İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası

59 soru

Soru 1Soru

Çin kaynaklarında ve Karabalgasun Yazıtı'nda yer alan bilgilere göre; Uygur Kağanı Bögü, Mani dinini resmi din ilan ettikten sonra başkent Ordubalık'ta tapınaklar inşa ettirmiş, halkın et yemesini ve savaşmasını yasaklayan Maniheist ilkeleri yaymaya çalışmıştır. Bu süreçte kağanlar, kendilerini 'Ay Tengri'de kut bulmuş' olarak nitelendiren unvanlar kullanmaya başlamışlardır. Bu din değişimi, Uygurların sosyal, sanatsal ve ekonomik yapısında devrim niteliğinde yeniliklere yol açmıştır.

Uygurlarda görülen bu din değişimi ve yerleşik yaşama geçiş süreci göz önüne alınd��ğında, devletin egemenlik anlayışı ve toplumsal yapısıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Din değişimiyle birlikte geleneksel 'kut' inancı tamamen terk edilmiş, egemenliğin meşruiyeti ruhban sınıfının onayına bağlanmıştır.

Cevap

Din değişimiyle birlikte geleneksel kut inancının tamamen terk edildiği ve egemenliğin meşruiyetinin ruhban sınıfının onayına bağlandığı yargısı yanlıştır.
Uygur Devleti'nde Maniheizm'in kabulüyle birlikte hükümdarlar 'Ay Tengri' gibi unvanlar almışlardır. Bu durum kut inancının terk edildiğini değil, Maniheist unsurlarla sentezlenerek sürdürülmüştür. Ayrıca Türk devlet geleneğinde egemenlik meşruiyeti hiçbir zaman rahipler veya bir ruhban sınıfının onayına bırakılmamış, teokratik ögeler unvanlarda yer alsa da laik-askeri kağanlık otoritesi korunmuştur. Bu nedenle kut inancının tamamen terk edildiği ve egemenliğin ruhban sınıfının onayına bağlandığı yargısı yanlıştır ve ulaşılamazdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin Maniheizm'i kabul etme sürecindeki kültürel ve siyasi dönüşümleri incelemek.
Din değişimiyle birlikte tapınak inşası (mimari) ve et yeme/savaşma yasağı (askeri/sosyal yapı) gibi köklü değişimlerin yaşandığı tespit edilir.
Din ve yaşam tarzı değişikliklerinin toplumsal ve askeri hayattaki yansımalarını belirlemek.
2
Uygur hükümdarlarının kullandığı yeni unvanları ve egemenlik meşruiyetini analiz etmek.
Kağanların 'Ay Tengri'de kut bulmuş' unvanını kullanmasının, geleneksel kut inancının yok olmadığını, aksine yeni dinin kavramlarıyla harmanlanarak devam ettiğini gösterdiği anlaşılır.
Egemenlik anlayışındaki süreklilik ve değişim dengesini doğru kavramak.
3
Geleneksel veraset sisteminin bu süreçteki durumunu değerlendirmek.
Sosyal ve dini değişimlere rağmen, tahtın hanedan üyelerine geçiş usulünün (veraset sistemi) değişmeden sürdürüldüğü doğrulanır.
Yönetim yapısındaki en temel unsurların korunduğunu saptamak.
4
Elde edilen veriler doğrultusunda yanlış olan (ulaşılamaz olan) yargıyı belirlemek.
Kut inancının terk edilmediği ve egemenliğin rahiplerin onayına tabi kılınmadığı saptanarak ulaşılamaz seçeneğe ulaşılır.
Sorunun kökünde istenen olumsuz yargıyı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Uygurların din değişimi, yerleşik hayata geçişin getirdiği kültürel/siyasi değişimler ve yönetim yapısındaki süreklilik unsurları.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

Kök Türk Devleti hükümdarı Bilge Kağan, ülkenin etrafının surlarla çevrilmesini, Budizm ve Taoizm dinlerinin kabul edilmesini Kurultay’a teklif etmiş; ancak Vezir Tonyukuk ve Kurultay üyeleri, Türklerin göçebe yaşam tarzına ve savaşçı yapısına uygun olmadığı gerekçesiyle bu öneriyi reddetmişlerdir.

Bu tarihsel gelişme değerlendirildiğinde, ilk Türk devletlerindeki devlet yönetimi ve egemenlik anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kağanın yönetim yetkilerinin mutlak ve sınırsız olmadığını, kurultay iradesi ve töre kurallarının hükümdarın kararlarını denetleyip sınırlandırabildiğine

Cevap

Kağanın yönetim yetkilerinin mutlak ve sınırsız olmadığını, kurultay iradesi ve töre kurallarının hükümdarın kararlarını denetleyip sınırlandırabildiğine
Verilen tarihsel olayda, Bilge Kağan'ın ülkeyi surlarla çevirme ve bazı dinleri kabul etme önerisi, kurultay ve vezir Tonyukuk tarafından reddedilmiştir. Bu durum, kağanın her istediğini yapamadığını, kararlarının kurultayda tartışılarak töreye ve yaşam tarzına uymadığı gerekçesiyle veto edilebildiğini gösterir. Dolayısıyla ilk Türk devletlerinde hükümdarın yetkileri mutlak ve sınırsız değildir; kurultay ve töre, hükümdarın gücünü sınırlandırma yetkisine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihsel gelişmeyi analiz etmek
Bilge Kağan'ın ülkenin savunması (surlarla çevrilmesi) ve inanç sistemi (Budizm ve Taoizm) ile ilgili yaptığı önerilerin Kurultay ve Vezir Tonyukuk tarafından reddedildiği görülür.
Metindeki ana fikri ve olayların gelişimini doğru tespit etmek amacıyla yapılır.
2
İlk Türk devlet yönetimindeki egemenlik unsurları ile eşleştirmek
Bu durum, kağanın mutlak egemenlik sahibi olmadığını, Kurultay'ın sadece bir danışma meclisi olmayıp gerektiğinde karar alıcı ve denetleyici bir işlev üstlendiğini gösterir.
Tarihsel verilerden yola çıkarak devlet teşkilatlanmasındaki güçler dengesini analiz etmek için gereklidir.
3
Çeldiricilerdeki anachronism ve kavram karmaşalarını elemek
Modern parlamenter sistem, laiklik gibi kavramlar bu dönem için geçersiz olduğundan elenir ve mutlakiyetin sınırlılığı vurgulanan seçeneğe ulaşılır.
Tarihsel kavramları kendi döneminin şartlarına göre değerlendirme becerisini ölçmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Kurultay'ın karar ve denetim organı olma özelliği ile kağanın yetkilerinin töre çerçevesinde sınırlandırılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Uygur Devleti'nin kültürel, siyasi ve mimari yapısına ait aşağıda verilen kavramları, bu kavramlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maniheizm
Bögü Kağan
Karabalgasun Yazıtı
Ordubalık

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uygur Devleti'ne ait kavramların doğru eşleştirmesi şu şekildedir: Maniheizm inancı yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî gelişmeyle, Bögü Kağan bu dini kabul eden hükümdarla, Karabalgasun Yazıtı dönemin gelişmelerini anlatan kitabeyle, Ordubalık ise Ötüken'den sonra kurulan plânlı başkentle eşleşir.
Verilen kavramlar açıklamalarıyla doğru eşleştirilmiştir: Maniheizm inancı yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî gelişmeyle, Bögü Kağan bu dini kabul eden hükümdarla, Karabalgasun Yazıtı dönemin gelişmelerini anlatan kitabeyle, Ordubalık ise kurulan yeni planlı başkentle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Maniheizm terimini incelemek.
Maniheizm, yerleşik yaşama geçişi hızlandıran dinî inanç açıklamasıyla eşleşir.
Uygurlar Maniheizm dininin getirdiği kurallar (et yememe vb.) nedeniyle yerleşik hayata geçmiş ve tarım yapmışlardır.
2
Bögü Kağan terimini incelemek.
Bögü Kağan, Mani dinini devletin resmî dini hâline getiren hükümdar açıklamasıyla eşleşir.
762 yılındaki Lo-yang seferi sonrasında Mani rahiplerini ülkesine getiren ve din değişikliğini gerçekleştiren kağandır.
3
Karabalgasun Yazıtı terimini incelemek.
Karabalgasun Yazıtı, Maniheizm'in kabulünü ve tarihî gelişmeleri anlatan kitabe açıklamasıyla eşleşir.
Uygurların din değişikliği ve siyasi olayları hakkında Türkçe, Çince ve Sogdca dillerinde bilgi veren temel yazılı kaynaktır.
4
Ordubalık terimini incelemek.
Ordubalık, Ötüken'den sonra kurulan ilk plânlı şehir açıklamasıyla eşleşir.
Uygurların yerleşik yaşama geçmelerinin bir göstergesi olarak kurdukları korunaklı ve plânlı yeni başkenttir.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nin kültür, din, mimari ve yazılı eser alanındaki temel özellikleri.
Soru 4Soru

İlk ve Orta Çağlarda Avrasya coğrafyasında hüküm süren ve Türk dünyasının farklı bölgelere yayılmasında etkili olan Türk devletleri ve toplulukları ile bunlara ait tarihi özellikler aşağıda verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki Türk devlet ve topluluklarını sağ sütundaki en belirgin tarihi özellikleri ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Macarlar
Oğuzlar (Uzlar)
Sibirler (Sabarlar)
Kimekler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Macarlar ile Katolik mezhebini benimseme ve Türkoloji enstitüsü kurma; Oğuzlar (Uzlar) ile Bizans ordusunda paralı askerlik yapıp Malazgirt'te Selçuklu safına geçme; Sibirler (Sabarlar) ile Anadolu'ya ikinci Türk akınlarını düzenleme ve Sibirya'ya adını verme; Kimekler ile ülkeyi on bir bölgeye ayırma ve posta teşkilatı kurma özellikleri eşleşmektedir.
Verilen Türk topluluklarının her biri kendilerine has ayırt edici tarihi özelliklerle doğru şekilde eşleşmiştir: Macarlar Katoliklik ve Türkoloji enstitüsüyle; Oğuzlar (Uzlar) Bizans ordusundaki paralı askerlikleri ve Malazgirt Savaşı'ndaki saf değiştirmeleriyle; Sibirler (Sabarlar) Anadolu'ya ikinci akınları düzenlemeleri ve Sibirya'ya adlarını vermeleriyle; Kimekler ise on bir idari bölge ve gelişmiş posta teşkilatıyla bilinmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel özellikleri verilen ilk Türk topluluğunu belirleme.
Katolikliği benimseyen ve Budapeşte'de ilk Türkoloji enstitüsünü kuran topluluğun Macarlar olduğu tespit edilir.
Macarlar, Hristiyanlığın Katolik mezhebini seçen ve modern Türkoloji biliminin kurucularından olan devlettir.
2
Bizans ordusunda askerlik yapıp savaşta taraf değiştiren topluluğu belirleme.
Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu safına geçen Hristiyan Türk topluluğunun Oğuzlar (Uzlar) olduğu belirlenir.
Uzlar (Hristiyan Oğuzlar), Bizans saflarında savaşırken Peçenekler ile birlikte Selçuklu ordusuna katılmışlardır.
3
Anadolu'ya yönelik erken dönem akınları düzenleyen ve bir coğrafyaya adını veren topluluğu bulma.
Sibirya isminin kaynağı olan ve Anadolu'ya Hunlardan sonra akın yapan topluluğun Sibirler (Sabarlar) olduğu saptanır.
Sibirler (Sabarlar), VI. yüzyılda Anadolu'ya kadar ulaşan askeri seferler düzenlemişlerdir.
4
Ülke yönetimi ve haberleşme sistemleriyle öne çıkan topluluğu saptama.
Posta teşkilatı kuran ve ülkeyi on bir idari bölgeye ayıran topluluğun Kimekler olduğu belirlenir.
Kimekler, geniş topraklara sahip olduklarından dolayı haberleşme için gelişmiş bir posta ağını hayata geçirmişlerdir.

Anahtar Kavram

Diğer Türk Devletleri ve Topluluklarının kendine özgü siyasi, kültürel ve idari özellikleri.
Soru 5Soru

Kök Türk Devleti'nde Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra hükümdarlık hakkı hanedanın büyük üyelerine ait olmasına rağmen, boy beylerinin desteği ve askerî gücün etkisiyle Bilge Kağan tahta çıkarılmıştır. Bu durum üzerine bazı boylar, kağanın göksel meşruiyetini (kut) sorgulayarak isyan etmiş ve kendi törelerine göre bağımsız hareket etmeye başlamışlardır.

Bu tarihi gelişme, ilk Türk devletlerindeki yönetim anlayışı ile ilgili aşağıdaki durumlardan hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarın tahta geçmesinde hanedan üyesi olmanın yanı sıra boyların rızasını kazanmanın ve fiilî gücün de meşruiyette rol oynadığının

Cevap

Hükümdarın tahta geçmesinde hanedan üyesi olmanın yanı sıra boyların rızasını kazanmanın ve fiilî gücün de meşruiyette rol oynadığının
Verilen tarihi örnekte, Bilge Kağan'ın hükümdar olmasında hanedanın en büyük üyesi olmamasına karşın boy beylerinin desteği ve fiili askeri gücü belirleyici olmuştur. Bu durum, meşruiyetin ve tahta geçişin sadece soy birliğiyle değil, siyasi dengeler ve boyların rızası ile de şekillendiğini açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki tarihi gelişmenin analiz edilmesi.
Kapgan Kağan'ın ölümünün ardından normal veraset sırası dışındaki bir adayın (Bilge Kağan) boyların rızası ve askeri güç ile tahta geçtiği, buna karşı çıkan bazı boyların ise kağanın kutunu (meşruiyetini) sorgulayarak isyan ettiği belirlenir.
Yönetimdeki güç dengelerini ve meşruiyet kaynaklarını tespit etmek.
2
Seçeneklerin incelenmesi ve çelişkili ifadelerin elenmesi.
Boy beylerinin desteğinin ve gücün tahta geçişteki rolü, hükümdarlığın sadece kan bağına değil, siyasi uzlaşı ve desteğe de bağlı olduğunu gösteren yargıyla eşleşir.
İlk Türklerde kut, veraset ve töre ilişkisini doğru yorumlayarak doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

İlk Türklerde tahta geçiş usulü, kurultay, kut inancı ve boy beylerinin meşruiyetteki rolü.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Uygur Devleti'nin kuruluş, gelişim ve yıkılış süreçlerinde yaşanan aşağıdaki olayları kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Uygur Devleti'nin tarihi gelişimindeki doğru kronolojik sıralama sırasıyla: Ötüken merkezli bağımsız devletin kurulması, Maniheizm dininin kabul edilmesi ve Kırgızların saldırısıyla devletin yıkılarak göçlerin yaşanması şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama sırasıyla kuruluş, Mani dininin kabulü ve Kırgızlar tarafından yıkılma aşamalarını takip eder.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kuruluş olayının tespit edilmesi
II. Kök Türk Devleti'nin zayıflama sürecinde 744 yılında bağımsız bir devlet kurulmuştur.
Bir devletin siyasi kronolojisindeki ilk adım her zaman kuruluş aşamasıdır.
2
Sosyo-kültürel değişim yaratan dini gelişmenin belirlenmesi
Bögü Kağan döneminde 762 yılında Maniheizm'in kabul edilmesi kronolojide ikinci aşamadır.
Maniheizm'in kabulü, devlet kurulduktan sonra gerçekleşen ve yerleşik hayata geçişi hızlandıran bir gelişmedir.
3
Devletin varlığını sonlandıran siyasi olayın bulunması
840 yılında Kırgızların istilası sonucu devletin yıkılması ve farklı bölgelere göç edilmesi son halkadır.
Yıkılış ve göç dalgaları bu sürecin tamamlanmasına ve devletin tarih sahnesinden çekilmesine neden olmuştur.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nin kuruluş, kültürel dönüşüm ve yıkılış aşamaları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

İlk Türk devletlerinde uygulanan onlu sistemde, askeri birliklerin düzenlenmesi ile toplumsal yapının idari taksimatı iç içe geçmiştir. Barış zamanında boylar halinde hayvancılıkla uğraşan ve sosyal birer topluluk olan halk, savaş veya seferberlik durumunda hızla organize olarak askeri birliklere dönüşmüştür. Bu durum, ilk Türk toplumlarında sivil ve askeri yaşam arasındaki sınırların belirsizleşmesini sağlamıştır.

Buna göre, ilk Türk toplumlarındaki ordu ve sosyal yapı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal yaşam şeklinin ve sosyal örgütlenmenin, askeri yapının şekillenmesinde ve işleyişinde kurucu bir rol oynadığı

Cevap

Toplumsal yaşam şeklinin ve sosyal örgütlenmenin, askeri yapının şekillenmesinde ve işleyişinde kurucu bir rol oynadığı
Doğru yanıt olan seçenek, parçada belirtilen askeri ve sivil yaşamın sınırlarının belirsizleşmesi, boy yapısının savaş zamanı doğrudan askeri birime dönüşmesi durumunu en iyi özetleyen ifadedir. Türklerdeki konargöçer yaşam tarzı ve sosyal örgütlenme, askeri organizasyonun temelini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel vurguyu analiz etmek.
İlk Türklerde sivil yaşam ile askeri yaşamın iç içe geçtiği ve boy yapısının askeri sisteme temel oluşturduğu anlaşılmıştır.
Soruda verilen bilgilerin ana fikrini saptamak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
2
Seçenekleri bu ana fikir doğrultusunda değerlendirmek.
Askeri teşkilatın sosyal yapı ve yaşam tarzından bağımsız olmadığı, aksine onunla doğrudan bütünleştiği tespit edilmiştir.
Türklerdeki ordu yapısının sosyal hayatın doğal bir sonucu olduğunu belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

İlk Türklerde sosyal hayat ile askeri yapının ilişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

İlk ve Orta Çağlarda kurulan Türk devletleri ve toplulukları, gerek hüküm sürdükleri coğrafyalarda gerekse göç ettikleri bölgelerde dünya tarihi üzerinde derin izler bırakmışlardır. Sol sütunda verilen Türk devlet/topluluklarını, sağ sütunda verilen kendilerine özgü tarihi ve askeri-siyasi özellikleri ile doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hazarlar
Peçenekler
Kırgızlar
Avarlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hazarlar - Belencer Savaşı ve Hazar Barış Çağı; Peçenekler - Devletleşememe ve Malazgirt'te Selçuklu safına geçme; Kırgızlar - Ötüken'in son Türk hâkimi ve Moğol egemenliği; Avarlar - İstanbul kuşatması ve Slavların teşkilatlandırılması.
Verilen eşleştirmede Hazarlar Kafkasya savunması ve Pax Chazarica ile, Peçenekler devletleşemeyip Malazgirt'te taraf değiştirmeleriyle, Kırgızlar Ötüken'deki son Türk hâkimiyeti ve Yenisey Kitabeleriyle, Avarlar ise Sasanilerle ortaklaşa İstanbul'u kuşatmaları ve Slavları teşkilatlandırmalarıyla doğru bir şekilde örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hazarlar topluluğunun temel askeri ve dini/ticari özelliklerini belirlemek.
Hazarların Museviliği benimseyen tek Türk devleti olması, Kafkasya'da Emeviler ile (Belencer Savaşı) mücadele etmesi ve Hazar Barış Çağı'nı (Pax Chazarica) kurması bilgileri eşleştirilir. Bu durum Hazarlar ile ticaret ve Kafkasya savunması ilişkisini doğrular.
Toplulukların özgün tarihi olaylarını ve coğrafi etkilerini ayırt etmek analitik çözüm için ilk adımdır.
2
Peçeneklerin siyasi yapısını ve Bizans ile ilişkilerini analiz etmek.
Peçeneklerin Karadeniz kuzeyinde devlet kuramayıp boy birliği kurması ve Bizans ordusunda paralı askerken Malazgirt'te Selçuklu safına geçmesi bilgisi eşleştirilir.
Bizans'ta ücretli askerlik yapan diğer Türk boylarıyla (Oğuzlar, Kıpçaklar) karıştırılmaması için devletleşme düzeyleri ve savaşlar analiz edilmelidir.
3
Kırgızların Ötüken'deki tarihi rolünü ve kültürel miraslarını incelemek.
Kırgızların Uygurları yıkarak Ötüken'de kurulan son Türk devleti olması, Yenisey Kitabeleri'ni oluşturması ve Moğol egemenliğini kabul etmesi bilgisi eşleştirilir.
Ötüken merkezli kurulan Hun, Göktürk ve Uygur gibi devletlerden sonraki son siyasi hâkimiyeti belirlemek kronolojik doğruluk sağlar.
4
Avarların Avrupa'daki askeri faaliyetlerini ve etnik etkilerini değerlendirmek.
Avarların Sasaniler ile iş birliği yaparak İstanbul'u kuşatmaları ve Slavları askeri yönden etkileyip teşkilatlandırmaları bilgisi eşleştirilir.
Hem Asya hem de Avrupa'da devlet kuran ve İstanbul'u ilk kez kuşatan topluluğu belirlemek eşleştirmeyi tamamlar.

Anahtar Kavram

Orta Çağ'da Asya ve Avrupa'da faaliyet gösteren Türk devlet ve topluluklarının siyasi, dini ve askeri özellikleri.
Soru 9Soru

İlk ve Orta Çağlarda Türk dünyasına dair araştırmalarda karşılaşılan en temel tartışmalardan biri 'Türk' adının etimolojik kökeni ve bu kelimeye farklı kaynak ile araştırmacılar tarafından yüklenen anlamlardır. Aşağıda sol sütunda yer alan tarihi kaynak ve modern araştırmacıları, sağ sütunda verilen kavramsal tanımlamalar ve gerekçeleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Ziya Gökalp'in sosyolojik tezleri ve kültürel analizleri
Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânu Lugâti't-Türk adlı eseri
Çin yıllıklarında yer alan en eski askeri ve coğrafi kayıtlar
Arminius Vambery'nin Altay dilleri üzerine yürüttüğü filolojik çalışmalar
Gerhard Doerfer'in Türk dilinin en eski tabakalarına dair etimolojik tahlilleri

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Ziya Gökalp'in sosyolojik tezleri 'töre/nizam sahibi' (right_1) ile; Kaşgarlı Mahmud'un eseri 'olgunluk çağı' (right_3) ile; Çin yıllıkları 'miğfer' (right_2) ile; Arminius Vambery'nin çalışmaları 'türemek/çoğalmak' (right_4) ile; Gerhard Doerfer'in tahlilleri ise 'devlete bağlı halk' (right_5) anlamı ile eşleşmektedir.
Yapılan eşleştirmede her kaynak veya araştırmacı, savunduğu veya kaydettiği tarihsel tez ile tam olarak örtüşmektedir. Ziya Gökalp yasaları ve töreyi temel alırken, Kaşgarlı Mahmud toplumsal olgunluğu vurgulamış, Çin kaynakları askeri teçhizata (miğfer) odaklanmış, Vambery filolojik olarak türemek eylemini işaret etmiş, Doerfer ise siyasi aidiyeti (devlete bağlı halk) öne çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in sosyolojik teorileri incelenir.
Gökalp, Türk adını 'töreli' kelimesine bağlar. Bu durum, topluluğun yasalara ve nizama bağlılığını ön plana çıkaran açıklamayla (right_1) doğrudan örtüşür.
Ziya Gökalp'in kültür sosyolojisi alanındaki etimolojik analizini tespit etmek.
2
Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk'teki ifadeleri değerlendirilir.
Kaşgarlı Mahmud, Türk adının karşılığını 'olgunluk çağı' olarak verir. Bu da gelişimini tamamlamış evreyi nitelendiren açıklamayla (right_3) eşleşir.
Divânu Lugâti't-Türk'te yer alan klasik tanımı doğru şekilde belirlemek.
3
Erken dönem Çin kaynaklarındaki kayıtlar analiz edilir.
Çin yıllıklarında Türk adının miğfer anlamına geldiği belirtilir. Bu bilgi, Altay Dağları'nın şekli ve askeri teçhizat vurgusu yapan açıklamayla (right_2) eşleşir.
Çin kaynaklarının Türk adına dair sunduğu en eski yazılı tanımı saptamak.
4
Arminius Vambery'nin dilbilimsel çalışmaları gözden geçirilir.
Vambery, Türk kelimesinin türemek kökünden geldiğini savunur. Bu tez, çoğalmak ve yaratılmak eylemlerine dayanan açıklamayla (right_4) eşleşir.
Batılı Türkologların filolojik köken teorilerini doğru eşleştirmek.
5
Gerhard Doerfer'in etimolojik yaklaşımları analiz edilir.
Doerfer, kelimenin kökeninde siyasi ve idari bir birliktelik arayarak bunu devlete bağlı halk şeklinde açıklar. Bu yaklaşım son açıklamayla (right_5) eşleşir.
Modern dönem Türkologlarının devlete bağlılık ve otonom halk tezi üzerine görüşünü belirlemek.

Anahtar Kavram

Türk adının tarihi kaynaklarda ve farklı araştırmacılarda geçen etimolojik, sosyolojik ve siyasi anlamları.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 10Soru

Avrupa Hun Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasında imzalanan Margus (434) ve Anatolius (447) barış antlaşmalarının maddeleri incelendiğinde; Doğu Roma'nın ödeyeceği yıllık verginin artırılması ve sınır kasabalarında serbest ticaret yapılması gibi ekonomik hükümlerin yanı sıra, "Hun imparatorluğundan kaçan sığınmacıların ve esirlerin (özellikle Hun hanedanına mensup kişilerin ve boy beylerinin) iade edilmesi, Doğu Roma'nın bu kişileri kabul etmemesi ve Hunlara karşı diğer kavimlerle ittifak kurmaması" gibi maddelerin üzerinde önemle durulduğu görülmektedir.

Buna göre, Avrupa Hun Devleti'nin Doğu Roma ile yaptığı antlaşmalarda sığınmacıların iadesi konusunu diplomatik bir öncelik hâline getirmesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel Türk veraset sisteminden kaynaklanan taht hakkı nedeniyle, kaçan hanedan üyelerinin Doğu Roma tarafından kışkırtılarak Hun devleti içinde taht kavgalarına ve merkezi otoritenin zayıflamasına yol açmasını engellemek

Cevap

Geleneksel Türk veraset sisteminden kaynaklanan taht hakkı nedeniyle, kaçan hanedan üyelerinin Doğu Roma tarafından kışkırtılarak Hun devleti içinde taht kavgalarına ve merkezi otoritenin zayıflamasına yol açmasını engellemek
Doğu Roma İmparatorluğu'na sığınan Hun hanedan üyeleri ve boy beyleri, ilk Türk devletlerindeki veraset sistemi gereği taht üzerinde meşru hak iddia edebilecek konumdaydılar. Doğu Roma, bu kişileri barındırarak ve kışkırtarak Hun Devleti içerisinde iç savaşlar çıkarmayı ve Hun birliğini bölmeyi hedefliyordu. Hun hükümdarları, Margus ve Anatolius antlaşmalarında bu kişilerin iadesini şart koşarak Bizans'ın bu bölücü politikasını engellemeyi ve merkezi otoriteyi korumayı amaçlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Margus ve Anatolius antlaşmalarının ilgili maddesini ve hedeflenen kitleyi analiz etmek
Antlaşmada iadesi istenen sığınmacıların sıradan kişiler değil, özellikle Hun hanedan mensupları ve boy beyleri olduğu tespit edilir.
Hükmün doğrudan devletin üst düzey siyasi figürlerine ve potansiyel lider adaylarına yönelik olduğunu anlamak için.
2
İlk Türk devletlerindeki veraset sisteminin ve kut anlayışının özelliklerini hatırlamak
İlk Türk devletlerinde ülkenin hanedanın ortak malı sayıldığı ve hanedanın her erkek üyesinin hükümdar olma hakkına (kut) sahip olduğu bilgisine ulaşılır.
Kaçan hanedan mensuplarının Hun devleti için neden büyük bir tehdit oluşturduğunu veraset hukukuyla ilişkilendirmek için.
3
Doğu Roma'nın (Bizans) geleneksel dış politika stratejisini değerlendirmek
Doğu Roma'nın, sınır komşusu olan göçebe devletleri zayıflatmak için hanedan üyeleri arasındaki taht kavgalarını kışkırttığı ve sığınmacı prensleri koz olarak kullandığı belirlenir.
Hunların neden bu kişilerin iadesini diplomatik bir öncelik ve ön şart hâline getirdiğini kavramak için.
4
Elde edilen verileri birleştirerek temel amacı sentezlemek
Hun devletinin, Doğu Roma'nın elindeki bu kozu elinden alarak taht kavgalarını önlemeyi ve merkezi otoriteyi korumayı amaçladığı sonucuna varılır.
Siyasi istikrarı ve devletin bütünlüğünü koruma hedefini ortaya koymak için.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti Diplomasisi ve İlk Türk Devletlerinde Veraset Sistemi İlişkisi
Soru 11Soru

Türk adının tarihsel kökeni, etimolojik yapısı ve farklı kültürlerdeki anlam karşılıkları üzerine yapılan araştırmalarda çeşitli kaynaklar ve bilim insanları farklı tanımlamalar öne sürmüştür.

Buna göre, sol sütundaki kaynak ve araştırmacı yaklaşımlarını, sağ sütundaki bunlara karşılık gelen en uygun kavramsal açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kaşgarlı Mahmut'un Divânu Lugâti't-Türk'te yer verdiği ve insan yaşamının en verimli dönemiyle özdeşleştirdiği anlam
Ziya Gökalp'in Türklerin teşkilatçı yapısına ve hukuk sistemine atıfta bulunarak yaptığı kurumsal tanımlama
Çin yıllıklarında yer alan, Türklerin savaşçı kimliği ve savunma teçhizatı kültürüyle ilişkilendirilen en eski yazılı benzetme
Arminius Vambery gibi Batılı Türkologların dil bilimsel analizlerle kelimenin morfolojik kökenine dayandırdığı gelişimsel süreç

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki unsurlar sırasıyla sağ sütundaki 'olgunluk çağı', 'töreli, kanun ve nizam sahibi', 'miğfer' ve 'türemek/çoğalmak' açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede, Kaşgarlı Mahmut'un insan gelişimine atıfta bulunan 'olgunluk çağı' açıklaması; Ziya Gökalp'in hukuk sistemine ve kurumsal yapıya dayanan 'töreli, kanun ve nizam sahibi' nitelemesi; Çin kaynaklarının savunma teçhizatı üzerinden yaptığı 'miğfer' benzetmesi ve Arminius Vambery'nin dil bilimsel analize dayanan 'türemek, çoğalmak' görüşü birbiriyle tam olarak örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kaşgarlı Mahmut'un Divânu Lugâti't-Türk'teki tanımının belirlenmesi.
Türk adının insan yaşamının en verimli dönemi olan 'olgunluk çağı' ile açıklandığı tespit edilir.
Eserde Türk kelimesinin bu kavramla eşleştirilmesi, kelimenin kültürel gelişim düzeyine işaret etmesidir.
2
Ziya Gökalp'in sosyolojik ve hukuki tanımının belirlenmesi.
Ziya Gökalp'in Türk adını 'töreli, kanun ve nizam sahibi' olarak tanımladığı tespit edilir.
Gökalp'in Türk toplum yapısını ve örfi hukuk sistemini (töre) temel alan analizi bu eşleştirmeyi doğrular.
3
Çin yıllıklarındaki en eski yazılı tanımın analiz edilmesi.
Çin kaynaklarında Türk adının askeri teçhizat olan 'miğfer' olarak geçtiği belirlenir.
Çin kaynaklarında bu benzetmenin Altay Dağları'nın coğrafi şekillerine ve Türklerin savaşçı kimliğine dayandırıldığı bilinmektedir.
4
Batılı Türkolog Arminius Vambery'nin dil bilimsel yaklaşımının saptanması.
Vambery'nin kelime kökenini 'türemek' ve 'çoğalmak' eylemleriyle açıkladığı tespit edilir.
Kelime yapısının dil bilimsel tahlili, topluluğun nüfus yapısı ve hareketliliğiyle ilişkilendirilir.

Anahtar Kavram

Türk adının anlamı ve bu anlamları aktaran tarihi/sosyolojik kaynaklar
Soru 12Soru

Çin yıllığı Shiji'de aktarıldığı üzere Asya Hun Hükümdarı Mete Han, Çin imparatoruna gönderdiği mektupta; yay çeken tüm kavimleri tek bir aile altında topladığını, Yueçileri mağlup ettiğini ve sınırlarda barışın sağlanması durumunda iki devletin halkının da huzur bulacağını belirtmiştir. Hunlar, bu askeri üstünlüğe rağmen Çin'i doğrudan topraklarına katmak yerine vergiye bağlama ve sınır ticaretini güvence altına alma yolunu seçmiş; iç yönetimde ise ikili teşkilat yapısını sürdürmüştür.

Bu bilgilere ve Asya Hun Devleti'nin idari-sosyal yapısına göre, Hunların yönetim ve dış politika stratejileri hakkında aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dış politikada Çin'in yerleşik kültürüne asimile olmaktan kaçınarak ekonomik fayda sağlamayı amaçlarken, iç yönetimdeki egemenlik anlayışının merkezi birliği bozucu taht mücadelelerine zemin hazırladığı

Cevap

Dış politikada Çin'in yerleşik kültürüne asimile olmaktan kaçınarak ekonomik fayda sağlamayı amaçlarken, iç yönetimdeki egemenlik anlayışının merkezi birliği bozucu taht mücadelelerine zemin hazırladığı yönündeki yargı savunulabilir.
Asya Hun Devleti, Çin üzerindeki askeri üstünlüğüne rağmen doğrudan Çin topraklarına yerleşmeyerek kalabalık Çin nüfusu karşısında asimile olmayı engellemek istemiştir. Sınır ticaret pazarları kurdurarak göçebe ekonominin tarımsal ürün ve lüks tüketim ihtiyaçlarını karşılamıştır. Diğer taraftan, kut inancı ve hanedanın ortak malı sayılan ülke toprakları (veraset belirsizliği) iç idari yapıda sürekli taht mücadelelerine neden olmuş ve merkezi birliği zayıflatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış politika amaçlarını değerlendirme
Mete Han'ın Çin'i fethetmek yerine vergiye bağlaması, kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmamak ve bozkır ekonomisinin ihtiyaç duyduğu kaynakları barışçıl ticaret yoluyla elde etmek istemesindendir.
Çin'in demografik üstünlüğü ve yerleşik yapısı, göçebe Hun kültürü için asimilasyon riski taşımaktadır.
2
İç yönetim yapısını analiz etme
Kut inancı ve ikili teşkilat yapısı, yönetme yetkisinin hanedanın ortak malı sayılmasına yol açarak veraset sisteminde belirsizlik yaratmıştır.
Bu belirsizlik, hükümdarın ölümünden sonra taht kavgalarının yaşanmasına ve devletin bölünmesine neden olmuştur.
3
Kaynak kısıtlılığını yorumlama
Asya Hunları yazılı kültüre geçmediklerinden, bu dönemle ilgili en önemli bilgilerin Çin kaynaklarından alındığı gerçeği göz önünde bulundurulur.
Hunların kendilerine ait bu döneme ait anayasal düzeyde yazılı kaynakları yoktur.

Anahtar Kavram

Asya Hun Devleti'nin Kut inancı, ikili teşkilat yapısı, asimilasyon politikası ve Çin ile olan ekonomik ilişkileri
Soru 13Soru

Uygurlar Dönemi'ne ait Turfan havzasında yapılan arkeolojik kazılarda; toprak kiralama, borç para alma, iş sözleşmeleri, ortaklık kurma ve evlat edinme gibi konuları düzenleyen çok sayıda yazılı belgeye ulaşılmıştır. Söz konusu belgelerin altında sözleşmeye taraf olan kişilerin mühürleri ve şahitlerin imzaları yer almaktadır.

Bu bilgilere göre Uygurlar ile ilgili;

I. Yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte özel mülkiyet ve ticaret hukuku yasal bir zemin kazanmıştır.
II. Yazılı kültür, dinî alanın dışına çıkarak günlük yaşamdaki sosyo-ekonomik ilişkilerde de kullanılmıştır.
III. Siyasi meşruiyetin kaynağı olan kut anlayışı terk edilerek demokratik yönetim yapısına geçilmiştir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Yerleşik yaşamın mülkiyet ve ticaret hukukunu yasal zemine kavuşturduğunu ve yazılı kültürün din dışındaki günlük alanlarda da kullanıldığını gösteren birinci ve ikinci öncülleri içeren yargı doğrudur.
Uygurlarda yazılı sözleşmelerin yapılması, yerleşik yaşamın bir sonucu olarak özel mülkiyet ve ticaret hukukunun yasal zemin kazandığını gösterir. Bu durum birinci öncüldeki yargıyı doğrular. Ayrıca bu sözleşmeler, yazılı kültürün sadece Maniheizm veya Budizm gibi dinlerin kutsal metinleriyle sınırlı kalmayıp günlük ticari ve sosyal ilişkilerde de kullanıldığını kanıtlar, bu da ikinci öncüldeki yargıyı doğrular. Dolayısıyla birinci ve ikinci öncülleri kapsayan seçenek doğru cevaptır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki verileri analiz etme
Turfan havzasındaki kazılarda toprak kiralama, borç para alma, ortaklık ve iş sözle��meleri gibi günlük sosyo-ekonomik konuları içeren yazılı ve mühürlü belgeler bulunmuştur.
Uygurların toplumsal ve hukuki yapısındaki değişimleri paragraftaki bulgulardan hareketle saptamak gerekir.
2
Öncüllerin doğruluk derecesini değerlendirme
Toprak kiralama ve borç sözleşmeleri özel mülkiyet ve ticaret hukukunun geliştiğini göstererek birinci öncülü doğrular. Bu belgelerin ticari hayatta kullanılması, yazılı kültürün Maniheizm/Budizm gibi dini alanların dışına yayıldığını göstererek ikinci öncülü doğrular. Ancak yönetim yapısının demokratikleştiğine dair bir bilgi yoktur; kut inancına dayalı monarşik kağanlık sürmüştür, bu yüzden üçüncü öncül yanlıştır.
Tarihsel bilgiler ışığında yanlış ve doğru çıkarımları birbirinden ayırmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde yerleşik yaşamın hukuksal ve kültürel sonuçları
Soru 14Soru

Uygurlar, Bögü Kağan Dönemi'nde Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik hayata geçmişler ve bu durum toplum yaşamında köklü dönüşümlere yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik hayata geçmelerinin doğrudan bir sonucu olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalıcı konut, saray ve tapınak gibi mimari eserlerin inşa edilmesi

Cevap

Kalıcı konut, saray ve tapınak gibi mimari eserlerin inşa edilmesi
Uygurların yerleşik yaşama geçmesiyle birlikte göçebe yaşamda yapılması mümkün olmayan kalıcı konut, saray ve tapınak gibi mimari eserler inşa edilmiştir. Bu durum, yerleşik yaşam tarzının en doğrudan sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Uygurların Maniheizm'i kabul etmesiyle değişen yaşam tarzı tespit edilir.
Uygurların göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçtikleri belirlenir.
Yerleşik yaşamın getirdiği sosyo-kültürel değişimleri belirlemek için bu tespit gereklidir.
2
Yerleşik yaşama geçilmesinin doğrudan ve somut sonuçları seçeneklerle karşılaştırılır.
Kalıcı konut, saray ve tapınak inşasının sadece yerleşik hayatta mümkün olan bir durum olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için göçebe ve yerleşik kültür arasındaki temel yapısal farkı ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Uygurlarda yerleşik yaşama geçilmesinin kültürel ve mimari sonuçları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 15Soru

Uygur Devleti dönemine ait Turfan havzasında bulunan yazılı hukuk vesikaları; kiralamalar, borç alıp verme, iş ortaklığı ve köle satışı gibi konuları içermektedir. Şahitler huzurunda hazırlanan, tarafların mühürlerini taşıyan ve belirli cezai şartlar barındıran bu belgelerin başında, hükümdarın 'kut' yetkisine dayanan egemenliğini pekiştiren ifadeler yer almaktadır.

Bu bilgiler doğrultusunda Uygurların hukuki, siyasi ve sosyal yapısıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk sisteminin laikleştirildiği gerekçesiyle hükümdarlığın kut inancına dayanan ilahi meşruiyeti tamamen terk edilmiştir.

Cevap

Hukuk sisteminin laikleştirildiği gerekçesiyle hükümdarlığın kut inancına dayanan ilahi meşruiyeti tamamen terk edilmiştir.
Hukuk sisteminin laikleştirildiği gerekçesiyle hükümdarlığın kut inancına dayanan ilahi meşruiyeti tamamen terk edilmiştir yargısına ulaşılamaz. Metinde, yazılı hukuk belgelerinin başında hükümdarın 'kut' yetkisine dayanan egemenliğini pekiştiren ifadelerin yer aldığı açıkça belirtilmiştir. Kut inancı, egemenliğin ilahi bir güce (Tengri) dayandırılması anlamına geldiğinden, bu anlayışın tamamen terk edildiği veya sistemin laikleştiği tezi metinle doğrudan çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen bilgileri analiz etmek.
Uygurlarda yerleşik yaşama geçi��le birlikte mülkiyet, kiralama, borçlanma ve köle satışı gibi konuların yazılı sözleşmelerle, şahitler ve mühürler eşliğinde düzenlendiği, ancak bu belgelerde hükümdarın kut yetkisine dayanan egemenliğinin vurgulandığı görülmüştür.
Paragraftaki temel tarihsel verileri doğru saptamak.
2
Seçeneklerdeki yargıları metinle kıyaslamak.
Yerleşik yaşama geçişin hukuki yansımaları, ticari güvenceler, mülkiyet hukuku ve kut inancının korunması gibi yargıların metindeki bilgilerle uyumlu olduğu belirlenmiştir.
Doğru ve çıkarılabilir yargıları eleyerek ulaşılamaz olan seçeneği bulmak.
3
Kut inancı ve laiklik ilişkisini değerlendirip ulaşılamaz olan yargıyı tespit etmek.
Yazılı vesikalarda hükümdarın 'kut' yetkisine atıfta bulunulması, egemenliğin ilahi meşruiyet temelinin korunduğunu gösterir. Bu durum, kut inancının tamamen terk edildiği ve hukuk sisteminin tamamen laikleştiği iddiasıyla çelişmektedir.
Tarihsel gerçeklikle ve metinle çelişen hatalı çıkarımı netleştirmek.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde yerleşik yaşamın hukuki sonuçları ve geleneksel egemenlik anlayışının sürekliliği
Soru 16Soru

Aşağıda verilen Uygur Devleti ile ilgili kavramları ve bu kavramlara ait açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bögü Kağan
Karabalgasun Yazıtı
Ordubalık
Maniheizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bögü Kağan hükümdarla, Karabalgasun Yazıtı üç dilli yazılı kaynakla, Ordubalık kurulan ilk başkentle ve Maniheizm ise askeri özellikleri zayıflatan dinle eşleşir.
Bögü Kağan, Mani dinini kabul eden hükümdardır; Karabalgasun Yazıtı, bu süreci anlatan yazılı kaynaktır; Ordubalık, ilk yerleşik başkenttir; Maniheizm ise askeri özellikleri zayıflatan inançtır.

Adım Adım Çözüm

1
Bögü Kağan kavramının rolünü belirlemek.
Mani dinini resmi din olarak ilan eden hükümdar olduğu belirlenmiştir.
Bögü Kağan'ın din değiştirme sürecindeki öncülüğünü doğrulamak.
2
Karabalgasun Yazıtı'nın niteliğini tespit etmek.
Uygurların din değiştirme sürecini ve tarihini üç dilde (Türkçe, Sogdca, Çince) anlatan yazıt olduğu bulunmuştur.
Uygur tarih yazıcılığının en önemli kaynağını eşleştirmek.
3
Ordubalık kentinin önemini tanımlamak.
Surlarla çevrili ilk yerleşik Uygur başkenti olduğu tespit edilmiştir.
Yerleşik hayatın mimari ve şehircilik boyutunu yansıtan kavramı eşleştirmek.
4
Maniheizm inancının etkilerini analiz etmek.
Savaşmayı ve et yemeyi yasaklayarak askeri yapıyı zayıflatan inanç sistemi olduğu bulunmuştur.
Din değişiminin toplumsal ve askeri yapıda yarattığı dönüşümü ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nin kültür tarihi, inanç yapıları, mimari gelişmeleri ve yazılı kaynakları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Orta Çağ'da Musevilik (Yahudilik) dinini benimseyen tek Türk devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazarlar

Cevap

Hazarlar
Hazarlar, tarihte Musevilik (Yahudilik) dinini resmi bir devlet dini olarak kabul edip uygulayan tek Türk devletidir. Hazar hakanı ve saray çevresi bu dini benimsemiştir, ancak halk arasında geniş bir inanç özgürlüğü bulunmaktaydı.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan Türk devletlerinin ve topluluklarının benimsedikleri dini inançları tespit etmek.
Avarlar ve Peçeneklerin Hıristiyanlığı, Karlukların İslamiyet'i, Kırgızların Gök Tanrı inancını, Hazarların ise Museviliği benimsediği bilinmektedir.
Tarihi olguları karşılaştırarak doğru eşleştirmeyi bulmak.
2
Museviliği resmi olarak benimseyen tek Türk devletini bulmak.
Tarihte Museviliği benimseyen tek Türk devletinin Hazarlar olduğu saptanmıştır.
Sorunun doğrudan doğruya bu bilgiyi talep etmesi.

Anahtar Kavram

Hazarların Museviliği benimseyen tek Türk devleti olması
Soru 18Soru

Uygur Devleti döneminde yaşanan dinî, kültürel, sanatsal ve hukuki gelişmelerle ilgili aşağıda verilen terim ve kaynakları, bunlara ait doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bedizci
Karabalgasun Yazıtı
Bögü Kağan
Yarlıg

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Bedizci terimi fresk yapan ressamlarla, Karabalgasun Yazıtı Mani dininin kabulünü anlatan üç dilli anıtla, Bögü Kağan bu dini resmi olarak kabul eden hükümdarla, yarlıg ise kağanın hukuki buyruklarıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; tapınak ressamları bedizci ile, Mani dininin kabul süreci Karabalgasun Yazıtı ile, dini resmi hale getiren hükümdar Bögü Kağan ile, hukuki yasa niteliğindeki kağan buyrukları ise yarlıg terimiyle doğru biçimde bir araya getirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Bedizci teriminin Uygur kültüründeki karşılığını belirlemek.
Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle gelişen tapınak mimarisinde duvarları süsleyen ressamların bu isimle anıldığı belirlenir.
Göçebe sanattan yerleşik sanata geçişin mesleki yansımasını saptamak.
2
Karabalgasun Yazıtı'nın tarihsel önemini ve içeriğini incelemek.
Yazıtın Maniheizm'in kabulünü ve kurallarını anlatan üç dilli (Türkçe, Sogdca, Çince) anıt olduğu tespit edilir.
Uygur yazılı kaynaklarının dinî değişimle ilişkisini ortaya koymak.
3
Bögü Kağan'ın tarihsel rolünü analiz etmek.
Çin seferi (Lo-yang) sonrasında Mani dinini ülkeye taşıyarak resmi din ilan eden ve yerleşik hayata geçişi hızlandıran kağan olduğu doğrulanır.
Dinî dönüşümün siyasi ve kurumsal öncüsünü belirlemek.
4
Yarlıg kavramının Türk hukuk tarihindeki yerini saptamak.
Yarlıg teriminin kağanın yasal düzenlemelerini ve emirlerini içeren resmi buyruklar olduğu belirlenir.
Uygurlarda yazılı hukuk vesikalarının idari ve yasal dayanağını tanımlamak.

Anahtar Kavram

Uygur Devleti'nde yerleşik hayata geçiş, Mani dininin kabulü ve bu süreçte ortaya çıkan sanatsal, yazılı ve hukuki dönüşümler.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Uygur Devleti’nde Maniheizm’in benimsenmesi ve yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte, hükümdarlar geleneksel 'Kağan' unvanının yanı sıra 'Tengride Kut Bulmuş', 'Ay Tengri' ve 'Kün Tengri' gibi unvanlar kullanmaya başlamışlardır. Ayrıca yerleşik yaşamın güçlenmesiyle hükümdarlara 'kutsal hükümdar, kut sahibi' anlamına gelen 'İdi-kut' unvanı da verilmiştir.

Bu durum, Uygurlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşanan dini ve sosyo-kültürel değişimlerin, geleneksel egemenlik anlayışı ve devlet protokolüne yansıdığının

Cevap

Yaşanan dini ve sosyo-kültürel değişimlerin, geleneksel egemenlik anlayışı ve devlet protokolüne yansıdığının
Yaşanan dini ve sosyo-kültürel değişimlerin, geleneksel egemenlik anlayışı ve devlet protokolüne yansıdığını ifade eden seçenek doğrudur. Çünkü Maniheizm'in kabulü ve yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte hükümdarlar geleneksel kut anlayışını tamamen terk etmek yerine yeni dini kavramlarla harmanlamış ve bunu unvanlarına yansıtmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen hükümdar unvanlarındaki değişimleri analiz etmek.
Hükümdarların geleneksel 'Kağan' unvanının yanına 'Ay Tengri', 'Kün Tengri' ve yerleşik yaşamla birlikte 'İdi-kut' gibi yeni unvanlar ekledikleri görülmüştür.
Unvanlardaki bu değişimin hangi faktörlerden kaynaklandığını saptamak için bu adım gereklidir.
2
Unvanlardaki değişimin nedenleri ile seçenekleri karşılaştırmak.
Maniheizm'in benimsenmesi (dini) ve yerleşik hayata geçişin (sosyo-kültürel) hükümdarlık unvanlarına doğrudan yansıdığı, geleneksel egemenlik anlayışının yeni şartlara göre şekillendirildiği belirlenmiştir.
Doğru yargıya ulaşmak ve çeldiricileri elemek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Uygur Hükümdar Unvanları ve Kültürel Değişim
Soru 20Soru

Kök Türk Devleti döneminde hükümdarlar için kullanılan "Tengri teğ Tengride bolmuş" (Tanrı gibi Tanrı'dan olmuş) ifadesinin yerini, Uygur Devleti'nde Maniheizm'in resmî din olarak benimsenmesinden sonra "Ay Tengride kut bulmuş" (Ay Tanrı'da kut bulmuş) unvanı almıştır.

Bu unvan değişikliği göz önüne alındığında, Uygurlar hakkında aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel egemenlik anlayışının yeni dinî inancın kozmolojik unsurlarıyla harmanlanarak devam ettirildiğine

Cevap

Geleneksel egemenlik anlayışının yeni dinî inancın kozmolojik unsurlarıyla harmanlanarak devam ettirildiğine
Hükümdarlık unvanlarındaki bu değişim, geleneksel Türk egemenlik anlayışı olan kut inancının tamamen ortadan kalkmadığını, yeni kabul edilen Maniheizm dininin kozmolojik unsurlarıyla (Ay/Işık) harmanlanarak sürdürüldüğünü göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kök Türk ve Uygur hükümdar unvanlarını karşılaştırın.
Kök Türklerdeki 'Tengri' ve Uygurlardaki 'Ay Tengri' ile 'Kut' kavramlarının karşılaştırılması sonucunda, her iki dönemde de hükümdarın gücünü tanrısal bir kaynağa dayandırdığı ancak unvana 'Ay' ögesinin eklendiği belirlenir.
Unvanlardaki değişimin niteliğini ve sürekliliğini tespit etmek.
2
Maniheizm dininin özellikleri ile unvanı ilişkilendirin.
Maniheizm inancında ışık, güneş ve ay ögelerinin kutsiyeti göz önüne alındığında, hükümdarın meşruiyetini 'Ay Tanrı'ya dayandırmasının yeni kabul edilen dinin kozmolojisiyle ilgili olduğu sonucuna varılır.
Din değişiminin siyasi kültüre nasıl yansıdığını anlamak.
3
Egemenlik anlayışındaki sürekliliği sentezleyin.
Uygurların eski Türk yönetim geleneğindeki 'kut' (ilahi egemenlik yetkisi) kavramını yok etmeyip, Maniheizm'deki ışık/ay kültüyle birleştirerek yaşattığı yargısına ulaşılır.
Doğru seçenekteki analitik çıkarımı doğrulamak.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Maniheizm'in kabulüyle yaşanan siyasi ve dinî dönüşümün egemenlik anlayışı (kut) üzerindeki sentezleyici etkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki
İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin