İdarenin Sorumluluğu

125 questions

Question 41Question

Belediye sınırları içerisinde yer alan bir ana su borusunun patlaması üzerine durum ilgililerce belediyeye ihbar edilmiştir. Belediye, herhangi bir teknik engel veya mücbir sebep bulunmamasına karşın, patlayan boruya ancak 4848 saat sonra müdahale ederek onarımı tamamlamıştır. Bu gecikme nedeniyle suyun çevre binaların temeline sızarak maddi hasara yol açması durumunda; idarenin sorumluluğu hizmet kusurunun hangi türü içerisinde değerlendirilir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin geç işlemesi

Answer

İdarenin bir kamu hizmetini mevzuatta belirlenen veya doğası gereği makul olan sürenin ötesinde bir gecikmeyle sunması 'hizmetin geç işlemesi' olarak tanımlanır.
İdare hukukunda hizmetin geç işlemesi, idarenin bir kamu hizmetini yürütürken mevzuatla belirlenmiş süreleri aşması veya eylemin doğası gereği beklenen makul sürede harekete geçmemesidir. Sorudaki olayda, belediyenin ana su borusu patlamasına 4848 saat gibi uzun bir süre müdahale etmemesi, teknik veya mücbir bir sebep de bulunmadığı için açıkça 'hizmetin geç işlemesi' niteliğinde bir hizmet kusurudur.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki idari eylemin zamanlamasını analiz etme
Belediyenin ihbara rağmen 4848 saat boyunca müdahale etmediği tespit edilmiştir.
Hizmet kusurunun türünü belirlemek için idarenin eylem veya eylemsizliğinin niteliği anlaşılmalıdır.
2
Tespit edilen eylemsizliği hizmet kusuru türleriyle eşleştirme
Gecikme durumu, hizmetin sunulduğunu ancak geç sunulduğunu gösterir, bu da 'geç işleme' türüne girer.
Müdahalenin yapılmış olması 'hiç işlememe' ihtimalini eler; gecikmenin zarara yol açması ise 'geç işleme'yi doğrular.

Key Concept

Hizmet Kusuru Türleri (Geç İşleme)
Estimated Time:1m 0s
Question 42Question

Bir büyükşehir belediyesi, kentin tarihi dokusunu korumak ve turizm potansiyelini artırmak amacıyla aldığı meclis kararıyla, merkezdeki yoğun bir sokağı araç trafiğine kalıcı olarak kapatmış ve bu alanı tamamen yaya bölgesine dönüştürmüştür. Bu uygulama sonucunda bölge turistik açıdan değer kazanmış ve genel kamu yararı sağlanmıştır. Ancak bu sokak üzerinde faaliyet gösteren ve tek giriş kapısı bu sokağa bakan bir kapalı otopark işletmesi, araç girişinin fiziksel olarak imkansız hale gelmesi nedeniyle ticari faaliyetini tamamen durdurmak zorunda kalmıştır. İdarenin bu kararı usul ve esas bakımından tamamen hukuka uygundur ve herhangi bir kusur barındırmamaktadır.

Buna göre, otopark işletmecisinin uğradığı zararın tazmin edilmesinde esas alınacak hukuki dayanak ve aranan temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi; zararın genel yükümlülükleri aşan, özel ve olağanüstü bir nitelik taşıması

Answer

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca, zararın genel yükümlülükleri aşan, özel ve olağanüstü bir nitelik taşıması temel ölçüttür.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (fedakarlığın denkleştirilmesi), idarenin tamamen hukuka uygun olan bir faaliyeti sonucunda ortaya çıkan zararların tazmininde kullanılır. Bu ilkeye göre, idarenin kamu yararı amacıyla yaptığı bir işlem toplumun bütününe fayda sağlarken, bu fayda karşılığında katlanılan külfet sadece belirli kişi veya gruplara yükleniyorsa, bu dengesizliğin tazminatla giderilmesi gerekir. Burada en temel şart, zararın herkesin katlanması gereken genel yükümlülükleri aşarak 'özel' ve 'olağanüstü' bir nitelik kazanmış olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki idari işlemin niteliğini analiz etme
İşlem (sokağın yaya yoluna dönüştürülmesi) tamamen hukuka uygundur ve kamu yararı taşımaktadır.
Sorumluluk hukukunda ilk ayrım işlemin hukuka uygun olup olmadığına göre yapılır.
2
Zararın niteliğini ve kapsamını değerlendirme
Zarar, toplumun genelini değil sadece otopark işletmecisini etkilemiştir (özeldir) ve faaliyetini durdurmasına yol açmıştır (olağanüstüdür).
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi için zararın 'özel ve olağanüstü' olması şarttır.
3
Hukuki sorumluluk türünü belirleme
Kusursuz sorumluluk hallerinden 'fedakarlığın denkleştirilmesi' (kamu külfetleri karşısında eşitlik) ilkesi uygulanmalıdır.
Hukuka uygun bir işlemden doğan özel zararlar bu ilkeye dayalı olarak tazmin edilir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi)
Estimated Time:2m 0s
Question 43Question

İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin, tam yargı davası açmadan önce ilgili idareye başvurmaları zorunludur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca, bu başvuru eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren her halde en geç kaç yıl içinde yapılmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: 5 yıl

Answer

İdari eylemlerden kaynaklanan tazminat taleplerinde, eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren her halde 5 yıl içinde idareye başvurulmalıdır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemek zorundadırlar. Soruda eylem tarihinden itibaren geçerli olan mutlak (her halde) süre sorulduğu için doğru cevap beş yıl olan seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Dava şartı olan idari başvuru kuralının tespiti
Tam yargı davalarında doğrudan dava açılamaz; önce idareye başvurulması zorunludur (İYUK m. 13).
İdarenin kendi eyleminin sonuçlarını değerlendirmesine imkan tanımak.
2
Zamanaşımı sürelerinin ayrıştırılması
Başvuru için iki süre vardır: Öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halde eylemden itibaren 5 yıl.
Hukuki güvenliğin sağlanması ve davanın makul sürede açılması.
3
Soru kökündeki 'her halde' ifadesinin karşılığını bulma
Eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren geçerli olan mutlak süre 5 yıldır.
Öğrenme gerçekleşmese dahi eylem tarihinden itibaren başlayan üst sınırı belirlemek.

Key Concept

Tam Yargı Davalarında Zorunlu İdari Başvuru Süreleri

Practice More

İdarenin bu başvuruya cevap verme süresi ve cevabın niteliğine göre dava açma sürelerini tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 44Question

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla, mevzuata ve hukuka tamamen uygun bir biçimde tesis ettiği işlemlerin icrası neticesinde; toplumun bütünü bu faaliyetten fayda sağlarken, belirli bir kişi veya grubun malvarlığında diğer bireylere oranla katlanılamaz, ağır ve spesifik bir eksilme meydana gelmesi durumunda idarenin bu zararı tazmin etmesi 'fedakârlığın denkleştirilmesi' düşüncesine dayanmaktadır. Bu çerçevede, 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' ilkesine dayalı idari sorumluluğun uygulanabilmesi için gerekli olan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ortaya çıkan zararın 'özel' ve 'olağanüstü' nitelikte olması, yani genel sosyal hayatın getirdiği normal külfetlerin sınırlarını aşması

Answer

Zararın 'özel' ve 'olağanüstü' nitelikte olması, yani genel sosyal hayatın getirdiği normal külfetlerin sınırlarını aşması
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarenin sorumlu tutulabilmesi için, idari faaliyetin hukuka uygun olması gerekir. Bu durumda tazminatın asıl gerekçesi, kamu yararı için yapılan bir işlemden toplum genelinin fayda sağlarken, maliyetin (zararın) haksız yere sadece bir kişinin veya grubun üzerine yıkılmasıdır. Bu dengesizliği gidermek için zararın 'özel' (başkalarını etkilemeyen) ve 'olağanüstü' (normal hayatın getirdiği zorlukları aşan) olması zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Sorumluluk türünün tespiti
İdarenin hukuka uygun bir işlemi söz konusu olduğu için 'kusursuz sorumluluk' esaslarına bakılmalıdır.
Hizmet kusuru ancak hukuka aykırı veya eksik işleyen hizmetlerde söz konusu olur.
2
Kusursuz sorumluluk türleri arasında ayrım yapılması
Zararın kaynağı tehlikeli bir araç (risk) veya toplumsal olay (sosyal risk) değil, doğrudan kamu yararına bir idari işlemdir.
Bu ayrım bizi 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakârlığın Denkleştirilmesi) ilkesine götürür.
3
İlkenin uygulama şartlarının analizi
İşlemden toplum genelinin yararlanması, ancak zararın belirli bir kişide (özel) ve ağır (olağanüstü) şekilde ortaya çıkması gerekir.
Eğer zarar herkesi etkileyen genel bir külfet olsaydı (örneğin vergi artışı), tazminat sorumluluğu doğmazdı.

Key Concept

Fedakârlığın Denkleştirilmesi ve Özel/Olağanüstü Zarar Kriteri
Question 45Question

Bay (B), bir belediyenin kanalizasyon çalışması sırasında gerekli işaretlemeleri yapmaması nedeniyle 10 Mart 2023 tarihinde aracının hasar görmesine yol açan bir kaza yapmıştır. Bay (B), kazaya sebebiyet veren kusurlu eylemi ve buna bağlı zararı ancak 15 Nisan 2024 tarihinde hazırlanan teknik bilirkişi raporuyla öğrenmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 13. maddesi uyarınca Bay (B)'nin söz konusu zararın tazmini için izlemesi gereken hukuki süreçle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zararı ve eylemi öğrendiği 15 Nisan 2024 tarihinden itibaren 1 yıl içinde belediyeye başvurmalıdır; belediyenin bu başvuruya 30 gün içinde cevap vermemesi durumunda, bu sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.

Answer

Zararın ve eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvurulması ve idarenin 30 günlük cevap süresi sonrası 60 gün içinde dava açılması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
İdari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler, İYUK m. 13 uyarınca dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurmalıdır. Bu başvurulara idarece 30 gün içinde cevap verilmezse istem reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi başlar. Olayda öğrenme tarihi 15 Nisan 2024 olduğu için 1 yıllık başvuru süresi bu tarihten itibaren işler.

Step-by-Step Solution

1
Zorunlu idari başvuru süresinin tespit edilmesi
Zarar ve eylem 15 Nisan 2024'te öğrenildiği için bu tarihten itibaren 1 yıl içinde (en geç 15 Nisan 2025'e kadar) başvuru yapılmalıdır.
İYUK 13. maddeye göre süreler öğrenme tarihinden itibaren başlar ve 5 yıllık tavan süreyi (10 Mart 2028) aşmadığı sürece bu kural uygulanır.
2
İdarenin başvuruya cevap verme süresinin belirlenmesi
İdare kendisine yapılan bu başvuruya 30 gün içinde cevap vermelidir.
7331 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde IYUK m. 13 kapsamındaki başvurularda idarenin cevap süresi 30 güne düşürülmüştür.
3
Dava açma süresinin hesaplanması
İdare 30 gün içinde cevap vermezse (zımni ret) veya reddederse, bu tarihten itibaren 60 gün içinde tam yargı davası açılmalıdır.
İdari yargıda genel dava açma süresi 60 gündür ve zımni ret durumunda bu süre 30 günlük bekleme süresinin bitimiyle başlar.

Key Concept

Tam Yargı Davalarında Zorunlu İdari Başvuru ve Hak Düşürücü Süreler

Practice More

İdari işlemler ile idari eylemler arasındaki 'zorunlu başvuru' farklarını ve süre değişimlerini karşılaştıran soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 46Question

Bir büyükşehirde, genel ekonomik politikalara tepki amacıyla başlayan ancak kısa sürede kontrol edilemeyen yaygın şiddet eylemlerine dönüşen gösteriler sırasında; kolluk güçlerinin kalabalığı dağıtma çabalarına rağmen, olaylarla hiçbir ilgisi olmayan bir esnafın dükkanı göstericiler tarafından yağmalanmış ve ateşe verilmiştir. İdare, söz konusu zararın kendi personeli tarafından verilmediğini, aksine 'üçüncü kişilerin ağır kusuru' (göstericiler) nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek tazminat talebini reddetmiştir.

Danıştay içtihatları ve doktrindeki 'Sosyal Risk İlkesi' kriterleri dikkate alındığında, bu olayda idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilebilmesinin temel hukuki gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zararın, toplumsal barış ve huzuru hedef alan kolektif bir eylemden kaynaklanması nedeniyle idari faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağı şartının gevşemiş kabul edilmesi

Answer

Zararın kolektif bir eylemden kaynaklanması ve bu durumda illiyet bağının gevşemiş kabul edilmesi
Sosyal risk ilkesi, idarenin doğrudan bir eylemi veya kusuru olmasa dahi, toplumun ortak güvenliğini ve barışını hedef alan kolektif olaylardan doğan zararların tazminini öngörür. Bu ilkenin en tipik özelliği, idarenin eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağının gevşemiş kabul edilmesidir. Birey, toplumun bir parçası olduğu için bu riske maruz kalmıştır ve idare, toplumsal barışın garantörü sıfatıyla bu zararı karşılar.

Step-by-Step Solution

1
Olayın niteliğini analiz etmek
Zararın bireysel bir suçtan değil, toplumsal bir hareketlenmeden (yaygın gösteriler) kaynaklandığı saptanır.
Sorumluluk rejimini belirlemek için zararın kaynağına bakılmalıdır.
2
İlliyet bağı kriterini değerlendirmek
İdarenin savunmasındaki 'illiyet bağı kesilmiştir' iddiası sosyal risk ilkesi kapsamında geçersiz sayılır.
Sosyal risk ilkesi, illiyet bağının gevşediği özel bir kusursuz sorumluluk halidir.
3
Kusursuz sorumluluk türleri arasında ayrım yapmak
Zarar idarenin tehlikeli aracından değil, toplumdan geldiği için Risk ilkesi değil, Sosyal Risk ilkesi uygulanır.
Doğru hukuki dayanağı belirlemek esastır.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi

Alternative Method

Zararın kaynağına (idare dışı toplumsal olay) ve idarenin savunmasına (illiyet bağı kesildi) bakarak, bu savunmayı çürüten 'illiyet bağının gevşemesi' kavramını içeren seçeneğe odaklanmak en hızlı yoldur.
Estimated Time:3m 0s
Question 47Question

İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, bir zararın tam yargı davası yoluyla tazmin edilebilmesi için taşıması gereken özellikler ve tazminatın belirlenmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Manevi tazminat, idarenin ağır kusuru durumunda bir ceza aracı olarak kullanılır ve temel amacı kişinin mal varlığını artırarak zenginleşmesini sağlamaktır.

Answer

Manevi tazminatın bir ceza aracı olduğu ve zenginleşme sağladığı yönündeki ifade yanlıştır.
Manevi tazminatın temel amacı, idarenin hukuka aykırı eylem veya işlemleri sonucunda kişinin duyduğu acı, elem ve yıpranmayı bir nebze olsun gidermektir (tatmin işlevi). İdare hukukunda tazminat hiçbir zaman bir zenginleşme aracı olarak kullanılamaz ve idareye yönelik bir ceza niteliği taşımaz. Bu nedenle manevi tazminatın bir ceza olduğu ve zenginleşme sağladığı yönündeki ifade yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tazmin edilebilir zararın unsurlarını değerlendir.
Zarar gerçek, kesin, doğrudan ve meşru olmalıdır.
İdarenin sorumluluğunun doğması için zararın hukuken kabul edilebilir nitelikte olması gerekir.
2
Tazminatın amacını ve zenginleşme yasağını analiz et.
Tazminat, zarar görenin mal varlığını eski haline getirir ancak haksız kazanç sağlamaz.
İdare hukukunda tazminat bir zenginleşme aracı değil, denkleştirme aracıdır.
3
Manevi tazminatın hukuki niteliğini incele.
Manevi tazminat ceza değildir; manevi çöküntüyü gidermeye yönelik bir tatmin aracıdır.
Danıştay içtihatlarına göre manevi tazminat zenginleşmeye yol açmayacak miktarda takdir edilir.

Key Concept

İdare Hukukunda Zararın Özellikleri ve Zenginleşme Yasağı
Estimated Time:1m 15s
Question 48Question

İdarenin kusursuz sorumluluk ilkelerinden biri olan 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) kapsamında, idarenin meydana gelen bir zararı tazmin etmekle yükümlü tutulabilmesi için aranan temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zararın, idarenin kamu yararı doğrultusunda gerçekleştirdiği hukuka uygun bir faaliyet sonucunda belirli bir kişi için özel ve olağanüstü nitelikte olması

Answer

Zararın, idarenin kamu yararı doğrultusunda gerçekleştirdiği hukuka uygun bir faaliyet sonucunda belirli bir kişi için özel ve olağanüstü nitelikte olması durumunda idare kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca kusursuz olarak sorumlu tutulur.
İdare, kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla bazen hukuka tamamen uygun işlemler yapar. Bu işlemler toplumun geneline fayda sağlarken, bazı bireylerin mülkiyet veya hak arama gibi alanlarda diğerlerinden daha fazla fedakarlık yapmasına (özel ve olağanüstü zarar) neden olabilir. Anayasal eşitlik gereği, bu dengesizliğin giderilmesi ve külfetin topluma yayılması amacıyla idare, kusuru olmasa dahi bu zararı tazmin eder. Buna 'fedakarlığın denkleştirilmesi' de denir.

Step-by-Step Solution

1
Sorumluluğun Dayanağını Belirleme
Zararın kaynağının idarenin 'hukuka uygun' bir faaliyeti olup olmadığı kontrol edilir.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, hukuka aykırılık değil, fedakarlığın denkleştirilmesi esasına dayanır.
2
Zararın Niteliğini Analiz Etme
Zararın 'özel' (herkesi değil sadece belirli bir kişiyi etkileyen) ve 'olağanüstü' (katlanılması gereken genel külfeti aşan) olup olmadığına bakılır.
Genel ve anonim zararlar bu ilke kapsamında tazmin edilmez; zarar belirli bir eşiği aşmalıdır.
3
Diğer Kusursuz Sorumluluk Hallerinden Ayırt Etme
Zararın tehlikeli faaliyetten (Risk) veya toplumsal olaylardan (Sosyal Risk) kaynaklanmadığı doğrulanır.
Hukuki tavsif ve uygulanacak ilkenin doğru belirlenmesi için bu ayrım kritiktir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)
Estimated Time:1m 30s
Question 49Question

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde, idarenin mali sorumluluğunun asli ve genel dayanağı olan 'hizmet kusuru' kavramı ve bu kusurun tespitine esas teşkil eden kriterler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru; idari ajanın şahsından ayrılabilen, idarenin organizasyon ve işleyişindeki bir aksaklığı temsil eden anonim nitelikli nesnel bir kusur olup; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinden biriyle somutlaşır.

Answer

Hizmet kusuru; idari ajanın şahsından ayrılabilen, idarenin organizasyon ve işleyişindeki bir aksaklığı temsil eden anonim nitelikli nesnel bir kusur olup; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinden biriyle somutlaşır.
Doğru olan ifade, hizmet kusurunu anonim ve nesnel bir organizasyon kusuru olarak tanımlayan ve 'hiç işlememe, geç işleme, kötü işleme' kriterlerini belirten ifadedir. Bu tanım, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarındaki nesnel kusur anlayışıyla tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusurunun niteliğinin belirlenmesi
Hizmet kusuru nesnel (objektif) ve anonimdir.
İdare hukukunda sorumluluk, belirli bir personelin kusuruna değil, idari mekanizmanın (organizasyonun) bozukluğuna dayanır.
2
Uygulama kriterlerinin analizi
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi kriterleri mevcuttur.
Bu üç kriter, idari faaliyetin standartlara veya mevzuata aykırı düştüğü temel halleri kapsar.
3
Geç işleme ve makul süre kavramının değerlendirilmesi
Gecikme için kanuni süre şart değildir.
Danıştay, mevzuatta süre olmasa da hizmetin niteliğine göre beklenen makul sürenin aşılmasını kusur sayar.

Key Concept

Hizmet Kusuru ve Kriterleri
Estimated Time:2m 0s
Question 50Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu kaldıran veya azaltan haller incelendiğinde; "mücbir sebep" ile "beklenmeyen hal" arasındaki temel farklar ve bu hallerin "risk ilkesine" dayalı kusursuz sorumluluk üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuksal olarak doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mücbir sebep, olayın idarenin faaliyetinin tamamen dışında gerçekleşmesi (dışsallık) nedeniyle illiyet bağını kestiği için hem kusurlu hem de kusursuz sorumluluğu ortadan kaldırırken; beklenmeyen hal, faaliyetin bünyesinden kaynaklandığı için kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin tazminat yükümlülüğünü kural olarak ortadan kaldırmaz.

Answer

Mücbir sebep dışsallığı nedeniyle illiyet bağını keserek her türlü sorumluluğu kaldırırken, beklenmeyen hal içsel bir risk olduğu için kusursuz sorumlulukta (risk ilkesi) idareyi sorumluluktan kurtarmaz.
Doğru ifade, mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki en teknik fark olan 'dışsallık' unsuruna odaklanır. Mücbir sebep (deprem, sel, savaş gibi) idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin tamamen dışından gelen bir etkidir ve bu nedenle zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağını (nedensellik bağı) tamamen koparır. Bu kopuş, idarenin hem kusurlu (hizmet kusuru) hem de kusursuz (risk ilkesi) sorumluluğuna son verir. Buna karşın beklenmeyen hal (teknik bir arıza, beklenmedik bir sistem hatası gibi), idarenin hizmeti yürütürken kullandığı araçlardan veya faaliyetin bünyesinden kaynaklanır. Hizmet kusuru rejiminde idarenin 'kusursuz' olduğunu kanıtlamasına yarasa da, tehlikeli faaliyeti yürütenin bu faaliyetin her türlü sonucuna katlanması gerektiğini öngören 'risk ilkesi' uyarınca idareyi tazminat yükümlülüğünden kurtarmaz.

Step-by-Step Solution

1
Kavramların kökenini analiz etme
Mücbir sebep dışsal (idare dışı), beklenmeyen hal içsel (idarenin faaliyetiyle bağlantılı) bir olaydır.
Sorumluluğu kaldıran hallerde en temel ayırıcı kriter 'dışsallık' (externality) unsurudur.
2
İlliyet bağı üzerindeki etkisini değerlendirme
Mücbir sebep illiyet bağını tamamen keser; beklenmeyen hal ise sadece 'kusuru' dışlar ancak faaliyeti yürütenin 'riskini' (illiyet bağını) tam olarak kesmez.
Zarar ile idari faaliyet arasındaki bağın dışsal bir güçle mi yoksa sistemin kendi içindeki bir öngörülemezlikle mi koptuğunu belirlemek gerekir.
3
Sorumluluk rejimlerine uygulama
Risk ilkesinde (kusursuz sorumluluk), idare faaliyetin tüm risklerini üstlendiği için kendi içindeki beklenmeyen hallerden de sorumlu tutulur; ancak mücbir sebep dışsal olduğu için bu rejimde de sorumluluğu kaldırır.
Kusursuz sorumluluğun mantığı, tehlikeli faaliyeti yürütenin bu faaliyetten doğan öngörülemez risklere (beklenmeyen hallere) de katlanmasıdır.

Key Concept

Dışsallık (Externality) Kriteri
Estimated Time:2m 0s
Question 51Question

İdarenin mali sorumluluğu ilkesi çerçevesinde; zarar görenin veya üçüncü bir şahsın eyleminin idarenin tazminat yükümlülüğü üzerindeki etkisiyle ilgili Danıştay kararlarında benimsenen "illiyet bağının kesilmesi" doktrini uyarınca, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurunun, zararın oluşumunda idarenin eylemini dışlayacak ve illiyet bağını koparacak derecede ağır ve asli olması durumunda; idarenin sorumluluğu, dayandığı hukuki rejimden bağımsız olarak tamamen kalkar.

Answer

Zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını koparacak ağırlıkta olması durumunda, idarenin sorumluluğu (ister kusurlu ister kusursuz olsun) tamamen ortadan kalkar.
Doğru cevap, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını koparacak ağırlıkta olması durumunda idarenin mali sorumluluğunun tamamen kalkacağını ifade eden seçenektir. Danıştay içtihatlarına göre, bir zararın meydana gelmesinde dışsal bir faktör (zarar gören veya 3. kişi) asli ve ağır bir kusur işlemişse, bu durum idarenin eylemi ile zarar arasındaki bağı koparır. Bu kopma, idarenin hizmet kusuru işlediği hallerde de, tehlikeli faaliyetler nedeniyle kusursuz sorumlu olduğu hallerde de geçerlidir.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin sorumluluğuna temel teşkil eden illiyet bağı (nedensellik bağı) kavramının analiz edilmesi.
İdari faaliyet ile meydana gelen zarar arasında mantıksal ve hukuki bir bağ bulunmalıdır.
Sorumluluğun doğması için eylem ile zarar arasındaki bağın varlığı zorunludur.
2
Zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurunun yoğunluğunun (ağır kusur/asli kusur) belirlenmesi.
Kusurun, zararın tek veya belirleyici sebebi olup olmadığının tespiti yapılır.
Kusurun derecesi, hukuki sonucun 'indirim' mi yoksa 'sorumluluğun kalkması' mı olacağını belirler.
3
Tespit edilen kusur ağırlığının, idarenin sorumluluk rejimleri üzerindeki hukuki sonucunun tayin edilmesi.
Kusur illiyet bağını kesecek ağırlıktaysa idarenin sorumluluğu (kusurlu/kusursuz fark etmeksizin) tamamen kalkar.
Nedensellik bağı koptuğunda, idarenin artık zararı üstlenmesi için hukuki bir dayanak kalmaz.

Key Concept

İdare hukukunda illiyet bağını kesen haller (Zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru)
Estimated Time:3m 0s
Question 52Question

İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin, tam yargı davası açmadan önce eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren ilgili idareye başvurmaları gereken hak düşürücü süre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 11 yıl

Answer

İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren 11 yıl içinde idareye başvurmaları gerekir.
25772577 sayılı İYUK'un 1313. maddesine göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren 11 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
İlgili kanun maddesini belirlemek
25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (I˙YUKİYUK) 1313. maddesi temel alınır.
Tam yargı davalarında dava öncesi zorunlu idari başvuru süreleri bu maddede düzenlenmiştir.
2
Öğrenme tarihine bağlı süreyi tespit etmek
Eylem ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren sürenin 11 yıl olduğu tespit edilir.
Kanun, kişinin zarardan haberdar olduğu andan itibaren makul bir sürede idareye başvurmasını şart koşmuştur.

Key Concept

İdari eylemlere karşı tam yargı davası açmadan önceki zorunlu idari başvuru süresi (Öğrenme kriteri).
Estimated Time:45s
Question 53Question

İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, bir zararın tam yargı davasına konu edilerek tazmin edilebilmesi için belirli nitelikleri taşıması zorunludur. Buna göre, idarenin tazmin etmekle yükümlü olduğu bir zararın özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zararın meşru, doğrudan ve kesin (gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği muhakkak) olması gerekir.

Answer

İdarenin tazmin etmekle yükümlü olduğu zararın meşru, doğrudan ve kesin olması gerekir.
İdarenin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için zararın; malum (gerçek ve kesin), doğrudan ve meşru olması şarttır. Kesinlik, zararın gerçekleşmiş olması veya gerçekleşeceğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belli olması anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunda tazmin edilebilir zarar kavramının unsurlarını belirleme
Zararın hukuken korunması gereken meşru bir menfaate yönelik olması gerektiği tespit edilir.
Hukuka aykırı menfaatler (örneğin ruhsatsız bir yapının yıkılması) tazminat konusu olamaz.
2
Zararın 'kesinlik' ve 'doğrudanlık' niteliklerini değerlendirme
Zararın varsayımsal olmaması (kesinlik) ve idarenin faaliyeti ile zarar arasında illiyet bağı bulunması (doğrudanlık) gerektiği belirlenir.
Gerçekleşmemiş veya idari faaliyetle ilgisi olmayan dolaylı zararlar idareye yüklenemez.

Key Concept

Tazmin Edilebilir Zararın Nitelikleri
Estimated Time:45s
Question 54Question

İdare hukukunda kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan 'Sosyal Risk İlkesi'nin, Danıştay içtihatlarıyla şekillenen uygulama alanı ve 'illiyet bağı' kavramına getirdiği istisnai yaklaşım dikkate alındığında, bu ilkenin hukuki karakteriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zarar ile idari eylem arasındaki klasik illiyet bağının aranmaması esasına dayanarak, idari bir faaliyetle doğrudan ilgisi kurulamayan ancak toplumsal nitelik taşıyan olaylardan doğan zararların kolektif bir şekilde karşılanmasını ifade eder.

Answer

Sosyal risk ilkesi, idarenin doğrudan bir eylemi olmasa dahi toplumsal olaylardan doğan zararları, illiyet bağını gevşeterek toplumsal dayanışma esasına göre tazmin eder.
Sosyal risk ilkesi, idarenin herhangi bir işlemi veya eylemi olmasa bile, toplumun bir parçası olmaktan kaynaklanan ve terör, anarşi gibi toplumsal olaylar sonucunda ortaya çıkan zararların tazmin edilmesini sağlar. Bu ilkenin en belirgin özelliği, idare ile zarar arasındaki klasik illiyet bağının aranmaması (gevşetilmesi) ve zararın toplumsal dayanışma esası uyarınca kolektif olarak karşılanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını analiz etmek
Zararın idarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinden değil, terör veya toplumsal kargaşa gibi olaylardan kaynaklandığı tespit edilir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyeti dışındaki kolektif olayları kapsar.
2
İlliyet bağı kriterini değerlendirmek
İdare ile zarar arasında klasik, doğrudan bir nedensellik bağı aranmadığı (illiyet bağının gevşediği) görülür.
Bu ilke, nedensellik bağı kurulamayan durumlarda idarenin sorumlu tutulmasını sağlayan bir istisnadır.
3
Tazminatın dayanağını belirlemek
Zararın tazmini 'toplumsal dayanışma' (hasarın topluma yayılması) ilkesine dayandırılır.
Kusursuz sorumluluğun bu türünde temel amaç, bireyin üzerinde kalan ağır toplumsal yükün kolektif olarak paylaşılmasıdır.

Key Concept

İlliyet Bağının Gevşemesi ve Toplumsal Dayanışma
Estimated Time:2m 0s
Question 55Question

İdarenin yürüttüğü bir yol genişletme çalışması sırasında kullanılan ağır iş makinelerinin yarattığı titreşimler sonucunda, yol kenarında bulunan bir taşınmazın duvarlarında 1010 Mart 20252025 tarihinde derin çatlaklar oluşmuştur. Taşınmaz maliki, söz konusu zararı ve bu zararın idari eylemden kaynaklandığını 1515 Mart 20252025 tarihinde tespit etmiştir.

25772577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca, taşınmaz malikinin bu zararın tazmini talebiyle tam yargı davası açmadan önce ilgili idareye yapacağı başvuruya ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Zararı öğrendiği 15 Mart 2025 tarihinden itibaren 1 yıl içinde idareye başvurmalıdır.

Answer

Taşınmaz maliki, zararı öğrendiği 15 Mart 2025 tarihinden itibaren 1 yıl içinde idareye başvurmalıdır.
İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, tam yargı davası açmadan önce bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri 25772577 sayılı İYUK'un 1313. maddesi gereğince zorunludur. Olayda malik zararı 1515 Mart 20252025 tarihinde öğrendiği için, bu tarihten itibaren 11 yıl içinde başvurmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını tespit etme
Zarar, idarenin yol çalışması (idari eylem) sonucu oluşmuştur.
İdari eylemlerden doğan zararlarda İYUK m. 13 hükümleri uygulanır.
2
Zamanaşımı sürelerini uygulama
Öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl, eylem tarihinden itibaren 5 yıl.
Kanun, hak arama hürriyetini bu sürelerle sınırlandırmıştır.
3
Başvuru zorunluluğunu kontrol etme
Tam yargı davası açmadan önce idareye başvuru yapılması zorunludur.
Dava ön şartı (idari merci tecavüzü oluşmaması için) yerine getirilmelidir.

Key Concept

İdari eylemlerde zorunlu idari başvuru ve süreleri

Practice More

İdarenin 30 günlük süre içinde cevap vermemesi durumunda, davanın hangi tarihten itibaren açılması gerektiğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 56Question

Bir kamu üniversitesine ait öğrenci yurdunda, ilgili yönetmelik gereği acil durumlarda her an kullanıma hazır olması gereken yangın tahliye kapılarının idare personeli tarafından "güvenlik ve denetim" gerekçesiyle kilitli tutulması sonucu, çıkan yangın sırasında öğrencilerin binadan tahliyesi gecikmiş ve bir öğrenci dumandan etkilenerek ağır yaralanmıştır.

Bu olayda idarenin tazminat sorumluluğuna yol açan hizmet kusuru türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin kötü işlemesi

Answer

Hizmetin kötü işlemesi
İdarenin sunmakla görevli olduğu bir kamu hizmetini mevzuata, hukuka, bilimsel verilere veya hizmetin gerektirdiği nesnel standartlara aykırı şekilde yürütmesi 'hizmetin kötü işlemesi'dir. Olayda yangın tahliye kapılarının yönetmeliğe aykırı olarak kilitli tutulması, güvenlik hizmetinin standartlara aykırı ve sakat şekilde yürütüldüğünü gösterir.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin hukuki yükümlülüğünü ve fiilini analiz etme
İdare yangın güvenliği hizmetini sunmakla yükümlüdür ancak tahliye kapılarını kilitleyerek yönetmeliğe aykırı bir fiil gerçekleştirmiştir.
Sorumluluğun kaynağını bulmak için önce idarenin eyleminin hukuka uygunluğu denetlenmelidir.
2
Eylemin hizmet kusuru kategorileri içindeki yerini tespit etme
Hizmet (yangın güvenliği) kurulmuş ve sunulmaktadır ancak sunuluş biçimi hatalı ve sakattır.
Hizmetin nesnel gerekliliklere ve hukuka aykırı şekilde yürütülmesi 'kötü işleme' kapsamında değerlendirilir.

Key Concept

Hizmet Kusurunun Türleri
Estimated Time:55s
Question 57Question

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yürüttüğü ve hukuka tamamen uygun olan bir faaliyeti sonucunda; toplumun genelinin bu faaliyetten yararlanmasına karşılık, bir kişinin diğerlerine oranla katlanılamayacak derecede ağır, özel ve olağanüstü bir zarara uğraması durumunda idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilmesini öngören ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi

Answer

İdarenin hukuka uygun işlemlerinden doğan özel ve olağanüstü zararların tazminini öngören ilke Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi'dir.
Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi (Fedakarlığın Denkleştirilmesi), idarenin tamamen hukuka uygun olan bir işlemiyle, kamu yararı adına bir bireye toplumun geri kalanından farklı olarak özel ve ağır bir külfet yüklemesi durumunda, bu eşitsizliğin tazminatla giderilmesini öngörür. Soruda vurgulanan 'hukuka uygun işlem' ve 'özel/olağanüstü zarar' ifadeleri doğrudan bu ilkeye işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
İdari faaliyetin niteliğini belirle.
Faaliyet hukuka tamamen uygundur (kusur yoktur).
Sorumluluğun türünü (kusurlu/kusursuz) belirlemek için gereklidir.
2
Oluşan zararın kapsamını analiz et.
Zarar, toplumun geneline yayılmayan, belirli bir kişi üzerinde yoğunlaşan 'özel ve olağanüstü' bir zarardır.
Zararın tazmin edilebilir olup olmadığını anlamak için gereklidir.
3
Tespit edilen kriterleri hukuk ilkeleriyle eşleştir.
Hukuka uygun işlem + özel/olağanüstü zarar = Fedakarlığın denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik).
Doğru hukuki dayanağa ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi

Practice More

İdarenin hukuka uygun yol yapım çalışması nedeniyle bir dükkanın girişinin 1 yıl boyunca kapanması ve dükkan sahibinin iflas etmesi örneğini bu ilke çerçevesinde inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 58Question

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları uyarınca, idarenin mali sorumluluğunun asli dayanağını oluşturan 'hizmet kusuru' kavramı ve kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinde ortaya çıkan, anonim ve nesnel bir kusurdur.

Answer

Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerinde ortaya çıkan, anonim ve nesnel bir kusurdur.
Doğru cevap, hizmet kusurunun modern idare hukukundaki tanımını eksiksiz yansıtmaktadır. Hizmet kusuru, idarenin sunduğu hizmetin organizasyonundaki bir bozukluğu ifade eder. Bu bozukluk; idarenin yapması gerekeni yapmaması (hiç işlememe), zamanında yapmaması (geç işleme) veya gereği gibi yapmaması (kötü işleme) şeklinde tezahür eder. Bu kusur türü, şahıslardan bağımsız olarak idari mekanizmanın kendisine atfedilen nesnel bir kusurdur.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusuru kavramının niteliğini belirleyin.
Hizmet kusuru sübjektif değil, nesnel (objektif) ve anonim bir kusurdur.
İdarenin sorumluluğu için belirli bir memurun kusurlu bulunması şart değildir; hizmetin kötü işlemesi yeterlidir.
2
Hizmet kusurunun klasik üç kriterini hatırlayın.
Hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü (eksik) işlemesi.
Danıştay içtihatları hizmet kusurunu bu üç ana başlık altında sınıflandırmaktadır.
3
Seçenekleri bu kriterlere ve nesnellik ilkesine göre değerlendirin.
Doğru tanımı içeren ifadenin hizmetin üç kriterini ve nesnel niteliğini vurgulayan seçenek olduğu görülür.
Diğer seçenekler kişisel kusurla karıştırma veya kapsamı daraltma gibi hukuki hatalar içermektedir.

Key Concept

Hizmet Kusurunun Nesnelliği ve Üç Temel Kriteri

Practice More

Hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki farkları ve rücu mekanizmasını inceleyen soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 59Question

Bir devlet üniversitesinden mezun olan öğrenciye verilen diploma belgesinde, idarenin dikkatsizliği sonucu mezun olunan bölüm isminin yanlış yazılması ve bu maddi hata nedeniyle öğrencinin bir iş başvurusunda yeterlilik şartını sağlayamadığı gerekçesiyle elenerek zarara uğraması durumunda, idarenin sorumluluğu hizmet kusurunun hangi türü kapsamında değerlendirilir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin kötü işlemesi

Answer

Hizmetin kötü işlemesi
İdarenin sunduğu bir kamu hizmetini (örneğin belge düzenleme), nesnel özen borcuna, hukuka veya teknik kurallara aykırı olarak yürütmesi 'hizmetin kötü işlemesi'dir. Olayda mezuniyet bölümünün yanlış yazılması, hizmetin yerine getirildiğini ancak hatalı/sakat yerine getirildiğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki idari eylemi ve sonucunu tespit et.
Üniversite (idare) bir diploma düzenlemiş ancak üzerinde yanlış bilgi yer almıştır.
Sorumluluk türünü belirlemek için önce fiilin niteliği anlaşılmalıdır.
2
Hizmetin işleyiş biçimini analiz et.
Hizmet (diploma verme) sunulmuş ancak teknik/içerik yönünden hatalı sunulmuştur.
Hizmetin hiç yapılmaması veya geç yapılması durumlarından ayırt edilmesi gerekir.
3
Hizmet kusuru türünü hukuk kurallarıyla eşleştir.
Hizmetin gereği gibi, dikkatli ve hatasız yürütülmemesi 'kötü işleme'dir.
Hukuk terminolojisinde hatalı ve sakat yürütülen kamu hizmetleri bu başlık altında toplanır.

Key Concept

Hizmetin Kötü İşlemesi

Practice More

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan halleri (mücbir sebep, beklenmeyen hal vb.) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:45s
Question 60Question

İdare tarafından kamu yararı gözetilerek ve hukuka uygun şekilde yürütülen bir hizmetin, toplumun bütününe fayda sağlarken, belirli bir kişi veya grubun mülkiyet ya da çalışma hakları üzerinde diğer vatandaşlara kıyasla "özel ve olağanüstü" bir yük oluşturması durumunda; "fedakarlığın denkleştirilmesi" düşüncesiyle bu zararın tazmin edilmesini öngören kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Answer

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (fedakarlığın denkleştirilmesi), idarenin hukuka uygun eylemleri sonucunda, toplumun geneli bu eylemden yarar sağlarken sadece belirli kişi veya grupların katlanmak zorunda kaldığı 'özel ve olağanüstü' zararların tazminini öngörür. Burada idarenin hiçbir kusuru yoktur, ancak adalet gereği tek başına yük altına giren kişinin zararı topluma (idareye) paylaştırılır.

Step-by-Step Solution

1
Zararın kaynağını tespit et
Zarar, idarenin hukuka uygun (meşru) bir faaliyetinden kaynaklanmaktadır.
Kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin bir hatası olması gerekmez.
2
Zararın niteliğini analiz et
Zarar genel bir külfet değil; belirli bir kişi için 'özel' ve 'olağanüstü' niteliktedir.
Sorumluluğun doğması için külfetin toplumun genelinden ayrışması gerekir.
3
Hukuki dayanağı belirle
Anayasal eşitlik ve fedakarlığın denkleştirilmesi gereği bu zarar tazmin edilmelidir.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi tam olarak bu durumu karşılar.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi
Estimated Time:50s
PreviousPage 3 / 7Next
İdarenin Sorumluluğu Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 3 | Examkin