Milli Mücadele Dönemi

108 soru

Soru 61Soru

Mustafa Kemal, Havza Genelgesi’ni tek başına yayımladıktan sonra Amasya Genelgesi'ni kaleme alırken yakın silah arkadaşları Ali Fuat Bey, Rauf Bey ve Refet Bey'in imzalarını almış; Erzurum’da bulunan On Beşinci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile Konya’da bulunan İkinci Ordu Müfettişi Cemal Paşa’nın da onaylarını telgrafla belgelere ekletmiştir.

Bu durum, Mustafa Kemal’in aşağıdakilerden hangisini amaçladığının doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî Mücadele’yi tek bir kişinin girişimi olmaktan çıkarıp harekete geniş tabanlı, ulusal bir nitelik kazandırmayı

Cevap

Millî Mücadele’yi tek bir kişinin girişimi olmaktan çıkarıp harekete geniş tabanlı, ulusal bir nitelik kazandırmayı amaçlamıştır.
Mustafa Kemal, Havza Genelgesi'ni tek başına yayımladıktan sonra, mücadelenin halk nezdinde daha geniş bir kabul görmesi ve tek bir kişiye bağlı kişisel bir hareket olarak algılanmaması için ülkenin önde gelen diğer komutanlarının da imzasını ve onayını almıştır. Bu durum, Millî Mücadele’yi tek bir kişinin girişimi olmaktan çıkarıp harekete geniş tabanlı, ulusal bir nitelik kazandırmayı hedeflediğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin yayımlanma sürecinde atılan imzaları ve onayları analiz edin.
Mustafa Kemal'in genelgeyi Ali Fuat Bey, Rauf Bey, Refet Bey gibi isimlere imzalatması ve Kazım Karabekir ile Cemal Paşa'nın telgrafla onayını alması tespit edilir.
Genelgenin tek bir kişi yerine dönemin önde gelen askeri liderleri tarafından benimsenmesini incelemek amacın anlaşılmasını sağlar.
2
Bu askeri liderlerin katılımının halk ve ordu üzerindeki etkisini değerlendirin.
Karar alıcı kadronun genişletilmesinin, halkın harekete olan güvenini ve bağlılığını artıracağı, hareketi kişisel bir iddia olmaktan çıkaracağı görülür.
Milli Mücadele'nin meşruiyet zeminini ve ulusallık boyutunu ortaya koymak için bu adım gereklidir.
3
Elde edilen sonuç ile seçeneklerdeki hedefleri karşılaştırın.
Milli Mücadele'ye geniş tabanlı, ulusal bir nitelik kazandırma amacı doğru cevap olarak belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki hedeflerin (cemiyet birleşmesi, düzenli ordu vb.) bu adımdan çok daha sonra gerçekleştiği veya doğrudan bu adımla ilişkili olmadığı elenerek netleştirilir.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nin yayımlanış yöntemi ve taşıdığı ulusal meşruiyet amacı
Soru 62Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kronolojik olarak doğru sıralama; İtilaf Devletleri'nin Lozan Konferansı için TBMM Hükümeti ile birlikte İstanbul Hükümeti'ni de davet etmesi, TBMM'nin konferansta çift başlılık yaşanmasını önlemek amacıyla saltanatı kaldırması, egemenlik haklarından taviz verilmek istenmemesi üzerine Lozan'daki gör��şmelerin kesintiye uğraması ve Lozan Barış Antlaşması metninin yeni seçilen II. TBMM tarafından onaylanması şeklindedir.
Lozan Konferansı sürecindeki gelişmeler sırasıyla; İtilaf Devletleri'nin 27 Ekim 1922'deki ortak daveti, bu davete karşılık TBMM'nin 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırması, müzakereler sırasında uzlaşılamaması üzerine 4 Şubat 1923'te görüşmelerin kesintiye uğraması ve en nihayetinde antlaşmanın imzalanmasının ardından 23 Ağustos 1923'te II. TBMM tarafından onaylanarak yürürlük kazanması şeklinde gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Konferans öncesi İtilaf Devletleri'nin diplomatik girişiminin belirlenmesi.
İtilaf Devletleri'nin 27 Ekim 1922'de her iki hükümeti birlikte çağırdığı tespit edilir.
Bu davet, Türkiye iç politikasında saltanatın kaldırılmasını doğrudan tetikleyen ilk olaydır.
2
TBMM'nin davete verdiği siyasi yanıtın tarihsel sırasının saptanması.
TBMM'nin 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdığı tespit edilir.
Konferansa tek temsilci olarak katılarak Türk milletinin haklarını tek elden savunmak amaçlanmıştır.
3
Müzakere sürecinde yaşanan krizin tarihsel yerinin belirlenmesi.
4 Şubat 1923'te görüşmelerin kesintiye uğradığı saptanır.
Konferans 21 Kasım 1922'de başladıktan sonra kapitülasyonlar ve borçlar gibi egemenliğe aykırı dayatmalar nedeniyle görüşmeler durmuştur.
4
İmzalanan antlaşmanın yasallık kazanma aşamasının belirlenmesi.
24 Temmuz 1923'te imzalanan antlaşmanın 23 Ağustos 1923'te II. TBMM tarafından onaylandığı saptanır.
Uluslararası antlaşmaların meclis onayından geçerek hukuken yürürlüğe girmesi son aşamadır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nın diplomatik ve siyasi süreç kronolojisi ile TBMM'nin egemenlik ve tam bağımsızlık adımları.
Soru 63Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen Misak-ı Millî kararlarında; siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyecek her türlü sınırlamanın (kapitülasyonların) kaldırılması gerektiği ve tam bağımsızlığın ödün verilemez bir hedef olduğu dünyaya duyurulmuştur. Bu bağımsızlık ilanı karşısında İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmiş, meclisi basmış ve milliyetçi mebusları tutuklamışlardır.

Bu gelişmelere göre;
I. Misak-ı Millî’nin, İtilaf Devletleri’nin Mondros Mütarekesi sonrası kurmak istediği sömürgeci düzene doğrudan karşı çıktığı,
II. İstanbul’un resmen işgalinin, Mebusan Meclisi’nin ulusal bağımsızlık yönünde attığı kararlı adıma karşı bir tepki olduğu,
III. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aldığı bu kararların Osmanlı saltanat makamın�� hukuken sona erdirdiği

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

I ve II
Misak-ı Millî'de ilan edilen tam bağımsızlık hedefi ve kapitülasyonların reddedilmesi, İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi sonrasında kurmak istediği sömürgeci düzeni doğrudan tehdit etmiştir. Bu kararlara tepki olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesi, meclisin bağımsızlık kararına karşı yapılmış bir misillemedir. Bu doğrultuda birinci ve ikinci öncüller doğrudur. Üçüncü öncülde yer alan yargı ise meclis aidiyeti ve kronolojik açıdan hatalıdır; çünkü kararlar TBMM tarafından alınmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî kararlarının içeriğini ve İtilaf Devletleri'nin sömürgeci hedefleriyle ilişkisini değerlendirmek.
Kapitülasyonların reddi ve tam bağımsızlık ilkesi, İtilaf Devletleri'nin Mondros sonrasındaki işgal ve denetim planlarına doğrudan aykırıdır. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Metindeki bilgilerin İtilaf Devletleri'nin çıkarlarıyla çelişip çelişmediğini belirlemek.
2
İstanbul'un işgali ile meclis kararları arasındaki neden-sonuç ilişkisini incelemek.
Mebusan Meclisi'nin bağımsızlık kararı almasından hemen sonra İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi, bu karara karşı doğrudan bir misilleme ve tepkidir. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Siyasi olaylar arasındaki nedensel bağı ortaya koymak.
3
Kararların alındığı meclisi ve dönemin anayasal yapısını kontrol etmek.
Misak-ı Millî kararları TBMM tarafından değil, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiştir. Ayrıca bu kararların saltanatı hukuken sona erdirme gibi bir sonucu olmamıştır. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Tarihsel kronolojiyi ve kurum aidiyetini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesi ve bu kararların İtilaf Devletleri'nin tepkisiyle İstanbul'un resmen işgaline yol açması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 64Soru

Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenme evresinde ulusal iradeyi hâkim kılmak ve yurdun bütünlüğünü korumak amacıyla çeşitli genelgeler yayımlanmış, kongreler düzenlenmiş ve diplomatik görüşmeler yapılmıştır.

Bu süreçte gerçekleşen aşağıdaki olayları, kronolojik olarak ilk yaşanandan son yaşanana doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru kronolojik sıralama; Amasya Genelgesi'nin yayımlanması, Mustafa Kemal'in askerlikten istifa etmesi, Temsil Heyeti'nin yetkilerinin Sivas Kongresi'nde genişletilmesi ve son olarak Amasya Görüşmeleri'nin gerçekleştirilmesi şeklinde olmalıdır.
Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919'da yayımlanmış, bu genelgeden sonra Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919'da askerlikten istifa etmiş, Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919'da gerçekleşerek Temsil Heyeti ulusallaşmış ve bu gücün sonucunda İstanbul Hükümeti ile 20-22 Ekim 1919'da Amasya Görüşmeleri yapılmıştır. Bu kronolojik akış tarihsel gelişim mantığıyla uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
İlk olay belirlenir.
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919) Millî Mücadele'nin ihtilal safhasının ilk resmî bildirisidir ve bu listedeki ilk kronolojik adımdır.
Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışının ve Havza Genelgesi'nin ardından ulusal hareketi örgütlemek adına yayınladığı ilk kapsamlı beyannamedir.
2
Mustafa Kemal'in istifa zamanı yerleştirilir.
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi'nden sonra (8-9 Temmuz 1919) görevinden istifa ederek sine-i millete dönmüştür.
Amasya Genelgesi'nin yayımlanması İstanbul Hükümeti'nin tepkisini çekmiş ve kendisi geri çağrılmıştır. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi açılmadan hemen önce istifa etmiştir.
3
Kongre süreci değerlendirilir.
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919), Erzurum Kongresi'nden sonra toplanmış ve Temsil Heyeti'nin yetki alanı genişletilmiştir.
Erzurum'da bölgesel olarak kurulan Temsil Heyeti, Sivas Kongresi'nde alınan kararla tüm vatanı temsil edecek şekilde ulusallaştırılmıştır.
4
Görüşmelerin zamanı tespit edilir.
Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919), Sivas Kongresi sonrasında gerçekleştirilmiştir.
Sivas Kongresi'nin başarısı üzerine Damat Ferit Paşa hükümeti istifa etmiş ve yerine kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti, Temsil Heyeti ile anlaşma yolları arayarak bu görüşmeyi yapmıştır.

Anahtar Kavram

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi gelişmelerinin kronolojik sırası ve neden-sonuç ilişkileri
Soru 65Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Birinci TBMM'nin açılış süreci, meclisin meşruiyet kazanması ve iç isyanlara karşı aldığı hukuki-askerî tedbirler göz önüne alındığında, aşağıda verilen tarihi gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: İstanbul'un işgali ve Mebusan Meclisi'nin kapatılması (16 Mart 1920), Ankara Müftüsü'nün mukabil fetvası (16 Nisan 1920), Büyük Millet Meclisi'nin açılması ve ilk kararların alınması (23-24 Nisan 1920), Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun çıkarılması (29 Nisan 1920) ve ��stiklal Mahkemeleri'nin kurulması (11 Eylül 1920) şeklindedir.
Kronolojik sıralama incelendiğinde; ilk olarak İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgali (16 Mart 1920) gerçekleşmiş ve bu durum Mebusan Meclisi'nin kapanmasına yol açmıştır. Ardından meclisin açılış hazırlıkları sürerken İstanbul Hükümeti'nin fetvasına karşı Rıfat Börekçi'nin karşı fetvası (16 Nisan 1920) yayımlanmıştır. Hemen sonrasında Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılmış ve egemenlik kararlarını almıştır (23-24 Nisan 1920). Meclisin açılmasıyla beraber Anadolu'da başlayan isyanlara karşı önce Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920) çıkarılmış, en nihayetinde bu kanunun etkin şekilde uygulanabilmesi amacıyla İstiklal Mahkemeleri (11 Eylül 1920) faaliyete geçirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin belirlenmesi
İtilaf Devletleri'nin 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal etmesi, kronolojideki en erken olaydır çünkü bu olay Mebusan Meclisi'nin kapatılmasına ve Ankara'da yeni bir meclis kurma fikrinin hayata geçirilmesine zemin hazırlamıştır.
Meclisin açılış sürecini başlatan ana tetikleyici olayı tespit etmek.
2
Karşı fetva yayımlanma tarihinin belirlenmesi
İstanbul Hükümeti'nin dinî otoritesini kullanarak halkı kışkırtmasına karşı, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve arkadaşları tarafından 16 Nisan 1920'de karşı fetva yayımlanmıştır. Bu olay, Meclisin resmen açılışından hemen önce gerçekleşmiştir.
Milli Mücadele'nin meşruiyetini dinî açıdan savunma çabalarının sırasını saptamak.
3
Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihinin belirlenmesi
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de açılmış ve ertesi gün egemenlik ilkelerini içeren kararlar kabul edilmiştir.
Meclisin kuruluşu ve kurucu kararlarının tarihini yerleştirmek.
4
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun konumunun belirlenmesi
Meclis açıldıktan hemen sonra Anadolu'daki isyanlara karşı ilk hukuki tedbir olarak 29 Nisan 1920'de Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nu çıkarmıştır.
Meclisin yasama yetkisiyle aldığı ilk tedbirin tarihini saptamak.
5
İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş tarihinin belirlenmesi
Kanunun uygulanmasını ve yargı sürecini hızlandırmak için 11 Eylül 1920'de İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Yargısal tedbirlerin kronolojideki son aşama olduğunu tespit etmek.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin Açılış Süreci ve Ayaklanmalara Karşı Alınan Tedbirlerin Kronolojik Gelişimi
Soru 66Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan;

* "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir."
* "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, genelgeyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir.

Cevap

Kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir.
Verilen hükümlerden 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesi Millî Mücadele'nin gerekçesini belirtmektedir. 'Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesi ise mücadelenin yöntemini (milletin azim ve kararı) ortaya koymakta ve doğrudan ulusal egemenliğe vurgu yapmaktadır. Bu nedenle kurtuluş mücadelesinin gerekçesi ortaya konulmuş ve bu mücadelenin ulus iradesine dayandırılacağı ilan edilmiştir ifadesi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin birinci maddesi olan 'Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir' ifadesini analiz etme.
Bu ifadenin Millî Mücadele'nin gerekçesini (nedenini) ortaya koyduğu belirlenir.
Mücadelenin neden başlatıldığını açıklamak için mevcut tehlikenin belirtilmesi gerekir.
2
Genelgenin üçüncü maddesi olan 'Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır' ifadesini inceleme.
Bu ifadenin mücadelenin yöntemini (milletin azim ve kararı) ve amacını (milletin bağımsızlığı) belirlediği saptanır.
Milletin kendi kararının vurgulanması, mücadelenin halk iradesine (ulusal egemenliğe) dayandırılacağını gösterir.
3
Her iki maddeyi bütüncül olarak değerlendirip ortak bir sonuca ulaşma.
Genelgenin hem mücadeleye girişme nedenini (gerekçe) hem de bu mücadelenin millet iradesiyle yürütüleceğini (yöntem ve egemenlik) bir arada sunduğu yargısına ulaşılır.
Tarihsel belgelerin maddeleri arasındaki mantıksal bağlar bütünsel bir yorum yapmayı gerektirir.

Anahtar Kavram

Amasya Genelgesi'nde yer alan ihtilalci ve ulusal egemenlikçi kararların analizi, gerekçe ve yöntem ayrımının yapılması.
Soru 67Soru

Birinci TBMM Dönemi'nde meclise yönelik ayaklanmaların bastırılması ve millî otoritenin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen faaliyetler ile bu faaliyetlerin doğrudan hedeflediği amaç ve nitelikleri eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Rıfat Börekçi öncülüğünde Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması
Meclis milletvekillerinin yargı gücünü üstlenerek seyyar mahkemelerde görev alması
Ahmet Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu unsurlarına karşı askeri mücadele yürütülmesi
Anadolu Ajansı'nın kurulması ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin çıkarılması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması 'Dinî duyguların istismar edilmesini engelleyerek direnişin meşruiyet zeminini korumak' amacı ile; milletvekillerinin yargı gücünü üstlenerek seyyar mahkemelerde görev alması 'Yasama meclisinin yürütme ve yargı yetkilerini kendisinde toplayarak olağanüstü gücünü fiilen tesis etmesi' amacı ile; Ahmet Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu unsurlarına karşı askeri mücadele yürütülmesi 'Boğazlar çevresindeki İngiliz çıkarlarını savunmak adına doğrudan merkezî yönetimce kışkırtılan tehdidi bertaraf etmek' amacı ile; Anadolu Ajansı'nın kurulması ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin çıkarılması ise 'İşgal güçleri ile saltanatın menfi propagandalarını etkisiz kılmak için haber akışını denetim altında tutmak' amacı ile eşleşir.
Anadolu ulemasının karşı fetva yayımlaması dinî meşruiyeti koruma amacını; milletvekillerinin yargıç sıfatıyla mahkemelerde görev alması güçler birliğini fiilen hayata geçirerek meclis otoritesini süratle kurma amacını; Anzavur Ayaklanması ve Hilafet Ordusu'na karşı yürütülen askeri mücadele doğrudan İstanbul Hükümeti'nin İngiliz desteğiyle kurduğu tehdidi kırma amacını; Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye ise yalan haber ve propagandayı önleyerek haber akışını denetim altında tutma amacını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci TBMM'nin dinî meşruiyeti sağlamaya yönelik adımlarını analiz ediniz.
İstanbul Hükümeti'nin şeyhülislam fetvasına karşı Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve ulemanın yayımladığı fetvanın halk nezdinde direnişin meşruiyetini savunduğu görülür.
Dinî duyguların istismarının engellenmesi ve millî hareketin meşruluğunun kanıtlanması hedeflenmiştir.
2
Meclisin yargı yetkisini kendi içinden atadığı üyeler aracılığıyla kullanmasının anayasal niteliğini değerlendiriniz.
İstiklal Mahkemelerinde milletvekillerinin yargıç olarak görev alması, meclisin yargı gücünü doğrudan yürütüp güçler birliği ilkesini hayata geçirdiğini doğrular.
Olağanüstü savaş koşullarında otoritenin süratle tesis edilmesi amaçlanmıştır.
3
Anzavur ve Hilafet Ordusu (Kuva-yı İnzibatiye) ayaklanmalarının kaynağını ve stratejik konumunu inceleyiniz.
Bu ayaklanmalar doğrudan İstanbul Hükümeti tarafından organize edilmiş olup İngilizlerin Boğazlar bölgesindeki güvenlik kaygılarıyla desteklenmiştir.
Marmara ve Boğazlar hattındaki işgal karşıtı potansiyeli kırmak ve İngiliz kontrolünü güvenceye almak istenmiştir.
4
TBMM'nin kamuoyu ve basın üzerindeki stratejik adımlarını saptayınız.
Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye gibi organlar, işgalci ve iş birlikçilerin propagandalarına karşı doğru haber akışını sağlamıştır.
İç ve dış kamuoyunda direnişin haklılığını anlatmak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Birinci TBMM'nin açılması, otorite kurma çabaları ve ayaklanmalara karşı alınan tedbirler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 68Soru

Lozan Barış Konferansı görüşmelerinde Türk heyeti; Türkiye sınırları içindeki yabancı okulların ayrıcalıklı statülerine son verilerek Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi tutulması konusunda tavizsiz bir tutum sergilemiş ve bu talebini antlaşma metnine dahil ettirmeyi başarmıştır.

Bu hükümle yeni Türk devletinin doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsız devlet anlayışı doğrultusunda egemenlik haklarını korumayı ve dış güçlerin iç işlerine müdahalelerini engellemeyi

Cevap

Bağımsız devlet anlayışı doğrultusunda egemenlik haklarını korumayı ve dış güçlerin iç işlerine müdahalelerini engellemeyi
Lozan Antlaşması'nda yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi tutulması kararı, dış güçlerin bu okulları kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullanmasını ve Türkiye'nin iç işlerine karışmasını engellemiştir. Bu karar doğrudan ulusal egemenliği pekiştirmeyi ve bağımsız devlet anlayışını korumayı amaçlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması'ndaki yabancı okullar maddesinin içeriğini analiz etme.
Yabancı okulların tamamen Türk kanunlarına tabi kılınması ve yabancı denetimin sona erdirilmesi hükmüne ulaşılır.
Soruda verilen bilginin temel amacını belirlemek için öncelikle ilgili hükmün ne anlama geldiğini anlamak gerekir.
2
Yabancı okulların dış devletlerin müdahalesinden kurtarılmasının egemenlik ve bağımsızlık kavramlarıyla ilişkisini kurma.
Osmanlı döneminde yabancı devletlerin bu okulları bahane ederek iç işlerine karıştığı gerçeğinden hareketle, yeni düzenlemenin bu müdahaleleri önlediği sonucuna varılır.
Alınan kararın doğrudan ulusal egemenlik ve iç işlerinin korunması amacına hizmet ettiğini göstermek.
3
Doğru seçeneği belirleme ve diğer çeldiricileri eleme.
Bağımsız devlet anlayışı ve egemenlik haklarının korunması ile ilgili ifadenin doğru cevap olduğu saptanır; ertelenen konular, anakronizm içeren güncel mevzuat iddiaları ve denizcilikle ilgili Kabotaj Kanunu elenir.
En kapsamlı ve tarihsel açıdan doğru olan yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik ve bağımsızlık kararları (Yabancı Okullar Sorunu)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 69Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde, İstanbul Hükümeti’nin milli hareketi padişah ve halifeye karşı bir ayaklanma ve dinsizlik olarak nitelendiren Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi fetvasına karşı; Ankara Müftüsü Rıfat Efendi ve 150’den fazla Anadolu müftüsünün imzasıyla karşı bir fetva (Ankara Fetvası) yayımlanmıştır. Bu fetvada, işgal altındaki bir hilafet merkezinden verilen emir ve fetvaların şer’an geçersiz olduğu, vatanı ve hilafeti müdafaa edenlerin dinen haklı bir mücadele yürüttüğü ilan edilmiştir.

Bu tarihsel gelişme ve Ankara Fetvası’nın yayımlanma süreci dikkate alındığında;

I. Birinci TBMM’nin yasama yetkisini kullanarak dini ve toplumsal alanda bağlayıcı kararlar aldığı,
II. Milli Mücadele’nin halk nezdindeki meşruiyetini korumak ve toplumsal desteğin kırılmasını önlemek amacıyla dini referanslara başvurulduğu,
III. İstanbul Hükümeti’nin, elindeki dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak ve halkı isyana teşvik etmek için bir araç olarak kullandığı

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

Milli Mücadele'nin meşruiyetini korumak için dini referanslara başvurulduğunu belirten ikinci yargı ile İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak için kullandığını belirten üçüncü yargı doğrudur.
Doğru cevap, milli mücadelenin meşruiyetini korumak için dini referanslara başvurulduğunu belirten ikinci yargı ile İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak için kullandığını belirten üçüncü yargıyı içeren seçenektir. Fetva yayımlamak dini bir görüş beyanı olup TBMM'nin yasama gücüyle gerçekleştirdiği resmi bir devlet tasarrufu değildir. Dolayısıyla birinci yargı yanlıştır, ikinci ve üçüncü yargılar ise doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncelikle öncülde verilen tarihsel bilgiler analiz edilir ve İstanbul Hükümeti ile Ankara arasındaki fetva mücadelesinin niteliği belirlenir.
Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi boyutunun yanı sıra dini meşruiyet üzerinden de bir mücadeleye sahne olduğu anlaşılır.
Soruda verilen yargıların doğruluk derecesini test edebilmek için tarihsel bağlamı doğru kurmak gerekir.
2
Birinci öncül incelenir: Fetva yayımlanmasının meclisin yasama yetkisi (kanun yapma gücü) ile bir ilgisi olup olmadığı sorgulanır.
Fetva, din görevlileri (müftüler) tarafından yayımlanan şer'i bir görüştür; TBMM'nin çıkardığı bir kanun (yasama faaliyeti) değildir.
Yasama gücünün niteliği ile dini fetva arasındaki farkı ayırt etmek, öğrencilerin meclisin hukuki işleyişini doğru anlamasını sağlar.
3
İkinci öncül incelenir: Ankara Fetvası'nın vatanı savunanların haklılığını savunması ve İstanbul'un fetvalarının geçersizliğini vurgulaması değerlendirilir.
Bu fetvanın, halkın desteğini korumak ve meşruiyet sağlamak amacıyla dini referanslara dayandığı tespit edilir.
Halkın dini hassasiyetlerinin Milli Mücadele'ye zarar vermesini önlemek amacıyla bu adımın atıldığını doğrulamak gerekir.
4
Üçüncü öncül incelenir: İstanbul Hükümeti'nin Şeyhülislam Dürrizade vasıtasıyla yayımlattığı fetvanın amacı analiz edilir.
İstanbul Hükümeti'nin dini otoriteyi milli hareketi yalnızlaştırmak ve halk nezdinde gayrimeşru kılmak için kullandığı doğrulanır.
İki tarafın da dini argümanları kendi meşruiyetlerini sağlamak ve karşı tarafı etkisiz kılmak için kullandığını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi'nde meşruiyet mücadelesi ve propaganda savaşları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru

Millî Mücadele Hazırlık Dönemi'nde bağımsızlık hareketinin teşkilatlanması ve hukuki meşruiyet kazanması sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sıralama sırasıyla; Millî Mücadele'nin gerekçesinin ilanı, manda ve himayenin ilk reddi, cemiyetlerin birleştirilmesi, İstanbul Hükümeti ile görüşmeler ve son olarak Misak-ı Millî'nin kabulü şeklinde olmalıdır.
Kronolojik sıralama Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Görüşmeleri ve Misak-ı Millî'nin kabulü şeklinde gerçekleşmiştir. Bu süreç Millî Mücadele'nin fikri temellerinin atılmasından, örgütlenmesine ve en nihayetinde millî mecliste yasallaşmasına giden yolu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
22 Haziran 1919 tarihinde yayımlanan Amasya Genelgesi, amaç, gerekçe ve yöntemi belirleyen ilk adımdır.
Milli Mücadele'nin fiili ve fikri başlangıcı bu ihtilal bildirisiyle başlamıştır.
2
Erzurum Kongresi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi'nde millî sınırlar ilk kez çizilmiştir.
Genelgeden sonra toplanan ilk bölgesel kongre olması nedeniyle kronolojide ikinci sırada yer alır.
3
Sivas Kongresi'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan Sivas Kongresi'nde tüm cemiyetler birleştirilmiştir.
Erzurum Kongresi'ndeki kararların ulusallaştırıldığı bir sonraki aşamadır.
4
Amasya Görüşmeleri'nin tarihini ve niteliğini belirlemek.
20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında İstanbul Hükümeti ile yapılan görüşmelerle Temsil Heyeti hukuken tanınmıştır.
Kongrelerin ardından temsil gücü artan heyet ile resmi temas kurulmuştur.
5
Misak-ı Millî'nin kabulünü belirlemek.
28 Ocak 1920 tarihinde Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millî kararları son aşamadır.
Amasya Görüşmeleri sonucunda açılması kararlaştırılan meclisin aldığı en önemli karardır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi hazırlık safhasının kronolojik akışı ve olaylar arası neden-sonuç ilişkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 71Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda karara bağlanan aşağıdaki konuları, antlaşmada yer alan çözüm şekilleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kapitülasyonlar
Musul Sorunu
Dış Borçlar
Boğazlar

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış; Musul Sorunu Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelere bırakılmış; Dış Borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılarak taksitlendirilmiş; Boğazlar ise uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakılmıştır.
Kapitülasyonların kaldırılması tam ekonomik bağımsızlığı sağlamış, Musul Sorunu çözülemeyerek ikili görüşmelere ertelenmiş, Dış Borçlar Osmanlı'dan ayrılan devletlere paylaştırılmış ve Boğazlar uluslararası komisyona bırakılmıştır. Bu eşleştirmeler tarihsel gerçeklere tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kapitülasyonların durumunu incelemek.
Kapitülasyonların kaldırılması, Türk heyetinin taviz vermediği konulardan biridir ve antlaşmada tamamen kaldırıldığı belirtilmiştir. Bu durum tam ekonomik bağımsızlığı sağlayan ifadeyle eşleşir.
Milli Mücadele'nin ekonomik hedeflerinden biri kapitülasyonların kaldırılmasıdır.
2
Musul Sorunu'nun statüsünü belirlemek.
Musul (Irak sınırı) konusu, Türkiye ile İngiltere arasında anlaşmazlığa yol açtığı için Lozan'da çözülememiş ve konferans sonrasındaki ikili görüşmelere bırakılmıştır.
İngiltere'nin Musul üzerindeki hak iddiaları ve Türkiye'nin Misak-ı Milli sınırlarını savunması süreci tıkamış ve konunun sonraya bırakılmasına neden olmuştur.
3
Osmanlı borçlarının çözüm yöntemini tespit etmek.
Dış borçlar, Osmanlı Devleti'nden ayrılan halef devletler arasında hisseleri oranında paylaştırılmış ve Türkiye'nin üzerine düşen borç tutarı taksitler halinde ödenmek üzere karara bağlanmıştır.
Düyun-u Umumiye'nin tasfiye edilmesi ve mali egemenliğin kurulması hedeflenmiştir.
4
Boğazlar konusunun Lozan'daki durumunu analiz etmek.
Boğazlar'ın geçiş rejimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından düzenlenecek ve Boğazlar'ın her iki yakası silahsızlandırılacaktır.
Bu karar Türkiye'nin savunma güvenliğini ve egemenlik haklarını kısıtlayıcı bir nitelik taşımaktadır.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'ndaki maddelerin ve çözümlerin Türkiye'nin egemenlik ve bağımsızlık hakları açısından analizi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 72Soru

İtilaf Devletleri temsilcisi ile TBMM Hükümeti yetkilisi arasında geçen bir diplomatik görüşmede şu konuşma gerçekleşmiştir:

İtilaf Temsilcisi: "Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin resmi temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Bu nedenle Ankara'daki hükümetin de bu antlaşma şartlarına uyması uluslararası hukukun bir gereğidir."

TBMM Yetkilisi: "Uluslararası hukuk, bir antlaşmanın geçerliliğini yalnızca imza atan kişilerin unvanlarına değil, o devletin iç hukukundaki anayasal onay mekanizmalarının tamamlanmış olmasına da bağlar. Ortada millet iradesini yansıtan ve onay veren bir yasama organı yoktur."

Bu diyalogda TBMM yetkilisinin, Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersizliğini savunurken dayandığı temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının Meclis-i Mebusan'ın onayından geçtikten sonra yürürlüğe girebileceği kuralı

Cevap

Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının Meclis-i Mebusan'ın onayından geçtikten sonra yürürlüğe girebileceği kuralı
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemde yürürlükte olan Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi) gereğince, devlet adına imzalanan barış antlaşmalarının geçerli olabilmesi için Meclis-i Mebusan'ın onayından geçmesi yasal bir zorunluluktur. İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgali sonrasında Mebusan Meclisi kapatıldığı için antlaşma onaylanamamış ve hukuken geçersiz kalmıştır. TBMM yetkilisi de konuşmasında tam olarak bu iç hukuk onay mekanizmasına ve yasama organının (meclisin) yokluğuna vurgu yapmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Diyalogda geçen 'iç hukukundaki anayasal onay mekanizmaları' ve 'yasama organı' ifadelerini analiz etmek.
TBMM yetkilisinin, antlaşmanın geçerliliğini devletin anayasal kurumlarının onayına bağladığı belirlenir.
Sorunun kökündeki hukuki argümanın neye dayandırıldığını tespit etmek için.
2
Dönemin yürürlükte olan anayasası olan Kanun-i Esasi'nin antlaşmalarla ilgili hükmünü hatırlamak.
Kanun-i Esasi'ye göre barış antlaşmalarının yürürlüğe girebilmesi için Meclis-i Mebusan tarafından onaylanması gerektiği bilgisine ulaşılır.
TBMM yetkilisinin bahsettiği anayasal onay organının Meclis-i Mebusan olduğunu doğrulamak için.
3
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı tarihte (Ağustos 1920) Meclis-i Mebusan'ın durumunu değerlendirmek.
Meclis-i Mebusan'ın Mart 1920'de kapatıldığı ve antlaşmayı onaylayacak bir meclis bulunmadığı için Sevr'in hukuken geçersiz kaldığı sonucuna varılır.
Hukuki geçersizliğin temel nedenini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Kanun-i Esasi gereğince Meclis-i Mebusan'ın onayından geçmediği için hukuken geçersiz (ölü doğmuş) olması.
Soru 73Soru

Misak-ı Millî kararlarının 28 Ocak 1920'de kabul edilmesi, İtilaf Devletleri'nin büyük tepkisine yol açmış; bu süreç Ali Rıza Paşa Hükûmeti'nin düş��rülmesine, ardından 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal eden İtilaf Devletleri'nin meclisi basarak milletvekillerini sürgüne göndermesine neden olmuştur.

Buna göre, Misak-ı Millî'nin kabulü ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Misak-ı Millî’nin kabulü, İtilaf Devletleri’nin çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği için milli iradeyi temsil eden Mebusan Meclisi'nin fiilen kapatılmasına zemin hazırlamıştır.

Cevap

Misak-ı Millî’nin kabulü, İtilaf Devletleri’nin çıkarlarını doğrudan tehdit ettiği için milli iradeyi temsil eden Mebusan Meclisi'nin fiilen kapatılmasına zemin hazırlamıştır.
Misak-ı Millî kararları, İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi sonrasında Anadolu'da gerçekleştirmek istediği planları ve kapitülasyon çıkarlarını doğrudan tehdit etmiştir. Bu kararların Mebusan Meclisi'nde oy birliğiyle kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri, meclisi fiilen kapatarak halkın iradesini cezalandırmak istemiş ve İstanbul'u resmen işgal etmiştir. Bu durum iki olay arasındaki doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî kararlarının niteliğini ve hangi parlamentoda kabul edildiğini belirleme.
Misak-ı Millî kararları, İstanbul'daki Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiş olup tam bağımsızlık, sınırlar ve kapitülasyonların kaldırılması ilkelerini içermektedir.
Kararların İtilaf Devletleri'nin çıkarları üzerindeki etkisini doğru saptamak için.
2
Misak-ı Millî'nin kabulü ile İstanbul'un işgali arasındaki neden-sonuç ilişkisini analiz etme.
İtilaf Devletleri bağımsızlık yanlısı bu kararlara tepki göstererek Ali Rıza Paşa Hükûmeti'ni düşürmüş ve meclis iradesini yok etmek amacıyla 16 Mart 1920'de İstanbul'u resmen işgal edip Mebusan Meclisi'ni kapatmıştır.
Olayların gelişim sırasını ve neden-sonuç bütünlüğünü kurmak için.
3
Çeldiricilerdeki kavramsal ve kronolojik hataları eleyerek doğru yargıya ulaşma.
Misak-ı Millî'nin Birinci TBMM'de kabul edildiği iddiası meclis aidiyeti hatasıdır; Sevr Antlaşması ve saltanatın lağvedilmesiyle ilgili seçenekler ise tarihsel anachronism içerdiğinden elenir.
Yanlış seçenekleri net gerekçelerle eleyip doğru cevabı doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesinin İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesine ve meclisi kapatmasına yol açması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 74Soru

Millî Mücadele Dönemi'nde yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin kronolojik sırası: Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelmesi, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması, Misak-ı Millî kararlarının kabul edilmesi ve İstanbul'un resmen işgal edilmesi şeklindedir.
Kronolojik sıralama Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişi (27 Aralık 1919), Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla Felah-ı Vatan Grubu'nun kurulması (Ocak 1920), Misak-ı Millî'nin kabulü (28 Ocak 1920) ve son olarak buna tepki olarak İstanbul'un resmen işgali (16 Mart 1920) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil Heyeti'nin Ankara'ya ulaşma tarihinin belirlenmesi.
Temsil Heyeti 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara'ya gelmiştir.
Mebusan Meclisi seçimlerinin ardından meclis çalışmalarına yakın olmak amaçlanmıştır.
2
Son Osmanlı Mebusan Meclisi bünyesindeki grup oluşumunun belirlenmesi.
Meclis 12 Ocak 1920'de açılmış ve ardından Felah-ı Vatan Grubu kurulmuştur.
Mustafa Kemal'in mecliste Müdafaa-i Hukuk grubu kurma planı yerine bu grup kurulmuştur.
3
Mebusan Meclisi'nde bağımsızlık kararlarının alınması tarihinin belirlenmesi.
Misak-ı Millî kararları 28 Ocak 1920'de kabul edilmiştir.
Felah-ı Vatan Grubu'nun çalışmaları neticesinde vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı karara bağlanmıştır.
4
İtilaf Devletleri'nin meclis kararlarına gösterdiği tepkinin tarihinin belirlenmesi.
İstanbul 16 Mart 1920'de resmen işgal edilmiştir.
İtilaf Devletleri, Misak-ı Millî kararlarının mecliste kabul edilmesini engellemek ve bağımsızlık hareketini bastırmak amacıyla bu işgali gerçekleştirmiştir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî kararlarının kabul süreci ve İtilaf Devletleri'nin bu kararlara tepkisi olan İstanbul'un resmen işgali arasındaki kronolojik ve neden-sonuç ilişkisi.
Soru 75Soru

Lozan Barış Konferansı'nda taraflar arasında çözüme kavuşturulamayan Irak sınırı (Musul) meselesi, antlaşmanın imzalanmasından sonraki dokuz ay içinde Türkiye ile ��ngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılmıştır. Bu süre zarfında da bir uzlaşma sağlanamazsa konunun Milletler Cemiyetine götürülmesi kararlaştırılmıştır.

Bu bilgilere göre, Lozan Barış Antlaşması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığına

Cevap

Konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığına
Doğru cevap, konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin kesin ve nihai bir çözüme ulaştırılamadığı yargısıdır. Metinde belirtildiği üzere Irak sınırı (Musul sorunu) Lozan Konferansı'nda çözülemeyerek antlaşma sonrasına ertelenmiştir. Bu durum, antlaşmanın imzalanmasıyla tüm sorunların tamamen çözülemediğini açıkça göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metni analiz etme
Lozan'da Musul (Irak sınırı) meselesinin çözülemediği, antlaşmadan sonraya (ikili görüşmelere ve gerekirse Milletler Cemiyetine) bırakıldığı tespit edilir.
Soruda verilen öncül bilgiyi doğru şekilde anlamak ve çıkarım yapmak.
2
Seçenekleri değerlendirme
Irak sınırının kesin olarak çizilmediği, aksine ertelendiği görülür. Diğer ertelenmeyen konularla (kapitülasyonlar vb.) ve tarihsel kronolojiyle (Milletler Cemiyeti üyeliği) çelişen seçenekler elenir.
Çözülemeyen bir konunun ertelenmesinin, antlaşmada her konunun nihayete erdirilemediği anlamına geldiğini doğrulamak.
3
Sonuca ulaşma
Metinden çıkarılabilecek en kesin yargının, konferansta ele alınan tüm sınır meselelerinin nihai bir çözüme ulaştırılamayıp sonraya bırakıldığı yargısı olduğu belirlenir.
Doğru seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda çözülemeyen veya ertelenen konular ve bunların Türk dış politikasına etkileri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 76Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Sevr Antlaşması'nın hazırlanma, imzalanma ve bu antlaşmaya karşı gösterilen tepki süreçlerinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: San Remo Konferansı'nın düzenlenmesi, Yunan ordusunun Anadolu'da taarruza geçirilmesi, Saltanat Şûrası'nın toplanarak kabul kararı alması, Sevr Antlaşması'nın imzalanması ve TBMM'nin imzalayanları vatan haini ilan etmesi şeklindedir.
Doğru sıralama kronolojik olarak: San Remo Konferansı (Nisan 1920) -> Yunan Taarruzu (Haziran 1920) -> Saltanat Şûrası (Temmuz 1920) -> Sevr'in İmzalanması (Ağustos 1920) -> TBMM Kararı (Ağustos 1920 sonu) şeklindedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk diplomatik aşamayı belirleme
İtilaf Devletleri'nin Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nı toplayarak taslak şartları belirlemesi ilk adımdır.
Mondros sonrasında Osmanlı Devleti ile yapılacak nihai barış antlaşmasının maddeleri bu konferansta netleştirilmiştir.
2
Askeri baskı sürecini belirleme
Taslağa karşı Osmanlı'nın çekinceleri üzerine Haziran 1920'de Yunan ordusunun Anadolu'da genel taarruza geçirilmesi ikinci adımdır.
İtilaf Devletleri, antlaşmayı Osmanlı'ya zorla kabul ettirmek amacıyla askeri güç kullanma yolunu seçmiştir.
3
Osmanlı karar organının onay sürecini belirleme
Yıldız Sarayı'nda Temmuz 1920'de toplanan Saltanat Şûrası'nın barış taslağını onaylaması üçüncü adımdır.
Hükümet ve Padişah, askeri işgaller karşısında antlaşmanın imzalanmasından başka çare kalmadığına kanaat getirmiştir.
4
Antlaşmanın imza anını belirleme
Osmanlı delegasyonunun 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nı imzalaması dördüncü adımdır.
Saltanat Şûrası'nın onay kararının ardından delege heyeti Fransa'ya giderek resmi imzayı atmıştır.
5
Milli Mücadele kanadının tepkisini belirleme
TBMM'nin 19 Ağustos 1920'de antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etmesi son adımdır.
TBMM, antlaşmanın Misakımilli'ye tamamen aykırı olduğunu belirterek hem hukuken hem de fiilen bu antlaşmayı reddettiğini ilan etmiştir.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın diplomatik ve askeri süreç kronolojisi ile bu süreçteki kararlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru

Lozan Barış Konferansı sürecinde Türk heyetinin bağımsızlık ilkelerinden taviz vermemesi nedeniyle görüşmeler kesintiye uğramış ve bu arada geçen sürede diplomatik, iç siyasi ve ekonomik alanlarda önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Buna göre, Lozan Barış Konferansı ve bu kesinti sürecinde yaşanan aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralaması nasıl olmalıdır?

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Lozan Konferansı ve kesinti sürecindeki gelişmelerin doğru kronolojik sıralaması: Lozan görüşmelerinin kesintiye uğraması, İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması, TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması ve Lozan görüşmelerinin ikinci döneminin başlaması şeklindedir.
Lozan Barış Konferansı'nın kronolojik akışı incelendiğinde; kapitülasyonlar ve borçlar gibi konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle 4 Şubat 1923'te görüşmelere ara verilmiştir. Bu arada geçen sürede, bağımsızlık hedeflerini göstermek amacıyla 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplanmış, ardından iç politikadaki anlaşmazlıkları gidermek ve Lozan delegasyonunu rahatlatmak için 1 Nisan 1923'te TBMM seçim kararı almış, sonrasında ise 23 Nisan 1923'te ikinci dönem görüşmeleri başlamıştır. Bu durum belirtilen sıralamayı doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Gelişmelerin tarihsel başlangıç noktalarını ve tarihlerini belirleme
Görüşmelerin kesintiye uğraması 4 Şubat 1923'te gerçekleşmiştir.
Sıralamadaki ilk kronolojik olayı tespit etmek için.
2
Kesinti sürecindeki ekonomik gelişmeyi belirleme
İzmir İktisat Kongresi'nin 17 Şubat 1923'te toplanması ikinci sıradadır.
Ekonomik bağımsızlık hedeflerinin bu kesinti sürecinde dünyaya duyurulmasını kronolojik sıraya yerleştirmek için.
3
Kesinti sürecindeki iç siyasi gelişmeyi belirleme
TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alması 1 Nisan 1923'tedir.
Lozan görüşmeleri yeniden başlamadan hemen önce meclis içindeki tartışmaları sonlandırma çabasını belirlemek için.
4
Görüşmelerin yeniden başlama tarihini belirleme
Lozan görüşmelerinin ikinci döneminin başlaması 23 Nisan 1923'tür.
Kesinti döneminin sona erdiğini ve müzakerelerin kaldığı yerden devam ettiğini göstermek için.

Anahtar Kavram

Lozan Konferansı Kesinti Dönemi ve Gelişmeler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 78Soru

Kanun-i Esasi'nin 1909 yılındaki anayasa değişiklikleriyle yeniden düzenlenen maddesine göre; Osmanlı Devleti adına akdedilecek barış antlaşmalarının geçerli olabilmesi için Meclis-i Mebusan tarafından onaylanması anayasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. İtilaf Devletleri'nin hazırladığı taslağı kabul ettirmek isteyen Osmanlı yönetimi, meclisin kapalı olması nedeniyle Saltanat Şûrası adıyla olağanüstü bir kurul toplamış ve Sevr Antlaşması'nın imzalanmasına karar vermiştir.

Bu gelişmeler doğrultusunda, Osmanlı anayasa hukuku açısından Sevr Antlaşması ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasal onay mekanizması işletilemediğinden hukuki yürürlük gücünden yoksun kalmıştır.

Cevap

Anayasal onay mekanizması işletilemediğinden hukuki yürürlük gücünden yoksun kalmıştır.
Sevr Antlaşması'nın imzalandığı dönemde yürürlükte olan Osmanlı anayasası (Kanun-i Esasi), 1909 değişiklikleriyle barış antlaşmalarının geçerliliğini Meclis-i Mebusanın onayına bağlamıştır. İstanbul'un işgali sonrasında meclis kapatıldığı için bu onay alınamamış, padişahın danışma organı olarak topladığı Saltanat Şûrası da anayasal olarak meclisin yerini tutamadığı için antlaşma hukuken yürürlüğe girememiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin 1909 yılındaki anayasa değişikliklerinin barış antlaşmaları üzerindeki şartını analiz etmek.
Barış antlaşmalarının hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Meclis-i Mebusanın onayından geçmesi anayasal bir zorunluluktur.
Antlaşmanın anayasal geçerlilik şartlarını doğru tespit etmek.
2
Sevr Antlaşması'nın hazırlandığı ve imzalandığı dönemdeki parlamento durumunu değerlendirmek.
Meclis-i Mebusan dağıtıldığı için antlaşmayı onaylayacak bir yasama organı fiilen mevcut değildir.
Anayasal sürecin fiilen işletilip işletilemediğini belirlemek.
3
Padişah tarafından toplanan Saltanat Şûrası'nın hukuki yapısını incelemek.
Saltanat Şûrası anayasal bir yasama organı değil, sadece danışma niteliğinde olağanüstü bir kuruldur ve meclisin yerine geçemez.
Yürütmenin tek taraflı onay çabasının hukuki geçerliliğe etkisini saptamak.
4
Elde edilen verileri birleştirerek antlaşmanın hukuki statüsüne dair nihai sonuca ulaşmak.
Anayasanın zorunlu kıldığı meclis onayı gerçekleşmediği için antlaşma yürürlük gücü kazanamamış, hukuken geçersiz kalmıştır.
Soru kökündeki anayasal analizi doğru yargıyla sonuçlandırmak.

Anahtar Kavram

Sevr Antlaşması'nın Osmanlı anayasal düzeni (Kanun-i Esasi) çerçevesinde hukuki geçersizliği
Soru 79Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Millî kararlarının ilan edilmesi, İtilaf Devletleri'nin büyük tepkisini çekmiş ve bu süreç 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgaliyle sonuçlanmıştır. İşgalciler meclisi basmış, bazı milletvekillerini tutuklayarak sürgüne göndermiş ve meclisin çalışmalarını fiilen sonlandırmıştır.

Bu tarihsel gelişmeler ve sonuçları dikkate alındığında, İstanbul'un işgal edilerek Mebusan Meclisinin dağıtılmasının Anadolu'daki Millî Mücadele hareketi açısından ortaya çıkardığı en önemli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ankara'da ulusal egemenliği ve millî iradeyi temsil edecek yeni bir meclisin açılmasına meşru bir zemin hazırlaması

Cevap

Ankara'da ulusal egemenliği ve millî iradeyi temsil edecek yeni bir meclisin açılmasına meşru bir zemin hazırlaması
İstanbul'un resmen işgali ve Mebusan Meclisinin kapatılması, millî iradeyi ve bağımsızlığı temsil edecek meşru bir yasama organının kalmamasına yol açmıştır. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin (TBMM) açılması için çağrı yapmasına ve ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet yapısının kurulmasına meşru bir zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgalinin ve Son Osmanlı Mebusan Meclisinin kapatılmasının tarihsel sürecini ve nedenlerini analiz etmek.
Misak-ı Millî'nin kabul edilmesi üzerine İtilaf Devletleri meclisi kapatmış ve İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
Olayın neden-sonuç ilişkisini kurarak millî iradenin temsil gücünün nerede kesintiye uğradığını anlamak.
2
Mebusan Meclisinin kapatılmasının ulusal iradenin temsili açısından yarattığı boşluğu değerlendirmek.
İstanbul'daki meclisin dağıtılmasıyla millî irade temsilcisiz kalmış, bu da Ankara'da yeni bir meclisin açılmasını zorunlu kılmıştır.
İşgalin, Millî Mücadele liderliğine yeni bir parlamento kurma meşruiyeti kazandırdığını görmek.
3
Seçeneklerdeki olayların kronolojik sırasını ve niteliklerini karşılaştırarak doğru sonuca ulaşmak.
Ankara'da ulusal egemenliği temsil eden yeni bir meclisin (TBMM) açılmasına meşru zemin hazırlandığı tespit edilir.
Diğer seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal hataları eleyerek doğru yanıtı belirlemek.

Anahtar Kavram

İstanbul'un İşgali ve TBMM'nin Açılışı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 80Soru

Lozan Barış Konferansı'nda en çetin tartışmaların yaşandığı konulardan biri de İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi'nin statüsü olmuştur. Türk heyeti, bu kurumun geçmişte yabancı devletlerin iç işlerimize müdahale etmesine zemin hazırladığı gerekçesiyle sınır dışı edilmesini savunmuştur. Yapılan müzakereler sonucunda Patrikhanenin İstanbul'da kalması kabul edilmiş; ancak dünyevi, siyasi ve hukuki yetkileri kaldırılarak sadece dini bir kurum olarak Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olması kararlaştırılmıştır.

Bu düzenleme ile Türkiye'nin doğrudan aşağıdakilerden hangisini hedeflediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenlik haklarını koruyarak iç işlerine karışılmasını engellemeyi

Cevap

Egemenlik haklarını koruyarak iç işlerine karışılmasını engellemeyi
Fener Rum Patrikhanesi'nin siyasi ve hukuki yetkilerinden arındırılarak yalnızca dini bir kurum statüsüne indirilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi kılınması, Avrupalı devletlerin azınlıkları koruma bahanesiyle devletin iç işlerine karışmasını önlemeyi amaçlar. Bu durum doğrudan egemenlik haklarının korunmasıyla ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fener Rum Patrikhanesi'nin Osmanlı dönemindeki statüsünü ve Lozan'daki Türk tezini analiz etmek
Osmanlı Devleti'nde geniş yetkilere sahip olan Patrikhanenin, Avrupalı devletler tarafından azınlık hakları bahanesiyle iç işlerimize müdahale aracı olarak kullanıldığının tespit edilmesi.
Konunun tarihsel arka planını ve Türk heyetinin sınır dışı etme talebinin gerekçesini anlamak.
2
Lozan'da varılan uzlaşmanın içeriğini değerlendirmek
Patrikhanenin İstanbul'da kalmasına izin verilmesi karşılığında, tüm siyasi, dünyevi ve hukuki yetkilerinin elinden alınarak yalnızca dini bir kurum haline getirilmesi ve Türk kanunlarına bağlanması.
Kurumun egemenlik sınırları içine çekilerek ayrıcalıklı yapısının sonlandırıldığını saptamak.
3
Elde edilen sonucun Türkiye Cumhuriyeti açısından amacını yorumlamak
Yabancı devletlerin himaye veya azınlık hakları iddiasıyla Türkiye'nin iç egemenlik haklarını ihlal etmesinin önüne geçilmesi.
Alınan kararın doğrudan ulusal egemenliği koruma ve iç işlerine müdahaleyi engelleme hedefine hizmet ettiğini belirlemek.

Anahtar Kavram

Lozan Barış Antlaşması'nda egemenlik haklarının korunması ve Fener Rum Patrikhanesi'nin statüsü
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 4 / 6Sonraki
Milli Mücadele Dönemi Alıştırma Soruları — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Sayfa 4 | Examkin