Türkiye Ekonomisi

116 soru

Soru 41Soru

Aşağıda Türkiye'deki bazı ormancılık faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edilen ürünler ile bu ürünlerin/faaliyetlerin yoğunlaştığı alanların coğrafi ve ekonomik özellikleri verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki ormancılık faaliyetleri ile sağ sütundaki coğrafi ve ekonomik özellikleri doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Karadeniz kıyı kuşağındaki nemli yapraklı ormanlardan lif-yonga ve kâğıtlık odun üretimi
Menteşe Yöresi'ndeki nehir yataklarında yayılış gösteren sığla ağaçlarından kozmetik amaçlı reçine eldesi
Bergama (Kozak Yaylası) çevresindeki fıstık çamı ormanlarından dış ticarete yönelik tohum hasadı
Akdeniz kıyı kuşağındaki maki topluluklarından defne yaprağı ve keçiboynuzu gibi yan ürün toplanması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Karadeniz kıyı kuşağındaki nemli yapraklı ormanlardan lif-yonga üretimi -> Yüksek nem ve düzenli yağış rejimi altında gelişen ormanların sanayiye hammadde sağlaması; Menteşe Yöresi'ndeki nehir yataklarında sığla ağaçlarından reçine eldesi -> Tersiyer Dönemi'nden kalma relikt bir türün mikroklima alanlarında sınırlı yayılış göstererek işletilmesi; Bergama çevresindeki fıstık çamı ormanlarından dış ticarete yönelik tohum hasadı -> Granit ayrışmasıyla oluşmuş kumlu topraklarda yetişen türün yöre halkına yüksek katma değer sağlayan gıda ürünü sunması; Akdeniz kıyı kuşağındaki maki topluluklarından defne ve keçiboynuzu toplanması -> Yaz kuraklığına adapte olmuş sclerofil bitki topluluklarının kimya, ilaç ve gıda sektörleri için odun dışı ürün oluşturması şeklinde eşleşmelidir.
Ormancılık faaliyetlerinin ekolojik koşullarla olan bu eşleşmesi, Türkiye'deki iklim, toprak ve bitki örtüsü çeşitliliğinin ormancılık sektöründeki ürün yelpazesine ve coğrafi dağılışına doğrudan etkisini yansıtmaktadır. Karadeniz'in nemli ormanları kâğıt ve odun sanayisine hammadde sunarken; Menteşe'nin relikt sığla ormanları kozmetik değeri olan reçine sağlar. Kozak Yaylası'nın kumlu granit toprakları çam fıstığı için elverişliyken, Akdeniz'in kurakçıl makileri odun dışı ürün hasadına imkan tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Karadeniz kıyı kuşağının ekolojik koşullarını ve buradaki ormancılık faaliyetlerini analiz etmek
Bu kıyı kuşağında yüksek nem ve yağışın gür orman oluşumunu desteklediği ve bu ormanların kereste, kâğıt, lif-yonga gibi sanayi dalları için hammadde kaynağı olduğu görülür. Dolayısıyla ilk faaliyet nem ve yağışla eşleşir.
Hammadde tedariki ile iklimsel elverişlilik arasındaki ilişkiyi kurmak için.
2
Sığla ağacının ekolojik ve taksonomik niteliklerini belirlemek
Sığla ağacının Tersiyer (Üçüncü Jeolojik Zaman) relikti endemik bir tür olduğu ve Menteşe Yöresi'ndeki taban suyu yüksek vadi tabanlarında mikroklima etkisi altında yetiştiği tespit edilir. Bu durum relikt tür içeren açıklamayla eşleşir.
Relikt endemik türlerin yayılış alanlarını coğrafi sınırlılıklarla ilişkilendirmek için.
3
Fıstık çamı üretimi ile toprak yapısı arasındaki bağlantıyı değerlendirmek
Fıstık çamının kumlu, süzek ve granit ayrışmasıyla oluşmuş topraklarda verimli yetiştiği, Bergama Kozak Yaylası'nın bu toprak yapısıyla ünlü olduğu ve tohumunun (çam fıstığı) ihraç edilen yüksek değerli bir gıda maddesi olduğu anlaşılır. Bu da kumlu topraklar ve gıda içeren açıklamayla eşleşir.
Toprak ve kayaç özelliklerinin spesifik tarım dışı orman ürünleri üzerindeki seçici etkisini anlamak için.
4
Maki topluluklarının iklim adaptasyonunu ve odun dışı ürün potansiyelini incelemek
Defne ve keçiboynuzu gibi maki türlerinin yaz kuraklığına uyum sağlayan sert yapraklı (sclerofil) yapıda olduğu ve odun dışı orman ürünü olarak gıda-kimya sanayisinde kullanıldığı görülür. Bu son faaliyet de kuraklığa adapte olmuş bitki toplulukları açıklamasıyla eşleşir.
Akdeniz maki formasyonunun ekonomik değerini ve adaptasyon yeteneğini belirlemek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışı, iklim, toprak ve jeolojik geçmiş gibi ekolojik faktörlerin orman ürünleri üretimi üzerindeki belirleyici rolü
Soru 42Soru

Türkiye'de madenlerin çıkarıldığı alanlar ile bu madenlerin işlendiği sanayi tesislerinin coğrafi dağılımı ekonomik faaliyetler açısından büyük önem taşır. Aşağıda verilen madenleri, Türkiye'de en önemli çıkarım veya işleme merkezleri olan yerleşmelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Demir
Bakır
Boksit (Alüminyum)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Demir madeni Divriği (Sivas) ile, Bakır madeni Murgul (Artvin) ile, Boksit madeni ise Seydişehir (Konya) ile eşleşmektedir.
Demir madeni Sivas'ın Divriği ilçesiyle, Bakır madeni Artvin'in Murgul ilçesiyle, Boksit (alüminyum) madeni ise Konya'nın Seydişehir ilçesiyle doğrudan ilişkilidir ve bu merkezlerde çıkarılmakta ya da işlenmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Demir madeninin en önemli çıkarım alanını belirleme
Demir madeni Sivas-Divriği ile eşleştirilir.
Türkiye'de demir rezervinin ve üretiminin en yoğun olduğu saha Sivas-Divriği çevresidir.
2
Bakır madeninin çıkarım ve işleme alanını belirleme
Bakır madeni Artvin-Murgul ile eşleştirilir.
Karadeniz Bölgesi'ndeki Artvin'in Murgul ilçesi, Türkiye'nin en aktif bakır yataklarına ve işletmelerine ev sahipliği yapar.
3
Boksit madeninin merkezini belirleme
Boksit madeni Konya-Seydişehir ile eşleştirilir.
Konya'nın Seydişehir ilçesi, boksit madeninin hem çıkarıldığı hem de Türkiye'nin tek alüminyum fabrikasında işlendiği yerdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Madenlerin Dağılışı ve İşleme Merkezleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 43Soru

Türkiye'de tarım alanlarında uygulanan nadas yöntemi; yağış azlığı ve sulama yetersizliği nedeniyle toprağın nem dengesini korumak amacıyla yapılan zorunlu bir uygulamadır. Ancak bu yöntem erozyona yol açması ve tarımsal verimliliği düşürmesi nedeniyle olumsuz sonuçlar doğurur.

Buna göre, tarım arazilerinde nadas uygulamasını azaltmak için yapılabilecek çalışmalar arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın mineral ihtiyacını karşılamak amacıyla kimyasal gübreleme miktarının artırılması

Cevap

Toprağın mineral ihtiyacını karşılamak amacıyla kimyasal gübreleme miktarının artırılması
Kimyasal gübreleme miktarının artırılması tarımda verimliliği artırabilir ancak nadas uygulamasının temel nedeni toprağın mineral eksikliği değil, kuraklık ve su yetersizliğidir. Dolayısıyla, sulama sorunu çözülmeden sadece gübreleme yapılarak nadas uygulaması azaltılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yönteminin temel nedenini belirlemek.
Nadas, kurak ve yarı kurak bölgelerde yağış azlığı ve sulama yetersizliği (nem eksikliği) nedeniyle toprağın dinlenmeye bırakılmasıdır.
Soruda nadas uygulamasını azaltacak yöntemlerin hangisi olmadığını bulabilmek için nadasın ortaya çıkış nedenini anlamak gerekir.
2
Seçeneklerde verilen yöntemlerin nadas üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Sulama projeleri, damlama sulama, nöbetleşe ekim ve kuraklığa dayanıklı ürünler nadası azaltırken; sulama olmadan sadece gübreleme yapmak toprağın su ihtiyacını çözmediği için nadası azaltmaz.
Doğru cevaba ulaşmak için seçeneklerdeki uygulamaların su yetersizliği sorununa çözüm olup olmadığını analiz etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Nadas tarımı, sulama ihtiyacı ve nöbetleşe ekim ilişkisi
Soru 44Soru

Türkiye'de tarım alanlarında sulama projelerinin (GAP, KOP vb.) hayata geçirilmesiyle nadas alanları azalmış, verimlilik ve ürün çeşitliliği artmıştır. Ancak sulama olanakları gelişse bile tarım ürünlerinin yetişme koşulları (sıcaklık, yağış, toprak isteği) ile iklim bölgeleri arasındaki ilişki sınırlandırıcı olmaya devam etmektedir. Örneğin; yaz kuraklığı ve sıcaklığı isteyen pamuk Karadeniz kıyılarında doğal olarak yetişemezken, her mevsim yüksek nem ve düzenli yağış isteyen çay ise sulama yapılsa dahi İç Anadolu'da yetiştirilemez.

Buna göre, sulama ve nadas ilişkisi ile tarım ürünlerinin yetişme koşulları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç Anadolu Bölgesi'nde sulama olanaklarının artırılması, her mevsim yüksek nem ve bol yağış isteyen çay bitkisinin bu bölgede geniş alanlarda ticari olarak yetiştirilebilmesini sağlar.

Cevap

İç Anadolu Bölgesi'nde sulama olanaklarının artırılması, her mevsim yüksek nem ve bol yağış isteyen çay bitkisinin bu bölgede geniş alanlarda ticari olarak yetiştirilebilmesini sağlar.
İç Anadolu Bölgesi'nde sulama olanaklarının artırılması, her mevsim yüksek nem ve düzenli yağış isteyen çay bitkisinin bu bölgede geniş alanlarda ticari olarak yetiştirilebilmesini sağlar ifadesi yanlıştır. Çünkü sulama toprak nemini artırsa da çayın ihtiyaç duyduğu yüksek atmosferik nemi (havadaki nem oranını) ve yıl boyu düzenli yağış koşullarını sağlayamaz. Ayrıca bölgedeki şiddetli kış soğukları da çay tarımına uygun değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kavramları ve olumsuz ifadeyi belirleme
Soruda sulama, nadas ve tarım ürünlerinin yetişme koşulları arasındaki ilişkiler çerçevesinde hangi ifadenin yanlış olduğu aranmaktadır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye dikkat edilerek yanlış olan öncülün bulunması hedeflenir.
2
Seçeneklerdeki coğrafi bilgilerin doğruluğunu analiz etme
Çayın sadece sulama suyu ile değil, aynı zamanda yüksek bağıl nem (hava nemliliği) ve ılıman kış koşulları altında yetişebileceğini, İç Anadolu'nun karasal ikliminde sulama yapılsa dahi bu atmosferik koşulların sağlanamayacağını saptama.
Tarım ürünlerinin yetişme koşulları ile Türkiye'nin iklim bölgeleri arasındaki fiziki sınırları kavramak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de tarım ürünlerinin yetişme koşulları ve sulama projelerinin etkileri
Tahmini Süre:1m 35s
Soru 45Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri ve bu faaliyetlerin coğrafi dağılışı hakkında araştırma yapan bir coğrafya kulübü öğrencileri, hazırladıkları sunumda şu bilgilere yer vermişlerdir:

I. Erzurum-Kars ve Ardahan platolarında yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırların varlığı, bu alanlarda büyükbaş mera hayvancılığının gelişmesinde temel etkendir.
II. İç Anadolu Bölgesi'ndeki besi ve ahır hayvancılığında, ilkbahar kuraklığının belirgin olduğu yıllarda et ve süt üretiminde ciddi düşüşler yaşanmaktadır.
III. Tüketim merkezlerine yakınlık ve pazarlama kolaylığı nedeniyle kümes hayvancılığı, Marmara ve Ege bölgelerindeki büyük şehirlerin çevresinde yoğunlaşmıştır.

Buna göre, öğrencilerin verdiği bilgilerden hangileri yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız II

Cevap

Yalnız II ifadesinin yanlış olduğunu belirten seçenektir.
Doğru seçenekte belirtilen yalnız II numaralı öncüldeki ifade yanlıştır. Besi ve ahır hayvancılığı modern yöntemlerle, kapalı ortamlarda ve hazır yem kullanılarak yapıldığından iklim koşullarındaki (yağış miktarı, kuraklık vb.) dalgalanmalardan etkilenmez. Bu nedenle İç Anadolu Bölgesi'ndeki ilkbahar kuraklığı besi ve ahır hayvancılığında et ve süt veriminde doğrudan bir düşüşe yol açmaz.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı öncüldeki Erzurum-Kars ve Ardahan platolarında büyükbaş mera hayvancılığının dağılışı analiz edilir.
Yaz yağışları ve gür çayırların varlığının büyükbaş mera hayvancılığına zemin hazırladığı bilgisi doğrudur.
Doğal çevre koşullarının hayvancılık türleri üzerindeki etkisini doğrulamak.
2
II numaralı öncüldeki İç Anadolu'da besi ve ahır hayvancılığının iklime bağımlılığı değerlendirilir.
Besi ve ahır hayvancılığı kapalı ortamlarda yapıldığı için iklim koşullarından etkilenmez. Dolayısıyla et ve süt veriminde kuraklığa bağlı düşüş yaşanacağı iddiası yanlıştır.
Besi-ahır hayvancılığı ile mera hayvancılığının verim özellikleri arasındaki temel farkı ayırt etmek.
3
III numaralı öncüldeki kümes hayvancılığı ve pazar ilişkisi kontrol edilir.
Kümes hayvancılığının tüketim merkezlerine yakın yerlerde kurulduğu bilgisi doğrudur.
Pazarlama ve tüketim faktörlerinin hayvancılık dağılışı üzerindeki rolünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Türkiye'de besi-ahır ve mera hayvancılığı yöntemlerinin özellikleri ve verim dalgalanmaları.
Soru 46Soru

Türkiye'nin kültürel turizm potansiyelini yansıtan ve aşağıda belirtilen turizm alanlarını, coğrafi konumları dikkate alınarak en batıdan en doğuya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama Efes Antik Kenti (İzmir), Kapadokya (Nevşehir) ve Nemrut Dağı Millî Parkı (Adıyaman) şeklinde en batıdan en doğuya doğrudur.
Verilen turizm alanlarının Türkiye haritası üzerindeki konumları incelendiğinde, en batıda İzmir sınırları içinde yer alan Efes Antik Kenti bulunur. Ardından İç Anadolu Bölgesi'ndeki Nevşehir'de yer alan Kapadokya gelir. En doğuda ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Adıyaman sınırlarında bulunan Nemrut Dağı Millî Parkı yer alır. Dolayısıyla batıdan doğuya doğru sıralama Efes, Kapadokya ve Nemrut Dağı şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen merkezlerin yer aldığı illeri ve bu illerin Türkiye üzerindeki coğrafi konumlarını belirleyin.
Efes Antik Kenti İzmir'de, Kapadokya Nevşehir'de, Nemrut Dağı ise Adıyaman'dadır.
Sıralama coğrafi boylam derecelerine göre doğu-batı yönünde yapılacağı için her bir merkezin bulunduğu ilin konumunu tespit etmek gerekir.
2
İllerin boylam derecelerine göre batıdan doğuya olan konum ilişkisini karşılaştırın.
İzmir en batıda (Ege kıyısı), Nevşehir orta kesimde (İç Anadolu), Adıyaman ise en doğuda (Güneydoğu Anadolu) konumlanır.
Türkiye haritası incelendiğinde İzmir'in boylam derecesi en küçük (en batı), Adıyaman'ın boylam derecesi ise en büyüktür (en doğu).
3
Belirlenen konumsal sıraya göre merkezleri en batıdan en doğuya doğru listeleyin.
Sıralama Efes Antik Kenti, Kapadokya ve Nemrut Dağı Millî Parkı şeklinde gerçekleşir.
İstenen ölçüt batıdan doğuya sıralama olduğu için coğrafi konumu en batıda olan merkezden başlanarak doğuya doğru bir hat izlenmelidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki önemli turizm alanlarının coğrafi konumları ve dağılış özellikleri.
Soru 47Soru

Türkiye'de madenlerin i��letilmesi ve ekonomiye kazandırılması sürecinde kullanılan bazı temel kavramlar bulunmaktadır. Bir maden yatağında bulunan ve henüz çıkarılmamış olan toplam maden miktarı ile taş ve toprakla karışık hâldeki maden filizi içindeki saf metal oranı sırasıyla aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rezerv - Tenör

Cevap

Rezerv - Tenör
Maden yataklarındaki toplam ham madde miktarına rezerv denirken, bu ham maddenin içindeki temiz metal veya değerli element oranına tenör denir. Bu nedenle doğru sıralama rezerv ve tenör şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk tanım olan 'bir maden yatağında bulunan ve henüz çıkarılmamış olan toplam maden miktarı' kavramı belirlenir.
Bu tanım coğrafyada 'rezerv' kavramına karşılık gelir.
Rezerv, yer altında tespit edilen toplam maden cevheri miktarıdır.
2
İkinci tanım olan 'taş ve toprakla karışık hâldeki maden filizi içindeki saf metal oranı' kavramı belirlenir.
Bu tanım coğrafyada 'tenör' kavramına karşılık gelir.
Tenör, çıkarılan maden cevherinin kalitesini ve içindeki saf metal oranını gösteren ölçüttür.
3
Belirlenen iki kavram sırasıyla birleştirilir.
Rezerv ve tenör sıralaması elde edilir.
Soruda sırasıyla hangi kavramların tanımlandığı sorulmuştur.

Anahtar Kavram

Rezerv ve tenör kavramları ile bunların madencilikteki anlamları
Soru 48Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetleri yürüten iki farklı işletmenin üç yıllık süreçteki inek başına yıllık ortalama süt verimleri ve bulundukları bölgelerdeki yıllık toplam yağış miktarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

YılYıllık Yağış Miktarı (mm)X İşletmesi Ortalama Süt Verimi (kg/hayvan)Y İşletmesi Ortalama Süt Verimi (kg/hayvan)
1.1. Yıl600600 (Normal)1600160052005200
2.2. Yıl350350 (Kurak)85085052505250
3.3. Yıl850850 (Yağışlı)2100210051505150

Bu tabloya göre, X ve Y işletmeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Y i��letmesindeki yüksek verimlilik seviyesi, bu işletmenin çevresindeki doğal meraların ot kalitesinin çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.

Cevap

Y işletmesindeki yüksek verimlilik seviyesinin çevredeki doğal meraların ot kalitesinin yüksek olmasına bağlanması söylenemez.
Y işletmesi, yağış miktarındaki dalgalanmalardan etkilenmeden yüksek ve istikrarlı bir süt verimi (51505150 - 52505250 kg) elde etmiştir. Bu durum, işletmenin modern besi ve ahır hayvancılığı (entansif) yaptığını kanıtlar. Besi hayvancılığında üretim kapalı tesislerde fenni yemlerle yürütüldüğü için, verimin yüksekliği çevre meraların ot kalitesine bağlı değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki X ve Y işletmelerinin yıllık yağış değişimi karşısındaki verim durumlarını analiz etmek.
X işletmesinde yağış azaldığında verimin düştüğü (16001600 kg'dan 850850 kg'a), yağış arttığında ise yükseldiği (21002100 kg'a); Y işletmesinde ise verimin yağış değişimlerinden etkilenmeyip yaklaşık 52005200 kg civarında sabit kaldığı belirlenmiştir.
İşletmelerin hangi hayvancılık yöntemini (mera veya besi-ahır) kullandığını tespit etmek.
2
Belirlenen yöntemlerin yapısal özelliklerini karşılaştırmak.
X işletmesinin mera (ekstansif), Y işletmesinin ise besi-ahır (entansif) hayvancılığı yaptığı sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki ifadelerin doğruluğunu bu yöntemlerin özelliklerine göre test etmek.
3
Yanlış olan seçeneği (söylenemeyecek olanı) bulmak.
Besi ve ahır hayvancılığında hayvanlar meralarda otlatılmadığı için, Y işletmesinin yüksek veriminin çevredeki meraların zenginliğiyle açıklanamayacağı saptanır.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak.

Anahtar Kavram

Besi-Ahır (Entansif) ve Mera (Ekstansif) Hayvancılığı Farkları
Soru 49Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışı ile bu dağılışı belirleyen temel coğrafi nedenleri ve koşulları eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz Bölümü'nde büyükbaş mera hayvancılığının yaygın olması
Muğla çevresi (Ege) ile Doğu Karadeniz Bölümü'nde arıcılık faaliyetlerinin yoğunlaşması
Ege kıyıları ile Marmara'nın güney kıyılarında kültür balıkçılığının gelişme göstermesi
Karadeniz kıyı kuşağında ağaç sanayisine yönelik tomruk ve kereste üretiminin yüksek olması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz'de büyükbaş mera hayvancılığı yaz yağışları ve çayırlarla; Muğla ve Doğu Karadeniz'de arıcılık zengin flora ve engebeli araziyle; Ege ve Güney Marmara'da kültür balıkçılığı koy ve körfezlerin korunaklı yapısıyla; Karadeniz kıyılarında tomruk ve kereste üretimi nemli iklim ve gür ormanlarla eşleşir.
Türkiye'de yürütülen ekonomik faaliyetlerin dağılışı doğal çevre şartlarıyla yakından ilişkilidir. Erzurum-Kars platosundaki alpin çayırlar büyükbaş mera hayvancılığını; Muğla çevresi ve Doğu Karadeniz'in zengin çiçek ve çam florası arıcılığı; Ege ve Güney Marmara'nın girintili kıyı yapısındaki koylar kültür balıkçılığını; Karadeniz'in nemli iklimindeki gür ormanlar ise kereste ve tomruk üretimini destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars platosunun iklim ve vejetasyon koşullarını analiz etmek.
Bu alanlarda yaz yağışlarının yaygın olduğu ve bu yağışların uzun boylu çayırları (alpin çayırlar) oluşturduğu belirlenir. Bu durum büyükbaş mera hayvancılığıyla eşleşir.
Mera hayvancılığında yem ihtiyacı doğrudan doğal bitki örtüsünden karşılandığı için yaz yağışları ve çayırlar temel belirleyicidir.
2
Muğla ve Doğu Karadeniz'in arıcılık faaliyetleri ile ilişkisini kurmak.
Muğla'daki çam florası ile Doğu Karadeniz'in çiçek florası ve engebeli yer şekillerinin arıcılığa uygun ortam sağladığı görülür.
Arıcılık doğrudan doğal flora çeşitliliğine ve tarım alanlarının kısıtlı olduğu engebeli bölgelerde ek gelir kaynağı olma özelliğine bağlıdır.
3
Kültür balıkçılığının kıyı morfolojisi ile ilişkisini incelemek.
Kültür balıkçılığının yapılabilmesi için dalga etkisinden uzak, korunaklı koy ve körfezlerin bulunması gerektiği belirlenir. Bu durum Ege ve Güney Marmara kıyılarıyla eşleşir.
Açık deniz dalgalarından korunmuş körfezler kafes balıkçılığı yatırımları için coğrafi bir zorunluluktur.
4
Karadeniz kıyı kuşağındaki ormancılık faaliyetlerini değerlendirmek.
Karadeniz'deki düzenli yağış rejimi ve yüksek nemin gür ağaç topluluklarını oluşturduğu, bunun da tomruk ve kereste sanayisine ham madde sağladığı tespit edilir.
Orman varlığının ve verimliliğinin yüksek olması doğrudan nem ve yağış koşullarının elverişliliğine bağlıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki ve beşeri faktörler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılan bazı enerji kaynakları aşağıda verilmiştir. Bu enerji kaynaklarını, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimindeki paylarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Türkiye'nin elektrik enerjisi üretimindeki paylarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralama Kömür - Hidroelektrik - Jeotermal şeklindedir.
Türkiye'nin elektrik üretiminde en büyük pay kömüre aittir, ardından hidroelektrik gelir ve jeotermal ise en düşük paya sahip olandır. Dolayısıyla doğru sıralama Kömür - Hidroelektrik - Jeotermal şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
En yüksek paya sahip kaynağı belirleme
Kömür
Türkiye'de elektrik üretiminde yerli ve ithal kömür toplamı en yüksek orana sahiptir.
2
İkinci en yüksek paya sahip kaynağı belirleme
Hidroelektrik
Hidroelektrik santralleri kömürün ardından en fazla elektrik üreten kaynaktır.
3
En düşük paya sahip kaynağı belirleme
Jeotermal
Jeotermal enerji elektrik üretiminde oldukça sınırlı bir paya sahiptir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kaynakların payları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 51Soru

Türkiye'de hayvancılık faaliyetlerinde uygulanan yöntemler, et ve süt verimi üzerinde doğrudan belirleyici bir etkiye sahiptir. Geleneksel yöntemlerin uygulandığı mera hayvancılığı ile modern yöntemlerin uygulandığı besi ve ahır hayvancılığı arasında verim, iklime bağımlılık ve coğrafi dağılış açısından belirgin farklar bulunmaktadır.

Buna g��re, Türkiye'deki besi ve ahır hayvancılığı ile mera hayvancılığı faaliyetlerinin özellikleri karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Besi ve ahır hayvancılığında, doğal bitki örtüsünün zayıf olduğu kurak yıllarda et ve süt veriminde yaşanan düşüşler mera hayvancılığına göre çok daha belirgindir.

Cevap

Besi ve ahır hayvancılığında kurak yıllarda et ve süt veriminde yaşanan düşüşlerin mera hayvancılığına göre daha belirgin olduğunu iddia eden ifade
Besi ve ahır hayvancılığı kapalı, modern tesislerde yürütüldüğü ve suni yemlemeye dayandığı için dış ortamdaki iklim koşullarından etkilenmez. Dolayısıyla kurak yıllarda bu faaliyet kolunda iklim kaynaklı ciddi verim düşüşleri yaşanması beklenmez. Bu nedenle besi ve ahır hayvancılığında iklim koşullarına bağlı dalgalanmaların mera hayvancılığına göre daha belirgin olduğunu iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Besi-ahır ve mera hayvancılığı yöntemlerinin iklim koşulları ve doğal bitki örtüsüyle olan ilişkisini analiz etmek.
Besi ve ahır hayvancılığının kapalı ortamlarda modern yöntemlerle yürütülerek iklimden bağımsız olduğu; mera hayvancılığının ise açık alanlarda doğrudan iklime ve bitki örtüsüne bağımlı olduğu belirlenir.
Yöntemlerin üretim kararlılığı üzerindeki etkisini ayırt etmek amacıyla.
2
Seçeneklerde sunulan iddiaların doğruluğunu bu analiz ışığında değerlendirmek.
Kurak yıllarda besi ve ahır hayvancılığında verim düşüşlerinin daha belirgin olduğunu savunan ifadenin yanlış olduğu, tam aksine bu düşüşlerin mera hayvancılığında belirgin olduğu saptanır.
Soru kökündeki söylenemez ifadesini karşılayan seçeneği belirlemek amacıyla.

Anahtar Kavram

Besi-Ahır ve Mera Hayvancılığı Arasındaki Verim ve İklim Bağımlılığı Farkları
Soru 52Soru

Türkiye'de tarım alanlarında uygulanan nadas yöntemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprağın mineral ve nem dengesini korumak amacıyla kimyasal gübreleme ve sulama yapılarak gerçekleştirilen aktif bir tarım tekniğidir.

Cevap

Toprağın mineral ve nem dengesini korumak amacıyla kimyasal gübreleme ve sulama yapılarak gerçekleştirilen aktif bir tarım tekniğidir.
Nadas yöntemi aktif bir gübreleme ya da sulama tekniği değildir. Tam tersine, kuraklık ve sulama yetersizliği gibi olumsuz şartlardan dolayı toprağın hiçbir işlem yapılmadan boş bırakılması esasına dayanır. Dolayısıyla bu ifade doğru değildir ve doğru cevabı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Nadas yönteminin tanımı ve uygulanma nedenleri coğrafi açıdan analiz edilir.
Nadasın, kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yağış azlığı ile sulama imkanlarının kısıtlı olmasına bağlı olarak toprağın kaybettiği nem ve mineral dengesini doğal yoldan geri kazanması amacıyla boş bırakılması uygulaması olduğu belirlenir.
Seçeneklerin doğruluğunu test edebilmek için nadas kavramının temel niteliklerini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeler nadasın özellikleri ile karşılaştırılarak yanlış olan ifade tespit edilir.
Nadasın kimyasal gübreleme ve sulama içeren aktif bir yöntem olduğu iddiasının yanlış olduğu, aksine bu yöntemlerin yetersizliğinden dolayı zorunlu olarak uygulanan pasif bir yöntem olduğu saptanır.
Soru kökündeki olumsuz ifadeye uygun olarak doğru olmayan seçeneği bulmak amaçlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de nadas tarımı ve sulama projelerinin tarımsal faaliyetlere etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışı üzerinde fiziki ve beşerî coğrafya faktörleri doğrudan etkilidir. Aşağıda verilen coğrafi alanlar ile bu alanlarda ön plana çıkan hayvancılık veya ormancılık faaliyetlerini en uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Erzurum-Kars Platosu
Menteşe Yöresi (Muğla ve çevresi)
Teke ve Taşeli Platoları
Doğu Karadeniz kıyı kuşağı

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Eşleşmeler sırasıyla: Erzurum-Kars Platosu ile mera büyükbaş hayvancılığı, Menteşe Yöresi ile çam balı arıcılığı, Teke ve Taşeli Platoları ile kıl keçisi yetiştiriciliği, Doğu Karadeniz kıyı kuşağı ile gür orman örtüsü şeklindedir.
Eşleştirme, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki iklim ve bitki örtüsü özelliklerinin ekonomik faaliyetlerle olan doğrudan ilişkisini yansıtır. Yaz yağışlı sert karasal iklim Erzurum-Kars'ta sığır yetiştiriciliğini; kızılçam ormanları ve Akdeniz iklimi Menteşe'de arıcılığı; karstik engebeli maki alanları Teke ve Taşeli'de kıl keçisini; her mevsim bol yağışlı Karadeniz iklimi ise kıyı kuşağında zengin ormancılığı geliştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum-Kars Platosu'nun fiziki ve iklimsel koşullarını analiz etmek.
Bölgenin yaz yağışları ile yeşeren alpin çayırlarına sahip olduğunu ve bu durumun mera büyükbaş hayvancılığı için uygun ortam sağladığını tespit etmek.
Coğrafi özelliklerle hayvancılık türü arasındaki doğrudan ilişkiyi kurmak.
2
Menteşe Yöresi ve Teke-Taşeli Platoları'ndaki bitki örtüsü ve yer şekillerinin etkisini belirlemek.
Menteşe Yöresi'nde kızılçam ormanlarındaki çam salgısına bağlı olarak çam balı arıcılığının; Teke ve Taşeli Platoları'ndaki karstik ve engebeli yapıda ise kıl keçisi yetiştiriciliğinin ön plana çıktığını görmek.
Akdeniz iklim bölgesindeki lokal yer şekli ve vejetasyon farklılıklarının hayvancılık faaliyetleri üzerindeki etkisini ayırt etmek.
3
Doğu Karadeniz kıyı kuşağının iklim özelliklerini değerlendirmek.
Her mevsim yağışlı ve nemli Karadeniz iklimine bağlı olarak Türkiye'nin en gür ve verimli orman kuşağının burada geliştiğini saptamak.
Ormancılık faaliyetlerinin iklim ve nem koşulları ile olan doğrudan ilişkisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki (yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü) faktörler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

Türkiye'de şeker pancarı tarımının yapıldığı alanlar ile şeker fabrikalarının coğrafi dağılışı arasında çok sıkı bir paralellik görülmektedir. Şeker pancarının hasat edildikten sonra kısa sürede işlenmesi gerektiği, aksi takdirde bünyesindeki şeker oranının hızla düşeceği bilinmektedir.

Buna göre, şeker fabrikalarının kuruluş yeri seçiminde belirleyici olan temel coğrafi faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hammadde kaynağına yakınlık

Cevap

Hammadde kaynağına yakınlık
Şeker pancarının çabuk bozulabilen ve bekletildiğinde verimi düşen yapısı, fabrikaların hammadde kaynağına yakın kurulmasını zorunlu kılar. Bu durum, Türkiye'de şeker tarımı alanları ile fabrikaların coğrafi dağılışının örtüşmesini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Şeker pancarının tarımsal özelliklerini ve hasat sonrası durumunu analiz etmek.
Şeker pancarının hasat edildikten sonra hızla şeker kaybına uğradığı ve çabuk bozulan bir yapıda olduğu belirlenir.
Fabrika yerinin belirlenmesindeki temel kısıtlamayı anlamak için hammadde özelliğinin bilinmesi gerekir.
2
Şeker fabrikalarının coğrafi dağılışı ile tarım alanları arasındaki ilişkiyi kurmak.
Fabrikaların tarım alanlarının hemen yakınında konumlandırıldığı görülür.
Ürünün bozulmadan işlenebilmesi için fabrikaların hammadde kaynağının yakınına kurulması zorunludur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de şeker sanayisinin kuruluş yerinin belirlenmesinde hammaddeye yakınlık ilkesi.
Soru 55Soru

Türkiye'nin ekonomi tarihinde planlı model arayışları farklı dönemlerde kendini göstermiştir. Bu bağlamda, 1934-1939 yılları arasında yürürlükte kalan I. Beş Yıllık Sanayi Planı ile 1963-1967 yıllarını kapsayan I. Beş Yıllık Kalkınma Planı sektörel ve mekânsal etkileri bakımından farklılıklar barındırır. Buna göre, bu iki planın hedefleri, kapsamları ve mekânsal sonuçları karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Beş Yıllık Sanayi Planı hammadde kaynaklarına yakın temel sanayi kollarını kurarak ithalat bağımlılığını azaltmaya odaklanırken, I. Beş Yıllık Kalkınma Planı sanayileşmenin yanı sıra sosyal kalkınma ve bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmayı da hedeflemiştir.

Cevap

I. Beş Yıllık Sanayi Planı hammadde kaynaklarına yakın temel sanayi kollarını kurarak ithalat bağımlılığını azaltmaya odaklanırken, I. Beş Yıllık Kalkınma Planı sanayileşmenin yanı sıra sosyal kalkınma ve bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmayı da hedeflemiştir.
I. Beş Yıllık Sanayi Planı hammadde kaynaklarına yakın temel sanayi kollarını kurarak ithalat bağımlılığını azaltmaya odaklanırken, I. Beş Yıllık Kalkınma Planı sanayileşmenin yanı sıra sosyal kalkınma ve bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmayı da hedeflemiştir. Bu durum, 1930'lu yıllardaki ilk planın doğrudan temel sanayi tesislerinin (şeker, tekstil vb.) kurulmasını hedeflediğini, 1960'lardaki ilk planın ise bölgesel dengesizlikleri azaltmayı ve sosyal refahı yaygınlaştırmayı da içine alan çok yönlü bir kalkınma modeli benimsediğini doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın (1934-1939) hedeflerini ve coğrafi sonuçlarını incelemek.
Bu planın, büyük ölçüde özel sektörün yetersiz kalması üzerine devletçilik ilkesi doğrultusunda hazırlandığı, hammaddesi yurt içinde bulunan şeker, dokuma ve demir-çelik gibi temel sanayi kollarına odaklandığı saptanır.
Dönemin küresel Büyük Buhran koşullarında ülkenin dışa bağımlılığını en aza indirmek hedeflenmiştir.
2
I. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın (1963-1967) yapısını ve sektörel kapsamını analiz etmek.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan bu planın, sadece sanayi tesisleri kurmayı değil; bölgesel kalkınma farklarını azaltmayı, sosyal refahı artırmayı ve istihdam olanaklarını geliştirmeyi kapsayan daha geniş bir sosyal kalkınma hedefine sahip olduğu belirlenir.
1960 Anayasası ile ekonominin planlı bir şekilde yönetilmesi anayasal bir zorunluluk haline getirilmiştir.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda seçenekleri karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak.
Sanayi Planı'nın dar kapsamlı ve üretime dönük, Kalkınma Planı'nın ise çok sektörlü ve sosyal kalkınmayı da içine alan bir yapıda olduğu görülür.
İki plan arasındaki sektörel ve mekânsal felsefe farkını belirlemek doğru cevabı bulmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de planlı ekonomi politikalarının tarihsel seyri, hedefleri ve mekânsal yansımaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

Türkiye’de ormanlardan elde edilen ürünler; tomruk, parke ve kereste gibi odunsu ürünler ile reçine, sığla yağı, defne yaprağı ve çam fıstığı gibi odun dışı ürünler olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ürünlerin üretim alanları, Türkiye’deki iklim ve bitki örtüsü çeşitliliğine bağlı olarak coğrafi açıdan belirgin bir dağılış gösterir.

Buna göre, Türkiye'de elde edilen orman ürünleri ile bu ürünlerin üretiminin yoğunlaştığı alan eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi

Cevap

Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi
Erzurum ve Kars çevresi – Mobilyacılık sanayisi için tomruk üretimi eşleştirmesi yanlıştır çünkü Erzurum-Kars Platosu orman varlığı açısından Türkiye'nin en fakir alanlarından biridir. Bölgede sert karasal iklim şartlarına bağlı olarak alpin çayırlar geniş yer tutar ve temel ekonomik faaliyet büyükbaş mera hayvancılığıdır. Mobilyacılık ve tomruk üretimi ise esas olarak orman zenginliği fazla olan Batı Karadeniz ile pazar alanlarına yakın bölgelerde gelişmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki orman dağılışını ve iklim koşullarını analiz edin.
Erzurum-Kars çevresi sert karasal iklimin etkisi altındadır ve doğal bitki örtüsü genel olarak yüksek boylu alpin çayırlardır. Orman varlığı bu bölgede son derece kısıtlıdır.
Orman ürünleri üretiminin yapılabilmesi için öncelikle bölgenin yeterli orman örtüsüne sahip olması gerekir.
2
Bölgelere göre öne çıkan orman ürünlerini ve sanayi kollarını eşleştirin.
Muğla'da sığla yağı, Artvin'de kereste/kâğıtlık odun, İzmir-Aydın'da çam fıstığı ve Akdeniz kıyılarında (Antalya/Mersin) defne yaprağı üretimi yaygındır. Mobilya sanayisi için tomruk üretimi ise Batı Karadeniz (Bolu, Kastamonu) gibi orman oranı çok yüksek yerlerde yoğundur.
Her ağaç türünün ekolojik istekleri farklı olduğundan orman ürünlerinin coğrafi dağılışı da bu türlerin yetişme alanlarına göre değişir.
3
Erzurum-Kars eşleştirmesini kontrol ederek yanlış olanı belirleyin.
Erzurum-Kars çevresinin büyükbaş mera hayvancılığı ile öne çıktığı, orman sanayisi ve tomruk üretimi için uygun olmadığı görülür. Dolayısıyla bu eşleştirme yanlıştır.
Bölgenin fiziki coğrafya özellikleri ekonomik faaliyet türünü doğrudan etkilemektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de orman varlığının coğrafi dağılışı ve ormancılık faaliyetleri
Soru 57Soru

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde kullanılan enerji kaynaklarının toplam üretim içindeki payları, iklim koşulları (özellikle kuraklık/yağışlı dönemler) ve ithalat dengelerine bağlı olarak yıldan yıla küçük değişimler gösterse de genel sıralama büyük oranda sabittir.

Buna göre, Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde kullanılan aşağıdaki enerji kaynaklarını, toplam elektrik üretimindeki payı en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama: Kömür (Taş kömürü ve linyit) > Doğal gaz > Hidroelektrik > Rüzgâr şeklindedir.
Türkiye'nin elektrik üretiminde en büyük pay kömüre (ithal kömür ve linyit toplamı) aittir. Onu doğal gaz ve ardından hidroelektrik takip eder. Rüzgâr enerjisi ise bu kaynaklar arasında en düşük paya sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin toplam elektrik üretiminde en büyük paya sahip olan birincil kaynağı belirleyin.
Kömür (linyit ve ithal kömürün toplamı) yaklaşık %34-36 payla ilk sıradadır.
Baz yük güç santralleri olarak işlev gören kömür santralleri, kesintisiz elektrik üretiminde en büyük payı üstlenir.
2
İkinci sıradaki fosil yakıtlı kaynağı tespit edin.
Doğal gaz, yaklaşık %20-23 payla ikinci sıradadır.
Doğal gaz santralleri esnek üretim kabiliyetleri nedeniyle talep dalgalanmalarını dengelemek amacıyla yoğun olarak kullanılır.
3
Yenilenebilir kaynakların kendi arasındaki üretim payı sıralamasını yapın.
Hidroelektrik enerjisi rüzgâr enerjisinden daha fazla paya sahiptir; hidroelektrik yaklaşık %19-21, rüzgâr ise %10-11 paya sahiptir.
Türkiye'nin engebeli ve yüksek coğrafi yapısı hidroelektrik potansiyelini artırırken, rüzgâr santrallerinin toplam üretimdeki payı son yıllarda artsa da henüz hidroelektrik seviyesine ulaşamamıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimindeki payları ve sıralaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 58Soru

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde hammaddeye yakınlık, enerji kaynağına yakınlık, ulaşım imkânları ve pazar gibi faktörler belirleyici olmaktadır. Ülkemizde petrolün ��ıkarıldığı tek bölge olan Güneydoğu Anadolu'da kurulan Batman Petrol Rafinerisi hammaddeye yakınlık ilkesine göre konumlandırılmıştır.

Buna göre; İzmit (İpraş) ve İzmir (Aliağa) petrol rafinerilerinin kuruluş yeri seçiminde öncelikle etkili olan coğrafi faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulaşım kolaylığı ve tüketim merkezlerine (pazara) yakınlık

Cevap

Ulaşım kolaylığı ve tüketim merkezlerine (pazara) yakınlık
İzmit ve İzmir gibi liman kentlerinde petrol rafinerilerinin kurulmasının temel nedeni, ham petrolün deniz yoluyla limanlara kolayca taşınabilmesi (ulaşım) ve bu bölgelerin sanayi ile nüfus yoğunluğu bakımından en büyük tüketim alanları (pazar) olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Batman dışındaki petrol rafinerilerinin konum özellikleri değerlendirilir.
İzmit ve İzmir'in kıyı şehirleri olduğu ve bu limanlar vasıtasıyla dışarıdan petrol ithalatının kolayca yapılabildiği saptanır.
Ulaşım imkânlarının (liman) ithal hammadde taşımacılığındaki önemini anlamak.
2
Bu bölgelerin nüfus ve sanayi yoğunluğu analiz edilir.
Marmara ve Ege bölgelerinin Türkiye'nin en büyük tüketici nüfusuna (pazara) sahip bölgeleri olduğu belirlenir.
Pazar faktörünün sanayi tesisinin yer seçimindeki etkisini ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Türkiye'de petrol rafinerilerinin yer seçimini etkileyen faktörler (Batman = Hammadde, İzmit/İzmir = Ulaşım ve Pazar)
Soru 59Soru

Türkiye'de kültürel turizm potansiyelinin uluslararası düzeyde tanıtılmasında ve korunmasında UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan kültürel varlıklar önemli bir yere sahiptir. Aşağıda verilen Türkiye'deki UNESCO Dünya Miras Alanlarını, listeye kabul ediliş yıllarına göre geçmişten günümüze (en eskiden en yeniye) doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Divri��i Ulu Camii ve Darüşşifası (1985), Safranbolu Şehri (1994), Selimiye Camii ve Külliyesi (2011) ve Göbeklitepe Arkeolojik Alanı (2018) şeklinde sıralanmalıdır.
Verilen kültürel varlıkların UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul ediliş yılları sırasıyla Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası için 1985, Safranbolu Şehri için 1994, Selimiye Camii ve Külliyesi için 2011 ve Göbeklitepe Arkeolojik Alanı için 2018 yılıdır. Dolayısıyla geçmişten günümüze doğru sıralama bu düzeni takip etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültürel varlıkların UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kabul ediliş yıllarını belirleme.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 1985, Safranbolu Şehri 1994, Selimiye Camii ve Külliyesi 2011, Göbeklitepe Arkeolojik Alanı ise 2018 yılında listeye tescil edilmiştir.
Doğru kronolojik sıralamayı yapabilmek için her bir alanın listeye kabul edildiği tarihlerin bilinmesi gerekir.
2
Belirlenen yılları en eskiden en yeniye doğru sıralama.
1985 < 1994 < 2011 < 2018 sıralamasına göre kültürel alanlar ardışık olarak dizilir.
Soruda geçmişten günümüze doğru kronolojik bir sıralama talep edilmektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki kültürel varlıklarının tescil kronolojisi ve turizm coğrafyasındaki yeri.
Soru 60Soru

Türkiye'de yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılış özellikleri ile bu dağılışı belirleyen temel coğrafi faktörleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kümes hayvancılığının Marmara ve Ege gibi nüfus yoğunluğu fazla olan bölgelerin yakınlarında yoğunlaşması
Mera hayvancılığının Erzurum-Kars Platosu ve Doğu Karadeniz yaylalarında en önemli ekonomik faaliyet olması
Besi ve ahır hayvancılığının şeker fabrikalarının kurulu olduğu iç bölgelerde ve büyük kentlerin çevrelerinde gelişmesi
Arıcılık faaliyetlerinin Muğla, Hakkâri ve Doğu Karadeniz gibi engebeli ve sanayileşmenin az olduğu alanlarda yaygın yapılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kümes hayvancılığı ile pazar olanakları; mera hayvancılığı ile Alpin çayırları; besi ve ahır hayvancılığı ile şeker pancarı küspesi ve pazar yakınlığı; arıcılık ile bitki örtüsü çeşitliliği ve temiz alanlar eşleşmelidir.
Kümes hayvancılığı pazar olanaklarına ve nüfus yoğunluğuna; mera hayvancılığı yaz yağışları ve alpin çayırlarına; besi ve ahır hayvancılığı şeker pancarı küspesi ve büyük kentlerin pazarlama imkanlarına; arıcılık ise bitki örtüsü çeşitliliği ile temiz doğal alanların varlığına bağlı olarak dağılış gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kümes hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Kümes hayvancılığı, tüketici nüfusa yakınlık (pazar olanakları) gerektiren kapalı alan faaliyetidir. Bu nedenle Marmara ve Ege bölgelerindeki tüketim merkezlerinin yakınlığıyla eşleşir.
Kümes hayvancılığının coğrafi dağılışında iklimden ziyade beşerî faktörlerin (pazar) rolünü belirlemek için.
2
Mera hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Mera hayvancılığı iklime and bitki örtüsüne bağımlıdır. Erzurum-Kars Platosu'ndaki yaz yağışları ve gür Alpin çayırları bu faaliyetle eşleşir.
Mera hayvancılığı ile doğal çevre koşulları (yağış rejimi ve bitki örtüsü) arasındaki ilişkiyi kurmak için.
3
Besi ve ahır hayvancılığının dağılış nedenini analiz etmek
Besi ve ahır hayvancılığı modern ahırlarda yapılır. Şeker pancarı fabrikalarının yan ürünü olan küspe, bu faaliyet için önemli bir yem kaynağıdır. Dolayısıyla iç bölgelerdeki şeker fabrikaları ve pazar yakınlığı ile eşleşir.
Sanayi ham maddesi atıkları ile hayvancılık faaliyetleri arasındaki entegrasyonu anlamak için.
4
Arıcılık faaliyetinin dağılış nedenini analiz etmek
Arıcılık, bitki örtüsü çeşitliliğinin fazla olduğu ve sanayi kirliliğinden uzak engebeli alanları tercih eder. Dolayısıyla Muğla, Hakkâri ve Doğu Karadeniz gibi zengin flora alanlarıyla eşleşir.
Doğal bitki örtüsü ve çevre temizliğinin arıcılık üzerindeki etkisini değerlendirmek için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de yürütülen hayvancılık faaliyetlerinin coğrafi dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörler ile hayvancılık yöntemleri.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki
Türkiye Ekonomisi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin