Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 441Soru

55 günlük bir kız bebek, son 2424 saattir beslenmeyi reddetme ve uyandırılamama şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, yaygın hipotoni ve derin, hızlı solunum (Kussmaul solunumu) saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; kan şekeri: 55mg/dL55 mg/dL, amonyak: 480μg/dL480 \mu g/dL (Normal: <100μg/dL<100 \mu g/dL), kan gazında pH: 7.127.12, pCO2:22mmHgpCO_2: 22 mmHg, HCO3:7mEq/LHCO_3: 7 mEq/L ve idrarda keton: (+++)(+++) saptanmıştır. Serum elektrolitlerinde sodyum: 140mEq/L140 mEq/L, klor: 105mEq/L105 mEq/L olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metilmalonik asidemi

Cevap

Derin anyon açıklıklı metabolik asidoz, ketozis ve hiperamonemi bulguları ile seyreden klinik tablo Metilmalonik asidemi (veya Propiyonik asidemi) gibi organik asidemiler ile uyumludur.
Hastada saptanan pH: 7.127.12, HCO3:7mEq/LHCO_3: 7 mEq/L ve hesaplanan anyon açığının 2828 olması (artmış anyon açığı), idrarda keton (+++)(+++) varlığı ve orta-ağır hiperamonemi (480μg/dL480 \mu g/dL), yaşamın ilk haftasındaki bir bebekte tipik olarak Metilmalonik asidemi veya Propiyonik asidemi gibi organik asidemileri işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pH: 7.127.12 ve HCO3:7mEq/LHCO_3: 7 mEq/L değerleri ağır bir metabolik asidozu gösterir.
Hastanın klinik tablosunun temelini asidoz oluşturur.
2
Anyon açığını (AG) hesapla
AG=Na(Cl+HCO3)=140(105+7)=28mEq/LAG = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (105 + 7) = 28 mEq/L.
Normal anyon açığı 12±412 \pm 4 olup, bu hastada anyon açığı belirgin olarak artmıştır (28>1628 > 16).
3
Ketozis ve amonyak düzeyini birleştir
İdrar ketonu (+++)(+++) ve amonyak 480μg/dL480 \mu g/dL (hiperamonemi).
Organik asidemilerde anyon açığı asidoza ketozis ve orta-ağır şiddette hiperamonemi eşlik eder.
4
Ayırıcı tanı yap
Üre döngüsü bozukluklarında anyon açığı normaldir ve asidoz görülmez; MSUD'da asidoz daha hafiftir; pilor stenozunda alkaloz vardır.
Laboratuvar verileri tam olarak organik asidemi (Metilmalonik asidemi) profiline uymaktadır.

Anahtar Kavram

Organik asidemiler ile üre döngüsü bozukluklarının ayırıcı tanısında kan gazı (pH, anyon açığı) ve idrar ketonları kritik öneme sahiptir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 442Soru

Ağır boy kısalığı (4-4 SDS) ve dismorfik yüz bulguları nedeniyle değerlendirilen 44 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde; belirgin alın (frontal bossing), basık burun kökü, tiz ses tonu ve gövdesel yağlanma artışı saptanıyor. Öyküsünden doğum ağırlığının normal olduğu ancak doğum boyunun kısa olduğu öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde bazal ve uyarılmış Büyüme Hormonu (GH) düzeyleri çok yüksek (>50>50 ng/mL), IGF-1 ve IGFBP-3 düzeyleri ise yaşa göre çok düşük bulunuyor. Hastaya uygulanan 44 günlük ekzojen GH testine rağmen IGF-1 düzeylerinde artış saptanmıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme hormonu reseptör defekti (Laron Sendromu)

Cevap

Büyüme hormonu reseptör defekti (Laron Sendromu)
Hastada saptanan klinik bulgular (frontal bossing, basık burun, tiz ses, mikropenis, obezite) ağır GH eksikliği fenotipini yansıtsa da, laboratuvarda GH düzeylerinin çok yüksek olması 'GH Direnci'ni düşündürür. GH reseptör defekti (Laron Sendromu) durumunda, vücut GH üretir ancak reseptör bozuk olduğu için karaciğerde IGF-1 sentezlenemez. Negatif feedback kalktığı için GH yükselir. Tanıdaki en kritik ayrım, dışarıdan verilen GH'a rağmen IGF-1 düzeylerinin artmamasıdır (IGF-1 jenerasyon testi negatifliği). Bu durum reseptörün çalışmadığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ağır boy kısalığı, tipik yüz görünümü (midfasiyal hipoplazi, frontal bossing), tiz ses ve obezite Laron sendromu fenotipidir.
Bu bulgular GH eksikliği veya GH etkisizliğinin klasik belirtileridir.
2
Laboratuvar verilerini (GH-IGF aksını) yorumla
GH yüksek, fakat IGF-1 ve IGFBP-3 düşük.
GH yüksekliğine rağmen IGF-1'in üretilememesi, sorunun hipofiz üretiminde değil, periferik yanıtta (reseptör düzeyinde) olduğunu gösterir (GH direnci).
3
Ayırıcı tanı testini değerlendir
Ekzojen GH testine yanıt yok.
Biyoaktif olmayan GH sendromunda reseptör sağlam olduğu için dışarıdan verilen GH'a yanıt alınır. Yanıt alınamaması reseptör defektini (Laron) kesinleştirir.

Anahtar Kavram

GH-IGF-1 aksının değerlendirilmesi ve Laron sendromunun tipik laboratuvar (Yüksek GH, Düşük IGF-1) ve klinik bulgularının tanınması.
Soru 443Soru

Dış genital yapıda belirsizlik (ambigius genitalia) nedeniyle getirilen 11 haftalık bir bebek değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde Prader evre 44 virilizasyon (belirgin klitoromegali, tek bir ürogenital açıklık) saptanıyor; her iki inguinal kanalda veya labioskrotal kıvrımlarda gonad palpe edilemiyor. Laboratuvar tetkiklerinde sodyum 144144 mEq/L, potasyum 3.23.2 mEq/L, 1717-hidroksiprogesteron (1717-OHP) belirgin yüksek ve kan basıncı 98/6298/62 mmHg (9595. persentilin üzerinde) olarak ölçülüyor. Karyotip analizi 46,XX46,XX olarak sonuçlanan bu hastada en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11β11\beta-hidroksilaz eksikliği

Cevap

11β11\beta-hidroksilaz eksikliği
Doğru seçenek olan durumda, 11β11\beta-hidroksilaz enziminin eksikliği sonucu kortizol sentezi azalır ve ACTH artar. Bu durum 1717-hidroksiprogesteron ve androjenlerin artışına neden olarak 46,XX46,XX fetusta virilizasyona yol açar. Ancak 2121-hidroksilaz eksikliğinden farklı olarak, güçlü bir mineralokortikoid olan 1111-deoksikortikosteron (DOC) birikir. DOC birikimi, yenidoğan döneminden itibaren başlayabilen hipertansiyon ve hipokalemik metabolik alkaloz tablosundan sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
46,XX46,XX karyotipe rağmen virilizasyon (Prader 44) ve non-palpabl gonadlar saptandı.
Virilize dişi fenotipi ve palpabl gonad yokluğu öncelikle Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) düşündürür.
2
Biyokimyasal verilerin analizi
Potasyumun düşük (3.23.2 mEq/L) ve kan basıncının yüksek (9595. persentil üzeri) olduğu belirlendi.
KAH tipleri arasında sadece 11β11\beta-hidroksilaz ve 17α17\alpha-hidroksilaz eksikliklerinde mineralokortikoid etkisiyle hipertansiyon/hipokalemi görülür.
3
Enzim defektinin kesinleştirilmesi
1717-OHP yüksekliği ve virilizasyon varlığı tanıya götürür.
17α17\alpha-hidroksilaz eksikliğinde androjenler sentezlenemediği için virilizasyon olmaz; bu durumda geriye kalan tek seçenek 11β11\beta-hidroksilaz eksikliğidir.

Anahtar Kavram

11β11\beta-hidroksilaz eksikliğinde (CYP11B1), 1111-deoksikortikosteron (DOC) birikimi mineralokortikoid reseptörlerini uyararak sodyum tutulumuna, potasyum kaybına ve hipertansiyona neden olur.

Daha Fazla Pratik

KAH tiplerini mineralokortikoid ve androjen düzeylerine göre bir tablo halinde özetlemek öğrenmeyi pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 444Soru

Yenidoğan tarama programında topuk kanı fenilalanin yüksekliği saptanarak hiperfenilalaninemi tanısı alan bir kız bebek, yaşamın ilk haftasında fenilalaninden kısıtlı diyet tedavisine başlatılıyor. Ailenin diyete tam uyum sağladığı ve izlemdeki plazma fenilalanin düzeylerinin sürekli olarak tedavi hedefleri aralığında (2-6 mg/dL) seyrettiği görülüyor. Ancak 5. ayda yapılan kontrolde bebekte gövdesel hipotoni, ekstremitelerde rijidite, yutma güçlüğü ve nöbet benzeri hareketler (okülojirik krizler) gözleniyor. Ayrıca idrarda neopterin/biopterin oranının bozulduğu ve BOS incelemesinde homovanilik asit (HVA) ile 5-hidroksiindolasetik asit (5-HIAA) düzeylerinin düşük olduğu saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablonun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tetrahidrobiopterin (BH4) metabolizma bozukluğu

Cevap

Tetrahidrobiopterin (BH4) metabolizma bozukluğu
Vakada tanımlanan tablo Malign Fenilketonüri olarak da bilinen Tetrahidrobiopterin (BH4) metabolizma bozukluğudur. BH4, sadece fenilalanini tirozine çeviren enzimin (PAH) değil, aynı zamanda tirozini L-Dopa'ya (dopamin öncüsü) ve triptofanı 5-hidroksitriptofana (serotonin öncüsü) çeviren hidroksilaz enzimlerinin de zorunlu kofaktörüdür. Bu nedenle BH4 eksikliğinde, hasta klasik FKÜ gibi diyetle tedavi edilip kan fenilalanini düşürülse bile, beyinde dopamin ve serotonin sentezi yapılamaz. Sonuç olarak diyet tedavisine rağmen ilerleyici nörolojik bozulma, distoni, hipotoni ve okülojirik krizler görülür. Tanı, idrarda pterin analizi ve BOS nörotransmiter metabolitlerinin (HVA, 5-HIAA) düşüklüğü ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Vakayı analiz et
Hasta hiperfenilalaninemi tanısı almış, diyetle kan fenilalanin düzeyi normal sınırlarda tutulmuş ancak nörolojik bulgular (hipotoni, distoni, nöbet) ilerlemeye devam etmiştir.
Bu durum, sorunun sadece yüksek fenilalaninin toksik etkisi olmadığını gösterir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
BOS'ta HVA (dopamin metaboliti) ve 5-HIAA (serotonin metaboliti) düşüktür.
Bu bulgu, dopamin ve serotonin sentezinde bir bozukluk olduğunu işaret eder.
3
Patofizyolojiyi birleştir
Tetrahidrobiopterin (BH4); Fenilalanin Hidroksilaz, Tirozin Hidroksilaz ve Triptofan Hidroksilaz enzimlerinin ortak kofaktörüdür.
BH4 eksikliğinde hem fenilalanin fenilketonüri gibi yükselir, hem de tirozin ve triptofan hidroksilasyonu bozulduğu için dopamin ve serotonin sentezlenemez. Diyetle sadece fenilalanin düşürülürse, nörotransmiter eksikliği devam ettiği için nörolojik yıkım sürer.

Anahtar Kavram

Malign Fenilketonüri (BH4 Eksikliği) Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Hastada diyetle fenilalanin kontrol altına alınmasına rağmen nörolojik kötüleşme devam ediyor; bu durum sorunun sadece 'toksik madde birikimi' olmadığını düşündürmelidir.
2
BOS bulgularında homovanilik asit (dopamin yıkım ürünü) ve 5-HIAA (serotonin yıkım ürünü) düşük saptanmıştır.
3
Eksik olan faktör sadece fenilalanin hidroksilaz için değil, aynı zamanda dopamin ve serotonin sentezleyen hidroksilazlar için de gereklidir.

Daha Fazla Pratik

Klasik FKÜ ile BH4 eksikliği tedavisindeki farkları (Diyet vs. Kofaktör+Nörotransmiter replasmanı) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Nörolojik bulguların diyetle düzelmediği her FKÜ vakasında kofaktör eksikliği (BH4) düşünülmeli ve L-Dopa/Karbidopa ile 5-Hidroksitriptofan tedavisi planlanmalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 445Soru

Lizozomal enzimlerin Golgi aygıtından lizozomlara taşınabilmesi için mannoz-66-fosfat (M6PM6P) ile işaretlenmeleri gerekir. Bu işaretleme işlemini gerçekleştiren enzimin eksikliği sonucunda; lizozomal enzimlerin lizozom yerine hücre dışına salgılandığı, serumda enzim düzeylerinin çok yüksek, hücre içi lizozomların ise enzim yönünden fakir olduğu hastalık aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I-hücresi hastalığı (Mukolipidoz tip II)

Cevap

I-hücresi hastalığı (Mukolipidoz tip II)
I-hücresi hastalığında (Mukolipidoz tip II), lizozomal proteinlerin Golgi aygıtında mannoz kalıntılarına fosfat eklenmesini sağlayan fosfotransferaz enzimi eksiktir. Bu nedenle enzimler lizozomlara yönlendirilemez ve hücre dışına salgılanırlar; sonuçta serumda yüksek enzim düzeyleri saptanırken lizozomlar boş kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Lizozomal enzimlerin hücre içi trafiğini değerlendir.
Enzimlerin lizozoma gitmesi için Golgi'de mannoz-6-fosfat (M6PM6P) ile işaretlenmesi gerektiğini hatırla.
Bu işaret, enzimlerin doğru organele (lizozom) yönlendirilmesini sağlar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Serumda çok yüksek enzim düzeyi ve hücre içi lizozomlarda enzim eksikliği bir 'yönlendirme hatası'na (missorting) işaret eder.
Enzimler üretilir ancak işaretlenemedikleri için hücre dışına salgılanırlar.
3
Bulguları hastalıkla eşleştir.
M6P sinyal mekanizmasındaki bu bozukluk I-hücresi hastalığının (Mukolipidoz tip II) patognomonik özelliğidir.
Hastalıkta N-asetilglukozaminil-1-fosfotransferaz enzimi eksiktir.

Anahtar Kavram

I-hücresi hastalığında temel defekt, lizozomal enzimlerin lizozoma taşınmasını sağlayan mannoz-6-fosfat (M6PM6P) etiketinin eklenememesidir.
Soru 446Soru

1212 günlük bir yenidoğan; doğumdan sonraki 55. günde başlayan uzamış sarılık, emmede isteksizlik ve kusma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede karaciğerin kosta altında 44 cm ele geldiği, batında hafif asit olduğu ve her iki gözde lens opasiteleri (yağ damlası katarakt) bulunduğu saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde kan glukozu 4545 mg/dL, direkt bilirubin hakimiyetinde hiperbilirubinemi ve idrarda redüktan madde pozitifliği saptanmış; ancak glukoz oksidaz yöntemiyle yapılan idrar tetkiki negatif sonuçlanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik Galaktozemi (Galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz eksikliği)

Cevap

Klasik Galaktozemi (Galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz eksikliği)
Klasik galaktozemi (Galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz eksikliği), yenidoğan döneminde anne sütü (laktoz) alımıyla birlikte toksik galaktoz metabolitlerinin birikmesi sonucu oluşur. Sarılık, hepatomegali, hipoglisemi, kusma ve lenslerde yağ damlası kataraktı en tipik bulgulardır. İdrarda redüktan madde pozitifliği (galaktoz varlığı) ile eş zamanlı idrar çubuğunda (glukoz oksidaz yöntemi) negatiflik saptanması tanısal bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları (neonatal dönemde sarılık, hepatomegali, katarakt) analiz et.
Bulgular neonatal dönemde başlayan sistemik bir metabolik hastalığı, özellikle galaktoz metabolizma bozukluğunu işaret etmektedir.
Anne sütündeki laktozun galaktoza parçalanması sonrası GALT eksikliği sonucu galaktoz-1-fosfat birikimi doku hasarına yol açar.
2
Laboratuvar bulgularını (hipoglisemi ve idrarda redüktan madde pozitifliği) yorumla.
İdrarda redüktan maddenin (Benedict/Clinitest) pozitif, glukoz oksidaz (dipstick) testinin negatif olması, idrarda glukoz dışı bir şeker (galaktoz) olduğunu gösterir.
Galaktozemi hastalarında idrarda bol miktarda galaktoz atılır; bu da redüktan madde testini pozitif yapar.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula.
Hepatomegali, sarılık, hipoglisemi ve katarakt dörtlüsü Klasik Galaktozemi için karakteristiktir.
Herediter fruktoz intoleransı fruktoz alımıyla başlar, galaktokinaz eksikliği ise sadece katarakt yapar.

Anahtar Kavram

Klasik Galaktozemi'de GALT eksikliğine bağlı olarak neonatal dönemde süt (laktoz) alımıyla karaciğer yetmezliği bulguları, hipoglisemi ve katarakt gelişir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 447Soru

Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla çocuk yoğun bakım ünitesinde izlenen 1010 yaşındaki bir erkek hastaya, uygun başlangıç sıvı resüsitasyonunu takiben %0.9\%0.9 NaCl ve 0.10.1 Ü/kg/saat hızında intravenöz regüler insülin infüzyonu uygulanmaktadır.

Takiplerinin 4.4. saatinde hastanın genel durumu iyi, bilinci açık olup kan şekeri 210210 mg/dL'ye gerilemiştir. Kontrol laboratuvar tetkiklerinde venöz kan gazı pH 7.217.21, HCO3HCO_3 1212 mEq/L ve serum anyon açığı 1717 mEq/L (Normal aralık: 8128-12 mEq/L) olarak hesaplanmıştır.

Buna göre, hastanın idame tedavisinde atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı tedavisine dekstroz eklenerek insülin infüzyonuna mevcut hızında devam edilmesi

Cevap

Kan şekeri güvenli sınırın altına düşmesine rağmen anyon açığı kapanmadığı için insülin infüzyonuna devam edilmeli ve hipoglisemiyi önlemek için sıvıya dekstroz eklenmelidir.
Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tedavisinde temel amaç sadece hiperglisemiyi düzeltmek değil, aynı zamanda lipoliz ve ketogenezi durdurarak asidozu (anyon açığını) normale döndürmektir. Hastanın kan şekeri 250250 mg/dL'nin altına düştüğünde, eğer anyon açığı hala açıksa (>12>12 mEq/L), ketogenezin baskılanmasına devam edilmesi için intravenöz insülin infüzyonu kesilemez. İnsülinin devamı sırasında hipoglisemi gelişmesini önlemek amacıyla idame sıvı tedavisine dekstroz (%5\%5 veya %10\%10) eklenmelidir. Bu hastada anyon açığı 1717 mEq/L olduğu için insülin devam etmeli, eş zamanlı olarak sıvıya dekstroz eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut kan şekeri düzeyini ve asidoz durumunu (pH ve anyon açığı) değerlendir.
Kan şekeri 250250 mg/dL'nin altına inmiş (210210 mg/dL), ancak asidoz ve ketogenez devam etmektedir (Anyon açığı: 1717 mEq/L).
DKA'da tedavinin yönünü belirleyen temel faktör, kan şekerinin düşmesi değil, asidozun ve ketogenezin (anyon açığının) düzelip düzelmediğidir.
2
Asidoz tablosu devam ederken insülin ihtiyacını belirle.
İntravenöz insülin infüzyonuna aynı hızda devam edilmesine karar verilir.
Lipoliz ve ketogenezi baskılamak için anyon açığı normal sınırlara (12\leq 12 mEq/L) gerileyene kadar insülin gereklidir.
3
İnsülin tedavisi devam ederken gelişebilecek hipoglisemi riskini önlemek için sıvı içeriğini ayarla.
Mevcut intravenöz sıvı tedavisine dekstroz (%5\%5 veya %10\%10) eklenir.
Kan şekeri 250250 mg/dL'nin altına düştüğünde, asidoz kontrolü için insüline güvenle devam edebilmek adına hastaya glukoz desteği verilmesi zorunludur.

Anahtar Kavram

DKA tedavisinde kan şekeri 250250 mg/dL'nin altına düştüğünde, anyon açığı kapanmamışsa ketogenezi baskılamak için insülin infüzyonuna devam edilmeli ve hipoglisemiyi önlemek için intravenöz sıvıya dekstroz eklenmelidir.
Soru 448Soru

7 yaşında bir kız çocuk, son 3 haftadır artan iştahına rağmen yaklaşık 2 kg2 \text{ kg} kilo kaybetmesi, çok su içme ve geceleri idrar kaçırma (enürezis) şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulgusu saptanmayan hastada, diabetes mellitus tanısı koyabilmek için aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması yeterlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klasik semptomlarla birlikte, rastgele bir zamanda ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL} olması

Cevap

Klasik diyabet semptomları bulunan çocukta rastgele ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL} olması tanı koydurucudur.
Çocuklarda poliüri (sık idrara çıkma), polidipsi (çok su içme) ve açıklanamayan kilo kaybı gibi klasik semptomların varlığında, günün herhangi bir saatinde açlık durumuna bakılmaksızın ölçülen plazma glukozunun 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL} olması diabetes mellitus tanısı koymak için yeterli ve geçerli bir kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını (poliüri, polidipsi, kilo kaybı) değerlendir.
Hastada klasik diyabet semptomları mevcuttur.
Semptomatik hastalarda tanı eşikleri, asemptomatik hastalara göre daha doğrudan uygulanabilir.
2
Uluslararası (ISPAD/ADA) diyabet tanı kriterlerini hatırla.
Tanı için açlık kan şekeri 126\geq 126, OGTT 2. saat 200\geq 200, HbA1c %6.5\geq \% 6.5 veya semptom+rastgele kan şekeri 200\geq 200 gereklidir.
Doğru laboratuvar eşik değerini belirlemek tanı için kritiktir.
3
Seçeneklerdeki değerleri bu kriterlerle karşılaştır.
Rastgele ölçülen 200 mg/dL\geq 200 \text{ mg/dL} değeri semptomatik hastada tam uyumludur.
En hızlı ve kesin tanı yöntemini belirlemek amaçlanır.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağında diabetes mellitus tanı kriterleri
Tahmini Süre:45s
Soru 449Soru

88 aylık bir bebek, nöromotor gelişiminde duraksama ve esmer olan ailesine göre belirgin açık ten ve saç rengine sahip olması nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede bebeğin sarışın ve mavi gözlü olduğu, idrarının ise karakteristik bir küf kokusuna (fare idrarı) sahip olduğu saptanıyor.

Bu bebekte saptanan pigmentasyon azlığının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenilalanin fazlalığının tirozinaz enzimini yarışmalı olarak inhibe etmesi

Cevap

Pigmentasyon azlığının nedeni, biriken fenilalaninin tirozinaz enzimini yarışmalı (kompetitif) olarak inhibe etmesidir.
Fenilketonüride (FKÜ) fenilalanin hidroksilaz enzim eksikliği nedeniyle fenilalanin vücutta birikir. Biriken yüksek fenilalanin, tirozin molekülüne yapısal benzerliği nedeniyle tirozinaz enzimiyle yarışmaya girer ve bu enzimi inhibe eder. Tirozinaz enzimi, melanin pigmentinin sentezinde anahtar rol oynadığı için bu inhibisyon sonucunda hastaların ten, saç ve göz renkleri ailelerine göre daha açık olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Gelişim geriliği, hipopigmentasyon (açık ten/saç) ve karakteristik koku (küf/fare idrarı) fenilketonüri (FKÜ) tanısını düşündürür.
Bu üçlü bulgu FKÜ için tipiktir.
2
Metabolik süreci değerlendirme
Fenilalanin hidroksilaz eksikliği sonucu kanda fenilalanin birikir ve tirozin miktarı azalır.
Hastalığın patofizyolojisi fenilalanin birikimine dayanır.
3
Pigmentasyon mekanizmasını açıklama
Biriken yüksek fenilalanin, tirozinden melanin sentezleyen tirozinaz enzimini inhibe eder.
Hipopigmentasyonun temel biyokimyasal nedeni bu kompetitif inhibisyondur.

Anahtar Kavram

Fenilketonüride hipopigmentasyonun nedeni, yüksek fenilalanin düzeylerinin tirozinaz enzimini yarışmalı (kompetitif) olarak inhibe etmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 450Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve antropometrik ölçümlerinde boyu 118118 cm (<3< 3. persentil), yıllık büyüme hızı 55 cm/yıl ve kemik yaşı 88 yaş (takvim yaşı ile uyumlu) olarak saptanıyor. Anne boyu 150150 cm ve baba boyu 165165 cm olan bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailesel (familyal) boy kısalığı

Cevap

Verilen klinik bulgular doğrultusunda en olası tanı ailesel (familyal) boy kısalığıdır.
Vakada boy kısalığı (<3< 3. persentil) olmasına rağmen, yıllık büyüme hızının normal (55 cm/yıl) olması ve kemik yaşının takvim yaşı ile tam uyumlu saptanması ailesel boy kısalığının tipik göstergeleridir. Ayrıca anne ve babanın boyları üzerinden hesaplanan hedef boyun da düşük olması, mevcut tablonun genetik bir varyant olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Yıllık büyüme hızının değerlendirilmesi
55 cm/yıl büyüme hızı 88 yaşındaki bir çocuk için normal sınırlardadır.
Patolojik boy kısalıklarında (hormonal veya sistemik) büyüme hızı genellikle düşüktür.
2
Kemik yaşı ve takvim yaşı ilişkisinin analizi
Kemik yaşı (88 yaş) = Takvim yaşı (88 yaş).
Yapısal büyüme gecikmesinde kemik yaşı geridir; ailesel boy kısalığında ise yaşla uyumludur.
3
Hedef boyun (Mid-parental height) hesaplanması
Hedef boy: (150+165+13)/2=164(150 + 165 + 13) / 2 = 164 cm.
Hesaplanan hedef boyun düşük olması (erişkin erkek için yaklaşık 33. persentil), çocuğun boyunun genetik potansiyeli ile uyumlu olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Ailesel boy kısalığında büyüme hızı normal, kemik yaşı takvim yaşına uygun ve çocuğun boyu hedef boyu ile uyumludur.

Daha Fazla Pratik

Yapısal büyüme gecikmesi ve ailesel boy kısalığı arasındaki farkları gösteren bir tabloyu inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 451Soru

Mikrosefali, intrauterin gelişme geriliği ve Fallot tetralojisi tanılarıyla doğan bir bebeğin annesinin anamnezinde; çocukluk yıllarında kısıtlı bir diyet ve özel tıbbi mamalar kullandığı, ancak erişkinlik döneminde bu diyeti tamamen bıraktığı öğrenilmiştir. Bu bebekte saptanan klinik anomalilerin gelişiminden sorumlu temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Annede yüksek seyreden fenilalaninin plasentayı geçerek gelişmekte olan fetusta teratojenik etki yapması

Cevap

Annede yüksek seyreden fenilalaninin plasentayı geçerek gelişmekte olan fetusta teratojenik etki yapması
Maternal fenilketonüri sendromunda, PKU hastası olan bir kadının gebelik öncesi ve sırasında diyetine dikkat etmemesi sonucu kan fenilalanin düzeyi yükselir. Fenilalanin plasentayı aktif transportla geçer ve fetusun kanında anneden yaklaşık 1.521.5-2 kat daha fazla yoğunluğa ulaşır. Bu yüksek düzeyler fetusun beyin ve kalp gelişimi üzerinde teratojenik etki yaparak mikrosefali, zeka geriliği, intrauterin gelişme geriliği ve konjenital kalp hastalıklarına (özellikle Fallot tetralojisi) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Anne anamnezini analiz et
Annenin çocuklukta diyet yapıp sonra bırakması, annenin fenilketonüri (PKU) hastası olduğunu gösterir.
PKU hastaları erişkinlikte diyet uyumunu kaybedebilir.
2
Bebekteki klinik bulguları değerlendir
Mikrosefali, IUGR ve konjenital kalp hastalığı triadının 'Maternal PKU Sendromu' ile uyumlu olduğu saptanır.
Yüksek fenilalanin (PHE) fetus için güçlü bir teratojendir.
3
Mekanizmayı belirle
PHE, plasentadaki amino asit transport sistemleri ile fetus tarafına geçer ve fetusun kan düzeyi anneden daha yüksek olur.
Fetusta fenilalanin hidroksilaz aktivitesi olmadığı için PHE birikir ve teratojenik hasar verir.

Anahtar Kavram

Maternal Fenilketonüri Sendromu

Daha Fazla Pratik

Maternal PKU'dan korunmak için annenin gebelikten ne kadar süre önce diyete başlaması gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 452Soru

22 aylık bir bebek, dış genital yapıda belirsizlik nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral inmemiş testis ve Prader evre 33 ambigius genitale saptanıyor. Hastanın izleminde vücutta yaygın ödem gelişiyor ve laboratuvar incelemesinde ağır proteinüri (4+4+) ile serum albümin düzeyinin 1.81.8 g/dL olduğu saptanıyor. Batın ultrasonografisinde sağ böbrekte 2.52.5 cm boyutunda düzensiz sınırlı kitle saptanırken; serum sodyum: 139139 mEq/L, potasyum: 4.14.1 mEq/L ve 1717-hidroksiprogesteron: 1.11.1 ng/mL (Normal < 22 ng/mL) olarak belirleniyor. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak sonuçlanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denys-Drash Sendromu

Cevap

Denys-Drash Sendromu, 46,XY46,XY bireylerde genital belirsizlik, erken yaşta başlayan progresif nefropati ve yüksek Wilms tümörü riski ile karakterize bir bozukluktur.
Denys-Drash sendromu, WT1 geninin (genellikle ekzon 8 veya 9) missense mutasyonları sonucu gelişir. Bu sendromda 46,XY bireylerde genital belirsizlik (disgenetik gonadlar), yaşamın ilk aylarında başlayan ve hızla son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyen nefrotik sendrom (diffüz mezanjiyal skleroz) ve çocukluk çağında Wilms tümörü gelişme riski (%90) bir arada görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastada 46,XY46,XY karyotip ile uyumsuz dış genital yapı (DSD), proteinüri (nefrotik sendrom) ve böbrekte kitle (Wilms tümörü) bir arada bulunmaktadır.
Bu üçlü klinik bulgu grubu, WT1 gen mutasyonlarını akla getiren spesifik bir fenotiptir.
2
Biyokimyasal verileri değerlendirme
Normal sodyum, potasyum ve 1717-OHP düzeyleri ile Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) dışlanmış olur.
Özellikle tuz kaybettiren KAH formlarında görülen elektrolit dengesizliği bu hastada izlenmemektedir.
3
WT1 ilişkili sendromlar arasında ayırıcı tanı yapma
Nefropatinin çok erken yaşta (ilk aylarda) başlaması ve Wilms tümörünün varlığı tanıyı Denys-Drash yönüne kaydırır.
Frasier sendromunda nefropati genellikle ikinci dekadda ortaya çıkar ve gonadoblastom riski daha yüksektir.

Anahtar Kavram

WT1 gen mutasyonlarına bağlı gelişen sendromik Cinsiyet Gelişim Bozuklukları (Denys-Drash ve Frasier ayrımı).

Daha Fazla Pratik

WT1 gen mutasyonlarının farklı fenotiplerini (Denys-Drash vs Frasier) bir tablo üzerinden karşılaştırarak çalışmak kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 453Soru

Zamanında ve herhangi bir komplikasyon gelişmeden doğan bir haftalık erkek bebek, son 2424 saattir giderek artan uykuya meyil, emmede zayıflık ve tekrarlayan kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde bebeğin takipneik ve letarjik olduğu, derin tendon reflekslerinin arttığı saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan amonyak düzeyi 950μmol/L950 \mu mol/L (Normal: 1545μmol/L15-45 \mu mol/L) olarak ölçülüyor. Kan gazı analizinde pH 7.527.52, pCO2pCO_2 2626 mmHg, HCO3HCO_3 2121 mEq/L saptanıyor. Hesaplanan serum anyon açığı 1010 mEq/L (Normal: 8128-12 mEq/L) bulunuyor ve idrar tahlilinde keton saptanmıyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ornitin transkarbamoilaz eksikliği

Cevap

Doğru yanıt Ornitin transkarbamoilaz eksikliğidir.
Doğru yanıt Ornitin transkarbamoilaz eksikliğidir. Yenidoğan döneminde ekstrem hiperamonemi saptanan bir hastada en kritik ayırıcı tanı, organik asidemiler ile üre döngüsü bozuklukları arasındadır. Organik asidemiler (metilmalonik, propiyonik asidemi vb.) toksik metabolitlerin birikimine bağlı olarak artmış anyon açıklı derin metabolik asidoz ve ketoz ile karakterizedir. Buna karşın, Ornitin transkarbamoilaz eksikliği gibi primer üre döngüsü enzim defektlerinde organik asit birikimi olmadığı için asidoz ve ketoz görülmez. Aksine, yüksek amonyak solunum merkezini doğrudan uyararak hiperventilasyona yol açar ve bu durum kan gazına tipik olarak solunumsal alkaloz şeklinde yansır. Hastadaki normal anyon açığı, keton negatifliği ve solunumsal alkaloz tablosu bu tanıyı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Amonyak düzeyini değerlendir.
Amonyak düzeyi 950 µmol/L ile normalin çok üzerindedir.
Yenidoğanda ekstrem hiperamonemi primer olarak üre döngüsü bozuklukları veya organik asidemileri akla getirmelidir.
2
Kan gazı ve anyon açığı bulgularını analiz et.
Kan gazında primer solunumsal alkaloz (pH yüksek, pCO2 düşük) ve normal anyon açığı saptanmıştır.
Organik asidemilerde artmış anyon açıklı derin metabolik asidoz beklenirken, üre döngüsü bozukluklarında amonyağın solunum merkezini uyarmasına bağlı solunumsal alkaloz izlenir.
3
İdrar keton düzeyini kontrol et.
İdrarda keton saptanmamıştır.
Organik asidemilerde ketoz karakteristiktir. Asidoz ve ketozun olmaması, organik asidemileri dışlayarak tanıyı üre döngüsü bozukluğuna yönlendirir.

Anahtar Kavram

Hiperamonemik yenidoğanda kan gazı (asidoz/alkaloz) ve idrar keton varlığına göre ayırıcı tanı algoritması
Soru 454Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, sabah uyanmakta zorluk ve soğuk terleme şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden, çocuğun bir önceki akşam üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle iştahsız olduğu ve yaklaşık 1414 saattir hiçbir şey yemediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlığı 5050. persentilde saptanan hastada organomegali saptanmıyor. Kan şekeri 38 mg/dL38\ mg/dL ölçüldüğü andaki laboratuvar incelemesinde; belirgin ketonüri, serbest yağ asitlerinde artış, ölçülemeyecek kadar düşük insülin düzeyi saptanırken; laktat ve amonyak düzeyleri normal bulunuyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ketotik hipoglisemi

Cevap

Ketotik hipoglisemi
Ketotik hipoglisemi, özellikle 18 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, genellikle bir enfeksiyon veya yetersiz beslenme sonrası uzun süreli açlığı takiben ortaya çıkar. Fizik muayenede hepatomegali saptanmaması ve laboratuvarda insülinin baskılanmış olması, serbest yağ asitlerinin ve ketonların ise artmış olması tanıyı doğrular. Laktatın normal olması ise glikojen depo hastalıklarından ayrımını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hipoglisemi anındaki keton yanıtını değerlendir
Belirgin ketonüri ve serbest yağ asidi artışı saptandı (Ketotik hipoglisemi tablosu).
Tanısal algoritmada ilk basamak ketotik ve non-ketotik ayrımı yapmaktır.
2
Eşlik eden metabolik bulguları ve organomegaliyi kontrol et
Laktat normal ve hepatomegali yok.
Laktik asidoz ve hepatomegali olmaması glikojen depo hastalıklarını dışlar.
3
İnsülin ve serbest yağ asidi düzeylerini yorumla
İnsülin düşük, yağ asitleri yüksek.
Bu bulgular hiperinsülinizmi ve yağ asidi oksidasyon bozukluklarını dışlar.

Anahtar Kavram

Ketotik hipoglisemi, 1.551.5-5 yaş arası çocuklarda açlık sonrası görülen, hepatomegali ve metabolik asidozun (laktat artışı olmadan) eşlik etmediği en yaygın hipoglisemi tipidir.
Soru 455Soru

8 yaşında bir erkek çocuk, okulda arkadaşlarıyla iletişim kurmakta güçlük çekme ve boyun bölgesinde giderek belirginleşen şişlik şikayeti ile pediatrik endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boy ve tartı 1025.10-25. persentiller arasında, tiroid bezi diffüz olarak büyümüş (evre 2 guatr) ve yumuşak kıvamda saptanıyor. Hastanın odyometrik incelemesinde bilateral ileri derecede sensörinöral işitme kaybı tespit ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde serbest T4T_4 düzeyi 0.80.8 ng/dLng/dL (Düşük), TSHTSH düzeyi 1818 mIU/LmIU/L (N:0.55.0N: 0.5-5.0) olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloda tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılabilecek en spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perklorat deşarj testi

Cevap

Guatr ve sensörinöral işitme kaybı ile karakterize Pendred sendromunda tanıyı kesinleştirmek için perklorat deşarj testi kullanılmalıdır.
Doğru yanıt olan perklorat deşarj testi, Pendred sendromunun temel patolojisi olan iyot organifikasyon kusurunu (iyotun tirozine bağlanamaması) gösteren klasik ve spesifik testtir. Bu sendromda SLC26A4 genindeki mutasyon hem tiroidde hem de iç kulakta fonksiyon bozukluğuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Guatr (tiroid büyümesi) ve konjenital sensörinöral işitme kaybı birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon pediatrik yaş grubunda öncelikle Pendred sendromunu düşündürür.
2
Hastalık mekanizmasını belirle
Pendred sendromunda SLC26A4 gen mutasyonuna bağlı pendrin proteini kusuru ve iyot organifikasyon defekti mevcuttur.
Tanı için bu mekanizmadaki (iyotun tiroglobuline bağlanması) kusurun gösterilmesi gerekir.
3
Uygun tanısal testi seç
Perklorat deşarj testi ile tiroid bezi içindeki serbest iyodun dışarı salınımı ölçülür.
Organifikasyon kusuru olan hastalarda perklorat verilince radyoaktif iyodun %10'dan fazlası bezden uzaklaşır (pozitif test).

Anahtar Kavram

Pendred sendromu (guatr + sensörinöral işitme kaybı) ve iyot organifikasyon kusuru.
Soru 456Soru

99 yaşında bir kız çocuk, son birkaç yıldır boyunun uzamadığı ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan antropometrik ölçümlerde boyu 118118 cm (<3<3. persentil), vücut ağırlığı 2626 kg (102510-25. persentil) saptanıyor. Annesinden alınan bilgide hastanın son bir yılda sadece 33 cm uzadığı ve daha önce başlanan demir tedavisine rağmen anemisinde düzelme olmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede başka özellik saptanmayan hastanın kemik yaşı 77 yaş olarak değerlendiriliyor.

Bu klinik tabloya göre, hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çölyak hastalığı

Cevap

Çölyak hastalığı; gastrointestinal semptomlar olmasa bile izole boy kısalığı ve dirençli demir eksikliği anemisi ile prezante olabilir.
Çölyak hastalığı, çocuklarda büyüme geriliği ve dirençli demir eksikliği anemisinin en önemli nedenlerinden biridir. Vakaların bir kısmında ishal veya karın ağrısı gibi klasik gastrointestinal semptomlar bulunmayabilir (Atipik/Sessiz Çölyak). Büyüme hızının düşük olması (<45<4-5 cm/yıl) ve kemik yaşının geri olması patolojik bir süreci destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme verilerini değerlendir
Boy SDSSDS < 2-2 ve yıllık uzama hızı 33 cm (patolojik derecede düşük).
Patolojik boy kısalığını genetik varyantlardan ayırmak için ilk adımdır.
2
Kemik yaşını yorumla
Kemik yaşı 22 yıl geri.
Gecikmiş kemik yaşı sistemik hastalıkları veya endokrin nedenleri düşündürür.
3
Laboratuvar bulgularını klinik ile birleştir
Tedaviye dirençli demir eksikliği anemisi varlığı.
Malabsorbsiyon bulgusu olan dirençli anemi, altta yatan bir sistemik hastalığı (özellikle Çölyak) işaret eder.

Anahtar Kavram

Atipik Çölyak Hastalığı Sunumu

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularına bakıldığında demir tedavisine yanıtsızlık (refrakter anemi) görülmesi, soruyu doğrudan bir emilim bozukluğuna yönlendirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 457Soru

1010 yaşında bir kız çocuk, yaklaşık altı aydır devam eden aşırı su içme ve sık idrara çıkma yakınmaları ile çocuk endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden geceleri idrar yapmak için en az 33-44 kez uyandığı ve özellikle buzlu soğuk su içmeyi tercih ettiği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde özellik saptanmayan hastaya uygulanan standart su kısıtlama testi sonunda; vücut ağırlığında %4\%4 kayıp olduğu, plazma osmolalitesinin 302302 mOsm/kg ve idrar osmolalitesinin 420420 mOsm/kg olduğu saptanıyor. Testin devamında hastaya desmopressin (dDAVP) uygulandıktan sonra idrar osmolalitesinin 560560 mOsm/kg'a yükseldiği gözleniyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parsiyel santral diyabetes insipidus

Cevap

Parsiyel santral diyabetes insipidus
Doğru seçenek olan 'Parsiyel santral diyabetes insipidus' tanısı, hastanın su kısıtlamasına rağmen idrarını tam konsantre edememesi (300300-600600 mOsm/kg arası kalması) ve dışarıdan verilen ADH (desmopressin) sonrası idrar osmolalitesinde %10\%10-%50\%50 arasında (bu vakada %33\%33) bir artış görülmesi ile konur. Ayrıca noktüri ve soğuk su tercihi gibi klinik bulgular santral orijinli yetmezliği destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Su kısıtlama testi sonuçlarının değerlendirilmesi
İdrar osmolalitesi (420420 mOsm/kg), plazma osmolalitesinden (302302 mOsm/kg) yüksek ancak normal konsantrasyon sınırının (>600>600 mOsm/kg) altındadır.
Normal bir yanıtta idrarın 600600-800800 mOsm/kg üzerine çıkması beklenirdi; bu durum ADH eksikliği veya direnci olduğunu gösterir.
2
Desmopressin (dDAVP) yanıtının hesaplanması
İdrar osmolalitesindeki artış oranı: (560420)/420=140/420%33(560 - 420) / 420 = 140 / 420 \approx \%33 olarak hesaplanır.
Artış oranının %10\%10 ile %50\%50 arasında olması 'parsiyel' bir eksikliği ve ekzojen hormona yanıt verildiğini gösterir.
3
Klinik ipuçları ile birleştirme
Noktüri (gece idrara çıkma) ve soğuk su tercihi santral diyabetes insipidus için tipik bulgulardır.
Psikojenik polidipsili hastalar genellikle gece su içmek için uyanmazlar.

Anahtar Kavram

Diyabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama testi ve dDAVP yanıtı parametreleri.

Daha Fazla Pratik

Vakadaki desmopressin yanıtı %10\%10'un altında olsaydı, primer polidipsi ve nefrojenik Dİ ayrımı için plazma ADH düzeyine bakılması gerekirdi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 458Soru

Doğumdan sonraki 1414. günde belirgin hiperpigmentasyon, emme güçlüğü ve dirençli kusma şikayetleriyle acil servise getirilen bir yenidoğanın fizik muayenesinde; kan basıncı 50/3050/30 mmHg (hipotansiyon) saptanıyor. Dış genital muayenesinde; vajinal açıklığın doğal olduğu, labiaların normal göründüğü, klitoris büyüklüğünün normal olduğu ve gonadların palpe edilemediği (tam dişi fenotipi) görülüyor.

Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Sodyum (Na+Na^+)118118 mEq/L135145135-145
Potasyum (K+K^+)8.28.2 mEq/L3.55.53.5-5.5
Kan Şekeri3838 mg/dL6011060-110
1717-Hidroksiprogesteron<0.1<0.1 ng/mL0.52.50.5-2.5
Kortizol0.50.5 μ\mug/dL5255-25
AldosteronSaptanamadı-
Dehidroepiandrosteron (DHEADHEA)Saptanamadı-

Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak sonuçlanan bu bebekte, steroid biyosentezindeki en olası defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lipoid Konjenital Adrenal Hiperplazi (StARStAR protein eksikliği)

Cevap

Lipoid Konjenital Adrenal Hiperplazi (StARStAR protein eksikliği) tanısı, tüm adrenal ve gonadal steroidlerin saptanamayacak kadar düşük olması ve 46,XY46,XY karyotipine rağmen tam dişi fenotipi ile uyumludur.
Lipoid Konjenital Adrenal Hiperplazi (StARStAR protein eksikliği), steroidogenesis sürecinde kolesterolün mitokondriye girişini engeller. Bu durum mineralokortikoid, glukokortikoid ve androjenlerin hiçbirinin üretilememesine neden olur. 46,XY46,XY genotipine sahip bir fetüste, fetal dönemde androjen üretilemediği için dış genital yapı tamamen dişi yönünde gelişir. Doğum sonrası ise aldosteron ve kortizol yokluğu nedeniyle ağır tuz kaybı, hipoglisemi ve ACTHACTH yüksekliğine bağlı hiperpigmentasyon tablosu ortaya çıkar. Laboratuvarda tüm steroid öncüllerinin (özellikle 1717-OHP) düşük olması bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et (Tuz kaybı ve hiperpigmentasyon)
Hiponatremi, hiperkalemi ve hipotansiyon ciddi bir adrenal kriz (tuz kaybı) olduğunu gösterir. Hiperpigmentasyon ise ACTHACTH yüksekliğine işaret eder.
Konjenital adrenal hiperplazi formlarını ve adrenal yetmezliği ayırt etmek için ilk adımdır.
2
Genotip ve fenotip uyumunu değerlendir
46,XY46,XY (genetik erkek) olan hastanın tamamen dişi fenotipinde olması, intrauterin dönemde testosteron sentezinin hiç olmadığını gösterir.
Cinsiyet gelişim bozukluklarında defektin seviyesini belirlemek için kritiktir.
3
Laboratuvar verilerini sentezle
1717-OH Progesteron, Kortizol, Aldosteron ve DHEADHEA düzeylerinin hepsinin çok düşük olması, steroid biyosentezinin en başında bir blok olduğunu gösterir.
Hangi enzim veya proteinin eksik olduğunu bulmak için biyokimyasal kanıt sağlar.
4
Tanıyı doğrula
Kolesterolün mitokondri içine taşınmasını sağlayan StARStAR proteinindeki eksiklik (Lipoid KAHKAH), tüm steroid yollarını bloke ederek bu tabloyu oluşturur.
Klinik, hormonal ve genetik bulguları birleştiren tek tanı budur.

Anahtar Kavram

Steroid biyosentezinin en erken ve en ağır formu olan Lipoid KAH (StARStAR veya CYP11A1CYP11A1 defekti), 46,XY46,XY bireylerde androjen sentezlenemediği için tam dişi fenotipine ve yaşamın ilk haftalarında ağır adrenal krize neden olur.

Daha Fazla Pratik

StAR protein eksikliği ile klinik olarak ayırt edilemeyen P450scc (CYP11A1CYP11A1) enzim eksikliğini ve büyük, lipid yüklü adrenal bezlerin radyolojik görünümünü inceleyin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 459Soru

On sekiz aylık erkek hasta, yürümede gecikme ve bacaklarda eğrilik şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde total alopesi (saç ve kaşların dökülmesi), el bileklerinde genişleme ve göğüs kafesinde raşitik tespih taneleri saptanıyor.

Hastanın laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki bulgular elde edilmiştir:

ParametreDeğerReferans Aralığı
Kalsiyum7.2 mg/dL7.2 \text{ mg/dL}8.810.8 mg/dL8.8-10.8 \text{ mg/dL}
Fosfor2.5 mg/dL2.5 \text{ mg/dL}3.86.5 mg/dL3.8-6.5 \text{ mg/dL}
Alkalen fosfataz (ALP)1200 U/L1200 \text{ U/L}145320 U/L145-320 \text{ U/L}
Paratiroid hormon (PTH)350 pg/mL350 \text{ pg/mL}1565 pg/mL15-65 \text{ pg/mL}
25-OH25\text{-OH} D vitamini35 ng/mL35 \text{ ng/mL}>20 ng/mL>20 \text{ ng/mL}
1,25-(OH)21,25\text{-(OH)}_2 D vitamini320 pg/mL320 \text{ pg/mL}1665 pg/mL16-65 \text{ pg/mL}

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularına yol açan en olası temel patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hedef dokularda D vitamini reseptör mutasyonu

Cevap

Hedef dokularda D vitamini reseptör mutasyonu (Tip 2 D vitaminine dirençli raşitizm)
Hastada hipokalsemi, hipofosfatemi, çok yüksek ALP ve yüksek PTH (sekonder hiperparatiroidi) ile karakterize aktif bir raşitizm tablosu vardır. Ayırıcı tanıda 25-OH25\text{-OH} D vitamininin normal saptanması besinsel eksikliği net olarak dışlar. 1,25-(OH)21,25\text{-(OH)}_2 D vitamininin çok yüksek olması böbrekteki 1α1\alpha-hidroksilaz enzimi defektini (Tip 1 D vitaminine bağımlı raşitizm) ekarte eder; çünkü enzim defektinde bu düzeyin düşük olması beklenir. Aktif hormonun kanda çok yüksek olmasına rağmen klinik etkinin görülmemesi, hedef dokulardaki 'D vitamini reseptör (VDR) direncine' işaret eder. Klinik muayenede saptanan 'alopesi', Tip 2 D vitaminine bağımlı (dirençli) raşitizmin en spesifik eşlik eden semptomudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum, fosfor, ALP ve PTH laboratuvar değerlerini değerlendir.
Hipokalsemi, hipofosfatemi, ALP yüksekliği ve sekonder hiperparatiroidi saptandı.
Düşük kalsiyuma paratiroid bezinin verdiği uygun yanıtı (sekonder hiperparatiroidi) ve kemik yıkımının (yüksek ALP) varlığını teyit etmek için.
2
D vitamini metabolitlerinin (25-OH25\text{-OH} ve 1,25-(OH)21,25\text{-(OH)}_2) seviyelerini analiz et.
25-OH25\text{-OH} D vitamini normal (35 ng/mL), 1,25-(OH)21,25\text{-(OH)}_2 D vitamini ise aşırı yüksek (320 pg/mL) bulundu.
Eksikliğin diyet kökenli mi (düşük 25-OH), yoksa sentez defekti mi (düşük 1,25-OH) olduğunu belirlemek için.
3
Klinik bulguları (alopesi) laboratuvar sonuçları ile entegre et.
Aşırı yüksek aktif D vitamini düzeyi ve total alopesinin birlikte görülmesi, reseptör düzeyinde bir direnç olduğunu kanıtlar.
Tip 2 D vitaminine bağımlı raşitizmi, Tip 1'den (enzim eksikliği) ayıran en spesifik klinik (alopesi) ve laboratuvar (yüksek 1,25-OH) bulgularını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Raşitizm Etiyolojilerinin Laboratuvar Bulguları ile Ayırıcı Tanısı
Soru 460Soru

1414 yaşında bir kız hasta; son 33 gündür giderek artan halsizlik, çok su içme, sık idrara çıkma ve karın ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, Kussmaul solunumu ve ağızda meyve kokusu (aseton) saptanıyor. Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla %0.9\%0.9 NaClNaCl ile hidrasyon ve 0.10.1 Ü/kg/saat hızında intravenöz insülin infüzyonu başlanıyor. Tedavinin 10.10. saatinde genel durumu düzelen hastanın laboratuvar değerleri aşağıdadır:

Parametre0.0. Saat10.10. Saat
Kan Şekeri (mg/dLmg/dL)480480190190
Sodyum (mEq/LmEq/L)136136142142
Klor (mEq/LmEq/L)104104120120
Bikarbonat (mEq/LmEq/L)881414
pH7.127.127.277.27

Bu verilere dayanarak, hastadaki asit-baz durumunun değerlendirilmesi ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal anyon açıklı hiperkloremik metabolik asidoz gelişmiştir; bu durum DKA tedavisinde beklenen bir süreçtir ve mevcut klinik izleme devam edilmelidir.

Cevap

Normal anyon açıklı hiperkloremik metabolik asidoz gelişmiştir; bu durum DKA tedavisinde beklenen bir süreçtir ve mevcut klinik izleme devam edilmelidir.
Tedavinin 10.10. saatinde anyon açığının 8mEq/L8 mEq/L'ye düşmesi, asidoza neden olan keton asitlerinin temizlendiğini gösterir. Ancak klorun 120mEq/L120 mEq/L'ye yükselmesi ve bikarbonatın henüz tam düzelmemesi nedeniyle pHpH hala düşüktür. Bu tablo 'Normal Anyon Açıklı Hiperkloremik Metabolik Asidoz'dur ve DKA tedavisinde kullanılan klor içeriği yüksek sıvılara bağlı gelişen, ek müdahale gerektirmeyen geçici bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
10.10. saatteki anyon açığını hesapla.
AnyonAc\cıg˘ı(AA)=Na(Cl+HCO3)=142(120+14)=8mEq/LAnyon Açığı (AA) = Na - (Cl + HCO_3) = 142 - (120 + 14) = 8 mEq/L.
Başlangıçtaki AAAA (24mEq/L24 mEq/L) yüksek iken, 10.10. saatte normal sınırlara (12±212 \pm 2) inmiştir. Bu, keton üretiminin durduğunu ve ketoasidozun kapandığını gösterir.
2
Asidozun nedenini belirle.
pH:7.27pH: 7.27 (Asidoz var) ve Klor: 120mEq/L120 mEq/L (Yüksek).
Anyon açığı kapandığı halde asidozun sürmesi, tedavi sırasında verilen izotonik sıvıdaki klor yüküne ve ketonların idrarla atılırken bikarbonat rejenerasyonunun gecikmesine bağlı 'hiperkloremik asidoz' tablosudur.
3
Klinik yönetimi değerlendir.
Mevcut hidrasyon ve insülin tedavisine devam edilmelidir.
Hiperkloremik asidoz selim seyirlidir ve ek tedavi (bikarbonat veya insülin artışı) gerektirmez. Subkutan insüline geçiş için ise henüz pH ve bikarbonat eşikleri aşılmamıştır.

Anahtar Kavram

DKA tedavisinde anyon açığının kapanmasıyla birlikte ortaya çıkan 'hiperkloremik metabolik asidoz', ketoasidozun düzelmekte olduğunu gösteren beklenen bir laboratuvar bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

DKA tedavisinde beyin ödemi riskini artıran laboratuvar parametrelerini (başlangıçtaki düşük Na, düşük pCO2, yüksek BUN) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Anyon açığı kapandıktan sonra hala bikarbonat düzeyi düşükse, klor düzeyine bakarak anyon açığı ile klor arasındaki ilişkiyi kurmak (Delta Gap/Delta Ratio analizi) asidozun kaynağını doğrulamada yardımcı olabilir.
Tahmini Süre:2m 30s
ÖncekiSayfa 23 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 23 | Examkin