Varlık Felsefesi

60 soru

Soru 41Soru

Aşağıda sol sütunda varlık felsefesinde varlığın varlığına dair farklı yaklaşımlar (düşünürler/kavramlar), sağ sütunda ise bu yaklaşımların temel ontolojik iddiaları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki doğru açıklamalarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Gorgias'ın Nihilizmi
Taoizm
Saf (Naif) Realizm
Eleştirel (Kritik) Realizm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Gorgias'ın Nihilizmi ile hiçbir şeyin var olmadı��ını, bilinemeyeceğini ve aktarılamayacağını savunan görüş; Taoizm ile eylemsiz bir yokluk/hiçlik ilkesini kabul eden görüş; Saf (Naif) Realizm ile dış dünyadaki varlıkların duyularımız aracılığıyla doğrudan ve algılandığı gibi var olduğunu savunan görüş; Eleştirel (Kritik) Realizm ile nesnelerin zihinden bağımsız olduğunu savunmakla birlikte dolaylı bir biçimde bilindiğini iddia eden görüş eşleşir.
Doğru eşleştirmede nihilizmin kurucularından Gorgias'ın varlığı kökten yadsıyan argümanı, Taoizm'in evrenin temelindeki 'yokluk' (Tao) ilkesi, saf realizmin duyularla doğrudan algılanan nesnel gerçeklik tezi ve eleştirel realizmin zihinsel süzgeçle yapılandırılan dolaylı dış dünya kabulü birbirini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nihilist yaklaşımların (Gorgias ve Taoizm) temel iddialarını analiz etmek.
Gorgias varlığı ontolojik olarak kökten reddederken, Taoizm de evrenin kökenindeki Tao'yu yokluk veya hiçlik olarak tanımlar. Bu doğrultuda Gorgias'ın Nihilizmi varlığın yokluğu ve bilinemezliği ile, Taoizm ise adlandırılamayan eylemsiz hiçlik ilkesiyle eşleştirilir.
Varlık felsefesinde varlığı reddeden iki temel akımın ayırt edici niteliklerini doğru belirlemek.
2
Realist yaklaşımların (Saf Realizm ve Eleştirel Realizm) varlık anlayışlarındaki farkları belirlemek.
Saf realizm nesnelerin duyularla doğrudan ve algılandığı gibi var olduğunu savunurken, Eleştirel realizm dış gerçekliği kabul etmekle birlikte algının zihinsel süreçlerle süzüldüğünü (dolaylı olduğunu) savunur.
Varlığın varlığını kabul eden realizmin kendi içindeki alt kırılımlarını (doğrudan/dolaylı ayrımını) çözümlemek.
3
Kavramlar ile açıklamaları eşleştirerek nihai tabloyu oluşturmak.
Gorgias'ın Nihilizmi ile üçüncü açıklama, Taoizm ile ikinci açıklama, Saf (Naif) Realizm ile dördüncü açıklama, Eleştirel (Kritik) Realizm ile birinci açıklama birbiriyle eşleşir.
Çözümlenen felsefi argümanlar ve kavramlar arasındaki eşleştirmeyi tamamlamak.

Anahtar Kavram

Varlığın var olup olmadığı problemine yönelik nihilizm (hiçcilik) ve realizm (gerçekçilik) yaklaşımlarının temel tezleri ile alt türlerinin ayırt edilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

Antik Çağ doğa felsefesinde evrenin kökeni (arkhe) arayışında iki temel yönelim dikkat çeker. Bir tarafta Thales var olan her şeyin temelinde 'su' gibi tek bir ilkeyi konumlandırırken; diğer tarafta Empedokles varlığı toprak, su, hava ve ateş gibi dört temel ögeye, Demokritos ise bölünemeyen sonsuz sayıdaki atoma dayandırır. Buna göre, ilk çağ doğa filozoflarının arkheye yönelik yaklaşımları varlığın niceliği (tözlerin sayısı) açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın kökenini tek bir tözle açıklayan tekçi (monist) görüşlerin yanında, birden çok tözün varlığını savunan çokçu (plüralist) yaklaşımlar da sergilenmiştir.

Cevap

Varlığın kökenini tek bir tözle açıklayan tekçi (monist) görüşlerin yanında, birden çok tözün varlığını savunan çokçu (plüralist) yaklaşımlar da sergilenmiştir.
Varlığın kurucu unsurunu tek bir töz veya ilkeye indirgeyen yaklaşımlar monizm (tekçilik) adını alırken, varlığı birden çok tözle açıklayan yaklaşımlar plüralizm (çokçuluk) adını alır. Parçada Thales'in tek ilkeyi (su) benimsemesi monizme; Empedokles'in dört ögeyi ve Demokritos'un sonsuz sayıda atomu temel alması plüralizme karşılık gelir. Dolayısıyla doğru yanıt, bu iki yaklaşımın bir arada sergilendiğini belirten seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki arkhe yaklaşımlarının niceliksel boyutunu analiz etme.
Thales'in tek ilkeyi (su), Empedokles'in dört ilkeyi (toprak, su, hava, ateş) ve Demokritos'un ise sonsuz ilkeyi (atomlar) temel aldığı belirlenir.
Soru bizden tözlerin sayısına (niceliğine) dayalı bir çıkarım yapmamızı istemektedir.
2
Elde edilen nicelikleri felsefedeki niceliksel ontoloji akımlarıyla eşleştirme.
Tek tözü temel alan Thales'in yaklaşımı monizm (tekçilik), birden fazla tözü temel alan Empedokles ve Demokritos'un yaklaşımları ise plüralizm (çokçuluk) olarak adlandırılır.
Varlık felsefesinde niceliksel yaklaşımlar monizm, düalizm ve plüralizm olarak sınıflandırılmaktadır.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru kavramsal eşleşmeyi sunan yargıyı saptama.
Metinde hem tekçi hem de çokçu yaklaşımların bir arada örneklendiğini ifade eden yargı doğru cevap olarak belirlenir.
Parçada geçen filozofların ontolojik kabulleri doğrudan monizm ve plüralizm ayrımına karşılık gelmektedir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niceliği: Monizm, Düalizm ve Plüralizm
Soru 43Soru

Felsefe tarihinde varlığın niceliği (sayısı) sorunu, varlığın temelinde kaç tane töz (cevher) bulunduğu tartışması etrafında şekillenmiştir. Kimi filozoflar evrenin açıklanmasında tek bir ilkeye y��nelirken, kimileri ikili bir yapıyı, kimileri ise çoklu ögeleri temel almıştır.

Buna göre, sol sütunda verilen ontolojik yaklaşımları sağ sütundaki tarihsel açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Monizm (Tekçilik)
Düalizm (İkicilik)
Plüralizm (Çokçuluk)

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Monizm kavramı, evrendeki her şeyin tek bir töz olan 'Tanrı veya Doğa' altında birleştiğini savunan açıklamayla eşleşir. Düalizm kavramı, madde ve zihin şeklinde iki bağımsız tözü savunan açıklamayla eşleşir. Plüralizm kavramı ise toprak, ateş, hava ve su olmak üzere dört ayrı tözün etkileşimini savunan açıklamayla eşleşir.
Eşleştirme, varlığın niceliğiyle ilgili kavramların felsefe tarihindeki en bilinen temsilcileri ve onların töz kuramlarıyla tam olarak uyuşmasını sağlar. Monizm Spinoza'nın tek tözüyle, düalizm Descartes'ın iki tözüyle, plüralizm ise Empedokles'in dört element esasıyla örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Monizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Monizm tekçiliktir. Açıklamalar arasında Spinoza'nın tek bir töz (Tanrı veya Doğa) kabulü bu kavramla örtüşür.
Varlığın temelinde tek bir tözün var olduğunu savunan görüş monizmdir.
2
Düalizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Düalizm ikiciliktir. Descartes'ın ruh (zihin) ve madde şeklinde iki bağımsız töz kabulü bu kavramla örtüşür.
Varlığın birbirine indirgenemeyen iki farklı cevherden oluştuğunu savunan görüş düalizmdir.
3
Plüralizm kavramının niceliksel tanımını incelemek ve uygun açıklamayı belirlemek.
Plüralizm çokçuluktur. Empedokles'in doğayı dört element (ateş, su, toprak, hava) ile açıklaması bu kavramla örtüşür.
Varlığın temelinde ikiden fazla tözün/ögenin bulunduğunu savunan görüş plüralizmdir.

Anahtar Kavram

Varlığın niceliği açısından sınıflandırılması (Monizm, Düalizm, Plüralizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru

Geleneksel felsefe, değişimin ardında değişmeden kalan ve kendi başına var olan durağan tözler arama eğilimindedir. Oysa gerçeklik, nihai olarak bitmiş nesnelerin bir toplamı değil; durmaksızın birbirini etkileyen, dönüşen ve akıp giden olaylar ağından ibarettir. Varlık, durağan bir özden ziyade, dinamik ilişkilerin oluşturduğu yaratıcı bir süreçtir. Dolayısıyla bir şeyi anlamak, onun değişmeyen yapısını değil, bu oluş sürecindeki yönelimini kavramaktır.

Bu parçada savunulan görüşe göre, varlığın yapısıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlık, değişmez sabit özlerin bir toplamı olmaktan ziyade, durmaksızın gerçekleşen dinamik bir oluş sürecidir.

Cevap

Varlık, değişmez sabit özlerin bir toplamı olmaktan ziyade, durmaksızın gerçekleşen dinamik bir oluş sürecidir.
Parçada, geleneksel felsefenin durağan töz arayışı eleştirilerek gerçekliğin durmaksızın birbirini etkileyen, dönüşen olaylar ağı ve yaratıcı bir süreç olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla varlığı değişmez sabit özler yerine dinamik bir oluş süreci olarak gören yargı parçadaki savunuyu tam olarak doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Parçada, geleneksel felsefenin değişmeyen durağan töz arayışı eleştirilmiş ve gerçekliğin aslında bitmiş nesnelerin toplamı değil, dinamik bir ilişkiler ve olaylar ağı olduğu belirlenmiştir.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak için paragrafta savunulan ontolojik yaklaşımı doğru analiz etmek gerekir.
2
Seçenekleri analiz etme ve eleme
Varlığın değişmeyen idealardan oluştuğunu savunan, varlığı sadece durağan maddeye indirgeyen, varlığı bilimsel yöntemle sınırlayan veya nesnel varlığı tamamen reddeden yargılar elenmiş; varlığı sürekli gerçekleşen dinamik bir oluş süreci olarak tanımlayan yargı doğru olarak belirlenmiştir.
Çelişen felsefi akımları ve yaklaşımları eleyerek parçayla doğrudan örtüşen oluş felsefesi görüşünü tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Oluş Olarak Varlık ve Süreç Felsefesi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 45Soru

Doğa, kendi üzerine kapanmış, değişmeyen durağan nesnelerin bir toplamı değildir. Aksine evren, her an yeni biçimlere bürünen, sürekli bir çatışma ve uzlaşı içinde kendini yeniden üreten canlı bir süreçtir. Varlık, durağan tözlerin ardında aranmamalıdır; çünkü var olmak, durmaksızın gerçekleşen bir eylem ve sürekli bir oluş içinde başkasına dönüşmektir. Bu dinamik yapıyı kavramak, evreni durağan bir yapı olarak değil, sürekli akan bir enerji olarak görmeyi gerektirir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi parçada savunulan varlık anlayışıyla çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlık, özünde değişmeyen ve kendi başına var olan durağan bir tözdür.

Cevap

Varlığın özünde değişmeyen ve kendi başına var olan durağan bir töz olduğunu iddia eden yargı.
Varlığın değişmeyen ve durağan bir töz olduğunu belirten ifade, parçada savunulan sürekli değişim, akış ve oluş halindeki dinamik varlık anlayışıyla doğrudan çelişmektedir. Parça, varlığın durağan tözler ardında aranmaması gerektiğini açıkça ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel savı belirlemek.
Parçada doğanın durağan olmadığı, sürekli bir oluş, değişim, eylem ve dönüşüm içinde olduğu vurgulanmaktadır. Varlığın durağan tözler ardında aranmaması gerektiği belirtilmektedir.
Soru kökünde parçadaki varlık anlayışıyla çelişen yargı sorulduğu için önce paragrafın ana fikri doğru anlaşılmalıdır.
2
Seçenekleri parçadaki temel savla karşılaştırmak.
Değişimi, dönüşümü, süreci ve dinamik yapıyı savunan seçenekler parçadaki oluş olarak varlık anlayışıyla uyumludur. Buna karşın, varlığı değişmeyen ve durağan bir töz olarak ele alan seçenek parçadaki düşünceyle doğrudan çelişir.
Parçadaki dinamik varlık görüşüne karşıt olan statik varlık görüşünü tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Varlığın oluş olarak ele alınması, sürekli değişim ve süreç felsefesi.
Soru 46Soru

Felsefe tarihinde varlığın temelinde 'düşünce', 'idea' veya 'ruh' olduğunu savunan idealist filozoflar, bu temel ilkeyi farklı kavramsal çerçevelerle açıklamışlardır. Aşağıda sol sütunda verilen idealist filozofları, sağ sütunda verilen ve onların varlık anlayışını temsil eden temel açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Fârâbî
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon ile 'idealar' kuramı; Aristoteles ile 'madde-form' ilişkisi; Fârâbî ile 'Zorunlu ve Mümkün Varlık' ayrımı; Hegel ile 'Geist' ve 'diyalektik süreç' kavramları eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede Platon, ezeli ve ebedi soyut özler olan 'idealar' ile; Aristoteles, varlığın oluşumunu açıklayan 'madde ve form' ilişkisi ile; Fârâbî, varoluşu 'Zorunlu ve Mümkün Varlık' ayrımı ile; Hegel ise 'Geist' kavramının diyalektik gelişimi ile ilişkilendirilir. Bu eşleştirmeler filozofların ontolojik sistemlerinin en ayırt edici nitelikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki filozofların ana kavramlarını belirleme.
Platon için idea, Aristoteles için form-madde, Fârâbî için Zorunlu Varlık, Hegel için Geist kavramları öne çıkmaktadır.
Filozofların felsefi sistemlerindeki anahtar kavramlar doğru eşleştirmenin temel adımıdır.
2
Sağ sütundaki tanımlarda yer alan kavramsal ipuçlarını arama.
İlk tanım 'madde ve form' ilişkisini, ikinci tanım 'Geist ve diyalektik' sürecini, üçüncü tanım 'idealar' kavramını, dördüncü tanım ise 'Zorunlu ve Mümkün Varlık' ayrımını içermektedir.
Tanımlarda geçen anahtar ifadeler filozofların felsefi öğretileriyle örtüşmektedir.
3
Filozoflar ile tanımları birebir eşleştirme.
Platon -> idea tanımı, Aristoteles -> madde-form tanımı, Fârâbî -> Zorunlu-Mümkün Varlık tanımı, Hegel -> Geist ve diyalektik tanımı şeklinde eşleşir.
Kavramsal uyum eşleştirmenin tamamlanmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Varlığın temelinin idea, akıl ya da ruh olduğunu savunan idealist felsefi sistemlerin (Platon, Aristoteles, Fârâbî, Hegel) temel kavramları ve bu kavramların açıklamaları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Bir mermer parçası, bir heykeltıraşın ona vereceği formu almadığı sürece yalnızca potansiyel olarak bir heykeldir. Mermer kendi başına edilgindir ve onu gerçek bir varlık haline getiren, ona üflenen 'form'dur. Aristoteles'e göre de doğadaki her varlık, madde (hyle) ve formun (morphe) birleşiminden oluşur. Ancak madde sadece bir potansiyel iken, form onu aktüel kılan, ona karakterini ve özünü veren akılsal ilkedir. Varlığın ne olduğunu belirleyen şey, onun maddesi değil, zihinsel olarak kavranabilen formudur.

Bu parçadan hareketle felsefenin varlığa yaklaşımı çerçevesinde 'idea olarak varlık' görüşü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığa gerçekliğini ve kimliğini kazandıran unsur, fiziksel yapısından ziyade onun arkasında yatan akılsal ve zihinsel tasarımdır.

Cevap

Varlığa gerçekliğini ve kimliğini kazandıran unsur, fiziksel yapısından ziyade onun arkasında yatan akılsal ve zihinsel tasarımdır.
Metinde mermer örneği üzerinden maddenin tek başına edilgin olduğu, varlığın asıl özünü ve biçimini belirleyen unsurun ise akılsal form olduğu ifade edilmiştir. Bu durum, varlığın kökenini ve niteliğini zihinsel ya da akılsal tasarımlarla açıklayan idea olarak varlık (idealizm) görüşünün temel savıyla doğrudan uyuşmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi argümanın çözümlenmesi
Maddenin tek başına edilgin ve belirsiz bir potansiyel olduğu, ona gerçekliğini ve karakterini verenin ise akılsal form olduğu saptanmıştır.
Paragrafın ana fikrini ve ontolojik yaklaşımını tespit etmek.
2
Elde edilen argümanın 'idea olarak varlık' (idealizm) konusu ile ilişkilendirilmesi
Varlığın özünün ve gerçekliğinin maddeden değil, akılsal/zihinsel ilkeden (formdan) kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Doğru felsefi seçeneği belirlemek ve çeldiricileri elemek.

Anahtar Kavram

Varlığın özünü, formunu ve gerçekliğini zihinsel veya akılsal ilkelere dayandıran idealist yaklaşım.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

Hegel'e göre evrensel akıl (Geist), kendi içine kapalı durağan bir yapı olmayıp, kendini gerçekleştirmek amacıyla sürekli bir hareket ve açılım içindedir. Doğa ve insanlık tarihi, bu mutlak ruhun kendisini dışsallaştırdığı ve kendi bilincine ulaştığı diyalektik bir sürecin ürünüdür. Bu bakış açısına göre dışsal nesneler dünyası, kendi başına var olan bağımsız bir töz değildir; aksine tinin kendini gerçekleştirme sürecinde büründüğü geçici somut biçimlerdir.

Buna göre, Hegel'in varlık yaklaşımı hakkında aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi dünya, zihinsel veya tinsel bir ilkenin kendini dışsallaştırıp somutlaştırmasının bir ürünüdür.

Cevap

Maddi dünya, zihinsel veya tinsel bir ilkenin kendini dışsallaştırıp somutlaştırmasının bir ürünüdür.
Parçada Hegel'in varlığın kökenine Geist adlı mutlak aklı yerleştirdiği ve maddi dünyayı bu mutlak aklın kendini somutlaştırdığı diyalektik bir süreç olarak tanımladığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla maddi dünya kendi başına bağımsız bir gerçeklik olmayıp, tinsel bir ilkenin dışsallaşması ve somutlaşmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel felsefi kavramları ve iddiaları belirleme
Hegel'in varlığın temeline durağan olmayan, sürekli hareket halinde olan evrensel akıl veya tinsel bir gücü (Geist) koyduğu, doğayı ve tarihi ise bu tinin somutlaşma süreci olarak gördüğü anlaşılmıştır.
Düşünürün ontolojik konumunun doğru tespit edilmesi soruyu çözmek için gereklidir.
2
Düşünürün görüşünü idealist ontoloji çerçevesinde değerlendirme ve doğru seçeneği bulma
Maddi evrenin, Geist'ın kendini dışsallaştırmasıyla oluşan bir görünüş olduğunu belirten seçeneğin Hegel'in varlık anlayışını doğru açıkladığı sonucuna varılmıştır.
Hegel'in nesnel idealizmine göre madde, tinin (Geist) bir tezahürü ve diyalektik gelişiminin bir evresidir.

Anahtar Kavram

Hegel'in Nesnel İdealizmi ve Geist Tasavvuru
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

Aşağıda idealist felsefe geleneğinin önemli temsilcileri ile onların varlık anlayışlarını şekillendiren temel ontolojik kavram tanımları verilmiştir. Filozoflar ile bu tanımları doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farabi
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru eşleşme şu şekildedir: Platon - Duyularla algılanan nesnelerin ötesinde yer alan idealar; Aristoteles - Maddi dünyaya biçim kazandıran form; Farabi - Varlığı kendinden olan Zorunlu Varlık; Hegel - Kendini diyalektik devinimle gerçekleştiren Geist (Tin).
İdealist felsefenin kurucu ve sistemci düşünürleri, varlığın temel niteliğini madde dışı, tinsel veya zihinsel ilkelere dayandırır. Platon ideaları (duyular dışı değişmez özler), Aristoteles formu (potansiyeli aktüelleştiren biçim), Farabi Vacib-ül Vücud'u (Zorunlu Varlık) ve Hegel Geist'ı (diyalektik tin) bu ontolojik yapının merkezine koyar. Bu kavramların kendi filozoflarıyla doğru eşleştirilmesi idealist ontolojinin kavranmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un varlık anlayışının çözümlenmesi
Platon'un idealar kuramı doğrultusunda, değişmez asıl varlıkların akılla kavranabilen idealar olduğu belirlenir ve duyular ötesi tanım Platon ile eşleştirilir.
Platon ontolojisinin merkezinde duyusal dünyanın gölgelerden ibaret olduğu ve asıl varlığın idealar dünyasında yer aldığı düşüncesi vardır.
2
Aristoteles'in madde-form teorisinin incelenmesi
Aristoteles'e göre madde potansiyeldir; ona şekil vererek aktüel hale getiren ilke formdur. Bu doğrultuda form tanımı Aristoteles ile eşleştirilir.
Aristoteles, Platon'un idealarını nesnelerin dışına taşımak yerine, nesnelerin kendi içindeki özsel ilke (form) olarak konumlandırır.
3
Farabi'nin sudur ve varlık ontolojisinin analiz edilmesi
Farabi'nin varlığı kendinden olan, tüm varlıkların varoluşsal kaynağı olarak tanımladığı Zorunlu Varlık (Vacib-ül Vücud) kavramı Farabi ile eşleştirilir.
Farabi felsefesinde varlık hiyerarşisinin en tepesinde, var olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan Zorunlu Varlık yer alır.
4
Hegel'in diyalektik idealizminin değerlendirilmesi
Hegel'in evrensel tinsel ilkesi olan ve kendini doğa ile tarihte diyalektik olarak açan Geist kavramı Hegel ile eşleştirilir.
Hegel felsefesinde Geist (akıl/tin), tüm varoluşun ve tarihsel gelişimin arkasındaki dinamik ve diyalektik ilkedir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: İdea Olarak Varlık (İdealizm)
Soru 50Soru

Platon'a göre, duyusal dünyada gözlemlediğimiz ağaçlar, masalar veya adaletli davranışlar sürekli değişir, bozulur ve yok olur. Ancak zihnimizde yer alan 'ağaç', 'masa' veya 'adalet' kavramları hiçbir zaman değişmez, her zaman kendi kendileriyle özdeş kalır. Duyusal dünyadaki nesneler, bu değişmeyen kavramlardan (idealar) pay aldıkları ya da onları taklit ettikleri ölçüde varlık sahnesine çıkarlar. Dolayısıyla duyularımız bize sadece geçici gölgeleri sunarken, akıl bizi asıl ve gerçek olan varlığa ulaştırır.

Bu parçadan hareketle Platon'un varlık anlayışı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asıl gerçeklik, fiziksel dünyadaki nesnelerin ötesinde, yalnızca akılla kavranabilen değişmez özlerdir.

Cevap

Asıl gerçeklik, fiziksel dünyadaki nesnelerin ötesinde, yalnızca akılla kavranabilen değişmez özlerdir.
Parçada, duyusal dünyadaki somut nesnelerin değişken ve geçici olduğu, buna karşın akılsal kavramların (ideaların) kalıcı ve değişmez olduğu belirtilmektedir. Platon'a göre gerçek varlık, bu değişmeyen ve ancak akıl yoluyla kavranabilen idealardır. Dolayısıyla asıl gerçekliğin fiziksel nesnelerin ötesindeki akılsal özler olduğunu ifade eden yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Duyusal dünyadaki nesnelerin geçici ve değişken olduğu, gerçek varlığın ise değişmeyen akılsal kavramlar (idealar) olduğu anlaşılır.
Platon'un idealizm fikrinin temelini oluşturan iki dünya kuramı (duyular dünyası ve idealar dünyası) ayrımını yakalamak gerekir.
2
Seçenekleri bu temel iddiayla karşılaştırma
Fiziksel dünyadaki nesnelerin ötesindeki akılsal değişmez özlerin asıl gerçeklik olduğunu belirten yargının parçayla doğrudan örtüştüğü görülür.
İdealizmin varlığın özünü düşüncede ve soyut akılsal ilkelerde bulduğu gerçeğiyle doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

İdealizm (İdea olarak varlık) ve Platon'un İdealar Kuramı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

İdealist felsefe geleneğinde yer alan aşağıdaki düşünürleri, varlığın niteliğine dair savundukları temel ontolojik yaklaşımlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Farabi
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon - İdealar dünyasını asıl gerçeklik kabul eden görüş; Aristoteles - Madde ile form (idea) ilişkisini savunan görüş; Farabi - Zorunlu varlıktan akli taşma (sudur) yoluyla türemeyi savunan görüş; Hegel - Geist'ın diyalektik gelişimini savunan görüş.
Düşünürlerin varlık anlayışları incelendiğinde Platon asıl gerçekliği idealara dayandırır; Aristoteles varlığı madde-form birlikteliğiyle tanımlarken formun kurucu rolünü öne çıkarır; Farabi zorunlu varlık ve sudur kuramını benimser; Hegel ise Geist'ın diyalektik gelişimini esas alır. Bu eşleştirmeler felsefe tarihindeki klasik ontolojik ayrımlara tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk eşleştirmeyi yapmak için Platon'un temel varlık felsefesini analiz etmek.
Platon'un 'İdealar Kuramı' gereği duyusal dünya gölgelerden oluşur, asıl gerçeklik akılla kavranan idealardır. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Platon idealizmin kurucusu olarak gerçekliği idea kavramıyla doğrudan özdeşleştirmiştir.
2
Aristoteles'in idealist anlayışını diğerlerinden ayıran yönü belirlemek.
Aristoteles, hocası Platon'dan farklı olarak ideaların varlığın içinde form (biçim) olarak bulunduğunu savunmuş ve madde-form ilişkisini ortaya koymuştur. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Madde ve form kavram çifti doğrudan Aristotelesçi ontolojinin temel yapı taşıdır.
3
Farabi'nin metafizik ve varlık açıklamasını incelemek.
Farabi, zorunlu varlık (Vacibü'l-vücud) olarak gördüğü Tanrı'dan taşma (sudur) yoluyla evrenin akılsal düzeyde oluştuğunu savunur. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Vacibü'l-vücud ve sudur kavramları Farabi felsefesinin ayırt edici nitelikleridir.
4
Hegel'in diyalektik idealizmini eşleştirmek.
Hegel, mutlak zihin veya evrensel akıl anlamına gelen Geist'ın diyalektik süreçlerle varlık sahnesinde kendini açtığını öne sürer. Bu durum dördüncü açıklama ile eşleşir.
Geist kavramı ve diyalektik (tez-antitez-sentez) süreci Hegel idealizminin temelidir.

Anahtar Kavram

İdealist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Hegel) varlığı akılsal/düşünsel temelde açıklayan özgün ontolojik sistemleri.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 52Soru

Karl Marx, Hegel'in diyalektik yöntemini benimsediğini ancak onu baş aşağı durduğu yerden ayakları üzerine diktiğini belirtir. Ona göre diyalektik hareketin temeli 'idea' ya da 'Mutlak Ruh' değil, bizzat maddi gerçekliğin kendisidir. Düşünce, beynin maddi bir ürünüdür ve maddi koşullar zihinsel yapıyı belirler. Doğa ve tarih, kendi içindeki çelişkilerle devinen maddi bir süreçten ibarettir.

Buna göre parçadaki görüşleri savunan bir filozofun aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihinden bağımsız ve maddi evrenden ��nce var olan aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) kurucu rolünü

Cevap

Zihinden bağımsız ve maddi evrenden önce var olan aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) kurucu rolünün reddedilmesi
Doğru seçenek materyalizmin ontolojik olarak karşı çıktığı idealist görüşü ifade etmektedir. Materyalizm, evrenin ve varlığın temelinde maddeyi görür; düşünce, ruh ya da tin gibi kavramları maddenin bir ürünü veya yansıması kabul eder. Dolayısıyla, maddeden önce var olan ve her şeyi şekillendiren aşkın bir tinsel ilkenin (ideanın) varlığını reddeder.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi iddiaları analiz etmek.
Parçada düşüncenin maddeden türediği, diyalektiğin temelinin madde olduğu ve maddi koşulların zihinsel yapıyı belirlediği saptanmıştır.
Düşünürün ontolojik yaklaşımını doğru tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki iddiaları materyalist varlık görüşüyle karşılaştırmak.
Maddi dünyanın önceliğini, düşüncenin beynin fonksiyonu olduğunu ve diyalektik değişimi içeren görüşlerin materyalizmle uyumlu olduğu, tinsel kurucu ilke fikrinin ise idealist olduğu belirlenmiştir.
Materyalist bir filozofun kabul edeceği tezler ile reddedeceği tezleri ayrıştırmak.
3
Düşünürün reddetmesi gereken temel tezi belirlemek.
Aşkın bir tinsel ilkeyi/ideayı maddi gerçekliğin önüne koyan idealist yaklaşım, materyalist ontolojiyle doğrudan çeliştiği için reddedilmesi gereken seçenektir.
Soru kökünde sorulan 'reddetmesi beklenen' yargıya ulaşmak.

Anahtar Kavram

Materyalizm (Maddeci Varlık Görüşü) ve İdealizm Çatışması
Soru 53Soru

Materyalist (maddeci) varlık felsefesinde, varlığın yapısını ve işleyişini açıklamak için kullanılan temel kavramlar ve bunlara karşılık gelen açıklamalar bulunmaktadır.

Buna göre, sol sütunda verilen materyalist kavramlar ile sağ sütunda verilen açıklamaları doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Maddi Töz
Mekanik Belirlenim
Diyalektik Dönüşüm

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Maddi Töz kavramı zihinsel durumlar dahil tüm varoluşun temelinde yer alan yegane fiziksel gerçeklik açıklamasıyla; Mekanik Belirlenim kavramı doğadaki tüm olayların katı neden-sonuç ilişkileriyle yönetildiği iddiasıyla; Diyalektik Dönüşüm kavramı ise evrendeki oluşumların maddenin iç çelişkileri ve tez-antitez-sentez süreçleriyle gerçekleştiği ilkesiyle eşleşir.
Yapılan eşleştirmede; varlığın fiziksel ve duyusal dayanağı olan maddi töz doğru tanımlanmış, doğadaki katı neden-sonuç zincirini makine benzeri bir işleyişle açıklayan mekanik belirlenim doğru gruplandırılmış ve evrendeki oluşumları maddenin kendi çelişkileri üzerinden tez-antitez-sentez süreciyle temellendiren diyalektik dönüşüm doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sol sütundaki 'Maddi Töz' kavramının tanımı ve ontolojik karşılığı aranır.
Maddi tözün, zihin ve bilincin de temelinde yer alan, yer kaplayan yegane gerçeklik olduğu saptanır. Bu durum sağ sütundaki ikinci ifade ile örtüşür.
Materyalizmin temel ilkesi olan maddenin birincilliğini ve her şeyin kaynağı olduğunu belirlemek.
2
Sol sütundaki 'Mekanik Belirlenim' kavramının doğa görüşü incelenir.
Bu kavramın evrendeki her şeyi katı, makine benzeri neden-sonuç zincirleriyle açıkladığı belirlenir. Bu durum sağ sütundaki üçüncü ifade ile eşleşir.
Mekanik materyalizmin belirlenimci (determinist) doğa ve evren anlayışını saptamak.
3
Sol sütundaki 'Diyalektik Dönüşüm' kavramının değişim dinamiği tahlil edilir.
Maddenin çelişki ve tez-antitez-sentez süreçleriyle sürekli değiştiği fikri saptanır. Bu durum sağ sütundaki birinci ifade ile eşleşir.
Diyalektik materyalizmin gelişim ve değişim metodolojisini doğrulamak.

Anahtar Kavram

Materyalist felsefede varlığın yapısı, işleyişi ve değişimi üzerine temel ontolojik kavramlar
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

La Mettrie, insan bedenini karmaşık bir saat mekanizmasına benzetir. Ona göre ruh, bu mekanizmanın çarklarından sadece biridir ve beden durduğunda onun da işlevi son bulur. Düşünmek, tıpkı midenin sindirmesi ya da karaciğerin safra salgılaması gibi, tamamen beynin fiziksel bir faaliyetidir.

Buna göre, parçadaki görüşü savunan bir düşünürün aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ruhun, bedenden bağımsız ve kendi başına var olabilen tinsel bir töz olduğunu

Cevap

Ruhun, bedenden bağımsız ve kendi başına var olabilen tinsel bir töz olduğunu
Parçada La Mettrie'nin insanı bir makineye, düşünceyi ise beynin fiziksel bir faaliyetine indirgeyen mekanik materyalist görüşü sunulmaktadır. Materyalizme göre maddeden bağımsız, tinsel (manevi) bir töz yoktur. Dolayısıyla, parçadaki görüşü savunan bir düşünürün, ruhun bedenden bağımsız ve kendi başına var olabilen tinsel bir töz olduğunu savunması mümkün değildir ve bu görüşü doğrudan reddetmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi yaklaşımı belirleme
Parçada, insanın bir makineye benzetilmesi ve zihinsel süreçlerin beynin fiziksel faaliyetlerine indirgenmesi üzerinden mekanik materyalist (maddeci) bir yaklaşım sergilendiği tespit edilir.
Soruyu doğru analiz edebilmek için öncelikle verilen metnin hangi ontolojik akımı (materyalizm) ve bakış açısını temsil ettiğini anlamak gerekir.
2
Materyalist ontolojinin temel kabullerini gözden geçirme
Materyalizme göre var olan tek şey maddedir; zihin, ruh veya düşünce gibi manevi (tinsel) olgular ise maddenin hareketinin veya fiziksel organların (beyin) birer sonucudur. Dolayısıyla maddeden bağımsız bir ruh kavramı materyalizm ile çelişir.
Seçenekleri elerken parçadaki düşünürün savunacağı görüşler ile çelişecek (reddedeceği) görüşü ayırt edebilmek amacıyla materyalist ilkeleri hatırlamak gerekir.
3
Seçenekleri bu kabuller doğrultusunda analiz etme
Ruhun bedenden bağımsız ve kendi başına var olabilen tinsel (manevi/düşünsel) bir töz olduğunu savunan seçenek idealist veya düalist bir görüştür ve doğrudan materyalizm tarafından reddedilir. Diğer seçeneklerde yer alan maddesellik, mekanik nedensellik ve beynin işlevi gibi ifadeler ise materyalist düşünürün kabul edeceği fikirlerdir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için hangi ifadenin materyalist ontolojiyle temelden çeliştiğini belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: Madde Olarak Varlık (Materyalizm)
Soru 55Soru

Aşağıda verilen materyalist filozofları, varlığın doğasına ve yapısına dair savundukları temel görüşlerle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Demokritos
Thomas Hobbes
Karl Marx

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Demokritos, bölünemez parçacıklar ve boşluk teorisiyle; Thomas Hobbes, ruhu da kapsayan cisimsel töz ve mekanik hareket yasalarıyla; Karl Marx ise maddenin iç çelişkileri ve değişimi temel alan diyalektik süreç açıklamasıyla eşleşmektedir.
Demokritos'un atomculuğu, Hobbes'un mekanik mekanizmacılığı ve Marx'ın diyalektik materyalizmi kendi özgün ontolojik tanımlarıyla doğrudan eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Demokritos'un ontolojik görüşünü temsil eden kavramları inceleyin.
Demokritos bölünemez parçacıklar olan atomları ve boşluktaki mekanik hareketleri savunur. Bu görüş ilk tanımdaki ifadelerle örtüşür.
İlk Çağ doğa felsefesindeki atomcu materyalizm modelinin belirlenmesi gerekir.
2
Thomas Hobbes'un madde ve ruha yaklaşımını değerlendirin.
Hobbes her şeyin cisimsel olduğunu ve zihinsel olayların da mekanik hareketle açıklandığını savunur. Bu görüş ikinci tanımdaki ifadelerle eşleşir.
Yeni Çağ'daki mekanik materyalist yaklaşımın ayırt edici özelliklerinin belirlenmesi gerekir.
3
Karl Marx'ın madde ve değişim anlayışını inceleyin.
Marx, maddenin diyalektik bir süreçte çelişkilerle değiştiğini savunur. Bu görüş üçüncü tanımdaki ifadelerle eşleşir.
Modern dönemdeki diyalektik materyalist yaklaşımın ayırt edici özelliklerinin belirlenmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: Madde Olarak Varlık (Materyalizm)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

Thomas Hobbes’a göre evren, tözü bakımından cisimseldir ve her şey hareket yasalarına göre devinen maddelerden ibarettir. O, ruhsal süreçleri de fiziksel süreçlerin bir uzantısı olarak görür ve zihinsel durumları bedendeki maddi parçacıkların hareketine indirger. Ona göre var olan her şey yer kaplar ve fiziksel etki-tepki yasalarına tabidir.

Bu parçadan hareketle, Hobbes'un varlık anlayışını benimseyen bir düşünürün aşağıdakilerden hangisini reddetmesi beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi dünyadan bağımsız, kendi başına var olan tinsel bir tözün bulunduğunu

Cevap

Maddi dünyadan bağımsız, kendi başına var olan tinsel bir tözün bulunduğunu
Parçada Thomas Hobbes'un mekanist materyalist yaklaşımı açıklanmıştır. Bu yaklaşıma göre var olan tek töz maddedir ve ruhsal ya da zihinsel süreçler de maddi hareketlerin bir sonucudur. Dolayısıyla materyalist bir düşünürün, maddeden bağımsız ve kendi başına var olan tinsel bir tözün varlığını savunması imkansızdır ve bu görüşü reddetmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen Hobbes'un varlık görüşünü analiz etmek.
Hobbes'un varlığı tamamen maddesel ve mekanik hareket yasalarına bağlı olarak gördüğü belirlenir.
Düşünürün neyi savunup neyi reddedeceğini bulabilmek için öncelikle temel ontolojik kabullerini saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin Hobbes'un materyalist ve mekanist varlık anlayışıyla tutarlılığını değerlendirmek.
Ruhsal süreçlerin maddesel hareketlerin sonucu olması, mekanik yasalar, yer kaplama ve maddesel yapı Hobbes'un görüşleriyle uyumluyken; maddeden bağımsız tinsel bir tözün varlığı bu görüşle çelişir.
Materyalizm, maddeden bağımsız veya madde dışı aşkın/tinsel bir gerçekliğin varlığını reddeder.
3
Düşünürün reddetmesi gereken seçeneği belirlemek.
Hobbes, maddeden bağımsız tinsel bir tözün varlığını kesinlikle reddeder.
Soru kökünün olumsuz yapısı gereği düşünürün reddetmesi beklenen görüş tespit edilmiştir.

Anahtar Kavram

Varlığın Niteliği: Madde Olarak Varlık (Materyalizm)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 57Soru

Descartes, zihnin (düşünce) bedenden (yer kaplayan madde) tamamen bağımsız ve farklı bir doğaya sahip olduğunu savunur. Ona göre zihin bölünemez ve mekansal olarak yer kaplamazken; beden bölünebilir ve mekanda yer kaplayan bir yapıdadır. Ancak bu keskin ayrım, doğaları gereği ortak hiçbir noktası bulunmayan bu iki tözün, insanda nasıl olup da bir araya geldiği ve birbirini nasıl etkilediği sorusunu beraberinde getirir. Örneğin, parmağımıza batan bir iğnenin acısını zihnimizde hissetmemiz veya zihnimizdeki bir kararla kolumuzu hareket ettirmemiz bu iki farklı dünyanın sürekli bir etkileşim içinde olduğunu gösterir.

Descartes'ın bu felsefi yaklaşımı ve karşılaştığı etkileşim problemi göz önüne alındığında, düalist varlık anlayışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ula��ılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zihin ve beden, özleri itibarıyla tamamen farklı ve birbirine indirgenemeyen iki ayrı gerçekliktir.

Cevap

Zihin ve beden, özleri itibarıyla tamamen farklı ve birbirine indirgenemeyen iki ayrı gerçekliktir.
Düalist (ikici) varlık anlayışının temel iddiası, varlığın birbirine indirgenemeyen iki farklı tözden oluştuğudur. Descartes felsefesinde bu tözler düşünen zihin (ruh) ve yer kaplayan bedendir (madde). Parçada belirtilen etkileşim problemi de bu iki tamamen farklı doğaya sahip gerçekliğin insan bünyesindeki ilişkisinden kaynaklanır. Dolayısıyla zihin ve bedenin özleri itibarıyla tamamen farklı ve birbirine indirgenemeyen iki ayrı gerçeklik olduğu yargısına ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada verilen bilgileri ve Descartes'ın zihin-beden ayrımını analiz etmek.
Descartes'ın zihni (yer kaplamayan, düşünen) ve bedeni (yer kaplayan, maddi) iki farklı töz olarak kurguladığı belirlenir.
Düşünürün varlık anlayışının temel niteliklerini tespit etmek için.
2
Düalizm (ikicilik) kavramının tanımıyla parçadaki açıklamaları karşılaştırmak.
Düalizmin, varlığın birbirine indirgenemeyen iki ayrı ilkeden (tözden) oluştuğunu savunan görüş olduğu sonucuna ulaşılır.
Seçeneklerdeki ifadelerin düalist felsefenin temel ilkeleriyle tutarlılığını denetlemek için.

Anahtar Kavram

Düalizm (İkicilik) ve Zihin-Beden İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Descartes, felsefesinde 'düşünen töz' (res cogitans) ve 'yer kaplayan töz' (res extensa) adını verdiği iki temel tözün varlığını savunur. Düşünen töz yer kaplamaz, yer kaplayan töz ise düşünemez. Birbirine tamamen zıt ve indirgenemez nitelikteki bu iki yapının insan varlı��ında nasıl bir araya gelip etkileştiği sorusuna ise Descartes, insan beynindeki kozalaksı bez (epifiz) aracılığıyla zihnin bedeni yönlendirdiği cevabını verir.

Bu parçaya göre Descartes'ın varlık görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen ve bağımsız niteliklere sahip iki ayrı tözün bulunduğunu kabul etmektedir.

Cevap

Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen ve bağımsız niteliklere sahip iki ayrı tözün bulunduğunu kabul etmektedir.
Varlığın temelinde birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün (zihin ve beden) bulunduğunu savunan seçenek doğrudur. Descartes düalizminde zihin (düşünce) ve beden (yer kaplama) birbirine indirgenemez bağımsız tözlerdir. Metinde de bu iki tözün niteliklerinin birbirine zıt olduğu ve insan varlığında kozalaksı bez aracılığıyla etkileştiği belirtilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde Descartes'ın töz tanımlarını analiz etme.
Düşünen tözün yer kaplamadığı, yer kaplayan tözün ise düşünemediği, dolayısıyla bu iki tözün birbirine indirgenemez zıt nitelikte olduğu saptanır.
Parçadaki temel felsefi kavramların içeriğini belirlemek için.
2
Zihin-beden etkileşiminin nasıl açıklandığını belirleme.
Descartes'ın bu iki bağımsız tözü insan varlığında 'kozalaksı bez' aracılığıyla etkileşime soktuğu belirlenir.
İki farklı yapının bir arada bulunmasının düalist (ikici) ontolojideki yerini anlamak için.
3
Bu verileri felsefi akımlarla ilişkilendirip doğru seçeneğe ulaşma.
Hem maddeyi hem ideayı (zihni) temel alan, birbirine indirgenemeyen iki tözlü bu yaklaşımın 'düalizm' (ikicilik) olduğu ve doğru yargının bu iki ayrı tözün varlığını kabul etmek olduğu sonucuna varılır.
Parçadan çıkarılabilecek en genel ve doğru ontolojik yargıyı belirlemek için.

Anahtar Kavram

Descartes'ın Zihin-Beden Düalizmi (İkicilik)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru

Gündelik yaşamda karşılaştığımız nesnelerin zihnimizden bağımsız, fiziksel birer gerçeklik olarak dış dünyada var olduğunu kabul ederiz. Bilimler de bu kabulü veri alarak nesneleri inceler. Ancak fenomenolojiye göre, bu 'doğal tavır' bizi nesnenin asıl özüne ulaştırmaz. Özü kavramak için nesneye dair tüm geçmiş tecrübelerimizi, toplumsal yargılarımızı, bilimsel teorilerimizi ve hatta onun dış dünyadaki varlığına yönelik inancımızı geçici bir süre askıya almamız gerekir. Bu yöntemle arındırılan bilinç, nesneyi sadece zihne sunulduğu saf hâliyle yani özüyle deneyimler.

Bu parçada sözü edilen ve fenomenolojinin temelini oluşturan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paranteze alma (Epoché)

Cevap

Fenomenolojide nesnenin zihne sunulan saf özüne ulaşmak için her türlü ön kabul, yargı ve inancın askıya alınması olan 'Paranteze alma (Epoché)' yöntemidir.
Doğru seçenek 'Paranteze alma (Epoché)' yöntemidir. Parçada açıklandığı üzere, nesnelerin zihinden bağımsız varlığına yönelik inançları, bilimsel kabulleri ve gündelik yargıları geçici olarak askıya alarak bilinci bu ön kabullerden arındırma işlemine fenomenolojide paranteze alma (epoché) adı verilir. Bu süreç, nesnenin zihne sunulan saf özünün kavranmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki ana fikri ve yöntem arayışını belirleme.
Parçada, nesnelerin zihinden bağımsız var olduğuna yönelik kabullerin, bilimsel teorilerin ve yargıların askıya alınarak nesnelerin saf özünün kavranmasından bahsedilmektedir.
Soruda fenomenolojinin bu amaca yönelik temel yöntemi sorgulanmaktadır.
2
Tanımlanan yöntemi felsefi kavramlarla eşleştirme.
Zihnin ön kabullerden arındırılması ve yargıların askıya alınması süreci fenomenolojide 'paranteze alma' (epoché) olarak adlandırılır.
Bu kavram, parçada belirtilen arındırma faaliyeti ve yargıların askıya alınması süreciyle doğrudan örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Paranteze alma (Epoché)
Soru 60Soru

Kierkegaard'a göre birey, sürekli bir tercih yapma eşiğindedir ve bu tercihler onun kim olacağını belirler. Hazır verilmiş şablonlar, toplumsal roller ya da rasyonel sistemler bireye ne yapması gerektiğini dikte edemez. İnsan, kendi kararlarını verirken derin bir yalnızlık ve kaygı içinde baş başadır; çünkü yapacağı her seçim, kendi benliğini inşa etme sorumluluğunu tamamen kendi omuzlarına yükler. Bu durum, bireyin kendi kendisinin mimarı olmasını gerektirir.

Bu parçadan hareketle varoluşçuluğun (egzistansiyalizm) insan anlayışına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan, kendi değerlerini ve kimliğini kendi özgür seçimleriyle ve bu seçimlerin sorumluluğunu üstlenerek inşa eder.

Cevap

İnsan, kendi değerlerini ve kimliğini kendi özgür seçimleriyle ve bu seçimlerin sorumluluğunu üstlenerek inşa eder.
Doğru seçenek, bireyin önceden belirlenmiş kalıplar olmaksızın kendi kararlarıyla kimliğini oluşturduğunu ve bunun sorumluluğunu üstlendiğini ifade etmektedir. Bu durum, parçada belirtilen bireyin kendi kendisinin mimarı olması ve benliğini inşa etme sorumluluğunu taşıması fikriyle doğrudan uyuşur.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel felsefi vurguyu belirlemek amacıyla metindeki anahtar kavramları analiz etmek.
Bireyin hazır şablonlar olmadan kararlar alması, kendi benliğini inşa etmesi ve sorumluluğu üstlenmesi fikirleri öne çıkmaktadır.
Soru kökünün yönelttiği varoluşçu insan tasavvurunu metin üzerinden doğrudan temellendirmek.
2
Seçenekleri bu temel vurgu doğrultusunda değerlendirmek ve varoluşçulukla çelişen görüşleri elemek.
Determinist, nihilist, özcü ve faydacı yargılar elenerek geriye bireyin kendi özünü özgürce yaratması fikri kalır.
Doğru felsefi yaklaşımı yansıtan seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Varoluşçulukta insanın kendi özünü özgür seçimleri ve sorumluluk bilinciyle oluşturması.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 3
Varlık Felsefesi Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Sayfa 3 | Examkin