Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 281Soru

Türkiye'nin demografik yapısında son yıllarda belirginleşen değişim süreci; toplam doğurganlık hızının yenilenme eşiği olan 2,12,1 değerinin altına gerilemesi, ortanca yaşın 3535 bandını aşması ve yaşlı nüfus artış hızının toplam nüfus artış hızının üzerine çıkmasıyla karakterize edilmektedir.

Gösterge201020102023202320262026 (Projeksiyon)
Ortanca Yaş29,229,234,034,035,235,2
Toplam Doğurganlık Hızı2,082,081,511,511,451,45
Yaşlı Bağımlılık Oranı (%\%)10,210,215,015,016,816,8

Yukarıdaki veriler ve Türkiye'nin nüfus projeksiyonları birlikte değerlendirildiğinde, nüfusun yapısal özelliklerine dair aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demografik fırsat penceresinin sunduğu ekonomik avantajlar, yerini giderek yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik ve sağlık harcamaları üzerindeki mali baskısına bırakmaktadır.

Cevap

Türkiye'de demografik fırsat penceresinin sunduğu avantajlar, yerini yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sistemi üzerindeki mali yüküne bırakmaya başlamıştır.
Doğru seçenek, Türkiye'nin 'ikincil demografik dönüşüm' olarak adlandırılan sürecini doğru analiz etmektedir. Toplam doğurganlık hızının 2,12,1 (ikame seviyesi) altına düşmesi, nüfusun uzun vadede azalma eğilimine gireceğini; yaşlı bağımlılık oranındaki artış ise çalışma çağındaki nüfusun sosyal güvenlik ve sağlık fonları üzerindeki yükünün ağırlaşacağını gösterir. Bu durum, nüfusun dinamizmini kaybettiği ve fırsat penceresinin kapanmaya başladığı bir evredir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen tabloda ortanca yaş ve doğurganlık hızı verilerini inceleyin.
Ortanca yaşın 2929'dan 3535'e çıktığı, doğurganlığın ise yenilenme düzeyi olan 2,12,1'in çok altına (1,451,45) düştüğü görülmektedir.
Bu durum nüfusun hızla yaşlandığını ve genç nüfus girişinin azaldığını kanıtlar.
2
Yaşlı bağımlılık oranındaki değişim trendini analiz edin.
Bağımlılık oranının %\% 10,210,2'den %\% 16,816,8'e yükseldiği (yaklaşık %\% 6565 artış) tespit edilir.
Yaşlı bağımlılığındaki bu artış, çalışan her bir bireyin bakmakla yükümlü olduğu yaşlı sayısının arttığını gösterir.
3
Demografik fırsat penceresi kavramı ile bu verileri sentezleyin.
Türkiye, çalışma çağı nüfusunun oran olarak en yüksek olduğu dönemi (fırsat penceresini) bitirmek üzere olup yaşlı nüfusun maliyetlerinin arttığı bir döneme girmektedir.
Çalışan nüfus payı zirveye ulaştıktan sonra, yaşlanma hızı nedeniyle bağımlılık oranları tekrar yükselir ve ekonomik avantaj azalır.

Anahtar Kavram

Demografik Geçiş Kuramı ve Bağımlılık Oranları

İpuçları

1
Verilen tabloda 'Yaşlı Bağımlılık Oranı'ndaki artışın hızına ve 'Toplam Doğurganlık Hızı'nın 2,12,1 olan kritik eşiğin altında olmasına odaklanın.
2
Demografik fırsat penceresi, çalışma çağındaki nüfusun en yüksek, bağımlı nüfusun ise en düşük olduğu dönemdir. Yaşlı nüfusun artması bu pencerenin kapanmasına neden olur.
3
Yaşlı nüfusun artması, çalışan nüfusun vergi ve primleriyle finanse edilen sosyal güvenlik sistemi için ne tür bir mali sonuç doğurur?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son 2020 yıldaki taban daralması ve tavan genişlemesini karşılaştıran bir soru çözmek, yaş yapısındaki bu değişimi pekiştirecektir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 282Soru

Bir yerleşmenin zaman içinde büyümesinde ve şehirleşmesinde tek bir ekonomik faaliyetin baskın hâle gelmesi sık görülen bir durumdur. Özellikle önemli yer altı kaynaklarının keşfi, bazı küçük yerleşmelerin kaderini tamamen değiştirerek onları birer cazibe merkezi hâline getirmiştir.

Cumhuriyet öncesinde Karadeniz kıyısında küçük bir iskele konumundayken, çevresindeki yüksek kalorili taş kömürü yataklarının işletmeye açılmasıyla birlikte on binlerce işçinin göç ettiği, hızla büyüyüp gelişerek günümüzde Türkiye'nin en tipik 'maden şehri' kimliğini kazanan ilimiz aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonguldak

Cevap

Zonguldak, taş kömürü yataklarının işletilmesiyle büyüyen tipik bir maden şehridir.
Zonguldak, Türkiye'de birinci jeolojik zamanda oluşmuş ve yüksek kaloriye sahip taş kömürü yataklarının bulunduğu en önemli havzadır. Kömür havzasının keşfedilip işletilmeye başlanmasıyla birlikte bölge yoğun göç almış, küçük bir kıyı yerleşmesi olan Zonguldak hızla büyüyerek günümüzdeki şehir yapısına kavuşmuştur. Bu durum, bir şehrin kuruluş ve gelişiminde 'madencilik' fonksiyonunun temel belirleyici olmasına en iyi örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki ipuçlarını analiz etme
Yerleşmenin Karadeniz kıyısında olduğu, taş kömürü yataklarına sahip olduğu ve bir 'maden şehri' olduğu tespit edilir.
Şehirlerin fonksiyonları, gelişimlerinde rol oynayan temel ekonomik faaliyete göre belirlenir.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin asıl fonksiyonlarını eşleştirme
Bursa (Sanayi), Trabzon (Ticaret/Liman), Muğla (Turizm), Karabük (Sanayi/Demir-Çelik) fonksiyonlarıyla öne çıkarken; Zonguldak madencilik (taş kömürü) fonksiyonuyla öne çıkar.
Doğru cevaba ulaşmak için verilen şehirlerin Türkiye ekonomisindeki yerlerini ve baskın fonksiyonlarını hatırlamak gerekir.
3
Karabük ile Zonguldak arasındaki farkı ayırt etme
Karabük'ün taş kömürü çıkarmadığı, sadece onu enerji kaynağı olarak kullanarak demir-çelik ürettiği (sanayi şehri) hatırlanır ve elenir.
Maden çıkaran şehir (maden şehri) ile madeni işleyen şehir (sanayi şehri) arasındaki fark sınavlarda sıkça sorulan bir detaydır.

Anahtar Kavram

Maden Şehirleri ve Kentsel Gelişim

İpuçları

1
Bu şehrimiz Batı Karadeniz Bölümü'nde yer almaktadır.
2
Türkiye'de ağır sanayinin (demir-çelik) enerji ihtiyacını karşılayan, birinci jeolojik zamana ait yeraltı kaynağı bu şehrimizden çıkarılmaktadır.
3
Taş kömürü dendiğinde akla ilk gelen, Ereğli ve Çatalağzı gibi önemli ilçelere sahip olan ilimizdir.

Daha Fazla Pratik

Şehirlerin fonksiyonlarını öğrenirken mutlaka Batman (Petrol), Soma (Linyit) ve Seydişehir (Alüminyum) gibi diğer maden ve sanayi şehirlerini de harita üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 283Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye'deki iki farklı kırsal yerleşme dokusuna ait özellikler karşılaştırılmıştır:

ÖzellikI. Yerleşme DokusuII. Yerleşme Dokusu
Yerleşme BiçimiEvler bir hat (akarsu, yol, vadi) boyunca sıralanmıştır.Evler merkezi bir meydan veya su kaynağı etrafında halkalar oluşturur.
Gelişim YönüBoyuna ve iki taraflı genişleme görülür.Merkezden çevreye doğru dairesel bir genişleme görülür.
Yaygın Olduğu AlanlarKuzey Anadolu Dağları'ndaki dar vadiler ve ulaşım güzergahları.Aydın-Atça gibi planlı yerleşmeler veya düz ova tabanları.

Buna göre, I. ve II. yerleşme dokularının isimleri ve bu dokuların oluşmasındaki birincil kısıtlayıcı veya yönlendirici faktör eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Çizgisel (Topografik sınırlama) - II: Dairesel (Geometrik merkezli planlama)

Cevap

I numaralı yerleşme dokusu 'Çizgisel' (Topografik sınırlama), II numaralı yerleşme dokusu ise 'Dairesel' (Geometrik merkezli planlama) olarak tanımlanmalıdır.
I numaralı alanda, özellikle Kuzey Anadolu Dağları'ndaki dar vadilerde yer şekillerinin (topografya) zorlamasıyla yerleşmeler doğrusal bir hat izlemek zorundadır, bu da çizgisel dokuyu oluşturur. II numaralı alanda ise, Aydın-Atça örneğinde olduğu gibi düz arazilerde merkezi bir planlama veya bir meydan odağı etrafında dairesel bir gelişim söz konusudur. Bu durum yerleşmenin dairesel doku olarak adlandırılmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
I. Yerleşme Dokusunu Analiz Et
Evlerin vadi veya yol gibi bir hat boyunca sıralanması 'çizgisel' (hat) dokuyu gösterir.
Dar vadi tabanları veya dik yamaçlar gibi yer şekilleri, yerleşmenin ancak doğrusal bir hat üzerinde büyümesine izin verir (Topografik kısıtlama).
2
II. Yerleşme Dokusunu Analiz Et
Merkezi bir meydan veya odak etrafında halkalar oluşturarak genişleyen yapı 'dairesel' dokuyu ifade eder.
Düz ovalarda, yerleşme planlı bir şekilde (Aydın-Atça örneği gibi) veya merkezi bir su kaynağı/meydan odağında her yöne eşit genişleyerek bu formu alır.
3
Faktör ve İsim Eşleştirmesini Doğrula
C seçeneğindeki eşleştirme hem isim hem de coğrafi neden bakımından tabloyla tam uyumludur.
Diğer seçeneklerde ya doku isimleri yanlış verilmiş ya da dokunun oluşumuna neden olan kısıtlayıcı faktör (örneğin dağınık yerleşme için su bolluğu gibi) tablodaki verilerle örtüşmemektedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kırsal Yerleşme Dokuları (Geometrik Sınıflandırma)

İpuçları

1
Tablodaki 'hat boyunca sıralanma' ve 'merkezi meydan etrafında halkalar' ifadelerine odaklanın.
2
Aydın-Atça yerleşmesi Türkiye coğrafyasında dairesel dokunun en bilinen ve planlı örneğidir.
3
Yerleşme dokularını belirleyen ana unsurlar yer şekilleri (topografya) ve su kaynaklarının yanında beşerî planlamadır.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki dağınık yerleşmeler ile İç Anadolu'daki toplu yerleşmelerin 'doku yoğunluğu' (sık veya gevşek olması) arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 284Soru

Türkiye'de özellikle 1950'li yıllardan sonra hız kazanan iç göç hareketleri, göç alan büyük şehirlerde hazırlıksız bir büyüme sürecini beraberinde getirmiştir. Bu durum, 'çarpık kentleşme' olarak adlandırılan ve şehir planlamasını zorlaştıran çeşitli sorunlara yol açmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göç alan büyük şehirlerde yaşanan plansız büyümenin doğrudan bir mekânsal sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi tesislerinin zamanla yerleşim alanlarının içinde kalması

Cevap

Sanayi tesislerinin zamanla yerleşim alanlarının içinde kalması
Doğru cevap olan sanayi tesislerinin yerleşim alanlarının içinde kalması ifadesi, plansız şehirleşmenin en somut fiziksel (mekânsal) göstergesidir. Başlangıçta şehir dışında kurulan fabrikalar, göçle gelen nüfusun kurduğu plansız konut alanları (gecekondulaşma veya düzensiz yapılaşma) tarafından kuşatılır. Bu durum trafik, hava kirliliği ve gürültü gibi sorunlara yol açan mekânsal bir uyumsuzluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki 'mekânsal sonuç' ve 'göç alan şehir' kavramlarını analiz et.
İstenen durumun şehrin fiziksel yapısı ve arazi kullanımıyla ilgili olması gerektiği anlaşıldı.
Mekânsal sonuçlar, bir yerin harita üzerindeki yerleşimi ve fiziksel görünümü ile ilgilidir.
2
Plansız büyümenin (çarpık kentleşme) şehir dokusu üzerindeki etkilerini değerlendir.
Konut alanları ile sanayi alanlarının iç içe geçmesi temel bir planlama hatası olarak tespit edildi.
Kontrolsüz büyüme, fonksiyonel bölgelerin (sanayi, ticaret, konut) birbirinden ayrılmasını engeller.
3
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu yer ve tür bakımından kontrol et.
Diğer seçeneklerin çoğunun göç veren yerlerle ilgili veya demografik/ekonomik karakterli olduğu belirlendi.
Doğru sonuca ulaşmak için olayın hem 'nerede' gerçekleştiği hem de 'ne türden' bir etki yarattığı ayırt edilmelidir.

Anahtar Kavram

Göçün Mekânsal Sonuçları ve Çarpık Kentleşme

İpuçları

1
Soruda 'mekânsal' yani yerleşim ve arazi kullanımıyla ilgili bir sonuç aranmaktadır.
2
Göç alan büyük şehirlerdeki (İstanbul, Ankara, İzmir gibi) fabrikaların bugün neden şehir merkezlerinde kaldığını düşünün.
3
Sanayi bölgelerinin çevresinin zamanla konutlarla dolması, şehir planlamasının göç hızına yetişemediğini gösteren fiziksel bir kanıttır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de göçün demografik sonuçlarını (cinsiyet ve yaş yapısı üzerindeki etkiler) ayrıca incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 285Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı üzerinde doğal ve beşerî faktörler birlikte etkilidir. Bazı alanlarda iklim koşulları yerleşme için elverişli olsa da, yer şekillerinin dağlık ve engebeli olması ekonomik faaliyetleri kısıtlayarak nüfusun seyrelmesine neden olmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki alanların hangisinde nüfusun seyrek olmasının temel nedeni yer şekillerinin engebeli olmasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları Yöresi

Cevap

Nüfusun seyrek olmasında yer şekillerinin engebeli olması temel etken olan yöre Yıldız Dağları Yöresi'dir.
Yıldız Dağları Yöresi (Istranca Bölümü), Marmara Bölgesi'nin kuzeybatısında yer alan dağlık bir alandır. Bölge genel olarak sanayi ve ulaşımın geliştiği bir yerde bulunsa da, bu yörenin engebeli yapısı ve ana ulaşım hatlarının dışında kalması nüfusun seyrek olmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Faktör Analizi
Nüfusun seyrek olduğu alanların (seyrek nüfuslu bölgeler) nedenlerini belirle: İklim mi, yer şekilleri mi?
Soruda özellikle 'yer şekillerinin engebeli olması' şartı aranmaktadır.
2
Seçeneklerin Karşılaştırılması
Tuz Gölü ve Güneydoğu'nun güneyi 'kuraklık' (iklim), Ergene ve Iğdır ise 'düz' alanlardır.
Farklı doğal faktörlerin (su, iklim, topografya) etkisini ayırt etmek gerekir.
3
Doğru Yörenin Tespiti
Yıldız Dağları (Istranca), Marmara'nın en dağlık ve sapa yeri olduğu için seyrek nüfusludur.
Yöresel özellikler ile nüfus yoğunluğu arasındaki ilişkiyi doğrula.

Anahtar Kavram

Yer Şekilleri ve Nüfus Dağılışı İlişkisi

İpuçları

1
Marmara Bölgesi'nin her yeri yoğun nüfuslu değildir; bazı dağlık kısımlar sapa kalmıştır.
2
Tuz Gölü çevresi Türkiye'nin en düz yerlerinden biri olmasına rağmen kuraklıktan dolayı seyrektir, bunu elemelisin.

Daha Fazla Pratik

Menteşe Yöresi, Hakkari Bölümü ve Teke-Taşeli Platoları'nın nüfuslanma özelliklerini de yer şekilleri açısından inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 286Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilan edildiği ilk yıllardan günümüze kadar geçen süreçte, eğitim politikalarındaki değişimler ve toplumsal gelişim süreci nüfusun yapısal özelliklerine yansımıştır. Buna göre, Türkiye nüfusunun yapısal özellikleri incelendiğinde aşağıdakilerden hangisinin Cumhuriyet tarihi boyunca sürekli bir artış gösterdiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Okuryazar nüfus oranı

Cevap

Okuryazar nüfus oranı, Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından itibaren eğitim alanındaki reformlar sayesinde sürekli artış gösteren bir yapısal özelliktir.
Okuryazar nüfus oranı, Türkiye'de devletin eğitim politikaları, zorunlu eğitim süresinin uzatılması ve okullaşma oranının artmasıyla Cumhuriyet tarihinin başından itibaren hiçbir dönemde gerilemeden sürekli bir artış grafiği izlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki (19231923) demografik verileri hatırla.
O dönemde okuryazarlık oranı yaklaşık %10\%10 civarındaydı.
Başlangıç noktasını belirlemek değişimi analiz etmeyi kolaylaştırır.
2
Zaman içindeki eğitim reformlarını ve okul sayısındaki artışı değerlendir.
Eğitim olanaklarının Anadolu geneline yayılmasıyla okuryazarlık seviyesi her geçen yıl yükselmiştir.
Yapısal özelliklerin temel belirleyicisi olan sosyal politikaların etkisini anlamak gerekir.
3
Güncel verilerle (TÜİK) karşılaştırma yap.
Günümüzde bu oranın %97\%97 seviyelerine ulaştığı ve düşüş göstermediği görülür.
Sürekli bir artış olup olmadığını doğrulamak için son verilerle kıyaslama yapılır.

Anahtar Kavram

Nüfusun Eğitim Durumu ve Sosyo-Ekonomik Değişimi

İpuçları

1
Eğitim alanındaki reformların demografik verilere etkisini düşünün.
2
Modernleşen bir toplumda hangi oran geriye gitmez, aksine her zaman ileri taşınır?
3
Şehirleşme ve sanayileşme artarken tarım ve kır oranlarının azaldığını, eğitim seviyesinin ise yükseldiğini unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de çalışan nüfusun sektörel dağılımının (Tarım, Sanayi, Hizmet) yıllara göre değişim grafiğini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 287Soru

Türkiye'de iç göçler, göçün gerçekleştiği süreye göre 'sürekli göçler' ve 'mevsimlik (geçici) göçler' olarak iki ana gruba ayrılır. Sürekli göçlerde insanlar eğitim, tayin veya sanayi kollarında çalışmak gibi nedenlerle yerleşmek amacıyla yer değiştirirken; mevsimlik göçlerde tarım, turizm veya hayvancılık gibi faaliyetlere bağlı olarak geçici bir yer değiştirme söz konusudur. Buna göre, aşağıda verilen şehirlerin hangisinde yaşanan göçün temel niteliği, göçün süresi bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kocaeli

Cevap

Kocaeli, sanayi kollarının yoğunluğu sebebiyle sürekli göç alırken; diğer şehirler tarım veya turizm gibi dönemsel faaliyetler nedeniyle mevsimlik göç almaktadır.
Kocaeli, Türkiye'nin en önemli sanayi bölgelerinden biri olup buraya yönelen göç hareketleri genellikle işe yerleşme ve kalıcı ikamet amacı taşır. Bu durum Kocaeli'ni 'sürekli göç' alan bir merkez yapar. Diğer seçeneklerdeki şehirler ise tarım (hasat) veya turizm sezonu gibi yılın sadece belirli bir kısmında nüfus artışı yaşayan 'mevsimlik göç' merkezleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Göç türlerinin tanımlanması
Sürekli göçler yerleşme odaklıyken, mevsimlik göçler belirli bir dönemle sınırlıdır.
Soruda göçün süresi bakımından bir ayrım yapılması istenmektedir.
2
Şehirlerin ekonomik faaliyetlerinin analiz edilmesi
Ordu, Rize ve Antalya/Muğla gibi şehirlerde faaliyetler (hasat veya tatil sezonu) belirli aylarda yoğunlaşır.
Mevsimlik göçün temel belirleyicisi ekonomik faaliyetin dönemselliğidir.
3
Kocaeli'nin konumunun değerlendirilmesi
Kocaeli'deki sanayi ve hizmet sektörü yılın tamamında aktiftir.
Sanayi bölgelerinde iş gücü ihtiyacı geçici değil, kalıcıdır.

Anahtar Kavram

Göçün Süresine Göre Sınıflandırılması (Sürekli vs Mevsimlik)

İpuçları

1
Şehirlerin temel geçim kaynaklarını ve bu kaynakların yılın hangi dönemlerinde iş gücü gerektirdiğini düşünün.
2
Sanayi ve ticaretin yoğun olduğu şehirlerde göç genelde kalıcıdır, tarım ve turizm odaklı şehirlerde ise dönemseldir.
3
Hangi şehirde hasat zamanı veya tatil sezonu bitince nüfusun büyük bir kısmı geri dönmektedir?

Daha Fazla Pratik

Mevsimlik göçlerin göç alan yerlerdeki belediye hizmetleri ve altyapı üzerindeki baskısını analiz eden sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 288Soru

Türkiye'de bir yörede yapılan istatistiksel çalışmada, aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, aynı yöredeki tarımsal nüfus yoğunluğu değerinin Türkiye ortalamasının oldukça altında kaldığı saptanmıştır.

Bu yöredeki nüfus yoğunluğu verileri arasındaki bu farklılığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin engebeli olması ve bölge ekonomisinin tarım dışı sektörlere (maden, sanayi vb.) dayalı olması

Cevap

Yer şekillerinin engebeli olması ve bölge ekonomisinin tarım dışı sektörlere dayalı olması durumun temel nedenidir.
Verilen durumda iki temel çıkarım yapılmalıdır: Birincisi, aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olması, o bölgenin dağlık ve engebeli bir topografyaya sahip olduğunu, yani tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranla çok dar olduğunu gösterir. İkincisi, tarımsal nüfus yoğunluğunun düşük olması, bu dar tarım alanlarında bile çalışan insan sayısının (çiftçi nüfusun) oldukça az olduğunu kanıtlar. Bu iki durumun birleştiği yerler, genellikle yer şekillerinin engebeli olduğu ancak ekonominin sanayi veya madencilik gibi tarım dışı alanlara kaydığı yörelerdir (Örn: Batı Karadeniz - Zonguldak çevresi).

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik ve Fizyolojik yoğunluk farkını analiz etme
Farkın fazla olması, toplam alanın tarım alanından çok daha büyük olduğu anlamına gelir; bu da yörenin engebeli ve dağlık olduğunu gösterir.
Aritmetik yoğunluk toplam alana, fizyolojik yoğunluk ise sadece tarım alanına bölünerek hesaplanır.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğunu analiz etme
Tarımsal yoğunluğun düşük olması, tarım alanları dar olsa bile bu alanda çalışan (çiftçi) nüfusun çok daha az olduğunu gösterir.
Tarımsal yoğunluk formülü: Tarımsal Nu¨fus/Tarım Alanı\text{Tarımsal Nüfus} / \text{Tarım Alanı} şeklindedir.
3
Verileri birleştirme (Sentez)
Yöre hem dağlıktır (fark yüksek) hem de insanlar tarım yerine sanayi, madencilik veya hizmet gibi sektörlerde çalışmaktadır (tarımsal yoğunluk düşük). Zonguldak buna en iyi örnektir.
Topografya ve ekonomik faaliyet türü arasındaki ilişkiyi kurmak sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunluğu türleri arasındaki farkların yer şekilleri ve ekonomik faaliyet kolları ile ilişkisi.

İpuçları

1
Aritmetik ve fizyolojik yoğunluk arasındaki farkın yüksek olması için arazinin 'engebeli' mi yoksa 'düz' mü olması gerektiğini düşünün.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğunun düşük olması, o bölgede tarım alanında çalışan insan sayısının az olduğunu gösterir. Bu insanlar başka hangi iş kollarında çalışıyor olabilir?
3
Zonguldak örneğini düşünün: Arazi çok dağlıktır (yoğunluklar arası fark fazla) ancak insanlar tarım yerine madenlerde çalıştığı için tarımsal yoğunluk düşüktür.

Daha Fazla Pratik

Farklı coğrafi bölgelerimizdeki yoğunluk türlerini (Örneğin Şanlıurfa ve Rize kıyaslaması) inceleyerek yer şekillerinin etkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 289Soru

Türkiye’de 1923-1965 yılları arasında uygulanan 'nüfus artışını teşvik edici' politikalar, 1960'lı yılların başından itibaren yerini 'nüfus planlaması' anlayışına bırakmıştır. Bu köklü paradigma değişiminde, 1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) kurulması ve hazırlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda nüfusun ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinin kapsamlı şekilde analiz edilmesi belirleyici olmuştur. Buna göre, 1965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu ile somutlaşan bu politika değişikliğinin temelinde yatan asıl demografik-ekonomik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının, ekonomik büyüme ve sermaye birikim hızını baskılayarak kalkınma hızını yavaşlatması

Cevap

Doğru cevap, hızlı nüfus artışının sermaye birikimini ve ekonomik kalkınmayı yavaşlattığına dair makro-ekonomik tespiti içeren seçenektir.
1960’larda hazırlanan kalkınma planlarında, nüfus artış hızının (2,82,8 gibi yüksek seviyelerde) millî gelir artış hızına yaklaşması, yatırıma ayrılacak fonların tüketime kaymasına ve demografik yatırımların (okul, hastane, yol yapımı vb.) asıl sanayi yatırımlarını engellemesine neden olduğu analiz edilmiştir. Bu nedenle sermaye birikimini artırmak ve kalkınmayı hızlandırmak için nüfus artış hızının düşürülmesi bir zorunluluk olarak görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirle.
1923-1965 arası doğum yanlısı (pronatalist), 1965 sonrası ise nüfus artış hızını azaltıcı (antinatalist) politikalar izlenmiştir.
Soruda sorulan politika değişikliğinin yönünü ve zamanını anlamak için gereklidir.
2
Kurumsal değişimi analiz et.
1960 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), nüfusu artık bir 'güç' değil, bir 'ekonomik değişken' olarak ele almıştır.
Politika değişikliğinin bilimsel ve resmi dayanağını tespit etmek için önemlidir.
3
Ekonomik-demografik ilişkiyi kur.
Yüksek nüfus artış hızı = Daha fazla tüketim = Daha az tasarruf = Daha az sanayi yatırımı. Ayrıca eğitim ve sağlık gibi demografik yatırımların bütçedeki payı artmaktadır.
Kalkınma planlarındaki asıl endişeyi (sermaye birikimi sorunu) ortaya koyar.
4
Gerekçeleri karşılaştırarak en temel olanı seç.
Sermaye birikim hızı ve millî gelir artışının nüfus artış hızı karşısında baskılanması, 1965 değişikliğinin 'asıl' ve en kapsamlı nedenidir.
Diğer seçenekler ikincil veya yanlış dönemlerle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Demografik Yatırımlar ve Kalkınma İlişkisi

İpuçları

1
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) her zaman ekonomik kalkınma hızını önceler.
2
Hızlı artan bir nüfusa okul ve hastane yapmak 'demografik yatırım'dır; bu yatırımlar çok artarsa sanayiye ayrılan para azalır.
3
Cevabı ararken 'sermaye birikimi', 'tasarruf' ve 'kalkınma hızı' kavramlarına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

1965 sonrası dönemde 'Nüfus Planlaması' kavramının içeriğini ve 1983'teki ikinci büyük yasal değişikliği inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 290Soru

Türkiye'nin fiziki ve beşerî özellikleri, kırsal alanlardaki köy ve köy altı yerleşmelerinin görünümünü doğrudan etkilemektedir. Örneğin, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kırsal alanlara bakıldığında, evlerin genellikle bir meydan veya su kuyusu etrafında birbirine bitişik nizamda kümelendiği görülür.

Bu bölgelerde meskenlerin birbirine yakın inşa edildiği 'toplu yerleşme' tipinin ortaya çıkmasındaki en temel coğrafi faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Su kaynaklarının sınırlı ve yeryüzü şekillerinin sade olması

Cevap

Su kaynaklarının sınırlı ve yeryüzü şekillerinin sade olması
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri genel olarak yarı kurak iklim şartlarına sahip olduğundan su kaynakları bakımından fakirdir. Bu nedenle kırsal nüfus, mevcut su kaynaklarının (kuyu, kaynak veya dere kenarı) çevresinde toplanmak zorunda kalmıştır. Aynı zamanda bu bölgelerde yeryüzü şekillerinin geniş düzlüklerden oluşması (sade olması), evlerin birbirine yakın ve bir arada inşa edilmesini fiziki olarak desteklemiş ve 'toplu yerleşme' dokusunu ortaya çıkarmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metninde belirtilen İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin genel fiziki özelliklerini (iklim, yer şekilleri) analiz etmek.
Bu bölgelerin genel olarak yarı kurak iklime sahip olduğu (yağışın ve su kaynaklarının az olduğu) ve yeryüzü şekillerinin büyük oranda geniş düzlüklerden oluştuğu belirlenir.
Kırsal yerleşme dokusunu (evlerin birbirine olan mesafesini) belirleyen en önemli coğrafi faktörler su kaynakları ve yer şekilleridir.
2
Su kaynaklarının kısıtlı ve arazinin düz olmasının yerleşme dokusu üzerindeki etkisini değerlendirmek.
İnsanların su ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut az sayıdaki su kaynağının etrafında evlerini birbirine yakın inşa ederek toplu yerleşmeleri oluşturduğu sonucuna varılır.
Toplu yerleşmenin ortaya çıkış nedenlerini coğrafi determinizm ilkeleriyle açıklamak, doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşme Dokuları (Toplu Yerleşme)

İpuçları

1
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki yağış miktarını ve su bulma olanaklarını düşünün.
2
Suyun kısıtlı olduğu yerlerde kırsal nüfus, mecburiyetten tek bir su kaynağı (örneğin köy çeşmesi) etrafında evlerini inşa eder.
3
Ayrıca bu bölgelerdeki yeryüzü şekillerinin düz ve engebesiz olması, evlerin bir arada ve bitişik nizamda yapılmasını kolaylaştırır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de dağınık yerleşmelerin yaygın olduğu yöreleri ve bu dokuyu oluşturan fiziki faktörleri (engebe, su bolluğu) analiz eden soruların çözülmesi konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Toplu yerleşmenin zıttı olan Karadeniz'deki 'dağınık yerleşme'nin sebeplerini (bol su, engebeli arazi) hatırlayıp, bunun tam tersi koşulları İç Anadolu için arayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 291Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TU¨I˙KTÜİK) verileri ve 20262026 yılına yönelik demografik projeksiyonlar incelendiğinde, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı aşağıdaki tabloda öngörülmüştür:

Yaş GrubuToplam Nüfus İçindeki Payı (%)
0140-14 (Çocuk Nüfus)20,020,0
156415-64 (Aktif/Çalışma Çağı)67,067,0
6565 ve Üzeri (Yaşlı Nüfus)13,013,0

Bu tablo verilerine dayanarak Türkiye'nin nüfus yapısı ve demografik süreci hakkında yapılan aşağıdaki yorumlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her 100100 çalışan kişiye düşen bağımlı sayısını ifade eden 'toplam yaş bağımlılık oranı' %50\%50 sınırını aşmıştır.

Cevap

Toplam yaş bağımlılık oranının 50 sınırını aşmış olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü yapılan matematiksel hesaplama sonucunda bu oran yaklaşık 49,2 çıkmaktadır.
Toplam yaş bağımlılık oranı hesaplanırken bağımlı nüfus (33) çalışma çağındaki nüfusa (67) bölünür. Bu işlem sonucunda 33/67×10049,233/67 \times 100 \approx 49,2 değeri elde edilir. Dolayısıyla bu oranın 50'yi geçtiği iddiası matematiksel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bağımlı ve aktif nüfus paylarını belirleyin.
Bağımlı nüfus (0-14 ve 65+) = %20 + %13 = %33; Aktif nüfus (15-64) = %67.
Bağımlılık oranı hesabı için pay ve paydayı belirlemek gerekir.
2
Toplam yaş bağımlılık oranı formülünü uygulayın.
(Toplam Bağımlı Nüfus / Aktif Nüfus) x 100 -> (33 / 67) x 100.
Oran, her 100 çalışan kişiye düşen bağımlı sayısını bulmak için kullanılır.
3
Sonucu yorumlayın.
49,25 < 50.
Elde edilen sonuç 50'nin altında olduğu için '50 sınırını aşmıştır' ifadesinin hatalı olduğu kesinleşir.

Anahtar Kavram

Yaş Bağımlılık Oranı ve Nüfus Piramidi Analizi

İpuçları

1
Tablodaki oranları toplarken sadece bağımlı grubu (%33) değil, paydadaki aktif grubu (%67) dikkate alın.
2
Bağımlılık oranı formülü: [(Çocuk + Yaşlı) / Aktif Nüfus] x 100 şeklindedir.
3
33 sayısı, 67 sayısının yarısından (%50'sinden) daha küçük bir değerdir; bu durum oranı doğrudan belirler.

Daha Fazla Pratik

Demografik fırsat penceresinin hangi şartlarda kapandığını ve yaşlı bağımlılık oranının ekonomik etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 292Soru

Türkiye'de kırsal yerleşme dokularının şekillenmesinde fiziki coğrafya şartları ile beşerî-ekonomik faaliyetler etkileşim halindedir. Aşağıdaki tabloda üç farklı kırsal yerleşme alanının temel özellikleri gösterilmiştir:

Yerleşme AlanıYer ŞekilleriSu KaynaklarıYerleşme Dokusu
XEngebeliBolDağınık
YSade / DüzKısıtlıToplu
ZSade / DüzBolDağınık

Buna göre, Z merkezinde yer şekillerinin yerleşmeyi kısıtlamamasına ve su sorunu yaşanmamasına rağmen yerleşme dokusunun "dağınık" olması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal faaliyetlerin niteliği ve tarlaların başında sürekli bulunma zorunluluğu

Cevap

Z merkezindeki yerleşme dokusunun temel nedeni, tarımsal faaliyetlerin niteliği ve tarlaların başında bulunma zorunluluğudur.
Z merkezindeki durum, yer şekilleri ve su kaynakları gibi fiziki faktörlerin toplu yerleşmeye izin vermesine rağmen, ekonomik zorunlulukların (tarımsal süreklilik ve tarla koruma) bu dokuyu dağınık hale getirdiğini gösterir. Bu durum Türkiye'de özellikle Orta Karadeniz'in delta ovalarında (Çarşamba ve Bafra) görülen tipik bir istisnadır.

Adım Adım Çözüm

1
X ve Y merkezlerini analiz etme
X'te engebe ve su bolluğu dağınık dokuyu; Y'de düzlük ve su kıtlığı toplu dokuyu oluşturmuştur (Genel kural).
Türkiye'de kırsal yerleşme dokusunu belirleyen temel fiziki faktörleri saptamak.
2
Z merkezindeki anomaliyi tespit etme
Z merkezinde fiziki şartlar (düzlük ve su bolluğu) toplu yerleşmeye uygun olmasına rağmen doku dağınıktır.
Fiziki faktörlerin tek başına açıklayamadığı durumu belirlemek.
3
Beşerî ve ekonomik istisnaları değerlendirme
Orta Karadeniz'deki Çarşamba ve Bafra gibi delta ovalarında, düz araziye rağmen tarımsal ihtiyaçlar nedeniyle dağınık yerleşme görülür.
KPSS düzeyindeki spesifik coğrafi istisnaları (beşerî etkileri) hatırlamak.
4
Doğru seçeneği belirleme
Bu durumun temel sebebi tarla başında bulunma ve bakım zorunluluğu gibi ekonomik faktörlerdir.
Anomaliyi rasyonel bir coğrafi gerekçeye dayandırmak.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşme Dokularında Beşerî ve Ekonomik İstisnalar

İpuçları

1
Tablodaki Z merkezinde yer şekilleri düz ve su bol; normalde bu şartlarda 'toplu' yerleşme beklenirdi.
2
Türkiye'de Orta Karadeniz'deki delta ovaları bu tablodaki Z merkezine en iyi örnektir.
3
Eğer yer şekilleri ve su engeli yoksa, bir yerleşmenin dağınık olmasının tek sebebi ekonomik faaliyetin (tarımın) tarlada olmayı zorunlu kılmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de dağınık yerleşmelerin görüldüğü Doğu Karadeniz ile Orta Karadeniz ovaları arasındaki temel farkı (engebe vs. ekonomik zorunluluk) analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 293Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye'deki iki farklı merkezin nüfus yoğunluğu özellikleri verilmiştir:

MerkezAritmetik Nüfus YoğunluğuTarımsal Nüfus Yoğunluğu
KKTürkiye ortalamasının çok üzerindeTürkiye ortalamasının altında
LLTürkiye ortalamasının altındaTürkiye ortalamasının çok üzerinde

Buna göre; yer şekilleri, tarım alanlarının genişliği ve ekonomik faaliyet türleri göz önüne alındığında KK ve LL merkezleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KK: İzmir / LL: Artvin

Cevap

İzmir ve Artvin illerinin eşleştirildiği seçenek doğrudur.
İzmir merkezi, Türkiye'nin en gelişmiş sanayi ve ticaret şehirlerinden biri olduğu için aritmetik nüfus yoğunluğu yüksektir; aynı zamanda geniş delta ve graben ovalarına sahip olduğu için tarımsal nüfus yoğunluğu düşüktür. Artvin ise Karadeniz'in en engebeli yörelerinden birinde yer aldığı için tarım alanları çok dardır ve bu durum tarımsal nüfus yoğunluğunu artırır; ekonomik imkanların kısıtlılığı ise nüfusun seyrek olmasına, dolayısıyla aritmetik yoğunluğun düşük kalmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
KK merkezinin özelliklerini analiz et.
Aritmetik nüfus yoğunluğunun (ANY) yüksek, tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNY) düşük olması; merkezin hem yoğun nüfuslu/sanayileşmiş olduğunu hem de tarım arazilerinin geniş (sade yer şekilleri) olduğunu gösterir.
ANY, toplam nüfusun yüz ölçümüne bölünmesiyle; TNY ise tarım nüfusunun tarım alanına bölünmesiyle bulunur.
2
LL merkezinin özelliklerini analiz et.
ANY'nin düşük, TNY'nin yüksek olması; merkezin seyrek nüfuslu olduğunu ve yer şekillerinin çok engebeli (tarım arazilerinin dar) olduğunu gösterir.
Tarım arazileri ne kadar dar ve parçalı olursa, birim alana düşen çiftçi sayısı (TNY) o kadar fazla çıkar.
3
Seçeneklerdeki illeri bu coğrafi kriterlerle karşılaştır.
İzmir KK profiline (Ege ovaları ve büyükşehir yapısı), Artvin ise LL profiline (Doğu Karadeniz dağlık yapısı ve seyrek nüfus) tam uyum sağlar.
Bölgesel yer şekilleri ve ekonomik gelişmişlik farkları nüfus yoğunluklarını doğrudan belirler.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Yer Şekilleri İlişkisi

İpuçları

1
Aritmetik yoğunluğun yüksek olması için şehrin kalabalık, tarımsal yoğunluğun yüksek olması için ise arazinin dağlık olması gerektiğini unutmayın.
2
Geniş ovalara sahip olan Şanlıurfa, Konya ve İzmir gibi illerde tarımsal nüfus yoğunluğu düşük çıkar.
3
Doğu Karadeniz ve Menteşe yöresi gibi dağlık alanlar tarımsal nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu yerlerdir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en fazla olduğu bölgeyi araştırınız.

Alternatif Yöntem

Formül üzerinden mantık yürütme: TNY=TarımNu¨fusuTarımAlanıTNY = \frac{Tarım\,Nüfusu}{Tarım\,Alanı}. Payda (alan) küçüldükçe sonuç (yoğunluk) büyür. Bu yüzden dağlık yerlerde TNY daima yüksektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 294Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; yerleşmede kalma süresine göre "kalıcı" (devamlı) ve "geçici" yerleşmeler olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Kalıcı yerleşmelerde tarımsal faaliyetler ön planda iken, geçici yerleşmelerde genellikle hayvancılık faaliyetleri yürütülür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yıl boyunca ikamet edilen kalıcı köy altı yerleşmelerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Divan yerleşmesi, tarımsal faaliyetlerin sürekliliği nedeniyle yıl boyunca ikamet edilen kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.
Köy altı yerleşmeleri kalıcılık durumuna göre ayrıldığında; Mahalle, Divan, Mezra ve Çiftlik yıl boyu ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir. Divan, özellikle Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan idari ve ekonomik sürekliliği olan bir birimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini süreklilik bakımından gruplandırın.
Kalıcı (Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik) ve Geçici (Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan).
Soruda istenilen 'kalıcı' kategorisini belirlemek için temel sınıflandırmayı bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yerleşmelerin ekonomik faaliyetlerini ve kullanım sürelerini inceleyin.
Yayla, Kom, Ağıl ve Oba yerleşmelerinde hayvancılık nedeniyle mevsimlik kullanım söz konusudur.
Geçici yerleşmelerin ortak özelliğini belirleyerek hatalı seçenekleri elemek gerekir.
3
Divan yerleşmesinin özelliklerini teyit edin.
Divan, Batı Karadeniz'e özgü, tarım odaklı ve kalıcı bir yerleşmedir.
Doğru cevaba ulaşmak için kalıcı yerleşme grubundaki örneği seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin yerleşmede kalma süresine (sürekliliğine) göre sınıflandırılması.

İpuçları

1
Köy altı yerleşmelerini tarım yapılanlar (kalıcı) ve hayvancılık yapılanlar (geçici) olarak düşünmeye çalışın.
2
Batı Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olan ve bir muhtarlık altında toplanan mahalle topluluklarını hatırlayın.
3
Mahalle, Mezra, Çiftlik ve Divan yerleşmeleri yılın 12 ayı kullanılan devamlı yerleşmelerdir.

Daha Fazla Pratik

Kalıcı yerleşmelerin Türkiye haritası üzerindeki yoğunluk gösterdiği bölgeleri (örneğin Mezra - Doğu Anadolu, Divan - Batı Karadeniz) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi kullanarak; hayvancılığa dayalı ve mevsimlik olan Yayla, Kom, Oba ve Ağıl seçeneklerini dışlayarak tarım ve yerleşik hayata daha yakın olan seçeneğe ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 295Soru

Türkiye'de 19231923 ile 19651965 yılları arasında uygulanan nüfus artış hızını yükseltmeye yönelik politikalar, bu tarihten itibaren yerini artış hızını düşürmeyi hedefleyen 'nüfus planlaması' çalışmalarına bırakmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19651965 yılında gerçekleşen bu köklü politika değişikliğinin temel nedenlerinden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aritmetik nüfus yoğunluğunun ülke genelinde azaltılarak yerleşme baskısının ortadan kaldırılmak istenmesi

Cevap

Aritmetik nüfus yoğunluğunun ülke genelinde azaltılarak yerleşme baskısının ortadan kaldırılmak istenmesi
Nüfus politikaları, nüfusun artış hızını, niteliğini veya dağılımını kontrol etmeyi amaçlar. 19651965 yılındaki geçişin temel nedeni, ekonomik kalkınmanın nüfus artışından daha yavaş kalmasıdır. Aritmetik nüfus yoğunluğunun azaltılması için toplam nüfusun azalması gerekir; ancak Türkiye'nin hiçbir döneminde nüfusu mutlak olarak azaltmaya yönelik bir politika izlenmemiş, sadece artışın hızı dengelenmeye çalışılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Politika dönemlerini karşılaştırın
1923-1965 arası artırıcı, 1965 sonrası ise hızı düşürücü (nüfus planlaması) politikalar izlenmiştir.
Değişimin yönünü anlamak gerekçeleri analiz etmek için şarttır.
2
Ekonomik ve sosyal gerekçeleri analiz edin
Hızlı nüfus artışı; kalkınma hızını yavaşlatır, işsizliği artırır, göçü tetikler ve demografik yatırımların (eğitim, sağlık) maliyetini yükseltir.
Politikanın nedenlerini belirlemek yanlış olanı ayıklamayı sağlar.
3
Aritmetik nüfus yoğunluğu kavramını değerlendirin
Aritmetik nüfus yoğunluğu = Toplam Nüfus / Yüz Ölçümü. Türkiye'de nüfus artış hızı düşse bile toplam nüfus artmaya devam ettiği için bu değer sürekli yükselmiştir.
Yoğunluğun azaltılması ancak nüfusun mutlak olarak azalmasıyla mümkündür, artış hızının düşmesiyle değil.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarının Gerekçeleri ve Yoğunluk Kavramı İlişkisi

Alternatif Yöntem

Mantıksal eleme yöntemiyle: Seçeneklerdeki ekonomik ve sosyal 'sorunlar' (işsizlik, yatırım yetersizliği, göç) politika değişiminin birer nedenidir. Ancak 'yoğunluğun azaltılması' matematiksel olarak toplam nüfusun azalmasını gerektirir ki bu hiçbir kalkınma planında temel bir hedef olarak yer almamıştır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 296Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; mülkiyet yapısı, temel ekonomik faaliyetler ve yerleşmede kalma süresine göre farklılık gösterir. Bazı yerleşmeler sadece yılın belirli dönemlerinde kullanılırken, bazıları yıl boyunca ikamet edilen 'kalıcı' yerleşme özelliğine sahiptir. Buna göre, özellikle Batı Karadeniz'de (Bolu, Sinop, Kastamonu çevresi) yaygın olan, birbirinden uzak birkaç mahallenin bir idari birim altında birleşmesiyle oluşan ve tarımsal faaliyetlerin sürekliliği nedeniyle kalıcı statüde bulunan yerleşme tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşmesiyle oluşan kalıcı yerleşme tipi Divan yerleşmesidir.
Doğru cevap olan Divan yerleşmesi, Türkiye'de Batı Karadeniz Bölgesi'nde görülen, birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşmuş ve yıl boyunca tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğü kalıcı bir yerleşme tipidir. Diğer seçeneklerin tamamı hayvancılık odaklı ve mevsimlik kullanılan geçici yerleşmelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşmenin sürekliliğini belirle.
Soruda yerleşmenin 'kalıcı' (yıl boyunca kullanılan) olduğu belirtilmiştir.
Köy altı yerleşmeleri kalıcı (Mezra, Divan, Çiftlik, Mahalle) ve geçici olarak ikiye ayrılır.
2
Bölgesel ve yapısal özellikleri analiz et.
Batı Karadeniz Bölgesi ve 'birkaç mahallenin birleşmesi' ipuçları değerlendirilir.
Bu özellikler Türkiye'de sadece Divan yerleşmesine aittir.
3
Doğru terimi eşleştir.
Divan yerleşmesi seçilir.
Divanlar, özellikle tahıl tarımının yapıldığı ve mahallelerin idari olarak birleştiği kalıcı yerleşmelerdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Kalıcı Köy Altı Yerleşmeleri (Divan)

İpuçları

1
Köy altı yerleşmelerini 'kalıcı' ve 'geçici' olarak ikiye ayırarak düşünün.
2
Batı Karadeniz Bölgesi'nde (Bolu, Kastamonu) yaygın olan ve birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan tipi hatırlayın.
3
Kalıcı yerleşmeler Mezra, Divan, Çiftlik ve Mahalledir. Bu soruda tanımı verilen ve Batı Karadeniz ile özdeşleşen tip Divan'dır.

Daha Fazla Pratik

Diğer kalıcı yerleşme tipleri olan Mezra ve Çiftlik arasındaki farkları (ekonomik faaliyet ve bölge bazında) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 297Soru

Türkiye, demografik geçiş kuramına göre nüfusun yaşlanma sürecine girdiği ve "demografik fırsat penceresi" olarak adlandırılan dönemin son çeyreğinde bulunduğu bir evrededir. 20262026 yılına gelindiğinde çalışma çağındaki nüfusun (156415-64 yaş) toplam nüfus içindeki oranının zirve seviyesinde durağanlaşması, ancak 6565 yaş ve üzeri nüfus payının hızla artmaya devam etmesi beklenmektedir.

**Buna göre, Türkiye'nin 20262026 yılı itibarıyla sahip olduğu nüfusun yapısal özellikleri ve gelecekteki yansımalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demografik yükümlülük yapısı yer değiştirmiş; çocuk bağımlı nüfusun payı azalırken yaşlı nüfusa yönelik harcamaların artacağı bir döneme girilmiştir.

Cevap

Demografik yükümlülük yapısının yer değiştirdiği ve yaşlı nüfusun getirdiği yükün çocuk nüfusun yükünün yerini almaya başladığı değerlendirmesi doğrudur.
Türkiye'de nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bağımlı nüfusun kompozisyonu değişmektedir. Eskiden yüksek olan çocuk bağımlılığı, yerini giderek artan bir yaşlı bağımlılığına bırakmaktadır. Bu durum, eğitim yatırımlarından ziyade sağlık ve emeklilik sistemlerine yönelik sosyal yükümlülüklerin artmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus verilerini analiz etme
20262026 yılında ortanca yaşın yükseldiği ve yaşlı nüfus (65+65+) payının arttığı tespit edildi.
Soruda verilen yapısal özellikler Türkiye'nin yaşlanma sürecinde olduğunu kanıtlar.
2
Bağımlılık oranlarını değerlendirme
Çocuk bağımlılığının azaldığı, yaşlı bağımlılığının ise arttığı görüldü.
Doğurganlık hızının düşmesi (0140-14 yaş azalması) ve sağlık hizmetlerinin gelişmesi (yaşam süresi uzaması) bu sonuca yol açar.
3
Ekonomik ve sosyal yansımaları yorumlama
Sosyal güvenlik, sağlık harcamaları ve yaşlı bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacın artacağı sonucuna ulaşıldı.
Yaşlı nüfusun yapısal olarak artması, devletin demografik harcama kalemlerini çocuktan yaşlıya kaydırmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Demografik Geçiş Süreci ve Bağımlı Nüfus Yapısı

İpuçları

1
Türkiye'nin nüfus piramidinin tabanının daraldığını ve tavanının genişlediğini düşünün.
2
Demografik yük (bağımlılık) sadece çocukları değil, yaşlıları da kapsar; hangisinin yükü artıyor olabilir?
3
Çalışma çağındaki nüfusun (156415-64) payı yüksek olsa da, yaşlı nüfustaki hızlı artış gelecekteki 'demografik fırsat penceresi'ni nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de çalışan nüfusun sektörel dağılımındaki değişimlerin demografik yapı ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 298Soru

Türkiye'de kırdan kente yönelen iç göçler, sadece göç alan şehir merkezlerini değil, aynı zamanda nüfus kaybeden kırsal alanların sosyo-ekonomik dokusunu da derinden etkilemektedir. Özellikle genç ve dinamik nüfusun ayrılması, göç veren yörelerdeki üretim alışkanlıklarını, iş gücü piyasasını ve demografik dengeyi değiştirmektedir.

Buna göre, yoğun göç veren bir kırsal yörenin ekonomik ve sosyal yapısında meydana gelebilecek değişimlerle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel tüketici nüfusun azalması ve pazar olanaklarının daralması sonucu, geleneksel mera hayvancılığının yerini hızla modern besi ve ahır hayvancılığı alır.

Cevap

Yoğun göç veren bir kırsal yörede geleneksel mera hayvancılığının yerini modern besi ve ahır hayvancılığının alması beklenen bir sonuç değildir; çünkü modern hayvancılık sermaye ve pazar odaklıdır.
Modern besi ve ahır hayvancılığı, bir bölgenin ekonomik olarak kalkınmış olmasını veya büyük şehirlerin (pazarın) yakınında bulunmasını gerektirir. Yoğun göç veren yöreler ise genellikle yatırımın azaldığı ve ulaşım/pazar olanaklarının kısıtlı olduğu yerlerdir. Bu nedenle, nüfus kaybeden bir kırsal alanda mera hayvancılığından besi hayvancılığına doğru hızlı bir modernleşme süreci yaşanması coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Göç veren kırsal bölgelerin özelliklerini analiz et.
Bu bölgeler sermaye birikimi düşük, genç nüfusu azalmış ve tüketim merkezlerinden (büyük şehirlerden) uzak bölgelerdir.
Göçün itici faktörleri bu bölgelerde ekonomik sönüklük yaratır.
2
Modern besi ve ahır hayvancılığının gereksinimlerini değerlendir.
Besi ve ahır hayvancılığı; yüksek yatırım maliyeti, uzmanlaşmış iş gücü ve ürünlerin hızla ulaştırılabileceği büyük pazar alanları gerektirir.
Yoğun göç veren bir yörede bu imkanlar mevcut değildir.
3
Diğer seçeneklerin geçerliliğini kontrol et.
Kadın iş yükünün artması (A), reform zorlukları (B), mevsimlik işçi ihtiyacı (D) ve gelenekselleşme (E) literatürde göç veren kırsal alanlar için tanımlanmış tipik sonuçlardır.
Göç, geride kalan nüfusun yapısını ve üretim kapasitesini olumsuz etkiler.

Anahtar Kavram

İç Göçlerin Sosyo-Ekonomik Mekânsal Sonuçları

İpuçları

1
Göç veren bir bölgede sermaye birikimi ve tüketici sayısı artar mı yoksa azalır mı?
2
Modern hayvancılık yöntemleri ile nüfusun seyrek ve sönük olduğu kırsal alanlar arasındaki ilişkiyi düşünün; bu yöntemler genelde nerede (örneğin Marmara veya Ege'nin şehir çevrelerinde) yoğunlaşır?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 'Tersine Göç' kavramını ve bu hareketin demografik sonuçlarını araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak; 'Besi ve ahır hayvancılığı yapmak isteyen bir yatırımcı, nüfusun hızla terk ettiği, pazardan uzak bir köyü mü yoksa sanayi ve nüfusun yoğun olduğu bir bölgeyi mi seçer?' diye sorarak cevaba ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 299Soru

Türkiye'de iç göç hareketlerinin temelinde genellikle ekonomik kaygılar ve iş imkanlarının yetersizliği yer almaktadır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAPGAP) gibi bölgesel kalkınma projeleri, kırsal alanda sulamalı tarımı yaygınlaştırarak birim alandan alınan verimi ve ürün çeşitliliğini artırmayı hedeflemiştir. Bu projenin uygulandığı alanlarda ekonomik yapının güçlenmesi, bölgenin göç özelliklerinde de değişimlere yol açmıştır. Buna göre, GAPGAP'ın tamamlandığı alanlarda aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi, göç hareketliliğinde meydana gelen yapısal bir değişimin kanıtı olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge dışına, özellikle Çukurova ve Ege bölgelerine giden mevsimlik tarım işçisi sayısında azalma yaşanması.

Cevap

Bölge dışına giden mevsimlik tarım işçisi sayısında azalma yaşanması
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAPGAP), bölgedeki tarım arazilerinin sulanmasını sağlayarak çiftçinin gelirini artırmış ve yerel istihdam yaratmıştır. Bu durum, daha önce hasat dönemlerinde başka bölgelere çalışmaya giden mevsimlik tarım işçilerinin kendi bölgelerinde kalmasını sağlayarak göç hareketliliğini yapısal olarak değiştirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
GAPGAP'ın temel etkilerini analiz et.
Proje, Güneydoğu Anadolu'da sulamalı tarımı başlatmış, ürün verimliliğini ve çeşitliliğini (pamukpamuk, mısırmısır vb.) artırmıştır.
Sulamalı tarım, kırsal alanda ekonomik geliri artıran en temel faktördür.
2
Ekonomik gelişimin göçe etkisini değerlendir.
Geçmişte kendi toprağı yetersiz olduğu için başka illere (örneğin Adana'ya pamuk toplamaya) giden işçiler, artık kendi bölgelerinde iş bulabilmektedir.
Yerel istihdam olanaklarının artması, göçün 'itici' nedenlerini ortadan kaldırır.
3
Mevsimlik göç kavramıyla ilişkilendir.
Hasat dönemlerinde yaşanan nüfus hareketliliğinin azalması, bölgenin sosyo-ekonomik yapısının güçlendiğinin kanıtıdır.
Mevsimlik işçi göçündeki azalma, yapısal bir iyileşmeyi gösterir.

Anahtar Kavram

Bölgesel Kalkınma Projelerinin Göç Hareketlerine Etkisi

İpuçları

1
Güneydoğu Anadolu'dan diğer bölgelere yapılan göçlerin en büyük kısmı hasat dönemlerinde gerçekleşen geçici işçi hareketleridir.

Daha Fazla Pratik

Mevsimlik göçlerin yoğun olduğu diğer bölgeleri (örneğin Karadeniz fındık hasadı) ve nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 300Soru

Türkiye'nin demografik yapısını analiz eden bir uzman; bir ilin toplam nüfusunun, o ilde bulunan ekili-dikili arazilerin toplamına olan oranını hesaplayarak arazinin nüfus üzerindeki yükünü belirlemek istemektedir.

Bu uzmanın yaptığı çalışma sonucunda elde edeceği nüfus yoğunluğu türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fizyolojik nüfus yoğunluğu

Cevap

Toplam nüfusun tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilen değer fizyolojik nüfus yoğunluğudur.
Fizyolojik nüfus yoğunluğu, bir ülkenin veya bölgenin toplam nüfusunun, o bölgedeki ekili-dikili tarım alanlarına bölünmesiyle hesaplanır. Bu yöntem, tarım alanlarının nüfusu doyurma kapasitesi hakkında bilgi verir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen değişkenleri analiz etme
Bölünen (Pay): Toplam Nüfus, Bölen (Payda): Tarım Alanları (Ekili-dikili araziler).
Yoğunluk türünü belirlemek için hangi verilerin birbirine oranlandığını anlamak gerekir.
2
Yoğunluk formüllerini karşılaştırma
Fizyolojik Nu¨fus Yog˘unlug˘u=Toplam Nu¨fusTarım Alanları\text{Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu} = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}} formülüne ulaşıldı.
Tanımlanmış nüfus yoğunluğu türleri arasındaki farkları ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Fizyolojik nüfus yoğunluğu, bir bölgedeki toplam nüfusun beslenme ihtiyacının karşılandığı tarım alanları üzerindeki baskısını ölçer.

İpuçları

1
Bu yoğunluk türü, tarım alanlarının tüm nüfusu besleyip besleyemeyeceğini anlamamıza yardımcı olur.
2
Formülün pay kısmında bölgedeki herkes (toplam nüfus), payda kısmında ise sadece tarım arazileri bulunur.
3
Aritmetik yoğunluktan farkı paydasında toplam yüz ölçümü yerine tarım alanı olması; tarımsal yoğunluktan farkı ise payında sadece çiftçiler yerine toplam nüfusun olmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Yer şekillerinin engebeli olduğu Doğu Karadeniz ve Menteşe Yöresi gibi bölgelerde tarım alanları dar olduğu için bu yoğunluk değerinin nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 15 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 15 | Examkin