İdare Hukukunun Temel Esasları

163 soru

Soru 141Soru

Hukuk devletinde idari fonksiyon, işleyiş mekanizması bakımından yargı fonksiyonundan önemli bir noktada ayrılmaktadır. Yargı organları bir uyuşmazlığı çözmek için kural olarak tarafların başvurusunu veya bir davanın açılmasını beklemek zorundayken; idare, kamu yararını sağlamak amacıyla bir uyuşmazlığın çıkmasını ya da ilgililerin istemini beklemeksizin toplumsal ihtiyaçları gidermek üzere harekete geçebilir.

İdarenin bu şekilde bir başvuruya ihtiyaç duymaksızın faaliyete geçmesini ifade eden temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendiliğinden harekete geçme

Cevap

İdari fonksiyonun yargı fonksiyonundan farklı olarak bir başvuru beklemeksizin doğrudan faaliyete geçebilmesi, 'kendiliğinden harekete geçme' (resen hareket) özelliğidir.
İdari fonksiyon, yargı fonksiyonunun aksine pasif değildir. Yargı organları (mahkemeler) önlerine bir dava gelmedikçe karar veremezlerken, idare kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla bir uyuşmazlık çıkmasını veya bir kişinin başvuruda bulunmasını beklemeden, görev alanı dahilindeki konularda doğrudan doğruya faaliyete geçebilir. Bu durum doktrinde kendiliğinden harekete geçme veya resen hareket etme özelliği olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari fonksiyonun işleyiş tarzını analiz etmek.
İdare, toplumun günlük ihtiyaçlarını karşılamak için aktiftir.
Yargı fonksiyonu pasif niteliktedir ve bir dava bekler; idare ise kamu yararı için beklemez.
2
Tanımlanan durumun hukuki karşılığını belirlemek.
Başvuru beklememe durumu 'resen' veya 'kendiliğinden' hareket olarak adlandırılır.
Bu özellik, idarenin yürütme içindeki dinamik ve aktif rolünü vurgular.

Anahtar Kavram

İdari fonksiyonun aktifliği ve resen hareket özelliği
Soru 142Soru

Hukuk devletinde devletin yürüttüğü faaliyetler; yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları olarak ayrılır. Bu ayrımda yürütme organının temel uğraş alanı olan 'idari fonksiyon', diğer fonksiyonlardan çeşitli yapısal ve işlevsel özellikleriyle ayrılmaktadır. Buna göre idari fonksiyonun özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari fonksiyonun konusu somut ve bireysel olup; bu fonksiyonun yerine getirilmesiyle toplumun günlük ihtiyaçlarının karşılanması ve kamu yararının gerçekleştirilmesi amaçlanır.

Cevap

İdari fonksiyonun konusu somut ve bireysel olup; bu fonksiyonun yerine getirilmesiyle toplumun günlük ihtiyaçlarının karşılanması ve kamu yararının gerçekleştirilmesi amaçlanır.
İdari fonksiyonun temel niteliği, toplumun günlük ve somut ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kamu yararı amacıyla kesintisiz bir şekilde yürütülmesidir. Bu fonksiyon, yasama gibi genel kurallar koymakla sınırlı değildir ve yargı gibi bir uyuşmazlığın doğmasını beklemez.

Adım Adım Çözüm

1
İdari fonksiyonun konusunu analiz etme
İdari fonksiyon, yasamanın aksine genel ve soyut değil; somut, günlük ve bireysel olaylarla ilgilidir.
İdarenin varlık sebebi toplumun her gün değişen ve devam eden somut ihtiyaçlarını karşılamaktır.
2
Fonksiyonun amacını belirleme
İdari fonksiyonun yegane amacı kamu yararıdır.
Özel hukuk faaliyetlerinden farklı olarak idari faaliyetlerde kâr amacı değil, toplumsal fayda ön plandadır.
3
İşleyiş biçimini değerlendirme
İdare, görevlerini yerine getirmek için bir başvuru beklemek zorunda değildir; kendiliğinden (re'sen) harekete geçebilir.
Kamu düzeninin korunması ve hizmetlerin sürekliliği, idarenin proaktif olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

İdari fonksiyonun karakteristik özellikleri (Somutluk, Süreklilik, Kamu Yararı, Re'sen Harekete Geçme)

İpuçları

1
İdari fonksiyonun en temel amacının 'kâr' mı yoksa 'kamu yararı' mı olduğunu düşünün.
2
Yasama genel kurallar koyar, yargı uyuşmazlık çözer; idare ise günlük hayatı yönetir. Bu ayrım somutluk ve bireysellik ile ilgilidir.
3
İdarenin bir polis memurunun trafiği düzenlemesi için birinin başvurmasını bekleyip beklemediğini (kendiliğinden harekete geçme) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdari fonksiyon ile 'Hükümet Tasarrufları' arasındaki ayrımı inceleyerek idare hukukunun kapsamını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 143Soru

İdari teşkilat yapısında yer alan kuruluşların hak ve borç altına girebilmeleri, kendi adlarına mal edinebilmeleri ve yargı mercileri önünde taraf olabilmeleri için sahip oldukları "kamu tüzel kişiliği" sıfatı büyük önem taşır. 19821982 Anayasası'nın 123123. maddesinde yer alan "Kamu tüzel kişiliği, ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur." hükmü dikkate alındığında, aşağıdaki birimlerden hangisinin merkezi idareden (devlet tüzel kişiliğinden) ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunmamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Savunma Bakanlığı

Cevap

Milli Savunma Bakanlığı, devlet tüzel kişiliği içerisinde yer aldığı için ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip değildir.
Milli Savunma Bakanlığı, merkezi idarenin bir parçasıdır. Türk hukuk sisteminde bakanlıkların her biri ayrı birer tüzel kişilik değil, 'Devlet Tüzel Kişiliği'nin (Hazine) birer parçasıdır. Bu nedenle bir bakanlığın yaptığı işlemden dolayı açılan davada husumet ilgili bakanlığa yöneltilse de, hukuki sonuçlar devlet tüzel kişiliği üzerinde doğar.

Adım Adım Çözüm

1
Tüzel kişilik türlerini belirleme
İdarede 'Devlet Tüzel Kişiliği' ve bu kişiliğin dışında yer alan 'Kamu Tüzel Kişilikleri' olmak üzere iki ana yapı mevcuttur.
Bir birimin hukuki statüsünü belirlemek için devletin bütünü içinde mi yoksa ayrı bir birim olarak mı örgütlendiğini anlamak gerekir.
2
Merkezi idare birimlerini analiz etme
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve bunların taşra teşkilatı (Valilikler, Kaymakamlıklar) devlet tüzel kişiliği çatısı altındadır.
Bakanlıklar ayrı birer kişilik değil, devletin birer uzvudur; bu nedenle ayrı kamu tüzel kişilikleri yoktur.
3
Yerinden yönetim ve özel kuruluşları inceleme
Belediyeler, üniversiteler, TRT ve özel bütçeli genel müdürlükler (Vakıflar, Karayolları vb.) ayrı tüzel kişiliğe sahiptir.
19821982 Anayasası'nın 123123. maddesi uyarınca bu yapılar kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ayrı birer kişilik olarak kurulmuşlardır.

Anahtar Kavram

Devlet Tüzel Kişiliği ile Kamu Tüzel Kişiliği Ayrımı

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ve hiyerarşi ayrımını pekiştirmek için bu kurumlar arasındaki denetim ilişkilerini inceleyin.
Tahmini Süre:50s
Soru 144Soru

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısına hâkim olan 'merkezden yönetim' (sentralizasyon) ilkesi ve bu ilkenin taşra teşkilatı üzerindeki hukuki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sistemin bir özelliği veya sonucu değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşra teşkilatına tanınan yetki genişliği, bu birimlere merkezi idareden bağımsız bir kamu tüzel kişiliği kazandırır.

Cevap

Yetki genişliğinin taşra birimlerine tüzel kişilik kazandırdığı ifadesi yanlıştır; çünkü yetki genişliği merkezden yönetim ilkesini yumuşatan bir istisna olup tüzel kişilik yapısını değiştirmez.
Merkezden yönetim ilkesinin en temel sonucu idari yapıda tek bir kamu tüzel kişiliğinin (Devlet tüzel kişiliği) bulunmasıdır. Valilere tanınan 'yetki genişliği', taşra teşkilatına ayrı bir tüzel kişilik kazandırmaz; aksine merkezi idarenin taşrada daha hızlı karar alabilmesini sağlayan bir mekanizmadır. Bu nedenle yetki genişliğinin tüzel kişilik kazandırdığı yönündeki ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezden yönetim ilkesinin temel taşlarını belirleme
Merkezden yönetimde tek bir tüzel kişilik (Devlet), tek bir bütçe ve hiyerarşik denetim esastır.
İdarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde merkezi idarenin yapısını anlamak için gereklidir.
2
Taşra teşkilatının hukuki statüsünü değerlendirme
Valilik ve kaymakamlık gibi taşra birimleri devlet tüzel kişiliğinin birer parçasıdır, ayrı bir kişilikleri yoktur.
Yerinden yönetim ile merkezden yönetimi ayıran temel fark tüzel kişilik varlığıdır.
3
Yetki genişliği kavramının kapsamını analiz etme
Yetki genişliği sadece valiye tanınan, merkeze sormadan karar alma yetkisidir ve devlet tüzel kişiliği içinde kalınarak kullanılır.
Yetki genişliğinin bir 'yerinden yönetim' uygulaması değil, 'merkezden yönetim' içi bir istisna olduğu netleştirilmelidir.

Anahtar Kavram

Merkezden Yönetim ve Yetki Genişliği İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

1982 Anayasası'nın 126. maddesinde yer alan "İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır." hükmü uyarınca; merkezî idare hiyerarşisi içerisinde yer alan bir taşra biriminin, merkeze danışmaksızın merkezin yetkilerini kullanabilmesini sağlayan anayasal ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yetki genişliği

Cevap

Anayasa'nın 126. maddesinde tanımlanan ve il idaresinde valiye tanınan, merkeze danışmadan karar alma yetkisi olan 'Yetki genişliği' ilkesidir.
Anayasa'nın 126. maddesine göre Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından illere bölünmüştür ve illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Bu ilke sadece iller ve vali için öngörülmüştür. Vali, merkeze danışmadan merkezin yetkisini taşrada kullanarak hızlı karar alma imkanına sahip olur.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasal dayanağı belirleme
1982 Anayasası'nın 126. maddesi incelenmiştir.
Soruda doğrudan Anayasa maddesine atıf yapıldığı için yasal dayanağın tespiti gereklidir.
2
Yetkinin kapsamını analiz etme
Merkezî idarenin taşra birimine (valiye) tanınan istisnai bir karar alma yetkisi olduğu görülmüştür.
Merkezden yönetim ilkesinin katılığına getirilen tek anayasal istisna 'yetki genişliği'dir.

Anahtar Kavram

Yetki Genişliği

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ile hiyerarşi arasındaki temel farkları tablo üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 146Soru

İdare hukukunda idari fonksiyonun en belirgin özelliklerinden biri olan 'kendiliğinden harekete geçme' (re'sen) ilkesi, idarenin bir uyuşmazlık çıkmasını ya da kendisine başvurulmasını beklemeksizin kamu yararını sağlamak amacıyla doğrudan faaliyete başlamasını ifade eder. Bu özellik dikkate alındığında, idari fonksiyonu yargı fonksiyonundan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari fonksiyonun bir uyuşmazlık çıkmadan ve talep olmaksızın işleyebilmesi, yargı fonksiyonunun ise kural olarak bir dava veya talep üzerine harekete geçmesi.

Cevap

İdari fonksiyonun uyuşmazlık çıkmadan ve talep olmaksızın işleyebilmesi, yargı fonksiyonunun ise ancak bir dava veya talep üzerine harekete geçmesi farkıdır.
İdari fonksiyon, toplumun günlük ve somut ihtiyaçlarını kesintisiz karşılamayı amaçladığı için uyuşmazlık çıkmasını beklemeden re'sen harekete geçebilir. Buna karşılık yargı fonksiyonu, taraflar arasında bir uyuşmazlık doğması ve bu uyuşmazlığın bir dava yoluyla mahkemeye taşınması üzerine (pasif olarak) harekete geçer. Bu durum, idarenin aktif ve sürekli yapısını, yargının ise tepkisel ve uyuşmazlık odaklı yapısını ortaya koyar.

Adım Adım Çözüm

1
İdari fonksiyonun tetikleyici mekanizmasını belirlemek.
İdare, kamu yararını gerçekleştirmek için 're'sen' (kendiliğinden) harekete geçer.
İdarenin görevi toplumsal ihtiyaçları kesintisiz karşılamaktır.
2
Yargı fonksiyonunun tetikleyici mekanizmasını belirlemek.
Mahkemeler uyuşmazlık çözer ve uyuşmazlığın önüne getirilmesi (dava açılması) gerekir.
Hakim 'nemo iudex sine actore' (davacısız yargıç olmaz) ilkesi gereği kendiliğinden dava açamaz.
3
İki fonksiyonu karşılaştırarak temel ayrımı saptamak.
Harekete geçme usulündeki bu farklılık, iki fonksiyonu işlemsel olarak birbirinden ayırır.
Soruda vurgulanan 'kendiliğinden harekete geçme' özelliği doğrudan bu karşılaştırmaya yöneliktir.

Anahtar Kavram

İdari Fonksiyonun Re'sen Hareket Etme Özelliği

Daha Fazla Pratik

İdari fonksiyonun 'icrailik' ve 're'sen icra' yetkileri arasındaki farkı inceleyerek, idarenin mahkeme kararı olmaksızın kararını uygulama gücünü pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 147Soru

Türk idare hukukunda normlar hiyerarşisi ve hukukun kaynakları dikkate alındığında, bu kaynakların bağlayıcılığı ve birbirleriyle olan ilişkileri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları, benzer hukuki uyuşmazlıklarda idari yargı mercilerini ve idari makamları bağlayan, normlar hiyerarşisinde kanunla eş değer kabul edilen asli kaynaklardandır.

Cevap

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları, benzer hukuki uyuşmazlıklarda hem yargı mercilerini hem de idareyi bağlayan, kanunla eş değer hiyerarşik güce sahip asli kaynaklardandır.
Doğru olan ifade, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararlarının niteliğiyle ilgilidir. Bu kararlar, benzer nitelikteki olaylarda ve uyuşmazlıklarda idareyi ve tüm idari yargı mercilerini bağlar. Hukuk sistemimizdeki normlar hiyerarşisinde bu kararların gücü kanunla eş değer kabul edildiği için asli kaynaklar arasında yer alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kaynaklarını asli ve yardımcı olarak tasnif et.
Kanun, Anayasa, CBK, Yönetmelik ve İçtihadı Birleştirme Kararları (İBK) asli; öğreti ve yargı kararları (İBK hariç) yardımcı kaynaktır.
Bağlayıcılık gücünü belirlemek için kaynağın niteliği tespit edilmelidir.
2
İçtihadı Birleştirme Kararlarının (İBK) hukuki statüsünü değerlendir.
İBK'lar hem idari makamları hem de mahkemeleri bağlar ve hiyerarşik olarak kanunla eş değerdir.
Danıştay Kanunu uyarınca bu kararların genel ve bağlayıcı niteliği sabittir.
3
Diğer seçeneklerdeki hiyerarşik ve yetkisel hataları sapta.
Antlaşmaların tamamının kanun üstü olması (Hatalı), Örf/adetin kanun üstü olması (Hatalı), CBK'nın münhasır alan yetkisi (Hatalı) tespit edilir.
Normlar hiyerarşisindeki çatışma kurallarını (Anayasa m. 90 ve m. 104) uygulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının Bağlayıcılığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında bazı idari birimler devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alırken, bazıları ise devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir. 19821982 Anayasası'nın 123123. maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulabilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi idari teşkilat içerisinde yer alan ancak kendine ait ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunmayan kurumlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diyanet İşleri Başkanlığı

Cevap

Diyanet İşleri Başkanlığı, merkezi idare teşkilatı içerisinde yer alan ve ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunmayan, devlet tüzel kişiliğini temsil eden bir birimdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 19821982 Anayasası'nın 136136. maddesi uyarınca genel idare içinde yer alan bir kuruluştur. Bu ifade, kurumun devlet tüzel kişiliği (merkezi idare) içerisinde yer aldığını ve kendisine ait, devletten ayrı bir hukuki kişiliği olmadığını gösterir. Bu nedenle hak ve borç ehliyeti devlet adına kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kamu tüzel kişiliği kavramının analiz edilmesi
Kamu tüzel kişiliği, bir kurumun devletten ayrı malvarlığına, bütçesine ve karar organlarına sahip olmasıdır.
Kuruluşların hiyerarşi mi yoksa idari vesayet denetimine mi tabi olduğunu belirlemek için bu ayrım kritiktir.
2
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın anayasal konumunun incelenmesi
Anayasa m. 136136 uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığı 'genel idare içinde' yer alır.
Genel idare içinde yer almak, doğrudan devlet tüzel kişiliğine dahil olmak demektir.
3
Diğer seçeneklerin tüzel kişilik statülerinin karşılaştırılması
TRT, Kamu Denetçiliği, Savunma Sanayii Başkanlığı ve SGK'nın kuruluş mevzuatlarında açıkça kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları belirtilmiştir.
Bu kurumlar devlet tüzel kişiliğinden ayrı hukuk özneleridir.

Anahtar Kavram

Devlet Tüzel Kişiliği ile Kamu Tüzel Kişiliği Ayrımı

İpuçları

1
Bir kurumun 'genel idare içinde' yer alması, onun ayrı bir tüzel kişiliği olmadığına işaret eder.
2
Cumhurbaşkanlığına bağlı her birimin tüzel kişiliği yoktur; örneğin Milli Saraylar İdaresi veya Diyanet, devlet tüzel kişiliği içindedir.

Daha Fazla Pratik

İl özel idaresi, belediye ve köy gibi mahalli idarelerin tamamının anayasal olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 149Soru

Belediye yönetimi, kamu görevlileri, imar faaliyetleri ve kamu ihaleleri gibi birbirinden oldukça farklı ve geniş alanları düzenleyen idare hukukunda, tüm bu alanları kapsayan bütüncül bir temel yasanın (kod kanun) bulunmaması, bu hukuk dalının hangi özelliğinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedvin edilmemiş (derlenmemiş) olması

Cevap

İdare hukukunun kurallarının tek bir temel yasada toplanmamış olmasını ifade eden 'tedvin edilmemiş (derlenmemiş) olması' özelliğidir.
İdare hukuku, idarenin görev ve faaliyet alanlarının çok çeşitli, teknik ve değişken olması sebebiyle Medeni Hukuk veya Ceza Hukuku gibi tek bir temel kanun metni altında toplanamamıştır. Bu durum hukuk literatüründe 'tedvin edilmemiş (derlenmemiş) olma' özelliği olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kapsamını analiz et.
İdare hukukunun belediye, imar, memur gibi çok geniş ve teknik alanları düzenlediği tespit edilir.
Konu çeşitliliği ve bu alanların dinamik yapısı, kuralların sabitlenmesini zorlaştırır.
2
Kodifikasyon (yasalaştırma) durumunu kontrol et.
Medeni Kanun veya Ceza Kanunu gibi tüm idari ilişkileri kapsayan tek bir temel yasanın olmadığı görülür.
Bu durum idare hukukunun karakteristik bir özelliği olarak literatüre girmiştir.
3
Hukuki terminolojideki karşılığını belirle.
Tek bir metinde toplanmama durumuna 'tedvin edilmemiş' veya 'derlenmemiş' olma özelliği denir.
Seçenekler arasında bu tanıma tam olarak uyan kavram 'tedvin edilmemiş olması'dır.

Anahtar Kavram

Tedvin Edilmemişlik (Kodifiye Edilememe)
Tahmini Süre:50s
Soru 150Soru

İdare hukukunun tanımı, kapsamı ve diğer hukuk dallarından ayrılan temel nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu hukuk disiplininin genel özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukuku, Medeni Hukuk veya Ceza Hukuku gibi temel bir kanun çerçevesinde bütünüyle derlenmiş (tedvin edilmiş) bir hukuk dalıdır.

Cevap

İdare hukukunun Medeni Hukuk veya Ceza Hukuku gibi bütünüyle derlenmiş (tedvin edilmiş) bir hukuk dalı olduğu ifadesi yanlıştır.
İdare hukuku, Medeni Kanun, Ceza Kanunu veya Ticaret Kanunu gibi tüm kurallarını içeren tek ve kapsamlı bir temel kanuna (kod/yasalar mecmuası) sahip değildir. Bu durum, idare hukukunun 'tedvin edilmemiş' (derlenmemiş) bir hukuk dalı olduğunu ifade eder. İdare hukuku kuralları çok sayıda farklı kanun, tüzük, yönetmelik ve yargı içtihatlarına dağılmış durumdadır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun oluşum biçimini analiz et
İdare hukukunun tedvin edilmemiş (kodifiye edilmemiş) olduğu belirlenir.
İdare hukukunun konusu çok geniş, teknik ve değişken olduğu için tüm kuralların tek bir temel kanunda toplanması zordur.
2
İçtihatların rolünü değerlendir
İdare hukukunun 'içtihadî' bir nitelik taşıdığı sonucuna ulaşılır.
Kodifikasyonun yokluğu, temel ilkelerin yargı kararlarıyla oluşturulmasına neden olmuştur.
3
Diğer genel özellikleri karşılaştır
Statüsel yapı, gençlik, kamu gücü ve bağımsız yargı gibi özelliklerin doğruluğu teyit edilir.
Bu özellikler idare hukukunu özel hukuktan ayıran temel niteliklerdir.

Anahtar Kavram

İdare hukukunun tedvin edilmemiş (kodifiye edilmemiş) ve içtihadî olma özelliği
Tahmini Süre:50s
Soru 151Soru

1982 Anayasası'nın 124. maddesinde düzenlenen "yönetmelik çıkarma yetkisi" ve bu yetkinin idare hukukuna hakim olan anayasal ilkelerle ilişkisi bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk devleti ve şeffaflık ilkeleri gereği, idare tarafından çıkarılan tüm yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanması anayasal bir zorunluluktur.

Cevap

Hukuk devleti ve şeffaflık ilkeleri gereği tüm yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanmasının anayasal bir zorunluluk olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü Anayasa bu konudaki belirleme yetkisini kanuna bırakmıştır.
1982 Anayasası'nın 124. maddesinde, hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanacağının kanunla belirtileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, tüm yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanmasının anayasal bir zorunluluk olmadığını, bu seçimin yasama organının takdirine bırakıldığını gösterir. Uygulamada genellikle ülke çapında uygulanacak yönetmelikler Resmi Gazete'de yayımlanırken, yerel nitelikteki yönetmelikler için mahalli iletişim araçları yeterli görülebilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 124. maddesinin incelenmesi
Maddede 'Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunla belirtilir' hükmü tespit edilir.
Yönetmeliklerin ilan usulünün anayasal bir zorunluluk mu yoksa yasal bir takdir mi olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Yönetmelik çıkarma yetkisine sahip mercilerin kontrol edilmesi
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin bu yetkiye sahip olduğu doğrulanır.
Yetki unsuru yönünden seçeneklerin geçerliliğini denetlemek için gereklidir.
3
Yönetmeliklerin dayanak ve hiyerarşik konumunun değerlendirilmesi
Yönetmeliklerin kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı olamayacağı ve bunlara dayalı türevsel bir yetki olduğu anlaşılır.
Kanuni idare ilkesinin sınırlarını saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdarenin Düzenleme Yetkisi ve Kanunilik İlkesi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 152Soru

İdare hukukunun bağımsız bir hukuk disiplini olarak ortaya çıkış süreci, kurallarının oluşum biçimi ve bu hukuk dalına hâkim olan temel prensipler dikkate alındığında, idare hukukunun genel özellikleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukuku, kuralları tek bir kanun metni altında kodifiye edilmemiş (tedvin edilmemiş), uyuşmazlıkları ise kural olarak idari yargı düzeninde çözüme kavuşturulan bir hukuk dalıdır.

Cevap

İdare hukuku, kuralları tek bir kanun metninde toplanmamış (tedvin edilmemiş) ve uyuşmazlıkları kural olarak idari yargı rejimine tabi olan bağımsız bir hukuk dalıdır.
İdare hukukunun en temel özellikleri arasında; kurallarının tek bir kanun metninde toplanmamış (tedvin edilmemiş) olması, büyük ölçüde mahkeme kararlarıyla şekillenmesi (içtihadi olması), genç bir hukuk dalı olması ve uyuşmazlıkların idari yargıda çözülmesi yer alır. Doğru cevap bu yapısal özellikleri tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kurallarının oluşum kaynağını analiz et.
İdare hukuku kurallarının dağınık olduğu ve büyük ölçüde mahkeme kararlarıyla (içtihat) şekillendiği tespit edilir.
İçtihadi ve tedvin edilmemiş olma özelliklerini doğrulamak için gereklidir.
2
Uyuşmazlıkların çözümünde yetkili yargı kolunu belirle.
Fransız sistemi (idari rejim) gereği idari uyuşmazlıkların idari yargıda çözüldüğü saptanır.
İdari yargı alanına tabi olma özelliğini doğrulamak için gereklidir.
3
Hukuki ilişkinin niteliğini (statüsel/akdi) ve tarafların konumunu değerlendir.
İdare hukukunun statüsel (nesnel) olduğu ve kamu gücü ayrıcalıkları nedeniyle tarafların eşit olmadığı sonucuna varılır.
Özel hukuktan ayrılan temel farkları ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Temel Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 153Soru

İdare hukukunun tarihsel gelişimi, kurallarının oluşum biçimi ve bu hukuk dalına hâkim olan temel prensipler dikkate alındığında; idare hukukunun genel özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare ile bireyler arasındaki hukuki ilişkiler, kural olarak tarafların karşılıklı serbest iradeleriyle belirledikleri akdi bir temele dayanır.

Cevap

İdare ile bireyler arasındaki ilişkilerin akdi bir temele dayandığı ifadesi yanlıştır; çünkü idare hukuku statüsel niteliktedir.
İdare hukuku, 'statüsel (nesnel)' bir hukuk dalıdır. Bu, idare ile bireyler arasındaki hukuki ilişkilerin tarafların karşılıklı ve serbest iradeleriyle (akdi/sözleşmesel) değil, hukuk düzeni tarafından önceden belirlenmiş genel, nesnel kurallar (statüler) aracılığıyla kurulması anlamına gelir. Örneğin, bir devlet memurunun hak ve ödevleri idareyle yaptığı bir sözleşmeye göre değil, Kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiş olan 'memurluk statüsüne' göre şekillenir.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırla.
İdare hukuku; genç, içtihadi, tedvin edilmemiş ve statüsel nitelikte bir hukuk dalıdır.
Bu özellikler idare hukukunu özel hukuk dallarından ayıran temel karakteristiklerdir.
2
Akdi (sözleşmesel) ve Statüsel (nesnel) kavramlarını karşılaştır.
Akdi ilişkilerde tarafların iradesi esasken, statüsel ilişkilerde kanunla önceden belirlenmiş kurallar (memurluk, öğrencilik gibi) esastır.
İdare hukukunda idare, kamu gücü kullanarak tek taraflı statüler oluşturur, bu da akdi temel varsayımını çürütür.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış olanı belirle.
Akdi temele dayanma ifadesi, idare hukukunun statüsel niteliğiyle çelişmektedir.
Seçeneklerdeki diğer tüm ifadeler idare hukukunun literatürdeki klasik özelliklerini yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Statüsel (Nesnel) Niteliği
Tahmini Süre:50s
Soru 154Soru

Toplumsal bir ihtiyacın veya teknik bir hizmetin yürütülmesinin, devletin genel idare sistemi dışındaki bir kuruma bırakılması durumunda; söz konusu kurumun 'yerinden yönetim' ilkesine tabi olduğunu gösteren kesin hukuki ölçüt ile merkezi idareyle arasındaki denetim türü aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olması – İdari vesayet denetimine tabi olması

Cevap

Ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olması – İdari vesayet denetimine tabi olması eşleştirmesi doğrudur.
Yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) ilkesinin varlığından söz edilebilmesi için söz konusu hizmet biriminin, merkezi idare olan devlet tüzel kişiliğinden tamamen ayrı, bağımsız bir 'kamu tüzel kişiliğine' sahip olması asli hukuki şarttır. İdare hukukunda bütünlük ilkesi gereği, devletin bu ayrı kamu tüzel kişileri üzerindeki sınırlı denetim yetkisine ise 'idari vesayet' denir. Bu nedenle doğru eşleştirme; ayrı bir tüzel kişiliğin varlığı ve bu tüzel kişiliğin idari vesayet denetimine tabi olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda aranan kurumun hukuki statüsünü (yerinden yönetim) analiz et.
Yerinden yönetim esasına dayanan kurumlar mahalli idareler veya kamu kurumlarıdır; ortak özellikleri kendilerine ait ayrı bir malvarlığı, bütçe ve kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarıdır.
Bir teşkilatın devlet hiyerarşisi dışına çıkabilmesi için hukuken bağımsız bir varlık, yani tüzel kişilik kazanması şarttır.
2
Merkezi idare ile bu ayrı tüzel kişilik arasındaki denetim bağını belirle.
Devlet tüzel kişiliği ile diğer kamu tüzel kişileri arasındaki idari bütünlüğü sağlayan hukuki araç 'idari vesayet'tir.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içindeki ast-üst ilişkisidir. Farklı kamu tüzel kişileri arasında hiyerarşi kurulamayacağından, kanunla belirlenen idari vesayet denetimi işletilir.

Anahtar Kavram

Yerinden Yönetim Kuruluşlarının Kamu Tüzel Kişiliği ve İdari Vesayet
Soru 155Soru

Kamu otoritesinin örgütleniş biçimini ve işleyişini inceleyen idari rejim; özel hukuk alanından bağımsız, kendi mahkemeleri ve kuralları olan bir sistemi ifade eder. Kıta Avrupası modeline dayanan bu disiplinin yapısı, diğer alanlardan belirgin farklılıklar gösterir.

Buna göre, idare hukukunun genel nitelikleri ve dayandığı teşkilat esasları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare ile kamu personeli veya vatandaşlar arasındaki hukuki ilişkiler kural olarak karşılıklı anlaşılarak kurulan sözleşmesel bağlara değil; mevzuatla önceden çizilmiş, genel ve nesnel nitelikteki statüsel kurallara tabidir.

Cevap

İdare hukuku ilişkilerinde kuralların karşılıklı sözleşmelerle değil, önceden belirlenmiş statüsel (nesnel) durumlarla kurulduğunu belirten ifade doğrudur.
İdare hukukunda özel hukuktaki irade özgürlüğünün aksine; kişiler idarenin sunduğu hizmetlerden faydalanırken veya kamu hizmetine girerken, idare tarafından kanunlara dayanılarak tek taraflı olarak önceden düzenlenmiş genel, soyut ve nesnel statülere dâhil olurlar. Bu durum idare hukukunun statüsel karakterini ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki idare hukuku özelliklerini analiz etme
A seçeneğinde 'tedvin edilmiştir', B seçeneğinde 'eski ve içtihat dışı' olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiaların her ikisi de idare hukukunun 'tedvin edilmemiş (dağınık)' ve 'genç, içtihadi' bir dal olması gerçekleriyle çelişir.
İdare hukukunun temel tanım ve köken özelliklerini eleyerek yanlış şıkları bulmak.
2
Teşkilat ve denetim esaslarını inceleme
C seçeneğinde hiyerarşi ve idari vesayet tanımlarının ters çevrildiği, E seçeneğinde ise yerinden yönetimin yok sayıldığı görülür.
Soruda yer alan temel ilkelerle ilgili yaygın çeldiricileri (kavramların yer değiştirmesi veya mutlaklaştırılması) tespit etmek.
3
Kalan seçeneğin doğruluğunu teyit etme
D seçeneğindeki idare hukukunun 'akdi' değil 'statüsel ve nesnel' olduğu ifadesi idare hukukunun karakteristik bir özelliğini doğru yansıtır.
Özel hukuktan ayrılan en belirgin yönlerden biri olan statüsel ilişkinin doğruluğunu onaylamak.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Statüsel Niteliği, İçtihadi Yapısı ve Temel Teşkilat İlkeleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 156Soru

Bir il sınırları içerisinde kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında vali; il milli eğitim müdürü tarafından tesis edilen bir idari işlemi ve o ildeki bir ilçe belediye başkanının aldığı bir kararı mevzuata aykırı bularak denetlemek istemektedir.

İdarenin bütünlüğü ilkesi bağlamında, valinin söz konusu makamların işlemlerine karşı sahip olduğu denetim yetkilerinin hukuki niteliği ve kapsamı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali, il milli eğitim müdürünün işlemini hiyerarşi yetkisine dayanarak hem hukukilik hem de yerindelik bakımından denetleyebilirken; ilçe belediye başkanının işlemini idari vesayet yetkisi kapsamında kural olarak yalnızca hukukilik bakımından denetleyebilir.

Cevap

Doğru seçenek, valinin milli eğitim müdürünün işlemini hiyerarşi yetkisiyle hem hukukilik hem yerindelik bakımından; belediye başkanının işlemini ise idari vesayet yetkisiyle kural olarak sadece hukukilik bakımından denetleyebileceğini ifade eden seçenektir.
Doğru seçenek, idarenin bütünlüğü ilkesini sağlayan iki temel araç olan 'hiyerarşi' ve 'idari vesayet' denetimlerinin uygulama alanları ile sınırlarını en doğru şekilde ortaya koyan ifadedir. Vali ile il milli eğitim müdürü aynı kamu tüzel kişiliği (Devlet tüzel kişiliği) içinde yer aldığı için aralarındaki ilişki hiyerarşidir. Hiyerarşik denetim, amire astının işlemini hem hukuka uygunluk (hukukilik) hem de kamu yararına/hizmet gereklerine uygunluk (yerindelik) açısından denetleme yetkisi verir. Ancak ilçe belediyesi, Devletten ayrı, bağımsız bir kamu tüzel kişiliğine (mahalli idare) sahiptir. Devlet tüzel kişiliğini temsil eden vali ile belediye tüzel kişiliğini temsil eden başkan arasındaki denetim ilişkisi idari vesayettir. İdari vesayet, kanunsuz olarak kullanılamayan istisnai bir yetki olup, kural olarak sadece işlemin kanunlara uygunluğu (hukukilik denetimi) ile sınırlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vali ile il milli eğitim müdürü arasındaki hukuki ilişkiyi tespit etme.
Her iki makam da Devlet tüzel kişiliği içinde (merkezi idarenin taşra teşkilatında) yer alır. Bu nedenle aralarındaki denetim aracı 'hiyerarşi'dir.
Aynı kamu tüzel kişiliği içindeki üst ve ast makamlar arasındaki bağ, hiyerarşik amirlik ilişkisidir.
2
Vali ile ilçe belediye başkanı arasındaki hukuki ilişkiyi tespit etme.
Vali merkezi idareyi (Devlet tüzel kişiliği), belediye başkanı ise mahalli idareyi (Belediye tüzel kişiliği) temsil eder. Farklı tüzel kişilikler arası denetim aracı 'idari vesayet'tir.
İdarenin bütünlüğü ilkesi, ayrı kamu tüzel kişileri arasında, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşlarını denetlemesi olan idari vesayet yetkisiyle sağlanır.
3
Denetim yetkilerinin kapsamını (yerindelik ve hukukilik) karşılaştırma.
Hiyerarşide amir kural olarak hem hukuka uygunluk (hukukilik) hem de amaca uygunluk (yerindelik) denetimi yapabilir. İdari vesayet ise istisnai bir denetim yetkisidir, kapsamı kanunla çizilir ve kural olarak yalnızca hukukilik denetimini kapsar.
Hiyerarşik denetim genel ve kapsamlı iken; idari vesayet sınırlı, istisnai ve kanuni çerçeveye bağlıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü, Hiyerarşi ve İdari Vesayet
Soru 157Soru

Bir valiliğin hukuk müşavirliğinde görevli avukat, idare aleyhine açılan çeşitli iptal davalarında mahkemeye sunulacak savunmaları hazırlarken idare hukukunun kaynakları ve normlar hiyerarşisi kurallarını esas almaktadır.

Buna göre, müşavirliğin hukuki dayanakları belirlerken yaptığı aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin düzenleme yetkisinin asli nitelik kazandığı istisnai acil durumlarda, yazılı olmayan kaynak niteliğindeki idari teamüllere dayanılarak çıkarılan bir yönetmelik, hiyerarşik olarak dayandığı kanunun üzerinde geçerlilik kazanabilir.

Cevap

İdarenin düzenleme yetkisinin istisnai acil durumlarda yönetmelik düzeyinde asli nitelik kazanarak kanunun üzerine çıkabileceğini ve yazılı olmayan idari teamüllere dayanabileceğini iddia eden ifade hatalıdır.
Türk idare hukukunda idarenin yönetmelik veya adsız düzenleyici işlem çıkarma yetkisi 'türevsel' (kanuna bağımlı) bir yetkidir. İdare hukukunda örf ve adet (teamül) yazılı olmayan, yardımcı bir kaynaktır ve idareye tek başına yeni bir işlem tesis etme yetkisi veremez. Ayrıca normlar hiyerarşisi gereği, acil durumlar da dahil olmak üzere hiçbir yönetmelik dayandığı kanunun hiyerarşik olarak üzerine çıkamaz ve kanuna aykırı hüküm içeremez. Bu nedenle idarenin teamüle dayanarak kanun üstü yönetmelik çıkarabileceği iddiası hukuken bütünüyle hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde yer alan hukuki kuralların normlar hiyerarşisindeki yerlerini tespit et.
Kanunların uluslararası sözleşmelere (temel haklar alanında) boyun eğdiği, OHAL CBK'lerinin kanuna eşdeğer, olağan CBK ve yönetmeliklerin ise kanunun altında olduğu belirlendi.
İdare hukukunun temelini normlar hiyerarşisi oluşturur ve uyuşmazlıklar bu sıralamaya göre çözülür.
2
Yönetmeliklerin dayanaklarını ve 'aslilik/türevsellik' ilkesini analiz et.
İdarenin yönetmelik çıkarma yetkisinin 'türevsel' (secundum legem) olduğu ve mutlak surette mevcut bir yazılı norma (kanun veya CBK) dayanması gerektiği görüldü.
İdarenin kanuniliği ilkesi, idarenin yasama organının izni veya çerçevesi olmadan doğrudan asli kural koymasını (olağanüstü istisnalar dışında) engeller.
3
İdari teamüllerin (örf ve adet) idare hukukundaki etkisini değerlendir.
Yazılı olmayan bir kaynak olan teamüllerin, sadece yazılı kurallardaki boşlukları doldurabileceği, idareye doğrudan bir yetki veremeyeceği veya norm ihdasında kanunun yerini alamayacağı saptandı.
Teamül hukuku idareye yetki yaratamaz; yetki ancak kanunla verilir.
4
Hatalı olan seçeneği işaretle.
Yönetmeliğin kanunun üzerine çıkabileceğini ve teamüle dayanabileceğini belirten seçeneğin hukuka açıkça aykırı olduğu sonucuna varıldı.
Bu önerme normlar hiyerarşisini ve idarenin kanuniliği ilkesini tamamen ihlal etmektedir.

Anahtar Kavram

Normlar Hiyerarşisi ve İdarenin Düzenleme Yetkisinin Türevselliği
Soru 158Soru

Bir ilçe kaymakamı, ilçedeki trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla, mevzuatın kendisine tanıdığı yetki çerçevesinde belirli ana caddelerde ağır vasıtaların geçişini günün belirli saatlerinde yasaklamıştır. Bu işleme karşı nakliyeciler tarafından açılan iptal davasında idare mahkemesi; "ilçedeki trafik sorununun çözümünde alternatif güzergâhların belirlenmesinin daha uygun olacağı ve söz konusu yasağın ticari faaliyeti gereksiz ölçüde zorlaştırdığı" gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir.

İdare hukukunun temel esasları dikkate alındığında, idare mahkemesinin verdiği bu karar ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare mahkemesi, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yerindelik denetimi yapmış olup bu durum yargı yetkisinin sınırlarına aykırıdır.

Cevap

İdare mahkemesi, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yerindelik denetimi yapmış olup bu durum yargı yetkisinin sınırlarına aykırıdır.
Anayasa'nın 125125. maddesine göre yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yargı organları, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremezler. Olayda mahkemenin, iptal kararı verirken hukuka aykırılık tespiti yapmak yerine 'başka bir seçeneğin daha uygun olacağı' gerekçesine dayanması, idarenin kanuni sınırları içindeki tercih hakkına müdahale niteliğindedir. Bu durum hukuka uygunluk denetimi sınırının aşılarak yerindelik denetimi (işlemin isabetliliğinin denetimi) yapıldığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari işlemin niteliğini ve idarenin sahip olduğu yetki türünü belirlemek.
Kaymakamın trafik yoğunluğunu azaltmak için saat sınırlaması getirmesi, kanunun kendisine tanıdığı sınırlar içinde idareye hareket serbestisi tanıyan 'takdir yetkisi' kullanımına bir örnektir.
İdarenin işlem tesis edip etmemekte veya hangi önlemi alacağı konusunda kanunla sınırlandırılmamış bir tercih hakkı bulunuyorsa, bu durum hukuken takdir yetkisi olarak nitelendirilir.
2
İdare mahkemesinin verdiği iptal kararının gerekçesini yargı yetkisinin sınırları bağlamında analiz etmek.
Mahkemenin iptal gerekçesi olan 'alternatif güzergâhların daha uygun olacağı' şeklindeki değerlendirme, işlemin hukuka aykırılığını değil, idarenin tercihinin yerinde olup olmadığını tartışmaktadır.
Anayasa'nın 125125. maddesine göre yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
3
Bulguları birleştirerek seçenekleri değerlendirmek.
Mahkemenin yaptığı denetim, bir hukuka uygunluk denetimi değil, isabetlilik denetimi yani yerindelik denetimidir. Bu nedenle mahkemenin kararı Anayasa'daki yargı yetkisinin sınırlarına aykırıdır.
Yerindelik denetimi yasağı, hakimin idarenin yerine geçerek 'bu önlem yerine şu önlem daha uygundur' şeklinde karar vermesini engeller.

Anahtar Kavram

İdarenin takdir yetkisinin yargısal denetimi ve yerindelik denetimi yasağı
Soru 159Soru

Demokratik bir hukuk devletinde, devletin yürüttüğü temel faaliyetler yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları olarak birbirinden ayrılmıştır. İdare hukuku doktrininde, yürütme organının siyasi nitelik taşımayan ve toplumun günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetleri 'idari fonksiyon' olarak adlandırılmaktadır.

Bu çerçevede, idari fonksiyonun özellikleri ve diğer devlet fonksiyonlarıyla ilişkisi dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari makamlar, yargı organlarından farklı olarak görev alanlarına giren bir uyuşmazlık veya somut ihtiyacın çözümü için ilgililerin başvurusunu beklemeksizin kamu yararı doğrultusunda kendiliğinden (re'sen) harekete geçebilirler.

Cevap

İdari makamların, yargı organlarından farklı olarak görev alanlarına giren bir uyuşmazlık veya somut ihtiyacın çözümü için ilgililerin başvurusunu beklemeksizin kamu yararı doğrultusunda kendiliğinden (re'sen) harekete geçebileceğini belirten ifadedir.
İdari fonksiyonun en temel özelliklerinden biri, bir talep veya başvuru şartı aranmaksızın idare makamlarının kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla 'kendiliğinden (re'sen) harekete geçme' ilkesidir. Yargı fonksiyonunda ise kural olarak 'talepsiz yargılamanın olmaması' (dava şartı) geçerli olup mahkemeler kendiliğinden uyuşmazlığa el atamazlar. Bu karşılaştırma idare hukukunun temel prensiplerine tamamen uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
İdari fonksiyonun tanımını ve diğer devlet fonksiyonlarıyla (yasama, yargı) olan belirgin farklılıklarını analiz etmek.
İdarenin temel olarak kamu yararı amacıyla kesintisiz ve kendiliğinden (re'sen) hareket ettiği, yargının ise harekete geçmek için bir dava veya talebe ihtiyaç duyduğu tespit edilir.
İdari fonksiyonun doğasını ve işleyiş mekanizmasını anlamak, seçeneklerdeki karşılaştırmaları doğru değerlendirmek için gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeleri idare hukukunun temel prensipleriyle karşılaştırarak elemek.
İdarenin kural koyamayacağı, adli kolluğun idari fonksiyon sayılacağı, hizmetlerin istisnasız bedelsiz olduğu ve yardımcı kuruluşların icrai karar alabileceği yönündeki ifadelerin tümünün idare hukuku prensipleriyle çeliştiği saptanır.
Yanlış seçeneklerde bilerek kurgulanan kavramsal hataları tespit ederek doğru bilgiye ulaşmak amaçlanmıştır.
3
Doğru seçeneği idari fonksiyonun temel özellikleriyle eşleştirmek.
İdarenin ilgililerin başvurusunu beklemeksizin kamu yararı doğrultusunda kendiliğinden harekete geçebilmesini açıklayan ifade kesin olarak doğrulanır.
Soruda istenen doğru bilginin kesin ve net tespiti için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdari Fonksiyonun Özellikleri ve Diğer Fonksiyonlardan Ayrımı
Soru 160Soru

Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında görev yapan bir Genel Müdür, görev alanına giren bir konuda yetkisini kullanarak idari bir işlem tesis etmiştir. Sağlık Bakanı, söz konusu işlemin yürürlükteki mevzuata tam olarak uygun olduğunu ancak zamanlama ve kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından "yerinde bir karar olmadığını" değerlendirmektedir.

Türk idare hukuku esaslarına göre, idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakan, aralarındaki hiyerarşik bağın doğal bir sonucu olarak işlemi yerindelik açısından da denetleyebilir ve kendi kararıyla iptal edebilir.

Cevap

Bakan'ın hiyerarşik amir sıfatıyla işlemi yerindelik bakımından denetleyebileceği ve kendi kararıyla iptal edebileceği ifadesi doğrudur.
Türk idare hukukunda aynı kamu tüzel kişiliği (örneğin Devlet tüzel kişiliği) içerisinde yer alan örgüt kademeleri ve görevliler arasındaki hukuki bağ 'hiyerarşi' olarak adlandırılır. Hiyerarşi yetkisi idarenin olağan ve genel bir yetkisi olup, kullanılması için kanunda açıkça öngörülmesine gerek yoktur. Hiyerarşik amir (Bakan), astının (Genel Müdür) tesis ettiği işlemleri sadece kanunlara ve hukuka uygunluk açısından değil, aynı zamanda idari hizmetin gereklerine, zamanlamaya ve bütçe imkanlarına uygunluk (yerindelik) açısından da denetleyebilir. Bu denetim neticesinde amir, astının işlemini doğrudan doğruya kendi kararıyla iptal edebilir veya değiştirebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki makamlar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğini belirleme
Bakan ve Genel Müdür aynı tüzel kişilik (Devlet tüzel kişiliği) içinde yer aldığından aralarındaki ilişki hiyerarşidir.
Farklı tüzel kişilikler olsaydı idari vesayet, aynı tüzel kişilik olduğu için hiyerarşi kuralları uygulanır.
2
Hiyerarşi yetkisinin kapsamını ve özelliklerini analiz etme
Hiyerarşi yetkisi olağan bir yetkidir (kanunda yazmasına gerek yoktur) ve hem hukuka uygunluk hem de yerindelik (hizmetin gereklerine uygunluk) denetimini kapsar.
İdarenin bütünlüğünü sağlamada en güçlü araç olan hiyerarşi, amire astının işlemini her yönüyle denetleme imkanı verir.
3
Hiyerarşik amirin sahip olduğu müdahale yetkilerini olaya uygulama
Bakan, işlemi yerinde bulmadığı için mahkemeye gitmeye veya kanuni bir dayanak aramaya gerek duymaksızın işlemi doğrudan iptal edebilir.
Hiyerarşik denetimin sonucunda amir; onama, değiştirme, iptal etme veya durdurma yetkilerine doğrudan sahiptir.

Anahtar Kavram

Hiyerarşi Denetiminin Kapsamı ve Özellikleri
ÖncekiSayfa 8 / 9Sonraki
İdare Hukukunun Temel Esasları Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 8 | Examkin