Kişiler Hukuku

138 soru

Soru 81Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, kendisinden uzun süreden beri haber alınamayan bir kimse hakkında gaiplik kararı istenebilmesi için son haber alma tarihinden itibaren geçmesi gereken asgari süre kaç yıldır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 55 yıl

Cevap

Kendisinden uzun süreden beri haber alınamayan bir kimse için gaiplik davası açılabilmesi için son haber alma tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 32. maddesine göre, gaiplik kararı istenebilmesi için ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber alma gününün üzerinden en az beş yıl geçmiş olması şarttır. Soru kökünde 'uzun süreden beri haber alınamama' durumu sorulduğu için doğru cevap beş yıldır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirlemek
Durumun 'ölüm tehlikesi' mi yoksa 'uzun süreli haber alamama' mı olduğu tespit edilir.
Gaiplik süreleri olayın türüne göre farklılık gösterir.
2
Yasal süreyi uygulamak
Türk Medeni Kanunu Madde 32 uyarınca haber alamama durumunda 55 yıllık süre uygulanır.
Kanun koyucu haber alamama durumunda, ölüm tehlikesine (11 yıl) göre daha uzun bir bekleme süresi öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Gaiplik Bekleme Süreleri
Tahmini Süre:45s
Soru 82Soru

Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde, gerçek kişilerin kendi fiilleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yeteneğini ifade eden fiil ehliyetinin şartları ile bu şartların hukuki niteliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayırt etme gücü, yapılan işlemin niteliğine göre değişebilen nispi ve fiili bir durumdur; erginlik ve kısıtlı olmama ise kural olarak kesin hukuki statülere veya yargısal kararlara dayanan objektif şartlardır.

Cevap

Ayırt etme gücü nispi ve fiili bir durumdur; erginlik ve kısıtlı olmama ise hukuki statülere dayanan objektif şartlardır.
Doğru olan seçenek, fiil ehliyeti şartlarının ontolojik farkını vurgular. Ayırt etme gücü, kişinin o andaki zihinsel olgunluğunu ve yaptığı işlemin sonuçlarını anlama yeteneğini ifade eden, duruma göre değişen (nispi) fiili bir unsurdur. Erginlik (yaş, evlenme, mahkeme kararı) ve kısıtlı olmama (yargısal bir kısıtlılık kararı bulunmaması) ise resmi belgelere ve kesin hukuki statülere dayanan, kişiden kişiye değişmeyen objektif unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyetinin üç temel şartını belirle.
Ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamak.
TMK Madde 10 uyarınca bu şartlar kümülatif (birlikte) bulunmalıdır.
2
Şartların niteliğini analiz et.
Ayırt etme gücü fiili (subjektif), erginlik ve kısıtlılık ise hukuki (objektif) statüdür.
Ayırt etme gücü kişiden kişiye ve işlemden işleme değişebilirken, erginlik ve kısıtlılık kanun veya mahkeme kararıyla sabitlenir.
3
Hak ehliyeti ile olan farkı ayırt et.
Hak ehliyeti doğumla (pasif), fiil ehliyeti ise bu üç şartla (aktif) kazanılır.
Blueprint gereği iki ehliyet türü arasındaki kavramsal farkın netleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Fiil ehliyetinin kümülatif şartları ve bu şartların nispi/mutlak nitelik farkı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru

Kişilik haklarının korunmasını sağlamak amacıyla Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen dava yolları ve bu davaların açılabilme şartlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişilik hakkına yönelik saldırı tehlikesinin önlenmesi, saldırının durdurulması ve hukuka aykırılığın tespiti davalarının açılabilmesi için failin kusurlu olması veya bir zararın doğmuş olması şartı aranmaz.

Cevap

Kişilik hakkını koruyan önleme, durdurma ve tespit davalarında failin kusuru veya bir zararın varlığı şart değildir; bu davalar sadece hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen önleme, durdurma ve tespit davaları kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırıları hedef alan idari/icrai nitelikli davalardır. Bu davaların temel özelliği, failin kusuruna (iyiniyetli olup olmamasına) veya davacının bir zarara uğramış olmasına bakılmaksızın, saldırının veya tehlikenin varlığı halinde açılabilmeleridir. Bu durum, kişilik haklarının etkin bir şekilde korunmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dava türlerini kategorize et
Kişilik haklarının korunmasında iki ana grup dava vardır: 1. Koruyucu davalar (Önleme, Durdurma, Tespit) 2. Tazminat davaları (Maddi, Manevi).
Dava şartları bu iki kategoride farklılık gösterir.
2
Koruyucu davaların şartlarını analiz et
TMK 25 uyarınca açılan önleme, durdurma ve tespit davalarında failin kusuru aranmaz ve bir zararın doğmuş olması gerekmez. Sadece hukuka aykırı bir saldırı veya tehlike yeterlidir.
Bu davaların amacı zararı gidermek değil, saldırıyı engellemek veya durdurmaktır.
3
Tazminat davalarının şartlarını karşılaştır
Maddi ve manevi tazminat davaları (TMK 25/3 yollamasıyla TBK hükümleri) kusur, zarar, hukuka aykırılık ve illiyet bağı şartlarına tabidir.
Tazminatın amacı oluşan zararı gidermektir, bu yüzden failin kusuru ve bir zararın varlığı zorunludur.
4
Seçenekleri değerlendir
Seçeneklerdeki durdurma davasının zamanlaması, tazminatın kusur şartı ve basın özgürlüğü ile ilgili hatalı bilgiler elendiğinde, koruyucu davalarda kusur aranmayacağını belirten ifade doğru kabul edilir.
Hukuki kuralların doğru eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarının Korunmasında Kusursuz Sorumluluk Olmayan Dava Şartları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ancak alkol bağımlılığı sebebiyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan KK, vasisinin rızası dışında çeşitli hukuki işlemler gerçekleştirmiştir.

Buna göre, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre KK tarafından yapılan aşağıdaki işlemlerden hangisi, yasal temsilcisinin rızası veya sonradan vereceği onayı (icazeti) olsa dahi geçerli hale gelemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir yakınının borcuna kefil olması

Cevap

Bir yakınının borcuna kefil olması işlemi, Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal temsilcinin rızasıyla dahi yapılamayacak yasak işlemlerden biri olduğu için kesin olarak hükümsüzdür.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar (sınırlı ehliyetsizler) kural olarak yasal temsilcilerinin rızasıyla borç altına girebilirler. Ancak kanun koyucu; kefil olma, vakıf kurma ve önemli bağışlarda bulunma gibi işlemleri 'yasak işlemler' olarak belirlemiştir. Bu işlemler, yasal temsilcinin rızası veya sonradan vereceği icazetle dahi geçerlilik kazanamaz; yapıldıkları takdirde kesin hükümsüzdürler.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet grubunu tespit etme
KK, ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı olduğu için 'sınırlı ehliyetsiz' grubuna dahildir.
Tam ehliyetsizlikten farkı ayırt etme gücünün bulunması, tam ehliyetlilikten farkı ise kısıtlı olmasıdır.
2
İşlemlerin niteliğini ve ehliyet grubunun yetkilerini karşılaştırma
Sınırlı ehliyetsizler; karşılıksız kazanmaları tek başına yapabilir, borç altına giren işlemleri rıza ile yapabilir ancak yasak işlemleri hiçbir şekilde yapamaz.
TMK m. 449, vesayet altındaki kişi adına kefil olunmasını, vakıf kurulmasını ve önemli bağışlarda bulunulmasını yasaklamıştır.
3
Hukuki sonucu belirleme
Kefalet sözleşmesi bir 'yasak işlem' olduğu için vasinin icazeti bu işlemi geçerli kılmaz.
Yasal temsilcinin rızası ancak 'askıda hükümsüz' olan işlemleri (satım, kredi vb.) geçerli hale getirir.

Anahtar Kavram

Sınırlı ehliyetsizlerin (ayırt etme gücü olan küçük ve kısıtlılar) yasal temsilci rızasıyla dahi yapamayacağı 'yasak işlemler' (TMK m. 449).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru

Kişisel durum sicilindeki kayıtların gerçeği yansıtmaması nedeniyle zarara uğrayan bir kişinin tazminat talebi ve mevcut kaydın düzeltilmesi süreciyle ilgili olarak, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) sorumluluk rejimi ve ispat kuralları çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin sicilin tutulmasından doğan sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanır ve devlet, ödediği tazminat için ilgili memura ancak onun kusuru bulunması hâlinde rücu edebilir.

Cevap

Devletin sicilin tutulmasından doğan sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanır ve devlet, ödediği tazminat için ilgili memura ancak onun kusuru bulunması hâlinde rücu edebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca, kişisel durum sicillerinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan devlet doğrudan ve kusursuz olarak sorumludur. Bu sorumluluk türünde devlet, memurun kusuru olmasa dahi zararı giderir; ancak ödediği bu miktarı memura yansıtabilmesi (rücu) için memurun hizmeti ifa ederken kusurlu (kast veya ihmal) hareket etmiş olması şarttır. Bu durum, kamu güvenini sağlama amacı taşıyan sicillerin ciddiyetini ve devletin bu alandaki garanti işlevini yansıtır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorumluluğun niteliğini belirle
TMK m. 37 gereği devletin sicillerin tutulmasından doğan sorumluluğu kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Kamu hizmetinin niteliği gereği, memurun kusuru olmasa dahi devlet oluşan zararı tazminle yükümlüdür.
2
Rücu şartını analiz et
Devletin memura rücu edebilmesi için memurun kasten veya ihmal sonucu kusurlu davranmış olması gerekir.
Devletin kusursuz sorumluluğu ile memurun şahsi sorumluluğu arasındaki denge rücu mekanizmasıyla sağlanır.
3
İspat ve usul kurallarını gözden geçir
Sicil kayıtları adi karinedir, aksini ispat mümkündür ve düzeltme davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür.
TMK m. 38 ve m. 39 hükümleri bu süreçleri düzenleyerek hak kayıplarının önlenmesini amaçlar.

Anahtar Kavram

Kişisel Durum Sicilinde Devletin Sorumluluğu ve Kayıtların Hukuki Niteliği

Daha Fazla Pratik

Devletin sorumluluğu konusunda Tapu Sicili (TMK m. 1007) ile Kişisel Durum Sicili (TMK m. 37) arasındaki benzerlikleri karşılaştırmak, sorumluluk hukukunun bu alanındaki ilkeleri pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bir kimsenin kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı başlamış ve bu saldırı hâlen devam etmekte ise; mağdurun bu saldırıya son verilmesini istemek amacıyla açması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırının durdurulması davası

Cevap

Saldırının durdurulması davası
Saldırının durdurulması (veya saldırıya son verilmesi) davası, başlamış olan ve hâlen devam etmekte olan hukuka aykırı saldırıları sona erdirmeyi amaçlayan koruyucu bir davadır. Soru kökünde saldırının 'hâlen devam ettiği' açıkça belirtildiği için doğru hukuki çare bu davadır.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırının zamanlamasını analiz etmek
Saldırının başladığı ve hâlen devam ettiği (etkisini sürdürdüğü) tespit edildi.
Türk Medeni Kanunu'nda kişilik haklarını koruyan davalar, saldırının gerçekleşme zamanına (öncesi, sırası, sonrası) göre ayrılır.
2
Uygun dava türünü belirlemek
Devam eden saldırılara karşı 'saldırının durdurulması' (son verilmesi) davası açılması gerektiği belirlendi.
Durdurma davasının temel amacı, mevcut ve hukuka aykırı olan müdahalenin sona erdirilmesini sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davalar (Durdurma Davası)
Tahmini Süre:45s
Soru 87Soru

Mirasbırakan (M)(M)’nin ölümü anında eşi (E)(E) hamiledir. Mirasın açıldığı tarihte henüz ana rahminde bulunan çocuk (C)(C)’nin hukuki durumu, hak ehliyeti ve mirasçılık sıfatı ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çocuk (C)(C), tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır; bu ehliyet, kişinin kendi fiillerinden bağımsız olarak hak ve borçların süjesi olabilmesini sağlayan pasif bir yetenektir.

Cevap

Çocuğun tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazandığını ve bu ehliyetin pasif bir yetenek olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 2828. maddesi uyarınca hak ehliyeti kural olarak tam ve sağ doğumla başlar; ancak cenin lehine bir istisna getirilerek, tam ve sağ doğmak kaydıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetinin kazanılacağı hükme bağlanmıştır. Hak ehliyeti, TMK m. 88 çerçevesinde her insanın hak ve borçlara sahip olabilme konusundaki pasif yeteneğidir; herhangi bir irade veya ayırt etme gücü gerektirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kişiliğin ve hak ehliyetinin başlangıcını belirle.
Türk Medeni Kanunu m. 2828 uyarınca kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar.
Genel kural budur.
2
Cenin (nasciturus) ile ilgili özel hükmü uygula.
Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır.
Mevzuat cenini korumak için hak ehliyetini geriye yürütmüştür.
3
Hak ehliyetinin niteliğini analiz et.
Hak ehliyeti 'pasif ehliyet' olup, ayırt etme gücü veya erginlik gerektirmez. Sadece 'insan olma' yeterlidir (TMK m. 88 - Eşitlik İlkesi).
Fiil ehliyeti (aktif ehliyet) ile hak ehliyeti arasındaki farkın tespiti gerekir.

Anahtar Kavram

Hak Ehliyetinin Kazanılması ve Niteliği

Daha Fazla Pratik

Ceninin hak ehliyetini kazanamadığı 'ölü doğum' durumunda mirasın nasıl paylaşılacağını ve fiil ehliyeti kısıtlılık hallerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 88Soru

Türk Medeni Kanunu'nun 3838. maddesi uyarınca, kişisel durum sicillerinin tutulmasından doğan zararlar nedeniyle Devletin sahip olduğu hukuki sorumluluğun niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz sorumluluk

Cevap

Kusursuz sorumluluk
Türk Medeni Kanunu'nun 3838. maddesine göre, kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlar, kusur şartı aranmaksızın Devlet tarafından tazmin edilir. Bu durum hukuk öğretisinde 'kusursuz sorumluluk' (veya tehlike sorumluluğu benzeri bir kamu hukuku sorumluluğu) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İlgili kanun maddesini belirle
Türk Medeni Kanunu'nun 3838. maddesi kişisel durum sicillerinden doğan sorumluluğu düzenler.
Sorumluluğun kaynağını tespit etmek için temel düzenlemeye bakılmalıdır.
2
Sorumluluğun türünü analiz et
Kanun metninde Devletin bu kayıtların tutulmasından doğan zararlardan doğrudan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Zararın oluşması yeterlidir, memurun kişisel kusurunun ispatlanması gerekmez; bu da kusursuz sorumluluk anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Kişisel durum sicillerinin tutulmasında Devletin kusursuz sorumluluğu
Tahmini Süre:45s
Soru 89Soru

3030 yaşında, ayırt etme gücüne sahip ve hakkında herhangi bir kısıtlama kararı bulunmayan bir kişiye, sadece bazı işlemleri için görüşü alınmak üzere mahkemece bir yasal danışman atanmıştır. Bu kişi, Türk Medeni Kanunu’ndaki fiil ehliyeti sınıflandırmasına göre aşağıdakilerden hangisi kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı ehliyetli

Cevap

Sınırlı ehliyetli (Yasal danışman atanmış ergin kişi)
Sınırlı ehliyetli grubu, aslen tam ehliyetli olma şartlarını (erginlik, ayırt etme gücü, kısıtlı olmama) taşıyan ancak bazı nedenlerle (genellikle malvarlığını korumak amacıyla) kendisine yasal danışman atanan kişileri ifade eder. Sorudaki kişi 3030 yaşında olması ve kısıtlı olmaması nedeniyle tam ehliyetli şartlarını sağlasa da, yasal danışman atanması onu bu sınıfa dahil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin temel ehliyet şartları (yaş, ayırt etme gücü, kısıtlılık) incelenir.
3030 yaşında (ergin), ayırt etme gücü var ve kısıtlı değil.
Bu üç şartı taşıyan kişi normalde tam ehliyetlidir.
2
Kişiye ek bir sınırlama veya hukuki statü atanıp atanmadığı kontrol edilir.
Kişiye bir 'yasal danışman' atanmıştır.
Tam ehliyetli olma şartlarını taşımasına rağmen yasal danışman atanan kişiler ehliyet yönünden kısıtlanır.
3
Türk Medeni Kanunu'ndaki dörtlü ayrım üzerinden sınıflandırma yapılır.
Kişi 'Sınırlı Ehliyetli' grubuna dahil edilir.
Yasal danışmanlık kurumu sadece sınırlı ehliyetliler grubuna özgüdür.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyeti Grupları ve Yasal Danışmanlık

Alternatif Yöntem

Ehliyet gruplarını ayırmak için şu iki soruyu sorabilirsiniz: 1) Ayırt etme gücü var mı? (Hayır ise direkt Tam Ehliyetsiz). 2) Ergin ve kısıtlı mı? (Küçük veya kısıtlı ise Sınırlı Ehliyetsiz). Eğer her ikisi de olumluysa ve yasal danışman varsa Sınırlı Ehliyetli olur.
Tahmini Süre:45s
Soru 90Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, kişisel durum sicillerinin açıklığı (aleniyet) ilkesinin kapsamı ve uygulanmasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlgisini inanılır kılan herkes, kişisel durum sicilindeki kayıtların kendisine açıklanmasını veya bunlardan örnek verilmesini isteyebilir.

Cevap

İlgisini inanılır kılan herkesin, kayıtların açıklanmasını veya örnek verilmesini isteyebileceğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca, kişisel durum sicilleri mutlak gizli değildir ancak tapu sicili kadar geniş bir açıklığa da sahip değildir. Kanun, bu sicillerdeki kayıtların açıklanmasını veya bunlardan örnek verilmesini talep eden kişinin 'ilgisini inanılır kılmasını' şart koşmuştur. Bu ifade, kişinin söz konusu kaydı öğrenmekte veya örneğini almakta hukuki bir yararının bulunduğunu makul delillerle göstermesi gerektiği anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişisel durum siciline erişim kurallarını düzenleyen TMK 44. maddesini incele.
Kanun koyucunun sicilin 'herkese' açık olduğunu ancak bu açıklığı bir şarta bağladığını gör.
Aleniyet ilkesinin sınırlarını belirlemek için temel kanun hükmüne ihtiyaç vardır.
2
Erişim için aranan 'ilgiyi inanılır kılma' şartını seçeneklerde ara.
Sadece bir seçeneğin bu yasal şartı tam ve doğru şekilde ifade ettiğini tespit et.
Diğer seçenekler ya mutlak gizlilik ya da sınırsız açıklık gibi hatalı hukuki yorumlar içermektedir.

Anahtar Kavram

Kişisel Durum Sicillerinde Aleniyet (Açıklık) İlkesi ve İlgiyi İnanılır Kılma Şartı
Tahmini Süre:45s
Soru 91Soru

Babasının vefatından aylar sonra, ana rahminden bedenen tamamen ayrılmasına rağmen hiçbir yaşam belirtisi (nefes alma, kalp atışı vb.) göstermeden dünyaya gelen bir bebeğin hak ehliyeti ile ilgili olarak Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebek, tam olarak doğmuş olsa da 'sağ doğum' şartı gerçekleşmediği için hiçbir zaman hak ehliyetini kazanamamış sayılır.

Cevap

Bebeğin tam olarak doğmuş olsa bile sağ doğmadığı için hak ehliyetini hiçbir zaman kazanamamış sayılması.
Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca, gerçek kişilerde kişiliğin başlangıcı sağ ve tam doğum anıdır. Cenin için öngörülen hak ehliyeti ise geciktirici bir şarta bağlıdır: Bu şart, bebeğin 'sağ' olarak dünyaya gelmesidir. Olayda bebek ana rahminden tamamen ayrılarak 'tam doğum' gerçekleşmiş olsa da, hayati belirti göstermediği için 'sağ doğum' gerçekleşmemiştir. Bu nedenle bebek hiçbir zaman hak ehliyeti kazanamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hak ehliyetinin kazanılma şartlarını belirle.
Türk Medeni Kanunu m. 28'e göre çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır.
Kişiliğin ve hak ehliyetinin başlangıcı için temel kanuni düzenlemeyi saptamak gerekir.
2
Olaydaki doğumun niteliğini analiz et.
Bebek ana rahminden tamamen ayrılmış (tam doğum) ancak yaşam belirtisi göstermemiştir (ölü doğum).
Kanunun aradığı 'tam ve sağ doğum' kümülatif şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek gerekir.
3
Hukuki sonucu bağla.
Sağ doğum gerçekleşmediği için cenin için öngörülen hak ehliyeti geçmişe etkili olarak kazanılmamıştır.
Şart gerçekleşmediğinde hak ehliyetinin hiç doğmayacağı kuralını uygulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Hak Ehliyeti ve Sağ Doğum Şartı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 92Soru

Ankara'da yerleşim yeri bulunan anne ve babasının velayeti altında olan 1010 yaşındaki (A)(A), eğitim görmek amacıyla İstanbul'daki bir yatılı okula kaydolmuş ve yılın büyük bölümünü burada geçirmeye başlamıştır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, velayet altındaki (A)(A)'nın yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anne ve babasının yerleşim yeri

Cevap

Velayet altındaki küçüklerin yerleşim yeri, ana ve babasının yerleşim yeridir.
Türk Medeni Kanunu'na göre velayet altındaki çocukların yerleşim yeri, ana ve babalarının yerleşim yeridir. Bu durum kanundan doğan bir zorunluluktur ve çocuğun fiilen başka bir şehirdeki yatılı okulda kalması bu hukuki gerçeği değiştirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki durumunun ve velayet ilişkisinin tespit edilmesi
Çocuk 1010 yaşında olup anne ve babasının velayeti altındadır.
Yerleşim yeri kuralları belirlenirken kişinin ergin olup olmadığı ve üzerinde bir velayet/vesayet ilişkisi bulunup bulunmadığı önem taşır.
2
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) yasal yerleşim yeri hükmünün uygulanması
TMK Madde 2121 uyarınca velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri, velayet hakkına sahip ana ve babasının yerleşim yeridir.
Kanun, küçüklerin yerleşim yerini kendi iradelerine değil, yasal temsilcilerinin bulunduğu yere bağlayarak 'yasal yerleşim yeri' kuralını getirmiştir.

Anahtar Kavram

Velayet Altındaki Çocukların Yasal Yerleşim Yeri

Daha Fazla Pratik

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yerinin 'vesayet makamının bulunduğu yer' olduğunu hatırlayarak bu iki kuralı karşılaştırınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 93Soru

(A)(A), 01.01.202401.01.2024 tarihinde gerçekleşen bir deniz kazasında, ölümüne kuvvetle muhtemel gözle bakılacak bir tehlike içinde kaybolmuştur. (A)(A)'nın eşi (B)(B), (A)(A)'nın kaybolmasından sonra 01.03.202401.03.2024 tarihinde hâmile olduğunu öğrenmiş ve müşterek çocukları (C\c)(Ç), 01.10.202401.10 .2024 tarihinde tam ve sağ olarak dünyaya gelmiştir. Bu süreçte (A)(A)'nın babası (M)(M), 01.06.202401.06 .2024 tarihinde vefat etmiştir. (A)(A) hakkında yetkili mahkemece 01.01.202601.01 .2026 tarihinde gaiplik kararı verilmiştir. Bu hukuki duruma ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (C\c)(Ç), tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazandığı ve (A)(A) hakkındaki gaiplik kararı geçmişe etkili olduğu için, (C\c)(Ç) dedesi (M)(M)'ye halefiyet yoluyla mirasçı olur.

Cevap

Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyeti kazandığı ve gaiplik kararı geçmişe (kaza anına) etkili olduğu için, çocuk dedesine halefiyet yoluyla mirasçı olur.
Doğru seçenek, Türk Medeni Kanunu'nun iki temel kuralını birleştirir: Birincisi, hak ehliyetinin tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü an başlaması; ikincisi ise gaiplik kararının geçmişe etkili olarak tehlike anından itibaren hüküm doğurmasıdır. Bu iki kural uyarınca çocuk, babasının 'hukuken' öldüğü varsayılan tarihte ve dedesinin gerçek ölüm tarihinde sağ bir hak süjesidir ve babasının yerine geçerek mirasçı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kişiliğin başlangıcını değerlendir.
Türk Medeni Kanunu m. 2828 gereği, çocuk tam ve sağ doğduğu için hak ehliyeti ana rahmine düştüğü ana (01.01.202401.01.2024 öncesine) kadar geri gider.
Ceninin hak süjesi olabilmesi için tam ve sağ doğum gerçekleşmelidir.
2
Gaiplik kararının hukuki sonuçlarının başlangıcını belirle.
TMK m. 3535 uyarınca gaiplik kararı geçmişe etkilidir ve olayda ölüm tehlikesinin gerçekleştiği 01.01.202401.01 .2024 tarihinde hüküm doğurur.
Gaiplik, ölüm karinesinden farklı olarak yargısal bir karar olsa da sonucu kaza anına kadar uzanır.
3
Mirasın açıldığı andaki sağ olma şartını kontrol et.
01.06.202401.06.2024 tarihinde (M öldüğünde), A hukuken ölü (gai) sayılırken, Ç ana rahminde sağ bir süjedir.
Mirasçı olabilmek için muris öldüğünde sağ olmak veya en azından cenin halinde olmak gerekir.
4
Miras paylaşımını gerçekleştir.
A, M'den önce ölmüş sayıldığı için onun miras payı halefiyet yoluyla kendi altsoyu olan Ç'ye geçer.
Miras hukukundaki halefiyet ilkesi gereği, önceden ölen altsoyun payı kendi çocuklarına geçer.

Anahtar Kavram

Hak ehliyetinin başlangıcı ve gaiplik kararının geçmişe etkili olması.

Daha Fazla Pratik

Gaipliğin mirasçılar üzerindeki etkisini pekiştirmek için 'güvence karşılığı teslim' sürelerini (55 ve 1515 yıl) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olaydaki tarihleri bir zaman çizelgesi üzerinde işaretleyerek mirasın açıldığı tarih (01.06.202401.06 .2024) ile gaiplik kararının geçmişe etkili olduğu tarihi (01.01.202401.01 .2024) karşılaştırmak çözümü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 94Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ancak savurganlığı nedeniyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan (A)(A), vasisinin yazılı rızasını alarak bir yakınının banka borcuna kefil olmuştur. Türk Medeni Kanunu'na göre, bu hukuki işlemin geçerliliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem, vasinin rızası alınmış olsa dahi kanunun emredici hükmü gereği kesin hükümsüzdür.

Cevap

İşlemin vasinin rızası alınmış olsa dahi kanunun emredici hükmü (TMK m. 449) gereği kesin hükümsüz olmasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 449449. maddesine göre; vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak kesin olarak yasaklanmıştır. Bu nedenle ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı (sınırlı ehliyetsiz), vasisinin rızasını almış olsa bile bir başkasının borcuna kefil olamaz. Bu kural emredici nitelikte olduğundan, kurala aykırı yapılan işlem kesin hükümsüz (butlan) ile sakattır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin fiil ehliyeti grubunu belirlemek.
Kişi ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olduğu için 'sınırlı ehliyetsiz' grubuna girer.
Ayırt etme gücü olan küçükler ve kısıtlılar sınırlı ehliyetsizdir.
2
Yapılan hukuki işlemin niteliğini analiz etmek.
Yapılan işlem bir 'kefalet' sözleşmesidir.
Sınırlı ehliyetsizlerin yapabileceği işlemler kategorilere ayrılmıştır.
3
TMK m. 449 (Yasak İşlemler) hükmünü uygulamak.
Kefalet, vakıf kurma ve önemli bağışlar sınırlı ehliyetsizler için 'yasak işlemler' arasındadır.
Yasal temsilci (vasi/veli) bile bu işlemler için rıza gösteremez; gösterse dahi işlem geçersizdir.

Anahtar Kavram

Sınırlı Ehliyetsizlerin Yasak İşlemleri (TMK m. 449)

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin kendi başlarına yapabileceği işlemler (kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar ve karşılıksız kazanmalar) konusunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru

Bir kişinin kişilik haklarına yönelik gerçekleştirilen hukuka aykırı bir saldırı nedeniyle duyduğu derin acı, üzüntü ve ruhsal sarsıntının bir nebze de olsa giderilmesini amaçlayan dava türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manevi tazminat davası

Cevap

Kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle duyulan ruhsal acı ve sarsıntının giderilmesi için açılan dava manevi tazminat davasıdır.
Manevi tazminat davası, bir kimsenin kişilik değerlerine yapılan saldırı sonucunda yaşadığı üzüntü, elem ve manevi yıkımın telafi edilmesi veya en azından hafifletilmesi amacıyla açılan eda davasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın niteliğini belirle.
Soruda kişinin duyduğu acı, üzüntü ve ruhsal sarsıntıdan bahsedilmektedir, bu durum manevi zarara işaret eder.
Dava türünü belirlemek için önce saldırının kişi üzerindeki sonucunun (maddi mi manevi mi) tespit edilmesi gerekir.
2
Türk Medeni Kanunu'ndaki dava türlerini karşılaştır.
Kişilik haklarını koruyan savunma davaları (önleme, durdurma, tespit) ile tazminat davaları (maddi, manevi) arasındaki fark incelenir.
Savunma davaları saldırıyı engellemeye yönelikken, tazminat davaları oluşmuş zararı gidermeye yöneliktir.
3
Doğru tazminat türünü seç.
Ruhsal sarsıntının giderilmesi manevi tazminat davasının konusudur.
Maddi tazminat malvarlığındaki azalmayı, manevi tazminat ise şahıs varlığındaki (iç dünyadaki) yıkımı hedefler.

Anahtar Kavram

Kişilik haklarının korunmasında tazminat davaları
Tahmini Süre:45s
Soru 96Soru

(A)(A) ve (B)(B) kardeştir. 01.01.202501.01.2025 tarihinde birlikte çıktıkları bir uçak yolculuğunda uçak okyanusa düşmüştür. Kazadan iki gün sonra (A)(A)'nın cesedine ulaşılmış ve ölümü sicile işlenmiş; ancak (B)(B)'ye dair tüm aramalara rağmen hiçbir ize rastlanamamıştır. (A)(A)'nın (B)(B) dışında hiçbir yasal mirasçısı bulunmamaktadır; (B)(B)'nin ise tek mirasçısı arkadaşı (C)(C)'dir. 02.03.202602.03 .2026 tarihi itibarıyla gerçekleşen hukuki süreç ve mirasın intikali ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B) hakkında gaiplik kararı verilmesi durumunda, gaipliğin etkisi tehlike anına kadar geriye yürüyeceğinden ve aksi ispatlanamadığı sürece (A) ile (B) birlikte ölmüş sayılacağından, (B) (A)’ya mirasçı olamaz.

Cevap

Gaiplik kararının geçmişe etkili olması ve birlikte ölüm karinesi uyarınca (B), (A)'ya mirasçı olamaz.
Doğru yanıt, gaiplik kararının geçmişe etkili sonuç doğurması (TMK m. 35) ve hangisinin önce öldüğü ispatlanamayan kişilerin aynı anda ölmüş sayılması (TMK m. 29/2) kurallarının sentezidir. Olayda (A) ve (B) aynı kaza sonucunda hayatını kaybetmiş/kaybolmuştur. (B) hakkında verilecek gaiplik kararı ile ölüm tarihi kaza anına çekileceğinden, (A) ve (B) birbirine mirasçı olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın hukuki niteliğini belirlemek
(B)'nin durumu 'ölümüne kuvvetle muhtemel' bir tehlike olduğundan TMK m. 32 uyarınca gaiplik kapsamında değerlendirilir.
Ceset bulunamadığı ve kesin ölüm ispatlanamadığı için gaiplik davası açılması zorunludur.
2
Bekleme süresini kontrol etmek
Olay tarihinden (01.01.202501.01.2025) itibaren 11 yıllık süre (01.01.202601.01.2026) dolmuştur.
Ölüm tehlikesi durumunda dava açmak için tehlike anından itibaren 1 yıl geçmelidir.
3
Gaiplik kararının sonuçlarını analiz etmek
Mahkeme gaiplik kararı verirse, ölüm anı tehlike anı olan 01.01.202501.01.2025 olarak kabul edilir.
TMK m. 35/1 uyarınca gaiplik kararı geçmişe etkili sonuç doğurur.
4
Birlikte ölüm karinesini uygulamak
(A) ve (B) aynı olayda ölmüş/kaybolmuş olduklarından ve hangisinin önce öldüğü ispatlanamadığından birlikte ölmüş sayılırlar.
TMK m. 29/2 uyarınca birlikte ölenler birbirine mirasçı olamazlar.

Anahtar Kavram

Gaipliğin Geçmişe Etkisi ve Birlikte Ölüm Karinesi İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Gaiplik kararının evliliğe etkisi ile mirasın iadesi süreleri arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 97Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması (adın gaspı) durumunda, bu haksız kullanımın sona erdirilmesini (saldırıya son verilmesini) sağlamak amacıyla açılması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Men (Saldırıya son verilmesi) davası

Cevap

Men (Saldırıya son verilmesi) davası
Türk Medeni Kanunu'nun 2626. maddesinin 22. fıkrasına göre, adı haksız yere kullanılan kişi buna son verilmesini isteyebilir. Hukuk tekniğinde saldırıya son verilmesini amaçlayan bu dava türüne 'men davası' denir. Soru kökünde özellikle kullanımın sona erdirilmesi (son verilmesi) talep edildiği için doğru yanıt bu yöndedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki sorunun (adın gaspı) tespit edilmesi
Bir kimsenin adının başkası tarafından rızası dışında ve haksız yere kullanıldığı belirlenmiştir.
Uyuşmazlığın hangi hukuki madde kapsamına girdiğini anlamak için gereklidir.
2
Türk Medeni Kanunu madde 2626 hükmünün incelenmesi
İlgili maddenin adın haksız kullanımına karşı 'tespit', 'men', 'ref' ve 'tazminat' imkanlarını tanıdığı görülür.
Haksız kullanıma karşı hangi davanın hangi amaçla açılacağını belirlemek için gereklidir.
3
Talep edilen amacın (sona erdirme) uygun dava ile eşleştirilmesi
Saldırıya son verilmesi talebi 'men' davası ile karşılanır.
Soruda açıkça 'kullanımın sona erdirilmesi' istendiği için bu sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Ad üzerindeki hakkın mutlak hak niteliği ve TMK madde 26 koruma yolları
Soru 98Soru

Türk Medeni Kanunu uyarınca, henüz ana rahminde olan bir bebeğin (cenin) lehine yapılan bir bağışlamanın veya miras haklarının hukuken geçerli sonuç doğurabilmesi için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebeğin tam ve sağ olarak doğması

Cevap

Hukuki sonuç doğabilmesi için bebeğin tam ve sağ olarak doğması gerekir.
Türk Medeni Kanunu'nun 28.28. maddesi uyarınca hak ehliyeti, tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren başlar. Bu nedenle cenin lehine bir hakkın doğması için bebeğin sağ olarak dünyadan tamamen ayrılması (tam ve sağ doğum) yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hak ehliyetinin başlangıcını düzenleyen kanun hükmünü belirle.
Türk Medeni Kanunu madde 2828'e göre kişilik ve buna bağlı olarak hak ehliyeti doğumla başlar.
Gerçek kişilerin hukuk düzeninde hak sahibi olabilmesi için kişilik sahibi olmaları gerekir.
2
Ceninin (ana rahmindeki bebek) özel durumunu değerlendir.
Cenin, tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır.
Hukuk düzeni, doğmamış çocuğun menfaatlerini korumak amacıyla hak ehliyetini ana rahmine düşme anına kadar geri götürmektedir.

Anahtar Kavram

Hak ehliyeti (pasif ehliyet), tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü anda kazanılır.
Tahmini Süre:45s
Soru 99Soru

Akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan ve ayırt etme gücüne sahip olan 2525 yaşındaki (A)(A), vasisinin rızasını almadan bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdetmiştir.

**Buna göre (A)(A)'nın fiil ehliyeti bakımından sınıflandırmadaki yeri ve yaptığı işlemin hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınırlı ehliyetsizdir; yaptığı işlem vasi icazet verene kadar askıda hükümsüzdür.

Cevap

Sınırlı ehliyetsiz statüsündedir ve yaptığı işlem vasi icazet verene kadar tek taraflı bağlamazlık (askıda hükümsüzlük) yaptırımına tabidir.
Ayırt etme gücüne sahip olan ancak bir kısıtlılık sebebiyle (burada akıl zayıflığı) kendisine vasi atanan kişiler, Türk Medeni Kanunu uyarınca sınırlı ehliyetsiz grubunda yer alır. Bu kişilerin tek başlarına yaptıkları ve yasak işlemler kapsamında olmayan borçlandırıcı işlemler, yasal temsilcileri tarafından onanana kadar 'tek taraflı bağlamazlık' (askıda hükümsüzlük) hükümlerine tabidir. Taşınmaz satış vaadi yasak işlemlerden (bağışlama, kefalet, vakıf kurma) biri olmadığı için vasinin icazetiyle geçerli hale gelebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet unsurlarını tespit etme
2525 yaşında (ergin), ayırt etme gücü var, ancak kısıtlı.
Fiil ehliyeti sınıflandırması bu üç kriterin bileşimine göre yapılır.
2
Ehliyet grubunu belirleme
Sınırlı Ehliyetsiz
Ayırt etme gücü olan küçükler ve ayırt etme gücü olan kısıtlılar 'sınırlı ehliyetsiz' olarak adlandırılır.
3
İşlemin hukuki akıbetini değerlendirme
Tek taraflı bağlamazlık (Askıda hükümsüzlük)
Sınırlı ehliyetsizlerin kendi başlarına yaptıkları borçlandırıcı işlemler, yasal temsilcinin rızası (önceden) veya icazeti (sonradan) ile geçerli olur.

Anahtar Kavram

Sınırlı ehliyetsizlerin hukuki işlem ehliyeti ve rıza sistemi.

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin tek başlarına yapabilecekleri 'karşılıksız kazanma' işlemlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 100Soru

Bir internet haber sitesi, bir kamu görevlisi hakkında gerçeğe aykırı ve itibarını zedeleyici bir haber yayımlamış; ancak gelen tepkiler üzerine bu haberi aynı gün içinde yayından kaldırmıştır. Söz konusu kamu görevlisi, bu yayının hukuka aykırı olduğunu bir mahkeme kararıyla resmen saptatmak istemektedir. Saldırı sona ermiş olmasına rağmen etkileri devam ettiğine göre, bu durumda açılması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası

Cevap

Kişilik haklarına yönelik saldırı sona ermiş ancak etkileri devam ediyorsa açılması gereken dava saldırının hukuka aykırılığının tespiti davasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 2525. maddesi uyarınca; saldırı sona ermiş olmasına rağmen etkileri devam ediyorsa, davacı hâkimden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Olayda haberin yayından kaldırılmasıyla saldırı bitmiştir ancak etkileri sürmektedir; bu nedenle 'tespit' davası en uygun hukuki yoldur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının mevcut durumunu analiz etme
Haberin yayından kaldırılmasıyla saldırı fiilen sona ermiştir.
Dava türünü belirlemek için saldırının başlayıp başlamadığı veya devam edip etmediği tespit edilmelidir.
2
Davacının hukuki talebini belirleme
Davacı, durumun hukuka aykırılığının mahkemece resmen belirlenmesini (saptanmasını) istemektedir.
Tazminat talebi ile hukuki durum tespiti talebi arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
Türk Medeni Kanunu madde 2525 hükmünü uygulama
Sona ermiş ancak etkileri devam eden saldırılar için 'tespit' davası açılması gerektiği sonucuna varılır.
Kanun koyucu, saldırının farklı aşamaları için farklı dava yolları öngörmüştür.

Anahtar Kavram

Saldırının Hukuka Aykırılığının Tespiti Davası
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 5 / 7Sonraki