Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 401Question

1930'lu yılların başından itibaren İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları, Avrupa'da barışın sürdürülebilirliğini tehdit etmeye başlamıştır. Bu süreçte Türkiye, batı sınırlarını güvence altına almak ve bölgesel bir barış havzası oluşturmak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimler neticesinde 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı imzalanmıştır.

Balkan Antantı'nın imzacı devletleri arasında yer almayan Bulgaristan'ın, bu bölgesel güvenlik iş birliğine katılmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşan mevcut sınırları tanımayarak toprak talebinde bulunması

Answer

Bulgaristan'ın paktın dışında kalma nedeni, Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırları kabul etmemesi ve komşularından toprak talep etmesidir.
Balkan Antantı, mevcut sınırları koruma (statükoculuk) ilkesine dayanıyordu. Bulgaristan ise Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kaybettiği toprakları geri almak istediği için (revizyonizm) bu ittifakın dışında kalmayı tercih etmiştir. Özellikle Romanya'dan Dobruca ve Yunanistan'dan Batı Trakya üzerindeki emelleri bu kararda etkili olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın temel amacını belirle.
Pakt, imzacı devletlerin (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı amaçlar.
Bu ülkeler 'statükocu' yani mevcut durumu korumak isteyen devletlerdir.
2
Bulgaristan'ın o dönemdeki dış politika çizgisini analiz et.
Bulgaristan 'revizyonist' bir politika izlemektedir.
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmalarla kaybettiği toprakları geri almak istemektedir.
3
Katılmama nedenini paktın amacıyla ilişkilendir.
Sınırları değişmez kılan bir pakt, toprak talebi olan Bulgaristan'ın çıkarlarıyla örtüşmez.
Toprak talebi olan bir devlet, mevcut sınırları garanti altına alan bir anlaşmaya imza atmaz.

Key Concept

Revizyonist ve Statükocu Devlet Ayrımı

Hints

1
1930'lu yıllarda bazı devletler mevcut sınırları korumak isterken, bazıları bu sınırları değiştirmek (revizyonizm) istiyordu.
2
Balkan Antantı'na katılan devletleri 'TAYYAR' (Türkiye, Atina/Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şifresiyle hatırlayabilirsiniz. Bulgaristan neden bu grupta yok?
3
Bulgaristan'ın Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Nöyyi Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri alma isteği, sınırları donduran bu ittifaka girmesine engel olmuştur.

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan diğer bir Balkan devleti olan Arnavutluk'un durumunu, üzerindeki İtalyan nüfuzu üzerinden inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 402Question

Türkiye, 19281928 Paris Sözleşmesi ile ödemeye başladığı Osmanlı borçlarını 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı nedeniyle sürdürmekte zorlanmış; bu durum alacaklı devletlerle (başta Fransa) yeni bir müzakere sürecini başlatmıştır. 19331933 yılında imzalanan yeni antlaşma, Türkiye’nin elini mali açıdan büyük ölçüde rahatlatmıştır.

19331933 Borçlar Antlaşması'nın Türkiye lehine sonuçlanmasını sağlayan ve dış ticarette döviz tasarrufu gerçekleştiren en temel teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların "altın frangı" yerine devalüe edilmiş "kağıt frangı" üzerinden ödenmesi ve "takas (clearing)" sistemine geçilmesi.

Answer

Borçların altın frangı yerine kağıt frangı üzerinden ödenmesinin kabul edilmesi ve takas (clearing) sistemine geçilmesi Türkiye'nin en büyük kazanımıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, 19331933 antlaşmasının en özgün ve teknik başarısını ifade eder. Altın frangı yerine kağıt frangı üzerinden ödeme yapılması, borcun gerçek değerini yaklaşık %30-40 oranında azaltmıştır. Takas (clearing) sistemi ise Türkiye'nin nakit döviz ödemek yerine ihraç ürünleri (fındık, tütün vb.) ile borç taksitlerini ödemesine imkan tanımıştır.

Step-by-Step Solution

1
19291929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın etkilerini analiz etmek
Kriz nedeniyle Türkiye'nin dış ticaret hacmi daralmış ve döviz stokları azalmıştır.
Bu durum 19281928 yılında belirlenen ödeme takvimini imkansız hale getirmiştir.
2
Hoover Moratoryumu ve diplomasi sürecini değerlendirmek
Türkiye moratoryumdan yararlanarak ödemeleri geçici olarak durdurmuş ve masaya oturmuştur.
Alacaklıların (başta Fransa) mevcut şartları kabul etmesi için diplomatik baskı kurulmuştur.
3
19331933 Antlaşması'ndaki teknik maddeleri incelemek
Borç ödeme birimi "altın frangı"ndan devalüe olmuş "kağıt frangı"na çekilmiştir.
Altın frangı sabit bir değerken kağıt frangının değer kaybetmesi Türkiye'nin ödeyeceği reel tutarı düşürmüştür.
4
Takas (Clearing) sisteminin etkisini belirlemek
Türkiye'nin alacaklı devletlere mal satarak borç taksitlerini mahsup etmesi sağlanmıştır.
Bu sayede ülkenin sınırlı döviz rezervleri korunmuş ve dış ticaret teşvik edilmiştir.

Key Concept

19331933 Paris Borçlar Antlaşması ve Kağıt Frangı Uygulaması

Hints

1
19291929 krizi sonrası Türkiye'nin en büyük sorunu döviz yetersizliğidir.

Practice More

Hoover Moratoryumu'nun Türkiye üzerindeki etkilerini ve 19541954 yılındaki son taksit ödemesini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 403Question

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Dönemi dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Bu süreçte Türkiye, diğer devletlerin üyelik başvurusunda bulunma usulünden farklı olarak, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen özel bir davet üzerine Cemiyet-i Akvam'a (Milletler Cemiyeti) üye olmuştur. Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi hangi yıl gerçekleşmiştir?

Show answer & explanation

Answer: 1932

Answer

Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olmuştur.
Doğru cevap 1932 yılıdır. Türkiye, barışçı dış politikası sayesinde uluslararası alanda güven kazanmış ve 18 Temmuz 1932'de İspanya'nın önerisi, Yunanistan'ın desteği ve Milletler Cemiyeti Genel Kurulu'nun davetiyle örgüte katılmıştır. Bu, bir devletin cemiyete başvuru yapmadan, davetle girdiği nadir örneklerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin dünya barışına katkı sağlamak amacıyla uluslararası örgütlere katılım sürecini değerlendirmek.
Türkiye'nin 1930'lu yılların başında barışçı politikalarını hızlandırdığı görülür.
Atatürk Dönemi dış politikasının temel hedefi uluslararası barışı korumaktır.
2
Cemiyet-i Akvam'a katılım yöntemini ve tarihini belirlemek.
Türkiye'nin 18 Temmuz 1932'de davet usulüyle üye olduğu saptanır.
İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gerçekleşen bu davet, Türkiye'nin uluslararası prestijini göstermektedir.

Key Concept

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine Giriş Süreci (1932)

Hints

1
Türkiye bu cemiyete başvurarak değil, gelen bir davet üzerine katılmıştır.
2
Bu olay, 1930'lu yılların başında Türkiye'nin uluslararası saygınlığının arttığı bir dönemde gerçekleşmiştir.
3
Cevap, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden 4 yıl önce, Balkan Antantı'ndan ise 2 yıl öncedir.

Practice More

Milletler Cemiyetine giriş sürecinde Türkiye'yi davet eden devletlerin hangileri olduğunu (İspanya ve Yunanistan) tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 404Question

1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte, Hatay'ın (Sancak) statüsü Türkiye ile Fransa arasında ciddi bir diplomatik krize dönüşmüştür. Mustafa Kemal Atatürk, bu süreçte hükümetin yürüttüğü politikayı yetersiz bularak kamuoyu oluşturmak amacıyla, 1937 yılında "Asım Us" takma adıyla hükümete yönelik sert eleştiriler içeren makaleler kaleme almıştır.

Atatürk'ün bu eleştirel makalelerinin yayımlandığı gazete aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kurun (Vakit)

Answer

Atatürk'ün Hatay Sorunu'nda hükümeti eleştiren makaleleri yayımladığı gazete Kurun (Vakit) gazetesidir.
Doğru cevap olan Kurun (Vakit) gazetesi, Atatürk'ün 1937 yılı Ocak ayında İsmet İnönü hükümetinin Hatay politikasındaki 'yavaşlığını' eleştirmek için seçtiği mecradır. Atatürk bu yazıları bizzat yazdırmış ve gazetenin sahibi Asım Us'un adıyla yayımlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hatay meselesindeki diplomatik krizin zaman dilimini belirle.
1936-1937 yılları, Fransa'nın Suriye'den çekilme kararı sonrası.
Atatürk'ün eleştirileri bu dönemdeki tıkanıklığa bir tepkidir.
2
Atatürk'ün bu süreçte kullandığı yöntemi tanımla.
Kamuoyu oluşturmak için basını kullanmak ve "Asım Us" mahlasını seçmek.
Bir devlet başkanının kendi hükümetini doğrudan eleştirmesi uygun olmayacağı için mahlas kullanılmıştır.
3
Bu mahlasla yazılan yazıların hangi mecrada çıktığını tespit et.
Kurun (Vakit) gazetesi.
Bu gazete, Atatürk'ün bu özel eleştiri serisi için tercih ettiği yayındır.

Key Concept

Atatürk'ün Hatay Sorunu'ndaki şahsi mücadelesi ve basın yoluyla diplomatik baskı kurması.

Hints

1
Bu gazete aslında günümüzde de bilinen 'Vakit' gazetesinin o dönemki ismidir.
2
Atatürk, makalelerini gazetenin başyazarı olan kişinin adını kullanarak yayımlatmıştır.
3
Gazetenin adı, 1934-1948 yılları arasında 'Kurun' olarak kullanılmıştır; bu dönemde 'Asım Us' mahlaslı yazılar yayımlanmıştır.

Practice More

Atatürk'ün Hatay konusundaki bu yazılarından sonra hükümetin Milletler Cemiyeti nezdinde hangi adımları attığını (Sandler Raporu süreci) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 405Question

Atatürk dönemi dış politikasının temel ilkelerinden biri olan "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Türkiye'nin sadece kendi sınırlarını korumasını değil, aynı zamanda dünya barışına aktif katkı sağlamasını da öngörmektedir. Özellikle 19301930’lu yılların başından itibaren İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarının dünya barışını tehdit etmesi üzerine Türkiye, bu ilke doğrultusunda "kolektif güvenlik" adımlarını hızlandırmıştır.

Buna göre Türkiye'nin 193019391930-1939 yılları arasında yürüttüğü dış politika faaliyetlerinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Revizyonist devletlerin oluşturduğu tehditlere karşı bölgesel dayanışmayı güçlendirerek sınır güvenliğini korumak

Answer

Revizyonist devletlerin oluşturduğu tehditlere karşı bölgesel dayanışmayı güçlendirerek sınır güvenliğini korumak
Doğru cevap olan ifade, Türkiye'nin 19301930 sonrasında izlediği stratejiyi tam olarak yansıtmaktadır. İtalya ve Almanya gibi mevcut statükoyu değiştirmek isteyen (revizyonist) devletlerin yayılmacı politikalarına karşı Türkiye, Balkan Antantı (19341934) ve Sadabat Paktı (19371937) gibi oluşumlara öncülük ederek bölgesel dayanışmayı ve sınır güvenliğini sağlamayı hedeflemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
1930-1939 arası dönem, dünya barışının tehdit edildiği ve kolektif güvenlik arayışlarının arttığı bir süreçtir.
Atatürk dönemi dış politikası 1923-1930 (Lozan'dan kalan sorunlar) ve 1930-1939 (Kolektif güvenlik) olarak ikiye ayrılır.
2
Dış tehditlerin belirlenmesi
İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacılığı ve Almanya'nın silahlanması (Revizyonizm) Türkiye'yi tedbir almaya itmiştir.
Dış politikanın şekillenmesinde uluslararası konjonktür belirleyicidir.
3
Faaliyetlerin temel amacının saptanması
Milletler Cemiyeti üyeliği, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın temel amacı barışı korumak ve güvenliği sağlamaktır.
Bölgesel paktlar, sınırların korunması ve barışın sürekliliği için oluşturulan dayanışma mekanizmalarıdır.

Key Concept

Atatürk dönemi dış politikasının ikinci safhası (1930-1939) kolektif güvenlik ve barış odaklıdır.

Hints

1
19301930 öncesi dönem daha çok Lozan'dan kalan sorunların (Musul, Mübadele vb.) çözümüne odaklanırken, 19301930 sonrası dönem uluslararası işbirliğine odaklanır.
2
İkinci Dünya Savaşı öncesi dönemde İtalya ve Almanya'nın saldırgan tutumları Türkiye'yi komşularıyla savunma amaçlı paktlar kurmaya yöneltmiştir.
3
Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın kurulma nedenlerini düşünün; bu paktlar sınırları koruma ve barışı sürdürme amacı taşır.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na katılan devletleri ve bu paktların hangi sınırlarda güvenlik sağladığını tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 406Question

Türkiye Cumhuriyeti'nin 19321932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım süreciyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Üyeliğin gerçekleşmesi için cemiyete başvuruda bulunmamış, İspanya ve Yunanistan'ın önerisiyle yapılan daveti kabul ederek katılmıştır.

Answer

Türkiye, Milletler Cemiyetine kendi başvurusuyla değil, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle yapılan özel bir davet üzerine katılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) kendi resmi başvurusuyla değil, cemiyetin tüzüğünde yapılan bir değişiklikle Türkiye'ye özel olarak gönderilen davet üzerine katılmıştır. Bu davet İspanya tarafından teklif edilmiş ve Yunanistan tarafından desteklenmiştir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası alandaki barışçı politikasının ve artan saygınlığının bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine giriş tarihini belirle.
19321932 yılı.
Soruda belirtilen tarih ile olaylar arasındaki kronolojik bağı kurmak için gereklidir.
2
Giriş yöntemini ve prosedürünü analiz et.
Davet usulü (İspanya ve Yunanistan'ın önerisi).
Türkiye'nin üyeliği, cemiyetin genel başvuru prosedüründen farklı olarak bir 'davet' ile gerçekleşmiştir.

Key Concept

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine davet usulüyle katılması (19321932).

Hints

1
Türkiye'nin cemiyete giriş yılı 19321932'dir.
2
Türkiye, Musul meselesindeki tutumu nedeniyle cemiyete başvurmak istememiş, cemiyetin kendisini çağırmasını beklemiştir.
3
Türkiye, Milletler Cemiyeti tarihinde bir ilki gerçekleştirerek 'davet' üzerine üye olmuştur.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girmesinin ardından 19341934'te katıldığı bölgesel güvenlik örgütünü (Balkan Antantı) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 407Question

55 Haziran 19261926 tarihinde Türkiye, İngiltere ve Irak arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Sorunu çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşmanın içeriği ve sınır belirleme süreci dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi antlaşmanın getirdiği hükümlerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyeti tarafından önerilen "Brüksel Hattı", Türk-Irak sınırı olarak kabul edilmiştir.

Answer

Milletler Cemiyeti tarafından önerilen "Brüksel Hattı", Türk-Irak sınırı olarak kabul edilmiştir.
Antlaşma ile Milletler Cemiyeti'nin sunduğu rapordaki 'Brüksel Hattı' esas alınmış, Türkiye bu hattın güneyindeki Musul üzerindeki haklarından vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bu hat, bugünkü Türkiye-Irak sınırının temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın siyasi sonuçlarını değerlendirme
Musul ve Kerkük'ün Irak'a (İngiliz mandası) bırakıldığı, Hakkâri'nin ise Türkiye'de kaldığı teyit edilir.
Sınırın hangi hat üzerinden çizildiğini belirlemek için.
2
Sınır hattının ismini belirleme
Milletler Cemiyeti'nin hazırladığı raporda geçen sınırın adının "Brüksel Hattı" olduğu tespit edilir.
Antlaşmanın temelini oluşturan teknik raporu hatırlamak için.
3
Ekonomik ve diğer hükümleri kontrol etme
Türkiye'ye %10\%10 petrol payı verildiği ancak bunun toprak egemenliği ile ilgili olmadığı görülür.
Seçeneklerdeki yanlış ekonomik iddiaları elemek için.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

Hints

1
Antlaşma sırasında sınırın çizilmesinde Milletler Cemiyeti'nin daha önce belirlediği bir 'hat' temel alınmıştır.
2
Bu hattın adı, Avrupa'nın önemli bir başkentinin ismini taşımaktadır.
3
Milletler Cemiyeti raporuna göre Hakkâri Türkiye'de, Musul ise Irak'ta kalacak şekilde çizilen bu sınıra Brüksel Hattı denir.

Practice More

Ankara Antlaşması'nın Misak-ı Milli'den verilen bir taviz olup olmadığını ve Şeyh Sait İsyanı'nın bu süreçteki etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 408Question

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Dış siyaset, iç teşkilat ile uyumlu olmalıdır." sözü doğrultusunda şekillenen Türk dış politikası; 192319301923-1930 ve 193019391930-1939 yılları olmak üzere iki temel dönemde incelenmektedir.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Türkiye'nin dış politikadaki önceliğinin "Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzleri gidererek bağımsızlığı pekiştirmek" olduğu ilk döneme ait bir gelişmedir?

Show answer & explanation

Answer: Yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine uyması konusunda taviz verilmemesi

Answer

Yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine uyması konusunda taviz verilmemesi seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, dış politikanın ilk dönemindeki (192319301923-1930) temel karakteri yansıtmaktadır. Bu dönemde Türkiye, Lozan'da tam çözülemeyen veya uygulamada sorun çıkan yabancı okullar, dış borçlar ve nüfus mübadelesi gibi konuları bağımsızlık ve egemenlik ilkelerinden taviz vermeden çözmeye odaklanmıştır. Yabancı okulların Türk müfredatına ve denetimine tabi tutulması, bu dönemdeki egemenlik hassasiyetinin en net örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın dönem özelliklerini analiz et.
192319301923-1930 arası dönem "Lozan'dan kalan sorunların tasfiyesi"; 193019391930-1939 arası dönem ise "Dünya barışına katkı ve güvenlik paktları" olarak ayrılır.
Sorunun istediği ilk dönemin (192319301923-1930) temel önceliği bağımsızlık ve egemenlik vurgusudur.
2
Seçeneklerin tarihlerini ve amaçlarını değerlendir.
Balkan Antantı (19341934), Milletler Cemiyeti (19321932), Sadabat Paktı (19371937) ve Montrö (19361936) gelişmeleri 19301930 sonrası güvenlik ve barış odaklı adımlardır. Yabancı okullar sorunu ise 192419261924-1926 yıllarında yoğunlaşmış bir egemenlik meselesidir.
Olayların kronolojik sırası ve stratejik niteliği doğru dönemi belirlemek için kritiktir.

Key Concept

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Dönemsel Sınıflandırması

Hints

1
Dış politikanın 192319301923-1930 arası döneminde Türkiye'nin önceliği, Lozan'dan sarkan pürüzleri çözmektir.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini düşünün; hangisi 19301930 yılından önce gerçekleşmiş olabilir?
3
Yabancı okullar meselesi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrası doğrudan egemenlik haklarımızla ilgili bir iç mesele olarak ele alınmış ve Fransa ile kriz yaşanmıştır.

Practice More

Nüfus Mübadelesi (Etabli) sorununun hangi dönemde ve hangi devletle çözüldüğünü incelemek bu konuyu pekiştirir.
Estimated Time:1m 15s
Question 409Question

19281928 yılında alacaklı devletlerle yapılan Paris Sözleşmesi'ne rağmen, Türkiye'nin dış borç ödemelerinde yeni bir düzenleme talep etmesine ve borçların 19331933 yılında daha uygun şartlarda (kağıt frangı üzerinden) yeniden yapılandırılmasına zemin hazırlayan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hoover Moratoryumu'nun ilanı

Answer

Hoover Moratoryumu'nun ilanı
Hoover Moratoryumu, 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ardından ABD Başkanı Herbert Hoover tarafından yayımlanan ve devletler arası borçların bir yıl süreyle ertelenmesini öngören belgedir. Türkiye, bu moratoryumu dayanak göstererek alacaklı devletlerle (özellikle Fransa) yeniden görüşmelere başlamış ve 19331933 yılında borçların altın yerine daha düşük değerli olan kağıt frangı üzerinden ödenmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kriz analizi yapılması
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye'nin dış ticaretini ve ödeme kapasitesini olumsuz etkilediğinin saptanması.
Borçların ödenememesinin temel nedeni küresel ekonomik daralmadır.
2
Uluslararası çözümün tespiti
ABD Başkanı Hoover'ın savaş borçları ve tazminatlar için önerdiği ertelemenin (moratoryum) fark edilmesi.
Türkiye, bu gelişmeyi emsal göstererek alacaklı devletlerle pazarlık masasına oturmuştur.
3
Sonucun değerlendirilmesi
19331933 yılında imzalanan yeni sözleşme ile borçların altın yerine kağıt frangı ile ödenmesinin kabul edilmesi.
Hoover Moratoryumu, Türkiye'nin ödeme kolaylığı talebini uluslararası alanda meşrulaştırmıştır.

Key Concept

Dış Borçlar Sorunu ve 1929 Bunalımı İlişkisi

Hints

1
19291929 yılında başlayan büyük bir ekonomik krizin sonuçlarını düşünün.
2
ABD Başkanı'nın borç ödemelerini askıya alan uluslararası önerisi Türkiye'ye emsal teşkil etmiştir.

Practice More

1933 Borçlar Sözleşmesi ile borçların hangi para birimi üzerinden ödenmeye başlandığını araştırın.
Estimated Time:1m 15s
Question 410Question

Türkiye Cumhuriyeti, 19301930’lu yılların ikinci yarısında artan küresel savaş tehditlerine karşı "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi gereği bölgesel iş birliklerine öncelik vermiştir. Bu kapsamda 88 Temmuz 19371937 tarihinde imzalanan Sadabat Paktı'nın Türkiye açısından sağladığı en temel stratejik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğu sınırlarının güvenliğinin çok taraflı bir bölgesel sistemle güvence altına alınması

Answer

Doğu sınırlarının güvenliğinin çok taraflı bir bölgesel sistemle güvence altına alınması
Sadabat Paktı, Türkiye'nin Balkan Antantı ile batıda sağladığı güvenliği doğu sınırlarında da tesis etmesini sağlayan stratejik bir hamledir. İtalya'nın yayılmacılığına karşı bölge ülkeleriyle (İran, Irak, Afganistan) kurulan bu çok taraflı iş birliği, sınır bütünlüğünü ve bölgesel barışı pekiştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin jeopolitik koşullarını değerlendir
İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve yayılmacı politikaları Orta Doğu'da güvenlik endişesi yaratmıştır.
Paktın neden imzalandığını anlamak için dış tehdidin yönü belirlenmelidir.
2
Paktın coğrafi kapsamını ve katılımcılarını belirle
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın katılımıyla doğu sınırlarında bir barış çemberi oluşturulmuştur.
Kazanımın hangi sınırlar üzerinde etkili olduğunu saptamak için üyeler bilinmelidir.
3
Stratejik amacı sına
Saldırmazlık ve iç işlerine karışmama prensipleriyle bölgesel istikrar sağlanmıştır.
Türkiye'nin dış politikadaki temel hedefi sınır güvenliği ve barışı korumaktır.

Key Concept

Bölgesel Güvenlik ve Çok Taraflı Diplomasi

Hints

1
Türkiye'nin hem doğu hem de batı sınırlarını korumak için benzer paktlara öncülük ettiğini hatırlayın.
2
Pakt üyeleri arasında Suriye'nin bulunmamasının nedenlerini düşünün.
3
Bu paktın askeri bir saldırı ittifakı değil, bir 'saldırmazlık' ve sınır güvenliği sözleşmesi olduğunu dikkate alın.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı arasındaki benzerlikleri ve üyelerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak bölgesel güvenlik stratejisini pekiştirin.

Alternative Method

Eleme yöntemi: Musul (19261926), Montrö (19361936) ve Hatay (19391939) olaylarının tarihlerini düşünerek paktın (19371937) bu meselelerle doğrudan bir kazanım ilişkisi olmadığını saptayabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 411Question

19241924 Haliç Konferansı'ndan itibaren düğümlenen Musul Sorunu, Türkiye'nin tüm diplomatik çabalarına rağmen 55 Haziran 19261926 tarihli Ankara Antlaşması ile Misak-ı Milli'den taviz verilerek çözülmüştür. Bu sürecin diplomatik ve hukuki aşamaları ile Türkiye'nin karar alma sürecini etkileyen faktörler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin Musul üzerindeki haklarından vazgeçerek antlaşmayı imzalamasında etkili olan gerekçelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin Milletler Cemiyeti üyesi olarak, cemiyet tüzüğündeki 'ortak güvenlik' ilkesi gereği alınan karara uymayı taahhüt etmiş olması

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olması, Musul Sorunu'nun yaşandığı dönemde (19241924-19261926) bir gerekçe olamaz; çünkü Türkiye cemiyete 19321932 yılında üye olmuştur.
Doğru cevap olan seçenek, Türkiye'nin Milletler Cemiyeti üyesi olması nedeniyle karara uyduğunu savunmaktadır. Oysa Türkiye, Musul Sorunu'nun çözümünden tam 66 yıl sonra, 19321932 yılında Milletler Cemiyeti'ne katılmıştır. Dolayısıyla üyelik statüsü bu antlaşmanın imzalanmasında bir sebep veya zorunluluk teşkil etmemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin kronolojik verilerini analiz et
Musul Sorunu 19261926 Ankara Antlaşması ile çözüldü, Türkiye Milletler Cemiyeti'ne 19321932'de girdi.
Üyelik tarihi ile olay tarihi arasındaki uyumsuzluğu yakalamak soruyu çözmek için kritiktir.
2
İç politik etkileri değerlendir
Şeyh Sait İsyanı'nın (19251925) orduyu ve hükümeti zayıflattığı doğrulandı.
İç politikanın dış politikayı nasıl doğrudan etkilediğini anlamak gerekir.
3
Uluslararası hukuki süreci gözden geçir
Lahey Adalet Divanı'nın 'bağlayıcılık' kararı ve Laidoner Raporu'nun olumsuz etkisi doğrulandı.
Türkiye'nin diplomatik ve hukuki zeminde neden zorlandığını belirlemek için bu süreçleri bilmek gerekir.

Key Concept

İç Politika-Dış Politika İlişkisi ve Kronolojik Doğruluk

Hints

1
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne giriş tarihini hatırlamaya çalışın.
2
19261926 Ankara Antlaşması imzalandığında Türkiye henüz bu uluslararası örgüte üye miydi?
3
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne davet edilerek girdiği tarih 19321932'dir, Musul Sorunu ise 19261926'da çözülmüştür.

Practice More

Musul Sorunu ile Hatay Sorunu arasındaki diplomatik süreç farklarını (Milletler Cemiyeti'ne üyelik durumu gibi) karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 412Question

1937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın 7. maddesinde; "Bağıtlı taraflardan her biri, kendi sınırları içinde diğer bağıtlı taraflardan birinin kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini bozmak veya rejimini sarsmak amacıyla kurulmuş silahlı çetelerin, birliklerin veya örgütlerin kurulmasını ve eylemde bulunmasını engellemeyi yükümlenir." hükmüne yer verilmiştir.

Paktın imzalandığı dönemin bölgesel siyasi dinamikleri ve taraf devletlerin merkezi otoritelerini koruma çabaları göz önüne alındığında, bu hükmün metne eklenmesindeki temel amacın aşağıdakilerden hangisi olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Sınır aşan aşiret hareketleri ve ayrılıkçı faaliyetlerin devletlerin iç istikrarına yönelik oluşturduğu tehditleri engellemek

Answer

Sınır aşan aşiret hareketleri ve ayrılıkçı faaliyetlerin devletlerin iç istikrarına yönelik oluşturduğu tehditleri engellemek amacıyla pakt metnine bu madde eklenmiştir.
Sadabat Paktı, yaygın bilinenin aksine sadece bir dış savunma paktı değildir. 7. madde, tarafların birbirlerinin topraklarında diğer devletin güvenliğini bozacak örgütlenmelere izin vermemesini hükme bağlar. Bu, özellikle o dönemde Türkiye, İran ve Irak'ın ortak sorunu olan sınır aşan ayrılıkçı hareketler ve aşiret isyanlarını kontrol altına alma amacını taşır. Bu madde ile devletler, bir iç isyan durumunda komşularının isyancılara yataklık yapmayacağının garantisini almışlardır.

Step-by-Step Solution

1
Madde Analizi
7. maddenin 'kurumları yıkmak', 'düzeni bozmak' ve 'silahlı çeteleri engellemek' ifadelerini analiz etmek.
Maddenin doğrudan iç güvenlik ve rejim koruma ile ilgili olduğunu anlamak için.
2
Tarihsel Konjonktür Değerlendirmesi
Dönemin Türkiye, İran ve Irak devletlerinin ortak sorunu olan sınır aşan aşiret isyanlarını (Ağrı İsyanları sonrası durum vb.) hatırlamak.
Paktın sadece dış tehdit (İtalya) değil, iç istikrar kaygısıyla da şekillendiğini saptamak için.
3
Kavramsal Ayrım
Sadabat Paktı'nın askeri bir yardım anlaşmasından ziyade bir 'saldırmazlık ve iyi komşuluk' protokolü olduğunu belirlemek.
Balkan Antantı'ndan farklı olarak Sadabat Paktı'nda iç güvenlik iş birliğinin ön planda olduğunu fark etmek için.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın İç Güvenlik ve Rejim Koruma Boyutu

Hints

1
7. maddedeki 'kurumları yıkmak' ve 'rejimi sarsmak' ifadelerinin hangi tür iç güvenlik sorunlarına işaret edebileceğini düşünün.
2
Türkiye, İran ve Irak'ın o dönemdeki ortak 'sınır güvenliği' ve 'ayrılıkçı aşiret hareketleri' sorununu hatırlayın.
3
Sadabat Paktı'nın Balkan Antantı'ndan farklı olarak neden karşılıklı askeri yardım maddesi içermediğini ve bunun yerine neden iç güvenlik iş birliğine odaklandığını sorgulayın.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nı 'askeri yardım zorunluluğu' ve 'iç güvenlik maddeleri' açısından karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aralarındaki nüansları pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 413Question

Türkiye'nin Lozan Barış Antlaşması sonrasında takip ettiği 'milli menfaatler doğrultusunda barışçıl diplomasi', 19321932 yılında Milletler Cemiyeti Genel Kurulu'nun yerleşik teamüllerin dışına çıkarak Türkiye'yi üyeliğe davet etmesiyle sonuçlanmıştır. Bu katılım sürecinin tarihsel ve diplomatik dinamikleri göz önüne alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumunu ve üyeliğin niteliğini en doğru şekilde analiz etmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Üyeliğin davet usulüyle gerçekleşmesi, Türkiye'nin artık revizyonist bir güç değil, mevcut uluslararası hukuk düzenini ve sınırları koruyan (statükocu) bir aktör olarak kabul edildiğinin tescilidir.

Answer

Türkiye'nin davet usulüyle cemiyete katılması, onun statükocu (mevcut durumu koruyan) ve barışçı bir devlet olarak tescil edildiğini gösterir.
Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne katılımının en özgün yanı, cemiyetin tarihinde ilk kez bir devleti başvuru yapmadan, özel bir kararla üyeliğe davet etmesidir. İspanya'nın önerisi ve Türkiye ile nüfus mübadelesi sonrası dostluk kuran Yunanistan'ın desteğiyle gerçekleşen bu davet, Türkiye'nin Lozan sonrası elde ettiği 'barışçıl ve güvenilir devlet' imajının küresel ölçekte onaylanmasıdır. Bu durum, Türkiye'nin dünya barışını tehdit eden revizyonist bir güç olmadığını, aksine mevcut sınırları ve barışı koruyan statükocu bir anlayışa sahip olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin dış politika karakterini analiz et.
Türkiye 19231923-19301930 arası sorunları (Lozan'dan kalanlar) çözmüş, 19301930 sonrası barış ve kolektif güvenlik odaklı bir döneme girmiştir.
Üyelik sürecinin neden 'başvuru' yerine 'davet' ile olduğunu anlamak için diplomatik prestijin yükseldiğini saptamak gerekir.
2
Davet usulünün hukuki ve diplomatik anlamını değerlendir.
Milletler Cemiyeti normalde başvuru ile üye kabul ederken, Türkiye için İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle özel bir prosedür uygulanmıştır.
Bu durum, Türkiye'nin 'istenmeyen/yalnız' bir devletten 'arzu edilen/istikrar unsuru' bir devlete dönüştüğünü kanıtlar.
3
Seçeneklerdeki kavramsal ayrımları incele.
Revizyonist (düzeni değiştirmek isteyen) yerine Statükocu (düzeni koruyan) kavramının Türkiye'nin o dönemki politikasına uyduğunu gör.
KPSS düzeyinde 'statüko' ve 'revizyonizm' kavramları dış politika sorularında ayırt edici anahtarlardır.

Key Concept

Milletler Cemiyeti'ne Davet Usulüyle Giriş ve Statükocu Dış Politika

Hints

1
Türkiye'nin cemiyete katılış biçimi (davet vs. başvuru) üzerinde durun.
2
Cemiyetin Türkiye'yi neden davet ettiğini, Türkiye'nin o yıllarda komşularıyla (özellikle Yunanistan) kurduğu barış köprülerini düşünün.
3
Dış politikada 'Statüko' kavramı mevcut düzeni korumak demektir. Davet edilmek, bu düzenin saygın bir parçası olmakla ilgilidir.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın Türkiye'nin 'Bölgesel Güvenlik' stratejisindeki yerini inceleyerek Milletler Cemiyeti üyeliğiyle nasıl bir bütünlük oluşturduğunu analiz edin.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. Locarno (19251925) ve Musul (19261926) gibi olayların tarihleri ve içerikleri, üyeliğin gerçekleştiği 19321932 konjonktürü ile karşılaştırılarak yanlış seçenekler elenebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 414Question

Osmanlı Devleti’nden kalan borçların tasfiyesi sürecinde 1928 yılında imzalanan Paris Sözleşmesi, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkisiyle uygulanabilirliğini yitirmiştir. Türkiye bu süreçte ciddi ödeme güçlüğü yaşarken, alacaklı devletler (özellikle Fransa) borçların 'Altın Frangı' üzerinden ödenmesini talep etmiş, Türkiye ise 'Kağıt Frangı' üzerinden ödeme yapılması ve dış ticaret dengesinin gözetilmesi konusunda ısrar etmiştir.

Bu süreçte yaşanan uyuşmazlıklar sonucunda 1933 yılında imzalanan yeni Borçlar Sözleşmesi ile sağlanan ve Türkiye'nin hem döviz rezervlerini korumasını hem de ekonomik egemenliğini pekiştirmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların 'Kağıt Frangı' üzerinden hesaplanması ve Türkiye'den mal alan ülkelerin borç taksitlerinin bu ticaretten mahsup edildiği 'Kliring (Takas)' sisteminin uygulanması

Answer

Borçların 'Kağıt Frangı' üzerinden hesaplanması ve Türkiye'den mal alan ülkelerin borç taksitlerinin bu ticaretten mahsup edildiği 'Kliring (Takas)' sisteminin uygulanması
1933 yılında imzalanan Paris Sözleşmesi ile borçlar, Fransa'nın istediği yüksek değerli Altın Frangı yerine Kağıt Frangı üzerinden sabitlenmiş; ayrıca getirilen Kliring (Takas) sistemi sayesinde Türkiye'nin döviz rezervlerini tüketmeden, ihraç ettiği mallar karşılığında borçlarını ödemesine imkan tanınmıştır. Bu durum Türkiye'nin lehine büyük bir ekonomik kazanımdır.

Step-by-Step Solution

1
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisini analiz et
Kriz nedeniyle döviz rezervleri azalmış ve Türkiye borç ödemede zorlanmıştır.
Uluslararası ekonomik daralma, Türkiye'nin dış ticaretini ve ödeme kapasitesini doğrudan etkilemiştir.
2
Türkiye ile Fransa arasındaki 'Altın Frank - Kağıt Frank' uyuşmazlığını değerlendir
Türkiye, daha düşük değerli olan kağıt frank üzerinden ödeme yaparak yükünü hafifletmeyi başarmıştır.
Altın frank üzerinden ödeme yapmak, borç miktarını reel olarak artıracağı için Türkiye'nin lehine olan kağıt frank kabul ettirilmiştir.
3
Kliring (Takas) sisteminin fonksiyonunu belirle
Türkiye'nin borçlarını nakit döviz yerine mal ihracı (takas) yoluyla ödemesi sağlanmıştır.
Döviz sıkıntısı çeken Türkiye için yerli mallarını (tütün, pamuk vb.) ihraç ederek borç mahsup etmek ekonomik bir kolaylıktır.

Key Concept

1933 Borçlar Sözleşmesi ve Kliring Sistemi

Hints

1
1929 krizinde Türkiye'nin en büyük sorunu döviz bulmaktır. Döviz harcamadan borç ödemenin yolu nedir?
2
Fransa borçların altın karşılığı ödenmesini isterken, Türkiye daha değersiz olan kağıt para cinsini kabul ettirmeye çalışmıştır.
3
1933 Borçlar Sözleşmesi ile 'Takas' esasına dayanan bir sistem getirilmiş, böylece borçlar yerli malların ihracıyla ödenmiştir.

Practice More

Borçların hangi yıl tamamen bittiğini ve hangi partinin iktidarda olduğunu araştırınız (1954 - Demokrat Parti dönemi).
Estimated Time:2m 0s
Question 415Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Hatay'ın anavatana katılma süreci; 1921 Ankara Antlaşması'ndaki özel statüden, 1939'daki iltihak kararına kadar uzanan çok aşamalı diplomatik bir mücadeleyi kapsamaktadır. Bu süreçte bölgenin hukuki statüsündeki değişimler dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi diplomatik ve kronolojik gerçeklerle *bağdaşmaz*?

Show answer & explanation

Answer: 1937 yılında Milletler Cemiyeti tarafından onaylanan Hatay Statüsü (Sandler Raporu), bölgeyi 'ayrı bir varlık' olarak tanımlayarak Türkiye'ye Hatay'ın birleşme hakkını doğrudan tanımıştır.

Answer

Milletler Cemiyeti tarafından 1937'de kabul edilen Sandler Raporu'nun Hatay'a doğrudan Türkiye ile birleşme hakkı tanıdığını savunan ifade yanlıştır.
Milletler Cemiyeti tarafından 1937'de kabul edilen Sandler Raporu, Hatay'ı Suriye'den ayırarak 'ayrı bir varlık' (entité distincte) olarak tanımlamış ve bölgeye iç işlerinde bağımsızlık vermiştir. Ancak bu rapor, Hatay'ın toprak bütünlüğünü Milletler Cemiyeti, Fransa ve Türkiye'nin ortak garantörlüğüne bırakmış ve bölgenin başka bir devletle birleşmesini yasaklamıştır. Bu nedenle bu aşama, Türkiye'ye doğrudan birleşme hakkı tanıyan bir belge değil, birleşmeye giden yolda elde edilmiş önemli bir diplomatik ara kazanımdır.

Step-by-Step Solution

1
1921-1939 arası Hatay'ın statü evrelerini belirle.
Özel Yönetim (1921) -> Ayrı Varlık (1937) -> Bağımsız Devlet (1938) -> Türkiye'nin İli (1939).
Sürecin kademeli doğasını anlamak için kronolojik ayrım gereklidir.
2
Sandler Raporu'nun (1937) hukuki kapsamını analiz et.
İç işlerinde serbestlik sağlandı ancak dış politika ve birleşme yetkileri Milletler Cemiyeti kısıtlamasına tabi tutuldu.
Bu raporun bir 'ara çözüm' olduğunu ve nihai iltihak hakkını vermediğini saptamak için.
3
Bağımsız Hatay Cumhuriyeti ile Sandler Statüsü arasındaki farkı kavra.
1938'deki devletleşme süreci, Milletler Cemiyeti kısıtlamalarını fiilen aşan bir tam egemenlik aşamasıdır.
Seçeneklerdeki kavramsal karışıklığı gidermek için.

Key Concept

Sandler Raporu ve Hatay'ın Aşamalı Diplomasi Süreci

Hints

1
Sandler Raporu'nun Hatay'ı tam bağımsız bir devlet mi yoksa sadece 'özel statülü bir bölge' mi yaptığına odaklanın.

Practice More

Bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin ilk ve tek Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Meclis Başkanı'nın isimlerini tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 416Question

1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk'ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılmış; 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyon kaldırılarak tüm yetkileri Türk Devleti'ne devredilmiştir. Bu değişikliğin Türkiye Cumhuriyeti açısından öncelikle aşağıdakilerden hangisine yönelik olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi ve hukuki egemenliğin tam olarak tesis edilmesine

Answer

Siyasi ve hukuki egemenliğin tam olarak tesis edilmesine
Lozan Antlaşması ile kurulan Uluslararası Boğazlar Komisyonu, Türkiye'nin kendi karasuları üzerinde mutlak hak sahibi olmasını engelliyordu. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyonun tüm yetkileriyle birlikte kaldırılması, Türkiye Cumhuriyeti'nin Boğazlar üzerindeki siyasi ve hukuki egemenliğini hiçbir kısıtlama olmaksızın tam olarak kurmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö rejimlerini karşılaştırın.
Lozan'da 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' varken, Montrö'de bu komisyonun kaldırıldığı görülür.
Bir devletin kendi topraklarındaki bir bölgenin uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi, o devletin tam bağımsızlığına ve egemenliğine aykırıdır.
2
Değişikliğin amacını yorumlayın.
Komisyonun kaldırılması, yönetimin tamamen Türkiye'ye geçmesi demektir.
Dış politikanın temel amacı olan Misak-ı Milli hedeflerine ulaşmak ve egemenlik haklarındaki kısıtlamaları temizlemek hedeflenmiştir.

Key Concept

Tam Egemenlik ve Bağımsızlık

Hints

1
Lozan'da 'askersizleştirme' ve 'komisyon' gibi kısıtlamaların Türkiye'nin bağımsızlığına etkisini düşünün.
2
Bir devletin kendi evinde başkasının söz sahibi olması (komisyon) egemenlik hakkıyla nasıl bağdaşır?
3
Komisyonun kaldırılması, dış müdahalenin sona ermesi ve tüm yetkinin Ankara'ya geçmesi demektir.

Practice More

Montrö Sözleşmesi'nin imzalanmasına zemin hazırlayan 1930'lu yıllardaki uluslararası gelişmeleri (Almanya ve İtalya'nın yayılmacı politikaları gibi) inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Lozan'daki Boğazlar rejimini 'Eksik Egemenlik', Montrö'deki rejimi ise 'Tam Egemenlik' olarak kodlayarak aradaki farkın nedenlerini analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 417Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Hatay (Sancak) Meselesi'nin çözüm sürecinde Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Sandler Raporu ve bu rapora dayalı olarak hazırlanan 1937 Statüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, bölgenin hukuki ve siyasi statüsünü tanımlayan en kapsamlı ve doğru bilgidir?

Show answer & explanation

Answer: Sancak, iç işlerinde tam bağımsız, dış işlerinde ise Suriye ile gümrük ve para birliği içinde hareket eden 'ayrı bir varlık' (entité distincte) olarak tanımlanmıştır.

Answer

Sancak'ın iç işlerinde tam bağımsız, dış işlerinde ise Suriye ile gümrük ve para birliği içinde hareket eden 'ayrı bir varlık' (entité distincte) olarak tanımlanması
Doğru seçenek, 1937'de yürürlüğe giren statünün en ayırt edici özelliği olan 'entité distincte' (ayrı bir varlık) tanımını içermektedir. Bu tanıma göre Hatay, iç yönetiminde özgürdür ancak dış dünyada (maliye ve gümrük dahil) Suriye ile teknik bir bağ sürdürmek zorundadır. Bu durum, Türkiye'nin nihai hedefi olan tam bağımsızlık ve katılım için bir geçiş aşaması teşkil etmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Krizin başlangıcını analiz et
1936'da Fransa'nın Suriye'den çekileceğini açıklaması üzerine Türkiye'nin 'Sancak' için hak talep etmesi süreci başlatmıştır.
Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandırması, Hatay'ın akıbetini belirsizliğe itmiştir.
2
Sandler Raporu'nun içeriğini değerlendir
Milletler Cemiyeti temsilcisi Erik Sandler'in hazırladığı rapor, bölgeyi ne Türkiye'ye ne de Suriye'ye tam olarak bağlamıştır.
Diplomatik bir uzlaşı olarak 'Ayrı Bir Varlık' (Entité Distincte) kavramı ortaya atılmıştır.
3
1937 Statüsü'nün hukuki sınırlarını belirle
Hatay iç işlerinde serbest kalmış, ancak dış ilişkiler, gümrük ve para birimi açısından Suriye'ye eklemlenmiştir.
Bu statü, Türkiye'nin bölge üzerindeki nüfuzunu artırmasına olanak tanıyan hukuki bir zemin oluşturmuştur.

Key Concept

1937 Sandler Raporu ve 'Ayrı Bir Varlık' (Entité Distincte) Statüsü

Hints

1
Sandler Raporu'nun Hatay'ı Suriye'den tamamen koparmadığını, ancak iç işlerinde serbest bıraktığını hatırlayın.
2
Milletler Cemiyeti terminolojisinde kullanılan 'Ayrı Bir Varlık' ifadesinin neyi kısıtladığına odaklanın.
3
Bu statüde gümrük, para birimi ve dış ilişkilerin Suriye ile birleşik kalmasının bölgenin tamamen bağımsız olmadığını gösterdiğini düşünün.

Practice More

Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması ile Anavatana katılması arasındaki süreci ve Türkiye'nin bu süreçte Avrupa'daki hangi krizden faydalandığını araştırınız.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir: 1937 Statüsü ile 1938 Hatay Cumhuriyeti ve 1939 Anavatana Katılım arasındaki farklar ayırt edilerek yanlış seçenekler elenebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 418Question

Türk dış politikası Atatürk döneminde stratejik öncelikler bakımından iki temel safhaya ayrılır. Birinci safhada, Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi ve milli egemenliğin iç hukukta tam olarak tesisi amaçlanırken; ikinci safhada, dünyada hızla artan savaş tehditlerine karşı kolektif güvenlik ve bölgesel iş birliği arayışları ön plana çıkmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin bu ikinci safhadaki (1930-1939) dış politika hedeflerinden veya bu doğrultudaki girişimlerinden biri olarak gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Yabancı okullar sorununun iç hukuk kuralları çerçevesinde kesin olarak çözüme kavuşturulması

Answer

Yabancı okullar sorununun iç hukuk kuralları çerçevesinde kesin olarak çözüme kavuşturulması
Doğru cevap olan 'Yabancı okullar sorunu', Türkiye'nin 1923-1930 yılları arasındaki dış politika gündeminin en önemli başlıklarından biridir. Bu sorun, Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi ve Türkiye'nin kendi topraklarındaki eğitim kurumları üzerindeki tam hakimiyetini (milli egemenlik) kurmasıyla ilgilidir. İkinci safhanın (1930-1939) ana karakteri olan küresel bir saldırganlığa karşı 'paktlar kurma' veya 'uluslararası ittifaklara dahil olma' özelliği taşımaz.

Step-by-Step Solution

1
Dış politikanın iki dönemini analiz etme
1923-1930 dönemi 'Lozan artıkları ve egemenlik', 1930-1939 dönemi 'Kolektif güvenlik ve barış' odaklıdır.
Soruda istenen ikinci safha (1930-1939) ayrımını yapabilmek için temel mantığı anlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojik ve niteliksel kontrolü
Balkan Antantı (19341934), Sadabat Paktı (19371937), Montrö (19361936) ve Milletler Cemiyeti (19321932) ikinci döneme aittir.
Olayların gerçekleşme yılları ve hangi stratejik ihtiyaca (güvenlik/egemenlik) hizmet ettiği saptanmalıdır.
3
Dışarıda kalan seçeneği belirleme
Yabancı okullar meselesi (19241924-19261926), tamamen Lozan sonrası bağımsızlığı tescil etmeye yönelik bir birinci dönem olayıdır.
Yabancı okullar meselesi bir güvenlik paktı değil, iç hukuk ve egemenlik sorunudur.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Politika Safhaları (Lozan Artıkları vs. Kolektif Güvenlik)

Hints

1
1930 öncesi olaylar genellikle 'bağımsızlık' ve 'Lozan artıkları', 1930 sonrası olaylar ise 'savaş tehlikesi' ve 'ittifaklar' ile ilgilidir.

Practice More

Atatürk dönemi dış politikasındaki 'akılcılık' ve 'gerçekçilik' ilkelerinin bu iki dönemdeki uygulamalarını karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 419Question

19231923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde yer alan "Boğazlar'ın yönetimi, başkanlığını bir Türk’ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılacaktır." maddesi, 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Bu değişikliğin Türkiye açısından doğurduğu en temel hukuki ve siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar üzerinde 'sınırlı egemenlik' döneminin sona ererek tam hükümranlığın tesis edilmesi

Answer

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Uluslararası Komisyon'un kaldırılması, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki sınırlı egemenliğini tam egemenliğe dönüştürmüştür.
Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nde Boğazlar'ın yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması, Türkiye'nin kendi toprakları üzerindeki otoritesini paylaştığı anlamına geliyordu. Montrö ile bu komisyonun tüm yetkileri Türkiye'ye devredilmiş, askersiz bölgelere Türk ordusunun girmesine izin verilmiştir. Bu durum, 'sınırlı egemenlik' dönemini kapatıp 'tam egemenlik' dönemini başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan rejiminin kısıtlamalarını analiz etme
Lozan'da kurulan 'Komisyon' ve 'askersiz alan' uygulamalarının Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtladığı belirlendi.
Uluslararası bir komisyonun varlığı, o bölgede tek bir devletin mutlak otorite kuramadığını gösterir.
2
19361936 Montrö değişikliğini değerlendirme
Komisyonun kaldırıldığı ve yetkilerinin Türk devletine devredildiği görüldü.
Komisyonun kaldırılması, Boğazlar'ın yönetiminde Türkiye'nin tek söz sahibi olması demektir.
3
Hukuki sonucu tanımlama
Tam egemenliğin sağlandığı sonucuna ulaşıldı.
Misak-ı Milli hedeflerine uygun olarak Boğazlar üzerindeki her türlü uluslararası denetim ve askeri kısıtlama sona ermiştir.

Key Concept

Tam Egemenlik ve Bağımsızlık

Hints

1
Lozan'daki 'komisyon' varlığının Türkiye'nin karar yetkisini nasıl etkilediğini düşünün.
2
Bir devletin kendi topraklarında bir uluslararası kurulun yönetimde olması egemenlik haklarıyla bağdaşır mı?
3
Montrö ile bu komisyonun kaldırılması, artık hiçbir yabancı kurulun Boğazlar'da söz hakkı kalmadığı anlamına gelir.

Practice More

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanmasına zemin hazırlayan dünya siyasetindeki (İtalya ve Almanya'nın tutumu gibi) gelişmeleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 420Question

19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle Türkiye'nin dış ticaret hacminin daralması ve döviz rezervlerinin kritik seviyeye inmesi, Osmanlı Devleti'nden devralınan borçların ödenmesini bir "transfer sorunu" haline getirmiştir. Bu krizin aşılması ve borç ödemelerinin "milli ekonomi" stratejisiyle uyumlu bir zemine oturtulması amacıyla 19331933 Paris Borçlar Sözleşmesi ile hayata geçirilen temel teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin ihraç ettiği tarım ve sanayi ürünlerinin bedellerinin borç taksitlerinden mahsup edilmesini öngören "Clearing" (takas) sisteminin uygulanması

Answer

Türkiye'nin ihraç ettiği ürünlerin bedellerinin borçlardan mahsup edilmesini sağlayan "Clearing" (takas) sisteminin uygulanması
Doğru cevap olan ifade, 19331933 Paris Borçlar Sözleşmesi'nin en belirgin ve dönemin milli ekonomi politikasına uygun teknik özelliğini açıklar. Türkiye, döviz rezervlerinin yetersizliği nedeniyle borç ödemekte zorlanınca, alacaklı devletlerle (özellikle Fransa) anlaşarak borç taksitlerinin bir kısmını nakit döviz yerine ihraç ettiği fındık, tütün, pamuk gibi ürünlerle ödeme yoluna gitmiştir. Bu "takas ve mahsup" (clearing) mekanizması, hem borçların ödenmesini sağlamış hem de kriz döneminde durma noktasına gelen dış ticareti canlandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın Türkiye üzerindeki etkisini analiz etme
Kriz, Türkiye'nin tarım ürünleri ihracat fiyatlarını düşürmüş ve döviz kıtlığına (transfer sorunu) yol açmıştır.
Borç ödemelerinin dövizle yapılması zorunluluğu, rezervlerin azalmasıyla imkansız hale gelmiştir.
2
Lozan Barış Antlaşması ve Düyun-u Umumiye ilişkisini hatırlama
Lozan ile Düyun-u Umumiye'nin vergi toplama ve yürütme yetkileri sona ermiş, borçlar paylaştırılmıştır.
19331933 düzenlemesi bu bağımsızlık çizgisini bozmadan teknik bir çözüm üretmek zorundadır.
3
19331933 Paris Sözleşmesi'nin getirdiği yeniliği saptama
"Takas ve mahsup" (Clearing) sistemi ile borçların mal ihraç ederek ödenmesi imkanı getirilmiştir.
Bu yöntem hem döviz ihtiyacını azaltmış hem de yerli üreticinin malının dış pazarda alıcı bulmasını desteklemiştir.

Key Concept

Clearing (Takas) Sistemi ve Ekonomik Bağımsızlık

Hints

1
19291929 Krizi sonrasında Türkiye'de döviz bulmak çok zorlaşmıştır; bu yüzden ödemelerin nakit dışında bir yöntemle yapılması gerekmiştir.
2
19331933 düzenlemesi, Türkiye'nin dış ticaretini korumak için uyguladığı "Milli İktisat ve Tasarruf" politikalarıyla, özellikle de ihracat odaklı çözümlerle paraleldir.
3
Cevap, dış ticarette "mal alana mal satma" veya borcu "mal göndererek kapatma" prensibi olan takas sistemini içermektedir.

Practice More

Osmanlı dış borçlarının son taksitinin hangi yıl ve hangi hükümet döneminde ödendiğini incelemek, konunun bütünlüğünü kavramanıza yardımcı olacaktır.

Alternative Method

Soruya kronolojik ve kavramsal eleme yöntemiyle de yaklaşılabilir: Lozan (1923), borç yönetimini alacaklılardan alıp Türkiye'ye vermiştir. Hoover Moratoryumu (1930) sadece ertelemedir. 1933 ise 'yeni bir teknik çözüm' (clearing) getirmiştir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 21 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 21 | Examkin