İdarenin Sorumluluğu

125 questions

Question 61Question

İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, bir zararın tam yargı davasına konu edilerek tazmin edilebilmesi için 'zarar' kavramının taşıması gereken nitelikler ve tazminatın hesaplanması ilkeleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tazminat miktarı belirlenirken, idari eylem sonucunda zarar görenin mal varlığında meydana gelen artışlar (yararlar) hesaplanan zarardan mahsup edilir.

Answer

Tazminatın belirlenmesinde, idari eylem nedeniyle zarar görenin mal varlığında oluşan yararların (artışların) zarardan mahsup edilmesi gerekir.
İdari yargıda tazminat miktarının belirlenmesinde 'tam tazmin' ilkesi esastır. Bu ilkeye göre zarar görenin mal varlığında idari eylem öncesi ve sonrası arasında oluşan fark giderilir. Eğer idari eylem sonucunda zarar görenin mal varlığında bir azalmanın yanı sıra aynı eylem nedeniyle bir artış da (yarar) meydana gelmişse, bu artışın zarardan indirilmesi (mahsup edilmesi) gerekir. Bu, sebepsiz zenginleşme yasağının doğal bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin sorumluluğunda tazminat miktarının sınırını belirle.
Tam tazmin ilkesi uyarınca tazminat, zarardan fazla olamaz.
İdarenin sorumluluğu zarar görenin mal varlığını eski haline getirmeyi amaçlar, onu zenginleştirmeyi değil.
2
Mahsup (Compensatio lucri cum damno) ilkesini uygula.
İdari eylem sonucunda kişinin uğradığı zarar ile elde ettiği yarar karşılaştırılır ve yarar zarardan indirilir.
Sebepsiz zenginleşme yasağı gereği, aynı olaydan hem zarar görüp hem yarar sağlayan kişinin bu yararı tazminattan düşülmelidir.

Key Concept

Tam Tazmin ve Mahsup İlkesi

Practice More

Manevi tazminatın miktarı belirlenirken Danıştay'ın 'zenginleşme yasağı' ve 'tatmin aracı' niteliğine dair içtihatlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 62Question

İdarenin hukuki sorumluluğu uyarınca tazmin edilecek 'zarar' kavramının taşıması gereken nitelikler ile tazminatın belirlenmesine hâkim olan temel ilkeler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi hukuksal açıdan doğru bir tespittir?

Show answer & explanation

Answer: İdari yargıda tazminatın temel işlevi, meydana gelen mal varlığı veya manevi eksilmeyi gidermek olduğundan; idarenin hizmet kusurunun ağırlığı, verilen zararın miktarını aşacak şekilde bir 'cezalandırıcı tazminat' takdir edilmesine yasal imkân sağlamaz.

Answer

İdare hukukunda tazminatın amacı mal varlığındaki veya manevi varlıktaki eksilmeyi gidermek olduğundan, idarenin kusuru ağır olsa dahi cezalandırıcı nitelikte tazminat hükmedilemez.
Doğru ifadeye göre, idari yargıda hükmedilecek tazminat miktarı, kişinin uğradığı gerçek kaybı (maddi veya manevi) aşamaz. Türk hukuk sisteminde, özellikle idare hukukunda, Amerikan hukukundaki 'punitive damages' (cezalandırıcı tazminat) müessesesi bulunmamaktadır. Bu nedenle, hizmet kusurunun derecesi ne kadar yüksek olursa olsun, tazminat miktarı zararı giderme sınırları içinde kalmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Zararın niteliklerinin analizi
Tazmin edilecek zararın meşru, doğrudan, gerçek ve kesin olması gerektiği saptanır.
İdarenin tazminatla sorumlu tutulabilmesi için zararın varsayımsal olmaması gerekir.
2
Tazminatın amacının belirlenmesi
Tazminatın cezalandırıcı değil, telafi edici (kompansatuar) işlevi olduğu anlaşılır.
İdare hukuku, idareyi cezalandırmayı değil, mağdurun durumunu eski haline getirmeyi amaçlar.
3
Zenginleşme yasağının uygulanması
Maddi ve manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi teyit edilir.
Tazminat, mağduru zarar öncesi durumundan daha iyi bir konuma getirmemelidir.

Key Concept

İdare hukukunda tazminatın telafi edici niteliği ve cezalandırıcı tazminat yasağı
Estimated Time:3m 0s
Question 63Question

Bir büyükşehir belediyesi, yeni açılan bir yerleşim bölgesine toplu taşıma hizmeti sunacağını resmi olarak duyurmasına ve gerekli durakları inşa etmesine rağmen, ulaşım ihtiyacının başladığı tarihten itibaren bölgeye hiçbir otobüs seferi koymamış ve bu sebeple bölge halkı mağduriyet yaşamıştır. Bu durum, idarenin sorumluluğu açısından aşağıdaki hizmet kusuru türlerinden hangisine örnek teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin hiç işlememesi

Answer

Toplu taşıma seferlerinin hiç konulmaması durumu 'hizmetin hiç işlememesi' olarak nitelendirilir.
İdarenin yasal bir yükümlülük veya ilan edilen bir program dahilinde yerine getirmesi gereken bir kamu hizmetini hiç başlatmaması veya yapması gereken eylemi tamamen ihmal etmesi 'hizmetin hiç işlememesi' olarak tanımlanır. Senaryoda ulaşım seferlerinin hiç konulmaması bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin belirli bir hizmeti (toplu taşıma) sunma yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğü yerine getirip getirmediğini incelemek.
İdarenin hizmeti sunma ödevi olduğu ancak bu ödevi yerine getirmediği görülmektedir.
Hizmet kusurunun varlığını ve türünü belirlemek için önce ödevin varlığı kontrol edilmelidir.
2
Hizmetin belirtilen süre zarfında hangi düzeyde sunulduğunu tespit etmek.
Hizmetin hiç başlatılmadığı ve hiçbir faaliyetin gerçekleşmediği saptanmıştır.
Hizmetin hiç sunulmaması, geç sunulması veya eksik sunulması arasındaki ayrımı yapmak için gereklidir.
3
Tespit edilen bu eylemsizlik durumunu doktrindeki hizmet kusuru türleri ile eşleştirmek.
Faaliyetin yokluğu 'hizmetin hiç işlememesi' kavramı ile örtüşmektedir.
Hukuki nitelendirmeyi tamamlayarak doğru sorumluluk türüne ulaşmak için son adımdır.

Key Concept

İdarenin sunması gereken bir hizmeti hiç başlatmaması veya sunmaması 'hizmetin hiç işlememesi' kusurunu oluşturur.
Estimated Time:45s
Question 64Question

İdarenin hukuka aykırı bir eylemi sonucunda bir kişinin yakınını kaybetmesi nedeniyle duyduğu derin acı, elem ve kederin bir nebze olsun dindirilmesi amacıyla idari yargı yerlerince hükmedilen tazminat türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Manevi tazminat

Answer

İdarenin eylemi nedeniyle duyulan acı ve kederin telafisi için 'Manevi tazminat' ödenmesi gerekir.
İdare hukuku ilkelerine göre, idarenin bir eylem veya işlemi sebebiyle kişinin duyduğu elem ve ızdırabın giderilmesi amacıyla hükmedilen tazminat manevi tazminattır. Manevi tazminat, kişinin manevi değerlerinde meydana gelen azalmayı telafi etmeyi amaçlar.

Step-by-Step Solution

1
Zararın niteliğini belirlemek.
Zararın ekonomik bir eksilme değil, psikolojik bir acı (elem, keder) olduğu tespit edilir.
Tazminatın türü, ortaya çıkan zararın maddi veya manevi olma niteliğine göre değişir.
2
Zararın giderilme amacını saptamak.
Amacın zenginleşme değil, manevi varlıktaki sarsıntının telafisi olduğu belirlenir.
Manevi tazminat, kişinin duyduğu üzüntüyü hafifletme amacı taşır.

Key Concept

İdari sorumlulukta manevi zarar ve tazminat
Estimated Time:45s
Question 65Question

Bir kamu kurumuna ait sulama kanalının bakımsızlık nedeniyle çökmesi sonucu, komşu arazisi zarar gören bir çiftçi, bu idari eylemden kaynaklanan zararının tazmini için tam yargı davası açmayı planlamaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerin izlemesi gereken idari başvuru süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eylemi ve zararı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelidir.

Answer

İdari eylemden kaynaklanan zararın tazmini için, eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her hâlde 5 yıl içinde idareye başvurulması zorunludur.
Doğru cevap, 2577 sayılı İYUK'un 13. maddesinde açıkça düzenlenen başvuru sürelerini ifade etmektedir. İdari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini (tazminat) istemek zorundadırlar.

Step-by-Step Solution

1
İdari eylem ile idari işlem ayrımını yapın.
Olaydaki sulama kanalı çökmesi bir 'idari eylem'dir.
Tam yargı davalarında işlemlere karşı doğrudan dava açılabilirken, eylemlere karşı önce idareye başvurulması İYUK m. 13 gereği zorunludur.
2
İYUK 13. maddedeki başvuru sürelerini belirleyin.
Öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve eylem tarihinden itibaren 5 yıl.
Kanun koyucu, idari eylemlerden doğan sorumluluklar için bu özel zamanaşımı sürelerini öngörmüştür.
3
Başvuru sonrası dava açma sürecini kontrol edin.
İdare 30 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır ve 60 günlük dava açma süresi başlar.
Ön karar sürecinin tamamlanması için idarenin sessiz kalması veya reddetmesi gerekir.

Key Concept

İdari eylemlerde zorunlu idari başvuru ve hak düşürücü süreler (İYUK m. 13)

Practice More

İdari işlemler ile idari eylemler arasındaki farkı ve bu farkın tam yargı davası açma usulüne etkisini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 66Question

İdare hukuku doktrini ve Danıştay içtihatlarında kabul edilen 'nesnel kusur' anlayışı çerçevesinde; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi kriterlerinin uygulanmasına dair aşağıdaki ifadelerden hangisi, idarenin mali sorumluluğunun mahiyetini en doğru şekilde açıklar?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru, kamu görevlisinin sübjektif psikolojik durumundan bağımsız, hizmetin organizasyonundaki bir aksaklığı ifade eden anonim bir kusurdur; bu kapsamda idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü için somut bir personelin hatasının ispatlanması zorunlu olmayıp hizmetin objektif gereklere uygun yürütülmemesi yeterlidir.

Answer

Hizmet kusuru, kamu görevlisinin şahsi kusurundan bağımsız olarak, hizmetin işleyişindeki organizasyonel yetersizliği ifade eden nesnel ve anonim bir kusurdur.
Hizmet kusuru, idare hukukunun özgün bir kavramı olarak 'organizasyon kusuru' niteliğindedir. Bu kavram, kamu görevlisinin psikolojik veya sübjektif hatalarından ziyade, kamu hizmetinin beklenen objektif standartlarda yürütülmemesine odaklanır. Danıştay içtihatlarına göre, hizmetin anonim niteliği gereği, zarara yol açan fiilin hangi görevli tarafından işlendiğinin tespit edilememesi idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu durum, hizmetin kötü, geç veya hiç işlemesi şeklinde tezahür eden nesnel bir bozukluktur.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusurunun niteliğini tanımlama
Hizmet kusurunun şahsa değil, hizmetin kendisine (idareye) bağlı olduğu saptanır.
İdare hukukunda kusur, özel hukuktan farklı olarak nesnelleşmiş ve anonimleşmiş bir yapıdadır.
2
Hizmet kusuru kriterlerini değerlendirme
Hiç işlememe, geç işleme veya kötü işleme hallerinin her birinin idarenin bir eksiği olduğu anlaşılır.
Bu kriterler, idarenin yerine getirmesi gereken asgari kamu hizmeti standardını belirler.
3
Kişisel kusur ile ayrımını yapma
Hizmet kusurunun tespiti için kamu görevlisinin kasten veya ihmalle hareket ettiğini kanıtlama zorunluluğunun olmadığı görülür.
Hizmet kusuru 'anonim' bir kusurdur; zararın hizmetin işleyişindeki bir bozukluktan kaynaklanması yeterlidir.

Key Concept

Hizmet Kusurunun Nesnelliği ve Anonimliği

Practice More

Hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki farkın rücu mekanizması üzerindeki etkilerini inceleyen tam yargı davası örneklerine göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 67Question

Bir kamu görevlisinin görevini ifa ettiği sırada, hizmet kusuru boyutunu aşan ve şahsi husumet, kin veya ağır ihmal gibi nedenlerle 'kişisel kusur' olarak nitelendirilen bir eylemi sonucunda bir vatandaşın maddi zarara uğraması durumunda, işletilecek hukuki süreç ve rücu mekanizmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anayasa'daki düzenleme gereği tazminat davası doğrudan idareye karşı açılır; idare ise ödediği tazminatı, kişisel kusuru bulunan ilgili memura rücu etmekle yükümlüdür.

Answer

Anayasa'daki düzenleme gereği tazminat davasının doğrudan idareye karşı açılması ve idarenin kişisel kusuru bulunan memura rücu etmesinin zorunlu olması
Anayasa'nın 129/5129/5 maddesi ve 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 1313. maddesi uyarınca; kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken kişilere verdikleri zararlar nedeniyle açılacak tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. İdare, mahkeme kararıyla ödediği bu tazminatı, olayda kastı veya ağır ihmali (kişisel kusuru) bulunan kamu görevlisine rücu etmek zorundadır. Bu rücu mekanizması idarenin takdirinde olmayıp, kamu kaynağının korunması ilkesi gereği bir yükümlülüktür.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa Madde 129/5 kontrolü
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceği kuralı tespit edilir.
Vatandaşın doğrudan kamu görevlisiyle muhatap olmasını engellemek ve idarenin ödeme gücüyle zararı güvence altına almak.
2
Rücu şartının değerlendirilmesi
İdarenin ödediği tazminatı, kusuru bulunan görevliye rücu etmesi gerektiği sonucuna varılır.
Kamu görevlisinin kişisel kusuru nedeniyle hazinenin uğradığı zararın telafi edilmesi hukuki bir zorunluluktur.

Key Concept

İdarenin Sorumluluğu ve Rücu Mekanizması

Practice More

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinde (risk ilkesi gibi) rücu mekanizmasının işletilip işletilemeyeceğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 68Question

İdare hukukunda; idarenin yürüttüğü belirli bir kamu hizmeti ya da faaliyeti ile meydana gelen zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulamamasına rağmen, toplumsal dayanışma esasına dayalı olarak terör eylemleri veya toplumsal olaylar neticesinde oluşan zararların idarece tazmin edilmesini öngören kusursuz sorumluluk hali aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal risk ilkesi

Answer

Sosyal risk ilkesi
Sosyal risk ilkesi; idarenin doğrudan bir kusuru veya faaliyeti olmasa dahi, terör ve toplumsal olaylar gibi kamu düzenini bozan durumlarda, zararın tüm topluma (idareye) yayılması gerektiğini savunan kusursuz sorumluluk dayanağıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sorumluluğun kaynağını analiz etme
Zararın terör eylemleri veya toplumsal olaylardan kaynaklandığı tespit edilir.
Sosyal risk ilkesi sadece bu tür toplumsal nitelikli olaylarda uygulanır.
2
İlliyet bağı kontrolü yapma
İdarenin doğrudan bir eylemi ile zarar arasında bağ aranmadığı (illiyet bağının gevşediği) görülür.
Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyeti dışındaki olaylarda toplumsal dayanışma gereği sorumluluk öngörür.
3
Uygun ilkeyi belirleme
Kusursuz sorumluluk hallerinden sosyal risk ilkesine ulaşılır.
Toplumsal zararların kolektif olarak paylaşılması bu ilkenin temelidir.

Key Concept

Sosyal risk ilkesi, idarenin faaliyetiyle doğrudan bağı olmayan toplumsal olaylardan doğan zararların, kusursuz sorumluluk ve toplumsal dayanışma esaslarına göre tazmin edilmesidir.
Estimated Time:50s
Question 69Question

İdare hukuku ilkeleri ve Danıştay içtihatları çerçevesinde, idarenin mali sorumluluğunun genel dayanağını teşkil eden "hizmet kusuru" kavramı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerini kapsayan nesnel ve anonim bir kusurdur.

Answer

Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hallerini kapsayan nesnel ve anonim bir kusurdur.
Doğru ifade, hizmet kusurunun idare hukukundaki yerleşik tanımını yansıtmaktadır. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin organizasyonundaki veya işleyişindeki bir eksikliği ifade eder ve hizmetin hiç işlememesi (örneğin yangına müdahale edilmemesi), geç işlemesi (itfaiyenin saatler sonra gelmesi) veya kötü işlemesi (yanlış kimyasal kullanılması) şeklinde üç farklı biçimde ortaya çıkabilir. Bu kusur türü, kamu görevlisinden bağımsız, nesnel ve anonim bir nitelik taşır.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusurunun niteliğini analiz edin.
Hizmet kusuru, kamu görevlisinden bağımsız, anonim ve nesnel bir idari aksaklıktır.
İdarenin sorumluluğu için belirli bir görevlinin hatasını ispatlamak gerekmez; hizmetin kötü işlemiş olması yeterlidir.
2
Kabul edilen temel kriterleri kontrol edin.
Doktrin ve yargı kararlarında hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi (kötü) işlememesi olarak üç başlıkta incelenir.
Bu üç kriter, idarenin hizmet sunumundaki her türlü sakatlığı kapsayan genel bir çerçeve sunar.

Key Concept

Hizmet kusurunun nesnel ve anonim niteliği ile üç temel kriteri (hiç, geç, kötü işleme).

Practice More

Hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki ayrımı belirleyen 'hizmetten ayrılabilirlik' kriterini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 70Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan haller doktrinde ve yargı kararlarında titizlikle ayrıştırılmaktadır. Özellikle 'mücbir sebep' ve 'beklenmeyen hal' (kazasü) kavramları, idarenin kusursuz sorumluluğu üzerindeki etkileri bakımından farklı hukuki sonuçlara bağlanmıştır.

Buna göre, idari bir faaliyet yürütülürken meydana gelen ve zarara yol açan bir olayın 'mücbir sebep' yerine 'beklenmeyen hal' olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi ve bu nitelemenin idarenin 'risk ilkesine' dayalı sorumluluğu üzerindeki etkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Olayın idarenin faaliyet alanına dâhil (içsel) bir sebep olması ve risk ilkesi uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğunu sonlandırmaması

Answer

Olayın idarenin faaliyet alanına dâhil (içsel) bir sebep olması ve risk ilkesi uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğunu sonlandırmaması
Doğru seçenek, beklenmeyen halin idarenin faaliyetinin içinden kaynaklanan (içsel) bir durum olduğunu ve bu özelliğinden dolayı idarenin yürüttüğü tehlikeli faaliyetlerden doğan 'risk ilkesine' dayalı sorumluluğu sonlandırmadığını isabetli bir şekilde ifade etmektedir. Mücbir sebep ancak dışsallık şartıyla illiyet bağını kesebilir; beklenmeyen hal ise hizmetin bünyesinde kaldığı için risk sorumluluğu baki kalır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kaynağını (dışsallık/içsellik) belirle
Mücbir sebep dışsal iken, beklenmeyen hal idarenin faaliyeti içinde (içsel) gerçekleşir.
Beklenmeyen hal (kazasü), idarenin yürüttüğü hizmetin veya kullandığı araçların bünyesinden kaynaklanan öngörülemez bir olaydır.
2
Olayın illiyet bağı (nedensellik) üzerindeki etkisini değerlendir
Beklenmeyen hal, mücbir sebep gibi illiyet bağını tamamen koparmaz.
İçsel bir olay olması sebebiyle idarenin yürüttüğü riskli faaliyet ile zarar arasındaki bağ devam eder.
3
İdarenin kusursuz sorumluluk (risk ilkesi) rejimindeki sonucunu saptan
Beklenmeyen hal durumunda idarenin risk ilkesine dayalı sorumluluğu devam eder.
Risk ilkesinde idare, tehlikeli bir faaliyet yürütmenin sonucunda doğan içsel riskleri üstlenmiş sayılır.

Key Concept

İdare hukukunda mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki temel fark 'dışsallık' (externality) unsurudur. Mücbir sebep dışsal bir olay olarak illiyet bağını tamamen keserken; beklenmeyen hal içsel bir olaydır ve risk ilkesine dayalı kusursuz sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Practice More

İdarenin sorumluluğunu etkileyen hallerden 'zarar görenin kusuru' ve 'üçüncü kişinin kusuru'nun illiyet bağı üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 71Question

Bir bölgede kontrol edilemeyen yaygın toplumsal olaylar ve terör nitelikli eylemler sırasında, kolluk kuvvetlerinin gerekli müdahaleyi yapmasına rağmen önleyemediği olaylar sonucunda, olaylarla doğrudan bir ilgisi bulunmayan bir vatandaşın mülkiyetindeki iş yerinin tamamen tahrip edildiği saptanmıştır. İdarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı ancak zararın 'sosyal risk ilkesi' uyarınca tazmin edilmesine karar verilen bu hukuksal süreçte; söz konusu ilkeyi, idarenin diğer kusursuz sorumluluk halleri olan 'Tehlike (Risk) İlkesi' ve 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi'nden ayıran temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zarar ile idari faaliyet arasındaki klasik nedensellik (illiyet) bağının gevşemiş olması ve zararın 'toplumsal bünyenin parçası olma' esasına dayandırılması

Answer

Sosyal risk ilkesini diğer kusursuz sorumluluk hallerinden ayıran temel fark, zarar ile idari faaliyet arasındaki klasik nedensellik (illiyet) bağının gevşemiş olması ve zararın toplumun bir ferdi olmaktan kaynaklanan kolektif bir risk olarak kabul edilmesidir.
Sosyal risk ilkesi, idarenin kendi faaliyetiyle doğrudan bağlantısı kurulamayan ancak toplumsal bir patlamanın sonucu olarak ortaya çıkan zararların, 'toplumsal dayanışma' ilkesi gereği kolektif olarak paylaştırılmasını öngörür. Diğer kusursuz sorumluluk hallerinde (Tehlike ve Eşitlik) zarar ile idari işlem/eylem arasında doğrudan bir nedensellik bağı aranırken, sosyal risk ilkesinde bu bağ gevşemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın niteliğinin analiz edilmesi
Zararın toplumsal olaylar ve terör eylemleri sonucunda, idarenin doğrudan bir müdahalesi olmaksızın gerçekleştiği belirlenir.
Sosyal risk ilkesinin uygulama alanını (toplumsal olaylar/anarşi) tespit etmek için gereklidir.
2
Kusursuz sorumluluk türlerinin karşılaştırılması
Tehlike (Risk) ilkesi için tehlikeli araç, Eşitlik ilkesi için hukuka uygun işlem aranırken; Sosyal Risk ilkesinde bu şartların aranmadığı görülür.
İlkenin ayırt edici hukuki karakterini belirlemek için gereklidir.
3
İlliyet bağı kavramının Sosyal Risk özelinde incelenmesi
Klasik illiyet bağının yerini 'kolektif sorumluluk' ve 'toplumsal dayanışma' esaslarının aldığı saptanır.
Danıştay içtihatlarına göre bu ilkenin en belirgin farkı illiyet bağındaki gevşemedir.

Key Concept

Sosyal Risk İlkesinde İlliyet Bağının Gevşemesi

Practice More

İdarenin sorumluluğunu kaldıran hallerden biri olan 'mücbir sebep' ile Sosyal Risk ilkesinin terör olaylarındaki kesişim noktasını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 72Question

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı bir vatandaşın zarara uğraması durumunda, 1982 Anayasası'nda öngörülen dava açma usulü ve rücu mekanizması hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tazminat davası ancak idare aleyhine açılabilir ve idarenin ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu etmesi anayasal bir zorunluluktur.

Answer

Tazminat davasının ancak idare aleyhine açılabileceği ve ödenen tutarın görevliye rücu edilmesinin zorunlu olduğu seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasındaki düzenlemeyi tam olarak yansıtmaktadır. Bu düzenlemeye göre, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan zararlar idare tarafından karşılanır ve idare, kusurlu görevliye kanun uyarınca rücu eder. Buradaki rücu işlemi idarenin keyfiyetine bırakılmamış, zorunlu kılınmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dava muhatabının belirlenmesi
İdare
1982 Anayasası'nın 129/5. maddesi uyarınca memurların yetki kullanımından doğan zararlarda dava idareye karşı açılır.
2
Rücu yükümlülüğünün kontrol edilmesi
Zorunlu rücu
Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu, idarenin ödediği tazminat için kusurlu memura rücu etmesini emreder.

Key Concept

İdarenin Sorumluluğunda Doğrudan Dava ve Rücu Zorunluluğu
Estimated Time:45s
Question 73Question

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yürüttüğü ve hukuka tamamen uygun olan bir faaliyeti sonucunda; toplumun genelinin bu faaliyetten yarar sağlamasına rağmen, bir kişinin veya grubun diğer fertlere oranla "özel ve olağanüstü" bir zarara uğraması durumunda, bu zararın kusursuz sorumluluk esaslarına göre tazmin edilmesini öngören ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Answer

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (fedakarlığın denkleştirilmesi), idarenin hukuka uygun faaliyetlerinden doğan özel zararların tazminini öngörür.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin kamu yararı için yürüttüğü hukuka uygun faaliyetlerin, toplumun bir kesimi üzerinde yarattığı ağır ve özel zararların (fedakarlıkların) tüm topluma paylaştırılması (denkleştirilmesi) esasına dayanır. Bu, kusursuz sorumluluğun bir türüdür.

Step-by-Step Solution

1
İdarenin faaliyetinin niteliğini belirle.
İdarenin faaliyeti hukuka tamamen uygundur.
Sorumluluk hukukunda kusurlu sorumluluk (hizmet kusuru) ile kusursuz sorumluluk ayrımı yapmak için ilk adım faaliyetin hukuka uygun olup olmadığını saptamaktır.
2
Zararın niteliğini analiz et.
Zarar 'özel ve olağanüstü' niteliktedir.
İdarenin her hukuka uygun eylemi tazminat gerektirmez; ancak bu eylem toplumun bir kesimine orantısız bir yük (külfet) yüklüyorsa eşitlik ilkesi gereği tazminat doğar.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

Practice More

Bu ilkenin, Danıştay kararlarında sıklıkla 'imar planı değişiklikleri' veya 'yol yapımı nedeniyle işyerinin kapanması' gibi hukuka uygun ancak özel zarar doğuran durumlarda uygulandığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 74Question

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yürüttüğü, mevzuata ve hukuka tamamen uygun bir faaliyeti sonucunda; toplumun bütününe sağlanan fayda karşısında, belirli bir kişi veya grubun diğer vatandaşlara oranla katlanılamayacak düzeyde "özel ve olağanüstü" bir zarara uğraması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir. "Fedakarlığın denkleştirilmesi" olarak da ifade edilen bu kusursuz sorumluluk dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Answer

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin veya yaptığı hukuka uygun bir işlemin, toplumun genelinden farklı olarak bir kişiye özel, ağır ve olağanüstü bir zarar vermesi durumunda uygulanır. Bu ilkeye göre, kamu yararı için katlanılan bu özel külfet, fedakarlığın denkleştirilmesi amacıyla tüm toplum adına idare tarafından tazmin edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Zarara yol açan idari faaliyetin niteliğini belirleme
Faaliyetin mevzuata ve hukuka tamamen uygun olduğu tespit edilmiştir.
Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki ayrımı yapabilmek için işlemin hukuka uygunluğu kritiktir.
2
Zararın niteliğini ve dağılımını analiz etme
Zararın toplumun geneline yayılmadığı, belirli bir kişi üzerinde "özel ve olağanüstü" bir yük oluşturduğu görülmüştür.
Eşitlik ilkesinin uygulanabilmesi için külfetin genele değil, özele yönelik ve ağır olması şarttır.
3
Hukuki dayanağı eşleştirme
Hukuka uygun işlemden doğan özel zararın tazmini "fedakarlığın denkleştirilmesi" kavramıyla Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi'ne götürür.
Toplumun yararlandığı bir faaliyetin faturasının tek bir kişiye yüklenmemesi adalet ve eşitlik gereğidir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)
Estimated Time:1m 15s
Question 75Question

Bir il emniyet müdürlüğü binasının çevresindeki güvenliği artırmak amacıyla, imar planına uygun şekilde binanın önünden geçen ana yolun kalıcı olarak araç ve yaya trafiğine kapatılmasına karar verilmiştir. Bu uygulama, bölgedeki tüm mülk sahiplerini etkilemekle birlikte, tek geçim kaynağı bu yol üzerindeki dükkânı olan bir vatandaşın ticari faaliyetlerini sürdürmesini imkânsız hale getirmiş ve dükkânın değerini tamamen yitirmesine neden olmuştur. İdarenin bu faaliyetinin kamu yararına ve hukuka tamamen uygun olduğu kabul edildiğinde, söz konusu zararın tazmininde dayanılması gereken kusursuz sorumluluk ilkesi ve bu ilkenin uygulanması için gereken temel şart aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi – Zararın belirli bir kişi için özel ve olağanüstü bir nitelik taşıması

Answer

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi – Zararın belirli bir kişi için özel ve olağanüstü bir nitelik taşıması
İdarenin kamu yararı amacıyla tesis ettiği ve tamamen hukuka uygun olan işlemleri (yol kapatma, imar değişikliği vb.) sonucunda, toplumun genelinin faydalandığı bir durumdan dolayı sadece belirli bir kişi veya grubun 'özel ve olağanüstü' bir zarara uğraması halinde, bu zarar 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi' uyarınca tazmin edilir. Bu ilkeye 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' de denir.

Step-by-Step Solution

1
İdari faaliyetin hukuki niteliğini belirle.
İşlem kamu yararına ve hukuka (mevzuata) tamamen uygundur.
Hukuka uygun bir işlemden doğan zararların tazmini, idare hukukunda kural olarak 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) ilkesine dayanır.
2
Zararın niteliğini analiz et.
Zarar, toplumun geneli için değil, sadece yolu kullanan dükkân sahibi için 'özel' ve ticari hayatı bitirecek kadar 'olağanüstü' bir ağırlıktadır.
Bu ilkenin uygulanabilmesi için külfetin (zararın) kamu külfetinin sınırlarını aşarak bireyi topluma göre eşitsiz bir duruma düşürmesi gerekir.
3
Diğer kusursuz sorumluluk türlerini ele.
Tehlikeli araç (Risk) veya terör olayı (Sosyal Risk) bulunmamaktadır.
Zararın kaynağı idarenin riskli bir faaliyeti değil, hukuka uygun bir planlama/düzenleme işlemidir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi)

Practice More

İdarenin kusursuz sorumluluğunda 'Risk İlkesi' ve 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' ayrımını pekiştirmek için tehlikeli nesne kullanımı örneklerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 76Question

Kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında, idarenin bütünüyle mevzuata uygun ve kamu yararı eksenli tasarruflarının, toplumun genelinde bir fayda yaratırken bazı bireyler üzerinde katlanılması beklenemeyecek derecede ağır ve özelleşmiş bir mali yük oluşturması, 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' kavramını gündeme getirir.

Bu kavram ışığında, idarenin 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi'ne dayalı kusursuz sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki hukuki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İdarenin tazminat ödeme borcu için bir 'hizmet kusuru' bulunması şart olmayıp; tazminatın temel gerekçesi, kamu yararı adına bireylerin mülkiyet veya hak alanlarına yönelik, toplumun diğer kesimlerine göre dengesiz ve gayriadi nitelikteki müdahalelerin dengelenmesidir.

Answer

İdarenin tazminat ödeme borcu için bir hizmet kusuru bulunması şart değildir; tazminatın temel gerekçesi, kamu yararı adına bireylerin hak alanlarına yönelik, toplumun diğer kesimlerine göre dengesiz ve gayriadi nitelikteki müdahalelerin dengelenmesidir.
İdarenin 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi', idarenin kusuru olmasa dahi, hukuka uygun bir faaliyetinden dolayı belirli bir süjenin malvarlığında oluşan 'özel ve olağanüstü' zararları tazmin etmesi gerektiğini savunur. Buradaki temel amaç, kamu yararı için bir kişinin sırtına yüklenen ağır yükün, vergiler yoluyla toplumun tamamına yayılarak 'fedakarlığın denkleştirilmesi'dir. Seçeneklerde belirtilen 'özel ve gayriadi müdahale' ve 'kusursuz sorumluluk' vurgusu bu ilkenin çekirdeğini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
İdari faaliyetin niteliğini belirle.
Faaliyetin hukuka ve mevzuata tamamen uygun olduğu tespit edildi.
Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi, idarenin hukuka uygun eylemlerinden doğan sorumluluğunu kapsar.
2
Meydana gelen zararın karakterini analiz et.
Zararın sadece belirli bir kişi veya grup üzerinde yoğunlaştığı (özel) ve normal bir vatandaşın katlanması gereken sınırları aştığı (olağanüstü/gayriadi) görüldü.
Herkesi aynı ölçüde etkileyen genel külfetler için tazminat ödenmez; sadece fedakarlığın dengesinin bozulduğu durumlarda tazminat borcu doğar.
3
Sorumluluk rejimini eşleştir.
Kusursuz sorumluluk türlerinden olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi seçildi.
Hukuka uygun bir işlemden dolayı toplumun geneli fayda sağlarken tek bir kişinin zarar görmesi durumunda adalet gereği bu zararın topluma yayılması gerekir.
4
Sorumluluğu kaldıran halleri değerlendir.
Sorumluluk hallerinin (mücbir sebep vb.) bu ilkede de geçerli olduğu, ancak olay kurgusunda bulunmadığı teyit edildi.
Kusursuz sorumluluk, idarenin her durumda mutlak sorumlu olduğu anlamına gelmez; illiyet bağı kuralı hala geçerlidir.

Key Concept

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

Practice More

Sosyal risk ilkesi ile kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi arasındaki farkları (özellikle zararın kaynağı bakımından) inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 77Question

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerden biri olan mücbir sebep, olayın idarenin faaliyet alanı dışından gelmesini ifade eder. Buna göre, mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki ayrımda kullanılan ve olayın idareye "yabancı" olmasını belirten hukuki unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dışsallık

Answer

Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki ayrımda kullanılan temel unsur dışsallıktır.
İdare hukukunda mücbir sebep (vis maior) ve beklenmeyen hal (casus fortuitus) arasındaki temel fark 'dışsallık' unsurudur. Mücbir sebep, idarenin faaliyetinin tamamen dışında, yabancı ve dışsal bir olayken; beklenmeyen hal idarenin faaliyet alanı içinde gerçekleşen ancak öngörülemeyen olaylardır.

Step-by-Step Solution

1
Kavramları tanımlama
Mücbir sebep (deprem, sel vb.) dışsal; beklenmeyen hal (araç arızası vb.) içseldir.
İki kavramın kaynağını belirlemek gerekir.
2
Ayırt edici kriteri bulma
Dışsallık kriteri
Mücbir sebebi beklenmeyen halden ayıran yegane unsur olayın idarenin dışından gelmesidir.

Key Concept

Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal Ayrımı (Dışsallık Kriteri)

Practice More

Beklenmeyen halin kusursuz sorumluluk hallerinde (özellikle risk ilkesi) sorumluluğu tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 78Question

İdarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin organizasyonundaki veya işleyişindeki aksaklıklardan doğan "hizmet kusuru" kavramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi (kötü) işlememesi hallerini kapsayan anonim ve nesnel bir kusurdur.

Answer

Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarını kapsayan, kişilerden bağımsız (anonim) ve nesnel bir kusurdur.
Doğru ifade; hizmet kusurunun kamu hizmetinin kuruluşu ve işleyişindeki nesnel bir aksaklık olduğunu, bu aksaklığın ise hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü (gereği gibi olmayan) şekilde işlemesi biçimlerinde ortaya çıktığını belirtmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hizmet kusurunun tanımını ve kapsamını değerlendir.
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin sunumundaki eksikliklere dayanan genel bir sorumluluk nedenidir.
İdarenin sorumluluğu için hizmetin kusurlu işletilip işletilmediğinin tespiti gerekir.
2
Hizmet kusurunun üç temel görünüm şeklini (kriterlerini) hatırla.
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi kriterleri bulunur.
Bu kriterler, hizmetin beklenen standartta sunulmadığının nesnel göstergeleridir.
3
Hizmet kusurunun niteliğini (nesnel/öznel) belirle.
Hizmet kusuru anonim ve nesneldir; yani personelin kimliğinden veya niyetinden bağımsızdır.
Kişisel hatalar (kişisel kusur) ile hizmetten kaynaklanan hatalar (hizmet kusuru) arasındaki farkı belirlemek için bu ayrım şarttır.

Key Concept

Hizmet Kusuru Kriterleri ve Nesnellik

Hints

1
Hizmet kusurunun nesnel (objektif) bir kavram olduğunu ve belirli personelin niyetine bakılmadığını hatırlayın.

Practice More

Hizmet kusuru ile kişisel kusur arasındaki farkları ve Danıştay'ın bu konudaki kriterlerini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 79Question

1982 Anayasası'nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı bir zarar oluşması durumunda, bu zararın tazmini için açılacak dava kime karşı yöneltilmelidir?

Show answer & explanation

Answer: Dava ancak idare aleyhine açılabilir; idare ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu eder.

Answer

Davanın ancak idare aleyhine açılabileceği ve idarenin ödediği tazminat için kusurlu görevliye rücu edeceği ifadesi doğrudur.
1982 Anayasası m. 129/5 uyarınca, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Bu düzenleme 'husumetin idareye yöneltilmesi' zorunluluğunu getirmiştir. İdare, mahkeme kararıyla ödediği tazminatı, kusuru bulunan görevliye rücu etmekle yükümlüdür. Bu durum hem vatandaşın zararının devlet güvencesiyle karşılanmasını sağlar hem de memurun görevini baskı altında kalmadan yapmasına olanak tanır.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın ilgili maddesini analiz et.
1982 Anayasası m. 129/5 uyarınca, memurların yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan davaların idareye açılması zorunludur.
Vatandaşların kamu görevlilerinin kişisel mali gücüyle sınırlı kalmaması ve kamu hizmetinin güvence altına alınması hedeflenir.
2
Rücu mekanizmasının niteliğini belirle.
İdare, mahkeme kararıyla ödediği tazminatı, kusuru bulunan memura yansıtmak zorundadır.
Kamu kaynağının haksız yere eksilmesini önlemek ve kusurlu memurun sorumluluğunu gerçekleştirmek (rücu) hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Key Concept

Anayasal Sorumluluk ve Rücu Zorunluluğu

Practice More

İdarenin rücu davasını hangi yargı kolunda (adli mi idari mi) açması gerektiğini araştırınız.
Estimated Time:45s
Question 80Question

İdarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, bir tam yargı davasında tazminine hükmedilecek 'zarar' kavramının nitelikleri ve tazminatın belirlenmesine hâkim olan ilkelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tazmin edilecek zararın gerçek, kesin ve doğrudan olması gerekir; ancak gerçekleşeceği mutlak olan kâr mahrumiyeti de 'kesinlik' şartını sağladığı ölçüde tazmin edilebilir.

Answer

İdari yargıda tazmin edilecek zarar gerçek, kesin ve doğrudan olmalıdır; ancak kesinleşmiş kâr mahrumiyeti de bu kapsamda tazmin edilebilir.
İdarenin hukuki sorumluluğunda zararın tazmin edilebilmesi için; zararın meşru bir menfaate yönelik olması, gerçek ve kesin olması, ayrıca idari eylem ile zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunması zorunludur. Kesinlik ilkesi, gerçekleşeceği mutlak olan kâr mahrumiyetlerini (yoksun kalınan kâr) de kapsar ve bu tür zararlar varsayımsal kabul edilmez.

Step-by-Step Solution

1
Zararın niteliklerini analiz et.
Zarar gerçek (varsayımsal olmayan), kesin ve idari eylemden doğrudan kaynaklanmış olmalıdır.
İdarenin sorumlu tutulabilmesi için hukuken korunan meşru bir menfaatin doğrudan ihlali şarttır.
2
Kâr mahrumiyeti ve kesinlik ilişkisini değerlendir.
Gelecekteki kazançlar, eğer gerçekleşeceği bilimsel veya teknik olarak kesinse 'kesin zarar' sayılır.
Kesinlik şartı sadece geçmişte olmuş zararları değil, gerçekleşeceği mutlak olan gelecekteki zararları da kapsar.
3
Tazminatın sınırlarını kontrol et.
Tazminat, zararı aşmamalı (zenginleşme yasağı) ve zarar görenin kusuru varsa indirilmelidir.
İdare hukukunda tazminatın amacı mal varlığını olaydan önceki haline getirmektir, zenginleştirmek değildir.

Key Concept

Zararın Kesinliği ve Doğrudanlığı İlkeleri
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 4 / 7Next