Varlık Felsefesi

60 soru

Soru 21Soru

Bir nörolog veya biyolog, insan beynindeki elektrokimyasal tepkimeleri ve sinir ağlarını inceleyerek bilincin fiziksel ve organik temellerini ortaya koymaya çalışır. Bilinçli olmayı beynin bir işlevi olarak ele alır, onu parçalara ayırır, laboratuvarda gözlemlenebilir ve ölçülebilir verilere indirger. Oysa bir felsefeci "Bilinç nedir?", "Bilinç ile beden arasındaki ilişki nasıl kurulur?" veya "Bilinçli bir varlık olmak ne anlama gelir?" diye sorarak bilinci tüm boyutlarıyla, insanın varoluşsal bütünlüğü i��inde kavramaya çalışır.

Bu parçadan hareketle bilim ve felsefenin varlığa yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.

Cevap

Bilim, varlığı parçalara ayırıp olgusal sınırlar içinde ele alırken; felsefe, varlığı bir bütün olarak sorgulayıcı bir tavırla anlamlandırmaya çalışır.
Doğru seçenek, parçadaki örnek olay üzerinden bilim ile felsefenin varlığa yaklaşım farklarını eksiksiz ortaya koymaktadır. Parçada nörolog ve biyologların bilinci fiziksel temellere indirgeyip parçalaması bilimin olgusal ve bölerek inceleme niteliğini; felsefecinin bilincin ne olduğunu sorgulaması ise bütüncül ve sorgulayıcı felsefi tavrı gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki karşılaştırmayı analiz etme
Nörolog ve biyologların bilinci elektrokimyasal tepkimelere indirgeyerek parçalaması 'bilimin varlığı parçalara ayırarak ve olgusal düzeyde incelemesi'ni; felsefecinin bilinci tüm boyutlarıyla, insanın varoluşsal bütünlüğü içinde sorgulaması ise 'felsefenin varlığı bütünsel ve sorgulayıcı ele alışı'nı örneklemektedir.
Metindeki bilim insanı ve felsefeci örneklerinin varlığa (bilince) yaklaşım farklarını tespit etmek.
2
Tespit edilen farkları seçeneklerle karşılaştırma
Bilimin varlığı bölerek olgusal sınırlar içinde ele aldığını, felsefenin ise bütün olarak sorgulayıcı tavırla anlamlandırdığını belirten yargının parça ile birebir uyuştuğu görülür.
Hatalı çıkarımları ve kavram karışıklığı içeren seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Bilim ve felsefenin varlığı ele alış yöntemleri ve bakış açısı farkı
Soru 22Soru

Aşağıda verilen felsefe tarihinin ��nemli idealist düşünürlerini, varlık anlayışlarını yansıtan temel açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farâbî
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon idealar kuramıyla; Aristoteles madde-form teorisiyle; Farâbî Vacib-ül Vücud ve sudûr teorisiyle; Hegel ise Geist ve diyalektik oluş süreciyle eşleşmektedir.
Filozofların felsefe tarihindeki en temel ontolojik kavramları açıklamalarla birebir örtüşmektedir: Platon idealarla, Aristoteles madde-form ile, Farâbî Vacib-ül Vücud ile, Hegel ise Geist ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen filozofların (Platon, Aristoteles, Farâbî, Hegel) idealist sistemlerinde öne çıkan temel kavramları belirlemek.
Platon için 'idealar dünyası', Aristoteles için 'madde ve form', Farâbî için 'Vacib-ül Vücud ve sudûr', Hegel için ise 'Geist ve diyalektik süreç' kavramları öne çıkmaktadır.
Eşleştirilecek olan düşünsel sistemlerin kavramsal çerçevesini netleştirmek.
2
Belirlenen anahtar kavramları sağ sütundaki tanımlarla karşılaştırarak eşleştirmeyi gerçekleştirmek.
Tüm filozoflar kendilerine ait olan özgün ontolojik açıklamalarla hatasız olarak eşleşmiştir.
Tanımların doğru düşünüre atfedildiğini teyit ederek nihai cevaba ulaşmak.

Anahtar Kavram

İdealist Varlık Görüşleri (Platon, Aristoteles, Farâbî, Hegel)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

Fârâbî’ye göre, var olan her şeyin kayna��ı olan İlk Varlık (el-Evvel), kendi özü gereği zorunludur ve var olmak için kendisi dışında hiçbir nedene ihtiyaç duymaz. O, saf akıldır ve kendi kendini düşünür. O'ndan taşan (sudur eden) ilk şey de bir akıldır. Evrendeki diğer tüm varlıklar, bu ilk kaynaktan derece derece yayılan akılsal ilkelerin ve formların somutlaşmasından ibarettir. Bu nedenle duyusal dünyadaki çokluk ve maddesellik, özü itibarıyla bu aklî düzenin birer gölgesi ve türevidir.

Bu parçadan hareketle Fârâbî'nin varlığa yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçek varlık, maddesel olana indirgenemeyen, kaynağını saf akıldan alan düşünsel ve tinsel ilkelere dayanır.

Cevap

Gerçek varlık, maddesel olana indirgenemeyen, kaynağını saf akıldan alan düşünsel ve tinsel ilkelere dayanır.
Parçada İlk Varlık'ın saf akıl olduğu ve evrendeki diğer tüm varlıkların bu ilk akılsal kaynaktan türediği belirtilmiştir. Bu durum, gerçek varlığın maddesel olana indirgenemeyeceğini, aksine düşünsel ve tinsel ilkelere dayandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları ve iddiaları analiz etmek.
Parçada Fârâbî'nin varlığın kaynağını 'saf akıl' olan 'İlk Varlık' (el-Evvel) olarak gördüğü ve evrendeki diğer varlıkların da bu akılsal kaynaktan taşarak (sudur) oluştuğunu savunduğu tespit edilir.
Düşünürün varlığın kökenine (arkhe) yönelik yaklaşımını belirlemek.
2
Düşünürün varlık anlayışını ontolojik akımlarla ilişkilendirmek.
Varlığın temelinde 'akıl' ve 'düşünce' (idea) gibi tinsel unsurları gören bu yaklaşımın 'idea olarak varlık' yani idealizm (idealist ontoloji) akımına ait olduğu belirlenir.
Metindeki felsefi yaklaşımın kavramsal yerini saptamak.
3
Seçenekleri analiz ederek parçayla tutarlı olan idealist yargıyı bulmak.
Gerçek varlığın maddesel olana indirgenemeyeceğini, aksine saf aklın tinsel ilkelerine dayandığını belirten ifadenin doğru yanıt olduğu ortaya çıkar.
Hatalı çeldiricileri (materyalizm, nihilizm, bilimsel olguculuk) eleyerek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

İdealist varlık felsefesinde (İdealizm) varlığın temelinde madde değil; düşünce, idea, ruh veya akıl gibi soyut/tinsel tözlerin yer alması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

Doğa, sürekli bir biçimde ilerleyen, durmaksızın yenilenen dinamik bir yapıya sahiptir. Evrende durağan, katı ve kendi içine kapalı nesneler yoktur; yalnızca olaylar, süreçler ve ilişkiler vardır. Varlık, olmuş bitmiş bir yapı değil, her an yeniden kurulan ve değişen bir akıştır. Bu nedenle gerçekliği anlamak, onun içindeki bu sürekli yaratıcı eylemi ve dönüşümü kavramayı gerektirir.

Bu parçada dile getirilen görüşler, varlığı aşağıdakilerden hangisi olarak kabul eden felsefi yaklaşımın temel iddialarıyla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş

Cevap

Sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş
Parçada evrende sabit, durağan nesnelerin olmadığı, her şeyin sürekli bir akış, yenilenme ve süreçten ibaret olduğu savunulmaktadır. Felsefe tarihinde bu dinamik süreci ve değişimi varlığın temeli yapan görüş 'oluş olarak varlık' (oluşçuluk) yaklaşımıdır. Dolayısıyla doğru yanıt varlığın sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş olarak kabul edilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana kavramları ve felsefi savı belirleme.
Parçada 'dinamik yapı', 'durağan nesnelerin yokluğu', 'süreçler' ve 'değişen akış' ifadeleri kullanılarak varlığın durağan olmayan yapısı öne çıkarılmıştır.
Sorunun odağındaki varlık anlayışını saptamak.
2
Vurgulanan bu kavramları ontolojik yaklaşımlarla eşleştirme.
Değişimi, hareketi ve süreci varlığın özü olarak kabul eden yaklaşım felsefede 'oluşçuluk' (oluş olarak varlık) olarak tanımlanır. Bu nedenle doğru yanıt sürekli dönüşen ve yenilenen bir oluş seçeneğidir.
Varlığın niteliğine dair doğru akımı tespit etmek.

Anahtar Kavram

Varlığın Oluş Olarak Ele Alınması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru

Varlık felsefesinde ontoloji ile metafizik alanlarının konu ve sınır farkı göz önüne alındığında, sol sütunda verilen açıklama ve araştırma sorularını sağ sütunda yer alan kavramsal çerçevelerle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Duyular üstü olan, deneyle doğrulanamayan ruh, Tanrı, ölüm sonrası hayat gibi aşkın (transandantal) konuların bilgisine ulaşma çabası.
Var olanı, var olması bakımından (somut ve soyut yönleriyle) rasyonel ve mantıksal bir bütünlük içinde açıklama çabası.
Varlığın nihai nedeni ve ilk ilkeleri (arkhe) nelerdir? Evrenin amacı var mıdır?
Zihinden bağımsız bir dış dünya var mıdır? Varlık tek bir tözden mi yoksa birden fazla tözden mi oluşur?

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Duyular üstü aşkın konular metafiziğin alanıyla; varlığın bir bütün olarak incelenmesi ontolojinin alanıyla; ilk neden ve arkhe soruları metafiziğin sorularıyla; dış dünya ve tözün niceliği soruları ise ontolojinin sorularıyla eşleşir.
Duyular üstü aşkın konular metafiziğin araştırma alanı ve ilk neden soruları metafiziğin soruları ile; varlığın rasyonel bütünlüğü ontolojinin araştırma alanı ve gerçeklik/töz soruları ontolojinin soruları ile doğru biçimde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Aşkın ve duyular üstü alanın incelenmesini ifade eden belirlemeyi incelemek.
Duyular üstü olan ruh, Tanrı ve ölüm sonrası gibi konuların metafiziğin araştırma alanı olduğu belirlenir.
Metafizik, kelime anlamı olarak 'fizik ötesi' demektir ve doğayı aşan konuları konu edinir.
2
Varlığı 'var olması bakımından' inceleyen tanımı incelemek.
Bu tanımın ontolojinin (varlık bilimi) temel yönelimi olduğu belirlenir.
Ontoloji, var olanı varlık olarak ele alır ve rasyonel çerçevede bütünüyle inceler.
3
Arkhe ve ilk neden sorularını analiz etmek.
Evrenin nihai amacı ve ilk nedenleri metafiziksel sorgulamaya aittir.
Metafizik, kurucusu Aristoteles'ten bu yana varlığın ilk ilkelerini ve nedenlerini araştırır.
4
Dış dünya gerçekliği ve töz niceliği sorularını analiz etmek.
Bu soruların ontolojinin temel soruları olduğu belirlenir.
Varlığın nicel ve nitel özellikleri ile realizm-nihilizm tartışması ontolojinin kapsamındadır.

Anahtar Kavram

Ontoloji ve Metafizik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 26Soru

Materyalist felsefe geleneğinde yer alan aşağıdaki düşünürleri, varlığın niteliğine dair savundukları temel ontolojik açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Demokritos
Thomas Hobbes
Julien Offray de La Mettrie
Karl Marx

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Demokritos atomcu mekanik hareketle, Hobbes yer kaplayan cisimlerin mekanik hareket yasalarıyla, La Mettrie makine-insan modeliyle, Karl Marx ise diyalektik süreçlerle eşleşmektedir.
Demokritos ilk çağda atom teorisini kurarak varlığı bölünemez atomların mekanik hareketiyle açıklamıştır. Thomas Hobbes, var olan her şeyin cisim olduğunu ve cisimlerin mekanik hareket yasalarına göre hareket ettiğini savunmuştur. La Mettrie, insanı karmaşık bir makineye benzeterek tüm zihinsel süreçleri fizyolojik yapıya indirgemiştir. Karl Marx ise varlığı diyalektik süreçlerle, yani çelişkilerin yarattığı dönüşümle açıklayan tarihsel ve diyalektik materyalizmi savunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin ontolojik yaklaşımlarını analiz edin.
Demokritos'un atomculukla, Hobbes'un cisimsel hareketle, La Mettrie'nin makine-insan kuramıyla ve Marx'ın diyalektik materyalizmle ilişkili olduğu belirlenir.
Her bir düşünürün materyalist felsefede temsil ettiği farklı alt ekolü veya görüşü ayırt etmek gerekir.
2
Eşleştirmeleri yapın ve doğruluğunu kontrol edin.
Demokritos bölünemez parçacıklar (atom) tanımıyla, Hobbes yer kaplayan cisimlerle, La Mettrie fizyolojik süreçlere indirgenen makine-insan modeliyle ve Marx da çelişkilerle ilerleyen diyalektik süreçle eşleşir.
Eşleştirilen tanımların felsefi kavramlarla birebir örtüşmesi sağlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Materyalist felsefe içindeki farklı ontolojik ekoller ve temsilcileri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

Varlık felsefesinde ontoloji ve metafizik terimleri zaman zaman birbirinin yerine kullanılsa da aralarında belirgin sınırlar bulunur. Ontoloji, var olanı, varlığın temel kategorilerini ve ne türden şeylerin gerçekten var olduğunu sorgularken; metafizik, fiziksel evrenin ötesindeki ilk ilkeleri, aşkın varlıkları, ruhun ölümsüzlüğü veya Tanrı gibi duyular üstü konuları ele alır.

Buna göre, ontoloji ile metafizik arasındaki ayrıma ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ontoloji var olanın kategorilerini, yapısını ve mevcudiyetini somut ve soyut boyutlarıyla ele alırken; metafizik fiziksel evrenin ötesinde kalan aşkın, doğaüstü ve ilk nedenleri araştırır.

Cevap

Ontoloji var olanın kategorilerini, yapısını ve mevcudiyetini somut ve soyut boyutlarıyla ele alırken; metafizik fiziksel evrenin ötesinde kalan aşkın, doğaüstü ve ilk nedenleri araştırır.
Ontoloji var olanın mevcudiyetini ve temel kategorilerini ele alarak somut veya soyut var olanlar üzerinde dururken, metafizik doğaüstü, aşkın ve duyular ötesi olan fiziksel gerçeklik dışı ilk nedenleri araştırır. Bu durum iki disiplin arasındaki temel kavramsal farkı açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tanımları ve sınırları analiz etmek.
Ontolojinin var olanın yapısını ve kategorilerini sorguladığı, metafiziğin ise fiziksel gerçekliğin ötesindeki aşkın konuları (ruh, Tanrı vb.) ele aldığı belirlenmiştir.
Soru kökündeki kavramsal ayrımı doğru konumlandırmak amacıyla parçadaki temel vurgular saptanır.
2
Seçenekleri kavramsal doğruluk açısından elemek.
Doğru tanımlamayı içeren ifadenin yer aldığı seçeneğe ulaşılırken; bilim-felsefe karışıklığı, nihilizm-realizm tartışması, epistemolojik kavramlar ve estetik/etik konularını içeren diğer seçenekler elenir.
Ontoloji ve metafizik ayrımına uymayan kavramsal hataları tespit etmek için her bir seçenek ayrı ayrı analiz edilir.

Anahtar Kavram

Ontoloji ve Metafizik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

Varlık felsefesinde 'gerçekten var olan nedir?' sorusuna verilen cevaplar felsefe tarihi boyunca çeşitlilik göstermiştir. Bu yaklaşımlardan birine göre, duyu organlarımızla algıladığımız dış dünya ve içindeki fiziksel nesneler, varlığını insan zihninden, düşüncesinden veya evrensel bir akıldan alır. Maddesel olan her şey, zihinsel ya da düşünsel bir tözün yansımasıdır.

Buna göre, varlığın ilk ve en temel ögesinin 'düşünce (idea)' olduğunu savunan felsefi akım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdealizm

Cevap

Varlığın ilk ve en temel ögesinin düşünce (idea) olduğunu savunan felsefi akım İdealizm'dir.
Parçada fiziksel dünyanın varlığını insan zihninden, düşüncesinden veya evrensel bir akıldan aldığı ifade edilmiştir. Varlığın temelinde düşünceyi, ruhu veya aklı (ideayı) gören felsefi yaklaşım idealizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen tanımlamadan yola çıkılarak savunulan temel düşünce belirlenir.
Maddesel nesnelerin varlığının insan zihnine veya evrensel bir akla dayandırıldığı anlaşılır.
Metnin hangi felsefi yaklaşıma ait olduğunu bulmak için ana fikrin tespit edilmesi gerekir.
2
Belirlenen temel düşünce felsefi akımlarla eşleştirilir.
Varlığın özünü düşünce veya idea olarak kabul eden akımın idealizm olduğu bulunur.
Tanımlanan görüşe uygun olan doğru terimin seçilmesi hedeflenir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: İdea Olarak Varlık (İdealizm)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 29Soru

Zihinsel süreçlerin tamamı, organizmanın fiziksel yapısının ve biyolojik işleyişinin bir fonksiyonudur. Organik bir beyin olmadan düşüncenin, duyu organları olmaksızın duyumun varlığı iddia edilemez. Algılarımız ve zihinsel tasarımlarımız, dış dünyadaki nesnel gerçekliğin fiziksel yollarla bilincimize yansımasının ötesinde bir anlam taşımaz. Dolayısıyla fiziksel dünyadan bağımsız, onun ötesinde yer alan aşkın bir tinin veya ideal bir tözün kendi başına var olabileceğini savunmak felsefi açıdan temelsizdir.

Bu parçada dile getirilen görüşleri savunan bir filozofun aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşüncenin ve bilincin, maddeden bağımsız ve maddi dünyayı biçimlendiren öncelikli bir töz olduğunu.

Cevap

Düşüncenin ve bilincin, maddeden bağımsız ve maddi dünyayı biçimlendiren öncelikli bir töz olduğunu savunan idealist yaklaşım.
Parçada savunulan materyalist görüşe göre zihin, düşünce ve bilinç, maddi/fiziksel yapının bir ürünüdür. Düşüncenin ve bilincin, maddeden bağımsız ve maddi dünyayı biçimlendiren öncelikli bir töz olduğunu savunan iddia idealizme aittir. Materyalist bir filozof bu iddiayı doğrudan reddeder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi savı belirlemek.
Parça, zihnin ve düşüncenin fiziksel yapının bir ürünü olduğunu, maddi dünya dışındaki bir tözün var olamayacağını savunmaktadır. Bu görüş materyalizmdir.
Sorunun hangi felsefi akımı temel aldığını saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Sorunun olumsuz soru kökünü dikkate alarak seçenekleri değerlendirmek.
Materyalist bir düşünürün reddetmesi gereken görüş aranmaktadır; bu da materyalizmin zıttı olan idealist veya madde dışı tözleri savunan bir görüştür.
Soru kökünün yönlendirmesine uygun olarak doğru seçeneği belirlemek için zıt felsefi görüşün tespit edilmesi şarttır.
3
Seçenekler arasından materyalizm ile çelişen ve idealizme ait olan tezi bulmak.
Düşüncenin ve bilincin, maddeden bağımsız ve maddi dünyayı biçimlendiren öncelikli bir töz olduğunu savunan ifade idealizme aittir ve materyalizm tarafından reddedilir.
Materyalist düşünürün bilinci maddenin ürünü olarak görmesi nedeniyle, düşüncenin maddeye öncel olduğunu savunan tezin elenmesi ve doğru yanıta ulaşılması sağlanır.

Anahtar Kavram

Materyalizmin (Madde Olarak Varlık) temel tezleri ve idealizm ile olan ontolojik karşıtlığı.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 30Soru

Descartes, varlık felsefesinde düalist (ikici) bir yaklaşım benimseyerek gerçekliği iki temel töze ayırır: Düşünme niteliğine sahip fakat yer kaplamayan zihin (res cogitans) ve yer kaplama niteliğine sahip fakat düşünmeyen madde (res extensa). Filozofa göre bu iki töz, özleri ve nitelikleri bakımından birbirinden tamamen bağımsız ve birbirine indirgenemez yapıdadır. Ancak insan özelinde bu iki töz, epifiz bezi (kozalaksı bez) aracılığıyla etkileşime girer; zihnin kararları bedende fiziksel eylemlere yol açarken, bedenin maruz kaldığı fiziksel etkiler zihinde duyumlar ve fikirler oluşturur.

Buna göre, Descartes'ın hem madde hem idea olarak varlık (düalizm) yaklaşımı dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruh ve bedenin insandaki etkileşimi, bu iki tözün niteliksel farklılıklarının ortadan kalkarak tek bir özde birleştiğini gösterir.

Cevap

Ruh ve bedenin insandaki etkileşiminin, bu iki tözün niteliksel farklılıklarının ortadan kalkarak tek bir özde birleştiğini gösterdiğini savunan ifade söylenemez.
Descartes'ın düalist (ikici) ontolojisinde zihin ve beden, niteliksel olarak birbirinden tamamen farklı iki tözdür. Epifiz bezi vasıtasıyla kurulan zihin-beden etkileşimi, bu iki tözün özsel özelliklerini (düşünme ve yer kaplama) ortadan kaldırmaz veya onları tek bir töz halinde birleştirmez. Dolayısıyla etkileşimin tözleri tek bir özde birleştirdiğini savunan yargı Descartes'ın ikici felsefesiyle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Descartes'ın düalist (ikici) varlık felsefesinin temel ilkelerini ve zihin-beden arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Zihin (ruh) ve maddenin özleri itibarıyla tamamen farklı, birbirine indirgenemez iki ayrı töz olduğu belirlenir.
Düalist felsefenin monist (tekçi) yaklaşımlardan farkını ve tözlerin bağımsızlık derecesini anlamak için bu analiz gereklidir.
2
Descartes'ın zihin-beden etkileşimine (etkileşimci düalizm) yönelik açıklamasını incelemek.
Bu iki tözün epifiz bezi aracılığıyla etkileşime girdiği ancak bu etkileşimin onların özsel niteliklerini (düşünme ve yer kaplama) değiştirmediği sonucuna ulaşılır.
Etkileşimin tözlerin ontolojik yapılarını ortadan kaldırıp kaldırmadığını saptamak için bu inceleme yapılır.
3
Seçenekleri değerlendirerek Descartes'ın düalist varlık görüşüyle çelişen yargıyı tespit etmek.
Etkileşimin tözleri tek bir özde birleştirdiğini iddia eden seçeneğin Descartes'ın ikici felsefesiyle çeliştiği belirlenir.
Soru kökünde bizden söylenemez olan yargıyı bulmamız istendiği için çelişen ifade tespit edilir.

Anahtar Kavram

Descartes'ın etkileşimci düalizmi (zihin-beden ilişkisi)
Soru 31Soru

Aşağıda sol sütunda varlık felsefesindeki farklı ontolojik yaklaşımlar, sağ sütunda ise bu yaklaşımların temel iddiaları verilmiştir. Sol sütundaki her bir yaklaşımı sağ sütundaki uygun iddiayla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Nihilizm (Hiçcilik)
Naif Realizm (Doğal Gerçekçilik)
Kritik Realizm (Eleştirel Gerçekçilik)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Nihilizm varlığın nesnel varoluşunu tümüyle reddeden iddiayla; Naif Realizm dış dünyadaki nesnelerin doğrudan algılandığı gibi var olduğunu savunan iddiayla; Kritik Realizm ise dış dünyadaki gerçekliğin zihinden bağımsız olduğunu ancak zihinsel süreçlerle dolaylı bilinebileceğini savunan iddiayla eşleşir.
Nihilizm, varlığın nesnel varoluşunu reddeder; Naif Realizm, nesnelerin algılandığı gibi doğrudan var olduğunu savunur; Kritik Realizm ise dış dünyada bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu fakat bunun duyu organlarının süzgecinden geçerek dolaylı olarak bilinebileceğini ileri sürer.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilizm (Hiçcilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Nihilizmin, varlığın nesnel gerçekliğe sahip olmadığını savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Nihilizm, genel anlamıyla hiçbir değer, kural veya varlığın nesnel olarak var olmadığını kabul eden bir öğretidir.
2
Naif Realizm (Doğal Gerçekçilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Naif realizmin, nesnelerin zihinsel süzgeç olmaksızın doğrudan ve aynen var olduğunu savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Naif realizm, günlük yaşamdaki sağduyuya dayanarak algıladığımız dış dünyanın zihnimizden bağımsız olarak tam da algıladığımız biçimde var olduğunu savunur.
3
Kritik Realizm (Eleştirel Gerçekçilik) yaklaşımının temel iddiasını belirlemek.
Kritik realizmin, zihinden bağımsız gerçekliği onaylayıp bunun dolaylı yoldan bilinebileceğini savunan iddia ile eşleştiği saptanır.
Kritik realizm, algılarımızın dış dünyadaki nesnelerin tam bir kopyası olmadığını, zihinsel süreçlerin işin içine girdiğini belirterek eleştirel bir gerçekçilik sunar.

Anahtar Kavram

Varlığın Varlığı Problemine Ontolojik Yaklaşımlar: Nihilizm ve Realizm
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

Aşağıda idealist varlık felsefesine ait bazı temel kavramlar ve açıklamaları verilmiştir. Bu kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İdea
Geist
Vacib-ül Vücud

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İdea kavramının Platon'un değişmez gerçeklikler açıklamasıyla, Geist kavramının Hegel'in mutlak ruh açıklamasıyla, Vacib-ül Vücud kavramının ise Fârâbî'nin zorunlu varlık açıklamasıyla eşleşmesi gerekir.
İdea kavramı Platon'un aşkın ve değişmez gerçeklikleri ile, Geist kavramı Hegel'in diyalektik mutlak ruhu ile, Vacib-ül Vücud kavramı ise Fârâbî'nin zorunlu varlığı ile eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İdea kavramının hangi düşünüre ait olduğunu ve ne anlama geldiğini belirlemek.
İdea, Platon'un ontolojisinde duyular dünyasının ötesindeki akılla kavranan değişmez gerçekliklerdir.
İdea kavramını Platon'un açıklamasıyla eşleştirmek.
2
Geist kavramının anlamını ve ilişkili olduğu filozofu bulmak.
Geist, Hegel'in diyalektik süreçte kendini açan mutlak ruh tasarımıdır.
Geist kavramını Hegel'in diyalektik ruh açıklamasıyla eşleştirmek.
3
Vacib-ül Vücud kavramının hangi düşünüre ait olduğunu saptamak.
Vacib-ül Vücud, Fârâbî felsefesinde varlığı zorunlu olan ve diğer tüm varlıkların kaynağını oluşturan Tanrı'yı temsil eder.
Vacib-ül Vücud kavramını Fârâbî'nin zorunlu varlık açıklamasıyla eşleştirmek.

Anahtar Kavram

İdealist felsefedeki temel varlık kavramları ve temsilcileri (Platon, Fârâbî, Hegel)
Soru 33Soru

Bir felsefe seminerinde konuşmacı, önündeki kürsüyü işaret ederek şöyle der: "Bu kürsünün kendine ait gerçek bir varlığı yoktur. Aslında hiçbir şey gerçek anlamda var değildir; var olduğunu düşündüğümüz her şey yalnızca bir yanılsamadan ibarettir." Salondaki bir dinleyici ise kürsüye dokunarak şu karşılığı verir: "Ben bu kürsüyü düşünmesem ve ona dokunmasam bile o, dış dünyada fiziksel bir nesne olarak yer kaplamaya ve zihnimden bağımsız olarak var olmaya devam eder."

Buna göre, seminerdeki konuşmacı ile dinleyicinin savunduğu görüşler sırasıyla felsefedeki hangi iki ontolojik yaklaşıma örnek oluşturur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nihilizm - Realizm

Cevap

Nihilizm - Realizm
Konuşmacı, kürsünün gerçek bir varlığı olmadığını ve aslında hiçbir şeyin var olmadığını savunarak varlığın mevcudiyetini reddeden nihilizm akımını temsil etmektedir. Dinleyici ise kürsünün zihinden bağımsız, nesnel ve fiziksel bir gerçekliğe sahip olduğunu belirterek realizm akımını temsil etmektedir. Bu nedenle doğru sıralama nihilizm ve realizm şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Konuşmacının ifadesini analiz etmek.
Konuşmacının "hiçbir şey gerçek anlamda var değildir" diyerek varlığın nesnel gerçekliğini tümüyle reddettiği ve bu yönüyle nihilizm (hiççilik) yaklaşımını savunduğu belirlenir.
Varlığın var olduğunu reddeden felsefi görüşü doğru tespit etmek.
2
Dinleyicinin ifadesini analiz etmek.
Dinleyicinin "zihnimden bağımsız olarak var olmaya devam eder" diyerek nesnelerin insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip olduğunu savunduğu ve bu yönüyle realizm (gerçekçilik) yaklaşımını benimsediği belirlenir.
Varlığın insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunan yaklaşımı tespit etmek.
3
Belirlenen yaklaşımları sırasıyla eşleştirip doğru seçeneğe ulaşmak.
İlk yaklaşımın nihilizm, second yaklaşımın realizm olduğu görülür ve bu sıralamayı veren seçenek belirlenir.
Soru kökündeki sırayla uyumlu olan doğru seçeneği bulmak.

Anahtar Kavram

Varlığın Varlığı: Nihilizm ve Realizm
Soru 34Soru

Jean-Paul Sartre varoluşçuluğu açıklarken şöyle der: 'Eğer bir masa yapacaksam kafamda bir masa tasarımı, yani masanın özü vardır ve masayı bu öze göre üretirim; burada öz varoluştan önce gelir. Oysa insan söz konusu olduğunda durum tam tersidir. İnsan önce var olur, dünyayla karşılaşır, kendini fark eder ve ancak daha sonra eylemleriyle kendi özünü kurar. İnsanın sığınabileceği hazır bir ahlak yasası ya da önceden belirlenmiş bir doğası yoktur.'

Bu parçadan hareketle varoluşçu felsefenin insan anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan, önceden belirlenmiş bir doğaya veya öze sahip olmadığından, kendi değerlerini tamamen kendisi oluşturmak ve seçimlerinin sorumluluğunu taşımakla yükümlüdür.

Cevap

İnsan, önceden belirlenmiş bir doğaya veya öze sahip olmadığından, kendi değerlerini tamamen kendisi oluşturmak ve seçimlerinin sorumluluğunu taşımakla yükümlüdür.
Doğru yanıt, insanın önceden belirlenmiş bir doğaya sahip olmadığını, kendi değerlerini kendisinin oluşturduğunu ve seçimlerinin sorumluluğunu taşıdığını belirten ifadedir. Parçada insanın önce var olduğu, daha sonra eylemleriyle kendi özünü kurduğu ve hazır bir doğası ya da sığınabileceği bir ahlak yasası olmadığı açıkça ifade edilmektedir. Bu durum, bireyin mutlak özgürlükle birlikte kendi eylemlerinin tüm sorumluluğunu da üstlenmek zorunda olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada geçen 'öz' ve 'varoluş' kavramlarının ilişkisini analiz etmek.
Sartre'ın nesneler için 'özün varoluştan önce geldiğini', ancak insan için 'varoluşun özden önce geldiğini' savunduğu tespit edilir.
Parçanın ana argümanını ve varoluşçuluğun temel ilkesini anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
İnsanın önceden belirlenmiş bir doğasının veya sığınabileceği hazır bir ahlak yasasının olmaması durumunu değerlendirmek.
İnsanın kendi karakterini, özünü ve değerlerini eylemleriyle kendisinin yaratması gerektiği ve bu durumun mutlak bir sorumluluk getirdiği sonucuna varılır.
Sartre'ın insanı kendi özünü kurmaya mahkûm ve kararlarından tamamen sorumlu tutan yaklaşımını belirlemek.
3
Seçenekleri bu sonuçlar doğrultusunda inceleyerek doğru yargıyı tespit etmek.
İnsanın önceden belirlenmiş bir doğaya sahip olmadığını, kendi değerlerini kendisinin oluşturup sorumluluğunu üstlendiğini belirten yargının doğru olduğu görülür.
Parçada sunulan argümanı doğrudan özetleyen doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Varoluşçulukta varoluşun özden önce gelmesi, radikal özgürlük ve sorumluluk
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Duyularımızla algıladığımız dış dünya, sürekli değişen gölgelerden ibarettir. Asıl ve gerçek olan varlık ise bu gölgelerin arkasında yatan, zamandan ve mekandan bağımsız, yalnızca zihinle kavranabilen düşünsel yapılardır. Bu düşünsel özler olmasaydı, fiziksel dünyanın varlığından ya da bilgisinden söz etmek mümkün olamazdı. Bu parçada dile getirilen varlık görüşü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdealizm (İdea olarak varlık)

Cevap

İdealizm (İdea olarak varlık)
Parçada dış dünyadaki fiziksel nesnelerin yalnızca birer gölge olduğu ve asıl gerçekliğin zamandan ve mekandan bağımsız zihinsel/düşünsel yapılardan oluştuğu savunulmaktadır. Bu görüş, varlığın temelinde düşünceyi, ruhu veya aklı gören idealizm (idea olarak varlık) yaklaşımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirlemek
Parçada gerçek varlığın duyusal dünyanın ötesinde, zihinsel/düşünsel özler (idealar) olduğu vurgulanmaktadır.
Sorunun hangi varlık anlayışına işaret ettiğini bulmak.
2
Seçeneklerdeki yaklaşımları analiz etmek
İdealizm akımının varlığın temelini düşünceye dayandırdığını, diğer akımların ise madde, fayda veya hiçlik gibi farklı temelleri savunduğunu belirlemek.
Doğru yaklaşımı saptamak.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: İdea Olarak Varlık (İdealizm)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 36Soru

Varlık felsefesindeki nihilizm ve realizm tartışmaları açısından, 'Nihilizm varlığı yadsırken bu yadsımayı yalnızca metafiziksel alanla sınırlandırır ve fiziksel nesnelerin nesnel varlığını realizm ile ortak bir temelde kabul eder.' önermesi doğruluk değeri bakımından doğru bir yargı mıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen önerme yanlıştır. Nihilizm varlığı hiçbir sınırlandırma yapmaksızın hem fiziksel hem de metafiziksel tüm boyutlarıyla yadsırken, realizm dış dünyadaki nesnelerin insan zihninden bağımsız ve nesnel bir gerçekliğe sahip olduğunu savunur.
Verilen önerme yanlıştır çünkü nihilizm, zihinden bağımsız nesnel bir gerçekliğin varlığını hiçbir sınırlandırma yapmaksızın hem fiziksel hem de metafiziksel tüm boyutlarıyla yadsır. Realizm ise dış dünyadaki nesnelerin insan zihninden bağımsız bir gerçekliğe sahip olduğunu savunduğu için nihilizmle bu konuda tamamen zıt konumdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Önermede geçen nihilizm (hiçcilik) akımının varlığı reddetme kapsamını analiz etme
Nihilizm, zihinden bağımsız hiçbir varlığın (ne fiziksel ne de metafiziksel) var olmadığını savunur. Dolayısıyla varlığı yadsırken bunu yalnızca metafiziksel alanla sınırlandırmaz.
Nihilizmin temel ontolojik iddiasının sınırlarını belirlemek.
2
Önermede geçen realizm (gerçekçilik) akımı ile nihilizm arasındaki ilişkiyi değerlendirme
Realizm dış dünyadaki somut nesnelerin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunurken, nihilizm bunu reddeder. Bu iki akım fiziksel nesnelerin varlığı konusunda ortak bir temele sahip değildir, tam aksine zıt kutuplardadır.
İki akım arasındaki temel ontolojik çelişkiyi saptamak.
3
Elde edilen analizler doğrultusunda önermenin doğruluk değerini belirleme
Önermenin 'nihilizmin fiziksel varlığı realizm ile ortak temelde kabul ettiği' yönündeki iddiası yanlıştır.
Önermenin bütüncül doğruluk değerine ulaşmak.

Anahtar Kavram

Nihilizm ve realizmin varlığın varlığına yönelik zıt ontolojik yaklaşımları
Soru 37Soru

İlk Çağ filozofu Demokritos'a göre varlığın ilk ögesi (arkhe), bölünemez fiziksel parçacıklar olan atomlardır. Ruh da dahil olmak üzere evrendeki her şey, bu maddi parçacıkların mekanik hareketleri ve birleşmeleri sonucunda meydana gelir. Dolayısıyla somut ve fiziksel dünyanın ötesinde tinsel bir gerçeklikten söz edilemez.

Bu parçadan hareketle, materyalist ontolojinin temel iddiası aşağıdakilerden hangidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın özü maddi bir yapıya sahiptir ve zihinsel durumlar da bu yapıya indirgenebilir.

Cevap

Varlığın özü maddi bir yapıya sahiptir ve zihinsel durumlar da bu yapıya indirgenebilir.
Parçada Demokritos'un tüm varlığı bölünemez maddi parçacıklar olan atomlar üzerinden açıkladığı ve tinsel kabul edilen ruhu da bu maddi parçacıkların mekanik hareketlerine indirgediği belirtilmektedir. Dolayısıyla doğru seçenek, varlığın özünün maddi bir yapıya sahip olduğunu ve zihinsel durumların da bu yapıya indirgenebileceğini belirten ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Demokritos'un tüm varlığı bölünemez maddi parçacıklar olan atomlar üzerinden açıkladığı tespit edilmiştir.
Varlık felsefesinde filozofun arkhe görüşünü doğru analiz etmek, savunduğu ontolojik akımı bulmanın temel adımıdır.
2
Ruh ve zihin durumlarının parçadaki yerine bakma
Ruhsal süreçlerin de maddi atomların hareketiyle açıklandığı görülmüştür.
Bu durum, zihinsel olanın maddi olana indirgendiği materyalist tezi doğrudan doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: Madde Olarak Varlık (Materyalizm)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 38Soru

Materyalizm (maddeci felsefe) akımının tarihsel süreçte ortaya çıkan farklı biçimlerini, varlığı açıklama tarzlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

İlk Çağ Atomculuğu
Mekanik Materyalizm
Diyalektik Materyalizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

İlk Çağ Atomculuğu bölünemez parçacıklar açıklamasıyla, Mekanik Materyalizm evreni bir makineye benzeten açıklamayla, Diyalektik Materyalizm ise karşıtların çatışması ve gelişim açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede İlk Çağ Atomculuğu atom kavramıyla, Mekanik Materyalizm makine benzetmesiyle, Diyalektik Materyalizm ise çelişki ve gelişim ilkeleriyle ilişkilendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk Çağ Atomculuğu kavramını inceleyiniz.
Atomculuk, varlığı bölünemez en küçük maddesel parçacıklar olan atomlarla açıklar. Bu yüzden bölünemez parçacıklar tanımıyla eşleşir.
Atomculuğun temel ontolojik iddiasını belirlemek.
2
Mekanik Materyalizm kavramını inceleyiniz.
Mekanik materyalizm, evreni fiziksel yasalarla hareket eden bir makine gibi görür. Bu yüzden makine benzetmesi içeren açıklamayla eşleşir.
Mekanik materyalizmin makine metaforunu tanımak.
3
Diyalektik Materyalizm kavramını inceleyiniz.
Diyalektik materyalizm, maddenin çelişki ilkeleriyle sürekli değiştiğini savunur. Bu yüzden çelişki ve değişim açıklamasıyla eşleşir.
Diyalektik materyalizmin değişim ve çelişki vurgusunu kavramak.

Anahtar Kavram

Materyalizmin Tarihsel Türleri ve Açıklamaları
Soru 39Soru

Dış dünyada insan zihninden bağımsız, kendi başına var olan nesnelerin mevcudiyetini kabul eden ve insan bilgisinin bu nesnel gerçekliğe yönelebileceğini savunan görüş ile; dış dünyada hiçbir nesnel gerçekliğin bulunmadığını, zihinden bağımsız bir varlığın var olamayacağını ileri süren görüş felsefe tarihi boyunca tartışılmıştır. İlk görüş dış dünyanın nesnel varoluşuna kesin bir vurgu yaparken, ikinci görüş her türlü nesnel varoluş iddiasını kökten reddederek hiçliğe ulaşır.

Bu parçada özetlenen iki karşıt görüş, sırasıyla varlık felsefesinin hangi temel akımlarını temsil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Realizm - Nihilizm

Cevap

Realizm - Nihilizm seçeneğidir. Realizm zihinden bağımsız bir dış dünyanın var olduğunu kabul ederken, nihilizm bu varlığı tamamen reddeder.
Doğru yanıt olan seçenek, zihinden bağımsız nesnel bir gerçekliğin varlığını kabul eden görüşü 'realizm', varlığın nesnel gerçekliğini reddeden görüşü ise 'nihilizm' olarak doğru sırayla sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ilk görüşün analiz edilmesi
Dış dünyada zihinden bağımsız varlıkların olduğunu savunan görüşün 'realizm' (gerçekçilik) olduğu belirlenir.
Realizm, nesnel gerçekliğin insan bilincinden bağımsız olarak var olduğunu savunan temel akımdır.
2
Parçadaki ikinci görüşün analiz edilmesi
Dış dünyada hiçbir nesnel gerçekliğin olmadığını ve varlığı reddettiğini belirten görüşün 'nihilizm' (hiççilik) olduğu belirlenir.
Nihilizm, varlığın nesnel gerçekliğini ve dolayısıyla kendisini reddeden görüştür.
3
Elde edilen akımların sırasının kontrol edilmesi ve seçeneklerle eşleştirilmesi
Sırasıyla 'Realizm - Nihilizm' kavramlarını içeren seçeneğin doğru cevap olduğu belirlenir.
Parçadaki anlatım sırasına uygun olan doğru kavram ikilisini bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Varlığın nesnel varoluşunu kabul eden realizm ile bunu reddeden nihilizm akımlarının ayırt edilmesi.
Soru 40Soru

Descartes, insanı anlamaya çalışırken onu sadece yer kaplayan bir beden ya da sadece düşünen bir zihin olarak ele almanın yetersiz olduğunu savunur. Ona göre insan, hem maddesel özelliklere sahip olan beden hem de düşünsel bir öze sahip olan zihinden (ruhtan) meydana gelen bütüncül bir varlıktır. Bu iki töz birbirine indirgenemez, ancak insanda bir araya gelerek onu oluşturur.

Descartes'ın bu parçada dile getirilen, varlığı zihin (idea) ve beden (madde) olmak üzere iki ayrı töze dayandıran görüşü aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düalizm

Cevap

Düalizm
Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen hem maddesel (beden) hem de zihinsel (ruh) iki ayrı tözün bulunduğunu savunan felsefi yaklaşım düalizmdir. Parçada Descartes'ın insanı ve varlığı bu iki nitelikle tanımladığı belirtildiğinden doğru yanıt düalizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı analiz etme
Descartes'ın insanı hem beden (madde) hem de zihin (ruh/idea) olmak üzere iki ayrı tözden oluşan bir varlık olarak tanımladığı görülür.
Varlık açıklamasında kaç tözün ve hangi nitelikteki tözlerin temel alındığını belirlemek için parçanın çözümlenmesi gerekir.
2
Bulunan töz sayısını ve felsefi karşılığını eşleştirme
Birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün (madde ve idea) varlığını savunan görüş felsefede düalizm (ikicilik) olarak adlandırılır.
Varlığın niteliğine dair felsefi akımların kavramsal karşılıklarını bulmak ve doğru seçeneği işaretlemek için bu eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Varlığı hem madde hem de ruh (idea) olarak iki ayrı tözle açıklayan düalist (ikici) ontolojik yaklaşım.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki