Hakkâ ki taht-ı rif’ate lâyık idi şâhım
Buldu makâm-ı kurb-�� Hudâ’da saâdeti
Bâkî’nin ünlü bir eserinden alınan bu beyit, içerdiği bazı kavramlar sebebiyle farklı nazım türleriyle karıştırılabilmektedir. Beyitte geçen 'şâhım' ve 'taht-ı rif'at' gibi ifadeler devlet büyüğüne yönelik övgü unsurlarını barındırırken, 'kurb-ı Hudâ' (Allah'a yakınlık) ifadesi dini bir yönelime işaret etmektedir. Ancak beytin bütününde, hayatta olmayan bir hükümdarın ardından duyulan teslimiyet ve onun ahiretteki makamına yönelik temenniler dile getirilmiştir.
Buna göre, bu beyit konusu ve bu konunun işleniş biçimi dikkate alındığında aşağıdaki nazım türlerinden hangisine ��rnek gösterilebilir?
- MersiyeCevap
- BMethiye
- CNaat
- DMünacat
- EFahriye
Cevap
Mersiye
Doğru cevap mersiyedir. Beyit, Bâkî'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine kaleme aldığı ünlü Kanuni Mersiyesi'nden alınmıştır. Şair, padişahın yüce tahta layık olduğunu belirttikten sonra onun vefat ederek Allah katında saadete erdiğini (kurb-ı Hudâ'da saâdeti bulduğunu) söylemektedir. Bu tematik yapı, eseri doğrudan mersiye türü içerisine sokar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Divan edebiyatında nazım türleri doğrudan işlenen konuya göre belirlenir. Hükümdar veya devlet büyüklerinin ölümü üzerine yazılan taziyeli ve övgülü manzumeler mersiye başlığı altında incelenir.