Ekonomi ve Maliye

59 soru

Soru 1Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem mali yapısında vergiler; şer'i ve örfi olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmıştır. Buna göre, hayvancılıkla geçimini sağlayan tebaadan, sahip oldukları koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar üzerinden alınan ve hukuki dayanağını İslam hukukundaki zekat usulünden alan vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağınam

Cevap

Ağınam vergisi, Osmanlı maliyesinde küçükbaş hayvanlar üzerinden alınan şer'i bir vergidir.
Doğru yanıt olan Ağınam (Resm-i Ağnam), koyun ve keçi besleyenlerden alınan şer'i bir vergidir. Klasik dönem Osmanlı maliyesinde zekatın bir türü olarak kabul edilmiş ve devlet hazinesinin önemli gelir kalemlerinden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Verginin konusunu belirleme
Soru kökünde koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar üzerinden alınan bir vergiden bahsedilmektedir.
Osmanlı vergi sisteminde her ekonomik faaliyet alanı farklı bir vergiye tabidir.
2
Hukuki kaynağı ayırt etme
Verginin zekat usulüne dayandığı, yani şer'i (İslam hukuku kaynaklı) olduğu belirtilmiştir.
Şer'i ve örfi ayrımı, verginin kimden ve hangi oranda alınacağını belirler.
3
Kavram eşleştirmesi yapma
Küçükbaş hayvanlardan alınan şer'i vergi 'Ağınam' (veya Resm-i Ağnam) olarak adlandırılır.
Ağnam kelimesi Arapça 'ganem' (koyun/keçi) kelimesinin çoğuludur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Vergi Sistemi ve Şer'i Vergiler

Alternatif Yöntem

Mnemonic (Akılda Tutma): Ağnam kelimesindeki 'nam' hecesi, 'ganem' (koyun/keçi) kökünden gelir. Hayvancılık vergisi olduğunu bu kökten hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 2Soru →

Osmanlı Devleti'nde mülkiyeti devlete ait olan (mirî) toprakların bir kısmı, gelirleri doğrudan merkezi hazineye aktarılmak üzere 'mukataa' statüsüne ayrılmıştır. Bu toprakların vergi gelirlerinin, açık artırma usulüyle ve belirli bir süreliğine şahıslara (mültezim) devredilmesi ise 'iltizam sistemi' olarak adlandırılmıştır. 17. yüzyıldan itibaren devletin artan nakit ihtiyacı sebebiyle iltizam sisteminin uygulama alanının genişletilmesinin sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak mülkiyetinin reayaya (köylüye) devredilmesiyle kırsal alanda özel mülkiyetin yaygınlaşması

Cevap

Toprak mülkiyetinin köylüye devredilmesi ve özel mülkiyetin yaygınlaşması, iltizam sisteminin bir sonucu değildir; zira topraklar devlet mülkiyetinde kalmaya devam etmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı toprak hukukunun temel ilkesiyle çelişmektedir. İltizam sistemi, vergi gelirlerinin toplanmasını özelleştirmiş olsa da toprağın mülkiyetini devlette tutmaya devam etmiştir. Köylüye mülkiyet devri veya özel mülkiyetin yaygınlaşması bu dönemde görülen bir durum değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Mukataa ve İltizam kavramlarını tanımlama
Mukataa, geliri doğrudan hazineye giden toprak; İltizam ise bu gelirin ihale ile toplanmasıdır.
Sistemin işleyiş mantığını anlamak için temel kavramların bilinmesi gerekir.
2
Tımar ve İltizam ilişkisini analiz etme
Devlet nakit paraya ihtiyaç duydukça Tımar arazilerini Mukataa'ya çevirmiştir.
Tımar sistemindeki bozulmanın mali kaynaklı nedenini saptamak gerekir.
3
Sosyal ve siyasi etkileri değerlendirme
Vergi toplayan mültezimler yerel güç (Ayan) haline gelmiş, halk üzerindeki baskı artmıştır.
Sistemin taşradaki otorite boşluğuna ve sosyal huzursuzluğa etkisini belirlemek için gereklidir.
4
Mülkiyet yapısını kontrol etme
Toprak 'Miri' statüsündedir; sadece vergi toplama hakkı devredilmiştir, mülkiyet değil.
Osmanlı toprak hukukundaki 'Mülkiyet Devlete, Tasarruf Köylüye, Vergi Sipahiye/Hazineye' ayrımını teyit etmek için son adımdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı toprak sisteminde mülkiyetin devlete ait olması (Miri Arazi) ve iltizamın sadece bir vergi toplama yöntemi olduğu gerçeği.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem ekonomi anlayışını belirleyen üç temel ilkeden biri olan "iaşecilik" (provizyonizm), piyasada halkın ihtiyaç duyduğu malların yeterli miktarda, kaliteli ve uygun fiyata bulunmasını amaçlar.

Buna göre, iaşecilik ilkesinin uygulanması doğrultusunda devletin aldığı aşağıdaki önlemlerden hangisi bu ilkenin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç piyasada mal darlığı yaşanmaması için gerektiğinde ihracatı yasaklamak

Cevap

İç piyasada mal darlığı yaşanmaması için gerektiğinde ihracatın kısıtlanması veya yasaklanması iaşecilik ilkesinin temel uygulamasıdır.
İaşecilik (provizyonizm) ilkesine göre ekonomi, tüketici odaklıdır. Piyasada malın bulunabilirliği her şeyden önemli kabul edilir. Bu nedenle Osmanlı Devleti, Avrupa'nın aksine ihracatı teşvik etmek yerine, iç piyasada mal darlığı oluşmaması için ihracatı denetlemiş ve gerektiğinde yasaklamıştır. Bu durum, iç piyasadaki arzı yüksek tutarak fiyatların artmasını engellemeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
İaşecilik kavramının tanımını analiz etme
İaşecilik (provizyonizm), piyasadaki tüketicinin (halkın) korunması ve mal arzının yüksek tutulmasıdır.
Osmanlı ekonomi sisteminde öncelik devletin zenginleşmesi değil, sosyal huzur için piyasada ucuz ve bol mal bulunmasıdır.
2
Diğer ekonomik ilkelerle (fiskalizm ve gelenekçilik) karşılaştırma yapma
Fiskalizm hazine odaklıdır, gelenekçilik ise arz-talep dengesindeki değişime karşıdır.
İaşeciliğin kendine has özelliğini belirlemek için diğer kavramlarla karışıklığı gidermek gerekir.
3
Mal arzını korumaya yönelik uygulamayı tespit etme
İhracatın sınırlandırılması, iç piyasadaki malın dışarı gitmesini engelleyerek kıtlığı önler.
İhracatın yasaklanması veya denetlenmesi, doğrudan piyasadaki mal miktarını (arzı) artırmaya yönelik bir hamledir.

Anahtar Kavram

İaşecilik (Provizyonizm)

İpuçları

1
Osmanlı ekonomi sisteminde halkın ihtiyaçlarının karşılanması devletin temel görevidir.
2
İaşecilik, piyasadaki malın miktarını ve fiyatını korumaya yöneliktir. Malın dışarıya satılması iç piyasada neye sebep olur?
3
Eğer bir ülkede iaşecilik uygulanıyorsa, malın dışarı çıkması (ihracat) yerine içeri gelmesi (ithalat) daha çok teşvik edilir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'ndeki 'Narh Sistemi'nin iaşecilik ilkesiyle ilişkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 4Soru →

Osmanlı Devleti'nde başlangıçta savaş, deprem ve sel gibi olağanüstü durumlarda devletin acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici olarak toplanan, ancak 1717. yüzyıldan itibaren merkezi hazinenin artan nakit ihtiyacı ve savaş maliyetleri sebebiyle sürekli bir vergi yükümlülüğüne dönüşen mali uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avarız

Cevap

Başlangıçta olağanüstü hallerde toplanıp zamanla sürekli hale gelen vergi Avarız'dır.
Avarız vergisi, Osmanlı maliye tarihinde 'tekâlif-i örfiye' (örfi yükümlülükler) sınıfında yer alır. Başlangıçta sadece savaş, deprem veya sel gibi büyük felaketlerde geçici olarak toplanırken, 1717. yüzyılda devletin artan para ihtiyacı nedeniyle düzenli bir nakit vergiye dönüşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Vergi türlerinin hukuki dayanaklarını ayırt et.
Öşür, Haraç ve Cizye 'Şer'i' vergilerdir; Avarız ise hükümdarın yetkisine dayanan 'Örfi' bir vergidir.
Soruda bahsedilen değişim, örfi vergilerin statüsüyle ilgilidir.
2
1717. yüzyılın mali koşullarını analiz et.
Savaşların uzaması ve tımar sisteminin bozulması hazinenin nakit ihtiyacını artırmıştır.
Olağanüstü vergilerin düzenli hale gelmesinin temel sebebi bütçe açıklarını kapatmaktır.
3
Tanımlanan vergi ile kavramı eşleştir.
Olağanüstü durum (avarız-ı divaniye) vergisi olarak bilinen yükümlülük Avarız'dır.
Avarız, ismini de karşılaşılan olağanüstü 'arızalardan' yani durumlardan almaktadır.

Anahtar Kavram

Avarız Vergisi ve Osmanlı Mali Dönüşümü

İpuçları

1
Bu verginin ismi 'olağanüstü durumlar' veya 'arızalar' anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
2
1717. yüzyıl krizleri sırasında devletin en önemli nakit kaynağı haline gelmiştir.
3
Öşür, Haraç ve Cizye gibi Şer'i vergilerin aksine, Padişahın örfi yetkisiyle konulan bir vergidir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da vergi sisteminin Şer'i ve Örfi olarak ikiye ayrılmasının temel nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 5Soru →

Osmanlı Devleti'nde esnaf ve zanaatkârların mesleklerini icra edebilmeleri için sahip olmaları gereken dükkân açma, araç-gereç kullanma ve mesleki imtiyaz hakkını ifade eden; 18. yüzyılda suistimalleri önlemek ve arz-talep dengesini korumak amacıyla devlet tarafından sayıca sınırlandırılan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gedik

Cevap

Esnaf ve zanaatkârların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan dükkân açma ve imtiyaz hakkını ifade eden 'Gedik' sistemidir.
Gedik sistemi, Osmanlı Devleti'nde bir zanaatkârın ustalık belgesini aldıktan sonra mesleğini icra edebilmesi için gerekli olan dükkân açma iznini ve bu iş için gereken alet ve edevatı kullanma hakkını ifade eder. 18. yüzyılda dükkân sayısının sınırlanmasıyla bu hak bir imtiyaz ve tekel haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (dükkân açma hakkı, mesleki imtiyaz, tekel) analiz etmek.
Bu kavramların esnaf teşkilatı içindeki mülkiyet ve icra hakkıyla ilgili olduğu tespit edildi.
Osmanlı iktisadi yapısında her esnafın dilediği yerde dükkân açması serbest rekabeti bozacağı için engellenmiştir.
2
18. yüzyıldaki tarihsel değişimi değerlendirmek.
Gedik usulünün 1727 fermanıyla resmileştiği ve dükkân sayısının dondurulduğu bilgisiyle eşleştirildi.
Artan nüfus ve ekonomik baskılar karşısında esnaf sayısını kontrol altında tutmak amaçlanmıştır.
3
Diğer ekonomik terimleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
Narh (fiyat), İltizam (vergi toplama) ve Menzil (lojistik) gibi kavramlar elenerek Gedik seçeneği doğrulandı.
Her terimin Osmanlı maliyesinde farklı bir uzmanlık alanını temsil etmesi.

Anahtar Kavram

Gedik Sistemi

İpuçları

1
Bu kavram, bir esnafın ustalık aşamasından sonra dükkân açabilmesi için gereken resmi 'imtiyaz' belgesidir.
2
18. yüzyılda Batı etkisiyle artan rekabeti önlemek amacıyla devlet bu dükkân haklarını sayıca sabitlemiştir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde esnaf denetiminden sorumlu 'Muhtesip' görevlisinin yetkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru →

Osmanlı Devleti'nde esnaf ve zanaatkarların örgütlendiği Lonca teşkilatında, hem üretim kalitesini korumak hem de piyasadaki arz-talep dengesini gözetmek amacıyla çeşitli mesleki ve iktisadi uygulamalar benimsenmiştir.

Bu doğrultuda; bir zanaatkarın usta olup kendi dükkânını açma hakkını ifade eden kavram ile devletin temel ihtiyaç maddeleri için uyguladığı fiyat belirleme sistemi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gedik - Narh

Cevap

Dükkân açma hakkını ifade eden 'Gedik' ile fiyat belirleme sistemi olan 'Narh' kavramlarının bir arada verildiği seçenek doğrudur.
Doğru seçenekte yer alan Gedik kavramı, Osmanlı'da bir zanaatkarın ustalık aşamasına geldikten sonra iş yeri açma yetkisini ifade eden ruhsat veya haktır. Narh ise özellikle temel gıda ve ihtiyaç maddelerinde halkın korunması amacıyla devletin belirlediği fiyat sınırıdır. Bu iki kavram Lonca teşkilatının iktisadi işleyişinin temel unsurlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Lonca teşkilatı içerisindeki mesleki terimleri belirle.
Dükkân açma izni veya hakkı 'Gedik' olarak adlandırılır.
Osmanlı şehir ekonomisinde esnaf sayısı sınırlı tutulmuş ve dükkân açmak için bu ruhsat zorunlu kılınmıştır.
2
Fiyat denetim sistemini tanımla.
Devletin çarşı ve pazardaki ürünler için belirlediği tavan fiyat uygulaması 'Narh' sistemidir.
Tüketicinin korunması ve haksız rekabetin önlenmesi için iktisadi bir zorunluluktur.
3
Belirlenen kavramları seçeneklerle eşleştir.
Gedik ve Narh terimlerinin sırasıyla verildiği seçenek doğru cevabı oluşturur.
Soruda istenen kavramlar sırasıyla dükkân açma hakkı ve fiyat belirleme sistemidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Esnaf Teşkilatı (Lonca) ve Piyasa Denetimi

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da üretimde sürekliliği sağlamayı amaçlayan 'Çiftbozan' vergisi ile Lonca sistemi içerisindeki 'Gedik' uygulaması arasındaki farkları karşılaştırarak üretim disiplini kavramını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 7Soru →

Osmanlı Devleti'nde devletin genel bütçesini oluşturan, kamu gelirlerinin toplandığı, dış ödemelerin yapıldığı ve Defterdarın sorumluluğu altında bulunan hazine aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hazine-i Amire

Cevap

Osmanlı Devleti'nde devletin asıl ve genel hazinesi Hazine-i Amire'dir.
Devletin genel gelir ve giderlerinin yönetildiği, dış ödemelerin yapıldığı ve Defterdarın denetimindeki ana hazine 'Hazine-i Amire' olarak adlandırılır. Bu yapı devletin 'Dış Hazinesi' olarak da tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı maliye sistemindeki hazine türlerini sınıflandır.
Devletin genel bütçesi (Dış Hazine) ve padişahın özel hazinesi (İç Hazine) olarak iki temel ayrım vardır.
Mali yönetimde devlet işleri ile hükümdarın şahsi servetini ayırt etmek için.
2
Genel bütçeden sorumlu görevli ile hazineyi eşleştir.
Defterdar, devletin genel gelir ve giderlerini yöneten Hazine-i Amire'den sorumludur.
Defterdar maliyenin en üst düzey sorumlusudur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Mali Teşkilatı ve Hazine Türleri
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem iktisadi sisteminde vergiler; kaynağını İslam hukukundan alan 'Şer'i vergiler' ve hükümdarın yasama yetkisine dayanarak örfe göre belirlenen 'Örfi vergiler' olarak iki ana gruba ayrılmıştır. Örfi vergilerin temel amaçlarından biri, üretimin sürekliliğini sağlamak ve sosyal düzeni korumaktır.

Buna göre; mülkiyeti devlete ait olan (Miri) arazisini mazeretsiz olarak üst üste üç yıl boş bırakan veya toprağını terk eden üreticiden, üretimi aksattığı gerekçesiyle tazminat niteliğinde alınan 'Örfi' vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çiftbozan

Cevap

Toprağını mazeretsiz terk eden veya boş bırakan üreticiden alınan Örfi vergi Çiftbozan'dır.
Çiftbozan vergisi, Osmanlı Devleti'nin toprak yönetimindeki 'üretimde süreklilik' ilkesinin bir sonucudur. Toprağını mazeretsiz olarak üç yıl üst üste boş bırakan çiftçiden alınan bu vergi, doğrudan hükümdarın otoritesine ve örfe dayalı olarak belirlenen (Örfi) bir yükümlülüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Vergi kategorisini belirleme
Soruda 'Örfi' nitelikte ve 'tazminat/ceza' amaçlı bir vergi sorulmaktadır.
Osmanlı'da üretim güvenliğini sağlamak için padişah iradesiyle konulan vergiler Örfi sınıfa girer.
2
Seçeneklerdeki Şer'i vergileri eleme
Öşür, Haraç ve Cizye doğrudan İslam hukukuna dayanan Şer'i vergilerdir.
Bu vergiler üretimden veya kişiden düzenli olarak alınır, cezai bir yaptırım değildir.
3
Çiftbozan vergisinin amacını teyit etme
Toprağın boş kalmasını engellemek ve vergi kaybını önlemek için 'Çiftbozan' akçesi alınır.
Osmanlı toprak sisteminde (Tımar) toprağın mülkiyeti devlete aittir; üretici toprağı sebepsiz boş bırakamaz.

Anahtar Kavram

Şer'i ve Örfi Vergiler Ayrımı
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 9Soru →

Osmanlı Devleti’nde 17. yüzyılın sonlarından itibaren bütçe açıklarını kapatmak ve hazineye sürekli nakit akışı sağlamak amacıyla, vergi gelirlerinin ihale usulüyle şahıslara ömür boyu (kayd-ı hayat şartıyla) kiralanması esasına dayanan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Malikâne sistemi

Cevap

Vergi gelirlerinin şahıslara ömür boyu kiralanması esasına dayanan uygulama Malikâne sistemidir.
Malikâne sistemi, 1695 yılında yürürlüğe giren ve devletin nakit ihtiyacını karşılamak için mukataa toprakların vergi gelirlerini, 'muaccele' denilen bir peşinat karşılığında şahıslara ömür boyu tahsis ettiği sistemdir. Bu sistemin en belirgin özelliği 'kayd-ı hayat' yani yaşam boyu olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sistemlerin süreklilik özelliklerini karşılaştırın.
İltizam sisteminin kısa süreli (yıllık), malikâne sisteminin ise ömür boyu (kayd-ı hayat) olduğu tespit edilir.
Soruda vurgulanan 'ömür boyu' ifadesi belirleyici unsurdur.
2
Ekonomik kavramların tanımlarını gözden geçirin.
Malikâne sisteminin 1695'ten itibaren hazineye nakit sağlamak için mukataa topraklar üzerinde uygulandığı bilgisine ulaşılır.
Sistemin çıkış amacı ve uygulama alanı (mukataalar) sorudaki bilgilerle örtüşmektedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Maliyesinde Malikâne Sistemi

Alternatif Yöntem

Soru kökündeki 'kayd-ı hayat' terimini 'ömür boyu mülkiyet benzeri kullanım' olarak kodlamak, doğru cevaba doğrudan ulaşmayı sağlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 10Soru →

Osmanlı Devleti'nde devlet memurlarının, haksız kazanç sağlayanların veya varis bırakmadan ölenlerin mallarına devlet tarafından el konulması usulüne "müsadere" denilmiştir. Özellikle mali bunalımların ve bütçe açıklarının arttığı 1818. yüzyılda bu uygulama, hazineye hızlı nakit girişi sağlamak amacıyla daha yaygın ve sistemli bir yöntem haline getirilmiştir.

Müsadere usulünün Osmanlı ekonomik ve sosyal yapısı üzerindeki etkileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu uygulamanın bir sonucu olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Avrupa'daki örneklerine benzer şekilde merkezi otoriteden bağımsız güçlü bir burjuva sınıfının gelişmesi

Cevap

Müsadere sistemi, sermaye birikimini ve özel mülkiyeti engelleyerek Batı Avrupa tarzı bağımsız bir burjuva sınıfının oluşmasına engel olmuştur.
Müsadere sistemi, servetin tek bir elde toplanmasını ve nesiller boyu aktarılarak devlet karşısında alternatif bir güç odağı (burjuvazi veya soylu sınıfı) oluşmasını engellemek amacıyla kullanılmıştır. Bu nedenle, bu uygulamanın bağımsız bir burjuva sınıfının gelişimine zemin hazırlaması veya sonuç vermesi mümkün değildir; aksine bu süreci engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Müsadere kavramının tanımı
Müsadere, devletin kişilerin mallarına el koymasıdır.
Uygulamanın kapsamını anlamak için temel tanım gereklidir.
2
Mülkiyet ve sermaye üzerindeki etkilerin analizi
Servetin babadan oğula geçmesi engellenmiş ve özel mülkiyet güvencesi sarsılmıştır.
Ekonomik süreklilik ve yatırım ortamı üzerindeki etkileri belirlemek için.
3
Toplumsal sınıf yapılarıyla ilişkilendirme
Bağımsız bir sermaye sınıfı (burjuvazi) oluşamamış, güç sadece devletin elinde toplanmıştır.
Müsaderenin uzun vadeli sosyo-ekonomik sonucunu (sınıf oluşumu) analiz etmek için.
4
Seçeneklerin değerlendirilmesi
Bağımsız bir burjuva sınıfının gelişmesi müsadere ile çelişir, çünkü müsadere bu gelişmeyi baltalar.
Hangi sonucun müsadere ile uyumsuz olduğunu saptamak için.

Anahtar Kavram

Osmanlı İktisadi Yapısında Müsadere ve Sermaye Birikimi Engeli

İpuçları

1
Müsadere, devletin ekonomik gücü kendi elinde toplama isteğiyle ilgilidir.
2
Avrupa'da burjuvazinin yükselişi mülkiyet güvenliği ve miras yoluyla servet aktarımıyla gerçekleşmiştir; Osmanlı'daki bu sistemi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Müsadere usulünün Tanzimat Fermanı ile kaldırılmasının özel mülkiyet ve ticaret üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem iktisadi anlayışını şekillendiren temel ilkelerden biri olan 'fiskalizm', hazineye ait gelirleri mümkün olan en yüksek düzeye çıkarmayı ve bu gelirlerin azalmasını engellemeyi hedefler. Bu ilke doğrultusunda devlet, merkezî hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla çeşitli yöntemler uygulamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan 'fiskalizm' ilkesi gereği merkezî hazineye (Hazine-i Amire) hızlı ve doğrudan nakit akışı sağlama amacı taşıdığı savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprakların dirlik sistemine göre paylaştırılarak eyalet askerlerinin beslenmesi

Cevap

Toprakların dirlik sistemine göre paylaştırılarak eyalet askerlerinin beslenmesi (Tımar sistemi) doğrudan merkezî hazineye nakit girişi sağlayan bir uygulama değil, devletin savunma ve yönetim giderlerini yerinde karşılayan bir sistemdir.
Toprakların dirlik sistemine (Tımar) göre yönetilmesi, Osmanlı maliyesinde 'ayni' (ürün bazlı) ve merkezden uzak bir harcama modelidir. Tımar sahibi topladığı vergiyle kendi geçimini sağlar ve Cebelü besler; bu gelirler merkezî hazineye nakit olarak girmez. Oysa fiskalizm, paranın merkezî hazinede toplanmasını ve likiditenin artırılmasını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Fiskalizm kavramının analiz edilmesi
Fiskalizm; merkezî hazineye ait gelirlerin maksimize edilmesini ve nakit akışının sürekliliğini hedefler.
Soruda hangi uygulamanın bu amaca (merkezî nakit girişi) hizmet etmediği sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki mali uygulamaların merkezî hazineyle ilişkisinin incelenmesi
İltizam, Malikâne, Esham ve Cizye uygulamaları; hazineye doğrudan 'akçe' (nakit) girişi sağlayan mekanizmalardır.
Bu sistemler devletin piyasadan veya tebaadan likit kaynak çekme araçlarıdır.
3
Tımar (Dirlik) sisteminin işleyişinin değerlendirilmesi
Tımar sisteminde vergi, reayadan doğrudan ürün veya yerel hizmet olarak alınır ve 'Cebelü' adı verilen askerlerin masraflarına harcanır.
Bu sistemde para merkezî hazineye (Hazine-i Amire) ulaşmadan taşrada harcanmış olur; bu nedenle fiskalizmin 'hazine nakit girdisi' hedefiyle uyuşmaz.

Anahtar Kavram

Fiskalizm ve Osmanlı Klasik Dönem Mali Yapısı

İpuçları

1
Fiskalizm hazineye giren 'nakit' parayı artırmakla ilgilidir.
2
Hangi sistemde devletin eline doğrudan nakit geçmek yerine, bir hizmet (asker yetiştirme) sağlanmaktadır?
3
Tımar sisteminde vergilerin merkezî hazineye gönderilip gönderilmediğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da 'İaşecilik' (Provizyonizm) ve 'Gelenekselcilik' kavramlarını fiskalizm ile karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru →

Osmanlı Devleti'nde devletin savaş, doğal afet veya kıtlık gibi olağanüstü durumlarda halktan topladığı "Avarız" vergileri, XVII. yüzyıldan itibaren mali dengelerin bozulması ve devlet giderlerinin artmasıyla birlikte sürekli toplanan bir vergi türüne dönüşmüştür.

Avarız vergilerinin bu tarihsel gelişimi ve hukuki mahiyeti dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu vergi türü için söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zamanla "tekâlif-i örfiyye" kategorisinden çıkarılarak "tekâlif-i şer'iyye" kapsamına dahil edilmiştir.

Cevap

Avarız vergisinin zamanla tekâlif-i şer'iyye kapsamına dahil edildiği bilgisi yanlıştır; çünkü bu vergi her zaman örfi hukuk çerçevesinde kalmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Avarız vergisinin şer'i vergi kapsamına dahil edildiğini iddia etmektedir. Ancak Osmanlı hukuk sisteminde Şer'i vergiler (Öşür, Haraç, Cizye) kaynağını doğrudan İslam hukukundan alır ve sayıları sınırlıdır. Avarız ise Padişahın örfi yetkisiyle konulan bir vergi olup, tarihsel süreçte sürekli hale gelse bile 'Tekâlif-i Örfiyye' statüsünü korumuştur. Bu nedenle örfi bir verginin şer'i vergiye dönüşmesi hukuken söz konusu olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Avarız vergisinin hukuki kaynağını analiz et.
Avarız, hükümdarın örfi yetkisine (Padişah iradesi) dayanan 'Tekâlif-i Örfiyye' sınıfına giren bir vergidir.
Osmanlı'da vergiler kaynağına göre Şer'i (İslami) ve Örfi (Geleneksel/İdari) olarak ikiye ayrılır.
2
Şer'i ve Örfi vergi kategorileri arasındaki geçişkenliği değerlendir.
Şer'i vergiler (Öşür, Haraç, Cizye) Kur'an ve Sünnet ile belirlenmiş sabit vergilerdir; Örfi bir verginin bu statüye geçmesi hukuken mümkün değildir.
İslam hukukuna göre şer'i hükümler hükümdar tarafından sonradan ihdas edilemez veya örfi bir uygulama şer'i bir zorunluluk haline getirilemez.
3
Seçeneklerdeki tarihsel gelişimi kontrol et.
Avarız'ın düzenli hale gelmesi, miktarının değişmesi veya haneye göre toplanması idari bir süreçtir ancak bu durum verginin 'Örfi' niteliğini değiştirmez.
Bir verginin toplanma sıklığı (geçici/sürekli) onun hukuki dayanağını (şer'i/örfi) etkilemez.

Anahtar Kavram

Osmanlı Vergi Sistemi: Tekâlif-i Şer'iyye ve Tekâlif-i Örfiyye Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Osmanlı maliyesindeki diğer bir önemli ayrım olan Hazine-i Amire (Dış Hazine) ve Hazine-i Hassa (İç Hazine) arasındaki farkları inceleyerek devlet ve hükümdar bütçesi ayrımını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 13Soru →

Osmanlı Devleti’nin klasik ekonomik sisteminde, halkın temel ihtiyaç maddelerine makul fiyatlarla ulaşmasını sağlamayı hedefleyen 'iaşecilik' ilkesi kapsamında; devletin ve lonca temsilcilerinin piyasadaki ürünler için tavan ve taban fiyat belirlemesi usulüne ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Narh

Cevap

Narh sistemi
Osmanlı iktisadi anlayışında iaşecilik ilkesi piyasada arz sürekliliğini hedefler. Bu hedefe ulaşmak, enflasyonu dizginlemek ve halkın temel gıdaya erişimini kolaylaştırmak için devletin fiyatlara müdahale etmesine 'narh sistemi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı iktisadi düşüncesindeki 'iaşecilik' ilkesinin amacını analiz etmek.
Halkın refahı için piyasada malın bol, kaliteli ve ucuz bulunması hedeflenir.
Osmanlı ekonomisi tüketici odaklı bir yapıya sahiptir.
2
Bu ilkenin piyasadaki somut uygulama aracını belirlemek.
Devletin fiyatlara müdahale ederek tavan ve taban fiyat koyması 'narh' uygulamasıdır.
Haksız rekabeti önlemek ve sosyal adaleti sağlamak için narh sistemi temel araçtır.

Anahtar Kavram

İaşecilik İlkesi ve Narh Uygulaması
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 14Soru →

Osmanlı Devleti'nin mali teşkilatlanmasında devletin genel bütçesi ile padişahın şahsi gelir ve giderleri birbirinden ayrılmıştır. Bu doğrultuda kamu harcamalarının yapıldığı, devletin asıl hazinesi olan 'Hazine-i Amire' (Dış Hazine) ile padişahın şahsi hazinesi olan 'Hazine-i Hassa' (İç Hazine) şeklinde bir ikili yapı oluşturulmuştur.

Buna göre, 'Hazine-i Amire'nin görev ve sorumlulukları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hazinenin kapsamı içerisinde yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın şahsi harcamaları ve saray masrafları için ayrılan 'ceyb-i hümayun' ödeneklerini yönetmek

Cevap

Padişahın şahsi harcamalarına ayrılan 'ceyb-i hümayun' ödeneklerini yönetmek, devletin genel hazinesi olan Hazine-i Amire'nin değil, İç Hazine'nin sorumluluğundadır.
Osmanlı mali sisteminde 'Hazine-i Amire' (Dış Hazine), devletin genel gelirlerinin (vergiler, ganimetler vb.) toplandığı ve ordunun maaşları (ulufe), savaş giderleri ve kamu hizmetleri gibi alanlarda kullanıldığı asıl hazinedir. Padişahın şahsi harcamaları, saray masrafları ve özel ödeneği olan 'ceyb-i hümayun' ise İç Hazine (Hazine-i Hassa/Enderun Hazinesi) kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla padişahın şahsi ödeneklerini yönetmek Hazine-i Amire'nin görevi değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı hazine sistemini analiz etme
Hazine-i Amire (Dış Hazine) kamu giderleri içindir, Hazine-i Hassa (İç Hazine) padişahın özel harcamaları içindir.
Hazine türlerinin görev alanlarını ayırmak sorunun temelidir.
2
Verilen görevleri bütçe türlerine göre sınıflandırma
Ulufe, savaş giderleri, memur maaşları ve genel bütçe denetimi 'kamu harcaması' sınıfına girerken; ceyb-i hümayun 'şahsi harcama' sınıfına girer.
Hangi harcamanın hangi birimden yapılacağını belirlemek için.

Anahtar Kavram

Osmanlı Hazineleri (Dış Hazine ve İç Hazine ayrımı)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 15Soru →

Osmanlı Devleti'nin iktisadi dünya görüşünde piyasada halkın ihtiyaç duyduğu malların mümkün olduğu kadar bol, kaliteli ve ucuz bulunması hedeflenmiştir. Bu bağlamda, üretimi tüketici ihtiyaçlarına göre şekillendiren ve piyasada mal arzını her zaman yüksek tutmayı amaçlayan iktisadi ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İaşecilik

Cevap

Halkın ihtiyaçlarını piyasada bol, ucuz ve kaliteli şekilde bulabilmesini amaçlayan 'iaşecilik' ilkesidir.
Osmanlı Devleti'nde iktisadi faaliyetlerin temel amacı halkın refahıdır. İaşecilik ilkesi, piyasada tüketim mallarının eksikliğini gidermek, ürünlerin bol, kaliteli ve uygun fiyatlı olmasını sağlayarak halkın mağduriyetini önlemeyi esas alır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı iktisadi düşüncesindeki temel kavramları analiz edin.
Osmanlı ekonomisinin üç temel ilkesi vardır: İaşecilik, Fiskalizm ve Gelenekselcilik.
Soruda istenen 'bolluk, kalite ve ucuzluk' vurgusunun hangi ilkeye ait olduğunu bulmak gerekir.
2
Tüketici odaklı ve piyasa arzını önceleyen kavramı tanımlayın.
İaşecilik (Provizyonizm), piyasada malın eksikliğini önlemek ve halkın temel ihtiyaçlarına ulaşımını kolaylaştırmak için uygulanan arz yönlü bir politikadır.
İaşecilik ilkesi doğrudan piyasadaki malın miktarını ve erişilebilirliğini kontrol eder.
3
Diğer seçeneklerin neden doğru olmadığını değerlendirin.
Fiskalizm hazineyi, Gelenekselcilik düzeni korumayı amaçlar; Narh ise bu amaçlara ulaşmak için kullanılan bir araçtır.
Kavramlar arasındaki temel amaç farklarını belirlemek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Osmanlı İktisadi İlkeleri (İaşecilik, Fiskalizm, Gelenekselcilik)

İpuçları

1
Osmanlı ekonomisinin üç temel saç ayağından (Gelenekselcilik, Fiskalizm, İaşecilik) birini düşünün.
2
Bu ilke 'provizyonizm' olarak da bilinir ve temelinde halkın/tüketicinin korunması yatar.
3
Malın piyasada 'bol' ve 'ucuz' bulunması gerektiğini savunan, üretimi tüketim odaklı planlayan ilkedir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı bütçe açığını kapatmak için başvurulan İltizam ve Malikâne sistemlerini inceleyerek maliye konusundaki bilginizi pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Osmanlı'nın merkantilizmin tam tersini uyguladığını hatırlayarak, malın dışarı çıkmasını istemeyen ve içeride bolluğu savunan yapıyı 'iaşecilik' ile eşleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 16Soru →

XVI.XVI. yüzyılda Coğrafi Keşifler sonucunda Avrupa'ya taşınan bol miktardaki gümüşün Osmanlı pazarlarına sızması, paranın değer kaybetmesine ve fiyatların hızla yükselmesine (enflasyon) neden olmuştur. Bu durum karşısında Osmanlı Devleti, klasik iktisadi anlayışın temel direklerinden biri olan "İaşecilik" (Provizyonizm) ilkesini işleterek piyasa dengesini korumaya ve mal darlığını önlemeye çalışmıştır.

Buna göre Osmanlı Devleti'nin, iaşecilik ilkesi doğrultusunda bu süreçte uyguladığı yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhracat yasaklarını (memnu meta) genişleterek stratejik ürünlerin ve hammaddelerin yurt dışına çıkışını engellemek

Cevap

İhracat yasaklarını (memnu meta) genişleterek stratejik ürünlerin ve hammaddelerin yurt dışına çıkışını engellemek
Osmanlı klasik ekonomik sistemindeki İaşecilik (Provizyonizm) anlayışı, tüketicinin ihtiyacını merkeze alarak piyasada mal bolluğunu hedefleyen bir yaklaşımdır. XVI.XVI. yüzyılda yaşanan fiyat devrimi ve enflasyon karşısında devlet, malın ülke dışına çıkışını engelleyen ihracat yasaklarını (memnu meta) genişleterek iç pazardaki arzı korumaya çalışmıştır. Bu durum, ihracatı artırmaya çalışan Avrupa'daki Merkantilist anlayışın tam zıttıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik sorunu analiz etme
XVI.XVI. yüzyıldaki gümüş akışı, fiyatların artmasına ve piyasada mal darlığı yaşanmasına (enflasyon) neden olmuştur.
Coğrafi Keşifler sonrası artan değerli maden girişi akçenin değerini düşürmüştür.
2
İaşecilik (Provizyonizm) ilkesini uygulama
Devletin temel amacı, halkın ve ordunun ihtiyacı olan malların piyasada bol, kaliteli ve uygun fiyata bulunmasını sağlamaktır.
Osmanlı ekonomik zihniyetinde tüketici refahı üretici kârından önceliklidir.
3
Uygun yöntemi belirleme
Malın içeride kalmasını sağlamak için ihracat kısıtlanır (Memnu Meta), arzı artırmak için ithalat teşvik edilir.
Dış satımın engellenmesi, iç piyasadaki mal arzını artırarak fiyatların düşmesine yardımcı olur.

Anahtar Kavram

İaşecilik (Provizyonizm) ve Memnu Meta Uygulaması

İpuçları

1
Osmanlı iktisadi anlayışında tüketicinin korunması, paranın biriktirilmesinden daha önceliklidir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin 'Fiskalizm' ve 'Gelenekselcilik' ilkelerinin, İaşecilik ile nasıl bir denge kurduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru →

Osmanlı Devleti'nde gayrimüslim tebaadan alınan 'cizye' vergisi; devletin bu kişilerin can ve mal güvenliğini sağlaması ile onları askerlik hizmetinden muaf tutması karşılığında tahsil edilen bir şer'i vergidir.

Buna göre, cizye vergisiyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Mahmut döneminde yapılan merkeziyetçi reformlar kapsamında tamamen kaldırılması

Cevap

Cizye vergisinin II. Mahmut döneminde kaldırıldığına dair ifade yanlıştır; bu vergi Tanzimat dönemi sonrasındaki Islahat Fermanı ile değişime uğramıştır.
Cizye vergisi, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar devam etmiş, 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere yönelik eşitlik politikası çerçevesinde kaldırılmıştır. II. Mahmut döneminde vergi toplama usullerinde ve merkezileşmede önemli adımlar atılmış olsa da bu verginin tamamen kaldırılması söz konusu değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Cizye vergisinin temel özelliklerini hatırla.
Cizye; gayrimüslim, sağlıklı, erkek ve kazanç sahibi tebaadan askerlik yapmamaları ve can güvenliklerinin sağlanması karşılığında alınır.
Verginin kimden ve neden alındığını belirlemek seçenekleri elemeye yardımcı olur.
2
Verginin sınıflandırılmasını ve muafiyetlerini kontrol et.
Gelir durumuna göre üç kademeli (âlâ, evsat, ednâ) olduğu ve kadın, çocuk, yaşlı, din adamı gibi grupların muaf olduğu bilgisi teyit edilir.
Bu detaylar verginin mali ve hukuki yapısını anlamak için kritiktir.
3
Verginin tarihsel olarak ne zaman kaldırıldığını incele.
Cizye, 1856 Islahat Fermanı ile kaldırılmış ve yerine gayrimüslimlerin askerlik bedeli olan 'Bedel-i Askeri' getirilmiştir.
II. Mahmut dönemi reformları merkeziyetçi olsa da cizye bu dönemde kaldırılmamıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Vergi Sistemi ve Cizye

İpuçları

1
Cizyenin kaldırılması, gayrimüslim tebaa ile Müslüman tebaanın hak ve sorumluluklar açısından eşitlenmesi süreciyle ilgilidir.
2
1856 yılında ilan edilen ve gayrimüslimlere geniş haklar tanıyan belgeyi düşünün.
3
Cizye, II. Mahmut'un reformlarından ziyade Tanzimat dönemindeki 'Islahat Fermanı' ile kaldırılıp yerine 'Bedel-i Askeri' getirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'daki diğer temel şer'i vergiler olan Öşür ve Haraç ile cizye arasındaki farkları içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 18Soru →

Osmanlı Devleti'nde 1818. yüzyılda artan savaş giderlerini finanse etmek ve hazinenin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla uygulamaya konulan, devletin bazı yıllık gelirlerinin paylara bölünerek şahıslara satılması esasına dayanan ve ilk "iç borçlanma" usulü olarak kabul edilen sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esham

Cevap

Osmanlı Devleti'nde 18. yüzyılda uygulanan ilk iç borçlanma sistemi Esham sistemidir.
Doğru cevap olan sistem, III. Mustafa döneminde hazırlıkları yapılan ve I. Abdülhamit döneminde uygulamaya konulan, kağıt paraya (kaime) geçişin de ön aşaması sayılan pay/hisse senedi satışına dayalı bir iç borçlanma yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen zaman ve amaç kısıtlarını analiz etme
1818. yüzyıl mali bunalımları ve "iç borçlanma" (internal debt) vurgusu tespit edildi.
Osmanlı maliyesinde her sistemin ortaya çıktığı dönem ve temel işlevi farklıdır.
2
Seçeneklerdeki kavramların tanımlarını karşılaştırma
İltizam ve Malikâne vergi toplama yöntemleridir. Müsadere bir el koyma sistemidir. Esham ise devletin gelir paylarını (esham/hisseleri) satarak halktan borç almasıdır.
İç borçlanma teriminin teknik karşılığı Osmanlı Türkçesinde 'paylar' anlamına gelen Esham'dır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde maliye ve ilk iç borçlanma (Esham Sistemi)
Soru 19Soru →

Osmanlı iktisadi düşünce yapısında; devlet hazinesine ait gelirleri mümkün olduğu kadar en yüksek düzeye çıkarmayı ve ulaşılan bu düzeyin altına inilmesini engellemeyi amaçlayan ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiskalizm

Cevap

Osmanlı ekonomik anlayışında hazine gelirlerini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen ilke Fiskalizm'dir.
Fiskalizm, Osmanlı maliye politikasının merkezinde yer alan ve hazine gelirlerini maksimize etmeyi, giderleri ise minimumda tutarak ulaşılan gelir seviyesini korumayı amaçlayan ilkedir. Bu anlayış, devletin bekası için güçlü bir mali yapının şart olduğu düşüncesine dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı iktisadi düşüncesinin üç temel direğini (İaşecilik, Gelenekçilik, Fiskalizm) tanımlayın.
İaşecilik tüketici odaklı (bolluk), Gelenekçilik denge odaklı (statüko), Fiskalizm ise devlet odaklıdır (gelir).
Kavramlar arasındaki temel farkları anlamak doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
2
Soru kökündeki 'hazine gelirlerini en yüksek düzeye çıkarma' ifadesini bu tanımlarla eşleştirin.
Bu hedefin doğrudan Fiskalizm kavramının tanımı olduğu görülür.
Fiskalizm, devletin harcamalarını karşılayabilmesi için mali kaynakları koruma ve artırma çabasıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı İktisadi İlkeleri (Fiskalizm, İaşecilik, Gelenekçilik)

İpuçları

1
Osmanlı iktisadi düşüncesinin 'devlet kasası' ile en çok ilgili olan ilkesidir.
2
Bu kavram, hazine gelirlerini koruma ve altına düşmeme gayretini ifade eder.
3
Kelimeden türetilen 'fiskal' terimi günümüzde de maliye ile ilgili konuları ifade etmek için kullanılır.

Daha Fazla Pratik

İaşecilik ve Gelenekçilik kavramlarını içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak aralarındaki farkları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 20Soru →

Osmanlı Devleti'nde sosyal ve hukuki statüye bağlı olarak düzenlenen vergi yükümlülükleri arasında, bireyin can ve mal güvenliğinin devlet tarafından korunması (himaye) karşılığında ödediği bedeller önemli bir yer tutar.

Bu bağlamda; sadece sağlıklı ve yetişkin gayrimüslim erkeklerden, askerlik hizmetinden muaf tutulmaları karşılığında ve şer’i hükümlere dayanılarak tahsil edilen vergi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cizye

Cevap

Cizye vergisi, Osmanlı Devleti'nde gayrimüslim tebaanın sağlıklı ve yetişkin erkeklerinden, askerlik yapmamaları ve can-mal güvenliklerinin sağlanması karşılığında alınan şer'i bir vergidir.
Cizye vergisi, İslam hukukuna dayanan ve Osmanlı Devleti'nde de uygulanan, gayrimüslim erkek tebaadan askerlik hizmetinden muaf tutulmaları ve devletin koruması altında yaşamaları karşılığında alınan bir vergidir. Bu vergi yaşlılardan, çocuklardan, kadınlardan, engellilerden ve din adamlarından alınmazdı.

Adım Adım Çözüm

1
Vergiye tabi olan grubu analiz etme
Soruda belirtilen grup gayrimüslim erkeklerdir. Bu durum, Öşür (Müslümanlardan alınır) ve Bac (herkesten alınabilir) seçeneklerini eler.
Osmanlı'da vergiler genellikle kişinin dinî ve sosyal statüsüne göre belirlenir.
2
Verginin alınış amacını değerlendirme
Askerlikten muafiyet ve koruma bedeli olması bizi 'Cizye' kavramına götürür.
Haraç bir toprak vergisidir; cizye ise bir şahıs (baş) vergisidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Şer'i Vergi Sistemi ve Cizye

İpuçları

1
Bu vergi, gayrimüslimlerin askerlik yapmaması karşılığında ödenen bir 'bedel' niteliğindedir.

Daha Fazla Pratik

İltizam ve Malikane sistemleri arasındaki farkları çalışarak vergi toplama usullerindeki değişimleri pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Ekonomi ve Maliye Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin