Çevre ve Toplum

69 soru

Soru 1Soru

Küresel ölçekte çevre sorunlarının önlenmesi, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirlik amacıyla faaliyet gösteren çeşitli uluslararası çevre örgütleri bulunmaktadır. Bu örgütlerin yapıları, finansman kaynakları ve çalışma yöntemleri birbirinden farklıdır.

Aşağıda verilen uluslararası çevre örgütlerini, bu örgütlerin temel nitelikleri ve faaliyet alanlarıyla doğru ��ekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Greenpeace (Yeşilbarış)
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı)
UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı)
IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Greenpeace (Yeşilbarış) - Tamamen bağımsız çalışmayı ilke edinen sivil toplum örgütü; WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) - Panda sembolüyle bilinen uluslararası vakıf; UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) - BM bünyesindeki resmi kuruluş; IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) - Kırmızı Liste'yi hazırlayan çevre birliği.
Doğru eşleştirmede; Greenpeace doğrudan eylemleri ve bağımsız bütçesiyle ilgili olan açıklamayla; WWF panda logosu ve doğa koruma projeleriyle; UNEP Birleşmiş Milletler bünyesindeki resmi çevre programı olmasıyla; IUCN ise nesli tehlikedeki türlerin Kırmızı Liste'sini hazırlamasıyla eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak bağımsız yapısı ve doğrudan eylem stratejisi ile öne çıkan sivil toplum örgütünü belirleyin.
Bu özellikler Greenpeace örgütü ile eşleşir.
Greenpeace, hiçbir hükümet veya şirketten finansal destek almayarak bağımsızlığını korumayı ve doğrudan eylem yapmayı temel ilke edinmiştir.
2
İkinci olarak panda sembolü ile tanınan ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına odaklanan vakfı tespit edin.
Bu nitelikler WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ile eşleşir.
WWF, dünya çapında doğa koruma projeleri yürüten ve panda logosuyla bilinen en köklü vakıflardandır.
3
Üçüncü olarak Birleşmiş Milletler sisteminin bir parçası olan hükümetler arası resmi kuruluşu bulun.
Bu tanım UNEP (Birleşmiş Milletler Çevre Programı) ile eşleşir.
UNEP, devletler arası çevre iş birliğini koordine eden resmi küresel yapıdır.
4
Son olarak yabani türlerin nesillerinin tehlike durumlarını gösteren Kırmızı Liste'yi yayımlayan yapıyı belirleyin.
Bu faaliyet IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) ile eşleşir.
IUCN, küresel düzeyde türlerin korunma durumunu belirleyen Kırmızı Liste'yi yayımlayan en yetkili uluslararası organizasyondur.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre örgütlerinin yapısal özellikleri ve küresel çevre politikalarındaki faaliyet alanları.

Alternatif Yöntem

Uluslararası örgütleri eşleştirirken isimlerindeki kısaltmalara dikkat etmek faydalı olabilir. UNEP ifadesindeki 'UN' (United Nations - Birleşmiş Milletler) kısmı, bu yapının resmi bir BM kuruluşu olduğunu hatırlatır. WWF'in dünyaca ünlü panda logosu ise biyolojik çeşitlilik koruma faaliyetleriyle eşleştirmeyi kolaylaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Doğal çevrenin korunması ve küreselleşen çevre sorunlarıyla mücadele edilmesi amacıyla hazırlanan aşağıdaki uluslararası sözleşmeleri, kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sözleşmelerin kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru doğru sıralaması: Ramsar Sözleşmesi (1971), CITES Sözleşmesi (1973), Bern Sözleşmesi (1979) ve Montreal Protokolü (1987) şeklindedir.
Sözleşmelerin uluslararası düzeyde kabul edilme yılları incelendiğinde sırasıyla Ramsar Sözleşmesi 1971, CITES Sözleşmesi 1973, Bern Sözleşmesi 1979 ve Montreal Protokolü 1987 yıllarında imzalanmıştır. Bu nedenle doğru sıralama Ramsar Sözleşmesi, CITES Sözleşmesi, Bern Sözleşmesi ve Montreal Protokolü şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen uluslararası sözleşmelerin kabul edildikleri yılları belirleyiniz.
Ramsar Sözleşmesi 1971 yılında, CITES Sözleşmesi 1973 yılında, Bern Sözleşmesi 1979 yılında ve Montreal Protokolü 1987 yılında kabul edilmiştir.
Kronolojik sıralama yapabilmek için sözleşmelerin resmi kabul tarihlerinin bilinmesi gerekmektedir.
2
Bu yılları en eskiden en yeniye doğru sıralayarak doğru diziye ulaşınız.
1971, 1973, 1979 ve 1987 yılları sırasıyla dizildiğinde Ramsar - CITES - Bern - Montreal sıralaması elde edilir.
Soru yönergesi en eski tarihten en yeni tarihe doğru bir dizilim gerektirmektedir.

Anahtar Kavram

Küresel çevre sorunlarını önlemek amacıyla imzalanan uluslararası sözleşmelerin tarihsel gelişim sırası ve temel amaçları.
Soru 3Soru

Bir ülkenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ulusal düzeyde yürütmek istediği çevre projeleri kapsamında şu hedefleri belirlemiştir:

I. Sanayi tesislerinden kaynaklanan kloroflorokarbon (CFCCFC) gazlarının üretimini ve kullanımını kademeli olarak sonlandırmak.
II. Göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunan delta ovaları ve göllerdeki ekolojik dengeyi koruma altına almak.
III. Ülke sınırları içindeki nesli tehlike altında olan yabani hayvan ve bitki türlerinin yasa dışı ticaretini engellemek.

Bu ülkenin belirlediği hedefler doğrultusunda sırasıyla hangi uluslararası sözleşmelerin yükümlülüklerine uygun hareket etmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Montreal Protokolü - Ramsar S��zleşmesi - CITES Sözleşmesi

Cevap

Montreal Protokolü - Ramsar Sözleşmesi - CITES Sözleşmesi
Doğru cevap olan 'Montreal Protokolü - Ramsar Sözleşmesi - CITES Sözleşmesi' seçeneğindeki eşleşmeler, soruda verilen hedeflerin sırasıyla tam karşılığıdır. Ozon tabakasının seyrelmesine karşı önlemler Montreal Protokolü kapsamında, sulak alanların ve sulak ekosistemlerin korunması Ramsar Sözleşmesi kapsamında, nesli tükenme tehlikesindeki yabani türlerin ticareti ise CITES kapsamında düzenlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı hedefte belirtilen kloroflorokarbon (CFCCFC) gazlarının sınırlandırılması amacını taşıyan sözleşmeyi belirlemek.
Ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasını öngören Montreal Protokolü ile eşleşir.
Montreal Protokolü, ozon tabakasını korumak amacıyla küresel düzeyde CFC gazlarının azaltılmasını ve zamanla sonlandırılmasını hedefler.
2
II numaralı hedefte belirtilen sulak alanların ve su kuşlarının korunması amacını taşıyan sözleşmeyi belirlemek.
Özellikle su kuşlarının yaşama ortamı olan sulak alanların korunmasını amaçlayan Ramsar Sözleşmesi ile eşleşir.
Ramsar Sözleşmesi, dünyadaki sulak alanların sürdürülebilir kullanımını ve ekolojik dengesinin korunmasını koordine eder.
3
III numaralı hedefte belirtilen nesli tehlike altında olan türlerin yasa dışı ticaretinin engellenmesi amacını taşıyan sözleşmeyi belirlemek.
Yabani bitki ve hayvan türlerinin uluslararası ticaretini denetleyen CITES Sözleşmesi ile eşleşir.
CITES Sözleşmesi, nesli tehlike altında olan yabani canlı türlerinin ticaretinin kontrol altına alınmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsamı ve Amaçları
Soru 4Soru

Aşağıda verilen uluslararası çevre sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin küresel ölçekte hedeflediği temel amaçları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ramsar Sözleşmesi
Montreal Protokolü
CITES Sözleşmesi
Kyoto Protokolü

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunmasıyla, Montreal Protokolü ozon tabakasını korumayla, CITES Sözleşmesi nesli tehlike altındaki yabani türlerin ticaretiyle, Kyoto Protokolü ise sera gazı salınımlarının azaltılmasıyla eşleşmektedir.
Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunmasıyla, Montreal Protokolü ozon tabakasını korumayla, CITES Sözleşmesi nesli tehlike altındaki yabani türlerin ticaretiyle, Kyoto Protokolü ise sera gazı salınımlarının azaltılmasıyla eşleşmektedir. Bu eşleştirmeler, her sözleşmenin uluslararası çevre politikalarında üstlendiği temel görevi yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Ramsar Sözleşmesi'nin kapsamını belirleme
Bu sözleşmenin doğrudan sulak alanların ve su kuşlarının korunmasıyla ilgili olduğu belirlenir.
Uluslararası öneme sahip sulak alanların ekolojik dengesinin korunması hedeflenmektedir.
2
Montreal Protokolü'nün amacını analiz etme
Bu protokolün atmosferdeki ozon tabakasına zarar veren kloroflorokarbon (CFC) ve halonlar gibi kimyasal maddelerin kontrolünü içerdiği görülür.
Atmosferin üst katmanlarındaki ozon tabakasının incelmesini önlemek amaçlanmıştır.
3
CITES Sözleşmesi'nin hedeflerini değerlendirme
Sözleşmenin yabani hayvan ve bitki türlerinin ticaretine yönelik olduğu ve canlı türlerinin neslinin tükenmesini engellemek için ticari sınırlandırmalar getirdiği anlaşılır.
Biyoçeşitliliğin korunması ve yasa dışı tür ticaretinin engellenmesi hedeflenmektedir.
4
Kyoto Protokolü'nün odak noktasını saptama
Kyoto Protokolü'nün sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salınımlarını azaltarak küresel ısınmayı ve iklim değişikliğini durdurmayı amaçladığı sonucuna ulaşılır.
Küresel iklim sisteminin korunması ve sera etkisi yapan gazların salınımının azaltılması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre sözleşmelerinin temel amaçları ve kapsamları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 5Soru

Gelişmiş bir ülkedeki kimyasal üretim tesislerinde ortaya çıkan ve yüksek derecede toksik madde içeren sanayi atıklarının, bertaraf maliyetlerini düşürmek amacıyla yasal olmayan yollarla gelişmekte olan başka bir ülkenin topraklarına veya karasularına boşaltılması uluslararası çevre hukukuna göre engellenmiştir.

Bu tür tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınımını ve bertarafını denetleyerek insan sağlığı ile çevreyi korumayı amaçlayan uluslararası sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Basel Sözleşmesi

Cevap

Basel Sözleşmesi
Basel Sözleşmesi, tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınmasının ve bertarafının kontrolüne ilişkin yürütülen küresel bir sözleşmedir. Paragrafta ifade edilen gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkere yönelik tehlikeli toksik sanayi atığı nakliyesi ve yasa dışı boşaltım bu sözleşme kapsamında engellenmekte ve denetlenmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde yer alan anahtar ifadelerin belirlenmesi.
Soru kökündeki 'toksik madde içeren sanayi atıklarının sınır ötesi taşınımı ve bertarafı' ifadesi tespit edilir.
Soruda hedeflenen çevre problemini doğru tanımlamak, ilgili uluslararası sözleşmeyi bulmanın ilk adımıdır.
2
Seçeneklerde verilen uluslararası sözleşmelerin hedeflerinin analiz edilmesi.
Ramsar Sözleşmesi sulak alanları, Montreal Protokolü ozon tabakasını, Kyoto Protokolü küresel iklim değişikliğini, CITES ise nesli tehlikedeki türlerin ticaretini konu alırken; Basel Sözleşmesi tehlikeli atıkların sınır ötesi hareketini düzenler.
Çevre sözleşmelerinin odak noktaları karşılaştırılarak doğru eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsamları ve Amaçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru

Uluslararası çevre politikalarının gelişimi ve küresel çevre sorunlarının önlenmesi adına imzalanan sözleşmeler belirli bir kronolojiye sahiptir. Aşağıda verilen uluslararası çevre sözleşmelerini, kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru sıraladığınızda doğru sıralama nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama sırasıyla Barselona Sözleşmesi (1976), Bern Sözleşmesi (1979), Kyoto Protokolü (1997) ve Paris İklim Anlaşması (2015) şeklindedir.
Uluslararası çevre sözleşmelerinin kabul ediliş yılları sırasıyla şöyledir: Barselona Sözleşmesi (1976), Bern Sözleşmesi (1979), Kyoto Protokolü (1997) ve Paris İklim Anlaşması (2015). Bu nedenle en eskiden en yeniye doğru sıralama Barselona, Bern, Kyoto ve Paris şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen uluslararası çevre sözleşmelerinin ve protokollerinin kabul ediliş yıllarını belirleyin.
Barselona Sözleşmesi 1976, Bern Sözleşmesi 1979, Kyoto Protokolü 1997 ve Paris Anlaşması 2015 yılında kabul edilmiştir.
Zaman dizinini doğru kurgulayabilmek için her bir uluslararası anlaşmanın yürürlük/kabul tarihinin bilinmesi gerekir.
2
Sözleşmeleri en eski tarihten başlayarak günümüze doğru sıralayın.
Sıralama Barselona, Bern, Kyoto ve Paris şeklinde oluşur.
1976, 1979, 1997 ve 2015 yıllarının kronolojik sıralaması en eskiden en yeniye bu şekildedir.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre sözleşmelerinin kronolojik sıralaması ve temel amaçları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Akdeniz havzasında yer alan bir ülkenin, kıyı bölgelerindeki kontrolsüz sanayileşme ve deniz taşımacılığından kaynaklanan kirliliği önlemek, deniz ekosistemini korumak amacıyla diğer havza ülkeleriyle ortak kararlar alması gerekmektedir.

Bu ülkenin, söz konusu çevre kirliliğini engellemek ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmek adına doğrudan referans alması gereken uluslararası sözleşme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Barselona Sözleşmesi

Cevap

Akdeniz'in kirliliğe karşı korunmasını amaçlayan Barselona Sözleşmesi
Doğru cevap Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi (Barselona Sözleşmesi) olarak belirtilen seçenektir. Bu sözleşme, Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin deniz çevresini korumak, kirlilikle mücadele etmek ve sürdürülebilir kıyı yönetimi sağlamak amacıyla imzaladıkları yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen coğrafi alanı ve karşı karşıya kalınan ekolojik sorunu tespit etme.
Senaryoda Akdeniz havzasındaki denizel kirlilik ve kıyı ekosisteminin korunması hedeflenmektedir.
Çevre sorunlarının türü ve coğrafi konumu, ilgili uluslararası sözleşmeyi belirlemede en önemli ipucudur.
2
Seçeneklerdeki uluslararası sözleşmelerin odak noktalarını değerlendirerek eşleştirme yapma.
Ramsar sulak alanlarla, Basel tehlikeli atıklarla, Bern Avrupa yaban hayatıyla, Montreal ise ozon tabakasıyla ilgilidir. Barselona Sözleşmesi ise doğrudan Akdeniz'in kirliliğe karşı korunmasını amaçlar.
Uluslararası iş birliği mekanizmalarının ve çevre sözleşmelerinin temel faaliyet alanlarını ayırt etmek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Barselona Sözleşmesi, Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması için kıyıdaş ülkelerin iş birliğini sağlayan temel uluslararası anlaşmadır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

Brezilya'nın Curitiba kentinde uygulanan 'Yeşil Değişim' (Green Exchange) projesinde, dar gelirli aileler topladıkları geri dönüştürülebilir atıkları belediyeye teslim ederek karşılığında taze sebze, meyve, otobüs bileti veya okul malzemesi almaktadır. Bu proje sayesinde kentteki katı atıkların geri dönüşüm oranı yükselmiş, çevre kirliliği azalmış ve dar gelirli ailelerin yaşam standartları iyileşmiştir.

Buna göre, Curitiba'daki çevresel planlama ve geri dönüşüm uygulaması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal çevre üzerindeki baskının azaltılmasının, sosyal refah ve ekonomik dayanışma unsurlarıyla birleştirilerek sürdürülebilir kılındığı

Cevap

Doğal çevre üzerindeki baskının azaltılmasının, sosyal refah ve ekonomik dayanışma unsurlarıyla birleştirilerek sürdürülebilir kılındığı söylenebilir.
Curitiba kentindeki bu proje; çevresel kaygıların (atık yönetimi ve temiz çevre), ekonomik teşvikler (otobüs bileti, okul malzemesi) ve sosyal refah (yoksul ailelerin gıdaya erişimi) ile bir araya getirildiğinde toplumsal katılımın arttığını ve çevresel planlamanın başarılı bir şekilde sürdürülebilir kılındığını kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki kentsel çevre projesinin detaylarını analiz etmek.
Geri dönüştürülebilir atıkların toplanması karşılığında dar gelirli ailelere gıda, otobüs bileti ve okul malzemesi verildiği saptanır.
Uygulamanın hangi alanlarda etkileşim yarattığını belirlemek için.
2
Uygulamanın çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlarını değerlendirmek.
Çevre kirliliğinin azalması ve atık yönetiminin iyileşmesi (çevresel boyut), dar gelirli ailelerin yaşam standartlarının iyileşmesi (sosyal boyut) ve atıkların gıdaya/hizmete dönüştürülmesi (ekonomik boyut) belirlenir.
Sürdürülebilir kalkınmanın temel bileşenleriyle bağlantı kurmak için.
3
Sonuçları seçeneklerle karşılaştırarak doğru yargıya ulaşmak.
Doğal çevre üzerindeki baskının azaltılmasının sosyal refah ve ekonomik dayanışmayla bütünleştirildiğini belirten yargının doğruluğu kesinleşir.
Çevre-toplum-ekonomi dengesini yansıtan en kapsamlı seçeneği saptamak için.

Anahtar Kavram

Çevresel planlamada sürdürülebilirliğin sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarının bütünleşik yapısı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Aşağıdaki çevresel planlama ve sürdürülebilirlik kavramlarını, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ekolojik Ayak İzi
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)
Taşıma Kapasitesi
Geri Dönüşüm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ekolojik Ayak İzi kavramı doğada kaplanan verimli alan açıklamasıyla; Çevresel Etki Değerlendirmesi faaliyetlerin çevreye etkilerinin proje aşamasında belirlenmesiyle; Taşıma Kapasitesi ekosistemin kaldırabileceği maksimum nüfus ve kullanım düzeyiyle; Geri Dönüşüm ise atıkların yeniden üretime kazandırılması açıklamasıyla eşleşir.
Eşleştirmedeki tüm terimler çevre coğrafyası ve sürdürülebilirlik kapsamında tanımlanmıştır: Ekolojik ayak izi biyolojik üretken alanı, ÇED proje öncesi analiz sürecini, taşıma kapasitesi maksimum yük sınırını, geri dönüşüm ise atıkların ikincil ham maddeye dönüştürülmesini doğru şekilde ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları tek tek inceleyerek tanımlarıyla karşılaştırın.
İlk olarak 'Ekolojik Ayak İzi' kavramının, tüketilen kaynakların üretimi ve atıkların bertarafı için gereken karasal/sucul alan olduğunu belirleyip ilgili açıklamayla eşleştirin.
Ekolojik ayak izi, insan tüketiminin ekosistem üzerindeki talebini alan ölçüsüyle hesaplar.
2
Planlanan projelerin çevresel etki analiz sürecini bulun.
'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)' kavramının, projelerin yapım öncesi olası çevresel etkilerini belirleme süreci olduğunu tespit edip eşleştirin.
ÇED, sürdürülebilir kalkınmanın proje bazlı yasal ve teknik planlama aracıdır.
3
Bir alanın çevre bozulmadan kaldırabileceği maksimum yük sınırını belirleyin.
'Taşıma Kapasitesi' kavramının, çevre kalitesi bozulmadan taşınabilecek maksimum nüfus açıklamasıyla eşleştiğini görün.
Taşıma kapasitesinin aşılması, çevre kirliliği ve ekolojik bozulmaya yol açar.
4
Atıkların tekrar ekonomiye kazandırılmasıyla ilgili kavramı eşleştirin.
'Geri Dönüşüm' kavramının, atık malzemelerin ham madde olarak üretime yeniden katılması açıklamasıyla eşleştiğini bulun.
Geri dönüşüm, atık yönetiminde kaynak tasarrufu sağlayan temel sürdürülebilirlik uygulamasıdır.

Anahtar Kavram

Çevresel Planlama, Sürdürülebilirlik ve Geri Dönüşüm Kavramları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Kosta Rika, 1990'lı yıllardan itibaren hızlı ormans��zlaşmayı önlemek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla 'Çevresel Hizmetlerin Ödenmesi' (PSA) programını başlatmıştır. Bu program kapsamında, arazilerindeki ormanları koruyan veya yeniden ağaçland��rma yapan yerel toprak sahiplerine; karbon tutma, su havzası koruma ve biyoçeşitlilik gibi ekosistem hizmetleri karşılığında devlet tarafından mali destek verilmektedir. Bu planlama sayesinde ülke, orman varlığını %20'lerden tekrar %50'nin üzerine çıkarmayı başarmıştır.

Bu çevresel planlama projesi ve sonuçları dikkate alındığında, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri aç��sından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal kaynakların korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi ile ekonomik gelişim süreçlerinin bir arada yürütülebileceğini gösterir.

Cevap

Doğal kaynakların korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi ile ekonomik gelişim süreçlerinin bir arada yürütülebileceğini gösterir.
Çevresel koruma ve ekonomik çıkarların dengelenmesi, sürdürülebilir kalkınmanın en temel ilkesidir. Kosta Rika'nın uyguladığı bu program, hem orman varlığını (doğal kaynakları) artırmış hem de yerel halka mali destek sağlayarak ekonomik gelişimi desteklemiştir. Bu durum, ekolojik dengeyi korurken ekonomik faaliyetlerin de sürdürülebileceğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen Kosta Rika'nın 'Çevresel Hizmetlerin Ödenmesi' (PSA) programının detaylarını analiz etmek.
Programın yerel halka ormanları koruması karşılığında mali destek (ekonomik getiri) sağladığı ve bu sayede orman varlığının (ekolojik denge) ciddi oranda arttığı belirlenir.
Sürdürülebilirlik projelerinde ekonomik teşvikler ile çevresel koruma arasındaki neden-sonuç ilişkisini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Elde edilen sonuçları sürdürülebilir kalkınma kavramı ve ilkeleriyle ilişkilendirmek.
Sürdürülebilir kalkınmanın temel amacının gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye atmadan çevre-ekonomi dengesini kurmak olduğu tespit edilir.
Uygulamanın sürdürülebilirlik hedefleriyle örtüşen yönünü belirlemek için bu kavramsal eşleştirme yapılmalıdır.
3
Seçenekleri değerlendirerek sürdürülebilirlik ilkelerine uygun doğru yargıyı saptamak.
Doğal kaynakların korunması ile ekonomik gelişimin bir arada yürütülebileceğini ifade eden seçeneğin doğru olduğu belirlenir. Diğer seçeneklerin ise doğal kaynakların sınıflandırılması, uluslararası çevre sözleşmelerinin amaçları ve çevre sorunlarının nedenleri gibi konularda kavram yanılgıları içerdiği saptanır.
Soruda istenen sürdürülebilirlik analizini tamamlamak ve çeldiricileri elemek amacıyla bu değerlendirme yapılır.

Anahtar Kavram

Çevresel planlama süreçlerinde ekolojik koruma ile ekonomik çıkarların dengelenmesi ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Sürdürülebilir çevre politikaları ve kaynak yönetimi kapsamında uygulanan 'Atık Yönetim Hiyerarşisi', kaynakların verimli kullanılmasını ve çevre kirliliğinin en aza indirilmesini amaçlar. Bu hiyerarşide yer alan basamaklar, sürdürülebilirlik ilkelerine uygunluk ve çevreye verilen zarar açısından en çok tercih edilenden (en çevre dostu) en az tercih edilene (çevre üzerinde en fazla olumsuz etkiye sahip) doğru sıralanmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen atık yönetimi uygulamalarının en çok tercih edilenden en az tercih edilene doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Atık yönetim hiyerarşisi sürdürülebilirlik açısından sırasıyla; Önleme/Azaltma, Yeniden Kullanım, Geri Dönüşüm, Enerji Geri Kazanımı ve Bertaraf/Depolama şeklinde sıralanmaktadır. Bu doğrultuda en çevre dostu adımdan başlayarak yapılan sıralama: Atık oluşumunun kaynağında önlenmesi, Ürünlerin temizlenerek tekrar kullanılması, Atıkların ikincil hammaddeye dönüştürülmesi (geri dönüşüm), Atıklardan enerji elde edilmesi ve nihai atıkların depolanması şeklindedir.
Sürdürülebilir atık yönetim hiyerarşisi, kaynakların korunması amacıyla en az enerji ve hammadde tüketen yöntemden başlayarak sıralanır. En üstte atığı önlemek yer alırken, bunu sırasıyla yeniden kullanım, geri dönüşüm, enerji elde etme ve en son bertaraf takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
En çok tercih edilen basamağın belirlenmesi
Atığın oluşmasının kaynağında önlenmesi veya azaltılması (Önleme/Azaltma) ilk sıraya yerleştirilir.
En sürdürülebilir yöntem, çevreye hiç atık bırakmamaktır.
2
Dönüşüm gerektirmeyen ürünlerin değerlendirilmesi
Oluşan atıkların doğrudan tekrar kullanılması (Yeniden Kullanım) ikinci sıraya yerleştirilir.
Yeniden kullanım, geri dönüşüm gibi endüstriyel süreçlere göre çok daha az enerji tüketir.
3
Maddesel geri kazanımın sağlanması
Atıkların hammadde olarak sanayiye kazandırılması (Geri Dönüşüm) üçüncü sıraya yerleştirilir.
Yeniden kullanılamayan malzemelerin doğaya atılması yerine hammadde olarak ekonomiye kazandırılması gerekir.
4
Termal geri kazanımın uygulanması
Atıklardan yakma yoluyla enerji üretilmesi (Enerji Geri Kazanımı) dördüncü sıraya yerleştirilir.
Geri dönüştürülemeyen atıkların içindeki enerjinin kurtarılması, doğrudan çöpe atılmasından daha sürdürülebilirdir.
5
Nihai bertarafın yapılması
Kalan atıkların düzenli depolama tesislerinde muhafaza edilmesi (Bertaraf/Depolama) son sıraya yerleştirilir.
Bu yöntem hiçbir geri kazanım sağlamaz ve çevre üzerinde en fazla uzun vadeli olumsuz etkiyi oluşturur.

Anahtar Kavram

Atık Yönetim Hiyerarşisi ve Sürdürülebilirlik Aşamaları
Soru 12Soru

Doğal afetler; oluştukları ortamlar ve kökenleri dikkate alınarak jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik ve biyolojik afetler olmak üzere sınıflandırılır.

Coğrafya dersinde doğal afetlerin kökenlerine göre sınıflandırılması konusunu çalışan beş öğrenci şu yorumları yapmıştır:

* Ahmet: Kuraklık, atmosferik kökenli olduğu için klimatolojik afetler grubunda yer alır.
* Burak: Heyelan; eğim, yağış ve tabakaların uzanışı gibi faktörlerin etkisiyle toprağın yavaşça ve dış kuvvetlerle süpürülmesi süreci olup jeolojik bir afettir.
* Ceren: Deprem sonrasında deniz tabanındaki çökmeler veya dikey hareketlerle oluşan tsunami, hidrolojik veya klimatolojik değil, jeolojik kökenli bir afettir.
* Deniz: Kasırga ve hortumlar, kökenini yerin derinliklerinden alan jeolojik afetlerdir.
* Elif: Erozyon, dik yamaçlardaki büyük kaya ve toprak kütlelerinin yer çekimi etkisiyle aniden aşağıya doğru kaymas��yla oluşan jeomorfolojik kökenli bir afettir.

Buna göre, öğrencilerden hangilerinin yaptığı açıklamalar doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahmet ve Ceren

Cevap

Ahmet ve Ceren'in açıklamaları doğrudur.
Ahmet ve Ceren'in açıklamaları doğrudur. Kuraklık, atmosferdeki nem ve yağış azlığına bağlı olarak gelişen klimatolojik bir afettir. Tsunami ise deniz veya okyanus tabanındaki tektonik hareketler (deprem, volkanizma vb.) sonucu oluşan jeolojik kökenli bir afettir.

Adım Adım Çözüm

1
Ahmet'in açıklamasını değerlendirmek.
Doğrudur.
Kuraklık, atmosferik kökenli ve klimatolojik bir afettir.
2
Burak'ın açıklamasını değerlendirmek.
Yanlıştır.
Burak, heyelanı tanımlarken erozyonun tanımını yapmış ve kökenini jeolojik olarak belirtmiştir. Heyelan jeomorfolojik kökenlidir.
3
Ceren'in açıklamasını değerlendirmek.
Doğrudur.
Tsunami, deniz veya okyanus tabanındaki deprem, volkanizma gibi jeolojik süreçler sonucu oluşur.
4
Deniz'in açıklamasını değerlendirmek.
Yanlıştır.
Deniz, atmosferik kökenli kasırga ve hortumları yer kökenli (jeolojik) afetlerle karıştırmıştır.
5
Elif'in açıklamasını değerlendirmek.
Yanlıştır.
Elif, erozyonu tanımlarken heyelanın (kütle hareketinin) tanımını kullanmıştır. Erozyonda ani kütle kayması değil, yavaş süpürülme gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Oluşum Kökenlerine Göre Sınıflandırılması
Soru 13Soru

Türkiye'de farklı coğrafi özelliklere sahip alanlarda planlanan bazı yatırım projeleri ve bu projelerin hayata geçirilmesi sürecinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında öncelikle incelenmesi gereken olası arazi kullanım hataları ve çevresel riskler bulunmaktadır. Aşağıdaki projeleri, ÇED raporlarında öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken çevresel risklerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Göller Yöresi'nde karstik tabanlı bir vadi tabanına inşa edilecek baraj ve HES projesi
Çarşamba Ovası gibi aktif tarım yapılan taşkın yatağında kurulması planlanan biyokütle enerji santrali
Teke Yarımadası'ndaki kızılçam ormanları ve maki toplulukları içinde işletilecek mermer ocağı
İzmit Körfezi kıyı şeridinde inşa edilecek büyük ölçekli petrokimya tesisi ve liman projesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Göller Yöresi baraj projesi su sızıntısı ve göl ekosistemi riskiyle; Çarşamba Ovası biyokütle santrali alüvyal tarım toprağı ve tarımsal verim kaybıyla; Teke Yarımadası mermer ocağı habitat parçalanması ve toz emisyonuyla; İzmit Körfezi petrokimya tesisi kıyı çizgisi değişimi ve termal kirlilikle eşleşir.
Karstik arazilerin su sızdırma potansiyeli Göller Yöresi'ndeki baraj projesi ile; delta ovalarının tarımsal niteliği Çarşamba Ovası'ndaki biyokütle santrali ile; Akdeniz orman/maki habitatının hassasiyeti Teke Yarımadası'ndaki mermer ocağı ile; körfez ekosistemlerinin hassas yapısı ise İzmit Körfezi'ndeki liman/petrokimya tesisi ile doğrudan ilişkilidir. ÇED süreçlerinde bu coğrafi özellikler öncelikle dikkate alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik arazilerin hidrolojik özelliklerini analiz etmek.
Göller Yöresi'ndeki baraj projesinin erime boşlukları nedeniyle su sızdırma riski taşıdığı ve karstik gölleri etkileyeceği belirlenir.
Karstik topoğrafyada yeraltı drenajı ve sızma oranları yüksektir, bu durum baraj yapımında en büyük jeolojik risktir.
2
Alüvyal delta ovalarının ekonomik önemini ve sanayileşmenin etkisini değerlendirmek.
Çarşamba Ovası'na kurulacak biyokütle santralinin verimli tarım arazilerinin kaybına ve hava kirliliğine neden olacağı saptanır.
Delta ovaları birinci sınıf tarım arazisi olup bu alanların sanayiye açılması en yaygın arazi kullanım hatalarındandır.
3
Ormanlık ve maki alanlarındaki madencilik faaliyetlerinin ekolojik etkilerini incelemek.
Teke Yarımadası'ndaki mermer ocağının Akdeniz bitki örtüsüne zarar vereceği, erozyonu artıracağı ve tozlaşmayı engelleyeceği belirlenir.
Açık ocak madenciliği bitki örtüsünü tamamen sıyırdığı için orman ve çalı ekosistemlerinde geri dönülemez tahribat yaratır.
4
Kıyı alanlarındaki sanayi ve liman faaliyetlerinin denizel etkilere etkisini analiz etmek.
İzmit Körfezi'ndeki petrokimya ve liman projesinin deniz kirliliği, kıyı morfolojisi değişimi ve termal kirliliğe yol açacağı saptanır.
Kıyı bölgelerindeki dolgu, derinleştirme ve atık deşarj faaliyetleri deniz ekosistemini ve kıyı şekillerini doğrudan değiştirir.

Anahtar Kavram

Arazi Kullanım Hataları ve ÇED
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Doğal afetler; oluştukları ortamlar ve kökenleri dikkate alınarak jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik ve biyolojik afetler olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Bazı afetlerin oluşumunda tek bir köken etkiliyken, bazılarında ise birden fazla sürecin etkileşimi söz konusudur.

Buna göre, kökenleri ve gelişim özellikleri göz önüne alındığında aşağıdaki doğal afetlerden hangisiyle ilgili yapılan değerlendirme yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon; eğimli yamaçlardaki toprak, kaya ve enkaz örtüsünün yer çekimi, aşırı yağış ya da depremlerin etkisiyle kütle hâlinde aniden aşağıya doğru kaymasıyla oluşan jeomorfolojik kökenli bir afettir.

Cevap

Erozyon kavramını yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin aniden kayması şeklinde tanımlayan ve jeomorfolojik afet olarak sınıflandıran ifade yanlıştır. Açıklanan süreç erozyon değil, heyelandır.
Eğimli yamaçlardaki toprak, kaya ve gevşek örtünün yer çekimi ile aşırı yağışlar gibi nedenlerle kütle hâlinde aniden aşağıya doğru kayması olayı heyelan (kütle hareketi) olarak adlandırılır. Erozyon ise toprağın su ve rüzgar gibi dış kuvvetlerin aşındırmasıyla yavaş yavaş taşınması sürecidir. Tanımda erozyon olarak belirtilen süreç aslında heyelana ait olduğu için bu değerlendirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğal afetlerin sınıflandırma kriterlerini ve kökenlerini incelemek.
Afetlerin jeolojik, jeomorfolojik, klimatolojik, hidrolojik ve biyolojik olarak ayrıldığını belirlemek.
Sınıflandırma mantığını kavramak.
2
Seçeneklerde verilen afet tanımlarını ve köken eşleştirmelerini kontrol etmek.
Tsunami, çığ, sel ve kuraklık tanımlarının doğru kökenlerle eşleştiğini doğrulamak.
Doğru olan değerlendirmeleri elemek.
3
Erozyon ve heyelan süreçlerini karşılaştırmak.
Yamaçlardaki toprağın ani ve kütlesel hareketinin erozyon değil heyelan olduğunu saptamak.
Kavram karmaşasına dayanan hatalı değerlendirmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Sınıflandırılması ve Kökenleri (Heyelan ve Erozyon Ayrımı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Aşağıdaki Türkiye haritasında bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkle gösterilmiştir.

Bu alanlarda görülen başlıca arazi kullanım hataları ve bu hataların önlenmesinde uygulanacak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin temel ekolojik gerekçeleri eşleştirilmiştir.

Buna göre, yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V numaralı alanda ormanlık alanlarda açılan mermer ocaklarının bitki örtüsünü tahrip etmesi – Bölgedeki rüzgar erozyonunun şiddetlenmesini ve çölleşme süreçlerinin hızlanmasını engellemek

Cevap

V numaralı alanda ormanlık alanlarda açılan mermer ocaklarının bitki örtüsünü tahrip etmesi – Bölgedeki rüzgar erozyonunun şiddetlenmesini ve çölleşme süreçlerinin hızlanmasını engellemek
Muğla ve çevresini kapsayan Menteşe Yöresi nemli kıyı kuşağında yer alır ve Türkiye'nin en fazla yağış alan alanlarındandır. Bu bölgede orman alanlarında yapılan mermer ocağı faaliyetlerinin ÇED sürecindeki temel ekolojik gerekçeleri su erozyonunu önlemek, heyelan riskini azaltmak ve biyoçeşitliliği korumaktır. Kurak ve yarı kurak bölgelere özgü olan rüzgar erozyonu ve çölleşme bu bölge için öncelikli bir tehdit olmadığından yapılan eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada numaralandırılmış alanların fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini belirlemek.
I numaralı alan Kocaeli-Sakarya çevresi (yoğun sanayi), II numaralı alan Konya Havzası (kurak ova), III numaralı alan Çukurova (delta ovası), IV numaralı alan Doğu Karadeniz (eğimli/yağışlı yamaçlar), V numaralı alan ise Menteşe Yöresi (nemli, engebeli ve ormanlık alan) olarak tespit edilir.
Yanlış arazi kullanımı hatalar��nı ve bunların ekolojik sonuçlarını doğru analiz edebilmek için bölgelerin iklim ve yer şekilleri özelliklerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki arazi kullanım hataları ile ÇED süreçlerinin ekolojik gerekçelerini karşılaştırmak.
I, II, III ve IV numaralı bölgeler için belirtilen arazi kullanım hataları ve bu hataların önlenmesine yönelik ÇED gerekçeleri tamamen örtüşmektedir. Örneğin; kurak Konya'da yer altı su seviyesinin korunması obrukları engellerken, engebeli Karadeniz'de yamaç dengesinin korunması heyelan riskini azaltır.
Projelerin çevreye olan etkilerini değerlendiren ÇED süreci, doğrudan ilgili coğrafi ortamın doğal hassasiyetlerini korumayı amaçlar.
3
Muğla çevresini temsil eden V numaralı alandaki eşleştirmenin bilimsel doğruluğunu sorgulamak.
Menteşe Yöresi oldukça yağışlı ve nemli bir bölge olup gür orman örtüsüne sahiptir. Bu alanda mermer ocaklarının neden olduğu orman tahribatının ÇED süreçlerindeki temel ekolojik gerekçeleri; su erozyonunu, toprak kaybını, heyelan riskini ve biyoçeşitlilik kaybını önlemektir. Rüzgar erozyonu ve çölleşme ise İç Anadolu gibi kurak/yarı kurak bölgelerin temel sorunudur.
Nemli bir kıyı bölgesinde bitki örtüsü tahribatının öncelikli sonucu rüzgar erozyonu veya çölleşme olamaz; bu durum coğrafi gerçeklerle çelişir.

Anahtar Kavram

Arazi Kullanım Hataları ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) İlişkisi
Soru 16Soru

Aşağıdaki doğal afet ve çevre sorunlarını, oluşum kökenleri ve karakteristik özellikleri dikkate alınarak verilen tanımlayıcı açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Heyelan
Erozyon
Tsunami
Kasırga

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Heyelan - Eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin ani bir şekilde yamaç aşağı kayması; Erozyon - Toprağın verimli üst tabakasının dış kuvvetlerin etkisiyle yavaş bir süreçte aşınması ve taşınması; Tsunami - Okyanus tabanındaki tektonik hareketler sonucu oluşan dev dalgalar; Kasırga - Sıcak okyanuslar üzerinde ani basınç farklarıyla oluşan şiddetli rüzgarlar
Doğal afetler ve çevre sorunları kökenlerine ve oluşum süreçlerine göre sınıflandırılır. Eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin ani şekilde aşağı kayması heyelandır. Toprağın verimli üst kısmının su ve rüzgarla yavaşça süpürülmesi ise erozyondur. Okyanus tabanlarındaki depremler sonucu oluşan dev dalgalar tsunami; sıcak okyanuslarda ani basınç farkıyla gelişen çok şiddetli rüzgarlar ise kasırgadır. Bu nitelikler dikkate alındığında eşleştirmeler kusursuz şekilde birbirini tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların oluşum sürelerini ve kökenlerini analiz etmek
Heyelan, yer çekimi ve aşırı suya doyma etkisiyle saniyeler veya dakikalar içinde gerçekleşen ani bir kütle hareketidir. Erozyon ise toprağın üst tabakasının rüzgar veya su etkisiyle yıllar süren son derece yavaş bir aşınma ve taşınma sürecidir.
Heyelan ile erozyon arasındaki en önemli fark olan oluşum hızı ve mekanizmasını belirlemek, bu iki kavramın karıştırılmasını önler.
2
Deniz tabanlı afetler ile atmosferik kökenli afetleri karşılaştırmak
Tsunaminin okyanus tabanındaki deprem, volkanizma gibi jeolojik etkenlerle oluşan su dalgaları olduğu; kasırganın ise atmosferdeki basınç değişimleriyle oluşan şiddetli rüzgar hareketi olduğu belirlenir.
Hidrolojik/jeolojik kökenli su hareketleri ile klimatolojik kökenli hava hareketlerini doğru gruplandırmak eşleştirmenin hatasız yapılmasını sağlar.
3
Eşleştirmelerin tutarlılığını kontrol etmek
Her bir kavramın kökenine ve tetikleyici faktörüne uygun tanımla eşleştiği teyit edilir.
Tüm kavramların tanımlarıyla mantıksal uyumu doğrulanarak nihai çözüme ulaşılır.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Oluşum Kökenleri ve Sınıflandırılması
Soru 17Soru

Doğal afetler; oluştukları ortamlar, tetikleyici mekanizmaları ve gelişim süreçlerine göre farklı hızlarda meydana gelirler. Aşağıda verilen doğal afetleri, oluşum ve gelişim hızlarına göre en yavaş gelişenden en hızlı gelişene (aniden başlayana) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kuraklık, Kasırga, Heyelan, Deprem
Doğal afetler gelişim hızlarına göre sınıflandırıldığında; kuraklık aylar ve yıllar alan en yavaş süreçtir. Kasırgalar atmosferik hareketlerle günler öncesinden tahmin edilip saatler içinde karaya ulaşır. Heyelanlar yamaç dengesinin bozulmasıyla saniyeler veya dakikalar içinde kütle halinde aniden gerçekleşir. Depremler ise yer kabuğundaki kırılmalar nedeniyle tamamen anidir ve saniyeler içinde gerçekleşerek en hızlı etkiyi gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Afetlerin oluşum kökenlerini ve gelişim süreçlerini analiz edin.
Kuraklık klimatolojik (yavaş), Kasırga meteorolojik (orta hızlı), Heyelan jeomorfolojik (hızlı), Deprem ise jeolojik (ani/en hızlı) kökenlidir.
Afetlerin gelişim hızları, oluştukları ortam ve tetikleyici mekanizmalara bağlı olarak büyük ölçüde değişir.
2
Heyelan ile erozyon arasındaki farkı belirleyerek heyelanın hızını sınıflandırın.
Erozyon toprağın dış kuvvetlerle yıllar içinde yavaşça süpürülmesiyken, heyelan kütlenin saniyeler içinde aniden kaymasıdır. Bu yüzden heyelan hızlı gelişen afetler grubundadır.
Erozyon ve heyelan sıkça karıştırılır; erozyon çok yavaş gerçekleşirken heyelan ani ve yıkıcı bir kütle hareketidir.
3
Afetleri en yavaş gelişenden en hızlı gelişene doğru sıralayın.
Gelişim sürelerine göre sıralama: Kuraklık (aylar/yıllar) > Kasırga (günler/saatler) > Heyelan (dakikalar/saniyeler) > Deprem (saniyeler) şeklindedir.
En yavaş gelişen klimatolojik afet kuraklık iken, en hızlı ve ani başlayan afet tektonik kökenli depremdir.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin gelişim ve oluşum hızlarına göre sınıflandırılması
Soru 18Soru

Aşağıda Türkiye'nin farklı fiziki coğrafya özelliklerine sahip yörelerindeki afet risk durumları verilmiştir. Bu yöreleri, olası afet zararlarını en aza indirmek amacıyla öncelikle uygulanması gereken en uygun korunma ve önleme yöntemleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz'de dik yamaçlar üzerinde yer alan, kalın ayrışmış killi örtüye sahip ve yıl boyunca yüksek yağış alan havzalar
Doğu Anadolu'da yüksek dağlık alanların rüzgaraltı yamaçlarında yer alan, kış boyunca yoğun kar yağışı alan dik vadiler
Ege Bölgesi'ndeki çöküntü ovalarında yer alan, yüksek yer altı su seviyesine sahip alüvyal dolgulu gevşek zeminler
İç Anadolu'da yıllık yağış miktarının çok düşük olduğu, fiziksel ufalanmanın şiddetli gerçekleştiği nadas tarım alanları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz'deki killi yamaçlar heyelan önlemi olan drenaj kanalları ve şev eğiminin azaltılmasıyla; Doğu Anadolu'daki kar yağışlı dik vadiler çığ önlemi olan kar perdeleri ve çitleriyle; Ege'deki alüvyal zeminler zemin sıvılaşması ve deprem önlemi olan mikrobölgeleme, zemin güçlendirmesi ve kazık temellerle; İç Anadolu'nun kurak nadas alanları ise rüzgar erozyonu önlemi olan nöbetleşe ekim, rüzgar kıran ağaçlar ve anız korumasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; Doğu Karadeniz'deki killi ve dik yamaçlar heyelan riski nedeniyle drenaj ve şev kontrolüyle; Doğu Anadolu'daki kar birikimi olan dik vadiler çığ riskine karşı kar perdeleriyle; Ege'deki alüvyal ovalar deprem ve zemin sıvılaşması riski nedeniyle mikrobölgeleme ve kazık temellerle; İç Anadolu'nun kurak alanları ise rüzgar erozyonuna karşı nöbetleşe ekim ve rüzgar kıran ağaçlandırmalarla eşleştirilmiştir. Bu eşleştirmeler coğrafi bölgelerin fiziki özellikleri ile afet korunma yöntemlerinin doğasına tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Karadeniz yöresindeki fiziksel koşulları analiz etme
Yüksek eğim, aşırı yağış ve killi tabaka bir araya geldiğinde heyelan riski oluşur. Bu riske karşı yamaçtaki suyun drenaj tünelleri ve kanallarıyla tahliye edilmesi ve şev dengesinin korunması gerektiği belirlenir.
Killi toprakların suya doygun hale gelerek kaymasını engellemenin en temel yolu suyu uzaklaştırmaktır.
2
Doğu Anadolu yöresindeki fiziksel koşulları analiz etme
Yoğun kar yağışı, dik yamaçlar ve rüzgarın biriktirdiği kar tabakaları çığ riskini doğurur. Bu riske karşı kar çitleri, kar perdeleri ve bitki örtüsünün korunması gerektiği saptanır.
Kar örtüsünün yerçekimi etkisiyle yamaç aşağı kaymasını fiziksel engellerle durdurmak ve yamacı sabitlemek gerekir.
3
Ege çöküntü ovalarındaki koşulları analiz etme
Gevşek alüvyal dolgular ve yüksek yer altı suyu seviyesi, deprem esnasında zemin sıvılaşmasına yol açar. Bu zeminlerde derin kazık temeller ve zemin enjeksiyonu gibi mühendislik önlemlerinin zorunlu olduğu belirlenir.
Deprem dalgalarının gevşek zeminlerdeki yıkıcı etkisini hafifletmek ancak zemin iyileştirmesi ve sağlam temellerle mümkündür.
4
İç Anadolu kurak düzlüklerindeki koşulları analiz etme
Kuraklık, cılız bitki örtüsü ve rüzgarın etkisiyle rüzgar erozyonu meydana gelir. Buna karşı nöbetleşe ekim, rüzgarı kesen ağaçlandırma ve anızın korunması yöntemleri eşleştirilir.
Toprağın üst tabakasını süpüren rüzgarın hızını kesmek ve toprağı bitki örtüsüyle korumak temel amaçtır.

Anahtar Kavram

Farklı coğrafi özelliklere sahip alanlarda oluşan doğal afet türlerinin dağılışı ile bu afetlerin zararlarını en aza indirmeye yönelik arazi kullanım planlaması ve korunma yolları.
Soru 19Soru

Doğal afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirmek için uygulanan koruma ve önleme çalışmaları, afetin türüne ve gerçekleştiği coğrafi ortamın özelliklerine göre değişiklik gösterir.

Aşağıda verilen doğal afet durumları ile bu afetlerin etkilerini azaltmaya yönelik en uygun korunma ve önleme yöntemlerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarında, killi zemin yapısı ve aşırı yağışlar sonucu meydana gelen kütle hareketleri.
Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan yerleşim alanlarında meydana gelen tektonik sarsıntılar.
Doğu Anadolu'nun yüksek ve engebeli kesimlerinde, biriken kalın kar kütlelerinin yer çekimi etkisiyle yamaç aşağı hareket etmesi.
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun kurak bölgelerinde, bitki örtüsünün tahrip edilmesiyle toprağın rüzgar tarafından taşınması.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğu Karadeniz'deki kütle hareketleri (heyelan) yamaç eğiminin azaltılması, drenaj kanalları ve istinat duvarları yapılmasıyla; Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndaki depremler sismik izolatör kullanımı ve zayıf zeminlerin imara kapatılmasıyla; Doğu Anadolu'daki çığ riski ormanların korunması, çığ bariyerleri ve tüneller inşa edilmesiyle; İç ve Güneydoğu Anadolu'daki rüzgar erozyonu ise nöbetleşe ekim ve rüzgar perdeleri oluşturulmasıyla eşleşmektedir.
Doğal afetlerin oluştukları coğrafi koşullara göre korunma yöntemleri belirlenir. Kütle hareketleri (heyelan) için yamaç dengesini koruyucu drenaj, taraçalandırma ve istinat duvarı önlemleri alınmalıdır. Deprem riski için aktif fay hatlarında yapılaşmanın sınırlandırılması ve sismik izolatör kullanılması gerekir. Çığ riski için dik yamaçlarda çığ bariyerleri, tüneller yapılmalı ve ormanlar korunmalıdır. Rüzgar erozyonu için ise nöbetleşe ekim, nadasın azaltılması ve rüzgar perdeleri kurulmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk durum olan kütle hareketlerinin (heyelan) nedenleri ve korunma yollarını analiz etme.
Heyelanların önlenmesinde yamaç dengesini korumak, suyu uzaklaştırmak (drenaj) ve istinat duvarı örmek temel yöntemlerdir. Bu durum ikinci korunma yöntemi ile eşleşir.
Heyelan, yer çekimi ve aşırı su birikimi ile killi tabakanın kayması sonucu oluştuğundan, suyun drenajı ve eğimin azaltılması doğrudan çözümdür.
2
İkinci durum olan fay hatlarındaki sarsıntıların (deprem) zararlarını önleme yollarını belirleme.
Deprem zararlarını azaltmada en etkili yöntem sismik standartlara uygun bina tasarımı ve fay yasalarıdır. Bu durum birinci korunma yöntemi ile eşleşir.
Tektonik depremler engellenemez ancak binaların sismik izolatörlerle dayanıklı hale getirilmesi ve aktif fay hatlarından uzak yerleşim yerlerinin seçilmesi can kaybını önler.
3
Üçüncü durum olan çığ düşmesi olayına karşı alınabilecek önlemleri inceleme.
Çığ tehlikesine karşı çığ bariyerleri, çığ tünelleri ve bitki örtüsünün korunması gereklidir. Bu durum dördüncü korunma yöntemi ile eşleşir.
Çığın hareket yolu üzerindeki yamaç eğimini kontrol etmek ve ulaşım yollarını tünellerle korumak çığ riskini azaltır.
4
Dördüncü durum olan rüzgar erozyonunu önleyici tarımsal ve fiziki tedbirleri tespit etme.
Rüzgar erozyonuna karşı nöbetleşe ekim yapmak, nadası azaltmak ve rüzgar perdeleri kurmak gerekmektedir. Bu durum üçüncü korunma yöntemi ile eşleşir.
Toprağın bitki örtüsünden yoksun kalmasını engellemek ve rüzgarın hızını kırmak erozyonun temel korunma yöntemidir.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Coğrafi Dağılışı ve Alınabilecek Korunma Yolları
Soru 20Soru

Sanayileşme, tarımsal faaliyetler, enerji üretimi ve hızlı şehirleşme gibi beşerî faaliyetler doğal sistemlerin işleyişini bozarak çeşitli çevre kirliliklerine ve küresel ölçekli ekolojik sorunlara yol açmaktadır.

Buna göre, insan faaliyetlerinin doğal sistemler üzerindeki etkileri ve ortaya çıkan çevre sorunları ile ilgili aşa��ıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atmosferde artan karbondioksit miktarının yol açtığı küresel ısınma ve iklim değişimleri, yer kabuğunun altındaki konveksiyonel akıntıları hızlandırarak levha hareketlerine bağlı tektonik depremlerin ve volkanik püskürmelerin sıklığını doğrudan artırmaktadır.

Cevap

Atmosferde artan karbondioksit miktarının yol açtığı küresel ısınmanın levha hareketlerini hızlandırarak tektonik depremler ve volkanik püskürmelerin sıklığını doğrudan artırdığını iddia eden seçenek yanlıştır. Deprem ve volkanizma iç kuvvetlerdir ve enerjilerini yerin derinliklerinden alırlar; beşerî faaliyetlerin ve iklim değişimlerinin bu süreçler üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur.
Doğru yanıt, küresel ısınmanın levha tektoniğini doğrudan etkileyerek deprem ve volkanizma sıklığını artırdığını savunan ifadedir. Levha hareketleri, depremler ve volkanizma gücünü yerin iç ısısından alan iç kuvvetlerdir. Atmosferdeki sera gazı birikimi veya küresel iklim değişimleri gibi dış/beşerî süreçler yer kabuğunun altındaki konveksiyonel akıntıları ve levha hareketlerini doğrudan etkileyemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen insan faaliyetlerinin doğal çevreye etkileri ve çevre sorunları konusunu incelemek.
Sorunun, insan faaliyetlerinin etki sınırlarını ve doğal sistemlerin işleyiş kurallarını test ettiği saptanır.
Seçeneklerdeki ifadelerden hangisinin bilimsel olarak yanlış olduğunu bulmak hedeflenmektedir.
2
A, B, D ve E seçeneklerindeki coğrafi yargıları tek tek analiz etmek.
Nadas-sulama ili��kisi, sera etkisi-ozon seyrelmesi farkı, erozyon-heyelan mekanizmaları ve çevre sözleşmelerinin amaçlarının doğru ifade edildiği görülür.
Bu seçeneklerdeki bilgiler müfredata uygun, bilimsel olarak hatasız coğrafi gerçeklerdir.
3
C seçeneğinde sunulan 'küresel ısınmanın levha hareketlerini ve deprem/volkanizma sıklığını doğrudan artırdığı' iddiasını incelemek.
Deprem ve volkanizma gibi olayların kaynağını manto tabakasındaki konveksiyonel akıntılardan alan iç kuvvetler olduğu, atmosferik olaylardan bağımsız gerçekleştiği belirlenir.
İnsan faaliyetleri veya iklim değişimi gibi dış etkenler manto içindeki magma hareketlerini veya levha tektoniğini doğrudan kontrol edemez.
4
Elde edilen analiz sonucuna göre yanlış ifadeyi işaretlemek.
Bilimsel olarak hatalı olan ve iç kuvvetleri dış kuvvet/beşerî süreçlerle yanlış ilişkilendiren ifadenin yer aldığı seçenek doğru yanıt olarak belirlenir.
Soru kökü bizden yanlış olan ifadeyi bulmamızı istemektedir.

Anahtar Kavram

Beşerî faaliyetlerin ve dış kuvvetlerin sınırları ile yerin iç ısısından kaynaklanan iç kuvvetlerin (levha tektoniği, deprem, volkanizma) bağımsızlığı.
Tahmini Süre:2m 30s
Sayfa 1 / 4Sonraki
Çevre ve Toplum Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin