Hücre

57 soru

Soru 41Soru

Seçici geçirgen bir diyaliz zarı kullanılarak hazırlanan deney düzeneğinde; diyaliz torbasının içine %8\%8 glikoz ve %12\%12 sükroz içeren bir çözelti, diyaliz torbasının bırakıldığı beherglasa ise %4\%4 glikoz ve %6\%6 sükroz içeren bir çözelti konuluyor. Sıvı seviyeleri başlangıçta eşit olan bu düzenek, yeterli bir süre bekletiliyor (Diyaliz zarı su ve glikoza geçirgen olup, sükroza geçirgen değildir).

Buna göre, deneyin başlangıcından itibaren sistem dengeye ulaşıncaya kadar geçen süreçte gerçekleşen olaylarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diyaliz torbasının başlangıçtaki toplam çözünmüş madde derişimi beherglastan daha düşük (hipotonik) olduğundan, torbadan beherglasa doğru net su çıkışı gerçekleşir.

Cevap

Diyaliz torbasının başlangıçtaki toplam çözünmüş madde derişiminin beherglastan daha düşük (hipotonik) olduğunu ve torbadan beherglasa doğru net su çıkışı gerçekleştiğini belirten ifade yanlıştır.
Diyaliz torbasının başlangıçtaki toplam çözünmüş madde derişimi beherglastan daha yüksek (%20>%10\%20 > \%10) olduğundan torba içi ortam hipertoniktir. Bu nedenle su geçişi beherglastan torbaya doğru olur. Torbanın hipotonik olduğunu ve su çıkışı gerçekleştiğini iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Zardan geçebilen ve geçemeyen maddeleri belirleme.
Glikoz monomer yapıda olduğu için diyaliz zarından geçebilir; sükroz ise disakkarit yapıda olduğu için zardan geçemez.
Pasif taşıma kurallarına göre zardan geçiş molekül büyüklüğüne bağlıdır.
2
Başlangıçtaki toplam çözünmüş madde yoğunluklarını hesaplama.
Diyaliz torbasının içindeki toplam yoğunluk %8+%12=%20\%8 + \%12 = \%20; beherglastaki toplam yoğunluk ise %4+%6=%10\%4 + \%6 = \%10 olur.
Ortamların birbirine göre yoğunluk durumunu (hipertonik/hipotonik) belirlemek için toplam çözünmüş madde miktarlarına bakılır.
3
Osmozun yönünü ve suyun hareketini belirleme.
Diyaliz torbası (%20\%20), beherglasa (%10\%10) göre hipertoniktir. Dolayısıyla, beherglastan (hipotonik ortamdan) diyaliz torbasına (hipertonik ortama) doğru net su geçişi (osmoz) gerçekleşir.
Su molekülleri, suyun çok olduğu (az yoğun) ortamdan, suyun az olduğu (çok yoğun) ortama doğru osmozla geçer.
4
Hacim ve derişim değişimlerini analiz etme.
Diyaliz torbasına su girdikçe torbanın hacmi artar. Beherglastan su eksildiği için beherglastaki su miktarı azalır ve beherglasta kalan sükrozun derişimi (yoğunluğu) artar.
Çözünen madde miktarı sabitken çözücü (su) miktarının azalması derişimi artırır.

Anahtar Kavram

Diyaliz zarı üzerinden pasif taşıma (difüzyon ve osmoz) süreçlerinde molekül büyüklüğü, çözelti yoğunluğu (hipertonik/hipotonik) ve suyun hareket yönü ilişkisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

Ökaryotik hücrelerde ��ekirdeğin yapısını oluşturan kısımlardan biri olan çekirdek zarı ile bazı canlılarda gözlenen hücre çeperinin (duvarının) yapısal ve işlevsel özellikleri hakkında aşağıdaki ifadeler verilmiştir:

I. Çekirdek zarı, çekirdek sıvısını sitoplazmadan ayıran ve üzerindeki büyük porlar sayesinde RNA gibi makromoleküllerin kontrollü geçişine izin veren çift zarlı bir yapıdır.
II. Hücre çeperi, hücre zarının dış kısmında bulunan, cansız ve üzerinde yer alan geçitler nedeniyle tam geçirgen özellikte olan koruyucu bir tabakadır.
III. Prokaryotik hücrelerde çekirdek zarı bulunmazken; ökaryotik organizmaların tamamında hem çekirdek zarı hem de selüloz yapılı hücre çeperi bulunur.

Buna göre, bu ifadelerden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Çekirdek zarı çift zarlıdır ve porları seçici geçirgendir; hücre çeperi ise cansızdır ve geçitleri nedeniyle tam geçirgendir. Üçüncü öncül yanlıştır çünkü hayvan hücrelerinde çeper bulunmaz ve mantar hücrelerinin çeperi kitin yapılıdır.
Çekirdek zarı, çekirdek sıvısını sitoplazmadan ayıran, üzerinde büyük porlar bulunduran çift katlı bir zardır ve mRNA gibi büyük moleküllerin geçişini seçici olarak denetler. Hücre çeperi ise cansız bir yapı olup üzerinde bulunan geçitler sayesinde tam geçirgen özellik gösterir. Dolayısıyla birinci ve ikinci ifadeler doğrudur. Üçüncü ifadede belirtilen hücre çeperi tüm ökaryotlarda (örneğin hayvan hücrelerinde) bulunmaz; ayrıca çeperi olan mantar gibi ökaryotlarda çeper selüloz değil kitin yapılıdır. Bu nedenle üçüncü ifade yanlıştır. Doğru cevap, çekirdek zarı ve hücre çeperinin temel özelliklerini doğru açıklayan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün doğruluğunu analiz etme
Çekirdek zarının çift zarlı yapısı ve porlarından büyük moleküllerin geçişini denetleme özelliği doğrudur.
Çekirdek zarı, ökaryotlarda çekirdek sıvısını sitoplazmadan ayırır ve seçici geçirgen porlara sahiptir.
2
İkinci öncülün doğruluğunu analiz etme
Hücre çeperinin cansız ve tam geçirgen (geçitler bulunduran) yapıda olması bilgisi doğrudur.
Çeper, hücre zarından farklı olarak cansızdır ve geçitleri sayesinde büyük moleküllerin geçişini engellemez.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu analiz etme
Öncül yanlıştır; çünkü hayvan hücrelerinde çeper bulunmaz ve bitki dışındaki ökaryotlarda (örn. mantarlarda) çeper yapısı selüloz değildir.
Tüm ökaryotların çeper taşımadığı ve farklı canlı gruplarında çeper bileşiminin (örn. kitin) farklı olduğu bilinmelidir.

Anahtar Kavram

Çekirdek zarı ve hücre çeperinin yapısal ve işlevsel farklılıkları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

Ökaryotik bir hücrede çekirdek zarı üzerindeki porlar (gözenekler), çekirdek içi ile sitoplazma arasındaki madde geçişini düzenler. Bu porlardan geçebilen aşağıdaki molekül ve yapıları, moleküler büyüklüklerine göre en küçükten en büyüğe doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama su molekülü (H2OH_2O), adenin nükleotidi, histon proteini ve ribozomun büyük alt birimi şeklinde (küçükten büyü��e doğru) olmalıdır.
Maddelerin moleküler büyüklükleri karşılaştırıldığında en küçük yapı inorganik olan su molekülüdür. Ardından bir organik monomer olan nükleotit gelir. Polimer yapılı histon proteini nükleotitten daha büyüktür. En büyük yapı ise yapısında çok sayıda protein ve rRNA bulunduran nükleoprotein yapısındaki ribozom alt birimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Maddelerin kimyasal ve yapısal özelliklerini belirlemek.
Su inorganik küçük bir moleküldür. Nükleotit bir organik monomerdir. Histon proteini polimer yapıda bir makromoleküldür. Ribozom alt birimi ise rRNA ve proteinlerden oluşan nükleoprotein yapıda bir hücresel komplekstir.
Maddelerin büyüklüklerini karşılaştırabilmek için yapısal karmaşıklık düzeylerinin analiz edilmesi gerekir.
2
Belirlenen özelliklere göre maddeleri küçükten büyüğe doğru sıralamak.
Su < Adenin nükleotidi < Histon proteini < Ribozomun büyük alt birimi sırası elde edilir.
Monomer düzeyindeki yapılar polimerlerden, tekil polimerler ise çok sayıda polimer ve nükleik asit içeren kompleks organel bileşenlerinden daha küçüktür.

Anahtar Kavram

Çekirdek zarı porlarının geçirgenliği ve çekirdekteki yapıların organizasyon seviyeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

Ökaryotik bir hücrede çekirdeğin yapısını oluşturan çekirdek zarı ile bitki ve mantar gibi canlılarda gözlenen hücre çeperinin geçirgenlik özellikleri karşılaştırıldığında;

I. Çekirdek zarı çift katlı olup seçici geçirgen özellik gösterirken; hücre çeperi cansızdır ve tam geçirgendir.
II. Çekirdek zarında bulunan porlar, hücre zarındaki porlardan daha geniş olup RNA ve protein gibi makromoleküllerin çekirdek içine veya dışına geçişine izin verir.
III. Hücre çeperinde bulunan geçitler, komşu hücreler arasında madde iletimini kolaylaştırırken, seçici geçirgenlik özelliği sayesinde sadece inorganik maddelerin geçişine izin verir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Birinci ve ikinci ifadeler doğru, üçüncü ifade ise yanlıştır.
Çekirdek zarı çift katlı ve seçici geçirgen olup, porları RNA ve protein geçişine izin verecek büyüklüktedir. Hücre çeperi ise cansız ve tam geçirgendir, seçici geçirgen değildir. Bu nedenle çekirdek zarının seçici geçirgenliği ile porların makromoleküllere geçirgen olduğunu belirten ifadeler doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Çekirdek zarı ve hücre çeperinin yapısal ve geçirgenlik özelliklerini karşılaştırın.
Çekirdek zarı çift katlı, canlı (zar yapısında) ve seçici geçirgendir. Hücre çeperi ise cansızdır ve tam geçirgendir. Bu yüzden birinci ifade doğrudur.
Çekirdek zarının ve hücre çeperinin temel geçirgenlik farklarını belirlemek.
2
Çekirdek zarındaki porların geçirgenlik sınırlarını analiz edin.
Çekirdek zarı porları, hücre zarı porlarına göre daha geniştir. Bu porlardan çekirdekte sentezlenen RNA molekülleri sitoplazmaya çıkabilir, sitoplazmada üretilen proteinler ve ATP çekirdeğe girebilir. Bu yüzden ikinci ifade doğrudur.
Makromoleküllerin çekirdek zarı porlarından geçebilme özelliğini değerlendirmek.
3
Hücre çeperindeki geçitlerin özelliklerini ve seçiciliğini inceleyin.
Hücre çeperi cansızdır ve seçici geçirgenlik özelliği yoktur. Üzerindeki geçitler tam geçirgen olup hem inorganik maddelerin hem de organik monomerlerin geçişine olanak sağlar. Bu yüzden üçüncü ifade yanlıştır.
Hücre çeperinin tam geçirgen yapıda olduğunu ve seçici geçirgenlik göstermediğini belirlemek.

Anahtar Kavram

Çekirdek zarı seçici geçirgen ve çift katlıdır, porları makromoleküllerin geçişine izin verir; hücre çeperi ise cansızdır ve tam geçirgen yapıdadır.
Soru 45Soru

Bir amibin, bulunduğu ortamdan aktif taşıma ile mineral alması sürecinde gerçekleşen bazı olaylar aşağıda verilmiştir. Buna göre, bu olayların gerçekleşme sırasını ilk olaydan son olaya doğru sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mineralin taşıyıcı proteine bağlanması, ATP hidrolizi ve fosfatın bağlanması, proteinin üç boyutlu yapısının değişmesi ve mineralin hücre içine bırakılması sırasıyla gerçekleşir.
Aktif taşıma sürecinde öncelikle taşınacak mineral zardaki taşıyıcı proteine bağlanır. Ardından sitoplazmadaki ATP hidroliz edilerek açığa çıkan fosfat bu proteine bağlanır. Fosfatın bağlanması proteinin üç boyutlu yapısını değiştirerek mineralin zarın diğer tarafına yönlenmesini sağlar. Son olarak mineral yoğun ortama bırakılır ve protein eski yapısına geri döner.

Adım Adım Çözüm

1
Taşınacak maddenin tanınması ve bağlanması
Hücre dışındaki mineral, zardaki özgül taşıyıcı proteine bağlanır.
Aktif taşımanın ilk aşaması, taşınacak molekül veya iyonun zardaki taşıyıcı protein ile kompleks oluşturmasıdır.
2
ATP harcanması ve fosforilasyon
ATP hidroliz edilir, açığa çıkan inorganik fosfat taşıyıcı proteine bağlanır.
Aktif taşımada taşıyıcı proteinin şekil değiştirmesi için gereken enerji ATP hidrolizi ile sağlanır.
3
Konformasyonel (şekilsel) değişim
Fosfat bağlanan proteinin üç boyutlu yapısı değişir.
Fosfat bağlanması proteinin yapısını kararsızlaştırarak onun şekil değiştirmesine ve minerali diğer tarafa yönlendirmesine neden olur.
4
Maddenin bırakılması ve proteinin serbest kalması
Mineral yoğunluğu fazla olan sitoplazmaya bırakılır, protein fosfattan ayrılarak eski konumuna döner.
Mineralin ayrılmasıyla proteinin fosfata olan ilgisi azalır, fosfat kopar ve protein yeni bir taşıma döngüsü için hazır hâle gelir.

Anahtar Kavram

Aktif taşıma sırasında taşıyıcı proteinlerin çalışması, ATP tüketimi ve konformasyonel değişim sırası.
Soru 46Soru

Hücresel yapılarına göre canlılar prokaryot ve ökaryot olmak üzere iki grupta incelenir. Bakteriler alemine ait bir canlı ile tek hücreli yeşil bir alg hücresi karşılaştırıldığında, birçok hücresel yapının ve yaşamsal faaliyetin gerçekleştiği bölümlerin farklılık gösterdiği tespit edilir. Buna göre, bu iki farklı hücrede gerçekleşen aşağıdaki olaylardan hangisinin meydana geldiği hücresel kısım her iki canlıda da aynıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikoliz reaksiyonları sırasında glikozun aktifleştirilip sitoplazmada pirüvik aside kadar yıkılması

Cevap

Glikoliz reaksiyonları sırasında glikozun aktifleştirilip sitoplazmada pirüvik aside kadar yıkılması
Glikoliz reaksiyonları sırasında glikozun aktifleştirilip sitoplazmada pirüvik aside kadar yıkılması işlemi, hem prokaryotik hem de ökaryotik hücrelerde sitoplazma sıvısında gerçekleşir. Bu süreç tüm canlılarda ortak olan ve aynı hücresel kısımda tamamlanan bir metabolik olaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Prokaryot ve ökaryot hücrelerin genel yapısal özelliklerini karşılaştırmak.
Prokaryot hücrelerin belirgin bir çekirdek zarı ve zarlı organelleri barındırmadığı, ökaryot hücrelerin ise çekirdeğe ve çeşitli zarlı organellere sahip olduğu belirlenir.
Soruda sorulan hücresel bölümlerin zarlı yapılar veya çekirdek ile ilişkisini saptamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen metabolik olayların gerçekleştiği hücresel yapıları incelemek.
DNA replikasyonu, transkripsiyon ve zarlı organel kanallarında taşıma gibi olayların prokaryotlarda sitoplazmada, ökaryotlarda ise sırasıyla çekirdek ve hücre içi zarlı kanallarda gerçekleştiği; ETS reaksiyonlarının prokaryotlarda hücre zarında, ökaryotlarda ise zarlı organelde yürütüldüğü saptanır. Glikoliz tepkimeleri ise hem bakteri (prokaryot) hem de alg (ökaryot) hücresinde sitoplazma sıvısında gerçekleşir.
Hangi olayın her iki hücre tipinde de tamamen aynı hücresel kısımda gerçekleştiğini bulmak amacıyla seçenek analizi yapılır.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Glikoliz reaksiyonlarının sitoplazma sıvısında gerçekleşmesinin her iki hücre yapısı için de ortak olduğu sonucuna varılır.
Glikolizin evrensel bir süreç olması ve tüm canlılarda sitoplazmada başlayıp tamamlanması, bu olayın gerçekleştiği yerin ortak olmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Prokaryot ve ökaryot hücrelerin yapısal farkları ile hücresel süreçlerin gerçekleştiği yerlerin karşılaştırılması
Soru 47Soru

Aşağıda verilen hücresel özellikler ile bu özelliklerin ait olduğu canlı grupları ve hücresel yapılar arasındaki eşleştirmeleri doğru olacak şekilde tamamlayınız.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Genomik DNA'nın çekirdek zarı ile çevrelenmeyip sitoplazmadaki nükleoid bölgesinde bulunması
Doğrusal yapılı DNA moleküllerinin histon proteinleri ile sarılarak çekirdek içinde yer alması
Hücre duvarının temel iskeletini peptidoglikan adı verilen azotlu polisakkarit moleküllerinin oluşturması
Hücre zarındaki proteinler aracılığıyla aktif taşıma ve kolaylaştırılmış difüzyonun gerçekleştirilmesi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Genomik DNA'nın nükleoid bölgesinde bulunması yalnızca prokaryotik hücre yapısına sahip canlı gruplarına; doğrusal DNA ve histon proteinlerinin çekirdekte yer alması yalnızca ökaryotik hücre yapısına sahip canlı gruplarına; peptidoglikan yapılı hücre duvarı prokaryotlar içinden yalnızca Bakteriler alemine; aktif taşıma ve kolaylaştırılmış difüzyonun gerçekleştirilmesi ise hem prokaryot hem de ökaryot hücrelerde ortak olan gruba eşleşmelidir.
DNA'nın nükleoid bölgesinde yer alması prokaryot hücrelerin genel özelliği iken; doğrusal DNA'nın histonlarla çekirdekte paketlenmesi ökaryotik hücrelerin ayırt edici özelliğidir. Peptidoglikan çeper yalnızca bakterilere özgüdür; hücre zarından aktif taşıma ve kolaylaştırılmış difüzyon ise tüm canlı hücre tiplerinde ortak gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Nükleoid bölgesinde DNA bulundurma özelliğinin hangi hücre tipine ait olduğunu belirlemek.
Bu özellik prokaryotik hücrelere (Bakteri ve Arke) özgüdür.
Prokaryotlarda çekirdek zarı bulunmadığından kalıtım materyali sitoplazmadaki nükleoid bölgesinde yer alır.
2
Doğrusal DNA'nın histon proteinleri ile paketlenerek çekirdekte yer alması özelliğini analiz etmek.
Bu özellik ökaryotik hücrelere özgüdür.
Ökaryotlarda genomik DNA çekirdek içindedir ve doğrusal sarmal yapı gösterir.
3
Peptidoglikan yapılı çeper özelliğini taşıyan organizma grubunu saptamak.
Bu özellik prokaryotlar içinde sadece bakteriler aleminde görülür.
Arkelerde peptidoglikan bulunmaz; bitki, mantar ve alg gibi ökaryotların çeper kimyası ise tamamen farklıdır (selüloz, kitin vb.).
4
Aktif taşıma ve kolaylaştırılmış difüzyon mekanizmalarının yaygınlığını belirlemek.
Bu taşıma şekilleri prokaryot ve ökaryot ayırt etmeksizin tüm canlı hücrelerde ortaktır.
Hücre zarının seçici geçirgen yapısı ve protein kanalları tüm canlı hücre tiplerinde mevcuttur.

Anahtar Kavram

Prokaryot ve ökaryot hücrelerin yapısal farklılıkları, DNA organizasyonu, çeper kimyası ve ortak hücresel fizyolojik süreçler.
Soru 48Soru

Bir bitki hücresinin sitoplazmasındaki potasyum (K+K^+) iyonu derişimi, bulunduğu dış ortama göre daha yüksektir. Bu hücrenin dış ortamdan potasyum almaya devam edebilmesi sürecinde gerçekleşen olaylarla ilgili,

I. Taşıma sırasında hücre zarındaki taşıyıcı proteinler görev alır ve ATP harcanır.
II. Hücrenin oksijensiz solunum yapması durumunda aktif taşıma tamamen durur çünkü aktif taşıma için gerekli ATP yalnızca oksijenli solunumla üretilebilir.
III. Mitokondri organeli işlevsiz hale getirilirse, sitoplazmada aktif taşıma için kloroplastta üretilen ATP molekülleri doğrudan kullanılabilir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız I

Cevap

Aktif taşımada taşıyıcı proteinlerin görev aldığını ve ATP harcandığını belirten yalnız birinci ifade doğrudur.
Aktif taşıma, maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğru, hücre zarındaki taşıyıcı proteinler ve ATP harcanarak taşınması olayıdır. Hücre içi potasyum derişimi dışarıya göre fazla olduğu için potasyum alımı aktif taşıma ile gerçekleşir ve bu esnada taşıyıcı proteinler ile ATP kullanılır. Bu nedenle yalnız birinci öncülü içeren ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Aktif taşımanın yönü ve temel gereksinimleri analiz edilir.
Hücre içi potasyum derişimi dış ortama göre yüksek olduğundan, potasyumun dışarıdan içeriye alınması konsantrasyon farkına karşı gerçekleşir (az yoğundan çok yoğuna). Bu durum aktif taşıma ile gerçekleşir; taşıyıcı proteinler görev alır ve ATP harcanır. Dolayısıyla birinci ifade doğrudur.
Hücrenin maddeyi alma yöntemini ve mekanizmasını belirlemek için.
2
Aktif taşıma için gereken ATP'nin hücresel kaynakları sorgulanır.
Aktif taşımada harcanan ATP hücresel solunum reaksiyonlarından elde edilir. Hücreler sadece oksijenli solunumla değil, oksijensiz solunum veya fermantasyon gibi diğer enerji dönüşüm yollarıyla da ATP üretebilir. Bu yüzden oksijensiz solunum durumunda aktif taşıma tamamen durmaz. Dolayısıyla ikinci ifade yanlıştır.
Solunum çeşidi ile aktif taşıma ilişkisini netleştirmek için.
3
Kloroplast organelinde üretilen ATP'nin kullanılabilirliği değerlendirilir.
Kloroplastta fotosentez sırasında fotofosforilasyonla üretilen ATP, sadece fotosentezde besin sentezi için harcanır. Bu ATP sitoplazmaya çıkamaz ve aktif taşıma gibi reaksiyonlarda kullanılamaz. Dolayısıyla üçüncü ifade yanlıştır.
Organeller arası ATP transferi kurallarını uygulamak için.

Anahtar Kavram

Aktif taşıma, maddelerin konsantrasyon farkına karşı taşıyıcı proteinler ve hücresel solunumla üretilen ATP kullanılarak hücre zarından taşınması olayıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

Bir araştırmacı, yeni keşfedilen tek hücreli bir organizmanın prokaryot mu yoksa ökaryot mu olduğunu tespit etmek amacıyla bazı incelemeler yapmaktadır.

Buna göre araştırmacı, bu hücrede gözlemlediği aşağıdaki özelliklerden hangisini hücre tipinin (prokaryot veya ökaryot) belirlenmesinde tek başına bir kanıt olarak kullanamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: H��cre zarının dış kısmında koruyucu bir hücre çeperinin (duvarının) yer alması

Cevap

Hücre zarının dış kısmında koruyucu bir hücre çeperinin (duvarının) yer alması
Hücre çeperinin bulunması özelliği hem prokaryot hücre yapısına sahip canlılarda (bakteriler ve arkeler) hem de ökaryot hücre yapısına sahip canlılarda (bitkiler, mantarlar ve bazı protistler) ortak olarak görülebilir. Bu nedenle, incelenen bir hücrede çeper bulunması o hücrenin prokaryot mu yoksa ökaryot mu olduğunu belirlemek için tek başına yeterli bir kanıt değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Prokaryot ve ökaryot hücrelerin ayırt edici yapısal özelliklerini tespit etme.
Prokaryotlar belirgin bir çekirdek zarına ve zarlı organellere sahip değilken, ökaryotlar çekirdeğe ve çeşitli zarlı organellere sahiptir.
Hücrelerin yapısal sınıflandırmasını doğru analiz etmek için temel farkları ortaya koymak gerekir.
2
Seçeneklerdeki yapı ve süreçlerin hangi hücre tiplerine özgü olduğunu inceleme.
Çekirdeksiz serbest DNA ile eş zamanlı transkripsiyon/translasyon sadece prokaryotlarda; endoplazmik retikulum ve mitokondri ise sadece ökaryotlarda bulunur. Hücre çeperi ise her iki hücre tipine sahip canlı gruplarında da bulunabilir.
Özelliklerin tek başına ayırt edici olup olmadığını anlamak için canlılar alemindeki dağılımlarını değerlendirmek gerekir.
3
Hem prokaryot hem de ökaryot gruplarda ortak olarak gözlenebilen özelliği belirleme.
Hücre çeperinin varlığı (örneğin bakterilerde peptidoglikan, bitkilerde selüloz yapılı olarak) ortak olabildiğinden ayırt edici bir kanıt değildir.
Her iki grupta da görülebilen ortak yapılar, hücrenin tipini belirlemede kesin bir kanıt sunamaz.

Anahtar Kavram

Prokaryot ve ökaryot hücrelerin yapısal farkları ile ortak yapıları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

Hücre zarının yapısını açıklayan akıcı mozaik zar modeline göre, zarın yapısında lipit, protein ve karbonhidrat molekülleri bulunur. Bu moleküllerin zardaki oranları, dizilişleri ve işlevleri hücreden hücreye değişiklik gösterir. Buna göre, hücre zarının yapısı, bileşenleri ve bu bileşenlerin işlevleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zarın dış yüzeyinde yer alan karbonhidratların protein ve lipitlerle birleşerek oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücrelerin birbirini tanımasında ve hormonlar gibi sinyal moleküllerinin algılanmasında reseptör görevi görür.

Cevap

Zarın dış yüzeyinde yer alan karbonhidratların protein ve lipitlerle birleşerek oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücrelerin birbirini tanımasında ve hormonlar gibi sinyal moleküllerinin algılanmasında reseptör görevi görür.
Hücre zarının dış yüzeyinde yer alan glikoprotein ve glikolipitlerin oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücreye özgünlük kazandırarak hücrelerin birbirini tanımasında, seçici geçirgenlikte ve hormonlar gibi uyarıcı moleküllerin algılanmasında reseptör görevi görür.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre zarı üzerindeki glikokaliks tabakasının yapısı ve işlevini analiz etmek.
Glikokaliks tabakası (glikoprotein ve glikolipitler), hücre zarının sadece dış yüzeyinde bulunur ve hücreye özgünlük (kimlik) kazandırır.
Hücrelerin birbirini tanıması ve dışarıdan gelen hormon/uyarıcı molekülleri reseptörleri aracılığıyla algılaması bu özgün tabaka sayesinde gerçekleşir.
2
Diğer seçeneklerde verilen ifadelerin biyolojik doğruluklarını kontrol etmek.
Çeperli hücrelerin ekzositoz yapabilmesi, hipertonik ortamda su kaybedilmesi (plazmoliz), prokaryotlarda zarlı yapıların olmaması ve kloroplast ATP'sinin kloroplast dışına çıkamaması kuralları çerçevesinde diğer seçeneklerin yanlış olduğu belirlenir.
Soruda verilen yanlış önermeler, öğrencilerin hücre zarı ve organel ilişkilerinde en çok yaptığı hataları temsil etmektedir.

Anahtar Kavram

Hücre zarının özgüllüğü, glikokaliks tabakasının yapısı ve işlevleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 51Soru

Bilim insanları, bir hücreden izole ettikleri hücre zarının lipit çift tabakasındaki moleküler hareketliliği ve zarın dışa bakan yüzeyi ile sitoplazmaya bakan yüzeyi arasındaki molekül dağılım farklılıklarını incelemişlerdir. Bu inceleme sonucunda elde edilen verilere dayanarak hücre zarı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karbonhidrat zincirlerinin zarın dış yüzeyinde protein ve lipitlere bağlanarak oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücreye özgüllük kazandırır.

Cevap

Karbonhidrat zincirlerinin zarın dış yüzeyinde protein ve lipitlere bağlanarak oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücreye özgüllük kazandırır.
Hücre zarının dış yüzeyindeki protein ve lipitlere bağlı bulunan karbonhidrat zincirlerinin oluşturduğu glikokaliks tabakası, hücreye özgüllük (kimlik) kazandırır ve hücrelerin birbirini tanımasını sağlar. Bu nedenle karbonhidrat zincirlerinin dış yüzeyde yer alarak glikokaliks oluşturduğunu belirten ifade doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre zarının asimetrik yapısını belirleyen temel molekülleri ve konumlarını tespit etmek.
Glikoprotein ve glikolipit moleküllerinin (glikokaliks tabakası) zarın sadece dış yüzeyinde yer alarak hücreye özgüllük kazandırdığı belirlenir.
Soruda verilen dış yüzey ile iç yüzey arasındaki molekül dağılım farklılığının temel nedenini ve fonksiyonel karşılığını saptamak.
2
Diğer seçeneklerde yer alan ifadelerin biyolojik doğruluğunu analiz etmek.
Plazmoliz yönünün su kaybı olduğu, bakteri ve arkelerde zarlı organel bulunmadığı, kloroplast ATP'sinin zardaki olaylarda kullanılamayacağı ve çeperin sadece endositozu engelleyip ekzositoza mani olmadığı görülür.
Çelişkili veya hatalı bilimsel iddiaları eleyerek doğru şıkkı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Hücre Zarının Özgüllüğü ve Asimetrik Yapısı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Kış aylarında çevre sıcaklığının belirgin şekilde düştüğü ortamlarda yaşayan canlıların hücre zarlarında, zarın aşırı katılaşmasını önlemek ve madde geçişlerinin devamlılığını sağlamak adına bazı homeostatik düzenlemeler gerçekleşir. Hücre zarının yapısını ve özelliklerini oluşturan moleküller düşünüldüğünde, bu adaptasyon süreci ve zarın genel işleyişiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolesterol molekülleri, sıcaklık düşüşlerinde fosfolipitlerin birbirine çok yakınlaşarak zarın katılaşmasını engeller ve böylece zarın uygun akışkanlıkta kalmasına yardımcı olur.

Cevap

Kolesterol molekülleri, sıcaklık dü��üşlerinde fosfolipitlerin birbirine çok yakınlaşarak zarın katılaşmasını engeller ve böylece zarın uygun akışkanlıkta kalmasına yardımcı olur.
Kolesterol, hayvan hücresi zarlarında sıcaklık düşüşlerinde fosfolipitlerin sıkıca paketlenip donmasını engelleyen, sıcaklık yükseldiğinde ise zarı stabilize ederek aşırı akışkanlığı önleyen bir tampon moleküldür. Bu yönüyle çevre sıcaklığındaki değişimlere karşı zar akışkanlığını düzenler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücre zarının akışkanlığını düzenleyen temel bileşenleri belirleme
Kolesterolün hayvan hücresi zarlarında sıcaklık değişimlerine karşı bir akışkanlık tamponu (stabilizatör) olarak görev yaptığını hatırlamak.
Düşük sıcaklıklarda fosfolipitlerin sıkıca paketlenmesini önleyerek zarın donmasını/katılaşmasını engeller.
2
Diğer seçeneklerdeki ifadelerin biyolojik doğruluklarını değerlendirme
Kloroplast ATP'sinin dışarı çıkamayacağını, çeperin ekzositoza engel olmadığını, prokaryotlarda zarlı organel bulunmadığını ve suyun aktif taşınmadığını belirlemek.
Yanlış olan seçenekleri eleyerek doğru cevabın kolesterolün işleviyle ilgili ifade olduğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

Hücre zarında kolesterolün akışkanlığı düzenleme ve kararlılığı sağlama rolü
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Hücre zarının yapısını açıklayan akıcı mozaik zar modeline göre, zar dinamik bir yapıya sahiptir ve üzerinde farklı işlevleri gerçekleştiren moleküller bulundurur.

Hücre zarının yapısı ve bu yapıyı oluşturan moleküllerin özellikleri ile ilgili,

I. Glikoprotein ve glikolipitler zarın sadece dış yüzeyinde yer alarak hücrelerin birbirini tanımasını sağlar ve hücreye özgüllük kazandırır.
II. Hücre çeperine sahip olan bitki ve mantar hücrelerinde, çeperin sert yapısı nedeniyle hücre zarından dışarıya büyük moleküllerin salgılanması (ekzositoz) gerçekleştirilemez.
III. Çift katlı fosfolipit tabakasının iç kısmında yer alan hidrofobik (su sevmeyen) kuyruklar, polar (kutuplu) moleküllerin zardan doğrudan (basit difüzyonla) geçişini sınırlandırır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

I ve III
Hücre zarının dış yüzeyindeki glikoprotein ve glikolipitler hücreye özgünlük kazandırır. Çift katlı fosfolipit tabakasının iç kısmındaki hidrofobik kuyruklar ise polar maddelerin zardan doğrudan geçişini engeller. Dolayısıyla I ve III ifadeleri doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Glikoprotein ve glikolipitlerin hücre zarındaki yerleşimi ve görevleri incelenir.
Bu moleküller sadece zarın dışa bakan yüzeyinde yer alır, hücreye özgünlük (kimlik) kazandırır ve reseptör işlevi görür. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Hücre zarı asimetrik yapıdadır ve dış yüzeydeki karbonhidrat zincirleri hücrelerin birbirini ve kimyasalları tanımasında kritik rol oynar.
2
Hücre çeperinin varlığının ekzositoz olayı üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Hücre çeperine sahip canlılar (bitkiler, mantarlar vb.) endositoz yapamazken, hücre dışına büyük moleküllerin salgılanması olayı olan ekzositozu sorunsuz gerçekleştirebilirler. Bu nedenle ikinci öncül yanlıştır.
Hücre çeperi ekzositozla salgı üretilmesine ve salgılanmasına engel teşkil etmez; bitkiler enzim veya nektar gibi salgıları ekzositozla dışarı atarlar.
3
Fosfolipit tabakasının kimyasal özellikleri ve madde geçişine etkisi analiz edilir.
Fosfolipitlerin apolar olan hidrofobik kuyrukları orta kısımda çift katlı tabaka oluşturur. Bu apolar bölge, polar ve iyonik maddelerin basit difüzyonla doğrudan geçmesini zorlaştırır ve geçişini sınırlandırır. Bu nedenle üçüncü öncül doğrudur.
Polar maddeler fosfolipit tabakasından doğrudan geçemediği için taşıyıcı proteinler veya kanal proteinleri aracılığıyla zardan taşınırlar.

Anahtar Kavram

Hücre Zarının Yapısı ve Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

Sitoplazmasındaki çözünmüş sükroz yoğunluğu %4\%4 olan üç özdeş bitki hücresi, yoğunlukları aşağıda verilen sükroz çözeltilerine ayrı ayrı bırakılarak denge durumuna ulaşana kadar bekletiliyor:

* Hücre 1: %1\%1'lik sükroz çözeltisi içeren ortam
* Hücre 2: %4\%4'lük sükroz çözeltisi içeren ortam
* Hücre 3: %10\%10'luk sükroz çözeltisi içeren ortam

Buna göre, dengeye ulaşmış hücrelerin son turgor basınçlarının en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralanışını belirleyiniz.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hücrelerin denge durumundaki son turgor basınçlarının en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralanışı Hücre 1, Hücre 2 ve Hücre 3 şeklindedir.
Hücrelerin bırakıldığı ortamların yoğunlukları ile hücre içi yoğunluk arasındaki ilişki suyun geçiş yönünü belirler. Hücre 1'in bırakıldığı ortam hipotonik olduğundan hücre su alarak şişer ve turgor basıncı en yüksek düzeye ulaşır. Hücre 2'nin bırakıldığı ortam izotonik olduğundan turgor basıncı değişmez. Hücre 3'ün bırakıldığı ortam hipertonik olduğundan hücre su kaybederek büzülür ve turgor basıncı en düşük düzeye geriler.

Adım Adım Çözüm

1
Hücrelerin bırakıldığı ortamların yoğunluklarını hücre içi yoğunlukla kıyaslayarak ortam tiplerini belirleyin.
Hücre içi sükroz yoğunluğu %4\%4 olduğundan; %1\%1'lik ortam hipotonik, %4\%4'lük ortam izotonik ve %10\%10'luk ortam hipertonik olarak sınıflandırılır.
Pasif taşımada osmozun yönü ve hızı, hücre içi ile hücre dışı ortamlar arasındaki yoğunluk farkına bağlıdır.
2
Ortam tiplerine göre suyun net geçiş yönünü analiz edin.
Hipotonik ortamdaki Hücre 1 dışarıdan su alır. İzotonik ortamdaki Hücre 2'de net su geçişi olmaz. Hipertonik ortamdaki Hücre 3 dışarıya su verir.
Su molekülleri, osmoz kuralları gereği çözünmüş madde yoğunluğunun düşük olduğu (suyun çok olduğu) ortamdan, çözünmüş madde yoğunluğunun yüksek olduğu (suyun az olduğu) ortama doğru net geçiş yapar.
3
Su alışverişinin turgor basıncı üzerindeki etkisini değerlendirerek hücreleri sıralayın.
Su alan Hücre 1'in turgor basıncı artarak en yüksek olur. Su kaybetmeyen Hücre 2'nin turgor basıncı sabit kalır. Su kaybeden Hücre 3'ün turgor basıncı azalarak en düşük olur. Bu durumda sıralama Hücre 1, Hücre 2 ve Hücre 3 şeklinde gerçekleşir.
Turgor basıncı, hücre içindeki suyun hücre çeperine uyguladığı fiziki basınçtır; hücre su aldıkça turgor basıncı artar, su kaybettikçe azalır.

Anahtar Kavram

Pasif taşıma kapsamında osmoz olayı; hücrelerin hipotonik, izotonik ve hipertonik ortamlardaki su alışverişleri ve bu durumun hücrenin turgor ile osmotik basınçları üzerindeki etkileri.
Soru 55Soru

U şeklinde bir borunun yarı geçirgen bir zarla ayrılmış A ve B kollarına başlangıçta eşit hacimde aşağıdaki çözeltiler konulmuştur:

* A kolu: %5\%5 glikoz ve %5\%5 nişasta çözeltisi
* B kolu: %10\%10 glikoz çözeltisi

(Yarı geçirgen zar glikoza ve suya geçirgen olup nişastaya geçirgen değildir.)

Buna göre, bu deney düzeneğinde gerçekleşen olaylar ve zamanla oluşacak değişimlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zamanla glikozun difüzyonu ve osmoz olayları sonucunda A kolundaki sıvı seviyesi yükselir.

Cevap

Zamanla glikozun difüzyonu ve osmoz olayları sonucunda A kolundaki sıvı seviyesinin yükselmesi doğrudur.
Glikoz molekülleri zardan geçebilirken nişasta geçemez. B kolundan A koluna glikoz geçişi gerçekleştikçe, A kolundaki toplam çözünen madde miktarı (ve dolayısıyla osmotik basınç) B koluna göre daha yüksek hale gelir. Bu osmotik basınç farkı nedeniyle su B kolundan A koluna doğru hareket eder (osmoz) ve A kolundaki sıvı seviyesi yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıçtaki çözünen madde derişimlerini ve kolların osmotik basınçlarını karşılaştırın.
A kolunda %5\%5 glikoz ve %5\%5 nişasta olmak üzere toplam %10\%10 çözünen madde vardır. B kolunda ise %10\%10 glikoz vardır. Başlangıçta her iki koldaki toplam çözünen madde oranlar�� eşit (%10\%10) olduğundan osmotik basınçları da eşittir.
Başlangıç durumunda net su geçişinin yönünü belirlemek için osmotik basınç eşitliğini kontrol etmek gerekir.
2
Zardan geçebilen ve geçemeyen maddelerin difüzyon yönünü belirleyin.
Nişasta polimer olduğu için zardan geçemez ve A kolunda kalır. Glikoz monomer olduğu için zardan geçebilir; derişiminin yüksek olduğu B kolundan (%10\%10) düşük olduğu A koluna (%5\%5) doğru difüzyonla geçer.
Yarı geçirgen zardan sadece küçük moleküllerin geçebileceğini ve difüzyonun çok yoğundan az yoğuna doğru gerçekleştiğini analiz etmek gerekir.
3
Glikoz difüzyonu sonrasında kolların son derişim durumunu ve osmoz yönünü değerlendirin.
Glikoz her iki kolda eşitlenmeye çalışırken nişasta sadece A kolunda kalmaya devam eder. Bu durum, A kolundaki toplam çözünen madde oranını B koluna göre daha yüksek hale getirir. A kolunun osmotik basıncı artırır ve su B kolundan A koluna doğru osmozla geçer. Sonuçta A kolunda sıvı seviyesi yükselirken B kolunda düşer.
Maddelerin zardan geçiş durumuna göre son denge durumundaki osmotik basınç farkını ve buna bağlı su hareketini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Yarı geçirgen zar üzerinden difüzyon ve osmoz olaylarının yönünün belirlenmesi.
Soru 56Soru

Aşağıda verilen pasif taşıma yöntemlerini, bu yöntemlerin gerçekleşme şeklini ve özelliklerini açıklayan ifadelerle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Basit difüzyon
Kolaylaştırılmış difüzyon
Osmoz

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Basit difüzyon fosfolipit tabakasından doğrudan geçişle, kolaylaştırılmış difüzyon taşıyıcı/kanal proteinleri yardımıyla geçişle, osmoz ise suyun yarı geçirgen zardan geçişiyle eşleşir.
Basit difüzyon, maddelerin doğrudan fosfolipit çift tabakasından geçmesiyle; kolaylaştırılmış difüzyon, taşıyıcı veya kanal proteinleri aracılığıyla taşınmasıyla; osmoz ise suyun seçici geçirgen zardan geçişiyle tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Basit difüzyonun zardan geçiş mekanizmasını belirlemek.
Basit difüzyonda maddelerin fosfolipit tabakasından doğrudan ve protein kullanılmadan geçtiği belirlenir. Bu özellik birinci ifadeyle uyuşur.
Oksijen ve karbondioksit gibi gazlar zardan doğrudan fosfolipit tabakasından geçerler.
2
Kolaylaştırılmış difüzyonun taşıyıcı elemanlarını ve taşınan madde özelliklerini belirlemek.
Kolaylaştırılmış difüzyonun kanal veya taşıyıcı proteinler yardımıyla glikoz, amino asit gibi polar moleküllerin taşınması olduğu belirlenir. Bu özellik ikinci ifadeyle uyuşur.
Polar ve yüklü moleküller zardaki hidrofobik fosfolipit tabakasından doğrudan geçemediği için protein kanallarına ihtiyaç duyar.
3
Osmoz mekanizmasını ve suyun hareket yönünü belirlemek.
Osmozun su moleküllerinin seçici geçirgen bir zardan çözünmüş madde yoğunluğunun düşük olduğu ortamdan yüksek olduğu ortama geçişi olduğu belirlenir. Bu özellik üçüncü ifadeyle uyuşur.
Osmoz, çözünen maddelerin zardan geçemediği durumlarda suyun zardan geçerek yoğunlukları dengelemesidir.

Anahtar Kavram

Pasif taşıma çeşitlerinin mekanizmaları ve ayırt edici özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

Aşağıda hücre zarından madde geçişlerine ait bazı taşıma senaryoları ve bu senaryoları gerçekleştiren taşıma mekanizmaları verilmiştir. Buna göre, solda verilen taşıma senaryolarını sağda verilen uygun taşıma mekanizmaları ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Hücre içi glukoz derişimi \%1 olan bir hücrenin, hücre dışındaki \%0,05 oranındaki glukozu taşıyıcı proteinler yardımıyla ve ATP harcayarak sitoplazmasına alması
Hücre içi sodyum derişimi \%0,9 iken, hücre dış��ndaki \%1,5 oranındaki sodyum iyonunun taşıyıcı proteinler aracılığıyla ve enerji harcanmadan hücre içine alınması
Bir akyuvar hücresinin, ortamdaki büyük bakteri hücrelerini yalancı ayaklar yardımıyla sarıp hücre içine alarak besin kofulu oluşturması

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Hücre içi glukoz derişiminin düşük ortamdan alınması aktif taşıma ile, hücre dışındaki yüksek sodyumun hücre içine enerji harcanmadan alınması kolaylaştırılmış difüzyon ile, büyük bakterilerin koful oluşturularak içeri alınması ise endositoz ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede glukozun az yoğundan çok yoğuna aktif taşıma ile, sodyumun çok yoğundan az yoğuna kolaylaştırılmış difüzyon ile, bakterinin ise endositoz yöntemiyle taşındığı belirtilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryolardaki taşınan maddelerin büyüklüklerini belirleme
Glukoz ve sodyum iyonu küçük boyutlu olup hücre zarından geçebilir; bakteri hücresi ise zardan geçemeyecek büyüklüktedir.
Büyük maddelerin geçişi daima koful oluşumu (endositoz/ekzositoz) ile gerçekleşirken, küçük maddeler aktif veya pasif taşıma ile geçebilir.
2
Derişim farklarını ve ATP tüketim durumlarını analiz etme
Glukoz az yoğundan çok yoğuna ATP harcanarak (aktif taşıma), sodyum çok yoğundan az yoğuna ATP harcanmadan (kolaylaştırılmış difüzyon) taşınmaktadır.
Aktif taşıma derişim gradyanına karşı enerji harcayarak, kolaylaştırılmış difüzyon ise derişim gradyanı yönünde enerji harcamadan gerçekleşir.
3
Doğru eşleştirmeleri tamamlama
İlk senaryo aktif taşıma ile, ikinci senaryo kolaylaştırılmış difüzyon ile, üçüncü senaryo ise endositoz ile eşleştirilir.
Tüm taşıma kriterleri (madde büyüklüğü, derişim yönü, ATP kullanımı) doğru taşıma mekanizmalarıyla uyumludur.

Anahtar Kavram

Aktif taşımanın küçük molekülleri derişim gradyanına karşı ATP harcayarak taşıma özelliği ile diğer zardan geçiş yöntemlerinden ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Hücre Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin