Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 301Question

Avrupa'da 19301930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarının yarattığı tehdit karşısında Türkiye, batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla bölgesel bir ittifak arayışına girmiştir. Bu doğrultuda 99 Şubat 19341934 tarihinde Atina'da imzalanan Balkan Antantı'na katılan devletlerin tamamı aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye - Yunanistan - Yugoslavya - Romanya

Answer

Balkan Antantı'na katılan devletler Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'dır.
Doğru seçenekte verilen Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya devletleri, 19341934 yılında Atina'da bir araya gelerek Balkan Antantı'nı oluşturmuş ve birbirlerinin sınırlarına saygı göstereceklerini garanti etmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Tehdit Analizi
Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları.
Bu ülkelerin saldırgan tutumu, Balkan devletlerini ortak güvenlik arayışına itmiştir.
2
Amaç Belirleme
Batı sınırlarının güvenliğinin sağlanması.
Türkiye, Lozan'dan kalan kazanımları korumak ve olası bir savaşa karşı batı sınırını güvence altına almak istemiştir.
3
Katılımcıların Tespiti
TAYYAR kısaltmasıyla kodlanan ülkeler (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya).
Statükocu (mevcut sınırları koruyan) Balkan devletleri bir araya gelmiştir.

Key Concept

Balkan Antantı Üye Devletleri

Hints

1
Bu antanta katılan devletleri 'TAYYAR' kelimesiyle kodlayabilirsiniz.
2
Kodlamadaki harfler sırasıyla Türkiye, Atina (Yunanistan), Yugoslavya ve Romanya'yı temsil eder.
3
Bulgaristan yayılmacı emelleri, Arnavutluk ise İtalyan baskısı nedeniyle bu grupta yer almaz.

Practice More

Antanta katılmayan ülkelerin (Bulgaristan ve Arnavutluk) katılmama nedenlerini tekrar gözden geçirebilirsiniz.

Alternative Method

Ülkeleri coğrafi olarak batı sınırımızdaki komşularımız üzerinden düşünebilirsiniz. Sadabat Paktı doğu, Balkan Antantı batı yönündeki iş birlikleridir.
Estimated Time:45s
Question 302Question

19301930’lu yılların ikinci yarısında İtalya’nın Habeşistan’ı (Etiyopya) işgal etmesi ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika izlemesi, Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini sarsmıştır. Bu tehdit karşısında Türkiye’nin öncülüğünde İran, Irak ve Afganistan’ın katılımıyla 88 Temmuz 19371937’de Tahran’da Sadabat Paktı imzalanmıştır.

Buna göre Sadabat Paktı’nın temel kuruluş amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya’nın yayılmacı politikalarına karşı üye devletlerin doğu sınırlarını güvence altına almak ve bölgesel barışı korumak

Answer

İtalya’nın yayılmacı politikalarına karşı üye devletlerin doğu sınırlarını güvence altına almak ve bölgesel barışı korumak
Sadabat Paktı, 19301930’lu yıllarda İtalya’nın saldırgan politikalarına karşı Türkiye’nin doğu ve güney sınırlarını güvence altına almak, bölgesel iş birliğini geliştirmek ve barışı korumak amacıyla kurulmuştur. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan paktın imzacılarıdır.

Step-by-Step Solution

1
19301930’lu yılların dış siyasi konjonktürünü değerlendir.
İtalya'nın Habeşistan'ı işgali Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de güvenlik endişesi yaratmıştır.
Tehdidin kaynağını ve niteliğini anlamak çözüm için ilk adımdır.
2
Sadabat Paktı'na üye olan devletleri belirle.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan.
Paktın bölgesel kapsamını ve hangi sınırı (Doğu sınırı) koruduğunu saptamak gerekir.
3
Paktın içeriğini ve kuruluş amacını analiz et.
Üye devletlerin birbirlerinin sınırlarına saygı duyması ve dış tehdide karşı dayanışma kararı alması.
Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinin bölgesel bir uygulamasıdır.

Key Concept

Bölgesel Güvenlik ve Sadabat Paktı (19371937)

Hints

1
Bu paktın kurulmasında en büyük dış tehdit, Akdeniz'i 'Bizim Deniz' olarak gören İtalya'dır.
2
Pakt üyeleri Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'dır. Suriye bu oluşumun dışındadır.
3
Türkiye bu paktı imzalayarak doğu sınırlarını güvence altına almayı ve bölgesel barışa katkı sunmayı hedeflemiştir.

Practice More

Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nı üye ülkeler ve korunan sınırlar bakımından karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 303Question

Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde ortaya çıkan "etabli" (yerleşik) sorunu; Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'nın teknik-hukuki tanımlama çabalarına rağmen bir çıkmaza dönüşmüştür. 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu çıkmazın aşılmasını ve Türk-Yunan dostluk döneminin başlamasını sağlayan temel çözüm yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılması

Answer

İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılması.
Doğru seçenek, 1930 Ankara Antlaşması'nın temel karakterini yansıtmaktadır. Bu antlaşma ile Türkiye, İstanbul'a 1918'den sonra gelen Rumların da şehirde kalmasını kabul ederek büyük bir taviz vermiş; karşılığında Yunanistan ile ilişkileri normalleştirmiş ve Balkan Antantı'nın önünü açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
1923-1930 arası 'etabli' uyuşmazlığının nedenini analiz etme
Türkiye'nin Mondros Ateşkesi'ni (30 Ekim 1918) sınır kabul eden hukuki yaklaşımı ile Yunanistan'ın daha geniş bir kitleyi kapsama isteği arasındaki çatışma.
Sorunun kökenindeki 'tarih' kısıtlamasını anlamak.
2
Uluslararası mekanizmaların etkisini değerlendirme
Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'nın hukuki tanımlama yapamaması üzerine çözümün siyasi bir uzlaşıya kalması.
Hukuki yolların neden tıkandığını belirlemek.
3
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın içeriğini inceleme
Tarafların karşılıklı tavizler vererek, o tarihte İstanbul'da bulunan Rumlar ile Batı Trakya'da bulunan Türklerin 'ne zaman geldiklerine bakılmaksızın' yerleşik sayılmasında uzlaşması.
Ulaşılan pragmatik çözümün kriterlerini saptamak.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ile 'Etabli' sorunu, hukuki kriterler yerine siyasi ve fiili mevcudiyet esas alınarak çözülmüştür.

Hints

1
Sorun, Lozan'da belirlenen 30 Ekim 1918 tarihli yerleşiklik kriterinin uygulanabilir olmamasından kaynaklanmıştır.
2
1930 yılındaki çözüm, hukuki bir zaferden ziyade, her iki ülkenin güvenliği için yapılan siyasi bir uzlaşıdır.
3
1930 Ankara Antlaşması ile 'tarih ve doğum yeri' şartı kaldırılarak mevcut nüfusun statüsü korunmuştur.

Practice More

1930 Ahali Sözleşmesi'nin ardından başlayan Türk-Yunan dostluğunun, 1934 yılında hangi bölgesel güvenlik paktının kurulmasına zemin hazırladığını inceleyiniz.

Alternative Method

Süreci 'Tez (Hukuki Sınır) -> Antitez (Siyasi Çıkmaz) -> Sentez (Mevcut Durumun Kabulü)' şeklinde kodlamak, 1930 çözümünü hatırlamayı kolaylaştırır.
Estimated Time:2m 0s
Question 304Question

Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) tüzüğüne göre, bir devletin cemiyete üye olabilmesi için yazılı bir müracaatta bulunması ve bu müracaatın genel kurulda onaylanması gerekmekteydi. Ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin 19321932 yılında cemiyete katılımı, bu tüzük hükmünün dışına çıkılarak 'davet usulü' ile gerçekleşen istisnai bir durumdur. Türkiye'nin bu şekilde üyeliğe kabul edilmesindeki temel dış politika etkeni ve bu davet önerisini cemiyet genel kuruluna sunan devlet aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesiyle kazanılan uluslararası saygınlık - İspanya

Answer

Türkiye'nin barışçı dış politikası ve artan prestiji nedeniyle İspanya'nın teklifiyle cemiyete davet edilmesi
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk döneminde izlediği barışçı politika sayesinde uluslararası alanda büyük bir güven kazanmıştır. Milletler Cemiyeti, kendi tüzüğünde yer alan 'aday devletin yazılı başvurusu' şartını Türkiye için uygulamamış, 1932 yılında İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle Türkiye'yi üyeliğe resmen davet etmiştir. Bu durum Türkiye'nin dış politikadaki prestijinin bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne giriş usulünü analiz etme
Türkiye başvuru yapmamış, davet edilmiştir.
Normal prosedürde devletlerin başvurması gerekirken Türkiye'nin prestiji tüzüğün esnetilmesini sağlamıştır.
2
Davet sürecindeki aktörleri belirleme
Teklif İspanya'dan gelmiş, destek Yunanistan'dan verilmiştir.
Tarihsel kayıtlara göre davet mekanizmasını başlatan devlet İspanya'dır.
3
Diğer şıklardaki olayların tarihlerini kontrol etme
Musul (1926), Balkan Antantı (1934), Montrö (1936), Sadabat (1937).
Milletler Cemiyeti'ne giriş 1932 yılındadır; sonraki olaylar sebep teşkil edemez.

Key Concept

Milletler Cemiyeti'ne İstisnai Katılım Süreci

Hints

1
Türkiye'nin cemiyete giriş tarihi 1818 Temmuz 19321932'dir. Bu tarihten önceki barışçı politikalara odaklanın.
2
Normalde cemiyete girmek isteyen devletler dilekçe verir, ancak Türkiye özel bir prestijle 'davet' edilmiştir. Bu daveti başlatan devlet bir Akdeniz ülkesidir.
3
Cevap, İspanya'nın teklifi ve Türkiye'nin barışçı imajı ile doğrudan ilgilidir.

Practice More

Türkiye'nin cemiyete girişinden sonra çözülen ilk büyük sorun olan Boğazlar Sorunu'nu (Montrö) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle 1932'den sonraki (1934, 1936, 1937) olayları içeren şıkları doğrudan eleyerek sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 305Question

Musul Sorunu'nun uluslararası platformlardaki karmaşık hukuki ve siyasi seyri ile 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması'nın içeriği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Daimi Adalet Divanı (Lahey), Milletler Cemiyeti Konseyi'nin Musul hususunda vereceği kararın taraflar için bağlayıcı bir 'hakem kararı' niteliği taşıdığı yönünde mütalaa bildirerek sürecin gidişatını etkilemiştir.

Answer

Uluslararası Daimi Adalet Divanı'nın (Lahey), Milletler Cemiyeti Konseyi'nin Musul konusundaki kararının bağlayıcı olduğunu belirtmesi
Uluslararası Daimi Adalet Divanı (Lahey), 19251925 yılında verdiği mütalaada, Milletler Cemiyeti Konseyi'nin Lozan Antlaşması'nın 3.3. maddesine dayanarak vereceği kararın nihai ve taraflar için bağlayıcı bir hakem kararı olduğunu belirtmiştir. Bu durum, Türkiye'nin cemiyet kararına itiraz etme hukuki zeminini zayıflatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan sonrası süreci analiz etme
Musul Sorunu ikili görüşmelerle çözülemeyince Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.
Lozan Antlaşması'na göre sorunun 99 ay içinde çözülememesi durumunda Milletler Cemiyeti devreye girecektir.
2
Hukuki sürecin değerlendirilmesi
Milletler Cemiyeti, yetkisinin sınırlarını belirlemek için Lahey Adalet Divanı'ndan görüş istemiştir.
Türkiye, cemiyetin kararının sadece tavsiye niteliğinde olduğunu savunurken İngiltere bağlayıcı olduğunu iddia etmiştir.
3
Lahey Adalet Divanı mütalaasını inceleme
Divan, konseyin kararının taraflar için 'bağlayıcı bir hakem kararı' olduğuna hükmetmiştir.
Bu hukuki görüş, Türkiye'nin diplomatik manevra alanını daraltmış ve cemiyetin Brüksel Hattı kararını kesinleştirmiştir.
4
19261926 Ankara Antlaşması sonuçlarını teyit etme
Musul ve Kerkük Irak'a bırakılmış, Türkiye %10\%10 petrol payı almıştır.
İçerideki Şeyh Sait İsyanı'nın yarattığı olumsuz atmosfer de Türkiye'yi bu tavizi vermeye zorlamıştır.

Key Concept

Musul Sorunu'nda Uluslararası Hukuk ve Diplomatik Süreç

Hints

1
Türkiye ile İngiltere arasındaki Musul uyuşmazlığının Milletler Cemiyeti'ndeki seyri sırasında, cemiyetin yetkileri konusunda hukuki bir tartışma çıkmış ve konu Lahey'deki yüksek mahkemeye taşınmıştır.

Practice More

Şeyh Sait İsyanı'nın Musul Sorunu'nun diplomatik sonucuna etkilerini araştırınız.
Estimated Time:2m 30s
Question 306Question

Atatürk dönemi Türk dış politikası; 192319301923-1930 yılları arasında daha çok Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanırken, 19301930 sonrasında uluslararası konjonktürde artan revizyonist (yayılmacı) tehditlere karşı "Kolektif Güvenlik" ve "Statükonun Korunması" ilkelerini esas almıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 193019391930-1939 yılları arasındaki dönemde, değişen dünya dengeleri karşısında barışı korumak amacıyla gerçekleştirdiği girişimlerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı'na öncülük edilmesi

Answer

Balkan Antantı'na öncülük edilmesi
Balkan Antantı'na öncülük edilmesi doğru cevaptır çünkü Türkiye, 19341934 yılında Balkan komşularıyla (Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) bir araya gelerek İtalya ve Almanya'nın revizyonist emellerine karşı sınırlarını güvence altına almıştır. Bu girişim, Atatürk dönemi dış politikasının ikinci evresinde hakim olan "Kolektif Güvenlik" anlayışının en net örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın dönemlerini analiz etme
192319301923-1930 arası "Lozan'ın Tasfiyesi", 193019391930-1939 arası "Kolektif Güvenlik" dönemidir.
Soruda istenen 19301930 sonrası güvenlik odaklı girişimi bulmak için tarihsel ayrım yapılmalıdır.
2
"Kolektif Güvenlik" kavramını uygulama
Bu kavram, birden fazla devletin ortak savunma ve barışı koruma amacıyla paktlar kurmasını ifade eder.
Seçenekler arasından bölgesel veya küresel iş birliği paktı olanı seçmek gerekir.
3
Girişimleri tarihsel olarak eşleştirme
Balkan Antantı (19341934) ve Sadabat Paktı (19371937) bu dönemin temel kolektif güvenlik adımlarıdır.
Diğer seçenekler (192419261924-1926 arası) Lozan sonrası ikili sorunların çözümüyle ilgilidir.

Key Concept

Kolektif Güvenlik ve Dönemsel Farklılıklar

Hints

1
19301930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın saldırgan politikaları Türkiye'yi güvenlik paktlarına yöneltmiştir.
2
Seçenekler arasında Türkiye'nin sınırlarını korumak için komşu devletlerle imzaladığı bir ittifak arayın.
3
Türkiye'nin batı sınırını güvence altına almak için 19341934 yılında imzaladığı belgeyi hatırlayın.

Practice More

Türkiye'nin doğu sınırlarını korumak için hangi paktı imzaladığını ve bu paktın hangi devletlerle kurulduğunu tekrar edin (Sadabat Paktı).

Alternative Method

Dönemsel kodlama yapabilirsiniz: 1923301923-30 arası "Lozan Artıkları", 1930391930-39 arası "Dünya Barışı ve Paktlar". Bu soruda sadece bir seçenek pakt/ittifak niteliğindedir.
Estimated Time:1m 0s
Question 307Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında önemli bir başarı olan Hatay'ın anavatana katılması sürecinde, 2323 Haziran 19391939 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında imzalanan ve bölgenin Türkiye Cumhuriyeti'ne iltihakını (katılmasını) kesinleştiren son diplomatik belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 19391939 Ankara Antlaşması

Answer

19391939 Ankara Antlaşması, Hatay'ın Türkiye'ye katılımını resmileştiren son diplomatik belgedir.
19391939 Ankara Antlaşması, Türkiye ve Fransa arasında imzalanarak Hatay'ın Türkiye'nin bir ili haline gelmesini sağlayan resmi ve son belgedir. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli'den verilen son taviz telafi edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Hatay'ın anavatana katılma tarihini belirleyin.
Hatay, Atatürk'ün vefatından sonra 19391939 yılında anavatana katılmıştır.
Soruda sorulan kesinleşme aşaması 19391939 yılındaki diplomatik gelişmedir.
2
Fransa ile imzalanan antlaşmaları karşılaştırın.
19211921 Ankara Antlaşması Hatay'ı dışarıda bırakırken, 19391939 Ankara Antlaşması Türkiye'ye dahil etmiştir.
İki antlaşma arasındaki temel fark Hatay'ın egemenlik statüsüdür.
3
Nihai katılım belgesini seçin.
19391939 Ankara Antlaşması doğru seçenektir.
Bu belge ile Fransa bölgedeki haklarından tamamen vazgeçmiştir.

Key Concept

Hatay'ın anavatana katılması sürecindeki kronolojik ve diplomatik adımlar.

Hints

1
Hatay'ın anavatana katıldığı yıl olan 19391939'a odaklanın.

Practice More

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı ve başbakanının kimler olduğunu gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 308Question

1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi ile başlayan "etabli" (yerleşik) sorunu, Türkiye ve Yunanistan arasında uzun süren diplomatik gerginliklere yol açmıştır. Bu anlaşmazlık, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, 1930 Ankara Antlaşması ile "etabli" kavramı konusunda varılan temel uzlaşı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması

Answer

İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye hangi tarihte geldiklerine bakılmaksızve yerleşik (etabli) sayılarak mübadeleden muaf tutulmasıdır.
1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan arasındaki 'etabli' gerginliği, İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması kararıyla son bulmuştur. Bu durum iki ülke arasında 1950'lere kadar sürecek olan dostluk dönemini başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
1923 ve 1930 arasındaki temel farkı belirle.
1923'te '30 Ekim 1918' tarih sınırı varken, 1930'da bu sınır kaldırılmıştır.
Etabli sorununun özü, kimlerin 'yerleşik' sayılacağı konusundaki tarihsel anlaşmazlıktır.
2
Ankara (Ahali) Antlaşması'nın sonucunu analiz et.
İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin tamamı yerleşik kabul edildi.
İki ülke arasındaki ilişkilerin yumuşaması (Venizelos ve Atatürk dönemi) çözümü kolaylaştırmıştır.

Key Concept

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Kriteri Değişimi

Hints

1
1923 ve 1930 antlaşmalarının 'tarih kısıtlaması' bakımından farkını düşünün.

Practice More

Bu antlaşmadan sonra Yunan Başbakanı Venizelos'un Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi, ilişkilerin ne kadar düzeldiğini kanıtlar.
Estimated Time:55s
Question 309Question

19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar rejimi Türkiye'nin lehine köklü bir değişikliğe uğramış ve Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği tam olarak sağlanmıştır.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin getirdiği düzenlemeler hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırılarak tüm görev ve yetkileri Türk Devleti'ne devredilmiştir.

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırılarak tüm görev ve yetkileri Türk Devleti'ne devredilmiştir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en önemli sonucu, Boğazlar üzerindeki uluslararası denetimin (Komisyon) sona ermesi ve tüm yetkilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne devredilerek tam egemenliğin kurulmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö arasındaki temel yönetim farkını analiz etme.
Lozan'da Boğazlar, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyordu.
Bu durum Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlıyordu.
2
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin (19361936) yönetim maddesini inceleme.
Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun yetkileri tamamen Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'nin tam egemenliğini sağlamak ve güvenlik endişelerini gidermek.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tam egemenliğin sağlanması ve Komisyonun kaldırılması.

Hints

1
Lozan ile Montrö arasındaki en büyük fark, Boğazlar'ı yöneten 'Komisyon'un durumudur.

Practice More

Lozan ve Montrö Boğazlar rejimlerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak egemenlik farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 310Question

Lozan Barış Konferansı'nda çözülemeyen Musul Sorunu sürecinde, Milletler Cemiyeti Meclisi’nin vereceği kararın taraflar için bağlayıcı olup olmadığı konusunda Türkiye ile İngiltere arasında hukuki bir uyuşmazlık yaşanmıştır. Bu uyuşmazlık üzerine görüşü istenen Lahey Adalet Divanı'nın, Cemiyet Meclisi'nin vereceği kararın kesin bir hakem kararı niteliğinde olduğu yönündeki mütalaası, 19261926 Ankara Antlaşması'na giden süreci şekillendirmiştir.

Bu diplomatik ve hukuki süreç sonunda imzalanan Ankara Antlaşması'nın hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sınır hattı belirlenirken 'Brüksel Hattı' esas alınmış; bu doğrultuda Musul ve Kerkük Irak’a, Hakkâri bölgesi ise Türkiye’ye bırakılmıştır.

Answer

Antlaşma ile belirlenen sınır çizgisinde 'Brüksel Hattı' esas alınmış; Musul ve Kerkük Irak’a bırakılırken Hakkâri Türkiye’de kalmıştır.
Doğru seçenek, Ankara Antlaşması’nın en temel coğrafi ve hukuki sonucunu belirtmektedir. Antlaşma ile Milletler Cemiyeti’nin daha önce belirlediği 'Brüksel Hattı' sınır olarak kabul edilmiş; bu hat uyarınca Musul ve Kerkük İngiliz mandasındaki Irak’a bırakılırken, hattın kuzeyinde kalan Hakkâri bölgesi Türkiye sınırları içinde teyit edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki sürecin analiz edilmesi
Lahey Adalet Divanı'nın kararının bağlayıcılığı
Türkiye'nin diplomatik manevra alanının daraldığını ve Cemiyet kararının kabul edilmek zorunda kalındığını anlamak için.
2
Sınır çizgisinin incelenmesi
Brüksel Hattı'nın kabulü
Milletler Cemiyeti tarafından önerilen geçici hattın (Brüksel Hattı) kalıcı sınır olarak antlaşmaya girmesini tespit etmek için.
3
Toprak paylaşımının teyit edilmesi
Hakkâri Türkiye'de, Musul Irak'ta
Sınırın kuzey ve güneyindeki bölgelerin aidiyetini belirlemek için.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

Hints

1
Milletler Cemiyeti tarafından önerilen sınır hattının özel ismini hatırlamaya çalışın.
2
Türkiye'nin Musul'u kaybetmesine rağmen sınırın kendi lehine kalan kısmında hangi vilayeti teyit ettiğini düşünün.
3
Brüksel Hattı, Hakkâri'yi Türkiye'de bırakan ancak Musul'u Irak'a ayıran temel referans çizgisidir.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözümünde etkili olan iç gelişme (Şeyh Sait İsyanı) ile bu antlaşma arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 311Question

Atatürk dönemi dış politikasında 192319301923-1930 ve 193019391930-1939 yılları arasındaki stratejik makas değişimi; 19201920'li yıllarda ikili diplomasiyle "Lozan’dan kalan pürüzlerin" giderilmesine odaklanılırken, 19301930'larda çok taraflı paktlar üzerinden "uluslararası barışı koruma" misyonunun üstlenilmesini beraberinde getirmiştir. Bu değişim, Türk dış politikasının temel felsefesi açısından aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir yansımasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Milli güvenliğin sağlanmasının, dünya barışının korunmasıyla kurulan stratejik bir bağ üzerinden aktif bir dayanışmaya dönüştüğünün

Answer

Türk dış politikasındaki stratejik değişim, milli güvenliğin korunmasının dünya barışının korunmasıyla ayrılmaz bir bütün haline geldiğinin ve Türkiye'nin aktif bir kolektif güvenlik aktörü olduğunun bir yansımasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'nin dış politikasındaki evrimi doğru tanımlar. 19301930'lu yıllardan itibaren Türkiye, Avrupa'daki bloklaşma ve yayılmacılık tehdidine karşı kendi güvenliğini ancak dünya barışına aktif katkı sağlayarak koruyabileceğini görmüştür. Bu nedenle "aktif dayanışma" ve "kolektif güvenlik" (paktlar, cemiyet üyeliği) ana strateji haline gelmiştir.

Step-by-Step Solution

1
192319301923-1930 döneminin temel karakteristiğini analiz et.
Bu dönem Lozan'dan kalan sorunların (Mübadele, Borçlar, Okullar, Musul) çözümü ve bağımsızlığın tescili ile ilgilidir.
Yeni devletin uluslararası sistemde kabul görmesi ve pürüzlerden arınması gerekiyordu.
2
193019391930-1939 döneminin değişen küresel şartlarını değerlendir.
İtalya ve Almanya'nın yayılmacı (revizyonist) politikaları, dünya barışını tehdit etmeye başlamıştır.
Küresel tehditlerin artması, Türkiye'yi tek taraflı değil, çok taraflı (kolektif) bir güvenlik arayışına itmiştir.
3
"Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin bu geçişteki rolünü sentezle.
İç barışı korumak için dünya barışına katkı sağlamak zorunlu hale gelmiş, bu da Milletler Cemiyeti üyeliği ve bölgesel paktlarla somutlaşmıştır.
Milli güvenlik algısı, küresel istikrarla doğrudan bağlantılı hale getirilmiştir.

Key Concept

Kolektif Güvenlik ve Dönemsel Strateji Farklılaşması

Hints

1
192319301923-1930 arası sorunların niteliği (Lozan'ın devamı) ile 19301930 sonrası sorunların niteliği (Dünya Savaşı tehdidi) arasındaki farkı düşünün.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne davet edilerek girme sürecindeki özel şartları ve bu durumun dış politikadaki saygınlığımızla ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 312Question

Lozan Barış Konferansı’nda çözülemeyen tek konu olan Musul Sorunu, 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile kesin olarak sonuçlanmıştır. Bu antlaşmada, Milletler Cemiyeti tarafından önerilen ve Türkiye ile Irak arasındaki sınırı belirleyen hat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Brüksel Hattı

Answer

Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen ve 1926 Ankara Antlaşması ile Türkiye-Irak sınırı olarak kabul edilen hat Brüksel Hattı'dır.
Brüksel Hattı, Musul Sorunu Milletler Cemiyetine taşındığında cemiyetin görevlendirdiği komisyon tarafından hazırlanan raporda önerilen ve Türkiye ile Irak arasındaki sınırı çizen teknik hattın adıdır. 1926 Ankara Antlaşması ile bu hat Türkiye tarafından resmen kabul edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Musul Sorunu'nun çözüm sürecini hatırla.
Lozan'da çözülemeyen konu Milletler Cemiyetine gitmiştir.
Konunun uluslararası bir hakemlik sürecine girdiğini anlamak için gereklidir.
2
Milletler Cemiyetinin sınır önerisini belirle.
Cemiyet, 'Brüksel Hattı' adı verilen bir sınır belirlemiştir.
Sınırın teknik adını tespit etmek için gereklidir.
3
1926 Ankara Antlaşması ile karşılaştır.
Türkiye, iç ve dış baskılar sonucu bu hattı kabul etmiştir.
Antlaşmanın temel hükmünü doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Musul Sorunu ve Ankara Antlaşması Sınır Belirlemesi

Hints

1
Bu hat, konunun Milletler Cemiyetine taşınmasından sonra cemiyetin merkezi olan Avrupa kentlerinden birinin adıyla anılmaktadır.
2
Belçika'nın başkentinin adıyla anılan bu hat, 1926 Ankara Antlaşması ile Türkiye-Irak sınırı olarak kesinleşmiştir.
3
İngiltere'nin desteklediği ve Milletler Cemiyeti komisyonu tarafından rapor edilen sınırın adı Brüksel Hattı'dır.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözümünde Şeyh Sait İsyanı'nın etkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 313Question

19231923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın her iki yakasının askerden arındırılması" ve "yönetimin başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılması" gibi hükümler, Türkiye'nin egemenlik haklarını ve milli güvenliğini kısıtlayan temel unsurlar olarak görülmekteydi. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu sınırlamalar tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Türkiye'ye sağladığı en temel siyasi kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar üzerindeki kısıtlayıcı unsurların kaldırılarak tam egemenliğin ve milli güvenliğin tesis edilmesi

Answer

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki kısıtlayıcı unsurlar kaldırılmış, tam egemenlik ve milli güvenlik sağlanmıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan'dan kalan ve Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki denetimini sınırlayan 'Uluslararası Komisyon' engelini kaldırmıştır. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın yürüttüğü başarılı diplomasi sonucunda, Türkiye Boğazlar'da asker bulundurma hakkını elde ederek milli güvenliğini sağlamış ve 'tam bağımsızlık' ilkesini bu bölgede de tam olarak hayata geçirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan rejimindeki kısıtlamaları analiz etme
Lozan'da Boğazlar'ın her iki yakasının askerden arındırılması ve yönetimin bir komisyona bırakılması Türkiye'nin egemenliğini kısıtlıyordu.
Milli güvenlik ve tam bağımsızlık ilkesiyle çelişen durumların saptanması gerekir.
2
Montrö ile gelen değişiklikleri değerlendirme
Uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırıldı ve Türk ordusuna Boğazlar'a yerleşme hakkı tanındı.
Bu iki temel değişiklik, Boğazlar üzerindeki doğrudan Türk kontrolünü simgeler.
3
Siyasi ve hukuki kazanımı sentezleme
Türkiye, Boğazlar üzerinde mutlak bir egemenlik kurarak Lozan'dan kalan son kısıtlamadan kurtulmuştur.
Uluslararası alanda Türkiye'nin jeopolitik ağırlığı ve tam bağımsızlığı pekişmiştir.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

Hints

1
Lozan'daki 'komisyon' ve 'askersiz bölge' kavramlarının egemenliği nasıl etkilediğini düşünün.
2
Montrö ile bir uluslararası kurumun kaldırılıp tüm yetkinin Türk Devleti'ne verildiğini hatırlayın.
3
Tam bağımsızlık, bir devletin kendi topraklarında başka hiçbir güce (komisyon vb.) ihtiyaç duymadan karar verebilmesidir.

Practice More

Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılmasının ardından Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sırasında izlediği tarafsızlık politikasını bu yetkiler üzerinden inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Lozan ve Montrö hükümlerini 'egemenlik' açısından karşılaştıran bir tablo zihninizde oluşturarak farkı netleştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 314Question

19231923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması'nın Boğazlar ile ilgili maddeleri, Türkiye'nin tam egemenlik haklarını kısıtlayan hükümler içeriyordu. Bu hükümlerin başında Boğazlar'ın idaresinin uluslararası bir heyete bırakılması ve kıyıların askerden arındırılması geliyordu. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu kısıtlamalar ortadan kaldırılmış ve Boğazlar'ın yönetimi tamamen Türk devletine bırakılmıştır.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini sağlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması
Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması doğrudur çünkü Lozan Antlaşması ile kurulan bu heyet, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki karar alma yetkisini (egemenliğini) kısıtlıyordu. 19361936 Montrö Sözleşmesi ile bu komisyonun görevlerine son verilmiş ve Boğazlar'ın savunması ile yönetimi tamamen Türkiye Cumhuriyeti'ne geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejimini analiz etme
Lozan'a göre Boğazlar, başkanı Türk olan ancak uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyordu ve askersizdi.
Mevcut kısıtlamaları anlamak için başlangıç durumunu tespit etmek gerekir.
2
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile gelen temel değişikliği belirleme
Komisyon kaldırıldı, Türkiye'ye Boğazlar'da asker bulundurma ve yönetme yetkisi verildi.
Egemenlik haklarının nasıl geri kazanıldığını belirlemek sorunun cevabına ulaşmayı sağlar.
3
Egemenliği kısıtlayan kurumun adını onaylama
Uluslararası Boğazlar Komisyonu.
Sözleşmenin en temel sonucu bu kurumun varlığına son vermektir.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

Hints

1
Lozan Antlaşması'nda Boğazlar'ın yönetimi için kurulan 'heyet' veya 'kurul' yapısını düşünün.
2
Bir devletin kendi topraklarındaki su yollarını yönetmesi için başka bir uluslararası yapıya ihtiyaç duymaması tam egemenliktir.
3
Lozan'da 'başkanlığını bir Türk'ün yapacağı' şeklinde kurulan ve Montrö ile sona eren yapının adını hatırlayın.

Practice More

Montrö Sözleşmesi ile Türkiye'nin Boğazlar'da asker bulundurma yetkisini tekrar kazanmasının savunma stratejisi açısından önemini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 315Question

19231923 tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın her iki yakasının askerden arındırılması" ve "Boğazlar yönetimi için uluslararası bir komisyon kurulması" hükümleri, 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu köklü değişikliğin Türkiye Cumhuriyeti açısından doğurduğu en temel diplomatik ve hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar üzerindeki kısıtlanmış egemenlik haklarının tam ve mutlak hale gelmesi

Answer

Boğazlar üzerindeki kısıtlanmış egemenlik haklarının tam ve mutlak hale gelmesi
Lozan Antlaşması'nda Boğazlar'ın yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması ve kıyıların askerden arındırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini kısıtlıyordu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyonun kaldırılması ve Türkiye'ye bölgeyi savunma (asker çıkarma) hakkının verilmesi, Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğinin tam ve mutlak olmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö sözleşmelerindeki Boğazlar rejimlerini karşılaştırın.
Lozan'da askerden arındırılmış bölgeler ve uluslararası bir komisyon mevcuttur; Montrö'de ise komisyon kaldırılmış ve asker bulundurma hakkı Türkiye'ye verilmiştir.
İki antlaşma arasındaki hukuki farkı anlamak kazanımı belirlemek için şarttır.
2
"Uluslararası Komisyon" kavramının egemenlik üzerindeki etkisini analiz edin.
Bir devletin kendi topraklarında uluslararası bir heyetin denetimine tabi olması, egemenlik haklarının kısıtlandığı anlamına gelir.
Komisyonun kaldırılması, bu kısıtlamanın sona erdiğini gösterir.
3
Askerden arındırılmış statünün kaldırılmasının askeri sonuçlarını değerlendirin.
Türkiye'nin Boğazlar'da ordu bulundurabilmesi, ulusal savunma güvenliğini sağlar.
Siyasi bağımsızlık ancak askeri güvenlik ile desteklendiğinde tam hale gelir.

Key Concept

Tam Egemenlik (Tam İstiklal)

Hints

1
Bir devletin kendi topraklarında başka devletlerle ortak yönetim (komisyon) kurması bağımsızlık anlayışına uygun mudur?
2
Lozan ve Montrö arasındaki en büyük fark, Boğazlar'da Türk askerinin bulunup bulunamaması ve yönetimin tek bir devlete ait olup olmamasıdır.
3
Misak-ı Milli hedeflerinden biri olan 'Boğazlar üzerinde tam denetim' ilkesi hangi antlaşma ile gerçekleşmiştir?

Practice More

Montrö Sözleşmesi'nin imzalanmasında etkili olan dış gelişmeleri (İtalya ve Almanya'nın tutumu) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:50s
Question 316Question

19231923 Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan "Türk ve Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme"de, İstanbul Rumlarının "etabli" (yerleşik) sayılabilmesi için 3030 Ekim 19181918 tarihinden önce İstanbul belediye sınırları içinde yerleşmiş olma şartı getirilmiştir. Ancak bu tarihin tespiti ve hukuki yorumu iki ülke arasında uzun süren bir gerginliğe neden olmuş, konu Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınsa da kesin bir çözüme ulaşılamamıştır. Sorun ancak 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile giderilebilmiştir.

Buna göre, 19301930 Ankara Antlaşması ile "etabli" sorununu kesin olarak çözen temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın "yerleşik" kabul edilmesi

Answer

İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilmesi
Doğru seçenek, 19301930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği en temel çözümü ifade eder. Lozan'da belirlenen 3030 Ekim 19181918 tarih sınırı, Rumların yerleşiklik ispatında yaşadığı zorluklar ve Türkiye'nin güvenlik endişeleri nedeniyle büyük bir kriz yaratmıştı. 19301930 yılında Atatürk ve Venizelos arasındaki diplomatik yakınlaşma sonucunda, "tarih ve doğum yeri" şartı aranmaksızın her iki bölgedeki azınlıkların yerleşik sayılması kabul edilerek sorun kökten çözülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
19231923 Lozan Sözleşmesi'ndeki kriterin analizi
İstanbul'daki Rumların etabli sayılması için 3030 Ekim 19181918 öncesi yerleşmiş olma şartı vardı.
Bu tarih, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın tarihidir ve Rumların İstanbul'a sonradan gelip demografik yapıyı değiştirmesini engellemek amaçlanmıştır.
2
19301930 Ankara (Ahali) Antlaşması'ndaki değişikliğin tespiti
Tarih sınırlaması (3030 Ekim 19181918) tamamen kaldırılmıştır.
Uluslararası hukuk yollarının tıkanması ve iki ülke arasındaki gerginliğin Balkanlar'daki güvenlik risklerini artırması nedeniyle siyasi bir çözüm tercih edilmiştir.
3
Nihai sonucun yorumlanması
İstanbul'daki tüm Rumlar ve Batı Trakya'daki tüm Türkler etabli sayılmıştır.
Bu çözüm Türk-Yunan dostluğunu başlatmış ve 19341934 Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlamıştır.

Key Concept

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Kriteri Değişimi

Hints

1
Lozan'daki 3030 Ekim 19181918 tarihinin neden olduğu anlaşmazlıkları düşünün.

Practice More

Nüfus Mübadelesi sorununun çözülmesinin Türk-Yunan ilişkilerine ve 19341934 Balkan Antantı'na etkilerini inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 317Question

Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayan Musul Sorunu, 55 Haziran 19261926 tarihinde İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile bir karara bağlanmıştır. Bu antlaşmanın maddeleri ve sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Musul'un Irak'a bırakılmasıyla Misak-ı Milli'den taviz verilmiştir.

Answer

Musul'un Irak'a bırakılmasıyla Misak-ı Milli'den taviz verilmiştir.
Doğru seçenek olan ifade, antlaşmanın en temel siyasi sonucunu vurgular. 19261926 Ankara Antlaşması ile Musul ve Kerkük'ün Irak'a bırakılması kabul edilmiş, böylece Lozan'da çözülemeyen bu sorun Türkiye'nin aleyhine sonuçlanarak Misak-ı Milli'den taviz verilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın taraflarını ve tarihini belirleme
19261926 Ankara Antlaşması, Türkiye ile İngiltere arasında Musul Sorunu için yapılmıştır.
19211921 Ankara Antlaşması (Fransa ile) ile karıştırılmamalıdır.
2
Sınır değişikliğini analiz etme
Musul ve Kerkük Irak'a (İngiliz mandası) bırakılmıştır.
Bu durum Misak-ı Milli'den ödün verildiği anlamına gelir.
3
Ekonomik kazanımları değerlendirme
Petrol gelirlerinin %10'u 2525 yıl süreyle Türkiye'ye bırakılmıştır.
Tam ve süresiz bir hak elde edilmediği teşhis edilmelidir.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ve Misak-ı Milli Tavizleri

Hints

1
19211921 Ankara Antlaşması (Fransa) ile 19261926 Ankara Antlaşması (İngiltere) arasındaki farka dikkat edin.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözümünü zorlaştıran iç gelişme olan Şeyh Sait İsyanı'nın dış politikaya etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 318Question

Lozan Barış Antlaşması ile yabancı okulların Türk kanunlarına uyması kararlaştırılmış; ardından çıkarılan yasal düzenlemelerle bu okullar doğrudan denetim altına alınmıştır. Fransa'nın bu düzenlemeleri uluslararası bir platformda tartışma ve Türkiye ile müzakere etme talepleri, Türk hükümeti tarafından "ulusal egemenliğe müdahale" sayılarak kesin bir dille reddedilmiştir. Türkiye'nin bu tavizsiz tutumunun temel hukuki ve siyasi dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin sağlanması ve okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlanması

Answer

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birliğin sağlanması ve okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlanması seçeneği doğrudur.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve ardından çıkarılan yönetmelikler, yabancı okulların müfredatlarına Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin eklenmesini, bu derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulmasını ve dini sembollerin kaldırılmasını zorunlu kılmıştır. Türkiye, Lozan'da elde ettiği yetkiye dayanarak bu düzenlemeleri yapmış ve konuyu bir iç mesele sayarak Fransa ile müzakere etmeyi ulusal egemenliğine aykırı bulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki kararı hatırlayınız.
Lozan'da yabancı okulların varlığı kabul edilmiş ancak bu kurumların Türk kanun ve tüzüklerine uyması şartı getirilmiştir.
Uluslararası bir antlaşma ile bu okulların imtiyazlı statüsü sona erdirilmiştir.
2
1924 yılındaki eğitim reformunu değerlendiriniz.
3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik sağlanmış ve tüm okullar MEB'e bağlanmıştır.
Eğitim alanında ulusal egemenliğin tam olarak tesisi için bu adım zorunludur.
3
Türkiye'nin diplomatik duruşunu analiz ediniz.
Türkiye, kendi yasalarını uygulama konusunu bir "iç mesele" olarak görmüştür.
Dış devletlerin (özellikle Fransa ve Vatikan) müdahale isteği egemenlik haklarına aykırı bulunduğu için reddedilmiştir.

Key Concept

Ulusal Egemenlik ve Eğitimde Bağımsızlık

Hints

1
Türkiye bu sorunu bir 'iç mesele' olarak kabul etmiş ve yabancı devletlerle masaya oturmayı reddetmiştir.
2
1924 yılında eğitim sistemini tamamen millileştiren ve tüm okulları tek bir merkeze bağlayan kanunu hatırlayınız.
3
Lozan Antlaşması'na göre bu okullar Türk yasalarına tabidir; dolayısıyla 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu bu okullar için de bağlayıcıdır.

Practice More

Yabancı okullar meselesinde en çok gerginlik yaşanan ülkenin Fransa olduğunu ve Papa'nın (Vatikan) da sürece müdahil olmak istediğini unutmayınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 319Question

Milletler Cemiyeti nezdinde yürütülen görüşmeler sonucunda kabul edilen ve Hatay’ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı bir 'ayrı varlık' (entiteentite distinctedistincte) olarak tanınmasını öngören rapor, bölgedeki Türk varlığının uluslararası alanda tescillenmesini sağlamıştır. Türkiye'nin diplomatik başarısını simgeleyen bu raporun sunduğu hukuki çerçeve, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesinde temel belirleyici rol oynamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Hatay’da bağımsız bir yönetimin kurulması ve anavatana katılım sürecinin hukuki zemine oturması

Answer

Sandler Raporu ile Hatay'ın 'ayrı bir varlık' olarak tanınması, bölgenin Suriye'den ayrışarak bağımsız bir devlet haline gelmesine ve nihayetinde Türkiye'ye katılmasına olanak tanıyan süreci başlatmıştır.
Doğru seçenek, raporun Hatay’ın bağımsız bir devlet olma yolunu açtığını ve anavatana katılımın hukuki temellerini attığını belirtmektedir. Sandler Raporu, bölgeyi 'ayrı bir varlık' olarak tanımlayarak Fransız mandasından ayrılma sürecini başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Metinde bahsedilen raporun ismini ve içeriğini analiz etme
Söz konusu rapor, Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen Sandler’in hazırladığı 'Sandler Raporu'dur.
Soruda geçen 'ayrı varlık' (entiteentite distinctedistincte) ifadesi bu raporun en karakteristik özelliğidir.
2
Raporun siyasi sonuçlarını değerlendirme
Rapor, Hatay'ın iç işlerinde bağımsızlığını tanımıştır.
Bu statü, bölgenin Fransa mandasındaki Suriye'den idari olarak ayrılmasını sağlamıştır.
3
Hukuki zeminin nereye evrildiğini belirleme
Bu zemin, 1938'de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlamıştır.
Bağımsızlık aşaması, Türkiye'ye katılma (iltihak) kararının alınabilmesi için gerekli olan egemenlik hakkını bölge halkına vermiştir.

Key Concept

Sandler Raporu ve Hatay'ın Ayrı Varlık Statüsü

Hints

1
Soruda bahsedilen 'ayrı varlık' terimi, Hatay'ın Suriye'den idari olarak kopuşunun ilk adımıdır.
2
Sandler Raporu, Hatay'ın kendi anayasasına sahip olmasını ve seçimlerin yapılmasını öngörmüştür.
3
Bağımsızlık ilanı olmadan, bir bölgenin başka bir devlete katılması uluslararası hukuk açısından daha zor bir süreçtir.

Practice More

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı ve başbakanını hatırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz (Tayfur Sökmen ve Abdurrahman Melek).

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir: Montrö ve Balkan Antantı gibi olayların tarihlerini ve konularını hatırlayarak seçenekler elenebilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 320Question

1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanlarının 'etabli' (yerleşik) sayılarak mübadele dışı tutulması kararlaştırılmıştır. Ancak iki ülke arasında bu kavramın tanımı üzerine çıkan teknik anlaşmazlıklar, sorunun Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmasına neden olmuş, nihayet 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, 19301930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'nın 'etabli' sorununun çözümü konusunda getirdiği temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanların, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması

Answer

İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanların, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması
Doğru yanıt olan seçenek, 1930 Ankara Antlaşması ile getirilen radikal değişikliği doğru yansıtmaktadır. Lozan'da kabul edilen '30 Ekim 1918 öncesi yerleşmiş olma' şartı büyük bir krize dönüşünce, 1930 yılında yapılan yeni düzenleme ile İstanbul'daki tüm Rumlar ve Batı Trakya'daki tüm Müslümanlar, bölgeye ne zaman gelmiş olurlarsa olsunlar 'yerleşik' kabul edilerek sorun siyasi bir uzlaşıyla çözülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Lozan'daki 'etabli' krizinin nedenini belirle.
Kriz, 30 Ekim 1918 öncesinde yerleşmiş olma şartının (Mondros mütarekesi tarihi) yorumlanmasından kaynaklanıyordu.
Türkiye hukuki ikameti, Yunanistan ise fiili yerleşimi esas alıyordu.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın (Ahali Sözleşmesi) içeriğini analiz et.
Antlaşma ile yerleşiklik için aranan tarih sınırı ve hukuki kriterler kaldırıldı.
Türk-Yunan ilişkilerini normalleştirmek ve İtalyan tehdidine karşı Balkan Antantı'na zemin hazırlamak hedeflenmiştir.
3
Sonucu doğrula.
Mevcut tüm İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri etabli kabul edildi.
Tarih bakılmaksızın yerleşik sayılma kararı sorunu kökten çözmüştür.

Key Concept

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Kriteri Değişimi

Hints

1
1930 Ankara Antlaşması, Türk-Yunan dostluğunu başlatan ve uyuşmazlıkları 'siyasi bir jestle' sonlandıran bir metindir.

Practice More

1930 Nüfus Mübadelesi çözümünün, Türkiye'nin 1932'de Milletler Cemiyeti'ne girişi ve 1934'te Balkan Antantı'nın kurulması üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 16 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 16 | Examkin