Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 821Soru

Akarsuların yatağını dikey yönde aşındırarak daha önceki vadi tabanının yüksekte kalmasıyla oluşan basamaklı yer şekillerine seki (taraça) adı verilir. Türkiye’deki akarsu vadilerinde taraçaların oluşumunda ve yaygın olarak görülmesinde aşağıdakilerden hangisinin temel belirleyici olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Yarımadası’nın jeolojik süreçte epirojenez ile toptan yükselmesi

Cevap

Anadolu Yarımadası’nın jeolojik süreçte epirojenez ile toptan yükselmesi
Seki (taraça) oluşumu, akarsuyun biriktirme yaptığı vadi tabanını, deniz seviyesinin değişmesi veya karanın yükselmesi (epirojenez) sonucu yeniden aşındırmasıyla gerçekleşir. Türkiye, IV. Jeolojik Zaman'da toptan yükseldiği için akarsular yataklarını derinleştirmiş ve eski vadi tabanları basamaklar halinde yüksekte kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seki (taraça) tanımını analiz etme
Sekinin hem aşındırma hem biriktirme sonucunda oluşan basamaklı bir yapı olduğu belirlendi.
Soru kökündeki basamaklı yapı kavramını anlamak için gereklidir.
2
Oluşum mekanizmasını inceleme
Bir akarsuyun seki oluşturabilmesi için yatağını yeniden kazmaya (gençleşmeye) başlaması gerektiği saptandı.
Vadi tabanının yüksekte kalması için akarsuyun dikey aşındırma gücünün artması gerekir.
3
Türkiye'nin jeolojik geçmişiyle bağ kurma
Türkiye'nin IV. Jeolojik Zaman'da epirojenik olarak yükselmesinin akarsuların denge profilinden uzaklaşmasına ve yataklarını derinleştirmesine neden olduğu sonucuna varıldı.
Türkiye'deki yaygın taraça varlığının temel tektonik nedenini açıklar.

Anahtar Kavram

Seki (Taraça) ve Epirojenez İlişkisi

İpuçları

1
Bu yer şekli hem aşındırma hem de biriktirme süreçlerini içerir.
2
Bir akarsuyun yatağını yeniden derinleştirmesi için arazinin yükselmesi gerekir.
3
Türkiye'nin genç oluşumlu bir ülke olması ve yakın zamanda toptan yükselmiş olması bu şekillerin yaygınlığını açıklar.

Daha Fazla Pratik

Epirojenezin akarsu denge profili üzerindeki etkilerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 822Soru

Akarsu aşındırmasının son safhasında oluşan, deniz seviyesine yakın, hafif dalgalı düzlüklere 'peneplen' (yontukdüz) denir. Türkiye arazisi IIIIII. Jeolojik zamanın sonlarına doğru büyük oranda peneplen haline gelmişken, bu zamanın sonu ve IVIV. Jeolojik zamanın başında epirojenik hareketlerle toptan yükselmiştir.

Bu jeolojik süreç sonucunda, eski peneplen yüzeylerinin akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmasıyla Türkiye'de aşağıdaki yer şekillerinden hangisi yaygın bir hal almıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Platolar

Cevap

Türkiye'de peneplen yüzeylerinin epirojenezle yükselip akarsularca parçalanması sonucu en yaygın oluşan yer şekli platolardır.
Doğru seçenek olan platolar, akarsular tarafından derin vadilerle yarılmış yüksek düzlüklerdir. Türkiye, IIIIII. Zaman sonu ve IVIV. Zaman başında toptan yükseldiği için eskiden deniz seviyesine yakın olan peneplenleri bugün yüksek plato yüzeyleri haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Peneplen ve epirojenez ilişkisini kurmak.
Peneplen deniz seviyesine yakın düzlüktür, epirojenez ise bu düzlüğü yüksekliğe taşır.
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin fazla olmasının nedeni bu toptan yükselmedir.
2
Akarsuların yüksek arazideki faaliyetini analiz etmek.
Yükselen arazide akarsular yataklarını derine doğru aşındırmaya başlar.
Eğimin artması akarsuyun aşındırma gücünü artırır (gençleşme).
3
Oluşan yer şeklini tanımlamak.
Çevresine göre yüksekte kalan ve akarsularla parçalanmış düzlükler 'plato' olarak adlandırılır.
Platonun coğrafi tanımı bu süreci tam olarak karşılar.

Anahtar Kavram

Epirojenez ve Akarsu Aşınım Döngüsü İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin neden bu kadar fazla olduğunu düşünün.
2
Parçalanmış yüksek düzlük kavramı hangi yer şeklinin tanımıdır?

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu ve Doğu Anadolu'daki platoların oluşum nedenlerini (volkanik, aşınım, tabaka düzlüğü) karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 823Soru

Türkiye’nin yer şekilleri üzerine çalışma yapan bir araştırma grubunun hazırladığı raporda şu ifadelere yer verilmiştir:

- "İncelenen dağ sırası, yer kabuğunun sertleşmiş kısımlarının yan basınçlara uğrayarak kırılması (horst-graben sistemi) sonucunda oluşmuştur."
- "Ege Bölgesi'nde yer almasına rağmen, bölgedeki genel uzanışın aksine dağlar kıyı çizgisine paralel bir doğrultuda uzanmaktadır."
- "Bu uzanış biçimi nedeniyle kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım zorlaşmış, hinterland alanı daralmıştır."

Bu raporda söz edilen dağ kütlesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Dağları

Cevap

Menteşe Dağları, Ege Bölgesi'nde yer alan, kırıklı yapıda (horst) olmasına rağmen kıyıya paralel uzanmasıyla bilinen ve bu nedenle ulaşımı kısıtlayan dağ kütlesidir.
Menteşe Dağları, Muğla çevresinde yer alan ve horst-graben sistemiyle oluşmuş kırıklı dağlardır. Ege Bölgesi'nin genelinde dağlar kıyıya dik uzanırken, Menteşe yöresinde kıyı çizgisine paralel uzanırlar. Bu durum, bu yörede kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı zorlaştırır, yol yapım maliyetlerini artırır ve limanların (örneğin Marmaris, Fethiye gibi turistik limanlar) hinterlandının dar kalmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum türünü belirle
Kırılma (Horst-Graben)
Soruda dağların sert tabakaların kırılmasıyla oluştuğu belirtilmiştir.
2
Bölgeyi tespit et
Ege Bölgesi
Metinde dağın Ege Bölgesi'nde bulunduğu açıkça ifade edilmiştir.
3
Uzanış doğrultusunu ve etkisini analiz et
Kıyıya paralel uzanış, dar hinterland
Ege'deki genel dik uzanışın aksine, Menteşe yöresinde dağlar paralel uzanarak ulaşımı ve ekonomik art bölgeyi kısıtlar.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanış Doğrultusunun Ekonomik Etkileri ve Menteşe Yöresi İstisnası

İpuçları

1
Ege Bölgesi'nde dağların kıyıya dik uzanmadığı tek büyük istisnayı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Menteşe yöresindeki paralel uzanışın kıyı tipi (Ria kıyı tipi) ve yağış miktarı üzerindeki etkilerini inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 824Soru

Türkiye’nin farklı bölgelerinde görülen karstik yer şekillerinin gelişim hızı ve morfolojik özellikleri üzerinde litolojik yapı (kayaç cinsi) doğrudan etkilidir. Bu doğrultuda, Sivas ve Çankırı çevresinde yaygın olan jips (alçı taşı) karstı ile Teke ve Taşeli platolarında görülen kalker (kireç taşı) karstı arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Sivas çevresindeki karstik şekillerin Akdeniz Bölgesi'ndekilere oranla çok daha hızlı oluşması ve aynı zamanda daha kısa sürede aşınarak ortadan kalkması, aşağıdaki faktörlerden hangisi ile en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Jipsin kimyasal yapısının kalkere göre suda çok daha kolay ve hızlı çözünebilen bir özelliğe sahip olması

Cevap

Jipsin kimyasal yapısının kalkere göre suda çok daha kolay ve hızlı çözünebilen bir özelliğe sahip olması
Doğru cevap olan ifade, karstik sürecin temel dinamiği olan kimyasal çözünmeyi ele alır. Jips (alçı taşı), kalkere (kireç taşı) kıyasla suya karşı çok daha yüksek çözünürlük gösterir. Bu yüksek çözünürlük, Sivas ve çevresindeki karstik şekillerin (özellikle dolinlerin ve mağaraların) Akdeniz'deki örneklere göre çok daha kısa bir sürede meydana gelmesine, ancak aynı zamanda yapısal direncinin düşük olması nedeniyle daha çabuk çökmesine veya aşınarak belirsizleşmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerdeki baskın kayaç türlerini karşılaştırın.
Akdeniz'de kalker (kireç taşı), Sivas/Çankırı çevresinde jips (alçı taşı) hakimdir.
Karstik şekillerin karakterini belirleyen temel unsur litolojik yapıdır.
2
Kayaçların kimyasal çözünme (erime) hızlarını analiz edin.
Jips, kalkere göre suyla temas ettiğinde çok daha hızlı ve kolay eriyen bir yapıdadır.
Kayaçların mineral yapısı ve bağ dokusu çözünme direncini belirler.
3
Oluşum ve yok olma sürecini (yaşam döngüsü) bu hızla ilişkilendirin.
Daha hızlı çözünen kayaçta şekiller (lapya, dolin vb.) daha çabuk oluşur ancak aynı hızla aşınarak formunu kaybeder.
Hızlı reaksiyon, şekillerin morfolojik ömrünün daha kısa olmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Karstik şekillerin gelişiminde litolojik yapının (kayaç türünün) çözünme hızı üzerindeki etkisi.

İpuçları

1
Akdeniz'deki kireç taşı (kalker) ile Sivas'taki alçı taşı (jips) arasındaki kimyasal dayanıklılık farkını düşünün.
2
Hangi kayaç suyla temas ettiğinde bir şeker gibi daha hızlı erir?
3
Jipsin (alçı taşı) kalkere göre çok daha yumuşak ve suda kolay çözünen bir yapıda olması, yer şekillerinin yaşam döngüsünü hızlandırır.

Daha Fazla Pratik

Jips karstının Türkiye'deki en belirgin örneklerinin görüldüğü illeri (Sivas, Çankırı, Erzincan) harita üzerinde inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 825Soru

Türkiye'de iklimin kurak ve yarı kurak olduğu, fiziksel ufalanmanın şiddetli görüldüğü alanlarda rüzgarların şekillendirici gücü artmaktadır. Bu bölgelerde rüzgarın farklı dirençteki kayaçları aşındırmasıyla oluşan, birbirine paralel uzanan "U" biçimli derin oluklar ve bu olukları ayıran keskin sırtlar gözlemlenmektedir.

Bu yer şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yardang

Cevap

Rüzgarın dirençsiz tabakaları aşındırarak oluşturduğu paralel oluklara Yardang adı verilir.
Doğru seçenek rüzgarın kurak bölgelerde dirençsiz kayaçları aşındırıp süpürmesiyle oluşan, aralarında keskin sırtlar bulunan paralel oluk yapısını (Yardang) ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvveti ve süreci belirle.
Soruda rüzgarın aşındırma süreci ve kurak bölge vurgusu yapılmıştır.
Rüzgar şekillerini analiz etmek için temel kuvvetin aşındırma mı yoksa biriktirme mi olduğunu anlamak gerekir.
2
Morfolojik (şekilsel) özellikleri analiz et.
"U" biçimli paralel oluklar ve keskin sırtlar tanımlanmıştır.
Bu spesifik morfoloji, Mantarkaya veya Tafoni gibi diğer aşınım şekillerinden ayrılmasını sağlar.
3
Kavram eşleştirmesi yap.
Bu tarif, rüzgar aşınım şekillerinden olan Yardang ile tam olarak örtüşmektedir.
Yardanglar, özellikle İç Anadolu (Konya havzası gibi) bölgelerinde rüzgarın dirençsiz kısımları süpürmesiyle ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Rüzgar Aşınım Şekilleri

İpuçları

1
Şeklin bir 'aşınım' şekli mi yoksa 'birikim' şekli mi olduğuna odaklanın.
2
"U" şeklindeki oluklar rüzgarın esiş yönüne paralel uzanır ve dirençsiz tabakaların süpürülmesiyle oluşur.
3
Bu şekil İç Anadolu'da Karapınar çevresinde de görülebilen, rüzgarın tüneller açtığı hissini veren bir yapıdır.

Daha Fazla Pratik

Rüzgarın biriktirme şekillerinden olan Barkan ve Lös kavramlarını tekrar ederek aşınım şekilleriyle farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 826Soru

Türkiye'nin kıyı jeomorfolojisi incelendiğinde; Doğu Karadeniz ve Batı Akdeniz (Teke-Taşeli) kıyı bölümlerinde falez (yalıyar) oluşumu oldukça yaygınken, Ege ve Orta Karadeniz kıyılarında geniş delta ovalarının varlığı dikkat çekmektedir. Bir kıyı bölgesinde delta ovası yerine falez gelişiminin çok daha baskın olması, o bölgeyle ilgili aşağıdakilerden hangisinin kesin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıta sahanlığının (şelf) dar ve kıyı derinliğinin fazla olduğunun

Cevap

Kıta sahanlığının dar ve kıyı derinliğinin fazla olduğu seçeneği doğrudur.
Kıta sahanlığının (şelf alanının) dar olması, denizin kıyıdan itibaren aniden derinleşmesi demektir. Bu durumda dalgalar enerjilerini kıyıya çarparak harcar ve aşındırma yaparak falezleri oluşturur. Aynı zamanda derinlik fazla olduğu için akarsuların getirdiği alüvyonlar denizi dolduramaz ve delta ovası oluşamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tipleri ve yer şekilleri arasındaki ilişkiyi analiz etme
Falezlerin (yalıyar) oluşması için denizin aniden derinleşmesi (dağların kıyıya paralel ve yakın olması) gerektiğini belirleme.
Falez, dalga aşındırmasıyla oluşan dikliktir ve kıyı derinliğiyle doğrudan ilişkilidir.
2
Delta oluşum şartlarını karşılaştırma
Delta oluşumu için kıta sahanlığının geniş olması (denizin sığ olması) gerektiğini hatırlama.
Sığ sularda akarsu biriktirmesi (delta) kolaylaşırken, derin sularda dalga aşındırması (falez) baskın hale gelir.
3
Bölgeler arası coğrafi farkı saptama
Doğu Karadeniz ve Batı Akdeniz'de kıta sahanlığının dar, Ege'de ise geniş olduğunu onaylama.
Bu temel jeomorfolojik fark, falez ve delta dağılımındaki zıtlığı açıklar.

Anahtar Kavram

Kıta Sahanlığı (Şelf) ve Kıyı Şekillenmesi İlişkisi

İpuçları

1
Falez ve delta oluşumu arasındaki temel farkın suyun derinliğiyle ilgili olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de Orta Karadeniz bölümünün Doğu Karadeniz'den neden farklı kıyı şekillerine sahip olduğunu araştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 827Soru

Türkiye'de rüzgarların yer şekillerini biçimlendirme gücü; bölgenin nemlilik durumuna, bitki örtüsünün sıklığına ve kayaçların aşınmaya karşı direncine bağlı olarak farklılık gösterir. Bazı yer şekillerinin oluşumunda rüzgarlar doğrudan (birincil) etkideyken, bazılarında ise yardımcı (ikincil) bir rol oynarlar.

Buna göre, rüzgarların Türkiye'deki faaliyetleri ve oluşturduğu yer şekilleri ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peri bacalarının oluşumunda rüzgar; sel suları ve akarsu aşındırmasından daha öncelikli olan ana şekillendirici dış kuvvettir.

Cevap

Peri bacalarının oluşumunda rüzgarın ana şekillendirici güç olduğunu savunan ifade yanlıştır; çünkü bu şekillerin oluşumundaki birincil etken sel suları ve akarsu aşındırmasıdır.
Peri bacalarının oluşumunda ana (birincil) dış kuvvet sel suları ve akarsu aşındırmasıdır. Rüzgar, bu sürecin sonunda ortaya çıkan yapıları yanal olarak aşındırarak son şeklini veren yardımcı (ikincil) bir etkendir. İfadede rüzgarın 'ana şekillendirici' ve 'birincil' olduğu belirtildiği için bu bilgi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgarın şekillendirici etkisini belirleyen koşulları analiz et.
Rüzgar; bitki örtüsünün cılız, yağışın az (kurak/yarı kurak) ve mekanik ufalanmanın fazla olduğu yerlerde (İç ve Güneydoğu Anadolu gibi) etkilidir.
Rüzgarın toprağı süpürebilmesi ve kayaları aşındırabilmesi için yüzeyin korunmasız ve kuru olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki yer şekli ve dış kuvvet ilişkisini değerlendir.
Mantar kaya, tafoni, yardang (aşınım) ve kumul, lös (birikim) rüzgarın doğrudan eseridir. Ancak peri bacaları volkanik tüflerin sel suları tarafından aşındırılmasıyla oluşur.
Peri bacalarında üstteki sert kaya (bazalt vb.) alttaki yumuşak tüfü sel sularına karşı korur; rüzgar ise sadece bu süreçte şekillenmeye yardımcı olur.
3
Bölgesel dağılışın doğruluğunu kontrol et.
Doğu Karadeniz gibi nemli bölgelerde rüzgarın etkisinin az olması coğrafi bir gerçektir.
Nemli topraklar ve gür bitki kökleri rüzgarın erozyon yapmasını büyük ölçüde kısıtlar.

Anahtar Kavram

Rüzgar Şekilleri ve Dış Kuvvetlerin Etki Dereceleri

İpuçları

1
Peri bacalarının oluşumunda tüf ve bazalt gibi volkanik kayaçlar ile suyun etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Rüzgarların Türkiye'de 'ikincil dereceden' bir dış kuvvet olarak kabul edilmesinin temel nedenlerini (dağların uzanışı, nemlilik vb.) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 828Soru

Türkiye'nin platoları; oluşum süreçleri, yükselti basamakları ve litolojik yapıları bakımından bölgeden bölgeye önemli farklılıklar gösterir. Buna göre, Türkiye'nin platoları ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yazılıkaya platosu, karstik erime süreçleri sonucunda oluşmuş bir plato olup Türkiye'nin en geniş polye ovaları bu plato üzerinde toplanmıştır.

Cevap

Yazılıkaya platosunun karstik oluşumlu olduğu ve üzerinde polye ovaları bulunduğu bilgisi yanlıştır.
Yazılıkaya platosunun karstik oluşumlu olduğu bilgisi yanlıştır; bu plato aşınım düzlüğü veya tabaka düzlüğü özelliği gösterir. Ayrıca, Türkiye'deki en büyük polye ovaları (Elmalı, Kestel, Acıpayam, Korkuteli, Tefenni gibi) Yazılıkaya platosunda değil, Akdeniz Bölgesi'ndeki karstik platolar olan Teke ve Taşeli platoları çevresinde yer almaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum türlerini hatırla.
Türkiye'deki platolar; volkanik (lav), karstik, aşınım (yontukdüz) ve tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) olarak dört ana gruba ayrılır.
Soruda verilen özelliklerin oluşum türleri ile örtüşüp örtüşmediğini belirlemek için gereklidir.
2
Erzurum-Kars, Çatalca-Kocaeli, Teke-Taşeli ve İç Anadolu platolarını analiz et.
Erzurum-Kars volkanik, Çatalca-Kocaeli aşınım, Teke-Taşeli karstik, İç Anadolu platoları ise tabaka düzlüğü karakterindedir. Bu bilgiler doğrudur.
Doğru seçenekleri eleyerek yanlış olanı bulmak için gereklidir.
3
Yazılıkaya platosunun ve polye ovalarının konumunu değerlendir.
Yazılıkaya platosu (Ege/İç Batı Anadolu) karstik bir yapıya sahip değildir. Polye ovaları ise Akdeniz Bölgesi'ndeki karstik platolarda (Teke ve Taşeli çevresi) yaygındır.
Yazılıkaya platosunun karakteristik özelliklerini ve polye kavramının coğrafi dağılımını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Platolarının Oluşum ve Fiziki Özellikleri

İpuçları

1
Türkiye'de 'karstik' dendiğinde akla gelen ilk bölgeyi ve oradaki platoları düşünün.
2
Polye ovaları (karstik ovalar) 'TAKKEM' şifresiyle hatırlanan (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı, Muğla) sahalardır; bu sahalar hangi platolarla ilişkilidir?
3
Yazılıkaya platosu İç Batı Anadolu'da yer alırken, polye ovaları ve yoğun karstik yapı Teke ve Taşeli platolarına özgüdür.

Daha Fazla Pratik

Karstik şekillerin dağılımı ile Türkiye'deki litolojik yapı (kayaç türleri) arasındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 829Soru

Türkiye'de IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) iklimin soğumasına bağlı olarak buzullaşma sınırı günümüze göre daha aşağılara inmiş ve yüksek dağlık alanlarda buzul aşındırmasıyla oluşan, enine kesiti "U" harfine benzeyen "buzul vadileri" (tekne vadiler) meydana gelmiştir.

Buna göre, coğrafi özellikleri ve yükseltileri göz önüne alındığında aşağıdaki dağların hangisinde bu tip vadi oluşumlarına rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaz Dağları

Cevap

Kaz Dağları'nda buzul vadisi oluşumlarına rastlanmaz.
Doğru cevap olan dağ, yaklaşık 17741774 metrelik yükseltisiyle Türkiye'deki Pleistocene (Kuvaterner) buzullaşma sınırının (200022002000-2200 m) altında kalmaktadır. Bu nedenle bu dağ üzerinde buzul vadisi, sirk veya moren gibi şekillerin oluşması mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzullaşma sınırının belirlenmesi
Türkiye'de Kuvaterner döneminde buzullaşma sınırı yaklaşık 200022002000-2200 metrelere kadar inmiştir.
Bir dağda buzul şekli görülebilmesi için o dağın bu yükselti sınırının üzerinde bir zirveye sahip olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükseltilerinin karşılaştırılması
Kaçkar (39373937 m), Cilo (41354135 m), Bolkar (35243524 m) ve Uludağ (25432543 m) dağları 22002200 metre sınırının üzerindedir. Kaz Dağları ise 17741774 metredir.
Yükseltisi buzul sınırının altında kalan dağlarda buzul aşındırması (vadi, sirk vb.) gerçekleşemez.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Yükselti Sınırı

İpuçları

1
Türkiye'de buzul şekillerinin görülebilmesi için bir dağın en az 200022002000-2200 metre yükseltiye sahip olması gerekir.
2
Batı Anadolu'da sadece Uludağ buzul izlerine sahip olacak kadar yüksektir; diğer kıyı dağları genellikle bu sınırın altında kalır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de güncel (aktif) buzulların bulunduğu dağlar ile sadece buzul izi (fosil buzul) bulunan dağlar arasındaki farkı çalışınız.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken dağların yaklaşık yükseltilerini bilmek önemlidir. Kaz Dağları, Yıldız Dağları, Canik Dağları ve Aydın Dağları gibi kütlelerin 20002000 metre sınırının altında kaldığını hatırlamak bu tarz sorularda doğrudan sonuca götürür.
Tahmini Süre:50s
Soru 830Soru

Akarsu yatağının genişlediği ve yatak eğiminin azaldığı sahalarda, akarsuyun taşıma gücünün zayıflamasına bağlı olarak taşıdığı materyalleri yatak içerisinde biriktirmesiyle oluşan geçici yer şekillerine 'ırmak adası' (kum adası) denir.

Türkiye'nin genel yer şekli özellikleri ve akarsuların akış koşulları dikkate alındığında, aşağıdaki akarsuların hangisinde bu tür bir oluşuma rastlanma ihtimali en düşüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çoruh

Cevap

Çoruh akarsuyu, yüksek yatak eğimi ve akış hızı nedeniyle biriktirme değil, aşındırma faaliyetlerinin ön planda olduğu bir akarsudur.
Doğru cevap olan akarsu, Doğu Karadeniz'de yer alan ve Türkiye'nin en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh'tur. Bu akarsu, dar ve derin vadilerde (çentik vadi) yüksek eğimle aktığı için taşıma gücü fazladır. Irmak adası ise akarsuyun enerjisinin tükendiği, geniş tabanlı vadilerde oluşan bir biriktirme şeklidir. Dolayısıyla Çoruh'un akış karakteri bu yer şeklinin oluşumuna zıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Irmak adası oluşum şartlarını belirleme
Düşük yatak eğimi, azalmış akış hızı ve genişlemiş vadi tabanı gereklidir.
Akarsu, taşıdığı yükü ancak enerjisinin düştüğü (eğimin azaldığı) yerlerde biriktirebilir.
2
Seçeneklerdeki akarsuların topografik özelliklerini analiz etme
Meriç, Büyük Menderes, Gediz ve Sakarya düşük eğimli sahalarda akarken; Çoruh yüksek dağlık alanda akmaktadır.
Türkiye'nin batısındaki akarsular genellikle denge profiline daha yakındır, doğusundaki (özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu) akarsular ise daha hırçın ve aşındırıcıdır.
3
En düşük ihtimalli olanı seçme
Çoruh, debisi ve akış hızı en yüksek akarsulardan biri olduğu için biriktirme şekli olan ırmak adası burada oluşamaz.
Yüksek enerji, yatak içindeki materyalin birikmesine izin vermez, aksine mevcut malzemeyi sürükleyerek götürür.

Anahtar Kavram

Akarsu Biriktirme Koşulları ve Yatak Eğimi İlişkisi

İpuçları

1
Irmak adası bir biriktirme şeklidir; yani akarsuyun hızının 'azalması' gerekir.
2
Hangi akarsuyun yatağı daha dik ve vadi yapısı daha dardır?
3
Batı Anadolu ve Marmara'daki akarsular genellikle düzlüklerde akarken, Doğu Karadeniz akarsuları sarp dağlardan hızla iner.

Daha Fazla Pratik

Akarsu aşındırma şekilleri olan Çentik Vadi ve Dev Kazanı gibi şekillerin hangi akarsularda yaygın olduğunu araştırınız.

Alternatif Yöntem

Akarsuların enerji potansiyellerini kıyaslayın: Hidroelektrik enerji potansiyeli en yüksek olan akarsuda biriktirme şekillerinin (ırmak adası gibi) görülme ihtimali en düşüktür.
Tahmini Süre:50s
Soru 831Soru

Türkiye'nin platoları, oluşum süreçlerine göre; aşınım (peneplen), tabaka düzlüğü (yatay duruşlu), karstik ve lav (volkanik) platoları olmak üzere dört ana gruba ayrılır. Bu platoların litolojik yapısı ve yükselti basamakları, üzerlerinde yürütülen ekonomik faaliyetleri ve yerleşme dokusunu doğrudan etkiler.

Buna göre, aşağıdaki platolardan hangisiyle ilgili verilen bilgi, o platonun oluşum kökeni veya yapısal özellikleriyle çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşeli platosu: Kalkerli yapısı nedeniyle karstik süreçlerle şekillenmiş olup, kayaç yapısından dolayı yüzey suları bakımından zengin ve tarımsal verimliliği yüksek bir alandır.

Cevap

Taşeli platosu hakkında verilen; yüzey suları bakımından zengin ve tarımsal verimliliği yüksek olduğu bilgisi, bölgenin karstik yapısıyla çelişmektedir.
Taşeli Platosu, karstik bir yapıya (kalker) sahiptir. Karstik arazilerin en temel özelliği, yüzey sularının çatlaklardan yer altına sızmasıdır; bu nedenle bu alanlar yüzey suları bakımından fakirdir. Ayrıca bu arazilerdeki toprak örtüsü incedir ve tarımsal verim oldukça düşüktür. Dolayısıyla platonun su zengini ve verimli olarak tanımlanması yapısal özellikleriyle çelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Platonun oluşum türünü belirle.
Taşeli platosu, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan karstik bir platodur.
Litolojik yapısı kalker (kireç taşı) ağırlıklıdır.
2
Litolojik yapının su ve toprak üzerindeki etkisini analiz et.
Karstik arazilerde çatlaklı yapı nedeniyle su yer altına sızar, yüzey suları fakirdir. Toprak verimi düşüktür.
Kireç taşının çözünmesiyle oluşan terra-rossa toprakları gübreleme ve sulama olmadan verimsizdir.
3
Verilen bilgiyi gerçek özelliklerle karşılaştır.
Seçenekte belirtilen 'zengin yüzey suyu' ve 'yüksek tarımsal verim' ifadeleri gerçekle örtüşmemektedir.
Taşeli platosu Türkiye'nin en seyrek nüfuslu ve tarımın kısıtlı olduğu alanlarından biridir.

Anahtar Kavram

Karstik Platoların Fiziksel ve Ekonomik Özellikleri

İpuçları

1
Bir yerin Akdeniz Bölgesi'nde olması, oranın mutlaka tarımsal açıdan çok verimli olduğu anlamına gelmez; yer yapısını (karstik mi değil mi) dikkate alın.

Daha Fazla Pratik

Karstik platolar olan Teke ve Taşeli ile lav platoları olan Erzurum-Kars ve Ardahan'ın nüfus yoğunluklarını ve nedenlerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 832Soru

İç Anadolu platosu dendiğinde akla ilk olarak geniş ve yatay uzanışlı tortul tabakalar (tabaka düzlüğü) gelir. Ancak bu bölge sınırları içerisinde yer alan ve ismini yer altı sularının etkisiyle tavanı çöken mağaraların oluşturduğu derin silindirik çukurluklardan alan saha, litolojik yapısının kireç taşı ağırlıklı olmasıyla komşularından ayrılır.

Konya Havzası'nın kuzeydoğusunda bulunan ve bu karakteristik karstik özelliklere sahip olan plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obruk

Cevap

İsmini yer altı mağara tavanlarının çökmesiyle oluşan çukurluklardan alan ve Konya'nın kuzeydoğusunda bulunan Obruk Platosu doğru cevaptır.
Doğru cevap olan Obruk Platosu, İç Anadolu'daki diğer tabaka düzlüğü platolarıyla (Haymana, Cihanbeyli, Bozok) aynı genel grupta yer alsa da, yüzeyindeki kireç taşı (kalker) tabakasının yoğunluğu nedeniyle karstik aşınmaya uğramıştır. Yer altı sularının etkisiyle oluşan mağara tavanlarının çökmesi sonucu meydana gelen obruklar, bu platonun temel karakterini oluşturur ve isminin de kaynağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İç Anadolu platolarının genel oluşum karakterini belirle.
Bu bölgedeki platoların çoğu tortul tabakaların yatay uzandığı 'tabaka düzlüğü' özelliğindedir.
Genel sınıflandırmayı yaparak istisnayı ayırt etmek gerekir.
2
Metindeki 'derin silindirik çukurluklar' ve 'karstik özellik' ipuçlarını değerlendir.
Bu ifadeler 'obruk' adı verilen karstik aşınım ve çökme şekillerine işaret eder.
Litolojik (kayaç) yapının kaya tuzu veya kalker gibi çözünebilir malzemeden oluşması bu şekilleri doğurur.
3
Konya havzasının kuzeydoğusundaki coğrafi konumu ve ismiyle eşleştirme yap.
Belirtilen saha Obruk Platosu'dur.
Plato, adını üzerinde yoğun olarak bulunan doğal obruklardan (Kızören Obruğu vb.) almıştır.

Anahtar Kavram

Karstik Süreçler ve Bölgesel Litoloji İlişkisi

İpuçları

1
Platonun ismi, üzerinde yaygın olarak görülen ve yer altı tavanlarının çökmesiyle oluşan çukurluklardan gelmektedir.
2
Bu plato İç Anadolu Bölgesi'nde olmasına rağmen karstik kayaç yapısı (kireç taşı) nedeniyle Akdeniz platolarına benzer şekiller barındırır.
3
Konya'nın kuzeydoğusunda yer alan ve Türkiye'nin en derin obruklarından biri olan Kızören Obruğu'na da ev sahipliği yapan sahayı düşünün.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu'daki diğer platoların (Bozok, Haymana, Cihanbeyli) aksine Obruk Platosu'nun neden daha fazla karstik şekil barındırdığını kayaç türleri üzerinden araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 833Soru

Türkiye'de kütle hareketleri ve dış kuvvetlerin etkisiyle meydana gelen erozyon ve heyelan olayları, hem oluşum mekanizmaları hem de alınması gereken önlemler açısından farklı özellikler taşır. Erozyon daha çok toprağın üst kısmının süpürülmesi şeklinde yavaş ilerlerken; heyelan, tabakaların ana kaya üzerindeki bloklar halinde ani yer değiştirmesidir. Buna göre, özellikle Karadeniz gibi eğimin ve yağışın fazla olduğu bölgelerde heyelan riskini doğrudan azaltmak amacıyla yapılabilecek en etkili uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yamaç dengesini sağlamak için istinat duvarları örmek ve drenaj kanalları ile suyu tahliye etmek

Cevap

Yamaç dengesini sağlamak için istinat duvarları örmek ve drenaj kanalları ile suyu tahliye etmek
Doğru seçenek, heyelanın hem fiziksel hem de hidrolojik nedenlerine çözüm sunar. İstinat duvarları dik yamaçlarda mekanik destek sağlarken, drenaj kanalları toprağın içindeki fazla suyu tahliye ederek zeminin kayganlaşmasını önler ve sürtünmeyi artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan arasındaki derinlik farkını tespit edin.
Erozyon yüzeyel bir süpürülme, heyelan ise derin bir kütle hareketidir.
Alınacak önlemin hangi derinliğe hitap etmesi gerektiğini belirlemek için gereklidir.
2
Heyelanı tetikleyen temel faktörü analiz edin.
Su (yağış/kar erimesi) killi tabakayı kayganlaştırarak yer çekimi etkisini artırır.
Sorunun kaynağına (su birikimi ve eğim) odaklanmak çözümü netleştirir.
3
Biyolojik önlemlerle mühendislik önlemlerini karşılaştırın.
Bitki örtüsü (ağaçlar) yüzeyi korur; drenaj ve duvarlar kütleyi kontrol eder.
KPSS'de en çok karıştırılan 'ağaçlandırma heyelanı durdurur' yanılgısını elemek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Heyelan ve Erozyon Arasındaki Fark ve Önlemler

İpuçları

1
Heyelanın toprağın sadece üst yüzeyiyle değil, derinlerdeki killi tabakayla ilgili olduğunu hatırlayın.
2
Suyu topraktan uzaklaştırmak, kilin kayganlaşmasını önleyeceği için en kalıcı çözümdür.
3
Mühendislik yapıları (duvar ve drenaj) kütleyi sabitlemede biyolojik önlemlerden daha etkilidir.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz Bölgesi'nde heyelanların neden en çok ilkbaharda görüldüğünü (kar erimeleri) ve bu durumun neden erozyonla karıştırılmaması gerektiğini inceleyin.

Alternatif Yöntem

Heyelan ve erozyonu ayırt ederken 'yavaş/yüzeyel = erozyon' ve 'hızlı/derin/kütlesel = heyelan' kodlamasını kullanarak önlemleri bu büyüklüğe göre seçebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 834Soru

Türkiye'de karst topoğrafyasının en geniş aşınım şekli olan polyeler; özellikle Batı Toroslar'da Elmalı, Kestel, Acıpayam ve Korkuteli gibi yörelerde geniş tabanlı düzlükler oluşturur. Bu alanların fiziki özellikleri ve coğrafi fonksiyonları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kireç taşlı yapının sağladığı yüksek sızdırma kapasitesi sayesinde, bu düzlüklerde tarımsal sulama için yüzey sularından yıl boyu kesintisiz faydalanılır.

Cevap

Karstik kayaçların yüksek geçirgenliği nedeniyle bu düzlüklerde tarımsal sulama için yüzey sularından yıl boyu kesintisiz faydalanıldığı ifadesi yanlıştır.
Karstik arazilerde kireç taşının çatlaklı ve erime boşluklu yapısı, yüzey sularının hızla yer altına sızmasına neden olur. Bu durum, yüzeyde akarsu ve göl oluşumunu zorlaştırarak yüzey suyu fakirliğine yol açar. Dolayısıyla polyelerde tarımsal sulama için yıl boyu kesintisiz yüzey suyu kaynağı bulmak genellikle mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Polyelerin genel jeolojik yapısını analiz et.
Polyeler, kalker (kireç taşı) gibi eriyebilen kayaçların yoğun olduğu, yüksek derecede geçirimli arazilerdir.
Karstik arazilerdeki su rejimini anlamak için temel litolojik özelliği belirlemek gerekir.
2
Yüzey suyu ve yer altı suyu ilişkisini değerlendir.
Karstik bölgelerde yağışlarla gelen su, çatlak ve boşluklardan hızla yer altına sızar, bu da yüzeyde akarsu ve göl oluşumunu zorlaştırır.
Sızdırma kapasitesinin yüksek olması, yüzey suyunun sürekliliğini olumsuz etkiler.
3
Tarımsal kullanım ve su ihtiyacı arasındaki çelişkiyi belirle.
Polye ovalarında tarım yaygın olsa da, yüzey suyu yetersizliği nedeniyle genellikle yer altı sularına veya dışarıdan getirilen suya ihtiyaç duyulur.
Kesintisiz yüzey suyu faydalanımı karstik doğaya aykırıdır.

Anahtar Kavram

Karstik arazilerde yer üstü suyu fakirliği (Drenaj özelliği)

İpuçları

1
Karstik kayaçların (kalker, jips) en önemli özelliği suları yer altına sızdırma hızıdır.
2
Akdeniz Bölgesi'nde yazın yaşanan şiddetli susuzluğun nedenlerinden biri de suyun yüzeyde durmamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım şekillerini küçükten büyüğe (lapya, dolin, uvala, polye) sıralayarak gelişim evrelerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 835Soru

Türkiye kıyılarında bir delta ovasının oluşabilmesi için; kıyının sığ olması (kıta sahanlığının genişliği), kıyıda güçlü akıntıların bulunmaması ve akarsuyun bol alüvyon taşıması gibi şartların bir arada bulunması gerekir. Sakarya Nehri, havzasından Karadeniz'e bol miktarda malzeme taşımasına rağmen, döküldüğü alanda Çarşamba veya Bafra ovaları gibi geniş bir delta ovası oluşturamamıştır.

Buna göre, Sakarya Nehri'nin ağız kısmında belirgin bir delta ovasının oluşmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıyı derinliğinin fazla olması ve güçlü kıyı akıntıları

Cevap

Sakarya Nehri'nin delta oluşturamamasının temel nedeni, döküldüğü alanda kıyı derinliğinin fazla (kıta sahanlığının dar) olması ve güçlü kıyı akıntılarının alüvyonların birikmesini engellemesidir.
Kıyı derinliğinin fazla olması ve güçlü kıyı akıntılarını belirten seçenek doğrudur. Sakarya Nehri'nin ağzında kıta sahanlığı oldukça dardır. Ayrıca, İstanbul Boğazı'ndan gelen üst akıntı ve Karadeniz'in genel sirkülasyonu, nehrin getirdiği alüvyonları kıyıdan uzaklaştırarak derinlere taşır, bu da geniş bir ovanın oluşmasını imkansız hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşum şartlarını hatırla
Sığ kıyı, bol alüvyon ve akıntısız ortam gereklidir.
Delta oluşumu için dış kuvvetlerin (dalga/akıntı) biriktirme sürecini bozmaması gerekir.
2
Sakarya Nehri'nin döküldüğü alanı analiz et
Batı Karadeniz'de kıta sahanlığı dardır ve boğazlardan gelen akıntılar etkilidir.
Sakarya'nın bol malzeme taşımasına rağmen neden biriktiremediğini anlamak için yerel kıyı dinamiklerine bakılmalıdır.

Anahtar Kavram

Delta Oluşumunu Engelleyen Faktörler

İpuçları

1
Nehrin bol malzeme taşıdığı soruda belirtilmiş; yani sorun 'kaynak' değil, 'birikme yeri' ile ilgili olmalı.

Daha Fazla Pratik

Doğu Karadeniz'deki nehirlerin (örn. Çoruh) neden delta oluşturamadığı ile Sakarya Nehri'ni kıyaslayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 836Soru

Türkiye'de dağların kıyı çizgisine göre uzanış doğrultusu ve yükseltisi; bölge ekonomisinden iklim özelliklerine, ulaşımdan yerleşme dokusuna kadar geniş bir yelpazede belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle Doğu Karadeniz sıradağlarının (Kaçkar Dağları) kıyıya paralel uzanması ve kıyıdan itibaren aniden yükselmesi bölgede kendine has coğrafi sonuçlar doğurmuştur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Doğu Karadeniz'deki bu dağlık yapının doğrudan bir sonucu olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Limanların hinterlandının (art bölge) geniş olması ve kıyı boyunca büyük delta ovalarının oluşması

Cevap

Limanların hinterlandının geniş olması ve kıyı boyunca büyük delta ovalarının oluşması Doğu Karadeniz Dağları'nın kıyıya paralel ve yakın uzanmasının bir sonucu değildir.
Doğu Karadeniz'de Kaçkar Dağları gibi yüksek sıradağlar kıyıya paralel ve çok yakın uzandığı için limanların iç kesimlerle ulaşımı kısıtlıdır (dar hinterland). Ayrıca deniz aniden derinleştiği için akarsuların delta oluşturması zordur. Bu özellikler Ege gibi dağların dik uzandığı veya Orta Karadeniz gibi dağların alçak/geride olduğu bölgelere aittir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların uzanışının kıyı özelliklerine etkisini analiz etme
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel ve çok yakın (hemen kıyı gerisinde) yükselir.
Bu durum kıta sahanlığının (self alanı) son derece dar olmasına yol açar.
2
Liman ve hinterland ilişkisini değerlendirme
Dağlar ulaşımı engellediği için limanların art bölgesi (hinterland) dardır.
Hinterlandın geniş olması için dağların kıyıya dik uzanması veya kıyının gerisinde alçak olması gerekir (Orta Karadeniz - Samsun örneği gibi).
3
Yer şekli oluşumlarını kontrol etme
Kıyı derin olduğu için akarsuların getirdiği alüvyonlar birikip delta oluşturamaz; bunun yerine dalga aşındırmasıyla falezler oluşur.
Delta oluşumu için sığ deniz (geniş kıta sahanlığı) gereklidir.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanış Doğrultusunun Kıyı Şeridine Etkileri

İpuçları

1
Karadeniz limanlarından hangisinin (örneğin Samsun ve Trabzon) iç kesimlerle ulaşımının daha kolay olduğunu düşünün.
2
Bir kıyıda delta ovası oluşabilmesi için denizin sığ olması ve kıta sahanlığının geniş olması gerektiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki dağların uzanışının Marmara ve Ege kıyılarındaki etkilerini Doğu Karadeniz ile kıyaslayarak çalışın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 837Soru

Türkiye'de IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) yaşanan iklim soğumalarına bağlı olarak buzullaşma sınırı günümüzdeki seviyesinden daha aşağılara (yaklaşık 2200-2500 metrelere) inmiştir. Bu durum, ülkemizdeki pek çok yüksek dağda sirk çukuru, buzul vadisi ve hörgüç kaya gibi aşınım şekilleri ile moren yığınlarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Buna göre, coğrafi konum özellikleri ve yükseltileri dikkate alındığında aşağıdaki dağların hangisinde bu tür buzul şekillerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Yıldız Dağları, yükseltisinin Kuvaterner dönemindeki buzullaşma sınırının altında kalması nedeniyle üzerinde buzul şekli bulundurmaz.
Yıldız Dağları (Istrancalar), yaklaşık 1030 metrelik maksimum yükseltisi ile Türkiye'de dördüncü zamanda etkili olan buzullaşma sınırının (2200 m) altında kalmıştır. Bu nedenle sirk, buzul vadisi veya moren gibi şekillerin oluşması fiziksel olarak mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuvaterner buzullaşma sınırını hatırla.
Türkiye'de IV. Jeolojik Zaman'da buzullar en fazla 2200-2500 metreye kadar inebilmiştir.
Bir dağda buzul şekli görülebilmesi için o dağın bu sınırın üzerinde bir yükseltiye sahip olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükseltilerini karşılaştır.
Kaçkar, Erciyes, Cilo ve Bolkar dağları 3000 metrenin üzerindedir; ancak Yıldız Dağları yaklaşık 1030 metre yükseltiye sahiptir.
Yükselti, matematik konumun aksine yerel ölçekte buzullaşmayı belirleyen temel özel konum faktörüdür.
3
Buzul şekillerinin varlığını kontrol et.
Yıldız Dağları bu sınırın çok altında kaldığı için aşınım veya birikim şekli içermez.
Düşük yükseltili dağlar iklim soğumalarından etkilense de kalıcı kar sınırının altında kalmışlardır.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Yükselti ile İlişkisi

İpuçları

1
Bir dağda buzul izi aranırken ilk bakılması gereken özellik o dağın toplam yükseltisidir.

Daha Fazla Pratik

Uludağ'ın durumunu inceleyiniz; üzerinde buzul izleri bulunmasına rağmen günümüzde aktif buzul barındırmaz.
Tahmini Süre:50s
Soru 838Soru

Yeryüzü şekillerinin oluşumunda dış kuvvetlerin biriktirme faaliyetleri önemli bir yer tutar. Özellikle yüksek dağlık kütlelerin eteklerinde, eğimin azaldığı sahalarda akarsuların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle "dağ eteği ovaları" meydana gelir. Bu ovalar, birden fazla birikinti yelpazesinin zamanla birleşmesiyle (pediment) karakterize edilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu şekilde oluşmuş bir ovadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bursa Ovası

Cevap

Bursa Ovası, Uludağ'ın eteklerinde alüvyonların birikmesiyle oluşan bir dağ eteği ovasıdır.
Bursa Ovası, Marmara Bölgesi'nde Uludağ kütlesinin kuzey yamacı boyunca akarsuların taşıdığı malzemelerin birikmesi ve birikinti yelpazelerinin birleşmesiyle oluşmuş tipik bir dağ eteği ovasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ova oluşum tiplerini analiz etme
Dağ eteği ovalarının, dağ yamacından inen malzemelerin eğimin azaldığı yerde birikmesiyle oluştuğu belirlendi.
Soru kökünde tanımlanan oluşum sürecini anlamak için temel coğrafi bilgi gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşumlarına göre sınıflandırma
Dikili ve Bafra delta; Kestel karstik; Erbaa tektonik; Bursa ise dağ eteği ovası olarak sınıflandırıldı.
Türkiye'deki başlıca ovaların yerini ve oluşum tipini ayırt etmek doğru sonuca götürür.
3
Bursa Ovası'nın konumunu ve özelliğini doğrulama
Bursa Ovası'nın Uludağ'dan gelen akarsuların biriktirme faaliyetiyle (dağ eteği) oluştuğu teyit edildi.
Tanıma en uygun ve en belirgin örneği seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Dağ Eteği Ovaları (Piedmont)

İpuçları

1
Bu ova tipi, bir akarsuyun dağdan ovaya indiği noktada hızının kesilmesiyle oluşur.
2
Türkiye'nin en yüksek dağı olmayan ancak kayak merkeziyle ünlü dağına komşu olan ovayı düşünün.
3
Uludağ'ın eteklerinde yer alan ve şehrin adıyla anılan ovadır.

Daha Fazla Pratik

Dağ içi ovaları ile dağ eteği ovaları arasındaki farkı örneklerle (örneğin Iğdır vs Bursa) çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Oluşum tiplerine göre gruplandırma yaparak (Delta-Tektonik-Karstik) dışlama yöntemi uygulanabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 839Soru

Türkiye'nin fiziki coğrafya özellikleri incelendiğinde; Doğu Karadeniz Bölümü'nde kütle hareketlerinin (heyelan), İç Anadolu Bölgesi'nde ise toprak süpürülmesinin (erozyon) tarım alanları ve yerleşim birimleri üzerinde olumsuz etkileri olduğu görülmektedir. Bu iki doğa olayının oluşum mekanizmaları ve korunma yöntemleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelanı önlemede ağaçlandırma çalışmaları derin kütle hareketleri nedeniyle sınırlı bir etkiye sahipken, erozyonla mücadelede bitki örtüsünün korunması en temel savunma yöntemidir.

Cevap

Heyelanı önlemede ağaçlandırma sınırlı bir etkiye sahipken, erozyonla mücadelede bitki örtüsünün korunması en temel savunma yöntemidir.
Doğru cevap, heyelanın derin tabakalardaki kütlesel hareketini ve erozyonun yüzeysel süpürülme karakterini doğru ayırt eder. Ağaçlandırma, erozyonu önlemede başrol oynarken heyelanda drenaj ve jeolojik yapı daha belirleyicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum mekanizmalarını analiz edin.
Heyelan, anakaya üzerindeki toprağın bloklar halinde yer değiştirmesidir (kütle hareketi). Erozyon ise toprağın en üstteki verimli kısmının dış kuvvetlerle (rüzgar, su) yavaşça süpürülmesidir.
İki olay arasındaki derinlik ve hız farkını anlamak, çözüm yöntemlerinin neden farklılaştığını açıklar.
2
Bitki örtüsünün rolünü değerlendirin.
Ağaç kökleri yüzeydeki toprağı tutar ancak suya doyarak ağırlaşan ve killi tabaka üzerinde kayan büyük bir kütleyi (heyelan) durduramaz. Erozyonda ise bitki örtüsü, dış kuvvetlerin toprakla temasını doğrudan keser.
Öğrencilerin 'ağaçlandırma her şeyi çözer' yanılgısını biyofiziksel gerçeklerle düzeltmek.
3
Bölgesel ve teknik önlemleri eşleştirin.
Heyelan için drenaj kanalları ve istinat duvarları; erozyon için ağaçlandırma, nöbetleşe ekim ve teraslama önceliklidir.
Doğru coğrafi planlama için afete özgü yöntemlerin seçilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve heyelan arasındaki temel fark; heyelanın derin bir kütle hareketi, erozyonun ise yüzeysel bir süpürülme olmasıdır.

İpuçları

1
Heyelanın derin bir kütle hareketi, erozyonun ise yüzeydeki toprağın dış kuvvetlerle taşınması olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Heyelanı önlemek için kullanılan 'drenaj kanalları' ve 'istinat duvarları' gibi tekniklerin erozyonla mücadeledeki karşılığı olan 'teraslama' ve 'nöbetleşe ekim' kavramlarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 840Soru

Türkiye'nin yer şekilleri içerisinde önemli bir paya sahip olan karstik topoğrafyanın oluşum süreçleri, litojik özellikleri ve coğrafi dağılışı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik mağara sistemleri içerisinde yer alan sarkıt, dikit ve sütunlar; yer altı sularındaki minerallerin çökelmesiyle meydana gelen birikim şekilleridir.

Cevap

Karstik mağara sistemleri içerisinde yer alan sarkıt, dikit ve sütunlar, sudaki minerallerin çökelmesiyle oluşan birikim şekilleridir.
Mağara tavanlarından sızan suların içindeki kalsiyum karbonatın damlayarak yukarıdan aşağıya birikmesiyle sarkıtlar, tabanda birikmesiyle dikitler ve bunların birleşmesiyle sütunlar oluşur. Bu süreç bir 'birikim' (çökelme) sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik şekilleri aşınım ve birikim olarak sınıflandırın.
Aşınım: Lapya, Dolin, Uvala, Polye, Obruk, Düden, Mağara. Birikim: Sarkıt, Dikit, Sütun, Traverten.
Soruda doğru bilgi istendiği için şekillerin oluşum kökenini bilmek gerekir.
2
Litolojik (kayaç) özelliklerini ve dağılışını değerlendirin.
Kalker (Akdeniz), Jips (Sivas/Erzincan/Çankırı) ve Kaya Tuzu (Çankırı) bölgelerinde karstlaşma görülür.
Karstik şekillerin sadece Akdeniz'e özgü olmadığını doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki kavramları ve ifadeleri eşleştirin.
Mağara içindeki çökelme şekillerinin birikim şekli olduğu bilgisi bilimsel olarak doğrudur.
Yanlış eşleştirmeleri (polye-birikim, lapya-en büyük gibi) eleyerek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Karstik Şekillerin Sınıflandırılması ve Dağılışı

İpuçları

1
Karstik şekilleri 'aşınım' (erime) ve 'birikim' (çökelme) olarak iki ana gruba ayırarak seçenekleri inceleyin.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım şekillerinin küçükten büyüğe doğru sıralamasını (Lapya-Dolin-Uvala-Polye) çalışarak hiyerarşik sorulara hazırlanın.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 42 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 42 | Examkin