Anlatım Bozuklukları

28 soru

Soru 1Soru

Sıfatlarla isimlerin aynı tamlanana bağlanması, Türkçede tamlama yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi ve ekonomi ilişkileri geliştirmek amacıyla iki ülke arasında yeni bir anlaşma imzalandı.

Cevap

Siyasi ve ekonomi ilişkileri geliştirmek amacıyla iki ülke arasında yeni bir anlaşma imzalandı.
Doğru cevapta sıfat olan siyasi sözcüğü ile isim olan ekonomi sözcüğü ve bağlacıyla bağlanarak ortak bir tamlanana (ilişkileri) yönlendirilmiştir. Bu durum siyasi ilişkileri gibi dil bilgisi kurallarına aykırı bir ifadenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Cümlenin siyasi ilişkiler ile ekonomi ilişkilerini ya da siyasi ve ekonomik ilişkileri şeklinde düzeltilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki tamlamalar ve bu tamlamaları oluşturan sözcüklerin türleri belirlenir.
Seçeneklerde yer alan tamlamalar ve sözcük türleri (isim, sıfat) tespit edilmiştir.
Tamlama yanlışını bulmak için öncelikle tamlayan ve tamlanan ögelerinin türlerini analiz etmek gerekir.
2
Ortak tamlanana bağlanan tamlayanların aynı türden (sıfat + sıfat veya isim + isim) olup olmadığı incelenir.
Siyasi ve ekonomi ilişkileri ifadesinde sıfat olan siyasi ile isim olan ekonomi sözcüklerinin ortak bir tamlanana (ilişkileri) bağlandığı saptanmıştır.
Farklı türden tamlayanların ortak bir tamlanana bağlanması dil bilgisi kurallarına aykırıdır.
3
Hatalı bağlanan tamlama ayrıştırılarak anlatım bozukluğu tespit edilir.
Siyasi ilişkileri ifadesinin dil bilgisel olarak yanlış olduğu görülür ve doğru seçeneğe ulaşılır.
Anlatım bozukluğunun kaynağını netleştirerek doğru yanıt doğrulanır.

Anahtar Kavram

Tamlama Yanlışları
Soru 2Soru

Edebiyat dünyasına yeni adım atan genç şairin tutumunu ele alan aşağıdaki metinde bazı sözcükler boş bırakılmıştır. Bu boşlukları, 'çekingen' ve 'çekimser' sözcüklerinden bağlama en uygun olanlarıyla, dil kusuru oluşturmayacak şekilde doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Yeni katıldığı edebiyat topluluğunda oldukça davranan şair, oylamaya sunulan yeni yayın politikası konusunda ise bir tavır sergiledi.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'çekingen', ikinci boşluğa 'çekimser' sözcükleri getirilmelidir.
İlk boşluk şairin yeni katıldığı gruptaki sosyal tutumunu ve çekingenliğini betimlerken, ikinci boşluk oylamadaki karar belirtmeme/tarafsız kalma (çekimserlik) durumunu betimlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk boşluğun bağlamını incelemek.
İlk boşlukta şairin yeni katıldığı topluluktaki sosyal davranışı betimlenmektedir. Bu durum utangaçlık, sıkılganlık ifade ettiği için buraya 'çekingen' sözcüğü getirilmelidir.
Topluluk içindeki çekingenlik sosyal bir utangaçlığı veya sıkılganlığı ifade eder.
2
Metindeki ikinci boşluğun bağlamını incelemek.
İkinci boşlukta şairin oylamaya sunulan bir karar karşısındaki tutumu ifade edilmektedir. Bir kararda taraf olmamak veya oy vermekten kaçınmak 'çekimser' sözcüğüyle karşılanır.
Seçim, oylama veya karar alma durumlarında tarafsız kalma tutumu çekimserliktir.

Anahtar Kavram

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Aşağıdaki parçada boş bırakılan yerleri, sözcüklerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını önleyecek biçimde uygun sözcüklerle doldurunuz.

Aşağıdaki boşlukları doldurun

Eğitim sosyolojisi araştırmalarında, bireylerin aldıkları yüksek düzeyi ile toplumsal tabakalaşmadaki konumları arasındaki ilişki incelenirken okullardaki kurumsal kalitesinin bu süreçteki rolü sıklıkla vurgulanır. Araştırmacılar, bu iki durum arasında doğru bir yapmanın, eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarına ışık tutacağını belirtmektedir.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci boşluğa 'öğrenim', ikinci boşluğa 'öğretim', üçüncü boşluğa ise 'ayrım' sözcükleri getirilmelidir.
Cümledeki eylemlerin yönü ve kavramların anlamları incelendiğinde; öğrencilerin gerçekleştirdiği eğitim faaliyeti için 'öğrenim', kurumların yürüttüğü eğitim faaliyeti için 'öğretim' ve iki durum arasındaki farkı ortaya koymak için 'ayrım' sözcüklerinin kullanılması anlatım bozukluğunu önlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki birinci boşluğun bağlamını ve öznesini analiz etmek.
Bireylerin (öğrencilerin) aldığı eğitim düzeyinden bahsedildiği belirlenmiştir.
Öğrencinin aldığı eğitim ve edindiği bilgi 'öğrenim' olarak adlandırılır. 'Öğretim' ise kurumun bilgi verme eylemidir. Bu nedenle birinci boşluğa 'öğrenim' getirilmelidir.
2
Parçadaki ikinci boşluğun bağlamını ve öznesini analiz etmek.
Okulların yürüttüğü kurumsal eğitim kalitesinden bahsedildiği belirlenmiştir.
Kurumların bilgi aktarma ve öğretme faaliyeti 'öğretim' olarak adlandırılır. Bu nedenle ikinci boşluğa 'öğretim' getirilmelidir.
3
Parçadaki üçüncü boşluğun bağlamını analiz etmek.
İki kavram arasındaki farkı ortaya koyma eyleminden bahsedildiği belirlenmiştir.
İki kavram veya durum arasındaki farkı belirleme işine 'ayrım' denir. 'Ayrıcalık' ise bir gruba tanınan imtiyazdır. Cümledeki mantık akışına göre buraya 'ayrım' getirilmelidir.

Anahtar Kavram

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
Soru 4Soru

Aşağıdaki cümleleri, içlerinde barındırdıkları gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğunun nedeni ile eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bu zor günlerde birbirimize destek olmalı, karşılıklı yardımlaşmalıyız.
Çocuk, yanındakinin kulağına alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
Bu konudaki şüphe ve kuşkularını arkadaşlarıyla paylaştı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Birinci cümle (yardımlaşmalıyız) işteki işteşlik ekiyle, ikinci cümle (fısıldadı) fiilin kendi anlamıyla, üçüncü cümle (şüphe ve kuşku) ise eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla eşleşmektedir.
Eşleştirme yapıldığında, birinci cümledeki 'karşılıklı' kelimesi 'yardımlaşmak' fiilindeki işteşlik ekiyle çakıştığı için ikinci açıklamayla; ikinci cümledeki 'alçak sesle' kelime grubu 'fısıldamak' fiilinin kendi tanımıyla çakıştığı için üçüncü açıklamayla; üçüncü cümledeki 'şüphe' ve 'kuşku' kelimeleri ise eş anlamlı oldukları için birinci açıklamayla doğru bir şekilde eşleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümleyi ('Bu zor günlerde birbirimize destek olmalı, karşılıklı yardımlaşmalıyız.') inceleyip gereksiz sözcüğü belirleyin.
'yardımlaşmak' fiilindeki '-leş' eki eylemin zaten 'karşılıklı' yapıldığını gösterdiğinden 'karşılıklı' sözcüğü gereksizdir.
İşteşlik ekleri (-iş, -leş) cümleye zaten karşılıklı veya birlikte yapma anlamı katar, bu durumdayken 'karşılıklı' gibi belirteçler kullanılamaz.
2
İkinci cümleyi ('Çocuk, yanındakinin kulağına alçak sesle bir şeyler fısıldadı.') inceleyip gereksiz sözcüğü belirleyin.
'fısıldamak' fiili sessizce, alçak sesle konuşmak anlamına geldiği için 'alçak sesle' ifadesi gereksizdir.
Bir fiilin kendi sözlük anlamında var olan bir özellik (alçak sesle olmak), cümlede ayrıca bir sözcükle belirtilirse gereksiz sözcük kullanımı oluşur.
3
Üçüncü cümleyi ('Bu konudaki şüphe ve kuşkularını arkadaşlarıyla paylaştı.') inceleyip gereksiz sözcüğü belirleyin.
'şüphe' ve 'kuşku' sözcükleri eş anlamlı olduğu için ikisinden birinin kullanılması yeterlidir.
Türkçede aynı cümlede aynı anlama gelen eş anlamlı sözcüklerin kullanılması duruluk ilkesine aykırıdır.

Anahtar Kavram

Gereksiz sözcük kullanımı, bir cümlede aynı anlama gelen sözcüklerin veya eklerin bir arada kullanılmasıyla oluşan bir anlatım bozukluğudur. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma veya bozulma olmayan sözcükler gereksizdir.
Soru 5Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam otuz yıl kadar bu okulda Türkçe öğretmenliği yaptı.

Cevap

Tam otuz yıl kadar bu okulda Türkçe öğretmenliği yaptı.
Doğru seçenekte yer alan cümlede, netlik ve kesinlik ifade eden 'tam' sözcüğü ile tahmini ve yaklaşık bir süre bildiren 'kadar' sözcüğü bir arada kullanılmıştır. Bu durum cümledeki anlam bütünlüğünü ve mantık akışını bozarak anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki sözcüklerin anlam özelliklerini ve bildirdikleri kesinlik/olasılık durumlarını inceleyin.
'Tam' sözcüğü kesinlik ve netlik bildirirken; 'kadar' edatı ise yaklaşıklık, tahmin veya olasılık bildirir.
Anlamca çelişen anlatım bozukluklarını bulmak için kesinlik ve olasılık/yaklaşıklık bildiren kelimelerin aynı yargıyı etkileyip etkilemediği kontrol edilmelidir.
2
Bu iki sözcüğün aynı cümlede bir arada kullanılmasının cümleye etkisini değerlendirin.
Aynı cümlede hem kesinlik ('tam') hem de yaklaşıklık ('kadar') ifadesinin bulunması mantıksal bir çelişki oluşturur ve anlatım bozukluğuna yol açar.
Bir eylemin veya durumun hem kesin olarak gerçekleştiğini hem de yaklaşık olarak gerçekleştiğini aynı anda savunmak anlatımın tutarlılığını bozar.

Anahtar Kavram

Kesinlik ve yaklaşıklık/olasılık bildiren sözcüklerin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
Soru 6Soru

Aşağıdaki cümlelerde yer alan sözcüklerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarını düzeltmek için yapılması gereken kelime değişikliklerini uygun şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Bahçedeki boş alanları değerlendirmek için bu yıl mısır tohumları diktik.
Yoğun kar yağışı ve fırtına, ilçedeki elektriklerin kesilmesini sağladı.
Kırtasiyeden satın aldığım bu kalın kitabın ücreti otuz liraydı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Mısır tohumları dikilmez, ekilir; elektriklerin kesilmesi olumsuz bir durum olduğu için 'sağladı' yerine 'yol açtı' denmelidir; satın alınan kitabın bedeli için ise 'ücret' yerine 'fiyat' sözcüğü getirilmelidir.
Verilen eşleştirmelerde; tohumların ekilmesi gerektiği için ilk cümle 'tohumları ektik' ile, elektrik kesintisi gibi olumsuz bir durumu ifade etmek için ikinci cümle 'kesilmesine yol açtı' ile, satın alınan nesnelerin (kitap) maddi karşılığı 'fiyat' olduğu için üçüncü cümle 'kitabın fiyatı' ile doğru şekilde eşleşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki eylemin nesnesi olan 'mısır tohumları' ifadesi incelenir.
Tohumların 'ekildiği', fidanların 'dikildiği' bilgisiyle çelişki tespit edilir ve 'diktik' yerine 'ektik' getirilmesi gerektiği belirlenir.
Tohum ve fidan ekme/dikme eylemlerinin doğru kelimelerle eşleştirilmesi gerekir.
2
İkinci cümledeki 'sağladı' eyleminin cümledeki kullanım amacı incelenir.
'Elektriklerin kesilmesi' olumsuz bir durumdur; 'sağlamak' ise olumlu durumlarda kullanılır. Bu yüzden 'yol açtı' veya 'neden oldu' kelimesinin kullanılması gerektiği belirlenir.
Cümlenin taşıdığı olumsuz anlam ile olumlu eylem bildiren kelimenin uyumsuzluğunu düzeltmek gerekir.
3
Üçüncü cümledeki 'kitabın ücreti' tamlaması incelenir.
Hizmet dışındaki somut malların/ürünlerin bedeline 'fiyat' denildiği, 'ücret'in ise hizmet karşılığı ödendiği belirlenerek 'ücreti' yerine 'fiyatı' kelimesinin kullanılması gerektiği tespit edilir.
Fiyat ve ücret terimlerinin anlam farklarının doğru şekilde uygulanmasını sağlamak gerekir.

Anahtar Kavram

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması (Sözcüklerin birbirinin yerine karıştırılarak kullanılması sonucunda ortaya çıkan anlatım bozukluğu)
Soru 7Soru

Deyimler, dilin zenginliğini gösteren kalıplaşmış ve genellikle mecaz anlamlı söz öbekleridir. Kalıplaşmış oldukları için deyimi oluşturan sözcüklerin yerine başka sözcükler getirilemeyeceği gibi, deyimlerin cümlenin genel anlamına uygun olmayan bir biçimde kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim yanlışlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınav sonuçlarının açıklanmasına birkaç dakika kala heyecan ve telaştan adeta etekleri zil çalıyordu.

Cevap

Sınav sonuçlarının açıklanmasına birkaç dakika kala heyecan ve telaştan adeta etekleri zil çalıyordu.
Doğru seçenekte yer alan "Sınav sonuçlarının açıklanmasına birkaç dakika kala heyecan ve telaştan adeta etekleri zil çalıyordu" cümlesinde kullanılan "etekleri zil çalmak" deyimi "çok sevinmek, işleri yolunda gitmek" anlamına gelir. Oysa cümlede bir sınav öncesindeki heyecan ve telaş durumu anlatılmaktadır. Bu bağlama uygun olan deyim "etekleri tutuşmak" (telaşlanmak, çok heyecanlanmak) olmalıdır. Deyimin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerde geçen deyimler belirlenir.
Cümlelerdeki deyimler şunlardır: "elinden geleni yapmak / canla başla çalışmak", "kulak kabartmak", "etekleri zil çalmak", "soru işaretlerini gidermek", "yardım eli uzatmak".
Deyim ve atasözü yanlışlarını bulmak için öncelikle cümlelerdeki kalıplaşmış ifadeleri tespit etmemiz gerekir.
2
Belirlenen deyimlerin anlamları ile cümlelerin bağlamı karşılaştırılır.
"Sınav sonuçlarının açıklanmasına birkaç dakika kala heyecan ve telaştan adeta etekleri zil çalıyordu" cümlesindeki "etekleri zil çalmak" deyiminin "sevinmek" anlamına geldiği, ancak cümlenin "heyecan ve telaş" bağlamı taşıdığı görülür. Bu durum için uygun deyim "etekleri tutuşmak" olmalıdır.
Deyimlerin anlamca cümle bağlamına uymaması anlatım bozukluğuna yol açar.

Anahtar Kavram

Deyimlerin cümle bağlamına uygun olarak kullanılması gerekir; aksi takdirde anlatım bozukluğu oluşur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 8Soru

Aşağıdaki sözcük gruplarını, mantık ve sıralama hatası içermeyen anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturacak biçimde sıralayınız.

Öğeleri doğru sıraya koymak için sürükleyin

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Doğru sıralama 'Bırakın dünya rekoru kırmayı, finale bile kalamadı.' şeklinde olmalıdır.
Cümledeki eylemler zorluk ve önem derecesine göre sıralandığında, büyük ve zor olan durum (dünya rekoru kırmak) 'bırakın' ifadesiyle ilk sıraya, daha kolay ve temel olan durum (finale kalmak) ise 'bile' edatıyla ikinci sıraya getirilmiştir. Bu sayede mantıksal aşamalılık doğru kurulmuş olur.

Adım Adım Çözüm

1
Yüklemi tespit etme
'kalamadı' kelimesi yüklemdir ve kurallı cümle yapısı gereği sona yerleştirilmelidir.
Türkçe cümle yapısında kurallı cümlelerin sonunda yüklem bulunur.
2
Mantıksal aşamalılığı belirleme
'Dünya rekoru kırmak' eyleminin 'finale kalmak' eyleminden daha zor olduğu belirlenir. Bu yüzden zor olan eylem 'bırakın' kelimesinden sonra, kolay olan eylem ise 'bile' kelimesinden önce yer almalıdır.
Mantık kuralları gereği, yapılamayan kolay bir işin zor olanından daha sonra söylenmesi anlatım bozukluğuna yol açar. Doğru sıralama zor olandan kolay olana doğru gitmelidir.

Anahtar Kavram

Cümle düzeyinde durumların veya eylemlerin önem, güçlük veya öncelik sırasına göre mantıklı bir hiyerarşiyle dizilmesi.
Soru 9Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arkadaşına her konuda güvenir ve her zaman desteklerdi.

Cevap

Arkadaşına her konuda güvenir ve her zaman desteklerdi.
Doğru cevap olan 'Arkadaşına her konuda güvenir ve her zaman desteklerdi.' cümlesinde nesne eksikliği vardır. İlk cümledeki 'arkadaşına' dolaylı tümleci, ikinci cümlenin yüklemi olan 'desteklerdi' ile uyum sağlamaz. Cümlenin 'Arkadaşına her konuda güvenir ve onu her zaman desteklerdi.' şeklinde düzeltilmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki yüklemleri belirleyin ve bu yüklemlerin öge gereksinimlerini kontrol edin.
Cümlede iki yüklem bulunmaktadır: 'güvenir' ve 'desteklerdi'. 'Güvenmek' fiili dolaylı tümleç (-e hali) alırken, 'desteklemek' fiili belirtili nesne (-i hali) alır.
Yüklemlerin geçişlilik durumlarının ve öge isteklerinin farklı olması anlatım bozukluğuna zemin hazırlar.
2
Birinci cümledeki 'arkadaşına' dolaylı tümlecinin ikinci yükleme bağlanıp bağlanamadığını test edin.
'Arkadaşına desteklerdi' ifadesi dil bilgisi kurallarına aykırıdır.
İkinci yüklem geçişli bir eylem olduğundan yönelme durumu eki almış bir ögeyi nesne olarak kabul edemez.
3
Anlatım bozukluğunu düzeltmek için eksik olan nesneyi cümleye ekleyin.
Cümle 'Arkadaşına her konuda güvenir ve onu / arkadaşını her zaman desteklerdi.' şeklinde düzeltilmelidir.
İkinci yüklemin önüne getirilen nesne ile dil bilgisel uyum sağlanır.

Anahtar Kavram

Nesne Eksikliği
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 10Soru

Sol sütundaki cümleleri, içerdikleri gereksiz sözcük veya ek kullanımı kaynaklı anlatım bozukluğunun nedenleriyle doğru bi��imde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Onun bu sınavı kazanamamasının tek nedeni, yeterince hazırlık yapmamasındandır.
Sanatçı, söyleşisinde edebiyatın insana kazandırdığı değerleri ve kıymetleri anlattı.
Kulağıma alçak sesle fısıldayarak yarınki toplantının ertelendiğini söyledi.
İki yıldır görüşmeyen eski arkadaşlar törende bir araya gelince karşıl��klı kucaklaştılar.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sol sütundaki cümlelerin anlatım bozukluğu nedenleri sırasıyla; neden bildiren sözcük ile ekin bir arada kullanılması, eş anlamlı sözcüklerin kullanılması, anlamca birbirini kapsayan sözcüklerin kullanılması ve işteş eylemle birlikte karşılıklı sözcüğünün kullanılmasıdır.
Verilen cümlelerdeki gereksiz sözcük ya da ek kullanımları, dil bilgisi kurallarına ve anlamsal özelliklerine göre doğru eşleştirilmiştir. 'Nedeni' sözcüğünün '-dandır' ekiyle kullanımı ek-sözcük uyumsuzluğuna; 'değer' ve 'kıymet' eş anlamlılığına; 'fısıldamak' eyleminin 'alçak sesle' ifadesini kapsamasına; 'kucaklaşmak' işteşliğinin ise 'karşılıklı' sözcüğünün gereksizliğine işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümlenin incelenmesi ve anlatım bozukluğunun nedeninin belirlenmesi.
'nedeni' sözcüğü ile '-dandır' ekinin aynı gerekçe bildirme işleviyle kullanıldığı görülmüştür.
Türkçede aynı cümlede hem neden bildiren kelimenin hem de aynı anlama gelen ekin bulunması anlatım bozukluğuna yol açar.
2
İkinci cümlenin incelenmesi ve anlatım bozukluğunun nedeninin belirlenmesi.
'değer' ve 'kıymet' sözcüklerinin aynı cümlede ve aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir.
Eş anlamlı sözcüklerin aynı cümle içinde bir arada bulunması anlatım bozukluğuna neden olur.
3
Üçüncü cümlenin incelenmesi ve anlatım bozukluğunun nedeninin belirlenmesi.
'Fısıldamak' eyleminin zaten 'alçak sesle' yapıldığı, dolayısıyla bu zarfın gereksiz olduğu bulunmuştur.
Anlamca birbirini kapsayan sözcüklerin bir arada kullanılması, anlatım bozukluğu oluşturan gereksiz sözcük kullanımı türüdür.
4
Dördüncü cümlenin incelenmesi ve anlatım bozukluğunun nedeninin belirlenmesi.
'Kucaklaşmak' eyleminin işteşlik eki (-ş) barındırdığı ve bu yüzden 'karşılıklı' sözcüğünün gereksiz olduğu görülmüştür.
İşteş fiiller zaten karşılıklı veya birlikte yapılma anlamı taşıdığından, bu anlamı pekiştiren kelimelerin ayrıca kullanılması gereksizdir.

Anahtar Kavram

Gereksiz Sözcük Kullanımı
Soru 11Soru

Aşağıdaki cümleleri, içerdikleri tamlama yanlışlarının nedenleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Siyasi ve ekonomi ilişkileri geliştirmek amacıyla yeni bir heyet kuruldu.
Çocuğun eğitimiyle yakından ilgilenmeli, her türlü ihtiyac��nı karşılamalıyız.
Kitap okumasını sevmeyen kişilerin kendilerini geliştirmesi zordur.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Siyasi ve ekonomi ilişkileri cümlesi sıfat ve isim tamlamasının ortak bir tamlanana bağlanmasıyla; çocuğun eğitimiyle yakından ilgilenmeli cümlesi tamlayan eksikliğiyle; kitap okumasını sevmeyen cümlesi ise gereksiz iyelik eki kullanımıyla eşleşmelidir.
Verilen cümlelerdeki yapısal bozukluklar tamlama kurallarıyla doğrudan ilişkilidir. Sıfat ve isimlerin ortak tamlanana bağlanması, cümlede kime ait olduğu belirtilmeyen isimlerin bulunması (tamlayan eksikliği) ve eylemsilere işlevsiz iyelik eklerinin getirilmesi Türkçedeki en tipik tamlama hatalarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci cümledeki tamlama yapısını inceleyiniz.
'Siyasi' (sıfat) ve 'ekonomi' (isim) sözcükleri 'ilişkileri' tamlananına bağlanmıştır. 'Ekonomi ilişkileri' kurallı bir isim tamlamasıyken 'siyasi ilişkileri' ifadesi uyumsuzdur. Bu durum sıfat ve isim tamlamasının ortak tamlanana bağlanması hatasıdır.
Türkçede sıfat tamlamaları ile isim tamlamaları farklı ek yapılarına sahip olduğundan aynı tamlanana bağlanamazlar.
2
İkinci cümledeki iyelik ekli sözcüğü ve anlam ilgisini kontrol ediniz.
'ihtiyacını' sözcüğü iyelik eki almıştır fakat cümlenin başında yer alan 'çocuğun' sözcüğüyle bu öge arasında doğrudan bir tamlama ilişkisi kurulmamıştır. Bu durum tamlayan eksikliğine yol açmaktadır.
Sıralı veya bağlı yapılarda tamlayanın ortak kullanılması hedeflendiğinde ikinci kısımda eksiklik oluşması anlatım bozukluğuna sebep olur.
3
Üçüncü cümledeki fiilimsi eklerini çözümleyiniz.
'okumasını' sözcüğündeki '-sı' eki iyelik (tamlanan) ekidir ancak burada bir iyelik ilişkisi bulunmamaktadır. Sözcük iyelik eki olmadan doğrudan belirtme hal ekiyle çekimlenmelidir.
İsim-fiil gruplarında aitlik bildiren bir durum yoksa iyelik ekinin kullanımı gereksiz kabul edilir ve yapısal bozukluk doğurur.

Anahtar Kavram

Tamlama Yanlışları
Soru 12Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, birbiriyle çelişen sözcüklerin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eminim ki edebiyat dünyasında kalıcı olmayı başarmış yazarlar, yaşadıkları çağın sosyal sorunlarına hiçbir zaman duyarsız kalmamış olmalı.

Cevap

Eminim ki edebiyat dünyasında kalıcı olmayı başarmış yazarlar, yaşadıkları çağın sosyal sorunlarına hiçbir zaman duyarsız kalmamış olmalı.
Doğru seçenekteki cümlede, 'Eminim ki' ifadesiyle kesinlik belirtilmesine rağmen, yüklemdeki 'kalmamış olmalı' ifadesiyle bir tahmin veya olasılık dile getirilmiştir. Bu iki ifadenin aynı cümlede yer alması anlamca çelişen sözcüklerin kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki kesinlik ve olasılık/tahmin bildiren sözcükleri veya ekleri belirleyin.
'Eminim ki' sözü kesinlik ifade ederken, yüklemde yer alan '-miş olmalı' ifadesi olasılık veya tahmin bildirmektedir.
Anlamca çelişen sözcüklerin yol açtığı anlatım bozukluklarını tespit etmek için cümlede birbiriyle çelişen yargıların olup olmadığı kontrol edilmelidir.
2
Bu iki ifadenin aynı cümlede yer almasının yarattığı anlam belirsizliğini değerlendirin.
Bir eylemin kesin olarak gerçekleştiğini iddia ederken aynı zamanda ihtimal dâhilinde bırakmak mantıksal bir çelişki oluşturur.
Kesinlik ve olasılık bildiren ögelerin bir arada bulunması anlatım bozukluğunun temel nedenidir.

Anahtar Kavram

Kesinlik ve olasılık bildiren kelimelerin veya eklerin aynı cümlede kullanılması anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

(I) Yıllardır aynı mahallede esnaflık yapan Ahmet Efendi, çevresinde dürüstlüğüyle tanınan biriydi. (II) Müşterilerine karşı her zaman güler yüzlü davranır, onların sorunlarını çözmek için adeta canını dişine takardı. (III) Son zamanlarda borçlarını ödemekte zorlanınca tırnaklarıyla kazıyarak kurduğu bu dükkânı kaybetmemek için elinden geleni ardına koymadı. (IV) Komşuları onun bu durumunu fark edince hemen aralarında para toplayıp ona yardım eli uzattılar. (V) Ahmet Efendi bu iyilik karşısında çok duygulanmış, ne diyeceğini bilemeyerek adeta dili tutulmuştu.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde, deyimin yanlış kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Üçüncü cümle
Üçüncü cümlede geçen 'elinden geleni ardına koymamak' deyimi, 'yapabileceği her türlü kötülüğü yapmak' anlamına gelen olumsuz bir ifadedir. Cümledeki bağlam ise Ahmet Efendi'nin borçlarını ödemek ve dükkânını kurtarmak için harcadığı olumlu ve iyi niyetli çabayı anlatmaktadır. Bu durum, deyimin anlamca cümleye uymamasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu oluşturur. Doğru ifade 'elinden geleni yaptı' şeklinde olmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki numaralanmış cümlelerde yer alan deyimleri tespit edin.
İkinci cümlede 'canını dişine takmak', üçüncü cümlede 'elinden geleni ardına koymamak', dördüncü cümlede 'yardım eli uzatmak' ve beşinci cümlede 'dili tutulmak' deyimleri kullanılmıştır. Birinci cümlede deyim bulunmamaktadır.
Deyim yanlışından kaynaklanan anlatım bozukluğunu bulmak için öncelikle metindeki deyimlerin doğru belirlenmesi gerekir.
2
Tespit edilen deyimlerin anlamlarını Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre analiz edin ve cümlelerin bağlamıyla karşılaştırın.
'Canını dişine takmak', 'yardım eli uzatmak' ve 'dili tutulmak' deyimlerinin anlamları cümlelerdeki kullanım bağlamına uygundur. Ancak 'elinden geleni ardına koymamak' deyimi 'yapabileceği her türlü kötülüğü yapmak' anlamına gelir ve tehdit, düşmanlık gibi olumsuz durumlar için kullanılır.
Deyimler kalıplaşmış ve belirli anlamlara sahip söz öbekleri olduğu için bağlam dışı kullanımları anlatım bozukluğuna yol açar.
3
Yanlış kullanılan deyimin yarattığı anlatım bozukluğunu belirleyin ve düzeltme önerisi sunun.
Üçüncü cümlede dükkânı kurtarmak için gösterilen olumlu çaba anlatılmaktadır. Bu bağlama 'elinden geleni ardına koymadı' deyimi uymamaktadır. Bunun yerine 'elinden geleni yaptı' ifadesi getirilmelidir.
Bağlama uymayan olumsuz bir deyimin olumlu bir çabayı anlatmak için kullanılması anlatım bozukluğunun temel nedenidir.

Anahtar Kavram

Deyimlerin kendi anlamlarına uygun cümlelerde ve doğru bağlamda kullanılması gerekir. Olumsuz anlam içeren bir deyim, olumlu bir durum veya çabayı anlatmak için kullanıldığında anlatım bozukluğu meydana gelir.
Soru 14Soru

Aşağıda verilen c��mleleri, bu cümlelerdeki anlam belirsizliklerinin temel nedenleriyle eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Roman yazmayı kardeşinden daha çok seviyordu.
Genç doktora hastanın son durumunu detaylıca sordu.
Ehliyetini polis kontrolü sırasında kaybettiğini öğrendim.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Roman yazmayı kardeşinden daha çok seviyordu cümlesi karşılaştırma hatasıyla; Genç doktora hastanın son durumunu detaylıca sordu cümlesi virgül kullanılmamasıyla; Ehliyetini polis kontrolü sırasında kaybettiğini öğrendim cümlesi ise kişi zamiri belirsizliğiyle eşleşir.
Karşılaştırma hatası içeren cümle karşılaştırma belirsizliğiyle, virgül eksikliği olan cümle noktalama hatasıyla, kişi zamiri eksik olan cümle ise iyelik belirsizliğiyle doğru şekilde eşleştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümledeki karşılaştırma anlamı ve ögeleri analiz edilir.
Cümledeki 'kardeşinden daha çok' ifadesi iki farklı karşılaştırma anlamına yol açtığı için karşılaştırma hatasıyla eşleşir.
Karşılaştırmanın iki farklı şekilde yorumlanabilmesi yapısal bir belirsizliktir.
2
İkinci cümledeki sözcük grupları ve noktalama yapısı incelenir.
'Genç doktora sordu' ifadesinde virgül eksikliği nedeniyle özne-tümleç ilişkisi belirsiz kalır, dolayısıyla noktalama eksikliğiyle eşleşir.
Virgülün eksikliği sıfat tamlaması ile isimlerin ayrımını engellemiştir.
3
Üçüncü cümledeki iyelik eki alan kelimenin anlamı kontrol edilir.
'Ehliyetini' kelimesindeki iyelik ekinin 'senin' mi yoksa 'onun' mu olduğu anlaşılamadığı için kişi zamiri belirsizliğiyle eşleşir.
Türkçede 2. tekil ve 3. tekil iyelik eklerinin çekim benzerliği bu zamir eksikliğinde anlam belirsizliği yaratır.

Anahtar Kavram

Anlam Belirsizliği
Soru 15Soru

Türkçede özne ile yüklem arasındaki teklik-çoğulluk, kişi ve olumluluk-olumsuzluk yönünden uyum, cümlenin dil bilgisi kurallarına uygunluğu açısından oldukça önemlidir. Bu uyumun gözetilmediği cümlelerde özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanan anlatım bozuklukları ortaya çıkar.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınav sonuçları açıklandığında sınıftaki öğrencilerden birçoğu büyük bir sevinçle bahçeye koştular.

Cevap

Sınav sonuçları açıklandığında sınıftaki öğrencilerden birçoğu büyük bir sevinçle bahçeye koştular.
Sınav sonuçları açıklandığında sınıftaki öğrencilerden birçoğu büyük bir sevinçle bahçeye koştular cümlesinde özne, belgisiz zamir olan 'birçoğu' sözcüğüdür. Türkçede belgisiz zamirler veya belgisiz sıfatlarla kurulan özne grupları nicelik olarak çoğul anlam taşısalar bile yüklem her zaman tekil olmalıdır. Bu nedenle yüklemin 'koştular' şeklinde çoğul değil, 'koştu' şeklinde tekil çekimlenmesi gerekirdi. Bu kurala uyulmaması özne-yüklem uyumsuzluğundan kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerin öznelerini ve yüklemlerini tek tek belirleyin.
Cümlelerdeki özne-yüklem ilişkileri incelenmek üzere ayrıştırılmıştır.
Özne-yüklem uyumsuzluğunu tespit edebilmek için öncelikle her cümlenin öznesi ile yükleminin belirlenmesi gerekir.
2
Öznelerin teklik-çoğulluk, insan olup olmama ve belgisizlik durumlarını analiz edin.
İkinci cümlede öznenin 'birçoğu' belgisiz zamiri olduğu ve yüklemin 'koştular' (çoğul) şeklinde çekimlendiği görülmüştür.
Belgisiz zamirler özne olduğunda yüklemin tekil olması kuralı ile cümlenin uyumu kontrol edilmelidir.
3
Özne ile yüklemin uyumunu denetleyerek kurallara aykırı olan cümleyi bulun.
'Birçoğu' öznesine karşılık 'koştular' yükleminin çoğul kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır; doğru biçim 'koştu' olmalıdır.
Türkçe dil bilgisi kurallarına göre belgisiz zamirlerin özne olduğu cümlelerde yüklem her zaman üçüncü tekil şahıs olmalıdır.

Anahtar Kavram

Özne-yüklem uyumsuzluğu (belgisiz zamir özne kuralı)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Sol sütunda verilen cümlelerdeki anlatım bozukluklarını, sağ sütundaki açıklamalarıyla eşleştirdiğinizde doğru eşleşme nasıl olmalıdır?

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Kardeşi, tören boyunca kulağına eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
Yıllar sonra karşılaştığı eski dostunu görünce heyecandan birdenbire ağlayıverdi.
Toplantıda alınan kararlar hakkındaki şüphe ve kuşkularını dile getirmekten ka��ındı.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Kardeşinin kulağına fısıldadığı cümle eylemin anlam içeriğinde zaten bulunan durumun ayrı bir sözcük öbeğiyle belirtilmesiyle; eski dostunu görünce ağlayıverdiği cümle tezlik fiilinin kattığı anlamın ayrıca bir zarfla tekrarlanmasıyla; şüphe ve kuşkularını dile getirmekten kaçındığı cümle ise eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede: kulağına fısıldadığı belirtilen cümlede 'fısıldamak' eylemi zaten alçak sesle yapıldığı için bu durum 'alçak sesle' ifadesini gereksiz kılar; heyecandan ağlayıverdiği belirtilen cümlede tezlik fiili (-ivermek) cümleye ansızın olma anlamı kattığından 'birdenbire' zarfı gereksizdir; şüphe ve kuşkularından bahsedilen cümlede ise eş anlamlı iki sözcük gereksiz yere bir arada kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kulağa fısıldama eylemini içeren cümleyi anlam bakımından analiz etmek
'Fısıldamak' eyleminin tanımında 'alçak sesle konuşmak' anlamı olduğu, dolayısıyla 'alçak sesle' ifadesinin cümlede gereksiz kullanıldığı tespit edilmiştir.
Eylemin anlamında zaten bulunan bir özelliğin gereksiz bir söz grubuyla yinelenmesini saptamak.
2
Eski dostunu görünce ağlayıverdiğini belirten cümleyi yapısal ve anlamsal açıdan incelemek
'-iver' tezlik ekinin kattığı ansızın/çabukluk anlamı ile 'birdenbire' zarfının anlamının örtüştüğü ve zarfın gereksiz olduğu tespit edilmiştir.
Tezlik ekiyle aynı anlamı taşıyan zaman/durum zarfının birlikte kullanımından doğan anlatım kusurunu belirlemek.
3
Şüphe ve kuşku kavramlarının geçtiği cümleyi sözcük düzeyinde incelemek
'Şüphe' ve 'kuşku' sözcüklerinin anlamdaş olduğu ve ikisinin de bağlaçla bağlanarak aynı ögeyi oluşturduğu tespit edilmiştir.
Eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğunu saptamak.

Anahtar Kavram

Türkçede gereksiz sözcük kullanımı; eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması, ekin anlamının kelimeyle tekrarlanması veya eylemin anlamında zaten bulunan bir durumun ayrı bir kelimeyle belirtilmesi şeklinde gerçekleşir.
Soru 17Soru

Aşağıdaki cümlelerde yer alan anlatım bozukluklarını, bu bozuklukların giderilmesi için gereken dil bilgisel düzeltmelerin açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Dün akşam o sinemaya, ben ise kütüphaneye gittim.
Yazarın son romanı oldukça sürükleyici, fakat dili yalın değildi.
İş yerindeki pürüzleri gidermek için yoğun çaba ve mücadele etti.
Yemekten önce ilaçlarını, sonra da dinlenmesi gerektiğini söyledi.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Dün akşam o sinemaya, ben ise kütüphaneye gittim cümlesi 'farklı öznelerin tek bir çekimli eyleme bağlanmas��yla oluşan yüklem eksikliği açıklaması' ile; Yazarın son romanı oldukça sürükleyici, fakat dili yalın değildi cümlesi 'isim soylu yüklemlerin ortak ek-fiile bağlanmasının olumsuzluk bakımından yarattığı ek-fiil eksikliği açıklaması' ile; İş yerindeki pürüzleri gidermek için yoğun çaba ve mücadele etti cümlesi 'farklı eylemler gerektiren adların tek bir yardımcı fiile bağlanmasından doğan yardımcı fiil eksikliği açıklaması' ile; Yemekten önce ilaçlarını, sonra da dinlenmesi gerektiğini söyledi cümlesi ise 'ortak kullanılan eylemsinin isimlerle uyumsuzluğundan kaynaklanan fiilimsi eksikliği açıklaması' ile eşleşir.
Verilen cümlelerdeki anlatım bozuklukları dil bilgisel kurallara göre eşleştirildiğinde; yüklem eksikliği, ek-fiil eksikliği, yardımcı fiil eksikliği ve fiilimsi eksikliği durumları sırasıyla doğru açıklamalara bağlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İlk cümleyi ('Dün akşam o sinemaya, ben ise kütüphaneye gittim.') özneler ve yüklem ilişkisi yönünden incelemek.
'O' öznesinin 'gittim' yüklemiyle uyumsuz olduğu tespit edilir. 'O sinemaya gitti' şeklinde bir yüklem eklenmelidir. Bu durum bizi yüklem eksikliğine götürür.
Sıralı/bağlı cümlelerde farklı şahıslara ait öznelerin tek bir çekimli yükleme bağlanıp bağlanamadığını belirlemek.
2
İkinci cümleyi ('Yazarın son romanı oldukça sürükleyici, fakat dili yalın değildi.') ek-fiil kullanımı yönünden incelemek.
'Sürükleyici' sözcüğünün ek-fiil almaması nedeniyle, olumsuz ek-fiil olan 'değildi'ye ortak bağlandığı ve anlamın 'sürükleyici değildi' şekline büründüğü belirlenir. 'Sürükleyiciydi' ek-fiili eklenmelidir.
Ek-fiilin olumsuzunun ortak kullanımının yarattığı anlam belirsizliğini ve ek-fiil eksikliğini tespit etmek.
3
Üçüncü cümleyi ('İş yerindeki pürüzleri gidermek için yoğun çaba ve mücadele etti.') yardımcı fiiller yönünden incelemek.
'Mücadele etmek' kullanımı doğruyken, 'çaba etmek' kullanımının yanlış olduğu ve 'çaba göstermek' şeklinde bir yardımcı fiil gerektirdiği görülür.
İsim unsurlarının farklı yardımcı fiillere ihtiyaç duyup duymadığını kontrol ederek yardımcı fiil eksikliğini belirlemek.
4
Dördüncü cümleyi ('Yemekten önce ilaçlarını, sonra da dinlenmesi gerektiğini söyledi.') fiilimsi grupları yönünden incelemek.
'İlaçlarını' sözcüğünden sonra bir eylemsi ('alması') getirilmemesinin cümle yapısında boşluk ve anlatım bozukluğu yarattığı tespit edilir.
Yan cümleciğin yüklemciği durumundaki fiilimsi eksikliğini ortaya çıkarmak.

Anahtar Kavram

Yüklem ve Yardımcı Fiil Eksikliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Onunla ilk kez üniversite yıllarında, ortak bir arkadaşımızın doğum günü partisinde tanışmıştık.

Cevap

Onunla ilk kez üniversite yıllarında, ortak bir arkadaşımızın doğum günü partisinde tanışmıştık.
Doğum günü partisinde tanışmaktan bahseden seçenekteki 'tanışmak' fiili, doğası gereği zaten ilk defa yapılan bir eylemi anlattığı için 'ilk kez' ifadesi gereksizdir. Bu ifadenin cümleden çıkarılması anlatım bozukluğunu giderecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki eylemin (yüklemin) anlam özellikleri incelenir.
'Tanışmak' fiilinin, kişilerin birbirini ilk kez görmesi ve tanıması anlamına geldiği belirlenir.
Türkçede bazı fiillerin doğasında zaten başlangıç, ilk kez gerçekleşme gibi anlamlar barındığını tespit etmek gereksiz sözcükleri bulmanın temel adımıdır.
2
Cümle içinde bu fiili niteleyen veya onunla ilişkili olan diğer sözcüklerin anlamları kontrol edilir.
Cümlede kullanılan 'ilk kez' sözünün, 'tanışmak' fiilinin anlamıyla tamamen örtüştüğü ve aynı anlamı yinelediği görülür.
Aynı anlama gelen veya anlamı zaten eylemde bulunan kelimelerin bir arada kullanılıp kullanılmadığını saptamak gerekir.
3
Cümledeki anlatım bozukluğunun kaynağı belirlenir ve düzeltme yolu gösterilir.
'İlk kez' ifadesi cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma veya bozulma olmadığı görülür. Cümlenin doğrusu 'Onunla üniversite yıllarında... tanışmıştık.' şeklindedir.
Anlatım bozukluğunu gidermek için gereksiz olan sözcüğün cümleden atılması gerekir.

Anahtar Kavram

Gereksiz sözcük kullanımı (anlamca birbirini kapsayan sözcüklerin bir arada bulunması)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, bir yargının hem kesinlik hem de ihtimal taşıyacak biçimde ifade edilmesi anlatım bozukluğuna yol açmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şüphesiz bu yeni proje, şirketin gelecekteki büyüme hedeflerini de olumlu yönde etkileyebilir.

Cevap

Şüphesiz bu yeni proje, şirketin gelecekteki büyüme hedeflerini de olumlu yönde etkileyebilir.
Şirketin gelecekteki büyüme hedeflerinin olumlu yönde etkilenmesi ihtimali 'etkileyebilir' fiiliyle sunulurken, cümlenin başında 'şüphesiz' denilerek bu durum kesinleştirilmiştir. Kesinlik ve olasılık anlamlarının aynı cümlede bulunması anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasına örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Cümledeki kesinlik ve olasılık bildiren ifadeleri belirleme
Cümlede yer alan 'şüphesiz' kelimesi kesinlik bildirirken, 'etkileyebilir' fiilindeki '-ebilir' yeterlilik eki olasılık/ihtimal bildirmektedir.
Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğunu bulabilmek için kesinlik ve olasılık bildiren unsurların aynı yargıda yer alıp almadığını kontrol etmeliyiz.
2
Anlam ilişkisini değerlendirme
Hem kesinlik ('şüphesiz') hem de ihtimal ('etkileyebilir') bildiren ifadelerin aynı cümlede kullanılması çelişki yaratır.
Bir eylemin hem kesin olarak gerçekleşeceğini hem de gerçekleşmesinin ihtimal dahilinde olduğunu aynı anda savunmak mantıksal bir çelişkiye yol açar.

Anahtar Kavram

Kesinlik ve ihtimal (olasılık) bildiren sözcük veya eklerin aynı cümlede kullanılması anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğuna yol açar.
Soru 20Soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcüğün yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarına kurulu olan çay bahçeleri, sisli havalarda tüm vadiyi boydan boya kapsar.

Cevap

Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarına kurulu olan çay bahçeleri, sisli havalarda tüm vadiyi boydan boya kapsar.
Bu cümlede 'kapsar' sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. 'Kapsamak' bir şeyi içine almak, içermek anlamına gelir. Ancak çay bahçelerinin vadi üzerindeki durumu fiziksel olarak yayılma ve örtme durumudur. Bu nedenle 'kapsar' yerine 'kaplar' sözcüğü kullanılmalıdır. Sözcüğün yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu bu cümlede yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Cümlelerdeki sözcüklerin anlam sınırlarını ve bağlama uygunluklarını incelemek
Tüm seçeneklerdeki sözcükler incelendiğinde, ilk cümle dışındaki diğer cümlelerdeki kelimelerin anlamca ve yapıca bağlama uygun olduğu görülür.
Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması hatasını bulmak için her sözcüğün sözlük anlamı ile cümlenin bütününde üstlendiği anlam karşılaştırılmalıdır.
2
İlk cümledeki 'kapsamak' ve 'kaplamak' sözcüklerinin farkını belirlemek
'Kapsamak' sözcüğü soyut veya somut sınırları içine almak anlamına gelirken, 'kaplamak' sözcüğü bir yüzeyi veya alanı örtmek, yayılmak anlamına gelir.
Çay bahçelerinin vadiyi örtmesi veya kaplaması anlatılmak istendiği için 'kapsamak' sözcüğünün kullanımı mantık ve anlam açısından yanlıştır.
3
Cümleyi doğru sözcükle yeniden kurarak anlatım bozukluğunu gidermek
Cümle, 'Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarına kurulu olan çay bahçeleri, sisli havalarda tüm vadiyi boydan boya kaplar.' şeklinde düzeltildiğinde anlatım bozukluğu giderilmiş olur.
Doğru sözcüğün yerleştirilmesiyle cümlenin iletmek istediği fiziksel örtme anlamı netleşir.

Anahtar Kavram

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
Sayfa 1 / 2Sonraki