Siyaset Felsefesi

23 soru

Soru 1Soru

Bireyin eylem özgürlüğüne müdahale edilmesinin tek haklı gerekçesi, başkalarına zarar verilmesini önlemektir. Kendi fiziksel veya ahlaki iyiliği için bile olsa, bir kimseyi zorlamak meşru değildir. Her insan kendi bedeni ve zihni üzerinde mutlak egemenliğe sahiptir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, birey-devlet ilişkisi bağlamında aşağıdakilerden hangisini savunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin özgürlük alanının sınırının ancak diğer bireylere zarar verme durumuyla çizilebileceğini

Cevap

Bireyin özgürlük alanının sınırının ancak diğer bireylere zarar verme durumuyla çizilebileceğini
Doğru seçenek parçanın ana fikrini doğrudan yansıtmaktadır. Parçada bireyin eylemlerine müdahale etmenin tek meşru koşulunun başkalarına zarar verilmesini engellemek olduğu belirtilmiştir. Bu durum, bireyin özgürlük sınırlarının diğer insanların haklarıyla çizildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve anahtar ifadeleri saptama
Metinde, bireysel özgürlüğün ancak başkalarına zarar verildiği durumlarda kısıtlanabileceği vurgulanmıştır.
Soruda neyin savunulduğunu bulmak için metnin odaklandığı temel iddia belirlenmelidir.
2
Devlet müdahalesinin sınırlarını analiz etme
Bireyin kendi iyiliği için bile zorlanamayacağı tespitiyle devletin sınırları netleştirilmiştir.
Metindeki 'zorlamanın meşru olmadığı durumları' belirlemek doğru sonuca götürür.
3
Seçeneklerle eşleştirme yapma
Bireysel özgürlüğün sınırının başkalarına zarar verme koşuluna bağlı olduğunu ifade eden seçenek doğru olarak belirlenir.
Parçadaki çıkarımlar ile seçeneklerde sunulan yargıların örtüşmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Zarar İlkesi (Harm Principle) ve Birey-Devlet İlişkisinde Özgürlüğün Sınırları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

Demokratik toplumlarda iktidarın kararları ve uygulamaları, kurumsallaşmış memurlar topluluğunun oluşturduğu rasyonel-yasal bir çerçeve olan bürokrasi tarafından yürütülür. Ancak iktidar, yasal yetkilerini kullanırken yalnızca yasaların kendisine verdiği güce veya bu bürokratik aygıta sırtını dayayamaz. Yönetilenlerin, bu kararların ahlaki ve hukuki açıdan hakl�� olduğuna inanması, yani iktidarın eylemlerinin meşruiyetini onaylaması gerekir. Eğer iktidar bu onayı kaybederse, elindeki egemenlik gücünü yasal olarak kullanmaya devam etse dahi, sivil toplumun muhalefetiyle karşılaşır ve toplumsal düzenin istikrarı sarsılır.

Bu parçadan hareketle siyaset felsefesinin temel kavramlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliği elinde bulunduran siyasi iktidarın toplumsal istikrarı sağlaması, bürokratik gücün ötesinde meşruiyet zeminini korumasına bağlıdır.

Cevap

Egemenliği elinde bulunduran siyasi iktidarın toplumsal istikrarı sağlaması, bürokratik gücün ötesinde meşruiyet zeminini korumasına bağlıdır.
Doğru cevap olan yargı, parçanın ana fikrini doğrudan yansıtmaktadır. Metne göre iktidar, yasalara (egemenliğe) ve memurlar topluluğuna (bürokrasiye) dayansa bile toplumsal rızayı (meşruiyeti) yitirdiğinde istikrarını koruyamaz. Dolayısıyla egemenliğin sürdürülebilmesi meşruiyet zeminine bağlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı analiz etme
İktidarın ve bürokrasinin salt yasal güce dayanmasının toplumsal istikrar için yeterli olmadığı, toplumsal rızaya (meşruiyete) ihtiyaç duyulduğu belirlenir.
Sorunun kökündeki ulaşılabilir yargıyı bulmak için metnin ana fikrini saptamak gerekir.
2
Seçenekleri siyaset felsefesi kavramları çerçevesinde değerlendirme
Seçeneklerdeki kavramsal yanılgılar (örneğin bürokrasi ile karizmatik egemenlik ilişkisi, toplumsal sözleşme ile doğal devlet eşleştirmesi, ütopya yerine distopya kullanımı) elenir.
Çeldiricilerin hangi kavramsal hatalara dayandığını saptayarak yanlış seçenekleri dışarıda bırakmak gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Egemenlik gücünün meşruiyet zeminiyle ilişkisini doğru şekilde kuran ve metnin ana fikrini yansıtan seçeneğin doğru cevap olduğu sonucuna ulaşılır.
Metindeki ana düşünce ile tam örtüşen kavramsal yargıyı tespit etmek hedeflenir.

Anahtar Kavram

Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları (Meşruiyet, Egemenlik, Bürokrasi, Sivil Toplum)
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 3Soru

Bir ülkede yürürlükte olan hukuk kuralları (yasallık), siyasal iktidarın kararlarına biçimsel bir geçerlilik kazandırabilir. Ancak bu kurallar, toplumun ortak iradesiyle kurduğu etik-politik uzlaşıya dayanmadığında, vatandaşlar için yalnızca dışsal bir zorlama olarak kalır. Gerçek bir siyasal düzen, emirlerin sadece 'yasal' olduğu için değil, aynı zamanda yönetilenler tarafından içselleştirilmiş bir 'haklılık' inancıyla kabul edildiği oranda istikrar kazanır. Dolayısıyla, iktidarın gücü fiziksel yaptırımdan veya yazılı normlardan değil; bu normların kaynağındaki ahlaki ve toplumsal kabul edilebilirlikten beslenir.

Bu parçadan hareketle, siyasal iktidarın varlığını sürdürebilmesinin koşulu aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasallık düzeyindeki bir yönetimin, toplumsal rıza ve haklılık inancına dayanan meşruiyet ile desteklenmesi.

Cevap

Yasallık düzeyindeki bir yönetimin, toplumsal rıza ve haklılık inancına dayanan meşruiyet ile desteklenmesi
Parçada siyasal iktidarın gücünün yalnızca yazılı kurallara (yasallığa) dayanmasının toplumsal itaat için yeterli olmadığı; asıl istikrarın ve kalıcılığın yönetilenlerin zihnindeki 'haklılık' inancı ve toplumsal rıza (meşruiyet) ile mümkün olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, yasallık düzeyindeki bir yönetimin meşruiyet ile desteklenmesi gerektiği ifadesi parçayı tam olarak açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramsal karşıtlığı belirlemek
Metinde 'yasallık' (biçimsel kurallara uygunluk) ile 'haklılık inancı' (toplumsal kabul) karşı karşıya getirilmiştir.
İktidarın gücünün iki farklı boyutunun ayırt edilmesi analizin ilk adımıdır.
2
İtaatin kalıcılık koşulunu tespit etmek
Sadece yasal kuralların (dışsal zorlama) itaat sağlamaya yetmediği, yönetilenlerin içsel kabulünün gerektiği bulunmuştur.
Paragraftaki ana düşüncenin hangi toplumsal/siyasal ihtiyaca işaret ettiğini anlamak gerekir.
3
Kavramları siyaset felsefesi terminolojisiyle eşleştirmek
Yönetilenlerin 'haklılık inancı' ve 'toplumsal rızası' siyaset felsefesinde 'meşruiyet' kavramına karşılık gelir.
Metindeki felsefi analizi akademik terminolojiye dökmek doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
4
Doğru yargıyı seçenekler arasından seçip çeldiricileri elemek
Yasallığın meşruiyetle desteklenmesi gerektiğini ifade eden seçenek belirlenmiştir.
Soru kökünün bizden istediği felsefi açıklamaya ulaşmak için tüm çeldiricilerin elenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Siyasal iktidarın meşruiyet ve yasallık ilişkisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4Soru

Yasama erki, toplumu yönetmek ve onun üyelerini korumak üzere kurulmuş olsa da, hiçbir zaman keyfî bir mutlak güç olamaz. Zira hiç kimse kendi hayatı, özgürlüğü veya mülkiyeti üzerinde sahip olduğundan daha fazla bir gücü başkasına devredemez. Toplumsal sözleşmenin amacı bireylerin doğal haklarını güvence altına almak olduğundan, devlet bu sınırları aştığı anda kurucu meşruiyetini yitirir ve bireyler için direnme hakkı meşru bir zemin kazanır.

Bu parçada savunulan görüşten hareketle, siyasi iktidarın meşruiyet sınırı ve bireyin hakları arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otorite, bireyin kendisinde dahi mutlak tasarruf yetkisi bulunmayan haklarını aşamaz; aksi halde sözleşmeden doğan meşruiyetini kaybeder.

Cevap

Siyasi otorite, bireyin kendisinde dahi mutlak tasarruf yetkisi bulunmayan haklarını aşamaz; aksi halde sözleşmeden doğan meşruiyetini kaybeder.
Siyasi otoritenin, bireyin kendi üzerinde bile sahip olmadığı (örneğin kendini yok etme hakkının olmaması gibi) mutlak gücü devralamayacağını ve bu sınır aşıldığında meşruiyetini kaybedeceğini belirten yargı doğrudur. Parçada yer alan 'hiç kimse kendi hayatı, özgürlüğü veya mülkiyeti üzerinde sahip olduğundan daha fazla bir gücü başkasına devredemez' ifadesi bu durumu doğrudan temellendirir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı ve sınırları belirleme
Yasama erkinin mutlak olamayacağı ve toplumsal sözleşmenin sınırlarının doğal haklar olduğu belirlendi.
Siyasi otoritenin meşruiyet koşulunu anlamak için.
2
Bireyin hakları üzerindeki tasarruf sınırını inceleme
Bireyin kendi yaşamı ve özgürlüğü üzerinde bile sınırsız bir hakka sahip olmadığı, bu yüzden devlete de sınırsız bir yetki devredemeyeceği anlaşıldı.
Devlet yetkisinin neden mutlak olamayacağının temel mantığını kurmak için.
3
Sözleşmenin bozulma durumunu analiz etme
Devlet sınırları aştığında meşruiyetini yitirir ve direnme hakkı doğar.
İktidar-birey arasındaki karşılıklı hak ve ödev dengesini göstermek için.
4
Seçenekler arasından doğru çıkarımı saptama
Devletin, bireyin kendisinin bile üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olmadığı hakları ihlal edemeyeceği ve ihlal ederse meşruiyetini yitireceği yargısına ulaşıldı.
Parçayla mantıksal olarak tam örtüşen seçeneği bulmak için.

Anahtar Kavram

Birey-devlet ilişkisinde meşruiyet sınırları, devredilemez haklar ve direnme hakkı
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5Soru

İnsanlar doğa durumunda sahip oldukları yaşama, özgürlük ve mülkiyet gibi temel hakları toplumsal sözleşmeyle devlete devrederken, bu haklardan tamamen vazgeçmezler. Sözleşmenin amacı, bu hakların daha güvenli bir şekilde kullanılmasını ve korunmasını sağlamaktır. Devletin meşruiyeti, bu koruma görevini yerine getirmesine bağlıdır; eğer devlet bu sınırları aşar ve hakları ihlal ederse, bireylerin yönetime karşı direnme hakkı ortaya çıkar.

Buna göre, parçada savunulan birey-devlet ilişkisi ve haklar konusundaki yaklaşım aşağıdaki filozoflardan hangisinin görüşleriyle uyuşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: John Locke'un hakların korunmasını ve sınırlandırılmış devlet iktidarını temel alan liberal yaklaşımı

Cevap

John Locke'un hakların korunmasını ve sınırlandırılmış devlet iktidarını temel alan liberal yaklaşımı
Parçada vurgulanan, insanların doğa durumundaki temel haklarını (yaşam, özgürlük, mülkiyet) korumak amacıyla devleti kurdukları, bu hakların devredilemez olduğu ve devletin görevi ihlal etmesi durumunda direnme hakkının doğduğu fikri, liberal siyaset felsefesinin kurucusu John Locke'a aittir. Locke'a göre devlet, bireysel hakları korumakla yükümlü sınırlandırılmış bir aygıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiaları analiz etmek.
Bireylerin devlet öncesinde yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahip olduğu, devleti bu hakları korumak için kurduğu ve haklar ihlal edildiğinde direnme hakkının bulunduğu tespit edilmiştir.
Parçanın hangi siyaset felsefesi kuramına ve filozofa işaret ettiğini belirlemek için anahtar kavramları ortaya çıkarmak gerekir.
2
Sözleşmeci filozofların (Locke, Hobbes, Rousseau) birey-devlet ilişkisine ve haklara yaklaşımlarını karşılaştırmak.
Hobbes'un hakların tamamen devredilip direnme hakkının olmadığı görüşü ile Rousseau'nun genel irade vurgusunun aksine, parçadaki görüşün bireysel hakların saklı tutulması ve direnme hakkı yönüyle liberal devlet teorisine (Locke) uyduğu görülür.
Doğru filozofu belirlemek için benzer teorileri savunan düşünürler arasındaki ayrıcı noktaları belirlemek gerekir.
3
Seçeneklerdeki filozof ve yaklaşım eşleştirmelerini değerlendirerek doğru seçeneği işaretlemek.
Hakların korunması ve direnme hakkına dayanan sınırlandırılmış devlet modelini savunan John Locke seçeneğinin doğru olduğu belirlenir.
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirerek nihai karara ulaşmak gerekir.

Anahtar Kavram

Birey-Devlet İlişkisi, Temel Haklar ve Toplumsal Sözleşme Teorileri
Soru 6Soru

Platon'a göre devlet, insan doğasının bir devamı ve canlı bir organizmanın daha büyük bir ölçekteki benzeridir. İnsan, kendi kendine yetmeyen ve ihtiyaçlar��nı karşılamak için başkalarına gereksinim duyan bir varlıktır. Bu doğal ihtiyaçlar, insanları bir arada yaşamaya ve iş bölümü yapmaya yöneltir. Bu durumun en örgütlü ve olgun biçimi ise devlettir. Dolayıs��yla devlet, sonradan uzlaşmayla kurulmuş yapay bir yapı değil, insan doğasının zorunlu ve organik bir uzantısıdır.

Buna göre, Platon’un devletin ortaya çıkışına ilişkin görüşü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devleti, insan doğasının tabii bir sonucu olarak ortaya çıkan organik bir kurum olarak kabul eder.

Cevap

Devleti, insan doğasının tabii bir sonucu olarak ortaya çıkan organik bir kurum olarak kabul eder.
Parçada Platon'un devleti insan doğasının bir uzantısı, organik bir yapı ve doğal bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkan bir kurum olarak gördüğü belirtilmektedir. Bu durum, devletin doğal bir süreçle ortaya çıktığı fikrini doğrudan destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Platon'un devleti insan doğasının bir devamı, organik bir uzantısı ve tabii bir süreç olarak gördüğü tespit edilir.
Soruda Platon'un devlet görüşünün temel niteliği sorulmaktadır.
2
Seçenekleri analiz etme
Doğal devlet görüşünü yansıtan seçeneğin organik kurum vurgusu yaptığı, diğer seçeneklerin ise toplumsal sözleşme veya yapay devlet kuramlarına ait olduğu belirlenir.
Doğal ve yapay devlet görüşleri arasındaki farkı ortaya koymak için seçeneklerin elenmesi gerekir.
3
Doğru seçeneği belirleme
Devleti doğal bir sürecin ve organik yapının ürünü olarak gören ifadenin Platon'un görüşüyle tam olarak örtüştüğü sonucuna varılır.
Parçadaki 'organik uzantı' ve 'doğal ihtiyaç' ifadeleri doğrudan bu seçeneğe yönlendirir.

Anahtar Kavram

Doğal Devlet Görüşü (Platon)
Soru 7Soru

Devletin veya toplumun, bireyin eylem özgürlüğüne müdahale etmesinin meşru sınırları neresidir? Bir insanın kendi iyiliği (fiziksel veya ahlaki) onun özgürlüğünü kısıtlamak için yeterli bir gerekçe değildir. Birey, sadece başkalarına zarar verdiği durumlarda topluma karşı sorumlu olmalıdır. Kendi bedeni ve zihni üzerinde ise egemen olan yalnızca kendisidir. Bu sınırın aşılması, devletin birey üzerindeki otoritesinin meşruluğunu ortadan kaldırır.

Bu parçada savunulan görüşe göre, birey-devlet ilişkisinde devletin otoritesini sınırlandıran temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin eylemlerinin başkalarının haklarına ve güvenliğine zarar vermeme sınırı

Cevap

Bireyin eylemlerinin başkalarının haklarına ve güvenliğine zarar vermeme sınırı
Parçada açıkça belirtildiği üzere, bireyin özgürlüğüne müdahale edilmesinin tek meşru gerekçesi başkalarına zarar vermesini önlemektir. Bireyin kendi ahlaki ya da fiziksel iyiliği için dahi bu özgürlük kısıtlanamaz. Dolayısıyla bireyin eylemlerinin başkalarının haklarına ve güvenliğine zarar vermeme sınırı, devletin otoritesini sınırlandıran temel unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel argümanı tespit etmek.
Parçada bireyin eylem özgürlüğüne yapılacak müdahalenin tek sınırının 'başkalarına zarar verme' durumu olduğu vurgulanmaktadır.
Soruda devletin otoritesini sınırlandıran temel unsurun ne olduğu sorulmaktadır, bu yüzden öncelikle parçadaki sınır çizgisi belirlenmelidir.
2
Seçenekleri parçadaki argüman doğrultusunda analiz etmek.
İlgili seçenek, devletin müdahalesinin sınırını başkalarına zarar vermeme ölçütü olarak ifade etmektedir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için parçanın özgürlük sınırına dair getirdiği ölçütle birebir örtüşen ifade seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Birey-Devlet İlişkisinde Özgürlüğün Sınırları ve Zarar İlkesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Bir siyasal gücün ya da iktidarın varlığını sürdürebilmesi yalnızca kaba kuvvete veya yasalara dayanmasıyla mümkün değildir. İktidarın kararlarının toplum vicdanında kabul görmesi, yönetilenlerin bu güce gönüllü olarak itaat etmesi ve yönetimi haklı bulması gerekir. Eğer bir yönetim halkın rızasını kazanamamışsa, aldığı kararlar yasal olsa bile toplumsal tabanda kalıcı bir karşılık bulamaz.

Bu parçada vurgulanan durum, siyaset felsefesinin aşağıdaki kavramlarından hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyet

Cevap

Doğru cevap meşruiyet kavramıdır.
Parçada iktidarın sadece yasalara veya güce dayanmasının yetmediği, toplum tarafından kabul edilmesi ve yönetilenlerin rızasını kazanması gerektiği belirtilmektedir. Siyaset felsefesinde siyasal gücün yasal ve ahlaki normlara uygun olarak toplum tarafından onaylanması ve haklı bulunması durumu 'meşruiyet' kavramı ile ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel düşünceyi ve siyasal iktidarın toplum tarafından onaylanması, rızasının alınması gerekliliğini belirlemek.
İktidarın gücünü sürdürebilmesi için sadece kaba kuvvete veya yasalara dayanmasının yetmediği, toplumun onayını alması gerektiği saptanmıştır.
Siyasal iktidarın toplumsal kabulü ve rızasıyla ilişkili temel felsefi kavramı bulmak.
2
Siyaset felsefesinde iktidarın bu toplumsal kabul, onay ve rıza durumunu ifade eden kavramı seçeneklerle eşleştirmek.
Bu durumun 'meşruiyet' kavramı ile adlandırıldığını belirlemek ve doğru seçeneği işaretlemek.
Yönetilenlerin rızası ve iktidarın ahlaki-toplumsal kabulünün meşruiyet kavramının temel tanımını oluşturduğunu bilmek.

Anahtar Kavram

Siyaset Felsefesinde Meşruiyet Kavramı
Soru 9Soru

İnsanların hiçbir ortak otoritenin bulunmadığı bir ortamda, sürekli bir çatışma ve ölüm korkusu içinde yaşaması sürdürülebilir değildir. Bu güvensizlik ortamından kurtulmak isteyen bireyler, kendi aralarında anlaşarak haklarını ve güçlerini ortak bir egemene devretmişlerdir. Böylece herkesin can güvenliğini garanti altına alan devlet kurulmuştur.

Bu parçaya göre, birey-devlet ilişkisinin kurulmasında aşağıdakilerden hangisi temel amaçtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin can güvenliğinin ve toplumsal barışın sağlanması

Cevap

Bireylerin can güvenliğinin ve toplumsal barışın sağlanması
Parçada insanların ölüm korkusundan ve sürekli güvensizlikten kaçınmak için bir araya gelerek haklarını egemen bir güce devrettikleri anlatılmaktadır. Bu durum, devletin kuruluşundaki temel amacın bireylerin can güvenliğini sağlamak ve toplumsal barışı tesis etmek olduğunu doğrudan gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel güdüyü analiz etme.
İnsanların sürekli çatışma ve ölüm korkusu (güvensizlik) içinde yaşamaktan kaçındıkları belirlenmiştir.
Devletin ortaya çıkış nedenini anlamak için insanların hangi durumdan kaçındıklarını saptamak gerekir.
2
Bireylerin haklarını devretme amacını saptama.
Bireylerin can güvenliğini garantiye almak ve barışı tesis etmek amacıyla haklarını egemene devrettiği anlaşılmıştır.
Toplumsal sözleşmenin temel amacının güvenlik olduğunu ortaya koymak için gereklidir.
3
Seçenekleri karşılaştırma.
Belirlenen güvenlik ve barış amacının seçenekler arasından doğrudan karşılığı bulunmuştur.
Çözümün doğruluğunu teyit etmek için hedef kavram ile seçeneği eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Birey-Devlet İlişkisinde Güvenlik ve Toplum Sözleşmesi
Soru 10Soru

İnsanların hiçbir ortak otoritenin bulunmadığı bir 'doğa durumunda' yaşadıklarını varsayalım. Bu durumda herkes kendi varlığını koruma güdüsüyle hareket edecek, bu da kaçınılmaz olarak bir çatışma ve güvensizlik ortamı yaratacaktır. Bireyler, bu sürekli korku ve ölüm tehdidinden kurtulmak amacıyla bir araya gelerek haklarını ve güçlerini ortak bir egemene devretmek üzere uzlaşırlar. Bu uzlaşı sonucunda, toplumsal barışı ve güvenliği sağlayacak olan ortak güç, yani devlet kurulmuş olur.

Buna göre parçada dile getirilen görüşler, devletin ortaya çıkışı ile ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin, toplumsal uzlaşıya dayalı yapay bir kurum olduğunu

Cevap

Devletin, toplumsal uzlaşıya dayalı yapay bir kurum olduğu görüşü
Parçada tasvir edilen durum, insanların güvenlik kaygısıyla bir araya gelerek kendi iradeleriyle ortak bir güç (devlet) oluşturmalarını anlatmaktadır. Bu durum siyaset felsefesinde toplumsal sözleşme teorisini ve dolayısıyla devletin yapay bir kurum olduğu görüşünü destekler. Bu nedenle doğru seçenek, devletin toplumsal uzlaşıya dayalı yapay bir kurum olduğunu ifade eden yargıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve kullanılan kavramları belirleme
Parçada 'doğa durumu', 'güvensizlik', 'ortak egemene yetki devri' ve 'uzlaşı' kavramlarının öne çıktığı görülmektedir.
Filozofun devletin kökenine dair sunduğu temellendirmenin hangi felsefi kavrama dayandığını anlamak gerekir.
2
Belirlenen kavramları siyaset felsefesindeki devlet teorileriyle ilişkilendirme
Ortak egemen oluşturmak için yapılan 'uzlaşı' kavramı, siyaset felsefesinde 'toplumsal sözleşme' teorisine karşılık gelir. Sözleşmeci yaklaşım (Hobbes, Locke, Rousseau) ise devletin sonradan kurulan yapay bir yapı olduğunu savunur.
Parçadaki düşüncenin doğal devlet anlayışına mı yoksa yapay devlet anlayışına mı dahil olduğunu tespit etmek amaçlanır.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıyı bulma
Devletin toplumsal uzlaşıya dayanan yapay bir kurum olduğunu belirten seçeneğin parçada savunulan görüşle tam olarak uyuştuğu görülür.
Parçayla çelişen ya da farklı teorilere ait olan yanlış seçenekleri eleyip doğru cevaba ulaşmak için bu analiz yapılır.

Anahtar Kavram

Toplumsal sözleşmeye dayalı yapay devlet görüşü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

Siyaset felsefesinde ideal bir toplumsal düzenin olabileceğini savunan yaklaşımlar, bu düzenin dayandığı temel ilkeler konusunda farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Örneğin liberalizm, bireysel girişimlerin ve hakların korunması amacıyla devletin müdahalesinin en aza indirilmesi gerektiğini savunurken; sosyalizm ise üretim araçlarının ortak mülkiyetini ve toplumsal sınıfların ortadan kaldırılmasını hedefler.

Buna göre, ideal düzeni kabul eden bu yaklaşımlardan liberalizm ve sosyalizmin sırasıyla temel aldığı ilkeler aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özgürlük - Eşitlik

Cevap

Özgürlük - Eşitlik
Metinde ifade edildiği üzere, liberalizm bireyin serbestliğini ve haklarını korumak için devlet müdahalesini sınırlayarak 'özgürlük' ilkesini; sosyalizm ise sınıfsız bir toplum ve ortak mülkiyet hedefiyle 'eşitlik' ilkesini ideal düzenin temeline koyar. Dolayısıyla doğru sıralama özgürlük ve eşitlik olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde geçen liberalizm açıklamasını inceleme
Devlet müdahalesinin en aza indirgenmesi ve bireysel hakların korunması vurgulandığından liberalizmin temel ilkesinin 'özgürlük' olduğu belirlenir.
Liberalizmin odağındaki ana kavramı tespit etmek için.
2
Metinde geçen sosyalizm açıklamasını inceleme
Üretim araçlarının ortak mülkiyeti ve sınıfsız toplum vurgulandığından sosyalizmin temel ilkesinin 'eşitlik' olduğu belirlenir.
Sosyalizmin odağındaki ana kavramı tespit etmek için.
3
Tespit edilen ilkeleri sırasıyla birleştirme
Sırasıyla 'Özgürlük - Eşitlik' kavramlarına ulaşılır.
Soruda istenen doğru sırayı bulmak için.

Anahtar Kavram

İdeal Düzeni Kabul Eden Yaklaşımların Temel İlkeleri (Özgürlük, Eşitlik, Adalet)
Soru 12Soru

Thomas Hobbes Leviathan adlı eserinde, insan eylemlerini yönlendiren iki kurucu ögeyi karşılaştırırken şu ayrımı yapar: Bunlardan birincisi, bireyin bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki serbestliğini, yani engellenmeden hareket edebilme gücünü ifade eder. İkincisi ise bireye belirli bir ödev yükler ve onu belli bir davranış kalıbına yönlendirip bağlar. Hobbes, bu iki kavramın arasındaki farkın 'özgürlük' ile 'yükümlülük' arasındaki fark kadar belirgin olduğunu savunur.

Bu parçadan hareketle Thomas Hobbes'un karşılaştırdığı ve sırasıyla 'özgürlük' ile 'yükümlülük' ilişkisi üzerinden temellendirdiği siyaset felsefesi kavramları aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak - Yasa

Cevap

Hak - Yasa
Hobbes'un felsefesinde 'hak' (right), bireyin bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki doğal serbestliğini ve engellenmeden hareket etme gücünü (özgürlük) temsil eder. Buna karşın 'yasa' (law) ise bireye belirli yükümlülükler dayatarak onu sınırlandırır ve kurallara uymaya mecbur bırakır (yükümlülük). Parçada sırasıyla vurgulanan bu iki kavram 'Hak - Yasa' ikilisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk tanımı analiz etmek
İlk tanımda bireyin 'bir eylemi yapma ya da yapmama konusundaki serbestliği' ve 'engellenmeden hareket edebilme gücü' vurgulanmaktadır. Bu durum siyaset felsefesinde 'hak' kavramına karşılık gelir.
Siyaset felsefesinde hak, bireyin serbestçe eylemde bulunma yetkisini ifade eder.
2
Parçadaki ikinci tanımı analiz etmek
İkinci tanımda bireye 'belirli bir ödev yükleyen' ve onu 'belli bir doğrultuda davranmaya zorlayıp bağlayan' unsurdan bahsedilmektedir. Bu ise 'yasa' kavramını ifade eder.
Yasa, iktidar tarafından konulan ve bireylere uymaları gereken kuralları ve ödevleri yükleyen bağlayıcı normdur.
3
Hobbes'un özgürlük ve yükümlülük karşılaştırmasını değerlendirmek
Thomas Hobbes'a göre hak özgürlük ile, yasa ise yükümlülük ile ilişkilidir. Dolayısıyla parçadaki ayrım sırasıyla 'Hak - Yasa' kavramlarını göstermektedir.
Hobbes'un 'Right' (Hak) ve 'Law' (Yasa) arasında yaptığı felsefi ayrımı tespit etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Siyaset felsefesinde hak ve yasa kavramlarının tanımları ile aralarındaki ilişki
Soru 13Soru

John Locke'a göre doğa durumunda insanlar tamamen özgür ve eşittir; aklın yasası olan doğa yasası herkes için geçerlidir. Ancak doğa durumunda, bu yasayı uygulayacak, tarafs��z kararlar verecek ve ihlalleri cezalandıracak kurumsallaşmış ortak bir otorite yoktur. Her birey kendi davasının yargıcı ve infazcısı konumundadır. Bu durum, adaletsizliğe, çatışmaya ve mülkiyetin korunamamasına yol açar. İnsanlar bu olumsuzluklardan kurtulmak ve haklarını güvence altına almak için bir araya gelerek belirli yetkilerini ortak bir güce devrederler.

Buna göre, John Locke'un devletin ortaya çıkışına dair bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, doğa durumundaki karmaşa ve tarafs��z yargıç eksikliğini gidermek üzere bireylerin ortak rızasıyla kurulan yapay bir sözleşmenin ürünüdür.

Cevap

Devlet, doğa durumundaki karmaşa ve tarafsız yargıç eksikliğini gidermek üzere bireylerin ortak rızasıyla kurulan yapay bir sözleşmenin ürünüdür.
Doğa durumundaki tarafsız yargıç eksikliğini ve mülkiyet güvenliği sorununu çözmek amacıyla insanların rızaya dayalı bir sözleşmeyle devleti kurduğunu belirten seçenek doğrudur. Parçada Locke'un toplumsal sözleşme teorisine dayanan yapay devlet anlayışı doğrudan temellendirilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel problemin belirlenmesi
Doğa durumundaki özgürlüğe rağmen tarafsız bir yargıç ve cezalandır��cı otorite olmamasının güvensizlik ve mülkiyet sorunlarına yol açtığı tespit edilir.
Locke'un insanları sözleşmeye yönelten temel motivasyonunu anlamak için bu tespit gereklidir.
2
Devletin ortaya çıkış mekanizmasının çözümlenmesi
İnsanların haklarını güvence altına almak için bir araya gelerek rızayla yetki devri yaptıkları (toplumsal sözleşme) görülür.
Bu durum devletin doğal değil, yapay (insan eliyle üretilmiş) bir kurum olduğunu gösterir.
3
Seçeneklerin analiz edilerek elenmesi
Doğal devlet teorisini savunan organik görüşler ile mutlakiyetçi ve çatışmacı alternatifler elenir. Sözleşmeci ve yapay devlet niteliğini belirten seçenek doğrulanır.
Locke'un liberal, hakları korumaya yönelik sınırlı sözleşme teorisiyle doğrudan örtüşen yargıya ulaşmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Yapay Devlet ve Toplumsal Sözleşme (John Locke)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Siyaset felsefesinde ideal bir düzenin varlığını reddeden yaklaşımlardan Sofizm, genelgeçer bilginin imkânsızlığından yola çıkarak herkes için geçerli mutlak bir düzenin kurulamayacağını savunurken; Anarşizm, devletin insan doğasının kaçınılmaz bir sonucu olarak organik bir şekilde ortaya çıktığını fakat bireysel özgürlüğü engellediği için zamanla kendiliğinden sönümlenmesi gerektiğini ileri sürer.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

İfade yanlıştır. Anarşizm, devletin doğal bir süreçle ortaya çıktığını kabul etmez ve onun aşamalı olarak sönümlenmesini değil, doğrudan ortadan kaldırılmasını savunur.
Verilen ifade yanlıştır çünkü Anarşizm devletin doğal kökenli olduğunu savunmaz ve devletin aşamalı sönümlenmesini öngörmez.

Adım Adım Çözüm

1
Sofist felsefenin ideal düzenin varlığını reddetme gerekçesini incelemek.
Sofistlerin rölativist bilgi anlayışının siyaset felsefesindeki uzantısı olan 'herkes için geçerli ortak bir ideal düzenin olamayacağı' iddiası doğrudur.
Sofistlere göre bilgi ve ahlaki değerler kişiden kişiye değiştiği için toplumsal düzeyde herkes için objektif olarak en iyi olan bir düzen kurulamaz.
2
Anarşizm'in devletin kökenine dair sunduğu tezi değerlendirmek.
Anarşizm'in devletin organik veya doğal yollarla ortaya çıktığını savunduğu iddiası yanlıştır.
Anarşist düşünürler devleti insan doğasının doğal bir sonucu değil, bireysel özgürlükleri kısıtlayan yapay, gereksiz ve zararlı bir kurum olarak görürler.
3
Anarşizm ile Marksizm'in devletin geleceğine dair görüşlerini karşılaştırmak.
Devletin kendiliğinden sönümleneceği tezi Anarşizm'e değil, Marksist devlet kuramına aittir.
Marksizm proletarya diktatörlüğü sonrası devletin sönümleneceğini savunurken, Anarşizm devrimin hemen ardından devletin ve tüm otoriter kurumların doğrudan kaldırılmasını hedefler.

Anahtar Kavram

İdeal Düzenin Varlığını Reddeden Yaklaşımlar (Sofizm ve Anarşizm)
Soru 15Soru

John Locke'a göre insan; yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi haklara herhangi bir devlet ya da yasa henüz kurulmadan önce, doğa durumundayken de sahipti. Bu haklar, bireyin yalnızca insan olması bakımından taşıdığı, devredilemez ve vazgeçilemez değerlerdir. Siyasal iktidarın temel varlık gerekçesi ise bu hakları sıfırdan yaratmak değil, bireylerin doğuştan getirdiği bu kazanımları korumak ve güvence altına almaktır.

Bu parçadan hareketle siyaset felsefesinin temel kavramlarından biri olan 'hak' ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin varlığından bağımsız olarak insanın yapısında bulunan ve siyasal iktidarın sınırlarını çizen temel değerlerdir.

Cevap

Haklar, devletin varlığından bağımsız olarak insanın yapısında bulunan ve siyasal iktidarın sınırlarını çizen temel değerlerdir.
Doğal haklar kuramına göre haklar devletten önce gelir ve devletin meşruiyeti bu hakları koruma derecesiyle ölçülür. Bu nedenle haklar, devletten bağımsız var olan ve siyasal otoriteyi sınırlandıran temel ilkelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki devlet öncesi duruma yapılan vurgunun incelenmesi.
Bireylerin 'herhangi bir devlet ya da yasa henüz kurulmadan önce' haklara sahip olduğu tespiti yapılır.
Hakların siyasal düzenin ve devletin varlığından bağımsız bir doğası olduğunu anlamak için.
2
Siyasal iktidarın görev ve yetkilerinin sınırının belirlenmesi.
İktidarın görevinin hakları yaratmak değil, 'doğuştan getirilen kazanımları korumak' olduğu tespit edilir.
Siyasal gücün meşruiyetinin ve yetki sınırının bu hakları koruma amacıyla sınırlandırıldığını görmek için.
3
Elde edilen veriler doğrultusunda kavramsal çıkarımın yapılması.
Hakların devletten önce var olan ve siyasal iktidarın sınırını çizen değerler olduğu sonucuna ulaşılır.
Parçadan elde edilen çıkarımları tek bir yargıda birleştirip doğru seçeneği belirlemek için.

Anahtar Kavram

Doğal Haklar ve Siyasal İktidar İlişkisi
Soru 16Soru

Alexis de Tocqueville'e göre, demokratik yönetimlerde bireylerin haklarını koruyabilmesi ve siyasal gücün kontrolsüzce büyümesini engelleyebilmesi için kendi aralarında gönüllü birlikler oluşturmaları hayati bir öneme sahiptir. Vakıflar, meslek örgütleri, bağımsız basın ve dernekler gibi yapılar; bireyin yalnızlaşmasını önlerken aynı zamanda yönetimin her alana müdahale etmesini zorlaştırır. Düşünür, bu tür bağımsız yapıların bulunmadığı toplumlarda demokrasinin çoğunluk despotizmine dönüşebileceğini savunur.

Bu parçadan hareketle, Tocqueville'in demokratik bir düzende iktidarı dengelemek ve bireysel özgürlükleri korumak adına zorunlu gördüğü devlet dışı bağımsız örgütlenmeler alanı aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivil toplum

Cevap

Sivil toplum
Parçada Alexis de Tocqueville'in demokrasinin çoğunluk despotizmine veya aşırı devlet müdahalesine dönüşmesini engellemek için hayati gördüğü dernekler, vakıflar ve bağımsız basın gibi yapılanmalar anlatılmaktadır. Siyaset felsefesinde devletin doğrudan kontrol alanı dışında yer alan, bireylerin gönüllü olarak oluşturduğu bu özerk toplumsal alan 'sivil toplum' olarak adlandırılır. Bu nedenle doğru yanıt sivil toplumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafta açıklanan temel yapının özelliklerini tespit etmek.
Tocqueville'in demokratik toplumlarda devletin müdahalesini sınırlamak ve bireysel özgürlükleri korumak için gerekli gördüğü vakıflar, dernekler, meslek örgütleri gibi devlet dışı bağımsız ve gönüllü oluşumlar belirlenmiştir.
Paragrafın üzerinde durduğu temel olguyu siyaset felsefesi terminolojisiyle eşleştirmek.
2
Tespit edilen özellikleri karşılayan doğru kavramı bulmak.
Devlet otoritesinin doğrudan kontrolü dışında kalan, bireylerin kendi istekleriyle kurdukları bu özerk örgütlenmeler alanının siyaset felsefesinde 'sivil toplum' olarak adlandırıldığı sonucuna varılır.
Parçada tasvir edilen kavramsal tanımı doğru seçenekle eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Sivil Toplum
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Bir modern hukuk devletinde, yöneticilerin yetkilerini kullanma biçimi ve sınırları anayasa tarafından belirlenmiştir. Vatandaşlar, yöneticilerin kişisel özelliklerine veya taşıdıkları iddia edilen olağanüstü vasıflara değil, işgal ettikleri makamın yasal statüsüne itaat ederler. Görev süresi dolan bir yöneticinin yerine, yasalar çerçevesinde yeni bir yönetici seçilir ve otorite kesintisiz bir biçimde yeni yöneticiye devredilir.

Bu parçadan hareketle rasyonel-yasal egemenliğe ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kaynağı, toplumun tarihsel süreçte oluşturduğu ortak gelenek ve göreneklerdir.

Cevap

Egemenliğin kaynağı, toplumun tarihsel süreçte oluşturduğu ortak gelenek ve göreneklerdir.
Gelenek ve göreneklerin egemenliğin kaynağı olarak kabul edilmesi, rasyonel-yasal egemenliğe değil, geleneksel egemenlik türüne aittir. Parçada betimlenen modern hukuk devletinde egemenliğin kaynağı yazılı anayasa ve yasalar olduğundan, bu yargıya ulaşılamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada yer alan anahtar ifadeleri belirlemek ve egemenlik türünü tanımlamak.
Parçada anayasa, makamın yasal statüsü, kurallara itaat ve yasaya göre devir ifadeleri geçmektedir. Bu durum, bahsedilen egemenlik türünün rasyonel-yasal egemenlik olduğunu gösterir.
Soruda hangi yargıya ulaşılamayacağı sorulduğu için öncelikle parçadaki temel kavramın ve egemenlik türünün ne olduğunu doğru tespit etmek gerekir.
2
Seçeneklerde verilen iddiaları rasyonel-yasal egemenliğin özellikleri ve parçadaki bilgilerle karşılaştırmak.
Otoritenin makama ait olması, yasalarla sınırlanması, yasal devir ve kişisellikten uzak olması rasyonel-yasal egemenliğin özellikleri olarak doğrulanır.
Ulaşılabilir olan doğru özellikleri eleyerek ulaşılamaz olan seçeneği bulmak amaçlanır.
3
Gelenek ve görenekleri egemenlik kaynağı olarak gösteren seçeneği ayırt etmek.
Gelenek ve göreneklerin egemenliğin kaynağı olması geleneksel egemenliğe aittir, rasyonel-yasal egemenliğe ait değildir. Bu yüzden bu yargıya parçadan ulaşılamaz.
Doğru yanıtın geleneksel egemenliğe ait bir özellik içerdiğini ve rasyonel-yasal egemenlik ile uyuşmadığını netleştirmek için bu adım uygulanır.

Anahtar Kavram

Rasyonel-yasal egemenliğin özellikleri ve geleneksel egemenlikten farkı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

Jean-Jacques Rousseau’ya göre, doğa durumunda kendi kendine yeten, barışçı ve özgür bir yaşam süren insanı bu durumdan uzaklaştıran temel etken, bir toprak parçasını çevirip 'Burası benimdir!' diyen ilk insanın çıkışı ve diğerlerinin de buna inanması olmuştur. Mülkiyetin ortaya çıkışıyla birlikte doğal eşitlik bozulmuş, çatışma ve güvensizlik ortamı doğmuştur. İnsanlar, kaybettikleri özgürlük ve güvenliği ortak bir iradeyle koruma altına almak amacıyla toplumsal sözleşme yaparak devleti kurmuşlardır.

Buna göre Rousseau’nun devletin ortaya çıkışına yönelik yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi s��ylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin, insanların kendi özgür iradeleriyle gerçekleştirdikleri bir sözleşme ve uzlaşı sonucunda oluşturulan yapay bir kurum olduğunu kabul etmektedir.

Cevap

Rousseau'nun devletin ortaya çıkışını insanların ortak iradeleriyle yaptıkları bir sözleşme ve uzlaşıya dayandırarak yapay bir kurum olarak gördüğü yargısı.
Rousseau, insanların doğa durumundan toplumsal duruma geçişini açıklarken 'toplumsal sözleşme' kavramını kullanır. Bu yaklaşıma göre devlet, insanların kendi özgür iradeleriyle yaptıkları bir sözleşme ve uzlaşı sonucunda oluşturulan yapay bir kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada sunulan metin analiz edilerek Rousseau'nun devletin kaynağına ilişkin açıklamaları incelenir.
Rousseau'nun doğa durumundan toplumsal sözleşmeye geçişi anlattığı tespit edilir.
Düşünürün devletin kökenine dair temel tezini saptamak.
2
Rousseau'nun 'toplumsal sözleşme' vurgusundan hareketle devletin doğal mı yoksa yapay mı olduğu belirlenir.
Devletin insanların ortak kararı ve uzlaşısı ile sonradan oluşturulan yapay bir kurum olduğu sonucuna ulaşılır.
Doğal devlet (organizmacı) ve yapay devlet (sözleşmeci) yaklaşımları arasındaki ayrımı uygulamak.
3
Seçenekler taranarak devletin sözleşmeye dayalı yapay bir kurum olduğunu belirten ifade bulunur.
İnsanların kendi özgür iradeleriyle gerçekleştirdikleri bir sözleşme ve uzlaşı sonucunda oluşturulan yapay bir kurum seçeneği doğru olarak saptanır.
Doğru yanıtı işaretlemek.

Anahtar Kavram

Devletin Yapay Bir Kurum Olarak Ortaya Çıkışı (Toplumsal Sözleşme)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Aşağıdaki sol sütunda verilen egemenlik türlerine dair açıklamaları, sağ sütundaki uygun egemenlik türleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Tarihsel süreçte yerleşiklik kazanmış olan örfi kuralların, törelerin ve kutsal kabul edilen alışkanlıkların yönetme hakkının kaynağı olarak görüldüğü otorite biçimi.
Toplumun kriz veya dönüşüm dönemlerinde ortaya çıkan, kişisel dehası, hitabet gücü veya kurtarıcılık vasfıyla kitleleri peşinden sürükleyen bir liderin meşruiyetine dayanan otorite biçimi.
Yönetenlerin yetkilerini kişisel statülerinden değil, anayasa ve yasalarla sınırları çizilmiş rasyonel kurallardan aldığı, liyakat ve hukukun üstünlüğünün esas olduğu otorite biçimi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Yerleşik örfi kurallar ve törelere dayanan açıklama geleneksel egemenlikle; liderin kişisel dehası ve olağanüstü niteliklerine dayanan açıklama karizmatik egemenlikle; anayasa ve yasalara dayanan açıklama ise rasyonel-yasal egemenlikle eşleşmektedir.
Yerleşik töreler ve örfi yapılar geleneksel egemenlikle; kişisel güç, hitabet ve karizmatik nitelikler karizmatik egemenlikle; yasalar, anayasal güvence ve rasyonel kurallar ise rasyonel-yasal egemenlikle eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci tanımın temel vurgusunu (töreler, kutsal kabul edilen alışkanlıklar ve tarihsel süreç) belirleme.
Bu tanım geleneklere dayanan yönetim otoritesini tarif etmektedir.
Toplumda geçmişten gelen alışkanlıkların ve yerleşik kuralların otoriteyi meşrulaştırması Weber'in geleneksel egemenlik tanımıyla doğrudan örtüşür.
2
İkinci tanımın odak noktasını (liderin kişisel dehası, hitabet gücü ve kriz dönemlerindeki kurtarıcılık rolü) analiz etme.
Bu tanım karizmatik egemenliği işaret etmektedir.
Meşruiyetin kurallardan ziyade liderin kişisel çekim gücü ve olağanüstü görülen niteliklerine dayanması karizmatik egemenliğin temel özelliğidir.
3
Üçüncü tanımda öne çıkan unsurları (anayasa, akılcı yasalar, sınırlandırılmış yetkiler ve hukukun üstünlüğü) değerlendirme.
Bu tanım rasyonel-yasal egemenlik ile eşleşmektedir.
Modern devletlerde makamın ve kuralların kişilerden üstün tutulduğu, gücün yasalarla belirlendiği otorite türü rasyonel-yasal egemenliktir.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Egemenlik ve Otorite Türleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Aristoteles'e göre insan, doğası gereği siyasal bir hayvandır. O, tek başına kendi kendine yetemeyen, ahlaki ve entelektüel gelişimini ancak bir topluluk içinde gerçekleştirebilen bir varlıktır. Bu doğrultuda aile ile başlayan toplumsal birliktelik, köy ve en nihayetinde en yetkin organizasyon olan kent devletine (polis) doğru kendiliğinden evrilmiştir. Devlet, insanın bu doğal gelişiminin en üst ve kaçınılmaz aşamasıdır.

Buna göre Aristoteles'in devlet görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet, insanın sosyal ve ahlaki doğasının bir uzantısı olarak kendiliğinden ortaya çıkan organik bir yapıdır.

Cevap

Devlet, insanın sosyal ve ahlaki doğasının bir uzantısı olarak kendiliğinden ortaya çıkan organik bir yapıdır.
Doğru yanıt olan yargı, Aristoteles'in insanı doğası gereği siyasal bir canlı olarak görmesi ve devletin aile ile başlayan toplumsal birleşmelerin kendiliğinden ve zorunlu bir sonucu (organik bir uzantısı) olduğunu savunmasıyla birebir örtüşür. Aristoteles için devlet, insanın ahlaki olgunluğa erişebilmesinin tek yoludur ve doğal bir kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Aristoteles'in insanın siyasal/toplumsal doğasına vurgu yaptığı ve devletin aile ile başlayan sürecin kendiliğinden bir uzantısı olduğunu savunduğu tespit edilir.
Düşünürün devletin kökenine dair doğal mı yoksa yapay mı bir yaklaşım sergilediğini anlamak için.
2
Seçenekleri analiz etme ve eleme
Sözleşmeci görüşü (yapay devlet teorilerini) savunan seçenekler elenir.
Toplumsal sözleşme, güvenlik ve hak arayışı gibi kavramlar devleti yapay bir uzlaşıya dayandırdığı için Aristoteles'in görüşüyle uyuşmaz.
3
Doğru yargıyı saptama
Devletin insanın sosyal ve ahlaki gelişiminin kendiliğinden ve organik bir sonucu olduğunu ifade eden seçenek doğru olarak belirlenir.
Aristoteles'in insanın doğası gereği siyasal bir varlık olduğu ve devletin kendiliğinden kurulduğu teziyle tam olarak örtüştüğü için.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in Doğal Devlet Görüşü
Sayfa 1 / 2Sonraki
Siyaset Felsefesi Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin