Paragrafta Ana Düşünce

292 soru

Soru 1Soru

Bilimsel etkinliğin temeline nesnel gözlemi yerleştiren klasik anlayış, araştırmacıyı doğanın sessiz bir tanığı olarak konumlandırır. Bu yaklaşıma göre bilim insanı, zihnini her türlü ön kabulden arındırarak olguları oldukları gibi kaydeder. Oysa modern bilim felsefesinin ortaya koyduğu üzere, teoriden bağımsız, "saf" bir gözlem olanağı yöntemsel bir yanılsamadan ibarettir. Her gözlem, doğası gereği belirli bir kuramsal çerçevenin, kavramsal bir haritanın rehberliğinde gerçekleştirilir. Araştırmacının neye odaklanacağını, hangi veriyi "anlamlı" kabul edip hangisini dışarıda bırakacağını belirleyen şey, arka planda işleyen o görünmez teorik şemadır. Dolayısıyla bilimsel ilerleme, çıplak gözle toplanan ham verilerin basit bir yığ��lımı değil; verilerin, sürekli yenilenen kuramsal gözlüklerle yeniden anlamlandırılması sürecidir. Kısacası, olguları kuramın ışığından yoksun bir biçimde biriktirmeye çalışmak, pusulasız bir geminin rotasını çizmeye benzer; zira teori olmadan gözlem kör, gözlem olmadan teori ise dayanaksız kalmaya mahkûmdur.

Bu parçaya göre, "Bilimsel verilerin anlam kazanması ve bilimsel ilerlemenin ger��ekleşmesi, gözlemin nesnelliğinden ziyade gözlemi yönlendiren kuramsal çerçevelerin varlığına bağlıdır." yargısı parçanın ana düşüncesini yansıtmaktadır.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Sunulan yargı, parçanın ana düşüncesini tam ve doğru bir biçimde yansıttığı için bu ifade doğrudur.
Parçada nesnel gözlemin tek başına yetersiz olduğu, her gözlemin kuramsal bir çerçeve rehberliğinde anlam kazanması gerektiği ve bilimsel ilerlemenin bu kuramlar sayesinde gerçekleştiği savunulduğu için sunulan yargı doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genelinde ele alınan konuyu ve yazarın odaklandığı temel fikri tespit etmek amacıyla paragrafı çözümlemek.
Metinde klasik bilim anlayışının 'saf nesnel gözlem' tezine karşı çıkıldığı ve her bilimsel gözlemin kuramsal bir çerçeve gerektirdiği sonucuna ulaşılır.
Parçanın ana düşüncesini belirlemek, yargının doğruluğunu sınamanın temel adımıdır.
2
Paragraftaki anahtar ifadeleri (teoriden bağımsız gözlem olanağının yanılsama olması, verilerin kuramsal şemalarla anlamlandırılması vb.) incelemek.
Bilimsel ilerleme ve verilerin anlam kazanmasının, gözlemi yönlendiren kuramsal kabullere bağlı olduğu tezi doğrulanır.
Yazarın savunduğu ana tezin sınırlarını ve gerekçelerini netleştirmek gerekir.
3
Soru kökündeki yargıyı metinden elde edilen ana düşünceyle karşılaştırmak.
Soru kökündeki 'bilimsel verilerin anlam kazanması ve bilimsel ilerlemenin kuramsal çerçevelere bağlı olduğu' yargısının, metindeki ana düşünceyle tamamen örtüştüğü belirlenir.
Verilen yargının metinle uyumunu saptayarak nihai değerlendirmeyi yapmak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 2Soru

Metin:

Sanatın yüzyıllar boyunca süren mükemmellik arayışı, sanayileşmeyle birlikte seri üretimin kusursuz geometrisine çarpmış ve yön değiştirmiştir. Hatasız üretilen her nesne, insan elinin ve zihninin barındırdığı o biricik dalgalanmaları yok ettiği ölçüde ruhsuzlaşmaktadır. Bugün el yapımı bir seramik vazo üzerindeki küçük bir asimetri ya da tamamlanmamış bir ahşap oyma, izleyiciye bir kusur gibi görünmekten ziyade, o esere hayat veren yaratıcı sürecin ve harcanan emeğin somut birer kanıtı olarak sunulur. Zira pürüzsüz ve hatasız olan, insanı dışlayan bir makine düzenini temsil ederken; kusurlar, sanatçının eserle girdiği dinamik çatışmanın ve varoluşsal mücadelenin izleridir. Sanat alıcısı da artık nihai ve kusursuz bir üründen ziyade, bu insanileştirici kusurlar üzerinden sanatçının d��nyasına dahil olmayı arzulamaktadır. Kusursuzluğun standartlaştığı modern dünyada sanat, insan olmanın getirdiği kırılganlığı ve hatayı yansıtan bir sığınak işlevi gör��r. Bu bağlamda, sanat yapıtındaki kasıtlı ya da kendiliğinden oluşan pürüzler, eseri değersizleştiren teknik yetersizlikler değil; aksine onu biricik ve insani kılan en temel estetik değer alanlarıdır.

Bu metinde yer alan düşünceler dikkate alındığında, 'Sanatta el emeğinin ve insan elinin izini taşıyan hata ve pürüzler, modern çağın kusursuz makine üretimine karşı yapıta biriciklik ve estetik değer kazandıran temel ögelerdir.' yargısı metnin ana düşüncesidir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen yargı metnin ana düşüncesidir, dolayısıyla doğru (true) olarak değerlendirilmelidir.
Sanat eserindeki pürüzlerin ve insani hataların makine kusursuzluğuna karşı biriciklik kazandırdığı ve eserin estetik değerini oluşturduğu ana fikri metinle tamamen örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genelinde neyin anlatıldığını ve yazarın asıl iletmek istediği mesajı belirleyin.
Metinde modern üretimdeki kusursuzluğun soğukluğu ile sanat eserlerindeki insani kusurların/pürüzlerin getirdiği biriciklik ve değer karşılaştırılmaktadır.
Ana düşünceye ulaşmak için konunun ve yazarın bakış açısının doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Metindeki anahtar kelimeleri ve sonuç cümlesini analiz edin.
Son cümlede geçen 'sanat yapıtındaki pürüzler, eseri değersizleştiren teknik yetersizlikler değil; aksine onu biricik ve insani kılan en temel estetik değer alanlarıdır' ifadesi yazarın asıl savunmak istediği görüştür.
Genellikle metnin son kısımlarında ana düşünceyi özetleyen veya doğrudan veren yargılar yer alır.
3
Önerilen yargı ile metinden çıkarılan ana düşünceyi karşılaştırın.
Önerilen yargı, metindeki ana düşünceyi eksiksiz ve doğru bir biçimde özetlemektedir.
Yargının doğru (true) mu yoksa yanlış (false) mu olduğunu belirlemek amacıyla karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Paragrafta yazarın okuyucuya iletmek istediği asıl mesaj olan ana düşünceyi (ana fikri) tespit etme.
Soru 3Soru

Bilim tarihi, genellikle başarıdan başarıya koşan deha sahibi kahramanların ve mutlak doğruların kesintisiz, kronolojik bir resmi olarak sunulur. Oysa gerçek bilimsel bilgi üretimi, doğası gereği metodolojik yanılmalar, aşılması güç çıkmaz sokaklar ve zamanla yanlışlanmış hipotezlerle doludur. Bir bilim insanının ulaştığı her 'doğru', aslında elenmiş ve çürütülmüş onlarca 'yanlış' olasılığın sağlam temelleri üzerine inşa edilir. Hatalar, araştırmacıyı mevcut hipotezlerini yeniden gözden geçirmeye, elde edilen verileri farklı bir perspektiften okumaya ve yerleşik bilimsel kabullere meydan okumaya zorlar. Bu yönüyle bilimde yanılma payı, bilimsel ilerlemenin önündeki bir engel değil, tam aksine keşif sürecini dinamik kılan, yeni yollar açan kurucu bir ögedir. Yanılgıların ve başarısızlıklar��n dışlandığı, sadece pürüzsüz başarı öykülerinin aktarıldığı tek boyutlu bir bilim anlatısı, bilimin şüpheci, sorgulayıcı ve kendini durmaksızın düzelten doğasını göz ardı etmek anlamına gelir. Dolayısıyla gerçek anlamda bilimi kavramak, onun nihayetinde ulaştığı parlak sonuçlar kadar, bu sonuçlara giden yoldaki sapmaları, denemeleri ve yanlış yolları da sabırla incelemeyi gerektirir.

Bu parçaya göre, bilimsel bilginin gelişiminde hataların ve yanlış yönelimlerin rolüne ilişkin şu iddia ortaya atılmıştır: 'Bilimsel süreçte karşılaşılan yanılgılar ve başarısızlıklar, gelişimi sekteye uğratan geçici engeller olmaktan ziyade; araştırmacıyı sorgulamaya yönlendirerek yeni keşif yollarının kapısını açan ve bilimin kendi kendini düzeltme mekanizmasını çalıştıran kurucu unsurlardır.'

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen iddia paragrafta savunulan ana düşünceyle örtüşmektedir, bu nedenle ifade doğrudur.
İddia edilen ifade, parçanın ana düşüncesini eksiksiz bir şekilde özetlemektedir. Parçada bilimsel bilginin gelişiminde hataların, yanlış hipotezlerin ve sapmaların araştırmacıyı sorgulamaya zorlayarak keşif sürecini dinamik kılan kurucu birer unsur olduğu savunulmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın konusunu ve yazarın temel iletisini belirlemek.
Yazarın, bilim tarihinin pürüzsüz başarı öyküleri yerine hataları, yanılgıları ve çıkmaz yolları da kapsayan dinamik bir süreç olarak kavranması gerektiğini savunduğu tespit edilmiştir.
Paragraftaki ana düşünceye ulaşmak için yazarın üzerinde durduğu temel tartışma noktasını anlamak gerekir.
2
Metindeki anahtar cümleleri ve yargıları analiz etmek.
'Hatalar, araştırmacıyı mevcut hipotezlerini yeniden gözden geçirmeye... zorlar' ve 'bilimde yanılma payı... keşif sürecini dinamik kılan, yeni yollar açan kurucu bir ögedir' yargıları tespit edilmiştir.
Yazarın iddialarını hangi gerekçelerle temellendirdiğini bularak ana fikri netleştirmek gerekir.
3
Metnin ana düşüncesi ile sorudaki iddiayı karşılaştırmak.
İddiadaki 'yanılgıların yeni keşif yolları açan ve bilimin kendini düzeltme mekanizmasını çalıştıran kurucu unsurlar olduğu' tezi, parçadaki 'yanılma payının keşif sürecini dinamik kılan kurucu öge olduğu' ve 'bilimin kendini düzelten doğasını' desteklediği yargısıyla tam uyum göstermektedir.
Önerilen ifadenin metnin ana fikrini doğru yansıtıp yansıtmadığını doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 4Soru

Metin:

Çeviri, çoğu zaman bir dildeki sözcüklerin başka bir dildeki karşılıklarını bulup yerleştirmekten ibaret, mekanik bir aktarım süreci olarak görülür. Oysa bir metni başka bir dile taşımak, yalnızca sözcüklerin sözlük anlamlarını devretmek değil; o metnin doğduğu kültürün duygu dünyasını, tarihsel birikimini ve dilin kendine özgü ritmini yeniden üretmektir. Gerçek bir ��evirmen, yazarın sadece ne söylediğini değil, bunu söylerken hangi kültürel kodlardan beslendiğini ve dilin sınırlarını nasıl zorladığını da kavramak zorundadır. Bu yönüyle çeviri, kaynak metne kölece bağlı bir taklit eylemi değil; hedef dilin olanaklarıyla gerçekleştirilen, yaratıcı bir yeniden yazma ve yorumlama sürecidir. Çevirmen de bir aktarıcı olmanın ötesinde, iki farklı kültür arasında köprü kurarken yeni bir estetik nesne ortaya koyan bir sanatkârdır. Dolayısıyla çeviri eser, orijinal metnin sönük bir gölgesi değil, yeni bir dilde yeniden hayat bulmuş özgün bir varoluştur.

Değerlendirme:

Bu metnin ana düşüncesi; çevirinin, sözcük düzeyinde mekanik bir aktarımın ötesine geçerek kaynak metnin kültürel ve sanatsal değerlerini hedef dilde yeniden biçimlendiren yaratıcı bir yeniden var etme süreci olduğudur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Değerlendirme ifadesi doğrudur. Çünkü metnin genelinde çevirinin kelimelerin sözlük anlamlarını aktaran mekanik bir süreç olmadığı, aksine kaynak metnin kültürel ve estetik birikimini hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir sanat faaliyeti olduğu savunulmaktadır.
Değerlendirme ifadesi metnin ana düşüncesini doğru biçimde yansıtmaktadır. Yazar, çeviriyi mekanik bir sözcük aktarımı değil; hedef dilde yeni bir estetik nesne ortaya koyan yaratıcı bir yeniden yazma süreci olarak görmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin giriş kısmını analiz ederek çeviriye yönelik yaygın ve yüzeysel bakış açısını belirlemek.
Çevirinin genellikle kelimelerin hedef dildeki karşılıklarını bulmaktan ibaret mekanik bir süreç olarak görüldüğü saptanmıştır.
Metnin hangi karşıtlık veya yanılgı üzerine kurulduğunu tespit etmek, ana düşünceye giden yolu açar.
2
Metnin gelişme kısmındaki argümanları inceleyerek gerçek çevirinin niteliklerini belirlemek.
Gerçek çevirinin; kaynak metnin kültürünü, tarihini, dil ritmini hedef dilde yeniden üretmeyi gerektirdiği ve çevirmenin yaratıcı bir sanatkâr olduğu saptanmıştır.
Yazarın destekleyici argümanlarını anlamak, onun asıl vurgulamak istediği düşünceyi netleştirir.
3
Metnin sonuç cümlesini analiz ederek ana düşünceyi sentezlemek ve değerlendirme ifadesiyle karşılaştırmak.
Metnin çeviriyi taklit değil, özgün ve yaratıcı bir yeniden var etme süreci olarak tanımladığı görülmüştür. Bu durum, değerlendirmedeki 'yaratıcı yeniden yaratım süreci' ifadesiyle tam olarak örtüşmektedir.
Metnin ana fikrini doğrudan ortaya koyan sonuç yargısıyla değerlendirme cümlesinin paralelliğini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 5Soru

Müzikte es (sessizlik), seslerin ritmik akışını kesintiye uğratan basit bir boşluk ya da pasif bir durağanlık anı değildir. Aksine sessizlik; sesin sınırlarını belirleyen, ona hacim kazandıran ve işitilen tınının zihinde yankılanmasına imkân tanıyan kurucu ve dinamik bir unsurdur. Nota satırlarındaki bu boşluklar olmasaydı, seslerin ardı ardına yığılması kaotik bir gürültüye dönüşür; melodinin kendine özgü yapısı, ritmi ve duygusal derinliği tamamen kaybolurdu. Tıpkı mimaride mekânı görünür ve yaşanır kılanın duvarların kendisi değil, o duvarlar arasında kalan boşluklar olması gibi, müzikal bir yapıtta da anlamı ve estetik değeri inşa eden şey sesin fiziksel varlığı kadar sessizliğin bilinçli ve ölçülü kullanımıdır. Nitekim modern bestecilerin sessizliği âdeta bir enstrüman gibi konumlandırması, onun sesin karşıtı değil, tamamlayıcısı ve varoluşsal zemini olduğunu kabul etmelerinden kaynaklanır. Bu bağlamda müzikal sessizlik, sesin yokluğu anlamına gelmez; aksine sesin en saf ve vurucu biçimde algılanmasını sağlayan, dinleyiciyi zihinsel bir katılıma davet eden estetik bir gerilim alanıdır.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sessizliğin, müzikte sesin yokluğu veya karşıtı olmaktan ziyade yapıta estetik ve yapısal anlam kazandıran kurucu bir öge olduğu

Cevap

Sessizliğin, müzikte sesin yokluğu veya karşıtı olmaktan ziyade yapıta estetik ve yapısal anlam kazandıran kurucu bir öge olduğunu belirten seçenektir.
Metinde sessizliğin seslerin akışını bölen basit bir durağanlık olmadığı, aksine melodinin özgün yapısını koruyan, sesin sınırlarını belirleyen ve yapıta hacim kazandıran dinamik bir öge olduğu belirtilmektedir. Doğru seçenek sessizliğin sesin yokluğu veya karşıtı olmaktan öte, yapıta estetik ve yapısal değer katan kurucu niteliğini en kapsamlı şekilde özetlemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genelini okuyarak sessizlik (es) kavramına yüklenen temel anlamı ve işlevi belirlemek.
Sessizliğin sadece seslerin kesilmesi değil; sesin sınırını çizen, tınının yankılanmasını sağlayan, anlam ve estetik değer üreten kurucu bir niteliğe sahip olduğu belirlenir.
Ana düşünce sorularında yazarın metinde savunduğu temel tezi ve asıl iletmek istediği genel mesajı bulmak esastır.
2
Metindeki yan bilgileri, örnekleri ve benzetmeleri (mimarideki boşluk, modern bestecilerin sessizliği enstrüman gibi görmesi, gürültünün önlenmesi vb.) saptayarak bunları ana düşünceden ayırmak.
Bu ögelerin ana fikri destekleyen yardımcı düşünceler olduğu ve çeldiricilerde kullanılacağı fark edilir.
Çeldiricilerin önemli bir kısmı metinde geçen yardımcı düşüncelerden oluşturulur; bunları elemeyi kolaylaştırmak gerekir.
3
Metnin ana fikrini en kapsamlı şekilde kapsayan, aşırı genellemelere ve kişisel yorumlara kaçmadan yazarın ana iletisini sentezleyen seçeneği tespit etmek.
Sessizliğin müzikal yapıtın bütününde sesin yokluğu ya da karşıtı olmadığını, yapıta estetik ve yapısal boyut katan kurucu bir öge olduğunu ifade eden seçeneğe ulaşılır.
Doğru seçenek parçanın bütününe yayılmış olan mesajı en doğru şekilde temsil etmelidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Belirleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

Bilimsel bilginin doğası, sıklıkla zannedildiği gibi sarsılmaz doğruların üst üste yığılmasıyla oluşan statik bir yapı değildir. Aksine bilim, durmaksızın kendi kabullerini sorgulayan, yanlışlanabilirliği bir zafiyet değil, gelişimin itici gücü olarak gören dinamik bir süreçtir. Geçmişte doğanın mutlak kanunları olarak kabul edilen pek çok kuram, yeni gözlemlerin ve daha hassas ölçüm araçlarının ortaya çıkışıyla tahtını kaybetmiş veya kapsamlı revizyonlara uğramıştır. Bu durum, bilimin güvenilmez olduğunu de��il, kendini düzeltebilme ve gerçeğe daha fazla yaklaşabilme yeteneğini gösterir. Bilimsel ilerleme, eski paradigmaların yıkılıp yerine yenilerinin kurulmasıyla veya mevcut modellerin sınırlarının çizilmesiyle gerçekleşir. Dolayısıyla bilimi nihai hedefe ulaşmış bir cevaplar bütünü olarak değil, sürekli güncellenen ve gerçeği anlama çabasını temsil eden bir yöntem olarak kavramak gerekir. Bilimin gücü, değişmez doğrular sunmasında değil, değişime ve yeni kanıtlara açık olan metodolojisinde gizlidir.

Bu parçanın ana düşüncesi; bilimin statik bir doğrular yığını olmadığı, aksine kendini sürekli sorgulayan ve yeni verilerle revize eden dinamik bir yöntem olduğudur.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen ifade paragrafın ana düşüncesini doğru bir şekilde yansıtmaktadır (Doğru).
Verilen ifade, parçanın genelinde savunulan 'bilimin dinamik bir yöntem olduğu' tezini tam olarak karşılamaktadır. Yazar, bilimin gücünün değişmez doğrular sunmasında değil, yeni kanıtlar ışığında kendini güncelleyen yönteminde yattığını belirtmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın hızlıca okunarak konusunun ve anahtar kavramlarının belirlenmesi.
Paragrafın konusunun 'bilimsel bilginin doğası ve bilimsel ilerleme', anahtar kavramların ise 'dinamik süreç', 'kendini sorgulama' ve 'metodoloji' olduğu belirlenir.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle metnin ne hakkında yazıldığını ve hangi kavramlar etrafında şekillendiğini anlamak gerekir.
2
Yazarın konuya bakış açısının ve asıl iletmek istediği mesajın (ana düşüncenin) tespit edilmesi.
Yazarın bilimi sabit bir doğrular toplamı olarak değil, kendini güncelleyen bir yöntem olarak gördüğü ve asıl gücünün bu dinamizmde yattığını savunduğu saptanır.
Paragraftaki yardımcı düşünceleri (örneğin kuramların zamanla değişmesi) elenerek yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği nihai mesaj bulunur.
3
Verilen ifadenin, paragraftan çıkarılan bu ana düşünceyle karşılaştırılarak doğruluğunun test edilmesi.
Verilen ifadenin, paragrafın genelinde savunulan 'bilimin dinamik bir yöntem olduğu' düşüncesini tam olarak karşıladığı ve ana düşünceyi doğru yansıttığı görülür.
Bulunan ana düşünce ile soruda sunulan ifadenin örtüşüp örtüşmediğini denetleyerek doğru seçeneğe karar vermek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 7Soru

Arkeoloji genellikle geçmişin görkemli saraylarını, devasa tapınaklarını ve kralların hazinelerini gün yüzüne çıkaran bir bilim dalı olarak algılanır. Geniş kitlelerin zihnindeki bu algı, müzeleri süsleyen altın taçlar ve devasa heykellerle beslenir. Oysa insanlığın geçmişteki gerçek ritmini, toplumsal ilişkilerini ve yaşam mücadelesini anlamak, egemenlerin bıraktığı bu büyük anıtlardan ziyade sıradan insanların günlük yaşamlarında kullandıkları basit araç gereçlerde gizlidir. Antik bir kentin çöplüğünde bulunan bir çömlek kırığı, paslanmış bir tarım aleti veya mütevazı bir evin tabanındaki ocak kalıntısı, resmi tarih yazımının göz ardı ettiği alt sınıfların yaşayışını, beslenme alışkanlıklarını ve günlük emeğini anlamamızı sağlar. Büyük anıtlar iktidarın ve gücün diliyle konuşarak tek yönlü bir anlatı kurarken sıradan nesneler, sessizce toplumun çoğunluğunun hikayesini aktarır. Bu yüzden arkeolojik kazılarda elde edilen sıradan buluntular, sadece geçmişin estetik düzeyini gösteren sanatsal objeler değildir. Aksine bu buluntular, büyük tarih anlatılarının boşluklarını dolduran ve geçmişin gerçek yaşam pratiklerine doğrudan ��şık tutan en güvenilir belgelerdir.

Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçmiş dönemlerin toplumsal gerçekliğini doğru kavramanın yolu, sıradan insanların gündelik yaşam pratiklerini yansıtan buluntuları anlamlandırmaktan geçer

Cevap

Geçmiş dönemlerin toplumsal gerçekliğini doğru kavramanın yolu, sıradan insanların gündelik yaşam pratiklerini yansıtan buluntuları anlamlandırmaktan geçer.
Parçada, arkeolojinin sadece saraylar veya anıtlar gibi iktidar odaklı yapılarla sınırlı kalmaması gerektiği, asıl toplumsal gerçekliği ve tarihin eksik yönlerini anlamak için sıradan insanların günlük nesnelerinin (çömlek kırıkları, tarım aletleri vb.) incelenmesinin önemi vurgulanmaktadır. Bu nedenle geçmişin toplumsal gerçekliğini kavramanın sıradan insanların gündelik yaşam pratiklerini yansıtan buluntuların incelenmesiyle mümkün olacağını belirten yargı parçanın ana düşüncesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde neyden bahsedildiğini ve yazarın asıl iletmek istediği mesajı belirlemek için metin dikkatle okunur.
Metinde arkeolojinin anıtsal yapılar yerine sıradan gündelik nesneler aracılığıyla toplumsal gerçekliğe nasıl ışık tuttuğu tartışılmaktadır.
Ana düşünceyi belirlemek için metnin yazılış amacını kavramak gerekir.
2
Yardımcı düşünceler ile ana düşünceyi ayırt etmek için seçenekler incelenir.
Büyük anıtların gücü yansıtması veya resmi tarihin alt sınıfları göz ardı etmesi gibi ifadeler metinde geçse de bunlar ana düşünceyi destekleyen yardımcı unsurlardır.
Yardımcı düşüncelerin ana düşünce sanılması yaygın bir hata türüdür.
3
Yazarın asıl savunduğu fikri en genel şekilde sentezleyen yargı belirlenir.
Sıradan insanların gündelik eşyalarının incelenmesinin geçmişin gerçek yaşam pratiklerini ve toplumsal yapısını anlamadaki belirleyici rolünü ifade eden yargı doğru yanıttır.
Doğru seçenek metnin ana iletisini en kapsamlı şekilde özetleyen yargıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Tarihî yapıların restorasyonunda sıkça düşülen bir hata, onları ilk inşa edildikleri günkü pürüzsüz ve yepyeni hâllerine döndürme arzusudur. Oysa bir yapının gerçek değeri, yalnızca mimari projesinde ya da kullanılan malzemenin özgünlüğünde saklı değildir. Yapı, asırlar boyunca içinden geçen hayatların, iklimsel koşulların ve toplumsal dönüşümlerin izlerini üzerinde taşır. Yüzeydeki aşınmalar, renk değişimleri ve hatta küçük çatlaklar, binanın zamanla kurduğu sessiz bağın ve tanıklık ettiği yaşanmışlığın somut kanıtlarıdır. Restorasyon süreci, bu yaşanmışlık izlerini birer kusur olarak görüp tamamen yok ettiğinde, yapıyı tarihsel bağlamından kopararak onu geçmişin ruhsuz bir taklidine dönüştürür. Bu nedenle gerçek bir koruma faaliyeti, yapının yalnızca fiziksel dayanıklılığını artırmayı değil, aynı zamanda zamanın onun üzerinde bıraktığı ve ona kimlik kazandıran o estetik katmanı da korumayı amaçlamalıdır. Ancak bu şekilde geçmiş, şimdiki zamana tüm sahiciliğiyle aktarılabilir.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarihî bir yapıyı gerçek anlamda korumak, onu ilk günkü hâline döndürmekten ziyade zamanın ve yaşanmışlığın üzerinde bıraktığı izleri muhafaza etmekle mümkündür.

Cevap

Tarihî bir yapıyı gerçek anlamda korumak, onu ilk günkü hâline döndürmekten ziyade zamanın ve yaşanmışlığın üzerinde bıraktığı izleri muhafaza etmekle mümkündür.
Doğru cevap olan seçenek, paragrafta savunulan temel tezi doğrudan özetlemektedir. Yazar, tarihî bir yapıyı koruma faaliyetinin sadece fiziksel ömrü uzatmak ya da yapıyı ilk günkü pürüzsüzlüğüne kavuşturmak olmadığını; aksine zamanın, iklimin ve yaşanmışlığın yapı üzerinde bıraktığı izleri de estetik bir katman olarak muhafaza etmek olduğunu belirtmektedir. Bu durum son cümlelerde 'gerçek bir koruma faaliyeti... zamanın onun üzerinde bıraktığı... yaşanmışlığın izlerini de muhafaza etmelidir' ifadesiyle açıkça ortaya konmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin konusunu belirleme
Paragrafta tarihî yapıların restorasyon süreçleri ve bu süreçlerdeki koruma yaklaşımları ele alınmaktadır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle yazarın üzerinde durduğu konuyu belirlemek gerekir.
2
Yazarın ana iletisini saptama
Yazar, restorasyon sırasında yapıların yepyeni hâle getirilmesini eleştirmekte, yapıların üzerindeki yaşanmışlık izlerinin (aşınmalar, çatlaklar) yapının asıl kimliğini oluşturduğunu ve korunması gerektiğini savunmaktadır.
Yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği asıl ileti, paragrafın ana düşüncesini oluşturur.
3
Seçenekleri analiz etme ve eleme
Seçenekler incelendiğinde, binaların ilk günkü durumuna getirilmesi yerine yaşanmışlık izlerinin muhafaza edilmesi gerektiğini belirten yargının ana düşünceyi yansıttığı tespit edilir.
Seçeneklerin metinde geçen yardımcı düşüncelerden ve metin dışı çıkarımlardan elenerek ana düşünceyle eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Felsefe, insanlığın hazır cevaplar konforundan sıyrılıp soruların labirentine adım atma cesaretidir. Çoğu zaman gündelik yaşamın pratik döngüsünde sorgulanmadan kabul edilen kavramlar, felsefi bir bakışın süzgecinden geçtikçe alışılagelmiş anlamlarını yitirir ve yeni boyutlar kazanır. Felsefe tarihi, sisteme yöneltilen büyük itirazların, yerleşik kabullere meydan okuyan sarsıcı soruların toplamıdır. Bir filozofun asli görevi de topluma kullanışlı reçeteler sunmak ya da insanlar�� mutlak doğrunun durağanlığına ulaştırmak değildir. Aksine o, apaçık görünenin ardındaki çelişkileri görünür kılarak düşünceyi dogmaların kıskacından kurtarmayı amaçlar. Bu yönüyle felsefi çaba, pratik bir fayda sağlama veya hayata doğrudan yön verme kaygısı gütmez. Onun en büyük başarısı, insan zihnini sınırlandıran kalıpları yıkarak bireye kendi düşünme alanını açması ve ona dünyayı yeni baştan sorgulayabilme özgürlüğünü kazandırmasıdır. Dolayısıyla felsefeyi sadece bir bilgi yığını olarak görmek, onun insanı özgürleştiren dinamik yapısını gözden kaçırmak demektir.

Bu parçada felsefi düşünce ile ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsanın yerleşik inançları sorgulamasını sağlayarak zihinsel sınırları aşmasına ve özg��rce düşünmesine imkân tanıdığı

Cevap

İnsanın yerleşik inançları sorgulamasını sağlayarak zihinsel sınırları aşmasına ve özgürce düşünmesine imkân tanıdığı
Bu parçada felsefenin hazır cevaplardan uzaklaşarak zihinsel sınırları zorladığı, kalıpları yıktığı ve bireye kendi düşünme alanını açarak sorgulama özgürlüğü kazandırdığı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla felsefi düşüncenin asıl anlatılmak istenen işlevi, insanın yerleşik inançları sorgulamasını sağlayarak zihinsel sınırları aşmasına ve özgürce düşünmesine imkân tanımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı okuyup yazarın temel iletisine odaklanmak.
Yazarın felsefeyi pratik fayda sağlayan bir araçtan ziyade zihni dogmalardan ve kalıplardan kurtaran, özgürce sorgulama alanı açan bir çaba olarak tanımladığı belirlenir.
Ana düşünce sorularında yazarın metni yazış amacını ve okuyucuya iletmek istediği asıl mesajı saptamak gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri ve metin dışı yorumları elemek.
Gündelik kavramları sorgulamak ve pratik reçeteler sunmamak gibi ifadelerin metinde geçen yardımcı bilgiler olduğu; toplumsal sorunlara çözüm bulmak veya bilime zemin hazırlamak gibi iddiaların ise metin dışı yorumlar olduğu tespit edilir.
Paragrafta geçen yan bilgilerin (yardımcı düşüncelerin) ana düşünce sanılması hatasını önlemek ve metnin sınırları dışına çıkmamak için bu ayrım yapılmalıdır.
3
Saptanan ana iletiyi karşılayan en kapsamlı seçeneği belirlemek.
İnsanın yerleşik inançları sorgulayarak zihinsel sınırlarını aşmasını ve özgürce düşünmesini sağlama işlevinin paragrafın genelini kapsayan ana düşünce olduğu sonucuna varılır.
Ana düşünce seçeneği metindeki tek bir cümleyi aynen tekrarlamak yerine parçanın bütününü kapsayan ve sentezleyen bir yapıda olmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 10Soru

Metin:

Bir edebî eseri başka bir dile aktarmak, yalnızca kelimelerin sözlük karşılıklarını yan yana dizmekten ibaret olsaydı, çeviri eylemi mekanik bir aktarıma indirgenebilirdi. Oysa her dil, kendine has bir dünya görüşünü, kültürel kodları ve kendine özgü duygusal katmanları barındırır. Çevirmen, kaynak metindeki kelimelerin arkasındaki bu görünmez ağı sezmek ve onu hedef dilin kendi ruhuyla yeniden dokumak zorundadır. Bu bağlamda çeviri, özgün metnin edilgen bir kopyası değil; onun başka bir kültür ikliminde yeniden doğmasını, yani yaşamasını sağlayan yaratıcı bir yeniden yazım sürecidir. Çevrilmeyen bir yapıt kendi dilinin sınırlarında hapis kalırken, başarılı bir çeviriyle sınırları aşan yapıt, evrensel edebiyat kanonunda kendine dinamik bir yer edinir. Dolayısıyla çeviri, aslına kelimesi kelimesine sadakat adına metni dondurmak yerine, ona yeni yaşam alanları açarak onun zamana ve farklı coğrafyalara karşı direncini ve kalıcılığını artırır. Bu durum, çevirinin aslında bir yeniden yaratım olduğunu ve esere öl��msüzlük kazandırdığını gösterir.

Bu metne göre, "Başarılı bir çeviri, kaynak metne biçimsel ve sözcüksel olarak birebir bağlı kalarak onun özgün yapısını koruyan ve bu yolla evrenselliğe ulaşan çalışmadır." yargısı, metnin ana düşüncesiyle örtüşmekte midir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: False

Cevap

Verilen yargı metnin ana düşüncesiyle örtüşmemektedir.
Doğru yanıt olan 'örtüşmemektedir' (yanlış) seçeneğinin gerekçesi, metnin çeviriyi kelimesi kelimesine bir kopyalama değil, eseri başka bir dil ve kültürde yeniden var eden yaratıcı bir süreç olarak görmesidir. Yargı ise bunun tam tersini iddia etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve yazarın çeviri eylemine yaklaşımını tespit etme.
Yazar çevirinin 'mekanik bir aktarım' olmadığını, 'yaratıcı bir yeniden yazım süreci' ve 'yeniden yaratım' olduğunu savunmaktadır.
Yazarın savunduğu temel tezi (ana düşünceyi) anlamak için çeviri kavramına getirdiği tanımı belirlemek gerekir.
2
Metinde geçen 'aslına sadakat' kavramına yönelik eleştiriyi inceleme.
Çevirinin 'aslına kelimesi kelimesine sadakat adına metni dondurmak yerine, ona yeni yaşam alanları açması' gerektiği belirtilmiştir.
Metindeki olumsuzlanan (istenmeyen) çeviri yaklaşımı ile önerilen başarılı çeviri yaklaşımı arasındaki farkı netleştirmek gerekir.
3
Soru kökündeki yargıyı metnin savunduğu düşünceyle karşılaştırma.
Söz konusu yargı 'sözcüksel olarak birebir bağlı kalmayı' başarının ölçütü sayarken, metin bunu 'metni dondurmak' ve 'mekanik aktarım' olarak görüp tam tersini savunur.
Yargının metnin ana fikriyle uyumlu olup olmadığını (doğru/yanlış durumunu) kesinleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Günümüzde dijital ekranların hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye ulaşma hızımız artsa da bilginin derinliği aynı oranda azalmaktadır. İnternet ortamında karşımıza çıkan metinleri hızla tarayarak okuyor, bir konudan diğerine saniyeler içinde geçiyoruz. Bu 'hızlı tarama' alışkanlığı, zihnimizin derinlemesine düşünme ve odaklanma yeteneğini köreltmektedir. Oysa gerçek bir okuma eylemi, kelimelerin ötesine geçmeyi, yazarla zihinsel bir tartışmaya girmeyi ve edinilen bilgiyi içselleştirmeyi gerektirir. Yavaş okuma veya derin okuma dediğimiz bu süreç, bireyin eleştirel düşünme becerilerini geliştirir ve olaylara çok boyutlu bakmasını sağlar. Bilgi bombardımanı altında ezilmemek ve kendi düşüncelerimizi üretebilmek için okuma hızımız�� azaltmalı, metinlerin derinliklerine inmeliyiz. Ancak bu şekilde yüzeysel bilgilerin esiri olmaktan kurtulup özgür zihinler inşa edebiliriz.

Buna göre, 'Dijitalleşmenin getirdiği hızlı bilgi tüketimi karşısında, bireyin eleştirel düşünme ve bağımsız fikir üretme becerisini korumasının yolu yavaş ve derinlemesine okuma alışkanlığını sürdürmesidir.' ifadesi bu parçanın ana düşüncesi midir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Verilen yargı paragrafın ana düşüncesidir.
Paragrafta dijital çağda hızlı okuma alışkanlığının zihni körelttiği, buna karşın yavaş okumanın eleştirel düşünmeyi geliştirdiği belirtilerek çözüm yolu sunulmuştur. Bu durum, verilen ifadenin ana düşünce olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın konusunu belirleme
Paragrafın konusu, dijitalleşmenin getirdiği hızlı bilgi tüketiminin zihinsel odaklanmaya ve derin düşünmeye olan etkileridir.
Ana düşünceye ulaşmanın ilk adımı, parçada neyden söz edildiğini netleştirmektir.
2
Yazarın asıl iletisini ve mesajını saptama
Yazar, zihinsel yüzeyselleşmeden kurtulup eleştirel düşünmeyi korumak için yavaş ve derin okuma yapmamız gerektiğini savunmaktadır.
Yazarın metni yazış amacı ve okuyucuya vermek istediği temel mesaj ana düşünceyi oluşturur.
3
Verilen yargıyla temel mesajı karşılaştırma
Sorgulanan yargının parçada savunulan temel fikri (yavaş okumanın eleştirel düşünmeyi korumadaki rolünü) doğrudan karşıladığı görülmektedir.
Yargının doğruluğunu onaylamak için metnin bütünüyle uyumu kontrol edilir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Belirleme
Soru 12Soru

Tarih yaz��mı, geçmişte meydana gelmiş olayların tarafsız bir dökümünü yapmaktan ibaret değildir; aksine, bugünün bakış açısıyla geçmişin yeniden kurgulanması sürecidir. Tarihçi, arşiv belgeleri arasından hangilerini seçeceğine karar verirken, kaçınılmaz olarak kendi çağının değer yargılarından, ideolojilerinden ve entelektüel eğilimlerinden etkilenir. Bu durum, geçmişin bilgisini mutlak bir nesnellikle elde etmenin imkânsızlığını gösterdiği gibi, tarihin sürekli değişen ve güncellenen bir anlatı olduğunu da ortaya koyar. Bir tarihsel olgu, farklı dönemlerde o dönemin siyasal ve toplumsal dinamiklerine göre yeniden yorumlanır ve anlamlandırılır. Dolayısıyla tarih, geçmişin donmuş bir fotoğrafı değil, bugünün geçmişle kurduğu dinamik ve sürekli değişen bir diyalogdur. Bu diyalogda asıl belirleyici olan, geçmişteki olayların kendisinden ziyade, bugünün araştırmacısının o olaylara yönelttiği sorular ve kurduğu anlam ilişkileridir. Nitekim geçmiş, tarihin pasif bir nesnesi olmaktan çıkıp araştırmacının zihninde yeniden canlanan aktif bir özneye dönüşür.

Bu parçadan hareketle, 'Tarih yazımı, geçmişin kendisini tarafsız bir şekilde yansıtmaktan ziyade, tarihçinin kendi döneminin etkisiyle geçmişi yeniden yapılandırdığı dinamik bir süreçtir.' ifadesi parçanın ana düşüncesi olarak değerlendirilebilir mi?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Bu parçadan hareketle verilen ifade parçanın ana düşüncesidir.
Doğru seçeneğe göre, tarih yazımının nesnel bir kopyalama olmadığı, aksine tarihçinin kendi dönemi ve zihniyetiyle geçmişi dinamik olarak yeniden yapılandırdığı fikri, paragrafın son cümlesinde de belirtildiği üzere metnin bütününde savunulan temel iletidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın anahtar kelimelerini ve temel tezini belirlemek.
Tarih yazımı, arşiv belgelerinin seçimi, tarihçinin çağının etkisi, nesnelliğin imkânsızlığı, tarihsel olguların yeniden yorumlanması ve dinamik diyalog gibi kavramlar öne çıkmaktadır.
Parçanın bütününde hangi kavramlar üzerinde durulduğunu anlamak, yazarın asıl iletisine ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Parçadaki yardımcı düşünceleri tespit edip bunları ana iletiden ayırt etmek.
Tarihçinin arşiv belgelerini seçerken kendi döneminden etkilenmesi ve tarihsel olguların farklı dönemlerde farklı yorumlanması yardımcı düşüncelerdir.
Yardımcı düşünceleri ana düşünceden ayırmak, sadece parçanın genelini kapsayan yargıya odaklanmayı sağlar.
3
Belirlenen temel tezi sentezleyerek soruda verilen yargı ile karşılaştırmak.
Parçanın bütününde savunulan 'tarih yazımının geçmişin nesnel bir aktarımı değil, bugünün etkisiyle sürekli yeniden kurgulanan dinamik bir süreç olduğu' tezi, soruda verilen ifadeyle örtüşmektedir.
Verilen yargının parçanın ana iletisini tam olarak kapsayıp kapsamadığını doğrulamak için bu sentez gereklidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta ana düşünce, bir parçanın yazılma amacını ve yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği temel iletiyi temsil eden, bütünü kapsayıcı yargıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Sanat yapıtının biricikliği ve kalıcılığı, onun toplumsal ya da tarihsel koşullardan bütünüyle bağımsız, kendi içine kapalı bir estetik adacık oluşturmasından değil; tam aksine, bu koşulların karmaşık ağını kendi özgül ve özerk diliyle yeniden üretebilmesinden kaynaklanır. Bir resim ya da roman, yaratıldığı dönemin iktisadi, siyasi ya da kültürel çatışmalarını doğrudan rapor eden nesnel bir belge veya tarihsel bir vesika değildir; eğer yalnızca bu işlevi üstlenseydi, zamanın yıpratıcı etkisine direnemez, tarihsel faydacılığın dar sınırları içinde eriyip giderdi. Sanatın asıl gücü, dış dünyadaki nesnel gerçekliği aynen taklit etmekte değil, o gerçekliğin insan bilincinde yarattığı derin sarsıntıyı estetik biçimlerin sağladığı özgürlük alanı içinde görünür kılmasında yatar. Dolayısıyla, bir sanat eserini doğru anlamlandırma çabası, onu üreten dönemin toplumsal koşullarına kaba bir indirgemecilikle yaklaşmadan, bu koşulların eserin kendine has biçimsel yapısında nasıl sanatsal bir dönüşüme uğradığını deşifre etmeyi gerektirir. Eserin özerkliği, tarihsel bağlamdan tamamen kopuk bir soyutlanma değil, o bağlamın estetik bir süzgeçten geçirilerek evrensel ve kalıcı kılınmasıdır.

Bu parçadan hareketle, sanat eserinin kalıcılığının ve özgünlüğünün, toplumsal bağlamı estetik bir süzgeçten geçirip kendi biçimsel yapısı içinde dönüştürerek aktarmasında yattığı yargısı doğru mudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Sanat eserinin kalıcılığı ve biricikliği, dış gerçekliğin estetik bir süzgeçten geçirilip biçimsel olarak dönüştürülmesiyle mümkündür.
Bu parçada sanat yapıtının biricikliği ve kalıcılığı, onun tarihsel ve toplumsal gerçeklikten tamamen bağımsız olmasıyla değil, bu bağlamı estetik bir formla yeniden üretmesiyle ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla sunulan yargı, parçanın ana iletisini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümlelerindeki temel kavramları (biriciklik, kalıcılık, tarihsel bağlam, estetik özerklik) belirlemek.
Sanatın toplumsal/tarihsel koşullarla ilişkili olduğu ancak bunları doğrudan taklit etmediği, estetik özerklik çerçevesinde dönüştürdüğü tespit edilir.
Yazarın sanatın varlık koşullarına dair yaptığı temel saptamayı kavramak.
2
Parçadaki indirgemecilik ve doğrudan yansıtma eleştirilerini analiz etmek.
Sanatın sadece tarihi veya toplumsal olayları aktaran bir vesika (belge) olması durumunda kalıcı olamayacağı sonucuna ulaşılır.
Ana düşünceyi belirlerken yazarın karşı çıktığı durumları dışarıda bırakmak.
3
Son cümledeki özerkliğin tanımını ve işlevini değerlendirmek.
Özerkliğin, tarihsel bağlamın estetik bir süzgeçten geçirilerek evrensel ve kalıcı kılınması demek olduğu saptanır.
Yazarın nihai olarak ulaştığı sentezi ve vermek istediği ana mesajı belirlemek.
4
Verilen yargı ile parçanın ana iletisini karşılaştırarak doğruluk değerini belirlemek.
Verilen yargının, parçanın bütününde savunulan ve son cümlede özetlenen tarihsel bağlamın estetik biçimle dönüştürülmesi fikriyle tam olarak örtüştüğü görülür ve doğru olduğu sonucuna varılır.
Soruda yöneltilen yargının parçanın ana düşüncesiyle uyumlu olduğunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Belirleme
Soru 14Soru

Çeviri, bir dilden başka bir dile yapılan mekanik bir aktarım süreci değil; kaynak metnin kendi tarihsel ve kültürel bağlamındaki suskunluklarını, dile getirilememiş boşluklarını hedef dilin estetik imkânlarıyla yeniden inşa etme eylemidir. Her çevirmen, yazarın kelimelerle ördüğü anlam şebekesini sökerken ister istemez kendi kültürel belleğinin ve dilsel evreninin prizmasından süzerek ona yeni bir biçim kazandırır. Bu süzme ve dönüştürme işlemi, ilk bakışta orijinal metne bir sadakatsizlik gibi görünse de aslında yapıtın zamanın yıkıcılığı karşısında donup kalmasını engeller ve ona dinamik bir yaşam alanı açar. Dolayısıyla başarılı bir çeviri yapıt, orijinalinin g��lgesinde yaşayan silik bir kopya olmaktan ziyade, o metnin kendi sınırlarını aşarak farklı bir kültürde yeniden doğmasını sağlayan bağımsız bir sanatsal varoluştur. Orijinal metin çeviriyle eksilmez; aksine, kendi dilinde henüz açığa çıkmamış potansiyel anlam katmanlarını başka bir dilin aynasında yansıtarak zenginleşir.

Bu parçada çeviriyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çevirinin, kaynak metni başka bir dilde yeniden var ederek onun donmasını engelleyen ve anlam dünyasını genişleten özgün bir yaratım olduğu

Cevap

Çevirinin, kaynak metni başka bir dilde yeniden var ederek onun donmasını engelleyen ve anlam dünyasını genişleten özgün bir yaratım olduğu
Doğru seçenek olan ve çevirinin kaynak metni başka dilde yeniden var ederek onun donmasını engelleyen, anlam dünyasını genişleten özgün bir yaratım olduğunu ifade eden yargı, parçanın bütününde savunulan tezi tam olarak karşılamaktadır. Yazar, çevirinin mekanik bir aktarım olmadığını, aksine esere yeni bir yaşam alanı açarak onu zenginleştirdiğini ve bağımsız bir varoluş kazandırdığını belirterek bu ana düşünceyi temellendirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin bütününde ele alınan konunun sınırlarını ve yazarın odaklandığı temel kavramları belirlemek.
Metinde çevirinin mekanik bir aktarımdan ziyade, kaynak metni hedef dilde yeniden inşa eden, esere dinamik bir yaşam alanı sunan ve anlamı zenginleştiren bağımsız bir sanatsal varoluş olduğu anlatılmaktadır.
Ana düşünce sorularında yazarın okuyucuya iletmek istediği en kapsamlı ve temel iletiyi bulmak gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri eleyerek ana düşünceyi yansıtmayan seçenekleri tespit etmek.
Çevirmenin kendi birikimini yansıtması ve çevirinin yapıtın donmasını engellemesi gibi ifadeler metinde yer alan yardımcı yargılardır; metnin asıl iletmek istediği ana mesajı tek başlarına karşılamazlar.
Yardımcı düşünceler ana düşünceyi desteklemek amacıyla verilen yan unsurlardır ve çeldirici olarak kullanılırlar.
3
Metinde yer almayan aşırı genellemeleri ve öznel yorumları içeren seçenekleri elemek.
Eserlerin tüm anlam katmanlarının ancak çeviriyle ortaya çıkacağı veya nitelikli çevirilerin orijinalinden daha üstün olduğu yönündeki ifadelerin parçadan çıkarılamayacağı belirlenir.
Soru kökünün dışına çıkan, parçada söylenmeyen öznel veya aşırı iddialı yargılar doğru yanıt olamaz.
4
Metni en iyi sentezleyen seçeneği işaretlemek.
Çevirinin kaynak metni başka dilde yeniden var ederek donmasını önleyen ve anlam dünyasını genişleten özgün bir yaratım olduğunu belirten yargının ana düşünce olduğu netleşir.
Bu yargı parçadaki tüm düşünceleri kapsayan ve yazarın asıl savunduğu tezi özetleyen ifadedir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 15Soru

Modern teknolojik araçların yaşamın ritmini hızlandırması, bireyin şimdiki zamana sıkışmasına ve geçmiş ile gelecek arasındaki nedensel köprüleri yitirmesine yol açmaktadır. Teknolojinin sunduğu hız, insanı özgürleştirmek bir yana, onu kronolojik bir hapishaneye mahkûm eder. Anlık enformasyon akışı altında ezilen insan zihni, olayları tarihsel bir süreklilik içinde konumlandırmak yerine, onları birbirinden kopuk tekil uğraklar olarak deneyimler. Bu durum, hafızayı geçmişin dinamik bir yeniden inşası olmaktan çıkarıp durağan bir veri deposuna indirger. Bu hapishanede geçmiş, nostaljik bir tüketim nesnesine dönüşürken gelecek ise sadece belirsizliğin getirdiği bir kaygı kaynağı haline gelir. Tarihsel bilincin yitimi, toplumların kolektif gelecek tasavvurlarını da felce uğratır; çünkü geçmişin deneyim süzgecinden geçmeyen bir gelecek tahayyülü, şimdiki anın teknolojik imkanlarının doğrusal bir uzantısı olmaktan öteye gidemez. Sonuç olarak, zamanın parçalanması ve derinliğini kaybetmesi, insanı kendi ürettiği hızın pasif bir nesnesi haline getirerek onu tarihsel özne olma vasfından uzaklaştırır.

Bu parçadan hareketle, 'Teknolojik gelişimin getirdiği hız ve bilgi yoğunluğu, insanı geçmiş ve gelecek bağını kopararak şimdiki zamana hapsetmekte ve onu kendi tarihini yapma iradesinden yoksun bırakmaktadır.' yargısına ulaşılabilir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Sunulan yargı doğrudur. Metnin ana düşüncesi, teknolojik hızın insanı zamansal olarak parçalayarak tarihsel bir özne olmaktan uzaklaştırdığı yönündedir.
Verilen yargı, metnin ana fikrini tam olarak yansıtmaktadır. Metinde teknolojinin hızı nedeniyle insanın şimdiki zamana sıkışıp kaldığı, geçmiş ve gelecek arasındaki nedensel bağı yitirdiği ve bunun sonucunda tarihsel bir özne olmaktan çıkıp pasif bir nesne haline geldiği belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafı dikkatle okuyarak ana temayı ve yazarın savunmak istediği temel tezi belirlemek.
Yazarın, teknolojinin getirdiği hızın zaman algısını parçaladığı ve insanı tarihin edilgen bir nesnesi haline getirdiği yönündeki ana fikrine ulaşılır.
Metnin bütünsel iletisini kavramak, sunulan yargının doğruluğunu test etmenin ilk adımıdır.
2
Paragrafta yer alan yardımcı düşünceleri ve bunların ana fikirle olan nedensel ilişkilerini analiz etmek.
Hafızanın veri deposuna dönüşmesi, geleceğin belirsizleşmesi gibi yan durumların, 'tarihsel özne olmaktan uzaklaşma' ana sonucuna hizmet eden gerekçeler olduğu saptanır.
Yardımcı düşüncelerin ana düşünceyi destekleyen unsurlar olduğunu fark etmek, yanlış çıkarımları engeller.
3
Soru kökündeki yargıyı metnin ana fikriyle karşılaştırmak.
Soru kökündeki 'geçmiş ve gelecek bağını kopararak şimdiki zamana hapsetme ve kendi tarihini yapma iradesinden yoksun bırakma' ifadesinin metindeki 'zamanın parçalanması ve insanı tarihsel özne olma vasfından uzaklaştırma' teziyle tam olarak örtüştüğü görülür.
Önerilen yargının metnin ana düşüncesini eksiksiz ve doğru bir şekilde sentezleyip sentezlemediğini doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Soru 16Soru

Bir edebi eseri okumak, yazarın zihninde önceden biçimlenmiş ve metne mühürlenmiş sabit bir anlam paketini edilgen bir biçimde teslim almak değildir. Aksine okuma eylemi, metnin sunduğu dilsel işaretler ile okurun kendi tarihsel, kültürel ve varoluşsal ufkunun karşı karşıya geldiği, dinamik bir yeniden inşa sürecidir. Metin, içinde barındırdığı anlamsal boşluklar ve belirsizlik alanlarıyla okuru aktif bir ortak yapımcı olmaya davet eder. Her okur, kendi yönelimleri ve deneyim dünyasıyla bu boşlukları doldururken metne yeni bir soluk üfler. Dolayısıyla bir eserin nihai anlamı, ne tek başına yazarın niyetinde ne de sadece kelimelerin sözlük anlamlarında donup kalmıştır; o, yazar ile okur arasında kurulan bu zamansız diyalogda her seferinde yeniden doğar. Bu durum, metnin her çağda ve her zihinde farklı bir yankı bulmasını sağlayarak edebi yapıtın ömrünü sonsuz kılar.

Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edebi eserin anlam dünyası, okurun kendi tarihsel ve kültürel birikimiyle metnin sunduğu ipuçlarını bütünleştirerek gerçekleştirdiği dinamik bir alımlama ve yeniden üretim eyleminde şekillenir.

Cevap

Edebi eserin anlam dünyasının, okurun kendi birikimiyle metnin sunduğu ipuçlarını bütünleştirdiği dinamik bir alımlama ve yeniden üretim sürecinde şekillendiğini belirten seçenektir.
Doğru seçenekte sunulan yargı, metnin genelindeki tartışmayı ve yazarın asıl savunmak istediği savı tam olarak karşılamaktadır. Yazar, edebi eseri okuma eylemini sabit bir anlamı teslim almak değil; okurun kendi tarihsel, kültürel ve varoluşsal ufkuyla metnin belirsizliklerini doldurduğu, her okumada yeniden gerçekleşen dinamik bir inşa süreci olarak tanımlar. Bu da anlamın, okurun birikimiyle metnin dilsel işaretlerinin sentezlendiği bir alımlama ve yeniden üretim eyleminde var olduğunu doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genelinde üzerinde durulan konuyu belirlemek.
Metinde okuma eyleminin yazarın zihnindeki sabit anlamı edilgen biçimde almak olmadığı, aksine okurun kendi varoluşsal ve tarihsel ufkuyla katıldığı dinamik bir yeniden inşa süreci olduğu saptanır.
Ana düşünceyi bulmak için önce yazarın hangi konuya hangi bakış açısıyla yaklaştığını tespit etmek gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri belirleyerek bunları ana düşünceden ayırt etmek.
Metindeki 'anlamsal boşlukların okuru aktif kılacağı' veya 'anlamın yazarın niyetiyle sınırlı olmadığı' yargılarının yardımcı düşünce olduğu, asıl amacın okuma eyleminin dinamik yapısını vurgulamak olduğu anlaşılır.
Yardımcı düşünceler ana düşüncenin zeminini hazırlar ancak yazarın iletmek istediği asıl mesajı tek başlarına kapsamazlar.
3
Metinden hareketle ulaşılan asıl yargıyı seçeneklerle karşılaştırmak.
Edebi eserin anlamının, okurun kendi birikimiyle metnin ipuçlarını birleştirdiği dinamik bir alımlama ve yeniden üretim eyleminde şekillendiğini ifade eden seçeneğin ana düşünceyi tam olarak karşıladığı görülür.
Ana düşünce, metindeki tüm yardımcı unsurları kapsayan ve yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği nihai, kuşatıcı iletidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Gündelik dil pratikleri ve yaygın iletişim algısı, sessizliği çoğunlukla sözün kesintiye uğraması, aktarımın sekteye uğraması ya da dilsel bir yoksunluk hâli olarak konumlandırır. Oysa sessizlik, dilin kurucu unsurlarından biri olarak, söylenenin sınırlarını çizen ve ona varoluşsal derinliğini kazandıran etkin bir göstergedir. Tıpkı bir heykelin etrafındaki boşluklar sayesinde form kazanması ve mekânla ilişki kurması gibi, bir söylem de içindeki susuşlar vasıtasıyla anlamlı bir yapıya kavuşur. Sözün gerçek gücü, kendinden önceki ve sonraki suskunlukların yoğunluğuyla ve o boşlukların taşıdığı potansiyelle ölçülür. Anlam, kelimelerin mekanik bir biçimde ardı ardına dizilmesinde değil, söylenen ile söylenmeyen arasındaki o diyalektik gerilimde filizlenir. Sözü taşıyan ve ona tınısını veren şey, geride bırakılan boşluğun ta kendisidir. Bu bağlamda sessizlik, iletişimin dışlanmış bir ögesi ya da pasif bir dinlenme durağı değil; aksine, sözün kendisini var eden, ona işitsel ve zihinsel ağırlığını kazandıran asli bir estetik zemindir. İletişimi yalnızca konuşulanların toplamına indirgeyen bir yaklaşım, dilin bu en güçlü enstrümanını ıskalamaya mahkûmdur.

Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözün anlam kazanması ve değer bulması, onun karşıtı gibi görünen sessizliğin kurucu ve belirleyici rolüne bağlıdır.

Cevap

Sözün anlam kazanması ve değer bulması, onun karşıtı gibi görünen sessizliğin kurucu ve belirleyici rolüne bağlıdır.
Metnin genelinde sessizliğin bir eksiklik veya kesinti olmadığı, aksine sözü biçimlendiren, ona anlam ve ağırlık kazandıran asli bir unsur olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla, sözün anlam kazanıp değer bulmasının sessizliğin kurucu rolüne bağlı olduğunu belirten yargı metnin ana düşüncesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk cümlesinde sessizliğe dair yaygın ama eksik olan olumsuz bakış açısı belirlenir.
Sessizliğin kesinti veya yoksunluk sanılması durumu saptanır.
Yazarın karşı çıktığı tezi tanımlamak ve metnin çıkış noktasını anlamak için.
2
'Oysa' ifadesiyle başlayan kısımdan itibaren sessizliğin dilin kurucu ve etkin bir göstergesi olduğu savı incelenir.
Sessizliğin sözün sınırlarını çizdiği ve ona derinlik kattığı tespit edilir.
Sessizliğin işlevsel rollerini belirlemek için.
3
Heykel benzetmesi ve diyalektik gerilim vurgusu üzerinden, sessizliğin sözün anlam kazanmasındaki taşıyıcı rolü çözümlenir.
Anlamın söylenen ile söylenmeyen arasındaki dengede oluştuğu anlaşılır.
Sözün varoluşunun sessizlik zeminiyle ilişkisini kurmak için.
4
Son bölümdeki 'sözün kendisini var eden asli bir estetik zemin' nitelendirmesi sentezlenerek ana düşünceye ulaşılır.
Sessizliğin sözün anlam bulması için zorunlu ve kurucu bir zemin olduğu sonucuna varılır.
Paragrafın tüm argümanlarını kapsayan en genel yargıyı formüle etmek için.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 18Soru

Müzeler, geçmişin maddi kalıntılarını koruma ve sergileme işleviyle tarihe açılan birer kapı olarak görülse de nesneleri ait oldukları özgün zamansal ve mekânsal bağlamdan koparan sergileme pratikleri nedeniyle paradoksal bir rol üstlenir. Gündelik yaşamın canl�� akışından sökülüp steril vitrinlere veya yapay galerilere yerleştirilen her nesne, kaçınılmaz olarak kendi tarihsel gerçekliğinden yalıtılır ve zamanla yalnızca seyirlik bir estetik nesneye indirgenir. Bu durum, ziyaretçinin geçmişle kurabileceği dinamik, sorgulayıcı ve eleştirel ilişkiyi kesintiye uğratarak tarihi durağanlaştırır; onu geçmişten koparıp tüketilebilir bir nostalji ögesine dön��ştürür. Müze çatısı altında sergilenen nesne, artık geçmişin yaşayan, dönüştürücü bir tanığı olmaktan çıkıp şimdiki zamanın kültürel ve ideolojik tahayyülüne göre yeniden kurgulanmış yapay bir temsiline dönüşür. Dolayısıyla modern müzecilik anlayışı, tarihi muhafaza etme ve aktarma iddiasıyla hareket ederken aslında geçmişi dondurmakta ve onun bugünün insanıyla kurabileceği canlı, sahici diyalog zeminini ortadan kaldırmaktadır.

Bu parçadan hareketle, 'Modern müzeciliğin sergileme pratikleri, geçmişi koruma amacına hizmet ediyor görünse de aslında tarihi dondurarak onunla kurulacak canlı ve sorgulayıcı ilişkiyi engellemektedir.' yargısının parçanın ana düşüncesi olduğu iddiası doğru mudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

İddia doğrudur, çünkü belirtilen yargı parçanın genelinde savunulan ve özellikle son cümlede sentezlenen temel eleştiriyi eksiksiz bir biçimde özetlemektedir.
Verilen yargı, parçanın son cümlesinde özetlenen ve tüm parça boyunca gerekçelendirilen ana düşünceyi (müzelerin tarihi koruma iddiasına tezat oluşturacak biçimde onu dondurarak canlı ilişkiyi kestiğini) tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçanın giriş kısmını analiz etme ve konuyu belirleme.
Müzelerin nesneleri ait oldukları özgün bağlamdan koparma pratiklerinin yarattığı paradoksal durum tespit edilir.
Parçanın hangi izlek üzerine kurulduğunu ve yazarın eleştiri odağını belirlemek için gereklidir.
2
Gelişme cümlelerindeki yardımcı düşünceleri inceleme.
Nesnelerin steril vitrinlerde estetik nesnelere indirgenmesi, tarihi durağanlaştırması ve geçmişin yaşayan tanıkları olmaktan çıkması gibi yardımcı tezler saptanır.
Yazarın ana düşünceye ulaşırken hangi argümanları kullandığını görmek için gereklidir.
3
Sonuç cümlesini ve parçanın genel iletisini değerlendirme.
Yazarın 'müzeciliğin tarihi koruma iddiasıyla aslında geçmişi dondurduğu ve bugünün insanıyla kurulacak canlı bağı yok ettiği' yönündeki temel çıkarımı saptanır.
Yazarın asıl varmak istediği sonucu ve paragrafın yazılma amacını belirlemek için gereklidir.
4
Soru kökündeki yargı ile parçanın iletisini karşılaştırma.
Soru kökündeki yargının parçanın sonucunu ve ana fikrini eksiksiz biçimde karşıladığı görülür.
Doğru seçeneğe ulaşıldığını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Bulma
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

Sözlükler, dilin canlı ve değişken dokusunu belirli bir zaman diliminde dondurarak kayıt altına alma çabasının ürünüdür. Ancak bu çaba, kaçınılmaz bir paradoksu beraberinde getirir. Kelimeleri tanımlamak, onları tarihsel akışlarından koparıp durağan kalıplara hapsetmek gibi görünse de aslında sözlük yazarının görevi dile müdahale etmek değil, onun anlık fotoğrafını çekmektir. Dil, sürekli dönüşen toplumsal pratiklerin içinde kendi anlam alanlarını yeniden üretirken hiçbir sözlük bu devingenliği tam anlamıyla kuşatamaz. Bir sözcük, sözlüğe girdiği andan itibaren sokaktaki canlılığını yitirmeye yüz tutmuş bir müze nesnesine dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, sözlüklerin yetersizliğini değil, dilin insan bilinciyle birlikte sürekli genişleyen sınırlarını ve kontrol edilemez doğasını gösterir. Dolayısıyla sözlükçülük, dili sabitleme arzusu ile dilin ele avuca sığmaz akışkanl��ğı arasında verilen, sonu baştan belli bir mücadeledir. Bu mücadelede sözlükler, dili donduran otoriteler olmak yerine, onun tarih içindeki iz sürümünü kolaylaştıran birer kılavuza dönüşür.

Bu parçada vurgulanmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözlük hazırlama çalışması, dilin akışkan yapısını tamamen zapt edemese de onun zaman içindeki değişimini izlememize olanak tanıyan bir rehberlik işlevi görür.

Cevap

Sözlük hazırlama çalışmasının, dilin akışkan yapısını tamamen sabitleyemese de onun zaman içindeki değişimini takip etmeyi sağlayan bir rehber işlevi gördüğü.
Sözlük hazırlama çalışmasının, dilin akışkan yapısını tamamen zapt edemese de onun zaman içindeki değişimini izlememize olanak tanıyan bir rehberlik işlevi gördüğünü belirten yargı metnin ana düşüncesidir. Metnin son kısmında sözlüklerin dili donduran otoriteler olmak yerine, onun tarih içindeki iz sürümünü kolaylaştıran bir kılavuz olduğu vurgulanarak bu ileti doğrudan sentezlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana konusunu ve yazarın ele aldığı temel paradoksu belirleme.
Metinde sözlüklerin dili dondurma ve sabitleme gayreti ile dilin devingen, canlı yapısı arasındaki çelişki ele alınmıştır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle metnin hangi çatışma veya konu üzerine kurulduğunu anlamak gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri ve metindeki örnek unsurları ana düşünceden ayırt etme.
Sözlük yazarının görevinin müdahale etmek değil fotoğraf çekmek olduğu veya kelimelerin müze nesnesine dönüşme riski yardımcı ayrıntılardır, yazarın varmak istediği nihai sonuç değildir.
YKS sınavında en sıklıkla yapılan hata olan yardımcı düşünceyi ana düşünce sanma yanılgısını engellemek için bu ayrım kritik önem taşır.
3
Metnin son cümlesindeki sentezi ve yazarın nihai yargısını çözümleme.
Yazar son cümlede sözlüklerin dili donduran otoriteler olmak yerine, tarih içindeki iz sürümünü kolaylaştıran birer kılavuza dönüştüğünü ifade ederek asıl iletisini vermiştir.
Paragraflarda ana düşünce genellikle son bölümlerde bir sonuca bağlanarak özetlenir.
4
Nihai yargıyı seçeneklerdeki ifadelerle karşılaştırarak en doğru soyutlamayı bulma.
Dilin akışkan yapısını zapt edememe ile 'dili sabitleyememe' ifadesi, 'tarih içindeki iz sürümünü kolaylaştıran kılavuz' ile de 'zaman içindeki değişimi izlemeye olanak tanıyan rehber' ifadesi eşleştirilerek doğru yargıya ulaşılır.
Seçeneklerdeki ifadeler metinden doğrudan alıntılanmadığı için anlamca en yakın eşdeğer sentezi seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Bulma ve Sentezleme
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

Aşağıdaki parçada harita yapımı ve gerçeklik ilişkisi ele alınmaktadır:

Harita yapımı, karmaşık ve uçsuz bucaksız mekânı küçülterek, sınırlandırarak ve basitleştirerek insan zihni için anlaşılır kılma çabasının bir ürünüdür. Ancak bir harita ne kadar kusursuz, ölçek olarak aslına yakın ve ayrıntılı üretilirse üretilsin, temsil ettiği coğrafi arazinin kendisi olamaz; aksine, o arazinin barındırdığı tüm devingenliği, canlılığı ve tarihsel yaşantıyı dışarıda bırakmak zorundadır. Jorge Luis Borges'in bir öyküsünde resmettiği, krallığın sınırlarıyla bire bir örtüşen o devasa imparatorluk haritası, tam da bu mutlak temsil arayışının getirdiği kullanışsızlık nedeniyle zamanla doğanın yıkıcı etkisine ve unutulmaya terk edilmiştir. Çünkü bir haritanın gerçek değeri ve işlevselliği, gerçeği kusursuz biçimde taklit etmesinde ya da onu bire bir kopyalamasında değil; belirli unsurları seçip diğerlerini feda ederek sunduğu niteliksel soyutlamada saklıdır. Başka bir deyişle harita, arazinin nesnel bir aynası olmaktan ziyade, insan zihninin o araziyle kurduğu pragmatik ve işlevsel ilişkinin bir aracıdır. Dolayısıyla, mekânı anlamlandırma ve yönetme çabası, bilginin niceliksel olarak yığılmasında değil, hedefe yönelik ve seçici bir zihinsel eleme sürecinde anlam kazanır.

Bu parçadan hareketle, 'Bir temsil aracının niteliği, temsil ettiği nesneyi tüm ayrıntılarıyla kopyalamasından ziyade, zihinsel ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirdiği eleyici ve soyutlayıcı işlevine bağlıdır.' ifadesi parçanın ana düşüncesidir.

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: True

Cevap

Doğru (Verilen yargı, parçanın ana düşüncesini isabetli bir şekilde özetlemektedir.)
Verilen yargı, parçada harita örneğiyle somutlaştırılan ve son cümlede genel ilke olarak formüle edilen 'seçici eleme' ile 'anlam kazanma' arasındaki ilişkiyi tam olarak özetlemektedir. Temsil edilen şeyin kendisi olmaya çalışmanın anlamsızlığı üzerinden, soyutlama ve işlevsellik düşüncesi metnin ana fikri olarak belirlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçayı okuyup temel tartışma konusunu ve yazarın savunmak istediği tezi belirlemek.
Parçada harita örneği üzerinden temsil ile gerçeklik arasındaki ilişki ele alınmakta, haritanın değerinin bire bir kopyalamadan değil seçici soyutlamadan kaynaklandığı belirtilmektedir.
Ana düşünceyi bulmak için öncelikle yazarın asıl iletmek istediği mesajı tespit etmek gerekir.
2
Verilen yargıyı parçanın ana düşüncesiyle karşılaştırmak.
Yargı, bir temsil aracının (haritanın) değerinin tüm ayrıntıları kopyalamasından ziyade zihinsel ihtiyaçlar doğrultusunda eleyici ve soyutlayıcı işlevine dayandığını iddia etmektedir.
Yargının parçadaki soyutlama ve seçicilik vurgusunu doğru şekilde özetleyip özetlemediğini test etmek gerekir.
3
Karşılaştırma sonucunda yargının doğruluk değerini belirlemek.
Yargı, parçanın son cümlesindeki 'mekânı anlamlandırma ve yönetme çabası, bilginin niceliksel olarak yığılmasında değil, hedefe yönelik ve seçici bir zihinsel eleme sürecinde anlam kazanır' ifadesiyle tam bir uyum içindedir. Dolayısıyla bu yargı parçanın ana düşüncesidir.
Temsil aracı olan haritanın başarısının, eksiksiz kopyalama yerine seçici bir eleme ve soyutlama sürecine dayandığı düşüncesi parçanın ana fikrini oluşturur.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Sayfa 1 / 15Sonraki