Endokrin Cerrahi

281 questions

Question 21Question

46 yaşında kadın hasta; dirençli hipertansiyon ve hipokalemi (2.92.9 mEq/LmEq/L) nedeniyle değerlendiriliyor. Plazma aldosteron/renin oranı (ARRARR) yüksek saptanan ve intravenöz salin yükleme testi ile tanısı doğrulanan hastanın abdominal bilgisayarlı tomografisinde (BTBT) sağ adrenal bezde 1.51.5 cmcm çapında hipodens bir nodül izleniyor. Etiyolojiyi netleştirmek amacıyla uygulanan postural test sonucunda, hastanın 44 saat ayakta kalma sonrası plazma aldosteron düzeyinin bazal (sabah saatlerindeki) değere göre azaldığı saptanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aldosteron salgılayan adenom (ConnConn sendromu)

Answer

Aldosteron salgılayan adenom (Conn sendromu)
Vakada primer hiperaldosteronizm tanısı kesinleşmiştir. Postural testte (ayakta durma sonrası) aldosteron düzeyinin bazal değere göre azalması, salgının sirkadiyen bir ritim izlediğini ve renin-anjiyotensin sisteminden bağımsız (ACTH bağımlı) olduğunu gösterir. Bu durum klasik aldosteron salgılayan adenomların (ConnConn sendromu) temel özelliğidir. BT'de saptanan unilateral 1.51.5 cmcm nodül de bu tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Dirençli HT, hipokalemi ve yüksek ARR; primer hiperaldosteronizm (PHA) tanısını düşündürür.
Primer hiperaldosteronizmin en sık bulguları dirençli hipertansiyon ve hipokalemidir.
2
Postural test sonucunu yorumla
Ayakta durmakla aldosteronun düşmesi, ACTH bağımlı bir sirkadiyen ritmi işaret eder.
Aldosteronoma (adenom) vakalarının yaklaşık %80'inde aldosteron salgısı anjiyotensin II'ye yanıt vermez, ancak ACTH'nın sabah-öğle arasındaki fizyolojik düşüşünü takip eder.
3
BT bulgusuyla birleştir
Unilateral nodül ve postural testte düşüş, tek taraflı adenom tanısını kesinleştirir.
İdiyopatik hiperplazide aldosteron ayakta durmakla %33'ten fazla artarken, adenomda düşer veya değişmez.

Key Concept

Primer hiperaldosteronizmde adenom (Aldosteronoma) ve bilateral hiperplazi ayrımı için postural test kullanımı.

Practice More

Primer hiperaldosteronizm tanısında BT ile lezyon gösterilemeyen veya >40>40 yaş vakalarda lateralizasyon için altın standart yöntem olan 'Adrenal Venöz Örnekleme' (AVSAVS) endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 22Question

4545 yaşında kadın hasta, yapılan kemik mineral yoğunluğu ölçümünde osteoporoz saptanması üzerine tetkik ediliyor. Herhangi bir gastrointestinal şikayeti, bilinen sistemik hastalığı veya ilaç kullanım öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesi doğaldır. Laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum9.6 mg/dL9.6 \text{ mg/dL}8.510.28.5 - 10.2
Serum Fosfor2.8 mg/dL2.8 \text{ mg/dL}2.54.52.5 - 4.5
Albumin4.2 g/dL4.2 \text{ g/dL}3.55.03.5 - 5.0
Serum PTH115 pg/mL115 \text{ pg/mL}156515 - 65
25OH25-OH Vitamin D38 ng/mL38 \text{ ng/mL}>30> 30
Kreatinin0.8 mg/dL0.8 \text{ mg/dL}0.61.20.6 - 1.2
2424 Saatlik İdrar Kalsiyumu180 mg/gu¨n180 \text{ mg/gün}100250100 - 250

Bu verilere göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Normokalsemik primer hiperparatiroidi

Answer

Normokalsemik primer hiperparatiroidi
Normokalsemik primer hiperparatiroidi, hastanın serum kalsiyum düzeylerinin (total ve iyonize) sürekli olarak normal sınırlarda seyretmesine rağmen PTH düzeylerinin yüksek olması ve bu yüksekliği açıklayacak tüm sekonder nedenlerin (Vitamin D eksikliği, böbrek yetmezliği, malabsorbsiyon, hiperkalsiürik ilaçlar vb.) dışlanması ile konulan bir tanıdır. Bu vakada tüm sekonder nedenler dışlanmıştır ve osteoporoz gibi uç organ hasarı mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini analiz etme
Serum kalsiyumu 9.6 mg/dL9.6 \text{ mg/dL} (normal), ancak PTH 115 pg/mL115 \text{ pg/mL} (belirgin yüksek) olarak saptandı.
Primer hiperparatiroidi spektrumunu değerlendirmek için kalsiyum ve PTH ilişkisi esastır.
2
Sekonder hiperparatiroidi nedenlerini dışlama
25OH25-OH Vitamin D düzeyi >30 ng/mL> 30 \text{ ng/mL} ve eGFR normal (>60 mL/dak> 60 \text{ mL/dak}) olduğundan Vit D eksikliği ve kronik böbrek yetmezliği dışlanmıştır.
PTH yüksekliğinin kalsiyum düşüklüğüne yanıt olarak gelişen ikincil (sekonder) bir durum olup olmadığını anlamak gerekir.
3
Diğer sekonder nedenleri ve ilaç kullanımını sorgulama
Hastanın ilaç kullanımı (tiyazid, lityum) ve gastrointestinal (malabsorbsiyon) şikayeti bulunmadığı belirtilmiştir.
PTH yüksekliğine yol açabilecek diğer dışsal faktörlerin elenmesi tanıyı kesinleştirir.

Key Concept

Normokalsemik Primer Hiperparatiroidi
Estimated Time:1m 30s
Question 23Question

42 yaşında kadın hasta, son 3 aydır devam eden çarpıntı, ellerde titreme, aşırı terleme ve gözlerinde belirginleşme şikayetleriyle cerrahi polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 112/dakika112/dakika, kan basıncı 145/85mmHg145/85 mmHg saptanıyor. Tiroid loju diffüz olarak hipertrofik ve sağ lobda yaklaşık 2cm2 cm boyutunda sert bir nodül palpe ediliyor. Laboratuvar incelemesinde TSH<0,01mU/LTSH < 0,01 mU/L (N: 0,44,00,4 - 4,0), serbest T4:4,8ng/dLT4: 4,8 ng/dL (N: 0,81,80,8 - 1,8) ve serbest T3:15,2pg/mLT3: 15,2 pg/mL (N: 2,14,42,1 - 4,4) olarak ölçülüyor. Tiroid ultrasonografisinde (USGUSG) parankimin heterojen ve vaskülaritesinin ileri derecede artmış olduğu, sağ lob orta kesimde 22×18mm22 \times 18 mm boyutunda, hipoekoik, mikrokalsifikasyonlar içeren solid bir nodül izleniyor. Bu nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (I˙I˙ABİİAB) sonucu 'Folliküler neoplazi / Folliküler neoplazi şüphesi' (Bethesda Kategori IV) olarak raporlanıyor.

Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antitiroid ilaçlar ile ötiroidi sağlandıktan sonra preoperatif 7-10 gün Lugol solüsyonu eklenerek total tiroidektomi planlanması

Answer

Antitiroid ilaçlar ile ötiroidi sağlandıktan sonra Lugol solüsyonu eklenerek total tiroidektomi planlanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada klinik olarak Graves hastalığı mevcuttur (hipertiroidi semptomları + ekzoftalmi + vaskülarite artışı). Eş zamanlı saptanan Bethesda IV nodül, cerrahi bir endikasyondur. Graves hastalarında saptanan soğuk nodüllerin malignite riski, genel popülasyondan daha düşük değildir; hatta bazı çalışmalarda daha agresif seyredebileceği gösterilmiştir. Bu durumda en ideal tedavi, hem hipertiroidiyi kalıcı olarak çözen hem de nodül için definitif tanı/tedavi sağlayan total tiroidektomidir. Graves cerrahisi öncesi bezin kanlanmasını azaltmak için antitiroid ilaçlarla beraber Lugol kullanımı standart protokoldür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi
Düşük TSHTSH, yüksek T3/T4T3/T4, ekzoftalmi ve USG'deki 'thyroid inferno' bulgusu hastada Graves hastalığı olduğunu kanıtlar.
Hipertiroidinin ayırıcı tanısını yapmak tedavi planı için esastır.
2
Tiroid nodülünün Bethesda sınıflamasına göre değerlendirilmesi
Bethesda Kategori IV (Folliküler neoplazi) tanısı %2540\%25-40 oranında malignite riski taşır ve cerrahi endikasyondur.
Soğuk veya şüpheli nodüllerde cerrahi tanı gereklidir.
3
Graves zemininde nodül yönetimi için cerrahi sınırın belirlenmesi
Eğer bir hastada hem hipertiroidi (özellikle Graves veya TMNG) hem de cerrahi gerektiren bir nodül varsa, standart yaklaşım total tiroidektomidir.
Total tiroidektomi hem hipertiroidiyi kalıcı olarak tedavi eder hem de şüpheli nodül için yeterli cerrahi sınırı sağlar.
4
Preoperatif cerrahi hazırlığın planlanması
Metimazol ile hasta ötiroid hale getirilmeli ve ameliyattan 7-10 gün önce Lugol solüsyonu başlanmalıdır.
Lugol (potasyum iyodür), Graves bezindeki aşırı vaskülariteyi ve kanlanmayı azaltarak cerrahi güvenliği artırır.

Key Concept

Graves hastalığı olan bir hastada Bethesda IV nodül saptandığında, preoperatif Lugol hazırlığı sonrası total tiroidektomi yapılması hem hipertiroidiyi hem de olası maligniteyi tedavi eden altın standart yaklaşımdır.

Practice More

Graves hastalarında saptanan nodüllerin sintigrafik özelliklerine göre (sıcak/soğuk) yaklaşım farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 24Question

3434 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır ataklar halinde gelen şiddetli zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan biyokimyasal incelemelerde plazma serbest normetanefrin düzeyi yüksek saptanan hastanın batın BT incelemesinde sol sürrenal bezde 3.53.5 cm boyutunda kitle izleniyor. Feokromositoma tanısı kesinleşen bu hastanın preoperatif hazırlık süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Önce α\alpha-adrenerjik reseptör blokajı başlanmalı, ardından intravasküler volüm genişletilmeli ve gerekirse β\beta-blokör tedaviye eklenmelidir.

Answer

Feokromositoma hastalarında preoperatif yönetimde önce α\alpha-blokaj yapılmalı, damar yatağı genişletildikten sonra volüm replasmanı (tuz ve sıvı) sağlanmalı ve taşikardi persistansı durumunda β\beta-blokör eklenmelidir.
Doğru yaklaşım, katekolaminlerin damar daraltıcı etkisini kırmak için önce α\alpha-blokaj yapmak, genişleyen damar yatağını sıvı ve tuz ile doldurmak (volüm replasmanı) ve en son ritim bozukluğu veya taşikardi için gerekirse β\beta-blokör eklemektir.

Step-by-Step Solution

1
Tanı sonrası ilk basamak tedaviyi belirle.
α\alpha-adrenerjik reseptör blokajı (örneğin fenoksibenzamin) başlanır.
Ameliyat sırasındaki manipülasyonla salınacak katekolaminlerin damar üzerindeki etkisini önceden bloke etmek ve kan basıncını kontrol altına almak gerekir.
2
Volüm durumunu değerlendir ve müdahale et.
İntravasküler volüm genişletilmesi için bol sıvı ve tuz alımı sağlanır.
Kronik katekolamin fazlalığı damarları büzerek plazma hacmini azaltmıştır. Alfa blokajla damarlar genişleyince, postoperatif hipotansiyonu önlemek için bu hacmin doldurulması şarttır.
3
Kalp hızını kontrol et.
Eğer alfa blokaj sonrası taşikardi devam ediyorsa β\beta-blokör eklenir.
Taşikardi genellikle alfa blokaja yanıt olarak gelişen refleks bir durumdur veya doğrudan β\beta uyarısına bağlıdır; ancak alfa blokajsız başlanması tehlikelidir.

Key Concept

Feokromositomada 'Önce Alfa, Sonra Beta' Kuralı ve Volüm Replasmanının Gerekliliği

Hints

1
Feokromositomada temel sorun katekolaminlerin damar ve kalp üzerindeki aşırı etkisidir.
2
Beta reseptörlerini önce bloke ederseniz, damarlardaki alfa reseptörleri 'yalnız' ve 'başıboş' kalır.
3
Cerrahi öncesi damar yatağını genişletip içini doldurmak, ameliyat anındaki hipotansiyonu önlemenin tek yoludur.

Practice More

Feokromositoma cerrahisi sırasında ani gelişen hipertansif krizlerde sodyum nitroprussid veya pentalomin kullanımını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 25Question

3535 yaşında kadın hasta; açlık sırasında gelişen terleme, çarpıntı ve bayılma atakları nedeniyle değerlendiriliyor. Kan şekeri 4545 mg/dL iken bakılan insülin ve C-peptit düzeyleri organik hiperinsülinizm ile uyumlu bulunuyor. Preoperatif yapılan BT, MR ve EUS incelemelerinde pankreasta kitle saptanamıyor. Ameliyata alınan hastada intraoperatif palpasyon ve yüksek çözünürlüklü intraoperatif ultrasonografi (İOUS) ile de pankreasta lezyon odağı belirlenemiyor.

Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ameliyatın sonlandırılması ve selektif arteryel kalsiyum stimülasyon testi (ASVS) planlanması

Answer

Ameliyatın sonlandırılarak postoperatif dönemde selektif arteryel kalsiyum stimülasyon testi (ASVS) ile tümörün lokalize edilmesi en uygun yaklaşımdır.
İnsülinomalar genellikle küçük (%90'ı <2 cm) ve tekil lezyonlardır. Preoperatif görüntüleme yöntemleri ve intraoperatif eksplorasyon (palpasyon + İOUS) ile saptanamayan vakalarda, cerrahın pankreası rastgele kesmesi (kör rezeksiyon) güncel tıp pratiğinde kabul edilmez. Bu durumda en doğru yaklaşım, hastayı ameliyattan çıkarıp anjiyografi eşliğinde yapılan ASVS testi ile tümörün pankreasın hangi bölgesinde (GDA, SMA veya Splenik arter bölgesi) olduğunu belirlemektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve biyokimyasal tabloyu değerlendir.
Whipple triadı ve biyokimyasal veriler (düşük şeker, yüksek insülin/C-peptit) organik hiperinsülinizmi (en olası insülinoma) doğrular.
Cerrahi endikasyonu netleştirmek için tanı kesinleştirilmelidir.
2
Lokalizasyon başarısızlığını analiz et.
BT, MR, EUS ve hatta intraoperatif USG/palpasyonun negatif olması, lezyonun çok küçük veya okült olduğunu gösterir.
İnsülinomaların %10'u konvansiyonel yöntemlerle saptanamayabilir.
3
Kör rezeksiyon riskini değerlendir.
Geçmişte uygulanan "kör" distal pankreatektomi yöntemi, tümörün pankreas başında olma ihtimali nedeniyle sıklıkla başarısız olmaktadır.
Gereksiz organ kaybı ve komplikasyon riski önlenmelidir.
4
Altın standart lokalizasyon yöntemini seç.
ASVS (Selektif Arteryel Kalsiyum Stimülasyon Testi), okült insülinomaların lokalizasyonunda %90'ın üzerinde duyarlılığa sahiptir.
Kalsiyum enjeksiyonu sonrası bölgesel insülin artışı tümörün hangi damar trasesinde (baş, gövde veya kuyruk) olduğunu gösterir.

Key Concept

Okült insülinomalarda lokalizasyon stratejisi ve 'kör' rezeksiyondan kaçınma gerekliliği.
Estimated Time:3m 0s
Question 26Question

3838 yaşında kadın hasta; santral obezite, pletora ve karın bölgesinde geniş mor stria şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde plazma ACTHACTH düzeyi 33 pg/mLpg/mL (normal: 106010-60 pg/mLpg/mL) olarak saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide (BTBT) sol sürrenal bezde 3,53,5 cmcm çapında, düşük HUHU değerli adenom ile uyumlu kitle izlenirken, sağ sürrenal bezin atrofik olduğu görülüyor. Sol laparoskopik sürrenalektomi uygulanan bu hasta için en uygun postoperatif yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kontralateral sürrenal bez atrofik olduğu için hastaya postoperatif dönemde glukokortikoid replasmanı başlanmalıdır.

Answer

Kontralateral sürrenal bez atrofik olduğu için hastaya postoperatif dönemde glukokortikoid replasmanı başlanmalıdır.
Sürrenal kaynaklı Cushing sendromunda (adenom veya karsinom), tümörden salgılanan yüksek miktardaki kortizol hipofizden ACTH salınımını güçlü bir şekilde baskılar. ACTH'ın trofik etkisinden yoksun kalan kontralateral (karşı taraf) sürrenal doku zamanla atrofiye uğrar. Cerrahi ile kortizol kaynağı olan adenom çıkarıldığında, baskılanmış olan HPA aksı hemen düzelemez ve atrofik olan karşı sürrenal bez yeterli kortizol üretemez. Bu durum hastayı hayatı tehdit eden akut sürrenal yetmezliğe sokabilir. Bu nedenle, ameliyat sonrası dönemde aks düzelene kadar (genellikle 6-12 ay) dışarıdan glukokortikoid replasmanı yapılması hayatidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Düşük ACTH ve tek taraflı adenom varlığı, Cushing sendromunun sürrenal kaynaklı olduğunu doğrular.
Primer sürrenal adenomlar otonom kortizol salgılar, bu da negatif geri bildirimle ACTH'ı baskılar.
2
Karşı sürrenal bezin durumunu analiz et.
Kronik ACTH eksikliği nedeniyle sağ sürrenal bez atrofiye uğramıştır.
Sürrenal korteks tabakalarının (özellikle zona fasciculata) korunması için trofik bir hormon olan ACTH gereklidir.
3
Cerrahi sonrası fizyolojik durumu öngör.
Adenom çıkarıldığında, kalan atrofik bez yeterli kortizol üretemez.
Hipotalamo-pituiter-adrenal (HPA) aksın iyileşmesi aylar sürebilir, bu süreçte hasta akut sürrenal yetmezlik riski altındadır.

Key Concept

Sürrenal kaynaklı Cushing sendromunda kontralateral sürrenal atrofi ve postoperatif steroid replasmanı gerekliliği.

Practice More

Postoperatif steroid replasmanı alan bir hastada steroid dozunun nasıl azaltılması gerektiğini (tapering) ve aksın düzeldiğinin nasıl test edildiğini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

5858 yaşında erkek hasta; son 33 aydır devam eden karın ağrısı, kilo kaybı ve dışkısının yağlı ve kötü kokulu olması (steatore) şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde yeni tanı konulmuş hafif seyretli diabetes mellitus ve tekrarlayan biliyer kolik atakları nedeniyle kolesistektomi planı mevcuttur. Yapılan abdominal görüntülemede pankreas gövdesinde 4,54,5 cm çapında, hipervasküler kitle saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki nöroendokrin tümörlerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Somatostatinoma

Answer

Somatostatinoma
Doğru yanıt olan somatostatinoma, somatostatin hormonunun aşırı salınımı nedeniyle 'inhibisyon' belirtileriyle seyreder. Somatostatin; insülin ve glukagonu baskılayarak hafif diyabete, kolesistokinin (CCK) salınımını baskılayarak safra kesesi kontraksiyonunun azalmasına ve taş oluşumuna, pankreatik ekzokrin sekresyonu baskılayarak ise yağ emilim bozukluğuna (steatore) neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların analizi
Diyabet (insülin inhibisyonu), Safra taşı (kolesistokinin inhibisyonu) ve Steatore (pankreatik enzim inhibisyonu)
Bu üçlü bulgu somatostatinin fizyolojik inhibitör etkilerinin aşırı artmasıyla açıklanır.
2
Tümör lokalizasyonu ve boyutunun değerlendirilmesi
Pankreas gövdesinde 4,54,5 cm kitle
Somatostatinomalar genellikle tanı anında büyük boyutlardadır ve en sık pankreas başı veya duodenumda yerleşirler.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Somatostatinoma tanısının netleştirilmesi
Diğer nöroendokrin tümörlerin (İnsülinoma, VIPoma vb.) karakteristik klinik bulguları bu vakada mevcut değildir.

Key Concept

Somatostatinoma İnhibitör Sendromu (Triad: Diyabet, Safra Taşı, Steatore)

Hints

1
Hastadaki semptomların tamamı 'bir şeylerin baskılanması' sonucu oluşmuş gibi görünmektedir.
2
Pankreasın 'evrensel inhibitör' hormonu hangisidir?

Practice More

Somatostatinoma tanısında kullanılan biyokimyasal testler ve cerrahi rezeksiyon sınırlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question

3636 yaşında kadın hasta, boyunda tesadüfen fark edilen bir nodül nedeniyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede palpabl kitle saptanmıyor. Tiroid ultrasonografisinde (USG) sağ lob alt pol posterior yerleşimli, 8×68 \times 6 mm boyutunda, hipoekoik, mikrokalsifikasyonlar içeren ve kapsüle bitişik görünümlü bir nodül saptanıyor. Ayrıca sağ paratrakeal bölgede (Seviye VI) 12×812 \times 8 mm boyutunda, ekojenik hilusu kaybolmuş, kistik alanlar ve mikrokalsifikasyon içeren şüpheli bir lenf nodu izleniyor. Nodüle yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) "Papiller Tiroid Karsinomu (Bethesda Kategori VI)" olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi ve sağ santral lenf nodu diseksiyonu

Answer

Total tiroidektomi ve sağ santral lenf nodu diseksiyonu uygulanmalıdır.
Doğru yaklaşım, tümörün metastatik lenf nodu ile birlikte çıkarılmasını sağlayan total tiroidektomi ve santral boyun diseksiyonudur. Papiller tiroid karsinomlarında, özellikle mikrokarsinom (<1< 1 cm) sınırlarında bile olsa, klinik olarak lenf nodu metastazı (cN1a) saptanması durumunda aktif izlem veya sadece lobektomi yapılması nüks riskini önemli ölçüde artırır. Ayrıca, lenf nodu pozitif hastalar radyoaktif iyot (RAI) tedavisi için aday olabilirler ve RAI tedavisinin etkinliği için total tiroidektomi gereklidir.

Step-by-Step Solution

1
Tümör boyutunun ve sitolojisinin değerlendirilmesi
0.80.8 cm boyutunda Papiller Tiroid Karsinomu (Papiller Mikrokarsinom).
Normal şartlarda <1< 1 cm tümörler aktif izlem veya lobektomi için adaydır.
2
Lenf nodu durumunun (N evresi) incelenmesi
Sağ paratrakeal bölgede (Seviye VI) 1212 mm boyutunda şüpheli lenf nodu (cN1a).
Lenf nodu metastazı varlığı cerrahi stratejiyi temelden değiştirir.
3
Aktif izlem ve lobektomi uygunluğunun kontrol edilmesi
Klinik metastatik lenf nodu varlığı nedeniyle bu seçenekler dışlanır.
ATA kılavuzlarına göre klinik N1 hastalığı lobektomi ve aktif izlem için kontrendikasyondur.
4
En uygun cerrahi yöntemin belirlenmesi
Total tiroidektomi ve sağ santral lenf nodu diseksiyonu.
Hastalığın hem total çıkarılması hem de metastatik lenf nodu sahasının (Seviye VI) temizlenmesi gerekir.

Key Concept

Papiller tiroid mikrokarsinomlarında klinik lenf nodu metastazı (cN1) varlığı, aktif izlem ve lobektomi seçeneklerini ekarte ederek total tiroidektomi ve terapötik santral diseksiyonu zorunlu kılar.

Practice More

Tiroid kanserlerinde ATA risk sınıflandırmasını ve radyoaktif iyot tedavisi endikasyonlarını gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Estimated Time:2m 30s
Question 29Question

Somatostatinoma tanısı alan hastalarda; diyabet, steatore ve hipoklorhidriye ek olarak klinik tablonun bir parçası olarak sıklıkla safra kesesi taşlarının (kolelitiazis) görülmesinin temel patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kolesistokinin (CCK) salınımının baskılanması ve safra kesesi kontraksiyonunun inhibe edilmesi

Answer

Somatostatinoma hastalarında safra kesesi taşlarının oluşumu, kolesistokinin (CCK) salınımının ve safra kesesi kontraksiyonunun hormonal olarak baskılanması sonucunda gelişen safra stazına bağlıdır.
Somatostatin, sindirim sisteminin 'dur' sinyali gibi çalışır. Safra kesesinin kasılmasını sağlayan temel hormon olan kolesistokininin (CCK) salınımını baskılar ve safra kesesi duvarındaki düz kasların kasılmasını doğrudan engeller. Bu durum safranın kese içinde birikmesine (staz), yoğunlaşmasına ve sonuçta taş oluşumuna neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Somatostatin hormonunun genel fizyolojik etkilerini değerlendir.
Somatostatinin 'evrensel inhibitör' olarak birçok gastrointestinal hormonun salınımını baskıladığı saptanır.
Sorunun temelini oluşturan patolojik sürecin hormonal kaynaklı olduğu anlaşılmalıdır.
2
Somatostatinin kolesistokinin (CCK) ve safra kesesi üzerindeki spesifik etkisini analiz et.
Yüksek somatostatin düzeylerinin CCK salınımını azalttığı ve safra kesesi düz kas kontraksiyonunu doğrudan inhibe ettiği belirlenir.
Safra kesesinin boşalamaması (staz), taş oluşumu için gerekli olan fizikokimyasal ortamı sağlar.
3
Klinik triad ile patofizyolojiyi eşleştir.
Diyabet (insülin inhibisyonu), steatore (enzim inhibisyonu) ve kolelitiazis (CCK inhibisyonu) birlikteliği somatostatinomayı tanımlar.
Bulguların her biri spesifik bir inhibisyon mekanizmasına dayanmaktadır.

Key Concept

Somatostatinin inhibitör etkisi ve Somatostatinoma Triadı

Hints

1
Somatostatin vücutta 'evrensel inhibitör' olarak bilinen bir hormondur.
2
Safra kesesinin kasılmasını sağlayan en önemli hormonu hatırlayın.
3
Somatostatinoma hastalarında safra stazı (durgunluğu) gelişmesinin nedeni kolesistokinin (CCK) üzerindeki baskıdır.

Practice More

Diğer pankreatik nöroendokrin tümörlerin (özellikle Glukagonoma'nın deri bulguları) karakteristik özelliklerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 30Question

Boyunda ele gelen kitle nedeniyle başvuran 4545 yaşındaki kadın hastanın yapılan fizik muayenesinde tiroid sağ lobunda 33 cm boyutunda, orta sertlikte nodül saptanıyor. Ultrasonografik incelemede nodülün hipoekoik ve solid yapıda olduğu, sol lobun ise normal olduğu izleniyor. Nodüle uygulanan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Bethesda IV: Folliküler Neoplazi" olarak raporlanıyor. Hastanın tıbbi öyküsünde çocukluk döneminde boyun bölgesine hemanjiyom nedeniyle radyoterapi aldığı öğreniliyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi

Answer

Total tiroidektomi uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Doğru seçenek olan yaklaşım, hastadaki çocukluk çağı radyasyon maruziyeti ve 33 cm'lik Bethesda IV nodülün birleşimi nedeniyle total tiroidektomiyi gerekli kılar. Radyasyon öyküsü hem malignite riskini %15-30 bandının çok üzerine çıkarır hem de bezin diğer kısımlarında saptanamayan kanser odaklarının (multisentrisite) bulunma ihtimalini artırır. Bu nedenle, hastayı olası bir tamamlayıcı tiroidektomiden korumak ve güvenli cerrahi sağlamak için ilk seansta bezin tamamının alınması en uygun karardır.

Step-by-Step Solution

1
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucunu Bethesda sınıflamasına göre değerlendir.
Bethesda IV (Folliküler Neoplazi) kategorisinde malignite riski yaklaşık %15-30'dur.
Yönetim planı bu risk oranına ve hastaya özgü faktörlere göre belirlenir.
2
Hastanın klinik risk faktörlerini analiz et.
Hastada çocukluk çağı radyasyon maruziyeti mevcuttur.
Radyasyon öyküsü, tiroid nodüllerinde malignite riskini belirgin şekilde artırır ve multisentrik odak olasılığını yükseltir.
3
Risk faktörleri ışığında cerrahi sınır kararını ver.
Düşük riskli Bethesda IV vakalarında lobektomi yeterli iken, radyasyon öyküsü veya büyük nodül (>4 cm) varlığında total tiroidektomi tercih edilir.
Malignite durumunda tamamlayıcı cerrahi ihtiyacını azaltmak ve multisentrik odakları temizlemek amaçlanır.

Key Concept

Bethesda IV (Folliküler Neoplazi) yönetiminde radyasyon öyküsü gibi risk faktörleri başlangıç cerrahisinin genişliğini (lobektomi yerine total tiroidektomi) belirleyen temel unsurlardır.
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

Multipl Endokrin Neoplazi Tip 2A (MENMEN 2A2A - Sipple Sendromu) tanısı düşünülen bir hastada, medüller tiroid karsinomu ve feokromositomaya eşlik etmesi beklenen üçüncü temel endokrin bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paratiroid hiperplazisi

Answer

Paratiroid hiperplazisi
Sipple Sendromu olarak da adlandırılan MEN 2A; hastaların %100'ünde görülen medüller tiroid kanseri, %50'sinde görülen feokromositoma ve %10-30'unda görülen paratiroid hiperplazisi/adenomu triadı ile karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın olası sendromunu tanımla
Soru kökünde belirtilen Sipple Sendromu, Multipl Endokrin Neoplazi Tip 2A (MEN 2A) olarak bilinir.
Doğru bileşenleri eşleştirmek için sendrom tipinin netleşmesi gerekir.
2
MEN 2A'nın klasik bileşenlerini hatırla
MEN 2A: Medüller tiroid karsinomu (MTCMTC), Feokromositoma ve Paratiroid hiperplazisi.
MEN 2A'nın diğer MEN tiplerinden (MEN 1 ve MEN 2B) ayrımı bu bileşenler üzerinden yapılır.
3
Verilen bulgularla eksik olanı eşleştir
Soruda MTCMTC ve feokromositoma verilmiş; eksik olan paratiroid tutulumudur.
Sendromun tamamlayıcı parçasını belirlemek için eleme yöntemi kullanılır.

Key Concept

Multipl Endokrin Neoplazi (MEN) sendromlarının sınıflandırılması ve bileşenleri.

Practice More

MEN 2A ve MEN 2B arasındaki temel farkları (paratiroid tutulumu ve fenotipik bulgular) tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 32Question

Kırk sekiz yaşında kadın hasta, boyun sol tarafında yaklaşık 66 aydır fark ettiği ve giderek büyüyen bir şişlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde tiroid sol lobda yaklaşık 44 cm çapında, düzgün sınırlı, mobil ve orta sertlikte bir nodül palpe ediliyor. Hastada hipertiroidi veya hipotiroidi düşündürecek klinik bulgu saptanmıyor. Yapılan laboratuvar ve görüntüleme tetkikleri şöyledir:

- TSH: 1,81,8 mIU/L (N: 0,44,00,4 - 4,0)
- sT4: 1,21,2 ng/dL (N: 0,81,80,8 - 1,8)
- Tiroid USG: Sol lobda 42×3542 \times 35 mm boyutlarında, izoekoik, ince halo içeren, solid bir nodül izleniyor; sağ lob normal görünümde ve nodülsüzdür.
- İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Bethesda II (Benign sitoloji)

Hastanın son zamanlarda yutkunurken takılma hissi tanımladığı ve nodülün dışarıdan belirgin olması nedeniyle cerrahi tedavi talep ettiği öğreniliyor. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sol lobektomi ve istmosektomi

Answer

Semptomatik ve büyük boyutlu benign soliter nodüllerde en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı sol lobektomi ve istmosektomidir.
Tiroid nodüllerinde Bethesda II sonucu benign karakteri gösterir. Ancak nodülün 44 cm'den büyük olması veya hastada yutma güçlüğü gibi bası semptomlarına neden olması cerrahi endikasyon oluşturur. Soliter (tek lobda sınırlı) nodüllerde, diğer lob tamamen normalse, hastayı hipotiroidi ve bilateral komplikasyon riskinden korumak için lobektomi ve istmosektomi tercih edilen standart yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Cerrahi endikasyon mevcuttur (boyut >4 cm ve semptomatik).
Hastanın ötiroid olduğu (normal TSH ve sT4) ve bası semptomları (yutkunma takılması) ile kozmetik kaygıları olduğu belirlenir.
2
Biyopsi sonucunun ve radyolojinin yorumlanması
Malignite riski düşüktür ancak semptomlar cerrahiyi gerektirir.
İİAB sonucu Bethesda II (benign) gelmiştir ve USG'de sadece sol lobda tek bir büyük nodül izlenmektedir.
3
Cerrahi sınırın belirlenmesi
Sol lobektomi ve istmosektomi en uygun ve yeterli yaklaşımdır.
Soliter (tek) nodül vakalarında, karşı lob normalse bilateral bir girişime gerek yoktur.

Key Concept

Benign soliter tiroid nodüllerinde cerrahi endikasyon ve cerrahi sınır tayini.

Practice More

Tiroid nodüllerinde Bethesda sınıflamasına göre (III, IV, V) cerrahi yaklaşımların nasıl değiştiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 33Question

5454 yaşında erkek hastaya, karın ağrısı nedeniyle çekilen abdominal bilgisayarlı tomografide (BT) sağ adrenal bezde 5.55.5 cm çapında, heterojen yapıda kitle saptanıyor. Kitlenin pre-kontrast dansitesi 2828 HU, 1010. dakika gecikmiş görüntülerde washout oranı ise %35\%35 olarak hesaplanıyor. Fizik muayenesinde belirgin bir Cushingoid bulgusu olmayan hastanın laboratuvar testlerinde; 11 mg deksametazon baskılama testi sonrası kortizol düzeyi 4.24.2 μg/dL\mu g/dL, bazal ACTH düzeyi 44 pg/mLpg/mL (normal: 106010-60) ve 2424 saatlik idrar metanefrin düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sağ açık adrenalektomi

Answer

En uygun yaklaşım sağ açık adrenalektomi yapılmasıdır.
Vakada saptanan 5.55.5 cm boyut, 2828 HU pre-kontrast dansite ve düşük washout oranı, adrenal kortikal karsinom (ACC) için yüksek risk faktörleridir. Ayrıca hastada baskılanmış ACTH ile birlikte izlenen hafif otonom kortizol salgısı (MACS) kitlenin fonksiyonel olduğunu gösterir. ACC şüphesi olan tüm olgularda, tümörün yayılmasını önlemek ve tam rezeksiyon sağlamak için açık adrenalektomi en güvenli ve tercih edilen yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
İnsidentaloma boyutu ve radyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi
5.55.5 cm boyut, >20>20 HU dansite ve düşük washout oranı saptandı.
Boyutun 44 cm'den büyük olması ve radyolojik özelliklerin (yüksek dansite, düşük washout) malignite (ACC) şüphesini artırması cerrahi kararı için kritiktir.
2
Hormonal fonksiyonun analiz edilmesi
Baskılanamayan kortizol (4.24.2 μg/dL\mu g/dL) ve düşük ACTH (44 pg/mLpg/mL) ile MACS (Hafif Otonom Kortizol Salgısı) tanısı konuldu.
MACS varlığı, adrenal kitlenin fonksiyonel olduğunu ve cerrahi endikasyonun hormonal açıdan da desteklendiğini gösterir.
3
Malignite riskine göre cerrahi yöntemin seçilmesi
Açık adrenalektomi planlandı.
Adrenal kortikal karsinom şüphesi olan vakalarda, tümörün bütünlüğünü korumak ve kapsül rüptürünü önlemek amacıyla laparoskopik yöntem yerine açık cerrahi tercih edilir.

Key Concept

Adrenal Kortikal Karsinom Şüphesinde Cerrahi Yaklaşım
Question 34Question

48 yaşında erkek hasta, 14 ay önce başarılı bir kadavradan böbrek nakli yapılmış olmasına rağmen devam eden kemik ağrıları ve genel halsizlik şikayetleriyle cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde, nakil öncesi 88 yıl boyunca son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyalize girdiği belirtiliyor.

Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralık
Serum Kalsiyum11.6mg/dL11.6 mg/dL8.510.5mg/dL8.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor2.2mg/dL2.2 mg/dL2.54.5mg/dL2.5 - 4.5 mg/dL
Serum Kreatinin1.0mg/dL1.0 mg/dL0.71.3mg/dL0.7 - 1.3 mg/dL
İntakt PTH580pg/mL580 pg/mL1565pg/mL15 - 65 pg/mL

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tersiyer hiperparatiroidi

Answer

Tersiyer hiperparatiroidi
Tersiyer hiperparatiroidi, özellikle uzun süreli son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda, paratiroid bezlerinin kronik sekonder hiperparatiroidi uyarısı sonucu otonom hale gelmesidir. Bu durumun en tipik göstergesi, başarılı bir böbrek transplantasyonundan sonra (kreatinin normal seviyedeyken) hiperkalseminin ve yüksek PTH düzeyinin devam etmesidir. Vaka örneğinde hastanın böbrek fonksiyonları normaldir ancak hiperkalsemi mevcuttur, bu da tanı için belirleyicidir.

Step-by-Step Solution

1
Böbrek fonksiyonlarını değerlendir
Serum kreatinin düzeyi 1.0mg/dL1.0 mg/dL (normal), yani böbrek nakli başarılıdır.
Sekonder hiperparatiroidi böbrek yetmezliği devam ederken görülür, nakil sonrası böbrek çalışıyorsa sekonder tanıdan uzaklaşılır.
2
Kalsiyum ve PTH düzeylerini yorumla
Yüksek kalsiyum (11.6mg/dL11.6 mg/dL) ve çok yüksek PTH (580pg/mL580 pg/mL) mevcuttur.
Başarılı nakil sonrası kalsiyumun yüksek seyretmesi, paratiroid bezlerinin artık otonom çalıştığını gösterir.
3
Klinik öyküyle birleştir
8 yıllık diyaliz geçmişi olan bir hastada nakil sonrası hiperkalsemi görülmesi tipik tersiyer formdur.
Tersiyer hiperparatiroidi, kronik uyarılma sonucu otonomlaşan bezlerin tablosudur.

Key Concept

Tersiyer hiperparatiroidi, sekonder hiperparatiroidi zemininde gelişen ve böbrek fonksiyonları (nakil vb. ile) düzelse dahi devam eden otonom paratiroid aktivitesidir.
Question 35Question

42 yaşında kadın hasta, boyun sağ tarafında fark ettiği şişlik nedeniyle başvuruyor. Yapılan ultrasonografik incelemede tiroid sağ lobda 2.52.5 cmcm boyutunda, hipoekoik ve mikrokalsifikasyonlar içeren bir nodül ile aynı tarafta lateral boyun bölgesinde (seviye III) yağlı hilusu kaybolmuş, 1.8 cmcm çapında şüpheli bir lenf nodu saptanmıştır. Tiroid nodülünden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) sonucu "Papiller tiroid karsinomu" (Bethesda VI) olarak raporlanmıştır. Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi + Sağ santral (seviye VI) ve sağ modifiye radikal (seviye II-V) boyun diseksiyonu

Answer

En uygun yaklaşım, total tiroidektomi ile birlikte metastaz şüphesi olan sağ tarafın hem santral (seviye VI) hem de lateral (seviye II-V) boyun kompartmanlarının temizlenmesidir.
Hastada Bethesda VI (kesin malign) papiller karsinom ve ultrasonografik olarak şüpheli lateral lenf nodu mevcuttur. Diferansiye tiroid kanserlerinde klinik veya radyolojik olarak kanıtlanmış lateral boyun metastazı durumunda, total tiroidektomiye ek olarak santral bölgeyi ve seviye II, III, IV, V'i kapsayan modifiye radikal boyun diseksiyonu yapılması standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tanı ve Evrelemenin Değerlendirilmesi
Papiller tiroid karsinomu tanısı ve sağ lateral boyun (seviye III) metastazı saptandı.
Cerrahi sınırları belirlemek için evreleme kritiktir.
2
Tiroidektomi Kapsamının Belirlenmesi
Nodülün 11 cmcm üzerinde olması ve metastaz varlığı nedeniyle total tiroidektomi kararı verildi.
Diferansiye tiroid kanserlerinde metastaz varlığı total tiroidektomi endikasyonudur.
3
Boyun Diseksiyonu Kararı
Sağ santral (seviye VI) ve lateral (seviye II-V) diseksiyon planlandı.
Papiller kanser lenfatik yolla yayılır; metastatik nodüllerin olduğu kompartmanlar tamamen çıkarılmalıdır.

Key Concept

Papiller tiroid kanserinde klinik olarak saptanan lateral lenf nodu metastazı varlığında terapötik modifiye radikal boyun diseksiyonu endikedir.

Hints

1
Papiller tiroid kanserinde yayılım yolu lenfatik sistemdir.

Practice More

Tiroid kanserlerinde hangi durumlarda radyoaktif iyot (RAI) tedavisinin endike olduğunu tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question

6262 yaşında erkek hasta, akciğerde adenokarsinom tanısıyla takip edilirken çekilen kontrol abdominal bilgisayarlı tomografide (BTBT) sağ sürrenal bezde 2.82.8 cmcm çapında, düzgün sınırlı ancak 2626 HUHU (pre-kontrast) dansitede kitle saptanıyor. Hastanın yapılan biyokimyasal değerlendirmesinde; 11 mgmg deksametazon supresyon testi (1.41.4 μg/dL\mu g/dL), plazma aldosteron/renin oranı (1212) ve 2424 saatlik idrar fraksiyone metanefrin düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor.

Bu hasta için bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: BTBT eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi

Answer

Ekstra-adrenal malignite öyküsü olan ve hormonal olarak inaktif olduğu saptanan sürrenal kitlelerde, metastazı doğrulamak amacıyla bilgisayarlı tomografi eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmalıdır.
Sürrenal insidentalomalarda biyopsi yapabilmek için üç temel kriterin bir arada olması gerekir: Hastanın bilinen bir ekstra-adrenal malignitesinin olması, kitlenin radyolojik olarak adenom ile uyumlu olmaması (>10>10 HUHU veya düşük washout) ve en önemlisi kitlenin biyokimyasal olarak (özellikle metanefrinler açısından) inaktif olduğunun kanıtlanmasıdır. Bu vakada akciğer kanseri öyküsü ve yüksek HUHU değeri metastazı düşündürürken, hormonal testlerin normal olması biyopsiyi güvenli ve gerekli kılar.

Step-by-Step Solution

1
Kitle karakteristiğini ve hormonal aktiviteyi değerlendir.
Kitle 2.82.8 cmcm, 2626 HUHU (adenom lehine değil) ve tüm hormonal testler normal (inaktif).
Hormon salgılayan kitlelerde veya feokromositomada biyopsi kontrendikedir.
2
Hastanın geçmiş tıbbi öyküsünü (primer malignite) göz önünde bulundur.
Akciğer adenokarsinomu öyküsü mevcut.
Sürrenal bez, akciğer kanserlerinin en sık metastaz yaptığı organlardan biridir.
3
Metastaz şüphesini kanıtlamak için en uygun tanısal yöntemi seç.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi (I˙I˙ABİİAB).
Feokromositoma dışlandıktan sonra metastaz şüphesi olan inaktif kitlelerde I˙I˙ABİİAB altın standarttır.

Key Concept

Sürrenal İnsidentalomalarda Biyopsi Endikasyonu
Question 37Question

56 yaşında kadın hasta, bir süredir devam eden ve son haftalarda şiddetlenen öksürük ile nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede tiroid sağ lobunda yaklaşık 44 cm çapında, ağrısız ve sert bir nodül palpe ediliyor; servikal bölgede patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) her iki akciğerde milimetrik boyutlu, yaygın metastatik ("kar fırtınası") görünümü izleniyor. Tiroiddeki nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi (İABS) "Folliküler Neoplazi" (Bethesda IV) olarak raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Total tiroidektomi

Answer

Uzak metastaz varlığında, metastatik odakların radyoaktif iyot tedavisine yanıt verebilmesi için primer odağın ve tüm normal tiroid dokusunun çıkarıldığı total tiroidektomi en uygun yaklaşımdır.
Total tiroidektomi seçeneği doğrudur çünkü hastada mevcut olan yaygın akciğer metastazlarının (kar fırtınası görünümü) tek etkin tedavisi radyoaktif iyottur (I131I^{131}). Vücutta normal tiroid dokusu kaldığı sürece iyot bu dokuya yönelecek ve metastatik odaklara ulaşamayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, hem primer tümörü kontrol altına almak hem de sistemik tedaviye olanak sağlamak amacıyla total tiroidektomi şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Tiroid nodülü (44 cm) ile birlikte akciğerde yaygın mikronodüler metastaz saptandı.
Tiroidin folliküler neoplazileri tipik olarak hematojen yolla (akciğer, kemik) yayılım gösterir.
2
İABS sonucunun (Bethesda IV) yorumlanması
Folliküler neoplazi tanısı, uzak metastaz varlığında klinik olarak karsinom kabul edilir.
Normalde Bethesda IV nodüllerde adenom-karsinom ayrımı için lobektomi yapılır ancak uzak metastaz varlığı karsinomu kanıtlar.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Total tiroidektomi kararı verilmesi.
Metastatik odakların tedavisi için verilecek olan Radyoaktif İyot (I131I^{131}), vücutta normal tiroid dokusu varsa önce oraya gider. Metastazların bu iyodu tutabilmesi için geride tiroid dokusu bırakılmamalıdır.

Key Concept

Folliküler tiroid karsinomunda uzak metastaz varlığı, tanısal lobektomi aşamasını atlayıp doğrudan total tiroidektomi yapılmasını gerektirir; çünkü tedavi edici radyoaktif iyodun metastazlar tarafından tutulması için total ablasyon şarttır.

Practice More

Tiroid kanserlerinde TNM evrelemesinde 55 yaş sınırının prognostik önemini ve uzak metastaz varlığında evrenin nasıl değiştiğini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 38Question

3434 yaşında kadın hasta; yaklaşık 1010 gün önce geçirdiği gribal enfeksiyon sonrası boyun ön bölgesinde ani başlayan, kulaklarına yansıyan şiddetli ağrı ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.2C38.2^{\circ}C ölçülüyor, tiroid loju ileri derecede hassas ve palpasyonla ağrılı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; TSH:0.01TSH: 0.01 mIU/L, serbest T4:3.2T_4: 3.2 ng/dL, eritrosit sedimentasyon hızı: 9898 mm/saat saptanıyor. Tiroid ultrasonografisinde bezde diffüz heterojenite, sintigrafisinde ise iyot tutulumunun ileri derecede düşük (boş sintigrafi) olduğu görülüyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en uygun başlangıç tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Propranolol ve non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ)

Answer

En uygun başlangıç tedavisi, semptomları kontrol altına almak için Propranolol ve non-steroid anti-inflamatuar ilaçların kullanılmasıdır.
Vakada tarif edilen ağrılı tiroid bezi, yüksek ateş, çok yüksek sedimentasyon hızı ve sintigrafide düşük iyot tutulumu, 'Subakut Granülomatöz Tiroidit' (de Quervain) için karakteristiktir. Bu hastalıkta tirotoksikoz, folikül hasarına bağlı önceden sentezlenmiş hormonların kana sızmasıyla oluşur. Bu nedenle yeni hormon sentezini engelleyen antitiroid ilaçların yeri yoktur. Tedavide amaç ağrıyı azaltmak (NSAİİ veya steroidler) ve çarpıntı gibi sempatik bulguları kontrol etmektir (Propranolol).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Ağrılı tiroid bezi, ateş, yüksek sedimentasyon ve düşük TSH varlığı saptandı.
Subakut (de Quervain) tiroidit tanısı için tipik klinik tabloyu belirlemek gerekir.
2
Görüntüleme bulgularını yorumla
Sintigrafide tutulumun olmaması (boş sintigrafi) doğrulanmıştır.
Bu bulgu, Graves hastalığı gibi hiperfonksiyonel durumları dışlayarak tanıyı kesinleştirir.
3
Hastalığın patofizyolojisine göre tedavi seç
Hormon sentezi artışı olmadığı, sadece hormon sızıntısı olduğu için destekleyici tedavi kararı verildi.
Tiroidit vakalarında antitiroidler etkisizdir, tedavi ağrı ve sempatik aktiviteyi azaltmaya yöneliktir.

Key Concept

Subakut Granülomatöz Tiroidit (de Quervain) Tanı ve Tedavisi
Question 39Question

3232 yaşında erkek hasta, ailesinde medüller tiroid karsinomu öyküsü olması nedeniyle takip edilirken; son haftalarda ataklar halinde gelen şiddetli baş ağrısı, çarpıntı ve terleme şikayetleri ile başvuruyor. Başvuru öncesi dış merkezde çarpıntısı için propranolol başlanan hastanın, kan basıncının 250/140250/140 mmHgmmHg’ye yükselerek hipertansif kriz tablosuna girdiği saptanıyor. Bu hastadaki klinik kötüleşmenin temel mekanizması ve planlanması gereken en uygun preoperatif hazırlık stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: β2\beta_2 reseptör blokajı sonucu gelişen karşılanmamış (unopposed) α\alpha-adrenerjik vazokonstriksiyon; tedaviye fenoksibenzamin eklenmesi, volüm ekspansiyonu ve ardından gerekirse β\beta-blokaj.

Answer

Temel mekanizma β2\beta_2 blokajına bağlı 'karşılanmamış' alfa etkisidir; yönetimde ise fenoksibenzamin ile alfa blokajı, ardından volüm ekspansiyonu ve taşikardi için gerekirse beta blokaj uygulanmalıdır.
Doğru cevap, feokromositomada beta blokörlerin damar yatağındaki vazodilatör β2\beta_2 reseptörlerini kapatması sonucu, alfa reseptörlerinin stimülasyonunun dengelenememesi (unopposed alpha) mekanizmasını açıklar. Yönetim stratejisi olarak da önce alfa blokajın (fenoksibenzamin), ardından genişlemiş damar yatağını dolduracak volüm replasmanının ve en son gereklilik halinde beta blokajın yapılması gerektiğini belirtir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et.
Hastada triat (baş ağrısı, terleme, çarpıntı) mevcut ve MEN 2A (medüller tiroid karsinomu öyküsü) ile ilişkili feokromositoma ön tanısı konur.
Feokromositoma, katekolamin deşarjı ile karakterize bir tümördür ve hazırlık yapılmadan kullanılan ilaçlar krizi tetikleyebilir.
2
Beta blokör kullanımının etkisini değerlendir.
Propranolol gibi non-selektif beta blokörler, damarlardaki β2\beta_2 (vazodilatör) reseptörlerini bloke ederek, α1\alpha_1 (vazokonstriktör) etkisinin 'karşılanmamış' (unopposed) kalmasına ve kan basıncının fırlamasına neden olur.
Vazokonstriktör etkinin karşısındaki dengeleyici vazodilatör gücün ortadan kalkması patofizyolojinin temelidir.
3
Doğru preoperatif hazırlık sırasını uygula.
1. Alfa-adrenerjik blokaj (örn. Fenoksibenzamin), 2. Volüm replasmanı (vazokonstriksiyon çözüldükçe hipovolemiyi düzeltmek için), 3. Beta-blokaj (sadece alfa blokaj sonrası kalıcı taşikardi varsa).
Bu sıra, peroperatif dönemde gelişebilecek hipertansif krizleri ve postoperatif dirençli hipotansiyonu önlemek için hayati önem taşır.

Key Concept

Feokromositoma hazırlığında alfa blokajın beta blokajdan önce başlanması zorunluluğu ve 'unopposed alpha' mekanizması.
Estimated Time:2m 30s
Question 40Question

Tiroid bezinin malign neoplazileri arasında en sık görülen histopatolojik tip ve bu tümörün öncelikli metastaz yolu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Papiller karsinom - Lenfatik yolla yayılım

Answer

Tiroidin en sık görülen malign neoplazisi papiller karsinomdur ve bu tümör öncelikle lenfatik yolla metastaz yapar.
Tiroidin malign epitelyal tümörleri arasında açık ara en sık izlenen histopatolojik alt tip papiller karsinomdur (%8085\%80-85). Bu tümörün biyolojik karakteristiği, öncelikle çevredeki lenfatik kanalları kullanarak servikal lenf nodlarına yayılım göstermektir. Bu nedenle doğru eşleşme Papiller karsinom ve lenfatik yayılımdır.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid kanserlerinin epidemiyolojik dağılımını değerlendir.
Papiller karsinom tüm tiroid kanserlerinin yaklaşık %8085\%80-85'ini oluşturur.
En sık görülen tipi belirlemek sorunun ilk kısmını çözer.
2
Papiller karsinomun biyolojik davranışını ve metastaz yollarını analiz et.
Papiller karsinomun en yaygın yayılım yolu bölgesel lenf nodlarıdır (lenfatik metastaz).
Tümör tipine özgü yayılım karakteristiğini belirlemek doğru seçeneği netleştirir.

Key Concept

Papiller tiroid karsinomunun epidemiyolojisi ve yayılım paterni.

Hints

1
Tiroid kanserlerinin %80\%80 üzerinde görülen tek bir baskın tipi vardır.
2
Folliküler karsinom uzak organlara (kemik, akciğer) kan yoluyla giderken, en sık görülen tip boyundaki bezlere yayılır.

Practice More

Tiroid kanserlerinin prognozunu etkileyen AMES ve AGES gibi skorlama sistemlerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
PreviousPage 2 / 15Next
Endokrin Cerrahi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin