XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

819 questions

Question 781Question →

I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile Fransa arasında imzalanan ve Osmanlı Devleti'nin Orta Doğu topraklarını taksim etmeyi amaçlayan Sykes-Picot Antlaşması'nda; Lübnan, Suriye kıyıları ve Çukurova Fransa'ya; Bağdat ve Basra merkezli Irak coğrafyası ise İngiltere'ye bırakılmıştır. Bununla birlikte kutsal mekânların mevcudiyeti ve büyük devletlerin dini-tarihi iddiaları nedeniyle belirli bir coğrafyanın tek bir devletin tekeline bırakılmayıp, müttefik devletlerin ve diğer ilgili tarafların ortak uzlaşısıyla uluslararası bir yönetime tabi tutulması kararlaştırılmıştır.

Sykes-Picot Antlaşması'nda "uluslararası yönetim bölgesi" statüsü verilmesi öngörülen bu Osmanlı coğrafyası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Filistin ve Kudüs bölgesi

Answer

Sykes-Picot Antlaşması'nda dini hassasiyetler ve kutsal mekânların varlığı nedeniyle uluslararası bir idareye bırakılması kararlaştırılan Osmanlı toprağı Filistin ve Kudüs bölgesidir.
1916 yılında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması'nda; kutsal mekânların mevcudiyeti, büyük güçlerin (İngiltere, Fransa, Rusya) bölgedeki dinî-tarihî iddiaları ve olası çıkar çatışmalarını engelleme düşüncesiyle Filistin (Kudüs ve çevresi) uluslararası bir idareye (kondominyum yönetimine) bırakılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sykes-Picot Antlaşması'nın (1916) temel paylaşım planını ve taraflarını analiz etmek
İngiltere ve Fransa arasında imzalanan bu gizli antlaşmada Orta Doğu coğrafyası Fransız (Mavi/A Bölgesi) ve İngiliz (Kırmızı/B Bölgesi) nüfuz alanlarına ayrılmıştır.
Soruda verilen paylaşım detayları ve istisnai statüye sahip bölgenin tespiti için antlaşma maddelerinin bilinmesi gerekir.
2
Kutsal mekânlar ve dinî hassasiyetler nedeniyle oluşturulan özel statüyü incelemek
İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın Kudüs üzerindeki tarihî hak iddiaları ve dinî hassasiyetleri sebebiyle Filistin'in (Kahverengi Bölge) tek bir devlete verilmesi engellenmiş, uluslararası bir yönetime bırakılması kararlaştırılmıştır.
Büyük devletlerin dinî rekabeti, Filistin üzerinde ortak bir konsorsiyum yönetimini zorunlu kılmıştır.
3
Diğer seçeneklerdeki bölgelerin hangi gizli antlaşmalarla kime vadedildiğini karşılaştırmak
Musul ve Adana Fransa'ya, Boğazlar ve Trabzon Çarlık Rusyası'na vadedilmiş olup yalnızca Filistin uluslararası bölge ilan edilmiştir.
Çeldiricilerdeki bölgeler tekil devletlerin egemenlik/nüfuz sahalarına tahsis edilmiştir.

Key Concept

Sykes-Picot Antlaşması'nda Toprak Taksimi ve Filistin'in Uluslararası Statüsü

Hints

1
Sorulan bölge, semavi dinler açısından büyük önem taşıyan kutsal mekânların merkezidir.
2
İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya'nın da hassasiyetlerini gözeterek bu Orta Doğu bölgesini tek bir devletin mandasına vermekten kaçınmıştır.
3
Sykes-Picot haritasında 'Kahverengi Bölge' olarak adlandırılan ve Kudüs'ü içine alan coğrafyayı düşününüz.

Practice More

Sykes-Picot Antlaşması'na Çarlık Rusyası'nın onay vermesi amacıyla imzalanan Petrograd Protokolü'nün içerdiği Doğu Anadolu vilayetlerini tekrar ediniz.

Alternative Method

Sykes-Picot Antlaşması'ndaki renk kodlu bölgeler yöntemini kullanınız: Mavi Bölge (Fransa), Kırmızı Bölge (İngiltere) ve Kahverengi Bölge (Uluslararası Filistin Bölgesi).
Estimated Time:1m 30s
Question 782Question →

İtilaf Bloku devletlerinin savaş yıllarında Osmanlı Devleti'nin egemenlik sahasını taksim etmek amacıyla düzenledikleri gizli paylaşım antlaşmaları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Brest-Litovsk Antlaşması

Answer

Brest-Litovsk Antlaşması
Brest-Litovsk Antlaşması, 1918 yılında Sovyet Rusya ile İttifak Devletleri arasında imzalanan resmi ve açık bir barış antlaşmasıdır. İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ni kendi aralarında taksim etmek amacıyla yaptığı gizli paylaşım antlaşmalarından biri değildir.

Step-by-Step Solution

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ni taksim etmek için yaptığı gizli antlaşmaları belirleme
İstanbul (Boğazlar), Londra (1915), Sykes-Picot (1916), Petrograd Protokolü (1916), Mac-Mahon (1916) ve Saint-Jean de Maurienne (1917) antlaşmaları İtilaf Bloku'nun gizli antlaşmalarıdır.
Soru kökünde İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı topraklarını paylaşmak için yapılan gizli antlaşmalardan biri olmayan seçenek sorgulanmaktadır.
2
Seçeneklerde yer alan antlaşmanın niteliğini değerlendirme
Brest-Litovsk Antlaşması (3 Mart 1918), Bolşevik İhtilali sonrası savaştan çekilen Sovyet Rusya ile İttifak Devletleri (Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan) arasında imzalanan açık ve resmi bir barış antlaşmasıdır.
Brest-Litovsk Antlaşması İtilaf Devletleri'nin kendi arasında yaptığı bir gizli paylaşım antlaşması değildir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı Sürecinde İmzalanan Gizli Paylaşım Antlaşmaları

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında gizlice yaptıkları taksim antlaşmaları ile İttifak Devletleri'nin savaşı sonlandırmak için imzaladığı açık barış antlaşmalarını ayırt ediniz.
2
Seçeneklerden biri, Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesini sağlayan ve Osmanlı'nın da imzacısı olduğu açık bir antlaşmadır.
3
1918 yılında Sovyet Rusya ile İttifak Devletleri arasında imzalanarak Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı'ya iade edildiği antlaşma gizli bir taksim antlaşması değildir.

Practice More

Gizli antlaşmaların Bolşevikler tarafından dünya kamuoyuna hangi yayın/belge (Sarı Kitap) ile duyurulduğunu ve bu durumun uluslararası dengelere etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

İtilaf Devletleri'nin gizli antlaşmalarını 'Boğazlar (İstanbul), Londra, Sykes-Picot, Petrograd, Mac-Mahon, Saint-Jean de Maurienne' şeklinde kodlayarak liste dışı kalan açık barış antlaşmasını doğrudan eleyebilirsiniz.
Estimated Time:40s
Question 783Question →

İtilaf Devletleri, 1915 yılı başlarında Akdeniz ve Yakın Doğu'daki stratejik dengeleri lehlerine çevirmek ve savaşı kısa sürede sonuçlandırmak amacıyla Çanakkale Boğazı'na yönelik kapsamlı bir askerî harekât başlatmışlardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Cephesi'ni açarak gerçekleştirmeyi hedeflediği amaçlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Basra Körfezi'nden karaya asker çıkararak Abadan petrol sahalarını güvenceye almak ve Mezopotamya üzerinden ilerlemek

Answer

Basra Körfezi'nden karaya asker çıkararak Abadan petrol sahalarını güvenceye almak ve Mezopotamya üzerinden ilerlemek
Doğru yanıtta ifade edilen 'Basra Körfezi'nden karaya asker çıkararak petrol sahalarını güvenceye alma ve Mezopotamya üzerinden ilerleme' hedefi, İngiltere'nin açtığı Irak Cephesi'ne aittir. Çanakkale Cephesi ise Boğazlar yoluyla Rusya'ya ulaşmak, İstanbul'u alarak Osmanlı'yı saf dışı bırakmak ve Balkan devletlerini İtilaf safına çekmek amacıyla açılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
İtilaf Devletleri'nin Çanakkale Cephesi'ni açma gerekçelerini analiz etmek
Çanakkale Cephesi; Çarlık Rusyası'na Boğazlar üzerinden yardım götürmek, Osmanlı başkenti İstanbul'u ele geçirerek devleti teslim almak, savaşı kısa sürede bitirmek, tarafsız Balkan ülkelerini kendi yanlarına çekmek ve Osmanlı'nın diğer cephelerdeki (Kanal ve Kafkas) baskısını azaltmak amacıyla açılmıştır.
Soruda Çanakkale Cephesi'nin stratejik amaçları sorgulanmaktadır.
2
Seçeneklerde verilen askerî ve jeopolitik hedefleri ilgili cephelerle eşleştirmek
Basra Körfezi üzerinden çıkarma yapmak, bölgedeki petrol kuyularını korumak ve kuzeye doğru ilerleyip Rusya ile karadan bağlantı kurmak Irak Cephesi'nin açılma nedenidir.
Farklı I. Dünya Savaşı cephelerinin açılma nedenlerini birbirinden ayırt etmek gereklidir.
3
Çanakkale Cephesi'ne ait olmayan hedefi belirlemek
Basra ve petrol güvenliğine yönelik hedef Irak Cephesi'ne aittir ve Çanakkale Harekâtı ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Çanakkale Cephesi açılma nedenleri arasında yer almayan seçenek doğru cevaptır.

Key Concept

Çanakkale Cephesi'nin Açılma Nedenleri ve I. Dünya Savaşı Cephelerinin Ayrımı

Hints

1
I. Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin Orta Doğu'daki petrol kaynaklarını ve sömürge yollarını doğrudan korumak için açtığı diğer savunma ve taarruz cephelerini düşününüz.
2
Çanakkale Cephesi'nin temel coğrafi hedefi Boğazlar ve İstanbul üzerinden Karadeniz'e ulaşmaktır; Basra Körfezi ve Dicle-Fırat havzasındaki mücadeleler farklı bir cephenin konusudur.
3
Basra Körfezi ve Abadan petrollerinin kontrolü Kut'ül Amare Muharebesi'nin de yaşandığı Irak Cephesi'nin açılma nedenidir.

Practice More

Çanakkale Cephesi'nin kapanmasının ardından Çarlık Rusyası'nda yaşanan 1917 Bolşevik İhtilali ve Bulgaristan'ın İttifak safına geçmesinin Osmanlı-Almanya demir yolu irtibatına etkilerini pekiştiriniz.

Alternative Method

Cephe-Amaç eşleştirmesi yaparak eleme yöntemi kullanılabilir: Rusya'ya yardım, İstanbul'un fethi, Balkan diplomasisi ve Türk taarruzlarını dağıtma Çanakkale ile doğrudan ilişkiliyken; petrol alanları ve Basra çıkarması doğrudan Irak Cephesi ile ilişkilidir.
Estimated Time:1m 0s
Question 784Question →

I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamış, ancak ordunun hazırlıklarını tamamlayabilmesi amacıyla savaşa fiilen girmeyi geciktirerek 'silahlı tarafsızlık' ilan etmiştir. 2 Ağustos 1914'te imzalanan bu gizli ittifaktan Karadeniz Olayı'nın yaşandığı 29 Ekim 1914 tarihine kadar geçen süreçte Osmanlı Devleti hem zaman kazanmaya çalışmış hem de tek taraflı stratejik ve hukuki kararlar almıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin 2 Ağustos - 29 Ekim 1914 tarihleri arasındaki diplomatik ve askeri faaliyetleri ile Osmanlı-Alman ittifakının niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Almanya ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ile kurdukları ittifak ilişkisinin gereği olarak kapitülasyonların tek taraflı ilgası (kaldırılması) kararını ilk andan itibaren koşulsuz desteklemiş ve resmen tanımıştır.

Answer

Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın kapitülasyonların tek taraflı kaldırılması kararını ilk andan itibaren koşulsuz desteklediği ve tanıdığı yönündeki ifade söylenemez.
Osmanlı Devleti, 9 Eylül 1914 tarihinde tek taraflı bir kararla 1 Ekim 1914'ten geçerli olmak üzere kapitülasyonları kaldırdığını (İlga-i İmtiyazat) tüm devletlere tebliğ etmiştir. Bu karara karşı sadece İngiltere, Fransa ve Rusya değil; Osmanlı Devleti'nin gizli ittifak kurmuş olduğu Almanya ve Avusturya-Macaristan da büyükelçileri vasıtasıyla ortak bir protesto notası vermiş ve kararı tanımayacaklarını bildirmişlerdir. Almanya, ancak Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdikten ve uzun müzakereler yürütüldükten sonra kapitülasyonların kaldırılmasına razı olmuştur. Dolayısıyla Almanya ve Avusturya'nın bu kararı ilk andan itibaren koşulsuz desteklediği iddiası tarihi gerçeklerle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı-Alman İttifak Antlaşması'nın (2 Ağustos 1914) içeriğini analiz etme
Antlaşma gizli yapılmış olup Rusya'nın Avusturya-Macaristan'a saldırması halinde Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesini (ittifak durumu / casus foederis) şart koşmuştur.
Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecindeki hukuki yükümlülüklerini anlamak için gereklidir.
2
Ağustos - Ekim 1914 arasındaki silahlı tarafsızlık dönemi askeri icraatlarını değerlendirme
Osmanlı Devleti genel seferberlik ilan etmiş, Boğazları kapatmış ve Goeben-Breslau (Yavuz-Midilli) zırhlılarını enterne etmeyip satın aldığını ilan etmiştir.
Osmanlı Devleti'nin zaman kazanırken uluslararası hukuku diplomatik manevralarla esnettiğini saptamak için gereklidir.
3
9 Eylül 1914 tarihli kapitülasyonların kaldırılması (İlga-i İmtiyazat) kararına uluslararası tepkileri inceleme
Osmanlı Devleti'nin tek taraflı kapitülasyonları ilga etmesine yalnızca İtilaf devletleri değil, müttefikleri Almanya ve Avusturya-Macaristan da ekonomik çıkarları zedelendiği gerekçesiyle ortak nota vererek şiddetle karşı çıkmıştır.
İttifak ilişkisinin ekonomik çıkarların önüne geçmediğini ve Almanya'nın bu kararı ilk anda tanımadığını ortaya koymak için gereklidir.
4
Savaşa fiilî giriş şeklini belirleme
29 Ekim 1914'te Amiral Souchon komutasındaki filonun Rus limanlarını bombalamasıyla Osmanlı Devleti Meclis kararı olmaksızın bir emrivaki (oldu-bitti) ile savaşa girmiştir.
Sürecin siyasi ve askeri nihayete eriş şeklini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na Giriş Süreci, Osmanlı-Alman Gizli İttifakı ve Kapitülasyonların Kaldırılmasına Gösterilen Uluslararası Tepkiler

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığını kazanmak adına tek taraflı olarak aldığı ekonomik ve hukuki kararların (özellikle kapitülasyonlar) diğer devletlerde yarattığı tepkileri düşününüz.
2
İttifak bloğundaki devletlerin (Almanya ve Avusturya-Macaristan) Osmanlı topraklarında sahip oldukları ekonomik ve adli ayrıcalıklardan vazgeçmek isteyip istemediklerini sorgulayınız.
3
9 Eylül 1914'te ilan edilen kapitülasyonların ilgasına müttefikimiz olan Almanya'nın ve Avusturya-Macaristan'ın İtilaf devletleriyle ortaklaşa protesto notası verdiğini hatırlayınız.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girişiyle İtilaf Devletleri'nin Osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaştıkları gizli antlaşmaların (Sykes-Picot, İstanbul Antlaşması vb.) maddelerini ve hedeflerini inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki önermeler analiz edilirken 'Osmanlı Devleti'nin stratejik hedefleri (tam bağımsızlık, kapitülasyonlardan kurtulma)' ile 'Almanya'nın stratejik hedefleri (kendi ekonomik imtiyazlarını koruyarak Osmanlı insan gücünden ve jeopolitiğinden faydalanma)' arasındaki çıkar çatışması göz önüne alınarak doğrudan sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 785Question →

Dr. Esat Işık öncülüğünde kurulan, bölgesel savunma yerine tüm yurdun bütünlüğünü savunan ve Türk milletinin haklılığını dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla özellikle basın-yayın yolunu temel mücadele aracı olarak benimseyen millî cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Millî Kongre Cemiyeti

Answer

Millî Kongre Cemiyeti
Millî Kongre Cemiyeti, Dr. Esat Işık öncülüğünde İstanbul'da kurulmuş olup diğer yararlı cemiyetlerden farklı olarak bölgesel bir sınır gözetmemiş, ulusal düzeyde haklı davayı dünyaya duyurmak için basın-yayın yolunu temel mücadele yöntemi olarak benimsemiştir. Ayrıca 'Kuvayımilliye' kavramı ilk kez bu cemiyetin raporlarında yer almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Öncü isim ve temel faaliyet yöntemi analiz edilir.
Dr. Esat Işık öncülüğünde kurulduğu ve temel mücadele yöntemi olarak basın-yayın yoluyla uluslararası kamuoyu oluşturmayı benimsediği belirlenir.
Yararlı cemiyetler arasında bölgesel silahlı direniş yerine doğrudan ulusal ölçekte basın ve propaganda faaliyetini merkeze alan cemiyeti tespit etmek gerekir.
2
Ulusal amaç güden cemiyetler ile bölgesel cemiyetler ayrıştırılır.
Bölgesel amaçlı cemiyetlerin aksine tüm yurdu kapsayan ve yayın yoluyla mücadele eden cemiyetin Millî Kongre Cemiyeti olduğu sonucuna ulaşılır.
Millî Kongre Cemiyeti, diğer yararlı cemiyetlerden farklı olarak bölgesel değil ulusal nitelik taşır ve 'Kuvayımilliye' tabirini ilk kez resmi raporlarında kullanmıştır.

Key Concept

Milli Varlığa Yararlı Cemiyetler ve Millî Kongre Cemiyeti'nin Özellikleri

Hints

1
Bu cemiyet, diğer yararlı cemiyetlerin aksine belirli bir coğrafyayı değil tüm vatanı savunmuş ve 'Kuvayımilliye' tabirini ilk kez kullanmıştır.
2
Kurucusu Dr. Esat Işık olup temel mücadele aracını gazete, broşür ve basın yayınları oluşturmuştur.

Practice More

Millî Kongre Cemiyeti'nin ardından Millî Varlığa Düşman olan İngiliz Muhipleri ve Wilson Prensipleri cemiyetlerinin savunduğu manda fikirlerini inceleyiniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'Dr. Esat Işık' ve 'basın-yayın' anahtar kavramlarını doğrudan Millî Kongre Cemiyeti ile eşleştirebilirsiniz.
Estimated Time:40s
Question 786Question →

Mütareke şartlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte İtilaf donanmasının İstanbul önlerine demirlemesi ve Anadolu'da fiilî işgallerin başlaması üzerine Osmanlı Hükûmeti, işgallerin geçici olduğunu savunarak halkın silahlı bir çatışmaya girmesini engellemeye çalışmıştır. Bu doğrultuda işgalcilere karşı mukavemet gösterilmesini önlemek, halkı teskin etmek ve sükûneti sağlamak amacıyla hanedan mensubu şehzadelerin başkanlığında oluşturularak Anadolu ve Rumeli'ye gönderilen kurullar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Heyet-i Nasiha

Answer

Heyet-i Nasiha
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından başlayan işgallere karşı halkın tepkisini dindirmek, silahlı direnişi engellemek ve sükûnet çağrısında bulunmak amacıyla Osmanlı Hükûmeti tarafından şehzadelerin başkanlığında Anadolu ve Rumeli'ye gönderilen heyetlere 'Heyet-i Nasiha' (Nasihat Heyetleri) adı verilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul Hükûmeti'nin izlediği temel politikayı değerlendirme
Damat Ferit Paşa ve Osmanlı idaresi, işgallerin geçici olduğunu savunmuş ve halkın İtilaf Devletleri'ne karşı silahlı direnişe geçmesinin Mondros'un 7. maddesinin işletilerek tüm ülkenin işgaline yol açacağından endişe etmiştir.
İstanbul yönetiminin teslimiyetçi ve uzlaşmacı tavrının gerekçesini anlamak için gereklidir.
2
Bu politika doğrultusunda taşraya gönderilen heyetlerin yapısını ve amacını belirleme
Halk üzerinde manevi ve geleneksel nüfuz kurabilmek için Şehzade Abdurrahim Efendi başkanlığında Anadolu'ya, Şehzade Cemaleddin Efendi başkanlığında ise Rumeli'ye 'Heyet-i Nasiha' (Nasihat Heyetleri / Öğüt Kurulları) sevk edilmiştir.
Soruda tanımlanan görev ve nitelikleri taşıyan özel kurulun tespit edilmesini sağlar.
3
Çeldirici kavramlarla karşılaştırma yapma
Heyet-i Temsiliye halkın millî direniş organı iken, Saltanat Şûrası Sevr sürecine aittir; Encümen-i Dâniş kültürel bir kurum, Heyet-i Vükela ise genel kabinedir. Dolayısıyla doğru yanıt Heyet-i Nasiha'dır.
Kavram karmaşasını önlemek ve doğru cevabı kesinleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Mondros Ateşkesi sonrası işgallere karşı İstanbul Hükûmeti'nin teslimiyetçi politikası ve Heyet-i Nasiha uygulaması

Hints

1
İstanbul Hükûmeti'nin halka işgallere karşı koymaması yönünde 'öğüt ve telkinde' bulunmak üzere oluşturduğu heyetin adını düşününüz.
2
Bu kurullar hanedan şehzadelerinin başkanlığında hem Anadolu'ya hem de Rumeli'ye halkı sükûnete ikna etmek amacıyla gönderilmiştir.
3
Kelime anlamı 'öğüt/nasihat kurulu' olan bu heyet, doğrudan Heyet-i Nasiha olarak bilinmektedir.

Practice More

Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul Hükûmeti'nin uzlaşmacı tutumuna karşılık Türk halkının kurduğu Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve ilk silahlı direniş odakları üzerine sorular çözebilirsiniz.

Alternative Method

Kavram analizi yöntemi: 'Nasiha' kelimesi Arapça kökenli olup 'öğüt, nasihat' anlamına gelir. Hükûmetin halkı yatıştırmak ve öğüt vermek amacıyla kurduğu heyet doğrudan 'Heyet-i Nasiha'dır.
Estimated Time:50s
Question 787Question →

10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması'nda yer alan; "İstanbul, Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalmaya devam edecektir. Ancak Osmanlı Hükûmeti antlaşma hükümlerini veya azınlıkların haklarını korumaya yönelik maddeleri ihlal ederse İtilaf Devletleri bu hükmü değiştirme ve şehri Türklerin elinden alma hakkını saklı tutar." maddesi bulunmaktadır.

İtilaf Devletleri'nin antlaşma metnine bu hükmü ekleyerek doğrudan ulaşmak istedikleri temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı merkez yönetimini antlaşma şartlarına ve işgallere boyun eğdirmek için sürekli bir siyasi baskı ve tehdit mekanizması kurmak

Answer

Osmanlı merkez yönetimini antlaşma şartlarına ve işgallere boyun eğdirmek için sürekli bir siyasi baskı ve tehdit mekanizması kurmak
Sevr Antlaşması'nın 66. maddesi uyarınca İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalması, antlaşma şartlarına ve azınlık haklarına eksiksiz uyulması şartına bağlanmıştır. Bu hükümle İtilaf Devletleri, Osmanlı merkez yönetiminin antlaşmaya karşı gösterebileceği herhangi bir direnci veya Anadolu'daki Milli Mücadele'ye verebileceği olası desteği peşinen engellemeyi amaçlamıştır. Başkenti tamamen kaybetme korkusu, Osmanlı Hükûmeti'ni İtilaf politikalarına bağımlı kılan sürekli bir siyasi şantaj aracı haline getirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma maddesindeki şartlılık ifadesini analiz etme
İstanbul'un başkent statüsü mutlak değil, Osmanlı Devleti'nin antlaşma şartlarına ve azınlık politikalarına tam uyumuna bağlanmıştır.
İtilaf Devletleri'nin antlaşmaya doğrudan ilhak yerine 'şartlı egemenlik' koymasının diplomatik ve stratejik arka planını belirlemek gerekir.
2
İtilaf Devletleri'nin siyasi ve psikolojik hedefini değerlendirme
Osmanlı Hükûmeti'nin Sevr hükümlerini uygulamada tereddüt göstermesi veya direniş hareketlerine destek vermesi halinde başkentin elinden alınacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu durum merkez yönetimi sürekli bir varoluşsal tehdit altında tutarak direniş odaklarını bastırmaya ve antlaşmaya uymaya zorlamaktadır.
3
Doğru sonuca ulaşma
Hükmün temel amacı Osmanlı merkez idaresi üzerinde daimi bir siyasi şantaj ve vesayet mekanizması tesis etmektir.
Başkenti kaybetme korkusu, Osmanlı bürokrasisini İtilaf Devletleri'nin taleplerine koşulsuz itaat etmeye yöneltmiştir.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nda İstanbul'un Şartlı Başkent Statüsü ve Siyasi Vesayet

Hints

1
Metinde İstanbul'un başkent kalmasının 'bir şarta' bağlandığına ve uymama halinde elden alınabileceği uyarısına dikkat ediniz.
2
Bir devletin başkentinin elinden alınması tehdidi, o devletin yöneticileri üzerinde nasıl bir siyasi etki oluşturur?
3
İtilaf Devletleri bu maddeyle Osmanlı yönetimine 'antlaşmaya harfiyen uymazsanız başkentinizi de tamamen işgal ederiz' mesajı vererek sürekli bir baskı ve boyun eğdirme mekanizması kurmuştur.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın askeri, mali ve adli komisyon hükümleri ile TBMM'nin antlaşmayı imzalayanlar hakkında aldığı Hıyanet-i Vataniye kararlarını inceleyiniz.

Alternative Method

Diplomatik baskı araçlarını analiz ederken; 'şartlı hak tanıma' maddelerinin genellikle karşı tarafı eylemsiz bırakmak ve vesayet altına almak için bir caydırıcılık/şantaj unsuru olarak kullanıldığını hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 788Question →

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulması ve bu bölgenin Amerikan mandasına verilmesi yönündeki girişimleri üzerine; ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından bölgedeki nüfus yapısını, güvenlik durumunu ve manda yönetiminin uygulanabilirliğini araştırmak amacıyla bölgeye gönderilen heyetin hazırladığı rapor aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: General Harbord Raporu

Answer

General Harbord Raporu
Doğu Anadolu ve Kafkasya'da kurulması planlanan Ermeni devleti ve Amerikan mandası olasılığını yerinde incelemek üzere ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından görevlendirilen General James Harbord başkanlığındaki heyet, bölgede Türk nüfusunun çoğunlukta olduğunu ve Ermeni katliamı iddialarının asılsız olduğunu ortaya koyan kapsamlı bir rapor hazırlamıştır. Bu nedenle doğru cevap General Harbord Raporu'dur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki coğrafi ve siyasi bağlamı (Paris Barış Konferansı, Doğu Anadolu, Ermeni iddiaları, Amerikan mandası araştırması) belirlemek
Araştırılan belgenin, ABD Başkanı Wilson tarafından Doğu Anadolu'daki Ermeni meselesi ve manda planları için gönderilen Amerikan heyetine ait olduğu anlaşılır.
Tarih sorularında uluslararası raporların ilgili olduğu bölge ve konu ayrımını doğru yapmak temel çözüm adımıdır.
2
Döneme ait raporların görev sahalarını karşılaştırmak
Amiral Bristol Raporu Batı Anadolu (İzmir) için, King-Crane Raporu Orta Doğu için, Sandler Raporu Hatay için hazırlanmışken; Doğu Anadolu'daki incelemeleri General Harbord yürütmüştür.
Milli Mücadele ve sonrasındaki uluslararası tahkikat raporlarının coğrafi sınırları birbirinden farklıdır.
3
Raporun içeriğini ve Wilson İlkeleri ile olan ilişkisini değerlendirmek
General James Harbord başkanlığındaki heyet, Doğu Anadolu'da Türklerin çoğunlukta olduğunu ve manda idaresinin ABD'ye büyük yük getireceğini raporlayarak Wilson İlkeleri'nin 12. maddesi kapsamında Türk davasını doğrulamıştır.
Bu rapor, Doğu Anadolu'da Türk haklılığını uluslararası alanda tescilleyen en kritik belgedir.

Key Concept

Paris Barış Konferansı sürecinde Doğu Anadolu'daki Ermeni iddialarını ve Amerikan mandası tasarısını inceleyen tarafsız Amerikan belgesi General Harbord Raporu'dur.

Hints

1
Söz konusu rapor, İzmir'in işgalinden sonra Batı Anadolu için hazırlanan Amiral Bristol Raporu ile sıklıkla karıştırılan ve Doğu Anadolu'daki Ermeni iddialarını çürüten bir ABD heyetine aittir.
2
Raporu hazırlayan heyetin başkanı, Sivas'ta Mustafa Kemal Paşa ile de görüşerek Türk Milli Mücadelesi'nin hedefleri hakkında doğrudan bilgi almıştır.
3
Doğu Anadolu'da Türklerin çoğunlukta olduğunu belirterek Amerikan mandasının kurulmasını engelleyen rapor, General Harbord tarafından kaleme alınmıştır.

Practice More

Paris Barış Konferansı kararları sonrasında Batı Anadolu'daki durumu inceleyen Amiral Bristol Raporu ile Doğu Anadolu'yu inceleyen General Harbord Raporu'nun ortak ve farklı yönlerini karşılaştırınız.

Alternative Method

KPSS'de çıkan uluslararası raporları coğrafi bölgelere göre kodlayabilirsiniz: Harbord = Doğu Anadolu / Ermeni Meselesi, Bristol = Batı Anadolu / İzmir ve Rum Meselesi, King-Crane = Orta Doğu / Suriye ve Filistin Mandası, Sandler = Hatay Sorunu.
Estimated Time:1m 0s
Question 789Question →

I. Dünya Savaşı devam ederken Nisan 1917'de imzalanan Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile İzmir ve çevresi İtalya'nın payına bırakılmış; ancak bu antlaşmanın yürürlüğe girmesi İtilaf Bloku'nun diğer önemli bir üyesi olan Çarlık Rusyası'nın resmi onayına bağlanmıştır.

Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali sonrasında yeni rejimin gizli antlaşmaları tanımayarak savaştan çekilmesi üzerine İngiltere ve Fransa, bahsi geçen antlaşmadaki 'Rusya'nın onayı' şartının yerine gelmediğini ileri sürmüşlerdir.

İngiltere ve Fransa'nın bu diplomatik ve hukuki gerekçeyi öne sürerek 1919 Paris Barış Konferansı'nda aldıkları ve Doğu Akdeniz'deki paylaşım dengelerini değiştiren karar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İzmir ve çevresinin işgal yetkisinin İtalya yerine Yunanistan'a verilerek sahadaki dengenin değiştirilmesi

Answer

İzmir ve çevresinin işgal yetkisinin İtalya yerine Yunanistan'a verilerek sahadaki dengenin değiştirilmesi
Nisan 1917'de imzalanan Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ile İtalya'ya İzmir ve çevresi vadedilmişti; ancak bu antlaşma Çarlık Rusyası'nın onayına bağlı kılınmıştı. 1917'de Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali nedeniyle bu onay resmiyet kazanmadı. İngiltere ve Fransa, 1919 Paris Barış Konferansı'nda bu durumu bahane ederek antlaşmanın hukuken geçersiz olduğunu ileri sürmüş ve Akdeniz'de güçlü bir İtalya istemedikleri için İzmir'i Yunanistan'ın işgal etmesine karar vermişlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın hukuki şartını analiz etme
Antlaşmanın yürürlüğe girmesi Çarlık Rusyası'nın resmi onayına bağlanmıştı.
İtilaf Devletleri arasındaki diplomatik protokol gereği toprak paylaşımındaki değişiklikler tüm müttefiklerin rızasını gerektiriyordu.
2
1917 Bolşevik İhtilali'nin antlaşma sürecine etkisini değerlendirme
Çarlık Rusyası yıkıldı, Bolşevikler savaştan çekildi ve antlaşmayı onaylamadı.
Yeni Sovyet yönetimi Çarlık döneminin tüm gizli antlaşmalarını ifşa edip reddetti.
3
İngiltere ve Fransa'nın bu hukuki boşluğu diplomatik olarak nasıl kullandığını belirleme
Onay şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle antlaşma geçersiz sayıldı.
İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kolay yönlendirebileceği bir Yunanistan görmek istiyordu.
4
1919 Paris Barış Konferansı kararını tespit etme
İzmir ve çevresinin işgali İtalya yerine Yunanistan'a devredildi.
Hukuki geçersizlik tezi öne sürülerek sahte nüfus raporları eşliğinde İzmir bölgesi Yunanistan'a tahsis edildi.

Key Concept

Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın hukuki geçerlilik şartı ve Paris Barış Konferansı'nda İzmir'in Yunanistan'a bırakılması

Hints

1
İtalya ile İngiltere-Fransa arasında I. Dünya Savaşı sonrasında Batı Anadolu konusunda yaşanan çıkar çatışmasını hatırlayınız.
2
Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması'nın İtalya'ya verdiği en kritik bölge Ege kıyılarıydı (İzmir).
3
Paris Barış Konferansı'nda İtalya heyetinin konferansı terk etmesine yol açan ve İzmir'in sahte nüfus iddialarıyla başka bir devlete verilmesi kararını düşününüz.

Practice More

İtalya'nın Paris Barış Konferansı'nı terk etmesi ve Anadolu'daki Milli Mücadele sürecinde İtilaf Bloku içindeki ilk derin çatlağın doğuşunu inceleyen sorular çözülebilir.

Alternative Method

Gizli antlaşmalar kronolojisini (1915 Londra -> 1916 Sykes-Picot -> 1917 Saint-Jean-de-Maurienne) ve İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'nda İzmir'i İtalya'dan alıp Yunanistan'a verme gerekçesini sebep-sonuç ilişkisi kurarak çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 790Question →

Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gelibolu Yarımadası'nın güney kesiminde yer alan Seddülbahir, Kirte ve Kerevizdere mevkilerinde İtilaf kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmak amacıyla kurulan "Güney Grubu Komutanlığı" görevini üstlenerek bölgedeki savunma hatlarını sevk ve idare eden Osmanlı komutanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vehip Paşa

Answer

Çanakkale Kara Muharebeleri'nde Seddülbahir, Kirte ve Kerevizdere mevkilerinde savunmayı idare eden Güney Grubu Komutanı Vehip Paşa'dır.
Çanakkale Kara Savaşları sırasında Osmanlı 5. Ordusu bünyesinde oluşturulan Güney Grubu Komutanlığı'nın başında Vehip Paşa yer almıştır. Vehip Paşa komutasındaki birlikler; Seddülbahir, I., II. ve III. Kirte ile Kerevizdere ve Zığındere muharebelerinde İtilaf kuvvetlerinin ilerleyişini durdurarak Alçıtepe'nin düşmesini engellemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde yer alan coğrafi mevkilerin (Seddülbahir, Kirte, Kerevizdere) Gelibolu Yarımadası'ndaki konumu ve savunma sektörü belirlenir.
Bu mevkilerin Gelibolu Yarımadası'nın güney ucunu oluşturduğu ve muharebeler sırasında 'Güney Grubu' sorumluluk sahasında kaldığı tespit edilir.
Çanakkale Kara Muharebeleri'nde 5. Ordu savunma düzeni Kuzey Grubu (Arıburnu), Güney Grubu (Seddülbahir) ve Anafartalar Grubu şeklinde yapılandırılmıştır.
2
I. Dünya Savaşı'ndaki Osmanlı komutanlarının görev aldıkları cepheler ve komuta kademeleri incelenir.
Seddülbahir bölgesindeki Güney Grubu Komutanlığı görevini Vehip Paşa'nın icra ettiği sonucuna ulaşılır.
Esat Paşa Kuzey Grubu'nu, Mustafa Kemal Anafartalar Grubu'nu komuta etmiş; Halil Paşa Irak'ta, Fahreddin Paşa Hicaz'da, Cemal Paşa ise Kanal Cephesi'nde görev yapmıştır.

Key Concept

Çanakkale Kara Muharebeleri Komuta Kademesi ve Savunma Grupları

Hints

1
Gelibolu Yarımadası'ndaki savunma birlikleri Kuzey ve Güney Grubu olarak iki ana sektöre ayrılmış, sonrasında Anafartalar Grubu kurulmuştur.
2
Arıburnu bölgesindeki Kuzey Grubu'nu Esat Paşa komuta ederken, Seddülbahir bölgesindeki Güney Grubu'nu onun kardeşi olan diğer Osmanlı paşası yönetmiştir.
3
Seddülbahir ve Kirte mevkilerinde İtilaf güçlerini durduran Güney Grubu Komutanı Vehip Paşa'dır.

Practice More

Çanakkale Cephesi'nde Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa, Güney Grubu Komutanı Vehip Paşa ve Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in sorumluluk bölgelerini karşılaştırınız.

Alternative Method

Eleme yöntemiyle çözülebilir: Halil Paşa (Irak), Fahreddin Paşa (Hicaz) ve Cemal Paşa (Kanal) doğrudan elenir. Çanakkale'de görev yapan iki komutandan Esat Paşa Kuzey Grubu'nda olduğundan, Güney Grubu için doğru isim Vehip Paşa olarak bulunur.
Estimated Time:1m 0s
Question 791Question →

Osmanlı anayasal düzenini belirleyen Kanun-i Esasi'ye göre, devlet adına imzalanan uluslararası barış antlaşmalarının hukuki geçerlilik kazanabilmesi için parlamentonun onayından geçmesi zorunludur.

Bu anayasal kural dikkate alındığında, Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersiz ve 'ölü doğmuş' bir metin olarak kabul edilmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mebusan Meclisi tarafından onaylanmamış olması

Answer

Mebusan Meclisi tarafından onaylanmamış olması
Kanun-i Esasi'ye göre Osmanlı Devleti adına imzalanan barış antlaşmalarının yürürlüğe girmesi Mebusan Meclisi'nin onayına bağlıdır. İstanbul'un işgali sonrasında Mebusan Meclisi dağıtıldığı için Sevr Antlaşması meclis onayından geçememiş, bu sebeple hukuken geçersiz ve ölü doğmuş bir antlaşma olarak kalmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kanun-i Esasi'deki uluslararası antlaşmaların onay şartını belirleme
Osmanlı Anayasası'na göre antlaşmaların yürürlüğe girmesi Mebusan Meclisi onayına bağlıdır.
Anayasal hükmün gerektirdiği yasal prosedürü tespit etmek için bu adım gereklidir.
2
1920 yılındaki Osmanlı meclis durumunu değerlendirme
16 Mart 1920'de İstanbul işgal edilmiş ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi kapatılmıştır.
Antlaşmanın imzalandığı 10 Ağustos 1920 tarihinde onay mercii olan meclisin bulunmadığını doğrulamak gerekir.
3
Hukuki geçersizlik sonucuna ulaşma
Antlaşma Mebusan Meclisi onayından geçmediği için yasal geçerlilik kazanamamış ve ölü doğmuştur.
Padişahın kurduğu Saltanat Şûrası anayasal bir meclis olmadığından antlaşmaya hukuki geçerlilik kazandıramamıştır.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın Hukuki Geçersizliği ve Mebusan Meclisi Onayı

Hints

1
Osmanlı Anayasası'na göre antlaşmaların geçerlilik kazanması için hangi devlet organının onayı gereklidir?
2
16 Mart 1920'de İstanbul'un işgal edilmesiyle kapatılan ve antlaşmayı onaylayamayan yasama organını düşününüz.

Practice More

BMM'nin Sevr Antlaşması'nı imzalayanları 'vatan haini' ilan etmesi ve antlaşmayı kesin olarak tanımaması kararını inceleyiniz.

Alternative Method

Hukuki geçersizlik (ölü doğma) kavramını anayasal süreçle ilişkilendirerek meclis onayı eksikliğini doğrudan tespit edebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 792Question →

28 Haziran 1914'te Saraybosna Suikastı ile başlayan krizin ardından büyük güçlerin karşılıklı ittifak antlaşmalarını işletmesi, I. Dünya Savaşı'nın kısa sürede yayılmasına ve Osmanlı Devleti'nin de bu sürece dâhil olmasına yol açmıştır.

Bu süreçte devletlerin savaşa giriş gerekçeleri ve yaşanan diplomatik gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti, savaşa fiilen girmeden önce tek taraflı olarak kaldırdığı kapitülasyonları İtilaf Devletleri'ne kabul ettirmiş ve bu sayede diplomatik tanınma sağlamıştır.

Answer

Osmanlı Devleti'nin tek taraflı kaldırdığı kapitülasyonları İtilaf Devletleri'ne kabul ettirdiği ve bu sayede diplomatik tanınma sağladığı yönündeki ifade yanlıştır.
Osmanlı Devleti, 9 Eylül 1914'te kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını açıklamıştır. Bu adım ekonomik bağımsızlığı kazanma amacını taşısa da hiçbir yabancı güç tarafından onaylanmamıştır. Aksine, İstanbul'daki İtilaf elçilerinin yanı sıra Osmanlı'nın gizli ittifak akdettiği Almanya ve müttefiki Avusturya-Macaristan büyükelçileri dahi ortak bir protesto notası vererek kararı kesin bir dille reddetmiştir. Dolayısıyla bu kararın İtilaf Devletleri'ne kabul ettirildiği ve diplomatik tanınma sağlandığı iddiası tarihi gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı'nın çıkışındaki diplomatik ve askeri mekanizmaları incelemek
Almanya'nın Belçika'yı işgal etmesi İngiltere'nin savaşa girişine; Rusya'nın Sırbistan'ı desteklemesi genel seferberliğe; Schlieffen Planı Almanya'nın iki cepheli savaşı önleme stratejisine; İtalya'nın antlaşma şartlarını gerekçe göstermesi ise başlangıçta tarafsız kalmasına zemin hazırlamıştır.
Temmuz Krizi'nin savaşa dönüşmesinde bloklaşma yükümlülükleri ve genelkurmay planları doğrudan belirleyici olmuştur.
2
Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecindeki tek taraflı kararlarını ve uluslararası tepkileri değerlendirmek
Osmanlı Devleti 9 Eylül 1914 tarihinde tek taraflı bir kararla kapitülasyonları kaldırdığını duyurmuştur. Bu karar hiçbir devlet tarafından kabul edilmemiş; aralarında müttefiki Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın da bulunduğu tüm büyük elçilikler ortak protesto notası vermiştir.
Kapitülasyonlar I. Dünya Savaşı sürecinde hukuken ve uluslararası alanda kabul ettirilememiş, tamamen kaldırılması ancak 1923 Lozan Barış Antlaşması ile gerçekleşmiştir.

Key Concept

I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi, Temmuz Krizi, blokların savaşa giriş gerekçeleri ve Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş sürecindeki kapitülasyon diplomasisi

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin savaş öncesinde ekonomik bağımsızlığını sağlamak için tek taraflı aldığı kararları ve bu kararlara Avrupalı devletlerin (özellikle müttefiklerinin) verdiği ortak tepkiyi düşününüz.
2
Kapitülasyonların kaldırılması kararı sadece İtilaf Devletleri tarafından değil, Osmanlı Devleti ile ittifak kuran Almanya ve Avusturya-Macaristan tarafından da ortak bir nota ile protesto edilmiştir.
3
Kapitülasyonların uluslararası alanda tamamen ve hukuken kaldırılması I. Dünya Savaşı öncesinde değil, Milli Mücadele zaferinin ardından imzalanan 1923 Lozan Barış Antlaşması ile sağlanmıştır.

Practice More

Karadeniz Olayı (Yavuz ve Midilli'nin Rus limanlarını bombalaması) sonrası Osmanlı Devleti'nin resmen savaşa girişinde yayımlanan Cihad-ı Ekber Fetvası ve İtilaf Devletleri'nin Seddülbahir misillemesi konularını pekiştiriniz.

Alternative Method

Şıklarda verilen uluslararası askeri ve diplomatik gerekçeleri kontrol ediniz: Belçika'nın işgali İngiltere'yi, Sırbistan saldırısı Rusya'yı, Schlieffen Planı Almanya'yı, antlaşma maddesi yorumu İtalya'yı doğrudan doğrulamaktadır. Osmanlı'nın tek taraflı kapitülasyon ilanı ise hiçbir blok tarafından tanınmamıştır.
Estimated Time:1m 30s
Question 793Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından işgal altındaki İstanbul'da faaliyet gösteren bazı vatansever aydın ve subaylar, Millî Mücadele'ye destek olmak amacıyla gizli istihbarat ve lojistik grupları kurmuşlardır.

Bu doğrultuda kurulan; İtilaf Devletleri'nin denetimindeki depolardan Anadolu'ya gizlice silah ve cephane kaçırılmasını organize eden, aydın ve komutanların gizli yollarla Ankara'ya geçişini sağlayan, haberleşmede 'Nuh' ve 'Cengiz' gibi şifreli kod adları kullanan ve Millî Mücadele'nin ilk gizli teşkilatı kabul edilen cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karakol Cemiyeti

Answer

Karakol Cemiyeti
Karakol Cemiyeti; Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Ekim-Kasım 1918'de İstanbul'da kurulan ilk gizli millî teşkilattır. Cemiyet, İtilaf Devletleri'nin gözetimindeki depolardan Maçka ve diğer cephaneliklerden silah ve mühimmat kaçırarak İnebolu ve Kocaeli üzerinden Ankara'ya ulaştırmış, çok sayıda subay ve aydının gizlice Anadolu'ya geçişini sağlamıştır. Ayrıca üyelerine 'Nuh', 'Cengiz' gibi şifreli kodlar vererek gizli bir istihbarat ağı kurmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki cemiyetin kuruluş yerini, amacını ve temel faaliyetlerini analiz etme
Soru; İstanbul'da gizli olarak kurulan, Anadolu'ya istihbarat, subay ve silah-mühimmat sevkiyatı yapan, şifreli kodlar kullanan ilk gizli teşkilatı sormaktadır.
Mondros sonrası kurulan cemiyetlerin yürüttükleri faaliyet alanları (bölgesel savunma, basın-yayın, gizli istihbarat/lojistik) farklılık gösterir.
2
Gizli lojistik ve istihbarat teşkilatlarının özelliklerini eşleştirme
Kara Vasıf Bey, Albay Şevket Bey ve arkadaşları tarafından kurulan, Mustafa Kemal Paşa'ya 'Nuh', Kara Vasıf Bey'e 'Cengiz' kod adı verilen ve İnebolu-Kocaeli hatları üzerinden cephane nakleden örgüt Karakol Cemiyeti'dir.
Karakol Cemiyeti, Millî Mücadele'nin İstanbul'daki ilk gizli istihbarat ve sevkiyat örgütüdür (daha sonra yerini Mim Mim Grubu ve Felah Grubu almıştır).
3
Diğer seçeneklerdeki cemiyetlerin niteliklerini değerlendirerek eleme yapma
Sulh ve Selamet-i Osmaniye, Kürt Teali ve Askerî Nigehban cemiyetleri millî varlığa zararlı cemiyetlerdir; Kars İslam Şurası ise bölgesel bir direniş şurasıdır.
Karakol Cemiyeti dışındaki seçenekler verilen öncüllerdeki lojistik ve istihbarat faaliyetlerini karşılamaz.

Key Concept

Millî Mücadele Dönemi'nde İstanbul'da faaliyet gösteren gizli istihbarat, propaganda ve lojistik teşkilatları (Karakol Cemiyeti ve kolları)

Hints

1
Cemiyetin faaliyet merkezi işgal altındaki başkent İstanbul olup temel misyonu cephe gerisinde gizli lojistik ve istihbarat desteği sağlamaktır.
2
Bu teşkilat açık mitingler veya kongreler düzenlemek yerine, İtilaf depolarından silah kaçırma ve komutanları Anadolu'ya kaçırma gibi yeraltı faaliyetleri yürütmüştür.
3
Kara Vasıf Bey'in liderlik ettiği ve mensuplarına 'Cengiz', 'Nuh' gibi kod adları veren bu yapı, daha sonra yerini Mim Mim Grubu'na bırakacak olan ilk gizli istihbarat cemiyetidir.

Practice More

Karakol Cemiyeti'nin kapatılmasından sonra İstanbul'da kurulan Zabitân, Mim Mim (M.M.) ve Felah gruplarının faaliyetlerini inceleyiniz.

Alternative Method

Seçeneklerdeki cemiyetlerin türlerine (yararlı/zararlı) ve coğrafi faaliyet alanlarına göre eleme yöntemi uygulanabilir. Zararlı fırkalar (Sulh ve Selamet, Kürt Teali, Askerî Nigehban) ve bölgesel yönetimler (Kars İslam Şurası) elendiğinde doğrudan gizli millî istihbarat cemiyetine ulaşılır.
Estimated Time:1m 15s
Question 794Question →

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından Harbiye Nezareti tarafından ordu birliklerine gönderilen talimatlarda; birliklerin hızla terhis edilmesi, silah ve cephanenin İtilaf Devletleri'ne teslim edilmesi ve mütareke şartlarına titizlikle uyulması istenmiştir. Buna karşın Yıldırım Orduları Grup Komutanı Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükûmeti'ne gönderdiği telgraflarda antlaşma maddelerinin muğlaklığına dikkat çekerek silahların teslim edilmemesi ve birliklerin elden geldiğince dağıtılmaması gerektiğini savunmuştur.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu tutumuyla doğrudan aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu'da başlayabilecek haksız işgallere karşı ulusal savunma gücünü ve direniş imkânlarını korumayı

Answer

Anadolu'da başlayabilecek haksız işgallere karşı ulusal savunma gücünü ve direniş imkânlarını korumayı
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 5. maddesi Osmanlı ordusunun terhis edilmesini ve silahların İtilaf Devletleri'ne teslimini öngörmekteydi. İtilaf Devletleri bu sayede Osmanlı topraklarını savunmasız bırakarak 7. madde doğrultusunda başlatacakları işgalleri engelsiz yürütmeyi hedeflemiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın emirleri dinlemeyerek silahları teslim etmeme ve birlikleri koruma çabası, doğrudan vatan savunmasını ayakta tutma ve işgallere karşı direniş zeminini koruma amacına dayanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın askerî hükümlerini analiz etme
Mondros'un 5. maddesi gereğince iç güvenlik ve sınır koruma dışındaki Osmanlı ordusu derhâl terhis edilecek, tüm silah ve cephane İtilaf Devletleri'ne teslim edilecektir.
İtilaf Devletleri bu maddeyle Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakarak 7. ve 24. maddelere dayanarak yapacakları işgalleri kolaylaştırmayı amaçlamıştır.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın Harbiye Nezareti'nin emirlerine karşı gösterdiği refleksi değerlendirme
Mustafa Kemal Paşa, mütareke maddelerinin teslimiyetçi yapısını görmüş; silah ve cephanelerin Anadolu'da gizlenmesini ve birliklerin kadro olarak korunmasını sağlamaya çalışmıştır.
Muhtemel işgallere karşı halkın ve ordunun elinde savunma araçlarının kalması Millî Mücadele'nin silahlı direniş temeli için hayati önem taşımaktadır.
3
Seçenekler arasından doğrudan amaca yönelik doğru yargıyı belirleme
Bu tutumun temel gayesi, Anadolu'da başlayacak işgallere karşı ulusal savunma potansiyelini ve direniş gücünü canlı tutmaktır.
Diğer seçeneklerde geçen siyasi ve ideolojik hedefler ya daha sonraki dönemlere aittir ya da dönemin gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın terhis ve silahsızlandırma maddelerine karşı Türk komutanlarının savunma refleksi

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordusunu terhis ettirmekle asıl neyi amaçladığını ve bir komutanın buna neden direneceğini düşününüz.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın silahların ve birliklerin korunması yönündeki kararlılığı, ülkenin yakın gelecekte karşılaşacağı işgal tehdidine karşı bir hazırlıktır.
3
Ordunun terhis edilmemesi ve cephanenin teslim edilmemesi, Anadolu'da başlayacak silahlı ulusal direnişin askerî altyapısını korumayı amaçlar.

Practice More

Mondros sonrası kurulan Kuva-yı Milliye birliklerinin cephane ihtiyacının nasıl karşılandığı ve terhis edilmeyen XV. Kolordu'nun Doğu Cephesi'ndeki rolü incelenebilir.

Alternative Method

Soru kökündeki çelişkiyi tespit yöntemi: İstanbul Hükûmeti mütarekeye uyarak 'teslimiyeti ve silahsızlanmayı' savunurken, cephedeki Mustafa Kemal Paşa 'silahları vermemeyi' savunmaktadır. Silah teslim etmemek doğrudan gelecekteki savunma ve direniş ihtiyacıyla açıklanır.
Estimated Time:1m 0s
Question 795Question →

I. Dünya Savaşı sürecinde İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti topraklarını taksim etmek amacıyla kendi aralarında yürüttükleri gizli diplomasi trafiği ve imzaladıkları paylaşım antlaşmalarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Çarlık Rusyası, İngiltere ve Fransa arasındaki Sykes-Picot Antlaşması'nı tanıma karşılığında Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyılarının kendisine bırakılmasını içeren Petrograd Protokolü'nü imzalamıştır.

Answer

Çarlık Rusyası'nın, İngiltere ve Fransa arasındaki Sykes-Picot Antlaşması'nı tanıma karşılığında Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyılarının kendisine bırakılmasını içeren Petrograd Protokolü'nü imzalamış olması.
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasını taksim planında İngiltere ve Fransa'nın 1916 Sykes-Picot Antlaşması ile Ortadoğu'yu bölüşmesi üzerine Çarlık Rusyası itirazda bulunmuştur. Bu itirazı gidermek ve Rusya'nın desteğini sürdürmek amacıyla 1916'da Petrograd Protokolü imzalanmış; Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon kıyıları Rusya'ya bırakılarak Sykes-Picot onaylatılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Gizli antlaşmaların aktörleri ve coğrafi taksimatlarının analizi
İngiltere ve Fransa 1916'da Ortadoğu'yu kendi aralarında paylaşmak üzere Sykes-Picot Antlaşması'nı hazırlamışlardır.
Çarlık Rusyası bu antlaşmaya başlangıçta itiraz ederek kendi çıkarlarının zedelendiğini öne sürmüştür.
2
Petrograd Protokolü'nün (1916) rolünün tespiti
Rusya'nın onayını almak amacıyla 1916'da Petrograd Protokolü akdedilmiş; Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis gibi Doğu Anadolu ile Karadeniz sahası Rus nüfuzuna bırakılmıştır.
Böylece Çarlık Rusyası, Sykes-Picot Antlaşması'nın diğer hükümlerini tanımayı kabul etmiştir.
3
Çeldirici seçeneklerin diplomatik ve kronolojik tutarsızlıklarının elenmesi
Londra Antlaşması İtalya ile, Saint-Jean-de-Maurienne İtalya ile yapılmış; Filistin ise uluslararası bölge olarak tasarlanmıştır.
Petrograd Protokolü'nün kapsamı ve diplomatik fonksiyonu doğru cevabı kesinleştirmektedir.

Key Concept

İtilaf Devletleri Arasındaki Gizli Paylaşım Antlaşmaları ve Petrograd Protokolü

Hints

1
Sykes-Picot Antlaşması ilk etapta sadece İngiltere ve Fransa arasında tasarlanmış, diğer müttefiklerin rızasını almak için ek protokoller düzenlenmiştir.
2
Çarlık Rusyası, Ortadoğu'nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasına onay vermek için Doğu Anadolu ve Karadeniz kıyılarında yeni toprak taleplerinde bulunmuştur.
3
1916'da imzalanan ve Doğu Anadolu topraklarını Çarlık Rusyası'na bırakan diplomatik belge Petrograd Protokolü'dür.

Practice More

Gizli antlaşmaların Sovyet Rusya tarafından Brest-Litovsk ve Sarı Kitap yoluyla dünya kamuoyuna açıklanmasının İtilaf Devletleri üzerindeki diplomatik etkilerini inceleyiniz.

Alternative Method

Gizli antlaşmaları kronolojik ve bölgesel olarak eşleştirme yöntemi: İstanbul (1915 - Boğazlar/Rusya), Londra (1915 - On İki Ada, Antalya/İtalya), Sykes-Picot (1916 - Ortadoğu/İngiltere-Fransa), Petrograd (1916 - Doğu Anadolu/Rusya), Saint-Jean-de-Maurienne (1917 - İzmir, Konya/İtalya).
Estimated Time:2m 30s
Question 796Question →

Sevr Antlaşması'nın toprak paylaşımı ve nüfuz alanlarına ilişkin hükümleri doğrultusunda;
- Batı Anadolu (İzmir ve çevresi) ile Doğu Trakya'nın Yunanistan'a,
- Antalya, Konya, Muğla ve Aydın çevresinin İtalya'ya,
- Adana, Urfa, Antep, Maraş, Suriye ile Sivas'a kadar uzanan bölgenin Fransa'ya,
- Irak, Filistin ve Musul çevresinin ise İngiltere'ye
bırakılması kararlaştırılmıştır.

Bu paylaşım planı değerlendirildiğinde, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı coğrafyasına yönelik politikalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü koruyarak Doğu Akdeniz'de güçlü bir denge unsuru oluşturmayı hedefledikleri

Answer

Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü koruyarak Doğu Akdeniz'de güçlü bir denge unsuru oluşturmayı hedefledikleri
İtilaf Devletleri'nin Sevr Antlaşması ile dayattığı paylaşım planı, Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü korumayı değil; ülkeyi parçalayarak sömürgeci nüfuz bölgelerine ayırmayı ve Türk milletini bağımsız bir devletten yoksun bırakmayı amaçlamıştır. Bu sebeple İtilaf Devletleri'nin Osmanlı'yı güçlü bir denge unsuru olarak korumak istedikleri yönündeki yargı antlaşmanın temel felsefesiyle tamamen çelişmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın paylaşım haritasında yer alan bölgeleri ve pay alan devletleri incelemek
İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan'ın Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasını stratejik etki alanlarına bölerek işgal ettiği tespit edilir.
İtilaf Devletleri'nin emperyalist hedeflerini ve toprak taksimatının niteliğini kavramak için gereklidir.
2
Seçeneklerde sunulan siyasi, ekonomik ve jeopolitik hedefleri antlaşmanın maddeleriyle karşılaştırmak
Gizli antlaşmaların yürürlüğe konulması, hammadde kaynaklarının sömürülmesi, Türk hâkimiyet sahasının daraltılması ve deniz bağlantısının kesilmesi hedefleri antlaşma hükümleriyle tam olarak örtüşmektedir.
Antlaşmanın gerçek amaçları ile çelişen seçeneği belirlemek için yapılır.
3
Toprak bütünlüğü ve güçlü denge devleti iddiasını değerlendirmek
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma gibi bir gayesi olmadığı, bilakis devleti tamamen tasfiye edip parçalamayı amaçladığı sonucuna ulaşılır.
Doğru cevabın mantıksal ve tarihsel sağlamasını yapmak için gereklidir.

Key Concept

Sevr Barış Antlaşması'nın Toprak Paylaşımı ve Emperyalist Nüfuz Alanları Hükümleri

Hints

1
İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'ne karşı izlediği temel emperyalist amaçları ve sömürgecilik anlayışını göz önünde bulundurunuz.
2
Paylaşım planında yer alan devletlerin Osmanlı Devleti'ni ayakta tutmak mı yoksa tamamen etkisiz hale getirmek mi istediğini sorgulayınız.

Practice More

Sevr Antlaşması'nda Boğazlar, kapitülasyonlar ve maliye komisyonuna ilişkin alınan kararların Osmanlı egemenliği üzerindeki kısıtlayıcı etkilerini pekiştiriniz.

Alternative Method

Şıklarda yer alan 'toprak bütünlüğü ve güçlü devlet' kavramının, sömürgeci devletlerin paylaşım ve işgal politikalarıyla çeliştiğini fark ederek doğrudan doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 797Question →

ABD Başkanı Woodrow Wilson'un Ocak 1918'de ilan ettiği ilkeler; savaş sonrası kurulacak uluslararası düzenin kurallarını belirlemeyi ve devletler arasındaki çatışmaları kalıcı barışla sonlandırmayı amaçlamıştır. Bu ilkelerde vadedilen hükümler, savaşı sürdürmekte olan İttifak bloku üzerinde de derin etkiler yaratmıştır.

Buna göre, Wilson İlkeleri'nin yayımlanması ve ardından toplanan Paris Barış Konferansı sürecine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Mağlup devletler Paris'teki görüşmelere galip devletlerle eşit statüde katılarak antlaşma metinlerini karşılıklı müzakere yoluyla belirlemiştir.

Answer

Mağlup devletlerin Paris Barış Konferansı'na eşit statüde katılarak antlaşma şartlarını karşılıklı müzakere yoluyla belirlediği ifadesi tarihi gerçeklerle bağdaşmaz.
Paris Barış Konferansı'nda galip devletler ile mağlup devletler arasında eşit bir müzakere süreci yürütülmemiştir. İtilaf Devletleri kendi aralarında barış antlaşmalarının (Versay, Saint-Germain, Neuilly, Trianon) ağır şartlarını belirlemiş ve mağlup devletleri sadece bu metinleri imzalamak üzere çağırmıştır. Bu sebeple mağlup devletlerin eşit statüde katıldığı ve karşılıklı müzakere yaptığı iddiası yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Wilson İlkeleri'nin İttifak Devletleri ve savaşın sonlanması üzerindeki etkisini incelemek
Wilson İlkeleri'nin toprak ve tazminat alınmayacağına dair güvenceleri, İttifak bloku devletlerinin (Bulgaristan, Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Almanya) teslim olma sürecini hızlandırmıştır.
Mağlup devletlerin ateşkes imzalamasındaki en temel motivasyon Wilson İlkeleri'ne duyulan güvendir.
2
Paris Barış Konferansı'nın toplanma amacını ve işleyiş usulünü değerlendirmek
Paris Barış Konferansı (1919), galip devletlerin mağlup devletlere kabul ettireceği antlaşma taslaklarını hazırladığı tek taraflı bir platformdur.
Mağlup devletler konferansta söz hakkı ve eşit müzakere hakkına sahip olmamış, kendilerine hazırlanan antlaşma metinleri dayatılmıştır.
3
Seçeneklerdeki hükümleri tarihsel gelişmelerle karşılaştırarak yanlış olanı saptamak
Mağlup devletlerin konferansa eşit statüde katılıp müzakere yürüttüğü yönündeki ifade yanlıştır.
İtilaf Devletleri kararları kendi çıkarlarına göre almış, mağlup devletleri yalnızca şartları imzalamaya çağırmıştır.

Key Concept

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri'nin tutumu ve Wilson İlkeleri'nin uygulanış biçimi

Hints

1
Paris Barış Konferansı'nın galipler tarafından mağlup devletlere karşı nasıl bir diplomasi yaklaşımıyla yönetildiğini düşününüz.
2
I. Dünya Savaşı'nı bitiren barış antlaşmalarının imzalanma sürecinde mağlup devletlerin şartları değiştirme veya itiraz etme hakkının olup olmadığını hatırlayınız.
3
İtilaf Devletleri barış antlaşmalarını mağlup tarafla karşılıklı anlaşarak değil, şartları tek taraflı dikte ederek imzalatmışlardır.

Practice More

Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri arasında yaşanan ilk görüş ayrılıklarını ve İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a verilme gerekçelerini tekrar ediniz.

Alternative Method

Soru kökündeki 'hangisi yanlıştır' ifadesinden hareketle, İttifak bloku ile İtilaf bloku arasındaki güç dengesini ve galiplerin intikamcı/dikte edici barış anlayışını anımsayarak seçenekleri eleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 798Question →

Uluslararası hukuk teamüllerine göre ateşkes antlaşmaları; muhasım taraflar arasındaki sıcak çatışmayı geçici olarak sonlandıran, barış antlaşması imzalanana kadar mevcut askerî hatları muhafaza eden ve nihai statüyü barış görüşmelerine bırakan belgelerdir. Ancak Limni Adası'nda bağıtlanan mütareke metni ve sonrasında gelişen olaylar incelendiğinde, İtilaf Devletleri'nin uygulamalarının bu teamüllerle bağdaşmadığı görülmüştür.

Bu bağlamda İtilaf Devletleri'nin söz konusu mütarekeyle hedeflediği esas durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden Osmanlı coğrafyasını savunmasız bırakarak fiilî paylaşıma zemin hazırlamak

Answer

Barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden Osmanlı coğrafyasını savunmasız bırakarak fiilî paylaşıma zemin hazırlamak
Mondros Ateşkes Antlaşması; Osmanlı ordusunun sınır güvenliği ve iç asayiş dışındaki kısımlarının derhal terhis edilmesi, tüm haberleşme ve telsiz istasyonlarının, demiryollarının ve Toros tünellerinin İtilaf Devletleri denetimine bırakılması gibi olağanüstü maddeler içermiştir. İtilaf Devletleri bu hükümlerle Osmanlı Devleti'ni her türlü savunma ve direnme refleksinden yoksun bırakarak, nihai barış antlaşmasını dahi beklemeden Anadolu ve Ortadoğu topraklarını fiilen işgale başlamış ve gizli paylaşım planlarını hayata geçirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Ateşkes antlaşmalarının hukuki niteliği ile Mondros Mütarekesi'nin içeriğini karşılaştırmak
Klasik ateşkesler sadece silahlı çatışmayı durdururken, Mondros Osmanlı Devleti'nin ordusunu terhis ettirmiş, haberleşme ve ulaşım hatlarını İtilaf denetimine vermiş ve stratejik noktaları işgale açık hâle getirmiştir.
Sorunun kökünde belirtilen uluslararası hukuk normları ile mütarekenin pratik sonuçları arasındaki tezatı tespit etmek gereklidir.
2
İtilaf Devletleri'nin mütareke maddelerini uygulama amacını değerlendirmek
İtilaf güçlerinin nihai bir barış antlaşmasını dahi beklemeden mütarekeyi bir teslimiyet ve açık işgal vasıtası olarak kullandığı sonucuna ulaşılır.
Mütareke hükümleri bir barış hazırlığından ziyade doğrudan fiilî işgallere zemin hazırlama gayesi taşımaktadır.

Key Concept

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın klasik bir ateşkes olmaktan ziyade Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakıp fiilî işgallere hukuki kılıf ve zemin hazırlama niteliği taşıması

Hints

1
Klasik ateşkesler ile Mondros'un getirdiği ağır askerî ve lojistik kısıtlamalar arasındaki farka odaklanınız.
2
Ordunun terhis edilmesi, haberleşme araçlarının ve stratejik noktaların kontrolünün düşmana verilmesinin savunma üzerindeki etkisini düşününüz.

Practice More

Mondros Mütarekesi'nin hemen ardından ilk işgal edilen Osmanlı toprağı ve halkın bu işgallere karşı gösterdiği ilk tepkiler üzerine soru çözülebilir.

Alternative Method

Mütarekenin ardından hemen başlatılan işgallere (örneğin Musul, İskenderun ve Boğazlar) bakarak antlaşmanın asıl niyetinin toprak bütünlüğünü korumak değil, doğrudan fiilî işgalleri gerçekleştirmek olduğunu doğrudan çıkarabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 799Question →

I. Dünya Savaşı sürecinde Gelibolu Yarımadası'nın savunulmasında 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders, kıyılarda yalnızca zayıf gözetleme müfrezeleri bırakıp ana kuvvetleri geride bekleterek çıkarma yapan düşmanı yarımada içinde karşılama stratejisini uygulamıştır. Buna karşılık 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bu stratejinin sakıncalarını vurgulayarak düşmanın karaya ayak bastığı kıyı şeridinde derhal karşılanıp denize dökülmesi gerektiğini savunmuştur.

Mustafa Kemal'in Liman von Sanders'in savunma planına karşı çıkarak kıyıda aktif savunma doktrinini benimsemesinde aşağıdakilerden hangisi en belirleyici gerekçedir?

Show answer & explanation

Answer: Düşmanın kıyı başı tutarak hâkim sırtlara yerleşmesi durumunda, güçlü donanma topçusu desteğiyle tahkimat kuracağını ve dar arazide yapılacak karşı taarruzların etkisiz kalacağını öngörmesi

Answer

Düşmanın kıyı başı tutarak hâkim sırtlara yerleşmesi durumunda, güçlü donanma topçusu desteğiyle tahkimat kuracağını ve dar arazide yapılacak karşı taarruzların etkisiz kalacağını öngörmesi
Mustafa Kemal'in Gelibolu savunmasında kıyıda aktif savunma anlayışını savunmasının temel nedeni; Gelibolu'nun dar coğrafi yapısında düşmanın kıyıya çıkıp Conkbayırı ve Kocaçimen gibi kritik yükseltileri ele geçirmesi durumunda İtilaf donanma topçusunun koruyucu ateşi altına sığınarak tahkimat kuracağını, böyle bir durumda geriden yapılacak karşı taarruzların ağır zayiatlara yol açacağını ve Boğaz savunmasını çökerteceğini öngörmüş olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Çanakkale Kara Muharebeleri'ndeki iki farklı savunma stratejisini analiz etme
Liman von Sanders 'derinlikte savunma' (düşmanın çıkmasına izin verip içeride karşılama) yaklaşımını savunurken, Mustafa Kemal 'kıyıda savunma ve imha' (düşmanı karaya bastığı an karşılama) yaklaşımını benimsemiştir.
Sorunun kökünde yer alan taktiksel görüş ayrılığının temel nedenini ortaya koymak gerekir.
2
Gelibolu Yarımadası'nın coğrafi yapısı ve İtilaf güçlerinin askeri unsurlarını değerlendirme
Gelibolu dar bir kara parçasıdır ve İtilaf güçlerinin en büyük avantajı donanma topçu ateşidir.
Mustafa Kemal'in askeri öngörüsü, arazi ve düşman ateş gücü sentezine dayanmaktadır.
3
Mustafa Kemal'in askeri doktrin gerekçesini belirleme
Düşman kıyıda tutunup hâkim yükseltilere çıktığı anda donanma korumasına girecek ve siper kazacaktır; bu durum içeriden yapılacak karşı taarruzları imkânsız kılacak veya çok büyük can kaybına yol açacaktır.
Doğru seçenek bu askeri mantığı eksiksiz açıklamaktadır.

Key Concept

Çanakkale Kara Savaşları'nda Mustafa Kemal'in Askeri Doktrini ve Taktik Öngörüleri

Hints

1
Gelibolu Yarımadası'nın dar coğrafyasını ve İtilaf Devletleri'nin en büyük avantajı olan zırhlı donanma ateş desteğini göz önüne alınız.
2
Düşmanın sahile çıkıp hâkim tepelerde siper kazması durumunda geriden yapılacak bir taarruzun neden büyük risk taşıdığını düşününüz.

Practice More

Çanakkale Cephesi'nin kapanmasının ardından Mustafa Kemal'in Kafkas ve Suriye-Filistin cephelerindeki görev ve başarılarını inceleyiniz.

Alternative Method

Çanakkale Kara Savaşları'nda 25 Nisan 1915 çıkarmasında Mustafa Kemal'in 19. Tümen ile Arıburnu'nda sergilediği inisiyatifi ve 'Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum' emrini verdiği Conkbayırı hattının stratejik hâkimiyetini hatırlayarak sonuca ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 800Question →

Sevr Barış Antlaşması'nın askeri hükümlerine göre; Osmanlı Devleti'nde zorunlu askerlik kaldırılacak, askerlik yalnızca gönüllülük esasına dayalı olacak, ağır silahlardan ve hava kuvvetlerinden yoksun toplam 50.700 kişilik bir güvenlik gücü (jandarma ve muhafız birliği) bulundurulabilecektir.

Buna göre İtilaf Devletleri'nin askeri alanda getirdiği bu kısıtlamalarla doğrudan ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'ni her türlü savunma gücünden yoksun bırakarak yapılacak işgallere karşı direniş gösterilmesini engellemek

Answer

Osmanlı Devleti'ni her türlü savunma gücünden yoksun bırakarak yapılacak işgallere karşı direniş gösterilmesini engellemek
Sevr Barış Antlaşması'nın zorunlu askerliği kaldıran, ağır silah ve hava kuvvetlerini yasaklayan, ordu mevcudunu yalnızca iç güvenliği sağlayacak 50.700 kişilik jandarma kuvveti ile sınırlandıran hükümleri; Osmanlı Devleti'ni askeri bakımdan tamamen savunmasız bırakmayı ve İtilaf Devletleri'nin Anadolu'daki işgallerine karşı çıkabilecek her türlü silahlı direnişi baştan engellemeyi amaçlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sevr Antlaşması'nın askeri hükümlerini analiz etme
Zorunlu askerliğin kaldırıldığı, ağır silah ve uçakların yasaklandığı, askeri gücün sadece 50.700 kişilik asayiş kuvvetiyle sınırlandırıldığı belirlenir.
Antlaşmanın Osmanlı Devleti'nin savunma kapasitesi üzerindeki etkisini tespit etmek için gereklidir.
2
İtilaf Devletleri'nin bu sınırlamalarla güttüğü stratejik niyeti değerlendirme
Savunmasız bırakılan bir ülkenin işgal edilmesinin son derece kolaylaşacağı ve halkın silahlı bir direniş örgütlemesinin önüne geçilmek istendiği sonucuna ulaşılır.
Maddelerin arka planındaki emperyalist paylaşım politikasını ve işgal kolaylığını kavramak için bu değerlendirme yapılır.

Key Concept

Sevr Antlaşması'nın askeri hükümleri ve Osmanlı Devleti'ni savunmasız bırakma politikası

Hints

1
Bir devletin ordusunun terhis edilmesi ve ağır silahlardan arındırılması o devletin dış tehditler karşısındaki durumunu nasıl etkiler?
2
İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu işgal planlarını rahatça uygulayabilmesi için Osmanlı askeri gücünün hangi durumda olması gerekir?
3
Mecburi askerliğin kaldırılması ve ordunun 50.700 kişiyle sınırlandırılması, işgallere karşı gelebilecek olası bir milli direnişi baştan etkisiz kılmayı amaçlar.

Practice More

Sevr Antlaşması'nın Boğazlar Komisyonu, kapitülasyonlar ve maliye komisyonu ile ilgili diğer bağımsızlık kısıtlayıcı maddeleri incelenebilir.

Alternative Method

Maddenin getirdiği sınırlamaların (silahsızlandırma, sayı kısıtlaması, zorunlu askerliğin kalkması) devleti dış müdahalelere ve işgallere karşı savunmasız bıraktığı mantık zinciri üzerinden sonuca ulaşılabilir.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 40 / 41Next
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 40 | Examkin