Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 481Soru

Doğum sonrası dış genital yapısındaki belirsizlik nedeniyle değerlendirilen 3 günlük bir bebeğin fizik muayenesinde Prader evre 3 virilizasyon, bifid skrotum, perineal hipospadias ve inguinal kanalda palpe edilebilen gonadlar saptanıyor. Karyotip analizi 46,XY olarak sonuçlanıyor. Serum elektrolitleri normal sınırlarda bulunuyor. Yapılan hCG stimülasyon testine testosteron yanıtı yetersiz kalırken, androstenedion düzeyinin belirgin şekilde arttığı ve Testosteron/Androstenedion oranının düşük olduğu belirleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz eksikliği

Cevap

17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz eksikliği
Vaka, testosteron sentez defekti ile uyumlu bir 46,XY DSD tablosudur. İnguinal gonadların varlığı testis dokusunu gösterir. Androstenedion düzeyinin yüksek, testosteron düzeyinin düşük olması ve buna bağlı T/Androstenedion oranının düşüklüğü, bu iki hormon arasındaki dönüşümü sağlayan 17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz (17β-HSD) enziminin eksikliğini kanıtlar. Bu enzim eksikliğinde periferde yeterli testosteron ve DHT oluşamadığı için dış genital yapı tam virilize olamaz (ambigus genitale).

Adım Adım Çözüm

1
Karyotip ve fizik muayene bulgularını değerlendir.
46,XY Karyotip ve Prader evre 3 (ambigus) genital yapı, inguinal gonadlar (testis) varlığını gösterir. Bu durum 46,XY Cinsiyet Gelişim Bozukluğunu (DSD) işaret eder.
Gonadların palpe edilmesi Y kromozomu ve testis dokusunun varlığını, ancak virilizasyonun tam olmadığını gösterir.
2
Elektrolit dengesini kontrol et.
Elektrolitler normal.
Tuz kaybı olmaması, ağır kortizol/aldosteron eksikliği yapan (örneğin 21-OH eksikliği veya Lipoid KAH gibi) durumları dışlamaya yardımcı olur.
3
Hormon öncüllerini ve hCG yanıtını analiz et.
Testosteron düşük, Androstenedion yüksek. T/A oranı düşük.
Androstenedion'un Testosterona dönüşmesini sağlayan enzim 17-beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 3'tür. Bu enzimin eksikliğinde substrat (Androstenedion) birikir, ürün (Testosteron) azalır.

Anahtar Kavram

Testosteron biyosentez basamakları ve prekürsör/ürün oranlarının ayırıcı tanıda kullanımı.
Soru 482Soru

Yenidoğan taramasında klasik fenilketonüri tanısı alan ve fenilalaninden kısıtlı diyet tedavisi başlanan 11 aylık bir erkek bebek; büyüme duraksaması ve ciltte yaygın ekzematoz döküntüler nedeniyle kontrole getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde plazma fenilalanin düzeyi 0.70.7 mg/dL saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tabloyu açıklayan en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diyetle fenilalanin alımının aşırı kısıtlanması

Cevap

Plazma fenilalanin düzeyinin hedef aralığın çok altında olması nedeniyle fenilalanin alımının aşırı kısıtlanması
Klasik fenilketonüri tedavisinde amaç fenilalanin düzeylerini nörotoksik olmayan bir aralıkta (262-6 mg/dL) tutmaktır. Fenilalanin esansiyel bir amino asit olduğu için diyetle alımı tamamen kesilemez. Plazma düzeyinin 11 mg/dL'nin altına düşmesi, vücutta protein sentezinin durmasına, büyümenin duraksamasına ve ekzematoz cilt lezyonlarına yol açan 'Fenilalanin Eksikliği Sendromu'na neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerini analiz et
Hastanın fenilalanin düzeyi 0.70.7 mg/dL saptanmıştır.
Fenilketonürili çocuklarda tedavi hedefi plazma fenilalanin düzeyini genellikle 262-6 mg/dL (120360120-360 μ\mu mol/L) arasında tutmaktır.
2
Düşük fenilalanin düzeyinin biyokimyasal önemini belirle
Fenilalanin vücut için 'esansiyel' (dışarıdan alınması zorunlu) bir amino asittir.
Eksikliğinde protein sentezi aksar, bu da büyüme duraksamasına ve doku onarım bozukluklarına yol açar.
3
Klinik bulgularla laboratuvarı ilişkilendir
Düşük fenilalanin düzeyleri; büyüme geriliği, letarji, anemi ve karakteristik ekzematoz cilt döküntülerine (akrodermatit benzeri) neden olur.
Bu tablo 'Fenilalanin Eksikliği Sendromu' olarak bilinir ve diyetin yeniden düzenlenmesini gerektirir.

Anahtar Kavram

Fenilalanin esansiyel bir amino asittir; diyet tedavisinde plazma düzeyi çok düşük tutulursa büyüme geriliği ve cilt döküntüleri gelişir.

Daha Fazla Pratik

Fenilketonüride Guthrie testinde antibiyotik kullanımının nasıl yanlış negatif sonuç verdiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 483Soru

66 yaşında erkek çocuk, günde yaklaşık 55 litre su içme ve sık idrara çıkma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede boy ve vücut ağırlığı 50.50. persentilde saptanıyor. Laboratuvar testlerinde serum sodyumu 132132 mEq/L, plazma osmolaritesi 270270 mOsm/kg, idrar osmolaritesi 9090 mOsm/kg ve idrar dansitesi 1.0031.003 olarak ölçülüyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psikojenik polidipsi

Cevap

Psikojenik polidipsi
Vakada sunulan hiponatremi (Na<135Na < 135 mEq/L) ve düşük plazma osmolaritesi, hastanın vücudunda serbest su fazlalığı olduğunu gösterir. Buna karşılık idrarın ileri derecede seyreltik olması (9090 mOsm/kg), böbreklerin bu su fazlalığını atmaya çalıştığını ve ADH salınımının fizyolojik olarak baskılandığını kanıtlar. Bu tablo, primer aşırı su alımı ile karakterize olan psikojenik polidipsi (habitüel polidipsi) için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyumu ve osmolaritesinin değerlendirilmesi
Serum sodyumu 132132 mEq/L (düşük) ve plazma osmolaritesi 270270 mOsm/kg (düşük).
Vücudun sıvı ve elektrolit dengesinin genel durumunu belirlemek.
2
İdrar bulgularının analizi
İdrar osmolaritesi 9090 mOsm/kg (düşük) ve dansite 1.0031.003 (seyreltik).
Böbreğin idrarı konsantre etme veya seyreltme yeteneğini kontrol etmek.
3
Ayırıcı tanı basamağı
Hiponatremi + Seyreltik İdrar = Psikojenik Polidipsi.
Eğer ADH eksikliği veya direnci olsaydı (DI), su kaybına bağlı sodyum yüksek çıkardı. Eğer uygunsuz ADH olsaydı (SIADH), hiponatremiye rağmen idrar konsantre çıkardı.

Anahtar Kavram

Poliüri ve polidipsi ile başvuran bir hastada ayırıcı tanıya serum sodyumu ile başlanır; hiponatremi psikojenik polidipsiyi, hipernatremi ise diabetes insipidus'u destekler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 484Soru

Yenidoğan taramasında TSHTSH yüksekliği saptanan 11 aylık bir bebekte konjenital hipotiroidi tanısı doğrulanıyor. Fizik muayenesinde evre 22 yumuşak kıvamlı guatr saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum serbest T4T_4 düzeyi düşük, TSHTSH düzeyi yüksek ve serum tiroglobulin (TGTG) düzeyi saptanamayacak kadar düşük bulunuyor. Tiroid sintigrafisinde ise normal yerleşimli tiroid bezinde radyonüklid tutulumunun belirgin arttığı gözleniyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroglobulin sentez defekti

Cevap

Guatr varlığına rağmen serum tiroglobulin düzeyinin saptanamaması Tiroglobulin sentez defektini işaret eder.
Vakada guatr olması ve sintigrafide tutulum saptanması, tiroid folikül hücrelerinin mevcut olduğunu ve iyot yakalama (trapping) mekanizmasının çalıştığını gösterir. Dishormonogenezilerin çoğunda (Pendred sendromu veya TPOTPO eksikliği gibi) tiroid bezinden tiroglobulin salınımı arttığı için serum TGTG düzeyi yüksek bulunur. Ancak tiroglobulin sentez defektinde, bez anatomik olarak yerinde olsa ve iyodu tutsa bile protein iskeleti üretilemediği için serum TGTG düzeyi saptanamaz. Bu profil tanı için ayırt edicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fizik muayene ve sintigrafinin değerlendirilmesi
Guatr varlığı ve sintigrafide normal yerleşimli bezde artmış tutulum, tiroid disgenezisini (agenezi, ektopi) dışlar ve primer bir dishormonogeneziyi düşündürür.
Dishormonogenezilerde TSHTSH yüksekliği bezin büyümesine ve iyot yakalama faaliyetinin artmasına neden olur.
2
Serum tiroglobulin (TGTG) düzeyinin yorumlanması
Serum TGTG düzeyinin saptanamayacak kadar düşük olması, tiroid bezinin protein sentezleme kapasitesinin olmadığını gösterir.
Diğer dishormonogenezi türlerinde (örn. TPOTPO eksikliği) bez mevcuttur ve TGTG üretimi artmıştır; sadece TGTG sentez kusurunda bez varken TGTG düşüktür.
3
Tanıların karşılaştırılması
Ayırıcı tanıda 'Guatr + Sintigrafide Tutulum + Düşük TG' üçlemesi tiroglobulin sentez defekti için karakteristiktir.
Bu kombinasyon diğer tüm seçenekleri (trapping kusuru, agenezi veya organifikasyon kusurları) dışlamaktadır.

Anahtar Kavram

Konjenital hipotiroidi ayırıcı tanısında tiroglobulin düzeyinin ve sintigrafinin birlikte kullanımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 485Soru

2020 aylık bir kız çocuk, özellikle sabahları ortaya çıkan aşırı halsizlik, terleme ve zaman zaman jeneralize tonik-klonik karakterde nöbetler geçirme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 255025-50. persentillerde saptanıyor; karaciğer ve dalak non-palpabl olup organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde 1212 saatlik açlık sonrası kan glukozu 3636 mg/dL, laktat 0.70.7 mmol/L (Normal: 0.52.20.5-2.2), idrarda keton (+++) ve indirgen madde (-) saptanıyor. Hastaya oral glukoz yükleme testi yapıldığında 11. saat kan glukozunun 210210 mg/dL'ye, laktat düzeyinin ise 4.84.8 mmol/L'ye yükseldiği gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen sentaz eksikliği

Cevap

Glikojen sentaz eksikliği (Tip 0 Glikojen Depo Hastalığı)
Vakada sunulan çocukta organomegali olmaması, açlıkta normal laktat düzeyi ile birlikte ketotik hipoglisemi görülmesi ve en önemlisi glukoz yüklemesi sonrası kan laktat düzeyinin yükselmesi (hiperlaktatemi) ve belirgin hiperglisemi gelişmesi glikojen sentaz eksikliğini (Tip 0 GSD) işaret eder. Bu hastalıkta karaciğer glikozdan glikojen sentezleyemediği için, fazla glukoz laktata dönüşür ve glikojen deposu olmadığı için açlıkta hızla hipoglisemi gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (hepatomegali yokluğu) değerlendirilmesi
Hepatomegali olmaması Glikojen Depo Hastalıklarının (GSD) çoğunu (Tip I, III, VI, IX) dışlar.
Tip 0 GSD'de karaciğerde glikojen sentezlenemediği için depo artışı ve organ büyümesi görülmez.
2
Açlık laboratuvar verilerinin analizi
Açlık hipoglisemisi + Ketoz + Normal/Düşük Laktat.
Glikojen deposu olmadığı için kısa süreli açlıkta ketotik hipoglisemi gelişir. Laktatın normal olması glukoneogenezin (GSD Tip I'den farklı olarak) çalıştığını gösterir.
3
Tokluk (postprandial) verilerinin analizi
Postprandial hiperglisemi ve hiperlaktatemi.
Alınan glukoz karaciğerde glikojen olarak depolanamadığı için sistemik dolaşıma geçer (hiperglisemi) ve fazla glukoz laktat yoluna sapar (hiperlaktatemi).
4
Ayırıcı tanının kesinleştirilmesi
Tip 0 Glikojen Depo Hastalığı tanısına ulaşılır.
Bu kombinasyon (açlıkta normal laktat/ketoz, toklukta yüksek laktat/glukoz ve organomegali yokluğu) bu hastalık için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Glikojen Sentaz Eksikliği (Tip 0 GSD) Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

GSD Tip 1a ve Tip 3 arasındaki laboratuvar farklarını (laktat ve lipid düzeyleri) gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 486Soru

14 aylık kız çocuk, belirgin büyüme geriliği ve karın şişliği şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede boy ve tartı gelişimi 33. persentilin altında, masif hepatomegali saptanıyor ve kostokondral eklemlerde belirginleşme (raşitik rozari) dikkati çekiyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Açlık kan şekeri4242 mg/dL
Tokluk kan şekeri (22. saat)188188 mg/dL
İdrarda glukozPozitif
İdrarda proteinPozitif
İdrarda aminoasitlerJeneralize artış
Serum fosfor2,12,1 mg/dL
Serum Alkalen Fosfataz (ALP)920920 U/L

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları doğrultusunda, hastada en olası protein veya enzim defekti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GLUT-2 taşıyıcı proteini

Cevap

Hepatomegali, raşitizm ve Fanconi sendromu (glukozüri, aminoasidüri, fosfatüri) ile birlikte açlık hipoglisemisi ve tokluk hiperglisemisi varlığı GLUT-2 defektini (Fanconi-Bickel Sendromu) işaret eder.
Vakada sunulan masif hepatomegali, raşitizm (kemik bulguları) ve Fanconi sendromu (proksimal tübülopati) triadına, karakteristik olarak açlık hipoglisemisi ve tokluk hiperglisemisi eşlik etmektedir. Bu tablo, glukoz ve galaktozun karaciğer, böbrek, bağırsak ve pankreas beta hücrelerindeki ana taşıyıcısı olan GLUT-2 proteininin defektinde (Fanconi-Bickel Sendromu) görülür. Böbrekte glukozun geri emilememesi idrarda glukozüriye, biriken glikojen ise tübüler hasara (Fanconi sendromu) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hepatomegali, büyüme geriliği ve raşitizm bulguları saptandı.
Bu kombinasyon glikojen depo hastalıkları ile metabolik kemik hastalıklarının birlikteliğini düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Jeneralize proksimal tübüler disfonksiyon (Fanconi sendromu) saptandı.
İdrardaki glukoz, protein ve aminoasit artışı ile düşük serum fosforu proksimal tübül hasarını kanıtlar.
3
Glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi
Paradoksal olarak açlık hipoglisemisi ve tokluk hiperglisemisi saptandı.
GLUT-2 defektinde karaciğerden glukoz çıkışı yapılamaz (açlık hipoglisemisi) ve bağırsaktan emilen glukoz dokulara yeterince dağıtılamaz (tokluk hiperglisemisi).
4
Tanının konulması
Fanconi-Bickel Sendromu (GSD Tip XI).
Belirtilen tüm bulguları açıklayan tek patoloji GLUT-2 protein defektidir.

Anahtar Kavram

Fanconi-Bickel Sendromu (GSD Tip XI), karaciğer ve böbrekte glukoz ile galaktozun hücre dışına taşınmasını sağlayan GLUT-2 taşıyıcısının mutasyonu sonucu gelişir.

Alternatif Yöntem

Raşitizm bulguları olan bir hastada idrar bulgularına bakıldığında Fanconi sendromu saptanıyorsa, ayırıcı tanıda sistinozis ve galaktozemi gibi durumlar düşünülmelidir. Ancak hepatomegali ve paradoksal glukoz seviyeleri (açlıkta düşük, toklukta yüksek) varlığı bizi doğrudan GLUT-2 defektine yönlendirmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 487Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, koltuk altı ve genital bölgede tüylenme fark edilmesi üzerine annesi tarafından polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 50.50. persentilde, aksiller kıllanma mevcut, pubarş evre 22 ve her iki testis hacmi orşidometre ile 22 mL ölçülüyor. Kemik yaşı 88 yaş ile uyumlu saptanan ve bazal LHLH düzeyi <0,1< 0,1 mIU/mL olan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzole adrenarş

Cevap

İzole adrenarş tanısı, hastanın prepubertal testis hacmi (22 mL) ve normal kemik yaşı ile uyumludur.
Verilen vakada hastanın aksiller ve pubik kıllanması (evre 2) olmasına rağmen, testis hacmi 22 mL ile prepubertal düzeydedir. Ayrıca büyüme hızının normal olması (50.50. persentil), kemik yaşının takvim yaşı ile uyumlu olması ve bazal LHLH değerinin düşük olması, olayın santral bir puberte süreci olmadığını, sadece adrenal bezden kaynaklanan tüylenme (adrenarş) olduğunu gösterir. Bu tablo 'İzole Adrenarş' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın testis hacmini değerlendir
Testis hacmi 22 mL (prepubertal).
Erkeklerde pubertenin başladığını gösteren ilk objektif bulgu testis hacminin 44 mL ve üzerine çıkmasıdır.
2
Kemik yaşını ve bazal LHLH düzeyini kontrol et
Kemik yaşı normal (88 yaş), LHLH prepubertal seviyede.
Patolojik veya santral puberte durumlarında kemik yaşının ileri olması ve/veya LHLH artışı beklenir.
3
Klinik bulguları birleştirerek tanıya ulaş
İzole adrenarş.
Büyüme hızı normal, kemik yaşı normal ve testisleri prepubertal olan bir çocukta sadece tüylenme (adrenarş) bulgularının olması benign bir durum olan izole adrenarş lehinedir.

Anahtar Kavram

Erkek çocuklarda pubertenin ilk bulgusu testis hacminde artıştır; pubik kıllanma (adrenarş) ise adrenal kaynaklıdır ve her zaman gerçek pubertenin başladığını göstermez.
Soru 488Soru

Yedi yaşında bir erkek çocuk, belirgin boy kısalığı ve halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde boyu 3.3. persentilin altında, vücut tartısı 1025.10-25. persentiller arasında saptanmıştır. Kemik yaşı ölçümü 44 yaş ile uyumludur. Laboratuvar tetkiklerinde; IGF1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre düşük, serbest T4T_4 düzeyi 0.60.6 ng/dLng/dL (Normal: 0.91.70.9-1.7), TSHTSH düzeyi 2.12.1 mIU/LmIU/L (Normal: 0.54.80.5-4.8) ve prolaktin düzeyi <1<1 ng/mLng/mL olarak ölçülmüştür. Hipofiz manyetik rezonans görüntülemede (MRGMRG) sella içerisinde hipofiz hiperplazisi veya adenom ile karışabilecek 88 mmmm çapında, homojen kontrast tutan kitle görünümü izlenmiştir. Bu hastada altta yatan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PROP1 mutasyonu

Cevap

PROP1 mutasyonu, kombine hipofiz hormon eksiklikleri arasında en sık görülen ve hipofiz bezinde geçici hiperplaziye (kitle görünümü) yol açabilen genetik nedendir.
Büyüme hormonu, TSH ve prolaktin eksikliği (kombine ön hipofiz yetmezliği) ile başvuran bir çocukta, MRG'de hipofiz bezinde kitleyi andıran hiperplazi görünümü saptanması PROP1 mutasyonu için tipik bir bulgudur. Bu mutasyon en sık görülen CPHD nedeni olup, ilerleyen yıllarda gonadotropin (LH/FSH) ve bazen ACTH eksikliği de tabloya eklenir ve kitle görünümü yerini atrofiye bırakır.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme parametrelerini ve kemik yaşını değerlendir
Belirgin boy kısalığı ve kemik yaşında 33 yıllık gerilik, patolojik bir büyümeyi duraksamasını (hormonal eksiklik olasılığını) gösterir.
Hormonal eksikliklerde kemik yaşı boy yaşından daha belirgin geri kalma eğilimindedir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Düşük serbest T4T_4 ve 'normal' TSHTSH düzeyi santral hipotiroidiyi; düşük prolaktin ve düşük IGF1IGF-1 ise multipl ön hipofiz hormon eksikliğini gösterir.
Kombine hipofiz hormon eksikliği (CPHDCPHD) tablosu mevcuttur.
3
Görüntüleme bulgusu ile genetik ayırımı yap
Sella içindeki kitle/hiperplazi görünümü, CPHDCPHD yapan nedenler arasında sadece PROP1PROP1 mutasyonunda tanımlanan geçici bir fenomendir.
Diger genetik nedenler (PIT1PIT1, HESX1HESX1) genellikle hipoplazik bir bez ile seyreder.

Anahtar Kavram

PROP1 mutasyonunda görülen kombine hipofiz hormon eksikliği ve geçici hipofiz hiperplazisi (yalancı kitle görünümü).

Daha Fazla Pratik

Kombine hipofiz hormon eksikliği olan hastalarda genetik tanı konulduktan sonra diğer hormon akslarının (özellikle gonadotropin ve ACTH) ilerleyen yıllarda izlenmesi gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 489Soru

88 yaşındaki erkek çocuk, son bir yılda testislerinde büyüme, seste kalınlaşma ve boyda hızlı uzama şikayetiyle ailesi tarafından getiriliyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın fizik muayenesinde boy uzunluğu 95.95. persentilde, testis hacimleri bilateral 10 mL10\text{ mL} ve pubik kıllanması Tanner evre 33 olarak değerlendiriliyor. Vücudunda herhangi bir cilt lezyonu izlenmiyor. Laboratuvar değerlendirmesinde bazal LH 1.5 mIU/mL1.5\text{ mIU/mL}, total testosteron 150 ng/dL150\text{ ng/dL} olarak ölçülüyor. LHRH (GnRH) uyarı testinde pik LH düzeyi 22 mIU/mL22\text{ mIU/mL}, pik FSH düzeyi ise 5 mIU/mL5\text{ mIU/mL} saptanıyor. El-el bilek grafisinde kemik yaşı 1212 yaş ile uyumludur. Kranial manyetik rezonans görüntülemede (MRG) hipotalamik hamartom tespit ediliyor.

Buna göre, hastadaki puberte tablosunun tipi ve uygulanması gereken en uygun birinci basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral (GnRH bağımlı) erken ergenlik – Uzun etkili GnRH analoğu tedavisi

Cevap

Santral (GnRH bağımlı) erken ergenlik tanısı ile uzun etkili GnRH analoğu tedavisi uygulanmasıdır.
Erkek çocuklarda 99 yaşından önce bilateral testis hacminin 4 mL4\text{ mL}'nin üzerine çıkması santral erken ergenliğin ilk klinik bulgusudur. Hastamızda ileri kemik yaşı, yüksek bazal LH (1.5 mIU/mL1.5\text{ mIU/mL}) ve LHRH testine pubertal düzeyde LH ağırlıklı yanıt (pik LH 22 mIU/mL22\text{ mIU/mL}, LH/FSH oranı >1> 1) saptanması hipotalamo-hipofizer-gonadal aksın aktive olduğunu (santral/GnRH bağımlı erken ergenlik) kesin olarak gösterir. Erkeklerde santral erken ergenlik vakalarının büyük bir kısmında altta yatan organik bir beyin lezyonu (en sık hipotalamik hamartom) bulunur. Hipotalamik hamartoma bağlı santral erken ergenliğin birinci basamak tedavisi, cerrahi eksizyon değil, gonadotropin salınımını baskılamak ve kemik epifizlerinin erken kapanmasını önlemek için uzun etkili GnRH analoglarının uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve demografik bulguları değerlendir
88 yaşındaki erkek hastada testis büyümesi (10 mL10\text{ mL}), hızlı boy uzaması ve kemik yaşının ileri (1212 yaş) olması erken ergenlik (preskoks puberte) tanısını koydurur.
Erkek çocuklarda 99 yaşından önce sekonder seks karakterlerinin belirmesi patolojiktir ve etyoloji açısından araştırılmalıdır.
2
Laboratuvar ve uyarı testi sonuçlarını yorumla
Bazal LH'nin yüksek olması (1.5 mIU/mL1.5\text{ mIU/mL}) ve LHRH testinde pubertal LH yanıtı alınması (pik LH 22 mIU/mL22\text{ mIU/mL}, LH/FSH >1> 1) tablonun hipotalamo-hipofizer aks kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Santral ile periferik erken ergenlik ayrımını yapmak için LH düzeyleri ve LHRH uyarısına alınan gonadotropin yanıtı en güvenilir laboratuvar parametresidir.
3
Etyolojiyi belirle ve özgül tedaviyi planla
Kranial MRG'de hipotalamik hamartom saptanmıştır. Santral erken ergenliğin standart birinci basamak farmakolojik tedavisi, aksı desensitize etmek amacıyla uzun etkili GnRH analoglarının kullanılmasıdır.
GnRH analogları hipofizdeki reseptörleri sürekli uyararak (down-regülasyon) gonadotropin salınımını baskılar, pubertal ilerlemeyi ve nihai boy kısalığını durdurur.

Anahtar Kavram

Santral ve periferik erken ergenliğin klinik, laboratuvar ayrımı ve tedavisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 490Soru

1515 yaşında, obezite (VKI>95VKI > 95 persantil) nedeniyle izlenen bir erkek çocuk; son birkaç gündür giderek artan aşırı susama, sık idrara çıkma ve belirgin halsizlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bilinci konfüze, turgor ve tonusu azalmış saptanıyor; boyun ve aksilla bölgesinde akantozis nigrikans dikkati çekiyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Plazma glukozu920920 mg/dLmg/dL
Venöz pHpH7,347,34
Bikarbonat (HCO3HCO_3)1919 mEq/LmEq/L
İdrar ketonuNegatif
Serum ozmolalitesi345345 mOsm/kgmOsm/kg

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperglisemik hiperozmolar durum

Cevap

Hiperglisemik hiperozmolar durum
Hastada saptanan 920920 mg/dLmg/dL glukoz düzeyi, 345345 mOsm/kgmOsm/kg serum ozmolalitesi ve ketonürinin olmaması, tabloyu Hiperglisemik Hiperozmolar Durum (HHS) olarak tanımlar. Obezite ve akantozis nigrikans varlığı, bu durumun genellikle zemininde yatan insülin direnci ve Tip 2 DM ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Obezite, akantozis nigrikans ve konfüzyon saptandı.
Bu bulgular insülin direnci zemininde gelişen bir hiperglisemik krizi (Tip 2 DM ilişkili) düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Glukozun 600600 mg/dLmg/dL üzerinde, pHpH ve bikarbonatın nispeten normal sınırlarda olduğu görüldü.
DKA'da beklenen ağır asidoz ve ketonürinin olmaması, tabloyu hiperozmolar duruma yönlendirir.
3
Ozmolalite kontrolü
Serum ozmolalitesi 345345 mOsm/kgmOsm/kg olarak ölçüldü.
HHS tanısı için ozmolalitenin 330330 mOsm/kgmOsm/kg üzerinde olması temel kriterlerden biridir.

Anahtar Kavram

Hiperglisemik Hiperozmolar Durum (HHS), özellikle obez adolesanlarda Tip 2 DM'nin bir komplikasyonu olarak ortaya çıkan; çok yüksek kan şekeri, yüksek ozmolalite ve ketozisin yokluğu ile karakterize bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

HHS tedavisinde sıvı replasman hızının DKA'dan farkını ve beyin ödemi riskini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 491Soru

Yenidoğan tarama programında TSH düzeyi 52 mU/L52\ mU/L saptanan 1818 günlük bir bebekte, tekrarlanan laboratuvar incelemelerinde serbest T4T4 düzeyi 0.7 ng/dL0.7\ ng/dL (N: 0.92.30.9-2.3) ve TSH düzeyi 95 mU/L95\ mU/L olarak doğrulanıyor. Fizik muayenesinde hafif derecede genişlemiş arka fontanell dışında patoloji saptanmıyor. Bu hastada kalıcı konjenital hipotiroidinin en sık nedenini belirlemek amacıyla yapılacak olan tiroid sintigrafisinde görülmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dil kökünde veya sublingual bölgede radyonüklid tutulumu

Cevap

Konjenital hipotiroidinin en sık nedeni olan tiroid disgenesisi içinde en yaygın görülen form ektopik tiroid dokusudur ve sintigrafide dil kökünde tutulum şeklinde izlenir.
Vakadaki laboratuvar bulguları primer konjenital hipotiroidi ile uyumludur. Kalıcı konjenital hipotiroidinin dünyadaki en yaygın nedeni tiroid disgenesisidir (%8085\%80-85). Tiroid disgenesisi; ektopi, aplazi ve hipoplazi durumlarını kapsar. Bu grup içinde ise en sık saptanan anomali ektopik tiroid dokusudur (%5060\%50-60). Ektopik doku en sık dil kökünde (lingual tiroid) veya hyoid kemik çevresinde yerleşir ve Teknesyum-99m99m veya İyot-123123 sintigrafisinde bu bölgelerde radyonüklid tutulumu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini yorumla.
TSH yüksekliği ve serbest T4T4 düşüklüğü ile tablo primer hipotiroididir.
Yüksek TSH (>20 mU/L>20\ mU/L) ve düşük fT4fT4 değerleri bezin kendisinden kaynaklanan yetmezliği (primer) gösterir.
2
Kalıcı konjenital hipotiroidinin en sık etiyolojik nedenini belirle.
En sık neden tiroid disgenesisidir (%85\%85).
Yenidoğan taramalarında saptanan kalıcı vakaların büyük çoğunluğu bezin gelişimsel bozukluğuna (disgenesis) bağlıdır.
3
Disgenesis içindeki alt tiplerin sıklığını değerlendir.
Disgenesis içinde ektopik tiroid dokusu, aplazi ve hipoplaziden daha sık görülür.
Ektopik tiroid (lingual tiroid), tiroid bezinin embriyolojik göçü sırasında takılı kalmasıyla oluşur ve sintigrafik olarak en sık dil kökünde saptanır.

Anahtar Kavram

Konjenital hipotiroidinin en sık nedeni tiroid disgenesisi, disgenesisi olan olguların en sık nedeni ise ektopik tiroid (en sık lingual yerleşimli) dokusudur.

Daha Fazla Pratik

Tiroid disgenesisi ve dishormonogenez ayrımında kullanılan laboratuvar testleri ve sintigrafinin rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 25 / 25
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 25 | Examkin