İdare Hukuku

613 questions

Question 301Question

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında "merkezden yönetim" ve "yerinden yönetim" ilkeleri bir arada uygulanmaktadır. Bu bağlamda, merkezi idarenin taşra teşkilatı olan İl Genel İdaresi ile yerinden yönetim birimi olan İl Özel İdaresi arasındaki yapısal farklar ve benzerlikler akademik düzeyde önem arz etmektedir.

Buna göre, İl Genel İdaresi ile İl Özel İdaresi arasındaki hukuki rejim ve teşkilatlanma özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi her iki idari yapı için de geçerli olan ortak bir unsurdur?

Show answer & explanation

Answer: Yönetimin en başında 'Vali'nin bulunması

Answer

Vali'nin hem İl Genel İdaresi'nin (taşra) başı olması hem de İl Özel İdaresi'nin (mahalli idare) yürütme organı olması, her iki yapı için de geçerli olan ortak unsurdur.
Türk idari sisteminde Vali, 'çift statülü' bir görevlidir. Bir yandan Cumhurbaşkanı'nın ildeki temsilcisi ve merkezi idarenin taşra teşkilatı (İl Genel İdaresi) amiri iken; diğer yandan yerinden yönetim kuruluşu olan İl Özel İdaresi'nin yürütme organı ve başıdır. Bu nedenle yönetimin başında Vali'nin bulunması her iki yapı için de ortak bir unsurdur.

Step-by-Step Solution

1
Teşkilat yapılarını tanımlama
İl Genel İdaresi merkezi idarenin taşra birimidir; İl Özel İdaresi ise yerinden yönetim (mahalli) birimidir.
Soruyu çözmek için birimlerin hukuki statülerini netleştirmek gerekir.
2
Tüzel kişilik ve denetim farkını ayırt etme
Mahalli idarelerde kamu tüzel kişiliği ve idari vesayet vardır; taşrada ise devlet tüzel kişiliği ve hiyerarşi hakimdir.
A ve B seçeneklerinin ortak olmadığını kanıtlar.
3
Organ ve yönetici statüsünü inceleme
Vali, her iki yapıda da en üst amir/organ sıfatıyla görev yapar.
Vali'nin çift statülü (dual) yapısı bu iki kurum arasındaki en belirgin ortaklıktır.

Key Concept

Vali'nin Çift Statülü Yapısı

Hints

1
Taşra teşkilatı ile mahalli idarelerin tüzel kişilikleri ve denetim türleri farklıdır.
2
Vali'nin ildeki görevlerini ve hangi kurumların 'başında' oturduğunu hatırlayın.
3
Vali hem devletin/merkezin temsilcisidir hem de İl Özel İdaresi'nin yürütme organıdır; bu durum onu her iki yapı için de ortak kılan tek unsurdur.

Practice More

Vali'nin görevden uzaklaştırma ve vesayet yetkileri ile Belediye organları üzerindeki yetkilerini karşılaştırarak konuyu derinleştirebilirsiniz.

Alternative Method

Tablo yöntemiyle İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli) özelliklerini listelemek, ortak olan tek noktanın yönetici (Vali) olduğunu görmenizi sağlar.
Estimated Time:2m 0s
Question 302Question

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenen ve kamu yararı kararının ardından Cumhurbaşkanı kararı veya milli savunma yükümlülükleri gibi istisnai durumlarda uygulanan "acele kamulaştırma" usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, mahkemece tespit edilen taşınmaz bedelinin bankaya yatırılmasıyla idare taşınmaza el koyma yetkisi kazanır.

Answer

Acele kamulaştırma usulünde, mahkeme tarafından belirlenen taşınmaz bedeli bankaya yatırıldıktan sonra idare taşınmaza el koyma yetkisi kazanır; mülkiyetin tescili ve diğer prosedürler daha sonra tamamlanır.
Acele kamulaştırma, kamu hizmetinin gecikmemesi amacıyla, idareye mahkemece tespit edilen bedeli bankaya yatırması şartıyla taşınmaza derhal el koyma (kullanma) yetkisi veren özel bir usuldür. Bu aşamada tapu tescili gerçekleşmez; tescil işlemleri normal kamulaştırma prosedürü takip edilerek daha sonra tamamlanır.

Step-by-Step Solution

1
Usulün Şartlarını Belirleme
2942 sayılı Kanun m. 27 uyarınca milli savunma veya Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen acelelik hallerinin varlığı tespit edilir.
Acele kamulaştırma, normal kamulaştırma sürecindeki 'önce satın alma denemesi' ve 'uzun yargılama' aşamalarını baypas eden bir istisnadır.
2
Kıymet Takdiri ve Bedel Blokesi
İdare mahkemeye başvurur, mahkeme 7 gün içinde kıymet takdiri yapar ve idare bu bedeli malik adına bankaya yatırır.
Mülkiyet hakkına el atılabilmesi için gerçek karşılığın (bedelin) güvence altına alınması anayasal zorunluluktur.
3
El Koyma ve Mülkiyet Ayrımı
Bedelin yatırılmasıyla idare taşınmaza 'el koyar' (zilyetliği alır).
Bu aşamada mülkiyet henüz idareye geçmemiştir; tescil işlemi normal kamulaştırma davası (m. 10) sürecinde gerçekleşir.

Key Concept

Acele Kamulaştırma (M. 27) Usulü ve Zilyetlik

Hints

1
Acele kamulaştırmanın normal kamulaştırmadan farkı, idarenin taşınmazı kullanmaya başlaması için tescil davasının bitmesini beklemek zorunda olmamasıdır.
2
Bu usulde mülkiyetin geçişi ile taşınmaza fiilen el koyma aşamaları birbirinden ayrılmıştır. El koyma için neyin yatırılması gerektiğini düşünün.
3
Kanun m. 27'ye göre, mahkemece yapılan değer tespiti sonrası para bankaya yatırılırsa, idare hemen sahaya girebilir; ancak tapuda malik hala eski sahibidir.

Practice More

İdarenin 'istimval' ve 'geçici işgal' yetkileri arasındaki farkları inceleyerek mal edinme yöntemlerini pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 303Question

İdare hukukunda kolluk faaliyetleri; kamu düzenini korumaya yönelik önleyici nitelikteki 'idari kolluk' ve bir suç işlendikten sonra adli makamlara yardımcı olmak amacıyla yürütülen 'adli kolluk' olarak iki ana kategoriye ayrılır. Bir faaliyetin niteliği, hem uygulanacak usul hem de ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözüm yeri açısından belirleyicidir.

Buna göre, bir ilde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla verilen emir doğrultusunda icra edilen önleyici bir devriye faaliyeti sırasında, somut bir suçun işlenmesi üzerine kolluk görevlilerinin şüpheliyi yakalaması ve delilleri koruma altına alması süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Adli kolluk faaliyeti sırasında kolluk görevlilerinin hukuka aykırı fiillerinden doğan zararların tazmini için açılacak tam yargı davaları idari yargıda görülür.

Answer

Adli kolluk faaliyeti sırasında kolluk görevlilerinin hukuka aykırı fiillerinden doğan zararların tazmini için açılacak tam yargı davalarının idari yargıda görüleceği ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, adli kolluk faaliyetlerinden doğan zararlar için idari yargıda dava açılacağını iddia ettiği için yanlıştır. Türk hukuk sisteminde, adli kolluk görevlilerinin suç soruşturması ve kovuşturması sırasında tesis ettikleri işlemler 'adli işlem' niteliğindedir. Bu işlemlerden kaynaklanan sorumluluk uyuşmazlıkları ve tazminat talepleri (özellikle 5271 sayılı CMK uyarınca) adli yargı mercilerinde çözümlenir.

Step-by-Step Solution

1
Faaliyetin niteliğini analiz etme
Suç öncesi faaliyet 'İdari Kolluk', suç sonrası faaliyet 'Adli Kolluk'tur.
Kolluk faaliyetlerinin ayrımı, suçun işlenip işlenmediği kriterine dayanır.
2
Yargı yolu denetimini belirleme
İdari kolluk işlemleri idari yargıya, adli kolluk işlemleri adli yargıya tabidir.
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca sadece 'idari' nitelikteki eylem ve işlemler idari yargıda dava edilebilir.
3
Adli kolluk işlemlerinin hukuki statüsünü değerlendirme
Adli kolluk işlemleri, yargı fonksiyonuna yardımcı olan 'adli işlemler'dir.
Bu işlemler yargı erki kapsamında değerlendirildiği için idari yargının görev alanı dışındadır.

Key Concept

İdari Kolluk - Adli Kolluk Ayrımı ve Yargısal Denetim Farklılığı

Hints

1
Kolluk faaliyetlerinde 'idari' ve 'adli' ayrımı, uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceğini belirler.
2
Bir faaliyet suç işlenmeden önce mi yoksa sonra mı yapılıyor? Suç sonrası işlemler 'adli işlem' sayılır.
3
Adli yargı ve idari yargı sınırını düşünün. Adli makamların (Savcı) talimatıyla yapılan işlerin zararı idari yargıda istenebilir mi?

Practice More

Adli kolluk faaliyetleri sırasında haksız yakalama veya tutuklama durumunda tazminatın CMK madde 141-144 çerçevesinde ağır ceza mahkemelerinden istenmesi konusunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 304Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 33. maddesinde düzenlenen temel ilkelerden biri olan; devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanının sağlanmasını ifade eden ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kariyer

Answer

657 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan, memura sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sunan ilke Kariyer ilkesidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca Kariyer ilkesi; memurların sınıfları içinde eğitim ve yetişme şartlarına uygun olarak en üst derecelere kadar yükselme imkanına sahip olmasını öngörür.

Step-by-Step Solution

1
Kanun'un temel ilkelerini belirle.
657 sayılı Kanun'un 3. maddesinde üç temel ilke vardır: Sınıflandırma, Kariyer ve Liyakat.
Soru kökündeki tanımın hangi yasal çerçeveye ait olduğunu anlamak için.
2
Verilen tanımı analiz et.
"Sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı" ifadesi Kariyer ilkesinin yasal tanımıdır.
Kavramlar arasındaki farkı ayırt etmek için yasal tanımları eşleştirmek gerekir.
3
Diğer seçenekleri ele.
Liyakat yetenekle, sınıflandırma işin niteliğiyle ilgilidir; Güvence ve Sadakat ise bu maddedeki temel ilkelerden değildir.
Çeldiricilerin neden yanlış olduğunu teyit etmek için.

Key Concept

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Temel İlkeleri

Hints

1
657 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sadece üç temel ilke sayılmıştır.
2
Bu ilke memurun mesleki gelişimini ve dereceler arası dikey hareketliliğini garanti altına alır.

Practice More

Liyakat ilkesinin tanımını kariyer ilkesiyle karşılaştırarak çalışınız.
Estimated Time:45s
Question 305Question

İdare hukukunda bir idari işlemin hukuk aleminde geçerli bir sonuç doğurabilmesi için beş temel unsur bakımından hukuka uygun olması gerekir. Buna göre; idari işlemi tesis eden kamu görevlisinin veya makamın, o işlemi yapmaya kanunen görevli ve mezun olması, idari işlemin aşağıdaki unsurlarından hangisi ile doğrudan ilgilidir?

Show answer & explanation

Answer: Yetki

Answer

İdari işlemi tesis eden makamın kanunen görevli olması 'Yetki' unsurudur.
Yetki unsuru, bir idari işlemin hukuk düzeni tarafından o işlemi yapmaya görevli kılınmış kişi veya makamlarca tesis edilmesini ifade eder. Eğer bir işlemi o konuda yetkisi olmayan bir makam yaparsa (örneğin bir memurun atamasını yetkisiz bir şefin yapması), işlem yetki unsuru bakımından sakat olur.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin beş temel unsurunu (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) hatırlayın.
Bu unsurlar işlemin hukuka uygunluğunu belirler.
Soruda sorulan kavramın hangi kategoriye girdiğini belirlemek için temel sınıflandırma gereklidir.
2
'İşlemi yapan makam veya kişi' vurgusunu analiz edin.
Bu vurgu, işlemin 'kimin' tarafından yapıldığına işaret eder.
İdarenin bir işlemi yapma 'gücü' ve 'görevi' hukukta yetki kavramıyla karşılanır.
3
Seçenekleri tanımlarıyla eşleştirin.
Yetki unsuru, kanunun bir makama tanıdığı karar alma gücüdür.
Doğru tanıma ulaşarak sorunun cevabı netleştirilir.

Key Concept

İdari İşlemin Unsurları (Yetki)

Hints

1
Bu kavram, 'İşlemi yapmaya kimin hakkı var?' sorusuna yanıt verir.
2
Anayasa'ya göre hiçbir kimse veya organ, kaynağını kanundan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
3
Bir valinin veya bakanın kendi görev alanındaki kararları alması bu unsurun bir gereğidir.

Practice More

Yetki unsurunun alt türleri olan 'yer yönünden yetki' ve 'zaman yönünden yetki' kavramlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 306Question

19821982 Anayasası'nda mahalli idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri olduğu ifade edilmiştir. Buna göre, 53025302 sayılı Kanun ile düzenlenen İl Özel İdaresi'nin hem danışma hem de yürütme organı niteliğine sahip olan 'İl Encümeni'ne aşağıdakilerden hangisi başkanlık eder?

Show answer & explanation

Answer: Vali

Answer

İl özel idaresinin hem danışma hem de yürütme organı olan İl Encümeni'ne Vali başkanlık eder.
İl özel idaresinin tüzel kişiliğini temsil eden ve yürütme organı olan vali, kanun gereği il encümeninin de başkanıdır. İl encümeni hem bir danışma organı hem de sınırlı karar yetkileri olan bir yürütme organı niteliğindedir.

Step-by-Step Solution

1
İl özel idaresinin organlarını belirle.
İl özel idaresinin üç temel organı vardır: Vali, İl Genel Meclisi ve İl Encümeni.
Soruda istenen başkanlık makamının hangi organ için sorulduğunu netleştirmek gerekir.
2
İl Encümeni'nin yapısını incele.
İl Encümeni; valinin başkanlığında, genel meclisin her yıl kendi üyeleri arasından seçeceği üyeler ile valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği üyelerden oluşur.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 25. maddesi encümen yapısını ve başkanını tanımlar.
3
Diğer organ başkanlarıyla kıyasla.
İl Genel Meclisi kendi üyeleri arasından bir başkan seçerken, İl Encümeni'ne doğrudan Vali başkanlık eder.
Öğrencilerin en çok karıştırdığı nokta olan meclis başkanı ile encümen başkanı ayrımını yapmak doğru cevaba ulaştırır.

Key Concept

İl Özel İdaresi'nin organları ve işleyişi

Hints

1
İl özel idaresinin en üst amiri ve temsilcisi kimdir?
2
İl Genel Meclisi kendi başkanını seçse de, Vali hala bir organın başkanlığını yürütmektedir.

Practice More

Belediye encümeninin başkanı ile il özel idaresi encümeninin başkanını karşılaştırınız.

Alternative Method

Organlar arası ayrım yaparak: Meclis (Karar) -> Seçilmiş Başkan; Encümen (Yürütme/Danışma) -> Vali; Vali (Başkan) -> Tek kişilik yürütme.
Estimated Time:1m 0s
Question 307Question

İdare hukukunda "idari istikrar" ilkesi, hukuka aykırı da olsa tesis edilmiş olan işlemlerin belirli bir süre geçtikten sonra geri alınamayarak hukuk aleminde korunmasını ifade eder. Bir kamu kurumunda, atama için gerekli olan sertifika şartını taşımadığı halde tamamen idarenin kendi hatası sonucunda (kişinin herhangi bir hilesi veya yalan beyanı olmaksızın) bir personelin ataması yapılmıştır. Atama işleminin üzerinden 11 yıldan fazla süre geçtikten sonra bu hata idare tarafından fark edilmiştir.

Danıştay içtihatları ve idari istikrar ilkesi çerçevesinde, bu atama işleminin akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İşlem, ilgilinin hilesi bulunmadığı ve üzerinden dava açma süresi geçtiği için idari istikrar ilkesi gereği artık geri alınamaz.

Answer

İlgilinin hilesi bulunmadığı ve dava açma süresi geçtiği için işlem idari istikrar gereği geri alınamaz.
İdare hukukunda 'idari istikrar' ilkesi uyarınca, hukuka aykırı bir işlemin tesisinden itibaren 6060 günlük dava açma süresi geçtikten sonra, eğer ilgilinin hilesi veya açık hatası yoksa, o işlem artık idare tarafından geri alınamaz. Bu durumda kişinin lehine 'kazanılmış hak' oluştuğu kabul edilir. Olayda memurun hilesi olmadığı ve sürenin geçtiği belirtildiği için işlemin korunması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
İşlemin sakatlık türünü analiz etmek
İşlemde 'yokluk' (unsur eksikliği) yoktur, sadece mevzuata aykırılık (iptal edilebilirlik) durumu vardır.
Kurucu unsurları tamam olan ancak içeriği hukuka aykırı olan işlemler yoklukla değil, butlan/iptal edilebilirlik ile maluldür.
2
Hile ve yalan beyan durumunu kontrol etmek
Olayda personelin herhangi bir hilesi veya yalan beyanı bulunmadığı belirtilmiştir.
Hile veya yalan beyan olması durumunda idare, işlemi süre sınırı olmaksızın her zaman geri alabilir.
3
Zaman faktörünü ve Danıştay içtihatlarını değerlendirmek
İşlemin üzerinden 11 yıl (6060 günden fazla) geçmiştir.
Danıştay'a göre, hile yoksa 6060 günlük dava açma süresi dolduktan sonra idare işlemi geri alamaz (İdari İstikrar).

Key Concept

İdari İşlemlerin Geri Alınması ve İdari İstikrar

Hints

1
İdari işlemlerin hukuk dünyasında kalıcılığı için öngörülen 'istikrar' ilkesini düşünün.
2
Danıştay'a göre idarenin kendi hatalarını düzeltmesi için tanınan süre, dava açma süresi olan 6060 gün ile paraleldir.
3
Eğer kişinin bir hilesi yoksa, 6060 günlük süre geçtikten sonra idare 'Yanlışlıkla atamışım' diyerek işlemi iptal edemez.

Practice More

İdari işlemlerin sakatlık türlerini (yokluk, fonksiyon gasbı, yetki tecavüzü) örneklerle pekiştirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 308Question

Bir bölgede görülen bulaşıcı hayvan hastalığı nedeniyle idarenin kamu sağlığını korumak amacıyla aldığı hukuka tamamen uygun bir kararla, o bölgedeki tüm sağlıklı kümes hayvanlarının itlaf edilmesine karar verilmiştir. Bu işlem sonucunda, geçimini sadece bu faaliyetten sağlayan ve diğer vatandaşlara oranla 'özel ve olağandışı' bir zarara uğrayan bir çiftçinin uğradığı kaybın, idarenin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen tazmin edilmesi gerekebilir.

Bu durum, idare hukukunda idarenin sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Fedakarlığın denkleştirilmesi

Answer

İdarenin hukuka uygun bir işlemi sonucunda ortaya çıkan özel ve ağır zararların tazmini 'Fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesine dayanır.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi, idarenin hukuka uygun bir faaliyeti sonucunda, toplumun genel yararı için bir bireyin diğerlerine göre daha ağır ve özel bir zarara uğraması durumunda devreye girer. Burada 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' esastır. Olayda kuşların itlaf edilmesi hukuka uygundur ancak çiftçinin uğradığı özel zarar bu ilke gereği tazmin edilir.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin faaliyetinin hukuki niteliğini değerlendirin.
İşlem kamu sağlığını korumak amacıyla yapılmış ve hukuka tamamen uygundur.
Sorumluluğun türünü (kusurlu veya kusursuz) belirlemek için işlemin hukuka uygunluğu ilk adımdır.
2
Zararın niteliğini ve birey üzerindeki etkisini analiz edin.
Zarar, toplumun geneline yansımayan, sadece belirli bir kişi için 'özel ve olağandışı' bir yüktür.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik gereği, toplum yararına bir kişinin özel olarak feda edilmesi durumunda denkleştirme gerekir.
3
Uygun kusursuz sorumluluk türünü seçin.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uygulanır.
Hukuka uygun eylemden doğan ve kusur şartı aranmayan bu tazminat türü doğrudan bu kavramla ifade edilir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi

Hints

1
İdarenin işleminin hukuka aykırı olup olmadığını ve bir hata içerip içermediğini kontrol edin.
2
Zarar gören kişinin diğer vatandaşlardan farklı olarak 'özel' bir fedakarlık yapıp yapmadığına odaklanın.
3
'Kamu külfetleri karşısında eşitlik' ilkesi ile doğrudan bağlantılı olan sorumluluk türünü hatırlayın.

Practice More

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan halleri (mücbir sebep, beklenmeyen haller) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 309Question

Büyük bir doğal afet sonrasında bölgedeki arama-kurtarma faaliyetlerini yürütmek isteyen idarenin, bölgedeki özel bir lojistik firmasına ait kamyonlara el koyması ve bu firmanın şoförlerini zorunlu olarak görevlendirmesi, idare hukukundaki mal edinme ve yükümlülük yöntemlerinden hangisi ile açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: İstimval

Answer

İdarenin olağanüstü durumlarda taşınır mallara ve kişisel hizmetlere yönelik yaptığı işlem 'İstimval' olarak adlandırılır.
Doğru cevap olan istimval, idarenin sadece olağanüstü hallerde başvurduğu, konusunu taşınır malların (araç, gereç vb.) veya kişisel çalışma yükümlülüğünün oluşturduğu bir yöntemdir. Senaryodaki doğal afet ve kamyon/şoför kullanımı bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın şartlarını analiz edin.
Doğal afet durumu, olağanüstü bir haldir.
İdarenin mal edinme yöntemleri, durumun olağan veya olağanüstü olmasına göre değişir.
2
İşlemin konusunu belirleyin.
İşlem kamyonları (taşınır mal) ve şoförleri (kişisel hizmet) kapsamaktadır.
Kamulaştırma sadece taşınmazlar içindir; taşınır ve hizmet odaklı yöntem ayrıştırılmalıdır.
3
Hukuki kavramla eşleştirin.
Olağanüstü hal + Taşınır/Hizmet = İstimval.
2942 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata göre bu tanım istimval kurumuna karşılık gelir.

Key Concept

İstimval, idarenin olağanüstü durumlarda taşınır mallara ve insan emeğine (hizmet) yönelik el koyma yetkisidir.

Hints

1
Olayın geçtiği zamana (doğal afet) ve el konulan varlığın türüne (kamyon/hizmet) dikkat edin.
2
Kamulaştırma sadece taşınmazlar içindir; burada ise taşınır bir mal olan kamyondan bahsediliyor.
3
Savaş veya afet gibi durumlarda kişilerin çalıştırılmasına imkan veren tek mal edinme/yükümlülük yöntemi hangisidir?

Practice More

İstimval ve Kamulaştırma arasındaki farkları bir tablo üzerinden tekrar etmek, kavramların kalıcı olmasını sağlar.
Estimated Time:45s
Question 310Question

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında, isim benzerliği nedeniyle sıkça karıştırılan 'İl Genel İdaresi' ve 'İl Özel İdaresi' birimlerinin hukuki statüleri ve teşkilat yapısındaki konumları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İl özel idaresi, Anayasa'da düzenlenen bir mahalli idare birimi olup kamu tüzel kişiliğine sahipken; il genel idaresi merkezi idarenin taşra teşkilatıdır.

Answer

İl özel idaresinin bir mahalli idare birimi olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu, il genel idaresinin ise merkezi idarenin taşra teşkilatı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Doğru seçenek, idari teşkilatlanmanın temel ayrımını yansıtmaktadır. 1982 Anayasası'na göre mahalli idareler (il özel idaresi, belediye, köy) ayrı kamu tüzel kişiliğine sahipken; merkezi idarenin taşra teşkilatını oluşturan birimlerin (il genel idaresi, ilçe idaresi) ayrı bir tüzel kişiliği yoktur, bunlar devlet tüzel kişiliğini kullanırlar.

Step-by-Step Solution

1
Birimlerin İdari Yapıdaki Yerini Belirleme
İl Genel İdaresi merkeze bağlı (taşra), İl Özel İdaresi ise yerinden yönetim (mahalli) birimidir.
Türkiye'nin idari yapısı merkezden yönetim ve yerinden yönetim olarak ikiye ayrılır.
2
Kamu Tüzel Kişiliği Ayrımı
İl Özel İdaresi'nin ayrı bir kamu tüzel kişiliği vardır, İl Genel İdaresi ise devlet tüzel kişiliği içindedir.
Yerinden yönetim kuruluşları, özerkliklerini korumak için ayrı tüzel kişiliğe sahiptirler.
3
Denetim Türünü Tespit Etme
Merkez ile mahalli idare arasında 'idari vesayet', merkezin kendi içindeki alt birimlerle ilişkisinde 'hiyerarşi' bulunur.
Anayasa'nın 127. maddesi merkezi idareye mahalli idareler üzerinde idari vesayet yetkisi vermiştir.

Key Concept

İl Özel İdaresi (Mahalli) ve İl Genel İdaresi (Taşra) Ayrımı

Hints

1
'İl Genel İdaresi' dediğimizde Vali, İl İdare Kurulu ve İl Şube Başkanlarını hatırla.
2
'İl Özel İdaresi'nin organlarını düşün: Vali, İl Genel Meclisi ve İl Encümeni. Seçimle gelen hangisidir?
3
Bir birimin kendine ait bütçesi ve personeli varsa o bir 'Mahalli İdare'dir. İl Genel İdaresi'nin bütçesi merkeze (devlete) aittir.

Practice More

Büyükşehir statüsündeki illerde 'İl Özel İdaresi'nin kaldırıldığını, ancak KPSS müfredatında anayasal bir mahalli idare birimi olarak görülmeye devam ettiğini unutmayın.

Alternative Method

Birimleri 'Tüzel Kişilik' üzerinden ayırt edebilirsiniz: 'Özel' kelimesi genellikle ayrı, özel bir hukuki varlığı (tüzel kişiliği) çağrıştırırken; 'Genel' kelimesi devletin genel hiyerarşisini temsil eder.
Estimated Time:1m 15s
Question 311Question

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısında, 1982 Anayasası'nın 127. maddesinde "mahalli idareler" (yerel yönetimler) olarak tanımlanan birimler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: İl genel idaresi

Answer

İl genel idaresi
İl genel idaresi ifadesi, merkezi yönetimin taşra teşkilatını (Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulu) ifade eder. Bu yapı devlet tüzel kişiliği içerisindedir ve mahalli idare (yerinden yönetim) birimi değildir. Mahalli idareler ise Anayasa uyarınca sadece İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy idarelerinden oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın 127. maddesini analiz et.
Mahalli idarelerin; il, belediye veya köy halkının yerel ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileri olduğu görülür.
Anayasal tanım, hangi birimlerin yerinden yönetim (mahalli) kapsamında olduğunu belirler.
2
Merkezi idare ile mahalli idare ayrımını yap.
Valilik ve Kaymakamlık gibi yapılar merkezi idarenin taşra birimleridir; belediye ve il özel idaresi ise yerinden yönetimdir.
İdari teşkilat şemasındaki yerlerin karıştırılmaması gerekir.
3
Seçeneklerdeki 'İl genel' ve 'İl özel' ayrımına dikkat et.
İl genel idaresinin merkeze bağlı taşra teşkilatı, il özel idaresinin ise mahalli idare olduğu sonucuna varılır.
İsim benzerliği nedeniyle oluşan temel kavramsal hatayı gidermek.

Key Concept

İdari Teşkilat Birimleri ve Mahalli İdare Tanımı

Hints

1
Bir birimin 'Mahalli İdare' sayılması için Anayasa'nın 127. maddesinde belirtilen 'il, belediye veya köy' üçlüsünden biri olması gerekir.

Practice More

İl özel idaresinin karar organlarını (İl Genel Meclisi) ve merkezi idarenin taşra organlarını (İl İdare Kurulu) karşılaştıran bir tabloya göz atın.
Estimated Time:45s
Question 312Question

Kara Avrupası hukuk sisteminde, idarenin faaliyetlerini ve teşkilatını düzenleyen kurallar bütünü olan idare hukuku; gelişim süreci, kaynakları ve uygulama prensipleri bakımından özel hukuktan ayrışan özgün bir yapıya sahiptir. Bu yapı, idarenin toplumsal gereksinimlere uyum sağlama hızını ve hukuki uyuşmazlıkların çözüm yöntemini de belirlemektedir.

İdare hukukunun bu özgün yapısı ve temel nitelikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hukuk dalının karakteristik bir özelliği değildir?

Show answer & explanation

Answer: Tüm idari teşkilat yapısı ve faaliyetlerinin, Medeni Kanun gibi kapsamlı bir 'İdare Kanunu' çatısı altında kodifiye edilmiş olması.

Answer

İdare hukukunun tüm kurallarının tek bir temel kanun çatısı altında toplanmış (kodifiye edilmiş) olduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü idare hukuku tedvin edilmemiş (dağınık) bir hukuk dalıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, idare hukukunun 'kodifiye edilmiş' (tek bir temel kanunda toplanmış) olduğunu iddia etmektedir. Oysa idare hukuku, gelişimini büyük ölçüde içtihatlarla sürdüren, genç ve dinamik yapısı gereği kuralları dağınık (tedvin edilmemiş) bir hukuk dalıdır. Bu durum, onu Medeni Hukuk veya Ceza Hukuku gibi klasik ve kodifiye edilmiş hukuk dallarından ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Hukuk dalının 'tedvin' (kodifikasyon) durumunu analiz et.
İdare hukuku, Medeni Hukuk gibi temel bir ana metne sahip olmayan, kuralları dağınık bir yapıdadır.
İdare hukukunun genç ve dinamik yapısı, kuralların tek bir metne sığdırılmasını zorlaştırmıştır.
2
Hukuk dalının gelişim kaynağını değerlendir.
İdare hukuku kurallarının çoğu idari yargı içtihatlarıyla belirlenmiştir (İçtihadi nitelik).
Mevzuattaki boşlukların ve idari pratiklerin yargı yoluyla kurallaşması esastır.
3
İlişkilerin mahiyetini (statüsel vs. akdi) karşılaştır.
İdare hukukunda ilişkiler statüseldir; yani önceden belirlenmiş genel kurallara tabidir.
Özel hukuktaki irade serbestisinin aksine, kamu hukukunda kanunilik ve kamu yararı ilkesi gereği statüler ön plandadır.

Key Concept

İdare Hukukunun Genel Özellikleri (Tedvin edilmemiş, içtihadi, statüsel, kamu gücüne dayalı)

Hints

1
İdare hukukunun, Medeni Hukuk'taki 'Türk Medeni Kanunu' gibi tek bir 'İdare Kanunu' olup olmadığını düşünün.

Practice More

İdare hukukunun 'statüsel' niteliği ile özel hukuktaki 'akdi' nitelik farkını pekiştirmek için idari sözleşmeler konusuna göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 313Question

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatlanmasında, merkezi yönetimin başkent teşkilatı içerisinde yer alan yardımcı kuruluşlardan biri olan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kurulun denetleme ve inceleme yetkisi, bağımsız mahkemeleri ve yargı organlarını da kapsamaktadır.

Answer

Kurulun denetleme ve inceleme yetkisinin yargı organlarını da kapsadığı ifadesi yanlıştır; çünkü yargı organları DDK'nın görev alanı dışındadır.
Devlet Denetleme Kurulu, 19821982 Anayasası'nın 108108. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak çalışan, idari denetim ve inceleme yetkisine sahip bir yardımcı kuruluştur. Ancak anayasal düzenleme gereği 'yargı organları' bu kurulun denetim alanı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle kurulun yargı organlarını denetleyebileceğini belirten ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) anayasal statüsünü belirle.
19821982 Anayasası'nın 108108. maddesine göre DDK, Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kuruluştur.
Kurulun hiyerarşik konumu ve bağlı olduğu makam, yetki sınırlarını belirler.
2
DDK'nın denetim kapsamını analiz et.
DDK; tüm kamu kurumları, TSK, meslek kuruluşları, sendikalar, dernek ve vakıfları denetleyebilir.
Kurulun yetki alanı oldukça geniştir ve 2017 anayasa değişikliği ile daha da genişletilmiştir.
3
Kurulun yetki alanındaki istisnaları kontrol et.
Anayasa metninde 'Yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı dışındadır' ifadesi yer almaktadır.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, yürütmeye bağlı bir birim yargı üzerinde denetim yapamaz.

Key Concept

Başkent Teşkilatı Yardımcı Kuruluşları ve DDK'nın Yetki Sınırları

Hints

1
Devlet Denetleme Kurulunun yürütme organının bir parçası olduğunu ve Cumhurbaşkanına bağlı çalıştığını hatırlayın.
2
Kuvvetler ayrılığı ilkesini düşünün: Yürütmeye bağlı bir kurul, bağımsız mahkemeleri denetleyebilir mi?
3
Anayasa Madde 108108: DDK'nın görev alanı dışındaki tek kurum türü yargı organlarıdır.

Practice More

Başkent teşkilatındaki diğer yardımcı kuruluşlar olan MGK, Danıştay ve Sayıştay'ın temel görevlerini tekrar edin.

Alternative Method

DDK'nın yetkilerini 'Yargı Hariç Her Yer' (YHH) şeklinde kodlayarak denetim kapsamını kolayca hatırlayabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 314Question

İdare hukukunda "hizmet kusuru", kamu hizmetinin organizasyonu ve işleyişindeki bir aksaklığı ifade eden, kamu görevlisinin kişisel kusurundan bağımsız, "anonim" ve "nesnel (objektif)" bir kavramdır. Bu doğrultuda idare; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında ortaya çıkan zararları kusur esasına göre tazmin etmekle yükümlüdür.

Hizmet kusurunun bu "anonim ve nesnel" niteliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu niteliğin doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru nedeniyle idarece tazminat ödendiği her durumda, bu zararın tazmini için ilgili birim amirine rücu edilmesinin anayasal bir zorunluluk olması

Answer

Hizmet kusuru nedeniyle ödenen tazminatın her durumda rücu edilmesinin zorunlu olduğu yönündeki ifade yanlıştır; çünkü rücu için anonim olmayan, kişiselleştirilebilen bir kusur şarttır.
İdare hukukunda hizmet kusuru 'anonim' bir nitelik taşır, yani zararın hangi görevlinin hatasından kaynaklandığının tespit edilmesi idarenin tazminat ödemesi için şart değildir. Ancak, idarenin ödediği bu tazminatı ilgili görevliye 'rücu' edebilmesi için mutlaka somut bir kişisel kusurun varlığı ve bu kusurun o görevliye aidiyeti şarttır. Eğer kusur tamamen anonimse (organizasyonel veya yapısal bir hataysa), rücu edilecek bir fail bulunamaz. Bu nedenle, hizmet kusuru tazminatlarında her durumda rücu edilmesi zorunluluğu, hizmet kusurunun anonim niteliğiyle bağdaşmayan ve hukuken yanlış olan bir ifadedir.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusurunun niteliğini analiz etme
Hizmet kusurunun anonim (şahıstan bağımsız) ve objektif (standartlara dayalı) olduğu saptandı.
Sorunun kökünde verilen kavramsal çerçevenin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Anonimlik ve nesnellik sonuçlarını değerlendirme
Failin kimliğinin önemsiz olması (A), niyetin önemsiz olması (B) ve yapısal hataların yeterli olması (C ve E) bu kavramların doğrudan sonuçlarıdır.
Hizmet kusuru teorisinin idareye yüklediği 'organizasyonel sorumluluk' ilkesini doğrulamak için gereklidir.
3
Rücu mekanizmasının şartlarını inceleme
Anayasa Madde 129/5 uyarınca rücu, ancak görevlinin yetkisini kullanırken işlediği bir kusur (kişisel kusur) varsa mümkündür.
İdarenin dışa karşı sorumluluğu (anonim olabilir) ile içe dönük rücu hakkı (kişisel olmalı) arasındaki farkı anlamak için gereklidir.
4
Hatalı seçeneği belirleme
Eğer kusur tamamen anonimse (kimin yaptığı belli değilse veya sistem hatasıysa), rücu edilecek bir kişi bulunamaz. Bu nedenle 'her durumda rücu zorunluluğu' ifadesi anonimlik ilkesiyle çelişir.
Kesin sonuca ulaşmak ve kavramsal çelişkiyi ortaya koymak için gereklidir.

Key Concept

Hizmet Kusurunun Anonimliği ve Rücu İlişkisi

Hints

1
İdarenin vatandaşa karşı sorumlu olması (hizmet kusuru) ile kendi personeline hesap sorması (rücu) arasındaki farkı düşünün.
2
Rücu edilebilmesi için ortada 'faili belli' bir kusur olması gerekmez mi?
3
Anayasa'nın 129/5. maddesi rücu için kamu görevlisinin kusurlu olmasını şart koşar. Eğer kusur anonimse, yani kimse belirlenemiyorsa rücu yapılabilir mi?

Practice More

Kişisel kusur ile hizmet kusuru arasındaki farkları ve Danıştay'ın 'ayrılabilir kişisel kusur' içtihatlarını incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternative Method

Mantıksal eleme yöntemi: Seçeneklerdeki 'anonim' ve 'nesnel' anahtar kelimelerini eşleştirin. A ve C 'anonim' ile, B ve E ise 'nesnel' ile doğrudan ilişkilidir. D seçeneği ise 'bireysel sorumluluk' (rücu) alanına girdiğinden kavramsal olarak dışarıda kalır.
Estimated Time:2m 0s
Question 3150% of students answered this correctlyQuestion

Bir belediye, imar planında 'çocuk parkı' olarak ayrılan ancak özel mülkiyette bulunan bir arsayı kamulaştırmaya karar vermiştir. İdare, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için mahkemeye başvurmadan önce, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca malik ile uzlaşma sağlamak amacıyla öncelikle hangi yolu izlemek zorundadır?

Show answer & explanation

Answer: Kıymet takdir komisyonunca belirlenen tahmini bedel üzerinden maliki pazarlıkla satın alma usulüne davet etmelidir.

Answer

İdare, kamulaştırma sürecinde mahkemeye başvurmadan önce kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedel üzerinden maliki satın alma usulüne davet etmekle yükümlüdür.
Doğru seçenek olan satın alma usulüne davet, Kamulaştırma Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca idarenin uyması gereken zorunlu bir idari usuldür. İdare, kendi bünyesinde kurduğu kıymet takdir komisyonunun raporuna dayanarak malikle pazarlık yapar. Eğer malik ile anlaşma sağlanırsa, kamulaştırma bedel üzerinde mutabık kalınarak sonuçlanır ve mahkeme sürecine gerek kalmaz.

Step-by-Step Solution

1
İdare tarafından kamu yararı kararı alınması ve kamulaştırılacak taşınmazın tespiti.
Kamulaştırma süreci idari aşamada başlar.
Yasal bir kamulaştırma için öncelikle kamu yararının varlığı şarttır.
2
Kıymet takdir komisyonunun kurulması ve taşınmazın tahmini bedelinin belirlenmesi.
Pazarlık süreci için baz alınacak bedel netleşir.
Malike yapılacak teklifin objektif verilere dayanması gerekir.
3
Malikin tebligatla pazarlık görüşmelerine (satın alma usulü) davet edilmesi.
İdare ile malik arasında uzlaşma aranır.
2942 sayılı Kanun, yargı yükünü azaltmak için öncelikle dostane çözümü (uzlaşmayı) zorunlu kılar.
4
Uzlaşma sağlanamazsa Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması.
Kamulaştırma süreci adli aşamaya geçer.
İdarenin tek taraflı iradesiyle mülkiyet hakkına son verilemeyeceği için bağımsız yargı kararı gerekir.

Key Concept

Kamulaştırmada Satın Alma Usulü

Hints

1
İdarenin mülkiyet hakkına müdahale etmeden önce malikle anlaşma yolunu araması gerekir.
2
Mahkemeye gitmeden önceki son idari aşama, maliki pazarlığa çağırmaktır.
3
Bu yöntemin adı 'Satın Alma Usulü'dür ve kıymet takdir komisyonunun raporuna dayanır.

Practice More

Kamulaştırma bedeline karşı açılan davalar ile kamulaştırma işleminin iptali için açılan davaların hangi yargı kollarında (idari vs adli) görüldüğünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 316Question

İdare hukukunda; deprem, sel ve fırtına gibi idarenin faaliyetleri dışından kaynaklanan, önceden öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olaylar sonucunda idarenin sorumluluğunun ortadan kalkması durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mücbir sebep

Answer

İdare hukukunda dışsal, öngörülemez ve önlenemez olaylar sonucunda sorumluluğu kaldıran durum mücbir sebeptir.
Mücbir sebep seçeneği doğrudur çünkü deprem, sel ve fırtına gibi idarenin faaliyetleri dışından gelen, öngörülmesi ve karşı konulması imkansız olaylar hukukta bu terimle ifade edilir. Bu olaylar, idari eylem ile meydana gelen zarar arasındaki neden-sonuç ilişkisini (illiyet bağı) kopardığı için idarenin sorumluluğu ortadan kalkar.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kaynağını belirleyin.
Deprem, sel ve fırtına gibi olayların idarenin kendi işleyişi dışından (doğa olayları) kaynaklandığı saptanır.
İdarenin sorumluluğunun kalkması için olayın idareye dışsal olması şarttır.
2
Olayın öngörülebilirlik ve önlenebilirlik durumunu analiz edin.
Söz konusu olayların önceden bilinmesinin ve gerçekleştiğinde karşı konulmasının mümkün olmadığı görülür.
Öngörülemezlik ve karşı konulamazlık, sorumluluğu kaldıran hukuki durumun temel unsurlarıdır.
3
Hukuki kavramı eşleştirin.
Bu özelliklere sahip durumun idare hukukunda 'Mücbir Sebep' olarak adlandırıldığı sonucuna varılır.
Mücbir sebep, illiyet bağını kestiği için idarenin tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırır.

Key Concept

İdarenin Sorumluluğunu Kaldıran Haller: Mücbir Sebep

Hints

1
İdarenin kontrolü dışındaki doğa olaylarını ve bunların tazminat yükümlülüğüne etkisini düşünün.
2
Bu kavram, idari eylem ile zarar arasındaki 'illiyet bağını' tamamen kestiği için idareyi sorumsuz kılar.
3
Deprem ve sel gibi olaylar, hukukta 'zorlayıcı sebep' anlamına gelen ve dışsallık özelliği taşıyan bir terimle adlandırılır.

Practice More

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farkları gösteren bir tabloyu inceleyerek kavramları pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 317Question

İdare hukukunda bir idari işlemin tesis edilmesiyle elde edilmek istenen hukuki sonuç, o işlemin 'konu' unsurunu oluşturur. Diğer bir deyişle konu; idari işlemin içeriği, muhtevası ve yarattığı hukuki değişikliktir. Buna göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca hakkında disiplin soruşturması yürütülen bir memurun görevine son verilmesi (ihraç edilmesi) durumunda, ortaya çıkan 'memurluk statüsünün sona ermesi' hali idari işlemin hangi unsuru kapsamında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Konu

Answer

İdari işlemin 'konu' unsuru, işlemin doğurduğu hukuki sonuç olan 'memurluk statüsünün sona ermesi' durumunu ifade eder.
İdari işlemin konu unsuru, o işlemin doğurduğu hukuki sonuçtur. Memuriyetten çıkarma işleminde memurun görevine son verilmesi ve statüsünün sona ermesi, işlemin yarattığı hukuki değişikliği yani 'konu'sunu oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin beş temel unsurunu (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) gözden geçirin.
Unsurların her birinin işlemin farklı bir aşamasını (kimin yaptığı, nasıl yaptığı, neden yaptığı, ne yaptığı, neyi amaçladığı) temsil ettiği görülür.
Soruda istenen 'hukuki sonuç' kavramının hangi unsura denk geldiğini belirlemek için temel tanımları bilmek gerekir.
2
Konu unsurunun tanımını analiz edin.
Konu unsuru, işlemin bizzat kendisi ve yarattığı hukuki etkidir.
Hukuki değişiklik ile işlemin konusunu eşleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
3
Örnekteki 'memurluk statüsünün sona ermesi' ifadesini bu tanımla karşılaştırın.
Memuriyetin sona ermesi, ihraç işleminin yarattığı doğrudan hukuki sonuçtur.
Bu durum işlemin sebebinden (suç teşkil eden fiil) veya maksadından (kamu yararı) farklı olarak, işlemin içeriğini yansıtır.

Key Concept

İdari İşlemin Unsurları: Konu Unsuru

Hints

1
İdari işlemin beş unsuru arasından, yapılan işlemin bizzat kendisini ve içeriğini anlatan kavramı düşünün.
2
Eğer 'Neden yapıldı?' diye sorsaydık 'Sebep', 'Kim yaptı?' diye sorsaydık 'Yetki' olurdu; 'Ne yapıldı ve sonuç ne oldu?' sorusu bizi doğru cevaba götürür.
3
İşlemin doğurduğu hukuki sonuç, o işlemin konusudur.

Practice More

İdari işlemin 'sebep' ve 'konu' unsurları arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için 'sebep-konu bağı' kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 318Question

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesi usulü ve süreleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 55 yıl sonra ilgili memur, atamaya yetkili amire başvurarak cezanın özlük dosyasından silinmesini talep edebilir.

Answer

Uyarma ve kınama cezalarının silinmesi için 5 yıl geçmesi ve atamaya yetkili amire başvurulması gerekir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 133. maddesine göre; uyarma ve kınama cezalarında 5 yıl, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında ise 10 yıl geçtikten sonra memur, atamaya yetkili amire başvurarak cezanın silinmesini talep edebilir. Bu talep üzerine amir, memurun bu süre içindeki hal ve hareketlerini değerlendirerek silme kararı verebilir.

Step-by-Step Solution

1
Cezanın türünü belirle.
Uyarma ve kınama cezaları hafif nitelikli, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi ise daha ağır nitelikli disiplin cezalarıdır.
Kanun, cezanın ağırlığına göre farklı silinme süreleri öngörmüştür.
2
Kanuni süreleri kontrol et.
Uyarma ve kınama için 55 yıl; aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi için 1010 yıl beklenmelidir.
657 sayılı DMK Madde 133 hükmü bu süreleri kesin olarak belirlemiştir.
3
Başvuru şartını ve makamını teyit et.
Süre dolduktan sonra 'atamaya yetkili amire' yazılı başvuru yapılmalıdır; silinme işlemi kendiliğinden (resen) yapılmaz.
İdarenin, memurun bu süre içindeki hal ve hareketlerini değerlendirme yetkisi bulunmaktadır.

Key Concept

Disiplin Cezalarının Özlük Dosyasından Silinmesi (657 DMK Md. 133)

Hints

1
Cezaların ağırlığına göre bekleme sürelerinin (5 ve 10 yıl) değiştiğini ve silme işleminin yetkili makama başvuru gerektirdiğini hatırlayın.

Practice More

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının silinmesinde 'Disiplin Kurulu Görüşü' alınmasının zorunlu olduğunu unutmayın.
Estimated Time:1m 15s
Question 319Question

Kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve toplumsal ihtiyaçların karşılanması amacıyla idare, özel mülkiyette bulunan malvarlığı unsurlarına yönelik çeşitli mal edinme yöntemlerine başvurabilir.

Buna göre; idarenin kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarda kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsleri (işletmeleri) kamu mülkiyetine geçirmesi ile olağanüstü durumlarda taşınır mallara bedeli karşılığında el koyması işlemleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Devletleştirme - İstimval

Answer

İdarenin özel teşebbüsleri kamu mülkiyetine geçirmesi 'Devletleştirme', olağanüstü durumlarda taşınır mallara el koyması ise 'İstimval' olarak adlandırılır.
Devletleştirme, kamu hizmeti yürüten özel işletmelerin kamu mülkiyetine geçirilmesidir. İstimval ise özellikle olağanüstü dönemlerde idarenin ihtiyaç duyduğu taşınır malları (araç, gıda, malzeme vb.) temin etme yöntemidir.

Step-by-Step Solution

1
Özel teşebbüslerin (işletmelerin) kamuya geçirilme yöntemini belirle.
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin kamu yararı amacıyla kamu mülkiyetine geçirilmesi 'Devletleştirme' işlemidir.
Anayasa'nın 47. maddesine göre kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler devletleştirilebilir.
2
Olağanüstü durumlarda taşınır mallara el koyma yöntemini belirle.
Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde idarenin ihtiyacı olan taşınır mallara bedeli karşılığında el koyması 'İstimval' işlemidir.
İstimval, idarenin tek taraflı iradesiyle taşınır malları elde ettiği istisnai bir yöntemdir.
3
Belirlenen yöntemleri soru kökündeki sıraya göre eşleştir.
Sırasıyla: Devletleştirme ve İstimval.
Soru kökü önce özel teşebbüsü, sonra taşınır malı sormaktadır.

Key Concept

İdarenin Mal Edinme Yöntemleri ve Nesneleri

Hints

1
İdarenin mal edinme yöntemleri; malın niteliğine (taşınır, taşınmaz) ve malın bir 'işletme' olup olmadığına göre değişir.
2
Sadece taşınmaz mallar (toprak, bina) kamulaştırılabilir. Bir fabrikanın mülkiyetinin devri için farklı bir terim kullanılır.
3
Özel işletmeler için 'Devletleştirme', taşınır mallar ve olağanüstü haller için 'İstimval' terimlerini hatırlayın.

Practice More

İdarenin taşınmaz mallar üzerindeki 'Geçici İşgal' yetkisi ile 'Kamulaştırma' arasındaki temel farkları gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 320Question

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısı içerisinde yer alan 'Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı' ile ilgili 1982 Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Vali, ilde hem Devletin hem de Cumhurbaşkanının temsilcisidir ve Anayasa uyarınca 'yetki genişliği' ilkesi sadece il genel idaresi için tanınmıştır.

Answer

Vali, ilde hem Devletin hem de Cumhurbaşkanının temsilcisidir ve Anayasa uyarınca 'yetki genişliği' ilkesi sadece il genel idaresi için tanınmıştır.
Doğru ifade, valinin hem Devleti hem de Cumhurbaşkanını temsil ettiğini belirten seçenektir. Ayrıca Anayasa'nın 126. maddesine göre 'yetki genişliği' sadece illerin idaresi için öngörülmüştür, bu da bu yetkinin sadece vali tarafından kullanılabileceği anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Merkezi yönetimin (devlet tüzel kişiliği) taşra yapısını analiz et.
Merkezi yönetim; Başkent Teşkilatı ve Taşra Teşkilatı (İl, İlçe ve Bölge İdareleri) olarak ikiye ayrılır.
Soruda istenen 'doğru ifadeyi' bulmak için taşra teşkilatının hukuki statüsünü belirlemek gerekir.
2
Vali ve Kaymakam arasındaki temsil farkını değerlendir.
Vali hem Devletin hem Cumhurbaşkanının temsilcisidir; Kaymakam ise sadece Cumhurbaşkanının temsilcisidir.
KPSS'de sıkça sorulan bu ayrım, mülki idare amirlerinin statü farkını belirler.
3
Anayasal bir ilke olan 'Yetki Genişliği'nin kapsamını kontrol et.
Anayasa Madde 126: 'İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.'
Bu yetki merkeze sormadan karar alabilmeyi sağlar ve sadece vali tarafından il düzeyinde kullanılır; ilçede kaymakamın böyle bir yetkisi yoktur.

Key Concept

Valinin Çift Sıfatlı Temsil Yetkisi ve Yetki Genişliği İlkesi

Hints

1
Vali ve kaymakamın kimi temsil ettiğine ve 'Yetki Genişliği'nin hangi idari birim için Anayasa'da tanımlandığına odaklanın.
2
İl Genel İdaresi (Merkez) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) farkını hatırlayın; tüzel kişilik sadece mahalli idarelerde vardır.

Practice More

İl Özel İdaresi ve Belediye İdaresi gibi 'Mahalli İdareler' ile 'Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı' arasındaki hiyerarşi/vesayet ilişkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
PreviousPage 16 / 31Next
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 16 | Examkin