Kardiyoloji

409 questions

Question 261Question

7272 yaşında kadın hasta, geniş bir anterior miyokard enfarktüsü (MI) nedeniyle koroner yoğun bakım ünitesinde izleminin 44. gününde ani gelişen nefes darlığı, terleme ve konfüzyon nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 115115/dakika saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral yaygın raller duyuluyor. Kardiyak oskültasyonda prekordiyal bölgede, özellikle sol sternal sınırda yeni gelişen 4/64/6 şiddetinde pansistolik bir üfürüm ve palpe edilebilen tril saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ventriküler septal rüptür

Answer

En olası tanı ventriküler septal rüptürdür.
Hastanın anterior MI sonrası 44. günde olması, kardiyojenik şok (hipotansiyon, pulmoner ödem) geliştirmesi ve fizik muayenesinde sol sternal sınırda şiddetli bir pansistolik üfürüm ile tril saptanması ventriküler septal rüptür (VSR) tanısı için tipiktir. VSR, geniş anterior enfarktüslerden sonra daha sık görülür ve ani gelişen sol-sağ şant nedeniyle tablo hızla kötüleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlamanın değerlendirilmesi
Mekanik komplikasyonlar (VSR, papiller ade rüptürü, serbest duvar rüptürü) tipik olarak MI sonrası 33-77. günlerde görülür.
Nekrotik dokunun en zayıf olduğu dönem bu evredir.
2
Hemodinamik durumun analizi
Hipotansiyon, taşikardi ve akciğerlerde raller (akut sol kalp yetmezliği/pulmoner ödem) kardiyojenik şok tablosuna işaret eder.
Septal rüptür sonrası gelişen büyük sol-sağ şant, ani hemodinamik bozulmaya yol açar.
3
Fizik muayene bulgularının lokalizasyonu
Sol sternal sınırda duyulan pansistolik üfürüm ve tril, ventriküler septal defekti (rüptürü) akut mitral yetmezliğinden ayıran en önemli bulgudur.
VSR üfürümü mezokardiyak alanda/sol sternal sınırda, mitral yetmezliği üfürümü ise apekste lokalizedir.

Key Concept

Miyokard enfarktüsü sonrası gelişen mekanik komplikasyonların ayırıcı tanısı.
Estimated Time:1m 30s
Question 262Question

6868 yaşında erkek hasta, rutin kontrol sırasında saptanan üfürüm nedeniyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Hasta aktif bir yaşam sürdüğünü, günlük aktivitelerinde nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma hissi olmadığını belirtiyor. Fizik muayenesinde sağ üst sternal kenarda 2/62/6 şiddetinde kresendo-dekresendo sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor; S2S_2 şiddeti hafif azalmış saptanıyor. Ekokardiyografide aort kapak alanı 0.80.8 cm², ortalama gradiyent 4545 mmHg ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %60\%60 olarak ölçülüyor. Hastaya yapılan egzersiz tolerans testinde semptom gözlenmiyor ancak sistolik kan basıncının bazal değerine göre 2020 mmHg düştüğü saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aort kapak replasmanı (AVR)

Answer

Ağır aort darlığı olan asemptomatik hastada egzersiz sırasında sistolik kan basıncında düşüş saptanması nedeniyle en uygun yaklaşım aort kapak replasmanı yapılmasıdır.
Kardiyoloji kılavuzlarına göre (ESC 2021 / ACC 2020), ağır aort darlığı olan (kapak alanı <1.0< 1.0 cm², ortalama gradiyent 40\geq 40 mmHg) asemptomatik hastalarda, egzersiz testi sırasında kan basıncında bazal değerin altına düşüş saptanması veya semptom tetiklenmesi Class I cerrahi endikasyon oluşturur. Bu hastada sistolik kan basıncının 2020 mmHg düşmesi, kapaktaki darlığın artık kompanse edilemediğini gösterir ve ani kardiyak ölüm riskini artırdığı için aort kapak replasmanı (AVR) yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Aort darlığının şiddetini belirle
Kapak alanı <1.0< 1.0 cm² ve ortalama gradiyent 40\geq 40 mmHg olduğu için 'Ağır Aort Darlığı' tanısı doğrulanır.
Yönetim stratejisi darlığın ciddiyetine göre belirlenir.
2
Semptom ve risk durumunu değerlendir
Hasta asemptomatik olmasına rağmen LVEF normaldir (%60\%60). Ancak egzersiz testinde patolojik bir yanıt (kan basıncı düşüşü) mevcuttur.
Asemptomatik hastalarda cerrahi kararı için ek risk kriterlerine bakılır.
3
Kılavuz önerilerine göre endikasyonu saptle
Egzersiz testinde kan basıncının bazal değerin altına düşmesi (>20> 20 mmHg düşüş) Class I cerrahi endikasyondur.
Bu bulgu, sol ventrikülün darlık karşısında yeterli debi sağlayamadığını ve ani ölüm riskinin arttığını gösterir.

Key Concept

Asemptomatik ağır aort darlığında cerrahi endikasyonları (LVEF <%50, egzersizle semptom veya KB düşüşü, Vmax > 5 m/s).
Question 263Question

60 yaşında diyabetik erkek hasta, eforla gelen nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 125/75 mmHg, nabız 82/dakika ölçülüyor. Oskültasyonda S3 galo ritmi ve akciğer bazallerinde krepitan raller duyuluyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %35 saptanıyor.

Buna göre, aşağıdaki ilaçlardan hangisi bu hastada semptomatik iyileşme sağlamasına rağmen uzun dönem sağkalım (mortalite) üzerine kanıtlanmış bir olumlu etkisi yoktur?

Show answer & explanation

Answer: Furosemid

Answer

Semptomatik iyileşme sağlayan ancak mortalite üzerine kanıtlanmış etkisi olmayan ilaç Furosemid'dir.
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliğinde (HFrEF) temel tedavi hedefi hem semptomları düzeltmek hem de mortaliteyi azaltmaktır. Loop diüretikleri (Furosemid), sıvı retansiyonunu (ödem, dispne) hızla gidererek belirgin semptomatik iyileşme sağlar. Ancak yapılan klinik çalışmalarda diüretiklerin tek başına hastalık progresyonunu durdurduğuna veya sağkalımı uzattığına dair kanıt elde edilememiştir. Bu nedenle diüretikler prognoz iyileştirici değil, semptom giderici tedavi olarak sınıflandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla.
Hasta; nefes darlığı, ödem, S3 ve düşük EF (%35) bulguları ile 'Düşük Ejeksiyon Fraksiyonlu Kalp Yetersizliği' (HFrEF) tablosundadır.
Tanı, tedavi seçimini belirleyen temel faktördür.
2
Seçeneklerdeki ilaçların kalp yetersizliğindeki etki mekanizmalarını ve prognoz üzerindeki etkilerini analiz et.
Ramipril (ACEi), Bisoprolol (Beta bloker), Eplerenon (MRA) ve Dapagliflozin (SGLT2i) kılavuzların önerdiği, mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış 4 temel tedavi sütunudur.
GDMT (Kılavuzlara Dayalı Medikal Tedavi) prensiplerini hatırlamak gerekir.
3
Mortalite etkisi olmayan ilacı ayırt et.
Furosemid (loop diüretiği) konjesyonu giderip hastayı rahatlatır (semptomatik iyileşme), ancak sağkalım üzerine olumlu etkisi gösterilmemiştir.
Diüretikler semptom kontrolü için vazgeçilmezdir ancak hastalığın doğal seyrini (prognozu) değiştirmezler.

Key Concept

HFrEF tedavisinde diüretikler sadece semptomatik rahatlama sağlar; ACEi/ARNI, Beta Bloker, MRA ve SGLT2 inhibitörleri ise mortaliteyi azaltır.
Question 264Question

7474 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ve efor kapasitesinde azalma şikayetleriyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süreli hipertansiyon ve tip 22 diyabet öyküsü mevcut. Fizik muayenede kan basıncı 155/95mmHg155/95 mmHg, nabız 76/dakika76/dakika ritmik saptanıyor. Mezokardiyak odakta duyulan 2/62/6 şiddetinde kaba sistolik ejeksiyon üfürümü mevcut.

Yapılan transtorasik ekokardiyografi (TTE) bulguları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Sol Ventrikül Ejeksiyon Fraksiyonu (LVEF)%58\%58
Aort Kapak Alanı (AVA)0.8cm20.8 cm^2
Ortalama Gradient32mmHg32 mmHg
Atım Hacmi İndeksi (Stroke Volume Index)31mL/m231 mL/m^2
Sol Ventrikül Duvar YapısıKonsantrik Hipertrofi

Bu hastada aort darlığı ciddiyetini kesinleştirmek ve tedavi stratejisini belirlemek için yapılması gereken en uygun ileri tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çok kesitli bilgisayarlı tomografi ile aort kapak kalsiyum skoru ölçümü

Answer

En uygun ileri tetkik, çok kesitli bilgisayarlı tomografi ile aort kapak kalsiyum skoru ölçümüdür.
Hastada saptanan AVA (0.8cm20.8 cm^2) ciddi aort darlığıyla uyumlu iken, ortalama gradientin (32mmHg32 mmHg) düşük kalması bir uyumsuzluk teşkil eder. LVEF'nin korunmuş (%58\%58) olmasına rağmen atım hacmi indeksinin düşük (31mL/m231 mL/m^2) olması, sol ventrikülün küçük hacimli ve hipertrofik yapısı nedeniyle yeterli akım oluşturamadığını (paradoksal düşük akım) gösterir. Bu durumda kapaktaki darlığın gerçek ciddiyetini kanıtlamak için kapak kireçlenme derecesini gösteren BT kalsiyum skoru ölçümü en uygun adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Ekokardiyografi verilerini analiz et.
AVA <1.0cm2< 1.0 cm^2 (ciddi darlık sınırı), ancak Ortalama Gradient <40mmHg< 40 mmHg (orta darlık sınırı).
Bu uyumsuzluk 'düşük gradientli aort darlığı' tablosunu gösterir.
2
Sol ventrikül fonksiyonunu ve akım durumunu değerlendir.
LVEF %58\%58 (korunmuş EF) ve Atım Hacmi İndeksi 31mL/m231 mL/m^2 (düşük akım, <35< 35).
Bu kombinasyon 'Paradoksal Düşük Akımlı Düşük Gradientli Aort Darlığı' (Paradoxical LF-LG AS) tanısını koydurur.
3
Güncel kılavuzlara göre (ESC/ACC) tanı doğrulama basamağını seç.
Korunmuş EF varlığında BT kalsiyum skoru endikedir.
Dobutamin stres testi sadece düşük EF'li hastalarda endikedir; korunmuş EF'de BT kalsiyum skoru kapak kireçlenmesinin ciddiyetini objektif olarak gösterir.

Key Concept

Paradoksal Düşük Akımlı Düşük Gradientli Aort Darlığı Yönetimi
Question 265Question

58 yaşında erkek hasta, son iki aydır giderek artan efor dispnesi ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/70 mmHg, kalp hızı 82/dk ve ritmik saptanıyor. Oskültasyonda apeksde S3 galo ritmi ve akciğer bazallerde krepitan raller duyuluyor. Juguler venöz dolgunluk artmış olarak izleniyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %35 olarak ölçülüyor. Hastanın mevcut tedavisinde maksimal tolere edilen dozda Enalapril ve Karvedilol bulunmaktadır. Laboratuvar tetkiklerinde serum potasyum düzeyi 4.4 mEq/L, kreatinin 1.1 mg/dL'dir.

Bu hastada uzun dönem sağkalımı artırmak amacıyla mevcut tedaviye eklenmesi gereken en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spironolakton

Answer

Spironolakton
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) olan ve optimal dozda ACE inhibitörü ve Beta bloker kullanmasına rağmen semptomatik olan hastalarda, mortaliteyi ve hastaneye yatışları azaltmak için tedaviye Mineralokortikoid Reseptör Antagonisti (MRA) eklenmesi Sınıf 1 öneridir. Spironolakton bu grupta yer alan ve sağkalım avantajı kanıtlanmış bir ajandır. Hastanın potasyum ve kreatinin değerleri bu tedavi için uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve kalp yetersizliği evresini belirle.
Hasta düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF, EF %35) tanısına sahiptir ve ACE inhibitörü + Beta bloker tedavisine rağmen semptomatiktir (NYHA Sınıf II-III). Fizik muayene bulguları (S3, raller, ödem) volüm yükünü işaret etmektedir.
Tedavi optimizasyonu için mevcut evre ve semptom durumu temel belirleyicidir.
2
Kılavuzlara göre mortalite azaltan ek tedavi seçeneklerini değerlendir.
HFrEF tedavisinde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış 'Dört Temel Taş' (The Four Pillars): 1. ARNI/ACEi/ARB, 2. Beta Blokerler, 3. Mineralokortikoid Reseptör Antagonistleri (MRA), 4. SGLT2 İnhibitörleri.
Semptomatik tedavi ile prognostik tedavi ayrımı yapılmalıdır.
3
Hastanın kontrendikasyon durumunu kontrol et.
Hastanın potasyumu 4.4 mEq/L (sınır < 5.0 mEq/L) ve kreatinini 1.1 mg/dL (sınır eGFR > 30 mL/dk) olduğu için MRA (Spironolakton/Eplerenon) başlamak için uygundur.
MRA tedavisi hiperkalemi ve böbrek yetmezliği riskinden dolayı laboratuvar uygunluğu gerektirir.
4
Seçenekler arasından mortalite avantajı sağlayan doğru ajanı seç.
Furosemid ve Digoksin semptomatik iyileşme sağlar ancak sağkalımı artırmaz. Diltiazem kontrendikedir. Spironolakton ise bu hasta grubunda sağkalımı uzattığı kanıtlanmış en uygun seçenektir.
Soru özellikle 'sağkalımı artırmak' hedefini sormaktadır.

Key Concept

HFrEF tedavisinde mortaliteyi azaltan ilaç grupları (ACEi/ARB/ARNI, Beta Blokerler, MRA, SGLT2i) ile sadece semptomatik iyileşme sağlayan ilaçların (Diüretikler, Digoksin) ayrımı.

Hints

1
Hastanın fizik muayenesinde sıvı yüklenmesi bulguları olsa da, soru semptomatik rahatlamayı değil, 'uzun dönem sağkalımı' (mortaliteyi) soruyor.
2
Kalp yetersizliği tedavisinde mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış ilaç grupları: Beta blokerler, RAAS inhibitörleri (ACEi/ARB/ARNI), MRA'lar ve SGLT2 inhibitörleridir.
3
Furosemid ve Digoksin mortaliteyi azaltmaz. Doğru cevap, potasyum tutucu özelliği olan ve nörohormonal blokaj yapan ajandır.

Practice More

Benzer bir senaryoda potasyum düzeyinin >5.5 mEq/L olduğu durumda yaklaşımın nasıl değişeceğini (MRA yerine ne yapılabileceği) düşünün.
Estimated Time:1m 30s
Question 266Question

55 yaşında erkek hasta, dirençli hipertansiyon ve dirençli hipokalemi nedeniyle yapılan tetkikler sonucunda bilateral sürrenal hiperplaziye bağlı primer hiperaldosteronizm tanısı almıştır. Hastaya spironolakton 5050 mg/gün tedavisi başlanmış; tedavinin 3. ayında kan basıncı 128/82128/82 mmHg, serum potasyumu ise 4.44.4 mEq/L (normal) olarak kontrol altına alınmıştır. Ancak hasta, son bir aydır her iki meme bölgesinde ağrılı şişlik ve libido kaybı şikayetleri ile başvurmuştur. Fizik muayenede bilateral jinekomasti saptanmıştır. Bu hastada tedavi planı ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spironolakton kesilmeli ve selektif bir mineralokortikoid reseptör antagonisti olan eplerenon tedavisine geçilmelidir.

Answer

Spironolakton kesilmeli ve selektif bir mineralokortikoid reseptör antagonisti olan eplerenon tedavisine geçilmelidir.
Bilateral sürrenal hiperplazi kaynaklı primer hiperaldosteronizm vakalarında temel tedavi mineralokortikoid reseptör antagonizmasıdır. Spironolakton etkili bir ajan olmasına rağmen, steroid reseptörlerine non-selektif bağlanması nedeniyle erkeklerde jinekomasti ve libido kaybı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Bu durumda, mineralokortikoid reseptörüne daha yüksek selektivite gösteren ve androjenik yan etkileri minimal olan eplerenon tedavisine geçmek en uygun klinik yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik Durum Analizi
Hasta bilateral sürrenal hiperplaziye bağlı primer hiperaldosteronizm (PA) hastasıdır.
Bilateral tutulumda tedavi cerrahi değil, mineralokortikoid reseptör antagonisti (MRA) ile medikal izlemdir.
2
Yan Etki Değerlendirmesi
Spironolakton kullanımına bağlı jinekomasti ve libido kaybı saptanmıştır.
Spironolakton non-selektif bir MRA olup progesteron reseptörlerini agonize ederken androjen reseptörlerini antagonize eder; bu da jinekomastiye yol açar.
3
Alternatif Tedavi Seçimi
Selektif bir MRA olan eplerenon tercih edilmelidir.
Eplerenon mineralokortikoid reseptörlerine selektiftir ve androjenik yan etkileri (jinekomasti, empotans) spironolaktona göre çok daha nadirdir.

Key Concept

Primer hiperaldosteronizmde medikal tedavi ve ilaç yan etkileri yönetimi
Question 267Question

58 yaşında erkek hasta, 45 dakikadır devam eden retrosternal baskı tarzında göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve hiperlipidemi öyküsü bulunuyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/85 mmHg, nabız 92/dk ritmik olarak ölçülüyor. Kardiyak oskültasyonda S4 duyuluyor, üfürüm saptanmıyor. Akciğer sesleri doğal. Çekilen 12 derivasyonlu EKG'de V1-V3 derivasyonlarında horizontal ST çökmesi, V1 derivasyonunda R/S oranı >1 (belirgin yüksek R dalgası) ve pozitif T dalgası izleniyor. Diğer derivasyonlarda belirgin ST segment değişikliği gözlenmiyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek ve tedavi yaklaşımını belirlemek için atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: V7-V9 derivasyonlarını içeren arka duvar (posterior) EKG'sinin çekilmesi

Answer

V7-V9 derivasyonlarını içeren arka duvar (posterior) EKG'sinin çekilmesi
Hastanın EKG bulguları (V1-V3'te horizontal ST çökmesi, V1'de dominant R dalgası ve pozitif T dalgası) akut posterior miyokard enfarktüsü için tipiktir. Standart 12 derivasyonlu EKG arka duvarı doğrudan görmediği için, bu bölgedeki ST elevasyonu ön derivasyonlara (V1-V3) ST depresyonu (ayna görüntüsü) olarak yansır. Tanıyı doğrulamak ve STEMI protokolünü (acil reperfüzyon) başlatmak için arka duvar derivasyonları (V7-V9) çekilmeli ve bu derivasyonlarda ST yüksekliği aranmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
EKG bulgularını analiz et
V1-V3 derivasyonlarında horizontal ST çökmesi, yüksek R dalgası ve dik T dalgası saptanıyor.
Bu bulgular, standart 12 derivasyonlu EKG'de doğrudan görülmeyen arka duvarın (posterior) 'ayna görüntüsü' (resiprokal) değişiklikleridir.
2
Olası tanıyı belirle
İzole Posterior Miyokard Enfarktüsü şüphesi.
Posterior MI, standart EKG'de anteroseptal iskemiyi taklit edebilir ancak V1'deki yüksek R dalgası ayırt edicidir.
3
Tanıyı kesinleştirecek yöntemi seç
V7, V8 ve V9 derivasyonlarının yerleştirilmesi.
Bu derivasyonlarda görülecek ST elevasyonu, tanıyı 'STEMI eşdeğeri' olarak kesinleştirir ve acil anjiyografi endikasyonu doğurur.

Key Concept

İzole Posterior MI Tanısı
Estimated Time:1m 0s
Question 268Question

5959 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır hızlı yürümekle ortaya çıkan nefes darlığı (NYHANYHA Sınıf IIII) ve çabuk yorulma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde üç yıl önce geçirilmiş anterior miyokard enfarktüsü öyküsü olan hastanın yapılan ekokardiyografisinde sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEFLVEF) %32\%32 olarak hesaplanıyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 118/74118/74 mmHg, nabız 6666/dakika saptanıyor; oskültasyonda S3S_3 galosu duyuluyor ve juguler venöz dolgunluk gözleniyor. Mevcut tedavisi enalapril 1010 mg 2×12\times1, metoprolol süksinat 100100 mg 1×11\times1, spironolakton 2525 mg 1×11\times1 ve asetilsalisilik asit 100100 mg 1×11\times1 şeklindedir. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 9898 mg/dL, serum potasyumu 4.44.4 mEq/L ve kreatinin 1.11.1 mg/dL'dir. Bu hastada klinik durumu stabilize etmek ve kardiyovasküler mortaliteyi azaltmak amacıyla tedaviye eklenmesi önerilen en uygun ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Empagliflozin

Answer

Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği tanısı olan ve halihazırda ACE inhibitörü, Beta-bloker ve MRA (Mineralokortikoid Reseptör Antagonisti) kullanan bu hastada, sağkalımı artırmak için tedaviye eklenmesi gereken dördüncü temel ilaç Empagliflozin gibi bir SGLT2 inhibitörüdür.
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) tedavisinde güncel yaklaşımlar 'dörtlü tedavi' (quadruple therapy) üzerine kuruludur. Hasta zaten ACE inhibitörü, Beta-bloker ve MRA almaktadır. Empagliflozin veya Dapagliflozin gibi SGLT2 inhibitörlerinin, diyabetik olsun veya olmasın, HFrEF hastalarında kardiyovasküler ölüm ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış riskini anlamlı ölçüde azalttığı EMPEROR-Reduced ve DAPA-HF çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Hastanın kan şekerinin normal olması bu tedavinin başlanmasına engel değildir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve ejeksiyon fraksiyonunun değerlendirilmesi
Hasta LVEFLVEF %32\%32 ve NYHANYHA Sınıf IIII semptomları ile düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) tablosundadır.
Hangi tedavi kılavuzunun uygulanacağını belirlemek için EF düzeyi kritiktir.
2
Mevcut tıbbi tedavinin analizi
Hasta enalapril (ACEi), metoprolol (BB) ve spironolakton (MRA) kullanmaktadır; yani 'dört temel direk' tedavinin üçünü almaktadır.
Mevcut tedavideki eksik mortalite azaltıcı ajanı belirlemek gerekir.
3
Eksik olan mortalite azaltıcı bileşenin belirlenmesi
Güncel kılavuzlara göre HFrEF tedavisinde dördüncü temel bileşen SGLT2 inhibitörleridir (Dapagliflozin veya Empagliflozin).
SGLT2 inhibitörleri diyabetten bağımsız olarak kalp yetersizliğinde mortaliteyi azaltır.
4
Diğer seçeneklerin klinik uygunluğunun kontrolü
Nabız 6666/dakika olduğu için İvabradin endike değildir; Digoksin ve Furosemid mortaliteyi etkilemez; Verapamil ise kontrendikedir.
Hatalı seçenekleri fizyolojik ve klinik verilere dayanarak elemek tanıyı doğrular.

Key Concept

Kalp yetersizliğinde (HFrEF) mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış dört temel ilaç grubu (Fantastic Four): ACEi/ARNI/ARB, Beta-bloker, MRA ve SGLT2 inhibitörleri.
Question 269Question

2424 yaşında erkek hasta, bir hafta önce geçirdiği viral üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında gelişen, derin nefes almakla şiddetlenen ve öne eğilmekle hafifleyen batıcı tarzda göğüs ağrısı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede prekordiyal bölgede, hastanın öne eğilmesiyle daha belirgin hale gelen gıcırtı benzeri bir ses (frotman) saptanıyor. Elektrokardiyografide (EKG) DIDI, DIIDII, aVFaVF ve V2V6V_2-V_6 derivasyonlarında yaygın konkav STST segment yükselmesi ve PRPR segment depresyonu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut perikardit

Answer

Klinik ve EKG bulguları doğrultusunda en olası tanı akut perikardittir.
Akut perikardit tanısı, hastanın klinik öyküsü (viral enfeksiyon sonrası pozisyonel ağrı), fizik muayenesi (frotman) ve tipik EKG bulguları (yaygın konkav ST yükselmesi ve PR depresyonu) ile konur. Bu vakada tüm bu klasik bulgular bir arada sunulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
Hastanın ağrısının derin nefesle artması ve öne eğilmekle hafiflemesi (plöritik ve pozisyonel ağrı) perikardiyal irritasyonu düşündürür.
Perikardit ağrısı, perikardın paryetal yaprağındaki sinir uçlarının irritasyonu nedeniyle pozisyona duyarlıdır.
2
Fizik muayene bulgusunun yorumlanması
Duyulan gıcırtı benzeri ses 'perikardiyal frotman' olarak adlandırılır ve akut perikardit için patognomoniktir.
İltihaplı perikard yapraklarının birbirine sürtünmesi bu karakteristik sesi oluşturur.
3
EKG bulgularının analizi
Yaygın (birden fazla duvarı kapsayan) konkav ST yükselmesi ve özellikle PR segment depresyonu akut perikarditi destekler.
PR depresyonu, atriyal epikardın inflamasyonunu gösterir ve miyokard infarktüsünde nadiren görülür.

Key Concept

Akut perikardit tanısında plöritik/pozisyonel ağrı, perikardiyal frotman ve yaygın EKG değişikliklerinin (ST yükselmesi, PR depresyonu) birlikteliği esastır.

Practice More

Akut perikardit tedavisinde ilk basamakta kullanılan ilaçları ve kolşisinin nüksleri önlemedeki rolünü gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 270Question

3131 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır eforla artan nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol sternal kenar alt uçta 3/63/6 şiddetinde kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Bu üfürümün ayağa kalkmakla ve Valsalva manevrasıyla şiddetlendiği, çömelmekle ise azaldığı saptanıyor. Ekokardiyografide asimetrik septal hipertrofi (22 mm22\text{ mm}) ve mitral kapak ön yaprakçığında sistolik anterior hareket (SAM) izleniyor.

Bu hastada semptomların kontrolü amacıyla aşağıdaki ilaçlardan hangisinin kullanılması kontrendikedir?

Show answer & explanation

Answer: Digoksin

Answer

Digoksin, kontraktiliteti artırarak sol ventrikül çıkış yolu gradiyentini kötüleştirdiği için bu hastada kontrendikedir.
Pozitif inotropik etkisi olan ilaçlar (örneğin digoksin), sol ventrikülün kasılma gücünü artırarak mitral kapağın septuma daha fazla yaklaşmasına (SAM mekanizması) ve sol ventrikül çıkış yolu (LVOT) gradiyentinin artmasına neden olur. Bu durum, obstrüksiyonu derinleştirerek semptomları kötüleştirdiği için kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve fizik muayene bulgularını analiz et.
Valsalva ve ayağa kalkmakla artan (preload azaldığında artan) üfürüm, Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOKM) tanısını düşündürür.
HOKM'de üfürüm, sol ventrikül hacmi azaldığında dinamik obstrüksiyonun artması nedeniyle şiddetlenir.
2
Ekokardiyografi bulgularını doğrula.
Asimetrik septal hipertrofi ve sistolik anterior hareket (SAM), HOKM tanısını kesinleştirir.
SAM, mitral kapağın septumla temas ederek çıkış yolunu daraltması mekanizmasıdır.
3
İlaçların patofizyoloji üzerindeki etkilerini değerlendir.
Pozitif inotroplar obstrüksiyonu artırırken; negatif inotroplar ve doluşu artıran ajanlar (beta-blokerler) obstrüksiyonu azaltır.
Sol ventrikülün daha güçlü kasılması, çıkış yolunun daha fazla daralmasına yol açar.

Key Concept

Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati'de dinamik sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonu (LVOT) yönetimi.

Practice More

HOKM'de ani kardiyak ölüm risk faktörlerini ve ICD endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 271Question

46 yaşında erkek hasta, aralıklı baş ağrısı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde özellik saptanmıyor. Fizik muayenede kan basıncı 152/96 mmHg, nabız 78/dk ritmik ve Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 32 kg/m² (obez) olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde açlık plazma glukozu 114 mg/dL, HbA1c %6.1 ve trigliserid düzeyi 220 mg/dL saptanıyor. Eşlik eden bilinen bir kardiyovasküler hastalığı bulunmayan bu hastada; metabolik profili olumsuz etkilemesi ve yeni diyabet gelişim riskini artırması nedeniyle, başlangıç tedavisinde tercih edilmesi önerilmeyen antihipertansif ilaç grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Beta blokerler

Answer

Seçeneklerde belirtilen Beta blokerler, metabolik yan etkileri nedeniyle bu hastada en az tercih edilmesi gereken gruptur.
ESC/ESH Hipertansiyon Kılavuzlarına göre; beta blokerler (özellikle vazodilatör olmayanlar), insülin duyarlılığını azaltmaları, kilo alımına eğilim yaratmaları ve lipid profili üzerindeki olumsuz etkileri (trigliserid yüksekliği, HDL düşüklüğü) nedeniyle metabolik sendromu olan veya diyabet gelişim riski yüksek hastalarda ilk tercih olarak önerilmez. Bu hastada obezite, bozulmuş açlık glukozu ve hipertrigliseridemi mevcuttur; dolayısıyla iskemik kalp hastalığı veya kalp yetersizliği gibi 'zorunlu (compelling)' bir endikasyon olmadıkça beta blokerlerden kaçınılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik profilini analiz et
Obezite (VKİ 32), bozulmuş açlık glukozu (114 mg/dL), yüksek trigliserid ve hipertansiyon bulguları 'Metabolik Sendrom' tablosunu işaret etmektedir.
İlaç seçimini yaparken eşlik eden komorbiditeler ve metabolik durum göz önüne alınmalıdır.
2
Antihipertansif ilaç gruplarının metabolik etkilerini değerlendir
RAAS blokerleri (ACEI/ARB) ve Kalsiyum Kanal Blokerleri metabolik olarak nötr veya olumludur. Beta blokerler (özellikle eski kuşak) ise insülin direncini artırabilir, kilo alımına neden olabilir ve dislipidemiyi kötüleştirebilir.
Hipertansiyon kılavuzlarına (ESC/ESH) göre ilaç yan etki profilleri karşılaştırılmalıdır.
3
Kılavuz önerilerine göre kontrendikasyon veya kaçınılması gereken durumu belirle
Zorunlu bir endikasyon (kalp yetersizliği, geçirilmiş MI, atriyal fibrilasyon vb.) olmadıkça, metabolik sendromlu veya diyabet riski yüksek hastalarda beta blokerler (özellikle diüretiklerle kombinasyonu) başlangıç tedavisi olarak önerilmez.
Doğru ilacı seçmek kadar, hastaya zarar verebilecek veya komorbiditeyi kötüleştirecek ilaçtan kaçınmak da önemlidir.

Key Concept

Metabolik sendromlu hipertansif hastalarda, diyabetojenik etkileri nedeniyle beta blokerlerin (zorunlu kardiyak endikasyon yoksa) ilk basamakta tercih edilmemesi.

Hints

1
Hastada obezite, kan şekeri sınırda yüksekliği ve trigliserid yüksekliği var; bu durum 'Metabolik Sendrom' olarak adlandırılır.
2
Bazı antihipertansif ilaçlar kan şekerini yükseltebilir ve kilo alımını kolaylaştırabilir.
3
Sempatik sistemi baskılayan bu ilaç grubu, pankreasın insülin salınımını ve periferik dokunun insüline yanıtını olumsuz etkileyebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 272Question

3838 yaşında kadın hasta, son bir yıldır giderek artan efor dispnesi ve yorgunluk şikayetiyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde apekste düşük frekanslı middiyastolik rulman, şiddetli bir S1S_1 ve S2S_2 sesinden hemen sonra duyulan yüksek frekanslı bir açılma sesi (opening snap) saptanıyor. Bu hastada mitral darlığının ciddiyetinin arttığını (kapak alanının daraldığını) gösteren en güvenilir fizik muayene bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: S2S_2 ile açılma sesi (opening snap) arasındaki sürenin kısalması

Answer

S2 ile açılma sesi (opening snap) arasındaki sürenin kısalması, mitral darlığının ciddiyetini gösteren en önemli fizik muayene bulgusudur.
Mitral darlığında sol atriyum (LA) basıncı yükselir. Sol ventrikül (LV) diyastolde gevşerken, LA basıncı LV basıncını geçtiği anda mitral kapak açılır ve açılma sesi (OS) duyulur. Darlık ne kadar fazlaysa LA basıncı o kadar yüksektir ve bu basınç kesişimi S2S_2'den (A2) hemen sonra, daha erken gerçekleşir. Bu nedenle S2OSS_2-OS aralığının kısalması, darlığın ciddi olduğunu ve kapak alanının küçüldüğünü gösteren en spesifik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın fizik muayene bulgularını analiz etmek.
Middiyastolik rulman ve açılma sesi varlığı Mitral Darlığı (MD) tanısını koydurur.
Bu bulgular romatizmal mitral darlığının klasik oskültasyon bulgularıdır.
2
Kapak darlığı derecesi ile sol atriyum basıncı arasındaki ilişkiyi kurmak.
Mitral kapak alanı daraldıkça, kanın sol ventriküle geçişi zorlaşır ve sol atriyum basıncı yükselir.
Darlık arttıkça sol atriyumun boşalması için daha yüksek bir basınç gradyanı gerekir.
3
Sol atriyum basıncının açılma sesi (OS) zamanlaması üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Mitral kapak, sol atriyum basıncının sol ventrikül basıncını geçtiği anda açılır. Sol atriyum basıncı ne kadar yüksekse, izovolumetrik gevşeme sırasında bu eşik o kadar erken aşılır ve S2OSS_2-OS aralığı kısalır.
Yüksek basınç, kapağın S2S_2 (aort kapağı kapanışı) sonrası daha hızlı 'snapping' yapmasına neden olur.

Key Concept

Mitral Darlığı Şiddet Kriterleri
Estimated Time:1m 15s
Question 273Question

2222 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır eforla gelen nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 115/75115/75 mmHg, nabız 82/dakika82/dakika ve ritmiktir. Kalp oskültasyonunda mezokardiyak odakta S2S_2 sesinin hem inspiryumda hem de ekspiryumda geniş ve sabit olarak çiftleştiği (fixedfixed splittingsplitting) saptanıyor. Ayrıca pulmoner odakta 2/62/6 şiddetinde midsistolik ejeksiyon üfürümü ve triküspit odakta (sol sternal kenar alt uç) düşük frekanslı bir mezodiyastolik üfürüm (gürültü) duyuluyor. Bu klinik tabloya göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Triküspit odakta duyulan mezodiyastolik üfürüm, pulmoner/sistemik akım oranının (Qp/QsQ_p/Q_s) yüksek olduğunu ve geniş bir sol-sağ şant varlığını gösterir.

Answer

Triküspit odakta duyulan mezodiyastolik üfürüm, pulmoner/sistemik akım oranının (Qp/QsQ_p/Q_s) yüksek olduğunu ve geniş bir sol-sağ şant varlığını gösterir.
Atriyal septal defektte (ASD), triküspit odakta duyulan mezodiyastolik üfürüm, triküspit kapakta organik bir darlık olmaksızın, sol-sağ şant nedeniyle sağ kalbe dönen kan hacminin çok artması sonucu 'rölatif triküspit darlığı' oluşmasından kaynaklanır. Bu bulgu, şant hacminin pulmoner/sistemik akım oranının (Qp/QsQ_p/Q_s) en az 2:12:1 veya üzerinde olduğunu gösteren önemli bir şiddet kriteridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ASD ile ilişkilendir.
Geniş ve sabit S2S_2 çiftleşmesi, midsistolik ejeksiyon üfürümü (pulmoner odak) ve triküspit mezodiyastolik üfürüm varlığı ASD'yi doğrular.
Sabit çiftleşme ve rölatif kapak üfürümleri ASD'nin klasik hemodinamik yansımalarıdır.
2
Üfürümlerin kaynağını analiz et.
Sistolik üfürüm pulmoner kapaktan, mezodiyastolik üfürüm ise triküspit kapaktan geçen yüksek akıma bağlıdır.
Defektten geçiş hızı düşük olduğu için ASD'nin kendisi üfürüm oluşturmaz; üfürümler 'rölatif darlık' kaynaklıdır.
3
Mezodiyastolik üfürümün klinik önemini belirle.
Triküspit odaklı diyastolik üfürümün varlığı, sol-sağ şantın hacimsel olarak çok büyük olduğunu (Qp/Qs>2:1Q_p/Q_s > 2:1) gösterir.
Yalnızca belirgin şant varlığında triküspit kapaktan geçen kan hacmi kapak kapasitesini zorlayacak düzeye ulaşır.

Key Concept

Atriyal Septal Defekt (ASD) Fizik Muayene Bulguları ve Hemodinamisi
Estimated Time:2m 0s
Question 274Question

6262 yaşında erkek hasta, dirençli hipertansiyon nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde uzun süreli sigara kullanımı, koroner arter hastalığı ve alt ekstremite kladikasyosu öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde kan basıncı 175/100175/100 mmHg ölçülüyor ve her iki renal arter trasesinde sistolik üfürüm saptanıyor. Hastanın bazal serum kreatinin düzeyi 1.31.3 mg/dL iken, tedaviye **Lisinopril 2020 mg/gün** eklenmesinden iki hafta sonra yapılan kontrolde kreatinin düzeyinin 2.22.2 mg/dL, potasyumun ise 5.45.4 mEq/L olduğu görülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lisinopril kesilmeli, tedaviye kalsiyum kanal blokeri ile devam edilmelidir.

Answer

Lisinopril kesilmeli ve tedaviye güvenli bir alternatif olan kalsiyum kanal blokeri ile devam edilmelidir.
Bilateral renal arter stenozu olan hastalarda glomerüler filtrasyon basıncı, anjiyotensin II tarafından sağlanan efferent arteriyol vazokonstriksiyonuna bağımlıdır. Bir ACE inhibitörü olan lisinopril kullanıldığında bu konstriksiyon ortadan kalkar ve GFR hızla düşer. Kreatinin düzeyinde bazal değerin %30\%30'undan fazla artış saptanması (bu vaka için %69\%69), ilacın kesilmesi gerektiğini ve altta yatan bir bilateral stenoz veya renal hipoperfüzyon durumu olduğunu gösterir. Kalsiyum kanal blokerleri bu hemodinamik mekanizmadan bağımsız oldukları için bu hastalarda güvenle kullanılabilir.

Step-by-Step Solution

1
Kreatinin artış oranını hesapla.
Bazal 1.31.3 mg/dL'den 2.22.2 mg/dL'ye çıkış, yaklaşık %69\%69 oranında bir artışa tekabül eder.
ACE inhibitörü veya ARB başlanan hastalarda kreatinin artışının %30\%30 eşiğini geçip geçmediği, renal arter stenozu gibi durumların tespiti için kritiktir.
2
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Yaygın ateroskleroz (KAH, PAD, sigara) ve abdominal sistolik üfürüm, bilateral renal arter stenozunu düşündürür.
Bilateral renal arter stenozunda böbrek perfüzyon basıncı düşüktür ve GFR'nin korunması anjiyotensin II aracılı efferent arteriyol konstriksiyonuna bağımlıdır.
3
Tedavi kararını belirle.
ACE inhibitörünü derhal kes ve kalsiyum kanal blokeri gibi renal hemodinamiyi bozmayan bir ajana geç.
ACE inhibitörü efferent vazodilatasyon yaparak bu kritik basıncı düşürür ve bilateral darlık varlığında GFR'nin çökmesine (akut böbrek hasarı) neden olur.

Key Concept

Bilateral Renal Arter Stenozunda ACE İnhibitörü Kullanımı ve Akut Böbrek Hasarı Yönetimi
Estimated Time:2m 0s
Question 275Question

72 yaşında kadın hasta, polikliniğe yol yürümekle artan nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 3 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü olduğu öğreniliyor.

Yapılan fizik muayenesinde; kan basıncı 105/65 mmHg, nabız 68/dk ve ritmik olarak ölçülüyor. Oskültasyonda apeksde S3 galo duyuluyor ve akciğer bazallerinde inspiratuar raller saptanıyor. Bilateral gode bırakan pretibial ödem (+/+) izleniyor.

Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %30 olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum potasyumu 4.4 mEq/L, kreatinin 1.2 mg/dL (eGFR > 30 mL/dk) bulunuyor.

Hasta mevcut tedavisinde optimal dozlarda Ramipril, Bisoprolol ve semptomatik rahatlama için Furosemid kullanmaktadır.

Bu hastada mortaliteyi azaltmak amacıyla tedaviye eklenmesi gereken en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spironolakton

Answer

Mortaliteyi azaltan en uygun ajan Spironolakton'dur.
Bu hasta düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) tanısına sahiptir ve halihazırda ACE inhibitörü ve Beta bloker kullanmaktadır. Güncel kılavuzlara göre, bu tedaviye rağmen semptomatik olan ve LVEF ≤ %35 olan hastalarda, mortaliteyi ve hastaneye yatışları azaltmak için tedaviye bir Mineralokortikoid Reseptör Antagonisti (MRA) olan Spironolakton veya Eplerenon eklenmesi Sınıf I öneridir. Hastanın potasyum ve kreatinin değerleri bu ekleme için uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF, EF %30), semptomatik (NYHA II-III) ve mevcut tedaviye (ACEi + Beta bloker) rağmen devam eden şikayetler.
Tedavi optimizasyonu için hastanın evresini ve risk profilini belirlemek gerekir.
2
Mortalite üzerine etkili ilaç gruplarını değerlendir
HFrEF tedavisinde 'Dört Temel Sütun' (ACEi/ARNI, Beta bloker, MRA, SGLT2i) mortaliteyi azaltır. Diüretikler ve digoksin semptomatiktir.
Soruda spesifik olarak semptom kontrolü değil, mortalite (sağkalım) avantajı sorulmaktadır.
3
Kontrendikasyonları kontrol et
Potasyum 4.4 mEq/L (sınır < 5.0) ve Kreatinin 1.2 mg/dL (böbrek fonksiyonu yeterli).
Mineralokortikoid reseptör antagonistleri (MRA) başlanmadan önce hiperkalemi ve böbrek yetmezliği riski dışlanmalıdır.

Key Concept

HFrEF tedavisinde mortaliteyi azaltan ilaçlar (GDMT): ACE inhibitörleri/ARNI, Beta blokerler, Mineralokortikoid Reseptör Antagonistleri (MRA) ve SGLT2 inhibitörleridir.
Estimated Time:1m 0s
Question 276Question

3838 yaşında erkek hasta, bilinen hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati (HOKM)(\text{HOKM}) tanısıyla acil servise başvuruyor. Hasta son birkaç saattir başlayan şiddetli çarpıntı ve giderek artan nefes darlığı tarifliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/65 mmHg95/65\text{ mmHg}, nabız 142/dakika142/dakika ve düzensiz saptanıyor. Dinlemekle sol alt sternal kenarda 3/63/6 şiddetinde kaba sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. EKG'de hızlı ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyon (AF)(\text{AF}) saptanıyor. Bu hastada hemodinamik stabilizasyonu sağlamak ve obstrüksiyonu azaltmak için en uygun ilk farmakolojik müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntravenöz Metoprolol

Answer

İntravenöz Metoprolol uygulanması, diyastolik doluş süresini artırarak ve negatif inotropik etkisiyle sistolik anterior hareketi (SAM)(\text{SAM}) azaltarak obstrüksiyonu gerileten en uygun yaklaşımdır.
Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopati (HOKM)(\text{HOKM}) hastalarında gelişen hızlı ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyon, diyastol süresini kısaltarak ve ventrikül doluşunu azaltarak sol ventrikül çıkış yolu (LVOT)(\text{LVOT}) obstrüksiyonunu şiddetlendirir. İntravenöz Metoprolol gibi Beta blokerler, negatif kronotropik etkileri ile diyastolik doluşu artırırken, negatif inotropik etkileri ile sistolik anterior hareketi (SAM)(\text{SAM}) azaltarak dinamik obstrüksiyonu geriletir ve hemodinamik stabilizasyon sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik durumun ve ritmin değerlendirilmesi.
Hızlı ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyon ve sınırda hipotansiyon saptanmıştır.
HOKM hastalarında taşikardi, ventrikül doluş süresini kısaltarak ve kontraktiliteyi artırarak obstrüksiyonu kötüleştirir.
2
Uygun farmakolojik ajanın hedeflenmesi.
Negatif inotropik ve negatif kronotropik etkili bir ajan seçilmelidir.
Obstrüksiyonun temelinde yatan sistolik anterior hareketi (SAM)(\text{SAM}) azaltmak ve doluşu artırmak için Beta blokerler (metoprolol)(\text{metoprolol}) ilk tercihtir.
3
Kontrendike olan tedavilerin dışlanması.
Pozitif inotroplar, diüretikler ve vazodilatörlerden kaçınılmıştır.
Bu ajanlar sol ventrikül hacmini azaltarak veya kontraktiliteyi artırarak obstrüksiyonu ve gradiyenti şiddetlendirir.

Key Concept

HOKM'de sistolik anterior hareket (SAM)(\text{SAM}) ve obstrüksiyonu artıran durumlar (tazikardi, artmıs¸ kontraktilite, azalmıs¸ o¨n yu¨k/art yu¨k)(\text{tazikardi, artmış kontraktilite, azalmış ön yük/art yük}) ile tedavi ilkeleri.

Alternative Method

Hemodinamik olarak anstabil (şok tablosu) olan hastalarda farmakolojik tedavi yerine acil senkronize elektriksel kardiyoversiyon düşünülmelidir.
Estimated Time:2m 30s
Question 277Question

2626 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü sırasında değerlendiriliyor. Hastanın özgeçmişinde özellik saptanmıyor ancak kardeşinin 2020 yaşında futbol maçında aniden öldüğü öğreniliyor. Fizik muayenede sol sternal kenarda Valsalva manevrası ile şiddeti artan 3/63/6 derecelik sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Ekokardiyografide asimetrik septal hipertrofi (septum kalınlığı: 2626 mm) ve sol ventrikül çıkış yolunda dinlenimde 4040 mmHg gradiyent saptanıyor. 2424 saatlik Holter monitörizasyonunda 343-4 vuruluk non-sustained ventriküler taşikardi (NSVT) atakları izleniyor.

Bu hastada ani kardiyak ölümü (AKÖ) önlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) yerleştirilmesi

Answer

İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) yerleştirilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yanıt olan ICD seçeneği, hastanın sahip olduğu yüksek ani ölüm riski (aile öyküsü ve Holter'de NSVT) nedeniyle en uygun tedavi yaklaşımıdır. Hipertrofik kardiyomiyopatide mortaliteyi ve ani ölümü azalttığı kanıtlanmış tek yöntem ICD uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularına göre tanı konulması
Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOCM)
Genç hastada ailede ani ölüm öyküsü, Valsalva ile artan ejeksiyon üfürümü ve ekokardiyografide asimetrik septal hipertrofi varlığı bu tanıyı koydurur.
2
Ani kardiyak ölüm (AKÖ) risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Yüksek riskli profil (Aile öyküsü + NSVT)
Hastada saptanan birinci derece akrabada erken yaşta ani ölüm ve Holter'deki NSVT atakları, AKÖ için majör risk faktörleridir.
3
Yüksek riskli hastada tedavi planının belirlenmesi
ICD (İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör) endikasyonu
Kılavuzlara göre, yüksek risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına sahip HKM hastalarında AKÖ'den korunmak için ICD altın standarttır.

Key Concept

Hipertrofik kardiyomiyopatide ani ölümü önlemede ICD endikasyonları.

Practice More

HKM'de ani ölüm risk faktörlerini (septum > 30 mm, açıklanamayan senkop, NSVT, aile öyküsü) bir liste olarak tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 278Question

7272 yaşında kadın hasta, baş ağrısı ve halsizlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 172/76172/76 mmHg, nabız 7878/dakika düzenli saptanıyor. Özgeçmişinde 22 yıl önce geçirilmiş sol femur boynu kırığı nedeniyle opere olduğu ve osteoporoz tanısıyla kalsiyum ve D vitamini replasmanı aldığı öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin 0.90.9 mg/dL, sodyum 138138 mEq/L ve potasyum 4.24.2 mEq/L olarak saptanıyor. Bu hasta için en uygun başlangıç antihipertansif tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İndapamid

Answer

İndapamid, yaşlılardaki izole sistolik hipertansiyon tedavisinde ilk tercihlerden biridir ve idrarla kalsiyum atılımını azaltarak osteoporozda kemik mineral dansitesini korumaya yardımcı olur.
Doğru seçenek olan ilaç bir tiyazid benzeri diüretiktir. 7272 yaşındaki bu hastada saptanan 172/76172/76 mmHg değeri 'İzole Sistolik Hipertansiyon' (İSH) olarak tanımlanır. Güncel kılavuzlara göre yaşlılardaki İSH tedavisinde tiyazid grubu diüretikler ve kalsiyum kanal blokerleri ilk tercih edilecek ilaçlardır. Bu hastada ayrıca osteoporoz ve kırık öyküsü bulunduğu için, distal tübülde sodyum-klor pompasını inhibe ederek kalsiyumun geri emilimini artıran (hipokalsiüri yapan) tiyazid grubu ilaçlar, kemik mineral dansitesini korumaya yardımcı oldukları için en uygun seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Kan basıncı paternini analiz et
SBP140SBP \geq 140 ve DBP<90DBP < 90 mmHg (İzole Sistolik Hipertansiyon)
Yaşlılarda en sık görülen hipertansiyon formudur ve arteriyel kompliyans azalmasına bağlıdır.
2
Eşlik eden hastalıkları (komorbiditeleri) değerlendir
Osteoporoz ve femur kırığı öyküsü mevcut
Tedavi seçiminde ilacın bu duruma etkisi (kalsiyum dengesi) kritiktir.
3
İlaç gruplarının kalsiyum üzerine etkilerini karşılaştır
Tiyazidler kalsiyum atılımını azaltır, Loop diüretikleri (Furosemid) artırır
Distal tübülde sodyum-klor kanalını bloke eden tiyazidler, kalsiyum geri emilimini dolaylı olarak artırır.
4
En uygun tedaviyi belirle
İndapamid (Tiyazid benzeri diüretik)
Kılavuzlara göre izole sistolik HT'de diüretikler (tiyazid/tiyazid benzeri) veya kalsiyum kanal blokerleri önerilir; ancak osteoporoz varlığı tiyazidleri ön plana çıkarır.

Key Concept

Tiyazid grubu diüretiklerin kalsiyum tutucu etkisi ve izole sistolik hipertansiyon tedavisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 279Question

Yaygın aterosklerotik damar hastalığı öyküsü olan 6262 yaşındaki erkek hasta, son üç ayda üç kez tekrarlayan, ani başlangıçlı şiddetli nefes darlığı ve ortopne şikayetiyle acil servise başvuruyor. Ataklar sırasında kan basıncı 210/115210/115 mmHg saptanıyor ve akciğer bazallerinde yaygın raller duyuluyor. Fizik muayenesinde abdominal bölgede sistolik-diyastolik üfürüm duyulan hastanın laboratuvar incelemesinde kreatinin değeri 1.31.3 mg/dL olarak saptanıyor. Bu hastanın hipertansiyon tedavisinde aşağıdakilerden hangisinin kullanımı, intraglomerüler basıncı düşürerek akut böbrek hasarına yol açma riski nedeniyle kontrendikedir?

Show answer & explanation

Answer: Ramipril

Answer

Bilateral renal arter darlığında efferent arteriyol tonusunu düşürerek akut böbrek hasarına neden olan Ramipril kullanımı kontrendikedir.
Ramipril bir ACE inhibitörüdür. Bilateral renal arter darlığı olan hastalarda böbrek filtrasyonu (GFR), efferent arteriyolün anjiyotensin II etkisiyle kasılması sayesinde korunur. ACE inhibitörü verildiğinde bu mekanizma bozulur, intraglomerüler basınç düşer ve hasta hızla akut böbrek yetmezliğine girer. Bu klinik tablo (tekrarlayan akciğer ödemi + abdominal üfürüm + ateroskleroz) tipik bir bilateral renal arter darlığı (Pickering Sendromu) sunumudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Tekrarlayan ani pulmoner ödem (flash pulmonary edema) ve abdominal üfürüm varlığı, bilateral renal arter darlığını (Pickering Sendromu) düşündürür.
Aterosklerotik hastalarda kontrolsüz hipertansiyon ve açıklanamayan kalp yetersizliği atakları sekonder hipertansiyon nedenlerini akla getirmelidir.
2
Renal hemodinaminin değerlendirilmesi
Bilateral renal arter darlığında renal perfüzyon basıncı düşüktür ve GFR, efferent arteriyoldeki anjiyotensin II bağımlı vazokonstriksiyon ile korunur.
Böbrek, düşük perfüzyon basıncına rağmen filtrasyonu sürdürebilmek için efferent yolu daraltmak zorundadır.
3
İlaç mekanizmasının eşleştirilmesi
ACE inhibitörü (Ramipril) kullanımı bu vazokonstriksiyonu bloke eder, intraglomerüler basıncı düşürür ve filtrasyonu durdurur.
Efferent arteriyolde genişleme olması, darlık nedeniyle zaten düşük olan perfüzyonun filtrasyon basıncı oluşturamamasına yol açar.

Key Concept

Bilateral renal arter darlığında (veya soliter böbrekte darlık varlığında) ACE inhibitörleri ve ARB'ler intraglomerüler basıncı düşürerek akut böbrek hasarına yol açtıkları için mutlak kontrendikedir.
Question 280Question

2222 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü sırasında saptanan üfürüm nedeniyle kardiyoloji polikliniğine refere ediliyor. Hastanın hafif eforla gelen nefes darlığı dışında bir yakınması bulunmuyor. Fizik muayenesinde; kan basıncı 120/80120/80 mmHg, nabız 76/dakika76/dakika ve ritmiktir. Juguler venöz nabız trasesinde belirgin "aa" dalgası gözleniyor. Sol alt sternal sınır boyunca sağ ventrikül vurusu (parasternal lift) palpe ediliyor. Oskültasyonda sol ikinci interkostal aralıkta S1S_1'den hemen sonra duyulan yüksek frekanslı bir ses (klik) ve bunu takip eden sert karakterli bir sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor. Derin inspiryum yapıldığında üfürümün şiddetinin arttığı, ancak klik sesinin şiddetinin azaldığı ve S1S_1 ile neredeyse birleştiği gözleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner stenoz

Answer

En olası tanı pulmoner stenozdur.
Doğru seçenek olan pulmoner stenozda, sağ ventrikül hipertrofisine bağlı olarak juguler venöz nabızda belirgin 'a' dalgası ve parasternal lift görülür. Oskültasyonda pulmoner odakta duyulan klik sesi, inspiryumda sağ ventrikül dolumunun artması ve kapağın atriyal sistol sırasında bir miktar erken açılması nedeniyle şiddetini kaybeder. Bu durum, sağ kalp kökenli seslerin inspiryumda şiddetinin artması kuralının tek istisnasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Fizik muayene bulgularını analiz et
Belirgin 'a' dalgası ve parasternal lift, sağ ventrikülün basınca maruz kaldığını ve hipertrofiye uğradığını gösterir.
Bu bulgular primer bir sağ kalp patolojisine işaret eder.
2
Oskültasyon bulgularını değerlendir
Sol ikinci interkostal aralıktaki sistolik ejeksiyon üfürümü pulmoner kapak patolojisini (stenoz) düşündürür.
Lokalizasyon pulmoner odakla uyumludur.
3
Respiratuar varyasyonu yorumla
İnspiryumda üfürümün artması sağ taraflı bir üfürüm olduğunu doğrular (Carvallo belirtisi). Ancak kliğin şiddetinin azalması pulmoner stenoz kliği için patognomoniktir.
Pulmoner stenoz kliği, inspiryumda şiddeti azalan TEK sağ kalp sesidir.

Key Concept

Pulmoner stenozda ejeksiyon kliği, inspiryumda şiddeti azalan tek sağ kalp sesidir.

Practice More

Pulmoner stenozun şiddeti arttıkça, S2S_2 çiftleşmesinin genişleyeceği ve P2P_2 sesinin şiddetinin azalacağı unutulmamalıdır.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 14 / 21Next
Kardiyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 14 | Examkin