Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 501Question

19231923 Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre; İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri hariç tutulmak kaydıyla, Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Müslüman Türklerin karşılıklı olarak yer değiştirmesi kararlaştırılmıştır. Ancak "etabli" (yerleşik) kavramının hukuki tanımı ve kimlerin bu kapsamda kalacağı hususu, iki ülke arasında uzun süren bir krize yol açmıştır.

19301930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu krizin kesin olarak aşılmasını sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilmesi

Answer

İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilmesi
Doğru cevap, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesini ifade eden seçenektir. 19231923 Mübadele Sözleşmesi'nde yerleşik sayılmak için 3030 Ekim 19181918 tarihinden önce orada bulunma şartı aranıyordu. Ancak bu durumun pratikte ispatı zor olduğundan 19301930 Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu tarih sınırı kaldırılmış ve o an orada yaşayan herkes yerleşik sayılarak sorun çözülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Etabli krizinin nedenini belirle.
1923 sözleşmesindeki 3030 Ekim 19181918 öncesi İstanbul'da bulunma şartı, kimin 'yerleşik' sayılacağı konusunda anlaşmazlık yaratmıştır.
Yunanistan daha fazla Rum'u İstanbul'da bırakmak isterken, Türkiye kayıtlı ve yerleşik nüfusu esas almak istiyordu.
2
19301930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği değişikliği analiz et.
Tarih ve kayıt şartı aranmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri etapli (yerleşik) sayılmıştır.
İki ülke arasındaki gerginliği bitirmek ve yaklaşan İtalyan tehdidine karşı Balkanlarda iş birliği yapmak için karşılıklı taviz verilmiştir.

Key Concept

Nüfus Mübadelesi ve Etabli Sorunu

Hints

1
"Etabli" sorunu, Lozan'daki 19181918 tarih şartının uygulanmasındaki zorluklardan doğmuştur.
2
19301930 Ankara Antlaşması, Türk-Yunan ilişkilerinde bir dönüm noktasıdır ve dostluk sürecini başlatmıştır.
3
Çözüm yolu, tarih şartının kaldırılarak mevcut nüfusun yerleşik kabul edilmesidir.

Practice More

Bu sorunun çözümünden sonra Türk-Yunan dostluğunun gelişmesiyle ortaya çıkan paktları (Balkan Antantı gibi) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 502Question

Osmanlı Devleti'nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde, 19281928 Paris Sözleşmesi ile belirlenen ödeme planı 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle sürdürülemez hale gelmiştir. Türkiye'nin bu süreçte döviz rezervlerini korumak ve bütçe üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla yürüttüğü müzakereler sonucunda 19331933 yılında yeni bir antlaşma imzalanmıştır.

Bu antlaşma ile Türkiye'nin ekonomik egemenliğini güçlendiren ve dış borç yükünü hafifleten temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların "Altın Frank" yerine "Fransız Kağıt Frangı" üzerinden hesaplanması ve toplam borç miktarında ciddi bir indirime gidilmesi.

Answer

Borçların Altın Frank yerine Fransız Kağıt Frangı üzerinden ödenmesi ve miktar indirimi yapılması
Lozan Antlaşması'ndan sonra dış borçlar konusunda en önemli teknik kazanım 19331933 antlaşmasıdır. Bu antlaşma ile borçlar, değeri daha düşük olan ve dalgalanan "Kağıt Frank" üzerinden hesaplanmış, böylece Türkiye'nin reel borç yükü %5050'ye yakın oranda azalmıştır. Ayrıca Duyun-u Umumiye Meclisi'nin borç dağıtımındaki rolü tamamen etkisizleştirilerek ödemeler doğrudan Türkiye'nin kontrolüne geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dış borçlar sorununun kronolojik gelişimini analiz et.
19281928 yılında imzalanan sözleşme, 19291929 kriziyle beraber uygulanmaz hale gelmiştir.
Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye gibi ihracata dayalı ekonomilerde döviz sıkıntısı yaratmıştır.
2
Türkiye'nin borç krizine karşı geliştirdiği diplomatik hamleleri değerlendir.
Türkiye, 19311931 Hoover Moratoryumu'ndan yararlanmış ve ardından Fransa ile masaya oturmuştur.
Mevcut borç yükü Altın Frank (değeri yüksek) üzerinden hesaplandığı için ödeme yapılamamaktaydı.
3
19331933 Paris Antlaşması'nın teknik içeriğini incele.
Alacaklılar, borcun Fransız Kağıt Frangı üzerinden ödenmesini ve toplam miktarın düşürülmesini kabul etmiştir.
Bu düzenleme, Türk lirasının değerini korumuş ve ekonomik bağımsızlığı pekiştirmiştir.

Key Concept

1933 Paris Borçlar Antlaşması ve Ekonomik Bağımsızlık

Hints

1
Borçların ödenmesinde hangi para biriminin (altın mı, kağıt mı?) kullanılacağı en büyük tartışma konusuydu.
2
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Türkiye'nin döviz sıkıntısı çekmesi, ödeme planının revize edilmesini zorunlu kılmıştır.
3
19331933 Antlaşması ile borç miktarı düşürülmüş ve ödemeler sabit olmayan, değeri düşen Fransız Frangı cinsinden karara bağlanmıştır.

Practice More

Borçlar sorununun çözümünden sonra Türkiye'nin dış ticarette uyguladığı 'Takas (Clearing)' sistemini ve korumacı ekonomik önlemleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 503Question

19301930'lu yılların başında Türkiye, dış politikada "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkı sağlamayı amaçlamıştır. Bu süreçte Türkiye'nin, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik süreciyle ilgili olarak gerçekleşen ve uluslararası diplomaside "istisnai" kabul edilen temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cemiyete üye olmak için resmi bir başvuru yapmadan, İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle davet edilerek katılması

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi, alışılagelmişin dışında bir usulle, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen resmi bir davet sonucunda gerçekleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, dünya barışına verdiği önemi kanıtlamış ve 19321932 yılında Milletler Cemiyeti tarafından üyelik için davet edilmiştir. Bu durum, cemiyetin kuruluş tüzüğünde yer alan "başvuru" şartının Türkiye için "davet" şeklinde işletilmesi bakımından diplomatik bir istisnadır. İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteği bu süreçte etkili olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
19301930 sonrası Türk dış politikasının genel karakterini belirlemek.
Türkiye bu dönemde yayılmacı emellerden uzak, dünya barışını destekleyen bir tutum sergilemiştir.
Cemiyetin Türkiye'ye olan bakış açısını anlamak için zemin hazırlar.
2
Milletler Cemiyetine giriş yöntemini incelemek.
Normalde devletler başvurur, ancak Türkiye İspanya ve Yunanistan'ın girişimiyle davet edilmiştir.
Soruda sorulan "istisnai" durumun ne olduğunu saptamak.
3
Giriş tarihini netleştirmek.
Türkiye 1818 Temmuz 19321932 tarihinde cemiyete üye olmuştur.
Kronolojik olarak diğer seçenekleri elemek.

Key Concept

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Girişi

Hints

1
Türkiye'nin barışçıl tutumu, cemiyetin ona karşı özel bir prosedür uygulamasına neden olmuştur.
2
Normalde devletler üyelik için başvururken, Türkiye bir grup devlet tarafından cemiyete çağrılmıştır.
3
İspanya ve Yunanistan'ın ortak teklifiyle gerçekleşen 'davet' usulü, Türkiye'nin uluslararası prestijini göstermiştir.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetindeki ilk temsilcisinin kim olduğunu ve cemiyetin hangi sorunlarda Türkiye lehine karar vermediğini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 504Question

Atatürk Dönemi'nde Türkiye, sınırlarının güvenliğini sağlamak ve bölgesel barışa katkıda bulunmak amacıyla çok taraflı antlaşmalara öncülük etmiştir. 88 Temmuz 19371937 tarihinde Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan, tarafların birbirlerinin iç işlerine karışmamayı ve sınırlarına saygı duymayı taahhüt ettikleri pakt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sadabat Paktı

Answer

Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 1937'de imzalanan ve Doğu sınırlarını korumayı amaçlayan pakt Sadabat Paktı'dır.
Sadabat Paktı, 8 Temmuz 1937'de Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Bu paktın temel amacı, İtalya'nın yayılmacı politikalarına karşı Doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak ve bölge ülkeleri arasında dayanışma oluşturmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Tarih ve mekan bilgisini analiz etme
19371937 yılı ve Tahran şehri, Türkiye'nin Doğu sınırlarına yönelik bir paktı işaret etmektedir.
Soruda verilen spesifik tarih ve yer, paktın kimliğini belirleyen en önemli ipuçlarıdır.
2
Katılımcı ülkeleri kontrol etme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan paktın imzacılarıdır. Suriye, Hatay sorunu ve Irak ile sınır anlaşmazlıkları nedeniyle paktın dışında kalmıştır.
Katılımcı listesi, paktın Sadabat olduğunu kesinleştirir.
3
Paktın amacını doğrulama
Doğu sınırlarının güvenliği ve bölgesel barışın korunması temel hedeftir.
İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Orta Doğu'ya yönelik yayılmacı politikası bu paktın temel tetikleyicisidir.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın Katılımcıları ve Amacı

Hints

1
Bu pakt Türkiye'nin batı değil, doğu sınırlarını güvence altına almıştır.
2
Paktın imzacıları arasında İran, Irak ve Afganistan bulunmaktadır; Suriye ise paktın dışındadır.
3
19371937 yılında Tahran'da imzalanan bu paktın ismi, imza töreninin yapıldığı saraydan gelmektedir.

Practice More

Suriye'nin Sadabat Paktı'na neden katılmadığını araştırmak, dönemin diğer dış politika sorunlarını (Hatay Meselesi) anlamanıza yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
Question 505Question

1923 Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde yer alan "etabli" (yerleşiklik) kriteri, Türk ve Yunan tarafları arasında uzun yıllar süren bir diplomatik krize ve savaş hazırlıklarına neden olmuştur. 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Değişimi Antlaşması) ile bu krizin aşılmasını sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye ne zaman geldiklerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılması

Answer

10 Haziran 1930 Ankara Antlaşması ile İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin bölgeye varış tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılması kabul edilmiştir.
Doğru seçenek, 1930 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile yerleşiklik (etabli) tanımının genişletildiğini ve 30 Ekim 1918 tarihli sınırlandırmanın kaldırılarak İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin tamamının yerleşik kabul edildiğini belirtmektedir. Bu düzenleme Türk-Yunan dostluk dönemini (Venizelos'un ziyareti) başlatmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan'daki etabli sorununu hatırla
Lozan'a göre İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri etabliydi ancak 30 Ekim 1918 öncesi orada bulunma şartı anlaşmazlık çıkarıyordu.
Yunanistan daha fazla Rum'u İstanbul'da tutmak istiyordu, Türkiye ise yasaya göre kayıtlı olanları savunuyordu.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın içeriğini analiz et
Taraflar tarih ve kayıt şartından vazgeçerek bölgedeki mevcut nüfusu etabli saydı.
İtalya'nın yayılmacı politikası ve ekonomik nedenler iki ülkeyi dostluğa zorladı.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ve Etabli Çözümü

Hints

1
Etabli kelimesi 'yerleşik' anlamına gelir ve Lozan'da kimlerin kalacağını belirliyordu.
2
1930'daki çözümde Türkiye ve Yunanistan, birbirlerinin topraklarındaki azınlıkların 'geliş tarihine' bakmamaya karar vermiştir.
3
Bu antlaşma ile 30 Ekim 1918 sınırlaması tarihe karışmış, İstanbul'da bulunan tüm Rumlar yerleşik sayılmıştır.

Practice More

1930 Ankara Antlaşması'nın Balkan Antantı'nın kurulmasındaki etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 506Question

19231923 yılında imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin uygulanması sürecinde Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan en büyük gerginlik, kimlerin "etabli" (yerleşik) sayılacağı konusunda düğümlenmiştir. Bu anlaşmazlık ancak 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, 19301930 Ankara Antlaşması ile getirilen ve sorunu çözen temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğum yerleri ve şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin yerleşik sayılması

Answer

Doğum yerleri ve şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin yerleşik sayılması
Doğum yerleri ve şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin yerleşik sayılması yönündeki karar, 1930 Ankara Antlaşması'nın özüdür. Türkiye, Yunanistan ile ilişkileri düzeltmek ve yaklaşan II. Dünya Savaşı tehdidine karşı Balkan Paktı'na zemin hazırlamak amacıyla tarih kısıtlamasından vazgeçmiş, bu da sorunu kesin olarak çözmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Etabli sorununun kaynağını belirle.
1923 Sözleşmesi'ndeki 'yerleşik' tanımının muğlak olması ve Türkiye'nin 1918 öncesi yerleşme şartını araması.
Sorunun nedenini anlamak, çözümün neyi değiştirdiğini kavramayı sağlar.
2
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın içeriğini analiz et.
Geliş tarihine bakılmaksızın İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin 'etabli' kabul edildiği bilgisine ulaşılır.
Bu düzenleme, kısıtlayıcı tarih şartını ortadan kaldırarak gerginliği bitirmiştir.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ile etabli kriterinin esnetilmesi

Hints

1
Sorun, kimlerin 'yerleşik' sayılıp şehirde kalacağı konusundaki tarih tartışmasından çıkmıştı.

Practice More

Bu antlaşmadan sonra Venizelos'un Türkiye'yi ziyareti ve Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi gibi diplomatik sonuçları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 507Question

Türkiye Cumhuriyeti, 19281928 yılında Paris’te alacaklı devletlerle yaptığı antlaşma ile Osmanlı borçlarını ödemeye başlamış; ancak 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın getirdiği döviz darboğazı ve dış ticaret dengesindeki bozulmalar nedeniyle bu planı sürdürmekte zorlanmıştır. Bu süreçte Türkiye, borç ödemelerini kolaylaştırmak amacıyla Hoover Moratoryumu’ndan faydalanmış ve 19331933 yılında alacaklılarla (başta Fransa) yeni bir Paris Antlaşması imzalamıştır.

19331933 tarihli bu yeni düzenleme ile getirilen aşağıdaki hükümlerden hangisi, Türkiye’nin hem döviz rezervlerini korumayı hem de yerli üreticisini dış pazarda desteklemeyi amaçlayan temel ekonomik hamlesidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların 'altın frank' yerine 'kağıt frangı' üzerinden hesaplanması ve 'takas' (clearing) sistemine geçilmesi

Answer

Borçların 'altın frank' yerine 'kağıt frangı' üzerinden hesaplanması ve 'takas' (clearing) sistemine geçilmesi
1933 Paris Antlaşması'nın en özgün ve Türkiye lehine olan tarafı, borçların ödeme biriminin 'Altın Frank'tan 'Kağıt Frangı'na çevrilerek hafifletilmesi ve ödemelerin nakit döviz yerine 'Takas' (mal karşılığı ödeme) yöntemiyle yapılmasına olanak tanınmasıdır. Bu, kriz ortamında dış ticareti canlandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
1928 ve 1933 antlaşmalarının farkını analiz etme
1928'de borçlar altın esasına göre taksitlendirilmişti, 1933'te ise ekonomik kriz nedeniyle daha esnek bir modele geçildi.
1929 krizi sonrası altının değer kazanması Türkiye'nin ödeme yükünü artırmıştı.
2
'Takas' (Clearing) sisteminin amacını değerlendirme
Takas sistemi, Türkiye'nin dışarıya mal satarak borç taksitlerini bu malların bedeliyle mahsuplaşmasıdır.
Bu yöntem hem döviz çıkışını engeller hem de Türk ihraç ürünlerine pazar garantisi sağlar.

Key Concept

1933 Paris Borçlar Antlaşması ve Takas (Clearing) Sistemi

Hints

1
1929 Dünya Ekonomik Buhranı sırasında Türkiye'nin elinde döviz (nakit para) olmadığını ve mal satarak borç ödemek istediğini hatırlayın.

Practice More

Hoover Moratoryumu'nun Türkiye'nin dış borçlarındaki nefes aldırıcı rolünü ayrıca inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 508Question

1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarının Balkan coğrafyasındaki huzuru tehdit etmesi üzerine, bölge devletleri sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almak için 1934 yılında Balkan Antantı'nı imzalamışlardır. Bu paktın oluşum sürecinde; statükoyu (mevcut durumu) koruma ilkesine karşı çıkması, sınırlarını genişletmek istemesi ve Ege Denizi'ne inme hedefi doğrultusunda revizyonist bir politika izlemesi nedeniyle pakta katılmayı reddeden devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bulgaristan

Answer

Balkan Antantı'na revizyonist emelleri nedeniyle katılmayan devlet Bulgaristan'dır.
Doğru cevap olan devlet, Balkan Savaşları sonrasında Dobruca gibi bölgeleri kaybetmiş ve Ege Denizi'ne çıkışını yitirmiş olan Bulgaristan'dır. Bu devlet, kaybettiği toprakları geri alma isteği (revizyonizm) nedeniyle mevcut sınırları korumayı taahhüt eden Balkan Antantı'na dahil olmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın (1934) amacını analiz et.
Paktın amacı, İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı sınırları (statükoyu) korumaktır.
Türkiye batı sınırlarını güvence altına almak istemiştir.
2
Paktın üyelerini belirle.
Üyeler: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'dır (TAYYAR şifresindeki sessiz harfler ve Yunanistan).
Bu devletler mevcut sınırlarından memnundur.
3
Katılmayan devletlerin gerekçelerini karşılaştır.
Bulgaristan revizyonist (toprak talebi olan) olduğu için, Arnavutluk ise İtalyan baskısı altında olduğu için katılmamıştır.
Soru kökünde belirtilen 'yayılmacı emeller' ifadesi doğrudan Bulgaristan'ı işaret eder.

Key Concept

Revizyonizm vs. Statükoculuk

Hints

1
Bu devlet, pakt üyelerinden biri olan Romanya ile Dobruca bölgesi nedeniyle sorun yaşamaktaydı.
2
Pakta katılmayan iki devlet vardır; biri İtalyan baskısı nedeniyle katılamamış, diğeri ise toprak talepleri (revizyonizm) nedeniyle katılmamıştır.
3
İkinci Balkan Savaşı sonunda en çok toprağı kaybeden ve bu durumu değiştirmek isteyen devleti düşünün.

Practice More

Balkan Antantı'ndan sonra Türkiye'nin doğu sınırlarını korumak için hangi pakta öncülük ettiğini (Sadabat Paktı) ve oradaki katılımcı farklarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Paktın üyelerini 'TAYYAR' (Türkiye, Arnavutluk [hayır], Yunanistan, Yugoslavya, Romanya) şeklinde kodlarken, Arnavutluk'un yanına 'İtalyan korkusu', Bulgaristan'ın yanına ise 'Revizyonizm' notu düşmek elenmesini kolaylaştırır.
Estimated Time:50s
Question 509Question

19341934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYARTAYYAR) arasında imzalanan Balkan Antantı, üye devletlerin sınırlarını revizyonist (yayılmacı) tehditlere karşı güvence altına almayı amaçlamıştır. Ancak paktın imza sürecinde Yunanistan, Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile olan yakın ilişkilerini gerekçe göstererek; antant kapsamındaki askeri yükümlülüklerinin kendisini Sovyetler Birliği ile savaşma riskine sokması durumunda geçersiz sayılacağına dair bir çekince ileri sürmüştür.

Bu bilgiye dayanarak Balkan Antantı ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgesel güvenlik çabalarının, üye devletlerin diğer büyük güçlerle olan stratejik dengeleri doğrultusunda sınırlandırıldığı

Answer

Bölgesel güvenlik çabalarının, üye devletlerin diğer büyük güçlerle olan stratejik dengeleri doğrultusunda sınırlandırıldığı
Doğru yanıt olan seçenek, Yunanistan'ın koyduğu çekincenin temel anlamını karşılamaktadır. Balkan Antantı her ne kadar bölgesel bir güvenlik ağı kursa da, Yunanistan'ın 'Türkiye yüzünden Sovyetler ile savaşmam' şartı, bu ittifakın büyük güçlerin (SSCB) dahil olduğu senaryolarda işlemeyeceğini kanıtlar. Bu da bölgesel güvenlik çabalarının, üyelerin büyük güçlerle olan stratejik münasebetleri nedeniyle tam kapasiteye ulaşamadığını ve sınırlandırıldığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar bilgiyi analiz etme
Yunanistan'ın 'Sovyet Çekincesi' olarak bilinen diplomatik şartı tespit edildi.
Bu çekince, paktın askeri yükümlülüklerinin her koşulda geçerli olmadığını gösterir.
2
Paktın sınırlarını değerlendirme
İttifakın, üyelerin dış ilişkilerinden bağımsız, mutlak bir askeri blok olmadığı anlaşıldı.
Yunanistan'ın Türkiye-Sovyet ilişkileri nedeniyle koyduğu sınır, paktın işlevselliğini doğrudan etkiler.
3
Çıkarım yapma ve seçeneklerle eşleştirme
Büyük güçlerle olan dengelerin bölgesel iş birliğini kısıtladığı sonucuna ulaşıldı.
Diplomatik hassasiyetler, bölgesel bir paktın kapsamını belirleyen temel unsurlardır.

Key Concept

Yunanistan'ın Sovyet Çekincesi ve Balkan Antantı'nın Kısıtlılığı

Hints

1
Yunanistan'ın çekincesinin paktın askeri gücünü artırıp artırmadığını düşünün.
2
Bir üyenin 'şartlı' destek vermesi, o paktın her durumda çalışıp çalışmayacağını sorgulatır.
3
Sovyet Rusya o dönemde büyük bir güçtür; üyelerin bu güçle ters düşmeme isteği paktın kapsamını daraltmıştır.

Practice More

Sadabat Paktı ile Balkan Antantı arasındaki benzer kısıtlamaları ve üye devletlerin ortak özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 510Question

Türkiye Cumhuriyeti, 192319301923-1930 yılları arasında dış politikasında ağırlıklı olarak Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzleri gidermeye odaklanmış; 19301930 yılından itibaren ise dünya barışına katkı sağlama amacıyla uluslararası kuruluşlarda daha aktif bir rol üstlenmiştir. Bu politika değişikliğinin bir sonucu olarak 19321932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olan Türkiye'nin, bu kuruluşa katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cemiyete resmi bir başvuruda bulunmadan, genel kurulun özel daveti üzerine üyeliğe dahil olması

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi, cemiyetin genel usulü olan başvuru yerine, dünya barışına katkılarından dolayı yapılan özel bir davet üzerine gerçekleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Milletler Cemiyetine katılımı, cemiyetin kuruluşundan beri uyguladığı 'aday devletin başvurması' kuralının aksine, cemiyetin Türkiye'yi resmen davet etmesiyle gerçekleşmiştir. Bu davet, Türkiye'nin barışçı politikalarının ve uluslararası prestijinin bir onayı niteliğindedir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin dış politika önceliklerini analiz etme
1930 sonrası Türkiye'nin 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesiyle dünya barışına daha aktif katkı sağladığı görülür.
Üyelik sürecindeki diplomatik tutumu anlamak için genel dış politika eğilimini bilmek gerekir.
2
Üyelik usulünü inceleme
Milletler Cemiyeti'nin üyelik tüzüğünde 'başvuru' esasken, Türkiye için bu kuralın dışına çıkılmıştır.
Türkiye, Musul meselesindeki tutumu nedeniyle cemiyete mesafeli durmuş ve 'davet edilirse katılırız' mesajını vermiştir.
3
Davet eden devletleri ve sonucu belirleme
İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle cemiyet genel kurulu Türkiye'yi üyeliğe davet etmiş, Türkiye Temmuz 1932'de üye olmuştur.
Bu durum Türkiye'nin uluslararası alandaki saygınlığını ve prestijini göstermektedir.

Key Concept

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne Davet Usulüyle Girişi

Hints

1
Cemiyetin normalde üye kabul etmek için bir 'başvuru' beklediğini ancak Türkiye'nin durumunun istisna olduğunu düşünün.
2
İspanya ve Yunanistan'ın bu süreçteki diplomatik girişimlerini hatırlamaya çalışın.
3
Türkiye'nin 'başvuran değil, davet edilen' devlet olma kararlılığının altını çizen 'davet usulü' kavramına odaklanın.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ndeki ilk temsilcisi olan Cemal Hüsnü Taray'ın kim olduğunu ve cemiyetin barışa katkılarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle; Montrö (1936) ve Balkan Antantı (1934) seçeneklerini tarih uyuşmazlığından, Musul (1926) seçeneğini ise sonucun aleyhimize olmasından dolayı eleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 511Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında 19371937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı, bölgesel statükoyu korumayı amaçlayan bir saldırmazlık girişimidir.

Paktın imzalandığı dönemdeki siyasi gelişmeler ve katılımcı devletlerin öncelikleri dikkate alındığında, bu pakt ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Paktın imzalanmasıyla birlikte Türkiye'nin güney sınırındaki Hatay sorunu çözüme kavuşmuş ve Suriye ile ilişkiler normalleşmiştir.

Answer

Paktın imzalanmasıyla birlikte Hatay sorununun çözüldüğü ve Suriye ile ilişkilerin normalleştiği bilgisi yanlıştır.
Sadabat Paktı (19371937), Türkiye'nin doğu sınırlarını güvence altına alsa da Suriye ile yaşanan Hatay sorunu bu dönemde hala devam etmektedir. Suriye, Hatay üzerindeki hak iddiaları ve Türkiye ile olan gerginliği nedeniyle pakta katılmamıştır. Hatay'ın bağımsız olması 19381938, Türkiye'ye katılması ise 19391939'dur. Dolayısıyla paktın bu sorunu çözdüğü ifadesi tarihsel olarak yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Paktın amacını ve tarihini belirle.
Sadabat Paktı, 88 Temmuz 19371937'de imzalanan bir bölgesel saldırmazlık paktıdır.
Olayın kronolojik ve siyasi çerçevesini çizmek için gereklidir.
2
Üye devletleri ve pakt dışı kalanları analiz et.
Üyeler: Türkiye, İran, Irak, Afganistan. Pakt dışı: Suriye.
Bölgedeki katılım profilini anlamak için gereklidir.
3
Suriye'nin pakt dışında kalma nedenini değerlendir.
Suriye, Türkiye ile yaşadığı Hatay sorunu ve Fransa'nın manda yönetiminin devam etmesi nedeniyle pakta girmemiştir.
Hatay sorununun paktla çözülmediğini, aksine paktın kapsamını daralttığını kanıtlar.

Key Concept

Sadabat Paktı ve Bölgesel Siyasi Dengeler

Hints

1
Paktın üyelerini (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) ve bölgedeki eksik devletleri hatırlayın.
2
Hatay meselesinin ne zaman çözüldüğünü ve bu sorunun hangi ülke ile yaşandığını düşünün.
3
Suriye'nin pakta girmemesinin en büyük sebebi Türkiye ile olan sınır uyuşmazlığıdır.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na katılmayan bölge devletlerini (Suriye, Bulgaristan) nedenleriyle birlikte karşılaştırmalı olarak çalışın.
Estimated Time:1m 15s
Question 512Question

Türkiye'nin öncülüğünde 8 Temmuz 1937'de Tahran'da imzalanan Sadabat Paktı ile Doğu sınırlarının güvenliği büyük ölçüde sağlanmıştır. Ancak paktın hazırlık aşamasında yer almasına rağmen Türkiye'nin komşusu olan Suriye, bu oluşumun dışında kalmıştır.

Suriye'nin Sadabat Paktı'na katılmamasında;

I. Türkiye ile yaşadığı Hatay meselesi,
II. Paktın imza merkezi olan Tahran'a coğrafi uzaklığı,
III. Irak ile arasında devam eden sınır uyuşmazlıkları,

durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: I ve III

Answer

Suriye'nin paktın dışında kalmasında Türkiye ile yaşadığı Hatay meselesi ve Irak ile olan sınır uyuşmazlıkları etkili olmuştur.
Sadabat Paktı'na Türkiye, İran, Irak ve Afganistan üye olmuştur. Suriye'nin bu oluşumun dışında kalmasının iki temel siyasi nedeni vardır: Birincisi, Türkiye ile olan Hatay egemenliği konusundaki anlaşmazlıktır. İkincisi ise Irak ile yaşadığı sınır uyuşmazlıklarıdır. Bu iki sorun, Suriye'nin bölgesel iş birliğine dahil olmasını engellemiştir.

Step-by-Step Solution

1
İmzacı devletleri hatırla.
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan paktın üyeleridir.
Suriye'nin neden üye olmadığını anlamak için mevcut üyeleri bilmek gerekir.
2
Suriye ile imzacı devletler arasındaki ilişkileri analiz et.
Suriye'nin Türkiye ile Hatay, Irak ile sınır problemleri olduğu tespit edilir.
Dış politikadaki ikili sorunlar, bölgesel ittifakların genişlemesini engeller.
3
Verilen öncülleri eleyerek değerlendir.
I ve III numaralı öncüller siyasi gerekçelerdir, II numaralı öncül (coğrafi uzaklık) ise geçersizdir.
Uluslararası ilişkilerde mesafe değil, siyasi çıkar ve uyuşmazlıklar belirleyicidir.

Key Concept

Sadabat Paktı'nın Sınırlandırıcısı Olarak İkili Sorunlar

Hints

1
Paktın kurulduğu dönemde Türkiye ve Suriye arasında devam eden en büyük diplomatik kriz hangisidir?
2
Suriye'nin sadece bir komşusuyla değil, paktın diğer bir üyesi olan Irak ile de gerginlikleri olduğunu düşünün.
3
Uzaklık bir engel değildir; paktın dışında kalan ülke, Hatay meselesinden dolayı Türkiye ile masaya oturmak istememiştir.

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan Arnavutluk ve Bulgaristan'ın gerekçelerini de inceleyerek bölgesel paktlardaki 'katılmama' nedenlerini karşılaştırabilirsiniz.

Alternative Method

Paktın üyelerini (T-İ-İ-A kısaltması: Türkiye, İran, Irak, Afganistan) hatırlayarak, Suriye'nin neden bu listede olmadığını siyasi konjonktüre (Hatay ve sınır kavgaları) göre yorumlayabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 513Question

Atatürk dönemi Türk dış politikası; temel amaçlar, yöntemler ve karşılaşılan sorunların niteliği açısından iki ana evreye ayrılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu iki dönemin karakteristik özelliklerine dair bir karşılaştırma yapılmıştır:

I. Dönem (1923-1930)II. Dönem (1930-1939)
Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesiKüresel ve bölgesel barışın korunması için kolektif güvenlik arayışı
Ulusal egemenliğin ve tam bağımsızlığın tescil edilmesiUluslararası kuruluşlarla ve bloklarla iş birliği yapılması
[ X ]Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerinde tam yetki sağlanması

Tablodaki stratejik ayrım dikkate alındığında, [ X ] ile belirtilen alana aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi kronolojik ve kavramsal açıdan en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Bozkurt-Lotus davasının Lahey Adalet Divanı'na taşınarak hukuk yoluyla çözülmesi

Answer

Bozkurt-Lotus davasının Lahey Adalet Divanı'na taşınarak hukuk yoluyla çözülmesi
Bozkurt-Lotus davası 1926 yılında gerçekleşmiş olup, Lozan Antlaşması ile kaldırılan kapitülasyonların ardından Türkiye'nin egemenlik haklarını uluslararası hukuk nezdinde ispatladığı, dönemin 'bağımsızlığın tescili' ve 'Lozan artçıları' temasına tam olarak uyan bir gelişmedir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemsel ayrımın kriterlerini belirleme
1923-1930 arası 'Lozan'dan kalan sorunlar ve bağımsızlık teyidi', 1930-1939 arası 'Kolektif güvenlik ve barış' dönemidir.
Tablodaki X işareti ilk dönemi (1923-1930) temsil etmektedir.
2
Seçeneklerin tarihlerini ve niteliklerini analiz etme
Bozkurt-Lotus (1926), Balkan Antantı (1934), Milletler Cemiyeti (1932), Sadabat Paktı (1937).
İlk döneme ait olan gelişmenin seçilmesi gerekir.
3
Kavramsal uygunluğu kontrol etme
Bozkurt-Lotus davası, kapitülasyonların kaldırılması sonrası Türk adliyesinin egemenliğini tescil eden bir olaydır ve ilk dönemin ruhuna uygundur.
Pasif tarafsızlık seçeneği ise dönemin genel politikasına aykırı bir kavram yanılgısıdır.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Politika Evreleri (Lozan'dan kalan sorunlar vs. Kolektif Güvenlik)

Hints

1
1923-1930 arası 'Lozan'ın çözülemeyen başlıkları' ve 'iç meselelerimize dış müdahaleyi reddetme' dönemidir.

Practice More

Nüfus Mübadelesi (1930) ve Musul Meselesi (1926) gibi konuların hangi döneme ait olduğunu ve lehte/aleyhte sonuçlarını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:50s
Question 514Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasının en önemli bölgesel güvenlik girişimlerinden biri olan Balkan Antantı (99 Şubat 19341934), üye devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı hedeflemiştir. Ancak 19301930’lu yılların ikinci yarısından itibaren uluslararası dengelerin değişmesi, paktın "ortak savunma" ruhundan uzaklaşmasına ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde işlevsiz bir hale gelmesine neden olmuştur.

Balkan Antantı’nın bu çözülme sürecine girmesine ve müttefikler arasındaki dayanışmanın kopmasına zemin hazırlayan temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yugoslavya ve Romanya'nın, Almanya ve İtalya'nın bölge üzerindeki artan ekonomik ve siyasi baskısı nedeniyle tarafsızlık veya Mihver yanlısı bir çizgiye kayması

Answer

Yugoslavya ve Romanya'nın, Almanya ve İtalya'nın baskısı sonucunda Mihver devletlerine yakınlaşması paktın sonunu getirmiştir.
Balkan Antantı'nın işlevselliğini yitirmesinin temel nedeni, pakt üyelerinin (özellikle Yugoslavya ve Romanya) İkinci Dünya Savaşı'na giden süreçte Almanya ve İtalya'nın baskısına yenik düşmesidir. Bu devletlerin revizyonist güçlerle ayrı ayrı antlaşmalar yapması, paktın savunma bütünlüğünü bozmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Paktın üyelerini ve kuruluş amacını belirleyin.
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya (TAYYAR). Amaç: Batı sınırlarını Bulgaristan ve İtalyan tehdidine karşı korumak.
Sorunun temel çerçevesini çizmek için üyeleri ve orijinal hedefi bilmek gerekir.
2
19301930’lu yılların sonundaki uluslararası konjonktürü analiz edin.
Almanya ve İtalya'nın revizyonist politikaları hız kazanmış, Balkanlar bu devletlerin ekonomik nüfuz alanına girmiştir.
Dış baskıların üye devletlerin dış politikalarını nasıl etkilediğini anlamak için gereklidir.
3
Üye devletlerin bu baskılara tepkisini değerlendirin.
Yugoslavya, 19371937'de İtalya ve Bulgaristan ile ikili antlaşmalar yaparak paktın "ortak hareket" ilkesini delmiştir. Romanya da benzer şekilde Alman etkisine girmiştir.
Paktın neden içten çözüldüğünü açıklayan somut tarihsel gelişmeleri tespit etmek gerekir.
4
Sonucu stratejik açıdan yorumlayın.
Üyeler arasındaki dayanışmanın bozulması, Balkan Antantı'nı sadece kağıt üzerinde kalan bir metne dönüştürmüştür.
Analiz edilen bilgileri soruda istenen temel etkenle birleştirmek için son adımdır.

Key Concept

Balkan Antantı'nın Çözülme Nedenleri

Hints

1
19301930’lu yılların sonuna doğru Avrupa'da Mihver devletlerinin (Almanya ve İtalya) etkisinin nasıl arttığını düşünün.
2
Yugoslavya ve Romanya'nın coğrafi olarak bu baskılara neden daha açık olduğunu ve neden paktın diğer üyelerinden (Türkiye ve Yunanistan) farklı bir yol izlediklerini değerlendirin.
3
Yugoslavya'nın 19371937 yılında İtalya ile imzaladığı Dostluk Antlaşması, paktın ortak savunma prensibine vurulmuş en büyük darbedir.

Practice More

Balkan Antantı ile benzer bir dönemde doğu sınırlarını korumak için kurulan Sadabat Paktı'nın üyelerini ve başarısızlık nedenlerini karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.

Alternative Method

Paktın üyelerini (TAYYAR) ve paktın karşısında yer alan devletleri (Bulgaristan, İtalya) bir şema üzerinde karşılaştırarak, 19371937 sonrasında bu dengenin nasıl bozulduğunu kronolojik olarak takip edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 515Question

Lozan Barış Konferansı sürecinde yabancı okullar konusu, eğitimde imtiyazların (kapitülasyonların) devamı olarak görülmüş ve Türkiye bu kurumların tamamen Türk hukuk sistemine entegre edilmesini savunmuştur. 19241924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve ardından 19251925 yılında yayımlanan talimatnamelerle somutlaşan 'millî denetim' mekanizması, başta Fransa olmak üzere Batılı devletler tarafından bir 'hak ihlali' olarak nitelendirilmiş; ancak Türkiye bu itirazları diplomatik bir müzakere konusu dahi yapmamıştır.

Türkiye'nin bu sert diplomatik duruşunun ve dış dünyadan gelen 'uzlaşma masası' tekliflerini peşinen reddetmesinin altındaki temel hukuksal gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Okulların statüsünün Lozan’da 'iç mesele' olarak tescil edilmiş olması ve egemenlik yetkisinin paylaşılmazlığı

Answer

Okulların statüsünün Lozan’da 'iç mesele' olarak tescil edilmiş olması ve egemenlik yetkisinin paylaşılmazlığı
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'nin Lozan'daki diplomatik başarısını ve tam bağımsızlık anlayışını en net şekilde yansıtmaktadır. Türkiye, yabancı okulların Türk hukukuna tabi olacağını Lozan'da kabul ettirerek konuyu bir dış politika sorunu olmaktan çıkarmıştır. Bu nedenle, Fransa veya Papalık gibi makamlarla bu konuyu müzakere etmek, egemenlik haklarının başka bir güçle paylaşılması anlamına geleceği için 'iç mesele' vurgusu yapılarak talepler reddedilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki hukuki statünün analiz edilmesi
Yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi olacağı kabul edilmiştir.
Bu hüküm, konuyu uluslararası bir yükümlülükten çıkarıp Türk iç hukukunun bir parçası haline getirmiştir.
2
19241924 ve 19251925 düzenlemelerinin niteliğinin belirlenmesi
Bu düzenlemeler, devletin egemenlik hakkını kullanarak çıkardığı idari kurallardır.
Eğitimin millileştirilmesi ve denetlenmesi, bağımsız bir devletin kendi toprakları üzerindeki mutlak yetkisidir.
3
Dış tepkilerin ve Türkiye'nin reddinin hukuksal temelinin kurulması
Fransa ve Papalık ile görüşmeyi reddetmek, konunun 'uluslararası bir sorun' olmadığını vurgulamaktır.
Eğer Türkiye masaya otursaydı, kendi iç hukukunu başka bir devletle tartışmaya açmış olurdu ki bu da Lozan ile kazanılan tam bağımsızlığa aykırıdır.

Key Concept

İç Mesele (Domestik Jurisdiksiyon) ve Ulusal Egemenlik

Hints

1
Türkiye'nin 'Lozan'da bu iş bitti' diyerek görüşme taleplerini neden reddettiğini düşünün.

Practice More

Buna benzer bir 'iç mesele' duruşunun Boğazlar veya Musul konusunda neden sergilenemediğini (uluslararası komisyonlar veya cemiyet katılımı) araştırarak egemenlik farklarını analiz ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 516Question

1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin "etabli" (yerleşik) sayılarak mübadeleden muaf tutulması kararlaştırılmıştır. Ancak Türkiye'nin 30 Ekim 1918 tarihini sınır kabul etmesi, Yunanistan'ın ise daha geniş bir tanım istemesi üzerine çıkan anlaşmazlık, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Sözleşmesi) ile çözüme kavuşturulmuştur.

1930 yılında varılan bu nihai çözümle, "etabli" sayılma konusunda kabul edilen temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yerleşme tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın, bölgede fiilen bulunanların yerleşik kabul edilmesi

Answer

Yerleşme tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın, bölgede fiilen bulunanların yerleşik kabul edilmesi
1930 Ankara Antlaşması (Ahali Sözleşmesi), uzun süren "etabli" uyuşmazlığını siyasi bir kararla çözmüştür. Bu antlaşmaya göre, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin hangi tarihte geldiklerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılmaları kabul edilmiştir. Bu sayede hukuki tanım tartışmaları sona ermiş ve Türk-Yunan dostluk süreci başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
1923 Mübadele Sözleşmesi'ndeki "etabli" uyuşmazlığının nedenini belirle.
Sorun, Rumların İstanbul'a yerleşme tarihi (1918 öncesi/sonrası) konusundaki hukuki yorum farkından kaynaklanmıştır.
Türkiye'nin 1918 öncesi şartını koşması, İstanbul'daki Rum nüfusunu kontrol altında tutma isteğinden; Yunanistan'ın itirazı ise daha fazla Rum'u orada tutma isteğinden kaynaklanıyordu.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği hükmü incele.
Antlaşma ile tarih sınırı kaldırılarak, o sırada bölgede bulunanların yerleşik sayılması kabul edilmiştir.
İtalya'nın yayılmacı politikası gibi dış tehditler, Türkiye ve Yunanistan'ı bu teknik sorunu bir kenara bırakıp siyasi bir uzlaşmaya varmaya zorlamıştır.
3
Doğru kriteri seçeneklerle eşleştir.
Geliş tarihine bakılmaksızın fiili mevcudiyetin esas alınması doğru cevaptır.
Bu çözüm, "etabli" krizini tamamen bitirmiş ve Balkan Antantı'na giden yolu açmıştır.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ve Etabli Kriteri

Hints

1
Etabli kelimesi "yerleşik" anlamına gelir ve Lozan'da bazı bölgelerin bu değişimden muaf tutulması planlanmıştır.
2
Türkiye başlangıçta 1918 (Mondros) tarihini bir sınır olarak koymak istemiş ancak bu durum süreci tıkamıştır.
3
1930'daki Ankara Antlaşması ile tarihe dayalı tüm kısıtlamalar kaldırılarak o anki nüfusun mevcudiyeti kabul edilmiştir.

Practice More

1930 Ankara Antlaşması'nın Türk-Yunan ilişkilerinde başlattığı yumuşama sürecinin 1934 yılında hangi bölgesel güvenlik ittifakına (Balkan Antantı) zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 517Question

Lozan Antlaşması sonrasında Türkiye ile İngiltere arasında çözülemeyen Musul Sorunu, Milletler Cemiyeti'ne taşındığında taraflar arasında hukuki bir yetki tartışması yaşanmıştır. Türkiye, Cemiyet Meclisi'nin Lozan Antlaşması'nın 3.3. maddesine dayanarak bir "tahkim" (hakemlik) kararı veremeyeceğini, sadece "tavsiye" kararı alabileceğini savunmuştur.

Bu hukuki uyuşmazlık üzerine Milletler Cemiyeti'nin başvurusuyla Lahey Adalet Divanı'nın verdiği tavsiye kararı ve sonrasındaki gelişmelere dair aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Divan, Lozan Antlaşması'nın ilgili maddesinin Cemiyet Meclisi'ne kesin ve bağlayıcı bir sınır tayin etme yetkisi verdiğini belirtmiş; bu durum Türkiye'nin diplomatik manevra alanını daraltmıştır.

Answer

Lahey Adalet Divanı, Lozan Antlaşması'nın Cemiyet Meclisi'ne bağlayıcı karar alma yetkisi verdiğine hükmederek Türkiye'nin aleyhine bir hukuki zemin oluşturmuştur.
Doğru seçenek, Divan'ın Lozan Antlaşması'nın 3. maddesini 'bağlayıcı sınır belirleme yetkisi' şeklinde yorumladığını belirtir. Bu karar, Türkiye'nin 'Cemiyet sadece tavsiye verebilir' şeklindeki savunmasını hukuken çürütmüş ve Musul'un kaybedilmesine giden yolu açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlık Konusunu Belirle
Türkiye ve İngiltere, Milletler Cemiyeti'nin yetkisinin sınırları (tavsiye mi, tahkim mi?) üzerinde anlaşmazlığa düştü.
Türkiye, egemenlik haklarını korumak için bağlayıcı kararı reddediyordu.
2
Lahey Adalet Divanı (PCIJ) Kararını İncele
Divan, Lozan'ın 3.3. maddesinin Cemiyet Meclisi'ne kesin sınır belirleme yetkisi verdiğini açıkladı.
Lozan'daki ifadenin hukuki yorumu uluslararası yargıya taşınmıştır.
3
Diplomatik Etkiyi Analiz Et
Türkiye, uluslararası hukuk desteğini kaybedince ve içteki Şeyh Sait İsyanı gibi sorunlar nedeniyle 1926 Ankara Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldı.
Hukuki baskı, siyasi tavizi beraberinde getirmiştir.

Key Concept

Lahey Adalet Divanı Tavsiye Kararı (1925) ve Musul Sorunu Hukuki Süreci

Hints

1
Türkiye, Lozan'daki ifadenin sadece 'tavsiye' niteliğinde olduğunu savunuyordu.
2
Lahey Adalet Divanı, 1925 yılında Milletler Cemiyeti Meclisi'nin yetkisini 'nihai ve bağlayıcı bir tahkim' olarak tanımladı.
3
Bu karar, Türkiye'nin 'uluslararası hukuk' nezdinde elini zayıflatan en kritik teknik detaylardan biridir.

Practice More

Bu karardan sonra Türkiye'nin neden askeri seçeneği kullanamadığını anlamak için Şeyh Sait İsyanı ve dönemin askeri hazırlıklarını inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soruyu çözerken, Türkiye'nin dış politikada Musul konusunda yalnız kalışını ve Milletler Cemiyeti'nin İngiltere yanlısı tutumunu göz önüne alarak, Divan'ın da bu yapıya paralel bir karar vermiş olabileceğini mantıken çıkarabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 518Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Misak-ı Milli'den verilen bir taviz" olarak nitelendirilen Hatay Sorunu, uzun süren diplomatik çabalar sonucunda çözüme kavuşturulmuştur. 19211921 yılında Fransa ile imzalanan antlaşmayla sınır dışında kalan bu bölgenin, 19391939 yılında kesin olarak Türkiye topraklarına katılmasını sağlayan hukuki belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 19391939 Ankara Antlaşması

Answer

19391939 Ankara Antlaşması, Hatay'ın anavatana katılımını kesinleştiren nihai diplomatik belgedir.
Hatay'ın Türkiye topraklarına dahil olması süreci, 2323 Haziran 19391939 tarihinde imzalanan ve tarihe yine 'Ankara Antlaşması' olarak geçen belge ile tamamlanmıştır. Bu antlaşma ile Fransa, Hatay'ın Türkiye'nin bir parçası olduğunu resmen tanımış ve sınır dışı kalan bu bölge anavatana dahil edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kronolojik sürecin belirlenmesi
19211921 (Kaybediliş) - 19371937 (Sandler Raporu) - 19381938 (Bağımsızlık) - 19391939 (Katılım)
Hatay'ın statüsündeki değişimleri sırasıyla bilmek doğru belgeyi seçmeyi sağlar.
2
Belgeler arasındaki farkın ayırt edilmesi
19391939 Ankara Antlaşması ile Hatay ilhak edilmiştir.
19211921 ve 19391939 Ankara Antlaşmaları isim benzerliğine rağmen zıt sonuçlar doğurmuştur.

Key Concept

Hatay'ın Anavatana Katılma Süreci ve Diplomatik Aşamaları

Hints

1
Cevap olan antlaşma, Hatay'ın Türkiye'den ayrılmasına neden olan ilk antlaşma ile aynı isme sahiptir; ancak yılı farklıdır.

Practice More

Hatay Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı (Tayfur Sökmen) ve ilk Başbakanı (Abdurrahman Melek) isimlerini tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 519Question

Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde yer alan "Boğazlar’ın her iki yakasının askersizleştirilmesi" ve "başkanlığı Türk olan uluslararası bir komisyonun yönetimi" gibi hükümler, Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan unsurlar olarak görülmekteydi. 19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu durum Türkiye lehine değişmiştir.

Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin içeriği ve sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Boğazlar Komisyonu'nun varlığına son verilmiş, ancak geçişlerin denetimi Milletler Cemiyeti bünyesindeki bir heyete bırakılmıştır.

Answer

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu tamamen kaldırılmış ve tüm yetkileri Türkiye'ye devredilmiştir; denetim yetkisinin Milletler Cemiyeti'ne bırakılması söz konusu değildir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin en önemli özelliği, Lozan ile kurulan uluslararası denetim mekanizmasına (komisyon) son vererek tüm yetkiyi Türkiye'ye devretmesidir. Geçişlerin denetimi başka bir heyete veya Milletler Cemiyeti'ne bırakılmamıştır; aksine bu durum Türkiye'nin egemenlik haklarının kesin zaferidir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan statüsünü değerlendir.
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi uluslararası bir komisyona bırakılmış ve bölge askersizleştirilmiştir.
Bu durum Türkiye'nin tam egemenliğini ve güvenliğini kısıtlamaktaydı.
2
19361936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin temel değişikliklerini incele.
Komisyon kaldırıldı, Türkiye asker çıkarma hakkı kazandı.
Türkiye, uluslararası konjonktürün bozulmasını fırsat bilerek statükoyu kendi lehine değiştirmiştir.
3
Yetki devrini kontrol et.
Komisyonun yetkileri başka bir uluslararası yapıya değil, doğrudan Türk devletine geçti.
Egemenliğin başka bir kurumla paylaşılmaması 'tam egemenlik' ilkesinin gereğidir.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Tam Egemenlik

Hints

1
Lozan'da Boğazlar'ın yönetimi Türkiye'nin miydi yoksa bir heyetin mi?
2
Montrö Sözleşmesi, egemenliği kısıtlayan tüm 'uluslararası' yapıları ortadan kaldırmıştır.
3
Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılıp yetkilerin kime devredildiğine odaklan; bu yetki başka bir kuruma değil, doğrudan Ankara'ya geçti.

Practice More

Lozan ve Montrö'nün Boğazlar rejimlerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aradaki farkları kalıcı hale getirebilirsiniz.

Alternative Method

Sözleşmeyi 'Egemenlik Kısıtlamaları' açısından değerlendirin: Komisyon ve Askersiz Bölge unsurlarının ikisi de Montrö ile aynı anda temizlenmiştir.
Estimated Time:1m 15s
Question 520Question

Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayarak daha sonraya bırakılan ve Türkiye ile İngiltere arasında uzun süren diplomatik gerginliklere yol açan Musul Sorunu, 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile neticelendirilmiştir. Bu antlaşmanın sınırlarla ilgili hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyeti tarafından önerilen Brüksel Hattı sınır olarak kabul edilmiş; Hakkari Türkiye'ye, Musul ise Irak'a bırakılmıştır.

Answer

Milletler Cemiyeti tarafından belirlenen Brüksel Hattı'nın sınır kabul edilmesiyle Hakkari Türkiye'de kalmış, Musul ise Irak'a (İngiliz mandasına) bırakılmıştır.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere, Milletler Cemiyeti'nin belirlediği 'Brüksel Hattı' sınır olarak kabul edilmiştir. Bu kararla Hakkari bölgesi Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kalırken, Musul ve Kerkük İngiliz mandası altındaki Irak yönetimine bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan sonrası Musul Sorunu'nun çözüm sürecini hatırla.
İkili görüşmeler sonuç vermeyince konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.
Sorunun hangi uluslararası aşamalardan geçtiğini belirlemek gerekir.
2
Milletler Cemiyeti'nin çözüm önerisini incele.
Cemiyet, 'Brüksel Hattı' adı verilen bir sınır çizilmesini tavsiye etmiştir.
Sınırın hangi kriterlere göre çizildiğini anlamak önemlidir.
3
1926 Ankara Antlaşması'nın sonuçlarını değerlendir.
Brüksel Hattı sınır kabul edilerek Musul kaybedilmiş, Hakkari kazanılmıştır.
Antlaşmanın toprak bütünlüğü üzerindeki somut etkisini tespit etmek gerekir.

Key Concept

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

Hints

1
Milletler Cemiyeti'nin Musul Sorunu için hazırladığı raporun adı 'Brüksel Hattı'dır.
2
Bu antlaşma ile Musul'un kaybedilmesi Misak-ı Milli'den verilen büyük bir taviz olarak kabul edilir.
3
Antlaşma ile Türkiye-Irak sınırı kesinleşirken Hakkari ilimiz Türkiye sınırları içinde teyit edilmiştir.

Practice More

Musul Sorunu'nun çözüm sürecinde yaşanan Şeyh Sait İsyanı'nın dış politikaya etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 26 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 26 | Examkin