Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 questions
1930'lu yılların başından itibaren İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları, Avrupa'da barışın sürdürülebilirliğini tehdit etmeye başlamıştır. Bu süreçte Türkiye, batı sınırlarını güvence altına almak ve bölgesel bir barış havzası oluşturmak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimler neticesinde 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı imzalanmıştır.
Balkan Antantı'nın imzacı devletleri arasında yer almayan Bulgaristan'ın, bu bölgesel güvenlik iş birliğine katılmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye, Paris Sözleşmesi ile ödemeye başladığı Osmanlı borçlarını Dünya Ekonomik Buhranı nedeniyle sürdürmekte zorlanmış; bu durum alacaklı devletlerle (başta Fransa) yeni bir müzakere sürecini başlatmıştır. yılında imzalanan yeni antlaşma, Türkiye’nin elini mali açıdan büyük ölçüde rahatlatmıştır.
Borçlar Antlaşması'nın Türkiye lehine sonuçlanmasını sağlayan ve dış ticarette döviz tasarrufu gerçekleştiren en temel teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Dönemi dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu süreçte Türkiye, diğer devletlerin üyelik başvurusunda bulunma usulünden farklı olarak, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen özel bir davet üzerine Cemiyet-i Akvam'a (Milletler Cemiyeti) üye olmuştur. Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi hangi yıl gerçekleşmiştir?
1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Hatay'ın (Sancak) statüsü Türkiye ile Fransa arasında ciddi bir diplomatik krize dönüşmüştür. Mustafa Kemal Atatürk, bu süreçte hükümetin yürüttüğü politikayı yetersiz bularak kamuoyu oluşturmak amacıyla, 1937 yılında "Asım Us" takma adıyla hükümete yönelik sert eleştiriler içeren makaleler kaleme almıştır.
Atatürk'ün bu eleştirel makalelerinin yayımlandığı gazete aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkelerinden biri olan "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Türkiye'nin sadece kendi sınırlarını korumasını değil, aynı zamanda dünya barışına aktif katkı sağlamasını da öngörmektedir. Özellikle ’lu yılların başından itibaren İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarının dünya barışını tehdit etmesi üzerine Türkiye, bu ilke doğrultusunda "kolektif güvenlik" adımlarını hızlandırmıştır.
Buna göre Türkiye'nin yılları arasında yürüttüğü dış politika faaliyetlerinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti'nin yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
Haziran tarihinde Türkiye, İngiltere ve Irak arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşmanın içeriği ve sınır belirleme süreci dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi antlaşmanın getirdiği hükümlerden biridir?
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Dış siyaset, iç teşkilat ile uyumlu olmalıdır." sözü doğrultusunda şekillenen Türk dış politikası; ve yılları olmak üzere iki temel dönemde incelenmektedir.
Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Türkiye'nin dış politikadaki önceliğinin "Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzleri gidererek bağımsızlığı pekiştirmek" olduğu ilk döneme ait bir gelişmedir?
yılında alacaklı devletlerle yapılan Paris Sözleşmesi'ne rağmen, Türkiye'nin dış borç ödemelerinde yeni bir düzenleme talep etmesine ve borçların yılında daha uygun şartlarda (kağıt frangı üzerinden) yeniden yapılandırılmasına zemin hazırlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, ’lu yılların ikinci yarısında artan küresel savaş tehditlerine karşı "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi gereği bölgesel iş birliklerine öncelik vermiştir. Bu kapsamda Temmuz tarihinde imzalanan Sadabat Paktı'nın Türkiye açısından sağladığı en temel stratejik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?
Haliç Konferansı'ndan itibaren düğümlenen Musul Sorunu, Türkiye'nin tüm diplomatik çabalarına rağmen Haziran tarihli Ankara Antlaşması ile Misak-ı Milli'den taviz verilerek çözülmüştür. Bu sürecin diplomatik ve hukuki aşamaları ile Türkiye'nin karar alma sürecini etkileyen faktörler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Musul üzerindeki haklarından vazgeçerek antlaşmayı imzalamasında etkili olan gerekçelerden biri değildir?
1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın 7. maddesinde; "Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı taraflardan birinin kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini bozmak veya rejimini sarsmak amacıyla kurulmuş silahlı çetelerin, birliklerin veya örgütlerin kurulmasını ve eylemde bulunmasını engellemeyi yükümlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Paktın imzalandığı dönemin bölgesel siyasi dinamikleri ve taraf devletlerin merkezi otoritelerini koruma çabaları göz önüne alındığında, bu hükmün metne eklenmesindeki temel amacın aşağıdakilerden hangisi olduğu savunulabilir?
Türkiye'nin Lozan Barış Antlaşması sonrasında takip ettiği 'milli menfaatler doğrultusunda barışçıl diplomasi', yılında Milletler Cemiyeti Genel Kurulu'nun yerleşik teamüllerin dışına çıkarak Türkiye'yi üyeliğe davet etmesiyle sonuçlanmıştır. Bu katılım sürecinin tarihsel ve diplomatik dinamikleri göz önüne alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumunu ve üyeliğin niteliğini en doğru şekilde analiz etmektedir?
Osmanlı Devleti’nden kalan borçların tasfiyesi sürecinde 1928 yılında imzalanan Paris Sözleşmesi, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkisiyle uygulanabilirliğini yitirmiştir. Türkiye bu süreçte ciddi ödeme güçlüğü yaşarken, alacaklı devletler (özellikle Fransa) borçların 'Altın Frangı' üzerinden ödenmesini talep etmiş, Türkiye ise 'Kağıt Frangı' üzerinden ödeme yapılması ve dış ticaret dengesinin gözetilmesi konusunda ısrar etmiştir.
Bu süreçte yaşanan uyuşmazlıklar sonucunda 1933 yılında imzalanan yeni Borçlar Sözleşmesi ile sağlanan ve Türkiye'nin hem döviz rezervlerini korumasını hem de ekonomik egemenliğini pekiştirmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Hatay'ın anavatana katılma süreci; 1921 Ankara Antlaşması'ndaki özel statüden, 1939'daki iltihak kararına kadar uzanan çok aşamalı diplomatik bir mücadeleyi kapsamaktadır. Bu süreçte bölgenin hukuki statüsündeki değişimler dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi diplomatik ve kronolojik gerçeklerle *bağdaşmaz*?
1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk'ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılmış; 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyon kaldırılarak tüm yetkileri Türk Devleti'ne devredilmiştir. Bu değişikliğin Türkiye Cumhuriyeti açısından öncelikle aşağıdakilerden hangisine yönelik olduğu savunulabilir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Hatay (Sancak) Meselesi'nin çözüm sürecinde Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Sandler Raporu ve bu rapora dayalı olarak hazırlanan 1937 Statüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bölgenin hukuki ve siyasi statüsünü tanımlayan en kapsamlı ve doğru bilgidir?
Türk dış politikası Atatürk döneminde stratejik öncelikler bakımından iki temel safhaya ayrılır. Birinci safhada, Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi ve milli egemenliğin iç hukukta tam olarak tesisi amaçlanırken; ikinci safhada, dünyada hızla artan savaş tehditlerine karşı kolektif güvenlik ve bölgesel iş birliği arayışları ön plana çıkmıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin bu ikinci safhadaki (1930-1939) dış politika hedeflerinden veya bu doğrultudaki girişimlerinden biri olarak gösterilemez?
Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk’ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılacaktır." maddesi, yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Bu değişikliğin Türkiye açısından doğurduğu en temel hukuki ve siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle Türkiye'nin dış ticaret hacminin daralması ve döviz rezervlerinin kritik seviyeye inmesi, Osmanlı Devleti'nden devralınan borçların ödenmesini bir "transfer sorunu" haline getirmiştir. Bu krizin aşılması ve borç ödemelerinin "milli ekonomi" stratejisiyle uyumlu bir zemine oturtulması amacıyla Paris Borçlar Sözleşmesi ile hayata geçirilen temel teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?