Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 401Soru

Atatürk'ün çağdaşlaşma vizyonunda devlet düzeninin ve toplumsal yaşamın temel dayanağı, değişmez kalıplar yerine dinamik bir yapıya sahip olan akıl ve bilimdir. Bu doğrultuda benimsenen laiklik ilkesi, devlet işlerinin dinsel referanslar yerine rasyonel kurallarla yürütülmesini ve vicdan özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedefler.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu hedef doğrultusunda gerçekleştirilen ve din ile devlet işlerinin yönetimsel (kurumsal) olarak ayrılmasını sağlayan temel inkılaplardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması

Cevap

Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması
Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, devlet bünyesindeki din ve vakıf işlerini yürüten ve kararları dinsel referanslara dayandıran vekaletin (bakanlığın) feshidir. Bu düzenleme, 3 Mart 1924'te Halifeliğin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile aynı gün gerçekleştirilmiş olup, devlet yönetimini akılcı ve laik bir yapıya kavuşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Soru kökünde laiklik ilkesinin 'akıl, bilim' ve 'din ile devlet işlerinin ayrılması' yönlerine vurgu yapıldığı belirlendi.
Laikleşme sürecindeki kurumsal adımları doğru teşhis etmek için temel tanımı anlamak gerekir.
2
Seçeneklerin kurumsal etkilerinin değerlendirilmesi
Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılmasıyla (3 Mart 1924), kabinede bulunan din işleri bakanlığının yerini Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aldığı saptandı.
Bu adım, dinin siyasetten ve devlet yönetiminden ayrılmasını sağlayan en kritik kurumsal inkılaptır.
3
Yanlış seçeneklerin elenmesi
Kabotaj (Milliyetçilik), Aşar (Halkçılık) ve Sanayi Planı (Devletçilik) seçenekleri laikleşme süreciyle doğrudan ilgili olmadıkları için elendi.
Her bir inkılabın öncelikle hangi ilke ile ilişkili olduğunu bilmek hata yapmayı önler.

Anahtar Kavram

Laiklik İlkesinin Kurumsal Uygulamaları

İpuçları

1
Laiklik sadece inanç özgürlüğü değil, aynı zamanda devlet kurumlarının rasyonel (akılcı) bir yapıya kavuşmasıdır.
2
3 Mart 1924 tarihinde laikleşme adına üç büyük adım atılmıştır: Halifelik, Tevhid-i Tedrisat ve dini bir vekaletin kaldırılması.
3
Seçeneklerdeki 'Vekâlet' kelimesi eski dilde 'Bakanlık' anlamına gelir; dini bir bakanlığın kabineden çıkarılması doğrudan laiklikle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun laik eğitim sistemi üzerindeki etkilerini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 402Soru

33 Mart 19241924 tarihinde gerçekleştirilen devrim dalgasında; Halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü ve Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin lağvedilmesi gibi köklü adımlar atılmıştır. Bu düzenlemelerin bir bütün olarak Türk devlet yapısında gerçekleştirdiği temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kaynağının dinsel meşruiyetten arındırılarak akıl ve bilim rehberliğinde ulusal iradeye dayandırılması

Cevap

Egemenliğin kaynağının dinsel meşruiyetten arındırılarak akıl ve bilim rehberliğinde ulusal iradeye dayandırılması
Doğru yanıt olan egemenliğin dinsel meşruiyetten arındırılması ifadesi, 3 Mart 1924 reformlarının bütüncül etkisini açıklar. Halifeliğin kaldırılması siyasi meşruiyeti, Tevhid-i Tedrisat eğitimin dayanağını, Şer’iyye Vekâleti'nin kaldırılması ise hukuk sisteminin kaynağını dinsel otoriteden alıp akıl, bilim ve milli iradeye devretmiştir. Bu, teokratik bir imparatorluktan laik bir cumhuriyete geçişin en keskin virajıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Reformların kapsamını analiz et.
Halifelik (Siyaset), Tevhid-i Tedrisat (Eğitim) ve Şer’iyye Vekâleti (Hukuk/İdare) alanlarında değişim yapılmıştır.
3 Mart 1924 reformları tek bir alanı değil, devletin tüm sacayaklarını etkileyen bir pakettir.
2
Laiklik ilkesinin özünü hatırla.
Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, devletin meşruiyetini dinsel dogmalar yerine akıl ve bilime dayandırmasıdır.
Çağdaş devlet yapısında egemenlik, ilahi bir güce değil millete aittir.
3
Seçenekleri karşılaştır.
Ulusal irade, akıl ve bilim vurgusu yapan seçenek, tüm bu reformların ortak ve temel amacını en kapsamlı şekilde açıklar.
Diğer seçenekler ya farklı ilkelerle (Milliyetçilik, Halkçılık) ilgilidir ya da reformların ikincil sonuçlarıdır.

Anahtar Kavram

Laiklik: Egemenliğin ve Hukukun Dünyevileşmesi

İpuçları

1
3 Mart 1924 yasalarının sadece dinle değil, devletin 'yönetilme biçimi' ve 'karar alma mekanizması' ile ilgisini düşünün.
2
Bu yasalarla artık devlet kararları 'şeriat hükümlerine' göre değil, meclisin iradesi ve bilimsel veriler ışığında alınmaya başlanmıştır.
3
Egemenliğin gökyüzünden yeryüzüne (millete) indirilmesi süreci laikliğin siyasi sonucudur.

Daha Fazla Pratik

1928 yılında Anayasa'dan 'Devletin dini İslam'dır' ibaresinin çıkarılmasının bu süreçteki tamamlayıcı rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 403Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde İnkılapçılık; sadece eski kurumları yıkıp yerlerine yenilerini koymakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yapılan bu yeniliklerin zamanla dogma haline gelmesini engelleyen ve sistemin sürekli gelişimini sağlayan bir 'itici güç' görevi görür. Bu yönüyle İnkılapçılık, diğer ilkelerin de çağın gerisinde kalmasını önleyen dinamik bir mekanizmadır.

Buna göre İnkılapçılık ilkesinin Türk İnkılabı'na kazandırdığı temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Değişen dünya koşullarına ve toplumun ihtiyaçlarına göre sistemin sürekli bir dinamizm ve çağdaşlık kazanması

Cevap

Değişen dünya koşullarına ve toplumun ihtiyaçlarına göre sistemin sürekli bir dinamizm ve çağdaşlık kazanması
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine canlılık veren temel unsurdur. Statükoya (durağanlığa) ve dogmalara karşı durarak, toplumun ihtiyaçları ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda kurumların ve düşüncelerin sürekli yenilenmesini sağlar. Bu durum Türk İnkılabı'nın yaşayan bir organizma gibi sürekli bir dinamizm içinde olmasını mümkün kılar.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapçılık kavramının kapsamını belirle.
İnkılapçılık, sadece statik bir yenilik listesi değil, sürekli bir gelişim metodolojisidir.
Soruda vurgulanan 'itici güç' ve 'dinamik mekanizma' ifadeleri sürekliliğe işaret eder.
2
İnkılap ve Islahat ayrımını yap.
Islahat (A ve E seçenekleri) sistemi onarmaya çalışırken, İnkılapçılık sistemi modern temellerde yeniden kurar ve sürekli ileri taşır.
Atatürkçü düşüncede inkılap, durağanlığın (statüko) reddedilmesidir.
3
Dinamizm sonucuna ulaş.
Doğru seçenek olan dinamizm ve çağdaşlık kazanılması, ilkenin özünü oluşturur.
İnkılapçılık, akıl ve bilimin değişen verileri ışığında toplumun sürekli kendini güncellemesini sağlar.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Dinamizm ve Sürekli Yenilenme Karakteri

İpuçları

1
İnkılapçılık ilkesinin 'dinamizm', 'sürekli yenilenme' ve 'çağdaşlaşma' anahtar kelimelerine odaklanın.
2
Bu ilke, Atatürkçü düşüncenin zamanla eskiyip işlevini yitirmesini önleyen bir 'mekanizma' olarak düşünülmelidir.
3
Seçeneklerde 'sürekli ilerleme' ve 'çağın şartlarına uyum' vurgusu yapan ifadeyi arayın; bu ifade durağanlığın tam zıttıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu kavramı daha iyi pekiştirmek için 'İnkılapçılık' ile 'Batıcılık' arasındaki farkları ve İnkılapçılığın diğer ilkelerle olan bütünleyici ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 404Soru

Yeni Türk Devleti’nde hukuk sisteminin çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırılması amacıyla Avrupa devletlerinin yürürlükteki kanunları, Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre uyarlanarak 'resepsiyon' (iktibas) yoluyla alınmıştır.

Bu doğrultuda yapılan aşağıdaki kanun ve kaynak ülke eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk Muhakemeleri Kanunu — Fransa

Cevap

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Fransa'dan alındığını belirten ifade yanlıştır; bu kanun İsviçre'den örnek alınmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1927 yılında İsviçre'nin Neuchâtel kantonu yasaları esas alınarak hazırlanmıştır. Fransa'dan ise daha çok 'İdare Hukuku' alanında prensipler ve kurumlar (örneğin Danıştay) örnek alınmıştır. Dolayısıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Fransa eşleşmesi tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Resepsiyon (iktibas) kavramını tanımla.
Avrupa hukuk sistemlerinden kanunların alınarak yerlileştirilmesi sürecidir.
Sorunun tarihsel arka planını anlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki kanunların kaynak ülkelerini kontrol et.
Medeni, Borçlar ve Hukuk Muhakemeleri Kanunları İsviçre'den; Ceza Kanunu İtalya'dan; Ceza Muhakemeleri ve Deniz Ticareti Kanunları Almanya'dan alınmıştır.
Yanlış eşleştirmeyi tespit etmek için teknik bilgi gereklidir.
3
Fransa'dan alınan hukuk dalını belirle.
Fransa'dan doğrudan alınan temel alan 'İdare Hukuku'dur.
Hukuk Muhakemeleri ile İdare Hukuku arasındaki kaynak ülke farkını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukuk sisteminin modernleşme sürecinde kullanılan kaynak ülkeler ve kanunlar.

İpuçları

1
İsviçre'den sadece Medeni Kanun alınmamıştır; aile, borç ve usul hukukunda da bu ülkeden faydalanılmıştır.
2
Fransa'nın Türk hukuk sistemi üzerindeki en büyük etkisi özel hukuktan ziyade 'İdare Hukuku' ve devlet kurumları üzerindedir.
3
Hukuk Muhakemeleri (yargılama usulü) ile Medeni Kanun'un kaynak ülkesi aynıdır.

Daha Fazla Pratik

İsviçre Medeni Kanunu'nun tercih edilme nedenleri (demokratik, pratik, kadın-erkek eşitliği) üzerine bir analiz sorusu çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kanunları ülkelerle gruplayarak ezberlemek hata payını düşürür: İsviçre (Medeni, Borçlar, İcra-İflas, Hukuk Muhakemeleri), Almanya (Ticaret, Deniz Ticareti, Ceza Muhakemeleri), İtalya (Ceza), Fransa (İdare).
Tahmini Süre:50s
Soru 405Soru

Osmanlı Devleti'nde Müslümanlar için Şer'i mahkemeler, gayrimüslim azınlıklar için cemaat mahkemeleri ve yabancı devlet vatandaşları için konsolosluk mahkemeleri gibi farklı yargı mercilerinin bulunması, hukuk birliğinin yoksunluğunu ve toplumsal eşitsizliği simgeliyordu.

Bu çoklu hukuk sistemine son verilerek, tüm vatandaşların din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin aynı kurallara tabi tutulması ve modern anlamda "hukuk birliğinin" sağlanması aşağıdaki gelişmelerden hangisiyle en etkili şekilde gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19261926 yılında Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi, Osmanlı'dan kalan çok hukuklu yapıyı sona erdiren ve vatandaşlar arasında hukuk birliğini sağlayan en temel inkılaptır.
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile Osmanlı döneminde uygulanan dini hukuk (Mecelle) ve farklı inanç gruplarına tanınan ayrıcalıklar sona ermiştir. Bu sayede tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, aile, miras ve eşya hukuku gibi konularda tek bir modern kanuna tabi olmuş, böylece hukukta birlik ve laikleşme tam anlamıyla sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel kavramı analiz edin.
"Hukuk Birliği" kavramı, bir ülkedeki tüm vatandaşların aynı mahkeme ve kanun sistemine bağlı olması demektir.
Osmanlı'daki çok hukuklu yapının (Şer'i, Cemaat, Konsolosluk) ne ile son bulduğunu bulmamız gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların amacını değerlendirin.
Medeni Kanun (19261926), dini temelli olan Mecelle'yi yürürlükten kaldırmış ve azınlıkların kendi mahkemelerini kullanma hakkını da (Lozan'daki haklarından feragat etmeleriyle) sona erdirmiştir.
Toplumsal ve ailevi ilişkilerde birliği sağlayan tek kanun Medeni Kanun'dur.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Modernleşme

İpuçları

1
Osmanlı'da farklı grupların farklı kanunlara tabi olması 'hukukta ikilik' yaratıyordu.
2
Bu ikiliğe son veren kanun, aile hayatını düzenleyen ve İsviçre'den örnek alınan düzenlemedir.
3
19261926 yılında Mecelle'nin yerine kabul edilen ve kadın-erkek eşitliğini hedefleyen kanunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türk Medeni Kanunu'nun sadece hukuk birliği değil, aynı zamanda Lozan Barış Antlaşması'ndaki azınlık haklarıyla ilgisini de inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 406Soru

Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin kaynağını millete dayandırmanın (temsiliyet) ötesinde, bu egemenliğin kullanımının kurumsallaşması ve yürütme erkinin demokratik denetim mekanizmalarıyla uyumlu hâle getirilmesini (işleyiş) de kapsar. Türk İnkılap Tarihi'nde bazı adımlar, doğrudan 'halk iradesinin meclise yansıması' ile ilgiliyken; bazı adımlar ise bu iradenin 'hükümet etme biçimine' dönüşme kalitesini artırmaya yöneliktir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyetçilik ilkesinin 'temsiliyetin tesisi' özelliğinden ziyade, 'yürütme erkinin demokratik işleyişini ve hükümet istikrarını sağlama' fonksiyonunu doğrudan destekleyen bir gelişmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabine sistemine geçilerek başbakanlık makamının ve hükümet kurma usulünün netleştirilmesi

Cevap

Kabine sistemine geçilerek başbakanlık makamının ve hükümet kurma usulünün netleştirilmesi
Kabine sistemine geçiş, yürütme organının (hükümetin) nasıl kurulacağını, başbakanın görevlerini ve meclis denetimini netleştirerek hükümet istikrarını sağlamıştır. Bu, cumhuriyetin sadece bir isim değil, demokratik bir yönetim mekanizması olarak işlev görmesini sağlayan kurumsal bir adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel ayrımı analiz et
Sorunun 'temsiliyet' (kimin yönettiği) ile 'işleyiş' (nasıl yönetildiği) arasındaki farkı sorduğunu tespit et.
Üst düzey sorularda kavramların sadece tanımı değil, uygulama alanları arasındaki nüanslar sorulur.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel amaçlarını sınıflandır
Saltanat, Meclis, Anayasa ve Kadın Hakları; egemenliğin kaynağını halka veren veya temsili genişleten unsurlardır.
Cumhuriyetçilik ilkesinin en geniş kapsamı temsiliyet ve egemenlik kaynağıdır.
3
Yürütme organının yapısını değiştiren düzenlemeyi bul
Kabine sistemi, hükümet bunalımını çözen ve yürütmeyi demokratik denetime alan yapısal bir reformdur.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Meclis Hükümeti sisteminden Kabine sistemine geçilmesi, cumhuriyetin bir rejimden işleyen bir hükümet sistemine dönüşmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçiliğin İşlevsel Boyutu ve Kabine Sistemi

İpuçları

1
Cumhuriyetçilik sadece halkın oy kullanması değildir; aynı zamanda seçilenlerin nasıl hükümet kuracağı ve denetleneceğidir.
2
Ekim 19231923 tarihinde yaşanan 'hükümet bunalımı' yürütme organının işleyişindeki bir sorundu. Bu sorunu çözen adımı düşünün.
3
Meclis Hükümeti sisteminde her bakan meclis tarafından tek tek seçilirken, Kabine sisteminde başbakan bakanlarını kendisi seçer. Bu fark hükümet istikrarını nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Tek dereceli seçim sistemine geçilmesinin (1946) Cumhuriyetçilik ilkesindeki temsiliyet kalitesine etkisini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Cumhuriyetçiliği 'Demokrasinin kurumsallaşması' (Seçimler, TBMM) ve 'Demokrasinin işleyişi' (Kabine sistemi, Denetim) olarak ikiye ayırarak analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 407Soru

Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratik bir nitelik kazanabilmesi için halk iradesinin herhangi bir aracı kurum veya kişi olmadan, doğrudan sandığa yansıması esastır. Türk siyasi hayatında halkın, temsilcilerini belirleyecek olan kişileri seçmesi yerine, doğrudan milletvekili adaylarına oy verebildiği sisteme geçilmesi bu ilkenin gelişiminde kritik bir aşamadır.

Buna göre, Türk demokrasi tarihinde Cumhuriyetçilik ilkesini 'doğrudan temsil' prensibiyle pekiştiren gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçimlerin tek dereceli usulde yapılmaya başlanması

Cevap

Seçimlerin tek dereceli usulde yapılmaya başlanması
Seçimlerin tek dereceli usulde yapılması, vatandaşın iradesini hiçbir aracı (müntehib-i sâni) olmadan doğrudan sandığa ve oradan meclise yansıtmasıdır. Bu durum Cumhuriyetçilik ilkesinin hedeflediği 'milli iradenin tam ve doğrudan tecellisi' idealine en uygun uygulamadır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki 'doğrudan temsil' ve 'aracı olmadan iradenin yansıması' kavramlarını analiz edin.
Bu kavramlar, seçmenin doğrudan meclise gidecek vekile oy vermesi gerektiğini işaret eder.
Çift dereceli seçimde halk önce bir 'seçmen grubunu' seçer, o grup vekilleri seçer; bu ise dolaylı bir temsil oluşturur.
2
Türk siyasi tarihindeki seçim usulü değişikliklerini değerlendirin.
19461946 yılında çift dereceli seçimden tek dereceli seçime geçilmiştir.
Bu geçiş, Cumhuriyetçilik ilkesinin demokrasiyle daha güçlü bir şekilde bütünleşmesini ve halkın iradesinin meclise saf bir şekilde tecelli etmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesinin seçim sistemleri üzerinden demokratikleşme süreci

İpuçları

1
Cumhuriyet rejiminde halkın iradesinin 'aracısız' meclise yansıması, seçimlerin kaç aşamada yapıldığıyla ilgilidir.
2
Çift dereceli seçimde halk bir seçmen grubunu seçer, tek dereceli seçimde ise doğrudan temsilciyi seçer. Hangisi daha demokratiktir?
3
19461946 yılında yapılan ve halkın doğrudan vekillere oy vermesini sağlayan sistem değişikliğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Çift dereceli seçimden tek dereceli seçime geçişin Türk siyasi hayatındaki sonuçlarını ve hangi partiler döneminde gündeme geldiğini incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'müntehib-i sâni' (ikinci seçmen) engelinin kaldırılmasına odaklanarak seçeneklerde seçim usulüyle ilgili olanı işaretleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 408Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nde 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen bir kanunla Halifelik makamı kaldırılmıştır. Bu gelişme ile devletin laikleşme süreci büyük bir hız kazanırken, aynı zamanda milli egemenliğin tam olarak yerleşmesi sağlanmıştır.

Buna göre, Halifeliğin kaldırılmasının özellikle 'din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması' yönü dikkate alındığında, aşağıdaki ilkelerden hangisiyle birincil derecede ilgili olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laiklik

Cevap

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını temel alan Laiklik ilkesi
Doğru cevap olan ifade, devlet yönetimindeki dini otoritenin kaldırılmasını ve siyasetin tamamen akılcı/hukuki bir temele oturtulmasını sağlayan Laiklik ilkesini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılap hareketini analiz et
3 Mart 1924'te Halifeliğin kaldırılması, teokratik (dini) yönetimin siyasi etkisine son vermiştir.
Soruda istenen 'birincil' ilişkiyi kurmak için inkılabın temel amacını anlamak gerekir.
2
Anahtar kavramı ilke ile eşleştir
'Din ve devlet işlerinin ayrılması' ifadesi doğrudan Laiklik ilkesinin tanımıdır.
Atatürk ilkeleri arasında inanç ve siyaset ayrımını temsil eden kavram budur.

Anahtar Kavram

Halifeliğin kaldırılması, hem Cumhuriyetçilik hem de Laiklik ile ilgili olsa da, din ve devlet işlerinin ayrılması bakımından öncelikle Laiklik ilkesi kapsamında değerlendirilir.

İpuçları

1
Soruda tırnak içinde verilen 'din ve devlet işlerinin ayrılması' ifadesinin hangi ilkenin sözlük tanımı olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

3 Mart 1924'te kabul edilen diğer kanunların (Şer'iye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması vb.) hangi ortak amaca hizmet ettiğini inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 409Soru

Atatürk’ün laiklik ilkesi; devlet düzeninin, hukuk kurallarının ve eğitim sisteminin dinsel referanslar yerine çağdaş akıl ve bilim esaslarına dayandırılmasını öngörür. Bu süreçte 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen yasalar, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır.

Buna göre, söz konusu tarihte gerçekleştirilen aşağıdaki düzenlemelerden hangisinin temel amacı, doğrudan "din işlerinin hükümet işlerinden ve siyasetten ayrılarak inançların siyasi çıkar aracı olmasını engellemek" olarak tanımlanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması

Cevap

Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti, Osmanlı'dan devralınan ve din işleri ile vakıfları yöneten bir bakanlıktı. Bu vekaletin kaldırılmasıyla, din işleri kabineden yani siyasi karar mekanizmasından çıkarılmış; yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kurularak din işleri siyaset üstü bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu durum, laikliğin en temel gereği olan din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını (yönetimsel düzeyde) doğrudan sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Laiklik; din ve devlet işlerinin ayrılması, akıl ve bilimin esas alınmasıdır.
Sorunun odaklandığı laiklik ilkesinin kapsamını belirlemek gerekir.
2
Tarihsel Filtreleme
33 Mart 19241924 yasaları incelenmelidir.
Soruda verilen spesifik tarihteki düzenlemeler arasından seçim yapılmalıdır.
3
İşlevsel Eşleştirme
Şer’iyye (Din işleri) ve Evkaf (Vakıf işleri) Vekâleti bir bakanlıktır.
Bakanlık düzeyindeki bu yapının kaldırılması, din işlerini hükümet (yürütme) mekanizmasının dışına çıkarır.

Anahtar Kavram

Hükümet ve Din İşlerinin Ayrılması

İpuçları

1
Din işlerinin yürütme organı olan bakanlıklar içinden çıkarılmasına odaklanın.
2
"Şer’iyye" kelimesi dinsel hükümleri, "Vekâlet" kelimesi ise bakanlığı temsil eder.
3
33 Mart 19241924 yasaları içinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurulmasına zemin hazırlayan değişikliği hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Laiklik ilkesinin anayasaya girmesi ve Medeni Kanun gibi hukuki reformlarla pekişmesini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 410Soru

Atatürk Dönemi’nde ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla yürütülen faaliyetlerde "Milliyetçilik" ve "Devletçilik" ilkeleri birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülmüştür. Ancak bu iki ilkenin uygulama alanları ve hedefleri arasında belirgin nüanslar bulunmaktadır. Özellikle 19231923-19291929 dönemindeki "milli ekonomi" inşası ile 19301930 sonrası "devletçi sanayileşme" hamleleri arasındaki ayrım, dönemin iktisadi mantığını anlamak için temel teşkil eder. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan "Devletçilik" ilkesinin bir yansıması olmayıp, ekonomik bağımsızlığı ve millileştirmeyi esas alan "Milliyetçilik" ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında gemi işletme ve limanlar arası yük/yolcu taşıma hakkının yalnızca Türk vatandaşlarına tanınması

Cevap

Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında gemi işletme hakkının Türk vatandaşlarına tanınması, ekonomik bağımsızlığı ve milli egemenliği hedeflediği için Milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.
Kabotaj Kanunu, Türk karasularında ticaret yapma hakkını yabancıların elinden alarak Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere vermiştir. Bu durum doğrudan 'milli egemenlik' ve 'ekonomik bağımsızlık' ile ilgili olduğundan öncelikle Milliyetçilik ilkesiyle açıklanır. Devletçilik ise devletin sermaye sahibi olarak bizzat fabrika kurması veya banka açması gibi üretim süreçlerine dahil olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin ekonomik karşılıklarını tanımla.
Devletçilik; devletin bizzat yatırım yapması, fabrika kurması ve işletmecilik yapmasıdır. Milliyetçilik (ekonomide); yabancı imtiyazların kaldırılması, millileştirme ve ekonomik bağımsızlığın sağlanmasıdır.
Soru, iki ilke arasındaki kavramsal ayrımı test etmektedir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların mahiyetini analiz et.
Sanayi Planı, Sümerbank, Etibank ve fabrika kurulumları 'devletin yatırımcı' kimliğini; Kabotaj Kanunu ise 'milli hakların korunması' kimliğini yansıtır.
Hangi eylemin üretim/işletme, hangisinin hukuk/bağımsızlık odaklı olduğunu belirlemek gerekir.
3
Doğru eşleştirmeyi doğrula.
Kabotaj Kanunu (11 Temmuz 19261926), denizlerimizde yabancı tekelini kırıp hakları Türklere verdiği için 'millileştirme' (Milliyetçilik) örneğidir.
Denizlerdeki bu düzenleme bir işletme yatırımı değil, egemenlik düzenlemesidir.

Anahtar Kavram

İktisadi Milliyetçilik vs. Devletçilik Ayrımı

İpuçları

1
Devletin bizzat 'işletmeci' olduğu durumlar ile 'hak sahibi' belirlediği durumları birbirinden ayırın.

Daha Fazla Pratik

Demiryollarının satın alınması (millileştirme) eyleminin hangi ilkeyle daha güçlü bağlandığını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 411Soru

Yeni Türk Devleti’nde, Osmanlı Devleti’nden devralınan ve yerli üretimi kısıtlayan yabancı imtiyazlarının (kapitülasyonların) ekonomik etkilerini silmek, tam bağımsız bir ekonominin inşası için temel şart kabul edilmiştir. Bu bağlamda, ekonomik hayatın yabancı kontrolünden kurtarılmasına yönelik pek çok adım atılmıştır.

Aşağıdaki gelişmelerden hangisinin, doğrudan ticari ve iktisadi hayatın "yabancıların elinden alınarak millileştirilmesi" (nasyonalizasyon) amacı taşıdığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşar vergisinin kaldırılarak çiftçinin üzerindeki vergi yükünün azaltılması

Cevap

Aşar vergisinin kaldırılması, tarımsal üretimi desteklemeye ve köylünün refahını artırmaya yönelik bir halkçılık reformudur; doğrudan yabancıların elindeki bir imtiyazın veya kurumun millileştirilmesi kapsamında değildir.
Doğru cevap olan uygulama, köylünün üzerindeki ağır yükü kaldırarak tarımsal üretimi teşvik etmeyi amaçlayan bir vergi reformudur. Diğer seçeneklerdeki düzenlemeler ise doğrudan yabancıların (Fransız, İngiliz vb.) elindeki liman, demiryolu, deniz ticareti veya tütün tekeli gibi imtiyazlı alanların Türk devletine veya vatandaşlarına geçmesini sağlayarak 'milli ekonomi' inşasına hizmet etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kavramı analiz edin.
Soruda 'millileştirme' (yabancı kontrolündeki unsurların yerli/milli kontrolüne geçmesi) üzerinde durulmaktadır.
Sorunun odak noktasını belirlemek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hedeflerini karşılaştırın.
Kabotaj, demiryollarının satın alınması ve Reji İdaresi'nin devri yabancı sermaye ve imtiyazları hedef alırken; Aşar vergisi doğrudan devlet ile kendi vatandaşı (köylü) arasındaki vergi ilişkisini düzenler.
Reformların kime ve neye yönelik yapıldığını ayırt etmek gerekir.
3
Aşar vergisinin niteliğini değerlendirin.
Aşar, dini kökenli bir vergidir ve yabancı bir şirkete değil, Osmanlı'dan kalan bir sistem olarak devlete aittir. Kaldırılması 'Halkçılık' ilkesiyle ve üretim teşvikiyle ilgilidir.
Hatalı eşleştirmeyi bulmak için kavramların içsel mantığını anlamak şarttır.

Anahtar Kavram

Ekonomik Millileştirme vs. Sosyal Reform

İpuçları

1
Soruda sizden yabancıların kontrolünden kurtulmaya yönelik 'olmayan' adımı bulmanız isteniyor.
2
Bir adımın millileştirme sayılması için, o alanın daha önce yabancı kişi veya şirketlerin tekelinde olması gerekir.
3
Köylüden alınan ürün vergisinin kaldırılmasının hedefi yabancı bir sermayeyi saf dışı bırakmak mıdır, yoksa halkın refahını artırmak mı?

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan 'Misak-ı İktisadi' kararlarını inceleyerek millileştirme adımlarının temelini öğrenebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 412Soru

19211921 yılında kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun ilk metninde devletin rejiminin ne olduğu, devlet başkanlığının nasıl yürütüleceği ve resmi dilinin ne olduğu gibi temel bilgilere yer verilmemiştir. Bu unsurlar anayasa metnine ancak 2929 Ekim 19231923 tarihinde yapılan değişiklikle eklenmiştir. 19211921 Anayasası'nın ilk halinde bu maddelerin bilinçli olarak boş bırakılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele'nin devam ettiği olağanüstü koşullarda, farklı siyasi görüşteki gruplar arasında rejim tartışması çıkmasını önleyerek birliği korumak

Cevap

Milli Mücadele döneminin önceliği olan birlik ve beraberliği korumak amacıyla rejim tartışmalarından kaçınılmıştır.
Doğru seçenek, Milli Mücadele'nin en hassas döneminde meclis içindeki farklı ideolojik grupların (padişahçılar, halifeciler ve cumhuriyetçiler) ortak hedef olan bağımsızlık etrafında kenetlenmesini sağlamak için rejim tartışmalarının bilinçli olarak sonraya bırakıldığını belirtmektedir. Bu durum, anayasadaki 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' maddesinin doğal bir sonucu olan cumhuriyetin, ilan edilene kadar adının konulmamasını açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
19211921 Anayasası'nın hazırlandığı dönemin (Milli Mücadele yılları) siyasi ve askeri şartlarını analiz etmek.
11. İnönü Savaşı sonrası kazanılan askeri başarıyla birlikte TBMM'nin kurucu meclis niteliği kazandığı görülür.
Anayasanın neden eksik veya kısa hazırlandığını anlamak için dönemin 'olağanüstü' niteliğini kavramak gerekir.
2
Anayasadaki 'rejim' ve 'başkanlık' boşluklarının siyasi sonuçlarını değerlendirmek.
Bu konuların netleşmesi saltanat ve halifelik yanlıları ile cumhuriyetçiler arasında erkenden bir çatışmaya yol açabilirdi.
Milli Mücadele'de başarıya ulaşmak için ordu ve meclis içindeki her türlü görüşten insanın ortak bir amaçta (bağımsızlık) birleşmesi şarttır.
3
19231923 değişikliği ile karşılaştırma yapmak.
Cumhuriyetin ilanı ile 'Hükümet Bunalımı' çözülmüş, devletin adı ve başkanı resmen belirlenmiştir.
Savaş bittikten ve bağımsızlık tescillendikten sonra rejim tartışmalarının sonuçlandırılması siyasi bir stratejidir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Siyasi Strateji

İpuçları

1
19211921 yılında Milli Mücadele henüz kazanılmamıştı ve meclis içinde çok farklı fikirler vardı.
2
Mustafa Kemal Atatürk'ün inkılapları gerçekleştirirken uyguladığı 'zamanlama' ve 'kademeli geçiş' taktiğini hatırlayın.
3
Eğer 19211921'de 'Cumhuriyet' ilan edilseydi, padişah yanlısı komutanlar ve milletvekilleri Milli Mücadele'den desteğini çekebilirdi.

Daha Fazla Pratik

19231923 anayasa değişikliğinin 'Hükümet Bunalımı' (Ekim Bunalımı) ile olan ilişkisini incelemek bu konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik olarak takip edin: 19211921 (Savaş devam ediyor - Birlik şart) -> 19221922 (Saltanat kalkıyor) -> 19231923 (Savaş bitti, bağımsızlık geldi - Rejim belirlendi). Boşluğun nedeni ilk aşamadaki zorunluluktur.
Tahmini Süre:50s
Soru 413Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesi, Türk İnkılap Tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Bu madde, Kurtuluş Savaşı'nın hem yöntemini hem de nihai amacını ortaya koymaktadır.

Buna göre, söz konusu maddede geçen hangi ifade bu gelişmenin doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilişkilendirilmesini sağlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletin kararı ifadesiyle yönetimin kaynağının halk olduğunun vurgulanması

Cevap

Milletin kararı ifadesiyle yönetimin kaynağının halk olduğunun vurgulanması
Cumhuriyetçilik ilkesinin özü, devlet yönetiminde son sözün halka ait olmasıdır. Amasya Genelgesi'nde geçen 'milletin kararı' ifadesi, monarşiden veya saltanattan kopuşun ilk işaretidir ve yönetimin kaynağının millete devredileceğini simgeler. Bu nedenle bu ifade doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesi ile ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metin analizi yapılması
"Milletin kararı" ibaresinin tespit edilmesi.
Bu ifade, gelecekte kurulacak yönetimin meşruiyet kaynağını işaret eder.
2
Kavram eşleştirmesi yapılması
"Milletin Kararı" = "Milli Egemenlik" bağı kurulması.
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel dayanağı milli egemenliktir.
3
İlke ile ilişkilendirme
Halkın kendi kaderini tayin etmesi (karar vermesi) Cumhuriyetçilik ile sonuçlanır.
Yönetme yetkisinin şahıstan veya zümreden alınıp halka verilmesi cumhuriyetin özüdür.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Cumhuriyetçilik İlişkisi

İpuçları

1
Cümlede geçen 'karar' kelimesinin yönetimde kime yetki verdiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Amasya Genelgesi'nin hangi maddesinin Kurtuluş Savaşı'nın 'gerekçesi' olduğunu tekrar inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 414Soru

Atatürk'ün devletçilik anlayışı; özel mülkiyeti ve ferdi teşebbüsü reddeden dogmatik sistemlerden farklı olarak, Türkiye'nin o dönemdeki iktisadi şartları ve milli kalkınma hedefleri doğrultusunda şekillenmiş özgün bir modeldir. Bu bilgilere dayanarak, Türkiye'de uygulanan devletçilik ilkesinin temel karakteri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireysel girişimi esas almakla birlikte, memleketin yüksek menfaatleri için devleti iktisadi alanda doğrudan görevli ve yetkili kılması

Cevap

Bireysel girişimi esas almakla birlikte, memleketin yüksek menfaatleri için devleti iktisadi alanda doğrudan görevli ve yetkili kılması
Doğru cevap olan ifade, Atatürk'ün bizzat ifade ettiği gibi devletin bireysel faaliyetleri esas tuttuğunu ancak milli menfaatler gerektirdiğinde doğrudan ekonomiye müdahale ettiğini (Karma Ekonomi) yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün devletçilik tanımını analiz etme
Devletçiliğin özel teşebbüsü dışlamadığı, ancak devletin liderliğini şart koştuğu görülür.
Türk tipi devletçiliğin dogmatik sistemlerden farkını anlamak için temel tanım incelenmelidir.
2
1929 sonrası ekonomik şartları değerlendirme
Özel sektörde sermaye ve teknik bilgi birikiminin yetersiz olduğu tespit edilir.
Devletçiliğin bir zorunluluktan doğduğu gerçeği, onun 'tamamlayıcı' niteliğini doğrular.
3
Doğru seçeneği belirleme
Ferdi mesaiyi koruyan ama devlet müdahalesini merkeze alan ifade doğru kabul edilir.
Devletçilik, birey ile devletin ekonomik çıkarlarını dengeleyen sentez bir modeldir.

Anahtar Kavram

Türk Tipi Devletçiliğin Karma Ekonomi Yapısı

İpuçları

1
Devletçiliğin ortaya çıkışında 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve özel sermaye yetersizliği etkili olmuştur.
2
Bu modelde devlet ve özel sektör birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır.
3
Atatürk bu ilkeyi tanımlarken 'ferdi mesai ve gayreti esas tutmak' tabirini kullanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların işlevlerini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 415Soru

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle Türkiye'de 1930'lu yıllardan itibaren devletin iktisadi alana doğrudan müdahale ettiği ve planlı kalkınmayı esas alan "Devletçilik" politikası ağırlık kazanmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 1930 ve sonrası dönemde uygulanan Devletçilik politikası doğrultusunda gerçekleştirilen ekonomik gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkının sadece Türk gemilerine tanınması

Cevap

Türk karasularında deniz ticareti ve taşımacılığı hakkının millîleştirilmesi (Kabotaj Kanunu)
Doğru cevap olan Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde kabul edilmiştir. Bu kanun, Türk karasularında gemi işletme hakkını yabancılardan alarak Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere vermiştir. Bu durum doğrudan 'Milliyetçilik' ve 'Bağımsızlık' ilkeleriyle ilgilidir ve 1930'larda başlayan Devletçilik (planlı devlet yatırımları) döneminden önce gerçekleşmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki zaman dilimini (1930 ve sonrası) ve ilgili ilkeyi (Devletçilik) belirle.
Odak noktası 1930'lardaki planlı devlet yatırımlarıdır.
Türkiye'de devletçilik, 1929 krizinden sonra zorunlu bir model olarak benimsenmiştir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların tarihlerini ve hangi temel ilkeyle doğrudan ilgili olduklarını analiz et.
Sanayi planı, Sümerbank, Etibank ve büyük fabrikalar 1930-1938 arasındadır; Kabotaj ise 1926 yılındadır.
Kronolojik fark, sorunun ayırt edici unsurudur.
3
1926 yılında gerçekleşen bir olayın, 1930'da başlayan bir sürecin sonucu veya parçası olamayacağı sonucuna var.
Kabotaj Kanunu, 1930 sonrası Devletçilik hamlesinden önce yapılmış bir bağımsızlık adımıdır.
Kronolojik ve kavramsal tutarlılık doğrulanır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Ekonomi Politikalarının Evreleri

İpuçları

1
Türkiye'de ekonomi politikaları 1923-1929 (Liberal dönem) ve 1930 sonrası (Devletçi dönem) olarak iki ana evreye ayrılır.
2
Sorulan gelişme, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan önce gerçekleşmiş bir bağımsızlık adımıdır.
3
Denizlerdeki bağımsızlığımızı simgeleyen ve bayram olarak kutlanan Kabotaj Kanunu'nun tarihini (1926) hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ve Milliyetçilik arasındaki farkı pekiştirmek için İzmir İktisat Kongresi kararlarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemini kullanabilirsiniz: 'Beş yıllık plan', 'Sümerbank', 'Etibank' ve 'Kamu fabrikaları' gibi kavramlar her zaman 1930'lu yılların Devletçilik ilkesini çağrıştırmalıdır. Kabotaj ise 'kapitülasyonların denizlerdeki uzantısının kaldırılması' olduğu için daha erken bir tarihtir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 416Soru

Yeni Türk Devleti'nin ilk yıllarında (1923-1929) özel teşebbüsü destekleyen liberal bir ekonomi modeli izlenmiş, ancak beklenen sanayileşme hızına ulaşılamaması üzerine 19301930’lu yıllardan itibaren Devletçilik ilkesi bir zorunluluk olarak uygulamaya konulmuştur. Bu doğrultuda hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı ile birçok stratejik tesis bizzat devlet eliyle kurulmuştur.

Buna göre, Türkiye'de Devletçilik ilkesinin temel karakteristiği ve uygulanma gerekçesiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel sektörün elinde yeterli sermaye ve teknik birikim bulunmaması, kalkınmanın hızlandırılması amacıyla büyük ve stratejik yatırımların devlet tarafından üstlenilmesini zorunlu kılmıştır.

Cevap

Özel sektörün sermaye ve teknik yetersizliği nedeniyle stratejik yatırımların devlet eliyle yapılması gerektiğini savunan seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, Devletçilik ilkesinin çıkış noktasını doğru analiz etmektedir. 19201920’li yıllarda özel teşebbüs desteklenmiş ancak sermaye, teknik bilgi ve tecrübe eksikliği nedeniyle sanayileşme hamlesi başarıya ulaşamamıştır. 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı ile birleşen bu durum, devletin temel ihtiyaç maddelerini ve stratejik ürünleri üretecek fabrikaları bizzat kurmasını zorunlu kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1923-1929 dönemini analiz et.
Bu dönemde özel teşebbüse dayalı liberal politikaların (Teşvik-i Sanayi Kanunu gibi) uygulandığı görülür.
Yeni devletin ilk tercihi özel sektörü canlandırmaktı.
2
Dönüşüm noktası olan 1929 krizini ve özel sektörün durumunu değerlendir.
Özel sektörün elinde yeterli para (sermaye) ve bilgi birikimi olmadığı, üstüne 19291929 krizinin patlak verdiği saptanır.
Dışsal ve içsel faktörlerin devletin ekonomiye müdahalesini zorunlu kıldığını anlamak için gereklidir.
3
Devletçilik ilkesinin özgün yapısını (Karma Ekonomi) belirle.
Devletin öncü olduğu ancak özel sektörü de dışlamayan bir yapı olduğu sonucuna varılır.
Türkiye'nin şartlarına özgü pragmatik bir yaklaşım olduğunu teyit eder.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Devletçilik ilkesi ideolojik bir tercih değil, milli sermayenin yetersizliği nedeniyle ortaya çıkmış bir ekonomik zorunluluktur.

İpuçları

1
Devletçiliğin ortaya çıkışındaki temel anahtar kelime 'sermaye yetersizliği'dir.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyet döneminde özel sektörü desteklemek için çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun neden başarısız olduğunu incelemek, Devletçilik ilkesini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 417Soru

Atatürk; "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir soyun evlatları ve hep aynı cevherin damarlarıdır." diyerek Türk milletini biyolojik bir köken arayışından ziyade, ortak bir kader ve ideal birliği olarak tanımlamıştır. Bu kapsayıcı milliyetçilik anlayışını bir devlet politikası haline getirmek ve Türk kimliğini bilimsel temellere oturtmak için Cumhuriyet döneminde önemli çalışmalar yapılmıştır. Aşağıdaki inkılap hareketlerinden hangisi, bu düşüncenin ışığında Türk tarihinin sadece Osmanlı ve İslam dönemiyle sınırlı olmadığını, çok daha köklü bir geçmişe dayandığını bilimsel yöntemlerle kanıtlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk Tarih Kurumunun kurulması

Cevap

Türk Tarih Kurumunun kurulması, Atatürk'ün kapsayıcı milliyetçilik anlayışı doğrultusunda Türk milletinin kökenlerini bilimsel olarak araştırmak amacıyla atılan doğrudan bir adımdır.
Türk Tarih Kurumunun açılması, Atatürk'ün milliyetçilik anlayışını bilimsel bir temele oturtma çabasının en somut sonucudur. Bu kurum sayesinde Türk tarihinin İslamiyet öncesi dönemleri (Orta Asya, Hitit, Sümer vb.) araştırılmış ve Türklerin dünya medeniyetine katkıları bilimsel belgelerle ortaya konularak ulusal bir özgüven oluşturulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri analiz et.
"Bilimsel temel", "Türk tarihinin köklü geçmişi" ve "Osmanlı/İslam dönemiyle sınırlı kalmama" ifadeleri tespit edildi.
Sorunun hangi kurumsal çalışmaya odaklandığını anlamak için bu kavramlar belirleyicidir.
2
Milliyetçilik ilkesinin kültürel ve akademik kurumlarla ilişkisini kur.
Türk Tarih Kurumu (TTKTTK) ve Türk Dil Kurumunun (TDKTDK) milli kimlik inşasındaki rolü hatırlandı.
Milli bilinci güçlendirmek için dil ve tarih çalışmalarının bilimselleştirilmesi gerekmektedir.
3
Seçenekleri bu bilimsel amaç doğrultusunda ele.
Kabotaj ekonomiktir, Maarif eğitimdir; ancak tarihsel köken araştırması doğrudan Türk Tarih Kurumunun görevidir.
Doğru eşleştirmeyi yaparak yanlış seçeneklerdeki diğer ilkeleri ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Atatürk Milliyetçiliğinin Kültürel ve Bilimsel Kurumsallaşması

İpuçları

1
Atatürk'ün Türk milletini tanımlarken ırk birliği yerine kültürel birliği (dil ve tarih) esas aldığını düşünün.
2
Ulusal kimliği güçlendirmek için Türklerin geçmişini çok eski dönemlere kadar araştıran kurumu hatırlayın.
3
Milli tarih bilincini oluşturmak amacıyla 19311931 yılında bizzat Mustafa Kemal'in talimatıyla kurulan teşkilatı arayın.

Daha Fazla Pratik

Türk Dil Kurumunun (19321932) kurulma amaçlarını inceleyerek milliyetçiliğin 'ortak dil' boyutuyla pekiştirme yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 418Soru

Atatürk'e göre Türk milleti; zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşama hususunda samimi bir arzuya ve sahip olunan mirasın korunmasına birlikte devam etme iradesine sahip insanların oluşturduğu bir topluluktur.

Atatürk'ün bu tanımı, milliyetçilik ilkesinin aşağıdaki özelliklerinden hangisini doğrudan vurgulamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subjektif (öznel) bir anlayışı yansıttığı

Cevap

Atatürk'ün millet tanımı, biyolojik veya dini unsurlar yerine manevi ve kültürel bağları esas aldığı için subjektif (öznel) bir anlayışı yansıtmaktadır.
Verilen tanımda geçen 'hatıra mirası' ortak tarihi, 'birlikte yaşama arzusu' ise geleceğe yönelik ortak idealleri temsil eder. Bu tür manevi ve kültürel bağlara dayanan, bireyin kendisini hangi millete ait hissettiğini (irade) esas alan anlayışa subjektif (öznel) milliyetçilik denir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları analiz etme
'Hatıra mirası', 'birlikte yaşama arzusu' ve 'irade' kavramları belirlendi.
Sorunun hangi milliyetçilik türüne (objektif/subjektif) işaret ettiğini anlamak gerekir.
2
Kavramları milliyetçilik türleri ile eşleştirme
Maddi (ırk, din) bağlar yerine manevi (kültür, ideal) bağların vurgulandığı görüldü.
Atatürk milliyetçiliğinin 'Ne mutlu Türküm diyene' esasına dayanan öznel yapısını teyit etmek için bu adım gereklidir.

Anahtar Kavram

Subjektif Milliyetçilik (Kültürel/Manevi Birlik)

İpuçları

1
Metinde geçen 'ortak arzu' ve 'irade' gibi ifadelerin, bireyin kendi tercihine mi yoksa doğuştan gelen özelliklerine mi işaret ettiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözü ile bu sorudaki tanım arasındaki ilişkiyi analiz eden bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 419Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde İnkılapçılık ilkesi, sistemin donmasını ve zamanın gerisinde kalmasını önleyen temel bir mekanizma olarak değerlendirilir. Diğer tüm ilkelerin çağın değişen şartlarına göre sürekli olarak yorumlanması ve hayata geçirilmesi bu ilke sayesinde mümkün olmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda İnkılapçılık ilkesinin Türk İnkılabı'na sağladığı temel katkı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sisteme dinamik bir karakter kazandırarak yeniliklerin sürekliliğini sağlaması

Cevap

İnkılapçılık ilkesinin temel katkısı, sisteme dinamik bir yapı kazandırarak yeniliklerin sürekliliğini sağlamaktır.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürk ilkelerinin tamamına hareketlilik ve süreklilik kazandıran 'itici güç' konumundadır. Metinde belirtilen 'sistemin donmasını önleme' ve 'sürekli yorumlanma' özellikleri, bu ilkenin dinamik yapısını ve yeniliklerin sadece bir döneme özgü kalmayıp geleceğe de ışık tuttuğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki kavramları analiz etme
İnkılapçılığın 'sistemin donmasını önleyen bir mekanizma' olduğu vurgusu belirlenir.
Sorunun hangi temel niteliği sorguladığını anlamak için gereklidir.
2
Dinamizm ve süreklilik kavramları ile seçenekleri eşleştirme
Yeniliklerin sürekliliği ve dinamik karakter ifadesinin metinle örtüştüğü görülür.
İnkılapçılığın 'yaşayan bir doktrin' olma özelliğini tespit etmek için yapılır.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık ve Dinamizm

İpuçları

1
İnkılapçılığın 'yenilik' ve 'dinamizm' anahtar kelimeleriyle ilişkisini düşünün.
2
Metinde geçen 'donmayı önleme' ifadesi, sistemin sürekli gelişmesi gerektiğini anlatır.
3
Hangi seçenek bir sistemin sürekli canlı kalmasını ve değişen zamana ayak uydurmasını ifade etmektedir?

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin Osmanlı dönemindeki 'Islahat' hareketlerinden temel farklarını araştırarak kavramı derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 420Soru

Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir zümreye, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını, devlet imkânlarının herkese eşit sunulmasını ve sınıfsal çatışmanın reddedilerek toplumsal dayanışmanın esas alınmasını öngörür. Buna göre, Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen aşağıdaki uygulamalardan hangisinin, halkçılığın 'imtiyazsız ve sınıfsız bir toplum yapısı oluşturma' hedefiyle doğrudan ilgili olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel teşebbüsün sanayi yatırımları yapabilmesi için devlet tarafından çeşitli kolaylıklar sağlanması

Cevap

Özel sektörü desteklemeye yönelik olan sanayi teşviki, halkçılığın sınıfsız ve imtiyazsız toplum oluşturma hedefinden ziyade devletin ekonomi politikaları ve kalkınma modeliyle ilgilidir.
Sanayi teşvikine yönelik olan düzenleme, özel teşebbüsü canlandırmayı amaçlayan ekonomik bir hamledir. Halkçılık ilkesi toplumdaki hiyerarşiyi, sınıf ayrıcalıklarını ve statü farklarını ortadan kaldırmayı hedeflerken; sanayi teşviki sermaye birikimi ve üretim odaklıdır. Bu nedenle toplumsal imtiyazların kaldırılmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel hedeflerini analiz et.
Halkçılık; kanun önünde eşitlik, sosyal adalet, imtiyazsızlık ve sınıf çatışmasının reddi (solidarizm) ilkelerine dayanır.
Sorunun kökünde vurgulanan 'imtiyazsız ve sınıfsız toplum' kavramı, doğrudan toplumsal statüleri hedef alan düzenlemeleri aramayı gerektirir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların toplumsal yapıda neyi değiştirdiğini incele.
Soyadı Kanunu, Medeni Kanun, Aşar'ın kaldırılması ve azınlık haklarının düzenlenmesi; doğrudan bir eşitsizliği gidermeye veya bir üstünlüğü (unvan, cinsiyet, vergi yükü, hukuki statü) kaldırmaya yöneliktir.
Bu düzenlemelerin tamamı, toplumdaki bireyleri hukuki ve sosyal düzlemde 'eşitleme' gayesi taşır.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun niteliğini değerlendir.
Bu kanun, sanayileşmeyi hızlandırmak için özel sermaye sahiplerine destek sunar. Bu bir sınıfsal eşitleme değil, ekonomik bir teşvik mekanizmasıdır.
Halkçılık ile Devletçilik veya Liberalizm arasındaki ayrımı yapmak, KPSS'nin ileri seviye sorularında temel kriterdir.

Anahtar Kavram

Halkçılığın 'İmtiyazsız, Sınıfsız, Kaynaşmış Bir Kitle' İdeali

İpuçları

1
Halkçılıkta temel anahtar kelime 'Eşitlik' ve 'İmtiyazların Kaldırılması'dır.
2
Seçeneklerdeki uygulamalardan hangisi toplumsal bir 'eşitlik' sağlamaktan ziyade, ekonomik bir 'yöntem/model' sunmaktadır?
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu, özel sektörün sermaye sahibi olmasını destekler; bu durum sosyal bir sınıflaşmayı önlemek yerine ekonomik büyümeyi hedefler.

Daha Fazla Pratik

Halkçılığın 'Sosyal Devlet' anlayışı ile olan ilişkisini pekiştirmek için 1921 Anayasası'ndaki Halkçılık Programı'nı inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eleme yöntemi: 'Soyadı, Aşar ve Medeni Kanun' üçlüsü halkçılığın en temel sınav örnekleridir. Geriye kalan iki şıktan hangisinin 'ayrıcalık kaldırma' ile ilgisiz olduğunu düşünmek doğruya ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 21 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 21 | Examkin