15. Yüzyıl - 17. Yüzyıl Felsefesi: Rönesans, Hümanizma, Bilimsel Yöntem ve Kartezyen Felsefe

12 soru

Soru 1Soru

Descartes, skolastik düşüncenin madde ile zihni iç içe geçiren ve doğayı gizil güçler ya da ereksel (teleolojik) nedenlerle açıklayan yaklaşımına karşı çıkar. Ona göre fiziksel dünya ile zihinsel dünya birbirinden tamamen ayrı iki tözdür. Düşünen töz (res cogitans), yer kaplamayan ama düşünen bilinçli yapıyken; uzamlı töz (res extensa), düşünmeyen ama mekanda yer kaplayan maddi yapıdır. Descartes bu keskin ayrımıyla, doğadaki tüm nesneleri ve canlı organizmaları matematiksel ve geometrik kurallarla işleyen birer makine olarak tan��mlar. Maddi dünyadan ruhsal nitelikleri, amaçsallığı ve mistik kuvvetleri tamamen uzaklaştıran bu düalizm, modern doğa bilimlerinin gelişiminde kurucu bir rol oynamıştır.

Bu parçaya göre, Descartes'ın geliştirdiği töz düalizminin modern bilimsel anlayışın önünü açmasındaki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğayı ereksel ve aşkın niteliklerden arındırıp onu mekanik ve ölçülebilir bir nedensellik ilişkisi içinde nesnelleştirmesi

Cevap

Doğayı ereksel ve aşkın niteliklerden arındırıp onu mekanik ve ölçülebilir bir nedensellik ilişkisi içinde nesnelleştirmesi
Descartes zihin (düşünen töz) ile maddeyi (uzamlı töz) birbirinden tamamen ayırarak maddi dünyayı tin dışı, mekanik ve matematiksel yasalara göre işleyen bir alan olarak tanımlamıştır. Bu durum, skolastik felsefenin doğayı ereksel (amaçsal) ve aşkın güçlerle açıklayan yaklaşımına son vermiş; doğanın mekanik, nicel ve ölçülebilir bir nedensellik çerçevesinde nesnel olarak incelenmesinin, yani modern doğa bilimlerinin doğuşunun yolunu açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sunulan Descartes'ın töz düalizmi (ikicilik) yaklaşımını ve skolastik doğa anlayışına getirdiği eleştiriyi incelemek.
Descartes'ın zihin ve maddeyi tamamen ayrı iki bağımsız töz olarak tanımladığı ve maddeyi ruhsal niteliklerden arındırdığı belirlenir.
Descartes'ın metafiziksel bölünmesinin doğa tasavvurunu nasıl değiştirdiğini anlamak için.
2
Maddi tözün (res extensa) parçadaki tanımından yola çıkarak doğanın nasıl bir yapıya büründüğünü saptamak.
Maddi dünyanın, üzerinde hiçbir amaçsallık veya gizil güç barındırmayan, tamamen mekanik ve matematiksel yasalara göre işleyen bir makine olarak görüldüğü anlaşılır.
Bu mekanik ve matematiksel doğa tasarımının, doğayı ölçülebilir kılan yönünü ortaya çıkarmak için.
3
Mekanik doğa anlayışının modern doğa bilimlerinin doğuşuna ve bilimsel yönteme sağladığı katkıyı belirlemek.
Doğanın ereksel (teleolojik) ve teolojik açıklamalardan temizlenerek nesnel, denetlenebilir ve ölçülebilir bir fiziksel çalışma alanı hâline geldiği sonucuna ulaşılır.
Kartezyen düalizmin modern bilimin gelişimindeki kurucu rolünü tam olarak temellendirmek için.

Anahtar Kavram

Kartezyen felsefede töz düalizmi ve modern bilime etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

Skolastik fizik, doğadaki değişimleri ve hareketleri niteliksel özelliklerle ve nesnelerin içsel 'ereksel' (teleolojik) yönelimleriyle açıklamaktaydı. Örneğin, bir taşın yere düşmesi onun kendi doğal mekanına ulaşma arzusuyla gerekçelendiriliyordu. 17. yüzyıla gelindiğinde ise Galileo, doğanın dilinin matematik olduğunu ve bu dili anlamak için geometrik şekillerin, sayıların ve ölçülebilir b��yüklüklerin kullanılması gerektiğini savundu. Ona göre felsefe, gözümüzün önünde her an açık duran evren kitabında yazılmıştır; fakat onun yazıldığı dili ve karakterleri öğrenmeden bu kitab�� anlamak mümkün değildir.

Buna göre, 15-17. yüzyıl felsefesinde ortaya çıkan yeni doğa ve bilim anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğa, skolastik felsefenin niteliksel ve ereksel açıklamalarından arındırılarak ölçülebilir ve matematiksel ilişkilerle örülü bir mekanizma olarak kavranmıştır.

Cevap

Doğanın, skolastik felsefenin niteliksel ve ereksel açıklamalarından arındırılarak ölçülebilir ve matematiksel ilişkilerle örülü bir mekanizma olarak kavranması.
Doğanın, skolastik felsefenin niteliksel ve ereksel açıklamalarından arındırılarak ölçülebilir ve matematiksel ilişkilerle örülü bir mekanizma olarak kavranması seçeneği doğrudur. Çünkü parçada, skolastik felsefenin teleolojik ve niteliksel doğa açıklamalarının karşısına Galileo'nun ölçüm, geometri ve matematiğe dayalı niceliksel yöntemi konmuştur. Bu da doğanın matematiksel bir mekanizma olarak yeniden tanımlandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki skolastik yaklaşımı belirleme.
Skolastik yaklaşımın doğayı teleolojik ve niteliksel olarak açıkladığı saptanır.
Yeni doğa ve bilim anlayışının neye karşı çıktığını anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Modern doğa ve bilim anlayışının temelini analiz etme.
Doğayı anlamak için ölçülebilir büyüklüklerin, geometrinin ve matematiğin (niceliksel yöntem) esas alındığı görülür.
Modern bilimin doğayı anlama konusundaki metodolojik değişimini tespit etmek için gereklidir.
3
Bulguları sentezleyerek doğru seçeneği belirleme.
Doğanın ereksel niteliklerden arındırılıp ölçülebilir matematiksel bir mekanizma olarak görüldüğü sonucuna ulaşılır.
Parçadaki temel felsefi dönüşümü tam olarak yansıtan seçeneğe ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl felsefesinde doğanın mekanikleşmesi ve niceliksel bilimsel yöntem.
Soru 3Soru

Rönesans'la birlikte doğa, kendi içinde işleyen mekanik bir sistem olarak yeniden tanımlanırken, bu sistemi kavramanın yolu da köklü bir yöntem değişimini zorunlu kılmıştır. Francis Bacon, geleneksel tümdengelim yönteminin yeni bir bilgi üretmediğini, sadece zaten bilineni onayladığını ileri sürerek olgulardan hareket eden yeni bir yöntemi (tümevarım) savunmuştur. Ancak Bacon'a göre, doğanın doğrudan gözlemine geçmeden önce zihnin, nesneleri oldukları gibi görmesini engelleyen ve adeta birer 'gölge' gibi zihne yerleşmiş olan idollerden temizlenmesi gerekir. Zira insan zihni, üzerine düşen ışınları kendi yapısına göre büküp yansıtan kusurlu bir ayna gibidir. Bu parçadan hareketle, 15-17. yüzyıl felsefesinde ortaya çıkan yeni bilimsel ve felsefi yönelimle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgiye ulaşabilmek için hem yöntemsel bir araç değişimine hem de zihinsel bir arınmaya ihtiyaç duyulduğu

Cevap

Doğru bilgiye ulaşabilmek için hem yöntemsel bir araç değişimine hem de zihinsel bir arınmaya ihtiyaç duyulduğu
Doğru bilgiye ulaşabilmek için hem yöntemsel bir araç değişimine hem de zihinsel bir arınmaya ihtiyaç duyulduğu yargısı doğrudur. Çünkü parçada Bacon'ın hem geleneksel tümdengelim yöntemi yerine tümevarım yöntemini (yöntemsel araç değişimi) önerdiği hem de bu yöntemin başarılı olabilmesi için zihnin yanılsamalardan ve idollerden arındırılması gerektiğini (zihinsel arınma) savunduğu belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel tezleri ve kavramları analiz etmek.
Parçada iki ana husus öne çıkmaktadır: Birincisi, doğayı kavramak için tümdengelim yerine olgulardan hareket eden tümevarım yöntemine (yöntemsel değişim) geçilmesi gerektiği; ikincisi ise gözleme başlamadan önce zihnin idollerden (önyargılardan) temizlenmesi (zihinsel arınma) gerektiğidir.
Parçanın bütününde savunulan ana fikri belirlemek.
2
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırmak.
Doğru bilgiye ulaşabilmek için hem yöntemsel bir araç değişimine hem de zihinsel bir arınmaya ihtiyaç duyulduğunu belirten yargı, parçanın iki temel argümanını da kapsayan doğru cevaptır.
Doğru yargıyı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Francis Bacon'ın bilimsel yöntem anlayışı ve zihnin idollerden temizlenmesi (arınma) fikrinin 15-17. yüzyıl felsefesindeki yeri.
Soru 4Soru

Descartes, ilk olarak duyularından gelen tüm bilgileri, ardından rüyalarını ve hatta matematiksel doğruları bile sorgulayarak zihninde şüphe duyabileceği hiçbir şey kalmayana kadar ilerler. Ancak bu radikal şüphe sürecinin sonunda, şüphe etmekte olan kendisinin varlığından şüphe edemeyeceğini fark eder. Şüphe etmek bir düşünme biçimidir ve düşünen bir varlığın var olması zorunludur. Böylece ünlü 'Düşünüyorum, o halde varım' önermesine ulaşır. Bu yönüyle onun şüphesi, her türlü kesin bilgiyi reddeden Pyrrhoncu şüphecilikten tamamen ayrılır.

Buna göre Descartes'ın şüphe yönteminin Pyrrhoncu şüphecilikten ayrılan temel yönü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şüpheyi nihai bir amaç değil, sarsılmaz bir bilgi temeline ulaşmak için geçici bir araç olarak kullanması

Cevap

Şüpheyi nihai bir amaç değil, sarsılmaz bir bilgi temeline ulaşmak için geçici bir araç olarak kullanması
Descartes'ın yöntemi metodik şüphe olarak adlandırılır. Bu yöntemde şüphe, sarsılmaz ve kesin bir bilgi temeline ulaşmak amacıyla geçici bir araç (yöntem) olarak kullanılır. Pyrrhoncu şüphecilikte ise şüphe etmek nihai bir amaçtır ve hiçbir konuda kesin yargıya ulaşılamayacağı savunulur. Bu nedenle şüphenin araçsal kullanımı temel ayrım noktasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Descartes'ın metinde anlatılan şüphe sürecini ve ulaştığı sonucu analiz etmek.
Descartes'ın her şeyden şüphe ederek başladığı sürecin sonunda 'Düşünüyorum, o halde varım' önermesiyle kesin ve şüphe duyulamaz bir bilgiye ulaştığı görülür.
Descartes'ın şüpheyi hangi amaçla kullandığını tespit etmek.
2
Pyrrhoncu şüpheciliğin genel yaklaşımı ile Descartes'ın yaklaşımını karşılaştırmak.
Pyrrhoncu şüphecilikte şüphe etmek nihai bir amaçken ve doğru bilginin imkansız olduğu savunulurken, Descartes'ta şüphe kesin bilgiye ulaşmak için geçici bir araçtır.
İki şüphe anlayışı arasındaki temel farkı belirleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Descartes'ın Metodik Şüphesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Orta Çağ felsefesinde bilginin doğruluğu, kutsal metinlerin ve dogmatik otoritelerin onayına bağlıyken; Descartes felsefesinde her şeyden, hatta kendi bedeninden ve dış dünyadan bile şüphe eden özne, şüphe etme eyleminin kendisinde kesin bir dayanak bulur. Düşünen bir varlık olarak kendi varlığından şüphe edemeyeceğini fark eden özne, hakikatin ölçütünü dışsal otoritelerde değil, kendi zihninde kurar.

Buna göre Descartes'ın kartezyen felsefesi, bilginin kaynağı ve ölçütü açısından Orta Çağ felsefesinden aşağıdaki yönlerin hangisiyle ayrılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakikatin temelini ve güvenilirliğini dışsal dogmatik otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihninde temellendirmesiyle

Cevap

Descartes'ın kartezyen felsefesi, bilginin ve hakikatin öl��ütünü dışsal otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihinsel kesinliğinde temellendirmesi yönüyle Orta Çağ felsefesinden ayrılır.
Doğru yanıt, hakikatin temelini ve güvenilirliğini dışsal dogmatik otoriteler yerine düşünen öznenin kendi zihninde temellendirilmesidir. Metinde açıklandığı üzere Orta Çağ bilginin doğruluğunu dışsal dogmatik otoritelerin onayına bağlarken, Descartes şüphe eden öznenin kendi zihinsel eylemini kesin bir dayanak kabul ederek hakikatin ölçütünü zihinde kurmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Orta Çağ felsefesinin bilgi ve doğruluk ölçütünü tespit etmek.
Metne göre Orta Çağ'da doğruluğun ölçütü kutsal metinler ve kilise otoriteleri gibi dışsal unsurlardır.
Descartes ile yapılacak karşılaştırmanın ilk zeminini belirlemek.
2
Descartes felsefesinin bilgiye yaklaşımını ve kesinlik arayışını incelemek.
Descartes'ın her şeyden şüphe ederek başladığı, ancak şüphe eden kendi zihninin varlığını kesin bir hakikat ölçütü olarak merkeze aldığı görülür.
Kartezyen felsefenin epistemolojik temelini ortaya koymak.
3
İki yaklaşım arasındaki temel farkı belirleyerek doğru seçeneği bulmak.
Orta Çağ felsefesinin dışsal otoriteye dayalı bilgi anlayışına karşın, Descartes'ın hakikati düşünen öznenin kendi zihninde kurduğu belirlenir.
Sorunun kökünde istenen ayırt edici farkı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Kartezyen epistemolojide öznenin kendi zihinsel kesinliğinin (cogito) hakikatin ölçütü yapılması ve dogmatik otoritelerden kopuş.
Soru 6Soru

Orta Çağ felsefesinde insan, asli günahla malul, kurtuluşu ancak kilisenin otoritesine boyun eğmekte arayan edilgen bir varlık olarak konumlandırılmıştır. 15-17. yüzyıl felsefesinde ise hümanizm akımının etkisiyle insan; kendi kaderini tayin edebilen, akıl sahibi, yaratıcı ve dünyayı anlama kapasitesine sahip aktif bir özne olarak yeniden tanımlanmıştır.

Bu parçada vurgulanan düşünce dönüşümü, aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teosentrik (tanrı merkezli) bakış açısından antroposentrik (insan merkezli) bakış açısına geçilmesi

Cevap

Teosentrik (tanrı merkezli) bakış açısından antroposentrik (insan merkezli) bakış açısına geçilmesi
Parçada Orta Çağ felsefesindeki tanrı merkezli (teosentrik) insan tasarımından, 15-17. yüzyıl felsefesindeki insanı merkeze alan (antroposentrik) hümanist yaklaşıma geçiş anlatılmaktadır. Bu durum teosentrik bakış açısından antroposentrik bakış açısına geçilmesini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metni analiz etme
Orta Çağ felsefesi ile 15-17. yüzyıl felsefesinin insan anlayışları arasındaki karşıtlık belirlendi.
Soruda vurgulanan temel dönüşümün ne olduğunu saptamak için.
2
Kavramları eşleştirme
Orta Çağ'ın tanrı merkezli (teosentrik) yapısının yerini insanın merkezde olduğu (antroposentrik) yeni bir anlayışa bıraktığı görüldü.
Seçeneklerde bu dönüşümü en doğru ifade eden kavramsal değişimi bulmak için.

Anahtar Kavram

Hümanizm ve İnsan Merkezli Düşünce
Soru 7Soru

Francis Bacon, doğa üzerindeki egemenliğin ancak doğanın yasalarına boyun eğmekle kazanılabileceğini belirtir. Doğanın yasalarını kavramanın yolu ise zihnin yapısal sınırlarını ve çevresel etkilerle edindiği önyargıları fark etmesinden geçer. Bacon'a göre, insan zihni düz bir ayna değildir; nesnelerin yansımalarını çarpıtan pürüzlü bir yüzey gibidir. Bu çarpıtmaları aşmanın yolu, zihindeki putları (idolleri) teşhis etmek ve peşin hükümlerden arınmış sistemli gözlemlerle olgulardan hareket etmektir.

Bu parçadan hareketle Francis Bacon'ın bilgi ve bilim anlayışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın ön koşulu, zihnin ön kabullerden arındırılarak olgusal verilerden hareket edilmesidir.

Cevap

Doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın ön koşulu, zihnin ön kabullerden arındırılarak olgusal verilerden hareket edilmesidir.
Doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın ön koşulunun zihnin ön kabullerden arındırılarak olgusal verilerden hareket edilmesi olduğunu belirten seçenek doğrudur. Metinde Bacon'ın, zihni nesnelerin yansımalarını çarpıtan pürüzlü bir yüzeye benzettiği ve bu çarpıtmaları aşmanın yolunun zihindeki putları (idolleri) teşhis edip peşin hükümlerden arınmış gözlemlerle olgulardan hareket etmek olduğunu belirttiği doğrudan vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel felsefi iddiayı analiz etmek.
Bacon'ın zihni pürüzlü bir aynaya benzettiği, önyargıların (idollerin) doğanın bilgisini çarpıttığını ve bu engellerin aşılması için sistemli gözlemlere dayanan olgulardan hareket edilmesi gerektiğini savunduğu tespit edilir.
Parçanın ana fikrini ve yazarın temel argümanını doğru belirlemek için.
2
Seçenekleri metindeki iddia ile karşılaştırarak tutarlılık denetimi yapmak.
Zihnin ön kabullerden arındırılmasının ve olgulardan hareket edilmesinin vurgulandığı seçeneğin, Bacon'ın bilgi anlayışını tam olarak yansıttığı görülür.
Çeldirici seçenekleri eleyip doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Francis Bacon'ın bilimsel yöntem anlayışı ve zihnin idolleri (önyargıları) eleştirisi.
Soru 8Soru

Francis Bacon, bilimsel araştırmalar yapanları üç gruba ayırır: Deneyciler karıncalara benzer; sadece toplarlar ve biriktirirler. Dogmatikler (rasyonalistler) ise kendi içlerinden ağlar ören örümceklere benzerler. Orta yol ise arının yoludur; arı hem bahçedeki çiçeklerden malzeme toplar hem de bu malzemeyi kendi yeteneğiyle işleyerek bal haline getirir. Gerçek felsefe de ne yalnızca zihinsel güçlere güvenmeli ne de doğadan ve deneylerden elde edilen malzemeyi olduğu gibi belleğe aktarmalıdır; aksine bu malzemeyi zihinde işleyip dönüştürmelidir.

Bacon'ın bu analojisinden hareketle, 15-17. yüzyıl felsefesinde gelişen bilimsel yöntem anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilginin inşasında, deney yoluyla elde edilen verilerin zihinsel süreçlerle işlenip sentezlenmesi gerektiği

Cevap

Doğru bilginin inşasında, deney yoluyla elde edilen verilerin zihinsel süreçlerle işlenip sentezlenmesi gerektiği
Arı metaforu, hem dış dünyadan veri toplamayı (deney) hem de bu veriyi zihinsel yeteneklerle işleyip dönüştürmeyi (akıl/teori) sembolize eder. Bu bağlamda, modern bilimsel yöntemin deney yoluyla elde edilen olguları akılla işleyip sentezleyerek doğru bilgiye ulaştığı söylenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen karınca, örümcek ve arı metaforlarının felsefi karşılıklarını belirleme.
Karıncanın sadece veri toplaması pasif empirizmi, örümceğin kendi içinden ağ örmesi dogmatik rasyonalizmi, arının ise çiçeklerden topladığı özü işlemesi deney ile aklın sentezini temsil eder.
Paragraftaki analojinin ana fikrini doğru çözümlemek için bu adım gereklidir.
2
Bu analojinin 15-17. yüzyıl felsefesindeki bilimsel yöntem arayışıyla olan ilişkisini kurma.
Yeni doğa felsefesi ve bilimsel yöntemin hem gözlem/deney verilerine dayandığı hem de bu verileri matematik ve akıl aracılığıyla kuramsal hale getirdiği (arı gibi işlediği) sonucuna ulaşılır.
Soruda istenen bilimsel yöntem çıkarımını yapmak için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Francis Bacon'ın Bilgi Anlayışı ve Deney-Akıl Sentezi (Bilimsel Yöntem)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Orta Çağ skolastik doğa anlayışında her varlık, Tanrı tarafından belirlenmiş nihai bir amaca (telos) göre hareket eder. Yağmurun yağması ekinlerin büyümesi içindir, taşın yere düşmesi ise kendi doğal yerine ulaşma isteğindendir. Ancak 15-17. yüzyıl felsefesinde Galileo ve Descartes gibi düşünürlerle birlikte doğa, gizil güçlerden ve amaçsal nedenlerden arındırılarak nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine olarak tasarlanmıştır. Bu yeni anlayışta doğadaki değişimler, amaçlarla değil, madde ve hareket yasalarıyla açıklanır.

Bu parçadan yola çıkılarak 15-17. yüzyıl doğa felsefesinin skolastik doğa anlayışından temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğayı ereksel (amaçsal) nedenlerden arındırarak madde ve harekete dayalı mekanik bir nedensellikle açıklaması

Cevap

Doğayı ereksel (amaçsal) nedenlerle değil, madde ve harekete dayalı mekanik bir nedensellikle açıklaması
Doğru yanıt, doğanın ereksel (amaçsal) açıklamalardan temizlenerek madde ve hareket yasaları çerçevesinde, tıpkı bir makine gibi mekanik nedenselleştirilmesini savunan ifadedir. Metinde modern döneme geçişte doğanın amaçsal nedenlerden arındırıldığı ve nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine olarak tasarlandığı açıkça vurgulanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde sunulan iki farklı doğa anlayışı arasındaki temel farkı belirlemek.
Skolastik felsefenin her şeyi amaçsal (ereksel) nedenlerle açıkladığı, modern dönemin ise doğayı nedensellik ilkelerine göre işleyen bir makine olarak gördüğü tespit edilir.
Parçada geçen 'amaçsal nedenlerden arındırılarak nedensellik ilkelerine göre işleyen devasa bir makine' ifadesi bu değişimin merkezidir.
2
Seçenekleri analiz ederek bu tespiti doğrudan karşılayan yargıyı saptamak.
Doğayı amaçsal nedenlerden temizleyip madde ve hareket temelinde mekanik nedensellikle açıklamaya dayanan ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Mekanik evren tasarımı, doğayı teleolojik (ereksel) hedefler yerine fiziksel ve matematiksel yasalarla açıklamayı öngörür.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl Felsefesinde Doğa Anlayışı ve Mekanik Evren Tasarımı
Soru 10Soru

Skolastik düşünce, evreni Tanrı’nın iradesinin sürekli müdahale ettiği, her varlığın kendi doğal amacına (telos) doğru hareket ettiği hiyerarşik ve niteliksel bir düzen olarak tasarlıyordu. Bu düzende bilgi, ilahi otoriteye ve bu otoritenin onayladığı Aristotelesçi kozmolojiye tabiydi. 15-17. yüzyıl felsefesinde ise doğa, ereksel açıklamalardan arındırılarak niceliksel ve mekanik yasalara göre işleyen devasa bir makineye benzetildi. Descartes, bu mekanik evren tasarımını kartezyen düalizmle felsefi bir temele kavuşturdu: Maddeyi sadece yer kaplama niteliğine indirgeyerek aşkın müdahalelerden ve teolojik kabullerden temizledi, onu matematiksel fiziğin konusu yaptı; düşünen özneyi ise bu mekanik do��anın dışına yerleştirerek bilginin yegane kurucusu ve kesinlik merkezi kıldı.

Buna göre 15-17. yüzyıl felsefesinin ve yeni bilimsel yöntemin ortaya koyduğu bilgi anlayışı hakkında;

I. Doğruluk ve kesinliğin ölçütü, aşkın ilkelerden ve otoritelerden alınarak düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına (cogito) devredilmiştir.
II. Doğanın ereksel nedenlerden arındırılması, onu ancak duyusal deneyim ve gözleme dayalı tümevarımsal genellemelerle kavranabilecek olgusal bir alana indirgemiştir.
III. Zihin ve madde arasında yapılan kartezyen ayrım, fiziksel dünyayı ilahi müdahalelerden bağımsız, rasyonel ve öngörülebilir mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırlamıştır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini ve kartezyen ayrımın fiziksel dünyayı mekanik bir düzende açıklamanın zeminini hazırladığını savunan yargıların birlikte yer aldığı ifadedir.
Doğruluk ve kesinliğin ölçütünün düşünen öznenin zihinsel apaçıklığına devredildiğini savunan birinci öncül ile kartezyen zihin-madde ayrımının fiziksel dünyayı mekanik yasalarla öngörülebilir kıldığını savunan üçüncü öncül doğrudur. Metin, öznenin bilgi kurucu rolünü ve doğanın mekanikleşerek matematiksel fiziğin konusu haline geldiğini açıkça belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki skolastik bilgi anlayışı ile 15-17. yüzyıl felsefesinin bilgi anlayışını karşılaştırınız.
Skolastik dönemde bilgi aşkın ilkelere ve otoritelere dayanırken, yeni dönemde kesinlik ölçütünün özneye (cogito) geçtiği belirlenmiştir. Bu durum birinci öncülün doğru olduğunu gösterir.
Soruda istenen modern felsefenin getirdiği temel epistemolojik değişimi saptamak.
2
Descartes'ın doğa tasarımı ve bilimsel yönteme yaklaşımını rasyonalizm-empirizm bağlamında analiz ediniz.
Kartezyen doğa tasarımı matematiksel fiziğe dayanır; doğanın yalnızca duyusal deneyim ve tümevarımsal yöntemle kavranabileceğini iddia etmek empirist bir indirgemedir ve rasyonalist kartezyen felsefeyle çelişir. Bu durum ikinci öncülün yanlış olduğunu kanıtlar.
Doğanın mekanikleştirilmesi ile yöntemsel araçlar arasındaki bağı doğru kurarak yanılgıları ayıklamak.
3
Kartezyen düalizmin (zihin-madde ayrımının) ontolojik ve bilimsel sonuçlarını değerlendiriniz.
Zihnin maddeden ayrılması (düalizm), maddeyi (res extensa) niteliksel ve teolojik amaçlardan temizleyerek onu mekanik yasalarla öngörülebilir kılmıştır. Bu durum üçüncü öncülün doğru olduğunu gösterir.
Düalizmin doğa bilimlerine sağladığı kuramsal bağımsızlığı tespit etmek.
4
Elde edilen sonuçları birleştirerek doğru seçeneği belirleyiniz.
Birinci ve üçüncü öncüllerin doğru, ikinci öncülün ise yanlış olduğu saptanarak doğru cevaba ulaşılır.
Akıl yürütme adımlarını nihai sonuca bağlamak.

Anahtar Kavram

Kartezyen düalizmin ve cogito ilkesinin skolastik düşünceden kopuşu sağlaması ve modern bilimin mekanik doğa tasarımına zemin hazırlaması.
Soru 11Soru

15-17. yüzyıl felsefesinin en önemli temsilcilerinden biri olan Descartes, felsefesinde kesin ve sarsılmaz bir temel bulmak amacıyla her şeyden şüphe ederek işe başlar. Ancak onun bu şüphesi, bilginin imkânsız olduğunu savunan Septiklerin (Şüpheciler) aksine bir son değil, doğruya ulaşmak için geçici bir araçtır.

Buna göre, Descartes’ın felsefesinde kullandığı şüphe yönteminin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak

Cevap

Şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak
Descartes'ın şüphesi metodiktir (yöntemseldir). Şüpheyi, akıl yoluyla ulaşılabilecek apaçık, kesin ve sarsılmaz doğruları bulana kadar zihnini her türlü dogmadan ve yanlış inançtan temizlemek amacıyla bir araç olarak kullanır. Bu nedenle şüpheyi bir yöntem olarak kullanarak kesin ve sarsılmaz bilgilere ulaşmak ifadesi Descartes'ın şüphe anlayışının temel amacını doğru olarak yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel vurguyu analiz etmek
Descartes'ın şüpheyi Septikler gibi nihai bir son olarak değil, geçici bir araç olarak doğruya ulaşmak için kullandığı tespit edilir.
Kartezyen şüphe yönteminin metodik (yöntemsel) karakterini kavramak için bu tespit gereklidir.
2
Seçenekleri bu yöntem ve amaç doğrultusunda değerlendirmek
Şüpheyi bir araç yaparak sarsılmaz ve kesin doğrulara ulaşmayı hedefleyen ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Seçeneklerdeki diğer dönem felsefelerine veya yaklaşımlara ait çeldiricileri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Kartezyen Şüphe (Metodik Şüphe)
Soru 12Soru

Francis Bacon'a göre geleneksel felsefe ve bilim anlayışı, yeni doğrular keşfetmek yerine mevcut ön kabulleri temellendirmeye çalışmıştır. Ona göre doğanın işleyişini kavramak ve insanlığın gelişimini sağlamak için yapılması gereken; otoritelere körü körüne inanmayı bırakıp doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak ve elde edilen tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmaktır. Buna göre, parçada Francis Bacon'ın önerdiği ve modern bilimin gelişiminde önemli rol oynayan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümevarım

Cevap

Tümevarım
Metinde geçen "tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ifadesi doğrudan tümevarım (endüksiyon) yöntemini tanımlamaktadır. Francis Bacon, doğayı bilmenin yolunun gözlem ve deneyden geçtiğini savunarak modern bilimsel yöntemin temelini oluşturan tümevarımı önermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki anahtar ifadeleri belirleme
"Tekil olgulardan hareketle genel yasalara ulaşmak" ve "doğayı doğrudan gözlemlemek, deneyler yapmak" ifadeleri tespit edilir.
Bacon'ın önerdiği yöntemin niteliğini anlamak için metindeki yöntemsel ipuçları aranır.
2
Felsefi terimlerle eşleştirme yapma
Tekil olaylardan genel kurallara giden akıl yürütme biçiminin "tümevarım" olduğu belirlenir.
Tespit edilen yöntemsel özellikler felsefe tarihindeki kavramsal karşılığıyla eşleştirilir.

Anahtar Kavram

15-17. Yüzyıl felsefesinde bilimsel yöntem arayışı ve Francis Bacon'ın tümevarım yöntemi.
Tahmini Süre:50s
15. Yüzyıl - 17. Yüzyıl Felsefesi: Rönesans, Hümanizma, Bilimsel Yöntem ve Kartezyen Felsefe Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin