XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 soru

Soru 261Soru

Osmanlı Devleti'nde 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleşen Bâb-ı Âli Baskını, 19081908 Devrimi ile başlayan Meşrutiyet rejiminin işleyişinde köklü bir kırılmaya neden olmuştur. Bu askeri müdahalenin, Türk siyasi tarihindeki demokratik teamüller ve devlet yönetim yapısı üzerindeki en kritik ve kalıcı sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümetin belirlenmesinde parlamentonun iradesi yerine askeri ve siyasi bir grubun baskısının belirleyici hale gelmesi

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını ile birlikte hükümetin belirlenmesinde parlamento iradesinin yerini askeri ve siyasi bir grubun (İttihat ve Terakki) baskısı almıştır.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinde parlamenter sistemin işleyişine vurulmuş ilk büyük darbedir. Bu olayla birlikte hükümetin kurulması süreci meclis aritmetiğinden kopmuş, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin askeri gücüyle belirlenir hale gelmiştir. Bu durum, cemiyetin 19181918'e kadar sürecek olan fiili tek parti diktatörlüğünün (hegemonyasının) temelini atmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı tarihindeki ilk modern hükümet darbesidir.
Hükümet merkezi olan Bâb-ı Âli'nin silahlı bir grup tarafından basılarak sadrazamın istifaya zorlanması bu durumu kanıtlar.
2
Siyasi aktörleri ve hedefi belirleme
Enver Bey öncülüğündeki İttihatçılar, Kâmil Paşa hükümetini devirmiştir.
I. Balkan Savaşı'ndaki yenilgiler ve Edirne'nin elden çıkma ihtimali (Londra Notası) darbenin halk ve ordu nezdindeki bahanesi yapılmıştır.
3
Uzun vadeli siyasi sonuçları değerlendirme
İttihat ve Terakki'nin fiili tek parti egemenliği başlamıştır.
Seçimler veya meclis denetimi yerine silah zoruyla hükümet değiştirilmesi, demokratik teamüllerin yerine baskıcı bir yönetimin geçmesine yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Hükümet Darbesi ve Siyasi Hegemonya

İpuçları

1
Bu olayın bir 'rejim değişikliği' mi yoksa sadece 'hükümet değişikliği' mi olduğunu düşünün.
2
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bu darbeden sonra devlet yönetimindeki otoritesinin nasıl bir hal aldığını değerlendirin.
3
Modern Türk tarihindeki ilk darbe olarak kabul edilen bu olay, demokratik seçimlerin ve meclis iradesinin yerini baskı gruplarının almasına neden olmuştur.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nın 3131 Mart Vakası ile karşılaştırılması; birinin rejime, diğerinin hükümete yönelik olması farkını çalışın.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 262Soru

II. Balkan Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti; Bulgaristan ile 1913 İstanbul, Yunanistan ile 1913 Atina ve Sırbistan ile 1914 İstanbul Antlaşmalarını imzalayarak bölgedeki varlığını ve haklarını hukuki bir çerçeveye oturtmaya çalışmıştır.

Bu antlaşmaların içeriği ve dönemin Balkan coğrafyası dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu diplomatik sürecin sonuçlarından biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sırbistan ile imzalanan antlaşma vasıtasıyla iki devlet arasındaki sınır uyuşmazlıklarının ve toprak paylaşımlarının kesinliğe kavuşturulması

Cevap

Sırbistan ile imzalanan antlaşma vasıtasıyla iki devlet arasındaki sınır uyuşmazlıklarının ve toprak paylaşımlarının kesinliğe kavuşturulması
Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı'ndan sonra Sırbistan ile bir kara sınırına sahip değildir. I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile Makedonya ve çevresindeki topraklar elden çıktığı için Osmanlı'nın batıdaki tek komşusu Bulgaristan (ve Ege Denizi üzerinden Yunanistan) olmuştur. Bu nedenle 1914 yılında imzalanan İstanbul Antlaşması, bir sınır veya toprak paylaşımı antlaşması değil; sadece Sırbistan hakimiyetine giren bölgelerdeki Türk ve Müslüman azınlığın haklarını düzenleyen bir belgedir. Sınır uyuşmazlıklarının giderilmesi ifadesi coğrafi gerçeklikle örtüşmemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
II. Balkan Savaşı sonrası imzalanan antlaşmaları ve tarafları belirleme
Osmanlı Devleti; Bulgaristan (1913 İstanbul), Yunanistan (1913 Atina) ve Sırbistan (1914 İstanbul) ile ikili antlaşmalar imzalamıştır.
Savaşın diplomatik sonuçlarını analiz etmek için muhatap devletleri ve imzalanan belgeleri saptamak gerekir.
2
Dönemin siyasi haritasını ve sınır komşuluklarını coğrafi olarak değerlendirme
I. Balkan Savaşı'ndaki büyük toprak kayıpları (Makedonya, Arnavutluk, Batı Trakya) sonrası Osmanlı'nın Sırbistan ve Karadağ ile olan kara sınırı tamamen kesilmiştir.
Antlaşmaların 'sınır belirleme' mi yoksa sadece 'azınlık hakları' mı içerdiğini anlamak için devletlerin coğrafi olarak bitişik olup olmadığına bakılmalıdır.
3
Sırbistan ile imzalanan 1914 İstanbul Antlaşması'nın özel niteliğini saptama
Bu antlaşma, sınır tashihi değil; Sırbistan idaresinde kalan Türklerin mülkiyet, eğitim ve din (başmüftülük) haklarını koruma amacı güden bir 'azınlık antlaşması'dır.
Sınır uyuşmazlığı olması için ortak bir sınır hattı bulunmalıdır; oysa iki devlet arasında artık Bulgaristan ve Yunanistan toprakları yer almaktadır.

Anahtar Kavram

Balkan Antlaşmalarında Sınır ve Azınlık Hakları Ayrımı

İpuçları

1
Antlaşmaların imzalanma nedenlerini düşünün; sadece toprak kazanımı için mi yoksa halkın korunması için mi yapıldılar?
2
Osmanlı Devleti'nin II. Balkan Savaşı sonrası sadece Doğu Trakya'yı (Edirne-Kırklareli) alabildiğini hatırlayın. Bu durum hangi ülkelerle sınır komşusu olduğumuzu etkiler?
3
Sırbistan ile imzalanan 1914 İstanbul Antlaşması'nın diğerlerinden farkı, iki devlet arasında bir kara sınırı olmamasıdır. Sınır yoksa sınır uyuşmazlığı da olamaz.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonucunda ortaya çıkan 'Azınlık Sorunu' ve 'Ege Adaları Sorunu'nun günümüz Türk dış politikasına (Lozan ve sonrası) etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Siyaset ve coğrafya ilişkisini kullanarak; harita üzerinde Osmanlı'nın Batı sınırının Meriç Nehri'nde bittiğini bildiğinizde, daha batıda (ve iç kesimde) kalan Sırbistan ile bir sınır hattı belirlenmesinin fiziken imkansız olduğunu fark edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 263Soru

19121912 yılında Karadağ'ın saldırısıyla başlayan; ardından Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan'ın katılımıyla genişleyen I.I. Balkan Savaşı, 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile resmen sona ermiştir. Osmanlı Devleti, bu antlaşma ile Avrupa'daki topraklarının büyük bir bölümünden vazgeçmek zorunda kalmış ve yeni sınırı "Midye-Enez" hattı olarak belirlenmiştir.

Bu tarihsel süreç ve antlaşmanın hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin Londra Antlaşması ile kaybettiği yerler arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rodos ve On İki Ada

Cevap

Rodos ve On İki Ada'nın kaybı, I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması ile değil, bir önceki yıl (1912) İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması ile ilgilidir.
Rodos ve On İki Ada, Osmanlı Devleti ile İtalya arasında imzalanan 1912 Uşi Antlaşması'nın bir konusudur. I. Balkan Savaşı'nı bitiren 1913 Londra Antlaşması ise Balkan devletleri (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) ile olan sınırları düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş ve Antlaşma İlişkisini Kurma
I. Balkan Savaşı'nın (1912-1913) sonunda Londra Antlaşması imzalandığı tespit edilir.
Sorunun hangi tarihsel çerçevede sorulduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Midye-Enez Hattını Analiz Etme
Bu hattın batısında kalan tüm Rumeli topraklarının (Makedonya, Selanik, Batı Trakya ve Edirne dahil Doğu Trakya) kaybedildiği hatırlanır.
Antlaşmanın mekânsal sınırlarını belirlemek için gereklidir.
3
Seçenekleri Eleme
Makedonya, Batı Trakya ve Doğu Trakya'nın bu antlaşma ile elden çıktığı, ancak Rodos ve On İki Ada'nın daha önce İtalya ile yapılan bir antlaşmaya konu olduğu fark edilir.
Benzer dönemdeki farklı siyasi olayları ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması (19131913) Sınırları ve Toprak Kayıpları

İpuçları

1
Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin sınırı Midye-Enez hattı olmuştur. Bu hattın batısındaki her yer kaybedilmiştir.
2
Bazı topraklar Balkan devletlerine karşı değil, Akdeniz'deki sömürgeci güçlere (İtalya gibi) karşı kaybedilmiştir.
3
Trablusgarp Savaşı'nı bitiren antlaşma ile Balkan Savaşlarını bitiren antlaşmanın farkını düşünün; özellikle adaların kime bırakıldığına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nın nedenlerini ve bu savaş sonunda imzalanan İstanbul (Bulgaristan ile) ve Atina antlaşmalarını inceleyerek sınır değişimlerini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi kullanılabilir. 1911-1912 olayları ile 1912-1913 olayları birbirinden ayrıldığında, Rodos ve On İki Ada'nın Trablusgarp süreciyle bağlantılı olduğu kolayca görülür.
Tahmini Süre:50s
Soru 264Soru

I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Avrupa'daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Ancak antlaşmanın bazı maddeleriyle, belirli coğrafi bölgelerin sınırlarının çizilmesi ve gelecekteki siyasi statülerinin tayin edilmesi yetkisi, savaşa katılan devletlerin iradesinden çıkarılarak Avrupalı "Büyük Devletler"in (Düvel-i Muazzama) kararına bırakılmıştır.

Londra Antlaşması'na göre, mülkiyeti veya sınırları üzerindeki nihai karar Büyük Devletler tarafından verilecek olan unsurlar aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ege Adaları ve Arnavutluk

Cevap

Ege Adaları'nın geleceği ve Arnavutluk'un sınırlarının belirlenmesi, Londra Antlaşması gereği Büyük Devletlerin kararına bırakılmıştır.
I. Balkan Savaşı'nı bitiren Londra Antlaşması'nda Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını kaybetmiştir. Ancak antlaşmanın 4. maddesi Arnavutluk'un sınırlarının belirlenmesini, 5. maddesi ise Ege Adaları'nın geleceğini Avrupalı Büyük Devletlerin (İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya) kararına bırakmıştır. Bu durum, bu bölgelerin stratejik önemi ve Balkan devletleri arasındaki rekabet nedeniyle tercih edilmiş diplomatik bir yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın (30 Mayıs 1913) toprak paylaşımlarını analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin Midye-Enez hattının batısındaki tüm topraklarını kaybettiği görülür.
Antlaşmanın temel sınır belirleme kriteri Midye-Enez hattıdır.
2
Antlaşmadaki "Büyük Devletler" (Düvel-i Muazzama) ile ilgili özel hükümleri tespit etmek.
4. ve 5. maddelerin belirli bölgelerin statüsünü uluslararası hakemliğe bıraktığı anlaşılır.
Bu bölgelerin paylaşımı Balkan devletleri arasında büyük bir gerilim kaynağı olduğu için büyük devletler sürece müdahil olmuştur.
3
Hakemliğe bırakılan bölgeleri netleştirmek.
Arnavutluk'un sınırlarının çizilmesi ve Ege Adaları'nın mülkiyet durumunun büyük devletlerce belirleneceği sonucuna varılır.
Arnavutluk savaş sırasında bağımsızlığını ilan etmiş, Ege Adaları ise Yunanistan tarafından işgal edilmişti; ancak kesin statüleri büyük devletlerin onayına sunulmuştur.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda Uluslararası Hakemlik ve Statü Belirleme

İpuçları

1
Antlaşmada bazı bölgelerin geleceği doğrudan savaşan taraflara değil, Avrupa'nın güçlü devletlerine bırakılmıştır.
2
Savaş sırasında bağımsızlığını ilan eden bölgeyi ve Yunanistan'ın işgal ettiği ancak Osmanlı'nın vazgeçmek istemediği deniz topraklarını düşünün.
3
Antlaşmanın 4. maddesi bir kara sınırını, 5. maddesi ise denizdeki adaların geleceğini Büyük Devletlerin hakemliğine bırakmıştır.

Daha Fazla Pratik

Büyük Devletlerin Ege Adaları ve Arnavutluk hakkındaki nihai kararlarının II. Balkan Savaşı sonrasındaki diplomatik süreci nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile belirlenen Midye-Enez hattı, Balkan devletlerinin kendi aralarında yaşadığı toprak paylaşımı kavgası nedeniyle II. Balkan Savaşı ile bozulmuştur. Bu savaşta, ilk savaşta yer almayan Romanya'nın da Bulgaristan'a karşı cephe almasını fırsat bilen Osmanlı Devleti, askeri bir harekat başlatmıştır. Bu askeri harekat sonucunda Osmanlı Devleti'nin Bulgaristan'dan geri almayı başardığı ve günümüzde de Türkiye sınırları içerisinde yer alan şehirler aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edirne ve Kırklareli

Cevap

Osmanlı Devleti'nin geri almayı başardığı şehirler Edirne ve Kırklareli'dir.
Doğru cevap Edirne ve Kırklareli'dir. Çünkü Osmanlı Devleti, I. Balkan Savaşı'nda kaybettiği bu şehirleri, Balkan devletlerinin (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve sonradan katılan Romanya) kendi aralarındaki çatışmadan yararlanarak geri almayı başarmıştır. Bu zaferden sonra Enver Paşa 'Edirne Fatihi' olarak anılmaya başlanmış ve Meriç Nehri sınır kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlığı analiz etme
I. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan'ın en fazla payı alması üzerine Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ'ın Bulgaristan'a saldırdığı, Romanya'nın da savaşa dahil olduğu belirlendi.
Savaşın nedenini anlamak, Osmanlı'nın hangi fırsatı değerlendirdiğini kavramak için gereklidir.
2
Osmanlı Devleti'nin askeri hamlesini belirleme
Osmanlı Devleti, Bulgaristan'ın zor durumda kalmasından yararlanarak Midye-Enez hattını aşmış ve Doğu Trakya'ya girmiştir.
Toprak kazanımının hangi coğrafi sınır aşılarak yapıldığını netleştirmek gerekir.
3
Geri alınan ve günümüzde Türkiye'de olan şehirleri tespit etme
Enver Paşa önderliğinde Edirne ve Kırklareli geri alınmıştır. Bu şehirler günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindedir.
Sorunun kökünde istenen spesifik şehir isimlerine ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı sonucunda Osmanlı Devleti'nin Doğu Trakya'yı (Edirne ve Kırklareli) geri alması.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin geri aldığı bölgeler 'Doğu Trakya' olarak adlandırılan bölgededir.
2
Bu şehirlerden biri, Mimar Sinan'ın 'ustalık eserim' dediği Selimiye Camii'ne ev sahipliği yapmaktadır.
3
Enver Paşa'nın 'Fatih' unvanını almasını sağlayan ana şehir, Osmanlı Devleti'ne başkentlik de yapmıştır.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'nın maddelerini ve Türk azınlık haklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 266Soru

Osmanlı Devleti’nde II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet’in ilanını (19081908) takip eden süreçte yaşanan 3131 Mart Vakası’nın ardından, 19091909 yılında KanuniEsasiKanun-i Esasi üzerinde köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle padişahın yetkileri kısıtlanmış ve devlet yönetimi daha parlamenter bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu süreçte cemiyetlerin (derneklerin) yasal bir statüye kavuşması, gizli faaliyet yürüten yapıların açık siyasi partilere dönüşmesini sağlamıştır.

Buna göre, 19091909 anayasa değişiklikleri arasında yer alan aşağıdaki maddelerden hangisi, ülkede çok partili siyasi hayatın hukuki olarak kurumsallaşmasına zemin hazırlayan temel düzenlemedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cemiyet kurma hakkının (örgütlenme hürriyeti) anayasal bir hak olarak tanınması

Cevap

Cemiyet kurma hakkının (örgütlenme hürriyeti) anayasal bir hak olarak tanınması
Doğru yanıt olan cemiyet kurma hakkının tanınması, II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminde çok partili hayatın temelini oluşturur. 18761876 Anayasası'nda (orijinal metin) cemiyet kurma özgürlüğü bulunmadığı için siyasi oluşumlar 'gizli komiteler' şeklinde faaliyet göstermekteydi. 19091909 düzenlemesiyle bu hak anayasal güvenceye alınmış ve hemen ardından 'Cemiyetler Kanunu' çıkarılarak siyasi partilerin yasal olarak kurulmasının yolu açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19091909 Anayasa Değişikliklerinin siyasi hayata etkisini analiz et.
19091909 değişiklikleri ile Osmanlı’da mutlak monarşiden parlamenter sisteme geçiş hızlanmış, bireysel ve toplumsal haklar genişletilmiştir.
Değişikliklerin hangi alanları kapsadığını anlamak, sorulan 'kurumsallaşma' sorusuna doğru yanıt vermeyi sağlar.
2
Siyasi partilerin hangi yasal statü altında kurulduğunu belirle.
O dönemde siyasi partiler 'cemiyet' (dernek) statüsünde kurulmaktaydı.
Siyasi parti kavramının o dönemdeki hukuki karşılığını bilmek, 'cemiyet kurma hakkı' ile bağlantı kurmayı kolaylaştırır.
3
Örgütlenme özgürlüğü ile çok partili hayat arasındaki bağı kur.
Anayasanın 120.120. maddesinde yapılan değişiklikle cemiyet kurma hakkının verilmesi, gizli derneklerin (örneğin İttihat ve Terakki) resmen partileşmesinin önünü açmıştır.
Çok partili hayatın başlaması için sadece meclisin olması yetmez, bu yapıların yasal olarak var olabilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

19091909 Anayasa Değişiklikleri ve Örgütlenme Hürriyeti

İpuçları

1
Partilerin kurulabilmesi için insanların bir araya gelip örgütlenme hakkına sahip olması gerekir.
2
Osmanlı'da partiler başlangıçta 'cemiyet' adıyla ve statüsüyle kurulmuştur.
3
İttihat ve Terakki Cemiyeti, bu hak tanınana kadar gizli bir 'cemiyet' olarak faaliyet gösteriyordu.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Ahrar Fırkası'nın programındaki 'Adem-i Merkeziyet' ilkesini ve bu ilkenin İttihat ve Terakki ile olan temel çatışma noktasını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik düşünerek; 1908'de ilan edilen Meşrutiyet ile 1909 anayasa değişikliği arasındaki farka odaklanabilirsiniz. 1908'de fiilen başlayan çok partili hayat, 1909'daki 'Cemiyet kurma hakkı' ile hukuki dayanağına kavuşmuştur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 267Soru

Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine İtalya ile 1818 Ekim 19121912 tarihinde Uşi Antlaşması'nı imzalamıştır.

Bu antlaşmanın maddeleri ve ortaya çıkardığı siyasi sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hatalı bir çıkarımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge halkının dini yönden Osmanlı halifesine bağlı kalması, Trablusgarp ve Bingazi'nin siyasi ve hukuki olarak Osmanlı sınırları içinde kaldığını kanıtlar.

Cevap

Bölge halkının dini yönden halifeye bağlı kalmasının siyasi egemenliğin devamı anlamına geldiğini savunan ifade hatalıdır.
Bölge halkının dini bakımdan halifeye bağlı kalması kararı, Osmanlı Devleti'nin o bölgedeki siyasi ve hukuki egemenliğini devam ettirdiği anlamına gelmez. Bu madde, sadece halkın kültürel bağlarını korumak ve bölgedeki Müslüman halk üzerinde halifenin (padişahın) manevi nüfuzunu sürdürmek için tasarlanmış diplomatik bir 'yüz akı' maddesidir. Siyasi egemenlik ise antlaşma ile tamamen İtalya'ya devredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın toprak paylaşımı maddelerini incelemek
Trablusgarp ve Bingazi'nin İtalya'ya bırakıldığı, On İki Ada'nın ise geçici olarak verildiği görülür.
Siyasi egemenliğin el değiştirdiğini tespit etmek için gereklidir.
2
Halifelik maddesinin hukuki niteliğini analiz etmek
Halifeye bağlılık maddesinin sadece kültürel ve dini bağları koruduğu, siyasi bir yetki devrini içermediği anlaşılır.
Siyasi egemenlik ile dini liderlik arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Siyasi Egemenlik vs. Dini Otorite

İpuçları

1
Bir toprağın siyasi yönetimi bir devlete geçtiğinde, oradaki dini bağlar 'hukuki egemenliği' korumaya yetmez.

Daha Fazla Pratik

Lozan Antlaşması'ndaki On İki Ada ve Halifelik ile ilgili maddeleri inceleyerek Uşi ile olan farklarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 268Soru

I.I. Balkan Savaşı'nın Osmanlı Devleti adına ağır bir mağlubiyetle sonuçlanmasının ardından, Avrupalı devletlerin ara buluculuğuyla 3030 Mayıs 19131913 tarihinde Londra Antlaşması imzalanmıştır.

Bu antlaşmanın hükümleri ve savaşın yarattığı siyasi sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı Devleti'nde kalması ve Meriç Nehri'nin sınır olması kararlaştırılmıştır.

Cevap

Edirne ve Kırklareli'nin Osmanlı Devleti'nde kalması ve Meriç Nehri'nin sınır olması kararlaştırılmıştır ifadesi yanlıştır; çünkü bu şehirler Londra Antlaşması ile kaybedilmiştir.
Londra Antlaşması (19131913) ile Osmanlı Devleti'nin sınırı Midye-Enez hattına çekilmiştir. Bu hat, Edirne ve Kırklareli'yi dışarıda bırakarak Bulgaristan'a vermiştir. Meriç Nehri'nin sınır kabul edilmesi ve bu şehirlerin geri alınması ancak II.II. Balkan Savaşı sonrası imzalanan İstanbul Antlaşması ile mümkün olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın sınır hükümlerini incele.
Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak çizilmiştir.
Antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Balkan topraklarının büyük bir kısmı itilaf devletlerine (Bulgaristan, Yunanistan vb.) bırakılmıştır.
2
Edirne ve Kırklareli'nin statüsünü kontrol et.
Bu şehirler hattın batısında kaldığı için Bulgaristan'a verilmiştir.
Osmanlı Devleti ancak II.II. Balkan Savaşı'ndaki kargaşadan yararlanarak bu şehirleri geri alabilmiştir (19131913 İstanbul Antlaşması).
3
Diğer maddeleri (Adalar, Arnavutluk, Siyasi Olaylar) doğrula.
Adalar Büyük Devletlere bırakılmış, Arnavutluk bağımsız olmuş ve iç siyasette Bâb-ı Âli Baskını yaşanmıştır.
Bu olayların tamamı I.I. Balkan Savaşı süreci ve Londra Antlaşması dönemiyle kronolojik olarak uyumludur.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olmuş; Edirne, Kırklareli ve Trakya'nın büyük bölümü kaybedilmiştir.

İpuçları

1
Şehirlerin hangi savaşta kaybedilip hangi savaşta geri alındığını (kronolojiyi) düşünün.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan İstanbul, Atina ve Bükreş antlaşmalarının toprak paylaşımlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 269Soru

Osmanlı Devleti'nde IIII. Meşrutiyet'in ilanından bir yıl sonra, anayasal düzene ve parlamenter sisteme karşı çıkan 3131 Mart Vakası yaşanmıştır. İsyanın Hareket Ordusu tarafından bastırılmasının ardından, Meclis-i Mebusan'ın aldığı bir kararla Padişah IIII. Abdülhamid tahttan indirilmiş ve yerine VV. Mehmet Reşat padişah yapılmıştır.

Bu gelişme, Türk siyasi tarihinde aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin temsil edildiği meclisin, saltanat makamı üzerinde hukuki bir otorite kurduğunun

Cevap

Milli iradenin temsil edildiği meclisin, saltanat makamı üzerinde hukuki bir otorite kurduğu sonucuna ulaşılır.
Türk tarihinde ilk kez bir meclis kararıyla padişah tahttan indirilmiştir. Bu durum, meclisin (yani halkın seçtiği temsilcilerin) en üst karar organı haline geldiğini ve saltanat makamı üzerinde hukuki bir otorite kurduğunu kanıtlar. Bu gelişme, monarşiden demokrasiye geçiş sürecinde kritik bir aşamadır.

Adım Adım Çözüm

1
3131 Mart Vakası'nın niteliğini analiz et.
Olayın sadece bir kişi değişikliği değil, meşrutiyet rejimine (anayasal düzene) karşı bir tepki olduğu belirlenir.
Sorunun tarihsel bağlamını doğru kurmak için isyanın amacı bilinmelidir.
2
İsyanın bastırılmasından sonraki hukuki süreci incele.
Padişahın, ordunun müdahalesinden sonra Meclis-i Mebusan'ın aldığı ortak karar ve bir fetva ile tahttan indirildiği görülür.
Padişah değişikliğinin hangi otorite tarafından gerçekleştirildiğini saptamak gerekir.
3
Bu sürecin Türk demokrasi tarihindeki yerini yorumla.
Halkın temsil edildiği meclisin padişahı görevden alabilmesi, meclis iradesinin monarşiden daha üstün bir konuma geldiğini gösterir.
Olayın anayasal ve demokratik gelişim açısından önemini kavramak için bu yorum gereklidir.

Anahtar Kavram

Meclis Üstünlüğü ve Milli İrade

İpuçları

1
3131 Mart Vakası'ndan sonra padişahın nasıl tahttan indirildiğine odaklanın.
2
Geleneksel olarak padişahlar ya ölene kadar başta kalır ya da darbe ile indirilirdi; burada ise ilk kez bir "meclis kararı" söz konusudur.
3
Halkın seçtiği temsilcilerin bulunduğu meclisin padişahı görevden alması, kimin kimden daha yetkili olduğunu gösterir?

Daha Fazla Pratik

19091909 Anayasa Değişikliklerinin meclis yetkileri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 270Soru

I.I. Balkan Savaşı'nın devam ettiği günlerde, Londra Konferansı'na katılan Büyük Devletlerin Edirne'nin Bulgarlara bırakılması yönünde Osmanlı Devleti'ne sunduğu kolektif nota (Londra Notası), İstanbul'da İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından bir meşruiyet krizi olarak kullanılmıştır. Cemiyet, mevcut hükümetin Edirne'yi teslim edeceği iddiasıyla 2323 Ocak 19131913 tarihinde Bâb-ı Âli'yi basmıştır.

Bu askeri müdahalenin Osmanlı siyasi tarihindeki niteliği ve doğrudan sonucuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut rejimi değiştirmeyi değil, yürütme gücünü ele geçirmeyi amaçlayan bir "hükümet darbesi" niteliğindedir; Kâmil Paşa istifaya zorlanarak yerine Mahmut Şevket Paşa getirilmiştir.

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını, rejimi değiştirmeyen bir hükümet darbesidir ve Kâmil Paşa hükümetinin yerine Mahmut Şevket Paşa kabinesinin kurulmasını sağlamıştır.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk siyasi tarihinin ilk modern hükümet darbesi olarak kabul edilir. İttihat ve Terakki, ordudaki gücünü kullanarak Kâmil Paşa'yı silah zoruyla istifaya zorlamış ve yerine kendilerine yakın olan Mahmut Şevket Paşa'nın sadrazam olmasını sağlamıştır. Bu olay bir rejim değişikliği değildir; anayasa ve padişah yerinde kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini analiz etme
I.I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıklar ve Edirne'nin teslim edilmesi baskısı (Londra Notası).
İttihat ve Terakki'nin halkı ve orduyu harekete geçirmek için kullandığı temel gerekçeyi belirlemek için.
2
Müdahalenin niteliğini tanımlama
Hükümet binasına (Bâb-ı Âli) yapılan bir baskınla kabinenin değiştirilmesi.
Bunun bir rejim değişikliği değil, bir 'hükümet darbesi' olduğunu ayırt etmek için.
3
Kişi ve kabine değişikliğini belirleme
Kâmil Paşa (Hürriyet ve İtilaf yakınlığı) \rightarrow Mahmut Şevket Paşa (İttihat ve Terakki destekli).
Darbe sonucunda yaşanan somut görev değişimini netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın 'Hükümet Darbesi' Niteliği

İpuçları

1
Bu olayın bir 'rejim değişikliği' mi yoksa sadece 'hükümet değişikliği' mi olduğuna odaklanın.
2
Darbe sırasında istifaya zorlanan sadrazamın hangi partiye/gruba yakın olduğunu ve yerine kimin geldiğini hatırlayın.
3
Olayın tetikleyicisi 'Edirne'nin Bulgarlara verilmesi' ihtimalidir ve sonuçta Kâmil Paşa gidip Mahmut Şevket Paşa gelmiştir.

Daha Fazla Pratik

Mahmut Şevket Paşa'nın suikasta uğraması sonrası İttihat ve Terakki'nin baskısını nasıl artırdığını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik eleme yöntemi: 3131 Mart Vakası (19091909), Bâb-ı Âli Baskını (19131913) ve Saltanatın Kaldırılması (19221922) arasındaki nitelik farklarını (isyan, darbe, devrim) karşılaştırarak doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 271Soru

I.I. Balkan Savaşı sırasında yaşanan ağır mağlubiyetler ve Edirne’nin Bulgarlara teslim edileceği şayiaları üzerine 2323 Ocak 19131913 tarihinde gerçekleşen Bâb-ı Âli Baskını ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kâmil Paşa hükümetinin askeri baskı ve zor kullanılarak istifaya zorlanmasıyla Mahmut Şevket Paşa kabinesinin kurulmasını sağlamıştır.

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda Kâmil Paşa hükümeti düşürülmüş ve yerine Mahmut Şevket Paşa hükümeti kurulmuştur.
Bâb-ı Âli Baskını'nın en temel ve ayırt edici sonucu, mevcut hükümetin (Kâmil Paşa) meclis oylaması veya normal prosedürler dışında, askeri zor kullanılarak düşürülmesi ve yerine İttihatçıların desteklediği Mahmut Şevket Paşa kabinesinin getirilmesidir. Bu olayla İttihat ve Terakki Cemiyeti, devlet yönetiminde fiilen tek güç haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın gerçekleştiği dönemin siyasi ve askeri şartlarını analiz etmek.
I.I. Balkan Savaşı'nda Osmanlı ordusu yenilmiş, Edirne kuşatma altına alınmış ve büyük devletler Edirne'nin terk edilmesi için nota vermiştir.
Darbeye zemin hazırlayan ana gerekçe 'Edirne'nin savunulması' ve 'vatan kurtaran' imajıdır.
2
Müdahalenin yöntemini ve hedefini belirlemek.
Enver Bey ve beraberindeki İttihatçıların hükümet merkezini (Bâb-ı Âli) basarak sadrazamı silah zoruyla istifaya zorlaması.
Bu olay, modern Türk tarihindeki ilk hükümet darbesi (coup d'état) niteliğindedir.
3
Darbe sonrası oluşan yeni siyasi tabloyu tespit etmek.
Kâmil Paşa'nın yerine Mahmut Şevket Paşa sadrazamlığa getirilmiş, yönetimde İttihat ve Terakki denetimi kesinleşmiştir.
Meclis iradesi dışında gerçekleşen bu değişim, cemiyetin yönetimdeki tekelini başlatmıştır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını (Hükümet Darbesi)

İpuçları

1
Bu olay Osmanlı siyasi tarihindeki ilk 'hükümet darbesi' olarak kabul edilir.
2
Darbeyi yapanlar, Edirne'nin Bulgarlara verilmesini engellemek için mevcut sadrazamı silah zoruyla istifa ettirmişlerdir.
3
Olay sonunda sadrazam Kâmil Paşa gitmiş, yerine Mahmut Şevket Paşa gelmiştir.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'ndan sonra Edirne'nin durumunun II.II. Balkan Savaşı ile nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayı 'sebep-süreç-sonuç' ilişkisi içinde kronolojik olarak incelemek: Sebep (Balkan bozgunu/Edirne), Süreç (Bâb-ı Âli Baskını/Hükümet darbesi), Sonuç (Kâmil Paşa → Mahmut Şevket Paşa değişikliği).
Tahmini Süre:50s
Soru 272Soru

19121912-19131913 yılları arasında gerçekleşen I. Balkan Savaşı sonucunda Osmanlı Devleti büyük toprak kayıpları yaşamış ve 3030 Mayıs 19131913 tarihinde Avrupalı devletlerin arabuluculuğuyla Londra Antlaşması imzalanmıştır.

Bu savaşın süreci ve antlaşmanın hükümleri dikkate alındığında, aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romanya'nın, Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarından pay alarak Balkanlar'daki sınırlarını genişletmesi

Cevap

Romanya'nın Osmanlı topraklarından pay alması bilgisi yanlıştır çünkü Romanya I. Balkan Savaşı'na katılmamıştır.
I. Balkan Savaşı'na Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan katılmıştır. Romanya bu savaşın bir tarafı değildir ve Londra Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nden toprak almamıştır. Romanya, II. Balkan Savaşı'na dahil olmuş ve Bulgaristan'dan Dobruca bölgesini almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın katılımcı devletlerini belirle.
Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan Osmanlı Devleti'ne karşı savaşmıştır; Romanya bu ittifakta yer almamıştır.
Savaşın taraflarını bilmek, hangi devletin antlaşmadan pay alabileceğini anlamak için temel adımdır.
2
Londra Antlaşması'nın (19131913) sınır ve toprak hükümlerini analiz et.
Osmanlı sınırı Midye-Enez hattına çekilmiş; Edirne, Kırklareli, Selanik ve Girit kaybedilmiştir.
Antlaşmanın mekansal sonuçlarını değerlendirmek, seçeneklerdeki yer adlarının doğruluğunu denetlemeyi sağlar.
3
Savaşın iç siyasi ve diplomatik yan etkilerini değerlendir.
Bâb-ı Âli Baskını gerçekleşmiş ve Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir.
Savaşın sadece askeri değil, siyasi ve ideolojik sonuçlarını da bütüncül olarak görmek gerekir.

Anahtar Kavram

I. Balkan Savaşı'nın katılımcıları ve Londra Antlaşması hükümleri

İpuçları

1
Balkan Savaşları'nda Romanya'nın rolünü ve hangi savaşta devreye girdiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nı sona erdiren İstanbul ve Atina Antlaşmalarını Londra Antlaşması ile karşılaştırarak Edirne'nin statüsünü inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 273Soru

20.20. yüzyılın başlarında sömürgecilik yarışına hız veren İtalya, Avrupalı büyük devletlerin onayını alarak Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağı olan Trablusgarp'a saldırmıştır. Osmanlı Devleti, Mısır'ın İngiliz işgali altında olması ve donanmanın yetersizliği nedeniyle bölgeye resmi bir ordu gönderememiştir. Bu durum üzerine Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi gönüllü subaylar, yerel halkı teşkilatlandırmak amacıyla gizlice bölgeye gitmişlerdir. Ancak Balkan Savaşları'nın başlaması, Osmanlı Devleti'ni İtalya ile 19121912 yılında Uşi Antlaşması'nı imzalamaya zorlamıştır.

Bu bilgiler ve Trablusgarp Savaşı'nın sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uşi Antlaşması ile On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılması, bu adaların Balkan Savaşları sonrasında güvenli ve kesin bir şekilde Osmanlı idaresine iadesini sağlamıştır.

Cevap

Uşi Antlaşması ile On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılması, bu adaların Balkan Savaşları sonrasında güvenli ve kesin bir şekilde Osmanlı idaresine iadesini sağladığı çıkarımı yanlıştır; çünkü bu adalar bir daha Osmanlı yönetimine geri dönmemiştir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü On İki Ada her ne kadar Balkan Savaşları sırasında Yunanistan'ın işgal etmesini önlemek amacıyla 'geçici' olarak İtalya'ya emanet edilmiş olsa da, Balkan Savaşları sonunda İtalya bu adaları iade etmemiş ve adalar fiilen elden çıkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın lojistik şartlarını değerlendir
Mısır'ın İngiliz işgalinde olması kara bağlantısını koparmış, donanma zayıflığı ise denizden müdahaleyi engellemiştir.
Osmanlı'nın neden 'gönüllü subaylar' (Mustafa Kemal, Enver Paşa vb.) yöntemine başvurduğunu anlamak için gereklidir.
2
Uşi Antlaşması'nın toprak kayıplarını analiz et
Trablusgarp ve Bingazi kaybedilerek Kuzey Afrika'daki son toprak parçası elden çıkmıştır.
Osmanlı'nın kıtalar arası hakimiyet statüsünün değişimini tespit etmek için gereklidir.
3
On İki Ada ve Halifelik maddelerini incele
On İki Ada geçici olarak verilmiş ama dönmemiştir; halifelik ise kültürel bağ için kullanılmıştır.
Antlaşmanın diplomatik manevralarını ve sonuçlarını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı'nın Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki varlığını sona erdirmesi ve On İki Ada'nın geçici statüsünün kalıcı kayba dönüşmesi.

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp'ta düzenli ordusu var mıydı yoksa gizli görevli subaylar mı direnişi yönetti?
2
On İki Ada'nın 'geçici' olarak verilmesi, bir 'güvenlik emaneti' miydi yoksa sonrasında geri alınan bir başarı mıydı?
3
Tarihsel gerçeklikte On İki Ada'nın Osmanlı'ya bir daha hiç dönmediğini ve Lozan'da tamamen kaybedildiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in 'Şerif Bey' takma adıyla bölgeye gitmesi ve orada kazandığı askeri tecrübenin Milli Mücadele'ye etkilerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 274Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nde 19091909 yılında KanuniEsasiKanun-i Esasi üzerinde yapılan kapsamlı değişiklikler, Osmanlı devlet yönetimindeki güç dengelerini önemli ölçüde sarsmıştır. Bu düzenlemelerle hükümetin (Heyet-i Vükela) padişah yerine Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu tutulması esası getirilmiştir. Bu değişikliğin Osmanlı siyasi hayatındaki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parlamenter sistemin güçlenmesi ve meclis üstünlüğü prensibinin benimsenmesi

Cevap

Parlamenter sistemin güçlenmesi ve meclis üstünlüğü prensibinin benimsenmesi
Hükümetin (Heyet-i Vükela) meclise karşı sorumlu olması, meclisin hükümeti denetleyebilmesi ve güvenoyu/gensoru gibi mekanizmalarla düşürebilmesi anlamına gelir. Bu durum, padişahın mutlak otoritesinden parlamenter üstünlüğe geçişin en somut kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
18761876 Anayasası'nın ilk halindeki 'Hükümet padişaha karşı sorumludur' maddesini analiz edin.
Bu madde yürütmenin (padişahın) yasama (meclis) üzerindeki mutlak hakimiyetini simgeler.
Başlangıç noktasını anlamak değişimin yönünü kavramayı sağlar.
2
19091909 değişikliği ile getirilen 'Hükümet meclise karşı sorumludur' hükmünü değerlendirin.
Hükümetin artık padişahın onayından ziyade meclisin güvenine ihtiyaç duyması sonucuna varılır.
Siyasi sorumluluğun yer değiştirmesi sistemin niteliğini belirler.
3
Bu değişimin demokratikleşme ve parlamenter sistem üzerindeki etkisini sentezleyin.
Meclis üstünlüğü ve halk iradesinin yönetimdeki ağırlığı artmıştır.
Sistemin parlamenter karaktere bürünmesi bu yetki transferinin doğrudan sonucudur.

Anahtar Kavram

19091909 Anayasa Değişiklikleri ve Parlamenter Sistem

İpuçları

1
Hükümetin kime karşı sorumlu olduğu, o sistemin ne kadar demokratik olduğunun göstergesidir.
2
18761876 yılında 'sorumluluk padişaha' iken, 19091909'da 'meclise' geçmiştir.
3
Bu değişiklik padişahın 'meclisi dilediği zaman kapatma' yetkisinin de elinden alınmasıyla paralel bir gelişmedir.

Daha Fazla Pratik

19091909 değişikliklerinin ardından kurulan ilk muhalefet partisi olan Osmanlı Ahrar Fırkası'nın özelliklerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Padişahın meclisi feshetme yetkisinin zorlaştırılması ile hükümetin meclise karşı sorumlu tutulması maddelerini birlikte düşünerek 'meclis üstünlüğü' sonucuna ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 275Soru

İtalya, Trablusgarp'ı işgal etmeden önce Avrupa diplomasisinde bir 'yalnızlaştırma' politikası izleyerek büyük devletlerin onayını almaya çalışmıştır. Bu doğrultuda İtalya'nın, Rusya'nın Boğazlar üzerindeki çıkarlarını destekleme sözü karşılığında Trablusgarp üzerindeki emellerini Rusya'ya kabul ettirdiği 19091909 tarihli diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Racconigi Anlaşması

Cevap

İtalya ile Rusya arasında imzalanan ve karşılıklı çıkar tanıma esasına dayanan Racconigi Anlaşması'dır.
Racconigi Anlaşması, 19091909 yılında İtalya ile Rusya arasında imzalanmış gizli bir protokoldür. Bu anlaşmaya göre Rusya, İtalya'nın Trablusgarp üzerindeki çıkarlarını ve olası bir müdahalesini tanımış; buna karşılık İtalya da Rusya'nın Boğazlar üzerindeki emellerini ve statükoyu değiştirme çabalarını desteklemeyi kabul etmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp'ı savunurken diplomatik olarak yalnız kalmasına neden olan en kritik gelişmelerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
İtalya'nın Trablusgarp'a saldırmadan önceki diplomatik hazırlıklarını değerlendirmek.
İtalya'nın büyük güçlerle (Fransa, İngiltere, Rusya) ikili anlaşmalar yaptığı belirlenir.
İtalya, uluslararası bir tepkiyle karşılaşmamak için diplomatik onay almıştır.
2
Rusya ile yapılan spesifik pazarlığın içeriğini analiz etmek.
Rusya'nın Boğazlar'dan geçiş serbestliği talebi ile İtalya'nın Trablusgarp talebinin takas edildiği görülür.
Bu takas 19091909 tarihli Racconigi Anlaşması'nın temelini oluşturur.
3
Seçeneklerdeki diğer diplomatik olayları tarihsel bağlamlarına göre elemek.
Reval, Algeciras ve Londra gibi gelişmelerin odak noktalarının farklı olduğu saptanır.
Doğru bilgiye ulaşmak için benzer dönemdeki farklı diplomatik süreçlerin ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı Öncesi Diplomatik Dengeler ve Racconigi Anlaşması

İpuçları

1
Bu anlaşma, Trablusgarp Savaşı'ndan yaklaşık iki yıl önce bir Kuzey-Doğu Avrupa gücü ile Akdeniz gücü arasında yapılmıştır.
2
Anlaşmanın içeriğinde 'Boğazlar' ve 'Kuzey Afrika' çıkarlarının karşılıklı tanınması (takas) söz konusudur.
3
Rusya ve İtalya'nın bir araya geldiği bu gizli anlaşmanın ismi, İtalya'daki bir kraliyet konutundan gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

İtalya'nın Trablusgarp üzerindeki emellerini Fransa'ya kabul ettirdiği 19021902 tarihli 'Prinetti-Barrère Anlaşması'nı da inceleyerek diplomasi zincirini tamamlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 276Soru

1912 yılında İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılmıştır.

Bu gelişmenin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin üç kıtada toprağı bulunma özelliği sona ermiştir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin üç kıtada toprağı bulunma özelliği sona ermiştir.
Doğru cevap, Osmanlı Devleti'nin üç kıtada toprağı bulunma özelliğinin sona erdiğini belirtir. Trablusgarp ve Bingazi'nin İtalya'ya bırakılmasıyla, Osmanlı Devleti Kuzey Afrika'daki son egemenlik alanını kaybetmiş, böylece Asya ve Avrupa dışındaki kıtasal varlığı sona ermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın (1912) içeriğini ve kaybedilen toprakları belirlemek.
Trablusgarp ve Bingazi'nin İtalya'ya bırakıldığı tespit edilir.
Antlaşmanın temel siyasi sonucunu anlamak için gereklidir.
2
Kaybedilen bölgelerin coğrafi konumunu analiz etmek.
Trablusgarp ve Bingazi'nin Osmanlı'nın Afrika'daki son toprakları olduğu belirlenir.
Toprak kaybının kıtasal boyutunu belirlemek için gereklidir.
3
Bu kaybın Osmanlı Devleti'nin genel jeopolitik statüsüne etkisini yorumlamak.
Afrika kıtasında toprak kalmadığı için 'üç kıtada toprağı olma' özelliğinin bittiği sonucuna varılır.
Siyasi tarihteki en önemli kırılma noktasını tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Afrika kıtasındaki varlığının sona ermesi

İpuçları

1
Trablusgarp ve Bingazi'nin hangi kıtada yer aldığını ve Osmanlı'nın o kıtadaki diğer topraklarını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması ile kullanılan Halifelik gücünün, Milli Mücadele döneminde nasıl bir benzerlik gösterdiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 277Soru

Osmanlı siyasi tarihinde 'Bâb-ı Âli Baskını' olarak bilinen gelişme, sadece bir iktidar değişimi değil, aynı zamanda ordunun siyaset üzerindeki belirleyici gücünün kurumsallaştığı bir dönüm noktasıdır. Bu tarihi olay ve sonuçları hakkında ileri sürülen aşağıdaki ifadelerden hangisi, tarihsel gerçeklerle bağdaşmayan hatalı bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baskın sonrasında İttihat ve Terakki Cemiyeti, demokratik bir uzlaşı zemini arayarak Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile ortak bir koalisyon hükümeti kurmuştur.

Cevap

Baskın sonrasında muhalefetle bir koalisyon kurulduğu ifadesi yanlıştır; aksine İttihat ve Terakki tek başına iktidarı ele geçirmiş ve muhalefeti baskı altına almıştır.
Bâb-ı Âli Baskını'nın temel sonucu, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimde tam bir hakimiyet kurmasıdır. Bu olaydan sonra muhalefet partileriyle (Hürriyet ve İtilaf gibi) iş birliği yapılmamış, aksine muhalefet liderleri sürgüne gönderilmiş veya baskı altına alınmıştır. Dolayısıyla koalisyon hükümeti kurulduğu iddiası tamamen hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Bâb-ı Âli Baskını'nın siyasi niteliğini analiz etme
Bu olay bir rejim değişikliği (meşrutiyetten mutlakiyete dönüş gibi) değil, bir hükümet darbesidir.
Anayasal sistem (Meşrutiyet) kağıt üzerinde devam etmiş, sadece hükümet değişmiştir.
2
Kâmil Paşa hükümetinden Mahmut Şevket Paşa hükümetine geçişi inceleme
İttihat ve Terakki, askeri gücü kullanarak iktidarı rakibi olan Hürriyet ve İtilaf yanlısı Kâmil Paşa'dan almıştır.
Hükümet değişikliğinin aktörlerini ve yönünü belirlemek için gereklidir.
3
Baskın sonrası parti içi güç dengelerini değerlendirme
İttihat ve Terakki koalisyon değil, tam tersine bir 'tek parti' hegemonyası kurmuş, muhaliflerini (özellikle Hürriyet ve İtilaf Fırkası) tasfiye etmiştir.
Seçeneklerdeki 'koalisyon hükümeti' iddiasının tarihsel gerçeklerle çeliştiğini teyit etmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın 'Hükümet Darbesi' Niteliği ve İttihat-Terakki Hegemonyası

İpuçları

1
Baskının ardından İttihat ve Terakki'nin yönetimde 'tek güç' olup olmadığını düşünün.
2
Muhalefet partisi olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile İttihatçılar arasındaki sert çekişmeyi hatırlayın.
3
Coup (darbe) sonrası kurulan Mahmut Şevket Paşa kabinesinin yapısı ve sonrasındaki diktatörlük eğilimlerini göz önüne getirin.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nı 31 Mart Vakası ile kıyaslayarak hangisinin rejime, hangisinin hükümete yönelik olduğunu analiz eden bir soru çözmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 278Soru

II. Balkan Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti, kaybettiği topraklarda kalan Türk azınlığın haklarını güvence altına almak ve taşınmaz malların statüsünü belirlemek amacıyla ilgili devletlerle çeşitli ikili antlaşmalar imzalamıştır. Bu antlaşmalardan biri, Osmanlı Devleti'nin söz konusu devletle ortak bir kara sınırının kalmaması nedeniyle herhangi bir toprak düzenlemesi içermemiş; yalnızca müftülük makamının yetkileri ve azınlık hakları gibi hukuki konulara odaklanmıştır.

Bu özelliklere sahip olan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1914 İstanbul Antlaşması

Cevap

1914 yılında Sırbistan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'dır.
Doğru cevap olan metin, Sırbistan ile imzalanan 1914 İstanbul Antlaşması'nı işaret eder. II. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı'nın Sırbistan ile doğrudan bir sınırı kalmadığından, bu antlaşma sadece bölgede kalan Müslüman-Türk azınlığın haklarını ve müftülük kurumunun işleyişini düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sonrası devletler arasındaki coğrafi değişimi analiz etme
I. Balkan Savaşı sonucunda Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki topraklarının büyük kısmını kaybetmesiyle Sırbistan ile doğrudan bir kara sınırı kalmamıştır.
Bir antlaşmanın sınır düzenlemesi içerip içermediğini anlamak için tarafların komşuluk durumunu bilmek gerekir.
2
İmzalanan antlaşmaların amaçlarını karşılaştırma
Bulgaristan ve Yunanistan ile imzalanan antlaşmalar hem sınırları hem azınlık haklarını belirlerken, Sırbistan ile imzalanan antlaşma sadece hukuki statüye odaklanmıştır.
Osmanlı'nın kaybettiği bölgelerde (Makedonya gibi) kalan Türk nüfusun mülkiyet ve ibadet haklarının (müftülük) korunması diplomatik bir zorunluluktur.

Anahtar Kavram

II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan ikili antlaşmaların muhtevası ve sınır ilişkileri.

İpuçları

1
Osmanlı'nın hangi Balkan devletiyle kara sınırı kalmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrasında ortaya çıkan 'Azınlık Sorunu'nun ilerleyen yıllarda (örn. Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemi) dış politikadaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 279Soru

Osmanlı Devleti'nde I.I. Balkan Savaşı devam ederken, Londra Konferansı'nda Edirne'nin Bulgarlara bırakılacağı yönündeki haberleri gerekçe gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti, 2323 Ocak 19131913 tarihinde Bâb-ı Âli'yi basarak Sadrazam Kamil Paşa hükümetini silah zoruyla istifaya zorlamıştır.

Bu gelişmenin Türk siyasi tarihindeki temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal rejime veya hanedana dokunmadan, sadece yürütme gücünü (hükümeti) hedef alan bir darbe olması

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını'nın temel niteliği; siyasal rejime veya padişaha dokunmadan, sadece mevcut hükümetin (yürütme organının) silah zoruyla değiştirilmesidir.
Bâb-ı Âli Baskını'nda padişah V.V. Mehmet Reşat tahtta kalmış, Meşrutiyet rejimi ve anayasa (Kanun-i Esasi) yürürlükte kalmıştır. Değişen tek şey, icraatlarından memnun olunmayan hükümetin (Kamil Paşa kabinesi) yerine İttihatçıların desteklediği bir hükümetin (Mahmut Şevket Paşa kabinesi) getirilmesidir. Bu durum olayı tipik bir 'hükümet darbesi' kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın kapsamını belirle
Olay 2323 Ocak 19131913'te gerçekleşen bir baskındır.
Olayın kimler tarafından (İttihatçılar) ve kime karşı (Kamil Paşa hükümeti) yapıldığını anlamak gerekir.
2
Hedef analizi yap
Hedef Bâb-ı Âli (Hükümet Konağı) olup, Sadrazam istifaya zorlanmış ve yerine Mahmut Şevket Paşa getirilmiştir.
Padişahın tahtta kalması ve Meşrutiyet'in devam etmesi, olayın bir 'rejim değişikliği' olmadığını kanıtlar.
3
Tarihsel sonuçları değerlendir
Bu olay Türk tarihindeki ilk hükümet darbesidir.
Yürütme organının zorla değiştirilmesi siyasi terminolojide hükümet darbesi (coup d'etat) olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını bir hükümet darbesidir (hükümet değişmiştir), rejim darbesi değildir (Meşrutiyet devam etmiştir).

İpuçları

1
Bu olayın sonucunda kimin istifa edip yerine kimin geldiğine ve padişahın durumuna odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını ile 3131 Mart Vakası'nı 'hedef alınan yapı' (Rejim vs. Hükümet) bakımından kıyaslayan bir tablo inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 280Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra, 19081908 yılı Ağustos ayında İstanbul'da kurulan; kadrosunun büyük çoğunluğunu II.Abdu¨lhamidII. Abdülhamid döneminin siyasi sürgünleri ve eski mahkûmlarının oluşturduğu, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı örgütlenen ilk muhalefet grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakâran-ı Millet Cemiyeti

Cevap

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra kurulan ilk muhalefet grubu Fedakâran-ı Millet Cemiyeti'dir.
Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, 1908 Meşrutiyet devriminden hemen sonra Ağustos ayında kurulmuştur. Üyeleri genellikle II. Abdülhamid döneminde 'Zaptiye Nezareti'nde hapis yatmış veya sürgüne gönderilmiş kişilerden oluştuğu için bu grup 'eski tüfekler'in veya 'fedailerin' grubu olarak bilinir. İttihat ve Terakki'nin her şeyi kontrol etme çabasına karşı ilk organize tepkiyi bu cemiyet vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi kronolojisini incelemek
Meşrutiyet Temmuz 1908'de ilan edilmiş, ilk muhalif sesler Ağustos ayında yükselmiştir.
Soruda 'ilanından hemen sonra' ve 'ilk' vurgusu yapıldığı için en erken tarihli oluşumu bulmak gerekir.
2
Muhalif grupların sosyal tabanını analiz etmek
Eski sürgünler ve mahkûmların kurduğu grup Fedakâran-ı Millet Cemiyeti'dir.
Osmanlı Ahrar Fırkası daha çok entelektüeller ve Prens Sabahattin taraftarları tarafından kurulmuştur.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Dönemi'nde kurulan ilk muhalefet yapıları ve kronolojik öncelikleri.

İpuçları

1
Bu grup bir 'fırka' (parti) adıyla değil, bir 'cemiyet' adıyla kurulmuştur.
2
Kurucuları arasında 'Rejisör' lakaplı Hüseyin Hüsnü gibi II. Abdülhamid döneminin mağdurları bulunmaktadır.
3
Ahrar Fırkası'ndan yaklaşık bir ay önce, Ağustos 1908'de faaliyete geçmiştir.

Daha Fazla Pratik

II. Meşrutiyet dönemi partilerinin ekonomi politikalarını (Milli İktisat vs. Liberalizm) karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 14 / 19Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 14 | Examkin