Bakteriyoloji

394 soru

Soru 301Soru

Bakterilerde farklı sınıflardan antibiyotiklere karşı direnç kodlayan genleri ("gen kasetleri") yakalayıp bünyesine katan, bu genlerin bir promotör aracılığıyla topluca ifade edilmesini sağlayan ve genellikle plazmid veya transpozonlar üzerinde taşınan genetik eleman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntegron

Cevap

İntegron, gen kasetlerini yakalayarak çoklu antibiyotik direncinin gelişiminde ve yayılmasında anahtar rol oynayan genetik bir yapıdır.
Doğru cevap olan seçenek, gen kasetlerini yakalayıp entegre eden ve bu genlerin topluca transkripsiyonuna izin veren 'İntegron' yapısını tanımlamaktadır. İntegronlar özellikle Gram negatif bakterilerde çoklu ilaç direncinin (MDR) hızlı gelişiminden sorumlu temel mekanizmalardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Antibiyotik direnç genlerinin 'gen kaseti' olarak adlandırılan yapılarla nasıl organize edildiğini belirleyin.
Gen kasetleri, promotörü olmayan ve entegre olmadıkça ifade edilemeyen bağımsız genetik birimlerdir.
Soruda bahsedilen genlerin topluca ifade edilmesi için bir promotör sistemine ihtiyaç vardır.
2
Bu kasetleri yakalayan 'integraz' enzimini barındıran yapıyı tanımlayın.
İntegronlar, intIintI geni (integraz), bir promotör (PcPc) ve kasetlerin bağlanacağı bir bölge (attIattI) içerir.
İntegraz enzimi, gen kasetlerini tanıyarak spesifik bölgeye entegrasyonunu sağlar.

Anahtar Kavram

İntegronlar ve Gen Kasetleri

İpuçları

1
Bu yapı genelde plazmidler veya transpozonlar üzerinde 'misafir' olarak bulunur ve direnç genlerini bir araya getirir.

Daha Fazla Pratik

İntegronların transpozonlardan farkını ve 'integraz' enziminin rolünü tekrar inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 302Soru

7070 yaşındaki erkek hasta, kronik osteomiyelit nedeniyle aldığı 33 haftalık klindamisin tedavisi sonrası gelişen bol miktarda sulu ishal, karın ağrısı ve lökositoz tablosuyla hastaneye yatırılıyor. Gaita incelemesinde 'toksin A' ve 'toksin B' pozitif saptanıyor. Yapılan moleküler analizlerde etkenin, Gram-pozitif, anaerob, sporlu bir basil olan ve klasik toksinlerine ek olarak 'binary toksin' (ikili toksin) üretme kapasitesine sahip hipervirülan NAP1/BI/027NAP1/BI/027 suşu olduğu belirleniyor.

Bu bakterinin ürettiği 'binary toksin'in (CDTCDT) konak hücredeki etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GG-aktini ADP-ribozilleyerek polimerizasyonunu engellemek

Cevap

Binary toksin (CDTCDT), GG-aktini ADP-ribozilleyerek polimerizasyonunu engeller ve hücre iskeletini bozar.
Doğru seçenek, binary toksinin (CDTCDT) GG-aktini ADP-ribozilleyerek polimerizasyonu engellediğini ve bu yolla hücre iskeletini bozduğunu ifade etmektedir. Bu mekanizma, özellikle hipervirülan NAP1/BI/027NAP1/BI/027 suşunda görülen şiddetli ishal ve yüksek lökositoz tablosundan sorumlu ek patojenite faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Etkeni Tanımlama
Klinik tablo ve laboratuvar bulguları (antibiyotik sonrası ishal, psödomembranöz kolit, toksin pozitifliği) etkenin Clostridium difficileClostridium\ difficile olduğunu gösterir.
Klindamisin kullanımı sonrası gelişen ishalde en olası patojen budur.
2
Suş Özelliklerini Belirleme
NAP1/BI/027NAP1/BI/027 suşunun hipervirülan olduğu ve binary toksin (CDTCDT) ürettiği bilgisi hatırlanmalıdır.
Bu suş, standart suşlara göre daha ağır klinik seyir ve daha yüksek mortalite ile ilişkilidir.
3
Toksin Mekanizmasını Eşleştirme
CDTCDT (Clostridium difficile transferase), bir iota-benzeri toksindir ve GG-aktin üzerine etki eder.
CDTCDT, aktin polimerizasyonunu durdurarak konak hücrenin sitoskeleton yapısını çökertir.

Anahtar Kavram

C. difficile binary toksini (CDT), aktin-spesifik bir ADP-ribozilleyici toksindir.
Soru 303Soru

Bir üniversite öğrencisi, kantinde yediği kızarmış pilavdan yaklaşık 22 saat sonra aniden başlayan şiddetli bulantı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastada ateş veya ishal saptanmıyor. Bu klinik tabloya neden olan bakteriyel toksinle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Isıya dayanıklı (ısı-stabil) bir enterotoksindir.

Cevap

Emetik tip Bacillus cereus gıda zehirlenmesine neden olan toksin ısıya dayanıklıdır.
Bacillus cereus'un emetik tipi, besinlerde (özellikle pilav gibi nişastalı gıdalar) önceden sentezlenen ve ısıya oldukça dayanıklı olan 'sereulid' adlı enterotoksin nedeniyle oluşur. Bu toksin mide asidine ve sindirim enzimlerine de dirençlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Kısa inkübasyon süresi (161-6 saat), baskın semptom olarak kusma ve pirinç tüketimi öyküsü emetik tip Bacillus cereus enfeksiyonunu gösterir.
Kusma ile seyreden ve pirinçle ilişkili gıda zehirlenmelerinde en olası etken Bacillus cereus'tur.
2
Toksin özelliklerini değerlendirme
Sereulid (emetic toxin) gıdada önceden sentezlenmiş, proteolize ve ısıya dirençli bir peptiddir.
Emetik formun diyareik formdan temel farkı toksinin ısıya direnci ve sentez yeridir.

Anahtar Kavram

Bacillus cereus'un emetik ve diyareik formlarının ayrımı

Daha Fazla Pratik

Bacillus cereus'un diyareik formundaki inkübasyon süresi ve etki mekanizmasını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 304Soru

6868 yaşında erkek hasta, üç ay önce geçirdiği biyoprotez aort kapak replasmanı sonrası halsizlik, düşük dereceli ateş ve yeni gelişen bir üfürüm şikayetiyle başvuruyor. Alınan üç set kan kültürünün tamamında Gram pozitif kokların ürediği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; izolatın katalaz pozitif olduğu, lam koagülaz (clumping factor) testinin pozitif sonuç verdiği, ancak 44 ve 2424 saatlik tüp koagülaz testlerinin negatif olduğu görülüyor. Ayrıca bu izolatın ornitin dekarboksilaz aktivitesine sahip olduğu belirleniyor. Bu vaka ile ilgili en olası etken ve özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus lugdunensis - Agresif seyirli nativ ve protez kapak endokarditine neden olabilir.

Cevap

Staphylococcus lugdunensis, koagülaz negatif stafilokoklar arasında ornitin dekarboksilaz pozitifliği ve agresif endokardit kliniği ile karakterize olan etkendir.
Vakada tanımlanan etken katalaz pozitif, tüp koagülaz negatif (bir KNS) ancak ornitin dekarboksilaz pozitiftir. Bu biyokimyasal profil Staphylococcus lugdunensis için pathognomoniktir. S. lugdunensis, diğer koagülaz negatif stafilokokların aksine oldukça agresif seyreder ve hem nativ hem de protez kapak endokarditlerinde S. aureus'u taklit eden ağır bir klinik tablo oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Ailenin belirlenmesi (Katalaz testi)
Katalaz pozitif (+)
Hidrojen peroksit ilavesiyle gaz çıkışı olması, etkenin Staphylococcaceae ailesinden olduğunu gösterir (Streptokoklardan ayırır).
2
Tür ayrımı (Koagülaz testleri)
Lam (+), Tüp (-)
Tüp koagülaz testinin negatif olması, altın standart olan 'serbest koagülaz' üreten S. aureus'u dışlar. Lam koagülaz (clumping factor) pozitifliği ise S. lugdunensis için tipik bir yanıltıcı bulgudur.
3
Spesifik biyokimyasal test (Ornitin dekarboksilaz)
Pozitif (+)
KNS'ler arasında ornitin dekarboksilaz pozitifliği S. lugdunensis için oldukça spesifik bir tanımlayıcıdır.
4
Klinik korelasyon
Agresif Endokardit
S. lugdunensis, diğer KNS'lerin aksine nativ kapaklarda bile S. aureus benzeri destrüktif ve hızlı seyirli endokarditlere yol açar.

Anahtar Kavram

Staphylococcus lugdunensis Tanısı ve Klinik Önemi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 305Soru

Pudra, vazelin ve cam eşyalar gibi nemin penetre olamadığı materyallerin sterilizasyonunda tercih edilen yöntemin etkinliğini değerlendirmek için kullanılan biyolojik indikatör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bacillus atrophaeus

Cevap

Pudra ve yağlar gibi maddeler için kullanılan kuru sıcaklık sterilizasyonunun biyolojik indikatörü Bacillus atrophaeus'tur.
Kuru sıcaklık sterilizasyonu, nemin ulaşamadığı yağ, pudra gibi materyaller ile yüksek ısıya dayanıklı cam eşyalar için kullanılır. Bu yöntemin biyolojik kontrolünde kullanılan mikroorganizma Bacillus atrophaeus'tur. Bu bakteri aynı zamanda etilen oksit sterilizasyonunun denetiminde de tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Materyalin niteliğine göre uygun sterilizasyon yöntemini belirle.
Pudra, vazelin ve cam eşyalar gibi nemin penetre olamadığı veya nemden zarar görebilecek materyaller için kuru sıcaklık (pastör fırını) yöntemi seçilmelidir.
Otoklavda kullanılan buhar, yağlı maddelerin ve tozların içine nüfuz edemez.
2
Kuru sıcaklık yöntemi için özelleşmiş biyolojik indikatörü hatırla.
Bacillus atrophaeus (eski adıyla Bacillus subtilis var. niger) sporları kuru sıcaklığa karşı dirençlidir.
Her sterilizasyon yöntemi, o yöntemin fiziksel koşullarına en dirençli olan spesifik bir mikroorganizma sporu ile test edilir.

Anahtar Kavram

Sterilizasyon yöntemleri ve bunlara özgü biyolojik indikatörlerin eşleştirilmesi.
Tahmini Süre:45s
Soru 306Soru

5858 yaşında kadın hasta, sistoskopik girişimden 44 gün sonra başlayan yüksek ateş ve halsizlik şikayetiyle hastaneye başvuruyor. Fizik muayenesinde kalp oskültasyonunda yeni gelişen bir sistolik üfürüm duyuluyor. Alınan kan kültürlerinin mikroskobik incelemesinde Gram pozitif koklar saptanıyor. Laboratuvar analizlerinde izolatın katalaz negatif olduğu, %6,5\%6,5 NaClNaCl içeren besiyerinde üreyebildiği ve safra-eskulin besiyerini siyaha boyadığı (hidrolize ettiği) gözleniyor. Tanı konulan bu mikroorganizma için aşağıdakilerden hangisi karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PYRPYR (LL-pirrolidonil arilamidaz) testinin pozitif olması

Cevap

Vakada tanımlanan mikroorganizma Enterokoktur ve bu bakteriler için PYRPYR (LL-pirrolidonil arilamidaz) testinin pozitif olması karakteristiktir.
Vakada sistoskopi sonrası gelişen endokardit tablosu ve laboratuvarda katalaz negatif, safra-eskulin pozitif, %6,5\%6,5 NaClNaCl ortamında üreyebilen Gram pozitif kokların saptanması tipik olarak Enterokokları (EE. faecalisfaecalis, EE. faeciumfaecium) işaret eder. Enterokoklar, biyokimyasal olarak PYRPYR (LL-pirrolidonil arilamidaz) enzimine sahiptir ve bu testte pozitif sonuç verirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosu ve temel laboratuvar verilerinin analizi.
Girişimsel işlem (sistoskopi) sonrası endokardit bulguları olan hastada Gram pozitif, katalaz negatif koklar saptanmıştır.
Katalaz negatifliği, izolatın StreptococcaceaeStreptococcaceae ailesine (Streptokoklar veya Enterokoklar) ait olduğunu gösterir.
2
Spesifik biyokimyasal ayırt edici testlerin (safra-eskulin ve %6,5\%6,5 NaClNaCl) yorumlanması.
Hem safra-eskulin pozitifliği hem de %6,5\%6,5 NaClNaCl besiyerinde üreme saptanmıştır.
Bu iki özelliğin birlikte bulunması, izolatı Grup D streptokoklardan (sadece safra-eskulin pozitif) ayırarak Enterokok (EnterococcusEnterococcus spp.) tanısına yönlendirir.
3
Tanımlanan mikroorganizmaya özgü ek testin belirlenmesi.
Enterokoklar PYRPYR testinde pozitif sonuç verir.
PYRPYR testi hem Enterokoklar hem de SS. pyogenespyogenes için pozitiftir, ancak laboratuvar verileriyle birleştiğinde Enterokok tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Enterokokların laboratuvar tanısında safra-eskulin pozitifliği, %6,5\%6,5 NaClNaCl direnci ve PYRPYR pozitifliği temel ayırt edici özelliklerdir.

Daha Fazla Pratik

Enterokokların vankomisin direnç mekanizmalarını (VanA, VanB genleri) ve klinik önemini incelemek pekiştirici olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 307Soru

54 yaşında, hematolojik malignite tanısıyla kemoterapi alan bir hastada, gelişen febril nötropeni atağı sırasında kan kültüründe *Enterococcus faecium* üremiştir. Yapılan antibiyogramda suşun vankomisine dirençli olduğu saptanmıştır. Bu bakteride vankomisin direncinin gelişiminden sorumlu olan temel biyokimyasal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peptidoglikan öncül molekülündeki DD-alanil-DD-alanin terminalinin DD-alanil-DD-laktat ile yer değiştirmesi

Cevap

Vankomisin direncinin temel mekanizması, peptidoglikan öncül molekülündeki DD-alanil-DD-alanin terminalinin DD-alanil-DD-laktat ile yer değiştirmesidir.
Vankomisin, bakteriyel hücre duvarı sentezi sırasında peptidoglikan öncül moleküllerinin terminal DD-alanil-DD-alanin (DD-Ala-DD-Ala) kısmına bağlanarak transpeptidasyon ve transglikozilasyon adımlarını engeller. Vankomisine dirençli enterokoklarda (VanAVanA, VanBVanB vb. fenotipler), bu terminal yapı genellikle DD-alanil-DD-laktat (DD-Ala-DD-Lac) ile yer değiştirir. Bu biyokimyasal değişiklik vankomisinin moleküle bağlanma afinitesini yaklaşık 1000 kat azaltarak direnç gelişmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Etken patojeni ve direnç paternini tanımla.
Vankomisine dirençli *Enterococcus faecium* (VRE) saptanmıştır.
Klinik vakada belirtilen direnç profilinin hangi mekanizmalarla ilişkili olabileceğini daraltmak için gereklidir.
2
Vankomisinin normal etki mekanizmasını hatırla.
Vankomisin, peptidoglikan prekürsöründeki DD-Ala-DD-Ala ucuna bağlanarak hücre duvarı sentezini engeller.
Direncin bu hedef üzerindeki bir değişiklikten kaynaklandığını anlamak için temel mekanizmayı bilmek gerekir.
3
VRE suşlarındaki spesifik hedef değişikliğini belirle.
Dirençli suşlarda (özellikle VanAVanA ve VanBVanB tipleri), terminal yapı DD-Ala-DD-Lac (veya DD-Ala-DD-Ser) şeklinde değişir.
Bu değişiklik vankomisinin hedefine bağlanmasını engeller ve yüksek düzey direnç oluşturur.

Anahtar Kavram

Vankomisin direnci (VRE) hedef modifikasyonu yoluyla gerçekleşir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 308Soru

Cerrahi setlerde bulunan fiberoptik kablolar ve plastik lümenli aletler gibi ısıya dayanıksız malzemelerin sterilizasyonunda tercih edilen etilen oksit (EOEO) gazının, mikroorganizmalar ve sporlar üzerindeki öldürücü etkisinden sorumlu olan temel biyokimyasal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protein ve nükleik asitlerdeki fonksiyonel grupların alkillenmesi

Cevap

Etilen oksit gazının temel etki mekanizması, protein ve nükleik asitlerdeki amino, karboksil, hidroksil ve sülfhidril gruplarının alkillenmesidir.
Etilen oksit (EOEO), proteinlerin ve nükleik asitlerin yapısında bulunan amino (NH2-NH_2), hidroksil (OH-OH), karboksil (COOH-COOH) ve sülfhidril (SH-SH) gibi serbest hidrojen atomu içeren gruplara bir alkil grubu (CH2CH2OHCH_2CH_2OH) ekler. Bu kimyasal değişim (alkillenme), proteinlerin ve enzimlerin üç boyutlu yapısını bozarak işlevsiz hale gelmelerine ve DNA replikasyonunun durmasına neden olur. Bu mekanizma sayesinde hem vejetatif hücreler hem de bakteriyel sporlar üzerinde tam sterilizasyon sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sterilizasyon yönteminin kimyasal özelliklerini belirlemek.
Etilen oksitin güçlü bir alkilleyici ajan olduğu tespit edilir.
Yöntemin etki mekanizmasını anlamak, hangi malzemeler için uygun olduğunu belirlemek açısından kritiktir.
2
Alkilleyici ajanların hücresel hedeflerini analiz etmek.
Proteinler ve nükleik asitler (DNA/RNA) üzerindeki fonksiyonel grupların hedeflendiği görülür.
Alkillenme süreci, bu moleküllerin yapısal bütünlüğünü ve enzimlerin katalitik işlevlerini geri dönüşümsüz olarak bozar.

Anahtar Kavram

Etilen oksit (EOEO) gibi gaz sterilizanlar, mikroorganizma bileşenlerini alkilleyerek (alkylation) biyosidal etki gösterirler.
Soru 309Soru

Hastanelerde kullanılan dekontaminasyon yöntemlerinin seçimi, materyalin niteliği ve işlemin denetlenmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoklav ile sterilizasyonun biyolojik monitörizasyonunda Geobacillus stearothermophilus sporları kullanılır.

Cevap

Otoklav ile sterilizasyonun biyolojik monitörizasyonunda Geobacillus stearothermophilus sporları kullanılır.
Doymuş su buharı ile basınçlı sterilizasyon (otoklav) için kullanılan biyolojik indikatör Geobacillus stearothermophilus sporlarıdır. Bu bakteri yüksek sıcaklıklara en dirençli spor formuna sahip olduğu için işlemin etkinliğini denetlemede temel referans kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sterilizasyon ve dezenfeksiyon düzeylerini tanımlama
Sterilizasyon tüm formları (sporlar dahil) yok ederken, yüksek düzey dezenfeksiyon bazı sporları canlı bırakabilir.
Yöntemlerin kapsamını anlamak seçenekleri elemeyi sağlar.
2
Materyal ve yöntem uyumunu değerlendirme
Isıya hassas sıvıların filtrasyonla, ısıya dayanıklı aletlerin otoklavla sterilize edildiği doğrulanır.
Yanlış yöntem-materyal eşleşmelerini tespit etmek gerekir.
3
Biyolojik indikatör eşleşmelerini kontrol etme
Otoklav ve H2O2 plazma için G. stearothermophilus; kuru sıcaklık ve etilen oksit için B. atrophaeus kullanıldığı bilgisi uygulanır.
Spesifik mikrobiyolojik bilgiyi doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sterilizasyon Monitörizasyonu ve Yöntem Seçimi
Soru 310Soru

Klinik örneklerden izole edilen bakterilerde direnç genlerinin hızlı yayılmasından sorumlu olan ve "sıçrayıcı genler" olarak da bilinen transpozonlar hakkında verilen aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklı DNADNA molekülleri (kromozom, plazmid veya bakteriyofaj) arasında yer değiştirerek direnç genlerini mobilize edebilirler.

Cevap

Transpozonlar farklı DNA molekülleri (kromozom, plazmid veya bakteriyofaj) arasında yer değiştirerek direnç genlerini mobilize edebilirler.
Transpozonlar, taşıdıkları genetik materyali (genellikle antibiyotik direnç genlerini) bakteriyel kromozom, plazmidler ve bakteriyofaj genomları arasında fiziksel olarak yer değiştirerek (transpozisyon) farklı replikonlar arasında mobilize edebilirler. Bu durum, direncin türler arasında hızla yayılmasına olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Transpozonların temel yapısını ve hareket mekanizmasını tanımlayın.
Transpozonlar, bir DNADNA molekülü içindeki bir bölgeden diğerine veya bir replikondan diğerine geçebilen mobil genetik elemanlardır.
Bu elemanların en temel özelliği otonom replike olamamaları ancak yer değiştirebilmeleridir.
2
Transpozonları plazmid ve bakteriyofaj gibi diğer genetik elemanlarla karşılaştırın.
Plazmidler otonom çoğalır, fajlar protein kılıfına sahiptir; transpozonlar ise sadece replikonlar arası geçiş yapan segmentlerdir.
Ayırıcı tanı, bu elemanların otonomi ve yapısal farklılıkları üzerinden yapılır.
3
Klinik önemini (direnç yayılımı ve mutasyon) değerlendirin.
Transpozonlar direnç genlerini kromozomdan plazmide taşıyarak bu genlerin konjugasyon yoluyla diğer bakterilere aktarılmasını sağlar.
Çoklu ilaç direncinin (multidrug resistance) temel biyokimyasal ve genetik alt yapısını bu mobilite oluşturur.

Anahtar Kavram

Transpozonların Mobilite ve Replikasyon Özellikleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 311Soru

Bahçe temizliği sırasında çim biçme makinesiyle üzerinden geçtiği bir rodent (kemirgen) ölüsünden aerosolize olan partikülleri inhale eden 4545 yaşındaki bir hastada; ani başlayan yüksek ateş, retrosternal ağrı ve kuru öksürük gelişmiştir. Akciğer grafisinde bilateral infiltrasyonlar izlenen hastadan alınan bronkoalveoler lavaj örneğinin BCYEBCYE (BufferedBuffered CharcoalCharcoal YeastYeast ExtractExtract) besiyerinde sistein desteğiyle üreme gösterdiği; etkenin Gram boyama ile zor seçilen, çok küçük, Gram-negatif bir kokobasil olduğu ve makrofajlar içerisinde replike olduğu saptanmıştır. Aşağıdakilerden hangisi, bu mikroorganizmanın fagosomdan kaçarak makrofaj sitoplazmasında çoğalmasını sağlayan temel genetik bölge ve mekanizmadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Francisella patojenisite adası (FPIFPI) tarafından kodlanan Tip VIVI benzeri sekresyon sistemi

Cevap

Francisella patojenisite adası (FPIFPI) tarafından kodlanan Tip VIVI benzeri sekresyon sistemi
Francisella tularensis, makrofajlar tarafından fagosite edildikten sonra fagosomun asidifikasyonunu durdurur ve ardından Francisella Patojenisite Adası (FPIFPI) tarafından kodlanan proteinler (özellikle IglC gibi Tip VIVI benzeri sekresyon sistemi bileşenleri) yardımıyla fagosom membranını parçalayarak sitoplazmaya geçer. Bu strateji, bakterinin lizozomal enzimlerden kaçmasını ve besin açısından zengin sitozolde serbestçe çoğalmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Çim biçme makinesi, kemirgen ölüsü, aerosol bulaş ve pnömoni tablosu 'Pnömonik Tularemi'yi (Francisella tularensis) işaret eder.
Zoonotik bir etken olan F. tularensis'in aerosol yoluyla bulaşı oldukça tehlikelidir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Sistein bağımlı üreme (BCYEBCYE besiyeri) ve Gram-negatif kokobasil morfolojisi tanıyı doğrular.
Francisella türleri üremek için sistein ve demire ihtiyaç duyan zorunlu aerobik, fakültatif intrasellüler bakterilerdir.
3
Hücre içi yaşam döngüsünü belirle
Bakteri makrofaj içine alındıktan sonra fagosomdan sitoplazmaya kaçar.
F. tularensis'in en önemli virülans özelliği, fagosomdan kaçıp makrofaj sitozolünde çoğalabilmesidir.
4
Genetik mekanizmayı eşleştir
Bu kaçış Francisella Patojenisite Adası (FPIFPI) ve burada kodlanan Tip VIVI benzeri sekresyon sistemi ile gerçekleşir.
FPIFPI içindeki genler (IglAIglA, IglCIglC vb.) fagosom membranının lizisi için kritiktir.

Anahtar Kavram

Francisella tularensis'in hücre içi yaşam döngüsü ve fagosomdan kaçış mekanizması (FPIFPI)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 312Soru

Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarında yer alan teikoik asitlerin (WTA) ve lipoteikoik asitlerin (LTA) biyosentezi sırasında gerçekleşen DD-alanilasyon (DD-alanin kalıntılarının fosfat gruplarına eklenmesi) modifikasyonunun bakteriye sağladığı temel biyolojik avantaj aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücre yüzeyindeki net negatif yükü azaltarak katyonik antimikrobiyal peptidlerin (CAMP) bağlanmasını engellemesi

Cevap

Hücre yüzeyindeki net negatif yükü azaltarak katyonik antimikrobiyal peptidlerin (CAMP) bağlanmasını engellemesi
Teikoik asitler ve lipoteikoik asitler, yapısal olarak negatif yüklü fosfat grupları içerirler. Bakteriler, DD-alanylation (dlt operonu aracılığıyla) yaparak bu yapılara pozitif yüklü DD-alanin eklerler. Bu modifikasyon, hücre duvarının net negatif yükünü azaltarak, konak savunma hücreleri (nötrofiller vb.) tarafından salınan ve pozitif yüklü olan katyonik antimikrobiyal peptidlerin (defensinler, katelisidinler) elektrostatik olarak bakteriye bağlanmasını ve membran hasarı yapmasını engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Teikoik asit yapısının incelenmesi
Teikoik asitler ve lipoteikoik asitler, omurgalarındaki fosfat grupları nedeniyle yüksek derecede negatif yük taşırlar.
Bu negatif yük, Gram-pozitif hücre duvarının genel elektriksel özelliğini belirler.
2
DD-alanilasyon işleminin etkisinin analizi
DD-alanin kalıntılarının bu yapılara eklenmesi, fosfat gruplarının negatif yükünü maskeler veya nötralize eder.
Amino asit eklenmesi, yüzey yük dengesini değiştirir.
3
Konak savunma mekanizması ile etkileşimin değerlendirilmesi
Defensinler gibi katyonik antimikrobiyal peptidler (CAMP) pozitif yüklüdür ve bakteriye bağlanmak için negatif yüklü yüzeye ihtiyaç duyarlar.
Yük-yük etkileşimi, bu peptidlerin bakterisidal etkisi için ön şarttır.
4
Sonucun belirlenmesi
DD-alanilasyon sonucu azalan negatif yük, CAMP'lerin bakteriye bağlanmasını zorlaştırarak direnç sağlar.
Bu durum bakterinin doğal bağışıklık sisteminden kaçış stratejisidir.

Anahtar Kavram

Bakteriyel yüzey yükü modifikasyonu ve immün kaçış
Soru 313Soru

72 yaşında, kronik obstrüktif akciğer hastalığı nedeniyle yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan bir hastanın idrar kültüründe seftazidim, sefotaksim, piperasilin-tazobaktam ve meropeneme dirençli *Klebsiella pneumoniae* üremiştir. Yapılan fenotipik laboratuvar testlerinde, meropenem diski ile EDTAEDTA (EtilendiamintetraasetikEtilendiamintetraasetik asitasit) emdirilmiş disk arasında belirgin bir sinerji (zonzon genis\clemesigenişlemesi) saptanmıştır.

Bu bakterideki karbapenem direnç mekanizmasından sorumlu en olası enzim sınıfı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ambler Sınıf B (Metallo-beta-laktamaz)

Cevap

Ambler Sınıf B (Metallo-beta-laktamaz)
Doğru seçenek olan Ambler Sınıf B (Metallo-beta-laktamazlar; NDMNDM, VIMVIM, IMPIMP gibi), aktif bölgelerinde çinko iyonu bulunduran ve bu nedenle EDTAEDTA gibi metal şelatörleri ile inhibe edilen enzim grubudur. Karbapenem diski ile EDTAEDTA emdirilmiş disk arasındaki sinerji, bu enzimlerin varlığı için diagnostik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
*K. pneumoniae* izolatının karbapenemlere dirençli olduğu ve laboratuvar testinde EDTAEDTA ile sinerji gösterdiği belirlendi.
Direnç mekanizmasının belirlenmesi için fenotipik test sonuçları anahtar ipucudur.
2
EDTAEDTA etkisini analiz et.
EDTAEDTA, çinko gibi iki değerli katyonları bağlayan bir şelatördür.
Metallo-beta-laktamazların katalitik aktivite gösterebilmesi için aktif merkezlerinde çinko iyonlarına ihtiyaçları vardır.
3
Enzim sınıfını tanımla.
Ambler Sınıf B (NDM, VIM, IMP) enzimleri karakterize edildi.
EDTAEDTA tarafından inhibe edilen tek karbapenemaz sınıfı Ambler Sınıf B'dir.

Anahtar Kavram

Metallo-beta-laktamazlar (Ambler Sınıf B), çinko bağımlı enzimlerdir ve EDTA gibi şelatörlerle inhibe edilirler.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 314Soru

5454 yaşında, kronik osteomiyelit tanısıyla izlenen bir hastanın apsesinden izole edilen "Methicillin-resistant Staphylococcus aureus" (MRSA) suşunun vankomisin ve daptomisine duyarlı olduğu saptanıyor. Vankomisin tedavisi başlanan hastada, tedavinin üçüncü haftasında klinik yanıtın yetersiz olması ve vankomisin minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerinin 44 μg/mL\mu g/mL düzeyine yükselmesi üzerine tedavi daptomisin (1010 mg/kg/gu¨nmg/kg/gün) ile değiştiriliyor. Daptomisin tedavisinin 1010. gününde alınan kan kültürlerinde üreyen suşun daptomisin MİK değerinin de yükselerek "dirençli" kategoriye girdiği belirleniyor.

Bu izolatın daptomisine direnç kazanmasından sorumlu olan en temel biyokimyasal mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *mprF* geni üzerinden sitoplazmik membrana lizil-fosfatidilgliserol eklenerek net negatif yükün azaltılması

Cevap

Daptomisin direnci, *mprF* gen mutasyonu sonucu sitoplazmik membrandaki net negatif yükün azalması ve ilacın elektrostatik olarak geri itilmesi mekanizmasıyla gerçekleşir.
Daptomisin direnci, bakterinin sitoplazmik membran yapısında gerçekleştirdiği bir adaptasyonla oluşur. *mprF* geni tarafından kodlanan enzim, sitoplazmik membranın iç yüzündeki negatif yüklü fosfatidilgliserol moleküllerini lizil-fosfatidilgliserole dönüştürerek dış yüzeye taşır (flippase aktivitesi). Bu durum membran yüzeyindeki net negatif yükü azaltarak, bağlanmak için kalsiyuma ihtiyaç duyan pozitif yüklü daptomisin kompleksinin geri itilmesine (elektrostatik repulsiyon) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryodaki direnç gelişimini analiz et.
Hastada vankomisin tedavisi altında VISA (MİK=4 μg/mL\mu g/mL) gelişmiş, ardından daptomisin tedavisi sırasında daptomisin direnci ortaya çıkmıştır.
Vankomisin ve daptomisin direnç mekanizmaları arasında, özellikle hücre duvarı ve membran sinyal iletim yolları üzerinden bir çapraz etkileşim (cross-talk) mevcuttur.
2
Daptomisinin etki mekanizmasını hatırla.
Daptomisin, kalsiyum bağımlı bir şekilde bakteriyel sitoplazmik membrana bağlanır ve oligomerleşerek iyon kanalları oluşturur.
İlacın membrana bağlanabilmesi için membran yüzeyinin net negatif yüklü olması (fosfatidilgliserol zenginliği) gerekir.
3
Daptomisin direncinin moleküler temelini belirle.
*mprF* (Multiple Peptide Resistance Factor) enziminde meydana gelen fonksiyon kazandırıcı mutasyonlar belirlenmiştir.
Bu enzim, negatif yüklü fosfatidilgliserolü (PG) pozitif yüklü lizil-fosfatidilgliserole (L-PG) dönüştürür ve membran dış yüzeyine taşır.
4
Biyokimyasal sonucu değerlendir.
Membran yüzeyinin net negatif yükünün azalması ve pozitif yükün artması, kalsiyum-daptomisin kompleksinin elektrostatik olarak geri itilmesine (repulsion) neden olur.
Bu durum ilacın membrana bağlanmasını ve kanal oluşturmasını engelleyerek dirence yol açar.

Anahtar Kavram

Daptomisin direnci ve *mprF* aracılı membran yük değişikliği

Alternatif Yöntem

Vankomisin maruziyeti sonrası daptomisin direnci gelişiminin (cross-resistance/tolerance) klinik pratikte sık görülen bir 'mekanizmalar arası geçiş' örneği olduğunu bilmek, daptomisine özgü membran yükü cevabını ayırmayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 315Soru

Klinik izolatlar arasında, özellikle çoklu ilaç dirençli (MDRMDR) Gram negatif bakterilerde direnç genlerinin birikmesinde ve yayılmasında merkezi bir rol oynayan, gen kasetlerini 'integraz' enzimi aracılığıyla bünyesine katan genetik elemanlar olan integronlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Integronlar, içerdikleri integraz enzimi sayesinde genom içinde otonom olarak yer değiştirme (transpozisyon) yeteneğine sahip mobil genetik elemanlardır.

Cevap

Integronlar, içerdikleri integraz enzimi sayesinde genom içinde otonom olarak yer değiştirme (transpozisyon) yeteneğine sahip mobil genetik elemanlardır ifadesi yanlıştır; çünkü integronlar otonom transpozisyon yeteneği olmayan sabit genetik platformlardır.
İntegronlar, 'mobil genetik eleman' olarak sınıflandırılsalar da, transpozonların aksine otonom yer değiştirme (transpozisyon) yeteneğine sahip değildirler. Bir DNA molekülünden diğerine geçebilmeleri için genellikle bir transpozon veya plazmid üzerinde taşınmaları gerekir. İçerdikleri integraz enzimi, tüm yapının yer değiştirmesini değil, gen kasetlerinin bölgeye özgü rekombinasyon (attIattI ve attCattC dizileri arasında) ile yapıya dahil edilmesini veya yapıdan çıkarılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Integronların temel yapısını değerlendir.
Integronlar; bir integraz geni (intIintI), bir bağlanma bölgesi (attIattI) ve kasetlerin ekspresyonu için bir promotör (PcPc) içeren genetik platformlardır.
Integronun fonksiyonel parçalarını anlamak, yanlış olan mobilite özelliğini ayırt etmeyi sağlar.
2
Mobilite mekanizmasını transpozonlarla karşılaştır.
Transpozonlar otonom olarak yer değiştirebilir (transpozisyon), ancak integronlar sadece gen kasetlerini yakalayabilir.
Integronlar otonom mobil elemanlar değil, 'yakalama ve ekspresyon' sistemleridir; bakteriler arası taşınmaları için plazmid veya transpozonlara ihtiyaç duyarlar.
3
Gen kasetlerinin özelliklerini analiz et.
Kasetler genellikle promotörsüzdür ve integron üzerindeki PcPc promotöründen transkribe edilirler.
Bu yapı, integronların direnç genlerini verimli bir şekilde yönetmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Integronlar, gen kasetlerini bölgeye özgü rekombinasyonla yakalayan ancak otonom yer değiştirme (transpozisyon) yeteneği olmayan genetik düzeneklerdir.
Soru 316Soru

Gram-negatif bakterilerde dış membranın peptidoglikan tabakasına sabitlenmesini sağlayarak periplazmik aralığın yapısal bütünlüğünü koruyan, C-terminalindeki lizin kalıntısı ile peptidoglikan zincirindeki mezodiaminopimelikmezo-diaminopimelik asitasit (mDAPm-DAP) birimleri arasında kovalent bağ kuran molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Braun lipoproteini

Cevap

Dış membran ile peptidoglikan arasında kovalent bağ kurarak yapısal bütünlüğü sağlayan molekül Braun lipoproteinidir.
Braun lipoproteini (Lpp), Gram-negatif bakterilerde sayıca en fazla bulunan protein olup, dış membranı peptidoglikan tabakasına kovalent olarak bağlar. Bu bağlantı, proteinin C-terminal lizin kalıntısı ile peptidoglikandaki mezodiaminopimelikmezo-diaminopimelik asitasit (mDAPm-DAP) yan zinciri arasında kurulur. Bu yapı periplazmik aralığın mesafesini ve stabilitesini belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Gram-negatif bakteri hücre duvarı bileşenlerini analiz etme
Dış membran, periplazmik aralık ve ince bir peptidoglikan tabakası saptandı.
Soruda dış membranın peptidoglikana kovalent bağla sabitlenmesi istenmektedir.
2
Spesifik protein bağlarını değerlendirme
Braun lipoproteininin (Lpp) lizin ucu ile peptidoglikandaki diaminopimelik asit arasındaki bağ tanımlandı.
Bu bağ, Gram-negatif bakterilerde dış membranın ayrılmasını önleyen temel mekanizmadır.

Anahtar Kavram

Braun Lipoproteini (Lpp) ve Dış Membran Sabitlenmesi

Daha Fazla Pratik

Gram-negatif bakterilerde LPS biyosentezindeki KDO şekerlerinin rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 317Soru

İthal hayvan yünü ve derisi işleme tesisinde çalışan 4545 yaşında bir erkek hasta; el sırtında ağrısız, kaşıntılı bir papülün hızla ilerleyerek ortası siyah nekrotik bir eskarla (şarbon çıbanı) karakterize lezyona dönüştüğü şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede lezyon çevresinde belirgin, gode bırakmayan (non-pitting) ödem saptanıyor. Vezikül sıvısının Gram boyamasında uçları dik köşeli, zincir oluşturan, büyük Gram pozitif basiller görülüyor. Bu klinik tabloya neden olan etkenin virülans faktörleri ve genetik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapsül sentezinden sorumlu genler pXO2pXO2 plazmidinde, toksin bileşenlerini kodlayan genler ise pXO1pXO1 plazmidinde yer alır.

Cevap

Şarbon etkeninde kapsül genleri pXO2pXO2, toksin genleri ise pXO1pXO1 plazmidinde bulunur.
Doğru olan ifadede belirtildiği gibi, *Bacillus anthracis*'in virülansını belirleyen iki ana plazmid vardır: pXO1pXO1 toksinleri (ProtectiveAntigenPAProtective Antigen - PA, EdemaFactorEFEdema Factor - EF, LethalFactorLFLethal Factor - LF) kodlarken, pXO2pXO2 bakteriyi fagositozdan koruyan poli-D-glutamik asit kapsülünü kodlar. Her iki plazmidin varlığı da tam virülans için gereklidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Siyah nekrotik eskar (şarbon çıbanı) ve büyük Gram pozitif basiller *Bacillus anthracis* tanısını koydurur.
Tanıyı netleştirmek için tipik lezyon ve mikroskopi bulguları kullanılır.
2
Virülans plazmidlerinin hatırlanması
pXO1pXO1 toksin kompleksini (PAPA, EFEF, LFLF), pXO2pXO2 ise kapsül sentezini kodlar.
Genetik bilginin lokasyonu TUS için spesifik bir bilgi düzeyidir.
3
Kapsül yapısının incelenmesi
*B. anthracis* kapsülü poli-D-glutamik asit (polipeptit) yapısındadır.
Diğer bakterilerden ayrılan en önemli yapısal farklardan biridir.
4
Toksin mekanizmalarının ayırt edilmesi
EF adenilat siklaz aktivitesi gösterir, LF ise MAPKK'ları parçalayan metalloproteazdır.
İki toksin bileşeninin etki mekanizmaları birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Anahtar Kavram

*Bacillus anthracis* virülansı için hem protein yapısındaki kapsül (pXO2) hem de üçlü toksin kompleksi (pXO1) gereklidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

2222 yaşında kadın hasta, son iki gündür devam eden idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve suprapubik ağrı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın öz geçmişinde herhangi bir kronik hastalık veya tıbbi girişim öyküsü saptanmıyor. Yapılan fizik muayenede kostovertebral açı hassasiyeti saptanmazken, suprapubik bölgede hafif hassasiyet izleniyor. Hastanın idrar kültüründe kanlı agarda hemoliz yapmayan, beyaz renkli koloniler oluşturan Gram pozitif koklar izole ediliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde izolatın katalaz pozitif, koagülaz negatif olduğu belirleniyor. Bu hastadaki enfeksiyona en olası neden olan etkenin kesin tanısında aşağıdakilerden hangisi kullanılmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Novobiyosin direnci

Cevap

Novobiyosin direnci saptanması, bu vakadaki en olası etken olan Staphylococcus saprophyticus'un kesin tanısını sağlar.
Genç, cinsel aktif kadınlarda saptanan ve altta yatan bir tıbbi girişim (kateterizasyon vb.) öyküsü bulunmayan üriner sistem enfeksiyonlarında, koagülaz negatif stafilokoklardan Staphylococcus saprophyticus en olası etkendir. Bu bakteri, idrar izolatı olarak saptanan diğer yaygın koagülaz negatif stafilokokların (örneğin S. epidermidis) aksine novobiyosine dirençlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve mikrobiyolojik bulguların sentezi
Genç bir kadında gelişen komplike olmayan üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) ve idrar kültüründe katalaz pozitif, koagülaz negatif stafilokok (KNS) üremesi.
Genç kadınlarda stafilokokkal ÜSE vakalarında akla ilk gelmesi gereken etken S. saprophyticus'tur.
2
Katalaz ve koagülaz test sonuçlarının yorumlanması
İzolatın Staphylococcus cinsi içerisinde yer alan bir koagülaz negatif stafilokok (KNS) olduğu doğrulanmıştır.
Katalaz testi Stafilokokları Streptokoklardan, koagülaz testi ise S. aureus'u diğer stafilokoklardan ayırır.
3
KNS üyeleri arasında ayırıcı tanı testi seçimi
Novobiyosin direnç testi uygulanması.
Klinik pratikte idrardan izole edilen KNS'ler arasında S. saprophyticus'u, S. epidermidis gibi diğer duyarlı KNS'lerden ayıran temel özellik novobiyosin direncidir.

Anahtar Kavram

Genç kadınlarda ÜSE etkeni olarak Staphylococcus saprophyticus'un biyokimyasal identifikasyonu (Novobiyosin direnci).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 319Soru

Pelvik inflamatuar hastalık (PIDPID) tablosuyla başvuran bir hastanın servikal sürüntü örneğinde, polimorfonükleer lökositlerin (nötrofil) içerisinde Gram negatif diplokoklar saptanmıştır. Bu mikroorganizmanın nötrofiller tarafından fagositozdan sonra fagozom-lizozom füzyonunu engelleyerek hücre içi sağkalımını sağlayan temel virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PorB proteini

Cevap

Neisseria gonorrhoeae'nin nötrofiller içinde sağkalımından sorumlu olan PorB proteini
Doğru yanıt olan seçenek, NeisseriaNeisseria gonorrhoeaegonorrhoeae'nin PorB proteinini belirtmektedir. PorB, bakterinin dış membranında bulunan en bol proteindir (porin). Bakterinin nötrofiller tarafından fagositoz edilmesinin ardından PorB proteini fagozom membranına transloque olur ve fagozom-lizozom birleşmesini inhibe eder. Bu sayede bakteri, lizozomal enzimlerin etkisinden korunarak nötrofiller içerisinde canlı kalabilir ve hatta çoğalabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Pelvik inflamatuar hastalık (PIDPID) ve hücre içi Gram negatif diplokok bulgusu NeisseriaNeisseria gonorrhoeaegonorrhoeae enfeksiyonunu işaret eder.
Gonokoklar, PIDPID'nin en yaygın nedenlerinden biridir ve Gram boyasında nötrofiller içinde böbrek fasulyesi şeklinde diplokoklar olarak görülürler.
2
Hücre içi sağkalım mekanizmasını sorgulama
Patojenin nötrofiller (PMN) tarafından fagositoz edilmesine rağmen ölmediği, aksine hücre içinde çoğalabildiği anlaşılır.
Gonokokların virülansında nötrofillerin etkisiz hale getirilmesi kritik bir adımdır.
3
Spesifik virülans faktörünü belirleme
PorB (porin kanalı) proteini, fagozom ve lizozomun birleşmesini (füzyonunu) inhibe eder.
PorB, konak hücresine girişte rol almasının yanı sıra fagozom membranının yapısını değiştirerek füzyonu engeller.

Anahtar Kavram

Neisseria gonorrhoeae virülans faktörleri ve PorB'nin hücre içi sağkalımdaki rolü

Daha Fazla Pratik

Neisseria meningitidis'in PorA ve PorB proteinlerinin farklarını ve Serogrup B aşısının içeriğindeki fHbp (Factor H binding protein) rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 320Soru

2828 yaşında, intravenöz ilaç bağımlılığı öyküsü olan bir erkek hasta; yaklaşık iki gündür devam eden çift görme, yutma güçlüğü ve kollarında başlayıp aşağı doğru yayılan kas güçsüzlüğü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral ptozis, ışık refleksinin zayıf olduğu dilate pupiller ve simetrik inen flask paralizi saptanıyor. Hastanın vücut sıcaklığı 36,8C36,8^\circ C olup, sol ön kolunda pürülan bir deri lezyonu izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tıpkı tetanus toksini gibi çinko bağımlı bir endopeptidaz olan toksini, SNARE proteinlerini parçalayarak nöromusküler kavşaktan asetilkolin salınımını engeller.

Cevap

Mikroorganizmanın salgıladığı toksin, SNARE proteinlerini parçalayarak asetilkolin salınımını engeller ve flask paraliziye neden olur.
Vakadaki bulgular (descending flask paralizi, ptozis, IV ilaç kullanımı ve yara varlığı) yara botulizmini göstermektedir. Clostridium botulinum tarafından üretilen botulinum toksini, sinaptik vezikül füzyonunda görevli SNARE proteinlerini (synaptobrevin, SNAP-25 veya syntaxin) parçalayarak asetilkolin salınımını inhibe eder. Bu durum periferik kolinerjik sinapslarda blokaja ve sonuçta flask paraliziye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
İntravenöz ilaç kullanımı, pürülan yara varlığı, ptozis, dilate pupiller ve simetrik inen flask paralizi saptandı.
Bu bulgular, özellikle ateşin olmamasıyla birlikte 'Yara Botulizmi' (Wound Botulism) tablosunu desteklemektedir.
2
Etken mikroorganizmayı belirleme
Etken Clostridium botulinum'dur.
Clostridium botulinum sporları kontamine yaralarda vejetatif hale geçerek botulinum toksini üretir.
3
Toksin mekanizmasını değerlendirme
Botulinum toksini, SNARE kompleksini parçalayan çinko bağımlı bir endopeptidazdır.
SNARE proteinlerinin parçalanması, asetilkolin içeren veziküllerin presinaptik membranla birleşmesini engeller.

Anahtar Kavram

Yara botulizmi, intravenöz ilaç kullanıcılarında görülebilen, Clostridium botulinum toksininin SNARE proteinlerini parçalayarak asetilkolin salınımını engellemesiyle karakterize bir klinik tablodur.
ÖncekiSayfa 16 / 20Sonraki
Bakteriyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin