Çevre ve Toplum

69 soru

Soru 21Soru

Küresel iklim değişiminde rol oynayan sera etkisinin kuvvetlenmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan pozitif geri besleme (olumlu geri bildirim) mekanizmasının aşamaları aşağıda karışık olarak verilmiştir.

Bu olayların neden-sonuç ilişkisine göre ilkten sona doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama şu şekildedir: Beşerî faaliyetler ve fosil yakıt kullanımı sonucu atmosfere salınan sera gazı yoğunluğunun artması -> Atmosferin yerden yansıyan uzun dalgalı yer radyasyonunu tutma oranının yükselerek troposferin alt katmanlarında sıcaklığın artması -> Yüksek enlemlerde ve dağlık alanlarda yer alan donmuş toprakların erimeye başlaması -> Eriyen toprak katmanlarının altında binlerce yıldır hapsedilmiş durumda bulunan yüksek miktardaki metan gazının atmosfere karışması -> Atmosfere yeni katılan sera gazlarının etkisiyle ısınma sürecinin ivmelenerek kendini besleyen bir döngüye dönüşmesi.
Sıralama, antropojenik emisyonlarla başlayan, atmosferik ısı tutulumu ile devam eden, donmuş toprakların erimesiyle serbest kalan gazların atmosfere katılarak döngüyü hızlandırdığı neden-sonuç zincirini doğru bir biçimde sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Tetikleyici beşerî faktörün belirlenmesi
Sanayileşme ve fosil yakıt tüketimiyle atmosfere fazladan sera gazı salınmıştır.
Küresel iklim değişiminin birincil nedeni insan kaynaklı sera gazı emisyonlarıdır.
2
Atmosferik enerji dengesindeki değişimin incelenmesi
Sera gazlarının artmasıyla yerden yansıyan uzun dalgalı radyasyon atmosferde daha fazla tutulmuştur.
Sera etkisinin kuvvetlenmesi küresel sıcaklık artışının doğrudan fiziksel nedenidir.
3
Kriyosfer üzerindeki termal etkinin analiz edilmesi
Artan sıcaklıklar yüksek enlemlerdeki permafrost (donmuş toprak) tabakalarını eritmeye başlamıştır.
Sıcaklık artışının ilk somut jeomorfolojik yansımalarından biri donmuş toprakların çözülmesidir.
4
Toprak altı gaz salınımının gerçekleşmesi
Permafrost eriyince bünyesindeki organik maddelerin ayrışmasıyla metan gazı atmosfere salınmıştır.
Toprağın çözülmesi, binlerce yıldır hapsedilmiş olan sera gazlarının atmosfere geçiş yolunu açar.
5
Geri besleme döngüsünün kurulması
Atmosfere katılan yeni metan gazı sera etkisini katlayarak ısınmayı daha da hızlandırmıştır.
İlk sıcaklık artışının, kendisini daha da artıracak yeni bir süreci tetiklemesi pozitif geri besleme döngüsünü oluşturur.

Anahtar Kavram

Küresel İklim Değişiminde Pozitif Geri Besleme Mekanizmaları
Soru 22Soru

Aşağıda, küresel ve bölgesel çevre sorunlarının önlenmesi amacıyla yürürlüğe konan bazı uluslararası sözleşme ve protokollerin temel hedefleri verilmiştir:

I. Özellikle su kuşlarının yaşama ortamı olarak uluslararası öneme sahip sulak alanların korunmasını ve akılcı kullanımını amaçlayan sözleşme
II. Avrupa'nın yaban hayatını ve doğal yaşama ortamlarını korumayı, özellikle birden fazla devletin iş birliğini gerektiren türlere öncelik vermeyi hedefleyen sözleşme
III. Ozon tabakasını incelten maddelerin üretimini ve tüketimini küresel ölçekte aşamalı olarak azaltarak ortadan kaldırmayı amaçlayan protokol
IV. Sera gazı salınımlarını sınırlandırmayı amaçlayan ve gelişmiş ülkelere yasal olarak bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri getiren protokol
V. Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2C2^\circ\text{C}'nin oldukça altında tutmayı ve mümkünse 15C1{}5^\circ\text{C} seviyesinde sınırlandırmayı hedefleyen iklim anlaşması

Bu uluslararası belgelerin küresel ölçekte kabul edilme (imzalanma) yıllarına göre geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik sıralama şu şekilde olmalıdır: Ramsar Sözleşmesi (1971) → Bern Sözleşmesi (1979) → Montreal Protokolü (1987) → Kyoto Protokolü (1997) → Paris Anlaşması (2015)
Verilen uluslararası belgelerin küresel düzeyde kabul edilme yılları sırasıyla; Ramsar Sözleşmesi (1971), Bern Sözleşmesi (1979), Montreal Protokolü (1987), Kyoto Protokolü (1997) ve Paris Anlaşması (2015) şeklindedir. Dolayısıyla kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru I - II - III - IV - V şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Açıklamaları verilen sözleşme ve protokollerin isimlerini tespit etmek.
I. Ramsar Sözleşmesi, II. Bern Sözleşmesi, III. Montreal Protokolü, IV. Kyoto Protokolü, V. Paris Anlaşması.
Metinde hedefleri belirtilen uluslararası belgelerin hangileri olduğunu bilmek sıralamanın ilk aşamasıdır.
2
Tespit edilen bu çevre anlaşmalarının uluslararası düzeyde imzalanma veya kabul edilme yıllarını belirlemek.
Ramsar Sözleşmesi: 1971, Bern Sözleşmesi: 1979, Montreal Protokolü: 1987, Kyoto Protokolü: 1997, Paris Anlaşması: 2015.
Kronolojik sıralamayı doğru yapabilmek için her bir belgenin kabul edildiği tarihsel dönemin bilinmesi gerekir.
3
Tarihleri en eski olandan en yeni olana doğru sıralamak.
1971 (I) < 1979 (II) < 1987 (III) < 1997 (IV) < 2015 (V).
Geçmişten günümüze doğru kronolojik sıralama bu şekilde tamamlanmış olur.

Anahtar Kavram

Uluslararası çevre sözleşmelerinin, protokollerinin ve politikalarının gelişim süreci ve kronolojisi.
Soru 23Soru

Akdeniz havzasında yer alan bir ülkenin kıyı şeridinde; hem göçmen kuşların göç rotası üzerinde bulunan bir lagün ekosistemini barındıran hem de nesli tehlike altındaki endemik bitki türlerine ev sahipliği yapan bir sahada, yüksek karbon ve kükürt salınımına yol açacak kömür yakıtlı yeni bir termik santral kurulması planlanmaktadır.

Bu projenin çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanırken;

I. Bern Sözleşmesi
II. Ramsar Sözleşmesi
III. Barselona Sözleşmesi
IV. Montreal Protokolü

uluslararası çevre sözleşmelerinden hangilerinin getirdiği yükümlülükler ve koruma esasları doğrudan dikkate alınmak zorundadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Bern Sözleşmesi, Ramsar Sözleşmesi ve Barselona Sözleşmesi öncüllerini birlikte içeren seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, Bern Sözleşmesi (yaban hayatı ve doğal yaşam ortamlarının korunması), Ramsar Sözleşmesi (sulak alanların korunması) ve Barselona Sözleşmesi (Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması) öncüllerini birlikte barındıran seçenektir. Çünkü kurulması planlanan termik santral Akdeniz kıyısındaki bir lagünde yer alacak olup, endemik türler ile göçmen kuşların yaşam alanlarına zarar verme potansiyeline sahiptir. Montreal Protokolü ise sadece ozon tabakasını seyrelten kimyasalları kapsadığından bu projeyle doğrudan ilişkilendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Projede belirtilen coğrafi konum ve ekolojik parametreleri analiz etmek.
Projenin Akdeniz havzasında bir kıyı şeridinde yer aldığı, lagün (sulak alan), göçmen kuşlar ve endemik bitki türlerini barındıran hassas bir ekosistemde kurulacağı belirlenir.
Hassas ekosistem özelliklerinin hangi uluslararası koruma statülerine girdiğini tespit etmek amacıyla bu analiz yapılır.
2
Bern Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Bern Sözleşmesi, Avrupa'nın yaban hayatını ve yaşama ortamlarını korumayı taahhüt eder. Proje sahasındaki endemik bitki türleri ve göçmen kuşların yaşam alanları bu sözleşme kapsamında doğrudan koruma altındadır.
Yaban hayatı ve doğal yaşam ortamlarının korunması yükümlülüğünün sınırlarını belirlemek için Bern Sözleşmesi dikkate alınır.
3
Ramsar Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Ramsar Sözleşmesi, özellikle su kuşlarının yaşama ortamı olan sulak alanların korunmasını amaçlar. Projedeki lagün ekosistemi doğrudan bu sözleşmenin koruma sınırları içerisine girer.
Sulak alanların tahrip edilmesini önleme taahhüdünün projeye etkisini incelemek için Ramsar Sözleşmesi esas alınır.
4
Barselona Sözleşmesi'nin bu projedeki bağlayıcılığını değerlendirmek.
Barselona Sözleşmesi, Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması ve kıyı alanlarının yönetimi ile ilgilidir. Akdeniz kıyısında yapılacak bir termik santral yatırımı bu sözleşmenin getirdiği denizel ve kıyısal koruma standartlarına uymak zorundadır.
Deniz çevresi üzerindeki olası olumsuz etkilerin yasal sınırlarını çizmek için Barselona Sözleşmesi analize dahil edilir.
5
Montreal Protokolü'nün bu projedeki durumunu incelemek.
Montreal Protokolü, ozon tabakasını incelten kloroflorokarbon (CFC) gibi gazların azaltılmasını hedefler. Termik santrallerin salacağı karbondioksit (CO2) veya kükürtdioksit (SO2) gazları bu protokolün doğrudan kapsamına girmez.
Montreal Protokolü'nün bu proje için doğrudan bir hukuki veya ekolojik bağlayıcılığı bulunmadığını saptayıp elenmesini sağlamak.

Anahtar Kavram

Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin Kapsam ve Amaçları

Alternatif Yöntem

Alternatif olarak, Montreal Protokolü'nün sadece ozon tabakasını incelten gazların (CFC, halonlar vb.) azaltılmasıyla ilgili spesifik bir anlaşma olduğu bilgisi kullanılarak eleme yapılabilir. Termik santrallerin sera gazı salınımı veya yerel ekosistem tahribatı Montreal Protokolü'nün kapsamı dışında kaldığından, dördüncü öncül içeren tüm seçenekler elendiğinde doğrudan doğru yanıta ulaşılır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 24Soru

Bir akarsu havzasında kurulması planlanan hidroelektrik santralinin (HES) çevresel planlama ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda tabi tutulacağı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin aşamaları aşağıda karmaş��k bir sırayla verilmiştir:

Buna göre, bu çevresel planlama sürecinin aşamalarının ilk adımdan son adıma doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisidir?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sürecin doğru kronolojik sıralaması: ÇED Başvuru Dosyası'nın sunulması (ilk adım), yerel halkın katılımı ile kapsamın belirlenmesi (ikinci adım), uzmanlarca arazi çalışması yapılarak taslak raporun hazırlanması (üçüncü adım), komisyonun raporu değerlendirerek karara bağlaması (dördüncü adım) ve tesis işletilmeye başlandıktan sonra sahadaki etkilerin izlenip denetlenmesi (beşinci adım) şeklindedir.
ÇED süreci, projenin başvuru dosyasının sunulmasıyla başlar. Ardından yerel halkın katılımıyla kapsam belirlenir. Bu kapsam çerçevesinde saha çalışmaları yapılarak taslak rapor hazırlanır. İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunun incelemesi sonucunda verilen nihai kararın ardından, projenin hayata geçmesiyle birlikte izleme ve denetim çalışmaları yürütülür.

Adım Adım Çözüm

1
Resmi sürecin başlangıç noktasını belirlemek.
Sürecin ÇED Başvuru Dosyası'nın sunulmasıyla başladığı tespit edilir.
Yasal olarak ÇED süreci, projenin planlandığı alana dair temel bilgileri içeren bir başvuru dosyasıyla ilgili bakanlığa başvurulmasıyla resmiyet kazanır.
2
Rapor sınırlarının ve halkın katılımının yerini analiz etmek.
Halkın katılımı toplantısı ve kapsam belirlemenin ikinci adım olduğu belirlenir.
Başvuru sonrasında halkın görüşleri alınır ve etki analizlerinin hangi konu başlıklarında derinleşeceği (kapsamlaştırma) kararlaştırılır.
3
Bilimsel araştırmaların ve rapor yazımının konumunu belirlemek.
Saha araştırmalarının yürütülmesi ve taslak raporun hazırlanmasının üçüncü adım olduğu bulunur.
Kapsam dosyasına uygun olarak sahada detaylı ekolojik, jeolojik, hidrolojik ve sosyoekonomik analizler yapılır ve etki azaltıcı önlemler raporlaştırılır.
4
Bakanlık incelemesi ve onay mekanizmasını yerleştirmek.
Komisyonun raporu inceleyip karara bağlamasının dördüncü adım olduğu netleşir.
Hazırlanan nihai rapor, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilerek ÇED Olumlu ya da Olumsuz kararı verilir.
5
Projenin hayata geçirilmesinden sonraki sürdürülebilirlik kontrolünü saptamak.
İşletme aşamasındaki izleme ve denetleme faaliyetinin beşinci ve son adım olduğu tespit edilir.
Karar verildikten ve yatırım hayata geçtikten sonra, planda verilen taahhütlerin sahada uygulanıp uygulanmadığı izleme süreciyle denetlenir.

Anahtar Kavram

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Aşamaları
Soru 25Soru

Aşağıda verilen doğal kaynak kullanım türlerini, bu kullanım faaliyetlerinin doğrudan yol açtığı çevresel etkilerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Elektrik üretimi için termik santrallerde linyit ve taş kömürünün yakılması
Tarımsal sulama için yeraltı su kaynaklarının aşırı ve kontrolsüz şekilde çekilmesi
Eğimli yamaçlardaki orman örtüsünün tarım alanı açmak amacıyla ortadan kaldırılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Elektrik üretimi için kömür yakılması asit yağmurları ile; yeraltı sularının kontrolsüz çekilmesi obruk oluşumu ile; orman ��rtüsünün yok edilmesi ise erozyon ve heyelan riski ile eşleşmektedir.
Linyit ve kömür kullanımı kimyasal salınımlarla asit yağmurlarına; aşırı yeraltı suyu kullanımı hidrolojik boşalmaya bağlı obruk oluşumuna; ormanların tahribatı ise koruyucu örtünün kalkmasıyla erozyon ve heyelanlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak, termik santrallerde kömür yakılmasının temel çevresel sonucunu düşünün.
Kömür yanması havaya kükürt ve azot oksit saldığından, bu kullanım atmosferik kökenli asit yağmurları ile eşleşir.
Fosil yakıtların yanması kimyasal gazların atmosfere karışarak yağışların asitlik derecesini artırmasının temel sebebidir.
2
İkinci olarak, yeraltındaki su seviyesinin aşırı düşmesinin jeolojik etkisini analiz edin.
Suyun çekilmesiyle oluşan boşlukların çökmesi obruk oluşturduğundan, bu durum zemin çökmeleri ile eşleşir.
Özellikle karstik arazilerde yeraltı suyunun boşaltılması jeolojik çöküntülere doğrudan neden olur.
3
Üçüncü olarak, yamaçlardaki ağaçların kesilmesinin toprak üzerindeki mekanik koruyucu etkisinin kaybını değerlendirin.
Toprağı sabitleyen bitki örtüsü kalktığı için bu durum erozyon ve heyelan riski ile eşleşir.
Ağaç köklerinin toprağı tutucu etkisi ortadan kalktığında dış kuvvetler toprağı çok daha kolay aşındırır ve kaydırır.

Anahtar Kavram

Doğal kaynak kullanımının çevreye yönelik doğrudan jeolojik, jeomorfolojik ve atmosferik etkileri.
Soru 26Soru

Yer kabuğunu oluşturan levhaların sınırları; deprem, volkanizma ve tsunami gibi tektonik kökenli doğal afetlerin yeryüzünde en yoğun görüldüğü alanlardır.

Buna göre, levha hareketleri ve jeolojik yapılar göz önüne alındığında, aşağıdaki ülkelerin hangisinde tektonik kökenli doğal afetlerin görülme riski diğerlerine göre daha düşüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsveç

Cevap

İsveç
İsveç, jeolojik açıdan oldukça yaşlı, kararlı ve deprem üretme potansiyeli çok düşük olan Baltık Kalkanı üzerinde konumlanmıştır. Ülkede aktif yanardağ bulunmadığı gibi yıkıcı tektonik depremler de görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Tektonik kökenli doğal afetlerin (deprem, volkanizma, tsunami) yeryüzündeki dağılışı ile levha sınırları arasındaki ilişkiyi kurmak.
Levha sınırlarında bulunan ülkelerde tektonik afet riski yüksekken, eski kalkan alanlarında (masifler) bulunan ülkelerde bu risk oldukça düşüktür.
Soruda deprem ve volkanizma gibi tektonik afetlerin riskinin en d��şük olduğu ülkenin bulunması istenmektedir.
2
Seçeneklerde verilen ülkelerin jeolojik yapılarını ve levha sınırlarına göre konumlarını incelemek.
Japonya, Şili, İzlanda ve İtalya aktif levha sınırlarındayken; İsveç, kararlı bir kütle olan Baltık Kalkanı üzerinde yer alır.
Doğal afetlerin coğrafi dağılışını doğru analiz edebilmek için ülkelerin dünya tektonik haritasındaki yerlerini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Tektonik Doğal Afetlerin Dağılışı
Tahmini Süre:45s
Soru 27Soru

Aşağıdaki doğal afetler ile bu afetlerin olası zararlarını azaltmaya yönelik uygulanan en uygun korunma yöntemlerini eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Heyelan
Çığ
Tsunami

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Heyelan ile yamaç drenajı ve istinat duvarı yapılmas��; çığ ile kar bariyerleri kurulması ve bitki örtüsünün korunması; tsunami ile kıyı erken uyarı sistemlerinin kurulması eşleşmelidir.
Heyelan için yamaç dengesini korumaya yönelik drenaj ve istinat duvarları; çığ için kar birikimini ve kaymasını durduracak kar bariyerleri ile bitki örtüsü koruması; tsunami için ise deniz tabanındaki hareketleri izleyen erken uyarı sistemleri doğrudan ilgili ve en etkili koruma yöntemleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Heyelan afeti için uygun korunma yöntemini belirleyin.
Heyelanın kütle hareketi olduğu, killi toprak ve aşırı yağışla tetiklendiği; suyun drenaj kanallarıyla uzaklaştırılması ve istinat duvarı çekilmesinin doğru yöntem olduğu bulunur.
Heyelan mekanizmasına uygun mühendislik önlemini ilişkilendirmek.
2
Çığ afeti için uygun korunma yöntemini tespit edin.
Çığın dik yamaçta biriken karın yer çekimiyle kayması olduğu; kar bariyerleri (perdeleri) ve orman örtüsünün bu hareketi engellediği belirlenir.
Kış mevsimine özgü bu kütle hareketine karşı pasif ve aktif önlemleri ayırt etmek.
3
Tsunami afeti için uygun korunma yöntemini saptayın.
Tsunaminin okyanus tabanındaki sismik faaliyetlerden kaynaklanan dev dalgalar olduğu; okyanus kıyılarında sismik erken uyarı sistemleri kurulmasının hayat kurtarıcı olduğu görülür.
Kıyı kökenli tektonik hidrolojik afetlerde can ve mal kaybını önleyecek teknolojiyi eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin türleri ve bunlara karşı alınabilecek fiziki korunma yolları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 28Soru

İnsanların eğimli yamaçlardaki bitki örtüsünü tahrip etmesi ve meralarda aşırı otlatma yapması, dış kuvvetlerin toprağın verimli üst kısmını süpürmesini kolaylaştırmaktadır.

Bu durum, aşağıdaki çevre sorunlarından hangisinin doğrudan hızlanmasına yol açar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak erozyonunun

Cevap

Toprak erozyonunun
Bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve meraların aşırı otlatılması, toprağı rüzgâr ve yağmur sularına karşı savunmasız bırakır. Bu durum, toprağın verimli olan en üst tabakasının dış kuvvetlerce süpürülüp taşınması anlamına gelen toprak erozyonunu doğrudan ve hızlı bir şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta verilen insan faaliyetleri ve doğa üzerindeki etkisi analiz edilir.
Bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve meralarda aşırı otlatma yapılmasının, toprağın üst kısmının dış kuvvetler (rüzgâr ve su) tarafından süpürülmesine yol açtığı belirlenir.
Soruda belirtilen sürecin hangi çevre sorununa karşılık geldiğini tanımlamak için bu analiz gereklidir.
2
Toprağın üst kısmının su ve rüzgâr gibi dış kuvvetler tarafından taşınması sürecinin coğrafi karşılığı bulunur.
Bu sürecin toprak erozyonu (aşınması) olduğu tespit edilir.
Erozyonun temel tanımı, toprağın dış kuvvetlerce süpürülerek taşınmasıdır.
3
Diğer seçeneklerdeki çevre sorunlarının kökenleri incelenerek elenir.
Heyelanın kütle hareketi olduğu, tektonik depremlerin yer kabuğu hareketleriyle oluştuğu, ozon seyrelmesi ve asit yağmurlarının ise atmosferik kirlilik kökenli olduğu görülür.
Doğru cevabın netleştirilmesi ve çeldiricilerin elenmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

İnsan faaliyetlerinin bitki örtüsü üzerindeki olumsuz etkileri, toprağın dış kuvvetlere karşı direncini azaltarak toprak erozyonunu hızlandırır.
Soru 29Soru

Küresel ölçekte doğal afetlerin coğrafi dağılışı ve bu afetlere karşı alınabilecek önlemler hakkında araştırma yapan bir afet yönetim kuruluşu, hazırladığı raporda bazı bölgelerdeki baskın doğal afet riskini ve bu riski azaltmaya yönelik en öncelikli tedbiri şu şekilde açıklamıştır:

* I. Bölge (Kuzey Amerika'nın güneydoğu kıyıları): Tropikal siklon (kasırga) riskine karşı sığınakların inşa edilmesi ve meteorolojik erken uyarı sistemlerinin entegre edilmesi.
* II. Bölge (Kuzey Afrika'da Sahel kuşağı): Kuraklık ve çölleşme riskine karşı yeşil kuşak projeleri ile kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin ekiminin yaygınlaştırılması.
* III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu): Şiddetli deprem ve tsunami riskine karşı binaların sismik izolatörlerle güçlendirilmesi ve kıyı koruma duvarlarının yapılması.
* IV. Bölge (Güney Asya'da Ganj Havzası): Muson yağmurlarının neden olduğu sel ve taşkın riskine karşı akarsu yataklarının ıslah edilmesi ve taşkın ovalarının yerleşime kapatılması.
* V. Bölge (Güney Amerika'da And Dağları kuşağı): Eğimli ve engebeli yamaçlarda çığ ve kütle hareketleri (heyelan) riskine karşı yamaçların taraçalandırılması ve koruyucu bariyerlerin kurulması.

Buna göre, raporda belirtilen bölgelerin coğrafi özellikleri dikkate alındığında, hangi bölge için öngörülen doğal afet riski ve buna yönelik geliştirilen koruyucu önlem coğrafi gerçeklerle uyuşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. B��lge

Cevap

III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu)
Doğru cevap olarak belirlenen III. Bölge (İskandinav Yarımadası'nın doğusu - İsveç ve Finlandiya'yı kapsayan alan), jeolojik açıdan oldukça yaşlı ve kararlı bir yapıya sahip olan Baltık Kalkanı üzerinde yer alır. Aktif levha sınırlarına ve okyanus çukurluklarına çok uzak olan bu bölgede şiddetli deprem ve tsunami görülme olasılığı son derece düşüktür. Bu nedenle sismik izolatör kullanılması ve kıyı koruma duvarlarının yapılması gibi önlemler bu bölge için birinci öncelikli koruyucu tedbirler olamaz ve coğrafi gerçeklerle uyuşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Raporda sunulan beş bölgenin küresel harita üzerindeki konumlarını ve jeolojik/klimatik özelliklerini belirlemek.
I. Bölge tropikal sıcak okyanus kıyıları, II. Bölge çöl sınırı yarı kurak kuşağı, III. Bölge eski yaşlı masif kalkan arazisi, IV. Bölge bol yağışlı muson havzası, V. Bölge ise genç kıvrım dağ kuşağıdır.
Doğal afetlerin türü ve dağılışı doğrudan o bölgenin jeolojik yapısı, iklim koşulları ve yer şekilleriyle ilişkilidir.
2
Her bölgeye atfedilen afet risklerinin o bölgenin fiziki coğrafyasıyla uyumunu kontrol etmek.
I. Bölge tropikal siklonlar, II. Bölge kuraklık, IV. Bölge sel ve taşkın, V. Bölge ise çığ ve kütle hareketleri yönünden yüksek risk taşır. Ancak III. Bölge olan Doğu İskandinavya (İsveç-Finlandiya çevresi) aktif levha sınırlarından uzakta yer alan çok kararlı bir yapıya (Baltık Kalkanı) sahip olduğundan deprem ve tsunami riski yok denecek kadar azdır.
Deprem ve tsunami gibi tektonik afetlerin görülebilmesi için levha sınırları, okyanus hendekleri veya aktif fay hatlarının varlığı gerekir. Eski kıta çekirdeklerinde bu koşullar bulunmaz.
3
Coğrafi gerçeklerle uyuşmayan eşleştirmeyi seçerek doğru cevaba ulaşmak.
III. Bölge için belirtilen risk ve bu riske karşı önerilen deprem/tsunami önlemleri bölgenin kararlı jeolojik yapısıyla uyuşmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap III. Bölge seçeneğidir.
Baltık Kalkanı üzerinde yer alan kararlı arazilere sahip bir bölgede deprem ve tsunamiye karşı sismik izolatör veya tsunami duvarı gibi önlemlerin öncelikli tedbir olarak planlanması coğrafi açıdan yanlıştır.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin küresel coğrafi dağılışı, levha sınırları ile kararlı masif arazilerin konumu ve afetlere uygun koruyucu önlemlerin belirlenmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

İnsanlar, yaşamlarını sürdürmek ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla doğal çevre üzerinde çeşitli değişiklikler yaparlar. Bu değişikliklerin bir kısmı doğal sistemlerin işleyişine zarar vererek çevre kirliliğine ve çeşitli çevre sorunlarına yol açar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan insan faaliyetlerinin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerine örnek gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Volkanik patlamalar sırasında atmosfere yayılan küllerin güneş ışınlarını engellemesi

Cevap

Volkanik patlamalar sırasında atmosfere yayılan küllerin güneş ışınlarını engellemesi
Volkanik patlamalar, gücünü yerin derinliklerindeki magmadan alan jeolojik kökenli doğal süreçlerdir. Bu olayların meydana gelmesinde veya çevreye olan etkilerinde doğrudan ya da dolaylı bir insan müdahalesi veya faaliyeti söz konusu değildir. Dolayısıyla, bu durum doğal sistemlerin kendi işleyişinin bir parçasıdır ve insan faaliyetlerinin olumsuz etkisi olarak nitelendirilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki olumsuz ifadenin ve temel kavramın analiz edilmesi
Soruda doğrudan insan faaliyeti (beşerî süreç) sonucu oluşmayan, yani doğal bir süreçle gerçekleşen çevre olayının tespit edilmesi istenmektedir.
Soruyu doğru yanıtlamak için seçeneklerdeki olayların kökeninin (beşerî mi yoksa doğal mı) ayırt edilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların kökenlerinin değerlendirilmesi
Termik santraller, tarımda kimyasal gübre kullanımı, sanayi atıkları ve açık ocak madenciliği doğrudan insan faaliyetleridir. Volkanik patlamalar ise tamamen doğal süreçlerin bir sonucudur.
Doğal süreçlerle beşerî süreçleri birbirinden ayırmak sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

İnsan ve Doğal Çevre Etkileşimi
Tahmini Süre:45s
Soru 31Soru

Yeryüzünde meydana gelen doğal afetlerin türleri, şiddetleri ve dağılışları coğrafi ��zelliklere bağlı olarak büyük değişiklik gösterir. Afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için her bölgenin kendi doğal koşullarına uygun korunma yöntemleri geliştirmesi gerekmektedir.

Aşağıdaki dünya haritasında beş farklı bölge işaretlenerek gösterilmiştir.

[Harita üzerinde işaretlenen bölgeler şunlardır:
- Bölge I: Kuzey Amerika'nın batı kıyıları
- Bölge II: Kuzey Afrika (Sahra Çölü)
- Bölge III: Güneydoğu Asya (Musonlar bölgesi)
- Bölge IV: Orta Asya'nın iç kesimleri
- Bölge V: Güney Amerika'nın batı kıyıları]

Bu bölgelerde yaygın görülen afet türleri ve alınması gereken korunma önlemleriyle ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge IV'te tektonik hareketlere bağlı tsunami riski ile tropikal kasırgalar etkilidir; kıyı çizgisinde dalgakıranlar ve fırtına sığınakları inşa edilmelidir.

Cevap

Orta Asya'nın iç kesimlerinde tsunami riski ile tropikal kasırgaların etkili olduğunu belirten ve kıyı koruma önlemleri öneren ifade coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz.
Orta Asya'nın iç kesimlerinde yer alan bölge deniz ve okyanus etkisine kapalı karasal bir alandır. Bu nedenle bu bölgede okyanus tabanındaki tektonik hareketler sonucu oluşan tsunami dalgalarının görülmesi ya da tropikal kökenli kasırgaların etkili olması coğrafi açıdan mümkün değildir. Tsunami ve tropikal kasırgalar okyanus kıyılarında ve genellikle sıcak kuşakta görülen afetlerdir. Dolayısıyla bu bölge için önerilen kıyı koruma önlemleri de anlamsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Harita üzerindeki işaretli bölgelerin coğrafi konumlarını ve bu konumların sahip olduğu temel fiziki coğrafya özelliklerini belirlemek.
Bölge I California, Bölge II Sahra Çölü, Bölge III Güneydoğu Asya, Bölge IV Orta Asya'nın iç kesimleri, Bölge V ise And Dağları kuşağıdır.
Afetlerin dağılışı doğrudan iklim, jeolojik yapı ve denize göre konum ile ilişkilidir.
2
Her bölge için verilen afet türlerinin o bölgenin iklim, yer şekilleri ve jeolojik yapısıyla uyumlu olup olmadığını kontrol etmek.
I, II, III ve V numaralı bölgelerdeki afetler coğrafi koşullarla uyumluyken; IV numaralı bölgede (Orta Asya) deniz kıyısı bulunmadığı için tsunami ve tropikal siklon görülmesi mümkün değildir.
Tsunami deniz/okyanus tabanındaki depremlerle tetiklenen dev dalgalardır; kasırgalar ise sıcak okyanuslar üzerinde oluşan tropikal fırtınalardır.
3
Yanlış eşleştirmenin yer aldığı seçeneği saptamak.
Orta Asya'nın karasal iç kesimlerinde tsunami ve tropikal kasırgaların görüleceğini belirten ifadenin yanlış olduğu kesinleşir.
Soruda coğrafi gerçeklerle bağdaşmayan seçenek aranmaktadır.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Dağılışı ve İklim/Konum İlişkisi
Soru 32Soru

Atmosferde bulunan su buharı (H2OH_2O), karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) ve azot oksit (N2ON_2O) gibi gazlar Güneş'ten gelen enerjiyi tutarak yeryüzünün sıcaklık dengesini korur. Bu duruma doğal sera etkisi denir. Ancak beşerî faaliyetler sonucu atmosferdeki sera gazı miktarının aşırı artması, sera etkisinin kuvvetlenmesine ve küresel iklim değişimine yol açar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yeryüzünde sera etkisinin kuvvetlenerek küresel iklim değişiminin yaşanmasına yol açan doğrudan faktörlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosil yakıt tüketiminin artmasıyla atmosfere salınan karbondioksit (CO2CO_2) oranının yükselmesi

Cevap

Fosil yakıt tüketiminin artmasıyla atmosfere salınan karbondioksit oranının yükselmesi
Doğru cevap, fosil yakıt tüketiminin artmasıyla karbondioksit oranının yükselmesidir. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil kaynakların yanması sonucu atmosfere salınan karbondioksit (CO2CO_2), en önemli sera gazlarından biridir ve sera etkisini doğrudan kuvvetlendirerek küresel iklim değişimine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Sera etkisinin tanımını ve işleyişini incelemek.
Atmosferdeki bazı gazların ısıyı tutarak yerkürenin sıcaklığını koruduğunu anlamak.
Sera etkisinin temel mekanizmasını kavramak.
2
Seçeneklerde verilen beşerî faaliyetleri sera gazı salınımı açısından değerlendirmek.
Fosil yakıt kullanımının karbondioksit (CO2CO_2) salınımını doğrudan artırdığını ve bunun da sera etkisini kuvvetlendirdiğini belirlemek.
Küresel ısınmanın doğrudan nedenini tespit etmek.

Anahtar Kavram

Sera Etkisinin Kuvvetlenmesi ve Küresel İklim Değişimi Nedenleri
Soru 33Soru

Aşağıdaki haritada bir alan koyu renkle gösterilmiştir.

[Görsel: Dünya Haritası]

Haritada koyu renkle gösterilen bu alanda, kereste üretimi ve tarım arazisi açma gibi amaçlarla orman kaynaklarının aşırı ve bilinçsizce tüketilmesi öncelikle aşağıdaki çevresel sorunlardan hangisine yol açar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biyoçeşitliliğin hızla azalması ve canlı habitatlarının yok olması

Cevap

Biyoçeşitliliğin hızla azalması ve canlı habitatlarının yok olması
Haritada işaretlenen bölge Amazon Havzası olup, buradaki yağmur ormanlarının tahribatı canlıların yaşam alanlarını doğrudan yok ederek küresel ölçekte büyük bir biyoçeşitlilik kaybına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Haritada koyu renkle gösterilen coğrafi bölgenin tespit edilmesi
Gösterilen alan Güney Amerika kıtasında, Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Amazon Havzası'dır. Bu bölge dünyanın en geniş tropikal yağmur ormanlarına sahiptir.
Soruda bahsedilen doğal kaynak kullanımının yapılacağı coğrafi bölgeyi doğru analiz etmek için.
2
Bölgedeki baskın doğal kaynağın ve kullanım şeklinin belirlenmesi
Bölgedeki temel doğal kaynak ormanlardır. Ormanlar kereste elde etmek veya tarım/otlak alanı açmak amacıyla kesilerek tahrip edilmektedir.
Kaynak kullanımının çevre üzerindeki doğrudan etkisini ortaya koyabilmek için.
3
Orman tahribatının bölgedeki ekolojik dengeye olan öncelikli etkisinin değerlendirilmesi
Dünya üzerindeki canlı türlerinin çok büyük bir kısmını barındıran Amazon yağmur ormanlarının yok edilmesi, bu türlerin yaşam alanlarını (habitat) ortadan kaldırır ve doğrudan biyoçeşitlilik kaybına yol açar.
Doğal kaynak kullanımı ile ortaya çıkan en önemli ve öncelikli çevresel sonucu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Orman kaynaklarının tahribatının ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerindeki çevresel etkileri
Soru 34Soru

Küresel iklim değişimi konusuna ait bazı temel kavramlar ile bu kavramların açıklamaları aşağıda verilmiştir. Buna göre, sol sütundaki kavramları sağ sütundaki doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sera Etkisi
Fosil Yakıtlar
Sera Gazları

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sera Etkisi kavramı 'Atmosferdeki gazların yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını tutarak yeryüzünün gereğinden fazla soğumasını önlemesi süreci' açıklamasıyla; Fosil Yakıtlar kavramı 'Kömür, petrol ve doğal gaz gibi yandıklarında atmosfere büyük miktarda karbondioksit salan ve küresel iklim değişiminin temel beşerî nedeni olan enerji kaynakları' açıklamasıyla; Sera Gazları kavramı ise 'Atmosferde bulunan ve Güneş'ten gelen ısının uzaya geri kaçmasını engelleyerek Dünya'nın sıcaklık dengesini sağlayan gaz grupları' açıklamasıyla eşleşmektedir.
Sera Etkisi doğal sıcaklık koruma süreciyle, Fosil Yakıtlar karbon salınımına yol açan kömür/petrol/doğal gaz gibi kaynaklarla, Sera Gazları ise ısıyı atmosferde tutan gazlarla doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sera Etkisi kavramının tanımını belirleme
Sera etkisi, Güneş'ten gelen ısının atmosferdeki gazlar tarafından tutulmasıyla Dünya'nın yaşanabilir sıcaklıkta kalmasını sağlayan doğal süreçtir. Bu nedenle 'Sera Etkisi', üçüncü açıklamayla eşleşir.
Doğal sıcaklık dengesini sağlayan sürecin doğru ayırt edilmesi amacıyla.
2
Fosil Yakıtlar kavramının tanımını belirleme
Fosil yakıtlar; kömür, petrol ve doğal gaz gibi yüksek miktarda karbon içeren ve yandıklarında karbondioksit salınımına yol açan birincil enerji kaynaklarıdır. Bu nedenle 'Fosil Yakıtlar', birinci açıklamayla eşleşir.
İklim değişimini tetikleyen temel beşerî faktörün tanımlanması amacıyla.
3
Sera Gazları kavramının tanımını belirleme
Karbondioksit (CO2CO_2), metan (CH4CH_4) gibi ısıyı atmosferde hapsetme özelliği taşıyan bileşenler sera gazlarıdır. Bu nedenle 'Sera Gazları', ikinci açıklamayla eşleşir.
Sera etkisini oluşturan maddelerin gruplandırılması amacıyla.

Anahtar Kavram

Sera etkisi, sera gazları ve fosil yakıtların küresel iklim değişimindeki rolleri ve tanımları.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 35Soru

Türkiye'de Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası gibi göçmen kuşların uğrak yeri olan sulak alanların ekolojik dengesinin korunması ve sürdürülebilir kullanımı amacıyla taraf olunan uluslararası çevre sözleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ramsar Sözleşmesi

Cevap

Ramsar Sözleşmesi
Ramsar Sözleşmesi, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı amacıyla imzalanmış tek küresel anlaşmadır. Soruda verilen Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası, Türkiye'nin Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınmış en önemli sulak alanları arasında yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda belirtilen Manyas Kuş Cenneti, Burdur Gölü ve Göksu Deltası gibi alanların coğrafi özelliklerini belirleme.
Bu alanların tamamı Türkiye'de yer alan ve ekolojik açıdan kritik öneme sahip sulak alanlar (özellikle göçmen kuşların yaşam alanları) olarak sınıflandırılır.
Sorunun odak noktasını oluşturan ekosistem türünü (sulak alanlar) doğru saptamak çözümün ilk adımıdır.
2
Sulak alanların korunmasına yönelik uluslararası çevre sözleşmelerini tarama.
İran'ın Ramsar kentinde 1971 yılında imzalanan Ramsar Sözleşmesi, doğrudan sulak alanların ve su kuşlarının korunmasını hedefler. Türkiye de bu sözleşmeye taraftır.
Doğru çevre sözleşmesini belirleyerek sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Ramsar Sözleşmesi sulak alanların ve su kuşlarının korunmasını amaçlayan uluslararası bir çevre anlaşmasıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

Uluslararası çevre politikalarının gelişmesinde önemli kilometre taşları olan aşağıdaki çevre sözleşmelerini, kabul ediliş yıllarına göre en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Ramsar Sözleşmesi, Montreal Protokolü ve Paris İklim Anlaşması şeklindedir.
Sözleşmelerin kronolojik sıralaması yapıldığında Ramsar Sözleşmesi 1971 yılında, Montreal Protokolü 1987 yılında ve Paris İklim Anlaşması 2015 yılında imzalandığı için en eskiden en yeniye doğru sıralama Ramsar, Montreal ve Paris şeklinde gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olarak en eski sözleşmenin belirlenmesi
Ramsar Sözleşmesi (1971)
Sulak alanların korunmasını hedefleyen en eski çevre koruma sözleşmelerindendir.
2
İkinci sıradaki sözleşmenin belirlenmesi
Montreal Protokolü (1987)
Ozon tabakasına zarar veren maddeleri sınırlandırmak amacıyla 1987'de imzalanmıştır.
3
En güncel olan sözleşmenin belirlenmesi
Paris İklim Anlaşması (2015)
İklim değişikliği ile mücadelede yakın tarihte (2015) kabul edilen küresel bir anlaşmadır.

Anahtar Kavram

Çevre Politikaları ve Uluslararası Sözleşmelerin Kronolojisi
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 37Soru

Geri dönüşüm; cam, metal, plastik ve kâğıt gibi atıkların çeşitli fiziksel veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil ham maddeye dönüştürülmesi sürecidir. Bir ülkede sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, katı atık yönetiminde geri dönüşüm faaliyetlerine öncelik verilmesi kararlaştırılmıştır.

Buna göre, bu ülkede yürütülen geri dönüşüm çalışmalarının öncelikli olarak aşağıdakilerden hangisine katkı sağlaması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğal kaynakların korunmasına ve ham madde ihtiyacının azaltılmasına

Cevap

Doğal kaynakların korunmasına ve ham madde ihtiyacının azaltılmasına
Geri dönüşüm faaliyetleri sayesinde atık durumundaki cam, plastik, metal ve kâğıt gibi malzemeler işlenerek üretime yeniden kazandırılır. Bu durum doğadan yeni kaynak elde etme ihtiyacını azaltarak doğal kaynakların korunmasına doğrudan katkı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Geri dönüşümün temel fonksiyonunu analiz etmek
Geri dönüşüm sürecinde atıklar yeniden işlenerek sanayi için ikincil ham madde kaynağı oluşturulur.
Bu sayede üretim faaliyetleri için doğadan yeni ham madde çıkarma gereksinimi azalır.
2
Sürdürülebilirlik ve kaynak yönetimi ilişkisini kurmak
Ham madde ihtiyacının azalması, doğal kaynakların (orman, maden vb.) daha yavaş tüketilmesini ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlar.
Bu durum çevresel planlama ve sürdürülebilir kalkınmanın en temel hedefidir.

Anahtar Kavram

Geri dönüşümün doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 38Soru

Aşağıda verilen doğal afetler ile bu afetlerin yeryüzünde en yoğun etki gösterdiği coğrafi alanları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Aktif Volkanizma
Çığ Afeti
Tropikal Siklonlar
Şiddetli Kuraklık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Aktif Volkanizma - İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi levha sınırlarındaki ülkeler; Çığ Afeti - Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek eğimli engebeli alanlar; Tropikal Siklonlar - Meksika Körfezi kıyıları, Karayipler ve Bengal Körfezi çevresi; Şiddetli Kuraklık - Kuzey Afrika'da Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleri
Doğal afetlerin yeryüzündeki dağılışı, oluşum kökenlerine bağlı olarak belirli coğrafi alanlarla doğrudan ilişkilidir. Aktif volkanizma levha sınırlarında yer alan İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi ülkelerde; çığ afeti Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek dağlık alanlarda; tropikal siklonlar Meksika Körfezi, Karayipler ve Bengal Körfezi gibi tropikal deniz kıyılarında; şiddetli kuraklık ise Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleri gibi kurak/yarı kurak bölgelerde en etkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif volkanizmanın yeryüzündeki dağılışını levha sınırları ile ilişkilendirmek.
Aktif volkanizmanın İzlanda, İtalya ve Endonezya gibi levha sınırında yer alan ülkelerle eşleştiği belirlenir.
Volkanik faaliyetler yerkabuğunun zayıf noktaları olan aktif levha sınırlarında gerçekleşir.
2
Çığ afetinin oluşum koşullarını ve etkili olduğu topoğrafik özellikleri analiz etmek.
Çığın Alpler, Himalayalar ve Kayalık Dağları gibi yüksek eğimli ve yoğun kar yağışı alan dağlık bölgelerle eşleştiği belirlenir.
Çığ oluşumu için eğimli yamaçlar ve kalın kar örtüsü bir arada bulunmalıdır.
3
Tropikal siklonların kökenini ve etkilediği coğrafi enlemleri tespit etmek.
Tropikal siklonların Meksika Körfezi, Karayipler ve Bengal Körfezi çevresiyle eşleştiği belirlenir.
Bu fırtınalar yalnızca tropikal kuşaktaki sıcak okyanus sularında oluşup kıyı şeritlerini vurur.
4
Şiddetli kuraklığın en fazla risk oluşturduğu bölgeleri iklim özelliklerine göre değerlendirmek.
Şiddetli kuraklığın Kuzey Afrika'da Sahel Bölgesi ve Avustralya'nın iç kesimleriyle eşleştiği belirlenir.
Yağış azlığı ve yüksek buharlaşma nedeniyle bu yarı kurak ve kurak bölgeler kuraklık afetine karşı en hassas alanlardır.

Anahtar Kavram

Doğal afetlerin kökenlerine göre yeryüzündeki coğrafi dağılış alanlarının analiz edilmesi.
Soru 39Soru

Aşağıda verilen arazi kullanım hataları ile bu hataların doğrudan neden olduğu çevresel sorunları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Eğimli yamaçlardaki orman örtüsünün tahrip edilerek tarım arazisine dönüştürülmesi
Verimli delta ovaları ve tarım alanlarının sanayi tesisleri ile konutlara ayrılması
Doğal akarsu yataklarının daraltılması ve vadi tabanlarının yerleşime açılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eğimli yamaçlardaki orman örtüsünün tahrip edilmesi toprak aşınması ve heyelanla; verimli delta ovalarının sanayileşmesi tarımsal kayıp ve su kirliliğiyle; akarsu yataklarının daraltılması ise sel ve taşkın afetleriyle eşleşir.
Arazi kullanım hataları ve çevresel sonuçları arasında kurulan neden-sonuç ilişkileri coğrafya ilkelerine tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Eğimli yamaçlardaki orman tahribatının birincil etkisini belirleme
Yamaç dengesinin bozulmasıyla toprak aşınmasının (erozyon) hızlanması ve heyelan riskinin artması sonucuyla eşleşir.
Ağaç köklerinin toprağı tutma ve suyu sızdırma fonksiyonunun yok olması eğimli alanlarda erozyon ve kütle hareketlerini tetikler.
2
Verimli ovaların sanayi ve konut alanına dönüştürülmesinin etkisini belirleme
Birinci sınıf tarım topraklarının elden çıkması ve yer altı/yer üstü sularının sanayi atıklarıyla kirlenmesi sonucuyla eşleşir.
Delta ovaları tarımsal potansiyeli en yüksek alanlardır; bu alanların dışı amaçlarla kullanımı toprak kaybına ve sanayi kaynaklı kimyasal kirliliğe yol açar.
3
Akarsu yataklarının daraltılmasının etkisini belirleme
Şiddetli yağışlar sonrası sel ve taşkın afetlerinin can ve mal kayıplarına yol açması sonucuyla eşleşir.
Akarsu yatağının kesit alanının daraltılması, yüksek akımlı dönemlerde suyun taşarak çevre yerleşmelere zarar vermesine neden olur.

Anahtar Kavram

Arazi kullanımında fiziki coğrafya özelliklerinin dikkate alınmamasının neden olduğu çevre sorunları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

Eğimli yamaçlardaki gevşek ��rtünün, tabakaların ve kaya bloklarının yer çekimi, aşırı yağışlar ya da kar erimeleri sonucunda kütle hâlinde aniden aşağıya doğru kayması jeomorfolojik kökenli bir doğal afettir. Bu özellikleri taşıyan ve ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi'nde sıklıkla görülen doğal afet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan

Cevap

Heyelan
Doğru seçenek heyelandır. Eğimli yamaçlardaki toprak, tabaka veya kaya kütlelerinin yer çekimi ve aşırı suya doygunluk nedeniyle aniden aşağıya doğru hareket etmesi heyelan olarak adlandırılır. Heyelan, oluşum yönüyle yeryüzü şekillerine bağlı olarak geliştiği için jeomorfolojik kökenli doğal afetler sınıfında yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen doğal afetin tanımını analiz etme.
Tanımda eğim, yer çekimi ve aşırı yağış gibi faktörlerin etkisiyle toprak ve kaya bloklarının aniden, kütle hâlinde kaydığı belirtilmektedir.
Bu özelliklerin hangi afet tanımına ve kökenine uyduğunu belirlemek.
2
Kavramlar arasındaki farkları ayırt etme.
Yamaçtaki malzemenin ani k��tle hareketi heyelandır. Toprağın yavaşça süpürülmesi ise erozyondur. Karadeniz Bölgesi'nde en sık görülen jeomorfolojik kökenli bu kütle hareketi heyelandır.
Özellikle heyelan ile erozyon kavramlarının karıştırılmasını önlemek.
3
Seçeneklerdeki diğer afetlerin kökenlerini inceleme.
Tsunami ve deprem jeolojik kökenli, kasırga ise klimatolojik kökenli afetlerdir. Tanımlanan jeomorfolojik afet bu gruplarda yer almaz.
Diğer seçeneklerin neden elendiğini netleştirmek.

Anahtar Kavram

Doğal Afetlerin Sınıflandırılması ve Oluşum Kökenleri
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 4Sonraki
Çevre ve Toplum Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 2 | Examkin