All practice questions
6755 questions
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlü düşmesine uğramış bir sözcük kullanılmıştır?
Türkçede hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen ve bu iki kullanımı arasında anlam ilişkisi bulunan köklere 'ortak (kökteş) kök' denir. Aralarında anlam ilişkisi bulunmayan, sadece ses benzerliği olan kökler ise 'sesteş kök' olarak adlandırılır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde kalın yazılmış sözcüğün kökü ortak kök özelliğine sahiptir?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış "kör" sözcüklerini, cümlelerde kazandıkları anlam özellikleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gazeteci:
(I) ----
Yazar:
�� Yazarlık serüvenimin temelleri çocukluk yıllarıma, kütüphanelerde geçirdiğim o büyülü günlere uzanıyor. Okuduğum her macera beni yeni dünyalar hayal etmeye yönlendirirdi. Beni kalemi elime almaya iten asıl gücün, o yaşlarda edindiğim okuma tutkusu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Gazeteci:
(II) ----
Yazar:
— Yapıtlarımda öncelikle insan ilişkilerini ve yalnızlık temasını ele alıyorum. Modern dünyada bireyin en çok bu duygularla karşı karşıya kaldığını görüyorum. Bu yüzden kaleme aldığım karakterlerin okurda bir empati duygusu uyandırmasını, kendi yaşamlarından izler bulmasını istiyorum.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Modern insanın yalnızlık sorununa edebiyat aracılığıyla nasıl bir çözüm sunuyorsunuz?
II. Eserlerinizdeki karakterlerin okurlarınız tarafından sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
II. Eserlerinizde ağırlıklı olarak hangi temaları ve konuları işlemeyi tercih ediyorsunuz?
II. Karakterlerinizi kurgularken gerçek hayattaki tanıdıklarınızdan esinlenir misiniz?
II. Okurlarınızın eserlerinizdeki kahramanlarla empati kurmasını kolaylaştırmak için hangi anlatım tekniklerinden yararlanıyorsunuz?
(I) Karagöz ve Hacivat, Türk gölge oyununun en bilinen ve en sevilen iki temel karakteridir. (II) Deriden yapılan tasvirlerin arkadan gelen ışık yardımıyla beyaz perdeye yansıtılmasına dayanan bu gösteri sanatı, yüzyıllardır halkı hem eğlendirmekte hem de eğitmektedir. (III) Karagöz oyununda sergilenen mizah ögeleri, Osmanlı toplumunun farklı kesimlerinden gelen insanların kültürel ve dilsel özelliklerini yansıtır. (IV) Gölge oyununda kullanılan bu tasvirlerin yapımında genellikle manda veya sığır derisi tercih edilir. (V) Seçilen deri, özel yöntemlerle şeffaflaştırılıp temizlendikten sonra bitkisel kökenli boyalarla renklendirilir. (VI) Son olarak, tasvirlerin hareket kabiliyeti kazanması için çeşitli eklem yerlerinden deri iplerle birbirine bağlanması gerekir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Sanat dünyasında yer edinmek istiyorsan, ürettiğin her eserin (I) arkasında durmalı, eleştirilere kulak tıkamamalısın. Yazarken kullandığın o kıvrak dilin (II) seni nereye götüreceğini iyi kestirmelisin. Aksi takdirde, yazdığın her metnin (III) derinlikten yoksun bir kelime yığınına dönüşmesi kaçınılmaz olur. Bu süreçte en büyük kılavuzun olan aklın (IV) sesini dinlemek, seni birçok hatadan koruyacaktır. Unutma ki bu zorlu yolculukta kalemin (V) sana her zaman yoldaşlık edecektir.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerin hangisinde yer alan "-ın / -in / -un / -ün" eki, işlevi yönüyle diğerlerinden farklıdır?
Güneş, ardındaki karlı tepelerin üzerinden yavaşça çekilirken gökyüzünü turuncu, kızıl ve morun en tatlı tonlarına boyuyordu. Vadinin yamacına adeta birer tablo gibi serpiştirilmiş küçük köy evlerinin bacalarından incecik, gri dumanlar göğe doğru süzülüyor; hafifçe esen serin rüzgarla birlikte etrafa taze pişmiş ekmeklerin ve meşe odununun o bildik, sıcak kokusu yayılıyordu. Bahçedeki gövdesi çatlamış yaşlı çınar ağacının geniş yaprakları tatlı bir melodiyle hışırdarken ağacın altındaki yıpranmış tahta sedirde sessizce oturan ihtiyar adam��n derin kırışıklıklarla dolu yüzü, geçmiş yılların yorgunluğunu ve huzurunu aynı anda yansıtıyordu. Elindeki ahşap bastona yaslanmış, gözlerini ufuktaki son ışıklara dikmiş olan bu adam, doğanın akşam kızıllığıyla büründüğü sessiz dönüşümü büyük bir sükunetle seyrediyordu.
Bu parçanın anlatımında betimleyici anlatım biçimi ağır basmaktadır. Bu yargı doğru mudur?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki anlam özellikleriyle (gerçek anlam, yan anlam, mecaz anlam) doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir kimseye karşı duyulan kırgınlığın veya üzüntünün, o kimsenin yüzüne karşı kibarca, onu kırmadan dile getirilmesine "sitem" denir.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde sitem anlamı vardır?
(I) Modern edebiyat eleştirisi; bir sanat yapıtının estetik, sosyolojik ve yapısal yönlerini belirli yöntemler ışığında çözümleyen disiplinler arası bir alandır. (II) Bu eleştiri türü, sanatçının iç dünyasını merkeze alan geleneksel yaklaşımlara göre eserin kendisine çok daha fazla odaklanır. (III) Yazar, son romanında okurun ilgisini her an canlı tutmak amacıyla olay örgüsünü kronolojik sıraya uymadan, geriye dönüşlerle kurgulamıştır. (IV) Eleştirmen, yazarın bu sıra dışı anlatım tarzıyla sıradan okura hitap etmekten uzaklaştığını belirtti. (V) Tut ki bu zor anlaşılır yapı, edebiyat dünyasında beklenmedik bir ilgi gördü ve ödüller kazandı; bu durum yazarın sanatsal çizgisini değiştirecek midir?
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
Dilsel görelilik kuramı, bireylerin ana dillerinin yapısal özelliklerinin onların d��nyayı algılama, sınıflandırma ve deneyimleme biçimlerini şekillendirdiğini savunur. Bu görüşe göre dil, düşüncenin yalnızca dışa vurulmasını sağlayan edilgen bir araç değil; bilişsel süreçleri doğrudan yapılandıran aktif bir süzgeçtir. Örneğin, bazı yerli dillerinde yön bildiren mutlak konum kelimelerinin sıklıkla kullanılması, bu dili konuşanların uzamsal yönelim becerilerini geliştirirken renk kategorilerinin diller arasındaki farklılığı da görsel algıyı etkileyebilmektedir. Ancak kuram, dilin düşünceyi tamamen hapsettiğini iddia eden katı determinizmden ziyade, dilsel yapıların zihinsel alışkanlıkları yönlendirdiği daha esnek bir eğilim olarak modern dil biliminde kabul görmektedir.
Bu parçadan hareketle dilsel görelilik kuramına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Haritalar, yeryüzünün objektif ve ölçekli birer kopyası olarak kabul edilseler de aslında çizildikleri dönemin egemen güçlerinin dünyayı algılama biçimlerini ve ideolojik yönelimlerini yansıtırlar. Bir haritada hangi bölgenin merkezde yer alacağı, hangi coğrafi detayların ön plana çıkarılacağı ya da hangilerinin görmezden gelineceği tamamen kartografın ve onu görevlendiren iradenin seçimidir. Dolayısıyla kartografya, yalnızca bir coğrafya bilimi veya teknik bir ölçüm faaliyeti değil; uzamı denetleme, sınırları meşrulaştırma ve zihinlerde belirli bir dünya düzeni inşa etme aracıdır. Tarih boyunca haritaların, imparatorlukların genişleme stratejilerinde ve sömürgecilik faaliyetlerinde aktif birer siyasi enstrüman olarak kullanılmasının temelinde de bu gerçek yatar.
Bu parçanın konusu a��ağıdakilerden hangisidir?
Fotoğrafın icadından bu yana taşıdığı 'gerçeği olduğu gibi kaydetme' iddiası, aslında kendi içinde derin bir paradoks barındırır. Vizörden bakan göz, nesnel bir gerçekliği dondurduğunu varsaysa da aslında o anı kendi zihinsel süzgecinden geçirerek yeniden inşa eder. Kadrajın içine nelerin dâhil edileceği kararı kadar, nelerin dışarıda bırakılacağı tercihi de seçici bir kurgu sürecidir. Bu bağlamda fotoğraf, dış dünyayı yansıtan edilgen bir ayna değil; ışık ve gölgenin diliyle yazılmış, gerçekliğin kişisel bir yorumudur. Gerçeğe bu denli sadık görünürken aynı zamanda onu kendi sınırları içine hapsederek bükmesi, fotoğrafın en ayırt edici ��zelliğidir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Ekolojik denge; doğadaki canlı ve cansız unsurların birbirleriyle uyum içinde ve sürdürülebilir bir ilişki ağında bulunmasıdır. (II) Son yıllarda yapılan araştırmalar, küresel ısınmanın kutup bölgelerindeki biyolojik çeşitliliği diğer coğrafyalara göre daha yıkıcı etkilediğini ortaya koyuyor. (III) Diyelim ki bu yüzyılın sonuna kadar karbon salınımını sıfıra indirmeyi başardık; yine de atmosferde biriken sera gazlarının etkisi bir süre daha devam edecektir. (IV) Fosil yakıt tüketimindeki kontrolsüz artışın böyle sürmesi durumunda, yakın gelecekte içme suyu kaynaklarının büyük bir kısmı kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. (V) Çevre bilimciler, doğanın korunması amacıyla sanayi kuruluşlarına sıkı denetimler getirilmesi gerektiğini sıklıkla vurgulamaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilen belirlemelerden hangisi yanlıştır?
Aşağıdaki cümlelerde koyu renkle belirtilen sözcükleri, cümledeki anlam özelliklerine ve ait oldukları alanlara göre sağdaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
"Antik Yunan tiyatrolarında sahne arkasındaki taş duvarların belirli bir açıyla inşa edilmesi, sesin sadece arka sıralardaki izleyicilere değil, tiyatronun her noktasındaki dinleyicilere eşit şekilde ulaşmasını sağlayan ilk akustik mühendislik uygulamasıdır." cümlesinden hareketle, bu uygulamadan önce tiyatrolarda sesin her yere eşit dağ��lmasını sağlayan başka bir akustik mühendislik çalışmasının yapılmadığı yargısına kesin olarak ulaşılabilir.
Aşağıdaki numaralanmış cümleleri, karşılarında harflerle verilen baskın duygu veya durumlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki cümlelerde koyu harflerle belirtilen ifadeleri, cümledeki anlam özelliklerine göre sağdaki kavramlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış zamirleri, karşılarında verilen zamir türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) İnsanlığın gökyüzünü anlama çabası, tarih öncesi çağlardan beri hem mitolojik hikayelerin doğuşuna hem de tarımsal faaliyetlerin planlanmasına yön vermiştir. (II) Antik uygarlıklarda çıplak gözle gerçekleştirilen bu gözlemler, gök cisimlerinin hareketlerini tanrısal iradenin birer yansıması olarak yorumlama eğilimindeydi. (III) Merceklerin keşfi ve optik biliminin gelişmesiyle ortaya çıkan teleskop ise gökyüzü gözlemciliğinde yepyeni bir dönemin kapısını aralamıştır. (IV) Galileo’nun 17. yüzyılın başlarında bu aracı gökyüzüne çevirmesiyle evrenin yapısına dair yerleşik inançlar sarsılmış ve bilimsel astronominin temelleri atılmıştır. (V) Bugün uzaya gönderilen dev teleskoplar sayesinde insanlık, milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin oluşum süreçlerini doğrudan izleyebilmektedir. (VI) Bu gözlemlerden elde edilen veriler, evrenin genişleme hızından kara deliklerin gizemine kadar pek çok kozmolojik sorunun aydınlatılmasına katkı sunmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?