için 'özelleşmiş' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Aktarım aracısını belirle.
Genetik madde aktarımı bir bakteriyofaj (virüs) aracılığıyla gerçekleşmektedir.
Soruda sürecin bakteriyofajlar aracılığıyla olduğu belirtilmiştir.
2
Fajın kromozomdaki durumunu analiz et.
Faj, bakteri kromozomuna entegre olmuş bir 'profaj' halindedir.
Özelleşmiş transdüksiyon sadece ılımlı (temperate) fajların lizojenik döngüsü sırasında görülür.
3
Genetik paketleme özelliğini değerlendir.
Sadece entegrasyon bölgesine komşu olan belirli genler (örneğin galgal veya biobio genleri) taşınmaktadır.
Profaj kromozomdan ayrılırken (indüksiyon/eksizyon) meydana gelen hatalı bir kesim, fajın yanındaki bakteri DNA'sını da almasına neden olur.

Anahtar Kavram

Özelleşmiş transdüksiyon, sadece lizojenik döngüye giren ılımlı fajlar tarafından gerçekleştirilen ve sınırlı sayıdaki spesifik genin aktarıldığı mekanizmadır.
Soru 333Soru

Bakteriyel kamçının (flagella) moleküler yapısı ve fonksiyonel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamçı motorunun dönmesi için gereken enerji, ATP hidrolizinden değil, sitoplazmik membrandaki proton motif kuvvetinden sağlanır.

Cevap

Kamçı motorunun dönmesi için gereken enerji, sitoplazmik membrandaki proton motif kuvvetinden sağlanır.
Bakteriyel kamçı motoru, kemiosmotik bir süreçle çalışır. Sitoplazmik membran boyunca kurulan proton gradyanı (proton motif kuvveti), bazal gövdedeki stator proteinlerinden (MotA ve MotB) proton geçişine izin vererek rotorun (MS ve C halkaları) dönmesini sağlar. Bu süreçte doğrudan sitoplazmik ATP hidrolizi gerçekleşmez.

Adım Adım Çözüm

1
Bakteriyel kamçının enerji kaynağını belirleme.
Enerji, doğrudan ATP'den değil, membran potansiyeli olan proton motif kuvvetinden elde edilir.
Kamçı motoru (Mot proteinleri), protonların hücre içine akışı sırasında oluşan enerjiyi mekanik dönme hareketine dönüştürür.
2
Yapısal bileşenleri ve antijenik özellikleri değerlendirme.
Kamçı filamenti flagellin proteininden oluşur ve H antijeni olarak bilinir.
Filament, kamçının en geniş yüzey alanına sahip ve antikorlarla etkileşime giren kısmıdır.
3
Gram boyanma özelliklerine göre bazal gövde halkalarını karşılaştırma.
Gram-pozitiflerde 2 halka, Gram-negatiflerde 4 halka bulunur.
Halka sayısı, bakterinin hücre duvarı katmanlarının (dış membran, peptidoglikan, iç membran) karmaşıklığına göre değişir.

Anahtar Kavram

Bakteriyel kamçı motorunun proton motif kuvveti ile çalışan dönme mekanizması

Daha Fazla Pratik

Bakteriyel kemotaksi mekanizmasını ve 'run and tumble' (koşma ve takla atma) hareketlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 334Soru

2828 yaşında, 3232 haftalık gebe bir hasta, yaklaşık bir haftadır devam eden halsizlik, hafif ateş ve kas ağrısı şikayetleri ile başvurmuştur. Hastanın öyküsünden yakın zamanda pastörize edilmemiş sütten yapılmış taze köy peyniri tükettiği öğrenilmiştir. Kan kültüründe +22C+22^\circ C'de takla atma (tumbling) hareketi yapan, katalaz pozitif, Gram pozitif, kısa basiller üremiştir. Bu mikroorganizmanın intestinal bariyeri geçerek sistemik yayılım göstermesinde kritik rol oynayan "Internalin A" (InlA) proteini, konak hücre yüzeyindeki hangi moleküle bağlanarak bakterinin hücre içine alınmasını sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: E-kadherin

Cevap

Listeria monocytogenes'in intestinal bariyeri geçmesini sağlayan Internalin A, konak hücresindeki E-kadherin molekülüne bağlanır.
Vakada tanımlanan mikroorganizma ListeriaListeria monocytogenesmonocytogenes'dir. Bu bakteri, fakültatif intrasellüler bir patojendir. İntestinal epitel hücrelerine giriş yapmak için yüzeyinde bulunan Internalin A (InlA) proteinini kullanır. Bu protein, konak hücre yüzeyindeki E-kadherin (epithelial cadherin) molekülüne bağlanır. Bu bağlanma, aktin filamentlerinin yeniden düzenlenmesini ve bakterinin hücre içine alınmasını tetikler.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni tanımlama
ListeriaListeria monocytogenesmonocytogenes
Gebe hasta, taze peynir tüketimi ve oda ısısında takla atma hareketi yapan katalaz pozitif Gram pozitif basil bulguları tipiktir.
2
Virülans faktörünü analiz etme
Internalin A (InlA)
Listeria'nın hücre içine girişi (internalizasyon) için kullandığı temel yüzey proteinidir.
3
Reseptör eşleşmesini belirleme
E-kadherin
Internalin A spesifik olarak bağırsak epitelinde bulunan E-kadherin'e bağlanarak fermuar mekanizması ile endositozu başlatır.

Anahtar Kavram

Listeria monocytogenes, Internalin A (InlA) aracılığıyla E-kadherin'e bağlanarak intestinal bariyeri, Internalin B (InlB) aracılığıyla Met reseptörüne bağlanarak hepatik bariyeri geçer.
Soru 335Soru

30 yaşında bir mutfak çalışanı, elindeki enfekte yanık yarasından alınan pürülan akıntı örneğiyle polikliniğe başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde Gram pozitif koklar kümelenmiş (üzüm salkımı şeklinde) halde görülüyor. Bu izolatın cins (genus) düzeyinde tanımlanmasında kullanılan, hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) varlığında kabarcık oluşumu esasına dayanan test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katalaz testi

Cevap

Katalaz testi
Doğru yanıt olan katalaz testi, stafilokoklar tarafından üretilen ve hidrojen peroksiti su ve oksijene parçalayan enzimi saptar. Klinik bir izolatın mikroskobik olarak Gram pozitif kok olarak saptanmasının ardından yapılan ilk ayırt edici testtir. Stafilokoklar katalaz pozitif sonuç verirken, streptokoklar ve enterokoklar katalaz negatiftir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik örnekten elde edilen morfolojik bulguları değerlendir.
Gram pozitif kokların kümelenmiş halde görülmesi, öncelikle Staphylococcaceae ailesini düşündürür.
Mikroskobik görünüm ve yerleşim düzeni tanısal ipucu sağlar.
2
Cins düzeyinde ayırıcı tanı için uygun biyokimyasal yöntemi belirle.
Hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) eklenmesiyle oksijen çıkışı (köpürme) gözlemlenmesi.
Katalaz enzimi, 2H2O22H2O+O22H_2O_2 \rightarrow 2H_2O + O_2 reaksiyonunu katalize ederek kabarcık oluşumuna neden olur.
3
Test sonucunu yorumla.
Katalaz pozitifliği Stafilokokları, negatifliği ise Streptokokları işaret eder.
Bu biyokimyasal fark, Gram pozitif kokların sınıflandırılmasındaki temel basamaktır.

Anahtar Kavram

Gram pozitif kokların temel ayrımı katalaz testi ile yapılır; stafilokoklar katalaz pozitif, streptokoklar ise katalaz negatiftir.
Tahmini Süre:45s
Soru 336Soru

6262 yaşında, diyabetik ve hemodiyaliz hastası olan bir erkek hasta, sağ subklavyen kateter giriş yerinde selülit ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuruyor. Alınan kan kültürlerinde metisiline dirençli *Staphylococcus aureus* (MRSA) ürüyor. Başlanan vankomisin tedavisine rağmen 5.5. günde klinik düzelme saptanmıyor ve kan kültürlerinde üreme devam ediyor. İzolatın vankomisin MI˙KMİK değeri 22 μg/mL\mu g/mL olarak ölçülüyor. Tedaviye seftarolin ekleniyor ancak yapılan duyarlılık testinde seftarolin MI˙KMİK değerinin de yüksek (44 μg/mL\mu g/mL) olduğu saptanıyor. Bu bakteride seftaroline karşı gelişen dirençten sorumlu en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PBP2aPBP2a proteinini kodlayan mecAmecA geninde seftarolin bağlanmasını engelleyen nokta mutasyonlar

Cevap

Dirençten sorumlu en olası mekanizma, PBP2a proteinini kodlayan mecA geninde seftarolin bağlanmasını engelleyen nokta mutasyonlardır.
Seftarolin, klasik beta-laktamlardan farklı olarak PBP2a'nın allosterik bölgesine bağlanarak transpeptidaz bölgesinde konformasyonel bir değişikliğe yol açar ve inaktivasyonu sağlar. Bu ilaca karşı gelişen direnç, mecA genindeki nokta mutasyonlar sonucu PBP2a proteininin hem allosterik hem de transpeptidaz bölgelerinde meydana gelen ve ilacın bağlanmasını engelleyen yapısal değişikliklerden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve mikrobiyolojik verileri analiz et
Hasta MRSA bakteremisi tanısı almış ve vankomisine yanıt vermemiştir (Vankomisin MİK=2, sınırda yüksek). Seftarolin eklendiğinde ise MİK=4 bulunarak dirençli olduğu saptanmıştır.
Vankomisin tedavisine yanıt vermeyen ve seftarolin direnci gösteren MRSA izolatlarında direnç mekanizmasını belirlemek gerekir.
2
Seftarolinin etki mekanizmasını hatırla
Seftarolin, MRSA'nın dirençten sorumlu olan PBP2a (Penisilin Bağlayan Protein 2a) molekülüne yüksek afiniteyle bağlanabilen bir 5. kuşak sefalosporindir.
Bir ilaca direnç gelişmesi için ilacın hedefindeki değişikliğin niteliğini bilmek önemlidir.
3
Direnç gelişim yolunu belirle
Seftarolin direnci, mecA genindeki mutasyonlar sonucu PBP2a'nın konformasyonel değişikliğe uğraması ve ilacın bağlanma bölgesine (özellikle non-penicillin binding domain - nPBD) afinitesinin azalmasıyla oluşur.
Hedef proteindeki yapısal değişiklikler, o hedefe bağlanmak üzere tasarlanmış ilaçlara karşı en yaygın direnç yoludur.

Anahtar Kavram

MRSA'da Seftarolin Direnci ve PBP2a Mutasyonları

Daha Fazla Pratik

Vankomisine dirençli enterokoklarda (VRE) direnç genlerinin (vanA, vanB) mekanizmasını ve seftarolinin bu suşlara etkisizliğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 337Soru

4545 yaşında bir veteriner hekim; yaklaşık üç haftadır devam eden dalgalı ateş (ondülan ateş), gece terlemesi, eklem ağrıları ve belirgin halsizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede hepatosplenomegali ve lenfadenopati saptanıyor. Hastanın kan kültürlerinden 1010 günlük inkübasyon sonrası üreme gerçekleşiyor. İzole edilen Gram negatif, küçük kokobasil formundaki bakterinin; oksidaz ve katalaz pozitif olduğu, üremek için %510\%5-10 CO2CO_2’ye gereksinim duyduğu, hidrojen sülfür (H2SH_2S) ürettiği ve besiyerine eklenen tiyonin (thionine) boyası ile üremesinin inhibe olduğu; ancak bazik fuksin (basic fuchsin) içeren besiyerinde üreyebildiği saptanıyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Brucella abortus

Cevap

Vakadaki klinik ve laboratuvar bulguları (veteriner hekim öyküsü, dalgalı ateş, CO2CO_2 ihtiyacı, H2SH_2S pozitifliği ve tiyonin inhibisyonu) Brucella abortus enfeksiyonunu işaret etmektedir.
Brucella abortus, sığırlardan bulaşan ve insanlarda bruselloza neden olan en yaygın türlerden biridir. Mikrobiyolojik olarak primer izolasyonda %510\%5-10 oranında CO2CO_2 ilavesine ihtiyaç duyması, H2SH_2S üretmesi ve düşük konsantrasyonlardaki (%0.002\%0.002) tiyonin boyası ile üremesinin inhibe olması karakteristik özellikleridir. Bazik fuksin varlığında ise üremeye devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Veteriner hekim öyküsü ve ondülan ateş, bir zoonoz olan Brucellosis'i düşündürür.
Zoonotik maruziyet Brucella türleri için ana risk faktörüdür.
2
Laboratuvar üreme özelliklerini analiz et
Etkenin Gram negatif kokobasil, oksidaz/katalaz pozitif ve yavaş üreyen bir bakteri olduğu saptandı.
Bu özellikler Brucella cinsi ile uyumludur.
3
Tür ayırımı için spesifik testleri yorumla
CO2CO_2 ihtiyacı (+), H2SH_2S üretimi (+) ve Tiyonin duyarlılığı (+) bulguları birleştiğinde Brucella abortus tanısı konur.
Brucella türleri arasındaki en önemli ayırıcı özellikler boya duyarlılıkları ve metabolik ürünlerdir.

Anahtar Kavram

Brucella türlerinin ayırımında CO2 gereksinimi, H2S üretimi ve tiyonin/bazik fuksin boyalarına duyarlılık paternleri kullanılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 338Soru

Bakterilerde, özellikle düşük kopya sayılı plazmidlerin hücre bölünmesi sırasında yavrulara aktarılamaması durumunda, plazmidi kaybeden hücrelerin selektif olarak elimine edilmesini sağlayan ve "post-segregasyonel ölüm" (addiction modules / toksin-antitoksin sistemleri) olarak bilinen düzeneğin temel işleyiş prensibi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toksin molekülünün hücre içi yarı ömrünün antitoksinden daha uzun olması

Cevap

Toksin-antitoksin sistemlerinde plazmidin korunmasını sağlayan temel mekanizma, toksin bileşeninin antitoksine göre çok daha stabil (uzun ömürlü) olmasıdır.
Toksin-antitoksin (TA) sistemlerinde toksinler yapısal olarak stabil proteinlerdir. Antitoksinler ise ya proteazlara duyarlı kararsız proteinler ya da RNazlara duyarlı kısa ömürlü RNA molekülleridir. Plazmidin bulunmadığı bir yavru hücrede yeni sentez yapılamadığı için antitoksin hızla tükenir, ancak stabil toksin varlığını sürdürerek hücrenin temel işlevlerini (DNA replikasyonu, protein sentezi vb.) durdurur.

Adım Adım Çözüm

1
Sistemin bileşenlerini tanımla
Plazmid üzerinde bir 'stabil toksin' ve bir 'kararsız (labil) antitoksin' kodlayan operon bulunur.
Mekanizmanın anlaşılması için dengeleyici iki bileşenin varlığı bilinmelidir.
2
Plazmid varlığındaki durumu analiz et
Hücrede hem toksin hem antitoksin sentezlenir; antitoksin toksini bağlayarak etkisiz hale getirir veya sentezini baskılar.
Plazmid taşıyan hücrelerin neden ölmediğini açıklar.
3
Plazmid kaybı (segregasyon hatası) sonrasını değerlendir
Yeni antitoksin sentezi durur. Mevcut antitoksinler hücresel proteazlar veya RNazlar tarafından hızla yıkılırken, stabil toksinler hücrede serbest kalarak hedeflerine saldırır.
Ölümün neden sadece plazmidi kaybeden hücrelerde gerçekleştiğini (post-segregasyonel) açıklar.

Anahtar Kavram

Post-segregasyonel ölüm (Addiction modules), plazmidlerin popülasyonda kalıcılığını artırmak için kullandığı, toksin ve antitoksinin farklı stabiliteye sahip olması prensibine dayanan bir genetik mekanizmadır.
Soru 339Soru

1414 yaşındaki kistik fibrozis tanılı hastanın balgam kültüründe, kanlı agarda 487248-72 saat sonra ancak görülebilen, çok küçük, non-hemolitik koloniler oluşturan Gram pozitif koklar izole edilmiştir. Bu "küçük koloni varyantı" (Small Colony Variant - SCV) olarak tanımlanan suşların, standart *Staphylococcus aureus* suşlarına kıyasla aminoglikozidlere karşı belirgin direnç gösterdiği saptanmıştır. Bu bakteriyel fenotipte gözlenen aminoglikozid direncinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Elektron transport zincirindeki kusura bağlı olarak membran potansiyelinin azalması ve ilacın hücre içine alınımının bozulması

Cevap

Elektron transport zincirindeki kusura bağlı olarak membran potansiyelinin azalması ve ilacın hücre içine alınımının bozulması
Küçük koloni varyantı (SCV) *S. aureus* suşlarında hemin veya menadion sentezindeki eksiklik nedeniyle elektron transport zinciri düzgün çalışmaz. Bu durum, aminoglikozidlerin hücre içine aktif olarak alınması için kritik öneme sahip olan membran potansiyelinin oluşmasını engeller. Sonuç olarak, ilaç sitoplazmaya ulaşamaz ve yüksek düzeyde aminoglikozid direnci gözlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablo ve fenotipi analiz et
Kistik fibrozisli hastada yavaş üreyen ve küçük koloniler oluşturan suş, 'Small Colony Variant' (SCV) *S. aureus* olarak tanımlanır.
Bu suşlar antibiyotik baskısı ve kronik enfeksiyon bölgelerinde hayatta kalmak için metabolizmalarını yavaşlatır.
2
SCV metabolizmasındaki temel defekti belirle
Bu bakterilerde genellikle hemin veya menadion sentezi kusurludur, bu da elektron transport zincirinin aksamasına yol açar.
Aksayan elektron transportu, ATP üretimini düşürür ve bakteri membranındaki elektriksel potansiyelin (Δψ \Delta \psi ) oluşmasını engeller.
3
Mekanizmayı aminoglikozid direnci ile bağla
Aminoglikozidlerin hücre içine girişi (EDP1 evresi), membran potansiyeline bağımlı aktif bir süreçtir.
Potansiyel farkı azaldığı için ilaç içeri giremez ve bakteri doğal olarak dirençli hale gelir.

Anahtar Kavram

Small Colony Variant (SCV) suşlarında aminoglikozid direnci, enerji/oksijen bağımlı aktif transportun (uptake) membran potansiyeli yetersizliği nedeniyle bozulmasından kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

SCV fenotipinin sülfametoksazol-trimetoprim direnci ile ilişkisini (timidin oskotrofluğu) inceleyerek bilginizi derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 340Soru

6565 yaşında, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanısıyla yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatör desteğinde izlenen bir hastanın derin trakeal aspirat kültüründe *Pseudomonas aeruginosa* üremiştir. Antibiyotik duyarlılık testinde izolatın imipeneme dirençli, meropeneme ise duyarlı olduğu saptanmıştır. Bu izolatta saptanan dirençten sorumlu en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: OprD dış membran porin kaybı

Cevap

OprD dış membran porin kaybı
Doğru yanıt olan OprD dış membran porin kaybı seçeneğidir. *Pseudomonas aeruginosa*'da imipenem hücre içine girmek için temel olarak OprD porinini kullanır. Bu kanalın kaybı veya genetik olarak ekspresyonunun azalması, imipenemin hücre içi konsantrasyonunun düşmesine ve dirence yol açar. Meropenem ise giriş için OprD'ye ek olarak başka yolları da kullanabildiğinden, tek başına OprD kaybında duyarlı kalabilir veya direnç düzeyi daha düşük olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verideki mikroorganizmayı ve direnç paternini analiz et.
*Pseudomonas aeruginosa* izolatında imipenem dirençli, meropenem duyarlı olarak saptanmıştır.
Direnç mekanizmasını belirlemek için hangi antibiyotiğin etkilenip hangisinin etkilenmediğini anlamak gerekir.
2
İmipenem ve meropenemin hücre içine giriş yollarını karşılaştır.
İmipenem temel olarak OprD porin kanallarını kullanırken, meropenem hem OprD hem de diğer alternatif porinleri kullanabilir.
Spesifik kanal kaybı, o kanalı kullanan ilaca karşı seçici direnç oluşturur.
3
Efluks pompası ve porin kaybı ayrımını yap.
OprD kaybı imipenem direncine (seçici), efluks (MexAB-OprM) ise meropenem direncine yol açar.
İmipenem MexAB-OprM pompasının substratı değildir.

Anahtar Kavram

*Pseudomonas aeruginosa*'da izole imipenem direncinin en klasik mekanizması OprD porin kaybıdır.

Daha Fazla Pratik

MexAB-OprM efluks pompasının hangi antibiyotiklere karşı direnç oluşturduğunu ve imipenemin neden etkilenmediğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 17 / 20Sonraki
Bakteriyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin