Neonatoloji

406 questions

Question 81Question →

3939 haftalık gestasyon yaşında, 33503350 gram ağırlığında, normal spontan vajinal yolla doğan erkek bebeğin fizik muayenesinde postnatal 4.4. saatinde belirgin solukluk ve hepatosplenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin6.56.5 g/dL
Hematokrit%20\%20
Retikülosit%1.1\%1.1
Direkt CoombsPozitif
İndirekt Bilirubin3.23.2 mg/dL

Annenin kan grubunun A Rh(+) (Kell negatif) olduğu, daha önceki bir cerrahi operasyon sırasında kan transfüzyonu öyküsü bulunduğu ve serumunda anti-Kell (anti-K) antikorlarının saptandığı öğreniliyor.

Buna göre, bu bebekte anemiye rağmen retikülosit yanıtının beklenenden düşük olmasının temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eritroid öncül hücrelerin immün aracılı süpresyonu

Answer

Bebekteki retikülositopeninin temel nedeni, anti-Kell antikorlarının kemik iliğindeki eritroid öncül hücreleri (CFU-E ve BFU-E) immün mekanizmalarla baskılamasıdır.
Anti-Kell antikorları (anti-K), kemik iliğindeki eritroid progenitör hücreleri (BFU-E ve CFU-E) hedef alarak bu hücrelerin makrofajlar tarafından fagositozuna ve gelişimlerinin engellenmesine neden olur. Bu durum, dolaşımdaki eritrositlerin yıkımından (hemoliz) ziyade, yeni hücre üretiminin durmasıyla karakterize bir 'hiporejeneratif' anemi tablosu yaratır. Bu nedenle, Rh uygunsuzluğunun aksine, Kell uygunsuzluğunda anemi çok ağır olsa bile retikülosit sayısı düşüktür ve bilirubin seviyeleri hemoliz miktarı azaldığı için beklenenden daha düşük seyredebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri değerlendir
Doğumda ağır anemi (6.56.5 g/dL), hepatosplenomegali ve Direkt Coombs pozitifliği saptandı.
Bu bulgular alloimmün hemolitik hastalığı (yeni doğanın hemolitik hastalığı) işaret eder.
2
Anne öyküsü ve antikor spesifitesini analiz et
Anne A Rh(+) (Rh uyumsuzluğu yok) ancak transfüzyon sonrası anti-Kell antikorları gelişmiş.
Kell uygunsuzluğu, Rh(D) uygunsuzluğundan sonra en ağır seyreden alloimmünizasyon nedenlerinden biridir.
3
Retikülosit yanıtını yorumla
Anemi derin olmasına rağmen retikülosit oranı (%1.1\%1.1) patolojik olarak düşüktür.
Klasik Rh hemolizinde retikülositoz beklenirken, Kell sisteminde farklı bir patofizyoloji söz konusudur.
4
Kell antikorlarının etkisini belirle
Anti-Kell antikorları, öncül eritroid hücrelerin fagositozunu ve gelişiminin durdurulmasını sağlar.
Kell antijeni eritroid prekürsörlerde erken evrede eksprese edilir, bu da retikülosit yanıtının oluşmasını engeller.

Key Concept

Kell alloimmünizasyonu, Rh uygunsuzluğunun aksine sadece hemoliz yapmaz; aynı zamanda kemik iliğinde eritroid baskılanmaya (eritroid hipoplazi) neden olarak retikülositopenik bir anemi tablosu oluşturur.

Practice More

Rh ve Kell uygunsuzlukları arasındaki bilirubin ve retikülosit farklarını karşılaştıran vaka sorularını inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 82Question →

3838 haftalık, sezaryen ile doğan bir yenidoğanda doğum sonrası yapılan ilk değerlendirmede kalp hızı 90/dakika90/\text{dakika} ve solunumu düzensiz saptanmıştır. Bebeğe pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmış ve oksijen saturasyonunun pulse oksimetre ile izlenmesine karar verilmiştir.

Bu bebekte pulse oksimetre probunun yerleştirilmesi gereken en uygun vücut bölgesi ve doğum sonrası 1.1. dakikadaki hedef preduktal oksijen saturasyonu (SpO2SpO_2) aralığı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Sağ el — %60-65

Answer

Pulse oksimetre probu sağ ele takılmalı ve 1. dakika hedef saturasyonu %60-65 olarak kabul edilmelidir.
Yenidoğan canlandırmasında pulse oksimetre probu her zaman sağ el veya bileğe (preduktal) yerleştirilmelidir. NRP kılavuzuna göre doğumdan sonraki 1. dakikada hedef preduktal saturasyon %60-65 aralığındadır. Bu değerler dakikalar içinde artarak 10. dakikada %85-95 seviyesine ulaşır.

Step-by-Step Solution

1
Preduktal ölçüm bölgesinin belirlenmesi
Sağ el veya sağ bilek
Serebral ve koroner arterleri besleyen kanın oksijenasyonunu en doğru yansıtan bölge duktus arteriozus öncesi olan sağ üst ekstremitedir.
2
Zamana göre hedef saturasyon değerinin hatırlanması
1. dakika için %60-65
Yenidoğanda fetal dolaşımdan neonatal dolaşıma geçiş kademeli olur ve saturasyonun %90 üzerine çıkması yaklaşık 10 dakika sürer.

Key Concept

NRP'de Preduktal Oksijen İzlemi
Estimated Time:1m 0s
Question 83Question →

2020 günlük erkek bebek, bacaklarında hareket kısıtlılığı ve bacaklarına dokunmakla artan huzursuzluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden annenin gebeliği süresince düzenli antenatal takip almadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitenin pasif hareketle çok ağrılı olduğu ve bebeğin bacaklarını hareket ettiremediği (psödoparalizi) gözleniyor. Uzun kemik grafilerinde femur ve tibiada simetrik periost reaksiyonu ve tibia proksimal medialinde dekalsifikasyon alanı (Wimberger belirtisi) izleniyor.

Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Treponema pallidum

Answer

Treponema pallidum (Erken Konjenital Sifiliz)
Treponema pallidum tarafından oluşturulan konjenital sifiliz, doğumda veya yaşamın ilk haftalarında iskelet sistemi bulguları ile kendini gösterebilir. Uzun kemiklerin (özellikle femur ve tibia) metafiz bölgelerinde görülen osteokondrit, ağrıya bağlı olarak bebeğin ekstremitesini hareket ettirememesine (Parrot psödoparalizisi) neden olur. Radyografide tibia proksimal medial metafizindeki dekalsifikasyon (Wimberger belirtisi) ve simetrik periost reaksiyonu tanı için patognomonik kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgunun tanımlanması
Ağrıya bağlı hareket kısıtlılığı (Parrot psödoparalizisi)
Yenidoğanda travma öyküsü olmadan görülen bu tablo, kemik tutulumunu (osteokondrit) düşündürür.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Simetrik periostit ve Wimberger belirtisi
Tibia proksimal medialindeki dekalsifikasyon (Wimberger) sifiliz için oldukça spesifiktir.
3
Anamnez ve bulguların birleştirilmesi
Treponema pallidum enfeksiyonu tanısı
Düzensiz antenatal takip ve bu spesifik kemik bulguları konjenital sifilizi işaret eder.

Key Concept

Erken konjenital sifilizin iskelet sistemi bulguları (Osteokondrit ve Parrot Psödoparalizisi)
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question →

36. gebelik haftasında, ağır preeklampsi öyküsü olan anneden 1950 gram doğum ağırlığı ile (SGA) doğan erkek bebek, postnatal 8. saatte emmeme, letarji ve hafif tremor şikayetleriyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede pletorik görünüm dikkat çekiyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde kapiller hematokrit %74, doğrulayıcı venöz hematokrit %68, kan şekeri 62 mg/dL ve serum kalsiyumu 9.0 mg/dL olarak saptanıyor. Bu aşamada hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Parsiyel kan değişimi uygulanması

Answer

Parsiyel kan değişimi uygulanması
Yenidoğan polistemisi yönetiminde, hasta semptomatikse (letarji, beslenme güçlüğü, tremor gibi nörolojik bulgular) ve venöz hematokrit >%65 ise, hiperviskozite sendromu riskini azaltmak için parsiyel kan değişimi (Partial Exchange Transfusion - PET) uygulanmalıdır. Bu işlemde kanın bir kısmı alınıp yerine aynı hacimde serum fizyolojik verilerek hematokrit düşürülür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu değerlendir
Hasta semptomatik (emmeme, letarji, tremor) ve risk faktörlerine sahip (SGA, preeklamptik anne).
Polistemi yönetiminde semptom varlığı tedavi eşiğini belirler.
2
Laboratuvar değerlerini yorumla
Venöz hematokrit %68 (kapiller değil, venöz değer esas alınır). Kan şekeri ve kalsiyum normal.
Polistemi tanısı venöz hematokrit ile konulur; kapiller değerler yanıltıcı derecede yüksek olabilir.
3
Tedavi algoritmasını uygula
Semptomatik hastalarda venöz hematokrit >%65 ise tedavi parsiyel kan değişimidir.
Hiperviskoziteye bağlı komplikasyonları (inme, nekrotizan enterokolit) önlemek için hematokritin güvenli seviyeye (%50-55) düşürülmesi gerekir.

Key Concept

Yenidoğan polistemisinde tedavi kararı, semptom varlığına ve venöz hematokrit düzeyine göre verilir. Semptomatik ve venöz Hct >%65 olan hastalarda parsiyel kan değişimi (PET) endikedir.
Estimated Time:1m 0s
Question 85Question →

3333 haftalık olarak doğan bir yenidoğan; doğum sonrası canlandırma masasında ısıtılmış, kurulanmış ve pozisyon verilmiştir. Yapılan ilk değerlendirmede bebeğin apneik olduğu ve kalp hızının 50 atım/dakika50\text{ atım/dakika} saptandığı görülmüştür. %30\%30 konsantrasyonda oksijen ile maske üzerinden pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmıştır. PBV'nin 1515. saniyesinde yapılan kontrolde kalp hızının halen 50 atım/dakika50\text{ atım/dakika} olduğu ve göğüs hareketinin izlenmediği saptanmıştır. Bunun üzerine "MR. SOPA" düzeltici basamakları uygulanmış ve göğüs hareketinin sağlandığı teyit edilmiştir.

Bu aşamadan sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Etkin göğüs hareketlerinin sağlandığı PBV'ye 30 saniye30\text{ saniye} daha devam edilmeli ve ardından kalp hızı tekrar değerlendirilmelidir.

Answer

Etkin göğüs hareketlerinin sağlandığı pozitif basınçlı ventilasyona (PBV) 3030 saniye daha devam edilmeli ve ardından kalp hızı tekrar değerlendirilmelidir.
Yenidoğan Canlandırma Programı (NRP) güncel algoritmalarına göre, canlandırmanın en önemli basamağı etkin ventilasyondur. PBV başlandıktan 1515 saniye sonra yapılan kontrolde göğüs hareketi yoksa MR. SOPA uygulanır. Göğüs hareketi sağlandığı andan itibaren bebek en az 3030 saniye daha bu etkin ventilasyonu almalıdır. Göğüs basısı kararı ancak bu 3030 saniyelik etkin ventilasyon periyodu bittikten sonra yapılan kalp hızı kontrolüyle verilir.

Step-by-Step Solution

1
İlk PBV etkinliğinin değerlendirilmesi
PBV'nin 1515. saniyesinde kalp hızı artmıyor ve göğüs kalkmıyor.
Ventilasyonun etkinliğini kontrol etmek için ilk adım göğüs hareketidir.
2
Havayolu düzeltici basamakların (MR. SOPA) uygulanması
Göğüs hareketleri sağlanmıştır.
Kalp hızı düşükse ve göğüs kalkmıyorsa, önce havalanma sağlanmalıdır.
3
Etkin ventilasyonun sürdürülmesi
Göğüs hareketi sağlandıktan sonra 3030 saniye boyunca PBV'ye devam edilir.
Göğüs basısına geçme kararı, 3030 saniyelik etkin (göğüs hareketini sağlayan) ventilasyon sonrası verilir.

Key Concept

NRP'de göğüs basısına başlama kriteri; en az 3030 saniye boyunca akciğerleri havalandıran (göğsü hareket ettiren) etkin PBV desteğine rağmen kalp hızının <60 atım/dakika<60\text{ atım/dakika} olmasıdır.

Alternative Method

Eğer bebekte bilinen bir diyafram hernisi şüphesi olsaydı, maske ile PBV yerine doğrudan entübasyon tercih edilmeliydi, ancak bu vaka için standart NRP algoritması geçerlidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 86Question →

2929 haftalık olarak erken doğumla dünyaya gelen bir bebekte, doğumdan kısa bir süre sonra solunum sıkıntısı, ekspiratuar inleme ve siyanoz gelişiyor. Klinik ve radyolojik olarak Respiratuar Distres Sendromu (RDS) düşünülen bu bebekte, akciğer grafisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Akciğer hacminde artış ve hiperinflasyon

Answer

Respiratuar Distres Sendromu (RDS) tablosunda akciğer hacminde artış ve hiperinflasyon görülmesi beklenmez; aksine sürfaktan eksikliğine bağlı atelektaziler nedeniyle akciğer hacmi azalır.
Doğru seçenek olan akciğer hacminde artış ve hiperinflasyon, RDS'nin patofizyolojik özelliği olan yaygın atelektazi ile çelişir. RDS'de akciğer grafisinde her zaman düşük akciğer hacmi beklenir. Hiperinflasyon ise daha çok hava hapsine yol açan mekonyum aspirasyonu gibi tablolarda görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve gestasyonel yaşın değerlendirilmesi
Bebeğin 2929 haftalık (erken doğum) olması ve doğumdan hemen sonra başlayan solunum sıkıntısı bulguları RDS tanısını destekler.
RDS temel olarak sürfaktan sentezinin yetersiz olduğu prematüre bebeklerin hastalığıdır.
2
RDS patofizyolojisinin radyolojiye yansımasının analizi
Sürfaktan eksikliği alveollerin ekspiryum sonunda kollabe olmasına (atelektazi) neden olur. Bu durum radyolojik olarak akciğer hacminde azalma ve hava bronkogramları şeklinde görülür.
Alveoller söndüğü için akciğerler yeterince havalanamaz.
3
Ayırıcı tanı için hiperinflasyon bulgusunun değerlendirilmesi
Akciğer hacminde artış ve hiperinflasyon (havalanma artışı), RDS'den ziyade Mekonyum Aspirasyon Sendromu (MAS) veya Yenidoğanın Geçici Takipnesi (TTN) gibi durumlarda görülür.
MAS'ta hava hapsi (air trapping) nedeniyle akciğerler aşırı havalanırken, RDS'de tam tersi bir durum söz konusudur.

Key Concept

RDS'de radyolojik bulgular atelektaziye bağlı olarak düşük akciğer hacmi ve buzlu cam görünümü ile karakterizedir; hiperinflasyon bu tabloyla uyumlu değildir.
Question 87Question →

Doğum salonunda yapılan ilk muayenesinde; kalp hızı 105105/dakika, solunumu yavaş ve düzensiz, ekstremitelerinde hafif fleksiyonu olan, burun kateterine sadece yüzünü buruşturarak (grimace) yanıt veren ve gövdesi pembe iken elleri ve ayakları mor (akrosiyanoz) saptanan bir yenidoğanın 11. dakika APGAR skoru kaçtır?

Show answer & explanation

Answer: 66

Answer

Muayene bulguları doğrultusunda hesaplanan toplam APGAR skoru 66'dır.
Doğru cevap olan 66 puanı, APGAR kriterlerinin sistemli bir şekilde toplanmasıyla elde edilir. Bebeğin kalp hızı dakikada 100100 sınırını aştığı için bu parametreden tam puan (22 puan) alır. Diğer dört kriter olan solunumun düzensizliği, tonusun hafif olması, sadece yüz buruşturma şeklinde sınırlı refleks yanıtı ve akrosiyanoz tablosu her biri 11'er puan kazandırır. Toplamda 2+1+1+1+1=62 + 1 + 1 + 1 + 1 = 6 skoru elde edilir.

Step-by-Step Solution

1
Kalp hızı puanlaması
22 puan
Kalp hızının dakikada 100100'ün üzerinde (105105/dak) olması 22 puan kazandırır.
2
Solunum eforu puanlaması
11 puan
Solunumun yavaş ve düzensiz olması 11 puan değerindedir.
3
Kas tonusu puanlaması
11 puan
Ekstremitelerde tam fleksiyon yerine sadece hafif fleksiyon olması 11 puan kazandırır.
4
Refleks uyarılabilirliği puanlaması
11 puan
Uyarana karşı aktif ağlama veya hapşırma yerine sadece yüz buruşturma (grimace) 11 puandır.
5
Cilt rengi puanlaması
11 puan
Gövdenin pembe ancak ekstremitelerin mor olması (akrosiyanoz) 11 puan olarak değerlendirilir.
6
Toplam skoru hesaplama
2+1+1+1+1=62 + 1 + 1 + 1 + 1 = 6
Tüm parametrelerin toplamı bebeğin genel klinik durumunu belirleyen skoru verir.

Key Concept

APGAR skorlaması, yenidoğanın doğum sonrası erken adaptasyonunu değerlendiren objektif bir yöntemdir.
Estimated Time:45s
Question 88Question →

Doğumdan sonraki ilk günlerde burun tıkanıklığı ve serosanjinöz (kanlı) burun akıntısı şikayeti olan bir yenidoğanın fizik muayenesinde; avuç içi ve ayak tabanlarında deskuamasyon gösteren makulopapüler döküntüler, hepatosplenomegali ve generalize lenfadenopati saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki tanılardan hangisi için en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Konjenital sifiliz

Answer

Konjenital sifiliz
Doğru yanıt olan konjenital sifilizde, yenidoğan döneminde 'snuffles' adı verilen kanlı veya serosanjinöz burun akıntısı tipiktir. Ayrıca döküntülerin avuç içi ve ayak tabanlarında görülmesi (pemphigus syphiliticus veya deskuamatif makulopapüler döküntü) bu tanı için oldukça karakteristiktir. Hepatosplenomegali ve lenfadenopati ise tabloya eşlik eden sistemik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğanda kanlı burun akıntısı (snuffles) ve avuç içi/ayak tabanlarını tutan makulopapüler döküntü saptandı.
Bu bulgular yenidoğan döneminde spesifik bir enfeksiyonu işaret eder.
2
TORCH grubu etkenleri karşılaştır
Sifiliz dışındaki etkenlerde burun akıntısı ve bu tipte bir el-ayak döküntüsü beklenmez.
Ayırıcı tanıda patognomonik bulguları kullanmak doğru sonuca ulaştırır.
3
Tanıyı kesinleştir
Konjenital sifiliz tanısına karar verilir.
Snuffles ve deskuamatif döküntü birlikteliği sifiliz için karakteristiktir.

Key Concept

Konjenital Sifiliz Klinik Bulguları

Hints

1
Burun akıntısının kanlı olması ve döküntülerin yerleşim yerine dikkat edin.
2
'Snuffles' ifadesi tıbbi literatürde hangi enfeksiyonla özdeşleşmiştir?
3
Avuç içi ve ayak tabanını tutan döküntüler yenidoğanda en çok sifilizi düşündürür.

Practice More

Konjenital sifilizin geç dönem bulguları olan Hutchinson dişleri ve semer burun deformitesini gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 89Question →

Otuz beş haftalık, 24502450 gram olarak elektif sezaryen ile eylemsiz doğan bir erkek bebekte, doğumdan 11 saat sonra takipne (82/dk82/\text{dk}), hafif interkostal çekilmeler ve burun kanadı solunumu saptanıyor. Akciğer grafisinde havalanma artışı, perihiler dolgunluk ve interlober fissürde sıvı görünümü izleniyor. Oksijen desteği ile izlenen bebeğin klinik bulguları 3636. saatte tamamen düzeliyor. Bu bebekteki klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Alveolar sıvı temizlenmesinden sorumlu epitelyal sodyum kanallarının (ENaCENaC) yetersizliği patogenezden sorumludur.

Answer

Alveolar sıvı temizlenmesinden sorumlu epitelyal sodyum kanallarının (ENaC) yetersizliği patogenezden sorumludur.
Doğru ifade sodyum kanalları ile ilgilidir çünkü doğum sırasında akciğerlerin sıvı ile dolu halden hava ile dolu hale geçmesi, epitelyal sodyum kanallarının (ENaC) aktif hale gelerek sıvıyı interstisyuma ve lenfatiklere çekmesiyle gerçekleşir. Bu mekanizmadaki duraksama TTN'nin temel nedenidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik sunumu değerlendir
Geç preterm (3535 hafta), sezaryen doğum, erken başlayan takipne ve hızlı düzelme (3636 saat).
Bu özellikler Yenidoğanın Geçici Takipnesi (TTN) tanısını destekler.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Havalanma artışı, perihiler çizgilenme ve fissürde sıvı.
RDS'deki düşük volüm ve buzlu cam görüntüsünün aksine, TTN'de akciğerler hiperhavalıdır ve sıvı birikimi bulguları ön plandadır.
3
Patogenezi hatırla
Doğum sırasında alveolar sıvı emilimi, sodyumun aktif transportu (ENaC üzerinden) ile gerçekleşir.
Sezaryen veya hızlı doğum gibi durumlarda bu mekanizmanın yetersiz kalması TTN'ye yol açar.

Key Concept

Yenidoğanın Geçici Takipnesi (TTN) patofizyolojisi ve sodyum kanallarının rolü

Hints

1
Bebeğin doğum haftasını ve doğum şeklini (sezaryen) göz önüne alarak en olası tanıyı belirleyin.
2
Akciğer grafisinde 'fissürde sıvı' ve 'hiperinflasyon' görülmesi hangi hastalığı destekler?

Practice More

TTN ile RDS arasındaki farkları belirlemek için maternal risk faktörlerini (diyabet, astım vs.) tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 90Question →

38 haftalık38\text{ haftalık}, 2200 g2200\text{ g} (SGA) olarak doğan bir yenidoğanın postnatal 2. saatte2\text{. saatte} yapılan rutin taramasında kan şekeri 30 mg/dL30\text{ mg/dL} saptanmıştır. Bebek asemptomatiktir ve emmesi güçlüdür. Bu bebek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bebeği beslemek ve 1 saat1\text{ saat} sonra kan şekerini tekrar ölçmek

Answer

Asemptomatik SGA bir bebekte postnatal ilk 4 saatte kan şekeri 30 mg/dL30\text{ mg/dL} olduğunda en uygun yaklaşım bebeği beslemek ve takibe almaktır.
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) rehberlerine göre, postnatal ilk 4 saatte4\text{ saatte} asemptomatik olan ve kan şekeri 25-40 mg/dL25\text{-}40\text{ mg/dL} arasında saptanan riskli bebeklerde (SGA, LGA, IDM, Geç Preterm) en uygun ilk yaklaşım bebeği beslemek ve 1 saat1\text{ saat} sonra kan şekerini tekrar kontrol etmektir. Eğer kan şekeri 25 mg/dL25\text{ mg/dL}'nin altında olsaydı veya bebek semptomatik olsaydı doğrudan IV tedavi gerekirdi.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin risk grubunu ve klinik durumunu değerlendirin.
Bebek SGA (risk grubu) ve asemptomatiktir.
Yönetim algoritması bebeğin semptom varlığına göre değişir.
2
Postnatal yaşa göre eşik değerini belirleyin.
Bebek 2. saattedir2\text{. saattedir} (ilk 4 saatlik4\text{ saatlik} dilim).
AAP rehberlerine göre ilk 4 saat4\text{ saat} ve 4-24 saat4\text{-}24\text{ saat} arası eşik değerleri farklıdır.
3
Saptanan kan şekeri değerini algoritmada yerine koyun.
30 mg/dL30\text{ mg/dL} değeri 25-40 mg/dL25\text{-}40\text{ mg/dL} aralığındadır.
İlk 4 saatte4\text{ saatte} asemptomatik bebekte 25 mg/dL25\text{ mg/dL} altı IV tedavi, 25-40 mg/dL25\text{-}40\text{ mg/dL} arası ise besleme sonrası kontrol gerektirir.

Key Concept

Yenidoğan asemptomatik hipoglisemi yönetimi ve tarama eşik değerleri.

Practice More

Postnatal 4-24 saat arası asemptomatik hipoglisemi eşik değerlerini ve yönetim farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 91Question →

3030 haftalık, 12001200 gram olarak doğan bir prematüre bebekte postnatal 33. günde ani gelişen apne, bradikardi atakları ve ön fontanelde bombelik saptanıyor. Yapılan transfontanel ultrasonografide lateral ventrikül içi mesafenin %50\%50'sinden fazlasını dolduran kanama ve ventriküllerde belirgin genişleme (dilatasyon) izleniyor. Kanamanın beyin parankimine uzanmadığı saptanıyor.

Bu klinik tablo Papile sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre 3

Answer

Bebekte saptanan ventrikül içi kanama ve buna eşlik eden ventriküler dilatasyon bulguları Papile sınıflamasına göre Evre 3 (Grade 3) ile uyumludur.
Papile sınıflamasına göre; Evre 1 subependimal germinal matriks kanamasıdır. Evre 2'de kanama ventrikül içindedir ancak dilatasyon yoktur. Evre 3'te ise ventrikül içi kanamaya ventriküler dilatasyon eşlik eder. Sorudaki vakada parankim tutulumu olmaksızın dilatasyon ve yoğun kanama tanımlandığı için en doğru cevap Evre 3 ifadesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Postnatal 33. günde gelişen apne ve ön fontanel bombeliği, prematüre bebekte intrakraniyal kanama (İVK) için tipik bulgulardır.
İVK genellikle postnatal ilk 7272 saat içinde gelişir ve kafa içi basınç artışı bulguları verebilir.
2
Ultrasonografi bulgularının analizi
Ventrikül içi kanama ve ventriküllerde dilatasyon (genişleme) saptanmıştır.
Papile sınıflamasında evreleri ayıran temel kriterler kanamanın lokalizasyonu ve ventrikül üzerindeki etkisidir.
3
Papile sınıflamasının uygulanması
Evre 3 tanısı konulur.
Evre 2'den farklı olarak ventriküler genişlemenin varlığı tabloyu Evre 3'e taşır. Parankimal tutulum olmadığı için Evre 4 dışlanır.

Key Concept

Papile sınıflaması, prematüre bebeklerde germinal matriks kanamalarını ventrikül içi yayılım, dilatasyon ve parankimal tutuluma göre dört evreye ayırır.

Hints

1
Papile sınıflamasında ventriküllerin genişleyip genişlemediği (dilatasyon) kritik bir ayrım noktasıdır.

Practice More

İntraventriküler kanama sonrası gelişen posthemorajik hidrosefali yönetimini ve şant endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 92Question →

Vakum yardımıyla gerçekleştirilen zorlu bir doğum sonrası miadında bir yenidoğanın muayenesinde; kafa derisi altında tüm sütür hatlarını geçen, fluktuasyon veren ve hızla genişleyen bir şişlik saptanıyor. Bebeğin belirgin solukluk, taşikardi (>180/dk>180/dk) ve hipotansiyon gibi hipovolemi bulguları gösterdiği fark ediliyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subgaleal kanama

Answer

Subgaleal kanama
Subgaleal kanama, epicranial aponeurosis ile periost arasındaki gevşek bağ dokusu içinde meydana gelir. Bu boşluğun geniş olması nedeniyle kanama tüm kafa derisine yayılabilir (sütürleri geçer) ve yenidoğanda ciddi hipovolemik şoka, hatta ölüme yol açabilir. Vakum uygulaması en önemli risk faktörlerinden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Kafa derisindeki şişliğin anatomik sınırlarını değerlendir
Şişliğin sütür hatlarını geçmesi, kanamanın galea aponeurotica ile periost arasındaki gevşek dokuda olduğunu gösterir.
Sefal hematom sütürlerle sınırlıyken, subgaleal kanama ve kaput suksedaneum sütürleri geçer.
2
Bebeğin sistemik bulgularını (kan basıncı, kalp hızı, renk) analiz et
Solukluk, taşikardi ve hipotansiyon masif kan kaybını (hipovolemik şok) işaret eder.
Subgaleal boşluk yenidoğanın toplam kan hacminin yarısından fazlasını barındırabilecek kadar geniştir.
3
Tanıyı netleştir
Sütürleri geçen şişlik + Hipovolemik şok = Subgaleal kanama.
Kaput suksedaneum sadece ödemdir ve şoka yol açmaz.

Key Concept

Yenidoğan kafa derisi kanamalarının anatomik ve klinik ayırımı
Estimated Time:45s
Question 93Question →

Yirmi sekiz haftalık gestasyonla, 1100 gram1100\text{ gram} ağırlığında doğan prematüre bir bebek, solunum sıkıntısı nedeniyle entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınmıştır. Radyant ısıtıcı altında açık yatakta izlenen bebeğe, ventilatör aracılığıyla ısıtılmış ve nemlendirilmiş oksijen desteği sağlanmaktadır. Bebeğin postnatal ilk 2424 saati içindeki (1. gün) parenteral sıvı tedavisi planlanmaktadır.

Bu prematüre bebeğin fizyolojik özellikleri ve çevresel faktörleri göz önüne alındığında, ilk günkü sıvı-elektrolit yönetimi için aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: İnsensibl sıvı kaybı term bebeklere göre daha yüksek olduğu için idame sıvı 80−100 mL/kg/gu¨n80-100\text{ mL/kg/gün} başlanmalı ve ilk 2424 saatte sıvıya sodyum ile potasyum eklenmemelidir.

Answer

Doğru yaklaşım; prematüre bebeğin yüksek insensibl kaybını karşılamak için 80−100 mL/kg/gu¨n80-100\text{ mL/kg/gün} sıvı başlamak ve ilk 2424 saatte sıvıya sodyum veya potasyum eklememektir.
Doğru seçenekte ifade edildiği gibi, prematüre (<1500 g1500\text{ g}) bebeklerin epidermis tabakası tam olgunlaşmadığı için ciltleri çok incedir ve vücut yüzey alanları geniştir. Bu nedenle cilt yoluyla insensibl sıvı kayıpları term bebeklere göre çok daha yüksektir. İlk gün idame sıvı miktarı term bebeklerde 60−80 mL/kg/gu¨n60-80\text{ mL/kg/gün} iken, prematürelerde bu yüksek kayıp nedeniyle 80−100 mL/kg/gu¨n80-100\text{ mL/kg/gün} olarak başlanır. Ayrıca tüm yenidoğanlar fizyolojik hücre dışı sıvı fazlalığı ile doğarlar ve ilk 24−4824-48 saatte bu fazla sıvıyı idrarla atarlar (fizyolojik diürez). Bu diürez süreci tamamlanana ve bebekte yeterli idrar çıkışı görülene kadar idame sıvılara sodyum ve potasyum eklenmesi kontrendikedir.

ÖzellikTerm BebekPrematüre (<1500 g1500\text{ g})
1. Gün Sıvı İhtiyacı60−80 mL/kg/gu¨n60-80\text{ mL/kg/gün}80−100 mL/kg/gu¨n80-100\text{ mL/kg/gün}
İnsensibl Kayıp (İSK)Daha düşükÇok daha yüksek
1. Gün Na/K EklemeHayırHayır
İnsensibl Sıvı Kaybını (İSK) Etkileyen Faktörler:
- İSK'yi Artıranlar: Radyant ısıtıcı (%50 artırır), fototerapi, hipertermi, cilt defektleri.
- İSK'yi Azaltanlar: Nemlendirilmiş oksijen desteği, çift duvarlı kuvöz, plastik streç örtü.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın gestasyon haftası, vücut ağırlığı ve postnatal yaşının değerlendirilmesi.
2828 haftalık, 1100 gram1100\text{ gram} prematüre bebeğin ilk 2424 saatlik (1. gün) sıvı tedavisi planlanmaktadır.
Yenidoğanlarda bazal sıvı gereksinimi gestasyon haftasına, doğum ağırlığına ve postnatal güne göre doğrudan değişiklik gösterir.
2
Çevresel faktörlerin insensibl sıvı kaybına etkisinin belirlenmesi.
Bebeğin radyant ısıtıcı altında olması insensibl sıvı kaybını artırırken, nemlendirilmiş ventilatör havası solunum yoluyla olan kaybı azaltır.
Bu çevresel faktörler, yenidoğanın günlük sıvı ihtiyacının ince ayarında (titrasyonunda) kritik öneme sahiptir.
3
Uygun bazal sıvı hacmi ve elektrolit içeriğinin seçilmesi.
Prematürelerde ilk gün 80−100 mL/kg/gu¨n80-100\text{ mL/kg/gün} hacminde sıvı başlanır; idrar çıkışı görülene ve ilk 24−4824-48 saat geçene kadar sodyum ile potasyum eklenmez.
Bebekler nispi hipervolemi ile doğarlar. Fizyolojik diürez başlamadan elektrolit vermek iatrojenik hipernatremi ve hiperkalemi riskini artırır.

Key Concept

Prematüre yenidoğanlarda ilk gün parenteral sıvı-elektrolit yönetimi ve insensibl su kaybını etkileyen faktörler.
Question 94Question →

Otuz dokuz haftalık, 3300 g3300 \text{ g} olarak doğan erkek bebekte doğumdan sonraki 4.4. saatte beslenememe ve letarji saptanıyor. Yapılan incelemede kan şekeri 22 mg/dL22 \text{ mg/dL} bulunuyor. Fizik muayenesinde mikropenis, bilateral inmemiş testis ve hafif hepatomegali saptanıyor. Yaşamının 2.2. gününde direkt bilirubin ağırlıklı hiperbilirubinemi gelişen bu hastaya yaklaşımda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hipoglisemi anında alınan kan örneğinde düşük insülin, düşük serbest yağ asidi ve düşük keton düzeylerinin saptanması

Answer

Hipoglisemi anında alınan kan örneğinde düşük insülin, düşük serbest yağ asidi ve düşük keton düzeylerinin saptanması beklenen ve tanısal olan bulgudur.
Doğru seçenek olan hipoglisemi anında insülin, serbest yağ asidi ve ketonların düşük saptanması, panhipopituitarizmin tipik laboratuvar profilidir. Mikropenis ve inmemiş testis santral bir hormonal (GnRH/LH/FSH) eksikliği, kolestatik sarılık ise kortizol ve büyüme hormonu eksikliğinin karaciğer üzerindeki etkisini gösterir. Büyüme hormonu ve kortizol lipolizi uyarır; eksikliklerinde hipoglisemi anında yağ asitleri mobilize edilemez (düşük SYA) ve buna bağlı olarak keton cisimcikleri oluşamaz (düşük keton).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların sentezi
Mikropenis + inmemiş testis (gonadotropin/andojen eksikliği), kolestatik sarılık ve hipoglisemi.
Bu bulguların bir arada olması yenidoğanda panhipopituitarizm (hipotalamo-hipofizer yetmezlik) için patognomoniktir.
2
Hipoglisemi anındaki metabolik yanıtın analizi
Normalde hipoglisemi anında insülin baskılanır, büyüme hormonu ve kortizol artarak lipolizi (serbest yağ asidi artışı) ve ketogenezi (keton artışı) uyarır.
Etiyolojiyi belirlemek için 'kritik örnek' analizi gereklidir.
3
Hormonal eksikliğin metabolik etkisini belirleme
Panhipopituitarizmde büyüme hormonu ve kortizol eksiktir. Bu hormonlar lipoliz için zorunludur.
Eksikliklerinde yağ depoları mobilize edilemez, bu nedenle serbest yağ asitleri (SYA) ve ketonlar hipoglisemiye rağmen düşük kalır.
4
Ayırıcı tanı yapma
Hiperinsülinizmde de SYA/Keton düşüktür ancak insülin yüksektir. Hipopituitarizmde insülin uygun şekilde düşüktür.
Kritik örnekte insülin, SYA ve ketonun üçünün de düşük olması kontr-regülatuvar hormon eksikliğini gösterir.

Key Concept

Yenidoğan döneminde mikropenis ve kolestatik sarılık ile seyreden hipoglisemide panhipopituitarizm akla gelmelidir; bu durumda hipoglisemi 'hipoketotik' ve 'düşük serbest yağ asitli' karakterdedir.
Question 95Question →

3838 haftalık, 3100 gram3100\text{ gram} olarak doğan bir yenidoğan; mekonyumlu amniyotik sıvı ile komplike bir doğum sonrası deprese (apneik ve hipotonik) bulunmuştur. Bebek radyan ısıtıcı altına alınmış, ağız ve burun aspire edilmiş, kurulanıp stimüle edilmiştir. Apnesi devam eden ve kalp hızı 70/dakika70\text{/dakika} saptanmış olan bebeğe balon-maske ile pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmıştır. Ancak yeterli göğüs hareketi sağlanamamış ve hava yolu düzeltme manevralarına rağmen ventilasyon başarısız olmuştur. Fizik muayenede kalp seslerinin sağda daha net duyulduğu ve batın bölgesinin skafoid (çökük) görünümde olduğu fark edilmiştir. Bu yenidoğanın canlandırma yönetiminde atılması gereken en uygun adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Endotrakeal entübasyon yapılması

Answer

Endotrakeal entübasyon yapılması
Vakadaki skafoid abdomen (içe çökük karın) ve kalp seslerinin yer değiştirmesi, batın organlarının göğüs boşluğuna yer değiştirdiği Konjenital Diyafram Hernisi (KDH) tablosuna işaret etmektedir. NRP kılavuzlarına göre, KDH şüphesi olan bir bebekte balon-maske ile PBV uygulanması kontrendikedir; çünkü hava mide ve barsaklara kaçarak torakstaki akciğer basısını artırır. Bu durumda bebek vakit kaybedilmeden endotrakeal yolla entübe edilmeli ve mide dekompresyonu için orogastrik sonda takılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (skafoid abdomen ve kalp seslerinin yer değiştirmesi) değerlendirilmesi.
Konjenital Diyafram Hernisi (KDH) ön tanısı.
Batın organlarının toraksa yer değiştirmesi sonucu oluşan skafoid görünüm ve mediastinal itilme KDH'nin tipik bulgularıdır.
2
Pozitif basınçlı ventilasyon yönteminin gözden geçirilmesi.
Balon-maske ventilasyonunun derhal sonlandırılması.
Maske ventilasyonu havanın mide ve barsaklara dolmasına yol açarak toraks içindeki akciğerlere basıyı artırır ve durumu ağırlaştırır.
3
Havayolu güvenliğinin ve etkin ventilasyonun sağlanması.
Endotrakeal entübasyonun gerçekleştirilmesi.
KDH şüphesi olan bir yenidoğanda doğum odasında havayolu yönetimi için altın standart, havayı doğrudan akciğerlere veren ve mideyi koruyan entübasyondur.

Key Concept

Konjenital Diyafram Hernisi (KDH) ve NRP Yönetimi

Practice More

KDH tanısı kesinleşen bir bebekte ventilatör yönetiminde 'izin verici hiperkapni' ve 'düşük basınçlı ventilasyon' stratejilerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 96Question →

Gestasyonel diyabeti olan bir anneden 3434 haftalık olarak elektif sezaryen ile doğan 21502150 gram ağırlığındaki erkek bebekte, doğumdan hemen sonra belirgin inleme, burun kanadı solunumu ve interkostal çekilmeler saptanıyor. Bebeğin akciğer grafisinde her iki akciğer alanında diffüz buzlu cam (retikülogranüler) görünümü ve belirgin hava bronkogramları izleniyor. Bu klinik tablo ve radyolojik bulgular ışığında, bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Respiratuar Distres Sendromu

Answer

Maternal diyabet ve prematürite risk faktörlerine sahip, tipik buzlu cam ve hava bronkogramı bulguları gösteren bebekte en olası tanı Respiratuar Distres Sendromu'dur.
Respiratuar Distres Sendromu (RDS), özellikle prematüre bebeklerde sürfaktan eksikliği sonucu gelişir. Maternal diyabet, fetal hiperinsülinemi aracılığıyla tip 2 pnömositlerde sürfaktan sentezini inhibe ederek RDS riskini artırır. Akciğer grafisindeki yaygın buzlu cam görünümü ve hava bronkogramları bu tablo için patognomoniktir.

Step-by-Step Solution

1
Risk faktörlerinin değerlendirilmesi
3434 haftalık doğum (prematürite) ve maternal diyabet, sürfaktan eksikliği için temel risk faktörleridir.
Maternal diyabet, fetal insülin yüksekliği nedeniyle sürfaktan üretimini (fosfatidilgliserol sentezini) geciktirir.
2
Radyolojik bulguların analizi
Buzlu cam (retikülogranüler) görünüm ve hava bronkogramları.
Yaygın alveolar kollaps (atelektazi) buzlu cam görünümüne, açık kalan bronşlar ise hava bronkogramlarına yol açar.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Klinik başlangıç zamanı ve radyoloji ile RDS tanısı konur.
RDS belirtileri doğumdan hemen sonra başlar ve radyoloji spesifiktir.

Key Concept

Sürfaktan eksikliğine bağlı gelişen Respiratuar Distres Sendromu'nda (RDS) en önemli risk faktörleri prematürite, maternal diyabet ve sezaryen doğumdur.
Question 97Question →

3636 saatlik, 3838 haftalık, 32003200 gram olarak doğan erkek bebek, tüm vücuda yayılan belirgin sarılık şikayetiyle acil polikliniğine getirilmiştir. Fizik muayenesinde skleralar ve gövde ikterik görünümde olup, karaciğer kosta altını 11 cm geçmektedir. Laboratuvar incelemesinde; anne kan grubu O Rh(+), bebek kan grubu O Rh(+), direkt Coombs testi negatif, total bilirubin 2121 mg/dL, hemoglobin 12.512.5 g/dL ve retikülosit oranı %9\%9 olarak saptanmıştır. Periferik yayma incelemesinde polikromazi ve "ısırılmış hücreler" (bite cells) gözlenmiştir. Bu yenidoğanda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliği

Answer

En olası tanı Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliğidir.
Vakadaki yüksek bilirubin, düşük hemoglobin ve yüksek retikülosit değerleri hemolitik bir süreci işaret etmektedir. Anne ve bebeğin kan gruplarının aynı olması ve Coombs testinin negatifliği immün nedenleri dışlar. Periferik yaymada görülen "ısırılmış hücreler" (bite cells), oksidan hasar gören eritrositlerdeki Heinz gövdelerinin dalak tarafından temizlenmesi sonucu oluşur ve bu durum Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliğinde tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
İmmünite ve kan grubu değerlendirmesi
Anne ve bebek kan grupları uyumlu ve Direkt Coombs testi negatiftir.
ABO, Rh ve subgrup uyuşmazlıklarına bağlı immün hemolizi dışlamak için gereklidir.
2
Hemoliz varlığının kontrol edilmesi
Retikülosit oranının yüksek (%9\%9) ve hemoglobinin düşük (12.512.5 g/dL) olduğu saptanmıştır.
Yüksek bilirubin seviyesinin (patolojik sarılık) hemolize bağlı olup olmadığını belirlemek için retikülosit ve hemoglobin değerleri incelenir.
3
Periferik yayma bulgularının analizi
Yaymada "ısırılmış hücrelerin" (bite cells) varlığı tespit edilmiştir.
Bu hücreler, oksidan hasar sonucu oluşan Heinz gövdelerinin dalak makrofajları tarafından temizlenmesiyle oluşur ve G6PD eksikliği için patognomoniktir.

Key Concept

Yenidoğan döneminde G6PD eksikliği, Coombs negatif hemolitik sarılığın en önemli nedenlerinden biridir ve periferik yayma bulguları tanıda kritiktir.
Question 98Question →

Yaşamının 4. gününde total bilirubin düzeyi 2828 mg/dL saptanan bir yenidoğanda; letarji, tiz sesle ağlama, opistotonus gelişimi ve ateş saptanmıştır. Bu klinik tablo, akut bilirubin ensefalopatisinin hangi evresi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Evre 2 (Orta evre)

Answer

Opistotonus, tiz sesle ağlama ve ateş bulguları Akut Bilirubin Ensefalopatisi'nin orta (evre 2) evresi ile en uyumludur.
Akut Bilirubin Ensefalopatisi'nin orta evresinde (Evre 2), irritabilite, tiz sesle ağlama ve ateş gibi bulguların yanında ekstansör kaslarda tonus artışı (retrocollis ve opistotonus) görülür. Bu evrede yapılacak acil kan değişimi (exchange transfüzyon) nörolojik hasarı geri döndürebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Bebekte opistotonus (hipertoni), ateş ve tiz sesle ağlama saptanmıştır.
Hiperbilirubinemiye bağlı nörolojik tutulumun derecesini belirlemek için klinik bulguların evrelemesi yapılmalıdır.
2
Akut Bilirubin Ensefalopatisi (ABE) evrelerini karşılaştır
Evre 1'de hipotoni, Evre 2'de hipertoni (opistotonus) ve irritabilite, Evre 3'te ise stupor/koma görülür.
Evreleme, tedavi yaklaşımı ve prognoz tayini açısından kritiktir.
3
Bulguları uygun evre ile eşleştir
Mevcut bulgular orta evre (evre 2) ile tam uyumludur.
Opistotonus ve ateş, nörotoksisitenin orta düzeyde ilerlediğini gösteren spesifik bulgulardır.

Key Concept

Akut Bilirubin Ensefalopatisi Evreleri

Practice More

Bilirubin nörotoksisitesini artıran risk faktörlerini (sepsis, asidoz, albümin düşüklüğü) tekrar ediniz.
Estimated Time:50s
Question 99Question →

Gebelik haftası 2626 hafta, doğum ağırlığı 850 gram850 \text{ gram} olan bir prematüre bebek, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde radyan ısıtıcı altında ve %40\%40 nemlendirme ile izlenmektedir. Postnatal 4848. saatinde yapılan değerlendirmesinde vücut ağırlığının 730 gram730 \text{ gram}'a düştüğü (≈%14\approx \%14 kayıp) saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 156 mEq/L156 \text{ mEq/L}, potasyumu 4.4 mEq/L4.4 \text{ mEq/L} ve kreatinini 0.8 mg/dL0.8 \text{ mg/dL} bulunmuştur. Son 88 saatlik idrar çıkışı 0.6 ml/kg/saat0.6 \text{ ml/kg/saat} olan bu bebekte, sıvı-elektrolit yönetimi ile ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Günlük toplam sıvı hacmi artırılmalı; sodyum eklenmemeli, potasyum eklenmesi için idrar çıkışının artması beklenmelidir.

Answer

Günlük toplam sıvı hacmi artırılarak serbest su açığı kapatılmalı, hipernatremi nedeniyle sodyum eklenmemeli ve potasyum için idrar çıkışının düzelmesi beklenmelidir.
Doğum ağırlığı 1000 gram1000 \text{ gram}'ın altındaki (ELBW) bebeklerde deri bariyeri tam gelişmediği için fark edilmeyen sıvı kayıpları (IWL) çok yüksektir. Radyan ısıtıcı kullanımı bu kayıpları %50\%50-%100\%100 oranında artırırken, düşük nem ortamı da dehidratasyonu derinleştirir. Bebeğin 48 saatte %14\%14 ağırlık kaybetmesi ve sodyumunun 156 mEq/L156 \text{ mEq/L} olması, IWL kayıplarının karşılanamadığını ve serbest su açığı oluştuğunu gösterir. Tedavide sıvı hacmi artırılarak serbest su verilmelidir. Sodyum zaten yüksek olduğu için dışarıdan verilmesi kontrendikedir. Potasyum ise yenidoğanlarda genellikle 48. saatten sonra ve yeterli idrar çıkışı (>1 ml/kg/saat>1 \text{ ml/kg/saat}) sağlandığında başlanır; bu vakada idrar çıkışı sınırda/düşük (0.6 ml/kg/saat0.6 \text{ ml/kg/saat}) olduğu için beklemek en güvenli yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Ağırlık kaybı ve hidrasyon durumunu analiz et.
850g→730g850 \text{g} \rightarrow 730 \text{g} (%14\%14 kayıp) ilk 48 saat için çok hızlıdır. Serum Na=156Na=156 hipernatremiyi doğrular.
ELBW bebeklerde radyan ısıtıcı ve düşük nem, fark edilmeyen sıvı kayıplarını (IWL) dramatik şekilde artırır.
2
Sıvı hacmini belirle.
Günlük mayi miktarı 2020-40 ml/kg40 \text{ ml/kg} artırılarak serbest su sağlanmalıdır.
Hipernatremik dehidratasyonda temel sorun serbest su eksikliğidir.
3
Elektrolit başlama kriterlerini kontrol et.
NaNa eklenmez. Potasyum için idrar çıkışının >1 ml/kg/saat>1 \text{ ml/kg/saat} olması beklenir.
Zaten yüksek olan sodyumu artırmak ve oligürik bebekte potasyum eklemek hayati tehlike yaratır.

Key Concept

Çok düşük doğum ağırlıklı (ELBW) bebeklerde sıvı-elektrolit dengesinin yönetimi.

Practice More

ELBW bebeklerde nemlendirme oranının IWL üzerindeki etkilerini ve 'geç hiponatremi' ile farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 100Question →

3939 haftalık, sorunsuz bir gebelik sonrası normal vajinal yolla 32003200 g ağırlığında doğan bir erkek bebekte, yaşamının 4848. saatinde sağ kolunda ritmik klonik kasılmalar fark ediliyor. Bebeğin nöbetler arası dönemde genel durumu iyi, emmesi kuvvetli ve nörolojik muayenesi doğal saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde kan şekeri 7575 mg/dL, serum kalsiyumu 9.29.2 mg/dL ve elektrolitleri normal bulunan bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Neonatal arteriyel iskemik inme

Answer

İyi genel duruma sahip term bir yenidoğanda yaşamın ilk günlerinde görülen fokal klonik nöbetlerin en olası nedeni neonatal arteriyel iskemik inmedir.
Neonatal arteriyel iskemik inme tanısı, özellikle term bebeklerde yaşamın ilk günlerinde görülen fokal klonik nöbetlerin en yaygın nedenidir. Bu bebeklerin en belirgin özelliği, nöbetler dışında genel durumlarının iyi olması, aktif emmeleri ve nörolojik muayenelerinin (kas tonusu vb.) normal olmasıdır. Vakada verilen normal kan şekeri ve kalsiyum değerleri de metabolik nedenleri dışlayarak iskemik inme tanısını destekler.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin genel durumu ve nörolojik muayenesini değerlendir.
Bebeğin genel durumu iyi ve emmesi kuvvetli; bu durum ağır ensefalopati (HİE) veya ağır enfeksiyon (menenjit) tablolarını dışlar.
Tanısal öncelikleri belirlemek için bebeğin klinik stabilitesini anlamak kritiktir.
2
Nöbetin karakterini analiz et.
Sağ kolda ritmik klonik kasılmalar (fokal nöbet) mevcuttur.
Yenidoğanlarda fokal nöbetler genellikle yapısal bir beyin lezyonuna (enfarkt, kanama) işaret eder.
3
Metabolik verileri kontrol et.
Kan şekeri ve kalsiyum değerleri normaldir.
En sık görülen metabolik nöbet nedenleri olan hipoglisemi ve hipokalsemiyi dışlamak gerekir.
4
Klinik verileri birleştirerek en olası tanıyı belirle.
Term bebek, iyi genel durum, fokal nöbet ve normal metabolik değerler kombinasyonu neonatal arteriyel iskemik inme tanısına yönlendirir.
Bu tablo yenidoğan nörolojisinde klasik bir klinik sunumdur.

Key Concept

Neonatal arteriyel iskemik inme (NAİİ), en sık term bebeklerde ve sol orta serebral arter (MCA) trasesinde görülür; tipik olarak 'iyi görünen' bebekte yaşamın 2.−3.2.-3. gününde fokal klonik nöbetlerle kendini gösterir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 5 / 21Next
Neonatoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 5 | Examkin