Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 401Soru

2424 aylık bir erkek çocuk, son zamanlarda fark edilen halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Öyküsünden günde yaklaşık 8001000800-1000 mL inek sütü tükettiği ve ek gıdaları sıklıkla reddettiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve oskültasyonda mezokardiyak odakta 2/62/6 derecesinde pansistolik üfürüm saptanmıştır.

Hastanın laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin (Hb)8.88.8 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6262 fL
Eritrosit Sayısı (RBC)3.6×1012/L3.6 \times 10^{12}/L
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)19.5%19.5\%
Serum Demiri2222 μ\mug/dL
Total Demir Bağlama Kapasitesi (TİBK)480480 μ\mug/dL
Ferritin55 ng/mL

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Bu hastada en olası tanı demir eksikliği anemisidir.
Hastada saptanan mikrositik anemiye (Hb ve MCV düşük) eşlik eden yüksek RDW (19.5%19.5\%), düşük serum demiri, yüksek TİBK ve özellikle çok düşük ferritin düzeyi (55 ng/mL) tipik bir demir eksikliği anemisi tablosudur. Ayrıca Mentzer indeksinin (MCV/RBC) 17.217.2 (>13>13) olması bu tanıyı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hemoglobin ve MCV değerlerini değerlendir
Hb: 8.88.8 g/dL (Düşük), MCV: 6262 fL (Düşük)
Hastada mikrositik anemi tablosu mevcuttur.
2
Eritrosit sayısı ve RDW değerini analiz et
RBC: 3.6×1012/L3.6 \times 10^{12}/L (Düşük/Normal), RDW: 19.5%19.5\% (Yüksek)
Yüksek RDW (anizositoz), besinsel eksikliklere bağlı anemileri talasemi taşıyıcılığından (normal RDW) ayırmada önemli bir ipucudur.
3
Demir parametrelerini ve Mentzer indeksini kontrol et
Ferritin: 55 ng/mL (Çok düşük), TİBK: 480480 μ\mu g/dL (Yüksek). Mentzer İndeksi: 62/3.617.262 / 3.6 \approx 17.2
Ferritin düzeyinin düşük olması demir depolarının tükendiğini, Mentzer indeksinin 13'ten büyük olması ise demir eksikliği anemisini destekler.

Anahtar Kavram

Mikrositik anemilerde demir eksikliği ile talasemi taşıyıcılığı ayrımında RDW yüksekliği ve düşük ferritin düzeyi altın standarttır.

Daha Fazla Pratik

Demir eksikliği anemisi tedavisinde retikülosit yanıtının ne zaman beklendiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 402Soru

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen miadında doğmuş bir erkek bebeğin fizik muayenesinde, her iki ön kolunun belirgin şekilde kısa olduğu ve içe doğru bükük durduğu, ancak her iki başparmağının da mevcut olduğu dikkati çekiyor. Hastanın laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 16.5 g/dL16.5 \text{ g/dL}, lökosit 15.000/μL15.000/\mu\text{L} ve trombosit sayısı 22.000/μL22.000/\mu\text{L} olarak saptanıyor. Ekokardiyografisinde herhangi bir kardiyak anomali izlenmiyor.

Bu hastadaki klinik bulgular göz önüne alındığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TAR (Trombositopeni-Radius Yokluğu) sendromu

Cevap

TAR (Trombositopeni-Radius Yokluğu) sendromu
Hastada tanımlanan bilateral radius yokluğuna rağmen başparmakların korunmuş olması ve eşlik eden izole şiddetli trombositopeni tablosu TAR (Thrombocytopenia-Absent Radius) sendromu için patognomoniktir. Kemik iliği yetmezliği sendromlarının ayırıcı tanısında fizik muayene bulguları çok kıymetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fizik muayene bulgularının değerlendirilmesi.
Ön kolların kısa olması ve başparmakların mevcut olması bilateral radius yokluğu ile uyumludur.
Başparmağın varlığı veya yokluğu, radius anomalisi olan sendromların ayırıcı tanısında kritik bir bulgudur.
2
Laboratuvar bulgularının analizi.
Sadece trombositopeni (22.000/μL22.000/\mu\text{L}) saptanmış, hemoglobin ve lökosit normaldir.
İzole trombositopeni tablosu, pansitopeni yapan diğer kemik iliği yetmezliği sendromlarını dışlamaya yardımcı olur.
3
Klinik ve laboratuvar verilerinin sentezlenmesi.
Başparmakların korunduğu bilateral radius yokluğu ve izole trombositopeni bulguları birleştiğinde en olası tanı TAR sendromudur.
TAR sendromunun klasik triadı trombositopeni, radius yokluğu ve korunan başparmaklardır.

Anahtar Kavram

TAR Sendromu Klinik Özellikleri ve Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Hastada hem hematolojik (trombositopeni) hem de iskelet sistemi (radius anomalisi) bulguları bir arada bulunmaktadır.
2
İskelet anomalisinde başparmakların mevcut (korunmuş) olması, ayırıcı tanıda çok önemli ve ayırt edici bir ipucudur.
3
Başparmak yokluğu Fanconi aplastik anemisine işaret ederken, başparmağın korunduğu radius yokluğu sendromu bu hastanın gerçek tanısıdır.

Daha Fazla Pratik

Fanconi aplastik anemisi, TAR sendromu ve Diamond-Blackfan anemisinin klinik ve laboratuvar bulgularını karşılaştırmalı olarak tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Vakayı analiz ederken ilk olarak izole trombositopeniye odaklanılıp kemik iliği infiltrasyonları dışlanabilir, ardından iskelet anomalisi eşlik eden iki ana konjenital sendrom (TAR ve Fanconi) arasında 'başparmak' bulgusu ile nihai ayrıma gidilebilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 403Soru

88 yaşında Burkitt lenfoma tanısı alan bir çocukta, kemoterapi başlandıktan 1212 saat sonra laboratuvar incelemelerinde ürik asit, potasyum ve fosfor yükseklikleri saptanıyor. Serum kalsiyum düzeyi 6,8 mg/dL6,8\ mg/dL olarak ölçülüyor; ancak hastanın fizik muayenesinde tetani, konvülsiyon veya aritmi gibi klinik bulgular saptanmıyor. Bu aşamada kalsiyum metabolizmasına yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klinik olarak semptomatik olmadığı sürece kalsiyum replasmanından kaçınılması

Cevap

Klinik olarak semptomatik olmadığı sürece kalsiyum replasmanından kaçınılması
Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) gelişen hipokalsemi, hiperfosfatemiye bağlı olarak kalsiyumun fosfat ile birleşip dokularda çökmesi sonucunda oluşur. Bu durumda dışarıdan kalsiyum verilmesi, kalsiyum-fosfor ürününü (Ca×P>70Ca \times P > 70) artırarak metastatik kalsifikasyonlara ve özellikle böbrek tübüllerinde kristal birikimine neden olarak akut böbrek hasarını şiddetlendirir. Bu nedenle, uluslararası kılavuzlar (örneğin Cairo-Bishop kriterleri yönetimi) tetani, konvülsiyon veya ciddi aritmi gibi hayatı tehdit eden semptomlar bulunmadığı sürece kalsiyum replasmanından kaçınılmasını önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryonun Tümör Lizis Sendromu (TLS) olarak tanımlanması
Burkitt lenfoma tedavisi sonrası gelişen hiperürisemi, hiperkalemi ve hiperfosfatemi bulguları TLS ile uyumludur.
TLS, hızlı bölünen tümör hücrelerinin yıkımı sonucu hücre içi içeriğin kana karışmasıyla oluşur.
2
Hipokalsemi nedeninin ve risklerinin analiz edilmesi
Hipokalsemi, hiperfosfatemiye bağlı kalsiyum-fosfor (Ca-P) çökelmesinden kaynaklanmaktadır.
Yüksek fosfor varlığında kalsiyum replasmanı yapmak, yumuşak doku kalsifikasyonlarını ve böbrek tübüllerinde kristal birikimini artırır.
3
Semptom varlığına göre tedavi kararının verilmesi
Hastada tetani veya konvülsiyon gibi klinik bulgu olmadığı için replasman endikasyonu yoktur.
TLS yönetiminde asemptomatik hipokalsemiye müdahale edilmemesi, böbrek fonksiyonlarının korunması açısından kritiktir.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) kalsiyum replasmanı sadece semptomatik hastalarda (tetani, aritmi vb.) yapılmalıdır; aksi takdirde kalsiyum-fosfor çökeltileri akut böbrek yetmezliğini tetikler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 404Soru

Üç yaşında bir kız çocuk, banyo yaparken annesi tarafından karnında fark edilen bir şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede karın sol kadranda, düzgün yüzeyli, sert ve orta hattı geçmeyen bir kitle palpe ediliyor. Hastanın kan basıncı ölçümü 125/85 mmHg125/85\ mmHg (yüksek) olarak saptanıyor. Bu klinik bulgular doğrultusunda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Wilms tümörü

Cevap

Düzgün sınırlı, orta hattı geçmeyen abdominal kitle ve hipertansiyon bulguları olan 3 yaşındaki bu hastada en olası tanı Wilms tümörüdür.
Wilms tümörü (nefroblastom), 2-5 yaş arası çocuklarda en sık görülen renal tümördür. Fizik muayenede kitlenin düzgün yüzeyli olması ve orta hattı geçmemesi karakteristiktir. Ayrıca kitlenin renal artere bası yapması veya tümörden doğrudan renin salgılanması sonucunda hastalarda hipertansiyon saptanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et.
Hasta 3 yaşında, düzgün sınırlı ve orta hattı geçmeyen bir batın kitlesine sahip.
Yaş grubu ve kitlenin fiziksel özellikleri en sık görülen pediatrik renal tümörleri belirlemek için kritiktir.
2
Eşlik eden hipertansiyonu yorumla.
Renal arter basısı veya yüksek renin salınımı düşündürür.
Wilms tümöründe hipertansiyon sık görülen bir paraneoplastik bulgudur.
3
Diferansiyel tanı yap.
Nöroblastom düzensiz sınırlı ve orta hattı geçer; Wilms ise düzgün sınırlı ve orta hattı geçmez.
Batın kitlesi olan çocuklarda en önemli ayırıcı tanı Wilms tümörü ile Nöroblastom arasındadır.

Anahtar Kavram

Wilms tümörü (nefroblastom), tipik olarak 2-5 yaş arası çocuklarda, düzgün sınırlı, orta hattı geçmeyen abdominal kitle ve hipertansiyon ile karakterizedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 405Soru

1414 aylık bir bebek, bilinen Orak Hücreli Anemi (HbSSHbSS) tanısı ile izlenmektedir. Ailesi bebekte ani gelişen aşırı halsizlik, solukluk ve karın şişliği fark ederek acil servise başvuruyor. Fizik muayenede belirgin taşikardi, konjonktivalarda solukluk ve kot kenarını 6 cm6\text{ cm} geçen, oldukça sert ve ağrılı splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 4.2 g/dL4.2\text{ g/dL} (bazal değeri: 7.8 g/dL7.8\text{ g/dL}), retikülosit oranı %12\%12 ve trombosit sayısı 85.000/mm385.000/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Splenik sekestrasyon krizi

Cevap

Splenik sekestrasyon krizi
Orak hücreli anemi hastalarında, özellikle küçük çocuklarda dalakta ani kan göllenmesi sonucu gelişen tablo splenik sekestrasyon krizidir. Bu krizde hemoglobin seviyesi hızla düşer, dalak masif olarak büyür ve sertleşir. Laboratuvarda kemik iliği aktif olduğu için retikülositoz görülürken, trombositlerin de dalakta hapsolması nedeniyle trombositopeni eşlik eder. Bu özellikler hastanın kliniği ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Hastada ani gelişen solukluk, halsizlik ve masif (akut) splenomegali mevcuttur.
Orak hücreli anemide dalakta kanın göllenmesi (sekestrasyon) bu klinik tabloya yol açar.
2
Laboratuvar verilerini analiz et
Derin anemi (4.2 g/dL4.2\text{ g/dL}), retikülositoz (%12\%12) ve trombositopeni (85.000/mm385.000/\text{mm}^3) saptanmıştır.
Dalakta sadece eritrositler değil, trombositler de hapsolduğu için trombositopeni gelişir; kemik iliği ise cevap olarak retikülosit üretimini artırır.
3
Ayırıcı tanı yap
Aplastik kriz (düşük retikülosit) ve hiperhemolitik kriz (belirgin splenomegali yokluğu) dışlanır.
Yüksek retikülosit sayısı kemik iliğinin çalıştığını gösterir, bu da aplastik krizi eler. Akut splenomegali ise sekestrasyonu doğrular.

Anahtar Kavram

Orak hücreli anemide splenik sekestrasyon krizi, kanın dalakta ani göllenmesi sonucu gelişen, hipovolemik şok riski taşıyan ve retikülositoz ile trombositopeninin eşlik ettiği bir acil durumdur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 406Soru

14 yaşında bir erkek çocuk; aşırı halsizlik, yaygın peteşi ve diş eti kanaması şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan tetkiklerinde hemoglobin 7,2 g/dL7,2\ g/dL, trombosit 18.000/mm318.000/mm^3 ve lökosit 245.000/mm3245.000/mm^3 saptanarak Akut Myeloid Lösemi (AML) tanısı konulmuştur. Belirgin lökostaz bulguları (dispne ve uykuya meyil) gözlenen hastadan alınan arteriyel kan gazı örneği, oda sıcaklığında 2020 dakika bekletildikten sonra laboratuvarda analiz edilmiştir. Hastanın pulse oksimetre ile ölçülen oksijen saturasyonu (SpO2SpO_2) %95\%95 iken, kan gazı sonucunda PaO2PaO_2 değeri 44 mmHg44\ mmHg (ciddi hipoksemi) olarak rapor edilmiştir.

Bu hastadaki PaO2PaO_2 ve SpO2SpO_2 değerleri arasındaki belirgin tutarsızlığın (psödohipoksemi) en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lökositlerin örnek tüpünde oksijen tüketmeye devam etmesi

Cevap

Arteriyel kan gazı örneğindeki lökositlerin in vitro oksijen tüketimi (lökosit hırsızlığı/leukocyte larceny)
Çok yüksek beyaz küre sayısına sahip hastalarda (genellikle >100.000/mm3>100.000/mm^3), metabolik olarak aktif olan blast hücreleri arteriyel kan gazı enjektörü içinde oksijeni tüketmeye devam eder. Eğer örnek buz üzerinde taşınmazsa veya analizde gecikme olursa, laboratuvar cihazı PaO2'yi yalancı olarak düşük ölçer. Bu duruma 'lökosit hırsızlığı' veya 'psödohipoksemi' denir. Hastanın pulse oksimetre değerinin (SpO2SpO_2) normal olması, arteriyel sistemdeki gerçek saturasyonun iyi olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hastada aşırı yüksek lökosit sayısı (245.000/mm3245.000/mm^3) ve SpO2SpO_2 (%95\%95) ile PaO2PaO_2 (44 mmHg44\ mmHg) arasında uyumsuzluk var.
Gerçek bir hipoksemide her iki değerin de düşük olması beklenir.
2
Pre-analitik faktörleri değerlendir
Kan gazı örneğinin oda sıcaklığında 2020 dakika bekletildiği saptandı.
Metabolik olarak aktif hücrelerin bulunduğu örneklerde bekletme süresi sonuçları değiştirir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı tanımla
Hiperleukositoz durumunda lökositler tüp içinde oksijeni hızla tüketir (lökosit hırsızlığı).
Bu durum PaO2'nin gerçekte olduğundan çok daha düşük ölçülmesine (psödohipoksemi) yol açar.

Anahtar Kavram

Hiperleukositozda (özellikle AML) görülen pre-analitik bir hata olan 'Lökosit Hırsızlığı' (Leukocyte Larceny), PaO2 ve SpO2 uyumsuzluğunun klasik nedenidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 407Soru

Altı yaşında bir kız çocuk, dişlerini fırçalarken durmayan diş eti kanaması ve gövdesinde kendiliğinden oluşan morluklar nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerde yaygın peteşi ve ekimozlar saptanırken; hepatosplenomegali veya lenfadenopati saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları şöyledir:
- Hemoglobin: 11,5g/dL11,5 g/dL
- Beyaz küre: 7.200/μL7.200/\mu L
- Trombosit sayısı: 210.000/μL210.000/\mu L
- MPV: 8,4fL8,4 fL (N: 711fL7-11 fL)
- Kanama zamanı: 1818 dakika (N: 272-7 dk)
- PT: 12,412,4 saniye (N: 111411-14 saniye)
- aPTT: 3131 saniye (N: 253525-35 saniye)

Periferik yaymasında trombosit sayısı yeterli ve morfolojisi normal olarak değerlendirilen hastanın trombosit agregasyon testinde; ADP, kollajen ve epinefrin ile agregasyon yanıtı alınamazken, ristosetin ile normal agregasyon yanıtı saptanıyor.

Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann Trombastenisi

Cevap

Verilen laboratuvar bulguları ve agregasyon paneli ışığında en olası tanı Glanzmann Trombastenisidir.
Hastada normal trombosit sayısı ve normal MPV ile birlikte sadece ristosetin agregasyonunun normal olması, diğer agregasyon ajanlarına yanıt alınamaması Glanzmann Trombastenisi için patognomoniktir. Bu hastalıkta GP IIb/IIIa reseptör kompleksi defektiftir ve trombositlerin fibrinojen aracılığıyla birbirine bağlanması (agregasyon) bozulur. Ristosetin, vWF üzerinden GP Ib reseptörüne bağlandığı için bu hastalıkta yanıt normal kalır.

Adım Adım Çözüm

1
Trombosit sayısı ve morfolojisinin değerlendirilmesi
Trombosit sayısı (210.000/μL210.000/\mu L) ve MPV (8,4fL8,4 fL) normaldir.
Trombositopenik durumları (İTP, Bernard-Soulier) ve morfolojik bozuklukları (dev trombositler) dışlamak için.
2
Koagülasyon testlerinin (PT, aPTT) ve kanama zamanının analizi
PT ve aPTT normal, kanama zamanı (1818 dk) belirgin uzundur.
Sorunun sekonder hemostazda (faktör eksiklikleri) değil, primer hemostazda (trombosit fonksiyonu veya vWF) olduğunu belirlemek için.
3
Trombosit agregasyon panelinin yorumlanması
ADP/Kollajen/Epinefrin (-) Agregasyon, Ristosetin (+) Agregasyon.
GP IIb/IIIa reseptör defektini (Glanzmann) gösteren spesifik agregasyon paternini saptamak için.

Anahtar Kavram

Glanzmann Trombastenisi'nde GP IIb/IIIa eksikliğine bağlı olarak ristosetin dışındaki tüm ajanlarla agregasyon bozuktur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 408Soru

1414 aylık bir erkek çocuk; son iki aydır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve daha önce kazandığı desteksiz oturma yetisini kaybetme şikayetleriyle getiriliyor. Öyküsünden annenin 1010 yıldır katı vegan diyeti uyguladığı ve bebeğini sadece anne sütüyle beslediği, ek gıdaya geçişte sorunlar yaşandığı öğreniliyor. Fizik muayenede belirgin solukluk, dilde atrofi (düzleşme), el ve ayak sırtındaki eklem bölgelerinde belirgin hiperpigmentasyon ve generalize hipotoni saptanıyor.

Laboratuvar bulguları şu şekildedir:
- Hemoglobin: 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}
- MCV: 118 fL118\text{ fL}
- RDW: %24\%24
- Retikülosit: %0.5\%0.5
- Periferik yayma: Makrositoz ve nötrofillerde hipersegmentasyon (>5>5 loblu)

Bu hastadaki klinik tabloyu açıklayan en olası vitamin eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vitamin B12 eksikliği

Cevap

Annenin beslenme öyküsü, nörolojik regresyon ve hiperpigmentasyon bulguları eşliğinde saptanan makrositik anemi tablosu Vitamin B12 eksikliğini işaret etmektedir.
Vakada sunulan çocukta annenin vegan beslenmesi B12 vitamini eksikliği için klasik bir risk faktörüdür. Laboratuvar bulgularındaki yüksek MCV ve periferik yaymadaki hipersegmente nötrofiller aneminin megaloblastik tipte olduğunu kanıtlar. Klinik tablodaki nörolojik regresyon ve eklem bölgelerindeki hiperpigmentasyon, B12 eksikliğini folat eksikliğinden ayıran en önemli klinik belirteçlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öykü ve fizik muayene bulgularını analiz et.
Annenin vegan diyeti B12 eksikliği riskini artırır. Nörolojik regresyon ve hiperpigmentasyon B12'ye özgüdür.
B12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda bulunur; vegan annelerin sütünde B12 düşüktür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Yüksek MCV (118 fL118\text{ fL}) ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi doğrular.
B12 ve folat eksikliği DNA sentezini bozarak nükleer-sitoplazmik asenkroni ve megaloblastik değişikliğe yol açar.
3
Ayırıcı tanı yap.
Folat eksikliği nörolojik bulgu yapmazken, B12 eksikliği demiyelinizasyona bağlı nörolojik tabloya neden olur.
B12 eksikliğinde biriken metilmalonil-KoA'nın miyelin sentezini bozması nörolojik tabloyu açıklar.

Anahtar Kavram

B12 vitamini eksikliği; diyetle alım azlığı (özellikle vegan anne sütü), malabsorbsiyon veya transport bozuklukları sonucu gelişen, megaloblastik anemiye ek olarak nörolojik bulgular (regresyon, hipotoni) ve cilt bulguları (hiperpigmentasyon) ile karakterize bir tablodur.
Soru 409Soru

77 yaşında erkek çocuk, halsizlik ve sık tekrarlayan burun kanaması şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünde doğumdan itibaren yaşıtlarına göre kısa boylu olduğu ve okul başarısının düşük olduğu ifade ediliyor. Fizik muayenesinde boyu 3.3. persentilin altında, gövdesinde çok sayıda "sütlü kahve" (café-au-lait) lekeleri ve hafif mikrosefali saptanıyor. Her iki el başparmak muayenesi doğal bulunan hastanın batın ultrasonografisinde at nalı böbrek saptanıyor. Aşağıdaki laboratuvar bulguları elde ediliyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin (Hb)7,47,4 g/dLg/dL
MCV104104 fLfL
Lökosit2.600/mm32.600/mm^3
Trombosit38.000/mm338.000/mm^3
Retikülosit%0,3\%0,3

Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi hiposellüler olarak raporlanan bu hastada, tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırılma analizi

Cevap

Pansitopeni ve konjenital anomalileri olan bu hastada tanıyı kesinleştirmek için periferik kan lenfositlerinde diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırılma analizi yapılmalıdır.
Hastanın klinik tablosu (pansitopeni, makrositoz, kısa boy, sütlü kahve lekeleri ve at nalı böbrek) klasik bir Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) sunumudur. FAA, DNA çapraz bağlarını onarma yeteneğinin kaybı ile karakterize bir hastalıktır. Bu nedenle tanıda, diepoksibütan (DEB) veya mitomisin-C gibi ajanlar kullanılarak yapılan kromozom kırılma testi en duyarlı ve özgül kesin tanı yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Pansitopeni (Düşük Hb, Lökosit, Trombosit), düşük retikülosit ve makrositoz (Yüksek MCV) saptandı.
Kemik iliği yetersizliğinin tipini ve şiddetini belirlemek için gereklidir.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Kısa boy, café-au-lait lekeleri, mikrosefali ve at nalı böbrek varlığı Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) sendromik tablosunu tamamlar.
Kalıtsal ve edinsel kemik iliği yetersizliği ayrımını yapmak için fiziksel bulgular kritiktir.
3
Tanısal testin seçilmesi
FAA şüphesinde DNA hasar onarım defektini gösteren kromozom kırılma testi (DEB testi) seçilmelidir.
Başparmak anomalisi olmasa bile (FAA vakalarının %30-35'inde normal olabilir) FAA tanısını dışlamak veya doğrulamak için bu test zorunludur.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi'nde (FAA) tanı yöntemi ve ayırıcı tanı bulguları.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 21 / 21
Hematoloji ve Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 21 | Examkin