Türk-İslam Tarihi

606 soru

Soru 101Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde hanedan üyesi melikler, eyaletlere yönetici olarak atandıklarında yanlarına 'atabey' denilen tecrübeli devlet adamları görevlendirilmiştir. Meliklerin geniş yetkileri olmasına rağmen, merkezi otoriteyi korumak amacıyla bazı kısıtlamalara tabi tutulmuşlardır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir meliğin merkezi yönetime karşı güçlenmesini ve bağımsızlık hareketine girişmesini engellemek amacıyla uygulanan kısıtlamalardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaş zamanlarında sorumlu oldukları eyalet ordularına komuta etmeleri

Cevap

Meliklerin savaş zamanlarında eyalet ordularına komuta etmeleri bir kısıtlama değil, aksine onların temel askeri görevidir.
Büyük Selçuklu Devleti'nde melikler, görev yaptıkları eyaletlerin askeri liderleridir. İkta sistemi dahilinde yetişen askerlerin sevk ve idaresinden sorumludurlar. Bu yetkinin kullanılması merkezi otoriteye bir tehdit değil, devletin askeri organizasyonunun bir parçasıdır. Diğer seçeneklerde yer alan para bastırma, hutbe okutma ve dış politika gibi unsurlar ise doğrudan hükümdarlık alameti (siyadet) olduğu için meliklere yasaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Melik ve Atabeylik sisteminin amacını belirleme.
Melikler hanedan üyesidir ve eyaletleri yönetirler; Atabeyler ise onları eğitmek ve denetlemekle görevlidir.
Sistemin merkezi otoriteyi koruma ve deneyim kazandırma amaçlarını anlamak için gereklidir.
2
Hükümdarlık alametlerini (egemenlik sembollerini) ayırt etme.
Para bastırmak, hutbe okutmak ve diplomatik ilişki kurmak 'bağımsızlık' göstergesidir.
Meliklere konulan yasakların hangi alanlarda olduğunu saptamak gerekir.
3
Meliklerin askeri sorumluluklarını analiz etme.
Melikler, eyaletlerindeki ikta askerlerinin (sipahiyan-ı eyalet) başkomutanıdır ve sefer emri geldiğinde sultanın ordusuna katılmak zorundadırlar.
Askeri komutanlığın bir yasak değil, idari bir yükümlülük olduğunu teyit etmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nde Meliklerin Yetkileri ve Merkezi Otorite

İpuçları

1
Türk-İslam devletlerinde hükümdarlığa özel bazı semboller (alametler) vardır.
2
Meliklerin eyaletlerdeki en önemli görevlerinden biri orduyu savaşa hazırlamaktır.
3
Para bastırmak ve hutbe okutmak egemenlik hakkıdır; ancak ordu komutanlığı idari bir görevdir.

Daha Fazla Pratik

Selçuklu taşra teşkilatında 'İkta Sistemi'nin askeri ve mali sonuçlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 102Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde eyaletlerin yönetiminden sorumlu olan hanedan mensubu 'Melik'lerin geniş yetkilerini dengelemek ve merkezî otoritenin eyaletlerdeki sürekliliğini sağlamak amacıyla görevlendirilen, eyaletlerdeki askerî ve idari işlerden sorumlu olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şihne

Cevap

Büyük Selçuklu Devleti'nde eyaletlerde askeri ve idari yetkilere sahip olan görevli Şihne'dir.
Şihne, Büyük Selçuklu Devleti'nde eyaletlerin başındaki Meliklerin yetkilerini denetleyen, güvenliği sağlayan ve doğrudan sultana bağlı olarak görev yapan askeri valilerdir. Bu makam, merkezi otoritenin taşrada korunması için kritik bir öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Eyalet yönetimindeki aktörleri belirle.
Eyaletlerde hanedan üyesi valiler (Melik) ve onlara yardımcı olan eğitmenler (Atabey) bulunur.
Yönetim hiyerarşisini anlamak için temel aktörlerin bilinmesi gerekir.
2
Merkezi otoritenin temsilcisini teşhis et.
Meliklerin yanında, doğrudan merkeze bağlı çalışan ve asayişi sağlayan askeri bir vali ihtiyacı vardır.
Merkezin eyaletlerdeki gücünü korumak için denetleyici bir askeri makam oluşturulmuştur.
3
Kavram eşleştirmesi yap.
Askeri vali yetkisiyle donatılmış bu görevli Türk-İslam terminolojisinde 'Şihne' olarak adlandırılır.
Görev tanımı ile unvanın doğru eşleştirilmesi cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Devletlerinde Taşra Teşkilatı ve Görevliler

Daha Fazla Pratik

Selçuklularda 'Divan-ı İşraf'ın taşradaki mali ve idari denetimdeki rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 103Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nin "Sultan-ı Azam" unvanlı son büyük hükümdarı Sultan Sencer döneminde gerçekleşen, devletin doğu topraklarının istilaya uğramasına ve merkezi otoritenin çökerek parçalanma sürecinin başlamasına zemin hazırlayan 1141 tarihli siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katvan Savaşı

Cevap

Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılış sürecini başlatan gelişme, 1141 yılında Sultan Sencer'in Karahitaylara karşı kaybettiği Katvan Savaşı'dır.
Büyük Selçuklu Devleti'nin son büyük sultanı olan Ahmed Sencer, 1141 yılında Moğol kökenli Karahitaylara karşı Katvan Savaşı'nı kaybetmiştir. Bu yenilgi, devletin merkezi otoritesinin tamamen sarsılmasına, doğu topraklarının istilaya uğramasına ve devletin hızla yıkılış sürecine girmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Hükümdar ve tarih eşleştirmesi yapılması
Sultan Sencer'in hükümdarlık yaptığı son dönem ve 1141 tarihi belirlenir.
Soruda verilen 'son büyük hükümdar' ve '1141' ipuçları bizi Katvan Savaşı'na yönlendirir.
2
Siyasi sonuçların analiz edilmesi
Savaşın kaybedilmesiyle devletin parçalanma sürecine girdiği doğrulanır.
Katvan yenilgisi, Selçukluların Orta Asya hakimiyetini kaybetmesine ve Atabeyliklerin bağımsız hareket etmesine yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nin Yıkılış Süreci ve Katvan Savaşı
Tahmini Süre:50s
Soru 104Soru

Türk-İslam devletlerinde kamu düzeninin sağlanması ve devlet otoritesinin korunması amacıyla oluşturulan hukuk ve ordu teşkilatı ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkta askerleri (Sipahiyan), savaş zamanı orduya katılırken barış zamanı bulundukları bölgenin güvenliğini sağlar ve hazineden doğrudan maaş alırlardı.

Cevap

İkta askerlerinin (Sipahiyan) hazineden doğrudan maaş aldığı bilgisi yanlıştır; bu askerler ihtiyaçlarını ikta topraklarından sağlanan gelirlerle karşılarlardı.
İkta askerleri (Sipahiyan), Türk-İslam devletlerinde ordu teşkilatının eyalet kanadını oluşturur. Bu sistemde devlet, belirli toprakların vergi gelirini hizmet karşılığı asker ve komutanlara bırakır. Dolayısıyla bu askerlerin maaşları hazineden nakit olarak çıkmaz, sorumlu oldukları topraktan elde edilen gelirlerle karşılanır. Hazineden doğrudan maaş (bistegâni) alan grup, merkezde bulunan Gulam ordusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk ve ordu sistemindeki temel kavramları ve görevleri tanımla.
Kadı'ül Kudat (Şer'i hukuk başı), Emir-i Dad (Örfi hukuk başı), Gulam (Maaşlı merkez askeri), Sipahiyan (Toprak bazlı eyalet askeri) ve Divan-ı Mezalim (Yüksek mahkeme) kavramları doğru eşleşmelidir.
Kurumsal yapıların görev alanlarını ayırt etmek sorunun temelidir.
2
İkta sisteminin mali işleyişini analiz et.
İkta sisteminde toprak gelirleri askerin yetiştirilmesi ve geçimi için kullanılır, hazineye bu askerler için doğrudan bir yük binmez.
Hazine yükünü azaltmak ikta sisteminin temel ekonomik amacıdır.
3
Maaşlı merkez askerleri ile eyalet askerlerini karşılaştır.
Gulamlar bistegâni (maaş) alırken, Sipahiyanlar dirlik/ikta geliri ile geçinirler.
Askeri birimlerin mali kaynak farkı, KPSS Tarih sorularında sıkça sorgulanan bir ayrım noktasıdır.

Anahtar Kavram

İkta Sistemi ve Eyalet Ordusu (Sipahiyan) Mali Yapısı

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'ndeki Tımar sistemi ile Türk-İslam devletlerindeki İkta sistemini karşılaştıran bir soru çözerek sistemin sürekliliğini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 105Soru

Mısır'da kurulan Türk-İslam devletleri (Tolunoğulları, İhşidiler, Eyyubiler ve Memlükler); coğrafi olarak aynı bölgede bulunsalar da her biri İslam tarihine farklı siyasi ve sosyal katkılar sağlamıştır. Bu devletlerin ortak özelliği yönetici ve askeri sınıfın Türk, halkın ise çoğunlukla Arap olmasıdır. Bu durum, özellikle ilk iki devletin siyasi ömürlerinin kısa sürmesinde temel neden olmuştur.

Mısır coğrafyasında hüküm süren bu devletlerin faaliyetleri ve özellikleri hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İhşidiler, 1260 Ayn Calut ve 1277 Elbistan savaşlarıyla Moğol (İlhanlı) ilerleyişini tarihte ilk kez durduran Türk devletidir.

Cevap

İhşidiler seçeneği yanlıştır çünkü Moğolları (İlhanlıları) Ayn Calut ve Elbistan savaşlarında yenilgiye uğratan devlet Memlükler'dir.
Verilen bilgiler arasında yanlış olan seçenek, Ayn Calut ve Elbistan savaşlarını İhşidiler ile eşleştiren ifadedir. Moğol (İlhanlı) ilerleyişini dünya tarihinde ilk kez durduran devlet Memlükler'dir. Memlükler bu zaferlerle İslam dünyasını büyük bir yıkımdan kurtarmış, ayrıca Abbasi halifeliğini Kahire'de koruma altına alarak dini bir saygınlık da kazanmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Mısır'da kurulan devletlerin kronolojisini kontrol et.
Tolunoğulları ve İhşidiler 9. ve 10. yüzyıllarda, Eyyubiler ve Memlükler ise 12. ve 13. yüzyıllarda hüküm sürmüştür.
Zaman dilimi uyumsuzluğunu tespit ederek Moğol istilası (13. yy) ile eşleşen devleti belirlemek.
2
Seçeneklerdeki başarıları devletlerle eşleştir.
Maristan (Tolunoğulları), Hicaz hakimiyeti (İhşidiler), Hıttin/Kudüs (Eyyubiler) ve Farklı Veraset (Memlükler) eşleşmelerinin doğru olduğu görülür.
Her devletin karakteristik özelliğini doğrulayarak hatalı bilgiyi ayıklamak.
3
Ayn Calut ve Elbistan savaşlarının kazananını doğrula.
Bu savaşların Memlük Sultanı Kutuz ve Sultan Baybars dönemlerinde kazanıldığı teyit edilir.
İhşidilerin 969 yılında yıkıldığı göz önüne alındığında, 1260 yılındaki bir savaşı kazanmalarının mümkün olmadığını anlamak.

Anahtar Kavram

Mısır'da kurulan Türk-İslam devletlerinin temel farkları ve Memlüklerin askeri başarıları

Daha Fazla Pratik

Memlüklerin veraset sisteminin diğer Türk devletlerinden farkını ve bu durumun devletin ömrü üzerindeki etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 106Soru

Gazne hükümdarı Mahmut; Hindistan'a düzenlediği seferlerle İslamiyet'in yayılmasını sağlamış, sarayında ağırladığı Biruni için 'Sarayımın en değerli hazinesi' ifadesini kullanmış ve Türk tarihinde 'Sultan' unvanını kullanan ilk hükümdar olmuştur. Bu denli güçlü bir siyasi ve kültürel yapıya sahip olmasına rağmen, Gaznelilerin Dandanakan Savaşı'nın ardından hızla yıkılış sürecine girmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetenlerin Türk, yönetilen halkın ise farklı etnik gruplardan oluşmasının yarattığı toplumsal kopukluk

Cevap

Gaznelilerin kısa sürede yıkılmasının temel nedeni, yönetici ve askeri kadronun Türklerden oluşmasına karşın, halkın Fars, Hint ve Afgan gibi farklı etnik kökenlere sahip olmasıdır. Bu durum devlet-millet bütünleşmesini engellemiştir.
Gazneliler Devleti'nin en büyük zafiyeti, yönetici sınıfın ve ordunun ana gövdesinin Türklerden oluşmasına rağmen, üzerinde hüküm sürdükleri halkın (Afgan, Hint, Fars) etnik ve kültürel olarak çok çeşitli olmasıdır. Bu heterojen yapı, devlet ile halk arasında bir 'milli' bağ oluşmasını engellemiştir. 1040 Dandanakan Savaşı'nda alınan yenilgi sonrası merkezi otorite sarsılınca, halkın devlete olan bağlılığının zayıf olması nedeniyle devlet hızla parçalanma ve yıkılış sürecine girmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sultan Mahmut döneminin özelliklerini (Hindistan seferleri, Sultan unvanı, Biruni'nin himayesi) analiz et.
Devletin askeri, dini ve kültürel açıdan zirve noktada olduğu tespit edildi.
Sorudaki ön bilgilerin devletin dışarıdan bakıldığında ne kadar güçlü göründüğünü anlamak için analiz edilmesi gerekir.
2
Dandanakan Savaşı'nın etkisini değerlendir.
Askeri bir yenilginin neden bu kadar hızlı bir siyasi çöküşe (yıkılış sürecine) dönüştüğü sorgulandı.
Dandanakan Savaşı, Gazneliler için sonun başlangıcıdır; bu sonucun toplumsal kökenini bulmak hedeflenir.
3
Gaznelilerin toplumsal yapısını Karahanlılar gibi devletlerle kıyaslayarak sonuca ulaş.
Karahanlılarda halk ve yönetici Türk iken, Gaznelilerde halkın çok uluslu olduğu belirlendi.
Türk-İslam tarihinde 'kısa sürede yıkılma' veya 'hızlı çöküş' ifadeleri genellikle halk ile devlet arasındaki etnik/kültürel bağın zayıflığına işaret eder.

Anahtar Kavram

Gaznelilerde Etnik Heterojenlik ve Siyasi Kırılganlık

Daha Fazla Pratik

Dandanakan Savaşı'nın Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşu üzerindeki etkilerini Gaznelilerin çöküşü ile karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 107Soru

Türk-İslam devletlerinde ekonomik ve sosyal düzenin sürdürülmesinde toprak yönetimi, vergilendirme ve esnaf teşkilatlanması birbirini tamamlayan unsurlardır. Bu sistemlerin işleyişi ile devlet hem askeri masraflarını karşılamış hem de toplumsal ihtiyaçları finanse etmiştir.

Buna göre, Türk-İslam devletlerindeki toprak ve ekonomi sistemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahilik teşkilatı; şehirlerde üretimi denetleyen, esnafa kredi sağlayan ve "fütüvvet" esaslarına dayanan bir meslek örgütüdür.

Cevap

Ahilik teşkilatının şehirlerde üretimi denetleyen, esnafa kredi sağlayan ve fütüvvet esaslarına dayanan bir meslek örgütü olduğu bilgisi doğrudur.
Ahilik teşkilatı, Türk-İslam devletlerinde (özellikle Anadolu Selçuklularında) esnaf ve zanaatkarların dayanışmasını sağlayan, fütüvvetname kurallarına göre işleyen, fiyat ve kalite denetimi (narh) yapan ve üyelerine kredi desteği sunan çok yönlü bir sosyo-ekonomik yapıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Terimlerin ait olduğu dönemleri ayrıştırın.
Hakan, Toy gibi kavramların İslam öncesine; Cebelü gibi kavramların ise Osmanlı dönemine ait olduğu belirlenir.
Sorunun Türk-İslam devletleri (Selçuklu vb.) dönemine odaklanması gerekir.
2
Toprak ve vergi türlerini mükellefleriyle eşleştirin.
Öşür'ün Müslüman, Haraç'ın gayrimüslim ürün vergisi olduğu; Cizye'nin ise bir baş vergisi olduğu teyit edilir.
Kavramların kimlerden ve ne amaçla alındığını bilmek yanlış seçenekleri elemeyi sağlar.
3
Kurumsal yapıları (Ahilik, Vakıf) değerlendirin.
Vakıfların sosyal hizmet, Ahiliğin ise ekonomik ve ahlaki denetim odaklı olduğu saptanır.
Kurumların devlet ve toplum hayatındaki temel işlevlerini ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Devletlerinde Ekonomik Kurumlar ve Vergi Hukuku
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 108Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde, merkez yönetiminde yer alan Divan-ı Saltanat'a bağlı alt divanlardan biri olan ve devletin mali işlerinden (gelir-gider hesapları, bütçe) sorumlu olup başında 'Müstevfi' unvanlı görevlinin bulunduğu divan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan-ı İstifa

Cevap

Büyük Selçuklu Devleti'nde mali işlerden sorumlu olan birim Divan-ı İstifa'dır.
Divan-ı İstifa, Türk-İslam devletlerinde (Karahanlı, Gazneli ve özellikle Selçuklu) devletin bütçesini hazırlayan, gelir ve giderlerin kaydını tutan mali birimdir. Bu divanın en üst yöneticisine 'Müstevfi' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Büyük Selçuklu merkez teşkilatındaki temel divanları hatırla.
Divan-ı Saltanat'a bağlı dört temel alt divan (Arz, İstifa, İşraf, İnşa) olduğu belirlendi.
Sorunun kapsamındaki yönetim birimlerini doğru sınıflandırmak için.
2
Mali işlerden sorumlu olan birimi ve bu birimin yöneticisinin unvanını eşleştir.
Mali işlerden sorumlu olanın Divan-ı İstifa, yöneticisinin ise Müstevfi olduğu tespit edildi.
Müstevfi unvanı doğrudan mali işlerle (istifa) ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Büyük Selçuklu Devleti'nde Merkez Teşkilatı ve Divan Fonksiyonları
Tahmini Süre:45s
Soru 109Soru

Türk-İslam devletlerinde (Karahanlı, Gazneli, Selçuklu) uygulanan toprak yönetimi ve ekonomik düzenle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi *yanlıştır*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Topraklar, İslamiyet öncesi 'Üleş' sistemine uygun olarak 'Toy' adı verilen meclislerde boy beyleri arasında mülk olarak paylaştırılırdı.

Cevap

Toprakların 'Üleş' sistemine göre 'Toy' adı verilen meclislerde boy beyleri arasında mülk olarak paylaştırıldığı bilgisi yanlıştır.
Türk-İslam devletlerinde toprak sistemi, İslamiyet öncesi kabile/boy paylaşım geleneğinden farklı olarak 'Miri' (devlete ait) bir yapıdadır. 'Toy' ve 'Üleş' kavramları İslamiyet öncesi Türk devletlerinin yönetim anlayışına aittir. Selçuklu ve benzeri devletlerde topraklar merkezi yönetimce hizmet karşılığı 'İkta' olarak dağıtılır ve bu topraklar mülk statüsünde değildir; yani satılamaz, bağışlanamaz veya miras bırakılamazdı.

Adım Adım Çözüm

1
Türk-İslam devletlerindeki toprak mülkiyeti yapısını belirle.
Mülkiyetin şahıslara veya boy beylerine değil, 'Miri Arazi' kavramıyla devlete ait olduğu görülür.
Sistemin temel amacı taşrada feodalleşmeyi önlemek ve merkezi otoriteyi korumaktır.
2
Seçeneklerdeki kavramların dönemlerini analiz et.
'Toy' (kurultay/meclis) ve 'Üleş' (paylaşım geleneği) kavramlarının İslamiyet öncesi Türk devletlerine ait olduğu tespit edilir.
Türk-İslam devletlerinde toprak dağıtımı merkezi divanlar (özellikle Divan-ı Arz ve Divan-ı İstifa) aracılığıyla ikta sistemi kapsamında yapılır.
3
Diğer ekonomik ve sosyal kurumların (Ahilik, İkta, Vergiler) doğruluğunu teyit et.
Ahilik, İkta ve Öşür/Haraç kavramlarının Türk-İslam devletlerinin temel ekonomik yapıtaşları olduğu doğrulanır.
Bu kurumlar Selçuklu ve Karahanlı gibi devletlerde sosyal düzenin ve ordunun temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Türk-İslam devletlerinde 'Miri Arazi' sistemi ve merkeziyetçi toprak yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'ndeki 'Tımar' sistemi ile Türk-İslam devletlerindeki 'İkta' sistemi arasındaki benzerlikleri ve 'Miri Arazi'nin alt dallarını (Hassa, Mukataa, Malikâne vb.) çalışarak kavramsal bütünlük sağlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 110Soru

Gazneliler, Sultan Mahmut döneminde Hindistan'a düzenlenen seferlerle hem İslamiyet'i geniş bir coğrafyaya yaymış hem de Biruni gibi bilim insanlarını sarayda himaye ederek büyük bir kültürel derinlik kazanmışlardır. Ancak bu askeri ve bilimsel başarıya rağmen devlet, 10401040 Dandanakan Savaşı'nda aldığı yenilgi sonrası hızla zayıflayarak yıkılış sürecine girmiştir. Gaznelilerin, geniş sınırlara ve güçlü bir orduya sahip olmalarına rağmen tek bir meydan savaşı yenilgisiyle bu denli hızlı çözülmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetenler ile halk arasında etnik ve kültürel birliğin bulunmaması

Cevap

Gaznelilerin hızlı yıkılışının temel nedeni, yöneten sınıf ile yönetilen halk arasındaki etnik ve kültürel kopukluktur.
Doğru yanıt olan seçenek, Gaznelilerin en temel zayıflığını belirtmektedir. Gaznelilerde saray ve ordu Türklerden oluşurken, yönetilen halkın büyük çoğunluğu farklı etnik kökenlere (Hint, Fars, Afgan) sahipti. Bu durum, Karahanlılar gibi halkının tamamı Türk olan devletlerin aksine, Gaznelilerin 'milli bir devlet' karakteri kazanamamasına yol açmıştır. Dolayısıyla 10401040 Dandanakan Savaşı'ndaki askeri mağlubiyet, halk desteği olmayan merkezi otoritenin hızla çökmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin sosyal yapısını analiz etme
Gaznelilerin çok uluslu (heterojen) bir nüfusa sahip olduğu saptanır.
Yıkılış hızını anlamak için devletin toplumsal temellerine bakılmalıdır.
2
Askeri ve siyasi gelişmeleri değerlendirme
10401040 Dandanakan Savaşı ile askeri üstünlüğün Büyük Selçuklulara geçtiği görülür.
Dış baskının içteki kırılganlığı nasıl tetiklediğini belirlemek gerekir.
3
Sonuç çıkarma
Milli birlik ve beraberliğin (kültürel homojenlik) eksikliğinin, askeri mağlubiyeti siyasi bir felakete dönüştürdüğü sonucuna ulaşılır.
Kendi halkıyla bağ kuramayan devletlerin sarsıntılara karşı direncinin düşük olduğu bilgisiyle soru çözülür.

Anahtar Kavram

Gaznelilerde Devlet-Halk Kopukluğu
Tahmini Süre:50s
Soru 111Soru

Büyük Selçuklu Devleti'nde toprağın mülkiyetinin devlete, kullanım hakkının halka, vergi gelirlerinin ise hizmet karşılığı asker ve memurlara bırakılmasına dayanan; böylece hem tarımsal üretimin devamlılığının sağlandığı hem de devlet hazinesinden para çıkmadan büyük bir ordunun oluşturulduğu sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkta Sistemi

Cevap

Türk-İslam devletlerinde hazineden para harcanmadan ordu kurulmasını ve üretimin sürekliliğini sağlayan yapı İkta sistemidir.
Doğru cevap olan sistem, Büyük Selçuklu Devleti'nde vezir Nizamülmülk tarafından geliştirilen ve uygulanan İkta sistemidir. Bu sistemde toprakların mülkiyeti devlete aittir (Miri arazi). Devlet, bu toprakların vergi gelirlerini toplama yetkisini hizmet karşılığında askerlere ve devlet görevlilerine verir. İkta sahipleri, aldıkları bu vergilerle geçimlerini sağlar ve 'Cebelü' adı verilen atlı askerler yetiştirirler. Böylece devlet hazinesinden nakit para çıkmadan güçlü bir ordu kurulur, toprakların boş kalması engellenerek üretimde süreklilik sağlanır ve bölgenin güvenliği bizzat ikta sahibi tarafından tesis edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel özellikleri (hazineden para çıkmaması, ordu beslenmesi, üretim sürekliliği) analiz etmek.
Bu özelliklerin Türk-İslam tarihindeki merkezi toprak yönetim sistemine işaret ettiği görülür.
Sistemin ekonomik ve askeri işlevlerini ayırt etmek için.
2
Türk-İslam devletlerine (Selçuklular vb.) özgü toprak yönetim kavramını belirlemek.
Mülkiyeti devlete ait olan arazilerin (miri) yönetildiği İkta sistemi doğru kavramdır.
Toprak sistemlerinin dönemlerine göre isim farklılıklarını tespit etmek.
3
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu teyit etmek.
İltizam, Müsadere ve Pençik sistemleri daha çok Osmanlı dönemiyle; Toy ise İslamiyet öncesiyle ilişkilidir.
Çeldiricileri eleyerek kesin sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

İkta Sistemi

Daha Fazla Pratik

İkta sisteminin Osmanlı Devleti'ndeki karşılığı olan 'Tımar Sistemi' ile benzerliklerini ve farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 112Soru

751751 yılında yaşanan Talas Savaşı'ndan sonra Türklerin kitleler hâlinde İslamiyet'i benimsemeye başlaması, sadece bir din değişikliği değil, aynı zamanda Orta Asya'daki güç dengelerinin ve Türk-Arap ilişkilerinin yeniden şekillenmesidir. Abbasilerin bu süreçte Türklerle kurduğu ilişkinin, Emeviler dönemindeki çatışmacı süreçten farklı olarak kalıcı bir dostluğa ve dinî bir bütünleşmeye dönüşmesini sağlayan temel idari değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arap milliyetçiliğine dayanan "Mevali" politikasının terk edilerek, Müslümanların eşitliğini savunan bir yönetim anlayışının benimsenmesi

Cevap

Abbasilerin, Arap milliyetçiliğine dayanan "Mevali" politikasını terk ederek Müslümanların eşitliğini savunan "ümmetçi" bir yaklaşımı benimsemeleri, Türklerin İslamiyet'i kabulündeki temel faktördür.
Talas Savaşı'nın kazanılmasında Türk desteğine ihtiyaç duyan Abbasiler, Emevilerin aksine Arap milliyetçiliği yapmamış ve Arap olmayan Müslümanları hor görmemişlerdir. Bu 'ümmetçi' yaklaşım ve Türklerin askeri/idari yeteneklerine verilen değer, Türklerin İslamiyet'i kendi iradeleriyle benimsemelerinin en kritik nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Emevi dönemindeki idari yapıyı analiz etme
Emevilerin uyguladığı "Mevali" politikası, Arap olmayan Müslümanları dışlayan bir anlayıştır ve Türklerle Araplar arasında şiddetli çatışmalara (örn. Vak'atü'ş-Şı'b) yol açmıştır.
Dönüşümün nedenini anlamak için önceki dönemin engellerini tespit etmek gerekir.
2
Abbasilerin yönetim değişikliğini değerlendirme
750 yılında iktidara gelen Abbasiler, ırk merkezli yönetimden din merkezli (ümmetçi) yönetime geçiş yapmıştır.
Talas Savaşı'ndaki (751) Türk-Arap ittifakının siyasi zeminini bu paradigma değişimi oluşturur.
3
İdari değişimin dinî sonuca etkisini kurma
Sosyal ve ekonomik adaletin (eşit vergilendirme, idari görev alma hakkı vb.) sağlanması, Türklerin İslamiyet'e ısınmasını ve Karluklardan başlayarak kitleler hâlinde Müslüman olmalarını sağlamıştır.
Siyasi hoşgörünün toplumsal kabulü hızlandırdığı gerçeğine ulaşılır.

Anahtar Kavram

Mevali Politikasının Terki ve Ümmetçilik Anlayışı

İpuçları

1
Emevilerin Arap milliyetçisi tutumunun Abbasiler döneminde nasıl değiştiğini düşünün.
2
Arap olmayan Müslümanlara verilen 'Mevali' sıfatının ve bu sınıfa uygulanan kısıtlamaların kalkması, Türklerin kararlarını nasıl etkilemiş olabilir?
3
Eşitlikçi (ümmetçi) yönetim anlayışı, sosyal bariyerleri ortadan kaldırarak dinî bütünleşmeyi hızlandırmıştır.

Daha Fazla Pratik

Abbasiler döneminde Türkler için kurulan özel askeri şehirler (Samerra) ve sınır bölgeleri (Avasım) konusuna çalışarak Türklerin İslam dünyasındaki rollerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 113Soru

Türk-İslam devletlerinde İkta Sistemi'ne konu olan toprakların mülkiyetinin devlete ait olması ve ikta sahiplerine bu toprakların sadece kullanım ve vergi toplama yetkisinin verilmesi, Avrupa'daki feodalite sisteminden farklı bir yapı ortaya çıkarmıştır. Bu durumun Türk-İslam devletlerinde aşağıdakilerden hangisinin oluşmasını doğrudan engellediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi otoriteye rakip olabilecek güçlü bir asil sınıfının

Cevap

Merkezi otoriteye rakip olabilecek güçlü bir asil sınıfının oluşması engellenmiştir.
Türk-İslam devletlerinde uygulanan ikta sisteminde mülkiyetin devlete (mirî arazi) ait olması, toprağın yerel yöneticiler tarafından sahiplenilmesini engellemiştir. Bu durum, Avrupa'daki feodal beyler gibi merkezi otoriteye rakip olabilecek, toprak sahibi bir asil (aristokrat) sınıfının oluşmasını doğrudan engellemiş ve merkezi devlet yapısının korunmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İkta sistemindeki mülkiyet yapısını analiz etme
Mülkiyetin devlete (mirî), kullanım hakkının köylüye, vergi toplama hakkının ise askere/memura (ikta sahibi) ait olduğu görülür.
Sistemin temel hukuki çerçevesini anlamak için mülkiyetin kimde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Feodalite (derebeylik) sistemi ile karşılaştırma yapma
Avrupa'da toprak lordun mülküdür ve babadan oğula geçer; Türk-İslam devletlerinde ise ikta sahibi toprağın sahibi değildir ve görev yeri değişebilir.
Aradaki temel farkın siyasi güç birikimi üzerindeki etkisini saptamak gerekir.
3
Mülkiyet yapısının siyasi sonucunu belirleme
Toprak mülkiyeti şahıslara geçmediği için devlet otoritesine meydan okuyacak yerel bir soylu sınıfı (aristokrasi) ortaya çıkamaz.
Mülkiyetin devlette kalmasının merkezi otoriteyi koruma amacına hizmet ettiğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

İkta Sisteminde Mülkiyet ve Merkezi Otorite İlişkisi

İpuçları

1
Avrupa'daki derebeylik (feodalite) sisteminde toprağın kime ait olduğunu düşünün.
2
Türk-İslam devletlerinde ikta sahiplerinin toprak üzerinde mülkiyet hakkı olmayıp sadece vergi toplama yetkisi vardır.
3
Toprağın mülkiyetinin devlette kalması, kişilerin yerel güç odakları haline gelmesini nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

İkta sisteminin Selçuklulardaki uygulaması ile Osmanlıdaki Tımar sistemi arasındaki benzerlikleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 114Soru

Türk-İslam devletlerinde mülkiyeti devlete ait olan toprakların vergi gelirlerinin, hizmetleri karşılığında asker ve devlet görevlilerine bırakıldığı sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkta Sistemi

Cevap

İkta Sistemi
İkta sistemi, Türk-İslam devletlerinde toprağın mülkiyetinin devlete, kullanım hakkının halka, vergi gelirinin ise hizmetleri karşılığında asker ve memurlara verilmesini sağlayan düzendir. Bu sistemle hazineden para çıkmadan ordu beslenmiş ve üretimde süreklilik sağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımlama
Devletin maaş vermek yerine toprak gelirini görevliye bırakması belirlendi.
Soruda bahsedilen temel mekanizma 'vergi gelirinin hizmet karşılığı devri'dir.
2
Dönem Kontrolü
Sistemin Türk-İslam devletlerindeki karşılığı bulundu.
Osmanlı'daki Tımar ile Selçuklu'daki İkta arasındaki isim farkına dikkat edilmelidir.

Anahtar Kavram

İkta Sisteminin İşleyişi
Tahmini Süre:45s
Soru 115Soru

Karahanlılarda 'Tayangu', Büyük Selçuklu Devleti'nde ise 'Hâcibü'l-hüccâb' olarak adlandırılan; hükümdar ile halk, divan üyeleri ve elçiler arasındaki görüşmeleri düzenleyen, protokol işlerinden sorumlu olan en üst düzey saray görevlisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hacib-ül Hüccab

Cevap

Hükümdar ile halk ve divan üyeleri arasındaki iletişimi sağlayan, protokol kurallarını uygulayan görevli Hacib-ül Hüccab'dır.
Haciblik müessesesi, Türk-İslam devletlerinde hükümdarın en yakınındaki kişidir. Karahanlılarda 'Tayangu' olarak bilinen bu görevli, protokolü düzenler, şikayetleri dinleyerek hükümdara iletir ve elçilerin kabulünü organize eder. Bu nedenle sarayın en prestijli idari makamıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Saray teşkilatındaki görevlilerin fonksiyonlarını analiz edin.
Hükümdar ile dış dünya (halk, elçiler, devlet adamları) arasındaki 'aracı' rolü aranmaktadır.
Soruda belirtilen görev tanımı merkezi bürokrasiyi değil, saray protokolünü kapsamaktadır.
2
Terimlerin farklı Türk-İslam devletlerindeki karşılıklarını eşleştirin.
Tayangu (Karahanlı) ve Hacib-ül Hüccab (Selçuklu) terimlerinin aynı görevi karşıladığı görülür.
Türk-İslam devletlerinde kurumlar benzer olsa da isimlerde dönem ve devlet bazlı farklılıklar olabilir.

Anahtar Kavram

Türk-İslam Devletlerinde Saray Teşkilatı ve Haciblik Makamı
Soru 116Soru

Gazneli Mahmut, Hindistan üzerine düzenlediği 1717 sefer sonucunda İslamiyet'in bu coğrafyada yayılmasını sağlamış ve bölgenin sosyo-kültürel yapısında önemli değişimlere yol açmıştır. İslam dininin eşitlikçi anlayışı, Hindistan'da yüzyıllardır devam eden katı toplumsal hiyerarşiyi sarsmıştır.

Buna göre İslamiyet'in Hindistan'da yayılmasının, bölgedeki aşağıdaki sistemlerden hangisinin zayıflamasında etkili olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kast sistemi

Cevap

İslamiyet'in eşitlikçi anlayışı Hindistan'daki Kast sisteminin zayıflamasına neden olmuştur.
İslamiyet'in insanlar arasında dil, ırk ve sınıf ayrımı gözetmeyen eşitlikçi anlayışı, Hindistan'da toplumun aşılmaz duvarlarla birbirinden ayrıldığı Kast sisteminin felsefi ve toplumsal temellerini sarsmıştır. Bu durum, alt sınıflardaki Hintlilerin kitleler halinde İslamiyet'e geçmesini hızlandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Gazneli Mahmut'un Hindistan seferlerinin dini ve toplumsal sonuçlarını analiz edin.
Seferler sonucunda İslamiyet Hindistan'ın iç kesimlerine kadar yayılmıştır.
Sorunun bağlamını ve temel tarihi olayı tespit etmek için.
2
İslamiyet'in temel prensipleri ile Hindistan'ın mevcut sosyal yapısını karşılaştırın.
İslam'ın 'müminlerin eşitliği' ilkesi, Hindistan'daki katı sınıf ayrımı ile çelişmektedir.
Toplumsal değişimin nedenini kavramak için.
3
Hiyerarşik düzeni temelinden sarsan sistemi belirleyin.
Sınıflar arası geçişe izin vermeyen Kast sisteminin gücü, İslamiyet'in etkisiyle kırılmıştır.
Nihai sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Gazneliler ve Kast Sistemi
Tahmini Süre:50s
Soru 117Soru

Türk-İslam devletlerinde toprak yönetimi ile merkezi otorite ve ekonomi arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallar bütünü değerlendirildiğinde; devletin taşradaki nüfuzunu artırmak ve iktisadi istikrarı korumak amacıyla gerçekleştirdiği uygulamalar arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vakıf arazilerinden elde edilen gelirlerin stratejik öneme sahip sınır kalelerinin inşasında ve ordu maaşlarında kullanılması

Cevap

Vakıf arazilerinden elde edilen gelirlerin stratejik öneme sahip sınır kalelerinin inşasında ve ordu maaşlarında kullanılması gösterilemez.
Türk-İslam devletlerinde vakıf müessesesi, mülkiyeti Allah'a, menfaati ise kamuya ait olan bir sistemdir. Bir mal vakfedildikten sonra artık devletin veya şahsın tasarrufundan çıkar. Vakıf gelirlerinin askeri harcamalarda veya ordu maaşlarında kullanılması, vakıf hukukunun temel ilkelerinden olan 'amaç dışı kullanım yasağı'na aykırıdır. Bu hizmetler vakıf değil, doğrudan ikta veya merkezi hazine gelirleriyle karşılanır.

Adım Adım Çözüm

1
İkta ve Vakıf sistemlerinin hukuki statülerini analiz edin.
İkta sistemi devletin askeri ve idari ihtiyaçlarını karşılar; Vakıf sistemi ise sosyal ve dini ihtiyaçlara yöneliktir.
Toprak türlerinin kullanım amaçlarını ayırt etmek gerekir.
2
Merkezi otoriteyi korumaya yönelik mülkiyet kurallarını değerlendirin.
Mülkiyetin devlette kalması ve miras yasağı gibi unsurlar feodalleşmeyi engellemek için tasarlanmıştır.
Toprak sisteminin siyasi amacını anlamak gerekir.
3
Vakıf hukukundaki 'dokunulmazlık' ilkesini inceleyin.
Vakıf malları hayır amacıyla tahsis edildiği için amaç dışı (askeri/siyasi) kullanılamaz ve hazineye aktarılamaz.
Vakfın hukuki ve dini sınırlarını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Vakıf Sisteminin Dokunulmazlığı ve Amacı

İpuçları

1
İkta sistemi devletin askeri ve idari yükünü hafifletirken, vakıf sistemi sosyal yükünü hafifletir.
2
Bir mülk vakfedildiğinde mülkiyeti şahıstan veya devletten çıkar; geri dönülemez bir kamu hizmetine dönüşür.
3
Vakfiyeler, devlet başkanlarının bile kolayca değiştiremeyeceği hukuki metinlerdir; gelirleri savaş veya maaş gibi amaçlar için kullanılamaz.

Daha Fazla Pratik

Vakıf sisteminin eğitim ve bayındırlık üzerindeki etkilerini incelemek için 'Külliye' kavramına çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 118Soru

1111. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınan; Türkçenin zenginliğini kanıtlamak, Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla hazırlanan ve içerisinde ilk Türk dünyası haritasını barındıran eser aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan-ı Lügati't Türk

Cevap

Divan-ı Lügati't Türk
Doğru cevap olan eser, Kaşgarlı Mahmut tarafından Abbasi halifesine sunulmuş, Türk dilinin gücünü ve boylarını tanıtan ilk ansiklopedik sözlüktür. Eserin sonunda yer alan dünya haritası, Türklerin yaşadığı coğrafyayı göstermesi bakımından tarihi bir öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Eserin yazarını belirle
Kaşgarlı Mahmut
Soruda eserin yazarı açıkça belirtilmiştir.
2
Eserin yazılış amacını ve içeriğini analiz et
Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türk dünyası haritası içermesi
Bu özellikler Divan-ı Lügati't Türk eserini diğer ilk Türk-İslam eserlerinden ayıran temel özelliklerdir.

Anahtar Kavram

Karahanlılar Dönemi İlk Türk-İslam Eserleri
Tahmini Süre:45s
Soru 119Soru

Türk-İslam devletlerinde ordu teşkilatının yargısal işlerini yürütmekle görevli olan Kadı-i Leşker (Kazasker), askeri sınıfın kendi içindeki uyuşmazlıklarını çözüme kavuştururdu. Ancak hukuk sisteminde sivil halkın haklarını korumak ve askeri nüfuzun sivil hukuk üzerindeki baskısını engellemek amacıyla belirli bir yargı sınırı çizilmiştir. Buna göre; bir asker ile bir sivil vatandaş arasında meydana gelen hukuki bir ihtilafın çözümü için aşağıdaki makamlardan hangisine başvurulması gerekmekteydi?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerel (Şehir) Kadısı

Cevap

Asker ile sivil arasındaki davalara Yerel (Şehir) Kadısı bakar.
Türk-İslam devletlerinde, özellikle Büyük Selçuklular gibi merkezi otoritenin güçlü olduğu yapılarda, ordunun sivil halk üzerinde baskı kurmasını engellemek amacıyla yargı bağımsızlığına önem verilmiştir. Bir asker ile bir sivil vatandaş arasındaki davalarda yetkinin yerel kadıya (şehir kadısına) verilmesi, 'hukuk devleti' anlayışının bir yansımasıdır ve sivil hakların askeri güç karşısında korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarafların statüsünü analiz etme
Dava taraflarından birinin 'asker', diğerinin 'sivil' olduğu belirlenir.
Yargı yetkisinin belirlenmesi için tarafların hukuki statüsü kritiktir.
2
Görevli mahkeme kuralını hatırlama
Türk-İslam hukukunda askeri vesayeti önlemek için sivil hukuk önceliklidir.
Askeri mahkemelerin (Kadı-i Leşker) sivil haklarını kısıtlamasının önüne geçilmek istenmiştir.
3
Doğru yargı makamını seçme
Karma davalarda (asker-sivil) yetkinin yerel kadıda (şehir kadısı) olduğu sonucuna varılır.
Hukukun tarafsızlığını ve reayanın (halkın) korunmasını sağlamak için sivil yargı yetkilendirilmiştir.

Anahtar Kavram

Hukuki Yetki Ayrımı ve Sivil Hakların Korunması

İpuçları

1
Türk-İslam devletlerinde adaletin sivil halk üzerinde baskı aracı olarak kullanılmaması amaçlanmıştır.
2
Bir tarafın asker olması, davanın mutlaka askeri mahkemede görüleceği anlamına gelmez; sivillerin hakları korunur.
3
Hukuk sisteminde 'karma' (asker-sivil) davalarda yetki, her zaman genel adli makamdadır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'ndeki Kazaskerlik makamı ile Büyük Selçuklu'daki Kadı-i Leşkerlik makamının görev benzerliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 120Soru

Orta Asya’da İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devleti olan Karahanlılar; Ribat adı verilen kervansaraylar, Bimaristan denilen hastaneler ve ilk burslu öğrencilik sisteminin uygulandığı medreseler inşa ederek Türk-İslam medeniyetine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Ancak Karahanlılar, İslamiyet’i kabul etmelerine rağmen milli kimliklerini ve Orta Asya Türk devlet geleneklerini büyük ölçüde korumayı başarmışlardır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Karahanlıların İslamiyet öncesi Türk devlet geleneklerini devam ettirdiklerine veya milli kimliklerini koruduklarına bir kanıt olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümdarların "Sultan" unvanını kullanmaya başlaması ve bu unvanın resmiyet kazanması

Cevap

Hükümdarların "Sultan" unvanını kullanmaya başlaması, Karahanlılar için geleneksel bir devamlılık değil, İslamiyet sonrası bir değişimdir ve bu unvanı ilk kullanan Türk hükümdarı Gazneli Mahmud'dur.
Sultan unvanı, Türk devletlerinde Karahanlılar tarafından değil, ilk kez Gazneli Mahmud tarafından kullanılmıştır. Karahanlılar ise İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen Arslan Han, Buğra Han ve Kadır Han gibi İslamiyet öncesi Türk geleneklerinden gelen unvanları kullanmaya devam ederek milli karakterlerini korumuşlardır. Dolayısıyla Sultan unvanının kullanımı bir devamlılık değil, yeni bir siyasi etkinin sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Karahanlıların milli kimlik ve geleneksel yapılarını temsil eden unsurlar analiz edilir.
İkili teşkilat, Hakaniye Türkçesi kullanımı ve Arslan Han gibi unvanların İslamiyet öncesi döneme dayandığı görülür.
Karahanlılar, Orta Asya'da kuruldukları için Türk nüfusun yoğun olduğu bir coğrafyada milli benliklerini korumuşlardır.
2
Seçeneklerde verilen unvanların Türk tarihindeki ilk kullanımları karşılaştırılır.
Sultan unvanının Türk hükümdarları arasında ilk kez Gazneli Mahmud (Gazneliler Devleti) tarafından kullanıldığı saptanır.
Karahanlılar İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen başlangıçta Han, Hakan, İlig Han gibi Türkçe kökenli unvanları tercih etmişlerdir.
3
Hangisinin bir "geleneksel devamlılık" kanıtı olamayacağı belirlenir.
Sultan unvanının kullanımı, İslamiyet'in etkisiyle sonradan giren ve Gaznelilerle özdeşleşen bir özellik olduğu için doğru cevap olarak işaretlenir.
Sultan unvanı, halife tarafından tanınan bir otoriteyi simgeleyen ve İslam siyasi kültüründen alınan bir yeniliktir.

Anahtar Kavram

Karahanlılar'da Türk-İslam Sentezi ve Milli Kimliğin Korunması

Daha Fazla Pratik

Karahanlılar ile Gazneliler arasındaki temel kültürel ve siyasi farkları (dil, unvanlar, kurucu boylar) karşılaştıran bir tablo hazırlamak bu konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 6 / 31Sonraki
Türk-İslam Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin