Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 461Soru

1414 aylık bir erkek çocuk, sabahları uyanmakta zorluk, uykuya meyil ve aşırı halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, çocuğun akşam yemeğini erken yediği günlerde bu şikayetlerin çok daha belirgin olduğu ve gece boyunca beslenmediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde büyüme gelişimi normal sınırlarda saptanırken, karaciğer ve dalağın palpabl olmadığı (organomegali saptanmadığı) görülüyor. Laboratuvar incelemesinde 1212 saatlik açlık sonrası kan şekeri 4242 mg/dL, laktat düzeyi ise normalin altında (0,40,4 mmol/L) bulunuyor. Yemekten 11 saat sonra yapılan kontrolde ise kan şekerinin 185185 mg/dL'ye çıktığı ve laktat düzeyinin belirgin şekilde artarak 3,23,2 mmol/L olduğu saptanıyor; idrarda glukoz veya indirgen maddeye rastlanmıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen sentaz eksikliği

Cevap

Glikojen sentaz eksikliği (Tip 0 Glikojen Depo Hastalığı)
Glikojen sentaz eksikliği (Tip 0 GSD), diğer karaciğer tipi glikojen depo hastalıklarından hepatomegali olmamasıyla ayrılır. Karaciğerde glikojen sentezlenemediği için açlıkta enerji kaynağı bulunmaz ve hipoglisemi gelişir. Bu durumda laktat kaynağı da (glikojen) olmadığı için laktat düzeyi düşük kalır. Yemek sonrası ise glukoz depolanamadığı için kan şekeri hızla yükselir ve glikoliz yolunun aşırı uyarılmasıyla laktat seviyeleri artar.

Adım Adım Çözüm

1
Açlık hipoglisemisinin varlığını ve organomegali durumunu değerlendir.
Hastada açlık hipoglisemisi var ancak diğer çoğu glikojen depo hastalığının (GSD) aksine organomegali (hepatomegali) yoktur.
Bu durum, karaciğerde glikojen birikimi olmadığını, aksine glikojen sentezlenemediğini düşündürür.
2
Açlık ve tokluk laktat düzeylerini karşılaştır.
Açlıkta laktat düşük/normal, toklukta ise laktat yüksektir.
Tip 0 GSD'de glikojen deposu olmadığı için açlıkta laktat kaynağı yoktur; toklukta ise depolanamayan glukoz glikoliz yoluna girerek laktata dönüşür.
3
Tokluk kan şekeri düzeyini yorumla.
Toklukta kan şekeri belirgin şekilde yükselmiş (hiperglisemi).
Glukozun glikojene çevrilip depolanamaması yemek sonrası kan şekerinin hızla artmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Tip 0 Glikojen Depo Hastalığı, karaciğerde glikojen sentaz eksikliği sonucu gelişen, organomegali görülmeyen ve açlıkta düşük/normal laktat, toklukta ise yüksek laktat ile karakterize bir bozukluktur.

Daha Fazla Pratik

Tip 1 ve Tip 3 GSD arasındaki laboratuvar farklarını (laktat, ürik asit, kolesterol) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

GSD tiplerini ayırırken 'Karaciğer büyük mü?' sorusu ilk basamak olmalıdır. Eğer hipoglisemi var ama karaciğer normal boyutlardaysa akla ilk olarak Glikojen Sentaz Eksikliği (Tip 0) veya yağ asidi oksidasyon defektleri gelmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 462Soru

Yedi yaşındaki bir erkek çocuk, ani başlayan konuşma bozukluğu ve sağ kolunda güçsüzlük nedeniyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinden hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde; boyunun yaşıtlarına göre oldukça uzun (97. persentil) olduğu, parmaklarının ince ve uzun (araknodaktili) yapıda olduğu ve bilateral aşağı-içe doğru lens subluksayonu bulunduğu saptanıyor. Kranial manyetik rezonans görüntülemesinde sol orta serebral arter sulama alanında iskemik enfarktüs izleniyor.

Bu hastanın klinik tablosuna yol açan en olası hastalıkta, aşağıdaki enzimlerden hangisinin eksikliği beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistatiyonin β\beta-sentaz

Cevap

Doğru seçenek, homosistinüri hastalığından sorumlu olan Sistatiyonin β\beta-sentaz enzimidir.
Hastada tarif edilen marfanoid fenotip (uzun boy, araknodaktili), aşağı-içe lens dislokasyonu (ektopia lentis), zihinsel yetersizlik ve tromboembolik olay (iskemik inme) birlikteliği Homosistinüri hastalığı için tipiktir. Homosistinüri, en sık sistatiyonin β\beta-sentaz enziminin eksikliğine bağlı olarak gelişir ve dokularda, kanda ve idrarda homosistein birikimi ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Hastada marfanoid vücut yapısı (uzun boy, araknodaktili), zihinsel yetersizlik, ektopia lentis (lens dislokasyonu) ve iskemik inme (tromboemboli) tespit edilmiştir.
Sendromik tanıya ulaşmak için tüm sistem bulgularının bir araya getirilmesi gerekir.
2
Ayırıcı tanının yapılması
Klinik tablo Marfan sendromu ile karışabilse de; zihinsel yetersizlik, tromboza yatkınlık (inme) ve lensin aşağı-içe dislokasyonu bulguları hastanın spesifik olarak Homosistinüri olduğunu gösterir.
Marfan sendromunda zeka normaldir, lens yukarı-dışa dislokedir ve kardiyovasküler mortalite trombozdan ziyade aort dilatasyonuna/rüptürüne bağlıdır.
3
Etiyolojik enzimin belirlenmesi
Homosistinürinin en sık görülen nedeni, metiyonin metabolizmasında görevli olan sistatiyonin β\beta-sentaz enziminin eksikliğidir.
Soru kökünde klinik tabloya yol açan hastalığın temelindeki enzim defekti sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Homosistinüri klinik bulguları ve enzim eksikliği

İpuçları

1
Hastadaki iskemik inme (tromboemboli), marfanoid fenotip (uzun boy, araknodaktili) ve aşağı doğru lens dislokasyonu birlikteliğine odaklanın.
2
Bu klinik tablo Marfan sendromuna benzese de, zihinsel yetersizlik ve tromboemboliye yatkınlık (inme) klasik olarak metiyonin metabolizması ile ilişkili bu hastalıkta görülür.
3
Tarif edilen sendromik tablo Homosistinüri'dir. Bu hastalıkta B6 vitamini kofaktörlüğünde çalışan hangi enzimin eksik olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Homosistinüri tedavisinde kullanılan kofaktör vitaminleri (Örn: Piridoksin) ve metiyoninden kısıtlı diyet düzenlemelerini gözden geçirmeniz faydalı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Fizik muayenede lens dislokasyonunun yönü ayırıcı tanıda önemli bir ipucudur: Homosistinüride lens aşağı-içe disloke olurken, Marfan sendromunda yukarı-dışa disloke olur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 463Soru

7 haftalık bir erkek bebek; beslenmede güçlük, dilde büyüme (makroglossi) ve uzamış sarılık şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde arka fontanelin 1.5 cm1.5 \text{ cm} olduğu, umbilikal herni varlığı ve kaba sesle ağlama dikkati çekiyor. Yapılan tetkiklerde serum TSH:65 mU/LTSH: 65 \text{ mU/L} (N: 0.560.5-6) ve serbest T4:0.4 ng/dLT_4: 0.4 \text{ ng/dL} (N: 0.82.20.8-2.2) olarak saptanıyor. Bu hastada hipotiroidinin intrauterin dönemde başladığını ve şiddetli olduğunu gösteren radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal femoral epifiz kemikleşme merkezinin yokluğu

Cevap

Distal femoral epifiz kemikleşme merkezinin yokluğu
Vakada tanımlanan çocukta birincil (primer) hipotiroidi mevcuttur. Distal femoral epifiz merkezi normal şartlarda 36. gebelik haftasında (fetal hayatın sonlarında) gelişir. Doğumda veya sonraki haftalarda bu merkezin radyolojik olarak saptanamaması, tiroid hormonu eksikliğinin doğum öncesinde başladığını ve kemik maturasyonunu etkileyecek kadar şiddetli olduğunu gösteren 'epifizyal disgenezi' bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Uzamış sarılık, makroglossi, göbek fıtığı ve geniş arka fontanel (>0.5 cm> 0.5 \text{ cm}) konjenital hipotiroidiyi düşündürür.
Vakadaki semptomlar klasik konjenital hipotiroidi tablosudur.
2
Laboratuvar değerlerini yorumla.
Yüksek TSHTSH ve düşük serbest T4T_4 seviyeleri primer hipotiroidi tanısını kesinleştirir.
Primer hipotiroidide tiroid bezinin hormon üretimi azaldığı için geri bildirim (feedback) mekanizmasıyla TSHTSH yükselir.
3
İskelet maturasyonu ve başlangıç zamanı ilişkisini değerlendir.
Normalde doğumda mevcut olması gereken distal femoral epifizin yokluğu, patolojinin fetal hayatta başladığını gösterir.
Tiroid hormonları fetal iskelet gelişimi ve epifiz merkezlerinin ortaya çıkması için kritiktir; eksikliği bu merkezlerin oluşumunu geciktirir.

Anahtar Kavram

Konjenital hipotiroidide iskelet maturasyonu (kemik yaşı) gecikmesi ve intrauterin başlangıcın göstergesi olarak epifizyal disgenezi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 464Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla izleme alınan 1313 yaşındaki erkek hastaya, 0.1u¨nite/kg/saat0.1 \ddot{u}nite/kg/saat dozunda intravenöz insülin ve %0.45\%0.45 sodyum klorür içeren hidrasyon tedavisi uygulanmaktadır. Tedavinin 1010. saatinde alınan laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreBaşvuru1010. Saat
Plazma Glukozu (mg/dLmg/dL)480480185185
Venöz pHpH7.087.087.297.29
Serum Potasyumu (mEq/LmEq/L)5.25.23.93.9
Hemoglobin (g/dLg/dL)14.514.510.210.2

Hastanın fizik muayenesinde yeni gelişen jeneralize kas güçsüzlüğü ve derin tendon reflekslerinde azalma saptanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan en olası elektrolit bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipofosfatemi

Cevap

Hipofosfatemi
Hipofosfatemi, DKADKA tedavisinde insülinin etkisiyle fosfatın hücre içine kayması sonucu gelişir. Ağır vakalarda hücresel ATPATP üretimi aksar ve eritrositlerde 2,3DPG2,3-DPG sentezi azalır. Bu durum, jeneralize kas güçsüzlüğü, rabdomiyoliz, solunum yetmezliği ve eritrosit frajilitesine bağlı hemolitik anemi ile sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Kas güçsüzlüğü, derin tendon reflekslerinde azalma ve hemoglobin düzeyinde ani düşüş (14.514.510.2g/dL10.2 g/dL) saptandı.
Bu bulgular sadece elektrolit dengesizliğini değil, hücresel enerji üretimi ve eritrosit bütünlüğünün bozulduğunu gösterir.
2
Metabolik süreci değerlendir
İnsülin tedavisi glukozun fosforilasyonunu artırarak fosfatın hücre içine yoğun geçişine neden olur.
DKADKA sırasında zaten azalmış olan toplam vücut fosfat depoları, tedaviyle birlikte serumda kritik seviyelere düşebilir.
3
Patofizyolojik bağlantıyı kur
Ağır hipofosfatemi (<1.0mg/dL<1.0 mg/dL), ATPATP sentezini bozar ve eritrositlerde 2,3difosfogliserat2,3-difosfogliserat (2,3DPG2,3-DPG) düzeyini düşürür.
ATPATP eksikliği kas güçsüzlüğüne, 2,3DPG2,3-DPG düşüklüğü ise eritrosit membran instabilitesine ve hemolize yol açar.

Anahtar Kavram

Diyabetik ketoasidoz tedavisinde insülin replasmanına bağlı gelişen ağır hipofosfatemi, doku hipoksisi, hemoliz ve kas felcine yol açabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 465Soru

Yaşamının ilk 2424 saati sorunsuz geçen, ancak sonrasında emmeme, fışkırır tarzda kusma ve letarji şikayetleri başlayan 7272 saatlik bir kız bebek acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve takipne saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde kan pH:7.15pH: 7.15, HCO3:9HCO_3: 9 mEq/LmEq/L, Anyon açığı: 2727 mEq/LmEq/L, plazma amonyak düzeyi: 380380 μmol/L\mu mol/L (N:<100N: <100), kan şekeri: 5555 mg/dLmg/dL ve idrarda keton (+++)(+++) saptanmıştır. Tam kan sayımında lökopeni (3.200/mm33.200/mm^3) ve trombositopeni (85.000/mm385.000/mm^3) dikkati çekmektedir.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi, yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, hiperamonemi, ketonüri ve pansitopeni ile karakterize bir organik asidemidir.
Vakada sunulan yüksek anyon açıklı metabolik asidoz (pH:7.15pH: 7.15, Anyon açığı: 2727), ketonüri (+++)(+++), hiperamonemi (380380 μmol/L\mu mol/L) ve kemik iliği baskılanması bulguları (lökopeni ve trombositopeni) Propiyonik asidemi için tanısal bir kombinasyondur. Organik asit birikimi hem anyon açığını artırır hem de amonyak atılımını sekonder olarak bozarak tabloyu ağırlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pHpH ve HCO3HCO_3 düşüklüğü ile birlikte anyon açığının 2727 mEq/LmEq/L (>12>12) olması, yüksek anyon açıklı bir metabolik asidoz olduğunu gösterir.
Yenidoğanda metabolik asitlerin (organik asitler gibi) birikimi anyon açığını artırır.
2
Hiperamonemi ve ketozis varlığını kontrol et
Amonyak düzeyi yüksek (380380 μmol/L\mu mol/L) ve idrar ketonu pozitif (+++)(+++) bulunmuştur.
Organik asidemilerde dallı zincirli amino asitlerin yıkım ürünleri birikerek hem ketozise hem de sekonder olarak üre döngüsünü inhibe ederek hiperamonemiye neden olur.
3
Hematolojik bulguları yorumla
Lökopeni ve trombositopeni (pansitopeni tablosu) saptanmıştır.
Propiyonik ve metilmalonik asidemi gibi hastalıklarda biriken toksik metabolitler kemik iliğini baskılayarak pansitopeniye yol açabilir.

Anahtar Kavram

Yenidoğanda hiperamonemiye eşlik eden yüksek anyon açıklı metabolik asidoz ve ketozis varlığı, üre döngüsü bozukluklarından ziyade organik asidemileri (Propiyonik asidemi, Metilmalonik asidemi vb.) düşündürür.

İpuçları

1
Hiperamonemili bir hastada ilk adım asit-baz dengesini ve anyon açığını kontrol etmektir.
2
Eğer anyon açıklı metabolik asidoz ve ketozis varsa, bu bir üre döngüsü bozukluğu olamaz.
3
Kemik iliği baskılanması (pansitopeni), organik asidemilerde (özellikle Propiyonik ve Metilmalonik asidemi) görülen spesifik bir ipucudur.

Daha Fazla Pratik

Hiperamonemili hastada idrarda orotik asit artışı saptansaydı ayırıcı tanıda hangi hastalık öne çıkardı?
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 466Soru

4 yaşında bir erkek çocuk, belirgin boy kısalığı nedeniyle çocuk endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde; boyun yaşa göre 4,5-4,5 standart sapma (SDS) olduğu, alnın belirgin, burun kökünün basık ve sesinin ince olduğu saptanıyor. Hastanın laboratuvar verileri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TetkikSonuç
L-Dopa uyarı testinde en yüksek Büyüme Hormonu (GH)28ng/ml28 ng/ml
İnsülin tolerans testinde en yüksek Büyüme Hormonu (GH)35ng/ml35 ng/ml
Serum IGF-1 düzeyi5ng/ml5 ng/ml (Yaşa göre belirgin düşük)
Serum IGFBP-3 düzeyiBelirgin düşük

Bu çocukta klinik ve laboratuvar bulgularına göre kesin tanı için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) jenerasyon testi

Cevap

İnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) jenerasyon testi
Hastada saptanan belirgin boy kısalığı, karakteristik yüz görünümü (belirgin alın, ses inceliği), farmakolojik uyarı testlerinde normalden çok yüksek büyüme hormonu (GH) yanıtları ve buna eşlik eden çok düşük IGF-1 düzeyleri klasik 'Laron Sendromu' (Büyüme Hormonu Direnci) tablosudur. Bu sendromda büyüme hormonu reseptörlerinde mutasyon olduğu için vücut GH üretse de bu hormon etkisini gösteremez ve IGF-1 üretilemez. Tanıyı biyokimyasal olarak kesinleştirmek için dışarıdan ekzojen GH verilmesine rağmen serum IGF-1 düzeyinin artmadığını gösteren 'IGF-1 jenerasyon testi' kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Belirgin boy kısalığı, tipik 'oyuncak bebek yüzü' fenotipi, çok yüksek farmakolojik GH yanıtları ve düşük IGF-1 düzeyi saptandı.
Bu kombinasyon, büyüme hormonu eksikliğini değil, büyüme hormonu direncini (Laron sendromu) düşündürür.
2
Direnç mekanizmasını kanıtlayacak testi belirle.
IGF-1 jenerasyon testi yapılmasına karar verildi.
Büyüme hormonu direnci olan hastalarda, dışarıdan yüksek doz GH verilse dahi karaciğerden IGF-1 sentezi uyarılamaz.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula.
Kesin tanıya ulaşıldı.
Test sonucunda IGF-1 düzeyinde artış olmaması, büyüme hormonu reseptör defektini kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Büyüme hormonu direnci (Laron Sendromu) tanısında yüksek GH ve düşük IGF-1 birlikteliği tipiktir; kesin tanı IGF-1 jenerasyon testi ile konur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 467Soru

66 aylık bir erkek bebek; daha önce kazandığı baş tutma ve nesnelere uzanma gibi motor becerilerinde kayıp, çevreye ilgisizlik ve ani seslere karşı gövdede sıçrama tarzında aşırı tepki (hiperakuzi) şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde aksiyel hipotoni saptanan bebeğin batın muayenesinde karaciğer ve dalak non-palpabl olarak değerlendiriliyor. Oftalmolojik muayenede makulada bilateral "vişne çürüğü" (cherry-red spot) görünümü saptandığına göre, bu hastada eksikliği beklenen enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hekzozaminidaz AA

Cevap

Tay-Sachs hastalığından sorumlu olan hekzozaminidaz AA enzimi eksiktir.
Hastada saptanan nöromotor regresyon, hiperakuzi (seslere aşırı irkilme) ve makulada vişne çürüğü lekesi, lizozomal bir depo hastalığını düşündürür. Fizik muayenede organomegali saptanmaması, bu tabloyu oluşturan benzer hastalıklar arasından (Niemann-Pick Tip A ve Sandhoff gibi) Tay-Sachs hastalığını ayırt eder. Tay-Sachs hastalığında eksik olan enzim ise hekzozaminidaz AA'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Nöromotor regresyon, hiperakuzi ve makulada vişne çürüğü lekesi saptandı.
Bu bulgular GM2 gangliozidozları ve Niemann-Pick Tip A için tipiktir.
2
Organomegali varlığını değerlendir
Karaciğer ve dalak non-palpabl (organomegali yok).
Vişne çürüğü lekesi olan hastada organomegali olmaması Niemann-Pick Tip A ve Sandhoff hastalıklarını dışlar.
3
Etiyolojik tanıyı ve enzimi belirle
Tanı Tay-Sachs hastalığıdır ve sorumlu enzim hekzozaminidaz AA'dır.
İzole nörolojik tutulum ve vişne çürüğü ile karakterize olan depo hastalığı Tay-Sachs'tır.

Anahtar Kavram

Vişne çürüğü lekesi saptanan bir hastada hepatosplenomegali (HSM) varlığı ayırıcı tanıdaki en kritik noktadır (Tay-Sachs'ta HSM yok; Niemann-Pick ve Sandhoff'ta HSM var).

Daha Fazla Pratik

Vişne çürüğü lekesi görülen diğer hastalıkları (GM1 gangliozidoz, Sandhoff, Sialidoz) ve organomegali durumlarını içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 468Soru

On iki yaşında bir çocuk, rutin sağlık taramasında saptanan kalsiyum yüksekliği nedeniyle değerlendiriliyor. Herhangi bir klinik şikayeti olmayan hastanın fizik muayenesi ve büyüme-gelişimi normaldir. Laboratuvar tetkiklerinde; serum kalsiyum 11.2 mg/dL11.2\text{ mg/dL} (N: 8.510.58.5-10.5), fosfor 3.4 mg/dL3.4\text{ mg/dL} (N: 3.55.53.5-5.5), ALP 190 U/L190\text{ U/L} (yaşa göre normal), PTH 62 pg/mL62\text{ pg/mL} (N: 106510-65) saptanıyor. Hastanın 24 saatlik idrar kalsiyum atılımı 1.2 mg/kg/gu¨n1.2\text{ mg/kg/gün} (<2 mg/kg/gu¨n<2\text{ mg/kg/gün}) ve idrar kalsiyum/kreatinin klirens oranı 0.0060.006 (<0.01<0.01) olarak hesaplanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Cevap

Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi
Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi, hafif hiperkalsemiye rağmen PTH düzeyinin baskılanmadığı (normal veya hafif yüksek olduğu) ve idrar kalsiyum atılımının düşük olduğu (FE_Ca < 0.01) otozomal dominant geçişli bir tablodur. Hastalar genellikle asemptomatiktir ve tedavi gerektirmezler.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve PTH düzeylerini analiz etmek
Hiperkalsemi (11.2 mg/dL11.2\text{ mg/dL}) ile birlikte uygunsuz normal PTH (62 pg/mL62\text{ pg/mL}) saptanması
Paratiroid kaynaklı hiperkalsemileri diğer nedenlerden (vitamin D fazlalığı, malignite vb.) ayırt etmek için
2
İdrar kalsiyum atılım miktarını değerlendirmek
Hipokalsiüri (1.2 mg/kg/gu¨n1.2\text{ mg/kg/gün}) varlığının saptanması
Primer hiperparatiroidizmdeki hiperkalsiüri ile FHH'daki hipokalsiüri ayrımını yapmak için
3
Kalsiyum/Kreatinin klirens oranını (FE_Ca) yorumlamak
Oranın 0.0060.006 (<0.01<0.01) olması
FE_Ca oranının 0.01'in altında olması ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi tanısını doğrular

Anahtar Kavram

Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH), kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) mutasyonu sonucu gelişen ve primer hiperparatiroidizm ile laboratuvar olarak karışabilen, ancak düşük idrar kalsiyum atılımı ile ayırt edilen selim bir tablodur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 469Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 yıldır devam eden karın şişliği ve zaman zaman ortaya çıkan bacak ağrıları şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinden büyüme ve gelişim basamaklarının yaşına uygun olduğu, nörolojik bir sorun yaşamadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 255025-50. persentilde, batında masif splenomegali (1010 cm) ve hepatomegali (44 cm) saptanıyor.

Aşağıdaki tabloda hastanın laboratuvar bulguları verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9,29,2 g/dL11,513,511,5 - 13,5 g/dL
Trombosit85.000/mm385.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
Lökosit3.800/mm33.800/mm^34.50011.000/mm34.500 - 11.000/mm^3

Kemik iliği aspirasyonunda geniş, ekzantrik nukleuslu ve sitoplazması "buruşuk kağıt" görünümünde olan hücreler saptanıyor.

Bu hastada eksikliği beklenen enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukoserebrosidaz

Cevap

Glukoserebrosidaz
Hastada sunulan masif splenomegali, pansitopeni, kemik ağrıları ve kemik iliğinde saptanan 'buruşuk kağıt' görünümlü Gaucher hücreleri, en yaygın lizozomal depo hastalıklarından biri olan Tip 1 Gaucher hastalığı için klasiktir. Bu hastalığın nedeni glukoserebrosid (glukozilseramid) birikimine yol açan glukoserebrosidaz enzim eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
8 yaşında, normal gelişim gösteren çocukta masif splenomegali, pansitopeni ve kemik ağrısı mevcuttur.
Gaucher hastalığının en yaygın formu olan Tip 1'in tipik sunumunu (organomegali + hematolojik bulgular + nörolojik tutulumun olmaması) belirlemek için.
2
Laboratuvar ve sitolojik bulguların yorumlanması
Kemik iliğinde görülen 'buruşuk kağıt' (wrinkled paper) sitoplazmalı hücreler patognomonik olan Gaucher hücreleridir.
Hastalığın tanısını kesinleştiren hücre tipini tanımlamak için.
3
Enzim eşleştirmesi
Gaucher hastalığında eksik olan enzim glukoserebrosidaz (asit β-glukozidaz) enzimidir.
Tanı konulan lizozomal depo hastalığının biyokimyasal temelini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Gaucher hastalığı (Tip 1), masif splenomegali ve pansitopeni ile seyreden, kemik iliğinde Gaucher hücrelerinin görülmesiyle karakterize glukoserebrosidaz enzim eksikliğidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 470Soru

6,56,5 yaşında kız çocuk, yaklaşık bir yıldır devam eden meme gelişimi ve boy uzamasında hızlanma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinde kalça ve sırt bölgesinde geniş, düzensiz kenarlı (coast of Maine) hiperpigmente makülleri olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede; boyu 97.97. persentilin üzerinde, Tanner evrelemesine göre meme gelişimi evre 3, pubik kıllanma evre 2 olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; kemik yaşı 9 yaş ile uyumlu, bazal LH: 0,10,1 mIU/mL (N: <0,3<0,3), FSH: 0,40,4 mIU/mL bulunuyor. LHRH uyarı testinde LH pik değeri 2,22,2 mIU/mL (prepubertal yanıt) olarak saptanıyor. Pelvik ultrasonda sağ overde 2,52,5 cm çapında kist izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: McCune-Albright Sendromu

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı McCune-Albright Sendromu'dur.
McCune-Albright sendromu; GnRH-bağımsız (periferik) puberte prekoks, düzensiz kenarlı (coast of Maine) kafe-ol-le lekeleri ve poliostotik fibröz displazi ile karakterizedir. Hastadaki düşük bazal LH ve LHRH testine yanıtsızlık periferik puberteyi doğrular; deri bulguları ise spesifik olarak bu sendroma yönlendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada erken yaşta (8 yaştan önce) meme gelişimi ve boy kısalığı eşlik etmeyen hızlı boy uzaması mevcuttur. Bu durum gerçek bir puberte prekoks tablosudur.
Tanı basamaklarını başlatmak için pubertenin patolojik olarak erken başladığını doğrulamak gerekir.
2
Gonadotropin yanıtının yorumlanması
Bazal LH düşüktür ve LHRH stimülasyon testine prepubertal (basık) yanıt alınmıştır. Bu durum pubertenin GnRH-bağımsız (periferik) olduğunu gösterir.
Santral ve periferik puberte prekoks ayrımı, etiyolojik yaklaşım için kritiktir.
3
Eşlik eden bulguların entegrasyonu
Düzensiz kenarlı geniş hiperpigmente maküller (kafe-ol-le) ve periferik puberte prekoks birlikteliği tipiktir.
Periferik puberte nedenleri içinde deri bulguları ile ayırıcı tanıya gidilir.

Anahtar Kavram

McCune-Albright sendromu; GNAS1 gen mutasyonuna bağlı Gs-alfa proteininin sürekli aktivasyonu sonucu gelişen, periferik puberte prekoks, kafe-ol-le lekeleri ve poliostotik fibröz displazi triadıyla karakterize bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

McCune-Albright sendromunda görülen diğer endokrinopatileri (hipertiroidi, büyüme hormonu fazlalığı, Cushing sendromu) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 471Soru

Doğumundan sonra 22 hafta sorunsuz olan erkek bebekte; son günlerde belirginleşen halsizlik, emmede azalma ve kusma şikayetleri başlıyor. Fizik muayenede tartı kaybı, dehidratasyon bulguları ve skrotal hiperpigmentasyon saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyumu 126126 mEq/L, potasyumu 7.47.4 mEq/L, kloru 9696 mEq/L ve pHpH değeri 7.247.24 olarak bulunuyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 21-hidroksilaz eksikliği

Cevap

Sunulan klinik tablo (tuz kaybı, hiperkalemi, asidoz ve hiperpigmentasyon) 21-hidroksilaz eksikliği ile tam uyumludur.
Vakada tanımlanan 22 haftalık erkek bebekte görülen kusma, dehidratasyon, hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz üçlüsü 'tuz kaybettiren' tip konjenital adrenal hiperplazinin (KAH) tipik prezentasyonudur. Skrotal hiperpigmentasyon, ACTH fazlalığına ikincil olarak gelişir ve 21-hidroksilaz eksikliğinde kortizol sentezlenememesi nedeniyle ortaya çıkar. Bu enzim eksikliği KAH vakalarının %9095\%90-95'inden sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki elektrolit ve asit-baz durumu analiz edilir.
Düşük sodyum (126126), yüksek potasyum (7.47.4) ve düşük pHpH (7.247.24) varlığı 'tuz kaybettiren adrenal kriz' tablosunu gösterir.
Bu bulgular aldosteron eksikliğine bağlı idrarla sodyum kaybı ve potasyum tutulumunun sonucudur.
2
Fizik muayene bulguları ile ayırıcı tanı yapılır.
Skrotal hiperpigmentasyon, artmış ACTH düzeyini ve beraberinde androjen artışını (virilizasyon) düşündürür.
21-hidroksilaz enzim bloğu nedeniyle kortizol üretilemez, negatif geri bildirim kalkar ve ACTH artar; bu da hem pigmentasyonu hem de androjen yolunu uyarır.
3
Diğer enzim eksiklikleri ve cerrahi nedenler dışlanır.
Pilor stenozunda beklenen alkalozun aksine asidoz olması ve 11-beta eksikliğinde beklenen hipertansiyonun aksine dehidratasyon/tuz kaybı olması tanıyı netleştirir.
Enzim blokajının yerine göre mineralokortikoid ve androjen etkileri değişkenlik gösterir.

Anahtar Kavram

Konjenital Adrenal Hiperplazi (21-OH Eksikliği) Ayırıcı Tanısı
Soru 472Soru

Dört aylık erkek bebek, doğumdan itibaren var olan emme güçlüğü, uzamış sarılık ve belirgin büyüme duraklaması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 3.3. persentilin altında, fontaneli geniş, belirgin hipotonisi ve kaba yüz görünümü mevcut olan hastanın laboratuvar tetkiklerinde; serbest T4T4: 0.50.5 ng/dLng/dL (N: 0.82.10.8-2.1), TSHTSH: 2.12.1 mU/LmU/L (N: 0.550.5-5), pik büyüme hormonu (GHGH) yanıtı: 22 ng/mLng/mL (<10<10 patolojik) olarak saptanıyor. Adrenokortikotropik hormon (ACTHACTH) stimülasyon testine kortizol yanıtı normal sınırlarda (2222 μg/dL\mu g/dL) bulunurken, prolaktin düzeyi <0.2<0.2 ng/mLng/mL (saptama sınırının altında) ölçülüyor. Kranial MR görüntülemesinde ise adenohipofiz hipoplazik izleniyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada aşağıdaki genetik mutasyonlardan hangisinin bulunması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: POU1F1POU1F1 (PIT1PIT1)

Cevap

Hastanın hormonal profilinde GH, TSH ve Prolaktin eksikliği (kombine eksiklik) görülürken ACTH aksının korunmuş olması, adenohipofiz hücre farklılaşmasında rol oynayan POU1F1 (PIT1) mutasyonunu işaret eder.
Hastada saptanan büyüme hormonu, TSH ve prolaktin eksikliği (somatotrof, tirotrof ve laktotrof hücrelerin etkilenmesi) ile beraber ACTH (kortizol) aksının korunmuş olması, bu hücre soylarının gelişiminden sorumlu olan PIT1 (yeni adıyla POU1F1) mutasyonunun tipik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hormonal eksikliklerin tanımlanması
Düşük fT4 ve normal/düşük TSH (santral hipotiroidi) ile düşük pik GH yanıtı saptandı.
Hastanın klinik tablosunun (sarılık, büyüme geriliği) hangi akslara bağlı olduğunu anlamak için.
2
Kritik ayırt edici parametrenin değerlendirilmesi
Prolaktin düzeyinin çok düşük saptanması.
Hipofiz sapı basısı veya tümörlerde prolaktin artarken (stalk effect), transkripsiyon faktörü defektlerinde (PIT1, PROP1) prolaktin düşük olur.
3
Diferansiyel tanı: ACTH aksının kontrolü
Kortizol yanıtının normal saptanması.
PROP1 mutasyonunda ACTH aksı da etkilenirken, PIT1 mutasyonunda somatotrof, laktotrof ve tirotrof hücreler etkilenir, kortikotrof hücreler korunur.
4
Sonuçlandırma
POU1F1 (PIT1) mutasyonu tanısına varıldı.
Klinik (büyüme geriliği, hipotiroidi), biyokimyasal (PRL düşük, ACTH normal) ve radyolojik (adenohipofiz hipoplazisi) bulguların sentezi.

Anahtar Kavram

Kombine Hipofizer Hormon Eksikliği (CPHD) ve Transkripsiyon Faktörleri

Daha Fazla Pratik

CPHD'li bir hastada MRG'de hipofiz sapının kesik olması (PSIS) durumunda ortaya çıkabilecek hormonal tabloyu (stalk effect) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 473Soru

77 yaşında bir çocuk, geçirdiği kafa travması sonrası yoğun bakım ünitesinde izlenirken idrar miktarında belirgin artış (>4>4 L/gün) saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar inceleme sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
Plazma Sodyumu155155 mEq/L
İdrar Osmolalitesi150150 mOsm/kg

Hastaya desmopressin (DDAVPDDAVP) uygulandıktan 22 saat sonra idrar osmolalitesinin 600600 mOsm/kg'a yükseldiği gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral diabetes insipidus

Cevap

Santral diabetes insipidus
Santral diabetes insipidus, antidiüretik hormon (ADH) eksikliği sonucu idrarın konsantre edilememesi tablosudur. Kafa travması sonrası gelişen poliüri ve hipernatremi ile birlikte, dışarıdan verilen desmopressine (ADH analoğu) idrar osmolalitesinin belirgin artışla yanıt vermesi tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Kafa travması sonrası poliüri ve hipernatremi (155155 mEq/L) varlığı saptandı.
Kafa travması, hipotalamo-hipofizer aksı etkileyerek ADH salınımını bozabilir.
2
İdrar osmolalitesini yorumla
İdrar osmolalitesinin düşük (150150 mOsm/kg) olması, hipernatremik bir hastada diabetes insipidus varlığını gösterir.
Normal bir fizyolojik yanıtta hipernatremik bir hastanın idrarını maksimum düzeyde konsantre etmesi gerekir.
3
Desmopressin yanıtını analiz et
Desmopressin sonrası idrar osmolalitesinin 600600 mOsm/kg'a (belirgin artış) çıkması saptandı.
Ekzojen ADH'ye verilen bu yanıt, böbreklerin ADH'ye duyarlı olduğunu ancak vücutta ADH eksikliği (Santral DI) olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Santral diabetes insipidus tanısı, hipernatremik poliüri varlığında ekzojen desmopressin (DDAVP) uygulamasına verilen idrar konsantrasyon yanıtı ile konur.
Tahmini Süre:45s
Soru 474Soru

18 aylık bir erkek çocuk, yürümede gecikme ve bacaklarda ilerleyici eğrilik şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boyunun 3. persentilin altında olduğu, el ve ayak bileklerinde genişleme saptandığı ve alt ekstremitelerde belirgin varus deformitesi olduğu görülüyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde; serum kalsiyumu 9.4 mg/dL9.4 \text{ mg/dL}, fosfor 2.2 mg/dL2.2 \text{ mg/dL}, alkalen fosfataz (ALPALP) 1200 U/L1200 \text{ U/L} ve paratiroid hormon (PTHPTH) 35 pg/mL35 \text{ pg/mL} (normal: 106510-65) bulunuyor. İdrar analizinde glikozüri veya aminoasidüri saptanmazken, tübüler fosfat reabsorbsiyonunun (TRPTRP) %70 olduğu belirleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm

Cevap

X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm tanısı, normal serum kalsiyum ve PTH seviyelerine rağmen böbrekten fosfat kaybı (düşük TRP) ve düşük serum fosforu ile doğrulanmaktadır.
Vakada sunulan normal kalsiyum ve normal PTH değerleri, yüksek ALP ve düşük fosfor ile birleştiğinde, kalsiyum-PTH aksının sağlam olduğunu ancak böbrekten fosfat kaçağı yaşandığını gösterir. İdrarda glikoz ve amino asit kaybının olmaması, bu durumun Fanconi sendromu gibi jeneralize bir sorun değil, izole renal fosfat kaybı (X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm) olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH seviyelerini değerlendir
Kalsiyum (9.49.4) ve PTH (3535) normal sınırlardadır.
Raşitizm tablosunda normal kalsiyum ve normal PTH varlığı, primer D vitamini eksikliğini veya PTH direncini dışlar; sorunun primer fosfat kaybı olduğunu düşündürür.
2
Fosfor dengesini ve böbrek fonksiyonlarını incele
Serum fosforu düşük (2.22.2) ve tübüler fosfat reabsorbsiyonu (TRPTRP) azalmıştır (%70).
Böbrekten fosfat kaçağı olduğunu ve hipofosfateminin nedeninin renal kayıp olduğunu kanıtlar.
3
Eşlik eden tübüler bulguları kontrol et
Glikozüri ve aminoasidüri saptanmamıştır.
Fosfat kaybının jeneralize bir tübülopati (Fanconi) değil, izole bir fosfat kaçağı (XLH gibi) olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

İzole renal fosfat kaybı ile giden raşitizm tablolarında (XLH), klasik raşitizmin aksine serum kalsiyumu ve PTH seviyeleri başlangıçta normaldir.

Daha Fazla Pratik

Hipofosfatemik raşitizmde tedavi prensiplerini ve 1,25(OH)2D seviyelerinin neden uygunsuz bir şekilde normal/düşük olduğunu (FGF23 etkisi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 475Soru

1414 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık iki aydır devam eden sinirlilik, ellerde titreme, çarpıntı ve iştah artışına rağmen kilo kaybı yakınmaları ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde canlı bakış, her iki gözde belirgin ekzoftalmus, tiroid bezinde difüz büyüme (evre 22 guatr) ve taşikardi (114/dakika114/\text{dakika}) saptanıyor.

Laboratuvar sonuçları şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
TSHTSH<0.01< 0.01 mIU/LmIU/L0.454.50.45 - 4.5
Serbest T4T_44.24.2 ng/dLng/dL0.81.90.8 - 1.9
Serbest T3T_312.812.8 pg/mLpg/mL2.35.02.3 - 5.0

Bu hastada etiyolojik tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en spesifik laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TSHTSH reseptör antikoru (TRAbTRAb)

Cevap

TSHTSH reseptör antikoru (TRAbTRAb)
Graves hastalığı, TSHTSH reseptörlerine karşı gelişen uyarıcı antikorların (TRAb/TSITRAb/TSI) neden olduğu bir otoimmün bozukluktur. Bu hastada ekzoftalmus gibi Graves'e özgü klinik bulgular bulunsa da, etiyolojiyi laboratuvar olarak kesinleştiren ve en spesifik olan tetkik TSHTSH reseptör antikorudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Tirotoksikoz bulguları (çarpıntı, kilo kaybı, guatr) ve Graves'e özgü oftalmopati (ekzoftalmus) saptandı.
Hastanın klinik tablosunun hangi tiroid patolojisiyle uyumlu olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Laboratuvar bulgularının yorumlanması
Baskılı TSHTSH ve yüksek serbest T4/T3T_4/T_3 düzeyleri hipertiroidiyi doğrular.
Hormonal profilin primer hipertiroidi ile uyumluluğunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Etiyolojik testin seçilmesi
Graves hastalığını Hashimoto'nun hipertiroidi fazından veya diğer nedenlerden ayırmak için TRAbTRAb istenir.
TRAbTRAb, Graves hastalığının patognomonik biyobelirtecidir.

Anahtar Kavram

Graves Hastalığı Tanısı
Soru 476Soru

1212 yaşında bir kız hasta; son 33 aydır artan halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, özellikle güneş görmeyen yerlerde ve eski yara izlerinde cilt renginin belirgin şekilde koyulaştığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg (hipotansif) ve kalp hızı 110110/dakika olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 130130 mEq/L, potasyumu 5.85.8 mEq/L, kloru 9595 mEq/L ve kan şekeri 6262 mg/dL olarak ölçülüyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada aşağıdaki hormonal değişikliklerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek plazma ACTH ve artmış plazma renin aktivitesi

Cevap

Yüksek plazma ACTH ve artmış plazma renin aktivitesi
Hastadaki hiperpigmentasyon bulgusu, primer adrenal yetmezlikte (Addison hastalığı) kortizol düşüklüğüne bağlı olarak baskılanamayan ve melanosit uyarıcı etkisi olan ACTH artışını yansıtır. Eşlik eden hipotansiyon, hiponatremi ve hiperkalemi ise mineralokortikoid (aldosteron) eksikliğine bağlıdır; bu durum jukstaglomerüler aparatı uyararak plazma renin aktivitesinde belirgin artışa yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Halsizlik, kilo kaybı ve özellikle deri kıvrımları/yara izlerindeki hiperpigmentasyon primer adrenal yetmezliği (Addison hastalığı) işaret eder.
ACTH artışı, melanosit uyarıcı hormon (MSH) aktivitesi göstererek pigmentasyon artışına neden olur.
2
Elektrolit ve kan basıncı verilerini yorumla
Hipotansiyon (85/5585/55 mmHg), hiponatremi (130130 mEq/L) ve hiperkalemi (5.85.8 mEq/L) mineralokortikoid (aldosteron) eksikliğini kanıtlar.
Aldosteron eksikliği böbreklerden sodyum geri emilimini azaltırken potasyum atılımını bozar.
3
Hormon profilini belirle
Primer yetmezlikte hedef organ (sürrenal korteks) çalışmadığı için kortizol düşüklüğüne yanıt olarak ACTH, aldosteron düşüklüğüne yanıt olarak ise Renin artar.
Negatif feedback mekanizması gereği üst merkezler (hipofiz ve jukstaglomerüler aparat) aşırı çalışır.

Anahtar Kavram

Primer Adrenal Yetmezlik (Addison Hastalığı) Patofizyolojisi

Alternatif Yöntem

Hiperpigmentasyon varlığı her zaman primer bir patolojiyi (yüksek ACTH) düşündürmelidir. Eğer pigmentasyon olmasaydı sekonder nedenler ön plana çıkardı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 477Soru

4 yaşında bir erkek çocuk; son bir yılda belirginleşen hızlı boy uzaması, akne oluşumu ve pubik bölgede tüylenme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu yaş ve cinsiyetine göre 97.97. persentilin üzerinde, kan basıncı ise 138/92138/92 mmHg (>99.>99. persentil) ölçülüyor. Genital muayenede penis boyunun yaşına göre belirgin arttığı, pubik kıllanmanın Tanner evre 3 olduğu, ancak her iki testis hacminin bilateral 22 ml saptandığı görülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 3.13.1 mEq/L, plazma renin aktivitesi ise baskılanmış olarak bulunuyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1111-β\beta hidroksilaz eksikliği

Cevap

Hastadaki hipertansiyon, hipokalemi ve küçük testislerle seyreden periferik prekos puberte bulguları 1111-β\beta hidroksilaz eksikliğini göstermektedir.
Hastada saptanan hızlı boy uzaması, ileri kemik yaşı ve pubik tüylenmeye rağmen testislerin prepubertal boyutta kalması, androjen kaynağının adrenal olduğunu gösterir (Periferik Prekos Puberte). Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) tabloları arasında virilizasyon ile birlikte hipertansiyon ve hipokalemiye (mineralokortikoid etkisi) yol açan en olası durum 1111-β\beta hidroksilaz eksikliğidir. Bu hastalıkta 1111-deoksikortikosteron (DOC) birikimi mineralokortikoid benzeri etki yaparak sodyum tutulumuna ve potasyum kaybına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hızlı boy uzaması, Tanner 3 kıllanma ve 22 ml testis hacmi periferik prekos puberteyi (isoseksüel) gösterir.
Testis hacminin artmaması androjen kaynağının testis dışı (adrenal) olduğunu kanıtlar.
2
Kan basıncı ve elektrolit durumunu değerlendir
Hipertansiyon (138/92138/92 mmHg), hipokalemi (3.13.1 mEq/L) ve baskılanmış renin aktivitesi mevcuttur.
Bu tablo, mineralokortikoid etkisi gösteren bir maddenin birikimine işaret eder.
3
Enzim blokajını belirle
1111-β\beta hidroksilaz (CYP11B1) blokajı.
Bu blokta 1111-deoksikortikosteron (DOC) birikir. DOC güçlü bir mineralokortikoiddir ve hipertansiyona yol açar. Aynı zamanda androjen yolağına kayma olur.

Anahtar Kavram

Konjenital Adrenal Hiperplazi tiplerinde hipertansiyon varlığı ayırıcı tanıda en kritik bulgudur; 1111-β\beta ve 1717-α\alpha eksikliklerinde görülür.
Soru 478Soru

66 yaşında bir kız çocuk, son 44 aydır devam eden memelerde büyüme ve hafif vajinal lekelenme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu 110110 cm (10.10. persentil), tartısı 2222 kg (75.75. persentil) olarak ölçülüyor. Tanner evrelemesine göre telarş evre 33, pubarş evre 11 saptanıyor. Hastanın kemik yaşı 44 yıl olarak raporlanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde bazal LH<0,1LH < 0,1 mIU/mL, FSHFSH 4,84,8 mIU/mL, estradiol 5252 pg/mL bulunuyor. Pelvik ultrasonografide uterus boyutlarının yaşa göre artmış olduğu ve her iki overde multipl kistler izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Van Wyk-Grumbach Sendromu

Cevap

Kemik yaşının takvim yaşından geri olduğu tek prekoks puberte tablosu olan Van Wyk-Grumbach Sendromu (primer hipotiroidi)
Doğru seçenek olan durumda, hastada görülen memelerde büyüme, vajinal kanama ve multipl over kistleri periferik prekoks puberteyi düşündürse de, boyun kısa olması ve kemik yaşının takvim yaşından 22 yıl geri olması anahtar bulgudur. Prekoks puberteye yol açan diğer tüm nedenlerde (santral veya periferik) kemik yaşı daima ileridir. Kemik yaşı geriliği ile birlikte görülen prekoks puberte tablosu sadece ağır primer hipotiroidiye sekonder gelişen Van Wyk-Grumbach sendromunda görülür. Bu sendromda aşırı yüksek TSH düzeyleri, yapısal benzerlik nedeniyle FSH reseptörlerine bağlanarak 'çapraz reaksiyon' (cross-reactivity) yoluyla overleri uyarır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Telarş ve vajinal kanama (erken puberte bulguları) mevcut.
Hastanın başvuru şikayetlerini tanımlamak için.
2
Büyüme verileri ve kemik yaşının analizi
Boyun 10.10. persentilde olması ve kemik yaşının (44 yıl) takvim yaşından (66 yıl) geri olması saptandı.
Prekoks pubertede normalde kemik yaşı ileridir; gerilik olması ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Laboratuvar ve görüntüleme bulgularının yorumlanması
Düşük LH ve multipl over kistleri periferik bir aktivasyonu gösteriyor.
Tanıyı santralden uzaklaştırıp periferik nedenlere veya yalancı tablolara yönlendirmek için.
4
Etiyolojik mekanizmanın belirlenmesi
Ağır primer hipotiroidide TSH'ın aşırı yükselerek FSH reseptörleri ile çapraz reaksiyona girmesi (molecular mimicry).
Tanıyı Van Wyk-Grumbach sendromu olarak kesinleştirmek için.

Anahtar Kavram

Van Wyk-Grumbach sendromunda primer hipotiroidiye bağlı yükselen TSH, FSH reseptörlerini uyararak kemik yaşı geriliği ile giden bir periferik prekoks puberte tablosuna yol açar.
Soru 479Soru

55 yaşında bir kız çocuk, meme gelişimi ve vajinal kanama şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki memede Tanner evre 33 telarş saptanıyor; ancak pubik ve aksiller tüylenme gözlenmiyor. Kemik yaşı 88 yaş ile uyumlu bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde bazal ve LHRHLHRH stimülasyonu sonrası LHLH değerinin prepubertal düzeyde (<0,1<0,1 IU/LIU/L) kaldığı, serum östradiol düzeyinin ise yaşa göre belirgin yüksek (8080 pg/mLpg/mL) olduğu saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik prekoks puberte

Cevap

Periferik prekoks puberte
Vakada erken yaşta başlayan ikincil seks karakterleri ve ileri kemik yaşına karşılık, LHRHLHRH stimülasyon testinde LHLH yanıtının prepubertal düzeyde kalması ve östrojenin yüksek saptanması, tablonun gonadotropinlerden bağımsız gelişen periferik prekoks puberte olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların ve kemik yaşının değerlendirilmesi
Hastada erken yaşta (<8<8 yaş) meme gelişimi ve vajinal kanama ile birlikte ileri kemik yaşı saptanması 'prekoks puberte' (erken ergenlik) tanısını doğrular.
Prekoks puberte tanısı için ikincil seks karakterlerinin erken başlaması ve buna genellikle kemik yaşı ilerlemesinin eşlik etmesi gerekir.
2
Hipotalamo-hipofizer aksın (LHRH testi) değerlendirilmesi
Bazal ve uyarılmış LHLH düzeylerinin prepubertal (<0,1<0,1 IU/LIU/L) kalması, hipotalamo-hipofizer aksın henüz aktive olmadığını gösterir.
Gonadotropin düzeyleri, erken ergenliğin santral (gonadotropin-bağımlı) mı yoksa periferik (gonadotropin-bağımsız) mi olduğunu ayırt etmek için kullanılır.
3
Seks steroid düzeyleri ile aks yanıtının karşılaştırılması
Düşük LHLH değerlerine rağmen yüksek östradiol düzeyi saptanması, östrojen kaynağının dışarıdan veya periferik organlardan (over kisti, tümör vb.) geldiğini kanıtlar.
Baskılanmış gonadotropinler ve yüksek seks steroidleri 'Periferik Prekoks Puberte' (psödoprekosite) için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Periferik prekoks pubertede gonadotropinler (LH/FSH) baskılanmış, ancak seks steroidleri (östrojen/testosteron) yüksektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 480Soru

Son birkaç aydır belirginleşen aşırı su içme ve çok sık idrara çıkma yakınmaları ile getirilen 88 yaşındaki bir erkek hastada yapılan tetkiklerde idrar dansitesi 1.0021.002 saptanmıştır. Hastaya uygulanan su kısıtlama testinde idrar osmolalitesinde anlamlı bir yükselme görülmezken, desmopressin (sentetik ADHADH) uygulamasından sonra idrar osmolalitesinin başlangıç değerine göre %100\%100 oranında arttığı gözlenmiştir. Bu bulgulara göre hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral (kranial) diabetes insipidus

Cevap

Santral (kranial) diabetes insipidus
Hastada poliüri ve polidipsi ile birlikte çok düşük idrar dansitesi mevcuttur. Su kısıtlama testi ile idrarın konsantre edilememesi diabetes insipidus tanısını koydurur. Eksojen desmopressin uygulamasına %50\%50'den (veya %100\%100) fazla idrar osmolalite artışı ile yanıt verilmesi, böbreklerin hormona duyarlı olduğunu ancak vücutta hormon (ADH) eksikliği bulunduğunu gösterir; bu da santral diabetes insipidus için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir (poliüri, polidipsi ve düşük idrar dansitesi).
Hiposthenüri (düşük dansiteli idrar) varlığı diabetes insipidus veya primer polidipsiyi düşündürür.
Vücudun idrarı konsantre etme yeteneğinin bozulduğunu gösterir.
2
Su kısıtlama testine yanıtı analiz et.
İdrar osmolalitesinde artış olmaması, hastada ADH eksikliği veya direnci olduğunu kanıtlar.
Psikojenik polidipsi bu aşamada elenir.
3
Desmopressin (sentetik ADH) testine yanıtı değerlendir.
İdrar osmolalitesinde %100\%100 artış olması santral diabetes insipidusu gösterir.
Dışarıdan verilen hormona yanıt alınması, sorunun hormonun üretiminde (hipofiz kaynaklı) olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Santral Diabetes Insipidus tanısında su kısıtlama ve desmopressin testlerinin yorumlanması
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 24 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 24 | Examkin