Milli Mücadele Dönemi

108 soru

Soru 41Soru

Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin çalışmaları sonucunda toplanmıştır. Toplanış amacı ve delegelerinin niteliği yönüyle bölgesel olan bu kongre, aldığı kararlar itibarıyla tüm yurdu ilgilendiren milli bir nitelik kazanmıştır.

Buna göre, Erzurum Kongresi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, kongrenin diğer kararlarından farklı olarak doğrudan bölgesel bir nitelik taşımaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu illerini temsil etmek üzere dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturulacaktır.

Cevap

Doğu illerini temsil etmek üzere dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturulacaktır.
Doğu illerini temsil etmek üzere bir Temsil Heyeti kurulması kararı, bu kurulun yetki ve görev alanını sadece Doğu Anadolu bölgesiyle sınırlandırdığı için doğrudan bölgesel bir nitelik taşımaktadır. Bu kurul daha sonra Sivas Kongresi'nde tüm yurdu temsil edecek şekilde genişletilmiştir. Diğer seçeneklerde yer alan bağımsızlık, vatanın bütünlüğü ve milli egemenlik kararları ise tüm ülkeyi ilgilendirdiği için ulusal niteliktedir.

Adım Adım Çözüm

1
Erzurum Kongresi'nin toplanış amacı ile aldığı kararların kapsamını analiz etmek.
Kongre, Doğu Anadolu'daki Ermeni ve Karadeniz'deki Rum tehditlerine karşı bölgesel delegelerin katılımıyla toplanmış ancak vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığına dair ulusal kararlar almıştır.
Soruda istenen bölgesel nitelikli kararı bulabilmek için seçeneklerdeki kararların hitap ettiği coğrafi ve siyasi sınırları belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kararların temsil kapsamını karşılaştırmak.
Vatanın bütünlüğü, manda ve himayenin reddi, milli irade ve Mebusan Meclisi kararları tüm ülkeyi kapsarken; Temsil Heyeti'nin sadece Doğu illerini temsil etmesi kararı bölgesel sınırlarla sınırlıdır.
Temsil Heyeti'nin üye sayısı ve temsil yetkisi Sivas Kongresi'nde tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilene kadar, Erzurum Kongresi'ndeki yapı bölgesel kalmıştır.

Anahtar Kavram

Erzurum Kongresi'nin bölgesel özellikleri ve Temsil Heyeti'nin kuruluş aşamasındaki yetki sınırları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde diplomatik ve siyasi alanda yaşanan gelişmeler ile bunların ortaya çıkardığı hukuki ve siyasi sonuçlar göz önüne alındığında, sol sütunda verilen tarihsel gelişmeleri sağ sütundaki en uygun hukuki ve siyasi sonuçlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İstanbul ve Boğazlar'ın yönetiminin TBMM Hükümeti'ne devredilmesi
Doğu Trakya'nın savaş yapılmadan TBMM yönetimine bırakılması
Lozan Görüşmeleri'ne hem TBMM'nin hem de Osmanlı Hükümeti'nin davet edilmesi
Saltanatın kaldırılarak halifelik makamının Osmanlı hanedanından bir üyeye verilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İstanbul ve Boğazlar'ın devredilmesi Osmanlı'nın hukuken sona ermesiyle; Doğu Trakya'nın savaşılmadan alınması askerî başarının diplomasiye yansımasıyla; Lozan daveti Türk tarafındaki ikiliğin önlenmesiyle; saltanatın kaldırılıp halifeliğin sembolik tutulması ise din ve devlet işlerinin ayrılmasının ilk adımıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede: İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM'ye devri Osmanlı'nın hukuken sona ermesiyle, Doğu Trakya'nın kurtarılması diplomatik zaferle, Lozan ikiliği saltanatın kaldırılmasıyla, saltanatın kaldırılıp halifeliğin sürdürülmesi ise din ve devlet işlerinin ayrılmasının ilk aşamasıyla ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın İstanbul ve Boğazlar ile ilgili maddesini değerlendirmek.
İstanbul ve Boğazlar'ın TBMM'ye bırakılması, Osmanlı Hükümeti'nin hukuken yok sayıldığını gösterir.
Başkent ve çevresinin yönetimi doğrudan TBMM'ye devredilmiştir.
2
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Doğu Trakya ile ilgili maddesini değerlendirmek.
Doğu Trakya'nın savaş yapılmadan kurtarılması askeri zaferlerin diplomatik sonucudur.
Büyük Taarruz'un başarısıyla savaş yolu açılmış ancak diplomasiyle hedefe ulaşılmıştır.
3
İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı stratejisini incelemek.
Hem İstanbul hem de TBMM hükümetlerinin çağrılması ikilik çıkarma amacı taşır.
TBMM, bu ikiliği engellemek için saltanatı kaldırarak Türk milletinin tek temsilcisi olmuştur.
4
Saltanatın kaldırılması ve halifeliğin korunması kararını analiz etmek.
Siyasi güç (saltanat) kaldırılmış, dini güç (halifelik) sembolik olarak sürdürülmüştür.
Bu durum laikleşmenin ilk aşamasını oluştururken rejim ve devlet başkanlığı sorunlarını beraberinde getirmiştir.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması hükümleri ile saltanatın kaldırılmasının neden ve sonuçları arasındaki ilişkiler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda, Osmanlı Devleti'nin başkenti olan İstanbul ve Boğazlar çevresinin yönetiminin TBMM Hükümeti'ne bırakılması kararlaştırılmıştır. Bu durum, askeri başarıların ardından gelen önemli bir siyasi gelişmedir.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin başkenti ve yönetim merkezinin TBMM'ye devredilmesinin aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin kabul edilmesine ve saltanatın kaldırılmasına

Cevap

Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin kabul edilmesine ve saltanatın kaldırılmasına
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul ve Boğazlar'ın yönetiminin doğrudan TBMM Hükümeti'ne bırakılması, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nı hukuken yok saydığını gösterir. Bu durum, Osmanlı yönetiminin fiilen ve hukuken işlevsiz kalmasını sağlayarak saltanatın kaldırılmasına doğrudan ortam hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın maddelerini ve başkentin durumunu incelemek.
Antlaşma ile başkent İstanbul ve çevresinin idaresi Osmanlı yerine TBMM Hük��meti'ne verilmiştir.
Bu durum, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükümeti'ni artık muhatap almadığını ve hukuken yok saydığını gösterir.
2
Osmanlı Devleti'nin hukuki durumunun iç politikadaki yansımasını analiz etmek.
Hukuken yok sayılan ve başkenti elinden çıkan Osmanlı saltanat yönetiminin devam etmesi anlamsız hale gelmiştir.
Bu gelişme, saltanatın kaldırılması için gerekli hukuki ve fiili zemini doğrudan oluşturmuştur.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi'nin Osmanlı Devleti'nin hukuki varlığına etkisi ve saltanatın kaldırılması süreciyle ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Temsil Heyeti'nin kuruluş, yetkilendirilme ve hukuken tanınma aşamaları ile Mustafa Kemal'in liderlik adımları göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihsel gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'ndeki gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Temsil Heyeti'nin Ali Fuat Paşa'yı atayarak yürütme yetkisini kullanması, Amasya Görüşmeleri'nin yapılması ve Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez seçmesi şeklindedir.
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi olayları kronolojik olarak incelendiğinde; Mustafa Kemal'in askerlik mesleğinden istifası (8 Temmuz 1919) kongrelerin başlamasından öncedir. Sivas Kongresi kararıyla Ali Fuat Paşa'nın atanması (Eylül 1919) ilk yürütme kararıdır. Bu siyasi güç sonrasında İstanbul Hükümeti ile yapılan Amasya Görüşmeleri (Ekim 1919) gerçekleşmiştir. Son olarak Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da toplanmasından önce Temsil Heyeti merkezini Ankara'ya taşımıştır (Aralık 1919).

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'in sivil hayata geçiş zamanının tespiti
Temmuz 1919 başı (Amasya Genelgesi sonrası, Erzurum Kongresi öncesi)
Mustafa Kemal'in resmi sıfatından sıyrılarak sivil örgütlenme aşamasına geçişi, kongrelerin toplanmasından önceki ilk adımdır.
2
Temsil Heyeti'nin ilk yürütme faaliyetinin tarihlendirilmesi
Eylül 1919 (Sivas Kongresi)
Erzurum'da kurulan ve Sivas'ta tüm yurdu temsil eder hale gelen Temsil Heyeti'nin fiili bir hükümet gücü gösterme evresidir.
3
Temsil Heyeti'nin diplomatik ve hukuki meşruiyet kazanma anının belirlenmesi
Ekim 1919 (Amasya Görüşmeleri)
Anadolu'daki askeri ve siyasi üstünlük sonucunda İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti ile resmi temasa geçmek zorunda kaldığı aşamadır.
4
Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez yapma tarihinin saptanması
Aralık 1919 (Ankara'ya geliş)
Mebusan Meclisi'nin açılış sürecini daha yakından izlemek ve coğrafi avantajları kullanmak için atılan son hazırlık adımıdır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Temsil Heyeti'nin aşamalı olarak etkinlik kazanma süreci ve Mustafa Kemal'in liderlik adımlarının kronolojik ilişkisi.
Soru 45Soru

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonrasında imzalamak zorunda kaldığı Sevr Antlaşması, dönemin anayasası olan Kanun-i Esasi'ye göre Mebusan Meclisi'nin onayından geçmek zorundaydı. Ancak meclisin kapalı olması nedeniyle antlaşma meclis onayından geçememiştir.

Bu durum, Sevr Antlaşması'nın hukuki niteliği açısından aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuken geçersiz (ölü doğmuş) bir antlaşma kabul edilmesi

Cevap

Hukuken geçersiz (ölü doğmuş) bir antlaşma kabul edilmesi
Kanun-i Esasi hükümlerine göre, uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için meclisin onaylaması gerekmektedir. Sevr Antlaşması imzalandığında Mebusan Meclisi kapalı olduğu için bu onay alınamamış, bu nedenle antlaşma hukuken geçersiz (ölü doğmuş) kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'ye göre antlaşmaların geçerlilik şartını belirlemek.
Bir antlaşmanın hukuken geçerli olabilmesi için Mebusan Meclisi tarafından onaylanması şarttır.
Anayasal sürecin hukuki geçerliliğe etkisini analiz etmek.
2
Sevr Antlaşması'nın onaylanma durumunu kontrol etmek.
Sevr Antlaşması imzalandığında Mebusan Meclisi kapalı olduğu için meclis onayı alınamamış, yalnızca padişah ve Saltanat Şûrası onaylamıştır.
Antlaşmanın anayasal geçerlilik şartını taşıyıp taşımadığını tespit etmek.
3
Meclis onayı olmayan antlaşmanın hukuki durumunu belirlemek.
Gerekli anayasal onaydan geçmeyen antlaşma hukuken geçersiz sayılır.
Soruda istenen hukuki niteliği ortaya koymak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın anayasal ve hukuki açıdan geçersizliği
Tahmini Süre:45s
Soru 46Soru

Lozan Barış Antlaşması'nın diplomasi tarihi içindeki gelişim süreci ve bu süreçte yaşanan iç-dış siyasi gelişmeler göz önüne alındığında, aşağıdaki olayların kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Olayların doğru kronolojik sıralaması: İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na ortak daveti, Türk heyetine kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu konularında taviz verilmemesi talimatının iletilmesi, konferansın kesintiye uğradığı dönemde ordunun askeri yığınak yapması ve antlaşmanın İkinci TBMM tarafından onaylanması şeklindedir.
Kronolojik sıralama yapıldığında ilk sırada İtilaf Devletleri'nin Ekim 1922'deki ortak daveti yer alır. Bu davet saltanatın kaldırılmasına yol açmıştır. Ardından Kasım 1922'de Lozan'a gidecek heyete tavizsiz direktifler iletilmiştir. Görüşmeler Şubat 1923'te kesintiye uğrayınca Türk ordusu Boğazlar ve Musul hattına askeri yığınak yapmıştır. Son olarak, antlaşmanın imzalanmasının ardından Ağustos 1923'te yeni seçilen İkinci TBMM onay sürecini tamamlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayların gerçekleştiği tarihsel süreçleri belirlemek.
İtilaf Devletleri'nin ortak daveti Ekim 1922'de yapılmış, Türk heyetinin kesin direktif alması Kasım 1922'de heyet yola çıkmadan önce gerçekleşmiş, askeri yığınak Şubat-Mart 1923'teki kesinti döneminde yapılmış, İkinci TBMM'nin antlaşmayı onaylaması ise Ağustos 1923'te olmuştur.
Sıralama sorusunu çözebilmek için her bir gelişmenin kronolojik yerini netleştirmek gerekir.
2
Olayları en eskiden en yeniye doğru sıraya dizmek.
Ortak davet (Ekim 1922) -> Kesin talimat (Kasım 1922) -> Askeri yığınak (Şubat-Mart 1923) -> TBMM onayı (Ağustos 1923).
Kronolojik sıralama kuralına göre geçmişten günümüze doğru sıralama yapılması gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması'nın hazırlık, müzakere ve onay süreçlerindeki siyasi ve askeri gelişmelerin kronolojisi.
Soru 47Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde ulusal bağımsızlık hareketi adına askeri, siyasi ve hukuki nitelikte pek çok dönüm noktası yaşanmıştır. Bu süreçte genelgeler yayımlanmış, kongreler düzenlenmiş ve nihayetinde İstanbul Hükümeti ile resmi temaslar kurulmuştur.

Aşağıda verilen gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama şu şekilde olmalıdır: Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Erzurum Kongresi'nin toplanması, Sivas Kongresi'nin toplanması ve Amasya Görüşmeleri'nin yapılması.
Milli Mücadele hazırlık sürecinde olayların kronolojik gelişimi Amasya Genelgesi'nin yayımlanması (22 Haziran 1919), Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi (8-9 Temmuz 1919), Erzurum Kongresi'nin toplanması (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919), Sivas Kongresi'nin toplanması (4-11 Eylül 1919) ve en son Amasya Görüşmeleri'nin (20-22 Ekim 1919) gerçekleştirilmesi şeklinde sıralanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Amasya Genelgesi'nin yayımlanması (22 Haziran 1919)
Millî Mücadele'nin gerekçe, amaç ve yöntemini ortaya koyan ilk resmî belge Amasya Genelgesi'dir.
2
İkinci sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Mustafa Kemal Paşa'nın istifa etmesi (8-9 Temmuz 1919 gecesi)
Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi sonrasında İstanbul Hükümeti tarafından görevden alınacağını öğrenince Erzurum Kongresi toplanmadan önce istifa etmiştir.
3
Üçüncü sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Erzurum Kongresi'nin toplanması (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)
Mustafa Kemal, askerlikten istifa ettikten sonra ilk kez sivil olarak Erzurum Kongresi'ne katılmış ve kongrede Temsil Heyeti kurulmuştur.
4
Dördüncü sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Sivas Kongresi'nin toplanması (4-11 Eylül 1919)
Erzurum Kongresi'nin ardından, ulusal niteliklik Sivas Kongresi toplanmış ve tüm cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak birleştirilmiştir.
5
Beşinci sıradaki gelişmenin belirlenmesi
Amasya Görüşmeleri'nin yapılması (20-22 Ekim 1919)
Sivas Kongresi'nden sonra Damat Ferit hükümetinin düşmesi üzerine kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti, Temsil Heyeti ile Amasya Görüşmeleri'ni gerçekleştirerek heyeti hukuken tanımıştır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi kronolojik gelişmeleri ve dönüm noktaları
Soru 48Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde Misak-ı Millî'nin ilan edilmesi ve sonrasındaki süreçte yaşanan siyasi ve askeri gelişmelerin kronolojik gelişimini anlamak isteyen bir öğrenci, aşağıdaki olayları geçmişten günümüze doğru nasıl sıralamalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabul edilmesi, Ali Rıza Paşa Hükümetinin istifası, İstanbul'un resmen işgal edilerek Mebusan Meclisinin basılması ve Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da meclis açılması için seçim genelgesi yayımlaması şeklinde olmalıdır.
Kronolojik süreç; Son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millî'nin kabul edilmesiyle başlar, ardından bu karara tepki olarak Ali Rıza Paşa Hükümeti baskıyla istifa ettirilir, tepkilerin sürmesi üzerine İstanbul resmen işgal edilerek meclis basılır ve son olarak Mustafa Kemal Paşa meclisin kapatılması üzerine Ankara'da yeni meclis için genelge yayımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî'nin kabul sürecini belirleme.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli oturumunda Ahd-ı Millî Beyannamesi kabul edilmiştir (28 Ocak 1920).
Bu karar, sürecin başlangıç noktasını oluşturur ve İtilaf Devletleri'nin tepkisini çeken ilk adımdır.
2
Karara karşı İtilaf Devletleri'nin baskısıyla hükümet değişikliğini tespit etme.
İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu Ali Rıza Paşa Hükümeti 3 Mart 1920'de istifa etmiştir.
Mebusan Meclisinin aldığı kararların geri çekilmesini isteyen İtilaf Devletleri, hükümete baskı uygulamış ve kabinenin düşmesine yol açmıştır.
3
Hükümet değişikliği ve baskıların ardından gelen fiilî yaptırımı analiz etme.
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş ve Mebusan Meclisi basılmıştır.
Misak-ı Millî kararlarından geri adım atılmaması üzerine İtilaf Devletleri İstanbul'u resmen işgal ederek meclisi kapatmıştır.
4
İşgal ve meclisin kapatılmasına karşı Ankara'nın tepkisini değerlendirme.
Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de Ankara'da olağanüstü yetkili bir meclisin açılması için seçim genelgesi yayımlamıştır.
İstanbul'daki meclisin dağıtılması, Anadolu'da millet iradesini temsil edecek yeni bir meclisin (TBMM) kurulmasını zorunlu kılmış ve bu amaçla hazırlıklar başlatılmıştır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının kabulü ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki neden-sonuç ilişkileri ve bu gelişmelerin TBMM'nin açılmasına giden süreci hazırlaması.
Soru 49Soru

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney cephelerinde öne çıkan tarihi şahsiyetleri, gerçekleştirdikleri tarihi faaliyetlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Şahin Bey
Sütçü İmam
Kazım Karabekir

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Şahin Bey - Fransız işgaline karşı Antep direnişinin sembolü haline gelen ve Kilis yolunu savunurken şehit düşen Kuvayı Milliye lideri; Sütçü İmam - Maraş'ta Fransız askerlerinin Türk kadınlarına yönelik müdahalesine karşı ilk kurşunu atarak direnişi başlatan halk kahramanı; Kazım Karabekir - Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapan ve Ermeni güçlerini yenilgiye uğratan düzenli ordu birliğinin komutanı.
Milli Mücadele'de Doğu Cephesi'nde Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu Ermenilere karşı mücadele ederken, Güney Cephesi'nde Şahin Bey Antep'te, Sütçü İmam ise Maraş'ta Fransız işgaline karşı Kuvayı Milliye direnişini başlatmış ve yönetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu ve Güney cephelerindeki kahramanları ve mücadele ettikleri cepheleri tespit edin.
Kazım Karabekir Doğu Cephesi'nde düzenli ordu komutanı iken; Şahin Bey Antep'te, Sütçü İmam ise Maraş'ta (Güney Cephesi) halk direnişinin öncüleridir.
Doğu ve Güney cephesi şahsiyetlerini ayırt etmek doğru eşleştirme için temel adımdır.
2
Şahsiyetlerin üstlendikleri görevleri ve gerçekleştirdikleri kritik eylemleri eşleştirin.
Şahin Bey Kilis-Antep yolunu Fransızlara kapatmış, Sütçü İmam Maraş'ta ilk kurşunu atmış, Kazım Karabekir ise 15. Kolordu'yu komuta etmiştir.
Her bir tarihi figürün kendine özgü eylemini belirlemek doğru eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Doğu ve Güney Cepheleri Kahramanları
Soru 50Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Türk tarihinde ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet düzeninin kurulacağının ilk ipucunu veren ihtilalci bir bildiri niteliğindedir. Bu doğrultuda kongreler döneminde ulusal iradeyi kurumsallaştırmak ve yönetimde söz sahibi kılmak amacıyla çeşitli adımlar atılmıştır. Buna karşın Millî Mücadele'nin temel hedeflerinden biri olan "ulusal bağımsızlık" (dış güçlerin egemenliğinden kurtulma), doğrudan halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelen "ulusal egemenlik" (millet iradesi) kavramından farklıdır.

Buna göre, Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin doğrudan "ulusal egemenlik" ilkesini hayata geçirme veya kurumsallaştırma amacına yönelik olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesi

Cevap

Sivas Kongresi'nde manda ve himaye düşüncesinin kesin olarak reddedilmesi seçeneği doğru cevaptır. Manda ve himayenin reddedilmesi, dış güçlerin egemenliğini kabul etmeyip tam bağımsızlığı (ulusal bağımsızlık) hedefler; oysa diğer seçenekler doğrudan halkın yönetimde söz sahibi olmasını (ulusal egemenlik) amaçlar.
Manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedilmesi kararı, Türk milletinin başka bir devletin boyunduruğu altına girmeyi tamamen reddettiğini gösterir. Bu durum doğrudan 'ulusal bağımsızlık' (istiklal) ilkesini gerçekleştirmeye yöneliktir. Ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde milletin söz sahibi olması (milli irade, meclis, temsil heyeti) ile ilgilidir. Dolayısıyla manda ve himayenin reddedilmesi doğrudan ulusal egemenliğin kurumsallaştırılmasıyla ilgili değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal bağımsızlık ile ulusal egemenlik kavramlarının farkı belirlenir.
Ulusal bağımsızlık, bir milletin dış güçlerin boyunduruğu altında olmadan hür yaşamasıdır; ulusal egemenlik ise devlet yönetiminde nihai karar yetkisinin millete ait olmasıdır.
Soruda hangi seçeneğin doğrudan ulusal egemenlik ile ilişkili olmadığını bulmak için iki kavramın sınırları netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerde verilen kararlar tek tek analiz edilerek hangi kavrama yönelik olduğu sınıflandırılır.
Milli iradenin hakim kılınması, Temsil Heyeti'nin kurulması ve genişletilmesi, Mebusan Meclisi'nin toplanması talepleri doğrudan millet iradesini (egemenliğini) kurumsallaştırmaya yöneliktir.
Millet iradesi, meclis denetimi ve temsil heyeti gibi kavramlar doğrudan halkın yönetimdeki temsil gücünü ve egemenliğini ifade eder.
3
Manda ve himayenin reddedilmesi kararının niteliği incelenir.
Manda ve himayenin kesin reddi, sömürgeci devletlerin himayesini reddederek Türk milletinin tam bağımsız (hür) yaşama kararlılığını gösterir, bu yönüyle doğrudan ulusal bağımsızlık (istiklal) ilkesine yöneliktir.
Doğrudan yönetim biçimi veya halkın yönetime katılmasıyla değil, devletin dışa karşı bağımsızlığıyla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Dönemi'nde 'Ulusal Bağımsızlık' (Tam Bağımsızlık) ile 'Ulusal Egemenlik' (Milli İrade) kavramlarının farkı ve bu kavramların hazırlık dönemi kararlarındaki yansımaları.
Soru 51Soru

Lozan Barış Konferansı’nda Türk delegasyonu; egemenlik haklarının korunması, tam bağımsızlığın sağlanması ve iç işlerine karışılamaması ilkelerini kırmızı çizgi olarak belirlemiştir. Bu ilkeler doğrultusunda çetin müzakereler yürütülmüş ve birçok konuda Misak-ı Milli'ye uygun sonuçlar elde edilmiştir. Ancak bazı maddelerde, dönemin uluslararası dengeleri sebebiyle Türkiye'nin hükümranlık haklarını kısıtlayan geçici veya kalıcı tavizler verilmek durumunda kalınmıştır.

Buna göre Lozan Barış Antlaşması'nda alınan aşağıdaki kararlardan hangisi, yeni Türk devletinin ulusal egemenliğini ve askeri güvenliğini kısıtlayan bir hüküm içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve yönetiminin uluslararası bir komisyona devredilmesi

Cevap

Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve yönetiminin uluslararası bir komisyona devredilmesi
Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması askeri savunmayı zayıflatırken, yönetiminin başkanı Türk olsa dahi uluslararası bir komisyona verilmesi, yeni Türk devletinin kendi toprakları üzerindeki mutlak hükümranlık hakkını kısıtlamış ve egemenlik ilkesine gölge düşürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması kararlarını, Türk heyetinin 'tam bağımsızlık' ve 'ulusal egemenlik' ilkeleri çerçevesinde değerlendirin.
Kapitülasyonlar, yabancı okullar ve azınlık hakları gibi konuların egemenliği güçlendirecek şekilde çözüldüğünü; Boğazlar konusunun ise egemenliği sınırlandırdığını belirleyin.
Soruda egemenliği ve askeri güvenliği doğrudan kısıtlayan kararın bulunması istenmektedir.
2
Boğazlar ile ilgili alınan kararın hükümlerini detaylıca analiz edin.
Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve başkanlığını bir Türk'ün üstleneceği uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek olması kararlarının, savunma güvenliğine ve hükümranlık haklarına gölge düşürdüğünü saptayın.
Silahsız bölge askeri savunmayı doğrudan imkansız kılarken, uluslararası bir kurul varlığı devletin kendi topraklarındaki mutlak otoritesini kısıtlar.
3
Diğer seçeneklerdeki konuların statüsünü değerlendirin ve Irak sınırı konusunun özel durumunu belirleyin.
Irak sınırının Lozan'da çözülemeyerek ertelendiğini, dolayısıyla bu maddede nihai kısıtlayıcı bir karar alınmadığını saptayarak doğru sonuca ulaşın.
Çeldiricilerde yer alan ertelenen konular yanılgısının ve egemenliği güçlendiren kararların doğru cevapla karıştırılmasını önlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik ve bağımsızlık mücadeleleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Ermenistan ile imzalanan, TBMM'nin uluslararası alandaki ilk siyasi ve askeri başarısı kabul edilen ve Doğu Cephesi'ndeki askeri mücadelenin büyük oranda sona ermesini sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrü Antlaşması

Cevap

Gümrü Antlaşması
Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı kazanılan zafer sonrasında 3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM Hükümeti'nin uluslararası alandaki ilk askeri ve siyasi başarısıdır. Bu antlaşmayla Ermenistan, Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kabul etmiş ve Doğu Cephesi büyük oranda kapanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Cephesi'ndeki gelişmeleri analiz etmek
Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı mücadele edilmiş ve Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu bu cephede zafer kazanmıştır.
Sorunun hangi cephe ve hangi düşmana karşı olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Cepheyi kapatan ve ilk siyasi başarıyı sağlayan antlaşmayı belirlemek
Ermenistan'ın barış istemesi üzerine 3 Aralık 1920 tarihinde Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma TBMM'nin ilk askeri ve siyasi başarısıdır.
Sorudaki tanımlayıcı özellikleri karşılayan antlaşmayı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde Doğu Cephesi'nin kapanması ve Gümrü Antlaşması'nın önemi.
Soru 53Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde askeri zaferlerin diplomatik ve siyasi kazanımlara dönüşmesi sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla; Büyük Taarruz sonrası İtilaf Devletleri'nin ateşkes çağrısında bulunması, Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması, İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na hem TBMM hem de İstanbul Hük��meti'ni davet etmesi ve bu davet üzerine saltanatın kaldırılması şeklindedir.
Milli Mücadele'nin bu safhasında olaylar neden-sonuç zinciriyle birbirine bağlıdır. Büyük Taarruz'un kazanılması (Eylül 1922) askeri süreci bitirmiş ve İtilaf Devletleri'ni ateşkes görüşmelerine davet etmeye zorlamıştır. Görüşmeler neticesinde Mudanya Ateşkesi (11 Ekim 1922) imzalanmış, ardından kalıcı barış için toplanacak Lozan Konferansı'na (27 Ekim 1922) İstanbul Hükümeti de davet edilince, TBMM bu çift başlılığı sonlandırmak adına saltanatı (1 Kasım 1922) kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Taarruz zaferinin ardından gelen ateşkes çağrısını tespit etme
Eylül 1922'de askeri harekatın başarıyla tamamlanması üzerine İtilaf Devletleri TBMM'ye ateşkes çağrısı yapmıştır.
Askeri başarıların elde edilmesi, diplomatik temasların başlamasının ön koşuludur.
2
Ateşkes sürecinin antlaşma ile neticelenmesini değerlendirme
Yapılan görüşmeler sonucunda 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Ateşkes çağrısının ardından yapılan müzakereler resmi bir antlaşma metni ile sonuçlandırılmıştır.
3
Barış konferansı hazırlıklarında yaşanan diplomatik krizi inceleme
İtilaf Devletleri, 27 Ekim 1922'de Lozan Konferansı için TBMM ve İstanbul hükümetlerine ortak davet göndermiştir.
Ateşkes antlaşmasının imzalanmasından sonra kalıcı barış antlaşmasının şartlarını görüşmek üzere konferans aşamasına geçilmiştir.
4
Temsil gücündeki çift başlılığı önleme girişimini analiz etme
Ortak davet üzerine TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldıran kanunu kabul etmiştir.
İtilaf Devletleri'nin iki hükümeti birden çağırarak yaratmak istediği çift başlılığı engellemek ve Türk milletinin tek temsilcisinin TBMM olduğunu göstermek amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Büyük Taarruz sonrasında diplomatik sürecin Mudanya Ateşkesi ile başlaması, Lozan davetinin yarattığı temsil krizi ve buna tepki olarak saltanatın kaldırılmasının kronolojik ilişkisi.
Soru 54Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda alınan kararlar ile bu kararların yeni Türk devletinin bağımsızlık ve egemenlik hakları açısından doğurduğu sonuçları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapit��lasyonların ve Düyun-u Umumiye idaresinin Türkiye'deki yetkilerinin tamamen kaldırılması
Boğazlar'ın yönetiminin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılması ve kıyılarının silahsızlandırılması
Irak sınırının belirlenmesinin Türkiye ile İngiltere arasında antlaşmadan sonra yapılacak ikili görüşmelere ertelenmesi
Ülkedeki tüm azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilerek yabancı devletlerin himaye haklarına son verilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlığı sağlamış; Boğazlar komisyonunun kurulması egemenlik haklarını kısıtlamış; Irak sınırının ertelenmesi Misak-ı Millî'nin tamamlanmasını sonraya bırakmış; azınlıkların Türk vatandaşı sayılması ise dış müdahaleleri önlemiştir.
Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlığı tam olarak sağlarken; Boğazlar'da bir komisyonun bulunması egemenliğe gölge düşürmüştür. Irak sınırının ertelenmesi pürüzlerin sürdüğünü kanıtlarken; azınlıkların vatandaşlığı iç işlerimize yönelik dış müdahaleleri engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki maddelerin niteliğini belirleme.
Kapitülasyonlar, Boğazlar, Irak sınırı ve azınlık hakları konularının bağımsızlık mücadelesindeki yeri tespit edilir.
Antlaşma kararlarının egemenlik üzerindeki yansımalarını doğru analiz etmek amacıyla konular sınıflandırılır.
2
Kararları egemenlik ve tam bağımsızlık kriterlerine göre eşleştirme.
Kapitülasyonlar ile ekonomik bağımsızlık; Boğazlar komisyonu ile egemenlik kısıtlaması; Irak sınırının ertelenmesi ile Misak-ı Millî pürüzü; azınlıkların vatandaşlığı ile iç işlerine müdahalenin önlenmesi eşleştirilir.
Maddelerin her birinin uluslararası hukuk ve ulusal egemenlik açısından doğurduğu sonuçların tespiti sağlanır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması kararlarının ulusal egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri açısından analizi
Soru 55Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Türk ordusu ve İtilaf Devletleri arasındaki silahlı çatışmalar sona ermiş; Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar savaş yapılmadan TBMM idaresine bırakılmıştır. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinin hukuken TBMM'ye devredilmesiyle İstanbul Hükümeti'ni fiilen işlevsiz hale getirmiştir. Hemen ardından İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na her iki hükümeti de davet etmesi, TBMM'nin saltanatı kaldırma sürecini hızlandırmıştır.

Bu gelişmelere dayanarak, askeri zaferlerin diplomatik alana ve Türk devletinin iç siyasi yapısına yansımaları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askeri alandaki başarılar ve Mudanya'daki diplomatik kazanımlar, Lozan öncesi dış temsil gücünü korumak adına iç politikada çift başlılığı önleyecek kurumsal reformları zorunlu kılmıştır.

Cevap

Askeri alandaki başarılar ve Mudanya'daki diplomatik kazanımlar, Lozan öncesi dış temsil gücünü korumak adına iç politikada çift başlılığ�� önleyecek kurumsal reformları zorunlu kılmıştır.
Doğru cevap, askeri alanda kazanılan zaferlerin diplomatik alanda (Mudanya ve ardından Lozan Konferansı) Türk milletinin bağımsızlığını tam olarak tescil ettirebilmesi için iç siyasette köklü kararlar alınmasını gerektirdiğini açıklar. İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na hem TBMM'yi hem de Osmanlı Hükümeti'ni davet ederek yaratmaya çalıştığı çift başlılık (temsil ikiliği), Saltanatın kaldırılmasıyla engellenmiş ve Türk ulusunun tek temsilcisinin TBMM olması sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın getirdiği askeri ve hukuki durumu çözümleme.
Doğu Trakya ve İstanbul savaşsız kurtarılarak TBMM idaresine bırakılmış, Osmanlı başkenti TBMM'ye teslim edilerek Osmanlı Hükümeti fiilen işlevsiz kalmıştır.
Tarihsel sürecin diplomatik ve hukuki zeminini belirlemek amacıyla antlaşma hükümleri değerlendirilir.
2
Lozan Barış Konferansı davetini ve ortaya çıkan siyasi tehdidi analiz etme.
İtilaf Devletleri'nin hem TBMM hem de İstanbul Hükümeti'ni davet ederek Türk tarafında temsil ikiliği yaratma planı saptanmıştır.
Saltanatın kaldırılmasına giden süreci tetikleyen temel dış siyasi gelişme ve gerekçe anlaşılır.
3
Saltanatın kaldırılması kararının bu iki süreç üzerindeki etkisini sentezleme.
Dış politikada tek seslilik sağlamak ve temsil ikiliğini önlemek amacıyla saltanat kaldırılmış, egemenliğin tek temsilcisinin meclis olduğu gösterilmiştir.
Askeri ve diplomatik gelişmelerin iç siyasetteki köklü egemenlik dönüşümüne nasıl zemin hazırladığı ortaya konur.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi'nin hukuki sonuçları ve Saltanatın kaldırılmasının diplomatik gerekçesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 56Soru

Amasya Genelgesi, Millî Mücadele'nin gerekçesini, amacını ve yöntemini ortaya koyan bir ihtilal beyannamesi niteliğindedir. Genelgede yer alan maddeler, Millî Mücadele'nin neden başlatılması gerektiğini ve bu hedefe nasıl ulaşılacağını belirlemiştir.

Buna göre genelgede yer alan;

I. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
II. İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir.
III. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

ifadelerinden hangileri Millî Mücadele'nin doğrudan başlama gerekçesini (nedenini) oluşturmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Amasya Genelgesi'nin birinci maddesi olan 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesi ile ikinci maddesi olan 'İstanbul hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir' ifadesi Millî Mücadele'nin başlama gerekçeleridir (nedenleridir). Bu iki durum, bağımsızlık mücadelesinin neden başlatılmak zorunda kalındığını açıklar. Dolayısıyla 'I ve II' seçeneği doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi maddelerinin içeriğini analiz etme
Genelgedeki birinci madde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığın tehlikede olduğunu, ikinci madde ise İstanbul hükümetinin görevini yapmadığını belirtir. Üçüncü madde ise milletin bağımsızlığını kurtarma amacını ve bunu milletin azim ve kararıyla yapma yöntemini içerir.
Soruda istenen 'gerekçe' (neden) kavramı ile 'amaç' ve 'yöntem' kavramlarını birbirinden ayırt etmek gerekmektedir.
2
Gerekçe niteliğindeki öncülleri belirleme
Birinci ve ikinci öncüller kurtuluş hareketinin neden (gerekçe) başlatılması gerektiğini hukuki ve fiili durumla açıklar.
Her iki madde de ülkenin ve milletin içinde bulunduğu olumsuz durumu ortaya koyarak mücadelenin haklılığını gerekçelendirir.
3
Yöntem niteliğindeki öncülü eleme
Üçüncü öncül ise bu mücadelenin 'nasıl' yapılacağını (yöntem) ve hedefini (bağımsızlık) gösterdiği için gerekçe değildir.
Yöntem ve amaç bildiren maddeler doğrudan gerekçe kapsamında değerlendirilemez.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nde yer alan kararların amaç, gerekçe ve yöntem açısından sınıflandırılması
Soru 57Soru

Lozan Barış Antlaşması’nda Osmanlı borçlarının imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırılarak Türk payına düşen kısmın kâğıt para ve Türk lirası cinsinden ödenmesi kabul edilmiş; ayrıca Duyun-ı Umumiye’nin Türkiye’deki vergi gelirlerine el koyma yetkisine son verilmiştir.

Buna göre, Lozan Antlaşması'nın mali hükümleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını ve mali egemenliğini kısıtlayan dış denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmıştır.

Cevap

Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını ve mali egemenliğini kısıtlayan dış denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmıştır.
Duyun-ı Umumiye İdaresi'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun gelir kaynaklarına doğrudan el koyarak yabancı alacaklılar lehine çalışması, egemen devlet anlayışına aykırıydı. Lozan'da bu idarenin yetkilerine son verilmesi ve borçların makul bir planla taksitlendirilmesi, yeni Türk devletinin ekonomik ve mali bağımsızlığını tam anlamıyla tescil etmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Duyun-ı Umumiye'nin (Genel Borçlar İdaresi) işlevini analiz edin.
Duyun-ı Umumiye, Osmanlı Devleti'nin vergi kaynaklarına el koyarak yabancı devletlerin mali çıkarlarını koruyan egemenliği kısıtlayıcı bir dış denetim organıdır.
Mali bağımsızlığın önündeki en büyük engeli tespit etmek.
2
Lozan Antlaşması'nda borçlar ve Duyun-ı Umumiye ile ilgili alınan kararları inceleyin.
Duyun-ı Umumiye'nin yetkilerine son verilmiş, borçlar ise Osmanlı'dan ayrılan diğer devletlerle paylaştırılarak taksitlendirilmiştir.
Bu kararların doğrudan hangi egemenlik hakkını kurtardığını bulmak.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırın.
Mali denetimlerin kaldırılması ve borçların egemen bir şekilde yapılandırılması doğrudan mali egemenlik ve tam ekonomik bağımsızlığı sağlamıştır.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nın mali hükümleri ve ekonomik bağımsızlık (mali egemenlik)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Lozan Barış Konferansı’nda delegeler arasında en çetin müzakereler; sınırların çizilmesi, kapitülasyonlar, dış borçlar ve Boğazlar meselesi gibi egemenlik konularında yaşanmıştır. Konferansta Türk heyetinin taviz vermediği konuların yanında, askeri ve diplomatik şartlar gereği bazı meseleler ertelenmiş ya da Misak-ı Milli'den taviz verilerek çözülebilmiştir.

Buna göre, Lozan Barış Antlaşması'nda sınırların belirlenmesi ve toprak paylaşımı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yunanistan ile sınır Meriç Nehri olarak kabul edilmiş, ayrıca savaş tazminatı karşılığında Karaağaç bölgesi Türkiye'ye bırak��lmıştır.

Cevap

Yunanistan ile sınır Meriç Nehri olarak kabul edilmiş, ayrıca savaş tazminatı karşılığında Karaağaç bölgesi Türkiye'ye bırakılmıştır.
Yunanistan sınırı konusunda Meriç Nehri'nin sınır kabul edilmesi ve Karaağaç bölgesinin savaş tazminatı olarak Türkiye'ye bırakılması kararı, Lozan Antlaşması'nda kesinleşen sınır ve toprak paylaşımı maddesidir. Yunanistan'ın Karaağaç'ı vermesi aynı zamanda savaşın sorumluluğunu üstlendiğinin de hukuki bir kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Barış Antlaşması'ndaki sınır maddelerini incelemek.
Yunanistan sınırında Meriç Nehri'nin sınır kabul edildiği ve Karaağaç'ın tazminat olarak kazanıldığı doğrulanır.
Bat�� sınırının yasal zeminini ve savaş tazminatı hakkını tespit etmek.
2
Diğer sınır maddelerinin durumunu değerlendirmek.
Musul'un ertelendiği, Hatay'ın dışarıda kaldığı, doğu sınırında yeni bir değişiklik olmadığı ve On İki Ada'nın İtalya'ya bırakıldığı belirlenir.
Çözüme ulaşmayan veya farklı şekilde çözülen sınır konularını eleyerek doğru seçeneği netleştirmek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda Sınırlar ve Egemenlik Hakları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde gerçekleşen diplomatik ve siyasi gelişmeler ile bu gelişmelerin ortaya çıkardığı hukuki veya siyasi sonuçlar düşünüldüğünde, sol sütunda verilen olayların sağ sütundaki hangi sonuçlarla eşleşmesi gerekir?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Mudanya Ateşkes Antlaşması ile İstanbul ve Boğazlar'ın idaresinin TBMM Hükümeti'ne bırakılması
İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı'na hem İstanbul Hükümeti'ni hem de TBMM Hükümeti'ni birlikte davet etmesi
TBMM Hükümeti'nin Doğu Trakya'yı İtilaf Devletleri'nden devralması amacıyla Refet Bele'yi görevlendirmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mudanya Ateşkesi'nde İstanbul'un TBMM'ye devri Osmanlı'nın hukuken yok sayılmasıyla; Lozan'a çift davet yapılması saltanatın kaldırılması kararıyla; Refet Bele'nin görevlendirilmesi ise Doğu Trakya Yüksek Komiserliği vasıtasıyla fiili egemenliğin kurulmasıyla eşleşmektedir.
Mudanya Ateşkesi ile başkent İstanbul'un idaresinin TBMM'ye verilmesi Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğini kanıtlar. Lozan'a İstanbul ve TBMM hükümetlerinin birlikte çağrılması, temsil krizini aşmak adına saltanatın kaldırılmasını doğrudan tetikleyen dış etkendir. Refet Bele'nin bölgeyi devralmakla görevlendirilmesi ise Doğu Trakya Yüksek Komiserliği unvanıyla fiili egemenliğin kurulmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın İstanbul ve Boğazlar ile ilgili hükmünün hukuki niteliğini analiz etmek.
İstanbul'un yönetiminin TBMM'ye geçmesi, Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğini tesciller.
Başkentin egemenliğinin başka bir siyasi güce verilmesi, mevcut devlet otoritesinin hukuken yok sayıldığının en açık kanıtıdır.
2
Lozan davetinin ortaya çıkardığı siyasi krizi ve TBMM'nin buna karşı attığı adımı değerlendirmek.
Lozan'daki çift temsil durumunun engellenmesi için saltanatın kaldırılması kararı hız kazanmıştır.
İtilaf Devletleri'nin Türk tarafı arasındaki görüş ayrılıklarından faydalanmasını engellemek ve milli egemenliği pekiştirmek hedeflenmiştir.
3
Doğu Trakya'nın savaşsız teslim alınması sürecinde Refet Bele'nin rolünü belirlemek.
Refet Bele, Doğu Trakya Yüksek Komiseri olarak bölgeyi devralmış ve TBMM adına fiili idareyi kurmuştur.
Mudanya'da kararlaştırılan diplomatik tahliyenin sahada resmiyet kazanması ve sivil idarenin kurulması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Saltanatın Kaldırılması'nın hukuki ve diplomatik sonuçları.
Soru 60Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde, Sivas Kongresi'nden sonra Mebusan Meclisi'nin toplanması amacıyla yürütülen faaliyetler ve mecliste Misak-ı Millî'nin kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin tepkisini çekerek İstanbul'un resmen işgal edilmesine uzanan bir süreci tetiklemiştir.

Buna göre, bu dönemde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişi (27 Aralık 1919), Misak-ı Millî'nin kabulü (28 Ocak 1920), Ali Rıza Paşa hükümetinin istifa etmesi (3 Mart 1920) ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi (16 Mart 1920) şeklindedir.
Gelişmelerin tarihsel sırası; Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişi (Aralık 1919), Misak-ı Millî'nin kabulü (Ocak 1920), Ali Rıza Paşa hükümetinin istifası (Mart başı 1920) ve İstanbul'un resmen işgali (16 Mart 1920) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil Heyeti'nin Ankara'ya geliş tarihini belirlemek
27 Aralık 1919
Mebusan Meclisi seçimleri sonrasında İstanbul'daki gelişmeleri daha yakından izlemek ve güvenli bir merkezde bulunmak amacıyla Ankara'ya gelinmiştir.
2
Misak-ı Millî kararlarının meclisteki kabul tarihini saptamak
28 Ocak 1920
İstanbul'da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisi bünyesindeki Felah-ı Vatan grubunun girişimleriyle bağımsızlık kararları gizli oturumda kabul edilmiştir.
3
Hükümet krizinin yaşandığı tarihi belirlemek
3 Mart 1920
Misak-ı Millî'nin ilanı sonrasında İtilaf Devletleri'nin meclis ve saray üzerindeki siyasi baskılarını artırması Ali Rıza Paşa'nın istifasına yol açmıştır.
4
İstanbul'un resmen işgali tarihini belirlemek
16 Mart 1920
Misak-ı Millî kararlarından geri adım atılmaması ve ulusal direnişin kırılamaması neticesinde İtilaf Devletleri askeri güç kullanarak başkenti işgal etmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin kabulü ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki kronolojik bağ ve neden-sonuç ilişkileri
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki
Milli Mücadele Dönemi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin