Orta Çağ felsefesinde bilginin doğruluğu, kutsal metinlerin ve dogmatik otoritelerin onayına bağlıyken; Descartes felsefesinde her şeyden, hatta kendi bedeninden ve dış dünyadan bile şüphe eden özne, şüphe etme eyleminin kendisinde kesin bir dayanak bulur. Düşünen bir varlık olarak kendi varlığından şüphe edemeyeceğini fark eden özne, hakikatin ölçütünü dışsal otoritelerde değil, kendi zihninde kurar.
Buna göre Descartes'ın kartezyen felsefesi, bilginin kaynağı ve ölçütü açısından Orta Çağ felsefesinden aşağıdaki yönlerin hangisiyle ayrılmaktadır?
- AZihinsel doğruluğu dış dünyadaki nesnel gerçeklikle eş tutarak her iki kavramı özdeşleştirmesiyle
- BDoğayı anlama çabasında felsefe ile bilimin konularını kesin olarak ayırıp felsefeyi değersizleştirmesiyle
- Hakikatin temelini ve güvenilirliğini dışsal dogmatik otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihninde temellendirmesiyleCevap
- DDış dünyaya dair kesin bilgiye ulaşmada duyu organlarının verilerini ve deneysel gözlemi yegane kaynak görmesiyle
- EFelsefeyi nihai bir bilgelik durumu olarak tanımlayıp şüpheyi ulaşılan son amaç haline getirmesiyle
Cevap
Descartes'ın kartezyen felsefesi, bilginin ve hakikatin öl��ütünü dışsal otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihinsel kesinliğinde temellendirmesi yönüyle Orta Çağ felsefesinden ayrılır.
Doğru yanıt, hakikatin temelini ve güvenilirliğini dışsal dogmatik otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihninde temellendirilmesidir. Metinde açıklandığı üzere Orta Çağ bilginin doğruluğunu dışsal dogmatik otoritelerin onayına bağlarken, Descartes şüphe eden öznenin kendi zihinsel eylemini kesin bir dayanak kabul ederek hakikatin ölçütünü zihinde kurmuştur.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kartezyen epistemolojide öznenin kendi zihinsel kesinliğinin (cogito) hakikatin ölçütü yapılması ve dogmatik otoritelerden kopuş.