XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 761Question →

Müttefik devletler arasında Osmanlı coğrafyasının taksimine yönelik yapılan gizli görüşmelerde, İtalya'ya Antalya, Aydın, Muğla ve Konya'nın yanı sıra İzmir ve çevresinin de verilmesini karara bağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: St. Jean de Maurienne Antlaşması

Answer

İtalya'ya İzmir ve çevresi ile Güneybatı Anadolu topraklarının bırakıldığı gizli antlaşma St. Jean de Maurienne Antlaşması'dır.
St. Jean de Maurienne Antlaşması (1917), İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmış olup İtalya'ya Antalya, Muğla, Aydın, Konya ve özellikle İzmir çevresinin verilmesini karara bağlayan gizli paylaşım belgesidir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen toprak paylaşımlarını ve muhatap devleti belirleme
İzmir, Aydın, Muğla, Antalya ve Konya bölgelerinin İtalya'ya vadedildiği tespit edilir.
I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri kendi aralarında Osmanlı topraklarını taksim eden bir dizi gizli antlaşma yapmıştır.
2
Gizli antlaşmalar içerisinden ilgili olanı eşleştirme
1917 tarihli St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın doğrudan İzmir ve Güneybatı Anadolu'yu İtalya'ya bıraktığı belirlenir.
İtalya, Sykes-Picot Antlaşması'na itiraz ederek kendisine vadedilen bölgelerin genişletilmesini istemiş ve bu antlaşmayla İzmir çevresi İtalya'ya verilmiştir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Sırasında Osmanlı Topraklarını Paylaşmaya Yönelik Gizli Antlaşmalar

Hints

1
İtalya'nın Orta Doğu paylaşımından memnun kalmaması üzerine kendisine Batı ve Güneybatı Anadolu vadedilmiştir.
2
1917 yılında imzalanan ve İzmir bölgesini İtalya'ya bırakan bu antlaşma, daha sonra Paris Barış Konferansı'nda geçersiz sayılarak İzmir Yunanistan'a verilecektir.
3
Fransa'da bir tren vagonunda kararlaştırılan ve adı Fransızca bir yerleşim yerinden gelen paylaşım antlaşması St. Jean de Maurienne'dir.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda St. Jean de Maurienne Antlaşması'nın neden uygulanamadığını ve İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığını pekiştiriniz.

Alternative Method

İtalya'ya yönelik paylaşımları hatırlarken 1915 Londra Antlaşması ile İtalya'nın savaşa dahil olduğunu (On İki Ada ve Antalya çevresi), 1917 St. Jean de Maurienne ile bu paya İzmir'in de eklendiğini kronolojik olarak kodlayabilirsiniz.
Estimated Time:40s
Question 762Question →

I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiği günlerde Osmanlı Devleti, diplomatik yalnızlıktan kurtulmak amacıyla başlangıçta İngiltere ve Fransa ile ittifak kurma yollarını aramıştır. Ancak İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti'ni kendi saflarına dahil etmek yerine onun savaşta tarafsız kalmasını sağlamaya çalışmışlardır.

İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin kendi yanlarında savaşa girmesine sıcak bakmamalarında aşağıdakilerden hangisi etkili bir gerekçe olarak gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nın ardından askeri ve mali bakımdan büyük bir toparlanma sürecine girerek caydırıcı bir güce ulaşması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nın ardından askeri ve mali bakımdan büyük bir toparlanma sürecine girerek caydırıcı bir güce ulaşması
Doğru yanıt olan 'Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nın ardından askeri ve mali bakımdan büyük bir toparlanma sürecine girerek caydırıcı bir güce ulaşması' ifadesi tarihsel gerçekliğe aykırıdır. Osmanlı Devleti savaşa girmeden önceki yıllarda Trablusgarp ve Balkan Savaşları'ndan ağır hezimetlerle çıkmış; ordusu zayıflamış, donanması yetersiz kalmış ve maliyesi tükenmiştir. İtilaf Devletleri Osmanlı Devleti'ni caydırıcı bir güç değil, kendilerine sadece lojistik ve mali yük getirecek bir devlet olarak gördükleri için ittifaka dahil etmek istememişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti'nin askeri ve mali durumunu analiz etme
Osmanlı Devleti, 1911-1913 yılları arasında yaşanan Trablusgarp ve Balkan Savaşları neticesinde büyük toprak, insan ve teçhizat kaybına uğramış; ordusu yıpranmış ve hazinesi tükenmiştir.
Bir devletin uluslararası ittifaklardaki pazarlık gücünü ve diğer devletlerin ona bakışını belirleyen temel unsur mevcut askeri ve mali kapasitesidir.
2
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalmasını isteme sebeplerini değerlendirme
İtilaf Devletleri; Rusya'nın Boğazlar üzerindeki emellerini korumak, Osmanlı coğrafyasını savaş sonunda serbestçe paylaşabilmek, savaşı geniş alanlara yaymamak ve zayıf bir müttefike lojistik/mali yük taşımamak için Osmanlı'yı yanlarına almamış, tarafsız kalmasını telkin etmişlerdir.
İttifak diplomasisinde çıkarlar ve risk dağılımı belirleyicidir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak çelişkili veya tarihsel gerçekliğe aykırı olan yargıyı tespit etme
Osmanlı Devleti'nin savaşa girerken askeri ve mali açıdan toparlanıp caydırıcı bir güç haline geldiği iddiası dönemin tarihsel gerçekleriyle bağdaşmaz.
Osmanlı Devleti savaşa güçlü olduğu için değil, yalnızlıktan kurtulmak ve kaybettiği toprakları geri almak umuduyla girmiştir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Başında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne Yönelik Politikaları ve Osmanlı'nın Askeri Durumu

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmeden hemen önceki Trablusgarp ve Balkan Savaşları'ndaki askeri ve ekonomik durumunu hatırlayınız.
2
İtilaf Devletleri'nin bir devleti ittifaka kabul ederken onun sağlayacağı askeri fayda ile getireceği askeri yük arasındaki dengeyi nasıl kurduğunu düşününüz.
3
Osmanlı Devleti Balkan Savaşları sonrasında ordusunu güçlendirip caydırıcı bir güç haline mi gelmiştir, yoksa ağır kayıplar nedeniyle askeri ve mali tükenmişlik mi yaşamaktadır?

Practice More

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girerken tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonlara Almanya dahil tüm devletlerin gösterdiği tepkileri inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'gerekçe olarak gösterilemez' olumsuz ifadesine dikkat ederek, seçeneklerde verilen yargılardan hangisinin 1914 yılı Osmanlı Devleti'nin reel siyasi ve askeri tablosuyla taban tabana zıt olduğunu bularak sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 763Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nda yer alan;
- İran ve Kafkasya'daki Osmanlı kuvvetlerinin I. Dünya Savaşı öncesindeki 1914 sınırları gerisine çekilmesi,
- İtilaf Devletleri'nin Batum ve Bakü demiryolu ile limanlarını işgal etme hakkına sahip olması

hükümlerinin;
I. Osmanlı Devleti'nin Hazar Havzası ve Türkistan coğrafyasıyla olan jeopolitik ve stratejik irtibatının kesilmesi,
II. Bölgedeki zengin petrol ve enerji kaynaklarının İtilaf Devletleri'nin doğrudan denetimine geçmesi,
III. Kafkasya'da kurulması hedeflenen bağımsız Ermenistan devleti lehine stratejik ve coğrafi bir alan açılması

durumlarından hangilerine zemin hazırladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: I, II ve III

Answer

I, II ve III numaralı öncüllerin tamamı
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Kafkasya ve İran'daki Türk birliklerinin geri çekilmesini ve Batum-Bakü demiryolu hattının İtilaf denetimine bırakılmasını öngören maddeleri çok yönlü stratejik hedefler taşımaktadır. Bu hükümlerle bir yandan Enver Paşa ve Osmanlı kurmaylarının Kafkas İslam Ordusu ile Hazar ötesine uzanan Pantürkist/jeopolitik irtibatı fiilen kesilmiş; diğer yandan İngiltere başta olmak üzere İtilaf Devletleri Bakü petrol yatakları ile Batum limanının denetimini ele geçirmiştir. Ayrıca Türk ordusunun Kafkasya'dan çekilmesi, bölgede kurulması ve Doğu Anadolu'ya doğru genişletilmesi planlanan bağımsız bir Ermenistan devleti projesine askeri ve coğrafi hareket serbestisi sağlamıştır. Dolayısıyla verilen üç öncül de doğru ve birbirini tamamlayıcı niteliktedir.

Step-by-Step Solution

1
Mondros Mütarekesi'nin Kafkasya ve İran'a ilişkin maddelerinin jeopolitik boyutunu analiz etmek
Osmanlı Devleti, 1918'de Kafkas İslam Ordusu aracılığıyla Bakü'ye kadar ulaşmış ve Türk dünyası ile doğrudan temas kurmuştu. Birliklerin 1914 sınırlarına çekilmesi bu jeopolitik ve stratejik irtibatı tamamen koparmıştır (I. öncül doğrulanır).
Mütareke, Osmanlı Devleti'nin Kafkasya ve Doğu hinterlandındaki askeri ve siyasi nüfuzunu sonlandırmayı amaçlamaktadır.
2
Batum ve Bakü işgal hakkının ekonomik ve enerji güvenliği boyutunu değerlendirmek
Batum stratejik bir Karadeniz çıkış limanı, Bakü ise dünyanın en önemli petrol üretim merkezlerinden biridir. İtilaf Devletleri buraları denetim altına alarak Hazar enerji kaynaklarını ele geçirmiştir (II. öncül doğrulanır).
İtilaf Devletleri, özellikle İngiltere, savaş sonrası Orta Doğu ve Kafkas enerji hatlarını kontrol altında tutmak istemiştir.
3
Bölgedeki siyasi ve etnik tasarıların mütareke şartlarıyla ilişkisini kurmak
Osmanlı ordusunun Kafkasya'dan çekilmesiyle oluşan otorite boşluğu, Doğu Anadolu'daki 24. madde (Vilâyât-ı Sitte) planlarıyla birleşerek bağımsız bir Ermenistan devletinin kurulması ve genişlemesi için elverişli bir zemin oluşturmuştur (III. öncül doğrulanır).
İtilaf Devletleri, Doğu Anadolu ile Kafkasya'da Türk varlığı yerine kendilerine müzahir tampon yapılar oluşturmayı hedeflemiştir.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Kafkasya, Batum ve Bakü'ye ilişkin özel maddelerinin jeopolitik, ekonomik (enerji) ve bölgesel diplomasi hedefleri

Hints

1
Bakü'nün dünya tarihindeki en önemli ekonomik ve stratejik zenginlik kaynağını (petrol) ve Kafkas İslam Ordusu'nun bölgedeki misyonunu hatırlayınız.
2
Osmanlı kuvvetlerinin Kafkasya'dan çekilmesinin Doğu Anadolu'daki 24. madde (Vilâyât-ı Sitte) hedefleri ve İtilaf destekli bölgesel projelerle bağlantısını düşününüz.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Trablusgarp, Bingazi, Hicaz, Yemen ve Suriye'deki birliklerin teslimine ilişkin maddelerinin Osmanlı egemenliği üzerindeki etkilerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 764Question →

Wilson İlkeleri'nde yer alan 'Büyük ve küçük bütün devletlerin siyasi bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini karşılıklı olarak güvence altına almak amacıyla uluslararası bir teşkilat kurulmalıdır.' maddesi doğrultusunda, Paris Barış Konferansı'nda kurulması kararlaştırılan örgüt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)

Answer

Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)
Wilson İlkeleri'nin 14. maddesinde dünya barışını korumak ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek amacıyla evrensel bir teşkilatın kurulması istenmiştir. Bu doğrultuda Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulması resmen kararlaştırılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nde yer alan uluslararası teşkilat maddesini analiz etme
ABD Başkanı Woodrow Wilson'un yayımladığı 14 İlke'nin son maddesi, devletler arası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek ve dünya barışını korumak için uluslararası bir birliğin kurulmasını öngörmüştür.
Soruda hedeflenen kavramın tarihsel arka planını belirlemek.
2
Paris Barış Konferansı kararlarını değerlendirme
18 Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda bu ilke hayata geçirilmiş ve Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulması resmen karara bağlanmıştır.
Öngörülen ilkenin hangi uluslararası örgütün kuruluşuna zemin hazırladığını tespit etmek.

Key Concept

Wilson İlkeleri doğrultusunda Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin (Cemiyet-i Akvam) kurulması

Hints

1
I. Dünya Savaşı sonrasında dünya barışını tesis etmek amacıyla kurulan bu örgütün Osmanlıca adı 'Cemiyet-i Akvam'dır.
2
Bu uluslararası teşkilat II. Dünya Savaşı'nın çıkmasını engelleyemeyince yerini daha sonra Birleşmiş Milletler'e bırakmıştır.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti kurulmasına rağmen Osmanlı topraklarının paylaşımı ve manda rejimlerinin nasıl tesis edildiğini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemiyle; seçeneklerdeki Birleşmiş Milletler (1945), NATO (1949), Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937) oluşumlarının I. Dünya Savaşı'nın hemen ertesindeki (1919) Paris Barış Konferansı ile doğrudan bir ilgisi olmadığı belirlenerek doğru sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:40s
Question 765Question →

Çanakkale Muharebeleri'ndeki askerî başarılarının ardından 1916 yılında Doğu'daki 16. Kolordu Komutanlığı görevine atanan Mustafa Kemal Paşa, Kafkas Cephesi'nde gösterdiği yararlılıklar neticesinde mirliva (general) rütbesine terfi etmiş ve bölgedeki birlikleri toparlayarak karşı taarruza geçmiştir.

Buna göre Mustafa Kemal Paşa'nın 1916 yılında gerçekleştirdiği askerî harekâtla Rus işgalinden bizzat kurtardığı şehirler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Muş ve Bitlis

Answer

Muş ve Bitlis
Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Savaşları'ndaki üstün başarılarının ardından Kafkas Cephesi 16. Kolordu Komutanlığına atanmış, 1916 yılında gösterdiği askerî deha ve düzenli taarruz ile Rus kuvvetlerini geri çekilmeye zorlayarak Muş ve Bitlis'i işgalden kurtarmıştır. Bu başarısından ötürü 'Altın Kılıçlı İmtiyaz Madalyası' ile ödüllendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'ndeki görevini ve rütbesini belirleme
Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Savaşları'nın ardından 1916'da 16. Kolordu Komutanlığına atanmış ve Mirliva (Tümgeneral) rütbesine yükselmiştir.
Kafkas Cephesi'nde dağılan 3. Ordu birliklerinin toparlanması ve güney kanadının emniyete alınması amaçlanmıştır.
2
16. Kolordu Komutanlığı tarafından 1916 yılında icra edilen taarruz harekâtının sonuçlarını tespit etme
Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, 1916 yılının Ağustos ayında karşı taarruza geçerek Rus ordusunu geri püskürtmüş ve Muş ile Bitlis şehirlerini işgalden kurtarmıştır.
Bu başarı, Osmanlı Devleti'nin Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış yenilgisinden sonra elde ettiği en önemli yerel askerî kazanımlardan biridir.
3
Diplomatik kazanımlarla askerî kazanımları ayırt etme
Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i Selase) 1918 Brest-Litovsk Antlaşması ile masa başında geri alınırken, Muş ve Bitlis bizzat muharebe meydanında geri alınmıştır.
Öğrencilerin diplomatik yolla kazanılan topraklar ile muharebeyle kurtarılan vilayetleri birbirine karıştırmasını önlemek gerekir.

Key Concept

Kafkas Cephesi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Faaliyetleri ve Muş ile Bitlis'in Kurtarılması

Hints

1
Mustafa Kemal Paşa'nın Kafkas Cephesi'ndeki başarısı sonrasında general (mirliva) rütbesine terfi ettiğini ve Doğu Anadolu'da iki önemli ili Ruslardan geri aldığını hatırlayınız.
2
Geri alınan bu şehirler Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) kapsamında yer almayıp, 1916 yılı Ağustos ayında bizzat cephe muharebesiyle kurtarılmıştır.
3
Mustafa Kemal Paşa 16. Kolordu Karargâhı'nı Silvan'a kurmuş ve sırasıyla önce Muş'u, ardından Bitlis'i Rus kuvvetlerinden temizlemiştir.

Practice More

Mustafa Kemal Paşa'nın I. Dünya Savaşı boyunca görev yaptığı cephelerin (Çanakkale, Kafkas, Suriye-Filistin) kronolojik sırası ve bu cephelerdeki görev/kazanımlarının karşılaştırılması.

Alternative Method

Kronolojik ve kavramsal eleme: Kars, Ardahan ve Batum 1918 Brest-Litovsk ile diplomatik yolla; Erzurum, Erzincan ve Trabzon 1918 ileri harekâtıyla kurtarılmıştır. 1916 yılında bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın askerî taarruzuyla kurtarılan vilayetler ise Muş ve Bitlis'tir.
Estimated Time:1m 0s
Question 766Question →

10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması'nın ekonomik hükümlerine göre;
- Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti'nin 1914'te tek taraflı olarak kaldırdığı hakları da içerecek biçimde yeniden yürürlüğe konacak ve savaşa girmemiş devletlerin vatandaşlarına da teşmil edilecektir.
- Osmanlı Devleti'nin bütçesi ve tüm gelir kaynakları; İngiliz, Fransız ve İtalyan delegelerden oluşan uluslararası bir Maliye Komisyonunun yönetimine bırakılacaktır.
- Osmanlı Hükûmetinin yeni vergi koyma, iç ve dış borçlanmaya gitme ile para basma yetkisi bu komisyonun onayına tabi tutulacaktır.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde İtilaf Devletleri'nin öncelikli amacının aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin ekonomik ve mali bağımsızlığını tamamen yok ederek ülkeyi uluslararası mali vesayet altına almak

Answer

Osmanlı Devleti'nin ekonomik ve mali bağımsızlığını tamamen yok ederek ülkeyi uluslararası mali vesayet altına almak
Sevr Barış Antlaşması'nda yer alan bütçe yapma, para basma, borçlanma ve vergi koyma yetkilerinin İngiltere, Fransa ve İtalya'dan oluşan Maliye Komisyonuna bırakılması ile kapitülasyonların tüm devletlere yaygınlaştırılması; Osmanlı Devleti'nin mali ve ekonomik bağımsızlığını tamamen sonlandırmış ve ülkeyi açık bir sömürge ve uluslararası mali vesayet yönetimine sokmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın verilen ekonomik maddeleri analiz edilir.
Maddelerin bütçe, vergilendirme, borçlanma ve para basma yetkilerini yabancı bir komisyona devrettiği ve kapitülasyonları tüm devletlere genişlettiği görülür.
Bir devletin egemenlik haklarının temeli mali ve hukuki bağımsızlıktır.
2
Verilen yetki devrinin devlet egemenliği üzerindeki hukuki ve siyasi etkisi değerlendirilir.
Osmanlı Devleti kendi bütçesini yapamaz, parasını basamaz ve ekonomik kararlarını bağımsız alamaz hâle gelmiştir.
Maliye Komisyonunun varlığı doğrudan uluslararası vesayet ve manda benzeri mutlak denetim anlamına gelir.
3
Sonuç ile seçenekler eşleştirilerek doğru yargıya ulaşılır.
İtilaf Devletleri'nin temel hedefinin Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığını sıfırlayarak ülkeyi açık pazar ve vesayet alanı yapmak olduğu netleşir.
Mali bağımsızlığı olmayan bir devletin siyasi bağımsızlığını sürdürmesi mümkün değildir.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın Ekonomik Hükümleri ve Mali Vesayet

Hints

1
Bir devletin bütçe ve para basma yetkisini başka devletlerin komisyonuna devretmesi ne anlama gelir?
2
Maliye Komisyonu ve kapitülasyonların genişletilmesi kavramları doğrudan devletin ekonomik egemenlik hakları ile ilgilidir.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın askeri hükümleri (50.700 kişilik ordu sınırı ve ağır silah yasağı) ile Boğazlar Komisyonu maddelerinin siyasi sonuçlarını karşılaştırınız.

Alternative Method

Soru kökündeki anahtar kavramlar olan 'Maliye Komisyonu' ve 'Kapitülasyonların genişletilmesi' incelendiğinde, doğrudan 'ekonomik vesayet' ve 'egemenlik kısıtlaması' sonucuna ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 767Question →

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti; bir yandan müttefiklerine askerî destek sağlamak amacıyla kendi sınırları dışındaki Galiçya, Romanya ve Makedonya hatlarına birlikler sevk etmiş, diğer yandan kendi toprak bütünlüğünü korumak adına Irak, Suriye-Filistin ve Hicaz-Yemen cephelerinde savunma muharebeleri yürütmüştür.

Bu cephelerdeki askerî ve stratejik gelişmeler dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Irak ve Hicaz-Yemen savunma cephelerinde elde edilen yerel askerî başarılar sayesinde Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyılarındaki Osmanlı egemenliği savaşın sonuna kadar kesintisiz korunmuştur.

Answer

Irak ve Hicaz-Yemen cephelerinde yerel başarılar elde edilmesine karşın Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyılarındaki egemenliğin savaş sonuna kadar korunduğu iddiası yanlıştır.
Irak Cephesi'nde Kut'ül Amare Zaferi kazanılmış, Hicaz-Yemen Cephesi'nde Fahreddin Paşa Medine'yi kahramanca savunmuş olsa da; İngilizlerin Basra Körfezi'nden başlattığı harekât neticesinde Bağdat işgal edilmiş ve Hicaz'da Şerif Hüseyin isyanı ile geniş topraklar kaybedilmiştir. Dolayısıyla Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyılarındaki Osmanlı egemenliğinin savaş sonuna kadar eksiksiz korunduğu bilgisi tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Sınır dışı yardım cephelerinin (Galiçya, Romanya, Makedonya) amaç ve sonuçlarını değerlendirme
Osmanlı ordusu müttefiklerine destek vermiş, Rusya'nın Brest-Litovsk ile çekilmesi üzerine birlikler geri çekilmiştir.
Yardım cepheleri müttefiklere destek odaklı olup savaşın ilerleyen evresinde kapatılmıştır.
2
Irak ve Hicaz-Yemen savunma cephelerinin askerî neticelerini analiz etme
Kut'ül Amare zaferi ve Fahreddin Paşa'nın Medine savunmasına rağmen stratejik olarak Basra, Bağdat ve Hicaz demiryolu güzergâhı kaybedilmiştir.
Taktiksel zaferler cephelerin genel mağlubiyetini ve toprak kaybını bütünüyle önleyememiştir.
3
Suriye-Filistin cephesindeki son durumu analiz etme
Mustafa Kemal Paşa'nın Halep'in kuzeyinde kurduğu hat sayesinde Anadolu kapıları korunmuştur.
Yıldırım Orduları ve 7. Ordu'nun son savunma direnci Anadolu sınırını güvenceye almıştır.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Savunma ve Yardım Cephelerindeki Stratejik Dinamikleri

Hints

1
Kut'ül Amare ve Medine savunmaları gibi önemli taktiksel zaferlerin cephelerin genel nihai neticesini tamamen değiştirip değiştirmediğini düşününüz.
2
Irak ve Hicaz-Yemen cephelerindeki İngiliz ilerleyişinin petrol sahaları ve Basra/Bağdat üzerindeki hâkimiyetine odaklanınız.
3
Osmanlı ordusunun kazandığı yerel zaferlere rağmen Mondros Ateşkesi imzalandığında Basra ve Bağdat'ın fiilen işgal altında olduğunu hatırlayınız.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada Mustafa Kemal Paşa'nın başında bulunduğu Yıldırım Orduları Grubu'nun pozisyonunu ve Fahreddin Paşa'nın Medine'deki direniş sürecini pekiştirebilirsiniz.

Alternative Method

Öncelikle yardım cepheleri (Galiçya, Romanya, Makedonya) ile savunma cephelerinin (Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin) temel amaç ve sonuçlarını eşleştirerek tarihsel kronolojiye ve coğrafi kayıplara aykırı olan kesin hükümlü seçeneği tespit ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 768Question →

Büyük Millet Meclisi (BMM), Osmanlı Hükûmeti temsilcilerinin imzaladığı Sevr Antlaşması'nı milli bağımsızlık ve egemenlik anlayışına bütünüyle aykırı bularak hukuken 'yok hükmünde' saymıştır. Bu doğrultuda BMM, 19 Ağustos 1920 tarihli oturumunda antlaşmayı ve onu kabul edenleri doğrudan hedef alan siyasi ve hukuki bir karar almıştır.

Buna göre BMM'nin, Sevr Antlaşması'nı imzalayan heyet üyeleri ile antlaşma metnini onaylayan Saltanat Şurası mensupları hakkında aldığı karar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antlaşmayı imzalayan ve onaylayan kişileri Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında vatan haini ilan etmek

Answer

Antlaşmayı imzalayan ve onaylayan kişileri Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında vatan haini ilan etmek
Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920'de imzalandıktan sonra Ankara'da toplanan BMM, 19 Ağustos 1920 tarihli oturumunda antlaşmayı imzalayanları (Rıza Tevfik, Reşat Halis, Hadi Paşa) ve bu antlaşmayı onaylayan Saltanat Şurası üyelerini (Topçu Feriki Rıza Paşa hariç) Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında vatan haini ilan etmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın imzalanma sürecini ve hukuki durumunu belirlemek
10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Mebusan Meclisi dağıtılmış olduğundan Saltanat Şurası tarafından onaylanmış ancak meclis onayından geçmediği için hukuken geçersiz kalmıştır.
Antlaşmanın hukuki dayanağının eksikliği, BMM'nin bu antlaşmayı ve imzalayanları gayrimeşru ilan etmesine zemin hazırlamıştır.
2
BMM'nin 19 Ağustos 1920 tarihli kararlarını analiz etmek
BMM, antlaşmayı kesinlikle tanımadığını ilan etmiş; antlaşmayı imzalayan heyet üyeleri ile bunu onaylayan Saltanat Şurası üyelerini Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 'vatan haini' saymıştır.
Milli iradeyi temsil eden tek güç olan BMM, vatanın bütünlüğünü parçalayan bu belgeyi imzalayanları en ağır milli ve hukuki suçla itham etmiştir.
3
Doğru seçeneği teyit etmek
BMM'nin aldığı temel karar, ilgililerin vatan haini ilan edilerek vatandaşlıktan çıkarılması kararıdır.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında alınan bu karar, Milli Mücadele'nin tavizsiz bağımsızlık kararlılığını göstermektedir.

Key Concept

BMM'nin Sevr Antlaşması'na Karşı Hukuki ve Siyasi Tepkisi

Hints

1
BMM'nin milli varlığa ve meclis otoritesine karşı çıkanlara yönelik çıkardığı temel kanunu hatırlayınız.
2
Sevr Antlaşması'nı imzalayanlar ve onaylayanlar, meclisin varlığını ve vatanın bütünlüğünü hiçe saydıkları için en ağır suçlama ile itham edilmişlerdir.
3
19 Ağustos 1920'de BMM, bu kişileri Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince 'vatan haini' saymıştır.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersiz sayılmasının Kanun-i Esasi'deki meclis onayı şartı (madde 44) ile ilişkisini inceleyiniz.

Alternative Method

BMM'nin kuruluşu sonrası çıkardığı ilk kanunlardan biri olan Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun uygulanma alanlarını düşünerek Sevr imzacılarının bu yasa kapsamına alındığını doğrudan çıkarabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 769Question →

I. Dünya Savaşı'nın ardından toplanan Paris Barış Konferansı'nda (1919) İttifak Bloku'nda yer alan Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile imzalanacak barış antlaşmalarının esasları belirlenip kısa sürede antlaşma metinleri hazırlanırken Osmanlı Devleti ile imzalanacak nihai barış antlaşması (Sevr) ertelenmiştir.

Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşmasının diğer mağlup devletlere göre çok daha sonraya bırakılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarının paylaşımı ve nüfuz alanları konusunda kendi aralarında uzlaşmaya varamaması

Answer

İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarının paylaşımı ve nüfuz alanları konusunda kendi aralarında uzlaşmaya varamaması
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint-Germain, Bulgaristan ile Neuilly ve Macaristan ile Trianon antlaşmaları imzalanmasına karşın Osmanlı Devleti ile imzalanacak antlaşma gecikmiştir. Bunun temel nedeni, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı mirasını paylaşırken kendi aralarında derin çıkar çatışmaları yaşamasıdır. Çarlık Rusyası'nın savaştan çekilmesiyle gizli antlaşmaların geçersiz kalması, Boğazlar ve Doğu Anadolu üzerindeki planların bozulması ve özellikle İngiltere'nin Batı Anadolu'yu (İzmir ve çevresi) İtalya yerine Yunanistan'a bırakması İtilaf Bloku içindeki ilk büyük çatlağı oluşturmuştur. Bu uzlaşmazlık nedeniyle Osmanlı ile yapılacak barış antlaşmasının taslağı ancak 1920'deki San Remo Konferansı'nda hazırlanabilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paris Barış Konferansı'nda imzalanan ve ertelenen antlaşmaları analiz etme
Almanya (Versay), Avusturya (Saint-Germain), Bulgaristan (Neuilly) ve Macaristan (Trianon) ile antlaşmalar 1919-1920 başlarında hazırlanırken Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşması (Sevr) Ağustos 1920'ye kadar ertelenmiştir.
Konferansta diğer İttifak devletlerinin durumunun netleşmesine rağmen Osmanlı'nın durumunun belirsiz kalmasının altındaki dinamikleri tespit etmek gerekir.
2
Paylaşım planlarındaki çatışmaları ve İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıklarını değerlendirme
Çarlık Rusyası'nın yıkılmasıyla gizli antlaşmalarda Boğazlar ve Doğu Anadolu'nun kime verileceği sorunu ortaya çıkmış; ayrıca İngiltere, Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kukla bir Yunanistan istediği için İzmir'i İtalya yerine Yunanistan'a vermiştir. Bu durum İtilaf Devletleri arasında derin bir paylaşım krizine yol açmıştır.
Osmanlı topraklarının jeopolitik ve stratejik zenginliği, galipler arasındaki çıkar çatışmasının ana kaynağıdır.
3
Gecikmenin temel sonucuna ulaşma
Paylaşım tasarısı ancak Nisan 1920 San Remo Konferansı'nda netleştirilebilmiş ve Sevr Antlaşması taslağı bu gecikmeyle hazırlanmıştır.
Gecikmenin doğrudan ve temel sebebi İtilaf Devletleri'nin kendi arasındaki paylaşım anlaşmazlığıdır.

Key Concept

Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti'nin Paylaşımı ve İtilaf Devletleri Arasındaki Görüş Ayrılıkları

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin savaş sırasında imzaladığı gizli antlaşmaları ve konferansta İtalya ile İngiltere arasında yaşanan gerilimi hatırlayınız.
2
Diğer mağlup devletlerin sınırları belirlenirken Osmanlı toprakları üzerindeki çıkar çatışmaları ve nüfuz mücadelesi galipler arasında uzlaşmayı engellemiştir.
3
İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a verilmesi ve Rusya'nın çekilmesiyle oluşan boşluk, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı paylaşım planını geciktirmesine yol açmıştır.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtalya'ya vadedilen İzmir ve çevresinin Yunanistan'a bırakılmasının İtilaf Devletleri arasındaki ilk görüş ayrılığı olması konusunu pekiştiriniz.

Alternative Method

Kronolojik karşılaştırma yaparak Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile 1919'da antlaşmalar yapılırken Osmanlı ile 10 Ağustos 1920'ye kadar antlaşma imzalanamamasının dış politikadaki çıkar çatışması ve San Remo Konferansı süreciyle bağlantısını kurabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 770Question →

Doğu Anadolu Bölgesi'nin Ermenilere verilmesini engellemek amacıyla İstanbul merkezli kurulan millî cemiyet; Wilson İlkeleri'nin çoğunluk prensibini lehte tutabilmek için "kesinlikle doğu illerinden göç edilmemesi", "bölgede bilim, kültür ve din alanında teşkilatlanmaya gidilmesi" ve "olası bir saldırıya karşı ortak savunma yapılması" ilkelerini benimsemiştir.

Bu doğrultuda Fransızca Le Pays (Vatan) ile Türkçe Hadisat ve Albayrak gazetelerini çıkararak propaganda faaliyetleri yürüten ve Erzurum Kongresi'nin toplanmasına öncülük eden cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Answer

Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti
Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan kurulmasını önlemek için kurulmuştur. Cemiyet; bölgedeki Türk çoğunluğunu muhafaza etmek amacıyla Doğu illerinden hiçbir şekilde göç edilmemesi kararını almış, bölgede teşkilatlanmayı güçlendirmiş ve davalarını savunmak için Le Pays, Hadisat ve Albayrak gazetelerini çıkarmıştır. Ayrıca Erzurum Kongresi'nin toplanmasını sağlayarak Temsil Heyeti'nin temellerini atmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Öncüldeki temel özellikleri ve faaliyet gösteren bölgeyi analiz etme
Doğu Anadolu'da Ermeni iddialarına karşı faaliyet gösteren, basın-yayın yolunu kullanan ve Erzurum Kongresi'ni toplayan cemiyet hedeflenmektedir.
Milli cemiyetler bölgesel temelli kuruldukları için faaliyet alanları ve yayın organları ayırt edici niteliktedir.
2
Yayın organları ve alınan stratejik kararları eşleştirme
Fransızca 'Le Pays' (Vatan), Türkçe 'Hadisat' ve Erzurum'da basılan 'Albayrak' gazeteleri Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne aittir. Wilson İlkeleri gereği Türk nüfus çoğunluğunu korumak için alınan 'göç etmeme' kararı da bu cemiyetin temel tüzük maddesidir.
Cemiyet, bölgenin Türk ve Müslüman yurdu olduğunu hem uluslararası kamuoyuna hem de yerel halka kanıtlamayı amaçlamıştır.
3
Doğru seçeneği belirleme
Tüm bu faaliyetleri yürüten teşkilat Şark Vilayetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'dir.
Diğer cemiyetler Çukurova, Karadeniz veya Kafkasya gibi farklı bölgelerde farklı yöntemlerle mücadele etmiştir.

Key Concept

Milli Mücadele Dönemi Yararlı Cemiyetleri ve Faaliyet Alanları

Hints

1
Ermeni iddialarını çürütmek için Wilson İlkeleri'nin çoğunluk kuralını dikkate alarak Doğu Anadolu'dan göç edilmesini kesinlikle yasaklayan cemiyeti düşününüz.
2
Bu cemiyet, Fransızca 'Le Pays' (Vatan) ve Türkçe 'Hadisat' gazeteleriyle kamuoyu oluşturmuş ve Erzurum Kongresi'nin toplanmasını sağlamıştır.
3
Cemiyetin adı doğrudan Doğu Anadolu vilayetlerini temsil eden eski idari terimi (Şark Vilayetleri) içermektedir.

Practice More

Milli Mücadele Dönemi'nde basın-yayın yoluyla ulusal direnişi savunan ve 'Kuvayımilliye' tabirini ilk kez kullanan 'Milli Kongre Cemiyeti' ile kurucusu Dr. Esat Işık'ın faaliyetlerini inceleyiniz.

Alternative Method

Yayın organları üzerinden eleme yapılabilir: 'Albayrak' ve 'Hadisat' gazeteleri münhasıran Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından çıkarılmıştır. Bölgesel eşleştirme yapıldığında Doğu illerinde teşkilatlanan ve Erzurum Kongresi'ni toplayan cemiyet doğrudan belirlenebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 771Question →

Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında 19. Tümen Komutanı olarak Arıburnu ve Conkbayırı'nda düşman çıkarmasını durduran, ardından Anafartalar Grup Komutanı sıfatıyla kazandığı zaferlerle cephenin seyrini değiştiren Mustafa Kemal'in bu başarılarının Türk ulusal tarihi açısından en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Halk nezdinde büyük bir saygınlık kazanarak ileride başlatacağı Millî Mücadele'nin doğal lideri olarak benimsenmesine zemin hazırlaması

Answer

Halk nezdinde büyük bir saygınlık kazanarak ileride başlatacağı Millî Mücadele'nin doğal lideri olarak benimsenmesine zemin hazırlaması
Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkale Kara Muharebeleri'nde sergilediği stratejik öngörü ve kazandığı zaferler, basında geniş yer bulmuş ve kendisinin 'Anafartalar Kahramanı' unvanıyla tanınmasını sağlamıştır. Bu durum, 1919'da başlayan Millî Mücadele sürecinde Anadolu halkının Mustafa Kemal'in etrafında kolayca toplanmasında ve onu tartışmasız millî lider olarak benimsemesinde belirleyici olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Mustafa Kemal'in Çanakkale Cephesi'ndeki askeri görev ve başarılarını analiz etme
Mustafa Kemal, Çanakkale'de 19. Tümen ve Anafartalar Grup Komutanlığı görevlerinde bulunarak Arıburnu, Conkbayırı, Anafartalar ve Kireçtepe'de kesin zaferler kazanmış ve albaylığa yükselmiştir.
Sorunun kökü, Mustafa Kemal'in cephedeki kişisel ve askeri başarılarının ulusal tarihe yansımasını sorgulamaktadır.
2
Çanakkale Cephesi'nin ulusal sonuçlarını Millî Mücadele süreci ile ilişkilendirme
Çanakkale'de elde edilen başarılar, Mustafa Kemal'in Türk milleti tarafından 'Anafartalar Kahramanı' olarak tanınmasını sağlamış ve milletin ona duyduğu güveni tesis etmiştir.
Askeri liderliğin meşruiyeti, ileride örgütlenecek olan bağımsızlık hareketinin lider kadrosunun halk tarafından kabul görmesi için kritik önem taşır.
3
Seçenekleri eleyerek doğru sonuca ulaşma
Mustafa Kemal'in liderlik meşruiyeti kazanması doğru yargıdır; diğer seçeneklerde verilen diplomatik antlaşmalar veya savaşın genel gidişatına dair iddialar tarihsel gerçeklerle uyuşmamaktadır.
Çanakkale Muharebeleri savaşı kısaltmamış, aksine iki yıl uzatmış; ancak Osmanlı'nın genel yenilgisini engelleyememiştir.

Key Concept

Mustafa Kemal'in Çanakkale Cephesi'ndeki Askeri Rolü ve Millî Mücadele Liderliğine Etkisi

Hints

1
Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki rolünün kişisel kariyerine ve 1919 sonrasındaki Millî Mücadele örgütlenmesine olan etkisini düşününüz.
2
Çanakkale Zaferi savaşı genel olarak sona erdirmemiş; ancak halkın güvendiği bir askeri liderin doğmasına zemin hazırlamıştır.
3
'Anafartalar Kahramanı' unvanı, Mustafa Kemal'in Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas'ta halkı teşkilatlandırmasında meşruiyet kaynağı olmuştur.

Practice More

Çanakkale Cephesi'nin uluslararası sonuçları bağlamında Çarlık Rusyası'nın durumu ve Bulgaristan'ın savaşa giriş sürecini pekiştiren sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Mustafa Kemal'in başarılarının ulusal tarihi açısından sonucu' vurgusu incelendiğinde; diğer seçeneklerin ya genel savaşa ya da farklı dönem antlaşmalarına ait olduğu görülerek liderlik ve kamuoyu desteği seçeneğine doğrudan ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 772Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması’nda yer alan;
I. Osmanlı savaş esirleri ile sivil tutuklularının İtilaf Devletleri tarafından serbest bırakılmayıp gözaltında tutulması, buna karşılık İtilaf Devletleri ve Ermeni esirlerin derhal teslim edilmesi,
II. Osmanlı ordusunun terhis edilmesi, donanmanın İtilaf Devletleri'nin göstereceği limanlarda gözaltına alınarak silah ve cephanenin teslim edilmesi,
III. Ülkedeki kömür, mazot, akaryakıt ve diğer lojistik kaynakların İtilaf Devletleri tarafından teminine öncelik verilip dışarıya ihracatının yasaklanması

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti ve antlaşmanın niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Hükümeti'nin antlaşma maddelerini Mebusan Meclisi'nin onayından geçirerek uluslararası alanda tam bir hukuki meşruiyet kazandırdığı

Answer

Osmanlı Hükümeti'nin antlaşma maddelerini Mebusan Meclisi'nin onayından geçirerek uluslararası alanda tam bir hukuki meşruiyet kazandırdığı söylenemez.
Mondros Ateşkes Antlaşması, Ahmet İzzet Paşa Hükümeti adına Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti tarafından imzalanmıştır. Bu mütareke, Meclis-i Mebusan'ın onayına sunulmamış ve meclis tarafından onaylanarak hukuki meşruiyete kavuşturulmamıştır. Dolayısıyla hükümetin meclis onayını alarak antlaşmaya meşruiyet kazandırdığı yargısı tarihi gerçeklerle tamamen çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Öncüllerdeki hükümleri hukuki ve diplomatik açıdan analiz etmek
I. maddedeki esir takası kuralı incelendiğinde; Osmanlı esirlerinin tutulup İtilaf ve Ermeni esirlerin salıverilmesi 'mütekabiliyet' (karşılıklılık) ilkesine aykırıdır.
Uluslararası hukukta eşit egemen devletler arasında karşılıklılık esastır; bu kuralın bozulması tek taraflı vesayeti gösterir.
2
Askeri ve iktisadi hükümleri egemenlik hakları açısından değerlendirmek
Ordunun terhisi savunmasız bırakmayı; kömür ve akaryakıtın denetimi ise stratejik kaynakların sömürülmesini hedefler. Bu durum mütarekeyi salt bir ateşkes olmaktan çıkarıp teslimiyet belgesine dönüştürür.
İtilaf Devletleri yapacakları işgaller öncesinde direniş ihtimalini sıfırlamayı ve lojistiği güvenceye almayı amaçlamıştır.
3
Antlaşmanın onay sürecini ve hukuki durumunu incelemek
Mondros Mütarekesi bir ateşkes antlaşmasıdır; Rauf Bey başkanlığındaki heyet tarafından imzalanmış, Mebusan Meclisi onayına sunulmamış ve meclis onayıyla hukuki meşruiyet kazanmamıştır (nitekim Meclis-i Mebusan kısa süre sonra Padişah tarafından feshedilmiştir).
Ateşkes antlaşmaları yürütme erki tarafından imzalanır; halk iradesini temsil eden meclisin onayından geçerek yürürlüğe giren meşru bir antlaşma vasfı taşımamaktadır.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Egemenliği Yok Eden Ağır Hükümleri ve Mütekabiliyet İlkesinin İhlali

Hints

1
Mütarekede yer alan maddelerin diplomatik, askeri ve ekonomik boyutlarını ayrı ayrı değerlendiriniz.
2
Uluslararası hukukta esir takasında eşitlik olmaması 'mütekabiliyet' ihlalidir; parlamento onay süreçlerinin ateşkeslerdeki rolünü düşününüz.
3
Osmanlı Mebusan Meclisi'nin Mondros sürecindeki pasifliğini ve antlaşmanın meclis onayına sunulup sunulmadığını hatırlayınız.

Practice More

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından Mustafa Kemal Paşa'nın Harbiye Nezareti ve Sadarete gönderdiği uyarı telgraflarını ve Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı sürecini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Öncüllerde verilen maddeleri temalarına göre eşleştiriniz: I. madde → Hukuki/Diplomatik eşitsizlik (mütekabiliyet ihlali), II. madde → Askeri savunmasızlık, III. madde → İktisadi ve lojistik bağımlılık. Bu eşleştirmelerin dışındaki meclis onayı iddiası doğrudan elenir.
Estimated Time:1m 20s
Question 773Question →

Osmanlı Devleti, donanmasını güçlendirmek amacıyla halktan toplanan bağışlar ve devlet bütçesiyle İngiltere'ye sipariş ettiği *Sultan Osman-ı Evvel* ve *Reşadiye* dretnotlarının bedelini ödemiş olmasına rağmen, İngiliz Hükûmeti savaş tehlikesini gerekçe göstererek bu gemilere el koymuş ve teslimatı durdurmuştur.

İngiltere'nin bu tek taraflı tutumunun Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na giriş sürecindeki etkileriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Akdeniz'de İngiliz donanmasından kaçarak Boğazlara sığınan Goeben ve Breslau zırhlılarının satın alındığının ilan edilmesine meşru bir diplomatik zemin hazırlamıştır.

Answer

Akdeniz'de İngiliz donanmasından kaçarak Boğazlara sığınan Goeben ve Breslau zırhlılarının satın alındığının ilan edilmesine meşru bir diplomatik zemin hazırlamıştır.
Osmanlı Devleti, bedelini peşin ödediği *Sultan Osman-ı Evvel* ve *Reşadiye* gemilerine İngiltere tarafından el konulması üzerine ortaya çıkan kamuoyu tepkisini ve diplomatik açmazı, Çanakkale Boğazı'na sığınan Alman zırhlıları *Goeben* ve *Breslau*'yu satın aldığını duyurarak lehine çevirmiştir. Tarafsızlık hukuku gereği bu gemilerin silahsızlandırılması gerekirken satın alma işlemi diplomatik bir kılıf olarak kullanılmış ve gemiler Osmanlı donanmasına katılarak fiilen savaşa girişin yolu açılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
İngiltere'nin dretnotlara el koyma kararının Osmanlı iç kamuoyu ve diplomasisi üzerindeki etkisini tespit etmek
Halktan toplanan bağışlarla yaptırılan Sultan Osman-ı Evvel ve Reşadiye gemilerine el konulması Osmanlı kamuoyunda büyük bir infiale ve İngiltere karşıtlığına yol açmıştır.
Olayın yarattığı psikolojik ve siyasi ortamı anlamak için gereklidir.
2
Alman zırhlılarının Boğazlara gelişi ile uluslararası hukuk kurallarını karşılaştırmak
Uluslararası hukuka göre tarafsız bir devletin limanına sığınan savaş gemilerini 24 saat içinde silahsızlandırması (enterne etmesi) gerekirdi.
Osmanlı Devleti'nin gemileri enterne etmemek için neden bir satın alma kılıfına ihtiyaç duyduğunu belirlemek için.
3
Olaylar arasındaki nedensellik bağını kurmak
Osmanlı Hükûmeti, İngiltere'nin teslim etmediği gemilere karşılık Goeben ve Breslau'yu satın aldığını duyurmuş (*Yavuz* ve *Midilli*), bu durum kamuoyundaki tepkiyi yatıştırmış ve savaşa giriş sürecine meşru bir dayanak sağlamıştır.
Doğru yargıya ulaşmak için.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci ve Yavuz-Midilli Olayı Diplomasisi

Hints

1
İngiltere'nin parası ödenen iki zırhlıya el koyması ile Akdeniz'den kaçıp Osmanlı'ya sığınan iki Alman zırhlısı arasındaki bağlantıyı düşününüz.
2
Uluslararası hukuka göre tarafsız bir devlet sığınan yabancı savaş gemilerini enterne etmek zorundadır; Osmanlı Devleti bu kuralı aşmak için ne yapmıştır?
3
Goeben ve Breslau gemilerine Yavuz ve Midilli adlarının verilip satın alındığının duyurulması, teslim alınamayan Sultan Osman ve Reşadiye dretnotlarının boşluğunu doldurma kılıfına dayandırılmıştır.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmeden hemen önce tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonlara, müttefiki Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın verdiği tepkileri içeren sorular çözülebilir.

Alternative Method

Savaşa giriş sürecindeki sebep-sonuç zinciri incelendiğinde; 'Sipariş Edilen Gemilere El Konulması → Kamuoyu Tepkisi → Alman Gemilerinin Boğazlara Girişi → Satın Alma İlanı (Meşrulaştırma) → Karadeniz Baskını → Fiilen Savaşa Giriş' kronolojisi takip edilebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 774Question →

İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Devleti'ne dayatılan Sevr Barış Antlaşması'nda; zorunlu askerliğin kaldırılması, toplam asker sayısının jandarma dâhil 50.700 kişiyle sınırlandırılması, ordunun ağır silahlardan arındırılması ve deniz gücünün yalnızca birkaç devriye gemisiyle sınırlandırılması kararlaştırılmıştır.

Antlaşmada yer alan bu askeri hükümlerin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin savunma gücünü yok ederek Anadolu'yu işgallere karşı bütünüyle dirençsiz bırakmak

Answer

Osmanlı Devleti'nin savunma gücünü yok ederek Anadolu'yu işgallere karşı bütünüyle dirençsiz bırakmak
Sevr Barış Antlaşması'nın askeri hükümleri (mecburi askerliğin kaldırılması, mevcut askeri gücün 50.700 hafif silahlı jandarma/muhafız ile sınırlandırılması, ağır silah, uçak ve savaş gemilerinin yasaklanması), Osmanlı Devleti'nin olası bir işgale ve sömürgeleştirme hareketine karşı ulusal savunma refleksini tamamen kırmak, böylece Anadolu topraklarını emperyalist paylaşıma açık ve dirençsiz hâle getirmek amacıyla tasarlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın askeri maddelerini analiz etmek
Antlaşmada zorunlu askerliğin lağvedilmesi, ordunun 50.700 hafif silahlı askerle sınırlandırılması, tank, uçak ve ağır topların yasaklanması ile donanmanın sembolik düzeye indirilmesi hükme bağlanmıştır.
Askeri maddelerin kapsamını belirlemek, arkasındaki stratejik hedefi anlamak için gereklidir.
2
İtilaf Devletleri'nin genel paylaşım planları ile askeri kısıtlamalar arasındaki bağlantıyı kurmak
İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkesi'nin 7. maddesine dayanarak başlattıkları işgalleri kalıcı hâle getirmek ve Türk milletinin olası bir silahlı direnişini baştan engellemek istemiştir.
Bir devletin ordusunun silahsızlandırılması ve küçültülmesi, o ülkeyi dış saldırılara ve sömürgeci paylaşıma karşı korumasız hâle getirir.
3
Seçenekler arasından askeri hükümlerin asıl amacını ifade eden yargıyı saptamak
Osmanlı'nın öz savunma mekanizmasını tamamen felce uğratarak Anadolu coğrafyasını işgallere karşı savunmasız ve dirençsiz kılmak temel amaçtır.
Soruda sorulan ana hedef doğrudan bu çıkarımla örtüşmektedir.

Key Concept

Sevr Barış Antlaşması'nın Askeri Hükümleri ve Savunmasız Bırakma Stratejisi

Hints

1
Bir devletin ordusunun sınırlandırılması ve elindeki ağır silahların alınması, o devleti dış tehditlere karşı hangi duruma düşürür?
2
İtilaf Devletleri Mondros'tan beri Anadolu'yu işgal etmekteydi; Sevr ile bu işgallere karşı halkın veya devletin silahlı karşılık verme ihtimalini ortadan kaldırmak istemişlerdir.
3
50.700 kişilik hafif donanımlı kuvvet yalnızca iç güvenlik içindir; sınır koruma veya dış müdahalelere direnme gücü tamamen yok edilmiştir.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın mali hükümleri (Maliye Komisyonu, bütçe denetimi, kapitülasyonların genişletilmesi) ile egemenlik haklarının kısıtlanması arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.

Alternative Method

Tersinden düşünme yöntemi: Osmanlı ordusu güçlü kalsaydı İtilaf Devletleri planladıkları paylaşımı kolayca hayata geçirebilir miydi? Hayır. Dolayısıyla askeri kısıtlamaların doğrudan amacı direnci yok etmektir.
Estimated Time:1m 0s
Question 775Question →

I. Cihan Harbi'nin Doğu harekât sahasında, 1914 yılı sonlarında Rus birliklerine karşı Köprüköy ve Azap muharebelerinde kazanılan mevzi başarıların ardından; 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, çetin kış şartları ve lojistik yetersizlikler sebebiyle ordunun savunmada kalarak baharı beklemesini önermiştir. Buna karşılık Başkomutan Vekili Enver Paşa, bizzat cepheye intikal ederek geniş kapsamlı bir kuşatma manevrasıyla taarruz emri vermiştir.

Tarihe 'Sarıkamış Harekâtı' olarak geçen bu askerî girişimin Osmanlı Devleti açısından en belirgin stratejik sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 3. Ordu'nun muharip gücünü büyük ölçüde kaybetmesiyle Doğu Anadolu topraklarının geniş çaplı işgale açık hâle gelmesi

Answer

3. Ordu'nun muharip gücünü büyük ölçüde kaybetmesiyle Doğu Anadolu topraklarının geniş çaplı işgale açık hâle gelmesi
Sarıkamış Harekâtı, Osmanlı 3. Ordusu'nun mevcut muharip varlığını büyük ölçüde eritmiş ve bölgedeki askerî dengeyi tamamen Rusya lehine çevirmiştir. Bu durum, Osmanlı ordusunun Doğu Anadolu'yu savunmasız bırakmasına ve Rus kuvvetlerinin kısa süre içinde bölgeyi geniş çapta işgal etmesine yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kafkas Cephesi'ndeki Sarıkamış Harekâtı'nın askerî gelişim sürecini analiz etmek
Hasan İzzet Paşa'nın kış şartları ve lojistik eksiklikler uyarısına rağmen Enver Paşa'nın başlattığı kuşatma taarruzu dondurucu soğuk, salgın hastalıklar ve ikmal yetersizliği nedeniyle ağır bir hezimetle sonuçlanmıştır.
Bir taarruz cephesindeki taktiksel kararların sahadaki neticelerini ve ordu kapasitesi üzerindeki etkisini kavramak gerekir.
2
Harekâtın Osmanlı savunma gücü ve toprak hâkimiyeti üzerindeki doğrudan stratejik sonucunu belirlemek
Bölgeyi savunan 3. Ordu'nun insan ve mühimmat bakımından tükenmesi, Rus ordusunun 1915 ve 1916 yıllarında karşı taarruza geçerek Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki stratejik şehirleri işgal etmesine yol açmıştır.
Taarruzun başarısızlığı cephenin tamamen çökmesine ve savunmasız kalan vatan topraklarının düşman istilasına uğramasına neden olmuştur.
3
Diğer seçeneklerdeki kronolojik ve kavramsal yanılgıları ayıklamak
Orta Asya ile birleşme hedefi gerçekleşememiş, Rusya'nın savaştan çekilmesi ise 1917'deki Bolşevik İhtilali sonrası 1918 Brest-Litovsk ile mümkün olmuştur.
Kronolojik neden-sonuç bağını doğru kurarak çeldiricileri elemek esastır.

Key Concept

Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı'nın stratejik sonuçları ve Doğu Anadolu'nun işgale açık hâle gelmesi

Hints

1
Sarıkamış Harekâtı'nın ardından Doğu Anadolu'daki Osmanlı savunma gücünün ne duruma geldiğini düşününüz.
2
3. Ordu'nun kış şartlarında ağır kayıplar vermesinin, Rus ordusunun bölgedeki ilerleyişini nasıl etkilediğine odaklanınız.
3
Harekât Osmanlı taarruzunun başarısızlığıyla sonuçlanmış, ordunun gücünü tüketmesi Doğu Anadolu topraklarını Rus istilasına açık bırakmıştır.

Practice More

Kafkas Cephesi'nde 1916 yılında Mustafa Kemal Paşa'nın 16. Kolordu Komutanı olarak yürüttüğü faaliyetleri ve 1918 Brest-Litovsk Antlaşması sürecini pekiştiriniz.

Alternative Method

Önermedeki komuta kademesi uyarısını ve kış şartlarının getirdiği lojistik yıkımı hatırlayarak, başarısız olan bir genel taarruzun sahada savunma çöküşüne yol açacağı çıkarımı üzerinden doğru cevaba ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 5s
Question 776Question →

I. Dünya Savaşı'nın sona ermesini takiben yürürlüğe giren mütareke sonrasında İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu haksız gerekçelerle işgal etmeye başlaması ve saltanat makamının bu işgallere karşı teslimiyetçi bir politika izlemesi üzerine, Türk halkının ortaya koyduğu ilk tepkilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Öncelikle cemiyetler kurup miting ve telgraflarla işgallerin haksızlığını duyurmaya çalışmış, ardından bölgesel nitelikli Kuva-yı Milliye birlikleriyle silahlı direnişe geçmiştir.

Answer

Türk halkının işgaller karşısındaki ilk tepkisi, cemiyetler kurup miting ve telgraflarla işgallerin haksızlığını duyurmaya çalışmak, ardından bölgesel nitelikli Kuva-yı Milliye birlikleriyle silahlı direnişe geçmek olmuştur.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması ve ordunun terhis edilmesi üzerine işgaller karşısında savunmasız kalan Türk halkı, İstanbul Hükûmeti'nin de çaresiz ve pasif kalması sebebiyle öncelikle bölgesel haklarını savunmak için Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri kurmuş, miting ve protestolarla diplomatik tepkisini göstermiş; ardından can ve mal güvenliğini korumak için bölgesel silahlı milis güçleri olan Kuva-yı Milliye birliklerini oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Mütareke sonrası Anadolu'daki genel durumu ve Osmanlı Hükûmeti'nin tutumunu değerlendirme
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri Anadolu'da işgallere başlamış, İstanbul Hükûmeti ise bu duruma karşı teslimiyetçi bir tutum sergileyerek halka sükûnet tavsiye etmiştir.
Halkın tepkisinin neden doğrudan devlete dayanmayıp kendiliğinden ve sivil olarak geliştiğini anlamak için dönemin yönetim politikasını saptamak gerekir.
2
Türk halkının işgaller karşısında izlediği aşamalı tepki yöntemlerini analiz etme
Halk ilk aşamada Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetleri kurmuş, telgraflar çekmiş ve mitingler düzenlemiştir. İşgallerin fiilen yayılması ve can güvenliğinin tehlikeye girmesiyle birlikte yerel silahlı direniş birlikleri olan Kuva-yı Milliye'yi teşkil etmiştir.
Türk milletinin bağımsızlık ve meşru müdafaa refleksinin sivil örgütlenmeden silahlı yerel direnişe doğru evrildiğini doğrulamak için.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası işgaller ve halkın ilk tepkileri (Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve Kuva-yı Milliye)

Hints

1
Osmanlı ordularının terhis edildiği ve başkentin işgallere sessiz kaldığı ilk dönemde halkın kendi bölgesini savunmak için kurduğu sivil ve milis yapılanmaları düşününüz.
2
Halkın mücadelesi önce cemiyetler ve mitingler gibi meşru/hukuki yollarla başlamış, ardından silahlı çetelere ve işgallere karşı yerel milis güçleriyle devam etmiştir.
3
Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri, işgaller karşısında halkın merkezden bağımsız olarak gösterdiği ilk ve doğrudan tepki biçimleridir.

Practice More

Mondros sonrası kurulan Millî Cemiyetlerin bölgesel amaçları ve bu cemiyetlerin Sivas Kongresi'nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesinin gerekçeleri incelenebilir.

Alternative Method

Kronolojik gelişim çizgisi takip edilerek seçenekler elenebilir: Mondros sonrası ilk tepki → Yerel cemiyetler ve Kuva-yı Milliye; Teşkilatlanma dönemi → Genelgeler ve Kongreler; Merkezi ordu dönemi → TBMM ve Düzenli Ordu.
Estimated Time:1m 0s
Question 777Question →

Sevr Antlaşması; Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü parçalamanın yanı sıra uluslararası komisyonlar, adli denetim mekanizmaları ve mali vesayet organları aracılığıyla devletin hükümranlık haklarını bütünüyle sınırlandırmıştır.

Bu antlaşmanın maddeleri ve getirdiği düzenlemelere ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgi değildir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun alacağı idari ve askeri kararlarda Osmanlı Devleti'ne veto yetkisi tanınmış ve komisyon başkanlığının daimî olarak tarafsız bir Osmanlı temsilcisi tarafından yürütülmesi karara bağlanmıştır.

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kararlarında Osmanlı Devleti'ne veto yetkisi tanındığı ve komisyon başkanlığının daimî olarak bir Osmanlı temsilcisine bırakıldığı yönündeki ifade yanlıştır.
Sevr Barış Antlaşması'na göre Boğazlar; savaşta ve barışta tüm devletlerin ticaret ve savaş gemilerine açık tutulacak, yönetimi ise kendine ait özel bir bayrağı, bütçesi ve zabıtası olan Uluslararası Boğazlar Komisyonu'na devredilecektir. Bu komisyonda Osmanlı Devleti'ne herhangi bir veto yetkisi tanınmadığı gibi komisyon başkanlığı da İtilaf temsilcilerine bırakılmıştır. Komisyon başkanlığının bir Türk temsilci tarafından yürütülmesi kararı ancak 1923 Lozan Barış Antlaşması ile kabul edilmiştir. Bu sebeple Osmanlı'ya veto yetkisi ve daimî başkanlık verildiğini ileri süren ifade Sevr hükümleriyle doğrudan çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Barış Antlaşması'nın uluslararası komisyonlar ve egemenlik kısıtlamalarına ilişkin maddelerini analiz etmek
Antlaşmanın Osmanlı Devleti'nin hükümranlık haklarını yok sayarak idari, mali, adli ve bölgesel alanlarda çok uluslu İtilaf vesayeti kurduğunu saptamak
Sevr Antlaşması'nın genel ruhunun bağımsızlığı tamamen ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu belirlemek
2
Boğazlar statüsüne ilişkin Sevr düzenlemelerini incelemek ve Lozan Antlaşması ile farkını ayırt etmek
Sevr'de Boğazlar Komisyonu'nun ayrı bayrağı, bütçesi ve zabıtası olan bağımsız bir uluslararası organ olduğunu, Osmanlı'ya hiçbir veto veya başkanlık hakkı tanınmadığını belirlemek
Boğazlar Komisyonu başkanlığının Türk temsilciye devredilmesinin Sevr'de değil, 1923 Lozan Barış Antlaşması'nda yer aldığını tespit etmek
3
Seçeneklerdeki adli, mali ve bölgesel (İzmir, Fırat'ın doğusu) düzenlemeleri Sevr metni ile doğrulamak
Adli reform komisyonu, maliye komisyonu yetkileri, İzmir'deki sembolik bayrak/beş yıllık Yunan idaresi ve Fırat'ın doğusuna özerklik tanınması maddelerinin Sevr'de aynen yer aldığını doğrulamak
Çeldiricilerin doğruluğunu kanıtlayarak hatalı bilginin yalnızca Boğazlar yönetimine dair hükümde yer aldığını teyit etmek

Key Concept

Sevr Barış Antlaşması'nın Hükümleri ve Egemenlik Kısıtlamaları

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin Sevr Antlaşması ile Osmanlı egemenliğini tamamen ortadan kaldırmayı amaçladığını ve Osmanlı Devleti lehine hiçbir alanda veto veya imtiyaz yetkisi tanımadığını göz önünde bulundurunuz.
2
Boğazlar Komisyonu'nun yapısını değerlendirirken, komisyon başkanlığının Türk temsilciye ait olması ve egemenlik haklarının kısmen geri kazanılması durumunun hangi antlaşmayla gerçekleştiğini hatırlayınız.
3
Boğazlar Komisyonu başkanlığının bir Türk heyetine verilmesi 1923 Lozan Antlaşması'nın bir sonucudur; Sevr Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'ne ne veto yetkisi ne de başkanlık hakkı verilmiştir.

Practice More

Sevr Antlaşması'nda öngörülen Uluslararası Boğazlar Komisyonu ile Lozan Barış Antlaşması'nda kurulan Boğazlar Komisyonu'nun yapısal ve egemenlik yetkileri açısından farklarını karşılaştırınız.

Alternative Method

Sevr Antlaşması'nın temel karakteri tam bağımlılık ve Osmanlı egemenlik haklarının yok sayılmasıdır. Seçeneklerde Osmanlı Devleti'ne uluslararası bir organda veto yetkisi, daimî başkanlık veya karar engelleme hakkı tanıyan bir ifade görüldüğünde, bu durumun Sevr'in dayatma mantığına aykırı olduğu doğrudan tespit edilebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 778Question →

I. Dünya Savaşı'nın sonlarında yayımlanan Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinde; "Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk olan kısımlarına kesin egemenlik hakkı tanınmalı, fakat Türk egemenliği altındaki diğer milletlere de kendi kendini yönetme hakkı (self-determinasyon) verilmelidir." hükmü yer almıştır.

Bu hükmün, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasındaki süreçte Osmanlı topraklarında aşağıdakilerden hangisine doğrudan ortam hazırladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Azınlıkların bağımsızlık elde etmek amacıyla bölgelerinde nüfus çoğunluğunu sağlamaya yönelik silahlı cemiyetler kurmasına

Answer

Azınlıkların bağımsızlık elde etmek amacıyla bölgelerinde nüfus çoğunluğunu sağlamaya yönelik silahlı cemiyetler kurmasına
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinde yer alan 'nüfusça çoğunlukta olunan bölgede egemenlik hakkı tanınması' hükmü, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların (Rumlar ve Ermeniler) bağımsız devlet kurma iştahını artırmıştır. Azınlıklar, yaşadıkları bölgelerde nüfus üstünlüğünü kanıtlayabilmek ya da Müslüman Türkleri bölgeden göç ettirerek yapay bir çoğunluk oluşturabilmek adına Mavri Mira, Etniki Eterya, Pontus Rum, Hınçak ve Taşnak gibi silahlı cemiyetler kurarak terör ve baskı faaliyetlerine girişmişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin 12. maddesinin içeriği ve getirdiği prensip analiz edilir.
Maddede Osmanlı sınırları içindeki halklara çoğunlukta oldukları yerlerde kendi kaderini tayin etme (self-determinasyon) ve egemenlik hakkı vadedildiği görülür.
Uluslararası prensiplerin yerel halklar üzerindeki beklenti ve hedeflerini anlamak gerekir.
2
Bu maddenin Osmanlı topraklarındaki azınlıklar (Rumlar, Ermeniler) üzerindeki etkisi değerlendirilir.
Azınlıklar çoğunlukta olduklarını iddia edebilmek veya fiilen çoğunluk oluşturabilmek amacıyla Türkleri göçe zorlama, baskı ve silahlı çete faaliyetlerine yönelmiş; ayrılıkçı cemiyetler kurmuşlardır.
Self-determinasyon ilkesi doğrudan nüfus çoğunluğu şartına bağlanmıştır.
3
Tarihsel sonuç ile seçenekler eşleştirilir.
Azınlıkların nüfus çoğunluğunu ele geçirme ve bağımsız devlet kurma amacıyla cemiyetleşerek silahlı eylemlere girişmesi doğru çıkarımdır.
Mavri Mira, Pontus Rum, Hınçak ve Taşnak gibi cemiyetlerin temel faaliyet motivasyonu bu ilkeye dayanmaktadır.

Key Concept

Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi ve azınlıkların self-determinasyon hedefleri doğrultusunda kurduğu zararlı cemiyetler

Hints

1
Wilson İlkeleri'nde bir bölgenin geleceğinin belirlenmesinde 'nüfus çoğunluğu' ölçüt olarak kabul edilmiştir.
2
Osmanlı Devleti'nde yaşayan azınlıklar, bağımsız devlet kurabilmek için bulundukları bölgelerde çoğunlukta olduklarını dünyaya kanıtlamak zorundaydı.
3
Azınlıkların nüfus çoğunluğu yaratmak ve Türkleri göçe zorlamak için kurdukları örgüt ve çete faaliyetlerini düşününüz.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a verilmesinde kullanılan sahte nüfus raporları ve buna karşılık yayımlanan Amiral Bristol Raporu'nun içeriğini inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'halkların kendi geleceğini belirleme (self-determinasyon)' ilkesi doğrudan demografi ve milliyetçilikle ilişkilidir. Seçeneklerde azınlıkların bağımsızlık ve demografi odaklı örgütlenmesini aramak en hızlı çözümdür.
Estimated Time:1m 0s
Question 779Question →

Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları öncülüğünde kurulan, vatanın bütünlüğünü savunmak amacıyla İtilaf Devletleri temsilciliklerine protesto telgrafları gönderen ve Türk ordusuna para ile giyecek yardımı toplayarak lojistik destek sağlayan millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti

Answer

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Sivas Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın desteğiyle Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Kısa sürede Anadolu'nun birçok yerine şubeler açan bu cemiyet, işgallere karşı protesto telgrafları çekmiş, mitingler tertiplemiş ve Millî Mücadele ordusuna para ile giyecek yardımı toplayarak önemli lojistik katkı sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Öncüleri ve kuruluş merkezini tespit etme
Cemiyet, Sivas'ta Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Reşit Hanım ve vatansever kadınlar tarafından Mustafa Kemal Paşa'nın teşvikiyle kurulmuştur.
Soruda verilen kurucu kadro ve kuruluş yeri bilgisi doğrudan cemiyetin kimliğini işaret eder.
2
Faaliyet alanlarını ve amaçlarını değerlendirme
İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükûmeti'ne protesto telgrafları çekmiş, mitingler düzenlemiş ve cephedeki orduya ayni ve nakdi lojistik destek sağlamıştır.
Bu faaliyetler millî varlığa yararlı kadın örgütlenmesinin temel çalışma alanlarıdır.
3
Seçeneklerdeki cemiyetlerle karşılaştırma yapma
Tanımlanan özellikler Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti ile birebir örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerdeki cemiyetler farklı amaçlara, kuruculara ve faaliyet yöntemlerine sahiptir.

Key Concept

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetlerin Kuruluşu ve Faaliyetleri

Hints

1
Cemiyet, Sivas Kongresi döneminde kadınların örgütlenmesiyle ortaya çıkmış ve vatan savunmasına lojistik katkı sağlamıştır.
2
Sivas Valisi'nin eşi Melek Reşit Hanım'ın öncülük ettiği bu teşkilat, telgraflar ve mitinglerle işgallere direnmiştir.
3
İsminde doğrudan kadınların vatan savunmasındaki rolünü belirten ifadelere yer veren yararlı cemiyettir.

Practice More

Milli Mücadele döneminde basın-yayın yoluyla mücadele eden ve Kuva-yı Milliye tabirini ilk kez kullanan cemiyetin özelliklerini tekrar ediniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Melek Reşit Hanım' ve 'orduya giyecek yardımı toplama' gibi anahtar ifadeler doğrudan kadınların örgütlendiği cemiyete odaklanmayı sağlar.
Estimated Time:50s
Question 780Question →

XIX. yüzyılın sonlarına kadar Avrupa diplomasisinde kıta içi güç dengelerini gözeterek herhangi bir kalıcı ittifaka girmeme esasına dayanan "Şanlı Yalnızlık" (Splendid Isolation) politikasını sürdüren İngiltere, XX. yüzyılın başından itibaren bu tutumunu terk ederek Fransa (1904) ve Rusya (1907) ile anlaşma yoluna gitmiştir.

İngiltere'nin geleneksel dış politikasından vazgeçerek "Üçlü İtilaf" bloğunun şekillenmesine öncülük etmesinde, Almanya'nın aşağıdaki faaliyet ve politikalarından hangisi en doğrudan ve belirleyici etkiye sahip olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: Açık denizlerde İngiliz deniz üstünlüğünü tehdit eden güçlü bir savaş donanması inşa etmesi ve "Dünya Politikası" (Weltpolitik) izlemesi

Answer

Açık denizlerde İngiliz deniz üstünlüğünü tehdit eden güçlü bir savaş donanması inşa etmesi ve "Dünya Politikası" (Weltpolitik) izlemesi
İngiltere'nin kıta Avrupası'ndaki bağlayıcı ittifaklardan uzak durduğu 'Şanlı Yalnızlık' politikasını terk etmesindeki birincil etken, Almanya'nın II. Wilhelm döneminde 'Weltpolitik' anlayışıyla açık denizlerde İngiltere'ye rakip büyük bir donanma inşa etmesi ve sömürge yollarına yönelmesidir. Bu tehdit, İngiltere'yi Fransa ve Rusya ile anlaşmaya mecbur bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram ve bağlam analizi yapılması
İngiltere'nin XIX. yüzyıl boyunca izlediği 'Şanlı Yalnızlık' politikasının temel dayanağının denizlerdeki mutlak üstünlük ve sömürge yollarının güvenliği olduğu belirlenir.
İngiltere'nin bu köklü stratejiyi terk etmesi ancak hayati güvenlik çıkarlarının doğrudan tehdit edilmesiyle mümkündür.
2
Almanya'nın II. Wilhelm dönemi dış politikasının incelenmesi
Bismarck'ın kıta dengesi politikasını terk eden II. Wilhelm'in 'Weltpolitik' (Dünya Politikası) anlayışıyla açık denizlere açıldığı, Amiral von Tirpitz öncülüğünde devasa bir açık deniz donanması kurduğu ve Bağdat Demiryolu projesiyle Orta Doğu'ya nüfuz etmeye çalıştığı tespit edilir.
Almanya'nın donanma inşası İngiltere'nin dünya denizlerindeki egemenliğini, Orta Doğu hamleleri ise Hindistan sömürge yolunu doğrudan tehdit etmiştir.
3
Bloklaşma adımlarının ve sonuç ilişkisinin kurulması
İngiltere bu tehdit karşısında geleneksel rakipleri olan Fransa (1904 Entente Cordiale) ve Rusya (1907 Reval/St. Petersburg) ile anlaşarak Üçlü İtilaf bloğunu kurmuştur.
Alman donanma hamlesi ve yayılmacılığı, bloklaşmayı kesinleştiren en belirleyici dinamiktir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Öncesi Bloklaşma ve Weltpolitik / Donanma Yarışı

Hints

1
İngiltere'nin dünya siyasetindeki temel gücünün deniz hâkimiyeti ve sömürge yollarının güvenliği olduğunu göz önünde bulundurunuz.
2
Almanya'da Başbakan Bismarck'ın temkinli kıta politikasından sonra tahta geçen II. Wilhelm'in denizlerdeki ve sömürgelerdeki iddialı vizyonunu düşününüz.
3
Almanya'nın açık denizlerde savaş filosu kurması (Tirpitz Planı) doğrudan İngiliz ana karasının ve ticaret filosunun güvenliğini sarstığı için İngiltere eski düşmanlarıyla masaya oturmuştur.

Practice More

İtilaf bloğunun kurulmasının ardından Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecinde Almanya ile 2 Ağustos 1914'te imzaladığı gizli ittifakın gerekçelerini inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Şanlı Yalnızlık' ilkesinin deniz hâkimiyetine dayandığı bilgisiyle seçeneklerde doğrudan deniz gücü ve küresel rekabeti içeren ifadeyi eşleştirerek sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 39 / 41Next
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 39 | Examkin