Paragraf
590 soru
Geleneksel müze anlayışı, nesnelerin edilgen bir biçimde sergilendiği ve ziyaretçinin yalnızca seyirci konumunda kaldığı sınırları çizilmiş alanlar sunmaktaydı. Ancak günümüzde müzeler, sadece geçmişin korunduğu depolar olmanın ötesine geçerek bilginin deneyimlendiği, ziyaretçiyle etkileşime giren yaşayan merkezlere dönüşmektedir. Teknolojik imkânların ve katılımcı sergi modellerinin artmasıyla birlikte ziyaretçiler artık nesnelere dokunabilmekte, simülasyonlar aracılığıyla tarihin bir parçası olabilmekte ve bilgiyi kendi deneyimleriyle yeniden üretmektedir. Bu değişim, müzeleri durağan birer hafıza mekânı olmaktan çıkarıp toplumsal öğrenmenin ve kültürel etkileşimin dinamik olarak gerçekleştiği platformlar haline getirmektedir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
İnsan zihni, fiziksel çevresini anlamlandırmak için 'bilişsel harita' adı verilen zihinsel temsiller oluşturur. Şehir plancıları ve mimarlar; caddelerin, anıtsal yapıların ve meydanların bu haritaların netliğini doğrudan etkilediğini savunurlar. Düzenli ve belirgin nirengi noktalarına sahip bir kent dokusu, bireyin yön bulma becerisini artırırken mekânla kurduğu bağlamı güçlendirir. ----. Nitekim tekdüze mimari tasarımların hâkim olduğu, her sokağın birbirine benzediği modern banliyölerde yaşayan insanların, geleneksel ve karakteristik kent dokularına kıyasla çevrelerini zihinlerinde canlandırmakta çok daha fazla zorlandıkları g��zlemlenmiştir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
(I) Kentleşmenin hızla artmasıyla birlikte beton ve asfalt gibi yüzeyler, güne�� ışınlarını emerek şehirlerin çevrelerine göre daha sıcak olmasına yol açar.
(II) Kentsel ısı adası olarak adlandırılan bu olgu, özellikle yaz aylarında enerji tüketimini ve hava kirliliğini ciddi boyutta artırmaktadır.
(III) Nitekim yeşil çatılar, bitki örtüsü sayesinde güneş ışınlarını yansıtarak ve terleme yoluyla ortamı soğutarak binaların ısı y��künü azaltır.
(IV) Bu olumsuz etkiyi hafifletmek amacıyla son yıllarda geliştirilen en etkili çözümlerden biri yeşil çatı uygulamalarıdır.
(V) Böylece hem binaların klima kullanımı i��in harcadığı enerji miktarı düşmekte hem de kent genelindeki sıcaklık dengelenmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
(I) Fitoremediasyon; ağır metaller, radyoaktif elementler veya organik kirleticilerle kirlenmiş toprak ve su ortamlarının bitkiler yardımıyla temizlenmesini sağlayan ��evre dostu bir biyoteknolojik yöntemdir. (II) Bu süreçte kirleticiler, bitkilerin kök sistemleri vasıtasıyla topraktan emilerek gövde ve yaprak gibi hasat edilebilen toprak üstü kısımlarında biriktirilir. (III) Ne var ki fitoremediasyonda kullanılacak bitki türlerinin bölgenin iklim koşullarına dayanıklı olması ve hızlı büyümesi, temizleme verimliliğini belirleyen en kritik unsurdur. (IV) Toplanan bu bitki kısımları daha sonra kontrollü koşullarda yakılarak veya korunaklı depolama sahalarında muhafaza edilerek toksik maddelerin ekosisteme yeniden karışması önlenir. (V) Kirleticileri dokular��nda depolayan bitki örtüsü, gelişiminin belirli bir aşamasında biçilerek temizlik alanından uzaklaştırılır.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünü sağlamak için numaralanmış cümlelerin hangileri birbiriyle yer değiştirmelidir?
I. Bu yöntem sayesinde, meteorolojik kayıtların bulunmadığı dönemlerdeki kuraklık ve sıcaklık döngüleri yıl yıl saptanabilmektedir.
II. Çevre koşullarının elverişli olduğu yağışlı dönemlerde geniş halkalar oluşurken kurak yıllarda ise son derece dar halkalar meydana gelir.
III. Ağaçlar, her büyüme mevsiminde gövdelerinde "yıllık halka" olarak bilinen yeni bir odun tabakası meydana getirir.
IV. Dendrokronoloji adlı bilim dalı da halkaların genişliğinde gözlenen bu dalgalanmaları inceleyerek geçmişteki iklim koşullarını yeniden inşa eder.
V. Bu halkaların kalınl��ğı; sıcaklık, nem ve toprak yapısı gibi o yılın çevre koşullarına göre değişkenlik gösterir.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandı��ında hangisi baştan dördüncü olur?
(I) Bilimsel bilgi üretiminde tarafsızlık ilkesi, araştırmacının kendi öznel yargı ve inançlarından sıyrılarak olgulara yaklaşmasını zorunlu kılar. (II) Nitekim bilim insanı da toplumsal bir varlık olarak belirli bir kültür, dil ve dünya görüşünün içinde gözlerini dünyaya açar. (III) Bilimin bu idealleştirilmiş nesnellik iddiası, aslında onun metodolojik olarak ulaşmaya çalıştığı ütopik bir hedeftir. (IV) Oysa tam anlamıyla tarafsız bir gözlem yapabilmek, bu tarihsel ve toplumsal arka planın getirdiği önyargılardan tamamen sıyrılmayı gerektirir. (V) Bu durum, bilimsel bilginin mutlak bir kesinlik taşımadığını, aksine üretildiği dönemin izlerini taşıyan görece bir yapı olduğunu gösterir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Parkinson Yasası, en yalın hâliyle "Bir iş, tamamlanması için ayrılan sürenin tamamını kapsayacak şekilde genişler." ilkesine dayanır. Örneğin, bir raporu hazırlamak için bir haftanız varsa, zihniniz bu işi bir haftalık bir süreye yayacak ve işin zorluk derecesini bu süreye göre algılayacaktır. Aynı raporu hazırlamak için sadece bir gününüz olsaydı, işi yine tamamlayabilirdiniz ancak bu sefer süreç daha kısa ve yoğun olurdu. Bu yasa, zaman yönetiminde verimliliği artırmak için sürelerin gerçekçi ve hatta biraz kısıtlı belirlenmesi gerektiğini savunur.
Bu parçaya göre Parkinson Yasası'nın temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
Arkeobotanik, arkeolojik kazılarda elde edilen bitki kalıntılarını inceleyerek geçmiş toplulukların yaşam biçimlerini, beslenme alışkanlıklarını ve çevreyle ilişkilerini ortaya koyan bilim dalıdır. Kazılarda bulunan kömürleşmiş tohumlar, odun parçaları veya polenler, sıradan birer atık gibi görünse de ge��mişin iklimsel ve kültürel kodlarını taşır. ----. Örneğin, bir yerleşim yerinde yabani buğday türlerinden kültür buğdayına geçişin izlenmesi, o toplumun avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarım düzenine nasıl geçtiğinin en somut kanıtıdır. Dolayısıyla bu disiplin, sadece bitki türlerini listelemekle kalmaz, insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden birine ışık tutar.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
(I) Gök cisimlerini gözlemlemek için kullanılan teleskoplar, astronominin en temel araçlarıdır.
(II) Bu mercekler, uzaktaki cisimlerden gelen ışığı kırarak görüntünün b��yümesini sağlar.
(III) İlk üretilen teleskoplar, ışığı toplamak için yalnızca mercek sistemlerinden yararlanıyordu.
(IV) Günümüzde ise aynalı teleskoplar, çok daha yüksek ışık toplama güçleri nedeniyle tercih edilmektedir.
(V) Teknolojideki bu gelişim, gök bilimcilerin evrenin derinliklerini daha net incelemesine olanak tanımıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
Tarihî yapıları koruma düşüncesi, çoğunlukla onları geçmişin donmuş birer anıtı olarak yalıtma ve müzeleştirme eğilimi taşır. Oysa bir yapıyı yaşatan şey, sadece onun fiziksel varlığı değil, içinde barındırdığı gündelik hayatın devingenliğidir. Yapıların çevreleriyle ve insanlarla kurduğu organik bağ koptuğunda, koruma çabası onları geçmişin cansız birer dekoruna dönüştürmekten öteye gidemez. Gerçek koruma, tarihsel dokuyu modern yaşamın ihtiyaçlarıyla eklemleyerek yapının toplumsal işlevini sürdürmesini sağlamaktır; çünkü korunan şey taş ve harçtan ibaret bir nesne değil, o nesnenin içinde akan hayatın kendisidir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Okyanus tabanlarında, tektonik levhaların ayrılma noktalarında yer alan hidrotermal bacalar, yer kabuğunun derinliklerinden gelen aşırı sıcak ve mineralce zengin suların püskürdüğü çatlaklardır. (II) Bu bacalardan yayılan mineraller, güneş ışığının hiç ulaşmadığı bu zifiri karanlık derinliklerde kemosentez yapan bakteriler için temel bir enerji kaynağı oluşturur. (III) Güneş enerjisine bağımlı olmayan bu sıra dışı ekosistemlerde, dev tüp solucanları ve yengeçler gibi pek çok canlı türü bakterilerle simbiyotik bir yaşam sürdürür. (IV) Hidrotermal bacaların keşfi, 1970'lerin sonlarında Alvin adlı araştırma denizaltısının Galapagos Yarığı'na yaptığı dalışlar sayesinde gerçekleşmiştir. (V) O dönemde okyanus bilimciler, bu derinliklerde yaşamın olamayacağını düşünürken karşılaştıkları bu zengin fauna karşısında büyük bir şaşkınlık yaşamışlardır. (VI) Günümüzde ise modern sonar teknolojileri ve insansız su altı araçları, yeni baca alanlarının haritalandırılmasında ve bu bölgelerin jeolojik yapısının incelenmesinde aktif olarak kullanılmaktadır.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Kullan-at kültürünün hâkim olduğu modern tüketim toplumlarında, bozulan bir nesneyi yenisiyle değiştirmek en zahmetsiz yol olarak sunulur. Ancak bir eşyayı tamir etmek, yalnızca ekonomik bir tasarruf ya da çevre duyarlılığı eylemi değildir; aynı zamanda insan ile maddi dünya arasında kopan bağı yeniden inşa etmektir. Tamir süreci, bireye nesnenin işleyiş mantığını anlama fırsatı sunarak onu edilgen bir tüketiciden etkin bir dönüştürücüye dönüştürür. Kendi emeğiyle bir nesneye yeniden hayat veren insan, tüketim sarmalının yarattığı yabancılaşmayı aşar ve çevresi üzerinde bir denetim hissi kazanır. Bu yönüyle tamir etmek, nesnelerin ömrünü uzatmanın ötesinde, insanın kendi üretici gücüyle ve emeğiyle barışma çabasıdır.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel müzecilik anlayışı, nesneleri koruma ve onlar�� belirli bir tarihsel hiyerarşi içinde sergileme işlevi üzerine kuruluydu. Ziyaretçi ise bu kurguda edilgen bir alımlayıcı konumundaydı. Ancak günümüzde müzeler, sadece geçmişin muhafaza edildiği birer 'bellek tapınağı' olmaktan çıkıp toplumsal sorunların tartışıldığı, farklı seslerin ve yorumların kendine yer bulduğu canlı birer kamusal alana dönüşmektedir. Yeni müzecilik yaklaşımı, sergilenen eserlerin tek bir mutlak doğruyla değil, ziyaretçilerin kendi deneyim ve anlatılarıyla yeniden üretilen çok boyutlu birer anlama dönüşmesini savunur. Bu bağlamda çağdaş bir müze, bilgiyi dayatan değil, ziyaretçiyi anlam üretim sürecine ortak eden ve onu serginin küratöryel süreçlerine dahil eden katılımcı bir platform olmalıdır.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Bilişsel çelişki kuramı, bireyin sahip olduğu inançlar, değerler veya tutumlar ile davranışları arasında bir uyumsuzluk ortaya çıktığında yaşadığı zihinsel gerilimi tanımlar. Sosyal psikolog Leon Festinger tarafından ortaya atılan bu kurama göre, insan zihni doğası gereği tutarlılık arayışındadır. Birey, inançlar��yla çelişen bir durumla karşılaştığında hissettiği rahatsızlığı azaltmak için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir. Bu doğrultuda ya davranışını değiştirir, ya çelişkiyi haklı çıkaracak yeni bilgiler edinmeye çalışır ya da mevcut inançlarının önemini azaltarak durumu rasyonalize eder. Örneğin, sigara içmenin sağlığa zararlı olduğunu bilen birinin bu alışkanlığını sürdürmesi bilişsel çelişki yaratır. Kişi bu gerilimi azaltmak için ya sigarayı bırakır ya da 'stresini azalttığı' gibi gerekçelerle davranışını savunur. Kuram, bireylerin kendi içsel tutarsızlıklarıyla nasıl yüzleştiklerini ve zihinsel dengelerini yeniden kurma süreçlerini açıklamada temel bir referans noktasıdır.
Bu parçadan hareketle 'bilişsel çelişki kuramı' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Akustik ekoloji; canlılerin çevreleriyle olan ilişkilerini sesler üzerinden inceleyen, görece yeni bir disiplindir. Bu alan; kuş cıvıltılarından yaprak hışırtılarına, rüzgârın uğultusundan okyanus derinliklerindeki balina şarkılarına kadar doğal çevreyi saran tüm sesleri bütüncül bir yaklaşımla ele alır. İnsan yapımı gürültülerin bu doğal ses döngüsüne müdahalelerini de araştıran akustik ekoloji, seslerin ekosistemin dengesi üzerindeki hayati rollerini ortaya koymayı amaçlar. Çevre kirliliğinin sadece kimyasal ve fiziksel atıklarla sınırlı olmadığını, ses kirliliğinin de canlıların göç, üreme ve iletişim davranışlarını ciddi biçimde bozduğunu savunur.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Derin ekoloji, insan merkezli geleneksel çevre anlayışını reddederek doğadaki tüm canlıların kendinden gelen bir değere sahip olduğunu savunur. (II) Bu felsefeye göre insan, doğanın efendisi ya da yöneticisi değil, onun diğer türlerle eşit haklara sahip sıradan bir parçasıdır. (III) Doğal kaynakların tükenmesini engellemek amacıyla geliştirilen geri dönüşüm teknolojileri ve karbon vergisi gibi uygulamalar çevre kirliliğini azaltmada kritik öneme sahiptir. (IV) Canlılar arasındaki bu bütüncül bağ, ekosistemin dengesinin korunması için insan müdahalesinin en aza indirilmesi gerektiğini öngörür. (V) Dolayısıyla bu yaklaşım, yüzeysel çevreciliğin önerdiği teknik ve yasal reformların ötesine geçerek insanın doğaya bakışında köklü bir paradigma değişimi talep eder.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Harita, yeryüzünün kuşbakışı görünümünün belirli bir ölçek dâhilinde düzleme aktarılması olarak tanımlansa da aslında nesnel bir coğrafi veri sunmanın çok ötesine geçer. Her harita, çizerinin ve o haritayı sipariş eden iktidarın dünyayı görme ve gösterme biçimini yansıtan ideolojik bir kurgudur. Sınırların nasıl çizildiği, hangi bölgelerin merkezde yer aldığı veya hangi coğrafi unsurların ön plana çıkarıldığı gibi tercihler, doğrudan bir güç ilişkisine işaret eder. ----. Bu nedenle haritalar, coğrafyayı keşfetmekten ziyade onu hegemonik bir söylemle yeniden inşa etmenin araçları olarak okunmalıdır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
I. Bu durum, bireyin çevresiyle kurduğu iletişimin niteliğini doğrudan etkileyerek toplumsal ilişkilerde derin bir güvensizlik duygusuna yol açar.
II. Günümüz dünyasında bireyler, kendilerini ifade etmek ve kabul görmek için sosyal medya platformlarında sanal kimlikler inşa etmektedir.
III. Ancak bu sanal dünyada yaratılan idealize edilmiş kimlikler, bir süre sonra kişinin gerçek benliği ile kurgusal benliği arasında derin bir uçuruma neden olur.
IV. Kimlikler arasındaki bu kopukluk ise bireyin kendi duygularına yabancılaşmasını ve yalnızlaşmasını beraberinde getirir.
V. Sonuç olarak, dijital çağda daha görünür olma çabası, paradoksal bir şekilde insanı kendi özüne ve çevresine yabancılaştıran bir sürece dönüşür.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında baştan dördüncü cümle hangisi olur?
Nostalji, kelime kökeni itibarıyla sıla hasreti ya da geçmişe duyulan özlem olarak tanımlansa da günümüz tüketim toplumunda bu duygu, bireysel bir sığınak olmaktan çıkıp endüstriyel bir araca dönüşmüştür. Modernleşmenin getirdiği hızlı değişim ve geleceğe yönelik belirsizlikler, bireyleri tanıdık ve güvenli buldukları geçmişin limanına yönlendirirken; pazarlama sektörü bu eğilimi retro tasarımlar, yeniden çevrim filmler ve geçmişin popüler simgeleriyle estetize ederek dolaşıma sokmaktadır. Böylece nostalji, yaşanmış bir geçmişin samimi anısı olmaktan ziyade, hiç deneyimlenmemiş dönemlerin bile tüketim nesnesi hâline getirildiği yapay bir illüzyona dönüşür.
Bu durum, bireyin geçmişle kurduğu tarihsel ve kültürel bağı zedelerken toplumsal belleğin de sanal bir şekilde yeniden inşa edilmesine yol açar. Tüketici, satın aldığı nostaljik bir nesneyle geçmişe ait bir kimliği veya statüyü de edindiğini varsayar. Ancak bu ilişki, gerçek bir tarih bilincinden yoksundur; çünkü pazarlanan geçmiş, tarihsel gerçekliğinden arındırılmış, sterilize edilmiş ve sadece arzu uyandıracak şekilde kurgulanmış bir göstergedir. Sonuçta nostalji endüstrisi, bireyi şimdiki zamanın sorunlarından kaçırıp sahte bir geçmiş cennetine hapsederken onun toplumsal dünyayı dönüştürme ve eyleme geçme gücünü de pasifize etmektedir.
Bu parçadan hareketle "nostalji endüstrisi" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
I. Dijitalleşme süreciyle birlikte bilginin tüketim hızı ve biçimi köklü bir değişime uğramıştır. Geleneksel yazılı kültürün gerektirdiği derinlemesine okuma pratikleri, yerini ekran üzerinden yapılan ve 'tarama' olarak adlandırılan y��zeysel okuma alışkanlıklarına bırakmaktadır. Bu durum, bireylerin uzun metinler üzerinde odaklanma sürelerini kısaltmakla kalmayıp, okuduklarını derinlemesine analiz etme ve eleştirel bir süzgeçten geçirme becerilerini de aşındırmaktadır. Zihinsel süreçlerin bu şekilde yeniden yapılanması, bilginin içselleştirilmesini zorlaştırmakta ve entelektüel derinliği gölgelemektedir.
II. Nörobilim alanında yapılan son araştırmalar, dijital metinlerle yoğun şekilde etkileşime giren bireylerin beyinlerindeki sinaptik bağlantıların farklı biçimlerde organize olduğunu göstermektedir. Özellikle derin okuma sırasında aktifleşen sol temporal lobdaki hareketlilik azalırken, hızlı karar verme ve görsel uyaranları işleme merkezlerinde geçici bir yoğunlaşma gözlenmektedir. Beynin bu plastik yapısı, çevreye uyum sağlama mekanizmasının bir sonucu olsa da, uzun vadede kavramsal düşünme ve soyut akıl yürütme yetilerinin gerilemesine zemin hazırlamaktadır.
Bu iki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?