Endokrinoloji ve Metabolizma

491 questions

Question 21Question →

Beş yaşındaki erkek çocuk, boyun orta hattında, hiyoid kemik komşuluğunda yutkunmakla ve dilin dışarı çıkarılmasıyla yukarı doğru hareket eden, ağrısız, yaklaşık 2 cm2\ cm çapında bir şişlik nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın özgeçmişinde ve soygeçmişinde herhangi bir özellik saptanmıyor. Yapılan boyun ultrasonografisinde kistik ve solid komponentleri olan bir lezyon izlenirken, normal anatomik lojda tiroid dokusu saptanamıyor.

Bu hastanın değerlendirilmesinde ve yönetiminde yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kitlenin ektopik tiroid dokusu olabileceği düşünülerek tiroid sintigrafisi çekilmesi

Answer

Kitlenin ektopik tiroid dokusu olabileceği düşünülerek tiroid sintigrafisi çekilmesi
Çocukluk çağında boyun orta hatta, hiyoid kemik komşuluğunda yer alan, yutkunmakla ve dilin dışarı çıkarılmasıyla hareket eden kitleler klinikte sıklıkla tiroglossal duktus kisti ön tanısı alır. Ancak, tiroglossal kist eksizyonu (Sistrunk ameliyatı) planlanan her hastada, cerrahi öncesinde mutlaka boyun ultrasonografisi ile normal pretrakeal lojda tiroid bezinin varlığı teyit edilmelidir. Bu hastada normal anatomik lojda tiroid bezi saptanamamıştır. Bu kritik bulgu, boyundaki kitlenin hastanın tek fonksiyonel tiroid dokusu (ektopik tiroid) olma ihtimalini çok yükseltir. Ektopik tiroidin embriyolojik iniş hattında (lingual, sublingual, tiroglossal) kalması sık karşılaşılan bir durumdur. Fonksiyonel ektopik dokunun tiroglossal kist zannedilip eksize edilmesi iatrojenik hipotiroidiye neden olacağından, cerrahi herhangi bir işlemden önce dokunun tiroid bezi olduğunu kanıtlamak için yapılması gereken en uygun yaklaşım tiroid sintigrafisi çekilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et
Orta hatta, yutkunmakla hareket eden kitle genellikle tiroglossal duktus kistidir. Ancak ultrasonografide normal lojda pretrakeal tiroid dokusu saptanmamıştır.
Klinik muayene (orta hat kitlesi) ve radyolojik bulguların (tiroid yokluğu) birleştirilmesi doğru tanıya ulaşmak için kritik öneme sahiptir.
2
Olası komplikasyonları ve riskleri değerlendir
Normal lojda tiroid bezi olmayan bir hastada, boyun bölgesindeki kitlenin vücuttaki tek fonksiyonel tiroid dokusu (ektopik tiroid) olma ihtimali çok yüksektir.
Bu dokunun tiroglossal kist sanılarak yanlışlıkla eksize edilmesi kalıcı ve ağır iatrojenik hipotiroidi ile sonuçlanır.
3
Tanıyı kesinleştirecek en uygun testi seç
Ektopik tiroid dokusunu doğrulamak için radyonüklid tiroid sintigrafisi (Tc-99m veya I-123) planlanmalıdır.
Sintigrafi, tiroid dokusunun fonksiyonel aktivitesini ve ektopik lokalizasyonunu açıkça gösteren altın standart testtir.

Key Concept

Tiroglossal duktus kisti şüphesi olan her hastada cerrahi öncesi normal yerleşimli tiroid dokusunun varlığı kanıtlanmalıdır; tiroidin normal lojunda saptanamadığı olgularda boyundaki kitle büyük olasılıkla ektopik tiroiddir ve ilk aşamada sintigrafi ile değerlendirilmelidir.

Hints

1
Boyun orta hattında, dil kökü komşuluğunda yutkunmakla hareket eden kitleler genellikle embriyolojik bir kalıntı olan tiroglossal duktus kistleridir.
2
Ultrasonografide normal anatomik lokalizasyonda tiroid dokusunun görülmemesi, hekimi uyarması gereken en kritik klinik bulgudur.
3
Boyundaki kitle, vücuttaki tek tiroid bezi olabilir. Bunu yanlışlıkla çıkarmadan önce, dokunun fonksiyonel durumunu radyoaktif izotoplarla (Tc-99m veya I-123) görüntüleyen bir test yapılmalıdır.

Practice More

Ektopik tiroid dokusu en sık embriyolojik iniş yolunun hangi aşamasında duraksayarak karşımıza çıkar?

Alternative Method

Ultrasonografi kitlenin kistik veya solid yapısını göstererek ektopik tiroid şüphesini uyandırsa da, dokunun tiroid hücresi içerip içermediğini ve tek aktif doku olup olmadığını kesin olarak göstermez. Bu nedenle fonksiyonel bir nükleer tıp görüntülemesi altın standarttır.
Estimated Time:1m 0s
Question 22Question →

6 aylık erkek hasta, sabah saatlerinde uyandırılamama ve jeneralize tonik-klonik nöbet geçirme şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede organomegalisi olmayan hastanın kan şekeri 30 mg/dL ölçülüyor. Hipoglisemi anında alınan kritik örnek sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreSonuç
İdrar KetonuNegatif
Serbest Yağ AsitleriDüşük
Serum İnsülin5 µU/mL
Kan Gazı ve LaktatNormal
Büyüme Hormonu18 ng/mL (Yüksek)
Kortizol22 µg/dL (Yüksek)

Hastaya uygulanan intravenöz glukagon testinde kan şekerinin 30 mg/dL'den 85 mg/dL'ye yükseldiği (pozitif yanıt) görülüyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konjenital hiperinsülinizm

Answer

Konjenital hiperinsülinizm
Bu vaka, klasik bir Konjenital Hiperinsülinizm tablosudur. Tanı için en kritik bulgular şunlardır:
1. Hipoketotik Hipoglisemi: İnsülin, ketogenezi güçlü şekilde inhibe eder.
2. Düşük Serbest Yağ Asitleri (FFA): İnsülin, lipolizi inhibe ettiği için kanda serbest yağ asitleri artamaz (Yağ asidi oksidasyon bozukluklarında ise FFA yüksektir ama okside edilemez).
3. Ölçülebilir İnsülin: Kan şekeri <50 mg/dL iken insülinin tamamen baskılanması (<1-2 µU/mL) gerekir. 5 µU/mL gibi 'normal' görünen bir değer bile hipoglisemi anında patolojiktir.
4. Glukagon Yanıtı: İnsülin etkisiyle karaciğerde glikojen yıkılamaz ve depo dolu kalır. Dışarıdan glukagon verildiğinde bu depo hızla yıkılır ve kan şekeri >30 mg/dL artar (FAOD veya GSD Tip 1'de bu yanıt alınamaz).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını özetle.
Hipoglisemi (30 mg/dL) + İdrar Ketonu Negatif (Hipoketotik) + Düşük Serbest Yağ Asidi + Ölçülebilir İnsülin.
Tanıya gitmek için metabolik profili sınıflandırmak gerekir.
2
Hipoketotik hipoglisemi nedenlerini irdele.
Keton negatifliği, vücudun yağları enerji olarak kullanamadığını (Yağ asidi oksidasyon bozukluğu) veya lipolizin baskılandığını (Hiperinsülinizm) gösterir.
Ketotik hipoglisemi (idrar ketonu pozitif) seçenekleri elenir.
3
Serbest yağ asidi (SYA) düzeyini ve glukagon yanıtını değerlendir.
İnsülinin antilipolitik etkisi nedeniyle SYA düşüktür (FAOD'da yüksektir). Ayrıca insülin glikojen depolarını koruduğu için glukagona yanıt pozitiftir.
Hiperinsülinizm ile yağ asidi oksidasyon bozukluğu arasındaki en temel ayırıcı tanı basamağıdır.

Key Concept

Hipoglisemi Ayırıcı Tanısı (Kritik Örnek Yorumlama)

Hints

1
Hastanın idrar ketonunun negatif olması, vücudun ya enerji için yağları kullanamadığını ya da yağ yıkımının (lipoliz) bir hormon tarafından engellendiğini gösterir.
2
Serbest yağ asitlerinin düşük olması, sorunun yağ asitlerinin mitokondriye girişinde (oksidasyonunda) değil, yağ dokusundan çıkışında (lipolizde) olduğunu işaret eder. Hangi hormon lipolizi güçlü şekilde durdurur?

Practice More

Konjenital hiperinsülinizm tedavisinde kullanılan medikal ajanlar (Diazoksit, Somatostatin) ve cerrahi endikasyonlar üzerine çalışılabilir.

Alternative Method

Algoritma yöntemi: Hipoglisemi → Keton Negatif? → Evet (Hipoketotik) → Serbest Yağ Asidi Düşük? → Evet → Tanı: Hiperinsülinizm. (Eğer SYA Yüksek olsaydı Tanı: FAOD).
Estimated Time:2m 0s
Question 23Question →

33 yaşındaki bir erkek çocuk, penis boyunda büyüme ve pubik bölgede tüylenme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde aksiller tüylenmesinin başladığı, testis hacimlerinin yaş grubuyla uyumlu (22 ml) olduğu saptanıyor. Kan basıncı ölçümü 140/90140/90 mmHg (yaş ve boya göre >95>95. persentil) bulunan ve kemik yaşı 55 yaş ile uyumlu saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 1111-β\beta hidroksilaz eksikliği

Answer

Sunulan klinik vakada hem virilizasyon bulguları (pubik tüylenme, ileri kemik yaşı) hem de hipertansiyonun bir arada olması en olası tanının 11-beta hidroksilaz eksikliği olduğunu gösterir.
Doğru seçenek olan durumda, enzim eksikliği nedeniyle 11-deoksikortikosteron (DOC) birikir. DOC'un mineralokortikoid etkisi kan basıncını yükseltirken, aynı anda artan androjenler kemik yaşını ilerletir ve erken virilizasyon bulgularına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada erken pubarş (tüylenme), penis büyümesi ve ileri kemik yaşı (virilizasyon) ile birlikte hipertansiyon saptanmıştır.
Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) tiplerini birbirinden ayırmak için kan basıncı ve virilizasyon varlığı en kritik belirteçlerdir.
2
Patofizyolojik blokajın belirlenmesi
11-beta hidroksilaz enzimi eksildiğinde, kortizol sentezi azalır ve ACTH artar. Bu durum 11-deoksikortikosteron (DOC) birikimine yol açar.
DOC, güçlü mineralokortikoid aktiviteye sahip bir ara üründür ve sodyum tutulumu yaparak hipertansiyona neden olur.
3
Androjen yolunun değerlendirilmesi
Enzim bloğu kortizol yolunu tıkadığı için prekürsörler androjen yoluna kayar, bu da virilizasyona yol açar.
Hem DOC birikimi (HT) hem de androjen fazlalığı (virilizasyon) sadece 11-beta hidroksilaz eksikliğinde bir arada görülür.

Key Concept

11-beta hidroksilaz eksikliğinde, mineralokortikoid etkili 11-deoksikortikosteron (DOC) birikimi hipertansiyona; androjen fazlalığı ise virilizasyona neden olur.

Practice More

Konjenital adrenal hiperplazi enzim eksikliklerini kan basıncı, virilizasyon ve potasyum düzeyleri üzerinden karşılaştıran bir tabloyu inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question →

1414 yaşında bir kız hasta; hiperpne, karın ağrısı ve letarji şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Laboratuvar incelemesinde kan şekeri 580580 mg/dLmg/dL, venöz kan gazında pHpH: 6.916.91 ve HCO3HCO_3: 66 mEq/LmEq/L olarak saptanmıştır. Diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tanısıyla izlenen bu hastada, sodyum bikarbonat tedavisinin rutin olarak önerilmemesinin temel nedenlerinden biri olan serebral ve metabolik etkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uygulanan bikarbonatın kan-beyin bariyerini geçememesi, ancak oluşan CO2CO_2'nin hızla geçerek beyin omurilik sıvısında paradoksal asidoza yol açması

Answer

Bikarbonatın kan-beyin bariyerini geçememesi, ancak oluşan CO2CO_2'nin hızla geçerek beyin omurilik sıvısında paradoksal asidoza yol açması
Diyabetik ketoasidozda uygulanan sodyum bikarbonat, kanda hidrojen iyonlarıyla birleşerek karbondioksit ve su oluşturur. Oluşan CO2CO_2 lipid çözünürlüğü yüksek olduğu için kan-beyin bariyerini hızla geçer. Ancak bikarbonat iyonunun kendisi bu bariyeri geçemez. Beyin omurilik sıvısına (BOSBOS) geçen CO2CO_2, burada suyla tekrar birleşerek karbonik asit oluşturur ve ortama hidrojen iyonu salar. Bu durum, kanda pHpH yükselirken BOSBOS'ta asidozun derinleşmesine (paradoksal asidoz) ve serebral ödem riskinin artmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Ağır diyabetik ketoasidoz (pH<7.0pH < 7.0) tablosundaki bir hastada bikarbonat tedavisinin risklerini analiz et.
Bikarbonatın rutin kullanımının serebral ödem ve doku hipoksisi riskini artırdığı saptandı.
Güncel pediatrik DKADKA kılavuzları, hayati tehlike arz eden durumlar dışında bikarbonat kullanımından kaçınılmasını önerir.
2
Bikarbonat ve karbondioksitin kan-beyin bariyeri (BBBBBB) üzerindeki geçirgenliğini karşılaştır.
CO2CO_2 lipid çözünürlüğü sayesinde bariyeri hızla geçerken, HCO3−HCO_3^- yüklü bir iyon olduğu için geçemez.
Bu durum, kan ve BOSBOS arasında pHpH dengesizliğine yol açan temel fiziksel kısıtlamadır.
3
BOSBOS'ta meydana gelen kimyasal reaksiyonu değerlendir.
CO2+H2O→H2CO3→H++HCO3−CO_2 + H_2O \rightarrow H_2CO_3 \rightarrow H^+ + HCO_3^- reaksiyonu sonucu BOSBOS'ta serbest H+H^+ iyonu artar.
Kanda bikarbonat düzeyi artsa da BOSBOS'ta asidozun derinleşmesi (paradoksal asidoz) bu şekilde gerçekleşir.

Key Concept

Diyabetik ketoasidozda bikarbonat tedavisinin serebral yan etkileri ve paradoksal asidoz mekanizması.

Practice More

Serebral ödem gelişen bir hastada Cushing triadı bulgularını ve mannitol/hipertonik salin kullanım endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 25Question →

Gebeliğinin son trimesterinde akne ve hirsutizm şikayetleri başlayan bir anneden miadında doğan bebeğin fizik muayenesinde klitoromegali ve labial füzyon saptanıyor (Prader evre 33). Pelvik ultrasonografide uterus ve overler normal olarak izleniyor. Bebeğin karyotip analizi 46,XX46,XX olarak sonuçlanıyor. Serum elektrolitleri ve 1717-hidroksiprogesteron düzeyi normal sınırlarda saptanan bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aromataz eksikliği

Answer

Aromataz eksikliği, hem fetüste hem de annede virilizasyon bulgularına yol açan, 46,XX46,XX DSD tablosuyla seyreden bir enzim eksikliğidir.
Aromataz eksikliği, plasentada androjenlerin (androstenedion ve testosteron) östrojenlere (estron ve estradiol) dönüşümünü engeller. Sonuç olarak maternal dolaşıma geçen aşırı androjenler annede hirsutizm ve ses kalınlaşmasına; fetal dolaşımdaki androjenler ise 46,XX46,XX fetüste dış genital yapının virilizasyonuna (ambigius genitalia) yol açar. 46,XX46,XX bireyde uterus ve overler normal gelişir çünkü MISMIS yoktur ve over gelişimi androjenlerden etkilenmez. Normal 1717-OHP ve elektrolit düzeyleri ise bu tabloyu KAH'tan ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Maternal öykünün değerlendirilmesi
Gebelikte annede ortaya çıkan akne ve hirsutizm, fetüsten gelen androjenlerin östrojenlere dönüştürülemediğini (aromataz eksikliği) veya annede androjen üreten bir kitle (luteoma gibi) olduğunu düşündürür.
Plasental aromataz, fetal adrenalden gelen prekürsörleri östrojenlere dönüştürerek anneyi virilizasyondan korur.
2
Bebekteki fizik muayene ve görüntüleme bulgularının analizi
Karyotip 46,XX46,XX olmasına rağmen virilize dış genital yapı (ambigius) ve internal Müllerian yapıların (uterus, over) varlığı, fetüsün aşırı androjene maruz kaldığını ancak MISMIS (AMHAMH) etkisinin olmadığını gösterir.
46,XX46,XX bireyde uterusun varlığı, testis dokusunun olmadığını veya MISMIS salgılanmadığını kanıtlar.
3
Biyokimyasal verilerle ayırıcı tanı yapılması
1717-OHP ve elektrolitlerin normal olması, en sık virilizasyon nedeni olan Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) olasılığını dışlar.
Aromataz eksikliğinde adrenal steroid sentezi normaldir, sorun androjen-östrojen dönüşümündedir.

Key Concept

Aromataz eksikliğinde plasental östrojen sentezi yapılamaz; bu durum hem fetüste virilizasyona hem de annede gebelik sırasında maskülinizasyon bulgularına neden olur.

Practice More

Aromataz eksikliği olan kız çocuklarında pubertede östrojen eksikliğine bağlı olarak meme gelişimi olmaz, ancak gonadotropinler yüksek seyreder ve overlerde kistler oluşabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 26Question →

Yenidoğan tarama programı kapsamında fenilketonüri (FKÜ) için alınan ilk topuk kanı örneği 'negatif' (normal) olarak raporlanan bir bebekte; 4. ayda psikomotor gelişim basamaklarında gerilik, açık ten rengi, sarı saçlar ve idrarda belirgin bir küf kokusu fark ediliyor. Yapılan ileri tetkiklerle hastaya klasik fenilketonüri tanısı konuluyor. Bu hastada neonatal tarama testinin 'yalancı negatif' sonuçlanmasına aşağıdakilerden hangisinin neden olma olasılığı en düşüktür?

Show answer & explanation

Answer: Tarama laboratuvarında fenilalanin için belirlenen pozitiflik eşik (cut-off) değerinin çok düşük tutulmuş olması

Answer

Tarama laboratuvarında fenilalanin için belirlenen pozitiflik eşik (cut-off) değerinin çok düşük tutulmuş olması
Tarama testlerinde belirlenen eşik (cut-off) değerinin düşük tutulması, testin duyarlılığını (sensitivite) artırır. Duyarlılığı yüksek olan bir testte gerçek hastaların negatif çıkma (yalancı negatiflik) olasılığı daha düşüktür. Tam tersine, eşik değerinin çok yüksek tutulması hafif vakaların gözden kaçmasına ve yalancı negatifliğe yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Gelişim geriliği, açık ten rengi ve küf kokusu klasik fenilketonüriyi (FKÜ) gösterir.
FKÜ'de biriken fenilasetik asit karakteristik 'küf/fare idrarı' kokusuna neden olur; tirozin eksikliği ise hipopigmentasyona yol açar.
2
Tarama testi sonuçlarının (yalancı negatiflik) analizi
Yalancı negatiflik, hasta olan birinin testte 'sağlıklı' çıkmasıdır.
Bu durum ya analitik hatalardan (erken örnekleme, antibiyotik etkileşimi, düşük protein alımı) ya da eşik değerin yanlış belirlenmesinden kaynaklanır.
3
Eşik (cut-off) değeri ve istatistiksel ilişkiyi yorumlama
Eşik değerinin düşürülmesi, testin 'pozitif' kabul edilme kriterini kolaylaştırır.
Düşük eşik değeri (örn. 4 yerine 2 mg/dL) duyarlılığı (sensitivity) artırır ve gerçek hastaların gözden kaçma (yalancı negatiflik) riskini minimize eder.

Key Concept

Yenidoğan tarama testlerinde yalancı negatiflik nedenleri ve eşik (cut-off) değerinin test performansı üzerindeki etkisi.

Practice More

BH4 (biyopterin) metabolizma bozukluklarının 'Malign Fenilketonüri' olarak adlandırılma nedenlerini ve bu durumdaki nörotransmitter eksikliklerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 27Question →

77 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı ve yaşıtlarına göre daha kilolu görünme şikayetiyle polikliniğe getirilmiştir. Antropometrik ölçümlerinde boyu 110110 cm (<3<3. persentil), vücut ağırlığı 2424 kg (75−9075-90. persentil) saptanmıştır. Anne boyu 160160 cm, baba boyu 175175 cm'dir. Son bir yıllık izleminde boyunun 33 cm uzadığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde; belirgin frontal çıkıntı (alın çıkıklığı), mikropenis ve gövdesel yağlanma artışı tespit edilmiştir. Kemik yaşı 44 yıl olarak belirlenen ve tiroid fonksiyonları normal saptanan bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Büyüme hormonu eksikliği

Answer

Büyüme hormonu eksikliği
Hastada saptanan yıllık 33 cm'lik düşük boy uzama hızı büyümenin patolojik olduğunu gösterir. Belirgin kemik yaşı geriliği (33 yıl) hormonal bir eksikliği desteklerken; fizik muayenedeki frontal çıkıntı, mikropenis ve gövdesel yağlanma artışı (bebeksi yüz görünümü ile birlikte) büyüme hormonu eksikliği için patognomonik sayılabilecek klinik ipuçlarıdır. Tiroid fonksiyonlarının normal olması ise büyüme duraklamasına yol açabilecek bir diğer önemli neden olan hipotiroidiyi dışlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Boy uzama hızının değerlendirilmesi
Yıllık 33 cm uzama hızı, 77 yaşındaki bir çocuk için patolojik olarak düşüktür (<5<5 cm/yıl).
Büyüme bozukluklarında ilk adım normal varyantlar ile patolojik durumları ayırmaktır; düşük hız patolojiyi gösterir.
2
Fizik muayene bulgularının analizi
Gövdesel yağlanma (chubby appearance), mikropenis ve frontal çıkıntı saptanmıştır.
Bu bulgular hipotalamo-hipofizer aks bozukluklarını ve spesifik olarak büyüme hormonu etkisizliğini işaret eder.
3
Kemik yaşı ve laboratuvar verilerinin yorumlanması
Kemik yaşının 33 yıl geri olması ve tiroid testlerinin normal bulunması.
Belirgin kemik yaşı geriliği endokrin nedenleri destekler; normal tiroid testleri hipotiroidiyi dışlar.

Key Concept

Patolojik boy kısalığında (düşük büyüme hızı + kemik yaşı geriliği) eşlik eden mikropenis ve trunkal obezite büyüme hormonu eksikliğini düşündürür.

Alternative Method

Vücut kitle indeksi (VKİ) artışına bakılarak endokrin ve non-endokrin ayırımı yapılabilir. Endokrin nedenlerde (GH eksikliği, Cushing, Hipotiroidi) çocuk kısa ve kilolu iken; non-endokrin (malabsorpsiyon, kronik hastalık) nedenlerde çocuk kısa ve zayıftır.
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question →

1010 yaşında bir erkek çocuk, ellerinde ve ayaklarında uyuşma ve istemsiz kasılmalar (karpopedal spazm) şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu ve vücut ağırlığı 50.50. persentilde saptanıyor. Herhangi bir dismorfik bulgusu (kısa boy, yuvarlak yüz, parmak kısalığı) olmayan hastada Chvostek ve Trousseau belirtileri pozitif bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyumu 7.17.1 mg/dL, fosforu 7.67.6 mg/dL, magnezyumu 2.02.0 mg/dL, ALPALP 280280 U/L (NN: 100−350100-350) ve PTHPTH 540540 pg/mL (NN: 10−6510-65) olarak saptanıyor. Böbrek fonksiyon testleri ve idrar tetkiki normal olan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Psödohipoparatiroidi tip 1b

Answer

Psödohipoparatiroidi tip 1b
Laboratuvar bulguları (hipokalsemi, hiperfosfatemi ve çok yüksek PTH), hedef organ düzeyinde PTH etkisine direnç olduğunu (psödohipoparatiroidi) kanıtlamaktadır. Fizik muayenede Albright'ın herediter osteodistrofisine (AHO) özgü kısa boy, yuvarlak yüz ve metakarpal kısalık gibi bulguların olmaması, bu direnç tablosunun sadece böbrekle sınırlı olduğu Psödohipoparatiroidi tip 1b tanısını koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Elektrolit ve hormon düzeylerinin değerlendirilmesi
Hipokalsemi (7.17.1 mg/dL), hiperfosfatemi (7.67.6 mg/dL) ve belirgin PTH yüksekliği (540540 pg/mL) saptandı.
Yüksek PTH düzeyine rağmen düşük kalsiyum ve yüksek fosfor varlığı, hedef organda (böbrek ve kemik) PTH direnci olduğunu gösterir.
2
Renal fonksiyonların kontrol edilmesi
Böbrek fonksiyon testleri normaldir.
Kronik böbrek yetmezliği de benzer bir laboratuvar tablosu (sekonder/tersiyer hiperparatiroidi) yapabilir, normal fonksiyonlar bunu dışlar.
3
Fenotipik özelliklerin analizi
Hastada boy kısalığı, yuvarlak yüz ve dismorfik bulgu saptanmadı.
PTH direnci (Psödohipoparatiroidi) varlığında fenotipik bulguların (AHO) yokluğu, direncin sadece böbrekle sınırlı olduğu Tip 1b'yi işaret eder.

Key Concept

Psödohipoparatiroidi alt tiplerinin ayırıcı tanısı (PTH direnci + Fenotip)

Practice More

Psödohipoparatiroidi tip 1a'da direnç gelişen diğer hormonları (TSH, gonadotropinler) ve 'psödopsödohipoparatiroidi' kavramını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 29Question →

7.57.5 yaşında bir kız çocuk, her iki memesinde büyüme ve son bir yıldır boy uzamasında belirgin yavaşlama şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın fizik muayenesinde; boyu 112112 cm (<3.<3. persentil), vücut ağırlığı 2020 kg (25−50.25-50. persentil) olarak ölçülüyor. Telarş evre 33 olan hastada pubik ve aksiller kıllanma saptanmıyor. Diğer sistem muayenelerinde ciltte kuruluk ve pretibial bölgede hafif ödem dikkati çekiyor.

Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular şöyledir:

TetkikSonuç
Kemik Yaşı44 yaş
Pelvik USGUterus boyutlarında artış, her iki overde multipl kistler
Bazal LH<0.1<0.1 mIU/mL (Düşük)
Bazal FSH8.28.2 mIU/mL (Yüksek)

Bu klinik tabloya göre, hastada pubertal bulguların ortaya çıkmasına neden olan patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çok yüksek TSH düzeylerinin FSH reseptörleri ile çapraz reaksiyonu

Answer

Çok yüksek TSH düzeylerinin FSH reseptörleri ile çapraz reaksiyonu
Hastada görülen telarş ve over kistlerine rağmen kemik yaşının geri olması ve boy kısalığı, primer hipotiroidiye bağlı gelişen Van Wyk-Grumbach sendromunu işaret eder. Bu tabloda, tiroid hormonları eksikliği nedeniyle aşırı yükselen TSH molekülü, FSH reseptörleri ile yapısal benzerliği nedeniyle çapraz reaksiyona girerek overleri uyarır ve östrojenik etkiyle meme gelişimi ile uterus büyümesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik paradoksu tanımla
Hastada telarş (puberte bulgusu) olmasına rağmen boy kısalığı ve büyüme hızında yavaşlama mevcuttur.
Tipik puberte prekoks olgularında beklenen 'büyüme atağı' yerine büyüme duraksaması olması ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Kemik yaşını değerlendir
Kronolojik yaşı 7.57.5 olan hastanın kemik yaşı 44 yaş (belirgin geri) bulunmuştur.
Neredeyse tüm puberte prekoks nedenleri kemik yaşını ilerletirken, puberte bulgusuyla birlikte kemik yaşını geri bırakan en önemli neden primer hipotiroididir.
3
Laboratuvar ve USG bulgularını sentezle
FSH yüksekliği, düşük LH ve pelvik USG'deki multipl over kistleri Van Wyk-Grumbach sendromu ile uyumludur.
Bu tablo, primer hipotiroidinin pubertal bulgularla seyrettiği özel bir durumdur.
4
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Primer hipotiroidide negatif feedback kaybı nedeniyle TSH aşırı yükselir.
TSH ve FSH molekülleri ortak alfa alt birimine sahiptir; TSH çok yüksek düzeylere ulaştığında FSH reseptörlerine bağlanarak 'çapraz reaksiyon' (specificity crossover) yoluyla overleri uyarır.

Key Concept

Van Wyk-Grumbach Sendromu: Primer hipotiroidide TSH'ın FSH reseptörlerini uyararak kemik yaşı geriliği eşliğinde puberte bulgularına yol açması.
Estimated Time:2m 30s
Question 30Question →

77 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır fark edilen hızlı boy uzaması ve genital bölgede tüylenme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu +2.2+2.2 SDSSDS (>97.>97. persentil), her iki testis hacmi 88 mLmL (bilateral büyüme) ve pubik kıllanması Tanner evre 22 olarak saptanıyor. Kemik yaşı 9.59.5 yaş ile uyumlu bulunan hastaya yapılan LHRHLHRH stimülasyon testinde pik LHLH yanıtı 1010 mIU/mLmIU/mL (pubertal) ölçülüyor. Bu hastada tanısal yaklaşımda bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kranial manyetik rezonans (MR) görüntüleme

Answer

Kranial manyetik rezonans (MR) görüntüleme yapılması, erkek çocuklarda saptanan santral puberte prekoksun organik nedenlerini dışlamak için en uygun adımdır.
Hastada fizik muayenede saptanan bilateral testis büyümesi (88 mLmL) ve LHRHLHRH stimülasyon testindeki pubertal LHLH yanıtı (1010 mIU/mLmIU/mL), durumun santral puberte prekoks (SPPSPP) olduğunu kesinleştirir. Erkek çocuklarda SPPSPP saptandığında, kız çocuklarının aksine altta yatan organik bir kitle (hipotalamik hamartom, optik gliom, germinom vb.) bulunma olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle, tedaviye başlamadan önce kranial manyetik rezonans (MRMR) görüntüleme yapılması standart ve zorunlu bir yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularının değerlendirilmesi
7 yaşında bir erkek çocukta (9 yaş altı) sekonder seks karakterlerinin gelişmesi 'puberte prekoks' olarak tanımlanır.
Tanısal sürecin ilk basamağı yaş ve fizik muayene bulgularıyla puberte prekoksu doğrulamaktır.
2
Testis hacminin ve hormonal yanıtın analiz edilmesi
Bilateral testislerin 8 mL olması ve LHRH testine pubertal LH yanıtı (10 mIU/mL) alınması, durumun 'Santral (GnRH bağımlı) Puberte Prekoks' olduğunu gösterir.
Santral ve periferik puberte ayrımı, ileri tetkiklerin yönünü belirler.
3
Cinsiyete özgü etiyolojik riskin belirlenmesi
Kız çocuklarında santral puberte prekoks %90 idiyopatik iken, erkek çocuklarda %70-90 oranında organik bir nedene (hamartom, glioma vb.) bağlıdır.
Erkek çocuklarda bu yüksek risk nedeniyle kranial MR görüntüleme yapılması tedavi öncesi zorunlu bir güvenlik adımıdır.

Key Concept

Erkek çocuklarda santral puberte prekoks saptandığında, kranial bir lezyonu dışlamak için mutlaka kranial MR görüntüleme yapılmalıdır.
Question 31Question →

Dış genital yapıda belirsizlik (Prader evre 44) nedeniyle değerlendirilen 46,XX46,XX karyotipine sahip bir yenidoğan bebeğin fizik muayenesinde; midfasiyal hipoplazi, brakisefali ve her iki dirsekte radyo-humeral sinostoz saptanmıştır. Annenin gebeliğinin üçüncü trimesterinde akne artışı ve sesinde kalınlaşma olduğu öğrenilmiştir. Laboratuvar tetkiklerinde serum 1717-hidroksiprogesteron (17−OHP17-OHP) düzeyi belirgin yüksek bulunurken; testosteron ve androstenedion düzeylerinin beklenenden düşük olduğu saptanmıştır. Bu tabloya neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: P450 oksidoredüktaz eksikliği

Answer

P450 oksidoredüktaz eksikliği
P450 oksidoredüktaz (POR), adrenal ve gonadal steroidogenezde yer alan tüm mikrozomal P450 enzimlerine (CYP21A2CYP21A2, CYP17A1CYP17A1, CYP19A1CYP19A1) elektron sağlayan bir kofaktördür. Eksikliğinde bu enzimlerin fonksiyonu bozulur. 46,XX46,XX bireylerde virilizasyonun nedeni, fetal adrenalde 'arka kapı' (backdoor) yoluyla dihidrotestosteron sentezinin artmasıdır. Eşlik eden sinostozlar ve midfasiyal hipoplazi Antley-Bixler fenotipini oluşturur. Gebelikte annede virilizasyon, fetal aromataz (CYP19A1CYP19A1) aktivitesinin POR eksikliği nedeniyle azalmasına bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Maternal öykü ve bebek fenotipini analiz et
Gebelikte annede virilizasyon ve bebekte Antley-Bixler benzeri iskelet anomalileri (sinostozlar) saptandı.
Maternal virilizasyon aromataz eksikliği veya POR eksikliğini akla getirir; iskelet bulguları POR eksikliği için spesifiktir.
2
Hormonal profili yorumla
17−OHP17-OHP yüksekliği ile birlikte düşük testosteron ve androstenedion düzeyleri.
POR eksikliğinde hem 2121-hidroksilaz hem de 1717-alfa hidroksilaz/17,2017,20-liyaz etkilenir. Androjen sentezindeki bu blok, yüksek 17−OHP17-OHP değerine rağmen düşük androjen düzeylerini açıklar.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
POR eksikliği tanısı konur.
Klinik (iskelet + DSD + maternal virilizasyon) ve laboratuvar (yüksek 17−OHP17-OHP, düşük androjen) verileri POR eksikliğini doğrular.

Key Concept

P450 Oksidoredüktaz (POR) Eksikliği ve Antley-Bixler Fenotipi
Question 32Question →

44 günlük bir erkek bebek; ilk 22 gün sorunsuz beslenip dışkılarken, son 2424 saattir gelişen beslenmeyi reddetme, tekrarlayan kusmalar ve solunum sayısında artış nedeniyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde letarjik, hipotoniği ve derin-hızlı solunumu (taşipne) saptanmıştır. Yapılan laboratuvar incelemelerinde; kan gazında pH: 7,487,48, PCO2:26 mmHgPCO_2: 26\ mmHg, HCO3:19 mEq/LHCO_3: 19\ mEq/L, plazma amonyak düzeyi: 920 μg/dL920\ \mu g/dL, idrarda keton: negatif ve anyon açığı: 11 mEq/L11\ mEq/L olarak ölçülmüştür. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ornitin transkarbamoilaz eksikliği

Answer

Hiperamonemiye respiratuar alkalozun eşlik ettiği ve ketozisin izlenmediği bu tabloda en olası tanı ornitin transkarbamoilaz eksikliğidir.
Vakada sunulan respiratuar alkaloz (pH: 7,487,48, PCO2PCO_2 düşük), şiddetli hiperamonemi (920 μg/dL920\ \mu g/dL) ve ketonürinin olmaması, metabolik asidoz yapmayan kalıtsal metabolik hastalıkları düşündürür. Bu profil, üre döngüsü bozuklukları için karakteristiktir ve bu grupta en sık görülen hastalık ornitin transkarbamoilaz (OTC) eksikliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Asit-baz dengesini analiz et
pH: 7,487,48 ve PCO2:26 mmHgPCO_2: 26\ mmHg olması hastada respiratuar alkaloz olduğunu gösterir.
Yenidoğanlarda hiperamonemi solunum merkezini uyararak taşipneye ve dolayısıyla respiratuar alkaloza yol açar; bu durum üre döngüsü bozukluklarının erken evresinde tipiktir.
2
Metabolik göstergeleri değerlendir
Anyon açığı normal (11 mEq/L11\ mEq/L) ve idrarda keton negatif.
Anyon açığının normal olması ve ketozisin olmaması, metabolik tabloyu organik asidemilerden (metilmalonik, propiyonik vb.) ayırır.
3
Amonyak düzeyi ile korelasyon kur
Amonyak 920 μg/dL920\ \mu g/dL (çok yüksek).
Yüksek amonyak + Alkaloz + Ketozis yokluğu kombinasyonu doğrudan Üre Döngüsü Bozukluklarını (UCD) işaret eder.

Key Concept

Yenidoğanda şiddetli hiperamonemi varlığında ayırıcı tanıda kan gazı ve idrar ketonuna bakılır; asidoz ve ketozis yoksa Üre Döngüsü Bozukluğu, asidoz ve ketozis varsa Organik Asidemi düşünülür.
Question 33Question →

Yenidoğan döneminde tuz kaybı krizi ile başvuran 2121-hidroksilaz eksikliğine bağlı konjenital adrenal hiperplazili bir hastada, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin görülmesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz

Answer

Hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz
Doğru yanıt olan sodyum düşüklüğü, potasyum yüksekliği ve asidoz tablosu, 2121-hidroksilaz eksikliğinin klasik laboratuvar bulgusudur. Aldosteron sentezinin bozulması, böbreklerin distal tübüllerinde sodyumun tutulmasını engellerken, potasyum ve hidrojen iyonlarının sekresyonunu durdurur. Bu da hastada ağır dehidratasyon, hiponatremi ve hiperkalemi ile birlikte anyon açığı olmayan metabolik asidoza yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Enzim eksikliğinin hormonal etkisini belirle
2121-hidroksilaz eksikliği, hem kortizol hem de aldosteron sentez yolaklarını tıkar.
Aldosteron, distal tübüllerde sodyum geri emilimi ve potasyum/hidrojen atılımından sorumludur.
2
Aldosteron eksikliğinin elektrolit sonuçlarını analiz et
Sodyum emilemediği için hiponatremi; potasyum ve hidrojen atılamadığı için hiperkalemi ve metabolik asidoz gelişir.
Tuz kaybı krizi bu elektrolit dengesizliği ve dehidratasyonun birleşimidir.

Key Concept

21-hidroksilaz eksikliğinde aldosteron eksikliğine bağlı gelişen elektrolit triadı: Hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik asidoz.
Estimated Time:45s
Question 34Question →

Dış genital yapıda virilizasyon (Prader evre 44) saptanan kız bebekte, postnatal 3.3. haftada yapılan rutin kontrolde kan basıncı 106/70106/70 mmHg (>95.>95. persentil) ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 145145 mEq/L, potasyumu 2.82.8 mEq/L ve plazma renin aktivitesi belirgin düşük bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 11-β hidroksilaz eksikliği

Answer

11-beta hidroksilaz eksikliği
Kız bebekte virilizasyonun varlığı androjen artışını; hipertansiyon, hipokalemi ve düşük renin düzeyi ise mineralokortikoid etkili 11-deoksikortikosteron (DOC) birikimini gösterir. 11-beta hidroksilaz eksikliği, hem virilizasyon hem de hipertansiyonun bir arada görüldüğü spesifik bir konjenital adrenal hiperplazi tipidir.

Step-by-Step Solution

1
Dış genital yapının değerlendirilmesi
Androjen fazlalığı (Virilizasyon)
Prader evre 4 virilizasyon, adrenal steroid sentez yolunda androjenlere kayma olduğunu gösterir.
2
Kan basıncı ve elektrolitlerin analizi
Hipertansiyon ve hipokalemi
Bu bulgular mineralokortikoid etkili bir maddenin (11-deoksikortikosteron - DOC) biriktiğini kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yapılması
11-beta hidroksilaz eksikliği
21-hidroksilazda tuz kaybı, 17-alfada ise virilizasyon eksikliği olduğu için her iki bulguyu birleştiren tek seçenek budur.

Key Concept

KAH'ta virilizasyon ile hipertansiyonun birlikteliği 11-beta hidroksilaz eksikliğini gösterir.
Estimated Time:1m 30s
Question 35Question →

Yeni doğan bir bebek; ağır hipotoni, emme güçlüğü ve dirençli nöbetler nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde geniş ön fontanel, yüksek alın, epikantus ve 4 cm4\text{ cm} hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma çok uzun zincirli yağ asitleri (VLCFA) belirgin yüksek, eritrosit plazmalojen seviyeleri düşük ve idrarda pipekolik asit düzeyi artmış olarak bulunuyor. İskelet grafisinde diz ve kalça bölgesindeki epifizlerde kalsifik noktalanmalar (kondrodisplazi punktata) izleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zellweger sendromu

Answer

Zellweger sendromu
Zellweger sendromu, peroksizomların biyogenezindeki bozukluk sonucu ortaya çıkan, yenidoğan döneminde ağır hipotoni, dismorfik yüz görünümü (yüksek alın, geniş fontanel), hepatomegali ve kondrodisplazi punktata ile seyreden en ağır peroksizomal hastalıktır. Laboratuvarında tüm peroksizomal fonksiyonların kaybına bağlı olarak VLCFA artışı ve plazmalojen düşüklüğü görülmesi tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hipotoni, geniş ön fontanel, hepatomegali ve nöbetler multisistemik bir peroksizomal bozukluğu işaret eder.
Zellweger sendromu, peroksizom biogenez defektlerinin en ağır formudur.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
VLCFA yüksekliği, düşük plazmalojen ve yüksek pipekolik asit peroksizomal fonksiyon kaybını doğrular.
Peroksizomlar VLCFA oksidasyonu ve plazmalojen sentezi için gereklidir.
3
Radyolojik bulguyu değerlendir
Kondrodisplazi punktata (noktasal kalsifikasyonlar) tanıyı destekler.
Bu bulgu Zellweger sendromu ve Rhizomelic kondrodisplazi punktata için karakteristiktir.
4
Ayırıcı tanı yap
VLCFA yüksekliği Zellweger'i, normal VLCFA ise Rhizomelic formu düşündürür.
Hastalıkların biyokimyasal profilleri ayırıcı tanıda kritiktir.

Key Concept

Peroksizomal Biogenez Bozuklukları (Zellweger Spektrumu)

Practice More

Peroksizomal hastalıklar ile lizozomal depo hastalıklarının (örneğin Hurler sendromu) dismorfik özelliklerini karşılaştıran bir tabloyu inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question →

55 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı ve aşırı yemek yeme şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde boyu 9494 cm (<3<3. persentil), ağırlığı 1212 kg (<3<3. persentil) saptanıyor. Kemik yaşı 33 yaş ile uyumlu bulunan hastanın anamnezinde geceleri uyanıp mutfaktan yemek aşırdığı, bazen çöplerden beslendiği ve aşırı su içtiği öğreniliyor. Sosyal incelemede aile içi ciddi ihmal saptanan çocuk, devlet korumasına alınarak yeni bir ortama yerleştiriliyor. Altı ay sonraki izleminde yıllık 1414 cm düzeyinde bir boy uzama hızı saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Psikososyal cücelik

Answer

Psikososyal cücelik
Psikososyal cücelik (veya duygusal deprivasyon sendromu), çocukluk çağında ciddi sevgi eksikliği ve ihmal sonucu ortaya çıkar. Hastalarda boy kısalığı ve kemik yaşı gecikmesine ek olarak; aşırı yemek yeme (hiperphaji), çöplerden yemek yeme, geceleri mutfaktan yemek çalma ve aşırı su içme (polidipsi) gibi bizar davranışlar görülür. En karakteristik özelliği, çocuğun stresli ortamdan uzaklaştırılıp güvenli bir ortama alınmasıyla büyüme hormon düzeylerinin normale dönmesi ve çok hızlı bir büyüme atağı sergilemesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın antropometrik verilerini ve büyüme hızını değerlendir
Belirgin boy ve ağırlık geriliği (<3<3. persentil) ve kemik yaşında gecikme mevcut.
Patolojik büyüme geriliğini doğrulamak için ilk adımdır.
2
Anamnezdeki davranışsal ve sosyal bulguları analiz et
Hiperphaji (yemek aşırma), pika (çöpten yeme), polidipsi ve aile içi ihmal öyküsü saptandı.
Organik olmayan büyüme bozukluklarını ayırt etmek için kritik ipuçlarıdır.
3
Ortam değişikliği sonrası büyüme yanıtını yorumla
Yıllık 1414 cm'lik dramatik bir 'catch-up' (yakalama) büyümesi gözlendi.
Psikososyal cüceliğin en tipik ve tanı koydurucu özelliği, çocuğun sevgi dolu ve güvenli bir ortama alınmasıyla büyüme hormonunun kendiliğinden normale dönmesidir.

Key Concept

Psikososyal cücelikte duygusal deprivasyonun büyüme hormonu aksını geçici olarak suprese etmesi ve ortam değişikliğiyle bu durumun hızla düzelmesi.
Estimated Time:1m 15s
Question 37Question →

Boy kısalığı nedeniyle değerlendirilen 55 yaşındaki bir erkek çocuğun fizik muayenesinde boyunun −4-4 SDSSDS olduğu; belirgin frontal çıkıklık, basık burun kökü, küçük eller ve ayaklar ile tiz bir ses yapısına sahip olduğu gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde açlık kan şekeri 5555 mg/dLmg/dL, bazal Büyüme Hormonu (GHGH) düzeyi 4545 ng/mLng/mL (N: 0−50-5) ve IGF−1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre saptama sınırının altında bulunuyor. Yapılan IGF−1IGF-1 jenerasyon testinde, dört gün boyunca uygulanan yüksek doz rekombinant GHGH sonrası IGF−1IGF-1 düzeyinde artış saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Laron sendromu

Answer

Laron sendromu (Büyüme Hormonu Direnci)
Laron sendromunda Büyüme Hormonu (GHGH) reseptörlerinde mutasyon vardır. Bu nedenle vücutta yüksek miktarda GHGH bulunmasına rağmen karaciğerden IGF−1IGF-1 sentezlenemez. Klinik tablo ağır büyüme hormonu eksikliğine benzer (frontal çıkıklık, tiz ses, mikropenis, hipoglisemi); ancak laboratuvarda GHGH düzeyi yüksek, IGF−1IGF-1 ise düşüktür. IGF−1IGF-1 jenerasyon testine yanıtsızlık tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Ağır boy kısalığı (−4-4 SDSSDS), frontal çıkıklık, tiz ses ve hipoglisemi eğilimi.
Bu fenotipik özellikler büyüme hormonu eksikliği veya direnci olan tabloları akla getirir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek bazal GHGH (4545 ng/mLng/mL) ve çok düşük IGF−1IGF-1.
GH yüksekliğine rağmen IGF-1'in düşük olması, periferik bir direnç (reseptör veya post-reseptör defekti) olduğunu düşündürür.
3
IGF-1 jenerasyon testinin analizi
Ekzojen GHGH uygulamasına rağmen IGF−1IGF-1 artışının olmaması (negatif test).
Dışarıdan verilen GH'a yanıt alınamaması, sorunun GH reseptörlerindeki mutasyondan kaynaklandığını (Laron sendromu) kesinleştirir.

Key Concept

Laron sendromu, GH reseptör mutasyonu sonucu gelişen, yüksek GH ve düşük IGF-1 seviyeleri ile karakterize bir büyüme hormonu direnci tablosudur.

Alternative Method

Laboratuvarda 'Yüksek GH + Düşük IGF-1 + Negatif IGF-1 Jenerasyon Testi' üçlüsü görüldüğünde, pediatrik endokrinolojide akla ilk gelmesi gereken tanı Laron Sendromu'dur.
Estimated Time:2m 30s
Question 38Question →

Menenjit tanısıyla hastanede izlenen 66 yaşındaki bir çocukta, klinik izlemde idrar miktarının azaldığı görülüyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum sodyum düzeyi 125125 mEq/L, idrar osmolalitesi ise 500500 mOsm/kg (serum osmolalitesinden yüksek) olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde hidrasyonu normal (övolemik) olan ve ek nörolojik şikayeti bulunmayan bu hastada, başlangıç aşamasında yapılması gereken en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sıvı kısıtlaması uygulanması

Answer

Sıvı kısıtlaması uygulanması
Uygunsuz Antidiüretik Hormon Sendromu (UADH), vücutta serbest suyun aşırı tutulmasıyla karakterize övolemik bir hiponatremi tablosudur. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları (menenjit gibi) pediatrik yaş grubunda en sık nedenlerden biridir. Hastada nörolojik bulgu (nöbet, ağır bilinç değişikliği vb.) yoksa ve sodyum düzeyi çok düşük değilse, serbest su alımını kısıtlamak serum sodyumunun kademeli olarak yükselmesini sağlayan en güvenli ve ilk basamak tedavi yöntemidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hiponatremi (125125 mEq/L), idrar miktarında azalma ve idrar osmolalitesinin yüksekliği (500500 mOsm/kg) saptanmıştır.
Bu bulgular, özellikle MSS enfeksiyonu gibi tetikleyici bir odak varlığında Uygunsuz ADH Sendromu'nu (UADH) düşündürür.
2
Hastanın klinik durumuna göre tedavi önceliğinin belirlenmesi
Hastanın övolemik olması ve nörolojik semptomlarının (nöbet, bilinç değişikliği) olmaması kaydedilmiştir.
UADH tedavisinde semptomatik olmayan hastalarda vücuttaki serbest su fazlalığını gidermek için sıvı kısıtlaması ilk basamaktır.

Key Concept

Uygunsuz Antidiüretik Hormon Sendromu (UADH) yönetiminde asemptomatik hastalar için ilk basamak tedavi sıvı kısıtlamasıdır.
Question 39Question →

Davranış sorunları, aşırı hareketlilik ve konuşmada gecikme şikayetleriyle getirilen 33 yaşındaki erkek çocuğun fizik muayenesinde; yüz hatlarının yaşıtlarına göre daha kalın ve belirgin yapıda olduğu, karaciğerin kosta kenarından 44 cm, dalağın ise 33 cm ele geldiği ve parmak eklemlerinde tam ekstansiyon yapılamadığı saptanıyor. Göz hastalıkları tarafından yapılan muayenede her iki korneanın tamamen saydam olduğu belirtiliyor. Aile ağacı incelendiğinde, hastanın dayısının da benzer fiziksel özelliklere sahip olduğu ve 1313 yaşında kaybedildiği öğreniliyor.

Bu hastanın klinik tablosundan sorumlu olan enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İduronat-22-sülfataz

Answer

Bu hastadaki bulgular (saydam kornea, X'e bağlı kalıtım ve mukopolisakkaridoz kliniği) Hunter sendromunu işaret eder ve sorumlu enzim İduronat-2-sülfataz'dır.
Hastanın klinik özelliklerinde yer alan yüz hatlarının kalınlaşması, hepatosplenomegali ve eklem kısıtlılığı mukopolisakkaridoz (MPS) grubu hastalıkları işaret etmektedir. MPS hastalarında, korneaların saydam olması ve hastalığın dayıda da görülmesiyle saptanan X'e bağlı resesif kalıtım deseni bizi açıkça Hunter sendromuna (MPS Tip II) ulaştırmaktadır. Hunter sendromunun etiyolojisinde yatan biyokimyasal bozukluk, iduronat-2-sülfataz enzimi eksikliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Yüz hatlarında kalınlaşma, hepatosplenomegali, eklem kısıtlılığı ve nöromotor gerilik saptandı.
Bu temel somatik bulgular, depo hastalıklarından olan mukopolisakkaridozları (MPS) düşündürür.
2
MPS tiplerini birbirinden ayıran anahtar bulguları değerlendir
Göz muayenesinde kornea tamamen saydam bulundu ve aile öyküsünde sadece erkek dayının etkilendiği (X'e bağlı resesif kalıtım deseni) görüldü.
MPS I (Hurler) sendromunda kornea bulanıklığı tipikken, MPS II (Hunter) sendromunda kornea saydamdır ve Hunter sendromu X'e bağlı resesif kalıtılır.
3
Hastalık-Enzim eşleştirmesi yap
Hunter sendromu (MPS Tip II) tanısı doğrulandı.
Hunter sendromu, spesifik olarak iduronat-2-sülfataz enziminin eksikliği sonucunda ortaya çıkar.

Key Concept

Mukopolisakkaridozların tipik klinik bulguları (Hunter vs Hurler ayrımı) ve spesifik enzim eksiklikleri
Question 40Question →

Altı aylık bir erkek bebek; ek gıdalara (meyve püreleri ve pekmez) başlanmasından kısa bir süre sonra ortaya çıkan tekrarlayan kusma, terleme, huzursuzluk ve karın şişliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde tartı alımının yetersiz olduğu (<3<3. persentil), skleraların ikterik göründüğü ve karaciğerin kosta altında 4 cm4\text{ cm} ele geldiği saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan şekeri 42 mg/dL42\text{ mg/dL}, idrarda redüktan madde pozitif, idrar glukoz çubuğu (glukoz oksidaz) ise negatif olarak bulunuyor. Ayrıca serum fosfor düzeyinde belirgin düşüklük ve karaciğer enzimlerinde (AST, ALT) yükselme saptanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan temel enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aldolaz B

Answer

Klinik bulgular ve laboratuvar verileri Herediter Fruktoz İntoleransını (HFİ) işaret etmektedir ve bu hastalıkta eksik olan enzim Aldolaz B'dir.
Aldolaz B enzimi eksikliğinde fruktoz-1-fosfat hücre içinde birikir. Bu birikim inorganik fosforun tükenmesine (ATP sentezinin bozulmasına) ve glikojen fosforilaz ile fruktoz-1,6-bisfosfataz enzimlerinin inhibisyonuna neden olur. Sonuçta fruktoz alımını takiben ağır hipoglisemi, kusma, sarılık ve proksimal renal tübüler disfonksiyon gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tetikleyiciyi analiz et
Belirtilerin meyve ve pekmez (fruktoz/sakkaroz) sonrası başlaması HFİ lehinedir.
HFİ'de semptomlar fruktoz içeren gıdaların diyete girmesiyle ortaya çıkar.
2
İdrar bulgularını yorumla
Redüktan madde (+), glukoz oksidaz (-) olması, idrarda glukoz dışı bir şeker (fruktoz) olduğunu gösterir.
Fruktoz bir redüktan maddedir ancak glukoz oksidaz testi sadece glukoza duyarlıdır.
3
Biyokimyasal verileri (fosfor ve hipoglisemi) birleştir
Hipofosfatemi ve post-prandial hipoglisemi Aldolaz B eksikliğini doğrular.
Aldolaz B eksikliğinde biriken fruktoz-1-fosfat, hücre içi fosforu hapseder (trapping) ve glikojenoliz/glukoneojenezi inhibe eder.

Key Concept

Herediter fruktoz intoleransı (Aldolaz B eksikliği), fruktoz alımı sonrası gelişen akut karaciğer yetmezliği tablosu, hipoglisemi ve fruktozüri ile karakterizedir.
PreviousPage 2 / 25Next
Endokrinoloji ve Metabolizma Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin